GÜNDEM
Yapay zeka tabanlı afet erken uyarı sistemleri çalıştayı yapıldı 12 Mart 2026 Perşembe - 09:29:42 DÜZCE(İHA) – Düzce Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nedim Sözbir, yapay zekanın günümüzde tıptan uzay teknolojilerine kadar birçok alanda etkin şekilde kullanıldığını söyledi. Düzce Üniversitesi Düzce Meslek Yüksekokulu ile Robotik ve Yapay Zeka Topluluğu tarafından, Düzce Valiliği ve Düzce Belediyesi iş birliğinde, Gençlik ve Spor Bakanlığı Üniversite Öğrenci Toplulukları İş Birliği ve Destek Programı (ÜNİDES) kapsamında düzenlenen, Yapay Zeka Tabanlı Afet Erken Uyarı Sistemleri Kullanımı ve Afet Yönetimi ve Farkındalığı Üzerine Etkilerinin Araştırılması Çalıştayının açılış programı gerçekleştirildi. Cumhuriyet Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen programın açılış konuşmasını yapan Düzce Meslek Yüksekokulu Öğretim Üyesi Robotik ve Yapay Zeka Topluluğu Danışmanı Dr. Öğr. Üyesi Süleyman Çeven, çalıştayın temel amacının yapay zeka, sensör ağları ve robotik teknolojilerinin afet yönetiminde nasıl etkin ve hayat kurtarıcı çözümler üretebileceğini bilimsel bir zeminde tartışmak olduğunu belirtti. "Yapay zeka artık hayatın her alanında yer alıyor" Programda konuşan Rektör Prof. Dr. Nedim Sözbir, yapay zekanın günümüzde tıptan uzay teknolojilerine kadar birçok alanda etkin şekilde kullanıldığını belirterek üniversitelerde bu alanda yapılan çalışmaların önemine değindi. Düzce Üniversitesi’nin öğrenci projeleri, Teknofest başarıları ve bilimsel çalışmalar açısından önemli bir ivme yakaladığını ifade eden Nedim Sözbir, öğrencilerin azmi ve akademisyenlerin desteğiyle elde edilen bu başarıların üniversitenin bilimsel üretkenliğini güçlendirdiğini söyledi. Sözbir, çalıştayın afet yönetimi ve erken uyarı teknolojileri açısından önemli katkılar sağlayacağını belirtti. "Deprem riskini azaltmanın yolu bilim ve hazırlıktan geçiyor" Programın panel oturumunda; Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Emin Aslan’ın yönetiminde gerçekleştirilen panelin ilk konuşmacısı Kocaeli Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Jeofizik Mühendisliği Yer Fiziği Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şerif Barış, "Afet erken uyarı sistemlerinin afet önlem alma ve kayıpların azaltılmasına etkileri" başlıklı sunumunda Türkiye’nin deprem gerçeğine dikkat çekerek, ülkemizin büyük depremler açısından dünyada ilk sıralarda yer aldığını ifade etti. Düzce ve çevresinin aktif fay hatları nedeniyle tarihi olarak önemli depremler yaşadığını belirten Barış, depremlerin yerinin büyük ölçüde bilinebildiğini ancak zamanının öngörülmesinin halen mümkün olmadığını söyledi. "Erken uyarı sistemleri toplum sağlığını korur" Bahçeşehir Üniversitesi Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Özge Karadağ, afet erken uyarı sistemlerinin halk sağlığı üzerindeki etkilerini değerlendirdi. Erken uyarı sistemlerinin yalnızca can kayıplarını azaltmakla kalmadığını; yaralanmaların, bulaşıcı hastalıkların ve çevresel sağlık risklerinin azaltılmasına da katkı sağladığını ifade eden Karadağ, toplumun afetlere hazırlık kapasitesinin artırılması için sağlık sektörünün erken uyarı sistemlerine entegre edilmesi, düzenli tatbikatların yapılması ve sağlık ile medya okuryazarlığının geliştirilmesi gerektiğini vurguladı. "Erken uyarı sistemi tahmin değil, saniyeler kazandıran bir mekanizmadır" Sentez Yer ve Yapı Mühendislik CTO’su Dr. Süleyman Tunç ise Marmara deprem erken uyarı altyapısını teknik yönleriyle ele aldı. Deprem erken uyarı sistemlerinin bir tahmin mekanizması olmadığını belirten Dr. Tunç, deprem dalgaları arasındaki zaman farkından yararlanarak saniyeler kazandıran bir sistem olduğunu vurguladı. "Marmara depremine karşı hazırlıklı olmak zorundayız" Panelin son konuşmacısı EDİS Afet ve Deprem Sistemleri CEO’su Ali Emre Erişen ise Marmara bölgesinde beklenen büyük depreme karşı hazırlıklı olunması gerektiğine dikkat çekti. Deprem riskinin yüksek olduğu bölgelerde erken uyarı sistemleri ve teknolojik çözümlerin hayati önem taşıdığını belirten Erişen, EDİS sisteminin çalışma prensiplerini katılımcılarla paylaştı. Açılış programının ardından "Yapay Zeka Tabanlı Afet Erken Uyarı Sistemleri Kullanımı ve Afet Yönetimi ve Farkındalığı Üzerine Etkilerinin Araştırılması Çalıştayı", Rektörlük Çalıştay Salonu’nda gerçekleştirilen oturumlarla devam etti. Çalıştay kapsamında farklı çalışma masalarında bir araya gelen akademisyenler, uzmanlar, kamu görevlileri, sivil toplum kuruluşları görevlileri ve öğrenciler; afet yönetimi, erken uyarı teknolojileri, yapay zeka etik ve hukuki çerçevesi, lojistik süreçler, eğitim ve sağlık, bilgi güvenliği ve toplumsal farkındalık gibi başlıkları disiplinlerarası bir yaklaşımla değerlendirerek çözüm önerileri geliştirdi.
12 Mart 2026 Perşembe - 09:28 Karamustafa’dan "İstiklal Marşı’nın Kabulünün 105. Yıldönümü" mesajı Kayseri Üniversitesi (KAYÜ) Rektörü Prof. Dr. Kurtuluş Karamustafa, İstiklal Marşı’nın kabulünün 105. yıldönümü dolayısıyla mesaj yayımladı. İstiklal Marşı’nın milletimizin bağımsızlık iradesini, ortak değerlerini ve tarihî hafızasını en güçlü biçimde ortaya koyduğunu ifade eden Rektör Prof. Dr. Kurtuluş Karamustafa’nın "12 Mart İstiklal Marşı’nın Kabulü ve Mehmet Âkif Ersoy’u Anma Günü" mesajı şöyle: "Milletimizin bağımsızlık ve hürriyet mücadelesinin sembolü olan İstiklal Marşı, millet olarak topyekûn verdiğimiz kurtuluş savaşı mücadelemizin en zor şartlarında kaleme alınmış; milletimizin imanını, azmini ve kararlılığını yansıtan müstesna bir eser olarak 12 Mart 1921 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından millî marş olarak kabul edilmiştir. Türk edebiyatı ve düşünce hayatının önemli isimlerinden biri olan Mehmet Âkif Ersoy, güçlü şahsiyeti, ahlaki duruşu ve milletine duyduğu derin bağlılıkla yalnızca büyük bir şair değil; aynı zamanda örnek bir aydın ve mütefekkir olarak tarihimizde seçkin bir yere sahiptir. Onun kaleme aldığı İstiklal Marşı; iman, vatan sevgisi, fedakârlık ve özgürlük ideallerini güçlü bir şekilde dile getiren; milletimizin millî ve manevi değerlerini yansıtan eşsiz bir eserdir. Kayseri Üniversitesi olarak millî ve manevi değerlerimizin korunması, tarihî hafızamızın güçlendirilmesi ve bu değerlerin genç nesillere doğru biçimde aktarılması yönünde önemli bir sorumluluk taşıdığımızın bilincindeyiz. Bu doğrultuda öğrencilerimizin yalnızca akademik açıdan değil; aynı zamanda tarihine, kültürüne ve değerlerine bağlı bireyler olarak yetişmeleri için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürmekteyiz. Bu vesileyle, İstiklal Marşı’nın kabulünün yıl dönümünde başta milli şairimiz Mehmet Âkif Ersoy olmak üzere, istiklalimiz uğruna canlarını feda eden tüm aziz şehitlerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyor; milletimizin 12 Mart İstiklal Marşı’nın Kabulü ve Mehmet Âkif Ersoy’u Anma Günü’nü en içten dileklerimle kutluyorum."
12 Mart 2026 Perşembe - 09:25 Başkan Büyükkılıç: "İstiklal şairimizin Asım’ın nesli ideali gençlerimize yaşayacak" Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, İstiklal Marşı’nın kabulünün 105. yıl dönümü dolayısıyla yayımladığı mesajda, Türk milletinin bağımsızlık mücadelesini ölümsüzleştiren Mehmet Akif Ersoy’u ve İstiklal mücadelesinin kahramanlarını rahmet, minnet ve saygıyla andı. Büyükkılıç, "İstiklal Marşı, milletimizin bağımsızlık iradesinin ebedî belgesidir. İstiklal şairimiz Ersoy’un ‘Asım’ın Nesli’ ideali, gençlerimizle yaşayacak" dedi. Başkan Dr. Memduh Büyükkılıç, İstiklal Marşı’nın kabulünün 105. yıl dönümü dolayısıyla yayımladığı mesajında, Türk milletinin istiklal ve istikbal uğruna verdiği mücadelenin önemine dikkat çekti. İstiklal Marşı’nın Kabulünün 105. Yılı Başkan Büyükkılıç mesajında, İstiklal Marşı’nın milletin bağımsızlık azmini, inancını ve kararlılığını en güçlü şekilde yansıttığını ifade ederek şu değerlendirmede bulundu: "İstiklalimizi ve istikbalimizi borçlu olduğumuz aziz şehitlerimizi ve kahraman gazilerimizi, İstiklal Marşımızı yaşayarak kaleme alan milli şairimiz Mehmet Akif Ersoy’u rahmet ve minnetle yâd ediyoruz. Bu eşsiz eser, milletimizin tarih boyunca gösterdiği fedakârlığın ve bağımsızlık iradesinin en güçlü sembollerinden biridir." "Milletimizin Ruhunu Yansıtan Bir Eser" Başkan Büyükkılıç, İstiklal Marşı’nın yalnızca savaş meydanlarında kazanılan zaferleri değil, aynı zamanda milletin içinde bulunduğu ruh halini ve inancını da satırlara taşıdığını belirtti. 12 Mart 1921’de Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından milli marş olarak kabul edilen İstiklal Marşı’nın, o günden bugüne Türk milletinin gurur kaynağı olduğunu vurgulayan Büyükkılıç, mesajında şu ifadelere yer verdi: "Türk milletinin bağımsızlık ve özgürlük mücadelesinin simgesi olan İstiklal Marşı’mız, milli birlik ve beraberliğimizin adeta bir belgesidir. O zor günlerde milletimize umut ve motivasyon kaynağı olan bu eser, bugün de özgürlük ve bağımsızlık tutkumuzun en güçlü ifadesi olmaya devam etmektedir." "Asım’ın Nesli İdeali" Mehmet Akif Ersoy’un Türk gençliğini "Asım’ın Nesli" olarak tanımladığına dikkat çeken Başkan Büyükkılıç, bu idealin karakterli, ahlaklı ve erdemli bir gençlik anlayışını ifade ettiğini belirtti. Büyükkılıç, Türkiye’nin geleceğinin, gençlerin milli ve manevi değerlerine bağlı şekilde yetişmesiyle daha güçlü olacağını vurguladı. Şehit ve Gazilere Vefa Mesajı Mesajının sonunda İstiklal mücadelesinin tüm kahramanlarını rahmet ve minnetle andığını belirten Başkan Büyükkılıç, şu ifadeleri kullandı: "İstiklal Marşı’mızın kabulünün 105. yıl dönümünde başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, İstiklal Şairimiz Mehmet Akif Ersoy’u, istiklal mücadelemizin tüm kahramanlarını, aziz şehitlerimizi ve gazilerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyorum."
12 Mart 2026 Perşembe - 09:16 Pulmoner rehabilitasyonla her adımda daha rahat bir nefes DÜZCE(İHA) – Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Özlem Ataoğlu, Pulmoner rehabilitasyonun en temel bileşeninin egzersiz eğitimi olduğunu söyledi. Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Türk Toraks Derneği Batı Karadeniz Şube Sekreteri Dr. Öğr. Üyesi Özlem Ataoğlu, 8–14 Mart Pulmoner Rehabilitasyon Haftası dolayısıyla bilgilendirmede bulundu. Kronik solunum hastalıklarında nefes darlığı, hava yolu temizliğinde yetersizlik, hava akımında kısıtlanma ve kas fonksiyonlarında bozulma gibi sorunların sık görüldüğünü ifade eden Özlem Ataoğlu, bu durumun hastaların egzersiz kapasitesini ve günlük aktivite düzeyini önemli ölçüde azalttığını söyledi. Ciddi kronik solunum hastalığı olan bireylerde tıbbi tedavinin uygun şekilde yapılsa bile nefes darlığı ve diğer solunum şikayetlerinin devam edebildiğine dikkat çeken Ataoğlu, "Egzersiz kapasitesinin azalmasıyla birlikte hastaların yaşam kalitesi de düşebilmektedir. Bu durum zamanla hastanın tedaviye uyumunu da olumsuz etkileyebilmektedir" dedi. Pulmoner rehabilitasyon nedir? Pulmoner rehabilitasyonun bu noktada önemli bir destekleyici yaklaşım olduğunu belirten Ataoğlu, "Pulmoner rehabilitasyon; hastaların tıbbi tedavilerini desteklemek, fonksiyonel kapasitelerini artırmak ve psikososyal durumlarını iyileştirmek amacıyla hazırlanan kapsamlı bir programdır. Alanında uzman hekim, fizyoterapist, solunum terapisti, diyetisyen, psikolog, hemşire ve iş-uğraşı terapistinin yer aldığı multidisipliner bir ekip tarafından yürütülür" ifadelerini kullandı. Pulmoner rehabilitasyon programlarının egzersiz eğitimi başta olmak üzere beslenme eğitimi, özyönetim eğitimi ve sağlık davranışı değişikliğini içeren farklı bileşenlerden oluştuğunu kaydeden Dr. Ataoğlu, programın temel hedefleri arasında hastalığa bağlı semptomların azaltılması, kaygı ve depresyonun azaltılması, hastalığın alevlenme sıklığının ve hastane yatışlarının düşürülmesi ile hastaların günlük yaşama katılımının artırılmasının yer aldığını söyledi. Pulmoner rehabilitasyonun özellikle KOAH başta olmak üzere astım, bronşektazi, interstisyel akciğer hastalıkları, kistik fibrozis, göğüs duvarı hastalıkları, nöromusküler hastalıklar, akciğer nakli öncesi ve sonrası süreçler, akciğer kanseri, akciğer tansiyonu ve obezite ile ilişkili akciğer hastalıklarında başarıyla uygulanabildiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Ataoğlu, bu hizmetlerin göğüs hastalıkları hastaneleri, şehir hastaneleri, üniversite hastaneleri ve eğitim araştırma hastanelerinde verildiğini ifade etti. "En temel bileşeni egzersiz eğitimi" Pulmoner rehabilitasyonun en temel bileşeninin egzersiz eğitimi olduğunu dile getiren Öğr. Üyesi Dr. Ataoğlu, "Bu eğitim; yürüyüş gibi dayanıklılık egzersizlerini, kol ve bacak kaslarını güçlendiren egzersizleri ve solunum egzersizlerini kapsamaktadır. Hastanın ihtiyaçlarına göre beslenme desteği, hasta eğitimi ve psikososyal destek de programa eklenebilmektedir" dedi. Düzenli uygulanan pulmoner rehabilitasyon programları sayesinde hastaların nefes darlığı ve yorgunluk şikayetlerinin azaldığını vurgulayan Ataoğlu, kas kuvveti ve dayanıklılığı artan hastaların daha uzun mesafeler yürüyebildiğini ve kendilerini daha enerjik hissettiklerini belirtti. Gelişen uzaktan sağlık hizmetleri sayesinde tele-pulmoner rehabilitasyon programlarının da uygulanabildiğini söyleyen Dr. Özlem Ataoğlu, "Uygun hastalar bulundukları yerden bu programlara katılabilmekte, böylece hizmete erişim ve süreklilik artmaktadır" dedi. Uzun süreli solunum hastalığı nedeniyle nefes darlığı, çabuk yorulma ve günlük işlerde zorlanma yaşayan bireylerin pulmoner rehabilitasyon programlarından yararlanabileceğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Ataoğlu, konu hakkında bilgi almak isteyen vatandaşların aile hekimlerine başvurabileceğini ifade etti.
Kur’an-ı Kerim’i güzel okumak için yarıştılar
07 Mart 2026 Cumartesi - 10:31 Kur’an-ı Kerim’i güzel okumak için yarıştılar Sivas’ta Cumhuriyet Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi ile çeşitli öğrenci topluluklarının iş birliğinde "2. Geleneksel Uluslararası Kur’an-ı Kerim’i Yüzüne Güzel Okuma Yarışması" gerçekleştirildi. İl Müftülüğü ve çeşitli derneklerin katkılarıyla düzenlenen yarışma farklı ülkelerden Sivas’a gelerek üniversitenin çeşitli bölümlerinde eğitim gören 13 uluslararası öğrencinin katılımıyla gerçekleştirildi. Komor Adaları, Çad, Tanzanya, İran, Mısır, Libya, Moritanya ve Afganistan başta olmak üzere farklı coğrafyalardan Sivas’a eğitim için gelen öğrenciler, Kur’an-ı Kerim tilavetindeki maharetlerini sergiledi. Yarışma, Sivas Cumhuriyet Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Halis Demir’in komisyon başkanlığında Öğr. Üyesi Cafer Kelkit ve Arş. Gör. Ömer Faruk Ayvaz’ın jüri üyeliğinde gerçekleştirildi. Yarışmacılar, tecvid, mahreç ve tilavet usulüne uygunluk kriterleri çerçevesinde değerlendirildi. Yarışma sonunda yapılan değerlendirme neticesinde Fransız Dili ve Edebiyatı öğrencisi Komor Adaları’ndan Maoulida Ahamada Abdoulhalim birinci, Sağlık Bilimleri Fakültesi öğrencisi Mısırlı Abdelrahman Reda Hassan ikinci, İktisat Fakültesi öğrencisi Libyalı Aban Aldail ise üçüncü oldu. Müftü Vekili Mehmet Koç, organizasyonda emeği geçenlere teşekkür ederek yarışmaya katılan öğrencileri tebrik etti. Program sonunda öğrencilere hediye takdim edildi.
Beş kıtadan 75 ülkenin banknotunu derleyen öğretmen yok olan devletleri unutturmuyor
07 Mart 2026 Cumartesi - 10:31 Beş kıtadan 75 ülkenin banknotunu derleyen öğretmen yok olan devletleri unutturmuyor Elazığlı sanat öğretmeni Kürşat Ezgen, 5 kıtadan 75 ülkenin banknotunu derleyerek binden fazla parçalık koleksiyon oluşturdu. Sovyetler Birliği ve Yugoslavya gibi tarihe karışmış devletlerin banknotları da koleksiyonda yer alıyor. Elazığ’da Milli Eğitim’e bağlı bir okulda sanat öğretmeni olarak görev yapan Kürşat Ezgen, yaklaşık 12 yıldır sürdürdüğü banknot koleksiyonculuğuyla dikkat çekiyor. 5 kıtadan 75 ülkenin banknotunu bir araya getiren Ezgen, artık var olmayan devletlerin paralarını da koleksiyonunda muhafaza ediyor. Sovyetler Birliği ve Yugoslavya gibi tarihe karışmış devletlerin banknotlarını da bünyesinde barındıran koleksiyonda binden fazla banknot yer alıyor. Darphaneden hiç dolaşıma girmeden çıkmış, katlanmamış ve cüzdana girmemiş haliyle korunan banknotların koleksiyonunda olduğunu ifade eden Ezgen, banknotları internet müzayedelerinden, sahaflara ve bireysel satıcılara uzanan geniş bir ağ aracılığıyla temin ettiği kaydetti. "Bir kısmı ise artık var olmayan ülkelere ait" Binden fazla banknottan oluşan koleksiyonunda, tedavülde olan paralar kadar tarihe karışmış devletlerin paraları da yer aldığını belirten Ezgen, " 5 farklı kıtadan, 75 ayrı ülkeden, binden fazla banknotum var. Paraların bir kısmı hala tedavülde, yani döviz bürosuna gidip bozdurabildiğimiz cinsten. Bir kısmı ise artık var olmayan ülkelere ait, Sovyetler Birliği’nin paraları var, Yugoslavya’ya ait olanlar var. Bugün o devletlerin hiçbiri ayakta değil. Koleksiyonumun büyük bölümünü ‘çil’ dediğimiz banknotlar oluşturuyor. Çil, darphaneden yeni çıkmış, hiç dolaşıma girmemiş demek. Katlanmamış, cüzdana girmemiş, sadece kasalarda istiflenmiş haliyle korunmuş paralar bunlar. Bu paraları toplamaya yaklaşık 12 yıl önce başladım. İnternetteki çeşitli müzayede sitelerinden, sahaflara uğrayarak, şahıslardan ve bireysel satıcılardan temin edebiliyorum. Muhafaza etmenin de istif etmenin de kendine özgü yöntemleri var, her birinin ayrı bir özen gerektirdiğini zamanla öğrendim. Bu banknotlar bana birer sanat eseri gibi geliyor. Kimi para dikey tasarlanmış, kimi şeffaf. Üzerlerindeki resimler, desenler, o ülkelere özgü motifler, hepsinin ayrı bir estetiği, ayrı bir hikayesi var. İşte bu yüzden topluyorum, işte bu yüzden vazgeçemiyorum" dedi. "Buna hayran kaldım doğrusu" Koleksiyonu yerinde inceleyen arkadaşı Emrah Turhan birikime duyduğu hayranlığı dile getirerek, "Kürşat hocam, harika bir koleksiyon oluşturmuş. Ben bunu daha önce de görmüştüm ama o zaman genel bakmıştık, yeterince vakit ayıramamıştım. Şimdi daha ayrıntılı bakma fırsatı buldum ve gerçekten muhteşem. 5 kıtanın parası var. Bazı paraların ait olduğu ülkeler artık yok, yeryüzünden silinip gitmişler ama paraları hala duruyor. Buna hayran kaldım doğrusu, gerçekten mükemmel bir koleksiyon" şeklinde konuştu.
MTÜ’de uluslararası öğrencilerle "Kampüs İftarları 2026" buluşması
07 Mart 2026 Cumartesi - 10:28 MTÜ’de uluslararası öğrencilerle "Kampüs İftarları 2026" buluşması Gençlik ve Spor Bakanlığı Gençlik Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından 81 ilde düzenlenen "Kampüs İftarları 2026" programı, Malatya Turgut Özal Üniversitesi ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Yeşilyurt Yerleşkesi Öğrenci Yaşam Merkezi’nde düzenlenen iftar programında uluslararası öğrenciler bir araya geldi. Rektör Prof. Dr. Recep Bentli’nin katılımıyla gerçekleştirilen programda, farklı ülkelerden gelen öğrenciler Ramazan ayının manevi atmosferinde aynı sofrada buluştu. Yeni yemekhane binasında düzenlenen iftar programı, birlik ve beraberlik duygularını pekiştirirken öğrencilerle doğrudan iletişim kurulmasına da imkan sağladı. "Ramazan’ın güzel atmosferinde birlikteyiz" İftar programında konuşan Rektör Prof. Dr. Recep Bentli, uluslararası öğrencilerle bir araya gelmekten duyduğu memnuniyeti dile getirerek, "Bugün uluslararası öğrencilerimizle birlikte iftar yemeğinde bir araya geldik. Öğrencilerimizin sorunlarını dinleme fırsatı bulduk ve Ramazan’ın bu güzel atmosferinde birlikte güzel bir akşam geçirdik. Yeni yemekhanemizde arkadaşlarımızın hazırladığı yemeklerle hep birlikte iftarımızı açtık" dedi. Program kapsamında Sahne Sanatları bölümü öğrencileri tarafından gerçekleştirilen etkinlikler ile Sanat, Tasarım ve Mimarlık Fakültesi Müzik Bölümü öğrencilerinin sunduğu müzik dinletisi geceye ayrı bir renk kattı. Katılımcılar, Ramazan’ın manevi atmosferini sanat ve müzik eşliğinde paylaşma imkanı buldu. Rektör Bentli konuşmasının sonunda, "Yüce Rabbimden daha güzel nice iftarları birlikte açmayı nasip etmesini temenni ediyorum. Katılım sağlayan tüm öğrencilerimize ve emeği geçen personelimize teşekkür ediyorum" diye konuştu
4 çocuk annesini gören şaşırıyor: Elinde küreği lahmacun ustalığı yapıyor
07 Mart 2026 Cumartesi - 10:24 4 çocuk annesini gören şaşırıyor: Elinde küreği lahmacun ustalığı yapıyor Kahramanmaraş’ta yaşayan 4 çocuk annesi 50 yaşındaki Neslihan Gürdal, çalıştığı fırında lahmacun ustalığı yaparak dikkat çekiyor. Gürdal, işini severek yaptığını belirterek, "‘Abla bu erkek işi’ diyorlar. İnsanlar çok şaşırıyor" dedi. Kahramanmaraş’ta yaşayan 4 çocuk annesi eşine destek olmak için fırında çalışmaya başlayan Neslihan Gürdal (50), kısa sürede lahmacun ustalığını öğrenerek tezgahın başına geçti. Görenlerin şaşırıp ‘Abla bu erkek işi’ dediği Gürdal, hem ailesine katkı sağlıyor hem de kadınların her işi başarabileceğini gösteriyor. Neslihan Gürdal, eşine destek olmak amacıyla fırında çalışmaya başladığını ve zamanla mesleği öğrenerek lahmacun ustası olduğunu söyledi. "‘Abla bu iş erkek işi’ diyenler oluyor" Yaptığı işi görenlerin şaşırdığını ifade eden Gürdal, "Eşime destek olmak için onun yanında bu işi öğrenmeye başladım. Şimdi lahmacun ustalığı yapıyorum. Yaptığım işi görenler çok şaşırıyor. ‘Abla bu iş erkek işi’ diyenler oluyor. Ama ben hem eşime destek oluyorum hem de kadınlarımızın her işi yapıp başarabileceğini göstermiş oluyorum" dedi. Kadınların güçlü olduğuna dikkat çeken Gürdal, "Kadınlarımız güçlü ve kuvvetlidir. Her iş alanında başarıyla çalışabilirler. Biz Türk kadınları olarak çok güçlüyüz. 8 Mart Dünya Kadınlar Günümüzü de kutluyorum" diye konuştu.
Antep fıstığında bakım ve budama zamanı
07 Mart 2026 Cumartesi - 10:24 Antep fıstığında bakım ve budama zamanı Gaziantep’in en önemli gelir kaynaklarından olan Antep fıstığı ağaçlarında hasat döneminde zararlıların önüne geçmek için bakım ve budama çalışmaları başladı. Gaziantep’in ve Türkiye’nin en önemli tarım ürünlerinden biri olan Antep fıstığı ağaçlarının bakımını yapmaya başlayan çiftçiler, bu yıl yağışlardan dolayı yüksek rekolte almayı planlıyor. Bahar mevsiminin yaklaşmasıyla birlikte kentteki çiftçileri budama telaşı sararken, çiftçiler fıstık ekili bahçelerde hummalı bir çalışma yürütüyor. Mart ve Nisan yağışları başlamadan fıstık ağaçlarının bakımına yoğunlaşan çiftçiler, Ramazan ayında yoğun mesai yapıyor. Antep fıstığı bahçelerinde bakım ve budamalara start veren çiftçiler, bir sonraki hasat döneminde daha fazla verim alabilmek için özenle bakım ve budama işlerini yürütüyor. Çiftçiler seneye daha iyi verim alabilmek için ağaçlarının budamasını gerçekleştirmek için sabah erken saatlerde bahçelerin yolunu tutuyor. Her yıl belli dönemlerde tekrarlanan budama işlemi hem sonbaharda hem de de ilkbaharda yaygın bir şekilde yapılıyor. Çiftçilerin fıstık bahçelerinde budama ve bakım çalışmalarına hız verdiği kentte bu yıl Antep fıstığında yüksek rekolte bekleniyor. Kurumuş ve yaşlı dallar kesiliyor Budama sırasında, kurumuş ve yaşlı dallar kesilirken, ağaçların sağlıklı kalması için sakız akıntısının ve yaralanmaların önüne geçilmesi hedefleniyor. Çiftçiler, kendi arazilerinde meyve bakımını kendileri yaparak, ağaçların ömrünü uzatmaya çalışıyor. Budama işlemi, ağaçların verimliliğini artırmak ve ömürlerini uzatmak için büyük bir önem taşıyor. Şehitkamil, Araban, Yavuzeli ve Nizip ilçelerindeki çiftçiler, mart ayının budama işlemleri için en verimli dönem olduğunu belirtiyor. "Antep fıstığı bahçelerinde çiftçilerimiz ağaçların budama işlemine başladı" Antep fıstığı ağaçlarında bakım ve budama işlemlerinin başladığını belirten Gaziantep Ziraat Odaları İl Koordinasyon Başkanı Cuma Yiğit, doğru budama ile gelecek sezon ürün kalitesi ve verimin artacağına dikkat çekti. Başlayan budama çalışmalarının hummalı bir şekilde sürdüğünü söyleyen Yiğit, "Gaziantep genelinde bulunan Antep fıstığı bahçelerinde çiftçilerimiz ağaçların budama işlemine başladı. Bakım ve budama işlemi sayesinde ağaçlar gençleştiriliyor. Budama önemlidir. Çünkü Antep fıstığı ağaçlarında budama ve bakım bir sonraki sezon hem meyve kalitesini hem de meyvenin rekoltesini olumlu yönde etkiliyor. Budama işlemi ağaçların hava alması ve ilaçlamanın daha etkili olması bakımından da önem taşıyor. Aynı zamanda budama ile ağaçların aynı boyda kalması da sağlanmış oluyor. Her yıl düzenli bir şekilde ağaçların bakım ve budama işinin yapılması gerekir" dedi. "Budama üreticilerin bir sonraki yıl kaliteli ve yüksek verim almasını sağlar" Rekolte artışında başarı sağlanabilmesi için doğru budama tekniklerinin kullanılmasının büyük önem taşıdığını belirten Yiğit, "Periyodik bir şekilde yapılan yıllık bakımlar ve budama üreticilerin bir sonraki yıl kaliteli ve yüksek verim almasını sağlar. Zararlıları önlemek için ağaçtaki kuru dalların kesilmesi ve kesilen kuru dalların bahçede bırakılmaması lazım" diye konuştu.
İpek sanatının zarafeti Bursa’da sergilendi
07 Mart 2026 Cumartesi - 10:21 İpek sanatının zarafeti Bursa’da sergilendi Bursa Büyükşehir Belediyesi, tamamen kadın emeğiyle üretilen eserlerden oluşan ‘Efsanelerle İpek’ sergisini, Tayyare Kültür Merkezi’nde ziyarete açtı. Bursa Büyükşehir Belediyesi, hem somut hem de somut olmayan kültürel miras çalışmaları kapsamında kent belleğindeki tüm değerleri gelecek kuşaklara aktarmaya yönelik çalışmalarını sürdürüyor. Bu kapsamda Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Midas İpek Evi tarafından hazırlanan ‘Efsanelerle İpek’ sergisi, Bursa büyükşehir Belediyesi Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı ev sahipliğinde Tayyare Kültür Merkezi’nde ziyarete açıldı. İpeğin binlerce yıllık kültürel yolculuğunu görünür kılmayı amaçlayan "Efsanelerle İpek" sergisi, dünyanın farklı coğrafyalarında anlatılan 12 kadim ipek efsanesi ile Eskişehir’de doğan 13. hikâyeyi sanatla buluşturdu. Sergide yer alan eserler, yalnızca ipek malzeme kullanılarak farklı tekstil teknikleriyle hazırlanarak ipeğin kültürel ve timsâlî değerini görünür kılıyor. Sergi, 13 Mart Cuma gününe kadar Tayyare Kültür Merkezi’nde ziyaret edilebilecek. "Eskişehir ile birlikte ortak projeler geliştirebiliriz" Sergi kapsamında gerçekleştirilen söyleşide konuşan Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, Eskişehir ile Bursa’nın yüzyıllardır ipekçilik yolunda kol kola uzun yıllar birlikte yürüdüğünü söyledi. Bursa’nın eskide olduğu gibi hala ipek şehri olarak anıldığını belirten Başkan Mustafa Bozbey, son 15-20 yılda ipek üretiminde ciddi bir düşüş yaşandığını dile getirdi. Çin ipeğinin de Bursa ipeği adıyla satılmasının üzücü olduğunu anlatan Başkan Mustafa Bozbey, "Hala bu alanda önemli ustalarımız bulunuyor. Onların değerini bilmeliyiz. Elbette üretimin tekrar artmasını istiyoruz. Bunun için de birinci derece dut ağaçlarının sayısı artırılmalı. Ayrıca aile işletmelerini de çoğaltmak gerekiyor. Ancak bu şekilde sürdürülebilir hale getirilir. Bursa Büyükşehir Belediyesi olarak bu konuda çeşitli çalışmalar yapıyoruz. Eskişehir ile birlikte ortak projeler geliştirebiliriz. Bursa ipeğinin ne kadar değerli olduğunu gelecek nesillere aktarmalıyız. Bu işlerle uğraşacak gençleri yetiştirmeliyiz. Bursa’nın ipek konusundaki hassasiyetini öne çıkartmak istiyoruz" dedi. "Bursa ile işbirliğine hazırız" Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce ise Bursa’yı ipekçiliğin ana vatanı olarak kabul ettiklerini ifade etti. İpekçiliği tekrar canlandırmak için büyük çaba harcayan Başkan Mustafa Bozbey’i de tebrik eden Ünlüce, ipekçilik konusunda Bursa ile işbirliği yapmak için hazır olduklarını ve kolları sıvadıklarını belirtti. Hep beraber ipekçiliği bu topraklarda tekrar canlandıracaklarını söyleyen Ünlüce, "Kasım Uzunöz ile yollarımızın kesişmesiyle birlikte İpek Yolu haritasını oluşturduk. Harita Eskişehir’den de geçiyor. Bursa elbette bu yol üzerindeki en kalıcı noktalardan biri. Beş kişilik bir kadroyla yola çıktık. İpeği kendimiz dokuduk ve ilk Midas İpek Evi’ni kurduk. İpek Köyü projemizi de hayata geçireceğiz. 2017’de başlayan yolculuk, açılan sergiye kadar uzandı" diye konuştu. Kozabirlik Yönetim Kurulu üyesi Ramazan Işık, Kozabirlik’in geçmişi ve çalışmaları hakkında katılanlara bilgi verdi. 2016 yılından bu yana ipek böceklerinin ihtiyacı olan dut ağaçlarının artırılması için çalışmalar yürüttüklerini söyleyen Işık, bugüne kadar 400 bin dut ağacını üretime kazandırdıklarını dile getirdi. Bursa’da bulunan İpek Müzesi’ne değinen Sanatçı Kasım Uzunöz, Türkiye’de çalışır durumda bulunan 80-90 yıllık makinelerin yer aldığı müzenin önemli bir miras olduğunu söyledi.
Arama kurtarma köpeği Tipo, öğrencilerin gözdesi oldu
07 Mart 2026 Cumartesi - 10:21 Arama kurtarma köpeği Tipo, öğrencilerin gözdesi oldu Bursa’da ilkokullarda deprem farkındalık eğitimi ve tatbikatı gerçekleştirildi. Arama kurtarma köpeği Tipo çocukların gözdesi oldu. Büyükşehir Belediyesi Afet İşleri ve Risk Yönetimi Dairesi Başkanlığı Afet Koordinasyon Şube Müdürlüğü tarafından, 1-7 Mart Deprem Haftası kapsamında afet farkındalığını artırmaya yönelik eğitim ve tatbikat programları düzenlendi. Tophane ilkokulunda öğrencilerle buluşan risk yönetimi uzmanları çocuklara deprem yapılması gerekenleri anlattı. Eğitim ve tatbikat kapsamında Lütfi Banuşoğlu İlkokulu, Tophane İlkokulu ve Mehmet Akif Ersoy İlkokulu’nda gerçekleştirilen etkinliklerde öğrencilerle bir araya gelindi. Toplamda 2 binden fazla öğrencinin bulunduğu okullarda yapılan programlarda, çocuklara deprem öncesinde alınması gereken önlemler, deprem anında doğru davranış biçimleri ve deprem sonrasında yapılması gerekenler hakkında bilgiler verildi. Eğitimlerin ardından okullarda deprem tatbikatları gerçekleştirildi. Tatbikat alanlarında arama kurtarma köpeği "Tipo" ile Mobil Afet Koordinasyon Merkezi aracı da yer aldı. Uygulamalı tahliye çalışmalarının ardından yapılan değerlendirme konuşmalarıyla doğru davranış modelleri pekiştirildi. Program kapsamında arama kurtarma köpeği Tipo’nun gerçekleştirdiği gösteri öğrenciler tarafından ilgiyle takip edildi. Etkinliklerin sonunda öğrenciler Mobil Afet Koordinasyon Merkezi aracını ziyaret ederek yürütülen çalışmalar hakkında bilgi aldı. 1-7 Mart Deprem Haftası kapsamında afet farkındalığını artırmaya yönelik eğitim ve tatbikat faaliyetlerinin hafta boyunca il genelindeki farklı okul ve kurumlarda devam edeceği bildirildi.