GÜNDEM
10 Mart 2026 Salı - 23:10 Erzincan TSO’nun iftar programı yoğun katılımla gerçekleştirildi Erzincan Ticaret ve Sanayi Odası (TSO) tarafından düzenlenen iftar programı, protokol üyeleri, iş dünyası temsilcileri ve çok sayıda davetlinin katılımıyla gerçekleştirildi. Ramazan ayının manevi atmosferinde düzenlenen programda, TSO Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Tanoğlu ile Meclis Başkanı Mehmet Ali Aksu davetlileri kapıda karşılayarak selamladı. Programa Erzincan Valisi Hamza Aydoğdu, Erzincan Belediye Başkanı Bekir Aksun, kamu kurumlarının temsilcileri, sivil toplum kuruluşlarının yöneticileri ile çok sayıda esnaf ve iş insanı katıldı. Programın açılışında konuşan TSO Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Tanoğlu, Ramazan ayının birlik ve kardeşlik duygularını pekiştirdiğini belirterek davetlilere katılımlarından dolayı teşekkür etti. Oda olarak ayrışmalardan uzak durarak projelere odaklandıklarını ifade eden Tanoğlu, Besi Organize Sanayi Bölgesi, süt işleme tesisi, düve üretim çiftliği, modern hizmet binası ve şehir lokali gibi projeleri hayata geçirdiklerini söyledi. Sosyal sorumluluk projelerine de önem verdiklerini dile getiren Tanoğlu, kadın cezaevine tekstil atölyesi kurulması ve üniversite öğrencilerine burs sağlanması gibi çalışmalar gerçekleştirdiklerini belirtti. Erzincan Belediye Başkanı Bekir Aksun da konuşmasında Ramazan ayının birlik ve beraberlik ruhunu güçlendirdiğini ifade ederek, Erzincan’ın kardeşlik ve dayanışmanın güçlü olduğu bir şehir olduğunu söyledi. Erzincan Valisi Hamza Aydoğdu ise Erzincan’ın vefa, iyilik ve samimiyetin yaşatıldığı bir şehir olduğunu belirterek birlik ve beraberliğin korunmasının önemine dikkat çekti. Program, iftar yemeğinin ardından yapılan sohbetlerle sona erdi.
10 Mart 2026 Salı - 22:59 İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü, basın mensuplarıyla iftarda buluştu İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü, basın mensupları için iftar programı düzenledi. Programda konuşan İl Sağlık Müdürü Güner, "Şu anda otel konforunda yüzde 86’lara kadar ulaşmış nitelikli yatak kapasitemiz var. Bu hizmetimiz kamu, özel ayrımı olmaksızın kamuda 53 hastanemiz, özelde 130 hastanemizle beraber toplam 46 bin yatak kapasitemiz var" dedi. İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü tarafından basın mensupları için iftar programı düzenlendi. Bakırköy’de düzenlenen programa İstanbul İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Abdullah Emre Güner ve davetli basın mensupları katıldı. İstanbul İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Abdullah Emre Güner, yaptığı konuşmada, "Dünyanın sağlık başkenti İstanbul’da bu hizmeti sunarken sizlerin gösterdiği emek, sizlerin gösterdiği başarı, yadsınamaz bir gerçek. 15 Milyon 750 bin kişilik bir şehirde bu hizmeti veriyoruz. Ama dünyanın sağlık başkenti derken sadece kalabalık üzerinden değil 201 ülkeden 500 bin yabancının sağlık hizmeti almak için geldiği bir şehirden bahsediyoruz. Benden iki önceki il sağlık müdürünün zamanında nitelikli yatak yüzde 48’miş. Yani tek kişilik, iki kişilik, buzdolabı, tuvaleti olan yataklardan bahsediyoruz. Şu anda otel konforunda yüzde 86’lara kadar ulaşmış nitelikli yatak kapasitemiz var. Bu hizmetimiz kamu, özel ayrımı olmaksızın kamuda 53 hastanemiz, özelde 130 hastanemizle beraber toplam 46 bin yatak kapasitemizle ve sizler dahil olmak üzere 127 bin personelle biz sahada sağlık hizmeti sunuyoruz. 2025 yılı bizim için yine rekorlarla başarılarla dolu bir yıl oldu. 2025 yılında 207 milyondan fazla muayene yaptık ve sadece poliklinik hizmeti. Bunların 173 milyonu kamu kurumlarında oldu. Bu oran muayenede mevcut özel, kamu oranına baktığımızda yüzde 83 oranında kamuda kalmış durumda, 2 milyon 600 bin ameliyat. İstanbul’da iki saniyede bir ameliyat oluyor. Yeni açtığımız tesislerimiz, sisteme kattığımız hekimlerimiz ve ilerleyen zamanda istatistiklerini de paylaşacağım mesai dışı poliklinik uygulamalarımız, hafta sonu poliklinik uygulamalarımızla beraber biz şu anda randevu problemini büyük bir oranda çözmüş durumdayız. Sabah bakanlığımız Sağlık Bakanlığı İletişim Merkezi verilerini yolladı. Randevudan kaynaklı şikayetlerimiz yüzde 47 oranında düşmüş. Teşekkürlerimiz de aynı şekilde artmış durumda. Bu aslında vatandaşlarımızın teveccühü ile alakalı. Biz şunu biliyoruz ki her hafta, ana hedefimiz aynı haftanın içinde şu anda başarmış durumdayız. Aynı güne bütün branşlarda randevu vermeye çalışıyoruz. Dermatoloji ve kardiyoloji branşlarımızda aynı haftanın içinde randevu verebiliyoruz ama onları da her gün aynı gün içinde randevu vermek için çabalarımız devam ediyor. Muayene sayısını kişiye böldüğünüzde yılda 12 kez biz doktora gidiyoruz. Ben geçtiğimiz sene hiç doktora gitmedim. Allah rahmet eylesin bir teyzemizi bulmuştuk, İstanbul’un rekortmeni. Bir senede 301 kere hekime gitmişti. Biz artık hekime gitmeyi bir alışkanlıktan çıkartıp sağlıklı kalmayı sistematiğe çevirmemiz lazım" şeklinde konuştu. Geçtiğimiz sene ve bu yıl açılan tesisler hakkında konuşan Güner, "Radyoloji görüntülemelerinden örnek vermek gerekirse 43 milyon görüntülemeden bahsediyoruz. Dünyada böyle bir hizmetle karşı karşıya kalmanızın mümkünatı yok. Şu anda Belçika’da, Hollanda’da, Fransa’da siz uzman hekime, değil aile hekimine bir aya yakın bir zamanda ulaşabiliyorsunuz. Buna uzman hekime ulaşmayı da eklediğinizde 6 aylık bir beklemeden bahsediyoruz. Bununla beraber sadece biz hastanemize gelenlere değil, evde sağlık hizmetleri ile de biz hastanemize gelemeyen yatalak hastalarımıza evlerinde sağlık hizmeti sunmaya devam ettik. 81 bin hastaya, 128 ekip ve 450 sağlık personeli ile biz evde sağlık hizmeti sunuyoruz. 2025 bizim için açılışların olduğu bir sene oldu. 2026’ya da aynı hızla başlamış durumdayız. Biz toplam 75 adet sağlık tesisi açtık. 52 tane aile sağlığı merkezi, 4 tane asistan eğitimi veren eğitim tip aile sağlığı merkezi, 4 sağlıklı hayat merkezi, 3 verem savaş, 5 kanser erken teşhis merkezi, 2 hastane ve 5 klinikle beraber biz toplam 75 tesisimizi faaliyete geçirmiş durumdayız. Yapımı devam eden 8 tane hastanemiz, yatırım programına aldığımız ihale sürecinde olan 10 tane hastanemizle beraber biz 46 bin yatağımıza ekstradan 12 bin yatak daha eklemiş olacağız. Silivri’sinden Sancaktepe’sine Fatih Sultan Mehmet Hastanesi’nden, Bayrampaşa Devlet Hastanesi’ne Allah’ın izniyle bu tesisleri bitirdiğimizde İstanbul’un hem depreme dayanıklı hem de lüks hem de rahat bir şekilde özel hastane konforunda, otel konforunda hizmet sunduğu yerleri olacak" ifadelerini kullandı. Mesai dışı hizmet uygulaması hakkında konuşan İl Müdürü Güner, "Randevu sorunu nasıl çözüldü diye aklınıza sorular gelebilir. Mesai dışı poliklinik uygulamalarına başladık. Eğer gönüllülük esası varsa hekimlerimizin ücreti karşılığında ekstradan çalışmalarına izin veren bir mevzuat yayınlandı. Bununla beraber biz 22.00’a kadar sağlık ve poliklinik hizmetini devam ettirdik. Sadece poliklinik değil, ameliyat hizmetleri, normal gündüz aldığınız hizmetlerin hepsi var. Bununla beraber mesai kaydırma uygulamaları da yaptık. 47 kurumda, 34 ayrı branşta 360 poliklinikte mesai dışı hizmet verdik. Biz 1 milyon 330 bin randevu karşılamış durumdayız. Sadece iki üç ayda ulaştığımız bu istatistiği 2026 yılında da devam ediyoruz" dedi. Yaşlı hasta nakil hakkında da konuşan Güner, "Biz saha ziyaretlerimizde şunları fark ettik. Hastaneye gelmesi kolay, hizmet alması kolay hastaneden eve dönmesinin zor olduğunu fark ettik. Tedavisi biten bir yaşlı yatalak veya tekerlekli sandalyeyle onun taksiyle veya özel bir araçla evine gitmesinin zorluğunu fark ettik ve 112 sistemimizden bağımsız bir şekilde bir nakil sistemi oluşturduk. Şu anda hastanede hekiminiz ‘bu hastamız evine nakil ambulansı ile gitmesi uygundur’ dediği anda ücretsiz bir şekilde en standartlara uygun ambulansla beraber biz evine kadar götürüyoruz" diye konuştu.
10 Mart 2026 Salı - 22:57 Motosiklet sürücüsüne ’emniyet kemeri takmamak’ cezası Diyarbakır’da yaşayan 21 yaşındaki motosiklet sürücüsü Hakan Çaçan’a, emniyet kemeri takmadığı gerekçesiyle trafik cezası kesildi. Çaçan, son dönemlerde artan cezalara dikkat çekerek, ceza maddelerinin kontrol edilmesi gerektiğini belirtti. Diyarbakır’da yaşayan 21 yaşındaki motosiklet sürücüsü Hakan Çaçan’a, 78/1-A maddesi kapsamında "emniyet kemeri takmamak" gerekçesiyle 993 lira para cezası uygulandı. Motosiklet sürücüsü olduğunu belirten Çaçan, trafik kurallarına dikkat ettiği halde kesilen cezanın kendisini şaşırttığını ifade etti. Çaçan, "Yaklaşık 2 yıldan uzun bir süredir motosiklet kullanıyorum. Fırıncıyım ama bir yandan da KPSS’ye hazırlanıyorum. Geçen yıl askere gitmeden önce Bağlar Dörtyol’da motosiklet plakama 78/1-A maddesinden bu da emniyet kemeri maddesi oluyor. Ben bir motosiklet kullanıcısı olarak emniyet kemerinden nasıl ceza yiyebilirim diye hayretler içerisinde kaldım. Askere gideceğim için itiraz etmeye fırsatım olmamıştı" dedi. Cezaya ilk başta kendisinin de inanmadığını, başka plakaya yazılmış diye baktığını dile getiren Çaçan, şu ifadeleri kullandı: "3 gün sonra e-devletime girip kontrol edince öğrendim ve çok şaşırdım. Motosikletten indim plakama baktım bir de gelen cezaya baktım aynı. 46 AIN 448 plakası bana ait ve emniyet kemeri cezası yazılmış. Artık hiçbir şeye şaşırmıyorum. Her şey olabilir. Yorum bile yapamıyorum artık gördüklerim karşısında. İtiraz da edemedim askerlik sürecim vardı. Askere gittim geldim. Askerden sonra herkes yediği cezaları paylaştı bende bunu paylaştım herkes çok şaşırdı. İlk başta inanmadılar e-devletten gösterince inandılar." 10 yaş altındakilerin arka koltuğa binilirse eğer ona göre koltuk ve koltuk emniyet kemeri olması zorunlu olduğunu ifade eden Çaçan, kendisinin o gün tek başına olduğunu söyleyerek şöyle dedi: "Ben evli değilim, çoluk çocuk sahibi değilim, kardeşim yok. Motosiklete de emniyet kemeri olmaz zaten. 78/1-B maddesinden yazılmış olsaydı eğer kask takmadığım için ceza yemişim derdim ama direk 78/1-A maddesi emniyet kemeri takmama cezası. Şaşırmamak elde değil."
Direksiyonda kadın gücü: Samsun’da yolcuları kadın şoförler taşıyor
07 Mart 2026 Cumartesi - 09:59 Direksiyonda kadın gücü: Samsun’da yolcuları kadın şoförler taşıyor Samsun’da toplu ulaşımda görev yapan kadın otobüs şoförleri, erkek egemen olarak bilinen sektörde direksiyon başına geçerek hem yolcuların takdirini kazanıyor hem de diğer kadınlara ilham oluyor. Samsun Büyükşehir Belediyesi SAMULAŞ bünyesinde görev yapan 4 kadın otobüs şoförü, her gün binlerce yolcuyu güvenle taşıyor. Mesleklerini severek yaptıklarını ifade eden kadın şoförler, direksiyonda kendilerini gören yolcuların bazen alkışladığını, bazen de merakla ön koltuklardan yolculuğu izlediğini belirtiyor. "Kesinlikle çok keyifli ama en önemlisi severek yapılması" Evli ve iki çocuk annesi 35 yaşındaki Kader Bulut, otobüs şoförlüğüne eşinin desteğiyle başladığını söyledi. Araç kullanmayı ve insanlarla iletişim kurmayı çok sevdiğini dile getiren Bulut, yolculardan genellikle olumlu yaklaşımlar gördüğünü ifade etti. Trafikte büyük bir sorumluluk taşıdıklarını vurgulayan Bulut, durak dışında yolcu indirip bindirmemenin kendileri için en önemli kurallardan biri olduğunu belirtti. Bulut, "Çok fazla insan tanıyoruz, çok iyi insanlarla tanışıyoruz. Erkekler trafikte yol veriyorlar. ‘İlk defa kadın otobüs şoförü gördüm’, ‘biz senin arkandayız’ gibi güzel şeyler söyleyenler oluyor. Halktan hiç sert bir tepki almadım. Trafikte kuralları ihlal edenler olabiliyor. Bu durumda tedirgin oluyoruz. Kullandığımız araç küçük bir araç değil. Fren mesafemize özellikle dikkat ediyoruz" dedi. "Özellikle amcalar beni izlemek için öne oturuyor" Evli ve bir çocuk annesi olan 31 yaşındaki Yeter Öztürk, direksiyon başında olmaktan büyük keyif aldığını söyledi. Daha önce otobüs şoförlüğü tecrübesi olmadığını ancak kısa sürede mesleğe alıştığını anlatan Öztürk, yolcuların kendilerine oldukça sıcak davrandığını vurguladı. Özellikle yaşlı yolcuların kendisini izlemek için ön koltuklara oturduğunu dile getiren Öztürk, yolcuların güvenliğini her şeyin önünde tuttuklarını belirterek, yolcuların güvenliğini her şeyin önünde tuttuklarını vurguladı. Samsun’daki ilk kadın otobüs şoförü İki yıldır otobüs şoförlüğü yapan 44 yaşındaki Nazime Gör, Samsun’daki ilk kadın otobüs şoförü olduğuna dikkat çekti. Çocukluk hayalini gerçekleştirdiğini belirten Gör, trafikte diğer sürücülerin kendilerine daha anlayışlı davrandığını kaydetti. Yolcuların bazen kendilerini alkışladığını belirten Gör, bunun kendilerine motivasyon verdiğini söyledi. Belediyenin kadınlara sağladığı istihdam fırsatı Otobüs şoförü 30 yaşındaki Necibe Çelikoğlu ise daha önce şehirler arası otobüslerde görev yaptığını, belediyenin kadınlara sağladığı istihdam fırsatını duyunca başvuru yaptığını açıkladı. Yolculardan çok olumlu geri dönüşler aldığını ifade eden Çelikoğlu, sabırlı olmanın meslekte büyük önem taşıdığını kaydetti. Kadın şoför sayısının artmasını istediklerini vurgulayan Çelikoğlu, "Şu anda 400 kişi içinde 4 kişiyiz. Neden 250 kişi olmayalım?" ifadelerini kullandı. "10 kadın şoförü daha bünyemize katmayı düşünüyoruz" SAMULAŞ Genel Müdür Yardımcısı Hande Yenice de toplu ulaşımın uzun yıllar erkek egemen bir sektör olarak görüldüğünü belirterek kadın şoförlerin hizmet kalitesine önemli katkı sağladığını söyledi. Kadın istihdamını her alanda desteklediklerini ifade eden Yenice, "Toplu ulaşım, fiziksel dayanıklılık gerektirdiği için erkek egemen bir sektör olarak görüldü. Ancak biliyoruz ki bu meslek aynı zamanda disiplin, soğukkanlılık, kriz yönetimi ve yüksek sorumluluk bilinci gerektiriyor. Biz bu anlamda kadın elinin değmesinin hizmet kalitesini artırdığını düşünüyoruz. Kadın şoförlerimiz direksiyon başında hassas iletişimleri, kriz yönetimi ve soğukkanlılıklarıyla hizmet kalitesinin artmasına katkı sağlıyor. Biz kurum olarak kadın istihdamını her alanda teşvik ettiğimiz gibi otobüs alanında da teşvik ediyoruz. Şu anda 4 kadın şoförümüz bulunuyor. Bunun artırılması için yeni bir proje geliştirdik. 10 kadın şoförü daha bünyemize katmayı düşünüyoruz. 2 yıl öncesine kadar hiç kadın şoförümüz yoktu. İlk başlayan kadın şoförümüz, hemcinslerine de ilham oldu" şeklinde konuştu.
İzmit’in kalbi Ramazan Çadırı’nda atıyor
07 Mart 2026 Cumartesi - 09:57 İzmit’in kalbi Ramazan Çadırı’nda atıyor Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, 11 Ayın Sultanı Ramazan’ın birlik ve beraberlik ruhunu İzmit Kent Meydanı’nda yaşatmaya devam ediyor. Her gün binlerce vatandaşın orucunu birlikte açtığı Ramazan Çadırı, gün boyu süren etkinlikleri ve ücretsiz ikramlarıyla yoğun ilgi görüyor. İzmit Kent Meydanı’nda bulunan Ramazan Çadırı’nda programlar iftardan bir saat önce başlıyor. Çocuklara yönelik atölye çalışmaları, sahne etkinlikleri ve eğlenceli aktivitelerle meydan şenlik alanına dönüşüyor. Aileler çocuklarıyla birlikte etkinlik alanını doldururken, minikler hem öğreniyor hem eğleniyor. Mehteran gösterileri, ilahiler ve ezgiler eşliğinde Ramazan’ın manevi atmosferi daha da güçleniyor. Meydanı dolduran vatandaşlar, geleneksel tınılar eşliğinde iftar saatini bekliyor. Kur’an tilaveti ve birlik sofrası Program akışı içerisinde Mehteran ezgilerinin ardından Konservatuvar Türk Dini Musiki Bölümü öğrencilerinden Kur’an-ı Kerim tilavetiyle manevi iklim zirveye taşınıyor. Dualar eşliğinde oruçlar hep birlikte açılıyor. Bu kapsamda Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin İzmit Kent Meydanı’nda kurduğu Ramazan Çadırı, her akşam binlerce vatandaşı aynı sofrada buluşturarak paylaşma ve dayanışma ruhunu pekiştiriyor. İftar sonrası ücretsiz ikramlar İftarın ardından çadır girişinde kurulan stantlarda vatandaşlara çeşitli ikramlar sunuluyor. Patlamış mısır, pamuk şeker, şerbet ve Osmanlı macunu özellikle çocuklardan yoğun ilgi görüyor. Ayrıca Greenbox teknolojisiyle kurulan alanda vatandaşlar hatıra fotoğrafı çektirerek Ramazan coşkusunu ölümsüzleştiriyor. Geleneksel Ramazan eğlenceleri sahnede Büyükşehir Belediyesi, Ramazan Çadırı’nda kültürel mirası yaşatmayı sürdürüyor. İftarın ardından sahne alan geleneksel Ramazan eğlenceleri, özellikle çocuklara unutulmaz anlar yaşatıyor. Geçtiğimiz akşam düzenlenen programda "İbiş ile Ramazan" gösterisi miniklerle buluştu. Kahkahalar eşliğinde gösteriyi izleyen çocuklar, ardından sahnelenen jonglör gösterisiyle heyecanlarını ikiye katladı. Ailelerin de ilgiyle takip ettiği etkinlikler vatandaşlardan tam not aldı. Sahne programları kapsamında düzenlenen yarışmalarda çocuklara çeşitli hediyeler verilirken, gerçekleştirilen etkinliklerle minikler Ramazan’ın birlik, paylaşma ve neşe dolu ruhunu yakından tanıma fırsatı buldu. Körfez’de Ramazan ezgileri Öte yandan kentin farklı noktalarında da Ramazan heyecanı yaşatılmaya devam ediyor. Bu kapsamda Körfez Tütünçiftlik Kültür Merkezi’nde de birbirinden güzel ezgiler seslendirildi. Körfez Belediyesi iş birliğinde düzenlenen gecede Ahmet Hakan Karagül, sevilen türkü ve ilahileri konuklar için söyledi.
Pes etmeyen bir kadının zaferi
07 Mart 2026 Cumartesi - 09:53 Pes etmeyen bir kadının zaferi Kocaeli’de 54 yaşındaki Melahat Kelleveziroğlu, yakalandığı meme kanseri sonrası hayata küsmek yerine Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin "Anne Şehir Sağlıklı Yaşam" projesiyle yeniden ayağa kalktı. Merkezde bulduğu huzuru ve sevgiyi kelimelere döken, mutluluğu her halinden okunan Kelleveziroğlu, "Burası benim ikinci hayatım oldu" diyerek tüm kadınlara umut aşıladı. Kocaeli’de yaşayan 54 yaşındaki 3 çocuk annesi ve 2 torun sahibi Melahat Kelleveziroğlu, 2023 yılında meme kanseri teşhisi almasıyla hayatının en zorlu sınavlarından birine başladı. Tedavi sürecinde fiziksel ve psikolojik olarak büyük sarsıntılar yaşayan, ameliyat ve kemoterapi sonrası sol kolunu kullanamaz hale gelen Kelleveziroğlu, eşi ve çocuklarının desteğiyle tutunduğu hayata Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığı bünyesindeki "Anne Şehir Merkezi Begonya" ile yepyeni bir sayfa açtı. "Hastalığım beni psikolojik olarak çok etkiledi" 7 ay önce merkezle tanışan ve burada spor, fizyoterapi, psikolojik danışmanlık ve el sanatları eğitimi alan Kelleveziroğlu, yaşadığı değişim sürecini anlattı. Kelleveziroğlu, "2023 yılında bu hastalığa yakalandım. Tabii ister istemez psikolojik olarak çok etkilendim. Ameliyat oldum, kemoterapi ve ışın tedavisi gördüm. Buraya başvurmamın sebebi de sol kolumu kullanamayışımdı. Spora gelip kolumu kullanmak istedim. Bu bana çok iyi geldi. Bu rahatsızlık, 3 aydan 3 aya yaptırdığım rutin kontrollerde temiz çıkıyor. Tabii ki kemoterapinin vücudumda bırakmış olduğu enkazlar var, onlarla mücadele ediyorum. O rahatsızlıklar da inşallah geçecek" dedi. "İkinci hayatımı burada yaşıyor gibiyim" Merkeze bir arkadaşının tavsiyesiyle geldiğini belirten Kelleveziroğlu, samimi atmosferin kendisini iyileştirdiğini vurgulayarak şöyle devam etti: "Arayış içindeydim, rahatsızlığımdan dolayı bir şeyler yapmak istedim. Spora yazıldım, el sanatlarına yazıldım, psikolog ve fizyoterapistle görüştüm. Burası bana çok iyi geldi. İkinci hayatımı sanki burada yaşıyor gibi geldi bana. Evde kendimi dinlemek istemedim. İyi ki de gelmişim. Burada ’merhaba’ deyişleri bile o kadar içten ki... Çok samimiler. Buradaki dostluklar, arkadaşlıklar çok güzel. Buraya geleceğim zaman günleri sayıyorum, akşamdan hazırlığımı yapıyorum. Burada çok mutluyum. Arkadaşlarım da benden çok enerji aldıklarını söylüyorlar. ’Sen hasta değilsin, bizi sen iyileştiriyorsun’ diyorlar. Çevremde de öyleyim. Kadınlar evde kendilerini dinlemesinler; gelsinler, bir şeyler yapsınlar. Burası gerçekten insanları motive ediyor. Mesela ben sol kolumu kullanamıyorum. El sanatları kursundaki eğitmenime de ayrıca çok teşekkür ediyorum. Ayrı ayrı iğne iplik tutmam gerekiyor ama tutamıyorum. Eğitmenim, ’Melahat Hanım ben yaparım’ diyor ve o kadar çok mutlu oluyorum ki. Her bir eğitmenin ayrı ayrı yardımcı olmaları çok güzel. El becerilerimi artırıyorum. Ben ne kadar mutluysam çocuklarım, eşim, dostlarım da çok mutlu oluyorlar." "Eşim benim sağ kolum" Hastalıkla mücadele ederken en büyük destekçisinin eşi olduğunu ifade eden Kelleveziroğlu, duygusal anlar yaşayarak eşine olan minnetini de dile getirdi. Melahat Kelleveziroğlu, "Bu merkeze başlamadan önce iyi değildim. Evde sürekli duygusal olarak kötü hissediyordum, saatler geçmiyordu. Geceleri çok zor oluyordu. Gündüz bir şekilde geçiriyordum ama yetmiyordu bana. Ben normalde enerjik bir insandım. Bu hastalık hayatımı kısıtladı ve kötü oldum. ’Bir şeyler yapmak istiyorum ve yapacağım’ dedim. Bazen duygusallaştığım zamanlar oluyor, hocalarıma ve arkadaşlarıma çok teşekkür ediyorum; bana sarılıyorlar, destek oluyorlar. Tedavi sürecime katkı oldu; moral çok önemli bu hastalıklarda. Burada moral buldum, evde aileme, çocuklarıma ve eşime de iyi geldim. Ben mutlu olduğumda onlar da mutlu oluyor. Bazen duygusallaşıyorum. Eşim gözümün içine bakıyor, ne olduğunu soruyor. Onun da kalp rahatsızlığı var ama benim yapamadıklarıma yardım ediyor. Ona da çok teşekkür ediyorum. Eşim ’sağ kolum’ diyebilirim. Çok destekçim, en zor zamanımda beni hiç yalnız bırakmadı." 8 Mart Mesajı: "Kadınlar mücevherdir, kıymetimizi bilelim" 8 Mart Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle tüm kadınlara seslenen Kelleveziroğlu, sosyalleşmenin önemine dikkat çekerek şu mesajı verdi: "Kadınlar kendilerini eve kapatmasınlar, sosyalleşsinler. Ben dışarıya kendimi attım, ’sosyalleştim’ diyebilirim ve bu bana çok iyi geldi. Kadınlar pırlantadır, mücevherdir. Kendi kıymetimizi bilmemiz lazım. Kendimize değer vermemiz lazım. Bu benim için çok önemli." Kelleveziroğlu, kendisini yeniden hayata bağlayan Anne Şehir Merkezini hayata geçiren Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın başta olmak üzere, Anne Şehir Merkezi Begonya’daki tüm eğitmenlere ve üye arkadaşlarına teşekkür etti. (HFV-
Düzce’de sağlık kampüsü projesinde yeni aşama
07 Mart 2026 Cumartesi - 09:48 Düzce’de sağlık kampüsü projesinde yeni aşama Düzce’de eski fidanlık arazisinde yapılması planlanan 400 yataklı Eğitim ve Araştırma Hastanesi için zemin etüdü ve sondaj çalışmaları başladı. Düzce Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü’nün girişimleriyle Düzce’nin batısında kurulması planlanan tam teşekküllü sağlık kampüsü projesinde çalışmalar yeni bir aşamaya ulaştı. Aziziye Mahallesi’nde bulunan eski fidanlık arazisi üzerinde inşa edilmesi planlanan 400 yataklı Eğitim ve Araştırma Hastanesi için avan proje tamamlanırken, zemin etüdü ve sondaj çalışmaları başladı. Önümüzdeki aşamalarda mekanik ve elektrik projelerinin hazırlanması, ardından da hastanenin inşaatına başlanması planlanıyor. Konuyla ilgili sosyal medya hesabından bir paylaşım yapan Başkan Faruk Özlü, "Güzel Düzce’min güzel insanları. Siz her şeyin en güzelini hak ediyorsunuz. Bölgenin en güçlü sağlık tesisi olacak 400 yataklı Eğitim ve Araştırma Hastanesi projemizin zemin etüt ve sondaj çalışmaları başladı. Bu büyük yatırımı gerçekleştirmeyi bize nasip eden Allah’a şükür ediyorum. Düzceli hemşehrilerime ve şehrimize hayırlı, uğurlu olsun" ifadelerini kullandı. 1000 yatak kapasitesine ulaşacak İnşa edilecek yeni hastane ile birlikte Düzce Atatürk Devlet Hastanesi toplam 1000 yatak kapasitesine ulaşacak. Hastane statüsü ise Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne dönüşecek. 139 yoğun bakım yatağı, 15 ameliyathane ve aynı anda 100 hastaya hizmet verebilecek kapasitede bir acil servis ile hizmet verecek. Yeni hastanede kalp merkezi, onkoloji, inme merkezi ve hiperbarik oksijen tedavi ünitesi gibi ileri düzey sağlık hizmetlerinin de sunulması planlanıyor.
Geleceğin kadın kaptanları denizcilik sektörüne katkı için göreve hazırlanıyor
07 Mart 2026 Cumartesi - 09:46 Geleceğin kadın kaptanları denizcilik sektörüne katkı için göreve hazırlanıyor Çanakkale Boğazı ve Adalar Hattında deniz ulaşımını sağlayan Gestaş Deniz Ulaşım A.Ş’de stajyer kaptanlık yapan kadınlar, denizcilik sektörüne katılacakları günü sabırsızlıkla bekliyor. Çanakkale Boğazı ve Adalar Hattında deniz ulaşımını sağlayan Gestaş Deniz Ulaşım A.Ş’de geleceğin kadın kaptanları yetişiyor. Gelibolu Armatör Yakup Aksoy Denizcilik Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinde okuyan son sınıf stajyer öğrenciler Nisa Gücük (17), Ceren Erdem (17), Irmak Yıldırım (18) ve Nisa Olgun (17) geleceğin kadın kaptanı olmak için Gestaş’ta feribotlarda farklı görevlerde staj yaparak deneyim kazanıyor. 4 Kadın stajyer 1 yıl boyunca güverte stajyeri olarak görev yapıyor. Araç istifi, gemini rutin bakımları, seyir halindeyken köprü üstü görevleri dümen tutma, gözcülük yapma görevlerinde de bulunuyorlar. Staj sonunda denizcilik sektörüne adım atmak isteyen kadın stajyerler sırasıyla güverteden vardiya zabiti, birinci zabit sonrasında gemi kaptanlığına kadar yükseliyor. ‘Beklentilerimiz Türk kadınlarının bayrağımızı ve gemilerimizi tüm dünyada gururla temsil etmeleridir’ Gemide dört tane kadın stajyerin mevcut olduğunu belirten Lapseki-Gelibolu hattında feribot seferi yapan Mesudiye Gemisi Kaptanı İsmail Kula, "Kadın stajyerlerimizin gemide olmasından son derece mutluluk duyuyoruz. Sayılarının her geçen gün artıyor olması da bize umut veriyor. Kadınların bu meslekte var olmaları, sektörün diğer sektörlerin bugüne kadar yararlanmış olduğu cinsiyet çeşitliliğine bağlı performans artışlarından denizcilik sektörünün de faydalanmasına sebep oldu. Kadınların çalışma ortamlarındaki düzenli ve temiz çalışma alışkanlıkları sektöre pozitif olarak yansımalarını görmekteyiz. Onlarla birlikte burada mesleğe iyi bir altyapı oluşturmak için çalışıyoruz. Türk deniz örf adetlerini onlara aşılayarak meslekte iyi bir noktaya gelmelerini hedefliyoruz. Bizim de onlardan beklentilerimiz Türk kadınlarının bayrağımızı ve gemilerimizi tüm dünyada gururla temsil etmeleridir. Başta denizci kadınlar olmak üzere tüm kadınların dünya kadınlar gününü kutlarım" dedi. ‘Uzak yol düşünüyorum’ Gelibolu Armatör Yakup Aksoy Denizcilik Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi son sınıf öğrencisi Nisa Olgun, "Gezmeyi çok seviyorum. Denizi de çok sevdiğim için ikisini birleştirip, bu yüzden denizcilik mesleğini seçtim. Ailem ilk başta bunu onaylamadı. Daha sonrasında benim azmimi görünce herkes tamam dedi. Mesleğe devam etmek istiyorum. Uzak yol düşünüyorum. Staj süresince gemide arabaları istif yapıyoruz. Vardiya tutuyoruz. Denizcilik bana güzel bir hissiyat veriyor. Denizi sevdiğim için mutlu oluyorum" diye konuştu. ‘Denizcilik bana özgür olmayı, sorumluluk sahibi olmayı ve güçlü olma gibi bir hissiyat veriyor’ Gelibolu Armatör Yakup Aksoy Denizcilik Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi son sınıf öğrencisi Irmak Yıldırım, "Denizleri ve gemileri küçüklüğümden beri çok merak etmişimdir. Çok farklı yerler gezmeyi de severim. Bu yüzden tercih ettim. Bu mesleği tercih ettiğim için olumsuz eleştiriye maruz kalmadım. Ailem ve çevrem her zaman destek oldular. Güverte düzeni, istifi gibi görevlerde bulunuyoruz aktif ekip çalışmalarında rol alıyoruz. Denizcilik bana özgür olmayı, sorumluluk sahibi olmayı ve güçlü olma gibi bir hissiyat veriyor. Fırsat eşitliği verildiğinde kadınların da her zaman büyük işler yapabileceğine inanıyorum kadınlar her istediklerini yapabilirler yeter ki kendilerine inansınlar" şeklinde konuştu. ‘Denizcilik mesleğine ben denizi çok sevdiğim için aynı zamanda dünyanın farklı yerlerine gidip oraları da görebilmek için aslında bu mesleği seçtim’ Denizcilik mesleğini denizi çok sevdiği için aynı zamanda dünyanın farklı yerlerine gidip oraları da görebilmek için seçtiğini ifade eden Gelibolu Armatör Yakup Aksoy Denizcilik Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi son sınıf öğrencisi Ceren Erdem ise, "Herkes destekledi, özellikle de ailem arkamda durdular, bir sıkıntı yaşamadım. Genellikle dümen tutuyorum, geminin boyasını yapıyoruz, garajda araçlarla ilgileniyorum. İlerleyen dönemde planımda ilk üniversite var tabi olursa sonra bu meslek üzerinden devam ederim herhalde diye düşünüyorum" dedi.
Manisa’nın tescilli lezzeti sahur sofralarının vazgeçilmezi
07 Mart 2026 Cumartesi - 09:45 Manisa’nın tescilli lezzeti sahur sofralarının vazgeçilmezi Osmanlı’dan günümüze taşınan gastronomi mirasıyla dikkat çeken Manisa’da, Ramazan ayında coğrafi işaretle tescillenen Manisa Taban Simidi ve asırlık lezzet nohut ekmeği, sahur sofralarının değişmezi haline geldi. Türkiye’nin önemli gastronomi illeri arasında yer alan Manisa’da Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından 2018 yılında coğrafi işaretle tescillenen Manisa Taban Simidi ve asırlık lezzet nohut ekmeği sahur sofralarını zenginleştiriyor. Manisa’nın kültürel kimliğinin ayrılmaz bir parçası olan taban simidini diğer simitlerden ayıran en büyük özellik, üretiminde endüstriyel maya yerine tamamen doğal "nohut mayası" kullanılması. Kırılan nohutların sıcak suyla bekletilerek elde edilen doğal fermente yöntemiyle hazırlanan hamur, mideyi yormaması ve uzun süre tok tutması nedeniyle sahur vaktinde tercih listesinin başında yer alıyor. Ustadan çırağa aktarılan geleneksel yöntemlerle hazırlanan hamurlar, hiçbir katkı maddesi içermeden meşe odunu ateşinde taş fırınlarda pişirilerek kendine has kehribar rengine ve aromasına kavuşuyor. Ustalarından öğrendiği asırlık geleneği 1970’li yıllarda Manisa’ya taşıyan ve sonrasında yaptığı girişimlerle Taban Simidine coğrafi tescil alan İsmail Gültekin, Ramazan ayı boyunca mesaisini iftar sonrasından sahur vaktine kadar kaydırdı. "Manisa’da ‘gece simidi’ kavramını başlattık" İşletme sahibi ve taban simidinin coğrafi işaret tescil sürecindeki öncü isimlerden biri olan emektar usta İsmail Gültekin, bu geleneği yaşatmanın gururunu yaşadıklarını belirterek, "1975’ten beri ben bu taban simidini üretmeye devam ediyorum. Benim eski fırınımda 30 çocuk simit satardı. Darbe zamanlarında ‘Bu simitleri kim satıyor? Burada ne yapıyorsunuz?’ diye sorduklarında ben de onlara çocukların evlerine ekmek götürdüklerini belirterek fırınımı kapatmadım. Manisa’da grevler varken gece ekmek çıkaran fırın yokken geceleri taban simidi çıkararak Manisalıları ‘Gece simidi’ kavramına alıştırdık. Manisalılar da gece simidini çok sevdi ve biz de devam ettiriyoruz" dedi. Taban simidinde önemli olan faktörün nohut mayası olduğuna dikkat çeken Gültekin, "Maya çok önemli. Mayasında özellik var, ustalık var. Bilgi isteyen bir iş. Mekanlarımız kara fırındır. İş kara fırında değil belki ama bizim tavsiyemiz bu simidi kara fırında pişirilmesi" diye konuştu. "Manisa Mesir Macunu bizden 7 ay sonra coğrafi işareti aldı" Taban simidinin Manisa için önemli bir lezzet olduğunu belirten Gültekin, "Dünyanın en güzel simidi bu. Ben başka simit tanımam. Bizim coğrafi işaretimiz de var. Bize de bir güven veriyor. Biz müracaat ettikten sonra 8 yıl Ankara’ya gittik geldik. Kolay verilmiyor coğrafi işaret. Şimdi odalar birliği tarafından coğrafi işaret veriliyor. Ankara’da uğraşmaya gerek yok. Manisa Mesir Macunu bizden 7 ay sonra coğrafi işareti aldı. Biz tavsiye ettik müracaat ettiler. Onlara hemen verdiler coğrafi işareti. Tabi Mesir Macunu coğrafi işareti hak ediyor. Tabi sürekli gelip kontrol ediliyoruz. Doğru mu yanlış mı yapıyoruz diye Ankara’dan heyet gelip kontrol ediyor" dedi.
Eşref Ziya Sultangazi’de ezgileriyle gönüllere dokundu
07 Mart 2026 Cumartesi - 09:44 Eşref Ziya Sultangazi’de ezgileriyle gönüllere dokundu Sultangazi Belediyesinin Ramazan etkinlikleri hız kesmeden sürmeye devam ediyor. Sanatçı Eşref Ziya, milli ve manevi duygulara hitap eden parçalarıyla Sultangazililere muhteşem bir konser verdi. Sultangazi Belediyesi’nin, Ramazan’ın manevi coşkusunu hep birlikte yaşamak amacıyla düzenlediği konser vatandaşlardan büyük beğeni topladı. Sultangazi Belediyesi Ramazan’ın coşkusunu gönüllerde hissettirmeye devam ediyor. Işıklandırılan ve maneviyatı hissettiren meydanlar ve sokaklar vatandaşa görsel bir şölen yaşatıyor. Bunun yanı sıra ilk günden beri kurulu olan etkinlik çadırında coşku bir an olsun durulmuyor. Çadırda dernekler, ilahiler ve söyleşiler, çocuklar ve kadınlar için aktiviteler, Karagöz ve Hacivat oyunları da bulunuyor. Öte yandan Sultangazi’de ikamet eden yazarlar hem kitaplarını tanıtıyor hem de insanların okuma isteğini artırıyor. Vatandaşlarla bir araya gelen Sultangazi Belediye Başkanı Abdurrahman Dursun, etkinlik çadırı içerisinde insanların Ramazan sevincine ortak oldu. Alanı gezen Dursun sonrasında her gün "İyilik Kumbarası" etkinliği adıyla düzenlenen ve çocukları iyilik yapmaya teşvik ederek bisiklet kazandıran programda çocuklara bisiklet hediye ederek yüzlerini güldürdü. Bisiklet dağıtım töreni sonrası ise sanatçı Eşref Ziya sahnede yerini alarak dinleyicilerine unutulmaz bir müzik ve ilahi ziyafeti yaşattı. Vatandaşlar konserde duygulu anlar yaşarken bir yandan da müziğin ritmine eşlik etti. Etkinlik çadırı alanında Ramazan’ın bu sene bir başka olduğunu ifade eden Sultangazi Belediye Başkanı Abdurrahman Dursun, "Bu sene Ramazan bir başka güzel. Ramazan ilahilerle başladı. Çocukların dillerinde, okullarda, meydanlarda ilahilerle başladı ve bu ilahilerle de çok güzel bir şekilde devam ediyor. Sultangazi’de ezgilerle, söyleşilerle bu görmüş olduğunuz meydanda buluşuyoruz. Burası bizim etkinlik alanımız. 26 tane sivil toplum kuruluşunu da buraya açtık. Bir yandan da çocuklara yönelik, kadınlara yönelik çeşitli gösterilerimiz var. El emekleriyle göz nuruyla oluşturdukları birçok etkinlikle onları memnun etmeye çalışıyoruz. Yaklaşık 1 saat süren çocuk oyunlarımız var. Sonrasında küçük bir ara verdikten sonra da her gün bir başka söyleşide ve ezgide binleri buluşturmaya gayret ediyoruz" dedi. Ramazan’ı gönüllere ve gözlere nakşetmeye çalıştık Ramazan’ın bu sene öteki senelerden farklı olarak ayrı bir organizasyonla değer kazandığını vurgulayan Dursun, "İstedik ki bu Ramazan Sultangazi’de her yer ışıl ışıl olsun, pırıl pırıl olsun ve caddelerden, sokaklardan geçenler, meydanlarda bulunanlar Ramazan’ı her haliyle hissetsinler istedik. Biz de hem şehrin iki giriş noktasında, meydanlarımızda ve 26 tane cadde ve sokağımızda bu görmüş olduğunuz ışıklandırmalara benzer şekilde Ramazan’ı gönüllere ve gözlere nakşetmeye çalıştık" şeklinde konuştu. İhtiyacı olan kardeşlerimize her türlü yardımı ulaştırmaya çalışıyoruz Sözlerine Ramazan’ın paylaşma ve dayanışma ayı olduğunu belirterek devam eden Abdurrahman Dursun, "Sultangazi’nin her noktasında ihtiyacı olan kardeşlerimize her türlü yardımı ulaştırmaya çalışıyoruz. Engellilerimizin, yaşlılarımızın olduğu bölgeler var. Onlara her gün iftar sofralarını biz açıyoruz ve evlerine kadar götürüyoruz. Sultangazi sadece burada değil Balkanlarda, Rumeli coğrafyasında da bu sene çok daha güçlü bir şekilde bulunuyor. Bir tırımızı da oraya gönderdik ve çok daha güçlü bir şekilde destek oluyoruz" ifadelerini kullandı. Her daim meydanlarda, sokaklarda bizi desteklediler Sultangazi’de yaşayan halkın her zaman destek içerisinde olduğunu dile getiren Dursun, "Sultangazililer her gün burada on binlere ulaşıyor. Onlara gönülden teşekkür ediyorum. Her daim bizi desteklediler. Sadece seçim dönemlerinde değil, her daim meydanlarda, sokaklarda, caddelerde bizi desteklediler. Biz de onlar için gayretle çalıştık. Bundan sonra da bu destekleriyle Sultangazi’yi çok daha güzel, konforlu ve yaşanılabilir bir hale getirmeye devam edeceğiz" dedi. Düzenlenen etkinlik hakkında memnuniyetini dile getiren Fatih Eroğlu isimli vatandaş, "Bu organizasyonu yapan Sultangazi Belediye Başkanımıza canı gönülden teşekkür ediyorum. Allah birlik ve beraberliğimizi bozmasın. Böyle bir organizasyonu yaptığı için kendisine teşekkür ediyorum. Böyle birlik ve beraberlik içerisinde kaynaşmamızı sağlayan bu ortamı oluşturduğu için belediye başkanımıza teşekkür ediyorum. Allah vatanımıza milletimize zeval vermesin" dedi. Suphi Şeyhmüslüm isimli bir vatandaş ise Ramazan’ın atmosferinden bahsederek, "Güzel bir atmosfer oldu. Hem bizim için hem de tüm İslam alemi için güzel bir ortam oluştu" şeklinde konuştu.
Başkan Özlü’den 8 Mart mesajı
07 Mart 2026 Cumartesi - 09:42 Başkan Özlü’den 8 Mart mesajı Düzce Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla yayınladığı mesajında, "Gelişme ve kalkınmanın en önemli aktörleri kadınlardır" dedi. Başkan Faruk Özlü, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü münasebetiyle mesaj yayımladı. Özlü, mesajında Türk kadınının ekonomi, bilim, hukuk, sanat, siyaset, spor ve daha birçok alanda kendisini en iyi şekilde temsil ettiğini söyledi. Faruk Özlü, mesajında "Kadına saygı, tarihimizin, sosyal hayatımızın, gelenek ve göreneklerimizin de temel dinamiğidir. Tarihimiz boyunca mücadeleleri ve başarılarıyla örnek olan tüm kadınlarımızla gurur duyuyoruz. Gelişme ve kalkınmanın en önemli aktörleri kadınlardır. Düzce Belediyesi olarak başımızın tacı olan kadınlarımızı her alanda daha ileriye taşımakta kararlıyız ve desteklerimizi bugün olduğu gibi bundan sonrada göstermeye devam edeceğiz. Kadınların toplum içerisinde güçlerini ortaya koymaları sadece kendileri için değil hem aileleri hem de yaşadıkları topluma sağladıkları değer çarpanıyla birlikte milletinin yaşam düzeyinin de artmasına katkı vermektedir. Onları sadece bir günde anmamalı, her zaman saygı ve sevgiyle hak ettikleri değeri vermeliyiz. Unutulmamalıdır ki; kadına yapılan yatırım, geleceğe yapılan en önemli yatırımların başında gelmektedir. Bu duygu ve düşünceler ile günümüzde kadınlarımıza karşı gerçekleştirilen şiddet olaylarını kınayarak bir daha yaşanmaması temennilerimi dile getirirken, başta şehit anneleri olmak üzere; her şeyin en güzeline layık olan Türk kadınlarının Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyorum" ifadelerinde bulundu.
40 binden fazla Mukaddes Emanet’e gönüllü bakım
07 Mart 2026 Cumartesi - 09:41 40 binden fazla Mukaddes Emanet’e gönüllü bakım İstanbul’da yaşayan Özer Celep, 2008 yılından bu yana Peygamber Efendimiz’e (sallallâhu aleyhi ve sellem) ait olan Mukaddes Emanetlerin bakım ve restorasyonunu gönüllü olarak gerçekleştiriyor. Celep’in Kağıthane’deki çalışma ofisinde bugüne kadar 40 binden fazla Mukaddes Emanet ücretsiz olarak restore edildi. Onlarca güvenlik kamerasının kayıt altında tuttuğu atölyede yapılan çalışmalar sırasında ortaya çıkan manevi atmosferin ziyaret edenleri derinden etkiliyor. Mukaddes emanetlerin restorasyonunun yapıldığı yerde, Peygamber Efendimiz’e (sallallâhu aleyhi ve sellem) ait olduğu kabul edilen Sakal-ı Şerif ve Saç-ı Şerif, Ravza-i Şerifi’nin örtüsü, Kabe örtülerinden parçalar, Kadem-i Şerif örnekleri ve farklı kutsal emanetler de muhafaza ediliyor. Celep, kendisine getirilen emanetleri eski muhafazalarından çıkararak bakım ve onarımlarını yaptıktan sonra bal mumunu yeniliyor ve yeni muhafazalara yerleştirerek gelecek nesillere aktarılmasını sağlıyor. "Manevi bir emirle başlayan hizmet" Mukaddes emanetlerin restorasyonunu gerçekleştiren Özer Celep, çalışmanın manevi bir hikâyeyle başladığını belirterek, "Kutsal emanetlerin restorasyonunun yapıldığı bir yerdeyiz şu an. 2008 yılında başlayan bir süreç. Daha öncesinde hayaller, hikâyeler vardı ama manevi bir emirle, görülen bir rüyanın tezahürüyle diyelim bu iş başladı. Sonrasında da buraya kadar gelmesi o rüyanın gerçek olduğuna dair bir alamet oldu. Sakal-ı Şerif’i sana verdim gibi farklı kişiler üzerinden ve kendi şahsım üzerinden görülen bir rüya sonrası bu hizmetler başladı. Aslında bu emanetlerin hizmetiyle alakalı bir çalışma ve bunun bir müjdesi olduğunu düşünüyorum" dedi. "Amacımız bu emanetleri bizden sonraki nesillere ulaştırmak" Celep, yapılan restorasyon çalışmalarının temel amacının mukaddes emanetleri gelecek nesillere ulaştırmak olduğunu ifade ederek, "Restorasyon çalışmalarında bizzat emanetin bakımının yapılması, muhafazasının değişmesi, sandığının ve bohçasının yenilenmesi gibi işlemler yapılıyor. Asıl amaç bizden sonraki nesillere Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) bereketine ulaşmaya bir köprü olmak. Bu emanetlerin belirli aralıklarla kontrol edilmesi gerekiyor. İki, üç ya da beş yıllık periyotlarla gözlemleyerek en geç beş yılda bir bakım yapılması verimli oluyor. Elinde böyle bir emanet olan kişiler için bakım ve restorasyon yapmak bizim uğraşımız. Buraya vakfedilmiş emanetleri görmek isteyen çok kişi oluyor ancak bizim asıl çalışmamız restorasyon olduğu için ziyaretlere her zaman imkan sağlayamıyoruz" diye konuştu.