GÜNDEM
Kızılay kurban bereketini yıl boyu yaşatacak 06 Mayıs 2026 Çarşamba - 13:27:21 Türk Kızılay Manisa Şubesi, "Kurban Bereketini Yıl Boyu Yaşatıyorsan Hilal Olsun Türkiye-Hilal Olsun Manisa" sloganıyla başlattığı bağış kampanyasıyla milyonlarca sofraya ulaşmayı hedefliyor. Türk Kızılay Manisa Şubesi, 2026 yılı vekâletle kurban kesim kampanyasını, Türk Kızılay Gönüllü Merkezi’nde düzenlenen basın toplantısıyla kamuoyuna duyurdu. "Kurban Bereketini Yıl Boyu Yaşatıyorsan Hilal Olsun Türkiye - Hilal Olsun Manisa" sloganıyla başlatılan kampanya kapsamında bağışların yıl boyunca vatandaşların sofralarına ulaştırılması hedefleniyor. Bağış kampanyasıyla ilgili düzenlenen basın toplantısına Türk Kızılay Genel Merkez Denetim Kurulu Üyesi Selman Keresteci, Türk Kızılay Manisa İl Merkezi Başkanı Öner Gürsel, Manisa Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Önder Aydın ile Kızılay Yönetim Kurulu üyeleri katıldı. Türk Kızılay tarafından açıklanan 2026 yılı kurban vekâlet bedellerinin yurt içi ve Gazze/Filistin için 17 bin 250 lira, yurt dışı için ise 6 bin 350 lira olarak belirlendiği, bağışların 2 ila 4 taksit imkânıyla yapılabileceği bildirildi. Kampanya kapsamında Türkiye, Gazze/Filistin ve yaklaşık 30 ülkede kurban organizasyonu gerçekleştirileceği, Afrika, Asya, Balkanlar ile Orta Doğu başta olmak üzere geniş bir coğrafyada milyonlarca sofraya ulaşılmasının hedeflendiği ifade edildi. Türk Kızılay Manisa İl Merkezi Başkanı Öner Gürsel, toplantıda yaptığı konuşmada, Manisa’dan kampanyaya her yıl yoğun destek geldiğini belirterek vatandaşlara erken bağış çağrısında bulundu. Geçtiğimiz yıl özellikle Gazze/Filistin için yürütülen kampanyanın yoğun talep nedeniyle bayrama günler kala sona erdiğini hatırlatan Gürsel, bu durumun Türk Kızılay’a duyulan güveni gösterdiğini dile getirdi. Türk Kızılay’ın sadece kurban kesimi yapmadığını vurgulayan Gürsel, bağışlanan kurban etlerinin modern tesislerde kavurma ve kıyma konservesi haline getirildiğini, bu ürünlerin yıl boyunca sofralara ulaştırıldığını belirtti. Türk Kızılay Genel Merkez Denetim Kurulu Üyesi Selman Keresteci de, Kızılay bağışçılarının desteği ile tüm mazlum coğrafyalarda ciddi bir çalışma yürütüldüğünü ve bağışlanan kurban vekâletleri ile dünyanın birçok noktasında sofralara ulaşacağını açıkladı.
06 Mayıs 2026 Çarşamba - 13:26 Belediye başkanından görülmemiş teşvik: 10 çocuk yapana sıfır araç, 8 çocuk yapan iş imkanı Ordu’nun Kumru Belediye Başkanı Yusuf Yalçuva, ilçede azalan nüfusun yeniden artmasını sağlamak için eşi benzeri görülmemiş bir teşvik başlattı. Belediye meclisinde kabul edilen teşvik kapsamında 10 çocuk yapan ailelere sıfır kilometre araç hediye edilecek, 8 çocuk yapanlara ise belediyede iş imkanı sunulacak, ayrıca 3’üncü ve sonrası her çocuk için artı 50’şer bin lira teşvik verilecek. Kumru Belediyesi’nin başlattığı ’Aile Teşvik Programı’ kapsamında çok çocuklu ailelere yönelik teşvikler açıklandı. Programa göre, 3’üncü çocuk ve sonrasında her çocuk için 50’şer bin lira teşvik verilecek. Ayrıca 8’inci çocuğu olan ailelere 300 bin lira ve belediyede iş imkanı sunulacak. 10’uncu çocuğu olana sıfır kilometre araç Program kapsamında 10 çocuk yapan ailelere ise sıfır kilometre araç satın alınıp teslim edilecek. 4 Mayıs tarihli Belediye Meclisi kararı ile yürürlüğe giren program, bu tarihten sonra doğacak olan çocukları kapsarken, başvuru için en az 2 yıl Kumru ilçesinde ikamet şartı aranıyor. Teşvik ücretleri annelerin hesaplarına yatacak Kumru Belediye Başkanı Yusuf Yaşçuva, belediye olarak ’büyük aile, güçlü Türkiye, güçlü Türkiye’ düşüncesi ile yol çıkarak, belediyenin aile teşvik programını hayata geçirdiklerini söyledi. Başkan Yalçuva, ailelere çocuk sayısına göre çeşitli teşvikler vereceklerini belirterek, "Üçüncü çocuğa 50 bin, dördüncü çocuğa 100 bin ve 5’inci çocuk için ise 150 bin lira bağışları hemen hesaplarına geçireceğiz inşallah. Tabi bazı şartlarımız var, ikametgahlarının Kumru’da olması gerekiyor, annenin hesap numarası olması gerekiyor" dedi. "Amacımızın ilçemizin nüfusunu arttırmak" Artan her çocuk sayısı için 50 bin lira fazla bağış yapacaklarını, 8 çocuk yapan ailelere 300 bin lira ile belediyede iş imkanı, 10 çocuk yapan ailelere ise sıfır kilometre araç hediye edeceklerini kaydeden Başkan Yalçuva, "10 çocuk yapan ailelere sıfır aracı alıp bizzat teslim edeceğiz. Kumru’da her geçen gün nüfus azalıyor, nüfusun çoğalması için bu tür bir proje başlatmak istedik. Biz de ödüllerimizi vererek hem ailelerimize katkı sağlayacağız, aynı zamanda ilçemizde nüfusun artmasına katkı sağlayacağız" diye konuştu.
06 Mayıs 2026 Çarşamba - 13:23 İzmir’de trafik denetimleri sonucu ölümlü kaza oranı yüzde 31 düştü İzmir’de 2-8 Mayıs Karayolları Trafik Haftası kapsamında düzenlenen etkinlikte konuşan Trafikten Sorumlu İl Emniyet Müdür Yardımcısı Şamil Özsagulu, kentte yılın ilk 4 ayında 1 milyon 820 bin aracın denetlendiğini ve ölümlü trafik kazalarında yüzde 31 azalma yaşandığını açıkladı. İzmir İktisat Kongresi binasında 2-8 Mayıs Karayolları Trafik Haftası etkinlikleri kapsamında düzenlenen program, saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. İlkokul öğrencileri koro halinde trafik andını okudu. Trafik güvenliğine katkı sağlayan personellere takdir belgelerinin verildiği törenin ardından katılımcılar trafik denetimlerinde kullanılan yeni teknolojik cihazların yer aldığı sergi alanını gezdi. Sergide İzmir Şoförler ve Otomobilciler Odası tarafından modernize edilen ve taksilerin konum ile doluluk durumlarını anlık izleyerek şehir içi ulaşım analizleri yapılmasını sağlayan araç takip sistemi de tanıtıldı. Kazalarda yüzde 31 azalma sağlandı Program kapsamında açıklamalarda bulunan Trafikten Sorumlu İl Emniyet Müdür Yardımcısı Şamil Özsagulu, denetimlerin kararlılıkla sürdüğünü ifade etti. İlde kayıtlı 2 milyon civarında araç bulunduğunu belirten Özsagulu, "2026 yılının ilk 4 ayında 1 milyon 820 bin civarında araç ve sürücü denetlenmiştir. Bu rakam neredeyse her sürücünün en az bir kez denetlendiği anlamına geliyor. Artan denetim faaliyetleri ve görevlilerin görünürlüğünün sağlanmasıyla il genelinde 2025 yılının aynı dönemine oranla ölümlü trafik kazalarında yüzde 31, yaralanmalı kazalarda ise yaklaşık yüzde 4 oranında azalma sağlanmıştır" dedi. Eğitim faaliyetleri aralıksız sürüyor Denetimlerdeki temel amacın yol kullanıcılarını cezalandırmak değil, alışkanlık haline gelmiş hatalı davranışları değiştirmek olduğunu aktaran Özsagulu, "Kural ihlallerinin tekrar edilmemesi için idari para cezalarının yüzde 39’u sürücülerin yüzüne karşı düzenlendi. 2025-2026 eğitim döneminde okullar ziyaret edilerek 225 bine yakın öğrenciye eğitim verildi. Çocuk trafik eğitim parklarında ise yaklaşık 5 bin öğrenci misafir edildi. Öğrencilerin güvenli yolculuk yapmasını sağlayan 3 bini aşkın servis sürücüsü ve personeli de ekiplerimiz tarafından eğitildi." şeklinde konuştu. İzmir İktisat Kongresi binasında düzenlenen programa İzmir Vali Yardımcısı Nusret Şahin, Trafikten Sorumlu İl Emniyet Müdür Yardımcısı Şamil Özsagulu, İl Jandarma Komutan Yardımcısı Jandarma Albay Mete Barakazi ile çok sayıda trafik polisi ve otoyol jandarması ekipleri katıldı.
Depremde kaybolan ve 44 gün sonra ‘Kadir’ diyerek bulabildiği otogarın maskotu kedisine gözü gibi bakıyor
20 Mart 2026 Cuma - 09:22 Depremde kaybolan ve 44 gün sonra ‘Kadir’ diyerek bulabildiği otogarın maskotu kedisine gözü gibi bakıyor Hatay’ın Defne ilçesinde yaşayan Ahmet Mengülloğlu, Yeşilçam yıldızı Kadir İnanır’dan esinlenerek ’Kadir’ ismini verdiği 7 yıllık kedisini depremde kaybetti ve 44 gün sonra bulabildi. Otogarın maskotu olan ‘Kadir’ ve ’Paşa’ adlı iki kediye gözü gibi bakan Mengüllüoğlu takdir topluyor. Hatay’ın Defne ilçesi Sümerler Mahallesi’nde yaşayan Ahmet Mengülloğlu, 37 yıldır otobüs terminalinde yazıhanede çalışarak geçimini sağlıyor. Mengülloğlu, yaklaşık 1 aylıkken terk edilmiş halde bulduğu kediyi sahiplenerek 7 yıldır bakıyor. Otogarın maskotu olan ve depremde kaybolan kedi, Mengüllüoğlu’nun ‘Kadir’ diye seslenmesiyle 44 gün sonra bulundu. Yeşilçam yıldızlarından Kadir İnanır’dan esinlenerek kediye ‘Kadir’ ismini veren Mengüllüoğlu, ‘Paşa’ ismini verdiği kediyle beraber iki kedinin bakımını yapıyor. Mengüllüoğlu, otogarda vatandaşların da sevdiği kedilere olan merhametiyle takdir topluyor. "Deli dolu hareketler yapınca ben de ‘Deli Kadir’ oyuncusu olan Kadir İnanır’dan esinlenerek ismini koydum" Yeşilçam yıldızı Kadir İnanır’dan esinlenerek yıllardan beri baktığını kediye ‘Kadir’ ismini koyan yazıhane sahibi Ahmet Mengüllüoğlu, "Ben 37 yıldan beri otogarda çalışıyorum. Ben genelde hayvanseverim ve kediyi yaklaşık 1 aylıkken terk edilmiş şekilde gördüm. Yanıma almaya karar verdim. Kedi 7 yıldan beri benim yanımdaydı ama deprem olunca kayboldu. Kedi depremden sonra 44 gün kayıptı ve ben de tesadüf olarak otogarın dışında gördüm. Onu gördüğümde seslenince kendisi beni tanıdı ve hemen yanıma geldi. Kediye ‘Kadir’ ismini koyma sebebim; deli dolu hareketler yapınca ben de ‘Deli Kadir’ oyuncusu olan Kadir İnanır’dan esinlenerek ismini koydum" dedi. "İnsanların canlılarla sürekli zaman geçirmesini, hatta sevmesini öneriyorum" Otobüs terminalinde yıllardır iki kediyi beslediğini ifade eden Mengüllüoğlu, "Depremden önce çok heyecanlı, yerinde durmayan bir kediydi ama depremden sonra psikolojik olarak çok etkilendi. Depremden sonra hiç yerinden kalkmaz, hep uyur ve yemeğini yer. Deprem onu psikolojik açıdan bozmuş durumda. Bizde onunla ilgilenmeye başlayınca az çok kendine geliyor. Çevredekiler Otobüs Terminali’nde kediyi görünce çok şaşırıyorlar. Genelde bana kediye Kadir ismini neden koyduğumu soruyorlar. Hayvansever olduğum için beni takdir ediyorlar. Kediyi 7 yıldan beri hiç yanımdan ayırmam. Diğer kedimin ismini de ‘Paşa’ koydum. Depremden annesi depremde otogarda küçük odada yaşıyordu ve bu odanın içinde doğurdu. Depremden bu yana bu odada yaşamaktaydı, ben de annesinin yerine bakıyorum. Paşa, yerinde durmayan şımarık bir kedi. Depremin simgesi olarak bu odada yaşamaya devam ediyor. İnsanların canlılarla sürekli zaman geçirmesini, hatta sevmesini öneriyorum" ifadelerini kullandı.
Kütahya’nın asırlık çınarı Dudu Teyze, iki devri birden yaşadı
20 Mart 2026 Cuma - 09:15 Kütahya’nın asırlık çınarı Dudu Teyze, iki devri birden yaşadı Kütahya’nın Simav ilçesine bağlı Efir köyünde yaşayan 106 yaşındaki Dudu Candan, hem Osmanlı’nın son dönemine hem de Cumhuriyet’in kuruluşuna tanıklık ederek adeta yaşayan bir tarih olarak dikkat çekiyor. 1920 yılında dünyaya gelen Candan, VI. Mehmed döneminde doğdu. Osmanlı Devleti’nin son yıllarını, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunu ve 2. Dünya Savaşı’nı gören Candan, Cumhuriyet tarihi boyunca görev yapan tüm cumhurbaşkanlarına da tanıklık etti. Asırlık ömrünü Simav’daki köyünde sürdüren Dudu Candan, uzun yaşamın sırrını ise sade bir yaşam tarzına bağlıyor. Az yemek yediğini belirten Candan, "Sofradan doymadan kalkıyorum. Yoğurt ve yeşilliği bolca tüketiyorum. Doğal besleniyorum" ifadelerini kullandı. 51 yıl önce eşini kaybettiğini anlatan Candan, hayatını evladıyla birlikte sürdürdüğünü belirterek, "Simav Kaymakamlığı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı ekipleri 15 günde bir gelip temizlik yapıyor, çamaşırlarımı yıkıyor. 65 yaş aylığım da geliyor. Allah devletimize zeval vermesin" dedi. Efir Köyü Muhtarı Salim Koç ise Dudu Candan’ı düzenli olarak ziyaret ettiklerini belirterek, "Her ay mutlaka ziyaret ederim. Yaşlılık aylığını da ben teslim ediyorum. Bir ihtiyacı olup olmadığını sorarım. Dudu Teyzemiz bizim için çok kıymetli" diye konuştu. 3 çocuk ve 11 torun sahibi olan Dudu Candan’ın torununun torununu da gördüğü öğrenilirken, Efir Köyü’nün en yaşlı sakini olarak biliniyor.
Kent Konseyi Başkanı Başkan Tanfer’den Ramazan Bayramı mesajı
20 Mart 2026 Cuma - 09:12 Kent Konseyi Başkanı Başkan Tanfer’den Ramazan Bayramı mesajı Erzurum Kent Konseyi Başkanı Hüseyin Tanfer, Ramazan Bayramı dolayısıyla bir mesaj yayınladı. Başkan Tanfer mesajında şu ifadeleri kullandı: ’’Milletimizin yaşamında önemli yeri bulunan bayramlarımız, mutlulukların paylaşıldığı, birlik, beraberlik, kardeşlik, dostluk duygularının güçlendirildiği, dargınlık ve kırgınlıkların unutulduğu, insanların kaynaşmasına ve huzurlu yaşamın tesisine vesile olan müstesna günlerdir. Dayanışma gibi yüce bir duygunun tezahür ettiği bu kutsal günlerde, bizleri bir arada tutan değerlerimizi yaşatmak, birlik ve beraberliğimizi korumak, huzur ve barış ortamını sürdürmek, kardeşlik duygularımızı geliştirmek için daha çok çaba göstermeliyiz. Her bayram olduğu gibi, bu bayramda da kırgınlıkları, küskünlükleri ve dargınlıkları bir kenara bırakarak, gönül kapılarımızı ardına kadar açık tutalım. Yaşamımızı zenginleştiren ve renklendiren bayramları, insanların birbirine yakınlaşması, kaynaşması, üzüntülerin yerini sevincin alması, kardeşlik ve dostluk bağlarının canlanması, birliğimizin daha da güçlenmesi için önemli birer fırsat olarak değerlendirelim. Kimsesizlerimizi unutmayıp, büyüklerimizin gönüllerini alalım, yüreklerinden kopup gelen hayır dualarına mazhar olalım. Hep birlikte can olalım, canan olalım, bayramla huzur bulalım ve huzuru yaşatalım. Bu duygu ve düşüncelerle, Şehitlerimizi rahmetle, gazilerimizi minnetle yâd ediyorum. Ramazan Bayramı’nın Erzurumlu hemşerilerim başta olmak üzere, ülkemiz, İslam âlemi ve insanlık için, dostluk ve barışa, sevgi ve kardeşliğe vesile olması temenni ediyor, milletçe geçireceğimiz sağlık, mutluluk ve huzur içerisinde nice bayramlar diliyorum. Bayramınız mübarek olsun.’’
Ziraat mühendisliğini 7 yılın ardından bırakarak devlet desteğiyle kurduğu çiftliğinde ‘hiçbir zaman pişman olmayacağım bir iş’ dediği hayvancılığa başladı
20 Mart 2026 Cuma - 09:11 Ziraat mühendisliğini 7 yılın ardından bırakarak devlet desteğiyle kurduğu çiftliğinde ‘hiçbir zaman pişman olmayacağım bir iş’ dediği hayvancılığa başladı Hatay’ın Kırıkhan ilçesinde 7 yıl boyunca ziraat mühendisliği yaptıktan sonra mesleği bırakan Halil Ateş, "Hayvancılık işi zor bir iş ama hiçbir zaman pişman olmayacağım bir iş" diyerek devlet desteğiyle kurduğu çiftliğinde hayvancılığa başladı. Severek yaptığı hayvancılıkta 30 angusunun sayısı kısa sürede 100’ e çıkarmayı hedefleyen Ateş’in 3 ay içerisinde 27 buzağısı oldu. Kırıkhan ilçesi Ilıkpınar Mahallesi’nde yaşayan Halil Ateş, 7 yıl boyunca özel sektörde ziraat mühendisliği yaparak geçimini sağladı. Depremde önce hem ziraat mesleğini hem de hayvancılık yapan Ateş, deprem olduktan sonra hayvancılık mesleğini bırakmak zorunda kaldı. Ziraat mühendisliğini 7 yıl yaptıktan sonra kendi iş yerini açan Ateş, depremden 3 yıl sonra Tarım ve Orman Bakanlığının ‘Kırsalda Bereket Küçükbaş Hayvancılığa Destek Projesi’ne başvurup onay aldı. Başvurusu onaylandıktan sonra hayvancılığa ilk adımını atan Ateş, 5 ay önce kurduğu ahırına Iğdır’dan Angus cinsi 30 büyükbaş hayvan satın aldı. Çocukluğundan beri hayvancılık mesleğini seven Ateş, gebe angusların birçoğunu doğumu gerçekleşirken ahırdaki hayvan sayısını 100 çıkarak kendi buzağılarını üretmeyi amaçladığını söyledi. "Yaklaşık 3 ay önce ahırımızı kurduk ve Iğdır’dan 30 gebe angus cinsi büyükbaş hayvan aldık" Ziraat mühendisliğini 7 yıl yaptıktan sonra hayvancılığa başlayan Halil Ateş, "Biz çocukluğumuzdan beri hayvancılık yapıyoruz. Depremden sonra hayvancılığı bırakmıştık. Ben ziraat mühendisiyim ve yaklaşık 7 yıl özel sektörde çalıştım. Depremden önce de ziraat üzerine kendi işyerimi açmıştım. Devletimizin sağladığı kırsalda bereket hayvancılığı destek programına katılmak istedik. Buraya yaklaşık 3 ay önce ahırımızı kurduk ve kırsalda bereket hayvancılığı destek programı onaylanmıştı. Iğdır’dan 30 gebe angus cinsi büyükbaş hayvan aldık. Gebe angus cinsi büyükbaşlarda doğumlarımız devam ediyor. Hayvanlarımızdan memnunuz ve ürküp kaçacak hayvanlar değiller. Doğum yaptığında gidip yavrusuna dokunabiliyorsunuz. Burada büyükbaşlardan 10’unun doğumu gerçekleşti ve birkaçı doğuramadı veya ölü olarak doğdu. İlk gebelerde böyle sıkıntılar yaşanılabiliyor" dedi. "Amacımız bu ahırda 100 hayvana çıkarak kendi buzağımızı kendimiz üretmek istiyoruz" Ahırdaki hayvan sayısını çoğaltarak kendi buzağılarını üretmeyi hedefleyen Halil Ateş, "Hayvancılığı şu anda tek yapıyorum, hiçbir iş kolay değil ama bu işi sevmek gerekiyor. Burada ilk doğumumuz gerçekleşti. Doğum gerçekleşince bambaşka bir his oluyor. Bir şeyleri yetiştirmek, üretmek veya o buzağının sana muhtaç olması, senin ona bakman bunlar ayrı güzel duygulardır. Bu hayvancılık işi zor bir iş ama hiçbir zaman pişman olmayacağım bir iş. Biz ziraat mühendisi olarak çok gezdiğimiz için doğa ile iç içeyiz. Diğer meslek gruplarına göre doğayı geziyoruz. Kuraklık ve maddi sıkıntılardan dolayı işyerindeki stresi hayvanlarla ilgilenerek atabiliyoruz. Burada 30 gebe angusumuz vardı ve doğumları gerçekleşti. 7 buzağı ile birlikte 20 buzağımız var. Burada besi hayvanı yetiştireceğiz. Amacımız bu ahırda 100 hayvana çıkarak kendi buzağımızı kendimiz üretmek istiyorum" ifadelerini kullandı. (RMZ-VK-