GÜNDEM
Türkiye Yeşilay Cemiyeti Genel Başkanı Dinç: "Bağımlılıkla mücadelede devletin çabası yetmez, herkes sorumluluk almalı" 03 Mart 2026 Salı - 18:30:04 Türkiye Yeşilay Cemiyeti Genel Başkanı Doç. Dr. Mehmet Dinç, "Bağımlılıkla mücadelede devletin çabası yetmez, herkes sorumluluk almalı" dedi. Niğde’deki programı çerçevesinde ilk olarak Vali Nedim Akmeşe’yi ziyaret eden Türkiye Yeşilay Cemiyeti Genel Başkanı Doç. Dr. Mehmet Dinç, kentte yürütülmesi planlanan projelere ilişkin bilgi alışverişinde bulundu. Ziyaretin ardından Yeşilay Danışmanlık Merkezi’nde basın mensupları ve gönüllülerle bir araya gelen Dinç, Türkiye genelinde yürütülen çalışmalar hakkında kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Türkiye’nin her köşesinde 104 yıldır faaliyet gösterdiklerini ifade eden Dinç, bağımlılığın birey ve toplum üzerindeki yıkıcı etkilerine dikkat çekerek, "Bağımlılık bir insanın başına gelmiş en kötü şeydir. Bağımlı insan işini kaybeder, ilişkilerini kaybeder, sevdiklerini, dostlarını kaybeder, sağlığını, yeteneğini kaybeder ve en sonunda kendini kaybeder. Bir insanın, aynı zamanda bir toplumun da başına gelebilecek en kötü şey, çocuklarının, gençlerinin, gelecek nesillerinin bağımlı olmasıdır. O yüzden Türkiye Yeşilay Cemiyeti, ne herhangi bir insanımız bu problemi yaşasın istiyor ne de toplumumuzda böyle bir problem olsun istiyor. Çünkü hem bireye zarar veriyor hem toplumu kökünden yıkan olumsuz etkiler ortaya çıkarıyor" ifadelerini kullandı. Bağımlılıkla mücadelenin yalnızca kurumların çabasıyla sınırlı kalmaması gerektiğini vurgulayan Dinç, "Seferberlik diyoruz, çünkü bağımlılıkla mücadelede devlet kurumları gayret ediyor, yetmez. Yeşilay çalışma yapıyor, yetmez. Her bir insanımızın bu konuda sorumluluk alması, bu yükün altında kalmamak için mücadelemize destek vermesi gerekiyor" dedi. Dinç, bağımlılığın aileler üzerinde oluşturduğu ağır yükü şu sözlerle anlattı: "Danışanlarımızdan birinin annesi şöyle yazmış; ‘Ben evladımdan vazgeçmiştim, siz vazgeçmediniz, şimdi kurtuldu’ demiş. Bir insan evladından vazgeçer mi? Geçebiliyor. Çünkü bağımlılık öyle bir noktaya getiriyor ki anne, ‘Evladım ölsün diye dua ediyorum. Kendine de eziyet ediyor, bize de eziyet ediyor, başkasına da eziyet ediyor’ diyor. Allah hiçbir yuvaya vermesin istiyoruz." Yeşilay’dan çocuklar ve gençler için eğitim ve projeler Bağımlılıkla mücadelenin özellikle çocuklar ve gençler üzerinden güçlendirilmesi gerektiğini belirten Dinç, anaokulundan itibaren eğitim verdiklerini söyledi. Türkiye Bağımlılıkla Mücadele Eğitim Programı kapsamında bugüne kadar 7 milyon öğrenciye ulaştıklarını ifade eden Dinç, 188 üniversitede Genç Yeşilay kulüplerinin faaliyet gösterdiğini kaydetti. Gençlerin enerjisinden ve vizyonundan yararlanmak istediklerini ifade eden Dinç, spor salonları, kütüphaneler ve atölyelerle çocuklara güvenli alanlar oluşturduklarını, Niğde’de "Yeşil Kampüs" projesini hayata geçirmek istediklerini belirtti. Uyuşturucu, kumar ve tütün bağımlılığına dikkat çeken Dinç, "Uyuşturucuyla, kumarla, tütünle alakalı problemler var. Artık sayı vermeye gerek yok. Yangın yanımızda. Yangın geliyor diye bağırmaya gerek yok, bizatihi görüyoruz, sıcağını hissediyoruz. Yangın varken bir yerde başka iş yapılmaz. Kimin ne işi varsa bırakır, herkes toplu şekilde yangın söndürmeye gider. Şu anda bağımlılıkla alakalı bir yangın var. Bütün dünyada var, ülkemizde de var. İşimizi gücümüzü bırakacağız, birinci önceliğimiz bu yangını söndürmek olacak. Niğde’de verdiğimiz bu mücadelede sizlerin de çok desteğini bekliyoruz" şeklinde konuştu.
03 Mart 2026 Salı - 18:25 Türk Eğitim Sen Genel Başkanı Geylan: "Meslektaşımız öğrencisi tarafından katledildi" Türkiye Eğitim, Öğretim ve Bilim Hizmetleri Kolu Kamu Çalışanları Sendikası (Türk Eğitim Sen) Genel Başkanı Talip Geylan, İstanbul’da öldürülen öğretmen Fatma Nur Çelik hakkında, "Öğretmene şiddet sadece öğretmenin meselesi değil, toplum meselesidir" dedi. İstanbul’un Çekmeköy ilçesindeki Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde Biyoloji Öğretmeni Fatma Nur Çelik’in 17 yaşındaki öğrencisinin bıçaklı saldırısı sonucu hayatını kaybetmesinin ardından Türk Eğitim Sen, İstanbul’daki tüm okullarda bir gün iş bırakma eylemine gitti. Konuya ilişkin açıklama yapan Türk Eğitim Sen Genel Başkanı Talip Geylan, kamuda öğretmene şiddet mevzusunun ilk olmadığını belirterek, ciddi bir çözüm olmadan öğretmene şiddetin ve cinayetlerin artacağına dikkat çekti. Geylan, kamuda şiddet yasasının tüm kamu görevlilerine hitap etmesi gerektiğini ifade ederek, eğitimin ailede başladığını ve gerekirse suç işleyen çocukların ailelerinin de ceza alması gerektiğini sözlerine ekledi. "Meslektaşımız öğrencisi tarafından katledildi" Öğretmenlere şiddet mevzusunun zaten var olduğunu, fakat dün yaşanan olayın bir öğrenci tarafından gerçekleştirildiğinin ayrı bir parantez içinde değerlendirilmesi gerektiğini belirten Geylan, "Ufak kesimlerden öğretmenlere yönelik şiddet duyuyoruz. Ama bahsi geçen meslektaşımız öğrencisi tarafından katledildi. Bu acayip bir şeydir. Toplumumuzun, ailemizin dikkat meselesi olması gerekir. Bu toplum, bir süre öncesine kadar çocuğunu okula kaydettirmeye getirirken ‘Öğretmenim eti senin, kemiği benim’ teslimiyetiyle okula yaklaşırdı. Nereden nereye geldik? Ben buradan ailelere seslenmek istiyorum, topluma seslenmek istiyorum. Öğretmene verdiğiniz değer, aslında sizin çocuğunuza ve çocuğunuzun geleceğine verdiğiniz kıymettir" diye konuştu. "Öğretmene kıymet vereceksiniz ki, çocuğunuzun geleceğine yatırım yapmış olun" Eğitimin evde başladığını ama okulda devam ettiğini ifade eden Geylan, "Öğretmene kıymet vereceksiniz ki çocuğunuzun geleceğine yatırım yapmış olun. Öğretmene kıymet vereceksiniz ki çocuğunuza değer vermiş olacaksınız. Ben bu noktada ailelerimizin, toplumumuzun daha sorumlu davranması gerektiğini düşünüyorum. Okullardaki şiddetin birçok nedeni var. En başta okullarımızda yeterli güvenlik önlemlerini maalesef alınmıyor. Her okulda yeterli sayıda güvenlik personel tahsis edilmeli. Güvenlik hizmeti adeta nöbetçi öğretmenler eliyle sağlanıyor. Bu yetersizdir. Ben buradan Milli Eğitim Bakanlığı’na çağrıda bulunuyorum. Okullarımızda güvenlik personeli yeterli bulunsun istiyorum" şeklinde konuştu. "Disiplin yönetmelikleri yeniden düzenlenmeli" Okullardaki disiplin yönetiminin yetersiz seviyede olduğunu ve bunun artırılması gerektiğini vurgulayan Geylan, "Disiplin yönetmelikleri yeniden düzenlenmeli. Caydırıcı tedbirler alınmalı. Sadece velilerimiz değil, öğrencilerimiz de yapmış oldukları tutum ve söylemlerin bir ceremesi olduğunu bilmeli. Dolayısıyla disiplin yönetmelikleri yeniden düzenlenmeli. Caydırıcı tedbirler alınmalıdır. Başta Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi (CİMER) olmak üzere asılsız birtakım bildirimlerle, ihbarlarla soruşma açılıyor. Bunu asla kabul etmiyoruz. CİMER’e bir şekilde düzen getirilmeli" ifadelerini kullandı. "Gelecek, eğitimle gelecek" Okullardaki rehberlik servis hizmetlerinin yeterli seviyede olmadığını, okullardaki rehberlik servisi hizmetlerinin kapasitesinin artması gerektiğinin altını çizen Geylan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Öğretmene şiddet; sadece öğretmenin meselesi değil, toplum meselesidir. Gelecek, eğitimle gelecek. Biz geleceği, çocuklarımızın geleceğini, eğitimle şekillendireceğiz. Eğitimin de asli unsuru, taşıyıcı unsuru öğretmendir. Öğretmenin itibarını gözetmeden, sağlıklı eğitim hizmeti alamayız. Bir diğer beklentimiz de okullarımızdaki rehberlik hizmetlerinin yeteri sayıda kurulması. Şu anda bu konuda eksiklik var. Her 100 öğrenciye bir rehber öğretmen düşecek sayıda normların belirlenmesi lazım. Bu lazım ki suça meyilli, psikolojik sorun yaşayan, suça özenen öğrencilerimizi erken dönemde tespit edelim ve tedbirlerimizi alalım."
03 Mart 2026 Salı - 18:22 Memur maaşlarında "çoklu veri ortalaması" ve "aylık eşel mobil" çağrısı HEKİMSEN, kamu çalışanlarının maaş artışlarını belirleyen enflasyon verilerinde çoklu veri ortalaması modeline ve aylık eşel mobil sistemine geçilmesi çağrısında bulundu. HEKİMSEN’den yapılan yazılı açıklamada, Türkiye’de her ay açıklanan enflasyon verilerinin kamuoyunda tartışma oluşturduğu ve farklı kurumlarca açıklanan oranlar arasındaki farkın, kamu çalışanlarının maaş artışlarının belirlenmesinde güven sorunu oluşturduğu belirtildi. Bir kurumun aylık enflasyonu yüzde 2,96 olarak duyururken, diğerinin yüzde 3,85, farklı bir araştırma grubunun ise yüzde 4,01 oranını açıklayabildiğine dikkati çekilen açıklamada, bu durumun "Gerçek enflasyon hangisi?" sorusunu yeniden gündeme taşıdığı ifade edildi. Açıklamada, enflasyon oranlarının ürün sepeti, veri toplama yöntemi, örnekleme alanı ve hesaplama tekniklerine göre değişiklik göstermesinin akademik düzeyde tartışılabileceği ancak maaş artışlarının tek bir veri kaynağına bağlanmasının ciddi sorun oluşturduğu vurgulanarak, yüzde 1’lik bir farkın bile yıl boyunca biriktiğinde ciddi bir reel gelir kaybına dönüştüğü kaydedildi. "Enflasyon oranı birden fazla veri kaynağı ile belirlenmelidir" Maaş artışlarının tek bir veri kaynağına göre belirlenmesinin, veriler tartışmalı hale geldiğinde güveni sarstığı aktarılan açıklamada, enflasyon farkının yalnızca Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine bağlı kalınmadan hesaplanması gerektiği savunuldu. Çalışan lehine güvenlik mekanizması oluşturulması gerektiği belirtilen açıklamada, şu önerilere yer verildi: "Enflasyon oranı; İstanbul Ticaret Odası (İTO), Yükseköğretim Kurulu (YÖK) bünyesindeki bir üniversite, çeşitli sivil toplum kuruluşları ve Merkez Bankası gibi en az üç bağımsız veya resmi ekonomik araştırma kuruluşunun açıkladığı verilerin ortalaması esas alınarak hesaplanmalı. Bu kurumlar, toplu sözleşme görüşmelerinde tarafların mutabakatıyla belirlenmeli ve hesaplama yöntemi şeffaf olmalı. Çalışan aleyhine bir durum oluşmaması için, üçlü ortalama TÜİK verisinden düşük çıkarsa TÜİK oranı esas alınmalı." Enflasyonun her ay artmasına rağmen maaşların 6 ayda bir güncellenmesinin kamu çalışanlarını fiilen her ay gelir kaybına uğrattığı belirtilen açıklamada, "eşel mobil" sisteminin enflasyon oranı uygulamasında aylık olarak hayata geçirilmesi talep edildi. Bu modele göre, TÜİK ile birlikte en az üç kurumun açıkladığı aylık enflasyon verilerinin ortalamasının ilgili ayın maaş katsayılarına otomatik olarak yansıtılması gerektiği belirtilerek, "2026 yılı ocak ve temmuz dönemsel artışları, önceki zam mahsup edilmeden doğrudan uygulanmalıdır" denildi. Enflasyon tartışmasının yalnızca teknik bir mesele olmadığı, kamu çalışanlarının sofrasını ve geleceğini doğrudan etkilediği altı çizilen açıklamada, "adil ücret, şeffaf veri, otomatik koruma" vurgusu yapıldı. Açıklamada, reel gelirin korunmadığı bir sistemde mesleki motivasyonun ve kamu hizmetinde sürdürülebilirliğin sağlanamayacağı ifade edildi.
Başiskele’de kadın ve aile hizmet merkezleri Bakan Göktaş’ın katılımıyla açılacak
03 Mart 2026 Salı - 16:02 Başiskele’de kadın ve aile hizmet merkezleri Bakan Göktaş’ın katılımıyla açılacak Başiskele’de kadınların sosyal ve ekonomik hayata katılımını güçlendirmek amacıyla tamamlanan 4 hizmet merkezi törenle hizmete alınacak. Başiskele Belediyesinden yapılan açıklamaya göre, 5 Mart Perşembe günü saat 17.00’de Körfez Mahallesi Mahmut Çavuş Caddesi’nde düzenlenecek toplu açılış törenine, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş da katılacak. Törende; BAŞ-MEK Kadın El Emeği Mağazası ve Gün Evi, BAŞ-MEK Yeşilyurt Kurs Merkezi ile BAŞ-MEK Çini ve Seramik Atölyesi’nin resmi açılışları gerçekleştirilecek. Kadın üretimi ekonomiye kazandırılacak Hizmete alınacak merkezlerden BAŞ-MEK Kadın El Emeği Mağazası ile ilçede üretim yapan kadınların el emeği ürünlerinin sergilenmesi ve satışa sunulması sağlanacak. Bu sayede kadın girişimciliğinin desteklenmesi ve aile ekonomisine katkı sunulması hedefleniyor. Açılışı yapılacak "Gün Evi" ise kadınların bir araya gelerek sosyal bağlarını kuvvetlendirebilecekleri, paylaşım ve dayanışma ortamında vakit geçirebilecekleri bir buluşma noktası olarak hizmet verecek. Program kapsamında açılacak olan BAŞ-MEK Yeşilyurt Kurs Merkezi ile BAŞ-MEK Çini ve Seramik Atölyesi de bölgedeki mesleki eğitim ve sanatsal üretim ihtiyacını karşılayacak. Bu merkezlerde kadınların hem meslek edinmeleri hem de kültürel gelişimlerine katkı sağlanması amaçlanıyor. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü etkinlikleri kapsamında hayata geçirilen yatırımların açılış törenine tüm vatandaşlar davet edildi.
Muş’taki asırlık camide mukabele geleneği yaşatılıyor
03 Mart 2026 Salı - 16:02 Muş’taki asırlık camide mukabele geleneği yaşatılıyor Muş’un en eski ibadethanesi olarak bilinen ve 979 yılında inşa edildiği belirtilen tarihi Ulu Camii’nde, Ramazan ayıyla birlikte asırlık mukabele geleneği sürdürülüyor. Muş Ulu Camii’nde Ramazan ayı dolayısıyla mukabele geleneği devam ediyor. 979 yılında yapıldığı bildirilen ve kentin en eski camisi olarak bilinen tarihi mabette, her gün öğle ve ikindi namazlarının ardından Kur’an-ı Kerim okunuyor. Ramazan ayının manevi ikliminde bir araya gelen vatandaşlar, hafızlar tarafından okunan Kur’an-ı Kerim’i huşu içerisinde dinliyor. Mukabele kapsamında her gün bir cüz okunurken, camiyi dolduran cemaat de yanlarında getirdikleri Kur’an-ı Kerim’lerle okunan ayetlere eşlik ediyor. Yüzyıllardır ayakta duran tarihi camide sürdürülen mukabele geleneği, özellikle yaşlı vatandaşların yanı sıra gençlerin de yoğun ilgisini görüyor. Öğle ve ikindi namazı sonrası gerçekleştirilen mukabele programı, Ramazan boyunca aralıksız devam edecek. Tarihi dokusuyla dikkat çeken Muş Ulu Camii’nde yaşatılan mukabele geleneği, dini bir vecibenin yerine getirilmesine katkı sağlıyor. Ramazan ayı boyunca devam edecek olan mukabeleye vatandaşlar yoğun katılım gösteriyor. Emekli imam ve kanaat önderi Mahsum Eminoğlu, mukabele geleneğinin kaynağının Peygamber Efendimizin (s.a.v.) Cebrail (a.s.) ile yaptığı mukabeleye dayandığını belirterek, Ramazan ayının Kur’an ayı olduğunu vurguladı. Eminoğlu, "Mukabele, her Ramazan ayı geldiğinde bütün İslam âleminde bir sünnet olarak telakki edilmekte ve ümmet tarafından yerine getirilmektedir. Bunun kaynağı ise Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in hayatta iken Cebrail (a.s.) ile yaptığı mukabeledir. Her Ramazan ayında Cebrail (a.s.) gelir, Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ile Kur’an-ı Kerim’i karşılıklı olarak okur ve dinlerdi. Bu şekilde, Efendimizin vefatına kadar devam etmiştir. O günden sonra da İslam ümmeti bu sünneti yaşatmaya ve yerine getirmeye gayret göstermektedir" dedi. Ramazanların Kur’an-ı Kerim ve mukabele ile şenlendiğini belirten Eminoğlu, Müslümanların Kur’an’a daha fazla sarılması gerektiğini, Kur’an’ı yalnızca okumakla kalmayıp anlaması, anlatması ve hayatına tatbik etmesi gerektiğini ifade ederek, "Mukabele gerçekten çok güzel bir sünnettir. Ramazanlarımız Kur’an-ı Kerim ve mukabele ile şenlenir, ihya olur. Dileğimiz odur ki ümmet, Kur’an-ı Kerim’e daha fazla sarılsın hem okusun hem anlasın hem anlatsın hem de onunla yaşasın. İnşallah bu mukabeleler de buna vesile olacaktır. Çünkü biz biliyoruz ki kurtuluş Kur’an-ı Kerim’dedir" ifadelerini kullandı. Muş’ta Alaaddin Bey, Hacı Şeref ve Ulu Camii gibi tarihi camilerin bulunduğunu hatırlatan Eminoğlu, bu ibadet mekânlarının şehrin köklü manevi mirasını yansıttığını söyleyerek, "Bizim ilimizde tarihi camilerimiz var. Bunlar şehrimizin köklü mânevî mirasını yansıtan önemli ibadet mekânlarıdır. Tarihi camilerimizde maneviyatın daha derinden hissedildiğini söyleyebiliriz. Allah razı olsun, bu camilerimizin temelleri takva üzerine atılmıştır. Asırlardır ibadete açık olan bu mekânlarda Ramazan ayı gelince mukabeleler okunmaktadır. Hafızlar Kur’an-ı Kerim’i tilavet eder, cemaat de takip eder. Mukabeleden sonra ise ders halkaları oluşur. Ramazan Kur’an ayıdır, ilim ayıdır, İslam’ı daha iyi anlama ve yaşama ayıdır. İnşallah bu mübarek ayı Kur’an’la, ilimle ve güzel amellerle en güzel şekilde değerlendirenlerden oluruz" diye konuştu.
Sağlıkta Türkiye yüzyılı vizyonuna önemli katkı: Atatürk Üniversitesi, Sağlıkta Yapay Zekâ Patentlerinde Türkiye’nin zirvesinde
03 Mart 2026 Salı - 15:52 Sağlıkta Türkiye yüzyılı vizyonuna önemli katkı: Atatürk Üniversitesi, Sağlıkta Yapay Zekâ Patentlerinde Türkiye’nin zirvesinde Türkiye’nin sağlık alanındaki yapay zekâ temelli patent performansına ilişkin 2025 verileri, Atatürk Üniversitesinin önemli bir başarıya imza attığını ortaya koydu. Sağlık odaklı "Artificial Intelligence Technologies-Yapay Zeka Teknolojileri" alanında 18 patentle Türkiye genelinde en fazla patent alan ilk 10 kurum arasında yer alan Üniversite, bu alanda ilk 5’teki konumuyla dikkat çekti. Açıklanan sıralamada büyük teknoloji şirketlerinin yanı sıra, köklü araştırma geleneklerine sahip üniversiteler yer aldı. Güçlü Ar-Ge altyapılarıyla öne çıkan bu kurumlar arasında Atatürk Üniversitesinin gösterdiği performans, yükseköğretim kurumlarının sağlık teknolojileri alanındaki dönüşümüne de işaret ediyor. Klinik temelli ve disiplinlerarası bir yaklaşım Atatürk Üniversitesinin elde ettiği bu başarı; sürdürülebilir bilimsel üretim, klinik temelli mühendislik yaklaşımı ve disiplinli Ar-Ge uygulamalarının somut bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Üniversitede yürütülen çalışmalar, nörodejeneratif ve nöropsikiyatrik bozuklukların erken tespiti ve rehabilitasyon süreçlerine odaklanıyor. Alzheimer hastalığı, Hafif Bilişsel Bozukluk (MCI), Parkinson hastalığı, depresyon ve ADHD gibi alanlarda geliştirilen projelerde hazır sistemlerin entegrasyonu yerine; her hastalık bağlamına özgü mimari yapıya sahip ve özel olarak eğitilmiş yapay zekâ modelleri tasarlanıyor. Böylece ölçülebilir erken evre tespiti, rehabilitasyon sırasında objektif izleme ve klinik karar alma süreçlerine veri odaklı destek sağlanması hedefleniyor. Rektör Hacımüftüoğlu: "Sağlıkta Türkiye yüzyılı vizyonuna katkı sunuyoruz" Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu, elde edilen başarının yalnızca bir sıralama göstergesi olmadığını vurgulayarak şunları kaydetti: "Sağlıkta Yapay Zekâ Teknolojileri alanında 2025 yılı itibarıyla 18 patentle ülkemizin zirvesinde yer almak, Üniversitemizin bilimsel vizyonunun ve kararlı Ar-Ge politikasının bir sonucudur. Bu başarıyı, Milli Teknoloji Hamlesinin sağlık ayağında güçlü bir katkı olarak görüyoruz. Sağlıkta Türkiye Yüzyılı vizyonunun en önemli bileşenlerinden biri olan yapay zekâ temelli çözümlerde söz sahibi olmak bizim için stratejik bir hedeftir." Üniversitenin özellikle İlaç Hammadde Merkezi ile İlaç, Aşı ve Biyoteknoloji Enstitüsünün entegre çalışmalarına dikkat çeken Hacımüftüoğlu, bu yapının sağlık teknolojileri alanındaki üretimi daha da artıracağını ifade etti: "İlaç Hammadde Merkezimizin kurulduktan sonra İlaç, Aşı, Biyoteknoloji Enstitümüz ile entegre şekilde faaliyete geçmesiyle birlikte, yapay zekâ destekli sağlık teknolojilerinde katlanarak artan bir üretim süreci öngörüyoruz. Yapay zekâ artık günümüzün vazgeçilmez bir gerçeği. Biz de Atatürk Üniversitesi olarak değişen ve dönüşen bilim çağını yakından takip ediyor, çalışmalarımızı teknolojinin sunduğu imkânlarla güçlendiriyoruz." Sağlıkta dijital dönüşümün öncü kurumlarından Atatürk Üniversitesi, sağlık alanında geliştirdiği özgün yapay zekâ modelleriyle yalnızca akademik literatüre değil, klinik uygulamalara da doğrudan katkı sunmayı hedefliyor. Erken tanıdan rehabilitasyona, karar destek sistemlerinden biyoteknolojik entegrasyona kadar geniş bir yelpazede sürdürülen çalışmalar; üniversite-sanayi iş birliğinin ve disiplinlerarası yaklaşımın güçlü bir örneğini oluşturuyor. Elde edilen 18 patentlik performans, Üniversitenin sağlıkta dijital dönüşüm sürecinde öncü kurumlardan biri olduğunu bir kez daha ortaya koyarken; Türkiye’nin yapay zekâ temelli sağlık teknolojileri alanındaki küresel rekabet gücüne de önemli katkı sağlıyor.
Seyrantepe’de gönüllere dokunan buluşma
03 Mart 2026 Salı - 15:48 Seyrantepe’de gönüllere dokunan buluşma Şehitkamil Belediye Başkanı Umut Yılmaz, Seyrantepe Mahallesi’ne gerçekleştirdiği ziyaret kapsamında vatandaşlarla bir araya geldi. Samimi bir ortamda gerçekleşen buluşma, mahalle sakinlerinin yoğun ilgisiyle adeta miting havasına büründü. Özellikle kadınların ve çocukların gösterdiği ilgi dikkat çekerken, ev ortamında başlayan sohbet kısa sürede kalabalık ve coşkulu bir buluşmaya dönüştü. Mahallede yaşayan kadınlarla bir evde bir araya gelen Yılmaz, vatandaşların taleplerini birebir dinledi. Kadınların sosyal hayata katılımı, çocuklara yönelik projeler, mahallelerde yapılması planlanan hizmetler ve günlük yaşamı kolaylaştıracak çalışmalar hakkında karşılıklı fikir alışverişinde bulunuldu. "Bizim için en büyük ödül, yüzlerdeki tebessüm" Yılmaz, belediye olarak mahallelerin ihtiyaçlarını sahada tespit etmeye büyük önem verdiklerini vurgulayarak, her talebin tek tek not alındığını ifade etti. Çocuklarla yakından ilgilenen Yılmaz, onlarla sohbet ederek eğitim, oyun alanları ve sosyal faaliyetlere ilişkin düşüncelerini dinledi. Çocukların sorularını içtenlikle yanıtlayan Yılmaz, onların yüzündeki tebessümün yapılan hizmetlerin en büyük karşılığı olduğunu söyledi. Mahalle sakinleri ise ilk kez bu kadar sıcak ve doğrudan bir iletişim kurduklarını belirterek memnuniyetlerini dile getirdi. "Masa başında değil, sokaklardayız" Yılmaz, Şehitkamil’in her mahallesine eşit hizmet götürme anlayışıyla çalıştıklarını belirtti. "Biz bu ilçeyi masa başında değil, sahada; hemşehrilerimizin yanında, onların evlerinde, sokaklarında yönetiyoruz" diyen Yılmaz, Seyrantepe Mahallesi için planlanan projeler hakkında da bilgiler verdi. Altyapıdan sosyal projelere, kadınlara ve gençlere yönelik çalışmalardan çocuk oyun alanlarına kadar birçok başlıkta yeni adımlar atılacağını ifade etti. Hep birlikte Şehitkamil’i yarınlara taşıyoruz Vatandaşların yoğun ilgisi ve desteği karşısında duygulanan Yılmaz, birlik ve beraberlik vurgusu yaptı. Şehitkamil’in gücünü insanından aldığını belirten Yılmaz, "Bu ilgi bize hem sorumluluğumuzu hem de doğru yolda olduğumuzu bir kez daha gösteriyor. Hep birlikte Şehitkamil’i daha güzel yarınlara taşıyacağız" diye konuştu. Seyrantepe Mahallesi sakinleri de ziyaretten duydukları memnuniyeti dile getirerek, sorunlarını doğrudan anlatabilmenin kendileri için çok kıymetli olduğunu söyledi.
Diyadin’de 450 bin liralık yatırım, yüzlerce öğrenciye nefes oldu
03 Mart 2026 Salı - 15:41 Diyadin’de 450 bin liralık yatırım, yüzlerce öğrenciye nefes oldu Ağrı’nın Diyadin ilçesinde atıl durumdaki eski devlet hastanesi binası, 450 bin liralık ödenekle okula dönüştürülerek eğitime kazandırıldı. Ağrı’nın Diyadin ilçesinde atıl durumdaki eski devlet hastanesi binası, 450 bin liralık ödenekle okula dönüştürülerek eğitime kazandırıldı. Dönüştürülen eğitim kurumuna şehit özel harekât polisi Tufan Kansuva’nın adı verildi. Proje kapsamında yapılan tadilat ve düzenlemelerle bina modern bir eğitim yuvasına dönüştürülürken, 225 öğrenci her gün 6 kilometre uzaklıktaki okula gitmekten kurtuldu. Özellikle kış aylarında yaşanan ulaşım zorluklarının sona ermesi, veliler tarafından memnuniyetle karşılandı. "Ömrümün en zor konuşmasını yapıyorum" Şehidinin Adını Yaşattı, 4 Yıl Sonra Gözyaşlarıyla Andı 2021-2022 yıllarında Diyadin’de Kaymakam ve Belediye Başkan Vekili olarak görev yapan Alper Balcı, duygu dolu anlar yaşadı. Balcı, "Ömrümün en zor konuşmasını yapıyorum. Çünkü şehidimiz benim can dostumdu" sözleriyle başladığı konuşmasında, Kansuva ile yıllarca omuz omuza görev yaptıklarını söyledi. Özellikle Nusaybin’de yürütülen Çukur-Barikat operasyonlarında birlikte görev aldıklarını belirten Balcı, Kansuva’nın mesleğine tutkuyla bağlı bir özel harekât polisi olduğunu vurguladı. Bir operasyonda yaşanan patlamanın ardından iki arkadaşını güvenli bölgeye tahliye edip yeniden görevinin başına döndüğünü anlatan Balcı, "O görev aşkıyla yaşayan bir insandı" dedi. 15 Temmuz ve görev aşkı vurgusu 15 Temmuz Darbe Girişimi sırasında da Kansuva’nın aktif görevde olduğunu ifade eden Balcı, FETÖ mensuplarına karşı mücadelede en ön safta yer aldığını belirtti. Görev süresi dolmasına rağmen Mardin’den ayrılmak istemediğini dile getiren Balcı, "Vatanını böyle sevdi ve bu uğurda şehit oldu" ifadelerini kullandı. Kansuva’nın mütevazı kişiliğine de değinen Balcı, "Biz unutulan askerleriz, icraat adamıyız" sözlerini hatırlatarak, onun fedakâr ve alçakgönüllü bir insan olduğunu söyledi. 450 bin liralık dönüşüm Balcı, "Sayın Valinin talimatıyla İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından gönderilen 450 bin liralık ödenekle eski hastane binasının kapsamlı bir tadilattan geçirildiğini belirtti. Yapılan çalışmalarla sınıflar, idari bölümler ve eğitim alanları oluşturulduğunu ifade eden Balcı, "Tam 225 öğrencimiz artık uzak okula gitmek zorunda değil. Bu okul bir başarı örneğidir" dedi. Konuşmasının sonunda 28 Şubat Süreci’ne de değinen Balcı, özel harekât birimlerinin geçmişte zayıflatılmak istendiğini ancak bugün devletin yanında en ön safta yer aldığını söyledi. Cumhurbaşkanı ve İçişleri Bakanı’na da teşekkür eden Balcı, "Polis özel harekât Türkiye’nin çimentosudur" ifadelerini kullandı. Duygu dolu anların yaşandığı tören, yapılan duaların ardından sona erdi. Yeni okulun hem şehidin adını yaşatması hem de ilçedeki eğitim altyapısına önemli katkı sunması bekleniyor.
Kadınlar bu kursta hem öğreniyor, hem ailelerine destek oluyor
03 Mart 2026 Salı - 15:35 Kadınlar bu kursta hem öğreniyor, hem ailelerine destek oluyor Sakarya’nın Hendek ilçesinde maddi imkansızlıklar sebebiyle dezavantajlı konumda bulunan kadınlar, Kaymakamlık bünyesinde faaliyet gösteren aşçılık ve pastacılık kursları sayesinde yalnızca meslek edinmiyor, aynı zamanda kendi ayakları üzerinde durmanın özgüvenini kazanıyor. Hendek ilçesinde Kaymakamlık bünyesinde faaliyet gösteren Aile Destek Merkezi ve Sosyal Dayanışma Merkezi’nde aşçılık ve pastacılık kurslarına katılan kursiyerler, eğitim süreci boyunca hem maddi destek alıyor hem de profesyonel mutfak tekniklerini öğreniyor. Milli Eğitim Bakanlığı onaylı sertifika imkanının sunulduğu bu merkezlerde, mesleki eğitimin yanı sıra aile ve sağlık konularında bilgilendirme seminerleri de verilerek kadınların toplumsal hayata katılımı güçlendiriliyor. "Kursun gayesi, kadınları bir araya getirmek ve aynı zamanda meslek edindirmek" Kursların katılımcılarından ve eğitimlerin gayesinden bahseden Sosyal Yardımlaşma Vakfı Müdürü İbrahim Baylan, "İlçemizdeki kadınlara yönelik meslek edindirme ve halk eğitim merkezlerinden verilen belgeler aracılığıyla bu mesleklerini ileriki aşamalara taşımak için çalışma yapıyoruz. Şu an içinde bulunduğumuz kurslarda bunlardan bir tanesidir. Burada kadınların çok iyi şekilde yaptıkları yemekleri, daha profesyonel olarak nasıl yapılabildiği, ileride bir aşçı adayı veya bir pastacı adayı olmasıyla ilgili çalışmalar yapılıyor. Bu kursun gayesi, kadınları bir araya getirmek ve aynı zamanda meslek edindirmek. Biz genelde maddi konuda yoksun vatandaşlarımıza öncelik tanıyoruz. Diğer vatandaşlarımızın da talepleri olduğunda bu durumu Halk Eğitim Merkezi ile istişare ediyoruz" dedi. "Kendimizi geliştirmemiz için ben çok faydalı buluyorum" Kursta farklı türlerde yemekler ve tatlılar yapmayı öğrendiğini belirten Kursiyer Melek Turan, "Hocamız güzel yemekler öğretiyor, daha önce tatmadığımız lezzetleri öğrendik. Bu kursun açılması biz ev hanımları için güzel oldu. Kreş bölümünün olması da ayrı bir güzellik. Kendimizi daha çok geliştirip yükselebiliriz" derken kursiyer Emine Dülger, "4 aydır geliyoruz ve çok değişik lezzetler öğrendik. Farklı yörelerden, farklı tekniklerle yemek yapmayı öğrendik. Gerçekten ben çok faydalı buldum. Basit bir hamur yoğuruyorsun ama onun püf noktalarıyla yoğurmayı öğrendik. Ayrıca sosyal anlamda ortamında çok güzel olduğunu düşünüyorum. Hendek ilçesinde kadınlar için bir faaliyet alanı yok bu kurs bizim için çok önemli. Bilgi alışverişi, kendimizi geliştirmemiz için ben çok faydalı buluyorum" diye konuştu. "Bazıları iş hayatına atılacak, bazıları kendi yerlerini bile açabilecek" Katılımcıların eğitimlerini tamamladıktan sonra yapabileceklerinden bahseden Kursun pasta koordinatörü Sedanur Okumuş, "Hendek Kaymakamlığı’na bağlı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı’nın iş birliğiyle düzenlenen bir kurstayız. Aktif şekilde kursa gelen 11 öğrencimiz var. Arkadaşlarımız daha da ilerleyecekler, belgelerini aldıklarında da bazıları iş hayatına atılacak, bazıları kendi yerlerini bile açabilecek ve hali hazırda evlerinde butik pasta yaparak aile ekonomilerine katkı sağlayan arkadaşlarımızda var" şeklinde konuştu. "Malzeme desteği ve belirli aralıklarla arkadaşlarımıza teşvik ödemeleri yapıyoruz" Kursun aşçılık koordinatörü Zübeyna Öner ise "Aşçılık kursumuzda hali hazırda 16 öğrencimiz var. Genellikle kurslarımızda dezavantajlı gruplara eğitim veriyoruz. Malzeme desteği ve belirli aralıklarla arkadaşlarımıza teşvik ödemeleri yapıyoruz. Bunun dışında kadınlarımızın sosyal açıdan gelişmeleri için eğitimlerimiz de oluyor. Ayrıca 3-6 yaş arası çocuklar için de oyun odamız var" ifadelerini kullandı.
Digor Kaymakamı Ahmed Tayyib Kahraman öğrencilerle iftar sofrasında buluştu
03 Mart 2026 Salı - 15:20 Digor Kaymakamı Ahmed Tayyib Kahraman öğrencilerle iftar sofrasında buluştu Digor Kaymakamı Ahmed Tayyib Kahraman öğrencilerle iftar sofrasında buluştu. Kars’ın Digor ilçesinde Digor Anadolu Lisesi tarafından Ramazan ayı dolayısıyla düzenlenen iftar programında, Digor Kaymakamı Ahmed Tayyib Kahraman öğrencilerle bir araya geldi. Ramazan ayının manevi atmosferinde gerçekleşen programda birlik, beraberlik ve dayanışma mesajları verildi. Okul yönetimi, öğretmenler ve öğrencilerin katılımıyla düzenlenen iftar programında Kaymakam Kahraman, öğrencilerle aynı sofrayı paylaşarak gençlerle yakından ilgilendi. İftar öncesinde öğrencilerle sohbet eden Kaymakam Kahraman, onların eğitim hayatına dair hedeflerini, beklentilerini ve taleplerini dinledi. Kahraman, samimi bir ortamda gerçekleşen buluşmada gençlerin görüş ve önerilerine büyük önem verdiğini ifade etti. Programda yaptığı konuşmada Ramazan ayının paylaşma, yardımlaşma ve kardeşlik duygularını pekiştirdiğini vurgulayan Kaymakam Kahraman, "Geleceğimizin teminatı olan siz değerli gençlerimizin her alanda en iyi şekilde yetişmesi için devlet olarak tüm imkânlarımızla yanınızdayız. Eğitim hayatınız boyunca azimle çalışarak ülkemize ve milletimize faydalı bireyler olacağınıza yürekten inanıyorum" ifadelerini kullandı. Öğrencilere eğitim hayatlarında başarılar dileyen Kaymakam Kahraman, Ramazan ayının başta Digor olmak üzere tüm İslam alemine hayırlar getirmesini temenni etti. Program, yapılan dua ve hatıra fotoğrafı çekimi ile sona erdi. Düzenlenen iftar programı, öğrenciler açısından hem moral ve motivasyon kaynağı olurken hem de devlet-millet kaynaşmasının güzel bir örneği oldu.
Resimler ve müziklerle bağımlılıklar anlatıldı
03 Mart 2026 Salı - 15:19 Resimler ve müziklerle bağımlılıklar anlatıldı Eskişehir Valisi Dr. Erdinç Yılmaz, Yeşilay Haftası kapsamında Türkiye Yeşilay Cemiyeti Eskişehir Şubesi tarafından Valilik Meydanı’nda düzenlenen etkinliğe katıldı. Programa Yeşilay Eskişehir Şube Başkanı Ayşe Fert Dökmeci, İl Millî Eğitim Müdürü Sinan Aydın, öğretmenler ve öğrenciler de iştirak etti. Etkinlik kapsamında ilk olarak öğrenciler tarafından bağımlılıklarla mücadele temasıyla hazırlanan resim sergisini gezen Vali Yılmaz, ardından yaptığı konuşmada bağımlılıkların bireyleri ve toplumu karanlığa sürüklediğini vurguladı. Öğrencilerin yaptığı resimler, müzikler ve konuşmalarla bağımlılıkların insan hayatını nasıl olumsuz etkilediğini ifade ettiklerini belirten Vali Yılmaz, Yeşilay’ın bu alanda büyük ve anlamlı bir mücadele yürüttüğünü söyledi. "Bağımlılıklar insanı köleleştirir" Alkol, sigara, madde bağımlılığı ve her türlü kötü alışkanlığa karşı özellikle çocukların ve gençlerin korunmasının hayati önem taşıdığını ifade eden Vali Yılmaz, "Bağımlılıklar insanı köleleştirir, sağlığını yok eder ve gerçek hayattan koparır. Bu mücadelenin sonu ancak hep birlikte hareket edersek aydınlık olur. Bu, geleceğimizin; güçlü toplum ve sağlıklı bireyler oluşturma mücadelesidir ve mutlaka kazanılmalıdır" dedi. Çalışmalardan dolayı Yeşilay’a, öğrencilere ve Millî Eğitim camiasına teşekkür eden Vali Yılmaz, devlet olarak bu mücadelenin her zaman destekçisi olduklarını vurguladı. Yeşilay Haftası’nın toplumda güçlü bir farkındalık oluşturacağına inandığını belirterek haftayı kutladı. Program, Vali Yılmaz ve öğrencilerin farkındalık oluşturmak amacıyla Yeşilay balonlarını gökyüzüne bırakmasıyla sona erdi.