GÜNDEM
Muğla Büyükşehir’den "Engelli Destek ve Gündüz Yaşam Merkezi" 02 Nisan 2026 Perşembe - 12:00:45 Muğla Büyükşehir Belediyesi ile Türkiye Sakatlar Derneği (TSD) arasında imzalanan ortak hizmet protokolüyle, kente 2 bin 700 metrekarelik dev bir "Engelli Destek ve Gündüz Yaşam Merkezi" kazandırılıyor. Başkan Ahmet Aras, "Bu proje bizim için yol ve altyapı çalışmalarından çok daha önemli" dedi. Muğla Büyükşehir Belediyesi, sosyal belediyecilik vizyonu doğrultusunda engelli vatandaşların hayatını kolaylaştıracak dev bir projeyi hayata geçiriyor. 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü’nde düzenlenen törenle, Muğla Büyükşehir Belediyesi ile Türkiye Sakatlar Derneği arasında iş birliği protokolü imzalandı. "Yol yapmaktan bin kat daha önemli" Başkanlık makamında gerçekleşen imza töreninde konuşan Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, toplumun "görünmeyen tarafı" olarak nitelendirdiği engelli hakları konusunun her türlü fiziki yatırımdan daha öncelikli olduğunu vurguladı. Aras, "Bu konu yol yapmaktan, altyapı yapmaktan veya herhangi bir bina yapmaktan bin kat daha önemli. Toplumun göz ardı edilen tarafına çözüm getirmek zorundayız. Belediyelerin uzman sivil toplum kuruluşlarıyla çalışması, hizmetin kalitesini ve kapsayıcılığını artırır" ifadelerini kullandı. Çok fonksiyonlu yaşam merkezi geliyor Protokol kapsamında inşa edilecek ve işletilecek olan "Engelli Destek ve Gündüz Yaşam Merkezi", modern altyapısı ve çok yönlü hizmet anlayışıyla Türkiye’ye örnek olacak. Projenin öne çıkan detayları ise şöyle: 2 bin 700 metrekare kullanım alanı. Alzheimer ve Demans merkezi, Otizm merkezi, Gündüz Yaşam alanları. Sesli kütüphane, engelsiz kreş, tuz terapi odası ve görme engelliler için teknoloji odası. Merkezin fiziki altyapısı ve insan kaynağı Büyükşehir Belediyesi tarafından karşılanırken, Türkiye Sakatlar Derneği uzmanlığı ve deneyimiyle projenin sürdürülebilirliğine katkı sunacak. "Ortak akıl çalışma prensibimizdir" Yönetimde ortak aklın önemine dikkat çeken Başkan Aras, Türkiye Sakatlar Derneği Genel Başkanı Şükrü Boyraz, Genel Sekreter ve Muğla Şube Başkanı Elif Şenol’a teşekkürlerini iletti. Aras, göreve geldikleri kısa sürede "Kısa Mola" merkezlerinin sayısını 10’a çıkardıklarını ve toplumsal eşitlik temelinde herkesi kucaklayan bir anlayışla çalışmaya devam edeceklerini belirtti. Tören; Türkiye Sakatlar Derneği heyeti, belediye bürokratları ve basın mensuplarının katılımıyla atılan imzaların ardından, projenin Muğla’ya hayırlı olması temennileriyle sona erdi.
02 Nisan 2026 Perşembe - 11:53 Büyükşehir Belediyesine 90 zabıta memuru alımı başvurular sürüyor Antalya Büyükşehir Belediyesi, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu kapsamında istihdam edilmek üzere açıktan atama yoluyla 90 zabıta memuru alımı gerçekleştiriyor. Adaylar alım ilanına yoğun ilgi gösterirken, evrak teslim süreci devam ediyor. Antalya Büyükşehir Belediyesi bünyesinde görev yapmak üzere alınacak 90 zabıta memuru için başvuru süreci başladı. Belediye Zabıta Yönetmeliği hükümlerine göre açıktan atama yoluyla yapılacak alımda, ilk olarak online sistem üzerinden başvurularını yapan adayların evrak teslim süreci devam ediyor. Online başvurulara yoğun ilgi var. Başvuru sürecinin bir sonraki aşaması olan ve adayların şahsen evrak teslimleri, 3 Nisan 2026 tarihine kadar mesai günlerinde 09.00-17.30 saatleri arasında gerçekleştirilecek. Sağlık personeli gözetiminde boy kilo ölçümü Online başvurularını tamamlayan adayların, evrak teslimlerini şahsen yaparak, sağlık personeli gözetiminde boy ve kilo ölçümleri yapılıyor. Gerekli şartları taşıyan adaylar sözlü ve uygulamalı sınavlara tabi tutulacak. Adaylar, 27 Nisan-13 Mayıs 2026 tarihleri arasında Büyükşehir Belediyesi 100. Yıl Spor Kompleksi’nde sözlü ve uygulamalı sınav yapılacak. Adaylar, sözlü sınavda, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, Atatürk İlke ve İnkılapları Tarihi, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, mahalli idarelerle ilgili temel mevzuat konuları ile uygulamalı sınavda mesleki bilgi ve yeteneğinin ölçülmesiyle sportif dayanıklılık testlerinden geçecek.
02 Nisan 2026 Perşembe - 11:49 Başkan Kavas, otizmli bireyler ve ailelerin yaşadığı güçlüklere dikkat çekti Ulusal Otizm Konfederasyonu Genel Başkanı Fatma Kilci Kavas, otizmin eksiklik değil, doğru destek ve erken tanı, bireyin potansiyelini ortaya koyabileceği nörogelişimsel bir farklılık olduğunu ifade ederek, "Ancak ne yazık ki ülkemizde otizmli bireyler ve aileleri; eğitimden sağlığa, sosyal hayattan istihdama, bakım hizmetlerinden bağımsız yaşam hakkına kadar birçok alanda ciddi güçlüklerle karşı karşıya kalmaktadır" dedi. Başkan Kavas, 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü dolayısıyla yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamasında otizmli bireylerin toplumdaki yerine ve otizme karşı toplum bakış açısına dikkat çeken Kavas, "Ulusal Otizm Konfederasyonu olarak bir kez daha ifade ediyoruz ki; otizmli bireylerin yaşam hakkı, eğitim hakkı, sağlık hakkı, sosyal hayata katılım hakkı ve güvenli bir gelecek hakkı tartışmasızdır. Otizmli bireylerimizin yalnızca belirli gün ve haftalarda hatırlanması değil yılın her günü hak temelli, sürdürülebilir ve kapsayıcı politikalarla desteklenmesi gerekmektedir. Ailelerimiz büyük bir mücadele vermektedir. Pek çok aile tanı sürecinden itibaren yalnız bırakılmakta, yeterli yönlendirmeye ulaşamamakta, eğitim olanaklarına erişimde zorluk yaşamakta, ekonomik ve sosyal yükün altında yıpranmaktadır. Bu nedenle otizmli bireyin desteklenmesi kadar, ailenin güçlendirilmesi de kamusal sorumluluğun ayrılmaz bir parçasıdır. Otizmli çocuklarımızın, gençlerimizin ve yetişkin bireylerimizin görünür olması; yeteneklerinin fark edilmesi; toplumun her alanında saygıyla, anlayışla ve eşit fırsatlarla var olabilmesi hepimizin ortak sorumluluğudur. Unutulmamalıdır ki asıl ihtiyaç, acıma değil anlayış; dışlama değil kabul; ihmal değil güçlü bir destek sistemidir. Otizmi fark etmek yetmez; anlamak, desteklemek ve birlikte yaşamı güçlendirmek gerekir" dedi.
02 Nisan 2026 Perşembe - 11:46 Hemşirenin ısrarıyla gittiği taramada meme kanseri çıktı: Hayatı kurtuldu Elazığ’da hemşire arkadaşının ısrarıyla sağlıklı hayat merkezine giderek mamografi çektiren 56 yaşındaki Leyla Baydar’ın memesinde kitle tespit edildi. Ücretsiz tarama programı sayesinde kanseri erken teşhis edilen Baydar, geçirdiği ameliyat ve kemoterapi tedavisinin ardından sağlığına kavuştu. Elazığ İl Sağlık Müdürlüğü Şehit Mehmet Aygün Sağlıklı Hayat Merkezi’nde yürütülen ücretsiz kanser tarama programından yararlanan 3 çocuk annesi Leyla Baydar (56), hemşire arkadaşının ısrarı üzerine mamografi çektirdi. Sonuçta memesinde kitle tespit edilen Baydar, Fethi Sekin Şehir Hastanesi’ne sevk edildi. İlk kitle temiz çıkmasına karşın 6 ay sonra yapılan kontrolde yeni bir kitle tespit edildi ve biyopsi sonucu kötü huylu olarak değerlendirildi. Kısa süre içinde ameliyat olan Baydar, bir yıl boyunca kemoterapi gördü. Şu an kontrol sürecini sürdüren Baydar, ağrı olmasa bile taramaya gidilmesi gerektiğini vurgulayarak herkesi ücretsiz tarama hizmetlerinden yararlanmaya davet etti. Hem kanser taramalarının önemine hem de hastanın son durumu hakkında bilgi veren Dr. Hilal Türker, " Kanser taramalarını yapıyoruz. Meme kanseri taraması, rahim ağzı kanseri taraması ve bağırsak kanseri taramalarını yapıyoruz. Bunu belli yaş gruplarında yapmaktayız ve ücretsiz olarak yapılmaktadır. Beş yılda bir rahim ağzı kanseri taraması, yine yılda bir bağırsak kanseri taramalarımızı rutin olarak ücretsiz bir şekilde yapmaktayız. Leyla Hanım da bu taramalar sırasında bize başvurdu ve memesinde bir kitle tespit edildi. Fethi Sekin Şehir Hastanesi’ne sevk yapıldı. Bu şekilde tanı alarak tedavisi tamamlanmıştır. Dört yıl önce tanı alan hastamız şu an iyi durumda, rutin hayatını sürdürebilmekte. Bu sebeple meme kanseri taramaları çok önemlidir" dedi. "Ağrı olmadan yok demesinler, herkes taramaya gelsin" Hiç bir ağrı hissetmediğini, hemşire arkadaşının ısrarı üzerine yaptığı taramada kansere yakalandığını dile getiren Leyla Baydar, " Hemşire arkadaşım ‘Gel, sana mamografi çekelim’ dedi beni de ‘Yok’ dedim. Birkaç sefer tekrar etti. En sonunda, beni ikna etti, gittim ve çektirdim. Sonuç çıktı ve kitle bulundu. Beni Fethi Sekin Şehir Hastanesi’ne gönderdiler. Sağ olsunlar, orada gittiğimde, ilgilendiler. Hemen 10 sonra kitle alındı. O kitlem temiz çıktı. Doktorum bana, ‘6 ay sonra bir daha mamografi, ultrason’ çekmelisin dedi. Bu sefer Fırat Üniversitesi Hastanesi’nde çektirdim. Tekrar kitle çıkmış. O kitlenin biyopsisi kötü çıktı. Ondan sonra tekrar o kitle yine alındı. Sonra yine kötü dediler ve 2 ay sonra sonuç çıktı. Bu sefer ‘Komple memen alınacak, içinde ufak ufak kitleler var’ dediler ve aldılar. Bir yıl de kemoterapi gördüm. Çok şükür, iyiyim şu anda. Halen tedavimi görüyorum. 3 ayda bir kontrole gidiyorum. Her gün bir ilacım var, kullanıyorum. 5 seneyi atlatırsam kurtulmuşumdur. Benim arkadaşım beni zorlamasaydı, hemşire arkadaşım, gitmeyecektim. Çünkü ağrı yok. Ağrı olmuyor. Ama ben herkese söylüyorum bunu; ağrı olmadan ‘yok’ demesinler. Bu, herkesin yaptırması gereken bir şey. Yaşam merkezinde ücretsiz, her şeye bakıyorlar. Gelsinler. Ne kadar erken fark ederlerse o kadar iyi. Bütün doktorlarıma teşekkür ediyorum, buradakilere, özellikle hemşire arkadaşıma çok teşekkür ediyorum, Ayşe ablamıza. Şu an iyiyim. Sadece ağır iş yapamıyorum. Hamdolsun, çok şükür iyiyim. Rabbim kimsenin başına vermesin" dedi.
ASKON Başkanı Turan: "12 Mart kahramanlık destanıdır"
12 Mart 2026 Perşembe - 10:14 ASKON Başkanı Turan: "12 Mart kahramanlık destanıdır" Anadolu Aslanları İş Adamları Derneği (ASKON) Erzurum Şube Başkanı Yavuz Selim Turan, 12 Mart 1918’in tarihin en karanlık dönemlerinden birine işaret ettiğini söyledi. Anadolu Aslanları İş Adamları Derneği (ASKON) Erzurum Şube Başkanı Yavuz Selim Turan, mesajında, 12 Mart tarihinin sadece Erzurum için değil, Türkiye için de önemli bir tarih olduğunu belirtti. Erzurum’un düşman işgalinden kurtuluşunun 108’ncı yılı dolayısıyla bir mesaj yayımlayan Başkan Turan, dadaşların milli azim ve cesaretlerine dikkat çekti. Anadolu Aslanları İş Adamları Derneği (ASKON) Erzurum Şube Başkanı Turan, 108’nci yıl dönümünün büyük onur ve gururunu yaşadıklarını ifade ederek şunları kaydetti; ’’Anadolu’nun kadim şehri Erzurum’un düşman işgalinden kurtuluşunun 108’nci Yıl dönümünü idrak etmenin onur ve mutluluğunu yaşıyor, asil, şerefli ve bir o kadar da acılarla dolu olan kurtuluş hatıralarını yürekten yad ediyorum. Gerek Türk tarihimizin, gerekse Cumhuriyet tarihimizin önemli merkezlerinden biri olan Erzurum, sos yo-kültürel ve jeopolitik konumu itibariyle, tarih boyunca çok sayıda saldırılara ve işgal girişimlerine maruz kalmış, eşine az rastlanan katliamlara sahne olmuş bir şehirdir. 12 Mart kahramanlık destanıdır. Kuşkusuz tarihin en karanlık dönemlerinden birine işaret etmektedir 12 Mart 1918 Kazım Karabekir Paşa’nın ifadesiyle, "yakılan ve katledilen Erzurumlular karşısında insanın titrediği" bir gün, ama aynı zamanda zulmün, ihanetin ve kitlesel cinayetlerin dirilmemecesine Aziziye Tabyalarına gömüldüğü, aydınlık yarınların habercisi olan bir günün adıdır. Yine her türlü caniliğin ve vahşetin karşısında bile vakarından ve asaletinden bir şey kaybetmeyen Erzurumlunun diriliş mücadelesini gerçekleştirdiği; vatan ve namus uğruna canlarını seve seve veren şehitlerimizin ise toprakla kucaklaştığı bir günün adıdır. Doğu’nun muzaffer kumandanı Kazım Karabekir Paşa komutasındaki Birinci Kafkas Kolordusu geceli gündüzlü savaşarak, 12 Mart 1918 sabahı Erzurum’u düşman işgalinden kurtarmıştır. Türkiye’nin gözbebeğinin Erzurum olduğu gerçeğini aklımızdan çıkarmamalıyız. İlimiz, yukarıda da belirttiğim üzere birçok medeniyete ev sahipliği yapmış tarihi derinliği olan bir vatan parçasıdır. Erzurum hiç şüphe yok ki Kurtuluş Mücadelesi, Cumhuriyet’e giden yolun en önemli kilometre taşlarında birisidir. Mustafa Kemal Atatürk, 23 Temmuz 1919’da Erzurum Kongresi’ni burada gerçekleştirmiş, Kurtuluş’a ve Türkiye Cumhuriyetine giden yol, 12 Mart 1918’de kurtarılan Erzurum’dan geçmiştir. 12 Mart 1918, acının, kederin ve gözyaşının şanlı ve kutlu bir zaferle taçlandığı tarihi bir dönüm noktası, ülkemizin ve milletimizin de kurtuluşuna vesile olan tarihi bir diriliş günüdür. Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, Kurtuluş Mücadelemizde şehit düşen tüm kahraman askerlerimizi, İstiklal Marşı’mızın kabul edilmesinin 105’nci yıldönümü en kalbi duygularımla kutluyor, İstiklal Şairimiz Mehmet Akif Ersoy’u rahmet, şükran ve minnetle anıyorum. Şehitlerimizin ruhları şad, gazilerimizin mekânları cennet olsun. İstiklâl Marşı’nın Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Kabul edilmesinin 108’nci Yılında Mehmet Akif’in o meşhur niyazından esinlenerek, Yüce Mevla’nın bu millete bir daha kurtuluş günü yaşatmaması temennisi ile kıymetli Erzurumlu hemşerilerimizin 108’nci Kurtuluş Yıldönümünü en içten duygularımızla kutluyorum.’’
Memurluğu bırakıp güvercin yetiştiricisi oldu, otomobil fiyatına satıyor
12 Mart 2026 Perşembe - 10:10 Memurluğu bırakıp güvercin yetiştiricisi oldu, otomobil fiyatına satıyor Kahramanmaraş’ta yaşayan 38 yaşındaki Hasan Çetinkaya, çocukluk hayali olan güvercin tutkusunu mesleğe dönüştürdü. 13 yıllık memurluk hayatını bırakan Çetinkaya, güvercin yetiştiriciliği yaparak geçimini sağlamaya başladı. Kahramanmaraş’ta 10 yaşında başladığı güvercin yetiştiriciliğini yıllar boyunca sürdüren Hasan Çetinkaya, evinin yanında oluşturduğu özel alanda güvercinlerini yetiştirmeye devam ediyor. Büyük emek verdiği güvercinlerin bazılarını otomobil fiyatına sattığını söyleyen Çetinkaya, güvercin yetiştiriciliğinin kendisi için sadece bir hobi olmadığını ifade etti. Bu işi daha rahat yapabilmek için çalıştığı sağlık kurumundaki görevinden istifa ettiğini belirten Çetinkaya, yılların verdiği tecrübeyle özel ırk güvercinler yetiştirdiğini ve bu işin sabır ile büyük emek gerektirdiğini kaydetti. 13 yıl sağlık sektöründe memurluk yaptığını dile getiren Çetinkaya, "Güvercinlere yeterince zaman ayıramadığımı fark edince görevimden istifa ettim. Açıkçası pişman değilim. 13 yıllık memurluktansa güvercin yetiştiriciliğini tercih ediyorum" dedi. "Özellikle Almanya ve Fransa’ya gönderdim" Güvercin yetiştiriciliğinde hem üretim hem de ticaret yaptıklarını ifade eden Çetinkaya, çalışmalarının uluslararası boyuta ulaştığını belirtti. Dünyanın birçok ülkesine güvercin gönderdiklerini söyleyen Çetinkaya, "Özellikle Almanya ve Fransa’ya gönderdim, Türkiye içinde neredeyse göndermediğimiz bir şehir yok. Ortalama her gün kargo gönderiyoruz. Haftanın yedi günü şehir dışına güvercin sevkiyatı yapıyoruz" diye konuştu. "1 milyon lirayı bulan güvercin var" Irk özelliklerine göre güvercin fiyatlarının değiştiğini belirten Çetinkaya, "Bu ırkın içinde 10 bin liraya da güvercin var, 1 milyon lira fiyatı bulan güvercin de var. Burada önemli olan kuşun ırk özelliklerinin tamamını taşımasıdır. Yetiştirdiğimiz güvercinler arasında da yüksek değere sahip olanlar var. Tezgahta gördüğünüz kuşların arasında 300-400 bin lira değerinde olanlar bulunuyor" diye konuştu.
Depremzede gençler süper lig maçlarında moral buldu
12 Mart 2026 Perşembe - 10:05 Depremzede gençler süper lig maçlarında moral buldu Balıkesir’in Sındırgı ilçesinde geçen yıl meydana gelen depremlerden etkilenen çocuk ve gençlerin yaşadığı psikolojik travmayı hafifletmek amacıyla düzenlenen sosyal etkinlikler kapsamında depremzede öğrenciler, "Üç Büyükler"in maçlarında moral buldu. Tribünde ilk kez maç izleyen gençlerin heyecanı ise renkli görüntüler oluşturdu. Sındırgı’da 10 Ağustos ve 27 Ekim’de yaşanan depremlerin ardından özellikle çocukların yaşadığı psikolojik etkilerin azaltılması amacıyla Sındırgı Belediyesi ile Balıkesir Büyükşehir Belediyesi iş birliğinde sosyal destek çalışması başlatıldı. Beşiktaş, Galatasaray ve Fenerbahçe kulüplerinin bilet desteği sağladığı etkinlik kapsamında daha önce Beşiktaş ve Galatasaray maçlarına götürülen gençler, son olarak İstanbul’da oynanan Fenerbahçe-Samsunspor karşılaşmasını tribünden izleme fırsatı buldu. Deprem sonrası çocukların kaygılarını azaltmak için sosyal etkinliklere ağırlık verdiklerini belirten Sosyal Etkinlik Merkezi’nde görevli coğrafya öğretmeni Ali Demirözer ise sporun birleştirici gücünden yararlandıklarını söyledi. Demirözer, özellikle 7-18 yaş grubundaki gençlerin bu etkinliklerle hem sosyalleştiğini hem de yaşadıkları olumsuzlukları bir nebze olsun unuttuğunu dile getirdi. İlk kez stat atmosferi yaşayan öğrenciler "Maçı tribünden izlemek çok güzel bir deneyimdi. Bu günü hiç unutmayacağız" ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı BTÜ öğrencileriyle buluştu
12 Mart 2026 Perşembe - 10:02 Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı BTÜ öğrencileriyle buluştu Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı, Bursa Teknik Üniversitesinde öğrencilerle buluşarak Türkiye’nin insanlı ilk uzay misyonu kapsamında 22 gün süren uzay yolculuğunu ve Milli Uzay Programı kapsamındaki hedefleri anlattı. Uluslararası Uzay İstasyonu’nda gerçekleştirilen bilimsel deneylerden, eğitim sürecine kadar pek çok detayı paylaşan Gezeravcı, gençlere; "Bu bir varış değil başlangıç; bundan sonra bu hikâyeyi siz yazacaksınız" mesajı verdi. BTÜ Konuşmaları’nın 6’ncı sezon 55’nci bölüm konuğu, Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı oldu. Mimar Sinan Yerleşkesi’nde düzenlenen programa; BTÜ Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Beyhan Bayhan, Prof. Dr. Sinan Uyanık ve Prof. Dr. Barış Tamer Tonguç ile akademisyenler ve öğrenciler katıldı. "Türkiye’nin İnsanlı İlk Uzay Misyonu: ISS" başlıklı konuşmasını yapan Alper Gezeravcı, Türkiye’nin uzay yolculuğunu anlattı. Türkiye’nin uzay alanında yeni bir ülke olmadığını belirten Gezeravcı, geçmişten bugüne yapılan çalışmalara dikkat çekti. Türkiye’nin uydu teknolojileri konusunda önemli bir birikime sahip olduğunu ifade eden Gezeravcı, özellikle son yıllarda uydu geliştirme ve işletme alanında önemli tecrübeler kazanıldığını söyledi. Konuşmasında, Türkiye Uzay Ajansı’nın kuruluş süreci ve Türkiye’nin uzay vizyonunu belirleyen Milli Uzay Programı hakkında da bilgi veren Gezeravcı, programın stratejik hedeflerini öğrencilerle paylaştı. Türkiye’nin Milli Uzay Programı hedefleri Milli Uzay Programı kapsamında Türk astronot yetiştirme hedefinin de yer aldığını belirten Gezeravcı, yerli uydu geliştirme çalışmalarının da hızla sürdüğünü söyledi. Türkiye’nin ilk yerli haberleşme uydusu TÜRKSAT 6A’nın uzaya fırlatılmasıyla Türkiye’nin bu kapasiteye sahip dünyadaki 11’inci ülke olduğunu hatırlattı. Türkiye’nin uzay hedeflerinin sadece Dünya yörüngesiyle sınırlı olmadığını vurgulayan Gezeravcı, Ay Araştırma Programı’na da değindi. 2027 yılında Ay’a erişme hedefinin bulunduğunu belirten Gezeravcı, "Bunu başarabilmiş şu an dünyada sadece 5 ülke var. Bizim hedefimiz 6’ncı ülke olmak" dedi. Gezeravcı, uzay erişim projeleri kapsamında bir uzay limanı kurulmasının da hedefler arasında yer aldığını ifade etti. 36 bin başvuru arasından seçildi Türk Astronot ve Bilim Misyonu kapsamında 2022 yılında başlatılan astronot seçim sürecini anlatan Gezeravcı, ilk Türk astronotu olmak için yaklaşık 36 binden fazla kişinin başvuru yaptığını söyledi. Astronotluk yolculuğunun uzun ve zorlu bir süreç olduğunu belirten Gezeravcı, sekiz ay süren test ve mülakat süreçlerinin ardından seçildiğini, daha sonra ABD’de yoğun bir eğitim programına katıldığını belirtti. Eğitim sürecindeki; acil durum senaryoları, kapsül operasyonları, ilk yardım ve hayatta kalma eğitimlerini detaylarıyla anlattı. SpaceX eğitimleri ve uzay yolculuğu Eğitimlerin ardından ABD’deki SpaceX tesislerinde kapsül içi operasyonlar ve acil durum prosedürleri üzerine eğitimler aldıklarını belirten Gezeravcı, kapsüllerin suya iniş yapabildiği için deniz üzerinde de eğitim yaptıklarını ifade etti. Uzaya yolculuğun ABD’deki Kennedy Space Center’ndan gerçekleştirildiğini söyleyen Gezeravcı, 39 numaralı fırlatma rampasından yapılan kalkışta, roketin ses hızının 25 katına kadar ulaştığını ve roketin yaklaşık 28 bin kilometre hıza çıktığını belirtti. Uzayda 13 bilimsel deney Gezeravcı, görev kapsamında Uluslararası Uzay İstasyonu’nda 13 farklı bilimsel deney gerçekleştirdiklerini ifade etti. Deneylerin savunma sanayii, malzeme bilimi, yaşam destek sistemleri ve biyoloji gibi alanlarda yürütüldüğünü belirten Gezeravcı, bazı çalışmaların Ay ve Mars’ta yaşamın sürdürülebilirliği açısından önemli veriler sağlayacağını söyledi. Uzayda yaşamın dünyadan oldukça farklı olduğunu vurgulayan Gezeravcı, uyku, temizlik ve günlük yaşamın sınırlı sistemlerle sürdürüldüğünü anlattı. Türkiye’nin dönüm noktası Görevin ardından Türkiye’nin uzaya insan göndererek bilimsel deney gerçekleştiren 22’nci ülke olduğunu hatırlatan Gezeravcı, insanlı uzay misyonunun Türkiye için tarihi bir dönüm noktası olduğunu vurguladı. Görev kapsamında farklı bilim alanlarında özgün çalışmalar yürüttüklerini belirten Gezeravcı, elde edilen verilerin önümüzdeki dönemde bilim insanları tarafından paylaşılacağını ifade etti. "Bu, Türk evladının uzaydaki ilk adımı" Konuşmasının sonunda gençlere seslenen Gezeravcı, bu görevin sadece bir başlangıç olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı: "Siz değerli kardeşlerimize ilham olacak bir görev icra ettik. Bu işin merkezinde olan sizlersiniz. Başarıyı emsal almak varken başarısızlığa bakmayın. Sizden daha iyi potansiyel yok. Kimsenin potansiyelinizi küçümsemesine izin vermeyin. Özgüveninizi kaybederseniz her şeyinizi kaybedersiniz. Bu, bir hikâyenin başlangıç hikâyesiydi, bir yere varış hikâyesi değil. Bundan sonra bu hikâyeyi sizler yazacaksınız. Hikâye sizin. Milyarlarca insan milyarlarca adım atarken, bir annenin en değerli adımı evladının attığı ilk adımdır. Bu da Türk evladının uzaydaki ilk adımıdır." Soru-cevap bölümüyle devam eden BTÜ Konuşmaları, BTÜ Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar’ın ilk Türk astronot Alper Gezeravcı’ya plaket takdiminin ardından toplu fotoğraf çekimiyle son buldu.
Osmangazi’nin tarihi mekanları çocukların masallarıyla yeniden keşfediliyor
12 Mart 2026 Perşembe - 10:00 Osmangazi’nin tarihi mekanları çocukların masallarıyla yeniden keşfediliyor Osmangazi Belediyesi’nin kentin tarihi ve kültürel mirasını çocukların hayal gücüyle buluşturduğu "Masal Rotası" ile Osmangazi’nin köklü geçmişi yeniden keşfedilirken, çocuklar dinledikleri hikayelerden yola çıkarak yeni masallar, karakterler ve anlatılar oluşturuyor. Osmangazi Belediyesi tarafından gerçekleştirilen Masal Rotası Atölyesi ile kentin tarihi mekanları, çocukların gözünden yeniden yorumlanıyor. Proje kapsamında oluşturulan rota ile çocuklar, Osmangazi’nin farklı noktalarında yer alan tarihi yapıları ziyaret ederek bu mekanların geçmişini öğreniyor. Bunun yanı sıra katılımcılar gözlem yaparak ve duydukları hikayelerden ilham alarak kendi anlatılarını oluşturuyor. Masal Rotası Atölyesi, yalnızca tarihi mekanları tanıtmayı değil; aynı zamanda bu mekanların taşıdığı kültürel hafızayı çocukların hayal dünyasıyla zenginleştirmeyi hedefliyor. Atölye kapsamında rotanın durağı olan Kedili Tekke’yi ziyaret ederek, tarihi mekanı yakından inceleme fırsatı bulan çocuklar, dinledikleri hikayelerden de yola çıkarak yeni karakterler ve masallar üretti. Böylelikle çocuklar, bilmekle becerilerini geliştirerek, kentin kültürel mirasıyla hayal güçlerini bütünleştirdi. Etkinlik hakkında bilgiler veren Masal Rotası Atölyesi Eğitmeni Duygu Deniz Bilgin, sözlerinde şu ifadeleri kullandı: "Birçok mekandan oluşan bir proje, o yüzden ismi masal rotası. Osmangazi’deki tarihi mekanlarla ilgili bir rota oluşturmaya çalışıyoruz. Buranın yapısını, dokusunu dönüştürmek değil, burayla hikayeyi dönüştürmek, burayla ilgili hikayeyi geliştirmek ve bilinirliğini sağlamak amacımız. En önemlisi de çocuklarla bir arada bulunarak ortak üretim yapabilmek. İlk projemiz de Kediler Tekkesi oldu. Burayı izledik, gözlemledik, hikayeler dinledik. Dinlediğimiz hikayelerden bize ne kaldı ve bu kalan şeylerle ilgili yeni karakterler, yeni bir durum göstermeye çalışıyoruz." Atölyeye katılan çocuklar ise çok büyük keyif aldıklarını dile getirerek, aynı zamanda kitaplar okuyarak ve yazılar yazarak oldukça eğlendiklerini kaydetti.
Merhametiyle Türkiye’ye örnek olan 80 yaşındaki anne ve ömrünü adadığı 61 yaşındaki engelli kızının Vali’yle sohbetleri yürekleri ısıttı
12 Mart 2026 Perşembe - 09:56 Merhametiyle Türkiye’ye örnek olan 80 yaşındaki anne ve ömrünü adadığı 61 yaşındaki engelli kızının Vali’yle sohbetleri yürekleri ısıttı Hatay’da 61 yaşındaki engelli kızı Durdunaz Sözalan’a gözü gibi bakan 80 yaşındaki Nazmiye Sözalan’ın evine Hatay Valisi Mustafa Masatlı misafir oldu. Merhametiyle Türkiye’ye örnek olan ve ömrünü kızına adayan Sözalan’ın elini öpen Vali Masatlı ile anne ve kızının sohbetleriyse yürekleri ısıttı. Yayladağı ilçesi Kulaç Mahallesi’nde yaşayan 80 yaşındaki anne Nazmiye Sözalan’ın 61 yaşındaki kızı Durdunaz Sözalan, doğuştan bedensel engelli olarak doğdu. Ayağa kalkamayan ve ömrünü yatağa bağımlı geçiren bedensel engelli Durdunaz’ı hayata tutunduran ise annesi oldu. İlerleyen yaşına rağmen evladının her şeyiyle ilgilenen anne Nazmiye adeta ömrünü kızı Durdunaz’a adadı. Engelli kızının bakımlarını ve ihtiyaçlarını yapan anne kızına umut olurken, bir yandan bağ, bahçe ve ev işlerini yapmaya devam ediyor. Engelli kızına olan merhametiyle takdir toplayan anne ve kızın, evlerine Hatay Valisi Mustafa Masatlı misafir oldu. Fedakar anne Vali Masatlı’yı elinde çiçekle evin kapısında karşıladı. Topluma örnek olan annenin elini öpen Vali Masatlı’nın Nazmiye Sözalan ile Durdunaz Sözalan arasındaki sohbetse yürekleri ısıttı. "Kızımla birlikte mutlu bir hayat yaşamayı Allah nasip etsin" 61 yaşındaki kızıyla birlikte kaldığı evi Hatay Valisi Masatlı’nın ziyaret ettiğini ifade eden Nazmiye Sözalan, "Ben ve kızım uzun zamandır birlikte yaşıyoruz. Ben 80 yaşındayım kızım ise 61 yaşında oldu. Kızıma baktığım için memnunum ve rahatım. Kızımla birlikte iyi veya kötü bir şekilde zaman geçiyor. Hatay Valisi Mustafa Masatlı’nın iyiliklerini ve güzelliklerini düşünürüm. Hepsinden de Allah razı olsun. Allah elden ayaktan düşürmesin. Kızımla birlikte mutlu bir hayat yaşamayı Allah nasip etsin" dedi. Valiliğin kendisine hediye ettiği tekerlekli sandalyeyle dışarı çıkma fırsatı bulduğunu söyleyen Durdunaz Sözalan, "Ben 61 yaşındayım annemde 80 yaşında oldu. Günlerimiz iyi geçiyor ve iyi gelip geçiyor. Annemle birlikte mutlu ve güzel yaşıyoruz, üzülmüyoruz. Annemi üzmüyorum. Hatay Valisi Mustafa Masatlı’nın gelmesi bizi çok mutlu etti. Valiliğin verdiği tekerlekli sandalyeye binip annem dışarıya götürüyor. Tekerlekli sandalye olduğumdan beri daha rahat geziyorum" ifadelerini kullandı.
Yapay zeka tabanlı afet erken uyarı sistemleri çalıştayı yapıldı
12 Mart 2026 Perşembe - 09:29 Yapay zeka tabanlı afet erken uyarı sistemleri çalıştayı yapıldı DÜZCE(İHA) – Düzce Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nedim Sözbir, yapay zekanın günümüzde tıptan uzay teknolojilerine kadar birçok alanda etkin şekilde kullanıldığını söyledi. Düzce Üniversitesi Düzce Meslek Yüksekokulu ile Robotik ve Yapay Zeka Topluluğu tarafından, Düzce Valiliği ve Düzce Belediyesi iş birliğinde, Gençlik ve Spor Bakanlığı Üniversite Öğrenci Toplulukları İş Birliği ve Destek Programı (ÜNİDES) kapsamında düzenlenen, Yapay Zeka Tabanlı Afet Erken Uyarı Sistemleri Kullanımı ve Afet Yönetimi ve Farkındalığı Üzerine Etkilerinin Araştırılması Çalıştayının açılış programı gerçekleştirildi. Cumhuriyet Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen programın açılış konuşmasını yapan Düzce Meslek Yüksekokulu Öğretim Üyesi Robotik ve Yapay Zeka Topluluğu Danışmanı Dr. Öğr. Üyesi Süleyman Çeven, çalıştayın temel amacının yapay zeka, sensör ağları ve robotik teknolojilerinin afet yönetiminde nasıl etkin ve hayat kurtarıcı çözümler üretebileceğini bilimsel bir zeminde tartışmak olduğunu belirtti. "Yapay zeka artık hayatın her alanında yer alıyor" Programda konuşan Rektör Prof. Dr. Nedim Sözbir, yapay zekanın günümüzde tıptan uzay teknolojilerine kadar birçok alanda etkin şekilde kullanıldığını belirterek üniversitelerde bu alanda yapılan çalışmaların önemine değindi. Düzce Üniversitesi’nin öğrenci projeleri, Teknofest başarıları ve bilimsel çalışmalar açısından önemli bir ivme yakaladığını ifade eden Nedim Sözbir, öğrencilerin azmi ve akademisyenlerin desteğiyle elde edilen bu başarıların üniversitenin bilimsel üretkenliğini güçlendirdiğini söyledi. Sözbir, çalıştayın afet yönetimi ve erken uyarı teknolojileri açısından önemli katkılar sağlayacağını belirtti. "Deprem riskini azaltmanın yolu bilim ve hazırlıktan geçiyor" Programın panel oturumunda; Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Emin Aslan’ın yönetiminde gerçekleştirilen panelin ilk konuşmacısı Kocaeli Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Jeofizik Mühendisliği Yer Fiziği Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şerif Barış, "Afet erken uyarı sistemlerinin afet önlem alma ve kayıpların azaltılmasına etkileri" başlıklı sunumunda Türkiye’nin deprem gerçeğine dikkat çekerek, ülkemizin büyük depremler açısından dünyada ilk sıralarda yer aldığını ifade etti. Düzce ve çevresinin aktif fay hatları nedeniyle tarihi olarak önemli depremler yaşadığını belirten Barış, depremlerin yerinin büyük ölçüde bilinebildiğini ancak zamanının öngörülmesinin halen mümkün olmadığını söyledi. "Erken uyarı sistemleri toplum sağlığını korur" Bahçeşehir Üniversitesi Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Özge Karadağ, afet erken uyarı sistemlerinin halk sağlığı üzerindeki etkilerini değerlendirdi. Erken uyarı sistemlerinin yalnızca can kayıplarını azaltmakla kalmadığını; yaralanmaların, bulaşıcı hastalıkların ve çevresel sağlık risklerinin azaltılmasına da katkı sağladığını ifade eden Karadağ, toplumun afetlere hazırlık kapasitesinin artırılması için sağlık sektörünün erken uyarı sistemlerine entegre edilmesi, düzenli tatbikatların yapılması ve sağlık ile medya okuryazarlığının geliştirilmesi gerektiğini vurguladı. "Erken uyarı sistemi tahmin değil, saniyeler kazandıran bir mekanizmadır" Sentez Yer ve Yapı Mühendislik CTO’su Dr. Süleyman Tunç ise Marmara deprem erken uyarı altyapısını teknik yönleriyle ele aldı. Deprem erken uyarı sistemlerinin bir tahmin mekanizması olmadığını belirten Dr. Tunç, deprem dalgaları arasındaki zaman farkından yararlanarak saniyeler kazandıran bir sistem olduğunu vurguladı. "Marmara depremine karşı hazırlıklı olmak zorundayız" Panelin son konuşmacısı EDİS Afet ve Deprem Sistemleri CEO’su Ali Emre Erişen ise Marmara bölgesinde beklenen büyük depreme karşı hazırlıklı olunması gerektiğine dikkat çekti. Deprem riskinin yüksek olduğu bölgelerde erken uyarı sistemleri ve teknolojik çözümlerin hayati önem taşıdığını belirten Erişen, EDİS sisteminin çalışma prensiplerini katılımcılarla paylaştı. Açılış programının ardından "Yapay Zeka Tabanlı Afet Erken Uyarı Sistemleri Kullanımı ve Afet Yönetimi ve Farkındalığı Üzerine Etkilerinin Araştırılması Çalıştayı", Rektörlük Çalıştay Salonu’nda gerçekleştirilen oturumlarla devam etti. Çalıştay kapsamında farklı çalışma masalarında bir araya gelen akademisyenler, uzmanlar, kamu görevlileri, sivil toplum kuruluşları görevlileri ve öğrenciler; afet yönetimi, erken uyarı teknolojileri, yapay zeka etik ve hukuki çerçevesi, lojistik süreçler, eğitim ve sağlık, bilgi güvenliği ve toplumsal farkındalık gibi başlıkları disiplinlerarası bir yaklaşımla değerlendirerek çözüm önerileri geliştirdi.
Karamustafa’dan "İstiklal Marşı’nın Kabulünün 105. Yıldönümü" mesajı
12 Mart 2026 Perşembe - 09:28 Karamustafa’dan "İstiklal Marşı’nın Kabulünün 105. Yıldönümü" mesajı Kayseri Üniversitesi (KAYÜ) Rektörü Prof. Dr. Kurtuluş Karamustafa, İstiklal Marşı’nın kabulünün 105. yıldönümü dolayısıyla mesaj yayımladı. İstiklal Marşı’nın milletimizin bağımsızlık iradesini, ortak değerlerini ve tarihî hafızasını en güçlü biçimde ortaya koyduğunu ifade eden Rektör Prof. Dr. Kurtuluş Karamustafa’nın "12 Mart İstiklal Marşı’nın Kabulü ve Mehmet Âkif Ersoy’u Anma Günü" mesajı şöyle: "Milletimizin bağımsızlık ve hürriyet mücadelesinin sembolü olan İstiklal Marşı, millet olarak topyekûn verdiğimiz kurtuluş savaşı mücadelemizin en zor şartlarında kaleme alınmış; milletimizin imanını, azmini ve kararlılığını yansıtan müstesna bir eser olarak 12 Mart 1921 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından millî marş olarak kabul edilmiştir. Türk edebiyatı ve düşünce hayatının önemli isimlerinden biri olan Mehmet Âkif Ersoy, güçlü şahsiyeti, ahlaki duruşu ve milletine duyduğu derin bağlılıkla yalnızca büyük bir şair değil; aynı zamanda örnek bir aydın ve mütefekkir olarak tarihimizde seçkin bir yere sahiptir. Onun kaleme aldığı İstiklal Marşı; iman, vatan sevgisi, fedakârlık ve özgürlük ideallerini güçlü bir şekilde dile getiren; milletimizin millî ve manevi değerlerini yansıtan eşsiz bir eserdir. Kayseri Üniversitesi olarak millî ve manevi değerlerimizin korunması, tarihî hafızamızın güçlendirilmesi ve bu değerlerin genç nesillere doğru biçimde aktarılması yönünde önemli bir sorumluluk taşıdığımızın bilincindeyiz. Bu doğrultuda öğrencilerimizin yalnızca akademik açıdan değil; aynı zamanda tarihine, kültürüne ve değerlerine bağlı bireyler olarak yetişmeleri için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürmekteyiz. Bu vesileyle, İstiklal Marşı’nın kabulünün yıl dönümünde başta milli şairimiz Mehmet Âkif Ersoy olmak üzere, istiklalimiz uğruna canlarını feda eden tüm aziz şehitlerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyor; milletimizin 12 Mart İstiklal Marşı’nın Kabulü ve Mehmet Âkif Ersoy’u Anma Günü’nü en içten dileklerimle kutluyorum."
Başkan Büyükkılıç: "İstiklal şairimizin Asım’ın nesli ideali gençlerimize yaşayacak"
12 Mart 2026 Perşembe - 09:25 Başkan Büyükkılıç: "İstiklal şairimizin Asım’ın nesli ideali gençlerimize yaşayacak" Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, İstiklal Marşı’nın kabulünün 105. yıl dönümü dolayısıyla yayımladığı mesajda, Türk milletinin bağımsızlık mücadelesini ölümsüzleştiren Mehmet Akif Ersoy’u ve İstiklal mücadelesinin kahramanlarını rahmet, minnet ve saygıyla andı. Büyükkılıç, "İstiklal Marşı, milletimizin bağımsızlık iradesinin ebedî belgesidir. İstiklal şairimiz Ersoy’un ‘Asım’ın Nesli’ ideali, gençlerimizle yaşayacak" dedi. Başkan Dr. Memduh Büyükkılıç, İstiklal Marşı’nın kabulünün 105. yıl dönümü dolayısıyla yayımladığı mesajında, Türk milletinin istiklal ve istikbal uğruna verdiği mücadelenin önemine dikkat çekti. İstiklal Marşı’nın Kabulünün 105. Yılı Başkan Büyükkılıç mesajında, İstiklal Marşı’nın milletin bağımsızlık azmini, inancını ve kararlılığını en güçlü şekilde yansıttığını ifade ederek şu değerlendirmede bulundu: "İstiklalimizi ve istikbalimizi borçlu olduğumuz aziz şehitlerimizi ve kahraman gazilerimizi, İstiklal Marşımızı yaşayarak kaleme alan milli şairimiz Mehmet Akif Ersoy’u rahmet ve minnetle yâd ediyoruz. Bu eşsiz eser, milletimizin tarih boyunca gösterdiği fedakârlığın ve bağımsızlık iradesinin en güçlü sembollerinden biridir." "Milletimizin Ruhunu Yansıtan Bir Eser" Başkan Büyükkılıç, İstiklal Marşı’nın yalnızca savaş meydanlarında kazanılan zaferleri değil, aynı zamanda milletin içinde bulunduğu ruh halini ve inancını da satırlara taşıdığını belirtti. 12 Mart 1921’de Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından milli marş olarak kabul edilen İstiklal Marşı’nın, o günden bugüne Türk milletinin gurur kaynağı olduğunu vurgulayan Büyükkılıç, mesajında şu ifadelere yer verdi: "Türk milletinin bağımsızlık ve özgürlük mücadelesinin simgesi olan İstiklal Marşı’mız, milli birlik ve beraberliğimizin adeta bir belgesidir. O zor günlerde milletimize umut ve motivasyon kaynağı olan bu eser, bugün de özgürlük ve bağımsızlık tutkumuzun en güçlü ifadesi olmaya devam etmektedir." "Asım’ın Nesli İdeali" Mehmet Akif Ersoy’un Türk gençliğini "Asım’ın Nesli" olarak tanımladığına dikkat çeken Başkan Büyükkılıç, bu idealin karakterli, ahlaklı ve erdemli bir gençlik anlayışını ifade ettiğini belirtti. Büyükkılıç, Türkiye’nin geleceğinin, gençlerin milli ve manevi değerlerine bağlı şekilde yetişmesiyle daha güçlü olacağını vurguladı. Şehit ve Gazilere Vefa Mesajı Mesajının sonunda İstiklal mücadelesinin tüm kahramanlarını rahmet ve minnetle andığını belirten Başkan Büyükkılıç, şu ifadeleri kullandı: "İstiklal Marşı’mızın kabulünün 105. yıl dönümünde başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, İstiklal Şairimiz Mehmet Akif Ersoy’u, istiklal mücadelemizin tüm kahramanlarını, aziz şehitlerimizi ve gazilerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyorum."
Pulmoner rehabilitasyonla her adımda daha rahat bir nefes
12 Mart 2026 Perşembe - 09:16 Pulmoner rehabilitasyonla her adımda daha rahat bir nefes DÜZCE(İHA) – Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Özlem Ataoğlu, Pulmoner rehabilitasyonun en temel bileşeninin egzersiz eğitimi olduğunu söyledi. Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Türk Toraks Derneği Batı Karadeniz Şube Sekreteri Dr. Öğr. Üyesi Özlem Ataoğlu, 8–14 Mart Pulmoner Rehabilitasyon Haftası dolayısıyla bilgilendirmede bulundu. Kronik solunum hastalıklarında nefes darlığı, hava yolu temizliğinde yetersizlik, hava akımında kısıtlanma ve kas fonksiyonlarında bozulma gibi sorunların sık görüldüğünü ifade eden Özlem Ataoğlu, bu durumun hastaların egzersiz kapasitesini ve günlük aktivite düzeyini önemli ölçüde azalttığını söyledi. Ciddi kronik solunum hastalığı olan bireylerde tıbbi tedavinin uygun şekilde yapılsa bile nefes darlığı ve diğer solunum şikayetlerinin devam edebildiğine dikkat çeken Ataoğlu, "Egzersiz kapasitesinin azalmasıyla birlikte hastaların yaşam kalitesi de düşebilmektedir. Bu durum zamanla hastanın tedaviye uyumunu da olumsuz etkileyebilmektedir" dedi. Pulmoner rehabilitasyon nedir? Pulmoner rehabilitasyonun bu noktada önemli bir destekleyici yaklaşım olduğunu belirten Ataoğlu, "Pulmoner rehabilitasyon; hastaların tıbbi tedavilerini desteklemek, fonksiyonel kapasitelerini artırmak ve psikososyal durumlarını iyileştirmek amacıyla hazırlanan kapsamlı bir programdır. Alanında uzman hekim, fizyoterapist, solunum terapisti, diyetisyen, psikolog, hemşire ve iş-uğraşı terapistinin yer aldığı multidisipliner bir ekip tarafından yürütülür" ifadelerini kullandı. Pulmoner rehabilitasyon programlarının egzersiz eğitimi başta olmak üzere beslenme eğitimi, özyönetim eğitimi ve sağlık davranışı değişikliğini içeren farklı bileşenlerden oluştuğunu kaydeden Dr. Ataoğlu, programın temel hedefleri arasında hastalığa bağlı semptomların azaltılması, kaygı ve depresyonun azaltılması, hastalığın alevlenme sıklığının ve hastane yatışlarının düşürülmesi ile hastaların günlük yaşama katılımının artırılmasının yer aldığını söyledi. Pulmoner rehabilitasyonun özellikle KOAH başta olmak üzere astım, bronşektazi, interstisyel akciğer hastalıkları, kistik fibrozis, göğüs duvarı hastalıkları, nöromusküler hastalıklar, akciğer nakli öncesi ve sonrası süreçler, akciğer kanseri, akciğer tansiyonu ve obezite ile ilişkili akciğer hastalıklarında başarıyla uygulanabildiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Ataoğlu, bu hizmetlerin göğüs hastalıkları hastaneleri, şehir hastaneleri, üniversite hastaneleri ve eğitim araştırma hastanelerinde verildiğini ifade etti. "En temel bileşeni egzersiz eğitimi" Pulmoner rehabilitasyonun en temel bileşeninin egzersiz eğitimi olduğunu dile getiren Öğr. Üyesi Dr. Ataoğlu, "Bu eğitim; yürüyüş gibi dayanıklılık egzersizlerini, kol ve bacak kaslarını güçlendiren egzersizleri ve solunum egzersizlerini kapsamaktadır. Hastanın ihtiyaçlarına göre beslenme desteği, hasta eğitimi ve psikososyal destek de programa eklenebilmektedir" dedi. Düzenli uygulanan pulmoner rehabilitasyon programları sayesinde hastaların nefes darlığı ve yorgunluk şikayetlerinin azaldığını vurgulayan Ataoğlu, kas kuvveti ve dayanıklılığı artan hastaların daha uzun mesafeler yürüyebildiğini ve kendilerini daha enerjik hissettiklerini belirtti. Gelişen uzaktan sağlık hizmetleri sayesinde tele-pulmoner rehabilitasyon programlarının da uygulanabildiğini söyleyen Dr. Özlem Ataoğlu, "Uygun hastalar bulundukları yerden bu programlara katılabilmekte, böylece hizmete erişim ve süreklilik artmaktadır" dedi. Uzun süreli solunum hastalığı nedeniyle nefes darlığı, çabuk yorulma ve günlük işlerde zorlanma yaşayan bireylerin pulmoner rehabilitasyon programlarından yararlanabileceğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Ataoğlu, konu hakkında bilgi almak isteyen vatandaşların aile hekimlerine başvurabileceğini ifade etti.