GÜNDEM
Vali Çakır, Dünya Yetimler Günü’nde koruyucu aileler ve çocuklarla iftarda buluştu 05 Mart 2026 Perşembe - 21:30:21 Muş Valisi Avni Çakır, Dünya Yetimler Günü kapsamında düzenlenen programda koruyucu aileler ve yetim çocuklarla iftar yaptı. Vali Çakır, Dünya Yetimler Günü kapsamında düzenlenen iftar programında koruyucu aileler ve yetim çocuklarla bir araya geldi. Muş’ta gerçekleştirilen programda birlik ve dayanışma mesajları verildi. Valilik koordinasyonunda Muş Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü, Türk Kızılay ve Muş Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı iş birliğiyle Muş Öğretmenevi’nde düzenlenen iftar programı Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başladı. Program kapsamında koruyucu aileler ve yetim çocuklarla yakından ilgilenen Vali Çakır, iftar sonrası yaptığı konuşmada bu akşam çok özel bir iftar sofrasında olduklarını ifade etti. Dünya Yetimler Günü kapsamında düzenlenen programda konuşan Vali Çakır, koruyucu ailelerin toplum için önemli bir sorumluluk üstlendiğini belirterek çocukların sevgi ve güven ortamında büyümesinin büyük önem taşıdığını vurgulayarak, "Bizlere emanet edilen yetim ve öksüz yavrularımız ile onlara anne babalık eden koruyucu ailelerimizle bir aradayız. Burada çocuklar cıvıl cıvıl olunca iftarımızın bereketi de neşesi de apayrı oluyor. Müftümüz, dinimizde yetimi kollamanın ve sahip çıkmanın Allah katında büyük karşılığı olduğunu ifade etti. Dedi ki onlar İnşallah cennette Peygamber Efendimizle beraber olacak. Neredeyse şehitlik mertebesiyle eşittir. Yetimi korumak, kollamak onun hakkını en üst seviyede tutmak güzel bir davranış. Cenabı Allah’ın Kur’an’da da bizlere emrettiği bir talimat ve bir emirdir. Dolayısıyla bizlere düşen, devlet olarak bu yavrularımızı koruyup kollamak ve yoksun kaldıkları her şeyi fazlasıyla onlara sunmaktır. Yavrularımızın hepsinin yüzü gülüyor. Maddi ihtiyaçları bir şekilde karşılanabiliyor ancak manevi anlamda da onların yanında olmaya gayret ediyoruz. Bu nedenle onlara abi, anne, baba, amca ve dayı şefkatiyle yaklaşmaya çalışıyoruz. Onların yarın kendi ayakları üzerinde sağlam bir şekilde durabilmeleri için geleceğe güçlü bireyler olarak hazırlıyoruz. Bugün burada düzenlenen bu yemekte Kızılay da bizlere büyük destek verdi. Muş Kızılay ailesine huzurlarınızda teşekkür ediyorum. Kızılay, her zaman yetimin ve garibanın dostu olmuş, yüzyılı aşkın süredir hayır hizmetlerinde öncü bir kurumdur. Rabbim tuttuğumuz oruçları kabul eylesin" dedi. Muş Müftüsü Nurullah Koçhan, dua okudu. İftarın ardından gönüllüler tarafından yüzleri boyanan çocuklar, müzik eşliğinde oynanan oyunlarla eğlenceli vakit geçirdi. Programa, Muş Cumhuriyet Başsavcısı Hüseyin Kantar, İl Jandarma Komutanı Albay Özgür Özer, İl Emniyet Müdürü Melih Kuzudişli, Vali Yardımcısı Mustafa Batuhan Alpboğa, Muş Adalet Komisyonu Başkanı Ekrem Hilmi Tarçın, Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Ahmet Kırtay, Türk Kızılay Muş Afet Müdahale Merkezi Müdürü Baran Akar, Türk Kızılay Muş Başkanı Gülbay Gümüştekin ve kurum amirleri katıldı.
05 Mart 2026 Perşembe - 21:19 Türk Kızılay Manisa’dan, yetimler için özel iftar Türk Kızılay Manisa İl Merkezi Başkanlığınca, Dünya Yetimler Günü dolayısıyla yetim çocuklar için iftar programı düzenlendi. Program kapsamında, Manisa Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü bünyesinde bulunan 500 çocuğa, GDZ Elektrik’in hayırsever desteğiyle iftar yemeği verildi. İftar programında çocuklara yönelik çeşitli etkinlikler de gerçekleştirildi. Kızılay gönüllüleri tarafından düzenlenen yüz boyama etkinliği ilgi görürken, geleneksel Hacivat ve Karagöz gölge oyunu sahnelendi. Manisa Vali Yardımcısı Fatih Aksoy iftar programında yaptığı konuşmada, Dünya Yetimler Günü dolayısıyla düzenlenen programın anlamlı olduğunu belirterek yetim çocukların toplumun ortak sorumluluğu olduğunu söyledi. Bu tür etkinliklerin dayanışma ve paylaşma duygularını güçlendirdiğini ifade eden Aksoy, organizasyonda emeği geçenlere teşekkür etti. Türk Kızılay Manisa İl Merkezi Başkanı Öner Gürsel de, Türk Kızılay Manisa İl Merkezi Başkanlığı olarak bu yıl 6.’sını düzenlenen programa katılanlara teşekkür ederek, Kızılay olarak her zaman vatandaşların ve çocukların yanında olmaya devam ettiklerini belirtti. Dünya Yetimler Günü vesilesiyle düzenlenen iftar programının çocuklarla bir araya gelmek ve onların mutluluğunu paylaşmak açısından önemli olduğunu dile getiren Gürsel, programa destek veren hayırseverler ile Kızılay Gönüllülerine teşekkür etti. Programa, Manisa Vali Yardımcısı Fatih Aksoy, Yunusemre Kaymakamı Celalettin Cantürk, Türk Kızılay Manisa İl Merkezi Başkanı Öner Gürsel, Manisa Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Kuduret Gültaş ve GDZ Elektrik Yapım İşleri ve Bakım Direktörü Emre Ayğın katıldı.
Onikişubat’ta 15 deprem köy konutlarında yaşam başlıyor
04 Mart 2026 Çarşamba - 12:03 Onikişubat’ta 15 deprem köy konutlarında yaşam başlıyor Kahramanmaraş’ın Onikişubat ilçesinde depremde ağır hasar alan evlerin yerine inşa edilen köy konutları hak sahiplerine teslim ediliyor. Kumaşır Mahallesi sınırları içerisinde yapılan 15 konuta vatandaşların kısa süre içerisinde yerleşmesi bekleniyor. Hacı Mustafa Mahallesi sakinleri için zemin yapısının uygun olması nedeniyle Kumaşır Mahallesi sınırları içerisinde inşa edilen 15 deprem köy konutunun anahtarları hak sahiplerine verildi. Elektrik ve su bağlantılarının tamamlanmasının ardından vatandaşların evlerine yerleşeceği öğrenildi. Hacı Mustafa Mahalle Muhtarı Şevket Şahin, konutların yerleşim alanına yakın bir noktada inşa edildiğini belirterek, "Burası Hacı Mustafa Mahallesi’nin evleri, 15 tane. Bu tam bulunduğumuz nokta, Kumaşır Mahallesi’nin sınırları içerisinde. 15 tane buraya ağır hasarlı toplu konut olarak buraya yaptı bunları, zemin sağlam diye. Halk çok memnun, şehre yakın, mahalle hemen kenarında yerleşim alanı yakın. Yani suyu, elektriği içinde. Devletten Allah razı olsun. Bizi darda bırakmadı. En kısa zamanda burayı yaptı. Anahtarlarını da verdi yani şu anda. Yani tahmin 1-2 hafta içinde elektriği, suyu da tamamlanırız. Allah’tan bir kaza bela olmasın da hemen en kısa zamanda gelirler. Evlere yerleşirler. Zaten ağır hasarlı evleri vardı. Allah razı olsun" dedi. Yeni evleri hayal bile edemediklerini ifade eden Şahin, "Allah devletimizden razı olsun, vallahi hiç hayal edemiyorlardı. Böyle bir ev olmaz diyorlardı. Ben de diyordum ki halka gerçekten bu evler yapılacak. Cumhurbaşkanımız kimseyi darda, açıkta, sokakta bırakmadı. Beklediğimizin de üstünde oldu. Maraş’ı bir Maraş daha yaptı. Allah razı olsun" diye konuştu.
Sivas’ta kahve değil, tarih öğütülüyor
04 Mart 2026 Çarşamba - 12:01 Sivas’ta kahve değil, tarih öğütülüyor Sivas’ta bir asırlık işletmede asırlık kavurma makinesi ve taş değirmenle, kahve üretimi geleneksel yöntemlerle sürdürülüyor. Sivas’ta Cumhuriyet’in ilk yıllarından bu yana faaliyet gösteren işletme, lezzetiyle damak çatlatan ve yurt dışından dahi talep gören kahveyi asırlık yöntemlerle, taş değirmende ögüterek üretiyor. 1926’da kurulan işletme, 4 kuşaktır 100 yıllık üretim ve ahilik geleneklerinden vazgeçmiyor. Brezilya’dan getirilen yüksek kaliteli çiğ çekirdekler, önce asırlık antika kavurma makinesinde özenle kavruluyor. Ardından kahvenin lezzetini belirleyen en önemli aşama olan öğütme işlemi, yine bir asırlık taş değirmende gerçekleştiriliyor. Taş değirmenin kahveyi yakmadan, doğal aromasını bozmadan öğütmesi sayesinde işletmenin kahvesi modern çelik bıçaklı makinelerden ayrışıyor. Kahvenin müşteriye ulaşmadan önce 20-25 farklı işlemden geçtiği, tüm aşamaların aynı geleneksel düzenle sürdürüldüğü belirtiliyor. Antika makinelerle üretilen kahvenin yumuşak içimi, yoğun aroması ve geleneksel lezzeti nedeniyle hem kent sakinlerinden hem de şehir dışından gelen ziyaretçilerden yoğun ilgi gördüğü gözlemleniyor. Bir asırdır üretim yöntemini değiştirmediler Asırlık üretim geleniğini sürdüren işletmenin dördüncü kuşak temsilcilerinden Tayfun Talas, "Kahvemizi Brezilya’dan getiriyoruz; çiğ çekirdeğin çok kaliteli olması lazım, en kaliteli çekirdeği alıyoruz ve antika kavurma makinemizde belli dozlarda, belli ayarlarda, sürekli başında durarak kahvenin özünün en iyi çıkacağı şekilde kavuruyoruz. Bu kavurma işleminden sonra taş değirmen olması çok önemli; kahveyi taş değirmenden geçiriyoruz. Taş değirmen kahveyi yakmadan kendi orijinal lezzetiyle bize sunmakta. Taş değirmen yaklaşık yüz yıldır aktif olarak kullanılmakta ve bu taş değirmenin belli zamanlarda bakımı yapılmakta, bu da kahveye lezzet veriyor. Yani kısaca kahve müşteriye giderken en az 20-25 tane noktadan geçiyor; bunlardan biri bile eksik olsa kahvenin lezzetini alamıyoruz. Bunları özenle yaptıktan sonra müşteriye taze taze sunuyoruz. Buranın kuruluşu Cumhuriyet’in başlangıcına dayanıyor; Cumhuriyet’in başlangıcından beri burada, bu dükkânda üretim yapıyoruz. Bu sene yüzüncü yılımız; 1926’da kurulan işletme dedemin babasından bana miras kaldı, şimdi ben 4. kuşak olarak burayı aynı usulle, kaliteyi bozmadan işletmeye devam ediyorum. Kahvemizin farklı olmasının, müşterilerin beğenmesinin nedeni fabrikasyon olmaması; biz burada hâlâ eski taş değirmenleri kullanıyoruz. Taş değirmen kullanmak zahmet demek, emek demek. Yeni nesil makineler çelik bıçaklarla çalıştığı için kahvenin lezzetini alıyor ve bu da kahvenin acı olmasına neden oluyor. Bizim kahvemizde müşterilerin en çok beğendiği şey yumuşak olması, kahvenin lezzetini gerçekten alıyor olmaları. Yaşlılar diyor ki çocukluğumun kahve lezzetini buradan alıyorum; bu şekilde eski makineleri kullandığımız için lezzet devam ediyor" dedi.
Silvan’da "Maarifin Kalbinde Ramazan" coşkusu
04 Mart 2026 Çarşamba - 12:00 Silvan’da "Maarifin Kalbinde Ramazan" coşkusu Diyarbakır’ın Silvan ilçesinde "Maarifin Kalbinde Ramazan" etkinlikleri kapsamında düzenlenen teravih buluşmasında öğrenciler, öğretmenler ve veliler tarihi Selahaddin-i Eyyubi Camisinde bir araya gelerek Ramazan ayının manevi atmosferini birlikte yaşadı. "Maarifin Kalbinde Ramazan" etkinlikleri çerçevesinde Silvan ilçe merkezindeki okullarda eğitim gören öğrencilerin katılımıyla tarihi Selahaddin-i Eyyubi Camisinde teravih buluşması gerçekleştirildi. Öğrenci, öğretmen ve velilerin yoğun ilgi gösterdiği programda Ramazan ayının birlik, beraberlik ve kardeşlik ruhu hep birlikte idrak edildi. Teravih namazı öncesinde yapılan kısa ve anlamlı sohbetle Ramazan’ın paylaşma, dayanışma ve manevi arınma yönüne dikkat çekildi. Aynı safta omuz omuza kılınan teravih namazı, gönülleri birleştiren özel anlara sahne oldu. Namazın ardından öğrenciler ilahiler ve ezgiler seslendirirken, düzenlenen etkinliklerle camide neşeli anlar yaşandı. Program sonunda öğrencilere balon ve çikolata ikram edilerek Ramazan’ın bereketi paylaşıldı. Silvan İlçe Müftülüğünün öncülüğünde gerçekleştirilen programa ilişkin açıklamalarda bulunan Silvan İlçe Müftülüğü manevi danışmanı Abdulkadir Tekdal, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin tarafından okullara gönderilen genelge dolayısıyla teşekkürlerini iletti. Tekdal, İlçe Müftülüğü olarak okullara davette bulunduklarını belirterek, "Öğrencilerimizi ilçemizin tarih kokan Selahaddin-i Eyyubi Camii’nde ağırlamak istedik. Elhamdülillah bugün davetimize icabet edildi. Müdürlerimiz, öğretmenlerimiz ve öğrencilerimizle birlikte yatsı ve teravih namazımızı eda ettik. Ardından ilahiler söyledik, çeşitli etkinlikler yaptık ve ikramlarla gönüllerini hoş etmeye çalıştık" dedi. Okul idarecileri ise öğrencilerin yalnızca akademik değil milli, manevi ve ahlaki değerlerle de yetişmelerini önemsediklerini vurgulayarak programa katılım sağlayan tüm öğrenci, öğretmen ve velilere teşekkür etti. Gerçekleştirilen teravih buluşması, Ramazan ayının ruhuna yakışır bir birlik ve kardeşlik atmosferi içerisinde tamamlandı.
Doç. Dr. Mustafa Özalp: "(İran-ABD-İsrail savaşı) Yapılması gereken şey müzakere masasının başlaması, diplomasiye öncelik verilmesi ve savaşın ivedilikle durdurulması"
04 Mart 2026 Çarşamba - 11:58 Doç. Dr. Mustafa Özalp: "(İran-ABD-İsrail savaşı) Yapılması gereken şey müzakere masasının başlaması, diplomasiye öncelik verilmesi ve savaşın ivedilikle durdurulması" Doç. Dr. Mustafa Özalp, ABD-İsrail ile İran arasında yaşanan savaşta İran’ın ve buna paralel olarak Irak’ın istikrarsızlaşmasının dünya doğalgaz ve petrol enerji fiyatlarını yükselteceğini belirterek, "Burada yapılması gereken şey müzakere masasının başlaması, diplomasiye öncelik verilmesi ve savaşın ivedilikle durdurulması" dedi. ABD-İsrail ile İran arasında yaşanan savaşı değerlendiren Bozok Üniversitesi İktisat Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mustafa Özalp, ABD’nin İsrail’in etkisiyle İran savaşına dahil olduğunu belirterek, "Savaşın her geçen gün katlanarak büyüyeceği gözükmekte. Bölgesel bir savaş olacağının emareleri ortaya çıkmakta. İran, Körfez ülkelerindeki ABD üslerini bombalamakta. İran’ın aslında Umman Denizi’ndeki, Orta Doğu’daki ABD uçak gemilerini bombalaması lazım. İran’ın burada yapması gereken temel strateji aslında ayrı ayrı Körfez ülkelerini bombalamak yerine, bu bombaların her birini biriktirip kitlesel bir şekilde ABD’nin herhangi bir uçak gemisine saldırması İran açısından stratejik olarak daha doğru olur diye düşünüyorum. ABD’nin canı yanmadığı sürece bu savaş devam edecek. İran’ın ABD’nin canını yakması gerekiyor ve bu can yakma da muhtemelen Ortadoğu’da İran tarafından Umman Denizi yakınlarında bir ABD uçak gemisinin batırılması olarak ortaya çıkabilir" dedi. "Petrol fiyatlarının artması elektrik, altın ve gümüş fiyatlarının artmasına neden olacak" Enerjinin devletlerin refah seviyeleri açısından oldukça önemli olduğunu ifade eden Özalp, "Petrol, doğalgaz ve kömür küresel enerji tüketiminin yaklaşık yüzde 80 ile 85’ini oluşturmakta. İran’ın kapatmış olduğu Hürmüz Boğazı’na baktığımızda Umman, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn, Katar gibi ülkelere komşu. Bu boğazdan İran’ın, Irak’ın, Suudi Arabistan’ın, Birleşik Arap Emirlikleri’nin ve Katar’ın petrol ve doğalgazları akmakta, ithalat, ihracatı yapılmakta. Bu boğazdan dünya petrol tüketiminin yaklaşık olarak yüzde 20’si, yani 20 milyon varil, dünya doğalgaz tüketiminin yaklaşık yüzde 20’si akmakta. Bu da yaklaşık olarak 300 milyon metreküp yapmakta. Hürmüz Boğazı’ndan geçen petrol ve doğalgazın yaklaşık yüzde 80’i Asya piyasalarına, yani Çin, Hindistan ve Japonya gibi ülkelere gitmekte. Geriye kalan yüzde 20’si ise Avrupa ülkelerine akmakta. Bu çerçevede son günlerde İran’ın başlatmış olduğu, daha doğrusu İran-ABD-İsrail arasında çıkan bu kavganın sonucunda petrol fiyatları yaklaşık yüzde 10 artmış durumda. Petrol fiyatlarının artması tabii olarak elektrik fiyatlarının artmasını beraberinde getirecektir. Bu da altın ve gümüşe olan talebi arttıracaktır. Altın ve gümüş fiyatları da yükselecektir. Dolayısıyla Hürmüz Boğazı’nın 3-5 günlüğüne veya bir haftalığına kapalı olması demek, önümüzdeki günlerde petrolün varil fiyatının yaklaşık 100 dolarlara ulaşabileceği, Hürmüz Boğazı’nın iki haftalığına kapanması demek veya tıkanması demek petrolün varil fiyatının 150 dolarları bulabileceği öngörülmektedir" diye konuştu. "Müzakerelerin başlaması gerekiyor" Savaşın ekonomik ve siyasi bilançosuna değinen Doç. Dr. Mustafa Özalp, "Tabii Türkiye’miz her ne kadar olağanüstü gemileriyle Karadeniz’de, Akdeniz’de, dünyanın çeşitli ülkelerinde petrol, doğalgaz arama hususunda kendisini geçmiş yıllara göre geliştirmiş olsa da biz 2024 yılı verilerine göre yüzde 4-5 oranında tüketmiş olduğumuz doğalgazı ancak üretebiliyoruz. Doğalgazda yüzde 95 oranında Türkiye dışa bağımlı. Petrolde de yaklaşık yüzde 85 ile 90 arasında dışa bağımlı. Petrol ve doğalgazı dolara bağlı olarak ithal etmekteyiz. Uluslararası petrol fiyatlarında yaklaşık 1 dolarlık yükseliş, Türkiye ekonomisine ciddi maliyetler getirmekte. EPDK 2024 yılı verilerine göre tüketmiş olduğumuz doğalgazın yüzde 41’ini Rusya’dan ithal ettik, yüzde 22’sini Azerbaycan’dan, yüzde 13’ünü İran’dan ithal ettik. İran’dan yüzde 13-15 doğalgaz ithalatımız söz konusu. Irak’tan da yoğun miktarda petrol ithalatı yapıyoruz. İran’ın ve buna paralel olarak da Irak’ın istikrarsızlaşması dünya doğalgaz petrol enerji fiyatlarını yükseltecektir. Bu yükselen fiyatlarda Türkiye ekonomisi zarar görecektir. Burada yapılması gereken şey müzakere masasının başlaması, diplomasiye öncelik verilmesi ve savaşın ivedilikle durdurulması. Aksi takdirde İran bölünüp parçalandığı zaman biz Türkiye’nin İran sınırından İsrail’e komşu olacağız. Bizim İsrail’e komşu olmamız demek ilerleyen yıllarda İran’la Türkiye arasında çıkacak bir savaşta İran toprakları üzerinden İsrail’le savaşmamız anlamına gelir. İsrail, vekil güçleri üzerinden İran topraklarında Türkiye ile savaşmayı planlamaktadır. Türkiye’nin ivedilikle bunların önlenmesine yönelik tedbirler alması gerektiğini düşünmekteyim" dedi.
Sivas’ta kahve değil, tarih öğütülüyor
04 Mart 2026 Çarşamba - 11:54 Sivas’ta kahve değil, tarih öğütülüyor Bir asırlık işletmede asırlık kavurma makinesi ve taş değirmenle, kahve üretimi geleneksel yöntemlerle sürdürülüyor. Sivas’ta Cumhuriyet’in ilk yıllarından bu yana faaliyet gösteren işletme, lezzetiyle tamak çatlatan ve yurt dışından dahi talep gören kahveyi asırlık yöntemlerle, taş değirmende öğüterek üretiyor. 1926’da kurulan işletme, 4 kuşaktır 100 yıllık üretim ve ahilik geleneklerinden vazgeçmiyor. Brezilya’dan getirilen yüksek kaliteli çiğ çekirdekler, önce asırlık antika kavurma makinesinde özenle kavruluyor. Ardından kahvenin lezzetini belirleyen en önemli aşama olan öğütme işlemi, yine bir asırlık taş değirmende gerçekleştiriliyor. Taş değirmenin kahveyi yakmadan, doğal aromasını bozmadan öğütmesi sayesinde işletmenin kahvesi modern çelik bıçaklı makinelerden ayrışıyor. Kahvenin müşteriye ulaşmadan önce 20-25 farklı işlemden geçtiği, tüm aşamaların aynı geleneksel düzenle sürdürüldüğü belirtiliyor. Antika makinelerle üretilen kahvenin yumuşak içimi, yoğun aroması ve geleneksel lezzeti nedeniyle hem kent sakinlerinden hem de şehir dışından gelen ziyaretçilerden yoğun ilgi gördüğü gözlemleniyor. Bir asırdır üretim yöntemini değiştirmediler Asırlık üretim geleneğini sürdüren işletmenin dördüncü kuşak temsilcilerinden Tayfun Talas, "Kahvemizi Brezilya’dan getiriyoruz; çiğ çekirdeğin çok kaliteli olması lazım, en kaliteli çekirdeği alıyoruz ve antika kavurma makinemizde belli dozlarda, belli ayarlarda, sürekli başında durarak kahvenin özünün en iyi çıkacağı şekilde kavuruyoruz. Bu kavurma işleminden sonra taş değirmen olması çok önemli; kahveyi taş değirmenden geçiriyoruz. Taş değirmen kahveyi yakmadan kendi orijinal lezzetiyle bize sunmakta. Taş değirmen yaklaşık yüz yıldır aktif olarak kullanılmakta ve bu taş değirmenin belli zamanlarda bakımı yapılmakta, bu da kahveye lezzet veriyor. Yani kısaca kahve müşteriye giderken en az 20-25 tane noktadan geçiyor; bunlardan biri bile eksik olsa kahvenin lezzetini alamıyoruz. Bunları özenle yaptıktan sonra müşteriye taze taze sunuyoruz. Buranın kuruluşu Cumhuriyet’in başlangıcına dayanıyor; Cumhuriyetin başlangıcından beri burada, bu dükkânda üretim yapıyoruz. Bu sene yüzüncü yılımız; 1926’da kurulan işletme dedemin babasından bana miras kaldı, şimdi ben 4. kuşak olarak burayı aynı usulle, kaliteyi bozmadan işletmeye devam ediyorum. Kahvemizin farklı olmasının, müşterilerin beğenmesinin nedeni fabrikasyon olmaması; biz burada hâlâ eski taş değirmenleri kullanıyoruz. Taş değirmen kullanmak zahmet demek, emek demek. Yeni nesil makineler çelik bıçaklarla çalıştığı için kahvenin lezzetini alıyor ve bu da kahvenin acı olmasına neden oluyor. Bizim kahvemizde müşterilerin en çok beğendiği şey yumuşak olması, kahvenin lezzetini gerçekten alıyor olmaları. Yaşlılar diyor ki çocukluğumun kahve lezzetini buradan alıyorum; bu şekilde eski makineleri kullandığımız için lezzet devam ediyor." dedi.
Yıllardır yaptığı mesleğinin bilgisayar oyununu oynadı
04 Mart 2026 Çarşamba - 11:54 Yıllardır yaptığı mesleğinin bilgisayar oyununu oynadı Eskişehir’de oto yıkamacı işletmecisi olan Fahri Toğrul, mesleğiyle ilgili simülasyon oyununu deneyimledi. Oyunun gerçek araba yıkamaktan daha zor olduğunu düşünen Toğrul, "Böyle oyunları oynamak isteyenlere ben ücretsiz araba yıkatabilirim" dedi. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte oyun sektörü de önemli ilerlemeler kaydediyor. Büyük bütçelerin ayrıldığı yapımlar günümüzde milyonlara hitap ederken; tır şoförlüğünden araba yıkama, market kasiyerliğinden internet kafe işletmeciliğine kadar çeşitli meslekleri konu alan simülasyon oyunları gençler arasında ilgi görüyor. Eskişehir’de oto yıkamacı olan Fahri Toğrul da kendi mesleğiyle ilgili olan simülasyonu bilgisayardan deneyimledi. Oyunun gerçeğinden daha zor olduğunu düşünen Toğrul, bu mesleği merak eden insanlara ücretsiz araba yıkatabileceğini belirterek esprili bir yorumda bulundu. "Böyle oyunları oynamak isteyenlere ben ücretsiz araba yıkatabilirim" Konuyla ilgili görüşlerini paylaşan oto yıkamacı Fahri Toğrul, "Teknoloji geliştikçe ilginç ilginç şeyler çıkmaya başladı. Son zamanlarda gördüğümüz kadarıyla bazı oyunlar varmış. Biz de bunu deneyimledik. Başarılı buldum ama insanların buna para verip almasını anlayamıyorum. İnsanlar illa böyle oyunları oynamak istiyorlarsa gelsinler, ben burada onlara ücretsiz araba yıkatabilirim. O deneyimi burada bizzat kendileri canlı canlı yaşayabilirler. Bu otomotiv sektöründe ne var, anlamıyorum. İnsanlar sürekli bu işe girişim sağlıyorlar. Açıkçası oyun bana zor geldi, gerçekte araba yıkamak daha kolay" şeklinde konuştu.
KAGES’ten Ramazan ayında anlamlı dayanışma
04 Mart 2026 Çarşamba - 11:42 KAGES’ten Ramazan ayında anlamlı dayanışma Karacadağ Gençlik Kültür ve Spor Derneği (KAGES) Adıyaman Şubesi tarafından Ramazan ayı dolayısıyla organize edilen yardım çalışmaları kapsamında ihtiyaç sahibi ailelere gıda ve nakdi destek sağlandı. Ramazan ayının paylaşma ve dayanışma ruhunu yaşatmak amacıyla gerçekleştirilen organizasyonda, 145 adet kumanya kolisi ihtiyaç sahiplerine ulaştırıldı. Ayrıca 20 aileye 1.000 TL nakdi yardım yapılarak temel ihtiyaçlarının karşılanmasına katkı sunuldu. Toplam 35 gönüllünün katılımıyla sahada yürütülen çalışmalarda, yardım kolileri önceden tespit edilen ailelere tek tek teslim edildi. Gönüllüler, hayırsever vatandaşların emanetlerini büyük bir titizlik ve hassasiyetle ihtiyaç sahiplerine ulaştırırken, dağıtım sürecinde ailelerin mahremiyetine de özen gösterildi. Yetkililer, Ramazan ayının birlik, beraberlik ve yardımlaşma duygularını pekiştiren özel bir zaman dilimi olduğuna dikkat çekerek, gerçekleştirilen yardım faaliyetlerinin yalnızca maddi destek değil, aynı zamanda manevi bir dayanışma örneği olduğunu ifade etti. KAGES Adıyaman Şubesi yetkilileri, organizasyona katkı sunan gönüllülere ve bağışçılara teşekkür ederek, sosyal sorumluluk çalışmalarının yıl boyunca devam edeceğini belirtti. Dernek görevlileri, ihtiyaç sahiplerine yönelik projelerle toplumda dayanışma kültürünü güçlendirmeyi hedeflediklerini vurguladı.