EKONOMİ - 09 Mart 2026 Pazartesi 14:28

TİGEM’in 13,5 bin tonluk mısır satışı GTB’de gerçekleşti

A
A
A
TİGEM’in 13,5 bin tonluk mısır satışı GTB’de gerçekleşti

Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü’ne (TİGEM) bağlı Ceylanpınar Tarım İşletmesi tarafından satışa sunulan 13 bin 511,16 ton mahsul dane mısır, Gaziantep Ticaret Borsası’nda (GTB) düzenlenen ihale ile alıcı buldu.


Borsa şartlarında ve açık artırma yöntemiyle gerçekleştirilen satış, sektörde faaliyet gösteren tüccar ve sanayicilerin katılımıyla rekabetçi bir ortamda tamamlandı.


2025 yılı istihsali olan dane mısırlar, GTB GATEM Buğday Pazarı Tescil Bürosu Satış Salonu’nda düzenlenen organizasyon kapsamında 22 parti halinde satışa sunuldu. Şeffaflık ve rekabet esasları doğrultusunda gerçekleştirilen ihale, ürünlerin piyasa şartları içerisinde işlem görmesine imkan sağladı.


GTB Başkanı Mehmet Akıncı, yaptığı değerlendirmede tarım ürünlerinin organize piyasa yapısı içerisinde işlem görmesinin hem ticaretin güvenli şekilde yürütülmesi hem de fiyat oluşumunun sağlıklı bir zeminde gerçekleşmesi açısından önemli olduğunu söyledi.


TİGEM ile gerçekleştirilen bu tür organizasyonların, tarım ürünlerinin güvenilir ve kurallı bir piyasa ortamında ticarete konu edilmesine imkân sağladığını aktaran Akıncı, bu süreçlerin aynı zamanda tüccar, sanayici ve sektör temsilcileri açısından önemli bir ticaret zemini oluşturduğunu ifade etti.


Gerçekleştirilen ihalenin bölgedeki hububat ve yem sanayisi açısından önemli bir tedarik kaynağı oluşturduğuna dikkat çeken Akıncı, bu tür satışların sektörün hammadde ihtiyacının karşılanmasına da katkı sunduğunu sözlerine ekledi.



TİGEM’in 13,5 bin tonluk mısır satışı GTB’de gerçekleşti

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Zonguldak Barajdaki kemiklerle 18 yıllık cinayetin sırrı çözüldü Zonguldak’ta 18 yıl önce beş çocuk babası Ahmet Yılmaz’ın boğularak öldürüldükten sonra cesedinin önce maden ocağına ardından baraja atıldığı ortaya çıktı. 2’si tutuklu 4 şüpheli hakkında hazırlanan iddianamede şüpheliler hakkında müebbet hapis cezası talep edildi. Zonguldak’ın Terakki Mahallesi’nde 2008 yılında yaşanan olayda, 39 yaşındaki Ahmet Yılmaz, "arkadaşlarıma gidiyorum" diyerek evden ayrıldıktan sonra kendisinden haber alınamadı. Beş çocuk babası Yılmaz’ın kayıp ihbarının ardından 2010 yılında Ulutan Barajı mevkisinde bir balıkçı tarafından insan kemikleri bulundu. Ankara Adli Tıp Kurumu’na gönderilen parçalar üzerinde yapılan DNA eşleşmesi sonucunda, 2012 yılında bu kemiklerin kayıp olarak aranan Ahmet Yılmaz’a ait olduğu kesinleşti. Ancak olayın failleri uzun süre belirlenemeyince dosya "faili meçhul" olarak rafa kaldırıldı. Yakın çevresine cinayeti anlatmış Dosyanın 16 yıl sonra yeniden açılmasındaki dönüm noktası, başka bir davanın sanığı olan H.P.’nin "B.İ.; İ.E. ile baraja getirdiğimiz Ahmet’e ateş ederek öldürdü" şeklindeki beyanları ile şüpheli İ.E.’nin yakın çevresinde işlenen cinayeti anlatması oldu. Ancak H.P.’nin diğer şüphelilerin ifadeleri ve süreçle uyumsuz olduğu tespit edildi. Zonguldak Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube ekipleri, 2025 yılında başka suçtan tutuklanan İ.E.’nin ifadeleri doğrultusunda soruşturmayı derinleştirdi. Polis ekiplerinin titiz teknik takibi ve HTS (telefon trafiği) kayıtlarını incelemesi sonucu düğmeye basıldı. Düzenlenen operasyonla E.İ., K.A. ve T.Y. yakalandı. Üç şüpheliden K.A. ve T.Y. tutuklandı. E.İ. hakkında ev hapsi kararı verilirken, halihazırda başka bir suçtan cezaevinde bulunan İ.E. hakkında ise bu cinayet dosyası kapsamında adli kontrol hükümleri uygulandı. Polise ihbar etmesinden endişe duymuşlar Cumhuriyet Savcılığınca hazırlanan ve 20 kişinin ifadesine başvurulan iddianamede, cinayetin ardındaki nedenler de gün yüzüne çıktı. Soruşturma dosyasına giren tutanaklara ve alınan ifadelere göre, şüphelilerin Ahmet Yılmaz’ın ortak karıştıkları bir hırsızlık olayını polise ihbar etmesinden endişe duydukları belirlendi. Ayrıca, daha önce hayatını kaybeden şüphelilerden B.İ. ile Ahmet Yılmaz’ın eşi arasında yaşandığı iddia edilen yasak ilişki de cinayet iddiaları arasında yer aldı. Şüphelilerden T.Y., iddianamede yer alan ek savunmasında vicdanının rahatsız olması sebebiyle bildiği her şeyi anlatacağını belirterek, "İlk ifademde bazı gerçekleri söylememiştim. Ancak yeni yapılan tespitler ve vicdanımın rahatsız olması sebebiyle bildiğim her şeyi anlatacağım. Ahmet Yılmaz, E.İ.’yi şikayet edeceğini çok kez konuşmalarda dile getiriyordu. Hatta Ahmet bir keresinde elinde bulunan dilekçeyi hepimizin bulunduğu bir ortamda gösterip bizi şikayet edeceğini söyledi" ifadelerini kullandı. Araçla gezdikten sonra boğarak öldürülmüş İddianameye yansıyan detaylara göre, olay günü Ahmet Yılmaz, K.A., T.Y. ve B.İ. ile araçla bir müddet gezdikten sonra yaşanan tartışma sırasında boğularak öldürüldü. Cinayetin ardından cesedin bir çuvala konularak önce kullanılmayan atıl bir maden ocağına gizlendiği, bir süre sonra da oradan alınarak Ulutan Barajı’na atıldığı tespit edildi. "Ahmet İstanbul’da yaşıyor" şeklinde sahte beyanlar vermişler Cinayetin faillerinin, olayı yıllarca gizlemek için planlı bir şekilde hareket ettikleri de ortaya çıkarıldı. Şüphelilerin, cinayetin ardından hedef şaşırtmak amacıyla "Ahmet İstanbul’da yaşıyor" şeklinde sahte beyanlar verdikleri ve başka suçlardan tutuklu bulundukları dönemde cezaevinden birbirlerine şifreli notlar göndererek süreci örtbas etmeye çalıştıkları saptandı. Müebbet hapis cezası talep ediliyor Tutuklanan şüpheliler K.A. ve T.Y., ev hapsinde bulunan E.İ. ve başka bir suçtan tutuklu bulunan İ.E. hakkında "iştirak halinde kasten öldürme" suçundan müebbet hapis cezası talep edilen iddianamenin Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edilmesi bekleniyor.
Bolu Bolu’da APP plakadan ceza yemek istemeyenler şoförler odasına akın etti Yeni trafik cezalarının yürürlüğe girmesiyle birlikte vatandaşlar, APP plakalarını değiştirmek için Bolu Şoförler ve Otomobilciler Odası’nda kuyruk oluşturdu. Bolu’da 4 gün içerisinde bin 210 plaka basıldı. Yeni düzenlemeler kapsamında APP plaka kullanan sürücülere ilk yakalanmasında 140 bin lira, ikinci yakalanmasında ise 280 bin lira ve hapis cezası uygulanacak. 1 Nisan’a kadar süresi uzatılan yeni sistem için vatandaşlar sabahın erken saatlerinden itibaren şoförler odası önünde kuyruk oluşturdu. Vatandaşlar, APP plakalarını söktürerek yönetmeliğe uygun standart plaka taktırmak için işlem yaptırdı. "3-4 gündür aşırı bir yoğunluk var" Bolu Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası Başkanı İsmail Öztürk, yayımlanan yönetmeliğin ardından yoğunluk olduğunu belirterek, "Yönetmelik 27 Şubat’ta yayımlandı. 3-4 gündür aşırı bir yoğunluk var. Bu yoğunluğu karşılamaya çalışıyoruz. Perşembe günü 280 plaka bastık. Cuma günü 300, cumartesi 350 plaka bastık. Bugün de sabahtan beri ortalama 280 plaka bastık" dedi. "Kuryeli sisteme geçtik" Diğer büyük şehirlerde olduğu gibi Bolu’da da kuryeli sisteme geçildiğini aktaran İsmail Öztürk, "Noterde satış yapan, özellikle şehir dışından gelen misafirlerimiz plaka basımlarını noterden çıktıktan sonra kurye aracılığıyla odamızdan aldırabilirler. Bunun için de bir sistem altyapısı kurduk. Kuryeli sisteme geçtik. Odamızda kayıtlı bulunan 30 kuryeden 5 tanesi şu an aktif görev yapıyor" şeklinde konuştu. "Biz burada standartını basıyoruz" Şoförler odasında standart kalıp plaka basıldığını ve plaka değişimindeki süreçten bahseden Öztürk, "Zaten kanunda belli 11 milim harfler var, 9 milim harfler var. Biz burada standartını basıyoruz. Değiştirme süreci de şu şekilde; araçlarda bulunan APP ve normal kalıp plakaları notere yolluyoruz. Eski plakalarını notere teslim ediyorlar. 430 lira noter ücreti var. Noterden sonra bize geliyor. Bize link üzerinden 850 lira para ödeyip, hemen plaka basımını gerçekleştiriyoruz burada" ifadelerine yer verdi.
Ankara ASO Başkanı Ardıç: "Geleceğin güçlü ekonomileri, kadınlarını üretime tam entegre eden ekonomiler olacak" Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Seyit Ardıç, "Geleceğin güçlü ekonomileri, kadınlarını üretime, yönetime ve girişimciliğe tam entegre eden ekonomiler olacaktır. Biz Ankara sanayisi olarak bu dönüşümün yalnızca parçası değil, öncüsü olmaya kararlıyız" dedi. Ankara Sanayi Odası (ASO) koordinatörlüğünde çalışmalarını sürdüren Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Ankara İl Kadın Girişimciler Kurulu’nun 4. İl Kurul Toplantısı ASO ev sahipliğinde gerçekleşti. Programda bir konuşma gerçekleştiren ASO Başkanı Seyit Ardıç, kadınların iş gücüne katılımının ve ekonomik hayattaki temsilinin, yalnızca toplumsal eşitlik meselesi değil aynı zamanda büyüme, verimlilik ve refahın da belirleyicisi olduğunu dile getirdi. Ardıç, kadın girişimciliği güçlendikçe ekonominin daha yenilikçi, daha dayanıklı ve daha kapsayıcı hale geldiğini de belirterek, "Ülkemizde 15-64 yaş arası kadınlarda iş gücüne katılım oranı son 12 yılda yüzde 33,8’den maalesef yüzde 36,5’e yükselmiş olsa da OECD ortalaması olan yüzde 66’nın hala oldukça gerisindeyiz. Bu tablo bize çok açık bir gerçeği gösteriyor, insan kaynağımızı ekonomik üretime yeterince dahil edemiyoruz. Bu durum yalnızca bir istihdam sorunu değil, aynı zamanda potansiyel büyüme hızımızı sınırlayan yapısal bir verimlilik meselesidir" açıklamasında bulundu. "Sanayi üretimine entegre olmada kadın girişimcilerimizin hala yapısal engeller bulunmakta" Kadın istihdamındaki her artışın üretim kapasitesine, verimliliğe ve kişi başına gelire doğrudan katkı sağladığına da dikkati çeken Ardıç, kadın girişimciliğinin ise bu dönüşümün en stratejik alanlarından biri olduğunu aktardı. Ardıç, Türkiye’de şirket sahipleri içinde kadın oranı hala yüzde 15-17 bandında olduğunu vurgulayarak, "Oysa kadın girişimcilerin kurduğu işletmelerin daha sürdürülebilir, daha disiplinli ve daha kapsayıcı bir yapıya sahip olduğu pek çok araştırmada ortaya konmuştur. TOBB Kadın Girişimciler Kurulu’nun çalışmaları, kadın girişimci sayısındaki artışın özellikle KOBİ ekosisteminde çarpan etkisi oluşturduğunu göstermektedir. Ancak finansmana erişim, teminat yapısı, ölçek büyütme ve özellikle sanayi üretimine entegre olma noktasında kadın girişimcilerimizin önünde hala yapısal engeller bulunmaktadır. Bu engelleri kaldırmak bir sosyal sorumluluk değil, bir rekabet zorunluluğudur. Çünkü bugün küresel rekabet yalnızca maliyetle değil; inovasyon, verimlilik ve kurumsal kalite ile belirlenmektedir" ifadelerine yer verdi. "Kadınların ekonomiye tam katılımı, kalkınmanın temel şartıdır" Dünya Ekonomik Forumu’nun 2025 Küresel Cinsiyet Uçurumu Raporu’nda Türkiye’nin sıralamasına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Ardıç, "Cinsiyet Uçurumu Raporu’na göre Türkiye, 148 ülke arasında 135. sırada yer alıyor. Ekonomik büyüme, yüksek katma değerli üretim ve küresel rekabet iddiası olan bir ülkenin, kadın-erkek eşitliğinde alt sıralarda yer alması sürdürülebilir değildir. Kadınların ekonomiye tam ve etkin katılımı bir sosyal politika tercihi değil, kalkınmanın da temel şartıdır" diye konuştu. "Araştırmalar yönetim kademelerinde kadın temsili arttıkça şirket performansının yükseldiğini gösteriyor" Ardıç, sanayi sektörünün Türkiye’nin yüksek katma değer üretme alanı olmasına rağmen bu sektördeki yönetim kademelerinde kadın oranının hala sınırlı olduğunun altını çizerek, "Yönetim kademelerinde kadın temsili arttıkça şirket performansının yükseldiğini, inovasyon kapasitesinin güçlendiğini ve kurumların krizlere karşı daha dayanıklı hale geldiğini gösteriyor. Yani mesele sadece eşitlik değil; aynı zamanda verimlilik, rekabet ve sürdürülebilir büyüme meselesidir. Türkiye’nin yüksek katma değerli üretim hedefi, teknoloji odaklı sanayi dönüşümü ve küresel rekabet iddiası düşünüldüğünde, yönetim masalarında kadınların daha güçlü temsil edilmesi artık bir tercih değil, ekonomik bir zorunluluktur. Kadınların yönetimde, üretimde ve karar süreçlerinde daha fazla yer almasını sağlayacak yapısal düzenlemeleri kararlılıkla hayata geçirmeliyiz. Ankara Sanayi Odası olarak biz bu anlayışı sözde değil, uygulamada hayata geçirmeye büyük önem veriyoruz" ifadelerini kullandı. "Geleceğin güçlü ekonomileri, kadınlarını üretime tam entegre eden ekonomiler olacak" Ardıç, Ankara sanayisi olarak yüksek teknoloji üretiminde güçlü bir altyapıya sahip olduklarını dile getirerek, sözlerine şu şekilde devam etti: "Bu yapının sürdürülebilir olması için kadın mühendis, kadın teknisyen ve kadın yönetici sayısını artırmak zorundayız. Yüksek teknoloji üretiminde insan kaynağının niteliği belirleyicidir ve bu niteliği yarım kapasiteyle kullanma lüksümüz yoktur. Geleceğin güçlü ekonomileri, kadınlarını üretime, yönetime ve girişimciliğe tam entegre eden ekonomiler olacaktır. Biz Ankara sanayisi olarak bu dönüşümün yalnızca parçası değil, öncüsü olmaya kararlıyız. Bu noktada, Odamız koordinatörlüğünde çalışmalarını sürdüren TOBB Ankara Kadın Girişimciler Kurulumuzun faaliyetlerini de özellikle vurgulamak isterim. Sanayici yol arkadaşım Hande Öztürk’ün başkanlığında yürütülen özverili çalışmaların kadın girişimcilerimize ilham verdiğini ve güçlü bir vizyon kazandırdığını memnuniyetle takip ediyorum." TOBB Ankara Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı Hande Öztürk ise 4’üncü İl Kurul Toplantılarını ’Kadın Eliyle Güçlenen Bir Ekonomi, Birlikte İnşa Edilen Bir Gelecek Vizyonu’ ile düzenlediklerini belirterek, kadınların eğitimden iş dünyasına, girişimcilikten yönetime her alanda aktif katılımının, sadece bireysel başarıları değil; toplumun ve ekonominin sürdürülebilir büyümesini de mümkün kıldığına dikkati çekti. Öztürk, kadınların ve kız çocuklarının elde ettiği hak ve kazanımlarının kutlandığı ve kadınların fırsat eşitliği için verdikleri mücadelenin ön planda olduğunu belirttiği 8 Mart Emekçi Kadınlar Günü’nü de birlikte kutladı. Sunumlarından ardından ise TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ve Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı Nurten Öztürk toplantıya çevrim içi videoyla katıldı. Program sunumların ardından basına kapalı olarak devam etti.