EKONOMİ - 13 Ekim 2025 Pazartesi 14:38

GSO’da iş dünyasının sürdürülebilirlik gündemi konuşuldu

A
A
A
GSO’da iş dünyasının sürdürülebilirlik gündemi konuşuldu

Gaziantep Sanayi Odası (GSO) ve Güney ve Güneydoğu Sanayici ve İş Dünyası Federasyonu (GÜNSİFED) ev sahipliğinde, UN Global Compact Türkiye tarafından "Dönüşümün Gücü: İş Dünyasının Sürdürülebilirlik Yolculuğu" buluşması gerçekleştirildi.


UN Global Compact Türkiye-Gaziantep Buluşması, iş dünyasının geleceğini şekillendiren önemli sürdürülebilirlik başlıklarını gündeme taşıdı. Sürdürülebilirlik stratejilerinin nasıl geliştirileceği, değer zincirlerinde çevresel etkinin nasıl azaltılacağı, KOBİ’lerin yeşil dönüşümünün hangi finansal modellerle desteklenebileceği ve sektörlerin 2030 vizyonlarının nasıl oluştuğu etkinliğin ana odak noktaları arasında yer aldı. Şirketler ve sivil toplum kuruluşlarından temsilcilerin katılımıyla gerçekleşen buluşmada, UN Global Compact Türkiye’nin sunduğu program, araç, kaynak ve platformlarla iş dünyasını sürdürülebilirlik yolculuğunda nasıl desteklediği de aktarıldı.


Gaziantep Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı E. Ferhan Sağım, toplantıda yaptığı açılış konuşmasında, iş dünyasında, toplumsal yaşamda ve doğaya dair her alanda sürdürülebilirlik projelerine olan ihtiyacın her zamankinden daha fazla olduğunu vurguladı.


Sağım, "Gaziantep Sanayi Odası olarak bizler, insanı ve çevreyi merkeze alarak, teknolojiyle birlikte ‘Üçüz Dönüşüm’ mottosuyla çalışmalar yürütüyoruz. Çevreyle uyumlu üretim ve her alanda yeşil dönüşümü başarmak, dijitalleşme ve teknolojiyle bunu desteklemek, nitelikli insan faktörü ve cinsiyet eşitliğini gözeterek her alanda sürdürülebilirliği sağlamak zorundayız. AB Yeşil Mutabakatı kriterleri çerçevesinde, üretim ve ihracatımızın sürdürülebilirliği de yürüteceğimiz çalışmalara bağlıdır. Gelişmiş ülkeler artık tedarik süreçlerinde üretim ve çalışma şartlarını dikkate alarak belli sertifikasyonlar talep etmektedir. Bu nedenle, sanayicilerimizin ve iş dünyamızın da bu gerekliliklere uyum sağlaması büyük önem taşımaktadır" dedi.


Sağım ayrıca, sanayide kadınların yer almasının ve iş gücüne katılımlarının artırılmasının önemine dikkat çekerek, "Sanayici kadın sayısının artması ve kadınların iş dünyasındaki aktif rolü, hem ekonomimizin hem de toplumsal sürdürülebilirliğimizin güçlenmesi açısından kritik bir adımdır. Bu güzel organizasyonda emeği geçen herkese ve tüm katılımcılarımıza teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.


UN Global Compact Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Dördüncü de yaptığı konuşmasında, Gaziantep’in üretim gücünün yanı sıra dayanıklılığıyla da Türkiye’nin örnek şehirlerinden biri olduğunun altını çizerek, "Gaziantep ve Türkiye iş dünyasının önümüzdeki dönemde en büyük önceliklerinden biri, küresel rekabetçiliğini korumak ve oluşturduğu değeri artırmak olacak. Bunun için sürdürülebilir üretim modellerine geçmek, enerji verimliliğini sağlamak ve yeşil finansman imkanlarını değerlendirmek kritik hale geliyor. Kadınların ve gençlerin iş gücüne daha fazla katılımı, şirketlerimizin yenilik kapasitesini artırırken toplumsal refahı da güçlendirecek. Etik, şeffaflık ve güçlü yönetişim standartları ise hem küresel değer zincirlerinde uyumu hem de yatırımcı ve tüketici nezdinde güveni pekiştirecek" dedi.


GÜNSİFED Yönetim Kurulu Başkanı Gamze Aşnük, "Çevre, ekonomi ve sosyal adalet konularını gözeten sistemler kurmak; ticari ahlak, insan değeri, işbirliği kültürü ve eğitimin sürekliliği ilkelerini merkeze almak zorundayız" diyerek Adıyaman, Kilis ve Gaziantep illerinde faaliyet gösteren sanayici ve iş insanlarıyla birlikte farkındalık oluşturmak, sorunları tespit edip çözüm üretmek için çalıştıklarını ifade etti.


Açılış konuşmalarının ardından UN Global Compact Türkiye Genel Sekreteri Melda Çele, UN Global Compact’in insan hakları, çalışma standartları, çevre ve yolsuzlukla mücadele alanındaki On İlkesini paylaştı. Çele, UN Global Compact Türkiye’nin iklim değişikliği ve çevre, insan hakları, toplumsal cinsiyet eşitliği, inovasyon, sürdürülebilir finans, raporlama ve sürdürülebilirlik düzenlemeleri alanında sunduğu eğitim, kaynak, program ve işbirliği imkanlarını sundu.


Buluşma kapsamında düzenlenen "Dönüşümün Gücü: İş Dünyasının Sürdürülebilirlik Yolculuğu" başlıklı panelde UN Global Compact Türkiye Üye ve Paydaş İlişkileri Müdürü Güzin Öztürk moderatörlüğünde Süper Film Genel Müdürü Ozan Güven, Türkiye İş Bankası Sürdürülebilirlik Müdürü Derya Sargın Malkoç kurumlarının sürdürülebilirlik yaklaşımlarını ve dönüşüm süreçlerini ele aldı. Panelde, plastik ve ambalaj sektörünün geniş kullanım alanı nedeniyle değer zincirinin tamamında oluşturduğu çarpan etkisi, finans sektörünün ise fonladığı yatırımlar aracılığıyla sürdürülebilir dönüşümün hızını ve yönünü belirleyen rolü değerlendirildi. Şirketlerin sürdürülebilirlik stratejilerini oluştururken hangi kriterleri önceliklendirdikleri, bu stratejilerin nasıl somut uygulamalara dönüştüğü ve çevresel faydanın yanında iş süreçlerine nasıl değer kazandırdığı konuşuldu. Konuşmacılar, 2030 hedeflerine doğru ilerlerken sürdürülebilirliğin artık geleceğin değil, bugünün iş yapma biçiminin ayrılmaz bir parçası haline geldiğine dikkat çekti.



GSO’da iş dünyasının sürdürülebilirlik gündemi konuşuldu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Diyarbakır Geri dönüşümlü ambalajlar tercih edilerek su, ağaç ve enerji tasarrufu sağlanıyor Diyarbakırlı iş adamı Volkan Beşenk, ambalaj sektöründe geri dönüşümlü ambalaj üreterek su, ağaç ve enerji tasarrufu sağlanmasına vesile oluyor. Dünyanın birçok ülkesine doğa dostu ürünler ile hitap eden Worldpack ambalaj firması, Türkiye’de de farkındalık oluşturmaya devam ediyor. Doğada çözülebilen geri dönüşümlü ürünler ile Türkiye piyasasında kısa sürede doğa dostu ürünleriyle farkındalık oluşturdu. Worldpack Ambalaj Yönetim Kurulu Başkanı Volkan Beşenk, 2010 yılında ambalaj üreterek başladıklarını, daha sonra odak noktalarını gıda ambalajlarına yönelttiklerini söyledi. Gıdayla temas edebilen ambalajlar üretmeye başladıklarını belirten Beşenk, üretimlerinin şu anda bu alanda devam ettiğini ifade etti. Ayrıca ham madde imalatını da yaptıklarını aktaran Beşenk, "Yurt dışında fabrikalarla anlaşmamız mevcut. Ürettiğimiz ambalajlar yüzde 100 selülozdan imal edilmekte. Bu vesile ile direkt gıda ile temas edebilme özelliğine sahip. Ürünlerimiz tek kullanımlık. Kullanım yapıldıktan sonra geri dönüştürülüp gıda harici farklı sektörlerde kullanılabiliyor. Örneğin tekstil, taşıma çantaları, elektronik eşya kutuları gibi ürünlerde geri dönüştürülmüş şekilde kullanılabiliyor" dedi. Ürünlerin, doğada birebir çözülebilen ürünler olduğunu kaydeden Beşenk, "Türkiye’de geri dönüşüm fabrikaları kuruldu. Ürünün niteliği değiştirilerek farklı sektörlerde kullanılabiliyor. Aynı üründen böylece daha fazla katma değer oluşturabiliyoruz. Geri dönüşüm yapan insanların çevre duyarlılığı biraz daha fazla oluyor. Ürünlerimiz ormanlardan elde edilen selülozla elde ediliyor. Geri dönüşüm yaptığınız zaman bu ormanlara dokunmuyorsunuz. Su, ağaç, enerji tasarrufları sağlıyorsunuz. Halkımızın ambalaj konusunda biraz daha bilinçlenmesini istiyorum" diye konuştu.
Kayseri Hipertansiyonda gizli belirtiler önemli Acıbadem Kayseri Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ergün Seyfeli, hipertansiyonun gizli seyreden bir hastalık olduğunu söyleyerek, "Hipertansiyon; hastalığın önemli bir kısmı sessiz seyretse de hastalar baş ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, çabuk yorulma gibi şikayetlerle karşımıza çıkıyor" dedi. Dünyada 1 milyar üzerinde insanın hipertansiyon hastası olduğunu söyleyen Prof. Dr. Ergün Seyfeli, "Hipertansiyon dünyada en sık rastlanan kardiyovasküler risk faktörlerinden birisidir. Dünyada yaklaşık 1 milyar üzerinde hipertansiyon hastası bulunmaktadır. Ülkemizde de yaklaşık olarak 15 ila 20 milyon arasında hipertansiyon hastası olduğunu varsaymaktayız. Genelde erişkin nüfusun yaklaşık üçte birinde yani her 10 kişiden 3 tanesinde hipertansiyona rastlamaktayız. Hipertansiyon, kanın damar duvarındaki yaptığı basınç olarak tariflenir ve 120’ye 80’in altında kabul edilir. 140/90’ın üzerindeki kan basıncı değerleri ise hipertansiyon olarak kabul edilir. 120 ile 140 milimetre civarı arasındaki kan basıncı değerleri ise artmış kan basıncı olarak kabul edilir. Aslında bunu hipertansiyona aday hastalar olarak da kabul edebiliriz. Hipertansiyon, aslında kolay teşhis konulmasına rağmen maalesef hastalarımızın yaklaşık yarısı hipertansiyon hastası olduğunun farkında bile değil. Bunda en önemli sebeplerden bir tanesi hastalığın sessiz seyretmesi ve kendine özgü bir şikayetinin olmamasıdır. Fakat hastaların önemli bir kısmında hipertansiyon baş ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, çabuk yorulma gibi şikayetlerle karşımıza çıkmaktadır. Özellikle hipertansiyon hastalarının %30’unda baş ağrısı bulunmaktadır. Bu baş ağrısı genelde enseden başlayarak başın tepe üstüne kadar ilerleyen baskı tarzında ağrılar şeklinde görülmektedir. Bazen tansiyon ani-hızlı yükseldiğinde ya da stres kökenli olduğunda bu baş ağrısına bulantı, kusma gibi şikayetler de eşlik etmektedir" dedi. Prof. Dr. Seyfeli, tansiyonun düzenli olarak kontrol edilmesi ve doğru şekilde ölçülmesi gerektiğini söyleyerek, "Tansiyonumuza genelde 18 yaşından sonra 2 yılda bir, 40 yaşından sonra da yılda bir kez mutlaka bakmamız gerekiyor. Şayet ailesinde genetik olarak tansiyon hastası olan vatandaşlarımız varsa bunların da yine de 18 ile 40 yaş arasında da yılda bir kez de olsa mutlaka kan basıncını ölçtürmesi gerekmektedir. Tansiyon ölçümünde birçok hata yapılmaktadır. Burada dikkat edilmesi gerekenler, tansiyonu ölçülecek kişinin 20 dakika veya yarım saat öncesinden yemek yememiş olması, çay, kahve, sigara, alkol tüketmemiş olmaması gerekmektedir. Hastanın efor sonrası mutlaka dinlenmesi gerekiyor. Hastanın oturur vaziyette sırtını bir yere yaslaması ve kolundaki sıkı giysilerin çıkarılması gerekiyor. Kol kalp hizasında olmalı ve mutlaka elimizle ya da herhangi bir aparatla kolun desteklenmesi gerekiyor. Yine tansiyon ölçerken manşonun dirsek seviyesinden 2-3 santim yukarıda bağlanması gerekiyor ve stetoskopun yani kulaklığın buradaki atardamara denk gelmesi gerekiyor ki doğru ve düzgün bir tansiyon ölçelim. Yine tansiyon ölçerken ayak ayak üstüne atılması, tansiyon ölçerken konuşulması maalesef tansiyonun yanlış ölçülmesine neden olabilir" ifadelerini kullandı. Hipertansiyon için şikayetlerin beklenmemesi gerektiğini söyleyen Seyfeli, "Tansiyon kronik bir hastalık ve gerçekten toplumda çok sık görülen ve sessiz seyrettiği için de ancak hastalar bize hipertansiyona bağlı problemlerle gelmekte. Bunlar hangi problemler diye baktığımızda ise; özellikle kalp krizi, kalp yetmezliği ya da aort damarında anevrizma dediğimiz genişlemelerin neticesinde oluşan yırtılmalarla karşımıza geliyor. Özellikle bu hastalar sadece kalp ve damar hastalıkları değil felçle, görme bozuklukları ve böbrek yetmezliği ve diyalizle de karşımıza çıkmaktadır. Dolayısıyla hipertansif hastaların bu tür komplikasyonlarla karşılaşmadan önce mutlaka tansiyonlarını kontrol ettirmeleri ve etkin tedaviyle hedefte tutulması gerekiyor. Tansiyon hastalarında hedef 120’ye 80’in altında tutulmasıdır, bunun üstündeki her 10 milimetre civalık artışın hipertansiyona bağlı komplikasyonları arttırdığını söyleyebiliriz. Bu hastaların mutlaka yıllık kontrollerini yaptırmaları ve illa şikayet olmasını beklememeleri gerekiyor. Özellikle dijital tansiyon aletleri son derece yaygın, kendi kendimize tansiyonumuzu kolayca ölçebiliriz. Eğer tansiyonumuz 140/90 ve üzerinde seyrederse mutlaka bir sağlık kuruluşuna, bir kardiyoloji uzmanına görünmelerinde fayda vardır" dedi.