GÜNDEM - 31 Mart 2026 Salı 13:33

Gençler, hayallerine Şehitkamil’de hazırlanıyor

A
A
A
Gençler, hayallerine Şehitkamil’de hazırlanıyor

Şehitkamil Belediyesi, özel yetenek sınavlarına hazırlık kurslarıyla gençlerin kariyer hedeflerine ulaşmalarına katkı sunmaya devam ediyor. Birçok branşta verilen eğitimlerle gençler, hayallerine Şehitkamil’de hazırlanıyor.


POMEM, PMYO, BESYO, Spor Lisesi ile Türk Silahlı Kuvvetleri’nin astsubaylık ve subaylık alımlarına yönelik düzenlenen kurslar, sınav takvimlerine paralel olarak yıl boyunca devam ediyor. Adaylar, her kurumun sınav sistemine uygun olarak hazırlanan özel parkurlarda birebir uygulamalı eğitim alma fırsatı buluyor. Yüzde 98’lik başarı oranı ile dikkat çeken ve Şehitkamil Belediyesi Atatürk Kültür ve Spor Merkezi’nde gerçekleştirilen eğitimler, disiplinli antrenman programlarıyla adayların performanslarını üst seviyeye taşımayı hedefliyor.



"Amacımız öğrencilerimizi en iyi şekilde hazırlamak"


Kurslardan Sorumlu Antrenör Recep Can Urkan, eğitim sürecinin titizlikle yürütüldüğünü belirterek, "Özel yetenek kurslarımızda başta Polis Akademisi, Türk Silahlı Kuvvetleri ve Beden Eğitimi Spor Yüksekokulu gibi kurumlara öğrenci hazırlıyoruz. Bu süreçte adaylarımızın yalnızca fiziksel değil, mental olarak da hazır olmalarını sağlıyoruz. Onların antrenmanlarında birebir yanında yer alarak profesyonel bir yönlendirme sunuyoruz. Hedefimiz, öğrencilerimizin başarılı bir şekilde yerleşmelerine katkı sağlamak" dedi.



"Kursiyerlerden tam not"


Sunulan eğitim ortamından oldukça memnun olduklarını söyleyen kursiyerlerden Emre Bolat, Gaziantep Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi mezunu olduğunu ifade ederek, "Burayı bir antrenör arkadaşım aracılığıyla buldum. Burada sadece antrenman yapmıyoruz, aynı zamanda çok güzel bir arkadaşlık ve aile ortamı var. Hocalarımızın motivasyonu ve ilgisi sayesinde sınavlara çok iyi hazırlanıyoruz. Haftaya sınavlarımız var ve kendimizi hazır hissediyoruz" diye konuştu.


Polis Meslek Yüksekokulu’na hazırlanan Şeyma Ata ise kursa bir arkadaşının tavsiyesiyle katıldığını ifade ederek, desteklerinden dolayı Başkan Umut yılmaz ve ekibine teşekkür etti.



Gençler, hayallerine Şehitkamil’de hazırlanıyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Annenin özel çocuğu için eğitim çırpınışı Antalya’da doğuştan SOTOS ve otizm sendromlu 8 yaşındaki oğlunu özel ihtiyaçlı öğrencilerin bulunduğu sınıfa yazdıran anne Tuğba Çelik, çocuğunu yalnızca 1 hafta gönderdiği okuldaki tutum ve davranışlar sebebiyle almak zorunda kaldığını öne sürdü. Yaşadıklarını gözyaşları içinde anlatan Çelik, öğretmenlerin başka bir okul önerdiğini, çocuğunun bakımına ilişkin süreçte kendisine haber verilmediğini ve şikayetlerinin reddedildiğini iddia ederek, "Yaşadığımız şey gerçekten çok kötüydü. O gün yaşadığım psikolojiyi, o sıkıntıyı gerçekten anlatamam. Allah kimseye yaşatmasın. Ama şunu unutuyorlar; bunların hepsini bana söylerlerken benim oğlum benim yanımdaydı. Şu an "Annem haklı, annem doğru söylüyor" diyemiyor ama Allah’ın huzurunda ben susacağım ve benim oğlum savunacak" dedi. Konyaaltı ilçesinde yaşayan Tuğba Çelik, doğuştan SOTOS ve otizm sendromlu 8 yaşındaki oğlu Muhammed Çelik’i, rehabilitasyon merkezinin önerisi üzerine özel ihtiyaçlı öğrencilerin bulunduğu sınıfa yazdırdığı okuldan, öğretmenlerin tutum ve davranışları nedeniyle almak zorunda kaldığını iddia etti. Oğlunu yalnızca 1 hafta okula gönderdiğini belirten anne Çelik, yaşadıklarını İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne ve CİMER’e taşıdığını söyledi. Anne Tuğba Çelik, oğlunun doğuştan SOTOS ve otizm sendromuna sahip olduğunu, gelişiminin yaşıtlarına göre farklı seyrettiğini anlatarak, okulun ilk gününden itibaren çeşitli şikayetlerle karşılaştığını öne sürdü. Çelik, çocuğunun fiziksel gelişiminin hızlı olduğunu öğretmenlere aktardığını, buna karşılık kendisine büyümeyi durduracak hormon kullanmasının önerildiğini iddia ederek, "Bunu söylediğim zaman bana büyümesini durduracak hormon kullanmamı söylediler. Ben buna tabii ki sıcak yaklaşmadım, başka bir sağlık problemine sebep olabileceğini söylediğimde ise bana bu kadar kapalı olmayın diye yadırgar bir tavır sergilediler" dedi. "Başka bir okul araştırdılar" Okulun ikinci ve üçüncü günlerinde de benzer sıkıntılar yaşadığını iddia eden Çelik, özel ihtiyaçlılar sınıfta görev yapan iki öğretmenin sınıftaki erkek öğrencilerin çok hareketli olduğunu ve zorlandıklarını söylediğini öne sürdü. Üçüncü gün sınıfa çağrıldığını belirten anne Çelik, öğretmenlerin başka bir okul araştırdıklarını ve o okulla görüştüklerini kendisine söylediklerini iddia etti. Çocuğunun bezli olduğunu, bu nedenle okuldan ayrılmayıp yakın bir yerde beklediğini anlatan Çelik, "Benim oğlumun altı bezli, okula bıraktıktan sonra okuldan ayrılmıyorum. Çok yakın bir yerde bekliyorum altı dolarsa diye. Üçüncü gün beni sınıfa çağırdılar ve başka bir okul araştırmışlar. Bana buldukları okulda hostesin bir miktar ücret karşılığında altını alabileceğini, o okulun onun bu açıdan daha iyi olabileceğini söylediler. Ben de böyle bir talebim olmadığını, bu okula getirmeye devam edeceğimi söyledim" dedi. Son olarak öğretmenlerin, çocuğunun gelişim düzeyine uygun olmayan materyaller talep ettiğini iddia eden Çelik, bu durumu rehabilitasyon merkezindeki öğretmenine danıştığını, materyallerin uygun olmadığını söylediğinde olumsuz tavırla karşılaştığını öne sürdü. Çelik, müdür yardımcısına giderek yaşadığı sıkıntıları anlattığını, ardından İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne dilekçe verdiğini ve aynı şekilde CİMER’e de başvuruda bulunduğunu söyledi. "Oğlum her şeye şahit oldu" Yaşadıklarının en ağır tarafının, oğlunun bütün bu sürece tanıklık etmesi olduğunu söyleyen anne Tuğba Çelik, çocuğunun konuşamadığını ve kendisini savunamadığını ifade etti. Oğlunun her şeyi duyduğunu ve yaşananlara şahit olduğunu dile getiren Çelik, "Yaşadığımız şey gerçekten çok kötüydü. O gün yaşadığım psikolojiyi, o sıkıntıyı gerçekten anlatamam. Allah kimseye yaşatmasın. O sadece şu an konuşamıyor, şu an beni savunamıyor. "Annem haklı, annem doğru söylüyor" diyemiyor ama Allah’ın huzurunda ben susacağım ve benim oğlum savunacak. Orada kimin doğru, kimin yalan söylediği ortaya çıkmış olacak" diye konuştu. Anne Çelik, başka bir okul için İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne dilekçe verdiğini anlatan anne, başvurusuna yaşadıkları süreci de ayrıntılı olarak yazdığını ve şimdi gelecek cevabı beklediğini belirtti.
İstanbul İran’da mahsur kalan tezhip sanatçısı, karayolu ile Türkiye’ye döndü Sergi için gittiği İran’da, savaşın başlamasıyla mahsur kalan Türk vatandaşı tezhip sanatçısı Şeyma Çınar, karayoluyla Türkiye’ye geldiği 18 saati anlattı. İran - İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri arasında günlerdir süren savaşın ilk başladığı günlerde, birçok Türk vatandaşı havayolunun kapanması ile İran ve İsrail’de mahsur kalmıştı. Birçok Türk vatandaşı karayolu ile savaşın yaşandığı ülkelerden Türkiye’ye geri dönmüştü. Savaşın başladığı gün sergi için İran’da bulunan tezhip sanatçısı Şeyma Çınar’da karayolu ile 18 saatte Türkiye’ye gelebildi. Çınar, yaşadığı 18 saati anlattı. Çınar, " Ayın 26’sında İran’ın Kültür Bakanlığı tarafından uluslararası Kur’an sergisi için davet edilmiştim. Perşembe öğleden sonra yola çıktım Cuma günü benim ve diğer sanatkarların eserlerini aldılar. O gün hazırlandık orada Gülistan Sarayı’nı ziyarete gidecektik. Sonra organizasyon ekibi serginin iptal olduğunu söyledi. Ben anladım tabii, ilk bize söylemediler. Sonrasında bizi sınırdan götüreceklerini söylediler. Ağrı’ya kadar. Ben ve benimle birlikte bir Endonezyalı ve Tunuslu bir hattatla birlikte, saat 3 buçuk gibi yola çıktık. İnsanlar da Tahran’dan uzaklaştığı için trafik vardı" dedi. Yol boyunca gökyüzünde füzeleri gördüklerini ifade eden Çınar, "Tepemin üstünden geçen füzeleri gördük. Biz o sesleri duymadık ama bol bol füze gördük. Farklı bir yerde olduğumuz için biraz korktuk tabi internet telefon bağlantısı gitti. Sizi merak eden insanlar var aileniz merak ediyor. Ben iyiyim demek istiyorsunuz ama onu duyuramıyorsunuz. Onun verdiği bir gerginlik var. Ama bir şekilde bol bol okuyarak bir süreçle o korkumu yendim. 18 saat sürdü yolculuğumuz. Genç bir şofördü güzel kullanıyordu ama uykusuz olmasından endişe ettim. Onu uyardım dinlenmesi için. Belki bir şey olmazdı ama tedirginlik yaşadım. Eserlerimiz orada kaldı çalışmalarım hala gelmedi. Süreci takip ediyoruz" diye konuştu.
Elazığ Elazığ’da kadınlara afet bilinci kazandırma eğitimi verildi Elazığ Belediyesi, Kızılay Afet Müdahale Eğitim Merkezi iş birliğiyle afet bilinci kazandırma amacıyla kadınlara yönelik teorik ve uygulamalı eğitim programı verildi. Avrupa Birliği finansmanı ve UNDP (Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı) Türkiye koordinasyonunda, Türkiye Belediyeler Birliği iş birliğiyle yürütülen proje kapsamında Elazığ için Sivil Katılım Stratejisi ve Eylem Planı hazırlandı. Afet hazırlığı, afet sonrası toparlanmayı, kentin afet öncesi hazırlıklarını güçlendirmeyi, afet sırasında ve sonrasında koordinasyonu artırmayı hedefleyen proje kapsamında Çanakkale, Eskişehir, Manisa, Mersin, Gaziantep ve Trabzon ile birlikte 7 pilot il arasında yer alan Elazığ’da teorik ve uygulamalı eğitimler gerçekleştirildi. Elazığ Belediyesi ile Kızılay Afet Müdahale Eğitim Merkezi iş birliği ile Elazığ Sivil Katılım Görev Gücü adına Elazığ Belediyesi El Sanatları Meslek Edindirme Kursları eğitim alan kadınlara yönelik yapılan eğitimlerin ilk bölümünde, Türk Kızılay Elazığ Afet Müdahale Müdürlüğü Afet Müdahale Uzmanları Mehmet Ayaok ve Hakan Turus tarafından bilgilendirmeler yapıldı. Afet bilinçlendirme ve afet yönetimi gibi konuların detaylı bir şekilde katılımcılara aktarıldığı programın ardından uygulamalı eğitime geçildi. Katılımcılara malzeme bilgileri aktarılırken, uzman eğitmenler tarafından çadır kurma konusunda uygulamalı eğitim verilerek bilinçlendirme çalışmaları gerçekleştirildi. Eğitimlerin, afetlere karşı toplumda bilinç oluşturduğunu ifade eden Elazığ Belediyesi Afet İşleri ve Risk Yönetimi Müdürü Ömer Özkan Sarısu, "Bulunduğumuz coğrafya itibarı ile en çok karşılaştığımız afet türü depremlerdir. Depremlerin ve doğal afetlerin zararlarını en aza indirmek için gerekli adımları atmak zorundayız. Eğitimler ve risk yönetiminin iyi oluşturulmasıyla bunu sağlayabiliriz. Afete dirençli kentler oluşturabilmek için toplumu da afete bilinçli hale getirmemiz gerek. Bunu da sürdürülebilir eğitimlerle gerçekleştiriyoruz. Bu eğitimlerle toplumun afetlere karşı yaklaşımını, afet anındaki davranışını ve afetten sonra yara sarma olaylarını çok iyi atlatabileceğine inanıyoruz" ifadelerini kullandı.
Ankara Osman Kavala’nın AİHM manipülasyonu çöktü Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde görülen Osman Kavala davasında savunma yapan Boğaziçi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof Dr. Ali Emrah Bozbayındır, ’Kavala yalnızca tuzlu poğaça dağıttığı için mahkûm edildi’ iddiasını hukuki delillerle çürüttü. AİHM, Büyük Daire’de görülen duruşmada Türkiye’yi Boğaziçi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ali Emrah Bozbayındır ve Adalet Bakanlığı bürokratları temsil etti. Tecrübeli hukukçu Bozbayındır yaptığı savunma ile adeta hukuk dersi verdi. Kavala’nın yaptığı "Poğaça dağıttım" savunmasıyla davayı sulandırma girişimi mahkemeden döndü. Avukatlarının yönlendirmesiyle, Kavala’nın mahkum olduğu dava "poğaça davası" diye sunularak, Kavala’nın Gezi’deki rolü çarpıtılmak istenmişti. Osman Kavala’nın mahkumiyet dayanağının sadece tuzlu poğaça dağıtmaya indirgenemeyeceğini söyleyen Prof. Dr. Ali Emrah Bozbayındır, "Sosyal medya ve basında yer alan bu tür iddialar sadece bir algıdan ibarettir" dedi. Kavala delilleri değersiz gösteriyor Bozbayındır, Kavala tarafının AİHM’e sunduğu görüşlerinde Mahkeme’yi yanlış yönlendirerek mahkûmiyet kararında dayanılan delilleri ilgisiz ve değersiz gösterdiğinin altını çizdi. Bozbayındır, başta Yargıtay olmak üzere iç hukuk mahkemelerinin dosyadaki tüm delilleri birlikte değerlendirdiğini, iddia edilenin aksine Kavala’nın sadece poğaça dağıtması nedeniyle mahkûm edilmediğini belirtti. Bozbayındır, kalkışmanın finansmanı, uluslararası algının yönlendirilmesi, olaylar sırasındaki toplantılar için yer sağlaması gibi birçok eyleminin birlikte göz önüne alınarak Kavala hakkında mahkûmiyet kararı verildiğini ayrıntılı anlattı. Osman Kavala gezi kalkışmasına finansman sağladı Uluslararası Ceza Hukuku alanında deneyimli bir hukukçu olan Prof. Bozbayındır, Osman Kavala’nın AİHM’i yanlış yönlendirdiğini ifade etti. Osman Kavala’nın sadece poğaça dağıtması nedeniyle mahkûm edilmediğinin altını çizen Bozbayındır, "Kalkışmanın finansmanı, uluslararası algının yönlendiricisi, olaylar sırasındaki toplantılar için yer sağlaması gibi birçok eyleminden ötürü mahkumiyet kararı aldı" dedi. Bozbayındır, yaptığı savunmada mahkeme kararlarına dayanarak Osman Kavala’nın Gezi Kalkışması’nın organizasyonunu, planlamasını ve finansmanını sağladığını söyledi. Bozbayındır, Kavala’nın faaliyetlerine şiddet olayları başladıktan sonra da devam ettiğine dikkat çekti. Benzer suça Avrupa’da benzer ceza Tecrübeli hukukçu Bozbayındır, TCK’nın 312. maddesinde düzenlenen hükümete karşı suç unsurlarına ilişkin de bilgi verdi. Bozbayındır, bu kapsamda işlenen benzer suçların Avrupa Konseyi diğer ülkelerde de benzer şekilde düzenlendiğine ve uygulandığına dikkat çekti. Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Dairesi Başkanı Abdullah Aydın da Osman Kavala’nın Anayasa Mahkemesi’nde görülmekte olan başvurularının olduğunu söyledi. Aydın, iç hukuk yollarını tüketilmesi şartının yerine getirilmediğine vurgu yaptı.