GÜNDEM - 20 Şubat 2026 Cuma 12:37

Gaziantep’te mukabele geleneği tarihi camilerde sürdürülüyor

A
A
A
Gaziantep’te mukabele geleneği tarihi camilerde sürdürülüyor

Gaziantep’te Ramazan ayının önemli sünnetlerinden ve geleneklerinden olan mukabele geleneği, başta tarihi camiler olmak üzere tüm camilerde sürdürülüyor.


Rahmet, mağfiret ve bereket ayı olan Ramazan ayında karşılıklı Kur’an-ı Kerim okuması olarak bilinen mukabele geleneği, Türkiye genelinde olduğu gibi Gaziantep’teki camilerde de başladı. Ramazan ayının sünnetlerinden biri olan mukabele, camiler başta olmak üzere mescitlerde ve evlerde başladı. Camilerde Ramazan ayında karşılıklı Kur’an-ı Kerim okunması olarak bilinen mukabele sünneti ve geleneği için sabah, öğle ve ikindi namazlarından sonra Kur’an-ı Kerim’den bir cüz okunuyor. Ramazan ayının gelmesiyle beraber vatandaşlar, mukabele halkalarına katılmaktan geri durmayarak genci ve yaşlısıyla camilere akın ediyor. Kentteki tüm camilerde başlatılan mukabele, bu yıl da yoğun katılımla gerçekleşiyor.



Camilerin kubbelerinden hoş bir seda yükseliyor


Camilerde imam hatipler ve hafızlar, Kur’an-ı Kerim’i sesli olarak okurken, mukabeleye katılanlar ise okunan ayetleri takip ediyor. Kur’an-ı Kerim’i okumasını bilmeyenler de huşu içerisinde dinliyor. Vatandaşların ilgisiyle devam eden mukabele ile cami imam hatipleri ile hafızların tilaveti, camilerin kubbelerinden hoş bir seda olarak yükseliyor.



Tarihi Alaybey Camii’nde asırların geleneği mukabele sürüyor


Vatandaşların büyük bir özlemle takip ettiği mukabelenin yapıldığı camilerden biri olan tarihi Alaybey Camii’nde asırların geleneği mukabele sünneti her yıl ki heyecanıyla devam ettiriliyor. Miladi 1595, Hicri 1224 yılında Şahinbey ilçesi Alaybey Mahallesi’nde Alaybeyi olan bir komutan Gami Bey tarafından yaptırılan tarihi Alaybey Camii’nde mukabeleye katılan vatandaşlar, tarihin gölgesinde yapılan mukabelenin manevi yönden havasını teneffüs ediyor.



"Tarihi camimizde asırlardır bu sünneti sürdürüyoruz"


Alaybey Camii Müezzin Kayyımı Cuma Deniz, mukabele geleneğinin Ramazan ayında asırlardır devam ettiğini belirterek, "Öncelikle tüm İslam aleminin Ramazan ayı mübarek olsun ve Ramazan ayı İslam alemi için hayırlara vesile olsun. Camimizde her yıl öğle namazından sonra mukabele yapılmaktadır. Mukabele Peygamber Efendimiz ile Cebrail (as) Ramazan ayında karşılıklı Kur’an-ı Kerim okuyorlardı. Mukabele sünneti Peygamber Efendimizin döneminden günümüze kadar gelen bir sünnettir. Biz de bu tarihi camimizde asırlardır bu sünneti sürdürüyoruz. Rabbim mukabelelerimizi, tuttuğumuz oruçları ve bu ayda yapacağımız tüm ibadetleri kabul eylesin" dedi.



"Gençliğimden beri mukabeleye katılıyorum"


50 yıldır tarihi Alalbey Camii’nin cemaati olduğunu ve her sene Ramazan ayında camide mukabeleye katıldığını belirten Mehmet Murtaza Yiğit ise, "İmam hatip lisesi öğrencisi olduğum dönemden beri cami cemaatiyim. Her Ramazan ayında da mukabeleye katılıyorum. Nice hafızlarımızı gördük ve nice güzel insanlar buradan gelip geçti" diye konuştu.



Gaziantep’te mukabele geleneği tarihi camilerde sürdürülüyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Türkiye ile Suudi Arabistan arasında 2 milyar dolarlık GES yatırımı için imzalar atıldı Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, ‘‘Enerji sektörümüze yapılan doğrudan yabancı yatırımların en büyüklerinden biri olacak bu yatırımlarla ülkemizde en düşük fiyatlı elektrik alımını gerçekleştirmiş olacağız. Fiyatlar 25 yıl geçerli olacak’’ dedi. Elektrik Üretim AŞ ile Suudi Arabistan merkezli Acwa Power arasında, Sivas ve Karaman Taşeli bölgelerinde kurulacak toplam 2 bin megavatlık güneş enerjisi santrallerine yönelik elektrik satın alım anlaşması, İstanbul’da gerçekleştirilen törende imzalandı. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar imza töreninde açıklamalarda bulunarak anlaşmanın detayları hakkında bilgi verdi. Bayraktar, yaklaşık iki hafta önce Riyad’da Suudi Arabistan Enerji Bakanı Abdülaziz bin Selman ile Yenilenebilir Enerji Santrali Projelerine İlişkin Hükümetler Arası Anlaşmayı imza altına aldıklarını anımsatarak, "Yaptığımız bu anlaşma, her iki ülke için enerji alanında atılmış çok stratejik bir adımdır" ifadelerini kullandı. ‘‘Sivas ve Taşeli GES projeleri ile 2,1 milyon hanenin elektrik ihtiyacını karşılayacağız’’ 2 bin megavatlık iki projenin yaklaşık 2 milyar dolarlık bir yatırım anlamına geldiğini kaydeden Bakan Bayraktar, "Sivas ve Taşeli GES projeleri ile toplam 2,1 milyon hanenin elektrik ihtiyacını karşılayacağız. Burada önemli bir diğer husus da yerlilik. Hem Sivas’ta hem Taşeli’nde yerlilik oranı en az yüzde 50 olacak. İnşallah bu projelerin temellerini bu yıl içerisinde atacağız. 2028 yılı başlarında da her iki santral, ticari işletmeye geçecek ve en kısa zamanda tam kapasiteye ulaşacak. Toplam 5 bin megavatlık anlaşmanın ikinci fazında ise 3 bin megavatlık ilave güneş ve rüzgâr enerjisi santralleri yatırımı yapılacak. Elbette ki bunları depolamayla birleştirebiliriz, veri merkezleriyle de birleştirebiliriz" diye konuştu. ‘‘Ülkemizde en düşük fiyatlı elektrik alımını gerçekleştirmiş olacağız, fiyatlar 25 yıl boyunca geçerli olacak’’ Projelerin enerji fiyatlarına etkisi hakkında da bilgi veren Bakan Bayraktar, ‘‘Enerji sektörümüze yapılan doğrudan yabancı yatırımların en büyüklerinden biri olacak bu yatırımlarla ülkemizde en düşük fiyatlı elektrik alımını gerçekleştirmiş olacağız. Sivas’ta her bir kilovatsaat elektrik için 2,35 avro satış fiyatı üzerinde mutabakat sağlandı. Karaman Taşeli’nde ise üretilen elektriği bugüne kadar Türkiye’de oluşan en düşük fiyatla kilovatsaat başına sabit 1,99 avrodan alacağız. Bu fiyatlar 25 yıl boyunca geçerli olacak. Toplam projenin alım süresi 30 yıl. İlk 5 yıl içinde inşa edilecek bu santrallerde YEKA’larda olduğu gibi bir teşvik mekanizması olacak. Bu teşvik, üretilen elektriğin serbest piyasaya satış hakkı yerine ortalama piyasa fiyatı altında belirlenen kilovatsaat başına 4,75 avrodan uygulanacak’’ şeklinde konuştu. Bakan Bayraktar, "Sivas ve Taşeli projelerinin uygulanır hale gelmesinde Sayın Cumhurbaşkanımız ve Suudi Arabistan Veliaht Prensi Sayın Muhammed bin Selman’ın ortaya koyduğu iş Birliği ve vizyon, hakikaten çok önemli. Ülkelerimiz arasındaki ticaret hacmini, karşılıklı yatırımları ileri götürme noktasındaki güçlü iradeleri, bizlerin hızla yol almasını sağladı’’ açıklamasında bulundu. Acwa Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Raad Al-Saady ise anlaşmaya ilişkin şöyle konuştu: "Yatırım Anlaşması ve Enerji Alım Anlaşması Temel Şartlarının imzalanması, Acwa’nın Türkiye ile olan ortaklığında dönüm noktası niteliği taşıyor. Bu adım, Türkiye’nin temiz enerji lideri ve bir üretim merkezi olma yolundaki güçlü potansiyelini yansıtıyor. 5 GW’lık yenilenebilir enerji programımız, Türkiye’nin karbon salımını 2030’a kadar yüzde 41 oranında azaltma, 2053’te net sıfıra ulaşma ve yenilenebilir enerji kapasitesini 2035’e kadar 120 GW’a çıkarma hedeflerini de destekleyecek. 2017 yılında devreye alınan 927 MW’lık Kırıkkale santralimizle başlayan Türkiye hikayemiz, bu yeni adımla ortaklığımızı tamamen farklı bir seviyeye taşıyor."
Artvin Bakan Tekin: "Özgür Özel kadar midesi geniş değilim" Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e ve 168 kişinin imzaladığı ’Laiklik bildirisi’ne tepkisini dile getirerek, metni imzalayanlar hakkında hukuki süreç başlatacaklarını açıkladı. Bakan Yusuf Tekin, çeşitli temas ve incelemelerde bulunmak üzere Artvin’e geldi. Programı kapsamında okulları ziyaret eden Bakan Tekin, Artvin Valiliği’nde düzenlenen Eğitim Değerlendirme Toplantısı’na katıldı. Toplantı sonrası basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Tekin, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Ramazan ayına yönelik okullardaki etkinliklere ilişkin eleştiriler hakkında konuşan Bakan Tekin, "Ramazan’la ilgili faaliyetlerimiz kamuoyunda farklı mihraklar tarafından farklı şekilde değerlendirme eğilimine girdi. Öncelikle şunu söyleyeyim. Anayasal düzenimiz bize Milli Eğitim Bakanlığına ve bütün kamu görevlilerine Anayasaya uygun hareket etmemizi salık veriyor. Biz de ona göre davranıyoruz. Fakat bizim Ramazan ayı ile ilgili yaptığımız etkinlikleri eleştirenler Anayasanın işine gelen maddelerine bakıyorlar, diğerlerine bakmıyorlar. Geçtiğimiz günlerde 168 kişiden oluşan bir metin imzaya açıldı, imzalandı. Bakanlığımızı zan altında bırakacak ifadeler kullanıldı. İşin tuhaf tarafı, onların içerisinde 1982 Anayasasını bizlere anlatırken yerin dibine geçiren hocalarımız da var; şimdi 82 Anayasasının işine gelen maddelerine değinip kalan kısımlarına hiç değinmedin diyorlar. Öncelikle şunu söyleyeyim, Anayasamızın başlangıç kısmı her Türk vatandaşının temel hak ve hürriyetlerinin eşit bir biçimde kullanılması vurgusunu yapar. Israrla vurgu yapılan Anayasanın 2. maddesindeki laiklik ifadesinin madde ise şöyle başlar: Toplumun huzuru, milli dayanışma. Bu iki kavram bizim açımızdan çok kritik. Dolayısıyla biz, tüm etkinliklerimize, bütün çalışmalarımızda Anayasanın tamamını, kanunların mevzuatın bize yüklediği görevlerin tamamını yerine getirmeye çaba sarf ediyoruz" dedi. "Ramazan ayında yaptığımız etkinlikleri eğitimde ’Taliban’laşma süreci olarak tanımlıyorlar" "Ben bir Anadolu çocuğuyum" diyen Bakan Yusuf Tekin, "Anadolu’nun her tarafından küfür ya da hakaret kabul edilen cümleleri kullanıp da arkasından ’Bence bu küfür değildir, kişilik analizi yapıyorum’ diyen Özgür Özel kadar midesi geniş değilim. Kusura bakmayın, dolayısıyla bu 168 kişinin imzaladığı metinde bizleri zan altında bırakan ifadeler benim durduğum yerden suç teşkil eder. Benim okullarımdaki öğretmen arkadaşlarımızın, eğitim camiamızın, bu konuda destek veren kişilerin emeklerini hiçe saymak anlamına gelir. Dolayısıyla biz bununla ilgili de bir suç duyurusunda bulunacağız. Nedir rahatsız olduğumuz şey? Mesela bizim Ramazan ayında yaptığımız etkinlikleri, milli dayanışma, birlik beraberlik, kardeşlik vurgusu üzerine yaptığımız etkinlikleri eğitimde ’Taliban’laşma süreci olarak tanımlıyorlar. Arkadaşlar, böyle bir şeyi söyleyebilmek için ya bu toplumun içerisinde yaşamıyor olmanız gerekir, ya bizim metinlerimizi okuyamamış olmanız gerekir ya da art niyetli olmanız gerekir. Başka diyor ki mesajda, bizim metinlerimizle ilgili olarak itirazlarında Trump’ın ipine sarılmış eleştirisi yapıyorlar. Nasıl çıkarıyorsunuz Ramazan genelgesinden böyle bir ifadeyi ben anlamakta zorlanıyorum. ’Laik hukuk düzenini ortadan kaldırmak.’ Ne yapmışız? Anadolu’da herkesin heyecanla beklediği, Anadolu’da toplumsal dayanışma, kardeşlik ve benzeri hususları vurguladığımız Ramazan ayı çocuklarımız heyecanla karşılasınlar, dayanışma, kardeşlik, yardımlaşma çocuklarımız tarafından içselleştirilsin dediğimiz için laik hukuk düzenini ortadan kaldırmak için çaba içerisine girmişiz. Anlamakta zorlanıyorum ama en ağır ifade ’gerici azınlık’ tanımlaması. Bunu söyleyen kişilere misli ile iade ediyorum" ifadelerini kullandı. Bakan Yusuf Tekin, metne tepkisini sürdürerek "’Gerici azınlık’ 1960’lı, 1970’li yılların Marksist sosyalist mantığıyla hâlen beslenen ve bu kafayla hareket eden, bu toplumu tanımayan, toplumdan kopuk insanları tanımlamak için kullanılabilir ancak. Bizim gibi 7-24 Anadolu’da insanların içerisinde olan insanların bu tür tabirleri kullanmasını ben doğru bulmuyorum. Metnin altında bir tek katıldığım ifade ’Laikliği savunmak suç değildir.’ Laiklik, dinî inanç ve ibadet hürriyetinin devlet, kamu otoritesi tarafından güvence altına alınmasıdır. Dolayısıyla bunu savunmak asla suç olarak kabul edilemez" şeklinde konuştu. Bakan Yusuf Tekin konuşmasının sonunda söz konusu metinle ilgili hukuki süreç başlatacaklarını sözlerine ekledi.