ASAYİŞ - 08 Nisan 2026 Çarşamba 17:04

Gaziantep’te eşinin yüzünü taşla ezip darbeden sanık ağır cezada yargılanacak

A
A
A
Gaziantep’te eşinin yüzünü taşla ezip darbeden sanık ağır cezada yargılanacak

Gaziantep’te boşanmak isteyen eşini, kafasına ve yüzüne taşla vurarak darp eden sanığın dosyası Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi.


Gaziantep’te boşanmak istediği eşinin yüzünü taşla ezen ve "Kasten Yaralama" suçundan yargılanan Feyzullah Y.’nin davasının 2’nci duruşması, Gaziantep 12. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmada sanık, sanık avukatı, müşteki Nazlı Y. ve avukatları hazır bulundu.


Müşteki Nazlı Y., sanığın en ağır ceza ile cezalandırılmasını talep etti.


Tutuklu sanık Feyzullah Y., önceki savunmalarını tekrar ettiğini belirterek suçsuz olduğunu ileri sürdü.



Dava ağır cezaya gönderildi


Mahkeme, sanığın tutukluluk halinin devamına karar verdi. Mevcut deliller doğrultusunda eylemin "eşe karşı kasten öldürmeye teşebbüs" suçunu oluşturduğu kanaatine varan hakim, görevsizlik kararı vererek dosyanın Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilmesine hükmetti.



Olayın geçmişi


Olay, 27 Ocak günü Şehitkamil ilçesi Zeytinli Mahallesi Gaziantep Adliyesi yakınlarında meydana gelmişti. İddiaya göre, 3 çocuk annesi Nazlı Y. (26), 9 yıldır evli olduğu kocası Feyzullah Y.’den şiddet gördüğü ve şiddetli geçimsizlik yaşadığı nedeniyle boşanmak için başvurmuş, kocası ise şikayetinden vazgeçmesini istemişti. Daha sonrasında ise Feyzullah Y., şikayetinden vazgeçmeyeceğini söyleyen karısını adliye yakınlarında öldüresiye darp etmiş ve yüzü gözü kanlar içerisinde kalan ve ağır yaralanan kadın, çevredeki vatandaşlar tarafından son anda kurtarılmıştı.



Gaziantep’te eşinin yüzünü taşla ezip darbeden sanık ağır cezada yargılanacak

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Düzce Polislere 10 Nisan sürprizi DÜZCE (İHA) – Düzce Belediyesi tarafından 10 Nisan Polis Günü nedeniyle, Düzce İl Emniyet Müdürlüğü’nde görevli polislere sürpriz hazırlandı. Polisler bir öğrenciyi sınava yetiştirmeye çalışırken bir yandan da görme engelli bir vatandaşı karşıdan karşıya geçirmeye çalıştı. Olayların kendilerine yapılan sürpriz olduğunu öğrenen ve çiçeklerle karşılanan polisler büyük mutluluk yaşadı. Düzce Belediyesi, 10 Nisan Polis Günü nedeniyle polislerin sevgi, merhamet ve hassasiyetini ön plana çıkaran bir video hazırladı. Düzce İl Emniyet Müdürlüğü’nde görevli polislere yönelik düzenlenen ilk senaryoda, sınava yetişmekte zorlanan bir öğrenci polis ekiplerinden yardım istedi. Durumu tereddütsüz değerlendiren ekipler, öğrenciyi hızla Düzce Üniversitesi Meslek Yüksekokulu’ndaki sınav yerine ulaştırdı. Görevlerini büyük bir hassasiyetle yerine getiren polisler, okulda kendilerini bekleyen belediye ekipleri tarafından çiçeklerle karşılandı. Öğrenciyi sınava yetiştiren polis memuru Sinan Temizoğlu, yapılan sürpriz karşısında duygularını anlatarak, "Biz sürprizden çok milletimizin refah ve mutluluğu için varız. Bu üniformayı giyerken biz canımızdan vazgeçmişiz. Ben kendi çocuğumu yetiştiremediğim zamanlar oldu" dedi. Trafik Polisi İsa Şanverdi, "Çocuk ’motorum bozuldu bizi yetiştirir misiniz?’ dedi. 5 dakika kaldı, 3 dakika kaldı diye diye geldik. Çok duygulandım. Neredeyse ağlayacağım. Kızımı onun yerine koydum" dedi. Bir diğer senaryoda ise görme engelli bir vatandaşın yoğun trafik akışı içerisinde yaya geçidinden karşıya geçmeye çalıştığı anlar canlandırıldı. O esnada her şeyden habersiz görevli polis ekipleri, trafiği durdurarak vatandaşa güvenli bir şekilde yolun karşısına geçmesi için yardımcı oldu. Bu duyarlı davranışın ardından polisler, yine belediye ekiplerinin çiçekli sürpriziyle karşılaştı. Gerçekleştirilen etkinlikle, polislerin sadece güvenliği sağlamakla kalmayıp aynı zamanda toplumun her kesimine şefkatle yaklaşan yönlerine dikkat çekildi. Düzce’de Polis Haftası, bu anlamlı organizasyonla merhamet ve insanlık vurgusuyla kutlandı.
Ankara Dışişleri Bakanlığı: "Yunanistan, Batı Trakya Türk Azınlığının seçtiği müftüleri tanımayarak, hak ve özgürlüklerini hiçe saymayı ısrarla sürdürmektedir" Dışişleri Bakanlığı, Yunanistan’ın Batı Trakya Türk Azınlığının seçtiği müftüleri tanımayarak, azınlığın Lozan Barış Antlaşması’yla teminat altına alınan hak ve özgürlüklerini hiçe saymayı ısrarla sürdürdüğünü belirtti. Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, "Yunanistan, Batı Trakya Türk Azınlığının seçtiği müftüleri tanımayarak, azınlığın Lozan Barış Antlaşması’yla teminat altına alınan hak ve özgürlüklerini hiçe saymayı ısrarla sürdürmektedir. Geçtiğimiz aylarda Dimetoka’da, Batı Trakya Türk Azınlığının temsilcileriyle ve kurumlarıyla istişare edilmeden, ‘seçim’ kisvesi altında dayatılan ‘tayinli müftü’ belirleme süreci, şimdi Rodop ve İskeçe illerinde de uygulanmaya çalışılmaktadır. Söz konusu uygulamaları kabul etmemiz mümkün değildir. Bu vesileyle, Yunanistan’ın, ülkesindeki resmi bir azınlığın seçilmiş dini liderlerini tanımadığını bir kez daha uluslararası toplumun dikkatine getiriyoruz. Yunanistan’ın soydaşlarımıza yönelik baskıcı uygulamalarını sonlandırmasının ikili ilişkilerimizi de olumlu etkileyeceğini vurguluyor, Yunan makamlarını Batı Trakya Türk Azınlığı konusunda ısrarla yürümekte oldukları yanlış yoldan geri dönmeye çağırıyoruz. Türkiye, ahdi yükümlülüklerini de gözeterek, Yunanistan’daki Batı Trakya Türk Azınlığının haklarının korunmasını yakından takip etmeyi sürdürecektir" ifadelerine yer verildi.
İstanbul "İstanbul Senin" uygulamasındaki veri sızıntısıyla ilgili savunma yapan sanık: "Sürece bir katkım ve dahilim yoktur" "Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü" davasında "İstanbul Senin" isimli uygulamadaki kişisel verilerin yurt dışına sızdırılmasını ve seçim sandık verilerinin Cumhuriyet Halk Partisi’nden temin edilip işlenmesini sağladığı iddia edilen sanık Melih Geçek savunma yaptı. Tutuklu sanık, "Uygulama vatandaşın hayatını kolaylaştırmak için kuruldu. Benim personelim yok, yazılımcı değilim. En başta test uygulaması yapıldı, ‘görsel olarak elden geçirilmesi lazım’ dedim. Bunun dışında sürece bir katkım ve dahilim yoktur" dedi. ‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasının ilk duruşmasının 18. oturumu Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’nde bulunan duruşma salonunda görülmeye devam edildi. İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce görülen duruşmada tutuklu sanıklar Yusuf Utku Şahin ve Melih Geçek savunma yaptı. Yusuf Utku Şahin hakkında iddianamede Murat Ongun’un sahibi olduğu Reklam İstanbul isimli firmada bilgisayar mühendisi olarak çalıştığı ve Ongun’un ‘üs’ olarak kullandığı "iletişim çadırı ekibi" olarak adlandırılan yerde faaliyet gösterdiği belirtilmişti. Şahin’in İstanbul Senin uygulamasının hayata geçirilmesi ile elde ettiği birçok veriyi mail atarak uygulamanın içerisine işlenmesini sağladığı aktarılmıştı. İddianamede Şahin’in örgütün hiyerarşik yapısına dahil olduğu da belirtilmişti. Sanık Şahin iddianamedeki suçlamalara karşı savunmasında, "Mesleğim reklamcılık. Bugün size yoku ispat etmeye çalışacağım. Ben bilgisayar mühendisliği mezunuyum ama kısmet, reklamcı olarak iş hayatına girdim. Reklam İstanbul firmasında işe girdikten 6 ay sonra operasyonlar oldu ve kayyum atandı. 2 haftalık incelemeden sonra tüm çalışanları karşılarına aldılar ve bundan sonra TMSF güvencesi altında olduğumuzu söylediler. Çok sıkı çalıştık kayyumlar ile birlikte. İstanbul Senin, İBB Hanem uygulamaları ve veri tabanına erişim konusunda kendimi dış kapının dış mandalı olarak bile görmüyorum. Bana operasyondan sonra sordular ‘İBB çalışanı mısınız’, ‘yok’. Ben yoku ispat etmeye çalıştığımı o zaman anladım. Şu konuyla ilgili herhangi bir standart İstanbullu vatandaş kadar bilgim var. En sonunda bir ifade çıktı. Emrah Yüksel denilen bir kişiden. İfadede ‘iletişim çadırı ekibinden Utku Şahin’ deniliyor. Ben çadır falan bilmiyorum. Benim şundan tutuklandığımı reklamcılık sektörü duysa 150 milyarlık sektör istifa edip gider" dedi. Tutuklu sanık Melih Geçek hakkında ise iddianamede örgütün kuruluşundan beri üyesi olduğu ve örgüt yöneticisi Hüseyin Gün ile birlikte hareket ettiği belirtilmişti. Geçek’in İstanbul Senin isimli uygulamadaki kişisel verilerin yurt dışına sızdırılmasını, seçim sandık verilerinin Cumhuriyet Halk Partisi’nden temin edilip İBB Hanem isimli uygulama içerisine yüklenmesini ve örgütün amaçları için kullanılmasını sağladığı da iddianamede aktarılmıştı. Bu verilerin 31 Mart 2024 seçim sürecinde ilçe başkan adayları ile de paylaştığı da iddianamede ifade edilmişti. Sanık Geçek savunmasında, "Ben İstanbul Senin’in lansmanına bile davet edilmemiş biriyim. İddianamede ‘İstanbul Senin kişisel veri alınmak için kuruldu’ deniliyor. Bu kişisel veriler alınıyordu önceden de. İstanbul Senin bir yenilikti ve vatandaşların hayatını kolaylaştırıyordu. Ben bu projede nerede yer aldım? Bu proje test edildi. Ben uygulamaya baktım sağlam ama çirkin dedim görsel olarak. Sadece burada yer aldım. Bugün burada uygulamayı kullanan vatandaşlardan bir farkım yoktur. Uygulama vatandaşın hayatını kolaylaştırmak için kuruldu. Benim personelim yok, yazılımcı değilim. En başta test uygulaması yapıldı, ‘görsel olarak elden geçirilmesi lazım’ dedim. Bunun dışında sürece bir katkım ve dahilim yoktur. İstanbulluların kişisel verilerini toplamak için İstanbul Senin uygulamasını yapmışız iddiası var. Bir havuz var, İBB bütün uygulamalarını orada topluyor. 15 uygulamadan buraya veri akıyor. Yani İstanbul Senin uygulaması olmasa da veri geliyor. İstanbul Senin olmazsa 20 tane uygulama olurdu, hiçbir şey değişmezdi. Ekrem İmamoğlu ile eski tanışıklığım olmasa burada karşınızda olmayacaktım" dedi. Sanık Geçek, "İstanbul Senin uygulamasında sızıntı var, 3.7 milyon kişinin verisi sızmış, USOM (Ulusal Siber Olaylara Müdahale Merkezi) diyor ki ‘veri sızıntısı bulunmadı’. Burada sorumlu USOM yetkilileridir. Test kullanıcılarını veri sorumlusu diye tutukluyorsunuz, ancak İBB veri sorumlularına bu sorular soruldu mu? İBB Hanem’in ne olduğunu gerçekten bilmiyordum. Hiçbir yerinde olmadığım, bilmediğim bir uygulamayı burada savunamayacağım. Ben bu ülkenin vatandaşıyım, daha adil bir şekilde yargılanmayı talep ediyorum" dedi. İddianamede yer alan örgüt yöneticisi Hüseyin Gün ile birlikte hareket ettiği iddiasına ilişkin de sanık Geçek, "Hüseyin Gün kim ki ben ona bağlıyım? Ben Hüseyin Gün’ü hayatımda bir kere gördüm. Bana ‘Hüseyin Gün burada’ deseniz ben tanımam. Ben bu adamın casusluk dosyasında bütün yazışmalarını okudum. Konuşmalarında ‘İstanbul Senin benim projem’ demiş bazı yerlerde. Adamın ne iş yaptığı belli değil, tam bir şarlatan. Savcılığın beni Hüseyin Gün denilen ne idiğü belirsiz bir kişiyle bağlantılı göstermesi bu iddianamede bana yapılan en büyük hakarettir" şeklinde konuştu. Duruşma, sanık avukatlarının savunmaları ile devam edilmek üzere yarına ertelendi.