GÜNDEM - 26 Nisan 2026 Pazar 10:45

Dövme bakır kazanlar geleneksel yöntemlerle hazırlanıyor

A
A
A
Dövme bakır kazanlar geleneksel yöntemlerle hazırlanıyor

Gaziantep’te dövme bakır kazanlar, özellikle Türkiye’de köklü bir mutfak ve el sanatı geleneği olarak geleneksel yöntemlerle usta ellerde üretilmeye ve kullanılmaya devam ediyor.


Osmanlı’dan günümüze uzanan bakırcılık sanatı Gaziantep’te halen yaşatılırken, köylerde, kırsalda ve şehirde günlük hayatta kullanılan kazanlar kültürel bir miras olarak yaşatılıyor.


Bakır işlemeciliğinin patentini elinde bulunduran Gaziantep’te geleneksel yöntemlerle hazırlanan dev kazanlar, köylerde tarhana, bulgur, pekmez, sütlü tatlılar, helva ve aşure gibi lezzetlerin pişirilmesinde kullanılıyor.



Geleneksel lezzetlerin üretiminde kullanılıyor


Bakır kazanlar, özellikle kışlık hazırlık dönemlerinde bulgur, tarhana, salça ve pekmez yapımı gibi özel lezzetlerin üretiminde kullanılıyor. Kentte geleneksel kaplar kategorisi altında sınıflandırılan mutfak eşyalar, kullanım amaçlarına ve boyutlarına göre farklı isimler alıyor. Taban çapı 100 santimetreye ulaşan büyük kazanlara "Masere Kazanı" adı veriliyor.


Tarihi Bakırcılar Çarşısı’nda her biri yarım asrı aşkındır bakır işleyen ustalar, gelişen teknolojiye ve zamana direnerek mesleklerine devam ediyor. Kentte ismini bir zamanlar kazan yapan ustalardan alan tarihi çarşının yarım asırlık ustaları, ilk günkü heyecanla mesleklerini yaşatmaya çalışıyor.


Bakır eşyaların Gaziantep’in kültürel belleğini yaşatan değerli eserler olduğunu ifade eden Gaziantep Bakırcılar ve Sedefçiler Odası Başkanı Celal Açık, kentin kırsal kesimlerinde ve şehir merkezinde halen aktif şekilde kullanıldığını bildirdi.



"Bakır işlemeciliğinin patenti Gaziantep’e aittir"


Açık, büyük bakır kazanların modern teknolojiye rağmen geleneksel lezzetlerden vazgeçmeyenler için vazgeçilmez bir mutfak aracı olmaya devam ettiğini belirterek, "Bakırcılık sanatı insanlık tarihine yansıyan bir zanaattır. Çünkü Erzincan, Kahramanmaraş, Mardin ve Şanlıurfa gibi çevre illerimizde de bakırcılık mesleği var. Her yörenin bakırcılığı farklıdır. Ama bakır işlemeciliğinin patenti Gaziantep’te ve 2010’da bakırcılığın coğrafi işaretini aldık" dedi.



"Bakır işlemeciliği bizim tarihimiz ve kültürümüz"


Gaziantep’teki bakır ustalarının sürekli yeni modellerle bakırcılık mesleğini ayakta tutmak için büyük bir çaba gösterdiğini belirten Açık, "Zaten ayakta durmak için de sürekli yenilikçi olmak veya tasarım yapmak lazım. Bunun yanı sıra müşterileri iyi dinlemek lazım. Artık mutlaklara da giriyoruz. Onun için Gaziantep bakır işlemeciliğinde coğrafi işareti aldı. Bunun için de bizlere düşen ise arkamızda bir eser bırakabilirsek bu bizi mutlu ediyor. Çünkü bakır işlemeciliği bizim tarihimiz ve kültürümüz. Çünkü biz sadece bakırcılık yapmıyoruz. Bakır eşyaların üzerine Osmanlı ve Selçuklu motifleri işliyoruz. Böylece bakırı canlandırıyoruz. Tarihimizi ve kültürümüzü canlandırdığımız için bakır işlemeciliğinin çok önemli bir zanaat olduğuna inanıyorum" ifadelerini kullandı.



"Ustalarımızın sayısı her geçen gün azalıyor"


Dövme kazanların geleneksel yöntemlerle hazırlandığını belirten Açık, "Bakır ustalarımız bu kazanları binbir emek ve zahmetle hazırlıyor. Tamamen el işçiliği ile hazırlanan büyük bakır kazanların yapımı 3-5 gün sürüyor. Bizim çocukluğumuzdan beri dövme dev kazanlar, tencereler ve sürahiler geleneksel yöntemlerle hazırlanıyor. Bu ürünleri arkadaşlarımız talebe göre yapıyorlar. Kazan, tencere sürahi ve diğer bakır eşyaları geleneksel yöntemlerle hazırlayan ustalarımızın sayısı da her geçen gün azalıyor. Zaten biz bunları korumaya çalışıyoruz. El işçiliği ile kazan yapan ustalar her ürünü yapabilir" diye konuştu.



Dövme bakır kazanlar geleneksel yöntemlerle hazırlanıyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Eskişehir Tanpınar’ın eseri psikoloji perspektifinden ele alındı Anadolu Üniversitesi Edebiyat Fakültesi tarafından "Lambalar, Aynalar, Kadehler: Abdullah Efendi’nin Rüyaları" konulu seminer düzenlendi. "Edebiyat Fakültesi Seminerleri" kapsamında Edebiyat Fakültesi Psikoloji Bölümü Arş. Gör. Klinik Psikolog Efe Deredam’ın yer aldığı seminere, Psikoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Aslı Aslan öncelikle olmak üzere akademisyenler katıldı. Seminerde Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Abdullah Efendi’nin Rüyaları adlı eserinden hareketle insan psikolojisi ele alındı. Tanpınar’ın insanın iç dünyasını ele alan bir yazar olduğunu vurgulayan Arş. Gör. Klinik Psikolog Efe Deredam, Abdullah Efendi karakteri üzerinden psikolojik çözümlemelerde bulundu. Eserde geçen "lambalar, aynalar ve kadehler" metaforları üzerinden insanın ruhsallığını değerlendiren Deredam lambaların "İd"i (alt benliği), kadehlerin "Ego"yu (benliği) ve aynaların ise "Süperego"yu (üst benliği) temsil ettiğini belirtti. Bu üçlü akışın sürekli etkileşim içinde olduğunu ifade eden Arş. Gör. Deredam, hikayede yaşanan çatışmaların benlik olarak ortaklara işaret edildiğini dile getirdi. "Ruhsallık denge eşi" Tanpınar’ın Abdullah Efendi’yi "Kendi içinde yaşama alışmış biri" olarak tanımladığını aktaran Arş. Gör. Deredam, karakterin içsel çatışmalarının eserinde adım adım ortaya çıktığını söyledi. Abdullah Efendi’nin toplumsal hayata girmekten çekindiğini ve bastırdığı ilgilerle mücadele ettiğini Deredam, bu durumun katı bir süperego baskısından kaynaklandığını ifade etti. Sigmund Freud’un"Yas ve Melankoli" metnine de değinen Deredam "Gölge egonun üzerine düşer" ifadesiyle benliğin kendi içinde çatıştığını vurguladı. Abdullah Efendi’nin gerçekliğin algısının zayıflığını ve rüyalarını gerçek olarak deneyimlemeye devam eden Arş. Gör. Klinik Psikolog Deredam, bunun benlik parçalılığı ve gerçeklik ilişkisinin kopmasına işaret ettiğini söyledi. Seminer, kadınların sorularının yanıtlandığı bölümün ardından sona erdi.
Sakarya Nehre düşen çocuk için arama çalışmaları 6 gündür sürüyor Sakarya Nehri’nde balık tutarken beline bağlanan ipin kopmasıyla akıntıya kapılarak kaybolan 10 yaşındaki yabancı uyruklu çocuğu arama çalışmaları 6. gününde de sürüyor. Havadan ve sudan sürdürülen çalışmalarda geçen günlere rağmen 10 yaşındaki çocuktan hala bir iz bulunamadı. 21 Nisan günü Erenler ilçesi Küpçüler Mahallesi’nde meydana gelen olayda, yabancı uyruklu olduğu öğrenilen Ahmet İdris ve bir akrabası, Sakarya Nehri kenarında balık tuttuğu esnada oltalarına takılan balığı nehirden çıkartmak için İdris, beline ip bağlayıp suya indi. Balığı sudan çıkartmak için çabalarken nehrin sert akıntısı İdris’in beline bağladığı ipi koparttı. Nehrin akıntısına kapılan çocuk, kısa süre içerisinde gözden kayboldu. Akrabası durumu anlatmak için o sırada iş yerinde çalışan İdris’in ağabeyinin yanına koştu. Durumun ihbar edilmesi üzerine bölgeye çok sayıda ekip sevk edildi. Bölgeye gelen ekipler nehirde geniş çaplı arama çalışması başlattı. Aradan geçen günlere rağmen 10 yaşındaki çocuğa dair herhangi bir iz bulunamadı. Arama çalışmaları 6. gününde de devam etti. Jandarma Arama Kurtarma, AFAD, su altı polisi, itfaiye ve SAKE ekipleri nehirde geniş kapsamlı çalışmalarını sürdürüyor. İdris’in ağabeyi ise ekiplerin çalışmalarını nehir kenarından takip ederek kardeşinden gelecek herhangi bir haberin bekleyişini sürdürüyor.
Bursa Osmangazi’de çocuk karnavalı Osmangazi Belediyesi, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla düzenlediği kapsamlı etkinlik programıyla çocuklara unutulmaz bir bayram yaşattı. Mustafa Kemal Atatürk’ün çocuklara armağan ettiği bu anlamlı gün, Osmangazi’de coşku, neşe ve renkli görüntüler eşliğinde kutlandı. Osmangazi Belediyesi’nin gerçekleştirdiği etkinlikler kapsamında Osmangazi Meydanı, çocuklar için adeta dev bir eğlence ve buluşma alanına dönüştürüldü. Üç gün boyunca süren programda birbirinden farklı aktiviteler, sahne gösterileri ve konserlerle çocuklar bayram sevincini doyasıya yaşadı. Gün boyu devam eden etkinliklerde çocuklar hem eğlendi, hem de sosyal ve kültürel açıdan zengin deneyimler kazandı. Etkinlikler çerçevesinde sahne alan sanatçılar da bayram coşkusunu zirveye taşıdı. Cahit Berkay ve Den Den konserinin ardından son gün sahneye çıkan Şubadap Çocuk, enerjik performansı ve eğlenceli şarkılarıyla çocuklara unutamayacakları anlar yaşattı. Ritim dolu melodiler eşliğinde dans eden çocuklar, bayramın ruhunu doyasıya hissetti. Meydan çocukların oldu Çocukların mutluluğunu merkeze alan Osmangazi Belediyesi, meydanda oluşturduğu özel etkinlik alanlarıyla bayram atmosferini daha da zenginleştirdi. Özenle hazırlanan oyun parkurları, atölyeler ve yarışma alanları sayesinde çocuklar gün boyunca aktif ve keyifli vakit geçirme imkanı buldu. Renkli dekorasyonlar ve tematik süslemelerle donatılan Osmangazi Meydanı, ziyaretçilere görsel bir şölen sunarken, alanın her köşesinde çocuk kahkahaları yankılandı.
Kayseri Mesai saati dışında whatsaapta yapılan görüşmeler fazla mesai sayılabilir Avukat Mustafa Erkulu, mesai saatleri dışında yapılan görüşmelerin Türk mevzuatında düzenlenmesi halinde fazla mesaiden sayılabileceğini ve ekstra ücretlendirme alınabileceğini belirtti. Kayseri Barosu avukatlarından Mustafa Erkulu; mesai saatleri dışında, mail, telefon görüşmeleri ve yazışmaları gerçekleştirmenin Fransa’da fazla mesaiden sayıldığına dair düzenleme yapıldığını söyledi. Türk mevzuatında da böyle bir düzenleme yapılarak mesai saatleri dışında yapılan görüşmelerde işçilerin ekstra ücretlendirme alabileceğini belirten Erkulu, "Bu konunun özü irtibatı kesme hakkı dediğimiz son dönemde tüm dünyada aslında iş kanunlarında yer almaya başlayan hak ile ilgili bir konu. Türk mevzuatında buna dair bir düzenleme yok. Fransa’da böyle bir düzenleme yapıldı bile. Mesai saatleri dışında işverenin talimatını almama, görüşmeme irtibatı kesme hakkı diyebiliriz. Bununla ilgili de bizim mevzuatımızda bir düzenleme olmamakla birlikte 45 saati aşan çalışmaların normal ve standart olarak fazla mesai olduğu kanunlarımızda düzenlenmiş. Bununla ilgili tabi ki ayrıntılar olacak. Akşam saatlerinde verilen bu talimatın fazla mesai sayılıp sayılmayacağı konusu da bir değerlendirme yapılması gerekmekte. Buna ilişkin net kesin kararlar yok. Bazı sosyal medyada paylaşılan bölge adliye mahkemesi ve Yargıtay kararları mevcut. Bu kararlarda da mesai saatleri dışında verilen talimatların ve bu talimatlar; aramayla olabilir, iş yeri telefonu, mail ya da whatsApp üzerinden olabilir. Bunların aslında bir çalışma sayılacağı, fazla mesai sayılacağı sonucunda kararlar mevcut. Bu kararlar değerlendirildiğinde Türk mevzuatında da mesai dışındaki çalışmaların ekstra ücretlendirileceği ve fazla mesai sayılacağı söylenebilir. İşçinin bu konuda yapabileceği irtibatı kesme hakkı mevzuatımızda net olarak düzenlenmemiş ancak genel çerçeve olarak bakıldığında bunların fazla mesai sayılacağı kabul ediliyor Yargıtay kararlarında. En azından işçinin akşam saatlerinde veya mesai saatleri dışındaki bu görüşmelerini ekstra ücrete tabii olacağını söyleye biliriz. Bu konuda ısrarcı olarak telefona bakılması lazım veya maillere dönülmesi lazım gibi baskılar olması durumunda bunun işçi için bir fesih sebebi olabileceğini söyleyebiliriz. İşçi bu durumda tazminatlarını alarak iş sözleşmesini feshedebilecektir" şeklinde konuştu.
İzmir İZKİTAP’ta edebiyat şöleni yaşanıyor İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde, İZFAŞ ve TACT Fuarcılık iş birliğiyle Kültürpark’ta düzenlenen İZKİTAP-7. İzmir Kitap Fuarı, hafta sonunda da bahar havası eşliğinde adeta festival atmosferinde geçti. İzmirliler, Kültürpark’ın eşsiz atmosferinde, gün boyunca söyleşilerde yazar ve şairlerle bir araya gelirken, imza etkinliklerinde uzun kuyruklar oluşturdu. İZKİTAP, yayınevleri, sahaflar, eğitim ve kültür kurumları ile sivil toplum kuruluşlarını bir araya getirirken, yaklaşık 200 katılımcı ve 400’e yakın yazar, şair, gazeteci ve akademisyeni okurlarla buluşturuyor. Cumartesi günü güzel havayı da fırsat bilen İzmirliler, Kültürpark’ı doldurdu. Özellikle söyleşi alanları ve imza stantlarında kuyruklar oluştu. Okurlar hem sevdikleri yazarlarla bir araya gelme hem de yeni yayımlanan kitapları keşfetme fırsatı buldu. Kültürpark’ta, İZKİTAP ile eş zamanlı gerçekleştirilen ve birbirinden nadir ve göz alıcı klasik araçların sergilendiği Klasik Otomobil Sergisi de büyük ilgi gördü. İZKİTAP’ta 25 Nisan’da Behiç Ak, Beyhan Budak, Cihat E. Çiçek, Doğu Yücel, Mavisel Yener, Mehmet Eroğlu, Mine Söğüt, Murat Menteş, Mustafa Balbay, Saygı Öztürk, Sinan Meydan, Şükrü Erbaş ve Yekta Kopan’ın da aralarında bulunduğu birbirinden değerli yazar, şair ve gazeteci İzmirlilerle bir araya geldi. Fuar kapsamında Gazeteci - Yazar Murat Ağırel, Tarihçi - Yazar Sinan Meydan, Klinik Psikolog Yazar Beyhan Budak ve Yazar Dr. Efdal Sevinçli söyleşilerde okurlarla buluşan isimler arasında yer aldı. "Bu topraklar kolay kazanılmadı, Cumhuriyet kolay kurulmadı" "Atatürk’ün Mirası: Laik Cumhuriyet" başlıklı söyleşiyle okurlarıyla buluşan Sinan Meydan, Atatürk ilke ve inkılaplarının tarihi önemine dikkat çekerek, "Cumhuriyet devrimleri yalnızca bir yönetim değişikliği değil, aynı zamanda toplumsal bir dönüşüm projesidir. Özellikle kadın hakları konusunda atılan adımlar, dönemin pek çok ülkesinin ilerisindedir. Kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanınması, medeni kanunla sağlanan eşitlikler, çağdaşlaşma sürecinin en somut göstergelerindendir" diye konuştu. Cumhuriyet’in kazanımlarının korunmasının önemini vurgulayan Meydan, "Bu topraklar kolay kazanılmadı, Cumhuriyet kolay kurulmadı. Bu bilinçle hareket etmek ve Cumhuriyet değerlerine sahip çıkmak hepimizin sorumluluğudur. Çanakkale Savaşı’nda ‘Ben size taarruzu değil, ölmeyi emrediyorum’ diyen bir liderin mirasçıları olarak, bu değerleri yaşatmaya devam edeceğiz" dedi. Meydan, söyleşinin ardından okurlarına kitaplarını imzaladı. Modern hayatta anlam arayışı ve dengeli yaşamın önemi Fuar kapsamında düzenlenen "İnsanın Anlam Arayışı" başlıklı söyleşide konuşan Beyhan Budak, "Hayatta kontrol edemediğimiz pek çok şey var. Olan olur, olacak olan da olur, her şeyi kontrol etmeye çalışmak kaygıyı artırır. Huzur ise biraz da bu akışı kabul edebilmekten geçiyor. Sürekli bir yerlere yetişmeye çalışıyoruz. Oysa iyi hissettiren şey, her şeyi yapmak değil, daha az ama daha nitelikli bir yaşam kurabilmek" ifadelerini kullandı. Her bireyin farklı ihtiyaçlara sahip olduğunu vurgulayan Budak, "Popüler olan her şeyin bize iyi geleceğini düşünmemeliyiz. Kendimiz için gerçekten iyi olanı keşfetmek daha sahici bir yaklaşım" diye konuştu. İnsan ilişkilerinin önemine de değinen Budak, "Yalnızlık zaman zaman tercih edilebilir, ancak insanın insana ihtiyacı vardır. Hiç kimse tek başına iyi değildir. Herkesin güçlü ve zayıf yönleri vardır, önemli olan ilişkilerde bize iyi gelen tarafları görebilmek ve besleyebilmektir" dedi. İzmir’in ilk mizahi ve karikatür gazetesi Kara Sinan’ı anlattı İzmir Büyükşehir Belediyesi Kent Kitaplığı tarafından düzenlenen söyleşide konuşan akademisyen Dr. Efdal Sevinçli, İzmir basın tarihine ışık tutan önemli bilgiler paylaştı. Sevinçli, "Kara Sinan, 3 Haziran 1875’te yayımlanmaya başlayan ve İzmir’in ilk mizahi ve karikatür gazetesi olarak kabul edilen çok önemli bir yayın. Haftalık olarak çıkarılan bu gazete, genellikle dört sayfa olarak basılmış, ilk üç sayfasında yazılara, son sayfasında ise karikatürlere yer verilmiştir" dedi. Kentin mizah geleneğinin köklü bir geçmişe sahip olduğunu vurgulayan Sevinçli, "Kara Sinan üzerinden İzmir’in yalnızca ticaret değil, aynı zamanda güçlü bir kültür ve basın hayatına sahip olduğunu da görebiliyoruz. Bu yayın, kentin çok kültürlü yapısı içinde mizahın nasıl üretildiğini göstermesi açısından da oldukça kıymetli" ifadelerini kullandı.