GÜNDEM - 25 Mayıs 2026 Pazartesi 23:02

Temizlediği aracında 2 saat uyudu ölümden döndü, yüzde 90 görme kaybı yaşadı

A
A
A
Temizlediği aracında 2 saat uyudu ölümden döndü, yüzde 90 görme kaybı yaşadı

Eskişehir’de yaşayan adam, 2 yıl önce Sakarya’da ikamet ettiği dönemde koltuklarını temizlediği aracının içinde uyuduktan 1 gün sonra hastaneye kaldırıldı. Kimyasal ve toksik zehirlenme sonucu doktorların ‘yaşamaz’ dediği fakat hayata tutunduktan sonra yüzde 90 oranında görme yetisini kaybeden adam, tekrar çalışabileceği bir iş arıyor.


Gaziantep’te yaşadığı dönemde 45 yaşındaki Yasin Kurt, 300 personeli yöneten pazarlama müdürü iken şirketinin iflas etmesi sonrası ailesiyle 2 yıl önce Sakarya’ya taşındı. 2024 yılının Kasım ayında Sakarya’daki evinin önünde otomobilinin koltuklarını temizleyen Kurt, aniden bastıran yağmur nedeniyle aracın içinde beklemeye karar verdi. Temizlediği koltukların hızla kuruması için aracını çalıştırıp kaloriferi açan Kurt, kapalı ortamda yükselen kimyasal buharın etkisiyle uykuya daldı. Yaklaşık 2 saat boyunca çalışan araç içinde uyuyan talihsiz adam, o sırada vücudundaki mevcut kan düşüklüğünün de etkisiyle, kaloriferden yayılan kimyasal gazları ve eski model aracın içeri sızdırmış olması muhtemel egzoz gazını soludu. Uyandığında ilk etapta kötü bir durum hissetmeyen Kurt, evine dönüp rutin şekilde duşunu aldı.


Ertesi gün sırtına saplanan şiddetli ağrıyla uyanan Yasin Kurt, hastaneye kaldırıldı. Durumu hızla kötüleşen adam entübe edildi. Doktorların "yaşamaz, yüzde 99 ihtimalle uyanamaz" dediği Kurt, Sakarya’daki hastanede 2 günlük yoğun bakım sürecinin düşük ihtimale rağmen hayatta kaldı. Kurt, serviste uyandıktan sonra görme yetisini neredeyse tamamen kaybettiğini fark etti. Yapılan klinik incelemelerde, kapalı araç içerisinde yüksek ısıya maruz kalan temizlik kimyasallarının buharlaşması ve içeri sızan olası karbonmonoksit gazı neticesinde, kandaki oksijen ile azotun yer değiştirdiği, yani ağır bir "toksik zehirlenme" yaşandığı saptandı.


Tedavi süreci devam ediyor


Uğradığı ağır zehirlenmenin ardından hareket kabiliyeti kısıtlanan ve görme yetisini sıfırlayan Yasin Kurt, tedavisinin devamı için ailesiyle birlikte Eskişehir’e taşındı. Eskişehir Şehir Hastanesi’nde 10 gün boyunca yoğun bir kortizon tedavisi gören Kurt’un vücudundaki motor hareket yeteneği belli ölçüde geri kazandırıldı. Sıfıra inen görme seviyesi ise uzun uğraşlar neticesinde sol gözde yüzde 5, sağ gözde ise yüzde 2 oranına kadar yükselebildi. Yüzde 90 görme engelli 2 çocuk babası Kurt, 11 yaşından beri durmaksızın çalıştığını ve üretmekten asla vazgeçmediğini belirterek iş aradığını belirtti.


"Kandaki oksijen ile azotun yer değiştirdiği ve toksik zehirlenme yaşadığım belirlendi"


Yasin Kurt, 2024 yılının Kasım ayında Sakarya’da yaşanan olayın başlangıcını, araba içindeki o kritik iki saati ve hastanede ölüm kalım savaşı verdiği ilk anları şu sözlerle aktardı:


"Olay 2024 yılının Kasım ayında gerçekleşti, neredeyse iki yıl olacak. Hava kapalıydı ve yağmur yağmak üzereydi. Ben de detaylı temizliği çok sevdiğim için kendi aracımın koltuklarını temizleme kimyasallarıyla silmeye başladım. Kadınlar evlerini nasıl titizlikle temizlerse, erkekler de arabalarına öyle detaylı temizlik yapar. Koltukları silmeyi bitirdiğim esnada yağmur başladı. Sitenin içine koşturup girmek yerine arabanın içinde kalmayı tercih ettim. Islak koltukların kuruması için de aracı çalıştırıp kaloriferi açtım. Normalde uyku problemi olmayan biri olmama rağmen, o gün aracın içinde yaklaşık bir iki saat uyumuşum. O dönemde hemoroide bağlı olarak kan değerlerimde de ciddi bir düşüklük vardı. Uyandıktan sonra eve çıkıp duşumu aldım, her şey rutin görünüyordu. Ancak ertesi gün sırtımda, sanki iki tane hançer saplanmış gibi çok şiddetli bir acı hissettim. Eşime hemen hastaneye gitmemiz gerektiğini söyledim. Kendimde ne olduğunu, ne yaşadığımı o an hiç tahmin edemedim. Hastaneye ulaştığımızda beni çok acil bir şekilde entübasyona aldılar çünkü artık nefes alamaz hale gelmiştim. Yapılan ilk teşhiste, kandaki oksijen ile azotun yer değiştirdiği ve toksik zehirlenme yaşadığım belirlendi."


"‘Yüzde 99 ihtimalle bir daha uyanamaz’ demişler"


Doktorların yaşama ihtimaline yüzde 1 dediği Kurt hastane süreciyle alakalı, "Sakarya Araştırma Hastanesi’nde iki gün boyunca entübe olarak kaldım. Doktorlar aileme, ‘Bu adam yaşamaz, yüzde 99 ihtimalle bir daha uyanamaz’ demişler. Ancak Allah’ın hikmetiyle, Rabbim beni iki evladıma bağışladı. O ‘ol’ derse her şey oluyor. Uyandığımda ilk etapta her yeri bembeyaz görüyordum. Gözlerimde ciddi bir sıkıntı vardı ve vücudumun her yerinde eşek arısı sokuyormuş gibi büyük bir acı hissediyordum, hareket kabiliyetim son derece sınırlıydı. Kırk yaşıma kadar hastane ortamına hiç alışmadığım için orada daha fazla kalamadım ve evimize döndük" dedi.


"Aktif olup üretebilirsem çok daha hızlı iyileşeceğim"


Eskişehir’deki kortizon tedavisi sonrasındaki mevcut durumuna, engel oranına ve iş hayatına geri dönme arzusuna değinen Kurt, "Daha sonra tedavi sürecine Eskişehir’de devam etmek amacıyla annemle birlikte buraya geldik. Eskişehir Şehir Hastanesi’nde on gün boyunca yoğun bakımda kortizon tedavisi gördüm. Bu tedavi, vücudumdaki hareket kabiliyetini belli bir ölçüde artırdı ancak görme kaybım o dönemde tamamen sıfıra inmişti, hiçbir yeri göremiyordum. Kortizon tedavisinin tamamlanmasının ardından görme yetim yavaş yavaş geri gelmeye başladı. Şu an sol gözümde yüzde 5, sağ gözümde ise yüzde 2 oranında bir görme kapasitesine sahibim. Bu süreç ileriye dönük olarak daha iyiye gitme eğilimi gösteriyor. Netice itibarıyla şu an yüzde 90 görme engelliyim. Aradan geçen bir buçuk yıllık süreçte çalışamadım, maluliyet emekliliği gibi belli durumlar gündeme gelse de ben henüz 45 yaşındayım. Kendimi 45 yaşından çok daha verimli ve dinamik hissediyorum. Ben çalışmayı, üretmeyi seven bir adamım. Ekonomik olarak çalışıp, emeğimin karşılığını hak ederek kazanmayı, aileme destek olmayı ve kendi adıma bir şeyler başarmayı istiyorum, hayatımı pasif şekilde sürdürmek için henüz çok erken olduğunu düşünüyorum. Şu aşamada tedavisel boyut tamamlandığı için ağırlıklı olarak vitamin destekli bir tedavi alıyorum. Vücudumun kendini yenilediğini hissedebiliyorum ve her geçen gün daha iyiye gittiğimi biliyorum. Eğer evde oturmak ya da dışarıda amaçsızca gezinmek yerine aktif bir şekilde çalışıp üretebilirsem, psikolojik olarak bu durumun iyileşme sürecimi çok daha fazla hızlandıracağına inanıyorum. Elhamdülillah, bugün dünden daha iyiyim ve gelecekte çok daha iyi olacağımı biliyorum. Tıbbın da cevap veremediği, yanıldığı birçok durum olabiliyor. İnsanların fiziksel yapıları ve dirençleri çok farklıdır, ben de güçlü bir yapıya sahibim, iyileşiyorum ve gittikçe daha da iyi olacağıma inancım tamdır" diye konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Batman Muş’ta dereye düşen kayıp kadın Batman’da aranıyor Muş’ta 6 gün önce dereye düşerek kaybolan 61 yaşındaki Gülsime Yıldız’ı arama çalışmaları Batman sınırlarında yoğun şekilde devam ediyor. Muş merkez ilçesine bağlı Cevizlidere köyünde ikamet eden Gülsime Yıldız, 20 Mayıs 2026’da saat 16.25 sıralarında ailesiyle birlikte ot toplamak amacıyla gittiği Cevizlidere köy deresinde, vatandaşların kendi imkanlarıyla kurduğu tahta köprüden geçmeye çalıştığı sırada dengesini kaybederek düşünce akıntıya kapıldı. Yıldız, kısa sürede gözden kayboldu. Şahsın kaybolduğu Cevizlidere Çayının Batman’ın Sason ilçesindeki Sarı Çoban Çayına bağlanarak devam ettiği belirtilirken, kaybolduğu nokta ile baraj bölgesi arasında Muş sınırlarında 28 kilometre, Batman sınırlarında ise 36 kilometrelik alan bulunduğu öğrenildi. Toplam 64 kilometrelik arama bölgesi sektörlere ayrılarak günlük tarama planı oluşturuldu. Arama çalışmalarına AFAD koordinesinde jandarma, sağlık ekipleri, Batman Belediyesi ile çok sayıda arama kurtarma sivil toplum kuruluşu katılıyor. ANDA arama kurtarma gönüllüsü Muhammet Altsoy, "Muş ilimizde yaklaşık 5-6 gün önce köprüden geçerken dengesini kaybedip düşen vatandaşı arama çalışmalarımız ilk günden itibaren şu ana kadar devam etmektedir. Batman ANDA ekibi, AFAD, UMKE ekipleri tüm su altı ve su üstü arama ekipleriyle birlikte, aynı zamanda karadan aramalarımız sürüyor. Batman’da Malabadi Barajı’nın olduğu kıyılardayız şu an. Son güne kadar da yine aramalarımız devam edecektir. Arazi şartları ve doğa koşulları bizi ne kadar zorlasa da biz yine aramalarımıza son hız ile devam etmekteyiz’’ dedi.
İstanbul Demokrasi şehitleri mağdurları ilk kez Dolmabahçe’de 27 Mayıs 1960 darbesinin yıldönümü vesilesiyle, Türk demokrasi tarihine damga vuran isimlerin aileleri Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından Dolmabahçe Çalışma Ofisi’nde kabul edildi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 1950 - 1960 yılları arasında başbakanlık yapan ve 27 Mayıs Askeri Darbesinin ardından idam edilen Adnan Menderes ve dava arkadaşlarının ailelerini kabul etti. Dolmabahçe Çalışma Ofisi’nde kabul etti. Heyette; merhum Başbakan Adnan Menderes’in torunu Işık Menderes, idam edilen Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu’nun torunu Fatin Rüştü Yener, Maliye Bakanı Hasan Polatkan’ın torunu Hasan Polatkan Atlı, Cumhurbaşkanı Celal Bayar’ın torunu Prof. Dr. Emine Gürsoy Naskali ile İçişleri Bakanı Namık Gedik’in torunu Namık Gedik yer aldı. Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Kürşad Zorlu, İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç ve Demokratlar Konfederasyonu Genel Başkanı Fatih Kavaloğlu’nun da hazır bulunduğu kabulde 27 Mayıs’ın Sessiz Tanıkları ilk kez aynı karede buluştu. Kabul, basına kapalı şekilde gerçekleşti. Ziyarette, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 17 Eylül 2000 tarihinde merhum Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan’ın anıt mezarlarını ziyareti sırasında şeref defterine imzaladığı mesajın yer aldığı metin takdim edildi. Görüşmenin ardından darbe mağdurları adına heyet tarafından yapılan yazılı açıklamada şu ifadelere yer verildi: "27 Mayıs 1960 müdahalesinin yıldönümü sebebiyle, Türk demokrasi tarihine damga vurmuş merhum devlet ve siyaset adamlarının aile temsilcileri olarak ilk kez Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan tarafından Dolmabahçe Çalışma Ofisi’nde kabul edilmekten onur duyuyoruz. Gerçekleşen görüşmemizde; merhum Başbakan Adnan Menderes, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu, Maliye Bakanı Hasan Polatkan, İçişleri Bakanı Namık Gedik, Cumhurbaşkanı Celal Bayar ve dönemin diğer devlet adamlarının aziz hatıraları yâd edilmiş; millet iradesinin, demokratik düzenin ve hukuk devletinin korunmasının taşıdığı tarihî önem üzerine değerlendirmelerde bulunulmuştur. Merhum devlet adamlarımızın temsil ettiği demokrasi ve kalkınma anlayışının Türk siyasi hayatında bıraktığı etkinin bugün de güçlü şekilde hissedildiğini görüyoruz. Bu acı tecrübenin gelecek nesillere doğru şekilde aktarılması; demokrasi bilincinin, sivil siyasetin ve milli irade anlayış ının güçlenmesi bakımından büyük önem taşımaktadır. Bu vesileyle Sayın Cumhurbaşkanımızın siyasi hayatı boyunca millî irade eksenli siyasete, demokratik hafızaya ve merhum devlet adamlarımızın hatırasına gösterdiği hassasiyet ile bu değerlere sahip çıkan kararlı duruşunu takdirle karşıladığımızı ifade etmek isteriz. Bizler açısından bu kabul; yalnızca bir nezaket görüşmesi değil, aynı zamanda Türk demokrasi hafızasına, millî irade anlayışına ve tarihî vefa duygusuna verilen önemin güçlü bir tezahürü olmuştur. Kamuoyuna saygıyla duyurulur."