GÜNDEM - 12 Ağustos 2025 Salı 10:21

Sosyal medyanın yaygınlaşması yeni mesleklere kapı araladı

A
A
A
Sosyal medyanın yaygınlaşması yeni mesleklere kapı araladı

Sosyal medyanın yaygınlaşması günümüzde yeni mesleklerin ortaya çıkmasına sebep oluyor bu noktada ise Eskişehir’de uzun yıllardır reklamcılık yapan Cemal Egehan Kuvancı, dijital reklamcılığın her ne popülerleşse de fiziksel reklamcılığın yerini almadığını belirtti.



Sosyal medya ve internetin yaygınlaşması, yeni meslekleri ortaya çıkarırken bazı eski meslekleri ise dijitalleşmeye yönlendirdi. Bu noktada ise reklamcılık sektöründe eskiden basılı ürünler trend olurken günümüzde ise ’dijital reklamcılık’ adı altında yapılan çalışmalar popülerleşti. Uzun yıllardır reklamcılık sektöründe çalışan Cemal Egehan Kuvancı, dijital reklamların gün geçtikçe pazar payında büyük bir kısma sahip olduğunu ancak hiç bir zaman fiziksel reklamcılığın bitmeyeceğini aktardı. Ayrıca Kuvancı, dijital reklamcılığın her ne kadar gelişse de aynı şekilde fiziksel reklamcılığın da geliştiğini söyledi.


"Dijital reklam yaygınlaşsa da fiziksel reklamın öleceğini düşünmüyorum"


Uzun yıllardır reklamcılık sektöründe çalışan Cemal Egehan Kuvancı dijitalleşen reklamlar hakkında, "Biz de dijital reklamı tabi ki de kullanıyoruz Şu şekilde kullanıyoruz ama sosyal medya üzerinden mesela biz de reklamlarımızı sunuyoruz veriyoruz. Fiziksel reklam bence hala ölmedi. Bizim için devam ediyor, devam eden bir süreç. Her şeyden öte zaten insanlar atıyorum ki bir diploma veya işte marka kimliği oluşturmak istediklerinde fiziksel reklamla ister istemez başvuruyorlar. O yüzden ben öldüğünü düşünmüyorum. Dijital reklam her ne kadar yaygınlaşsa da fiziksel reklamın öleceğini düşünmüyorum" dedi.


"Dijital reklamlar kendisini geliştirse de fiziksel reklamlarda bir o kadar gelişiyor"


Ayrıca iki sektörün dengeli bir şekilde ilerlediğini aktaran reklamcı Kuvancı,"Bence dengeli gibi bir şekilde ilerliyorlar çünkü mesela atıyorum ki dijital reklamlar ne kadar kendisini geliştirse de fiziksel reklamla kendisini bir o kadar geliştiriyor. Makinelerin gelişimi, endüstrinin devam etmesi, makinelerin de ona göre modernleşmesi, atıyorum ki dijitaldeki renklerin makineye göre renkleştirilmesi buna göre devam ediyor. Şimdi şöyle ortalamasına bakıldığında bir marka kimliği oluşturmanın fiziksel maliyeti nereden baksanız on bin lira ile on beş bin arası. Dijital reklamda bu biraz daha değişiyor. Reklamları sosyal medya üzerinden sürekli olarak devamlı olarak vermeniz lazım. Fizikselde tek seferde vereceğiniz fiyatta sosyal medya üzerinden mesela dijital reklamları sürekli vermeniz gerekiyor" şeklinde konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sakarya "Yapay zekanın tesellisi tehlike saçıyor, muhakeme yeteneğini bloke ediyor" Uzmanlar, yapay zekanın insan beynini bloke ederek muhakeme yeteneğini zayıflattığı ve yanlış yönlendirmelerle bireyleri intihara kadar sürükleyebileceği uyarısında bulundu. Sakarya Üniversitesi (SAÜ) Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Elif Yöyen, yapay zekayla kurulan duygusal bağın sosyal izolasyonu derinleştirdiğini ve insanın problem çözme yeteneğini körelttiğini belirtti. Yapay zekayı arkadaş olarak kullanan gençlerin sosyal olarak kendini izole etmeye meyilli olduğunu belirten Yöyen, yapay zekanın özellikle gençler üzerinde bilinçsiz kullanım sonucunda büyük hasarlara yol açabileceğini vurguladı. "Yapay zeka bize hükmetmeye başlıyor" Değişen toplum yapısıyla beraber insanların yalnızlaştığını ve çözümü yapay zekada aradığını belirten Yöyen, "İnsanoğlu yalnızlığa tahammül edebilen bir varlık değildir. İnsan beyni sosyal bir varlıktır. Dolayısıyla insanlar bu sosyalleşme ihtiyaçlarını yapay zekayla sohbet ederek gidermeye çalışıyorlar ve tabii ki oradan aldıkları küçük tavsiyelerle de hayatlarına yön vermeye çalışıyorlar. Fakat bu tavsiyeler aslında kişilerin kendi gerçekte küçük de olsa sorunlarında, problem çözebilme becerilerini azaltıyor. Kız arkadaşınla kavga ettiysen ona bir çiçek al ve özür dile. Oldukça robotik davranmaya başlıyoruz ve yapay zeka bize hükmetmeye başlıyor. Bu anlamda insanın problem çözme ve düşünme, muhakeme edebilme süreçlerini bloke ettiği için masum bile görünse insan beynini bloke eden bu yapısıyla değersiz olduğunu düşünüyorum yapay zekanın" dedi. "Gençler neden buna ihtiyaç duyuyor" Kendini rahat ifade edemeyen ve toplumda kendilerine yer bulamayan gençlerin yapay zekayı arkadaş gibi kullandıklarını vurgulayan ve bu konuda gençlerin ailelerine ve arkadaşlarına büyük rol düştüğünü ifade eden Yöyen, "Öyle görünüyor ki yapay zekayla sohbet eden gençler daha sosyal ve ailesel ilişkileri anlamında kendini geri çekmiş. Daha sosyal anlamda izolasyonuna kendini sürüklemiş, yalnızlaşmış çocuklar. Aileler ya da onların çevresinde bulunanların buna biraz dikkat etmesi gerekiyor" diye konuştu. "Kendi kendinize terapi de yapamazsınız" Terapi uygulamasının bir uzman eşliğinde yapılması gerektiğini belirten Yöyen, "Terapi bir başka kişi tarafından size uygulanabilen bir hizmettir. Evet ağırlıklı olarak konuşma üzerine yapılmış olan bir tedavi biçimidir ama nasıl konuşacağımızı, ne zaman konuşacağımızı, ne zaman geri bildirim vereceğimizi, neyi nasıl yansıtacağımızı özel tekniklerle öğreniyoruz. Bu anlamda kendi kendine terapi diye bir şey yok. Sadece bu kendi var olan sorunlarını yüksek sesle dile getirmek ve bu sorunun varlığını kabul etmek bu konuda bir farkındalık geliştirmek olabilir" ifadelerini kullandı. Yapay zeka algoritmasının verilen bilgilerle şekillendiğini belirten Yöyen, terapi ve tedavi süreçlerinde bir uzman yönlendirilmesiyle kullanılması gerektiğini vurgulayarak, "Yapay zeka ’gel bana derdini anlat, gel bana halini anlat, ben sana teşhis koyayım ve seni yönlendireyim’ gibi bir uygulamada bulunmaz. Bu yüzden sorumluluk tamamen yapay zekayı kullanan bireyin kendisinde olması gerekiyor. Kişinin verdiği bilgilerle yapay zeka şekillendiği ve algoritma öyle yönlendirildiği için kendini doğru ifade edemediğinde yapay zekadan alacağı geri bildirimle depresyon derinleşebilir. ’Artık gerçekten hiçbir çıkar yol bulamıyorum’ diyerek insanları intihara sürükleyebilir" ifadelerini kullandı.
Ankara AK Parti’den ‘Engelleri Aşan Anne Yüreği’ programı AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya, "Biz biliyoruz ki insanoğlu her türlü engeli aşar. Yeter ki imkan verilsin, yeter ki sevgi verilsin" dedi. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya, Engelliler Haftası sebebiyle AK Parti Sosyal Politikalar Başkanlığı tarafından düzenlenen ‘Engelleri Aşan Anne Yüreği’ programında özel bireyler ve anneleriyle bir araya geldi. Etkinlikte konuşan AK Parti Milletvekili Zeynep Yıldız, çocukken doktor olan annesiyle eve gittiğinde ailelerin büyük güçlüklerle özel evlatlarına kol kanat germeye çalıştığına bizzat şahit olduğunu söyledi. Yıldız, "Evin bir kapısı olurdu. Misafir geldiğinde o kapı hiç açılmazdı. Hakikaten ailenin dört bir yanı ihtiyaçlarla dolu olurdu. Şimdi açıkçası biz evlere misafir olduğumuzda şunu net biçimde görüyoruz; ailenin yan bir geliri olmasa da o evlat evin baş köşesinde tertemiz bir evin içinde ve hakikaten o evin rahmeti, bereketi, timsali olarak yerini almış oluyor. Açıkçası bu çok köklü bir değişim. Çok duygulu bir dönüşüm ve bu dualar aslında bizim vicdanımızı dünden bugüne yürüyüşünün en temel teminatı. Gerçekten bu dönüşümü, değişimi de Cumhurbaşkanımız, Genel Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın ortaya koyduğu vizyonla gerçekleştirdik" diye konuştu. "Annelik bir karakter inşa etmektir" AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya ise, annelerin şefkatin adı, merhametin yuvası, güvenin ilk adresi olduğuna değinerek, "İnsan hayata önce annesinin sesiyle tutunur. Dünyayı önce onun bakışında tanır, sevgiyi önce onun kalbinde hisseder, merhameti önce onun dokunuşunda öğrenir. Bu yüzden annelik yalnızca bir evlat büyütmek değildir. Annelik bir karakter inşa etmektir. Bir vicdan mayalamaktır. Bir nesle yön vermektir. Bir annenin kalbi yalnızca kendi evladına değil, bir milletin geleceğine de şekil verir. Milletimizin en sağlam kalesi ailemizdir. Ailemizin taşıyıcı kolonu, sarsılmaz burcu ise annelerimizdir. Toplumsal birliğimizin, kültürel devamlılığımızın ve manevi huzurumuzun en büyük teminatı eli öpülesi, duaların baş tacı annelerimizdir. Çünkü güçlü toplum güçlü ailelerle ayakta kalır. Güçlü aile ise huzurlu, vakur, inançlı ve fedakâr annelerin omuzlarında yükselir. Bir çocuğun ilk öğretmeni annesidir. İlk kelimesini annesinden öğrenir. İlk ahlakı annesinden öğrenir. İlk aidiyet duygusunu annesinden öğrenir. İlk merhameti, ilk sabrı, ilk vefayı annesinin gönlünde tanır. İşte bu nedenle biz aile politikalarını yalnızca sosyal bir düzenleme alanı olarak görmüyoruz. Biz aileyi milletimizin istikbali, medeniyetimizin sürekliliği ve Türkiye Yüzyılı idealimizin en güçlü zemini olarak görüyoruz. Bugün eğitimden sosyal politikalara kadar attığımız her adımda insanı merkeze alan, aileyi güçlendiren değer odaklı bir anlayışla hareket ediyoruz. Çünkü biliyoruz ki bilgi tek başına yeterli değildir. Bilgi şahsiyetle, ahlakla, aidiyetle ve vicdanla buluştuğunda anlam kazanır. Ve bütün bunların ilk tohumu annenin gönlünde yeşerir. Bugün aile kurumunu hedef alanların aslında neyi zayıflatmak istediklerini çok iyi biliyoruz. Çünkü aileyi zayıflatmanın toplumsal hafızayı, milli kimliği ve manevi değerleri aşındırmanın en kısa yolu olduğunu düşünüyorlar. Ancak hesaba katamadıkları çok önemli bir hakikat var: Bu milletin mayasında annelerimizin duası vardır. Bu milletin karakterinde annelerimizin feraseti vardır. Bu milletin dirayetinde annelerimizin sabrı vardır. İşte bu yüzden başarılı olamayacaklardır. Çünkü bu topraklar, anaların duasıyla yoğrulmuş bir vatandır. Şehitlerimizin kanıyla sulanan bu aziz vatanın mayasında; annelerimizin gözyaşı kadar duası, sabrı kadar metaneti vardır. Bu millet dimdik ayakta duruyorsa bunun en önemli sebeplerinden biri güçlü aile yapımız ve annelerimizin vakur mücadelesidir" ifadelerini kullandı. "İnsanoğlu her türlü engeli aşar" Özel birey annelerinin hayatı çoğu zaman başkalarının fark etmediği inceliklerle yeniden kurduğunu söyleyen Kaya, annelerin sabrı sessiz bir asalete dönüştüren güçlü yürekler olduğunu ifade ederek, "Biz biliyoruz ki insanoğlu her türlü engeli aşar. Yeter ki imkan verilsin, yeter ki sevgi verilsin O insan elinden gelenin en iyisini yapar, potansiyelini keşfeder. İşte bizim görevimiz bireylerin önüne engel koymak değil, engelleri kaldırarak imkan vermektir. Şunu özellikle ifade etmek isterim ki sizlerin taşıdığı yükü yalnızca takdir etmekle yetinmiyoruz. O yükü hafifletecek her adımı sosyal devlet sorumluluğumuzun asli bir gereği olarak görüyoruz. 25 senede bu anlamda çok yol katettik. Bizim şiarımız insana dokunmak, insanı yüreğinden yakalamaktır. Hamdolsun son 25 yılda sosyal politikalar alanında güçlü bir dönüşüme imza attık. 2002 yılında kamuda istihdam edilen engelli memur sayısı sadece 5 bin civarındaydı. Bugün bu sayı tam 83 bine ulaşmıştır. Bu sadece bir rakam değil, bu on binlerce insanın kendi ayakları üzerinde durması demektir. Cumhurbaşkanımızın talimatıyla hayata geçirilen evde bakım desteğiyle bugün 520 binden fazla engelli ailemize evde bakım desteği ulaştırıyoruz. Bugün her ilimizde engelli vatandaşlarımız için teknolojiyle donatılmış rehabilitasyon ve meslek kazandırıcı merkezlerimiz var. Biz bunları bir lütuf olarak değil, bir hak olarak görüyoruz" açıklamasında bulundu. "2025 yılını ‘Aile Yılı’ ilan ettik ve gelecek 10 yılı da kapsayacak şekilde uzattık" Peygamber Efendimizin ‘Kolaylaştırın zorlaştırmayın, müjdeleyin nefret ettirmeyin’ sözünü hatırlatan Kaya, şöyle konuştu: "Cumhurbaşkanımızın tensipleriyle 2025 yılını ‘Aile Yılı’ ilan ettik ve bununla da yetinmeyerek gelecek 10 yılı da kapsayacak şekilde uzattık. Çünkü biz aileyi toplumun temel taşı olarak görüyoruz. Biliyoruz ki engelli bir evladı olan annenin yükünü hafifletmek, babanın kaygısını azaltmak bizim en temel sorumluluğumuzdur. Engelli bir kardeşimizi topluma kazandırmak, aslında bir aileyi ve dolayısıyla tüm toplumu kazanmaktır. Sizler her sabah yeniden başlayan bir sevginin, her gün yeniden filizlenen bir umudun temsilcilerisiniz. Bazen küçücük bir tebessümde koca bir dünyayı görürsünüz. Bazen herkes için sıradan olan bir gelişmede tarifsiz bir mutluluğu büyütürsünüz. Bazen tek bir bakışta, tek bir dokunuşta, tek bir ilerlemede günlerce sürecek bir sevinci kalbinizde taşırsınız. Çünkü güçlü toplum en çok desteğe ihtiyaç duyduğu yerde omuz veren toplumdur. Devletimiz de, milletimiz de her daim yanınızdadır. Bundan sonra da aynı kararlılıkla yanınızda olmaya devam edecektir. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın aile kurumuna ve bilhassa anneliğe verdiği önem, AK Parti iktidarlarının en kıymetli kazanımlarından biridir. Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu güçlü irade sayesinde sosyal devlet anlayışını yalnızca ekonomik desteklerle değil, insanı merkeze alan, aileyi koruyan, güçlü bir vizyonla hayata geçiriyoruz." Programa AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya’nın yanı sıra AK Parti milletvekilleri Ahmet Gökçek ile Zeynep Yıldız, il başkanları, ilçe başkanları, özel bireyler ve anneleri katıldı. Etkinlik, yemeğin ardından edilen dua, özel bireylerin annelerine plaket takdimi ve toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.
Sinop Sinop’ta genç hafızdan bir günde hatim başarısı Sinop’un Gerze ilçesinde hafızlık eğitimini tamamlayan Sena Ormanoğlu, Kur’an-ı Kerim’in tamamını bir günde ezbere okuyarak örnek bir başarıya imza attı. Gerze İlçe Müftülüğü Kız Kur’an Kursu’nda eğitim alan genç hafız, hocası Zeynep Geniş’in rehberliğinde düzenlenen programda 30 cüzü cemaat huzurunda kesintisiz şekilde tilavet etti. Vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği program, manevi atmosferiyle dikkat çekti. Sabah saatlerinde başlayan hatim programında Sena Ormanoğlu’nun gösterdiği azim ve disiplin, katılımcılar tarafından takdirle karşılandı. Gün boyu süren tilavetin ardından program dualarla devam etti. Hac görevi nedeniyle kutsal topraklarda bulunan Gerze İlçe Müftüsü Mustafa Aktaş, gönderdiği mesajda hafızlık müessesesinin önemine vurgu yaparak, Sena Ormanoğlu ve hocası Zeynep Geniş’i tebrik etti. Programda bir konuşma gerçekleştiren İlçe Müftüsü Mustafa Aktaş’ın eşi Emine Aktaş, hafızlığın bir taç olduğunu vurgulayarak şu ifadeleri kullandı: "Bugün burada sadece bir hatim tilavetine değil, bir azmin zaferine şahitlik ediyoruz. Sena yavrumuzun sergilediği bu gayret, Kur’an-ı Kerim’e olan bağlılığın en güzel örneğidir. Onu yetiştiren ailesini ve hocasını tebrik ediyorum. Rabbim, kelamını ömrü boyunca rehber eylesin." Hatim tilavetinin ardından yapılan dualarda ilçe huzuru, vatanın selameti ve İslam âlemi için niyazda bulunuldu. Program, genç hafıza takdim edilen hediyeler ve tebriklerin ardından sona erdi.