EĞİTİM - 09 Kasım 2025 Pazar 14:29

"İletişim Buluşmaları" Tolga Karaçelik ve Ethem Onur Bilgiç ile devam ediyor

A
A
A
"İletişim Buluşmaları" Tolga Karaçelik ve Ethem Onur Bilgiç ile devam ediyor

Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi (İBF) tarafından üçüncüsü düzenlenen "İletişim Buluşmaları" etkinliği kapsamında "Oyun, Animasyon, Sinema ve Yapay Zekâ Üzerine Muhabbetler" başlıklı söyleşi yapıldı.


Etkinlik, Şener Şen Kültür Salonu’nda gerçekleşirken; Senarist ve Yönetmen Tolga Karaçelik ile Grafik Tasarımcısı ve İllüstratör Ethem Onur Bilgiç, belgelerle bir araya geldi. Etkinliğe Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel, Rektör Danışmanı ve İletişim Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Barış Kılınç ve Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Sırrı Serhat Serter’in de katılımı sağlandı.



"Yapay zekâdan destek almanın uygun olduğunu düşünüyorum"


Sinema alanındaki çalışmalarının yanı sıra oyun sektörüne de ilgi duyduğunu belirten senarist ve yönetmen Tolga Karaçelik, sinema üretim sürecinin yüksek maliyetlerinden bahsederek şunları söyledi:


"Sinema, bütçe açısından oldukça zorlayıcı olabiliyor ve milyonlarca lira harcanabiliyor. Bu nedenle yeni nesil bir yapım şirketi kurduk, adı da Sinecera Studio. Film, reklam, animasyon ve oyun üretebileceğimiz bir ekip oluşturduk. Yapay zekâ ve algoritmalar üzerine uzun zamandır düşünüyorum; ancak bir yandan da ürkütücü geliyor. Hikâye anlatımı açısından çok büyük bir etkisi olduğunu düşünmüyorum ama bazı işleri hızlandırdığı da bir gerçek. Ben set kökenli biri olduğum için tam olarak entegre olamasam da yapay zekâdan destek almanın uygun olduğunu düşünüyorum. Bugün burada olmamızın bir diğer nedeni de hocalarımla birlikte üzerinde çalıştığımız yeni bir uzun metraj animasyon senaryosu. Eğer üniversite ile iş birliği sağlayabilirsek, bu projeyi sizlerle birlikte hayata geçirebiliriz."



"Sevdiğim iş neyse onu yapmaya çalıştım"


Kendi üretim sürecinden ve çalışma prensiplerinden bahseden grafik tasarımcı ve illüstratör Ethem Onur Bilgiç, yapay zekâ ile olan ilişkisini şöyle anlattı:


"Animasyonların hazırlık aşamasını kendim yapıp yapay zekâdan destek almamaya çalışıyorum; çünkü kendi tarzımın dışına çıkmak istemiyorum. Fakat prompt kullanarak animasyonu hareketlendirme aşamasında bazen yapay zekâdan yararlanıyorum. Bu işin en başında sevdiğiniz şeyin peşinden gitmek gerek. Ben hep sevdiğim işi yapmaya çalıştım. Okurken çizimler yaptım, çizimler yaparken animasyonlar ürettim ve yarışmalara katıldım. ‘Şu kariyer yolunda ilerleyeceğim’ demeden, kendime sınır koymadan çalıştım."


Öğrencilerin yoğun ilgi gösterdiği söyleşinin sonunda, Karaçelik ve Bilgiç öğrencilerden gelen soruları yanıtlayarak; oyun geliştirme, sinema ve kodlama bilgisiyle yapay zekânın daha etkili kullanılabileceğine dair önerilerde bulundu. Etkinlik, konuşmacılara Prof. Dr. Barış Kılınç tarafından teşekkür belgelerinin takdim edilmesiyle sona erdi.



"İletişim Buluşmaları" Tolga Karaçelik ve Ethem Onur Bilgiç ile devam ediyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Mersin Yeni nesil ‘hücre kan kurtarma cihazı’ Mersin’de kullanılmaya başlandı Türkiye’de ilk kez kullanılan yeni nesil ‘hücre kan kurtarma cihazı’, Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde hastalara uygulanmaya başlandı. Ameliyat sırasında kaybedilen kanın yeniden kazandırılmasıyla kritik operasyonlarda önemli avantaj sağlanması amaçlanıyor. Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde, ameliyat sırasında hastanın kaybettiği kanı toplayıp filtreleyerek yeniden hastaya verilmesini sağlayan yeni nesil ‘hücre kan kurtarma cihazı’ kullanılmaya başlandı. Türkiye’de ilk kez kullanılan yeni nesil modelin, önceki cihazlara kıyasla kanın daha fazla ve daha nitelikli şekilde geri kazanılmasına imkan sunduğu, özellikle yüksek riskli ameliyatlarda hasta güvenliğini artırmasının hedeflendiği belirtildi. Sağlık hizmetlerinde kaliteyi yükseltmeye yönelik yatırımlar kapsamında envantere kazandırılan cihazın, travma, kardiyovasküler, ortopedik ve jinekolojik operasyonlar gibi yoğun kan kaybı riski bulunan cerrahilerde önemli rol oynadığı belirtildi. Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Handan Birbiçer, cihazın özellikle yüksek riskli ameliyatlarda hastanın kendi kanının yeniden kullanılmasına imkan sağladığını ifade ederek, "Kan kurtarma cihazları, özellikle yüksek riskli kanamalı ameliyatlarda ‘kardiyovasküler cerrahi, ürojinekolojik ameliyatlar, ortopedik cerrahiler ya da majör kanamalı hastalar gibi’ hastanın donör, yani bağışçı kanı alma miktarını azaltmaya yarıyor" dedi. "Diğer cihazlardan farkı, yeni nesil bir teknoloji olmasıdır" Prof. Dr. Birbiçer, cihazın çalışma sistemine değinerek, "Bu cihazlarla kanamalı bölgeden kanı steril bir kaba topluyorsunuz. Ondan sonra buradan filtre sistemiyle hastanın kanını ayrıştırıp hastaya tekrar geri verebiliyoruz. Bizdeki cihazın diğer cihazlardan farkı, yeni nesil bir teknoloji olmasıdır. Diğer cihazlarda toplanan kanın bir bölümü kaybedilebilirken, burada bir filtre sistemi kullanıldığı için kanın daha değerli bir kısmını elde edebiliyoruz diyebilirim" ifadelerine yer verdi. Prof. Dr. Birbiçer, cihazın pıhtılaşma sürecine de katkı sunduğunu belirterek, "Bu cihazda trombosit dediğimiz, yani pıhtılaşmayı sağlayan hücreleri de toplayabiliyoruz. Bu da tabii ki çok önemli, hastanın kanamasına bağlı olan ameliyat sonrasında da pıhtılaşmasına yardımcı oluyor. Yine bu cihazla çok fazla kan transfüzyonundan kaçınmış oluyorsunuz" şeklinde konuştu. "Yoğun bakımda yatış süresi kısalmış oluyor" Kan transfüzyonunun muhtemel risklerine de dikkat çeken Birbiçer, "Biliyorsunuz kan bir organ aslında, işlemi bir organ nakli gibi düşünün. Hastaya çok kan verdiğiniz zaman bu durum hastada bazı immun reaksiyonlar ve yoğun bakım ihtiyacı oluşturacak komplikasyonlar ortaya çıkarabilir. Eğer böyle bir cihaza sahipseniz hastaya verdiğiniz kan miktarını azaltıp bu sorunlar ile karşılaşma riskini azaltmış olursunuz. Sonuç olarak hastanın yoğun bakım ihtiyacı azalır ve hastaneye yatış süresi kısalır" dedi. Cihazın acil durumlarda sağladığı avantajlara da değinen Birbiçer, "Tabii ki bu teknolojik cihazın önemli bir faktörü de, diyelim ki çok kanamalı bir hasta geldi, akut olarak o an kan temin edemiyorsanız, böyle bir cihazınız varsa kan hazırlanmasını beklerken cihazı kullanarak hastanın kendi kanını hastaya vererek yine zaman kazanmış oluyoruz" ifadelerini kullandı.
Manisa Manisa’dan Tarsus’a "Mesir" damgası Türkiye Kent Konseyleri Platformu’nun (TKKP) 33. Genel Kurulu Tarsus’ta gerçekleştirilirken, Manisa Kent Konseyi’nin Mesir Macunu jesti programa damga vurdu. Manisa heyeti, hem güçlü temsili hem de kentin kültürel mirasını yansıtan anlamlı hediyesiyle dikkat çekti. Tarsus Kent Konseyi ev sahipliğinde düzenlenen genel kurula Manisa Kent Konseyi Başkanı Hakkı Bayraktar ve Genel Sekreter Gökmen Aytaç da katıldı. İki gün süren programda kent konseylerinin sürdürülebilir kent politikalarındaki rolü, yerel demokrasi ve katılımcı yönetim anlayışı ele alındı. Genel kurul kapsamında dönem başkanlığı Çankaya Kent Konseyi’nden Tarsus Kent Konseyi’ne devredilirken, yeni dönemin yol haritası da belirlendi. Mesir Macunu ile kültürel köprü Toplantı sonrasında Manisa Kent Konseyi Başkanı Hakkı Bayraktar, Tarsus Belediye Başkanı Ali Boltaç ile Tarsus Kent Konseyi Başkanı Musa Ceylan’a Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu’nun selamlarını ileterek, Manisa’nın asırlık geleneği olan Mesir Macunu hediye etti. Manisa’nın şifa kaynağı ve köklü kültürel mirası olarak bilinen Mesir Macunu, genel kurulda şehirler arası dostluk ve dayanışmanın simgesi oldu. Genel kurulu değerlendiren Bayraktar, Tarsus’un tarihi ve kültürel önemine vurgu yaparak, "Şehzadeler şehri Manisa’mızdan kadim şehir Tarsus’a uzanan bu gönül köprüsünde yer almaktan büyük mutluluk duyduk. Platform Başkanlığına seçilen Sayın Musa Ceylan’ı tebrik ediyor, yeni dönemin tüm kent konseylerimize hayırlı olmasını diliyorum" dedi.