ÇEVRE - 28 Ocak 2026 Çarşamba 14:52

Eskişehir’de ’Sarı’ kodlu fırtına uyarısı

A
A
A
Eskişehir’de ’Sarı’ kodlu fırtına uyarısı

Eskişehir Valiliği, bölge genelinde etkili olması beklenen kuvvetli rüzgâr ve fırtınanın yol açabileceği olumsuzluklara karşı vatandaşları uyardı.


Eskişehir Valiliği, 29 Ocak 2026 Perşembe günü öğle saatlerinden itibaren bölge genelinde kuvvetli rüzgâr ve fırtınanın etkili olacağı yönünde meteorolojik bir uyarı yayımladı. Valilik, Perşembe günü başlayacak olan hava hadisesinin Eskişehir ve Kütahya il geneli ile Bursa’nın doğu, Bilecik’in ise güney ilçelerinde şiddetini artıracağını belirtti. Fırtınanın hızının saatte 50-70 kilometre, yer yer 80 kilometreye ulaşacağı, yüksek kesimlerde ise 90 kilometre/saati bulacağının tahmin edildiği ifade edildi. Kuvvetli fırtınanın 30 Ocak Cuma günü sabah saat 06.00’ya kadar etkisini sürdürmesi beklendiğinden; ağaç ve direk devrilmesi, ulaşımda aksamalar ve çatı uçması gibi olaylara karşı dikkatli olunması gerektiği kaydedildi.



Meteoroloji 3. Bölge Müdürlüğü’nden ’Sarı’ kodlu uyarı


Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Meteoroloji Genel Müdürlüğü 3. Bölge Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada da, ’Sarı’ kodlu uyarıya dikkat çekilerek, "Fırtınayla birlikte soba ve doğalgaz kaynaklı zehirlenmeler gibi olumsuzluklara karşı hazırlıklı olunması, tahmin ve meteorolojik erken uyarıların takip edilmesi önem arz etmektedir" ifadelerine yer verildi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Tokat EYP davasında şüpheliler, 7’nci duruşmada da suçlamaları kabul etmedi Eşinin kendisini aldattığını düşündüğü kişinin babasına ait bağ evine el yapımı patlayıcı yerleştirerek 2 kişinin ölümüne, 5 jandarma personelinin ise yaralanmasına neden olmakla suçlanan şüpheliler, 7’nci duruşmada da suçlamaları kabul etmedi, duruşma 15 Nisan’a ertelendi. Tokat’ın Erbaa ilçesi Karayaka beldesi Hürmüzlü Mahallesi’nde Ahmet Karaçoban’a ait bağ evinde, 18 Mayıs 2024 tarihinde jandarma ekipleri tarafından yapılan incelemede patlama meydana gelmişti. Patlamaya neden olan bombanın piknik tüpü ve ve patlayıcı madde kullanılarak yapıldığı ve olay yerinde tuzaklandığı anlaşılmıştı. Patlamada bağ evinin sahibi Ahmet Karaçoban ve oğlu Muhammet Sefa Karaçoban ölmüş, 5 jandarma personeli ise ağır yaralanmıştı. Yaşanan olayın ardından İ.G. olayın şüphelisi olarak, T.Ö. ise olaya yardım ettiği gerekçesiyle gözaltına alındı, çıkartıldıkları mahkemece tutuklanarak cezaevine konuldular. Olayla ilgili olarak Tokat 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde; bombalama kullanmak suretiyle tasarlayarak kasten öldürme ve kasten yaralama suçlamasıyla açılan davada 7’nci duruşma görüldü. Sanıklar duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) üzerinden katıldı. Bir hafta takip etmiş Olay sonrası hayatını kaybeden bağ evi sahibi Ahmet Karaçoban’ın kızları tanık olarak dinlendikleri duruşmada, şüphelinin kardeşini olaydan önce bir hafta boyunca takip ettiğini ileri sürerek, şüpheliler İ.G. ve T.Ö.’nün olay sonrası ortaklıklarını bitirmek için bir araya geldikleri yönündeki savunmaları üzerine, "İ.G., T.Ö. ile ortaklığını bitirmek istiyorsa T.Ö. olayın yaşandığı bağ evinin yakınlarında ne işi vardı. Onları gördüklerine dair şahitler var. Olayın yaşandığı dönemde bir dinlenme tesisinde sanki bombayı koyduk çok şükür der gibi sarılmalarının görüntüsü var. Erkeklik duygusuyla bu olayı planladılarsa erkek gibi itiraf etsinler. Olaydan sonra 3 bin kişinin yaşadığı Karayaka’da herkes İ.G.’nin ismini verdi. 1 hafta boyunca kardeşimizi takip etmiş. İ.G. ve T.Ö. beraber gezmişler. Ortaklık bitecekse neden gezdiler" dediler. Suçlamaları yine kabul etmedi Sanıklardan T.Ö., bağ evinin civarında görüldüğü ve olayın diğer şüphelisi ile bir araya geldiği yönündeki iddialara cevaben, "1 hafta Erbaa’da durdum ama bağ evine gitmedim. Elimi omzuna atma olayında da böyle cahilce bir düşünce olamaz. Hesabı ben ödediğim için omzundan sarıldım. Bu olayla hiçbir alakam yok. Bomba yapabilecek kapasitede birisi değilim. Sonuçta bunu yaparken patlayabilir. Bu olayın içerisinde olmam için hiçbir sebebim yok. 2 çocuğum var. 2 senedir boş yere yatıyorum. Zaten daha öncesinde sağ elimden ameliyat olduğum için elimi tam kapatamıyorum. Bombayı istesem de taşıyamam. Beraatimi talep ediyorum" dedi. Bomba yapacak bilgisi olmadığını ileri sürdü Olayın asıl sanığı İ.G. ise, "Şahıslar takip ettiğimi söylüyorlar. Eşimle ilişkisi var diye Sefa’yı hiçbir zaman suçlamadım. Tehdit etmedim. Tepkim olmadı. Takip etme olayı tamamen yalandır. Ben bomba yapabilecek bir insan değilim. Beraatimi talep ediyorum" diye konuştu. 15 Nisan’a ertelendi Mahkeme başkanı, sanıkların mevcut delil durumu, dosya kapsamını göz önünde bulundurarak yaralanan askeri personelden A.S.’nin son durum raporunun gelmediği için tutukluluk hâlinin devamına karar verip, davayı 15 Nisan 2026 tarihine erteledi.
Ankara UGDD Yönetim Kurulu Başkanı Korkutata: "Göç alanında çalışan kurumlara ayrılan uluslararası fonlar yüzde 40 azaldı" Uluslararası Göç ve Dayanışma Derneği (UGDD) Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Korkutata, dünya genelinde artan çatışma ve krizlerin zorunlu göçü büyüttüğünü, buna karşın göç alanında çalışan kurumlara ayrılan uluslararası fonların 2024-2025 döneminde yaklaşık yüzde 40 azaldığını söyledi. UGDD tarafından yürütülen "Türkiye’de Gelecek Dönem Hibe Programlaması için Kapsayıcı İstişareler" başlıklı araştırmanın sonuçları, Ankara’da bir otelde düzenlenen programla paylaşıldı. Kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcileri, diplomatlar, bakanlık temsilcileri, milletvekilleri ile uluslararası sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerinin katıldığı program, UGDD Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Korkutata’nın açılış konuşması ile başladı. Korkutata, göçün insani, sosyal ve ekonomik boyutlarına dikkat çekerek, dünya genelinde artan çatışma ve krizlerin zorunlu göçü büyüttüğünü, buna karşın göç alanında çalışan kurumlara ayrılan uluslararası fonların 2024-2025 döneminde yaklaşık yüzde 40 azaldığını söyledi. Türkiye’nin en fazla göç alan ülkelerden biri olduğunu hatırlatan Korkutata, "İnsanlar ölüm riskini göze alarak yollara düşüyor. Bu alanda çalışan kurumlar çok hayırlı bir iş yapıyor" ifadelerini kullandı. Göç alanında faaliyet gösteren kurumlara yönelik uluslararası desteklerin son yıllarda ciddi oranda azaldığını belirten Korkutata, Türkiye’nin milyonlarca göçmene ev sahipliği yaptığını hatırlatarak, sivil toplum kuruluşlarının çalışmalarının hayati önem taşıdığını belirtti. Programda mülteci yoğunluğunun ve deprem etkisinin yüksek olduğu öncelikli illerde gerçekleştirilen araştırmanın detayları da katılımcılarla paylaşıldı.