KÜLTÜR SANAT - 08 Mayıs 2025 Perşembe 15:48

Anadolu Üniversitesinde Yunus Emre Haftası etkinlikleri devam ediyor

A
A
A
Anadolu Üniversitesinde Yunus Emre Haftası etkinlikleri devam ediyor

Anadolu Üniversitesi ve Eskişehir Valiliği tarafından düzenlenen "Yunus Emre’yi Anlamak" isimli panel Öğrenci Merkezi Yunus Emre Salonunda gerçekleştirildi.


Anadolu Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Haşim Şahin, Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Prof. Dr. Orhan Kemal Tavukçu, Karamanoğlu Mehmet Bey Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. İdris Nebi Uysal’ın konuşmacı olduğu panele; Eskişehir Vali Yardımcısı Oğuz Şenlik, Eskişehir İl Kültür ve Turizm Müdürü Bülent Avnamak, Eskişehir İl Kültür ve Turizm Müdür Yardımcısı Hüseyin Alp Özdemir, Mihalıççık Belediye Başkanı Haydar Çorum, öğretim elemanları ve öğrenciler katılım gösterdi.



"Dil, edebiyat ve tarihle Yunus Emre’yi anlamak"


Eskişehir Vali Yardımcısı Oğuz Şenlik açılış konuşmasında şu ifadeleri kuulandı:


"Bu hafta hem Türkiye hem de dünya için büyük öneme sahip bir şahsiyeti anarak haftaya başladık. 6 Mayıs itibarıyla Yunus Emre’yi anma etkinliklerimiz başladı. Hafta boyunca çeşitli etkinliklerimiz devam edecek. Üç değerli hocamız, Yunus Emre’yi dil, edebiyat ve tarih açısından farklı bakış açılarıyla değerlendirecekler. Bu katkılarından dolayı kıymetli hocalarımıza ve Anadolu Üniversitemize teşekkür ediyorum. Bu haftanın kişileştirilmesini ve gerçekleştirilen etkinliklerin şehrimize ve ülkemize katkı sağlamasını temenni ediyorum."



"Yunus Emre, hakkı arayan, hakikatin izini süren bir bilgedir"


Anadolu Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Haşim Şahin "Yunus Emre’yi Anlamak" isimli panelinde tarihi açıdan değerlendirmeler yaparak şunları söyledi:


"Yunus Emre’den bahsetmek beni derinden duygulandırıyor. Onun en temel özelliği, hakkı arayan, hakikatin izini süren, iç dünyasını anlamaya çalışan bir 13. ve 14. yüzyıl mutasavvıfı olmasıdır. O, Oğuz göçlerinin ardından birçok coğrafyayı gezmiş, görmüş ve anlamış bir bilgedir. 13. yüzyıl, Yunus Emre’nin hayalsi kimliğini inşa ettiği ve İslam’ın ilim, irfan ve felsefi birikiminin sentezlendiği, kültür ve medeniyet tarihimizde ayrı bir yere sahip kıymetli bir dönemdir. Yunus Emre, bu zengin miras içinde doğmuş Anadolu’da yaşamış ve bu birikimi halkın anlayabileceği sade ama derin bir dille yansıtmıştır. Bazı araştırmacılar Ahmet Yesevî için ‘Türkistan’ın Yunus Emre’si’ ifadesini kullanır. Bu, Yunus’un onun tasavvufi geleneğini Anadolu’da devam ettirmesinden dolayı anlamlı bir benzetmedir. Bu doğrultuda Yunus Emre için de ‘Anadolu’nun Ahmet Yesevî’si’ diyebiliriz. Yunus Emre neden önemlidir? Çünkü o, bireysel bir arayışın ötesinde, bir milletin yeniden inşasının ve kimliğini hatırlamasının simgesidir. Moğol istilalarıyla yıkıma uğrayan Anadolu’da, halkın yeniden ayağa kalktığı bir dönemde ortaya çıkmış; kimliğimizi ve insani değerlerimizi bize hatırlatmıştır. Selçuklu’nun çözülmeye başladığı bir zamanda doğmuş, ama gözlerini yumduğunda yeni bir medeniyet hamlesinin tohumlarını bırakmıştır."



"Yunus Emre, İslam tasavvufu ve Anadolu irfanı arasında bir köprü kurmuştur"


Yunus Emre’nin hayalsi temellerinin hem İslam tasavvufu hem de Anadolu irfan geleneğiyle yoğrulduğuna dikkat çeken Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Orhan Kemal Tavukçu, "Onu besleyen en önemli kaynakların başında Ahmet Yesevî gelir. Yesevî’nin hikmet geleneği, Yunus’un şiirlerinde sade ama derinlikli bir biçimde hayat bulmuştur. Yunus Emre’nin şiirleri, bireysel arayıştan toplumsal bilince, ilahi aşktan insan sevgisine kadar geniş bir hayalsi çerçeve sunar. O, İslam düşüncesi ile Anadolu halkının dili arasında bir köprü kurmuştur. Metaforik olarak, ‘Sokrat’ın Yunus Emre için yazdığı şiirler’ ifadesi, antik felsefenin hikmet arayışıyla Yunus Emre’nin irfanı arasında kurulabilecek benzerliklere işaret eder. Bu doğrultuda Yunus’un şiirleri, sadece tasavvufî metinler değil, aynı zamanda felsefi ve ahlaki derinliği olan eserlerdir" ifadelerini kullandı.



"Yunus Emre’yi anlamak, onun diline ve zamanına inmektir"


Karamanoğlu Mehmet Bey Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. İdris Nebi Uysal ise panelde şunları aktardı:


"Yunus Emre; ahlaki, tasavvufi, sosyo-kültürel, felsefi ve edebi yönleriyle özel olarak düşünülüp çalışılması gereken çok önemli bir isimdir. Onun divanını okurken her kelimeyi tek tek ve yeniden okumak, hatta defalarca üzerine düşünmek gerekir. Çünkü Yunus Emre okumaları ve değerlendirmeleri hiçbir zaman tam anlamıyla bitmez. Karşımızda çok mütevazı, ama bir o kadar da güçlü bir şahsiyet vardır. Bu doğrultuda, Hz. Yunus’un Türkçeye katkısından da özellikle bahsetmek gerekir. Yunus Emre’yi anlamaya çalışmak zorlayıcı olabilir, ancak aynı zamanda oldukça öğreticidir. Yunus Emre’nin ismi genellikle şu kavramlarla birlikte anılır: ilahi aşk, birlik, dirlik, karşılıksız sevgi, hoşgörü. Onun şiirlerinde bu kavramlar derin bir şekilde işlenir. Balkanlar’da da Yunus Emre’ye karşı güçlü bir sevgi vardır. Öyle ki bu sevgi Enver Baki gibi şairlerin eserlerine dahi yansımıştır. Ancak Yunus Emre’yi anlayabilmek için yalnızca hayatına, felsefesine ve şiirlerine değil, aynı zamanda diline de hâkim olmak gerekir. Bu da bizi onun yaşadığı döneme götürür. Yunus’u doğru değerlendirebilmek için, mutlaka onun zamansal şartlarını da göz önünde bulundurmak gerekir. O dönem Anadolu için oldukça zorlu, çalkantılı bir süreçtir. Savaşlar, kıtlıklar ve toplumsal karmaşalar yaşanmaktadır. Ancak bütün bu olumsuzlukların ortasında Yunus Emre, şiirleriyle insanlara umut ışığı olmuş, gönüllere su serpmiştir. Bu dönemde Amasya, Eskişehir ve Kütahya gibi şehirler kültürel merkezler olarak ön plana çıkmıştır. Anadolu tüm bu hengâme içinde kültürel dinamizmini korumaya ve geliştirmeye çalışmıştır. Yunus Emre yalnızca kurucu bir isim değil, aynı zamanda birleştirici bir figürdür. Her dönemde ve her toplumda insanları birleştirmeyi başarmış, evrensel bir değer hâline gelmiştir."


"Yunus Emre’yi Anlamak" Paneli soru-cevap kısmının ardından Eskişehir Vali Yardımcısı Oğuz Şenlik tarafından Prof. Dr. Haşim Şahin, Prof. Dr. Orhan Kemal Tavukçu, Prof. Dr. İdris Nebi Uysal’a teşekkür belgesi takdimi ile sona erdi.



Anadolu Üniversitesinde Yunus Emre Haftası etkinlikleri devam ediyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Özel: "Biz en kısa zamanda sandık istiyoruz, kurultay istiyoruz" Özgür Özel, Kemal Kılıçdaroğu ile yaptığı telefon görüşmesine ilişkin, "Cevabım nettir, tavizim yoktur. Biz en kısa zamanda sandık istiyoruz, kurultay istiyoruz" dedi. Özgür Özel, Cumhuriyet Halk Partisinin 38’inci Olağan Kurultayı hakkında verilen mutlak butlan kararı sonrası CHP Genel Merkezinde düzenlenen, ‘Partimize, İrademize Sahip Çıkıyoruz’ buluşmasında konuştu. Özel, "Değerli dostlarım, büyüklerim, akranlarım, sevgili kardeşlerim, değerli gençler aile her şeydir. Ne zaman başımız sıkışsa, yüzümüzü ailemize döneriz. Aile, düştüğümüzde kolumuzdan tutandır. Sendeleyince omuzumuza dokunandır. Yokluğuna katlanmak zordur. Ama zoru göğüsleriz. Yükü paylaşır, acıyı bölüşürüz. Ama ailemizin yokluğuna, hasretine, acısına dayanırız da haysiyetinin çiğnenmesine asla izin vermeyiz. Siz benim ailemsiniz. Siz birbirinizin ailesisiniz. Bize oy versin, vermesin bu ülkenin tüm demokratları bizim ailemizdir. Bu ülkenin geleceğinden kaygı duyanlar, yarınları için mücadele edenler, birilerinin yanına sığınıp da onlarla gününü gün edenler değil; birbirinin omzuna tutunup da yarınlar için direnenler bizim ailemizdir. İşte bizler ailesine sahip çıkanlarız. Biz yoksulları, emekçileri, emeklileri, esnafı, çiftçiyi, gençleri ailemiz bildik" şekilde konuştu. "Bizim suçumuz, seçim kazanmak" Son yerel seçimleri kazandıkları için haksız ilan edildiklerini söyleyen Özel, "Bizim suçumuz, seçim kazanmak ya da seçimi kazanacakları aday yapmak. Bizim suçumuz, müesses nizama baş kaldırmak. Bizim suçumuz, kontrollü muhalefet olmayı reddetmek. Bizim suçumuz, paşa paşa konforlu muhalefet koltuğunda oturmayıp millet için iktidar hedeflemek. Bu yüzden mesele, Cumhuriyet Halk Partisi meselesi değildir. Mesele, milletin meselesidir, halkın meselesidir, halkların meselesidir." ifadelerini kullandı. "Türkiye değil, dünya hukuk tarihinde olmayacak bir karar" Özel, "Malum dün Türkiye değil, dünya siyasi tarihinde, hukuk tarihinde olmayacak bir kararla bambaşka bir hukuk dalının bir kuralını getirip de bir siyasi partinin 2,5 yıl önce yapmış olduğu bir kurultaya uygulayarak; hem de o kurultay ile ilgili yürüyen davaları perişan olmuş şahitlik edenlerin hakim önünde ifadelerini geri çektikleri, savunamadıkları. Elbette buna susacak, teslim olacak halimiz yoktu. Bir yandan da bu cenderenin içinden çıkmak gerekiyor. Ama bunu gidip de rejimle uzlaşacak, aparatlarıyla uzlaşacak ya da olmadık temaslar, olmadık pazarlıklar, bekledikleri gibi tavizler vererek yapacak halimiz yoktu. İşte o yüzden buradayım, işte o yüzden buradayız, işte o yüzden buradasınız. İyi ki buradasınız." "O telefona bakmadık, bakamadık" Kemal Kılıçdaroğlu ile yaptığı telefon görüşmesinden bahseden Özel, "Milletin, halkın gücüyle; sizlerin emeğiyle, kararlılığıyla birlikte bir büyük mücadeleyi başlattık. Günün şartları, günün psikolojisi içinde bir telefon geldi. O telefona bakmadık, bakamadık. Bugün akşamüstü o telefon görüşmesini gerçekleştirdik. İşte buradaki bütün dostlara ne konuştuğumu ne olacağını, ne olmayacağını söylemek boynumun borcudur. Bugün dedim ki ‘Sokağı görüyor musun?’ Dedim ki ‘Sokağı görüyor musunuz? Milleti duyuyor musunuz? Bu partinin, bu baba ocağının bahçesinde yan yana ağlayan 80 yaşında teyzemi, 15 yaşında evladı görüyor musunuz? Türkiye’nin dört bir yanından yükselen isyanı duyuyor musunuz? Bugün Türkiye’den 65 baro isyan ediyor. Bugün Türkiye’nin tüm meslek örgütleri, tüm sendikaları, tüm siyasi partileri, en sağdan en sona tüm dostlar yan yana duruyor. ‘Bu CHP meselesi değil, bu Türkiye meselesidir’ diyor ve sizden bir şey bekliyor.’ Bir soru aldım. ‘Siz ne diyorsunuz?’ diye. Cevabım nettir, tavizim yoktur. Biz en kısa zamanda sandık istiyoruz, kurultay istiyoruz. İki şeye ömür vermeye, gerekirse iki şeye can vermeye razı olmuşum. Buradan sizin önünüzde ifade ediyorum. Bunlardan birincisi, Cumhuriyet Halk Partisi üyesinin, delegesinin önüne Atatürk’ün partisinin sandığı gelecek. İkincisi, bu milletin önüne seçim sandığı gelecek, bu iktidar değişecek." dedi.