GÜNDEM - 09 Şubat 2026 Pazartesi 11:29

2 çocuklu aile 2’si bebek 3 çocuğa daha yuva oldu

A
A
A
2 çocuklu aile 2’si bebek 3 çocuğa daha yuva oldu

Eskişehir’de 10 yıldır bir kız çocuğunun koruyucu ailesi olan Çiğdem ve Ercan Er çifti Eskişehir Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü’nden art arda biri 47 günlük, diğeri ise 43 günlük bebeğe Geçici Koruyucu Aile oldu.


Eskişehir’de yaşayan Çiğdem ve Ercan Er çifti 2 çocuğundan aldığı tavsiye ile koruyucu aile olmaya karar verdi. Eskişehir Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü’nden gerekli eğitim ve malzemeleri alan Er çifti, 10 yıl önce bir özel gereksinimli bir kız çocuğuna Koruyucu Aile oldu. Kendi çocuklarının da ağabey ve ablalık yaptığı 13 yaşındaki özel gereksinimli kız çocuğu sonrasında ise aile bu kez Geçici Koruyucu Ailelik için başvuruda bulundu. Daha sonra 47 günlük bir kız bebeğe Geçici Koruyucu Aile olan aile, kurumdan aldıkları miniğe mevlit dahi okuttu. Yaklaşık 1 ay kadar baktıkları kız bebek, kurum aracılığı ile kalıcı koruyucu aileye teslim edildi.



Bir bebeği yetiştirdikten sonra 2’ncisini kurumdan aldılar


Teslim ettikleri minikten sonra evlerinde tekrar bir bebek bakmak isteyen aile, kuruma yeniden müracaat etti. 43 günlük olan erkek bebeklerine Geçici Koruyucu Aile olan Er çiftinin evinden bebek kokusu eksik olmuyor. Er çifti 2’si biyolojik 2’si ise kurumdan gelen çocuklar olmak üzere 4 kişilik çekirdek aile olarak hayatlarına devam ediyor. Öte yandan Çiğdem Er, Koruyucu Aileliği herkese tavsiye ettiğini, evlerindeki bebek kokusundan dolayı yuvalarında huzurun eksik olmadığını ifade etti.



"Bir gönülle ihtiyacı olan bir aileye, bu yavrumuza teslim edeceğiz""


Konuyla alakalı Çiğdem Er, "İsmini söylemeyelim, ben Efe diyorum 43 günlük. Bebeğimiz zaten bu kurumla ilgili bilgi verilmişti bize. Eğitimlerimizi aldık, eğitimlerimizi aldıktan sonra kitlerimiz teslim edildi. Bebeğimiz geleceği zaman telefon geliyor. Durumuna göre gidiyoruz, imzalarımız atılıyor. Bebeğimiz hazır oluyor. Orada bebeğimizi alıyoruz. Evimizi mutlu mesut orada nasıl davranacağımızı, aldığımızda ne yapmamız gerektiğini, nasıl bir durumda geleceğini anlattılar. Bizim psikolojimizi, çocuğun psikolojisiyle ilgili güzel bilgiler verildi. Kullanacağımız şeyler hakkında güzel bilgiler verildi. Öyle eğitimler aldık. Daha önce de bir bebeğimiz olmuştu, 47 günlük güzel bir kızımız geldi. Kızım da 70 gün kadar kaldı Artık gülmeler ve tatlı tatlı konuşmalar başladığında gerçekten çok iyi, güzel bir aileye de teslim ettik. Hayırlısıyla bu bebeğimizi de benden daha çok sevecek, ilgilenecek, ihtiyacı olan bir yavruya, bir gönülle ihtiyacı olan bir aileye, bu yavrumuza teslim edeceğiz" dedi.



"İnanın evine nefes oluyorlar, size hayat oluyorlar"


Biyolojik annesi olduğu çocuklarının, kardeşlerine verdiği olumu tepkiler hakkında ise Çiğdem Er şöyle konuştu:


"Biyolojik olarak 2 çocuğum var, 1 oğlum, 1 kızım var. Bir de 10 yıldır koruyucu ailelik yaptığım güzel bir kızım var. Koruyucu ailelik çok istediğim bir şey. Bir evlada dokunmak, bir cana dokunmak gerçekten çok istediğimiz bir şeydi ve kızım çok vesile oldu. Tekrar bir kardeşim olsun diye. Öylelikle koruyucu aile olduk. Kızıma ben hep hayat ağacı derim, nefesim derim. Kızım bize nefes oldu, Allah razı olsun. Kızım bizi seçti, bize geldi ve bizi anne baba olarak kabul etti. Zaten uygun olan, aileye göre çocuk değil; çocuğa göre ailedir. Eşimden Allah razı olsun, onun ve çocuklarımın desteği olmasa zaten ben yapamazdım. Çünkü ben de bir insanım, yorulabiliyorum. Eşim akşam geldiğinde onunla ilgileniyor, ev işleriyle ilgileniyor ya da kızım geldiğinde o yardımcı oluyor. Oğlum işten gelir gelmez ‘Anne bana ver’ diyor. Onların desteği olmadan hiçbir şey yapamazdım. Ben de çok memnunum, ‘Allah’ım beşiğimi ne olur boş koyma’ diye dua ediyorum. Bu kızın güzel sevimli iyi bir aileye gittikten sonra inşallah kurumda olursa tekrar bir bebeğe bir aileye bir can olmak isterim. Herkes denizyıldızı hikayesini bilir. Denizyıldızından ne kadar kurtarsak o kadar güzeldir. Gerçekten her eve yapabiliyorlarsa ve her eve bir yavru lazım. Gerçekten bir can kurtarmak gerekir. Bu çocuklara biz bakıyoruz. Tamam bu çocuklara bir can veriyoruz ama unutmayın, bizler için daha önemli. Kendinizi unutuyorsunuz. Oturduğunuz zaman kalan insanlar kendilerini sürekli dert bulurlar, hastalık bulurlar, sıkıntı bulurlar. Ama böyle bir cana dokunduğunuz zaman hayat bulurlar. Nefes alırlar, çok ciddi söylüyorum, nefes alırlar. Bir insanı yetiştirmek, hayata bağlamak, eğitimiyle her şeyiyle güzel bir hayata bağlamak kadar güzel bir şey var mı? Keşke herkes yapabilse. Tabii bu dediğim gibi gönül meselesi, kalp meselesi. İnanın evine nefes oluyorlar, size hayat oluyorlar. Geldikleri zaman bunlar benim oluyor ama giderken Çiğdem teyzesi olarak gittiği yere teslim ediyoruz."



2 çocuklu aile 2’si bebek 3 çocuğa daha yuva oldu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir Ege Üniversitesinde, bilimle çocukların neşesi buluştu Ege Üniversitesi Fen Fakültesi, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı etkinlikleri kapsamında, geleceğin bilim insanlarını ağırladı. Bu yıl ikincisi düzenlenen "Bilim ve Çocuk Şenliği", Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okullardan gelen öğrencileri üniversite atmosferiyle tanıştırdı. Fen Fakültesi binası önünde kurulan ve meraklı bakışların odağı olan bilim stantlarında, yer çekimine meydan okuyan mıknatıs deneylerinden DNA izolasyonuna, güneş gözleminden renkli kimya reaksiyonlarına kadar geniş bir yelpazede atölye çalışmaları gerçekleştirildi. Matematik oyunları ve istatistik uygulamalarıyla teorik bilgiyi eğlenceye dönüştüren etkinlikte, çocuklar hem öğrendi hem de keşfetmenin heyecanını yaşadı. "Genç zihinlerde bilim sevgisi ve merak uyandırmayı hedefliyoruz" Etkinliğin genel amacı ve hedefleri hakkında bilgi veren Fen Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Esin Sipahi Kılıç, "Cumhuriyetimizin 100. yılında ilkini gerçekleştirdiğimiz bu etkinliğin bugün ikincisini düzenlemenin mutluluğunu yaşıyoruz. Yedi ayrı bölümümüzden öğretim üyelerimiz ve elemanlarımızla birlikte, Milli Eğitim okullarına yönelik; daha popüler, güncel ve temel bilimi sevdirecek bir program planladık. Özellikle ortaokul öğrencilerimizde bir farkındalık yaratmayı ve onların merak duygularını tetiklemeyi hedefliyoruz. Örneğin; Astronomi ve Uzay Bilimleri bölümümüz, yıldızların sadece gece değil, özel teleskoplarla gündüz de gözlemlenebileceğini anlatarak güneş gözlemi yaptırdı. Matematik bölümümüz sayılarla kurulan oyunlarla matematiğin eğlenceli yüzünü gösterirken; Kimya bölümümüzde sabun yapımından DNA’nın yapısına kadar pek çok renkli deney gerçekleştirildi. Biyoloji standımızın gördüğü yoğun ilgi de bizleri ayrıca memnun etti" dedi. "Öğrencilere temel bilimler için kapı aralıyoruz" Ege Üniversitesinin bir araştırma üniversitesi olarak bilimi toplumun her kesimine aktarma sorumluluğunu taşıdığını belirten Prof. Dr. Kılıç, "Ege Üniversitesi olarak sadece bilimsel çalışmalar yapmıyor, aynı zamanda bu bilgiyi topluma en iyi şekilde aktarma görevini de üstleniyoruz. Geçmişte bizler okullara giderek bu etkinlikleri yapıyorduk; ancak şimdi öğrencilerimizi doğrudan kampüs ortamında, bilimin gerçek yuvasında ağırlıyoruz. Gençlerin bu atmosferi soluması, laboratuvar ortamını yerinde görmesi çok kıymetli. Amacımız, bu deneyimle öğrencilerimizin üniversite tercihlerine katkıda bulunmak ve onları temel bilimlerin heyecan verici dünyasına yönlendirmektir" diye konuştu.