EĞİTİM - 17 Eylül 2025 Çarşamba 16:27

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Erzurum’da okul açılışını okulun öğrencileriyle birlikte yaptı

A
A
A
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Erzurum’da okul açılışını okulun öğrencileriyle birlikte yaptı

Evyap İbrahim Hakkı Fen Lisesi Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in katıldığı törenle açıldı.


Saygı duruşu ve İstiklal marşının okunması ile başlayan törende Halk Oyunları ekibi gösteri yaptı. Okulun yapımını gerçekleştiren hayırsever Evyap şirketi adına Mehmet Evyap, Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen ve Erzurum Valisi Mustafa Çiftçi’nin konuşmalarının ardından Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin konuştu.



Evyap ailesine teşekkür


Açılış töreninde konuşan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, bakan olduğu günden beri resmi bütçeyle yaptıkları hiçbir okulun açılışını yapmadığını ifade ederek, "Sadece hayırsever statüsünde yapımı tamamlanan okullarımızın açılışına gittim. Burada da Evyap ailesinin böyle bir Erzurum’a memleketlerine, memleketimize böyle bir katkısının olacağını duyunca bu açılışta bulunmak istedim. Huzurlarınızda Evyap ailesine hayatta olanlara şükranlarımı sunuyorum. Teşekkür ediyorum Aramızdan ayrılmış olanlara Allah’tan rahmet diliyorum. Böyle güzel evlatlar bıraktıkları için kendilerine teşekkür ediyorum. Mekanları, makamları cennet olsun İnşallah" dedi.



Eğitim yatırımlarında büyük mesafe alındı


Türkiye’de eğitim öğretim sürecinde yapılanların unutulduğunu belirten Bakan Tekin, "Cumhurbaşkanımızın başbakanlığı ve Cumhurbaşkanlığı döneminde yapılanlar çok çabuk unutuluyor. Ben şunu her orta ifade ediyorum. İsmini yazmadan bir ülkede dünyanın herhangi bir ülkesinde yirmi yılda eğitim öğretim süreçleriyle ilgili o güne kadarki seksen yıllık geçmişte yapılanlardan daha nasıl yapıldı dersek ismini yazmasak Türkiye demesek eğitim fakültelerimizde eğitim devrimi gerçekleştiren bir ülke diye hikayesi anlatılır. Türkiye’de aynen böyle hikayesi sürekli anlatılacak bir eğitim öğretim süreci Sayın Cumhurbaşkanımızın birebir takibi ve destekleriyle yirmi yılda yaşadık" dedi.



Ecevit’in başlattığı proje


2002 üç Kasım seçimleri öncesinde başbakan olarak hizmet eden rahmetli Ecevit’in başbakanken başlattığı bir projeyi hatırlatan Bakan Tekin, "Diyor ki cumhuriyetimizin yüzüncü yılı yaklaşıyor. Bir kampanya başlatalım. Herkes cumhuriyetin yüzüncü yılına mektup yazsın. Ve cumhuriyetin yüzüncü yılında nasıl bir Türkiye görmek istediklerini anlatsınlar. Allah nasip etti, Cumhuriyetin Yüzüncü yılında Milli Eğitim Bakanı olarak hizmet etmek bize nasip oldu. Ve o gün sayın Bülent Ecevit’in direktifleriyle başlayan projenin takipçisi olan o gün yazılan mektupları cumhuriyetin yüzüncü yılında yani olay mektupların yazılmasının üzerinden yaklaşık yirmi yıl geçtikten sonra bize takdim ettiler. Biz açtık, bir baktık O gün Cumhuriyet’in yüzüncü yılındaki Milli Eğitim Bakanı’na mektup yazan öğretmenlerimiz. Mektup yazan velilerimiz, mektup yazan okul yöneticilerimiz öğrencilerimiz mektuplarında nasıl bir eğitim öğretim ortamında bulunduklarını anlatıyor. Yani bu siyasi bir dil değil. O gün o kişilerin anlattıkları. Mesela bir öğretmenimiz diyor ki inşallah diyor cumhuriyetin yüzüncü yılında kırk elli kişilik sınıflarda ders anlatabilirim diyor. Yani kaç kişilik sınıf dersi anlatıyorsa artık öğretmenimiz diyor ki hayali bu. İnşallah yüzüncü yılda kırk elli kişilik sınıfta ders anlatırım diyor. Bir başka öğretmenimiz diyor ki inşallah cumhuriyetin yüzüncü yılında öğretmen olarak çocuklarıma hizmet etmek için kıyas Başımdaki örtü bir engel olarak gösterilmez diyor. Bu ayıptan Türkiye inşallah kurtulur diyor. Bir başka öğretmenimiz diyor ki, İnşallah diyor cumhuriyetin yüzüncü yılında okullarımızda bir tane bir bilgisayar olur. Bütün okula inşallah diyor. Temennisi bu. Bir başka öğretmenimiz diyor ki inşallah cumhuriyetin yüzüncü yılında çocuklarımız ihtiyaçlarını gidermek için okul binasının dışında tuvaletlere gitmek zorunda kalmazlar diyor. Şimdi 3 Kasım 2002’ye geldiğimizde Türkiye’nin profili bu. Sayın Cumhurbaşkanımız 2001 yılında Adalet ve Kalkınma Partisi’ni kurarken ve 3 Kasım 2002 seçimleri öncesi seçim beyanına hazırlarken şu hususların altını çizmiş. Demiş ki bu iki belgede Sayın Cumhurbaşkanımız. Adalet ve Kalkınma Partisi eğitim alanında köklü bir reform hareketi hedefliyor. Diyor ki: Biz iktidara gelirsek Türkiye’nin nitelikli bir eğitim öğretimi altyapısına kavuşması için burası çok önemli. İnsanın merkezi alan bir yaklaşım benimseyeceğiz diyor. Yani insan Temel hak ve hürriyetlerini merkeze alın. Bunu önceleyen bir eğitim, öğretim felsefesi benimseyeceğiz diyor. Yine diyor ki, zorunlu eğitimi sekiz yıllık kesintisiz, zorunlu eğitim dayatmasını tercih ve yönlendirmeye imkan sağlayacak şekilde yeniden düzenleyeceğiz Ve zorunlu eğitim süresini makul bir zaman içerisinde on bir yıla çıkaracağız diyor. O günün şartlarında hatırlayın. İmam Hatip Ortaokullarını daha doğrusu imam hatip liselerini ve meslek liselerinin içeren bir düzenleme yapılmıştı 28 Şubat’ta. Bu okulların ortaokulları kapatılmıştı. Sekiz yıllık kesintisiz eğitim. Yani imam hatip lisesine giden öğrenci sayısı azalsın, imam hatipler kapansın diye alınan bir tedbir. O tarihte bu söyleniyor. Bir başka husus diyor ki Sayın Cumhurbaşkanımızın o tarihte partiyi kurarken kuruluş beyannamesi kamu okullarının eğitim kalitesini artıracağız diyor. Teknoloji imkanlarını geliştireceğiz. İlk şu anda arkadaşlar bunu ben söylemiyorum. Birleşmiş Milletler Kalkınma Örgütü var. MHP’nin raporu. Diyor ki Türkiye dünyada neredeyse bütün dersliklerinde akıllı tahta olan tek ülke. Biz şu anda kıymetli hemşehrilerim, 65 bin civarında resmi okulumuz var. Bu okullarımızın tamamında internet erişim hizmeti var. Bu okulların tamamında altı yüz elli bin derslikle İnternete bağlı, internet üzerinden bakanlık merkez teşkilatında dünyanın en büyük eğitim öğretim içeriği, içerik portal olan EBA’da veri transferi yapılabilen ve çocuklarımız her konuyu öğretmenlerimiz tarafından çok farklı şekillerde anlatan Bir platformumuz var EBA. Yani Narman’ın bir öğretmenimiz çocuklarımıza bir başka öğretmenin dersini anlatmak istiyorsa yani kendisine ilave olarak EBA’dan da faydalanabilir. Açıyor EBA’yı Türkiye’nin herhangi bir ilindeki okulundaki bir Öğretmenin anlatın. EBA’ya yüklediği aynı konuyla ilgili örnek uygulamayı çocuklarına seyrettirebiliyor. Bu üzerinde çok konuşulacak bir devrim. Çok konuşulması gereken bir nitelik.



"Eğitimle ilgili bir projeksiyon çizdik"


Bakın ben bir şey anlatmaya çalışıyorum. Biz sayın Cumhurbaşkanımızın önderliğinde, bundan yirmi yıl önce eğitimle ilgili bir projeksiyon çizdik. Ve adım adım o gün çizdiğimiz projeksiyona ülkemizi taşıdık Mesela diyor ki yine o gün ikinci sınıftan itibaren çocuklarımızın ilgi ve yeteneklerine göre seçmeli derslerin oluşturularak çocuklarımız ilgi ve yeteneklerine göre yönlendirilecek ilk ve ortaöğretimde din kültürü ve ahlak bilgisi derslerinin dışında velilerin rızasına bağlı olarak çocuklarımıza seçmeli din derslerinin verilmesini hayata geçireceğiz diyor. Bunu ne zaman diyoruz? 2001. Bir sürü vardı. Ben birkaç tane buradan seçtiklerimi söyleyeceğim. Mesela Diyor ki Sayın Cumhurbaşkanımız o gün. Çocuklarımızın ana dil becerilerini geliştireceğiz. Türkçelerini iyileştireceğiz. Türkçeyi bir bilim dil haline dönüştüreceğiz. 2023 ben Milli Eğitim Bakanı olarak göreve başladığım tarihte o günden beri yürüttüğümüz bir süreç var. Türkçe temel eğitim kurumlarında Türkçe, ortaöğretim kurumlarında Türk Dili Edebiyatı dersini biz ana ders haline dönüştürdük. Çocuklarımızın bu derste başarılı olabilmeleri için yetmiş alma şartı getirdik. Ve bu dersin ölçme ve değerlendirme mekanizmalarını değiştirdik. Türkiye’nin her tarafında çocuklarımız hangi derse olursa olsun başarılı olmaları için Türkçe de kendilerini doğru ifade edebilmelerini istedik. Çünkü ana dilde kendisini doğru ifade edebilen bir çocuğumuz, gencimiz sadece eğitim öğretim hayatında değil, aynı zamanda aile hayat toplumsal hayatında ve sonrasında da iş hayatında daha başarılı olacaktır diye düşünüyoruz. Yine o gün demiş ki AK Parti seçim beyannamesinde engelli öğrencilerin eğitimine özel bir önem vereceğiz demiş. Bugün şu anda bakın engelli öğrencilerimiz Kaynaştırma eğitimimiz var. Özel eğitim okullarımız var. Evde bakım evde eğitim hizmetimiz var. Hastanede eğitim hizmetimiz var. Özel rehabilitasyon merkezlerinde eğitim var. Bütçesi tamamen kamu tarafından karşılanıyor. Yani Beş farklı kategoride özel eğitime ihtiyaç duyan çocuklarımızın eğitim öğretim süreçlerini devam ettiriyoruz. Yine o gün diyor ki Sayın Cumhurbaşkanımız, eğitimin önündeki bütün yasakları kaldıracağız diyor. Bugün Türkiye’de yatak yok. Bakın bugün ana gündem konularından bir tanesi olduğu için söyleyeyim. O gün Kürtçe şarkı söylediği için linç edilen sanatçılar vardı ülkenin. Popüler sanatçıları. Bugün devletin resmi eğitim kurumlarında çocuklarımız kendi tercihlerine bağlı olarak seçmeli, Kürtçe ve işte Çerkezce, Lazca bütün bu dersleri alabiliyorlar. Bunların hepsi o dönemde yapılmış şeyler. Bir de istatistik rakam vereyim size Bütün bunları yapmak için o başta söylediğim öğretmen mektuplarında ifade edilen şeylerle ilgili olarak size bir tane rakam vereyim. O gün yani iki bin iki yılında Türkiye’de öğrencilerimiz üç yüz altmış yedi bin dersliğimizde Eğitim alıyorlarmış. Yani cumhuriyetin başından o güne kadar toplam üç yüz altmış yedi bin dersliğimiz varmış. Süreç içerisinde bunlardan yaklaşık doksan bin tanesinin de bugüne kadar yıkılıp yeniden yapıldığı güçlendirildiğini düşündüğümüzde Yaklaşık iki yüz elli, iki yüz altmış bin civarında o günden kalan dersimiz var bugün. Peki şu anda kaç dersimiz var? Yani iki yüz altmış bin bir tarafta dursun. Bugün yaklaşık olarak resmi okullarımızda altı yüz yirmi altı bin derslik var. Yani iki yüz altmış bin Altı yüz yirmi altı bin nere? O güne kadar yapılanın iki katından daha fazla derslik yapılmış durumda. Başka örnekler de verilebilir. Şöyle söyleyeyim. Mesela o gün on sekiz tane bilim sanat merkezi varmış. Bugün üç yüz altmış dört tane bilim sanat merkezimiz var. O gün iki bin yedi yüz okulumuza spor salonu varmış. Bugün on iki bin iki yüz on dört okulumuzda spor salonu var. O gün yirmi bir gün okulumuzda laboratuvar varmış. Bugün elli bin okulumuzda laboratuvar var. Bir de şunu söyleyeyim. Bugün yaklaşık bir milyon yüz bin öğretmenimiz var ve bu öğretmenlerimizin yüzde sekseni AK Parti hükümetleri döneminde atanmış. O gün çocuklarımız okula gidiyorlardı. Okula gittiklerinde ders kitaplarını satın almak için kırtasiyelerin önünde kuyruklar haftalarca ders kitapları gelsin diye beklerdik. Bugün çocuklarımız okula başladığında üstünde devletin bastırdığı ders kitapları onları bekliyor. Toplam o günden bugüne kadar dört milyar adet dert kitabı dağıtmış. Sadece bu sene iki yüz milyona yakın adet ders kitabı okullarda dağıtmış olduk Bütün bunları söylüyorum.



Eğitim öğretim altyapısına çok ciddi bir katkı sunduk


Ben daha önce 2013 - 2018 yılları arasında da müsteşarlık yaptım. O yıllarda da Erzurum’un eğitim öğretim altyapısını güçlendirilmesi için çok yoğun bir çaba içerisindeydim. Ciddi okullaşma göstergelerinde çok ciddi değişiklikler yaptık. Sadece bir rakam söyleyeyim size. 2002 Erzurum’da ortalama ilköğretim okullarında derslik başına düşen öğrenci sayısı otuz iki. Bugün ortalaması yirmi dört. Ders başına düşen öğrenciler ilköğretim kurumlarında otuz iki, bugün on altı. O gün ortaöğretim kurumlarında yirmi dört, bugün on sekiz. Yani Erzurum’da dahil olmak üzere, Türkiye’nin tamamında eğitim öğretim altyapısına çok ciddi bir katkı sunduk. Bakın ben siyaset bilimci dünyada ülkelerin demokratikleşme endekslerini hesap ederken genel bütçenin genel bütçeden ayrılan paylara bakılır. Bir ülkede eğer eğitim bütçesi en üst sıradaysa bu ülkenin demokratikleşme göstergesi açısından Bizim açımızdan önemli bir ülkedir. Ülkedir ve şu anda Türkiye AK Parti iktidarı döneminde neredeyse bütün bütçe dönemlerinde, bütçeden en büyük payı Milli Eğitim Bakanlığı’na aldı. Bu yıl da öyle. Önümüzdeki yıl da böyle olacak. Bu çok önemli bir gösterge. Bütün bu süreçleri yaparken Bize toplumu çok farklı kesimlerinden destekler var. Sivil toplum örgütlerinin destekleri var. Meslek örgütlerinin destekleri var. Bu destekleri almaya da devam edeceğiz. Bunu açık yüreklilikle de söylüyorum. Çünkü eğitim öğretim hizmetleri Sadece bir bakanın ya da bakanlığın yürütebileceği bir iş değil. Topyekün hizmet edeceğiz. Topyekün bu sürecin altında olacağız ki başarılı olabilelim. Ben bize destek olan, bu anlamdaki herkese, gerek, gerçek kişilere gerek tüzel kişilere teşekkür ediyorum. Ancak iki grubu burada ayırmam lazım. Bunlardan bir tanesi bugün burada bulunmamıza vesile olan Evyap ailesinin şahsında teşekkür edeceğimiz Türkiye’deki hayırseverlerimiz. Ben Türkiye’nin her tarafında bize eğitim öğretim desteği sunan bütün hayırseverlere teşekkür ediyorum. Allah kendilerinden razı olsun. Hayatta olmayan büyüklerine Allah’tan rahmet diliyorum. Bütün hayırseverlerimiz için bunu söylüyorum. Bu katkıları almaya da devam edeceğiz. Benim bugün burada bulunma sebebim Bunu bir bakan olarak yapmayı bir zorunluluk olarak hissediyorum. Bize bu süreçte destek olan kişilere gidip yüz yüze teşekkür etmek istiyorum"



Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Erzurum’da okul açılışını okulun öğrencileriyle birlikte yaptı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Hatay Akenerji’nin Erzin GES’i devreye girdi Akenerji’nin 904 MW’lik Erzin Doğal Gaz Kombine Çevrim Santrali, 7.79 MW’lik Erzin GES’in faaliyete geçmesiyle hibrit tesise dönüştü. Türkiye’nin köklü sanayi gruplarından Akkök Holding ve Çek enerji şirketi CEZ’in eşit katılımlı stratejik ortaklığı Akenerji, Hatay’da bulunan Erzin Doğal Gaz Kombine Çevrim Santrali (Erzin DGKÇ) bünyesinde hayata geçirdiği Güneş Enerjisi Santrali (GES) yatırımını tamamladı. Bakanlık kabulü bugün gerçekleştirilen Erzin GES, faaliyete geçti. 7.79 MW kurulu güce sahip Erzin GES ile birlikte Akenerji’nin 904 MW’lık Erzin DGKÇ Santrali hibrit üretim yapısına kavuştu. Santralde üretilen güneş enerjisinin öncelikli olarak tesisin iç tüketimini karşılamak için kullanılması hedefleniyor. Mühendislik, tedarik, kurulum ve devreye alma süreçleri EPC (anahtar teslim) modeliyle tamamlanan projeyle Erzin tesisi, mevcut üretim altyapısını yenilenebilir enerjiye entegre ederek düşük karbonlu üretim hedefleri doğrultusunda önemli bir adım daha attı. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Akenerji Genel Müdürü Hakan Yıldırım, "Erzin GES’in Bakanlık kabulünü tamamlayarak devreye alınması, Akenerji’nin dengeli üretim portföyü ve enerji dönüşümü vizyonu açısından önemli bir kilometre taşı niteliği taşıyor. Doğal gaz santrallerinin arz güvenliği ve sistem dengesi açısından kritik rolünü koruduğu bir dönemde, mevcut altyapımızı yenilenebilir enerjiyle destekleyen hibrit yatırımları stratejik bakımdan değerli buluyoruz" dedi ve sözlerine şöyle devam etti: "Bu proje, hem santral verimliliğini artıran hem de düşük karbonlu üretim hedeflerimizle uyumlu, somut ve rasyonel bir adım. Kısa sürede başarıyla tamamlanan projenin, Akenerji’nin sürdürülebilir büyüme yaklaşımını ve operasyonel yetkinliğini güçlü şekilde yansıttığına inanıyoruz." Erzin GES yatırımıyla birlikte Akenerji; doğal gaz, hidroelektrik ve rüzgârdan oluşan üretim portföyüne güneşi de katarak kaynak çeşitliliğini artırmış oldu.
Düzce Düzce’de su temelli kalkınma ve turizm zirvesi düzenlendi DÜZCE (İHA) – Batı Karadeniz Su Temelli Kalkınma, Turizm ve Strateji Zirvesi’nde, bölgenin su kaynaklarının korunarak kalkınma ve turizm alanında değerlendirilmesine yönelik stratejiler ele alındı. Düzce Belediyesi’nin ev sahipliğinde düzenlenen "Batı Karadeniz Su Temelli Kalkınma, Turizm ve Strateji Zirvesi" geniş katılımla gerçekleştirildi. Zirvede, Batı Karadeniz Bölgesi’nin sahip olduğu su kaynaklarının korunması, sürdürülebilir şekilde kullanılması ve bölgesel kalkınmaya katkı sağlayacak projeler masaya yatırıldı. Düzce Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü, zirvede yaptığı açıklamada bölgenin doğal kaynaklarını koruyarak kalkınma stratejilerinin geliştirilmesinin önemine dikkat çekti. Özlü, akademisyenler ve sektör temsilcileriyle bir araya gelerek Batı Karadeniz’in geleceğine yönelik değerlendirmelerde bulunduklarını ifade etti. Zirveye Kastamonu başta olmak üzere Batı Karadeniz illerinden çok sayıda katılımcı iştirak etti. Batı Karadeniz Federasyonu (BAKFED) üyeleri, akademisyenler ve davetlilerin yer aldığı programda, su kaynaklı turizm potansiyeli, çevresel sürdürülebilirlik, bölgesel kalkınma politikaları ve yeni stratejik hedefler görüşüldü. Program sonunda katılımcılar, bölgenin doğal zenginliklerinin korunarak ekonomik ve turistik değere dönüştürülmesi için ortak çalışma yürütülmesinin önemine vurgu yaptı.
Ankara TBMM’de cinsel taciz davasında 5 sanık hakkında mütalaa açıklandı: 16 yıl 6 aya kadar ceza istendi Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM)’de stajyer öğrencilere cinsel taciz iddiasına ilişkin meclis lokantasında çalışan 4’ü tutuklu 5 sanığın yargılanmasında savcı esasa ilişkin mütalaasını açıkladı. Sanıklar hakkında "sarkıntılık yapmak suretiyle çocuğun cinsel istismarı" ve "çocuğa karşı cinsel taciz" suçlarından 16 yıl 6 aya kadar hapis cezası talep edildi. Ankara 57. Asliye Ceza Mahkemesinde görülen duruşmaya meclis lokantasında çalışan tutuklu sanıklar Halil İlker Güner, Durmuş Uğurlu, İbrahim Beşlioğlu, Recep Seven SEGBİS ile katılırken tutuksuz sanık Ramazan Çetin ve taraf avukatları salonda yer aldı. Dosyada gizlilik kararı olmamasına rağmen basın mensupları ve izleyiciler salona alınmadı. Mahkeme hakimi dava dosyasına bilirkişi raporunun geldiğini ifade ederek tutuksuz sanık Çetin’e söz verdi. Çetin, suçsuz olduğunu dile getirerek, beraatini istedi. SEGBİS üzerinden duruşmaya katılan sanık Beşlioğlu, "İfademi tekrarlıyorum. Ben mesaj atarken stajyer değildi. Ben cinsel amaçlı mesaj atmadım. Muhabbet amaçlı attım. Yaklaşma gibi bir durum söz konusu değil. Tahliyemi talep ediyorum" ifadelerinde bulundu. SEGBİS üzerinden savunma yapan sanık İlker, "Kendisine dokunmadım, temasım olmamıştır. 6 aydan beri cezaevindeyim. Çoluk çocuğum perişan oldu" iddiasında bulundu. Sanık avukatları müvekkillerinin tutukluluktaki sürelerinin göz önünde bulundurularak tahliyelerine karar verilmesini talep etti. Mağdur kız çocukların annelerinden E.D. ve S.U ise şikayetlerinin devam ettiğini belirtti. Sanıklar Recep Seven, İbrahim Beşikçioğlu ve Ramazan Çetin tahliyelerini talep etti. "Tüm sanıklar hakkında 16 yıl 6 aya kadar hapis cezası talep edildi" Esasa ilişkin mütalaasını açıklayan Cumhuriyet Savcısı sanıklar hakkında, "sarkıntılık yapmak suretiyle çocuğun cinsel istismarı" ve "çocuğa karşı cinsel taciz" suçlarından 16 yıl 6 aya kadar hapis cezası talep etti. Ardından ara kararını veren hakim sanıkların mevcut hallerinin devamına hükmederek, mütalaaya karşı taraflara süre verdi. Sonraki duruşma 5 Haziran’a ertelendi.