ASAYİŞ - 08 Şubat 2026 Pazar 08:47

Erzurum’da narkotik operasyona 6 tutuklama

A
A
A
Erzurum’da narkotik operasyona 6 tutuklama

Jandarma ekipleri Erzurum’da narkotik operasyonlarına hız kesmeden devam ediyor.


Erzurum İl Jandarma Komutanlığınca 1-31 Ocak 2026 tarihleri arasında narkotik suçların önlenmesine yönelik sürdürülen çalışmalar kapsamında; 933 gram Sentetik Kannobinoid/ Bonzai maddesi, 248 gram toz esrar, 49 gram Sentetik Kannobinoid/ Bonzai hammaddesi, 23 gram Metamfetamin, 7 adet Lyrca, 3 adet uyuşturucu kullanma aparatı ele geçirildi. Yapılan operasyonlar neticesinde toplam 23 şüpheli şahıs hakkında adli işlem yapılmış, 6 şüpheli çıkarıldığı adli makamlarca tutuklandı.


Konu ile ilgili yapılan açıklamada, "Erzurum İl Jandarma Komutanlığınca narkotik suç olaylarının önlenmesine yönelik yürütülen çalışmalar, vatandaşlarımızdan aldığımız güçle aralıksız olarak sürdürülecektir" denildi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kocaeli Görme engellilerin şehirdeki zorlu mücadelesi saniye saniye görüntülendi Kocaeli’de görme engelli bireyler, aldıkları teorik eğitimi şehir yaşamının karmaşasında uygulamalı olarak test etti. Otobüse binişte düşme tehlikesi yaşayan, yaya geçidinde çalan kornalarla irkilen, zaman zaman yön bulmakta zorlanan ve kaldırımda ağaç diplerine takılan kursiyerlerin, teknolojinin ve duyarlı vatandaşların desteğiyle engelleri aşma çabası saniye saniye kaydedildi. Beyaz bastonuyla uygulamalı eğitime katılan bir kursiyer ise yaşadıklarını, "Kristal bir vazodan alınıp, hayat denilen o verimli toprağa; çamuruyla, tozuyla birlikte atıldık" sözleriyle anlattı. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi bünyesindeki Gonca Engelsiz Yaşam Merkezi kursiyerleri, yüzde 90 görme engelli eğitmenleri Sinan Avcı (27) eşliğinde, ilk kez şehir merkezinde gerçekleştirilen uygulamalı beyaz baston eğitimine katıldı. Yaya geçitleri, toplu taşıma araçları ve alışveriş merkezlerini kapsayan çalışmada, görme engellilerin günlük hayatta karşılaştığı "öngörülemez" engeller yerinde tespit edildi. Kursiyer düşme tehlikesi yaşadı Saha çalışması sırasında İhlas Haber Ajansı (İHA) kamerasına yansıyan görüntülerde, şehir yaşamının görme engelli bireyler için zaman zaman zorlu bir "engel parkuruna" dönüştüğü anlar yer aldı. Kaldırımlarda standart dışı konumlandırılan tabelalar ve ağaç dipleri beyaz bastonlara takılarak yürüyüş güvenliğini tehlikeye atarken, otobüse biniş sırasında araç ile kaldırım arasındaki kot farkı nedeniyle bir kursiyer düşme tehlikesi yaşadı. Buna karşın, doğru uygulamaların hayatı nasıl kolaylaştırdığı da görüldü. Yaya geçitlerindeki sesli ikaz sistemleri ve AVM girişlerindeki hissedilebilir yüzeyler sayesinde güvenli hareket alanı bulan görme engelli bireyler, alışveriş esnasında yapay zeka destekli sesli betimleme uygulamaları ve mağaza personelinin duyarlı yaklaşımıyla, teknolojinin ve insan faktörünün sağladığı konforu deneyimledi. "Bir öğrencim bana ’Korna çaldıklarında geçmeli miyiz hocam?’ diye sormuştu" Eğitmen Sinan Avcı, uygulamalı eğitimin ardından yaptığı açıklamada, sesli sinyalizasyon sistemlerinin önemine değinerek, sürücülerin kararsız davranışlarının görme engelliler için risk oluşturduğunu belirtti. Avcı, "Karşıdan karşıya geçerken sesli ışıklar sayesinde daha rahat hareket edebiliyoruz ancak sürücüler çoğu zaman dikkat etmeyebiliyor. Dikkat etseler bile yanıltıcı davranışlar sergileyebiliyorlar. Örneğin yol kenarında beklerken karşıdan karşıya geçmeye hazırlanıyorum, araç duruyor ama korna çalabiliyor. Bu, görme engelli birey için kafa karıştırıcı olabiliyor. Bir öğrencim bana ’Korna çaldıklarında geçmeli miyiz hocam?’ diye sormuştu. Ben de ’Aracın motor sesinden durduğunu anladıysanız ve kendinizi güvende hissediyorsanız geçebilirsiniz’ demiştim. Bu noktada iletişim çok önemli. Doğru iletişim, doğru aksiyon demektir" dedi. "İyi niyetli davranışlar bazen yanlış yönlendirmelere neden oluyor" Vatandaşların yardım etme isteğinin bazen yanlış yönlendirmelere yol açtığına işaret eden Avcı, toplumsal bilinç vurgusu yaparak, "En çok zorlandığımız konulardan biri de yardım meselesi. İnsanlar iyi niyetle yardım etmek istiyor ama bazen bu yanlış yönlendirmelere neden olabiliyor. Yardımın doğru yolu iletişimden geçer. ’Merhaba, size yardımcı olabilir miyim?’ demek yeterli. İnsanlarımız bu konuda daha bilinçli oldukça her şey daha kolay olacak" diye konuştu. Uygulamalı eğitime ilişkin ise Avcı, "Bugün yaşananların karşılıklı olarak faydalı olduğunu düşünüyorum. Farklı bakış açıları ortaya çıktı. Bu temaslar sürdükçe daha bağımsız bireyler olarak hayatın içinde yer almak mümkün olacak. Erişilebilir ve eşit bir dünya için mücadelemize devam edeceğiz" değerlendirmesinde bulundu. "Kristal bir vazodan hayatın tozuna toprağına karıştık" Merkezde aldıkları teorik eğitimi sokağa taşımanın kendileri için ufuk açıcı olduğunu belirten kursiyer Berat Özekli ise yaşadıkları deneyimi şöyle anlattı: "Gonca Engelsiz Yaşam Kompleksi’nde beyaz baston eğitimi alıyorduk. Duvar takibi, baston hareketleri gibi çalışmalar yapıyorduk. Ancak bugün bir değişiklik oldu ve çok da güzel oldu. Hayatın tam içinde, dışarıda bir eğitim gerçekleştirdik. Işıklardan karşıdan karşıya geçtik, otobüslere bindik, AVM’ye gittik, alışveriş yaptık ve hayatla doğrudan temas ettik. Yani Kristal bir vazodan alınıp, hayat denilen o verimli toprağa; çamuruyla, tozuyla birlikte atılmış olduk. Bu bizim için çok iyi ve öğretici bir deneyim oldu." "Nereden araba çıkacak bilmiyoruz, nereden insan çıkacak bilmiyoruz, nasıl geçileceğini bilmiyoruz" Şehirlerdeki düzensizliğin görme engelliler için büyük bir stres kaynağı olduğunu da vurgulayan Özekli, "Bu süreçte günlük hayatta yaşadığımız zorluklarla da birebir temas ettik. Arabaların kaldırımlara park etmesi, öngörülemezlik en büyük sorunlarımızdan biri. Bir görme engelli için hayatın asgari düzeyde bile olsa öngörülebilir olması gerekir ancak bugün sokaklarda böyle bir durum söz konusu değil. Nereden araba çıkacak bilmiyoruz, nereden insan çıkacak bilmiyoruz, nasıl geçileceğini bilmiyoruz. Bunu her gün, her an yeniden analiz etmek zorundayız. Bu da bir görme engelli için oldukça yıpratıcı bir durum. Öngörülebilirlik noktasında olumlu örnekler de var. Sesli anonslu trafik ışıkları bizim için oldukça faydalı ancak bu sistemlerin her yerde olması gerekiyor ki görme engelliler hayatın her alanında aktif olabilsin" ifadelerini kullandı.
Çanakkale Karabiga’da Yakamoz Otel sıfır maliyetle yenilendi Karabiga Belediyesi’ne ait Yakamoz Otel ve Restoran’da, yeni kiracı tarafından gerçekleştirilen kapsamlı tadilat çalışmaları tamamlandı. Yenilenen tesisi Belediye Başkanı Ahmet Elbi, belediye meclis üyeleriyle birlikte yerinde inceleyerek son durumu değerlendirdi. 1987 yılında Karabiga’da hizmete açılan ve yaklaşık 30 yıl boyunca aynı kiracı tarafından işletilen Yakamoz Otel, Başkan Elbi’nin ikinci döneminde yeniden ihale edilerek yeni müstecir tarafından yenilendi. Karabiga Belediye Başkanı Ahmet Elbi, meclis üyeleriyle birlikte tadilatı tamamlanan Yakamoz Otel’in dönüşüm hikayesini yerinde inceledi. Ziyaret sırasında yapılan açıklamalar, projenin sadece bir inşaat başarısı değil, aynı zamanda bir finansal başarı olduğunu ortaya koydu. Hem belediye kasası korundu hem gelir arttı Yeni kiracı tarafından gerçekleştirilen yatırımla birlikte Yakamoz Otel ve Restoran’ın, Karabiga turizmine önemli katkı sunacak nitelikli bir tesis haline geldiğini ifade eden Başkan Elbi, bu modelin kamu kaynağını koruyan, gelir artıran ve hizmet kalitesini yükselten örnek bir belediyecilik anlayışı olduğuna dikkat çekti. Başkan Elbi, "Bizim anlayışımızda belediyecilik, kamu malına sahip çıkmak, doğru kararlarla şehrin kazancını artırmak ve hizmeti kalıcı hale getirmektir. Bugün Yakamoz Otel’de bunun somut bir örneğini görüyoruz" dedi. Tadilat masrafı işletmeciden, modern tesis Karabiga’dan Otelin kapsamlı tadilat masrafları tamamen tesisi kiralayan yeni işletmeci tarafından karşılandı. Karabiga Belediyesi’nin cebinden bir kuruş çıkmadığını belirten Başkan Elbi, "Belediyemizin bütçesini korumuş olduk. Tadilat için gereken milyonlarca liralık kaynak belediyede kaldı. Düşük kira bedeli yerine, güncel ve yüksek bir gelir modeliyle belediye kasasına giren para miktarı artırıldı. 30 yıllık eski yapı, belediyenin parası yerine müstecir yatırımıyla bölgenin en modern tesisleerinden biri haline geldi" açıklamasında bulundu. "Karabiga kazandı" Başkan Elbi, inceleme sonrası yaptığı değerlendirmede, "Bu sadece bir otel yenileme projesi değil, Karabiga’nın kaynaklarını en akılcı şekilde kullanma vizyonumuzun bir sonucudur. Cebimizden para çıkmadığı gibi, beldemize değer katan, geliri yüksek bir tesis kazandırdık. Ne kadar doğru bir hamle yaptığımız bugün ortaya çıkan muazzam tabloyla tescillenmiş oldu" dedi. Yenilenen Yakamoz Otel ve Restoran’ın, hem Karabiga’nın sosyal yaşamına hem de bölge turizmine canlılık kazandırması bekleniyor.
Kastamonu Hobi olarak başladı, siparişler ülke geneline yayıldı: Selçuklu ve Osmanlı motifli ürünlere yoğun talep Kastamonu’da yaşayan iki çocuk annesi, yıllar önce hobi olarak başladığı ahşap oyma sanatını mesleğe dönüştürdü. El emeği göz nuruyla hazırladığı Selçuklu ve Osmanlı motifli ürünleri Türkiye’nin farklı şehirlerine göndererek aile bütçesine katkı sağlıyor. Kastamonu’da yaşayan 45 yaşındaki iki çocuk annesi Çile Öztürk, 2012 yılında hobi olarak başladığı ahşap oyma sanatını yıllar içinde geliştirerek mesleğe dönüştürdü. Kendisine ait atölyede çalışan Öztürk, hazırladığı ahşap ürünlerde Selçuklu ve Osmanlı motiflerini kullanıyor. Her eserin sabır, emek ve ince işçilikle ortaya çıktığını belirten Öztürk, "Ahşap oyma ruhun elle birlikte çalışmasıdır. El becerisi ister ama en çok da sabır ister. Ahşap oyma insana sabrı öğretir. Her kesik ustalığın izini taşır. Ahşap; sabır ve el becerisinin dansıdır, ağaçtan gelen ilham elde hayat bulur" dedi. Üretim sürecinde en büyük desteği eşinden aldığını belirten Öztürk, oymalı kapı, masa, sehpa ve sandık gibi pek çok ürünü birlikte hazırladıklarını ifade etti. Türkiye’nin dört bir yanına ürün gönderdiklerini anlatan Öztürk, "Eşim kapıların diğer kısımlarını yaparken ben de oymalarını yapıyorum. Mobilyaların oymalarını da yine ben yapıyorum. Bu şekilde birlikte çalışıyoruz" diye konuştu. Başlangıçta yaptığı iş nedeniyle olumsuz tepkiler aldığını söyleyen Çile Öztürk, zamanla bu bakış açısının değiştiğini belirtti. Öztürk, "İlk zamanlarda zor olduğunu söyleyenler vardı. Şimdi ise yaptığım iş nedeniyle takdir görüyorum, teşekkür alıyorum. Bu da beni çok mutlu ediyor" dedi. Ahşap oymaya olan ilgisinin katıldığı fuarlarla arttığını anlatan Öztürk, "Evde yaptığım küçük sandıkları ahşap fuarında sergilemiştim. Çok ilgi gördü ve neredeyse hepsini sattım. O günden sonra bu iş benim için bir meslek oldu. Severek ve isteyerek yaptığım bir iş haline geldi" şeklinde konuştu. Kadınlara da çağrıda bulunan Öztürk, ev hanımlarının kendilerini geliştirmesi gerektiğini belirterek, "Ev hanımlarımıza diyorum ki denesinler, kendilerini geliştirsinler. Kadın isterse başaramayacağı hiçbir iş yoktur. Ahşap oyma benim için bir terapi gibi. Ömrüm yettiği sürece bu sanatı yapmaya devam edeceğim" ifadelerini kullandı.
Antalya Manavgat’ta motorlu bisiklet takla attı: 1’i ağır 2 yaralı Antalya’nın Manavgat ilçesinde seyir halindeki motorlu bisiklet refüj bordürüne çarparak takla attı. Güvenlik kamerasına yansıyan kazada anne ve kızı yaralandı. Kaza; Manavgat ilçesi Milli Egemenlik Mahallesi Sarılar Caddesinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Sarılar istikametinden ilçe merkezine seyir halindeki Nazire B. İ.’in kullandığı 65 ACR 974 plakalı motorlu bisiklet, sokak kesişimine geldiğinde sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybedip refüjde bulunan bordür taşlarına çarpması sonucu devrildi. Kaza yapan anne ve kızının yardımına çevredeki vatandaşlar koşarken durumun 112 Acil Çağrı Merkezu7n bildirilmesi üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Küçük kızın çığlıkları yürek sızlattı Adrese sevk edilen ekiplerin olay yerindeki ilk müdahalesinin ardından motorlu bisiklet sürücüsü Nazire B. İ. ve motorlu bisiklette yolcu olarak bulunan 5 yaşındaki kızı Arya A. İ. Manavgat Devlet Hastanesine kaldırıldı. Sağlık ekiplerinin kazada yaralanan küçük kıza müdahalesi sırasında acı nedeniyle attığı çığlıklar yürek sızlattı. Hayati tehlikesi bulunan anne Nazire B. İ., Manavgat Devlet Hastanesi Yoğun Bakım Ünitesi’nde yer bulunmaması nedeniyle yapılan müdahalenin ardından özel bir hastaneye sevk edildi. Kaza anı güvenlik kamerasında Güvenlik kamerasına saniye saniyesine yansıyan kazada motorlu bisiklet sürücüsü Nazire B. İ.’nin kaldırıma vurduğu görüldü. Kazaya şahit olarak anne ve kızına ilk müdahaleyi yapan bir vatandaş olayı, "Buraya dönecekti vazgeçti, ardından kaldırıma vurdu. Araç kadının üzerindeydi, koştuk hemen üzerinden kaldırdık. Ardından ambulansı aradık" sözleri ile anlattı.
Mersin Toroslar’da kar güzelliği: Çocuğu da yaşlısı da doyasıya eğlendi Yurt genelinde olduğu gibi Mersin’de de son haftalarda yağan kar Toroslar başta olmak üzere yüksek rakımlı bir çok bölgeyi beyaza bürüdü. Toroslardaki kar güzelliği dron ile görüntülenirken, bölgeye çıkan aileler doyasıya eğlendi. Ülke genelinde olduğu gibi Mersin’de de bu yıl kış mevsimi yağışlı geçiyor. Özellikle Aralık ayının son haftasından bu hafta sonuna kadar bir çok ilde olduğu gibi Mersin’de yüksek rakımlar da kar, düşük rakımlar da ise yağmur etkili oldu. Mersin ve ilçe merkezlerine kar yağmaması nedeniyle ise aileler her fırsatta kar keyfi için Toroslar’ ın eteğindeki yaylaların olduğu bölgelere çıktı. Özellikle sıfır rakımdaki Erdemli ilçesine bağlı bin 500’lü rakımlarda yer alan karla kaplı bölgelere giden aileler doğanın keyfini çıkardı. Çocukların yanı sıra yetişkinler ve yaş almışlarda kar da naylon ve kızaklarla kayarak keyif yaptı. Öteyandan tamamen karla kaplı olan Toroslar’ da dron ile görüntülendi. Dağ ve ormanların beyaza bürünmesi izlemesi keyif veren görüntüler ortaya çıkardı. Karda kayarak eğlenen çocuklar, bütün yıl karla oynamanın hayalini kurduklarını ve ailece çok güzel vakit geçirdiklerini söyledi. Vatandaşlardan Celal Döner," Bu kış mevsimi yağışlı geçiyor. Güzel kar yağdı. Erdemli ilçesi de güzel bir yer, kısa sürede kar yağan bölgeye gidebiliyorsunuz. Bizim gibi ailecek gelerek karda eğlenip piknik yapabiliyorsunuz" dedi.
Bursa Sultan Dağları’ndaki kar Eber Gölü ve kiraza umut oldu Afyonkarahisar’ın Çay ilçesinden Konya’nın Akşehir ilçesine ve Isparta’ya kadar uzanan Sultan Dağları’ndaki beyaz örtü, kuraklık nedeniyle kuruma riski bulunan Eber Gölü ve bölgedeki kiraz üreticilerine umut oldu. Efsanelere de konu olan, Yeşilçiftlik beldesi ya da Doğancık köyünden bir gelinin dağa kaçmasından ve orada ölmesinden sonra efsaneleşen 100 kilometre uzunluğundaki Sultan Dağları’nın en yüksek zirvesi 2610 rakımlı olan Gelincik Kaya Tepesi... Bunu 2519 metre rakımlı Toprak Tepe ve 2063 rakımlı Kırkkaya Tepe izliyor. Çay, Sultandağı ve Akşehir ilçeleri boyunca uzanan Sultan Dağları, bu yıl ülkenin birçok bölümünde etkili olan yağıştan nasibini aldı. Son yıllarda rastlanmayan ölçüde karla kaplanan ve beyaz örtüsüyle büyüleyen Sultan Dağları’ndaki yüklü kar, kuraklık nedeniye kuruma riski bulunan Eber Gölü ve bölgedeki kiraz, vişne, elma ve diğer tarım ürünlerini üreten çiftçilere umut oldu. Halen devam eden yağmurların etkisiyle canlanma görülen Eber Gölü’ndeki su miktarının, karların erimesiyle ilkbaharda göle gelecek suyla birlikte daha da artması bekleniyor. Son yıllarda kuraklık nedeniyle kuruma riski taşıyan ve alınan birçok önleme rağmen ciddi bir iyileşme görülmeyen göldeki bu durum, meyve üretimi açısından önem taşıyor. Akşehir ve Eber Gölü havzasında yetiştirilen, onlarca ülkeye ihraç edilen dünyanın en kaliteli kiraz ve vişnesi, bölge tarımı ve ülke ekonomisine büyük katkı sağlıyor. Göllerin yok olması, bölge iklimini bozacağından ve ürün kalitesini etkiyeceğinden özellikle Eber Gölü’nün korunması ve kurtarılması, hem kırsal yaşam, hem çiftçi refahı hem de milyonlarca dolar döviz girdisi sağladığı için ülke ekonomosi açısından büyük önem taşıyor. Bu çerçevede, Eber Gölü’ne gelecek her damlanın büyük önemi varken Sultan Dağları’ndaki kar yükü yüzleri güldürüyor. Bölgede dron çekimleri yapan Ali Çetinkaya da Sultan Dağları’nın zirvesini, karla beyaza bürünen ormanlık alanlarını havadan görüntüledi.