TEKNOLOJİ - 13 Mayıs 2026 Çarşamba 12:36

Erzurum’da Milli Teknoloji Atölyesi’nin temeli atıldı

A
A
A
Erzurum’da Milli Teknoloji Atölyesi’nin temeli atıldı

Atatürk Üniversitesi koordinasyonunda, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ve TÜBİTAK destekleriyle; Erzurum’da bilim, teknoloji, Ar-Ge ve yenilikçilik kültürünün güçlendirilmesi amacıyla hayata geçirilecek Milli Teknoloji Atölyesi’nin temel atma töreni, Ziraat Fakültesi arkası mesire alanında gerçekleştirildi.


Milli Teknoloji Hamlesi vizyonu doğrultusunda kurulacak Milli Teknoloji Atölyeleriyle birlikte gençlerin hayallerini, fikirlerini ve projelerini gerçeğe dönüştürebilecekleri güçlü bir üretim ve gelişim ekosistemi oluşturulmasının hedeflendiği belirtildi. Atatürk Üniversitesi bünyesinde hayata geçirilecek Milli Teknoloji Atölyesi ile teknoloji geliştiren, üreten ve ülkenin yarınlarına yön verecek gençlere önemli imkânlar sunulacağı ifade edildi. Milli Teknoloji Atölyesi’nde bilim ve teknoloji yarışmalarına katılan öğrenci takımlarına makine, teknik altyapı, teçhizat ve sarf malzeme desteği sağlanacağı, aynı zamanda yerli ve milli sanayinin ihtiyaç duyduğu nitelikli insan kaynağının yetişmesine katkı sunulacağı kaydedildi.


"Milli Teknoloji Hamlesi’nin güçlü paydaşlarından biri olmaya devam ediyoruz"


Atatürk Üniversitesinin sahip olduğu bilimsel birikim, araştırma altyapısı ve genç potansiyeliyle Milli Teknoloji Hamlesi’nin güçlü paydaşlarından biri olmaya devam ettiğini ifade eden Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu, "Yaklaşık 550 metrekare kullanım alanına sahip olacak Milli Teknoloji Atölyesi; üniversitemiz, Kuzeydoğu Anadolu Kalkınma Ajansı ve TÜBİTAK tarafından sağlanan toplam 65 milyon TL’lik makine, teçhizat ve sarf malzeme desteği ile çok paydaşlı bir finansman modeli çerçevesinde yürütülmektedir. Bu yönüyle proje, üniversite, kamu kurumları ve bölgesel kalkınma aktörleri arasında iş birliğini güçlendiren stratejik bir yatırım niteliği de taşımaktadır. Atatürk Üniversitesi, 1957 yılında Doğu Anadolu’nun ilim meşalesi olarak kurulurken yalnızca bir eğitim kurumu olmayı değil; bulunduğu coğrafyanın kalkınmasına yön veren, bilgi üreten, medeniyet tasavvurunu geleceğe taşıyan bir merkez olmayı hedeflemiştir. Ancak biz biliyoruz ki; köklü olmak geçmişle övünmek değil, geleceği inşa edecek iradeyi taşıyabilmektir. İşte bu nedenle bugün temelini attığımız Milli Teknoloji Atölyesini yalnızca fiziksel bir yapı olarak değerlendirmiyoruz. Burayı; fikirlerin projeye, projelerin teknolojiye, teknolojinin ise milli güce dönüştüğü bir üretim üssü olarak görüyoruz. Çünkü artık çağımızda güçlü devlet olmanın yolu; bilgiyi tüketen değil üreten, teknolojiyi ithal eden değil geliştiren, geleceği takip eden değil geleceğe yön veren bir anlayıştan geçmektedir" dedi.


"Bilimsel üretkenliğimiz her geçen yıl artıyor"


Üniversitenin bilimsel üretkenliğini her geçen yıl artırdığını belirten Hacımüftüoğlu, "Bilimsel üretkenliğini her geçen yıl artıran üniversitemiz, bu yıl patent başvurularında devlet üniversiteleri arasında 2’nci, uluslararası patent başvurularında ise 1’inci sırada yer alarak önemli bir başarı göstermiştir. 2025 verilerine göre, sağlık odaklı yapay zekâ teknolojileri alanında ise Türkiye genelinde en fazla patent alan ilk 10 kurum arasında yer alarak bu alandaki rekabetçi gücünü ortaya koymuştur. Dünya Üniversiteleri Sıralamasında 800 bandında yer alan, Dünya Asya Üniversiteleri sıralamasında ise ilk 300 arasına giren, yapay zekâ destekli ilaç geliştirmeden biyoteknolojiye, Doğu Anadolu Yüksek Teknoloji Uygulama ve Araştırma Merkezinden uluslararası akademik iş birliklerine uzanan bir üniversiteden bahsediyoruz. Bu güç; sadece bir geçmişin şanı değil, geleceğe yürüyüşümüzün güvencesidir. Dördüncü Sanayi Devrimi olarak tanımladığımız bu çağda, yapay zekâdan biyoteknolojiye, uzaydan yenilenebilir enerjiye uzanan alanlarda nitelikli insan kaynağı yetiştiren ve teknoloji altyapısı inşa eden ülkeler dünyayı şekillendiriyor. Bilimi ihmal eden, teknolojik dönüşüme seyirci kalan toplumların hem ekonomik güçlerini hem de medeniyet iddialarını yitirdiğini tarih defalarca göstermiştir. Türkiye, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde bu sürecin aktif bir parçası hâline gelmiştir. AR-GE harcamalarını 1,2 milyar dolardan 20 milyar dolara taşıyan, AR-GE personel sayısını 29 binden 310 binin üzerine çıkaran bir ülkeyiz artık. Milli Teknoloji Hamlesi, yalnızca bir sanayi politikası değil; bir medeniyet projesidir. 81 ilde 100 Milli Teknoloji Atölyesi hedefiyle yürütülen bu seferberlik, gençlerimizin teorik bilgiyi somut ürünlere, fikirleri geleceğin teknolojilerine dönüştürebileceği mekânların tüm Türkiye’ye yayılması demektir" diye konuştu.


"Öğrencilerimiz, hayallerini burada somuta dönüştüreceklerdir"


Atatürk Üniversitesi olarak gençlerin bilimle buluşmasına önem veren bir anlayışla çalışmalarını sürdürdüklerini ifade eden Hacımüftüoğlu, "DAYTAM, İlaç, Aşı ve Biyoteknoloji Enstitüsü, Erzurum Bilim Merkezi ile kurduğumuz iş birliklerimiz, her yıl yüzlerce öğrencimizin katıldığı TEKNOFEST’teki başarılarımız bunun somut kanıtlarıdır. Şimdi bu atölye; o köklü altyapımıza, gençlerimizin ellerinin toprağa dokunan, devre tasarlayan, prototip üreten, düşüncelerini maddeye dönüştüren yeni bir boyut ekleyecektir. Bu atölyede lise öğrencisinden doktora araştırmacısına kadar geniş bir kitleye; CNC tezgâhından 3 boyutlu yazıcılara, elektronik lehimlemeden metroloji araçlarına kadar tasarım ve üretim altyapısı açık olacaktır. Ulusal ve uluslararası bilim ve teknoloji yarışmalarına hazırlanan öğrencilerimiz, hayallerini burada somuta dönüştüreceklerdir" ifadelerini kullandı.


Törende Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen ve Erzurum Valisi Aydın Baruş da birer konuşma yaptı. Program, İl Müftüsü Yaşar Çapçı tarafından yapılan duanın ardından temel atılmasıyla sona erdi.


Törene konuşmacıların yanı sıra Erzurum Cumhuriyet Başsavcısı Adem Aydemir, Bölge Adliye Mahkemesi Başsavcısı Ünal Bingül, Yakutiye Belediye Başkanı Mahmut Uçar, İl Emniyet Müdürü Onur Karaburun, İl Jandarma Komutanı Kıdemli Albay Hakan Uğurlu, KUDAKA Genel Sekreteri Oktay Güven, kurum müdürleri, akademisyenler, davetliler ve vatandaşlar katıldı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Van Prof. Dr. Çelik: "Obezite artık kozmetik bir sorun değil kronik bir hastalıktır" Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Sebahattin Çelik, obezitenin artık estetik bir sorun olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, bu durumun çağın en korkutucu salgını haline geldiğini söyledi. Avrupa Obezite Günü dolayısıyla dünya genelinde ve Türkiye’de artış gösteren kilo problemleri, modern toplumların en büyük sağlık tehditlerinden biri olarak kabul ediliyor. Sadece fiziksel değil, psikososyal etkileriyle de bireylerin yaşam kalitesini düşüren obezite, küresel ölçekte bir pandemi halini alırken, uzmanlar bu durumun kronik bir hastalık olarak ele alınması gerektiği uyarısında bulunuyor. Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesinde yaklaşık 7 yıldır faaliyette olan Van Obezite Merkezi, bölgedeki obezite ile mücadelede lokomotif rolü üstleniyor. Günümüze kadar 2 binden fazla danışanın sağlık hizmeti aldığı merkezde, başvuranların yüzde 60’ı başarılı bir şekilde kilo vermeyi başardı. Merkezde takip edilen hastaların 200’ü ise cerrahi yöntemlerle tedavi edilerek sağlığına kavuştu. "Obezite, sadece biyolojik nedenlerle açıklanacak bir durum değil" İHA muhabirine konuşan Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Sebahattin Çelik, günümüzde obezitenin ciddi bir salgın halini aldığını belirtti. Prof. Dr. Çelik, "Günümüzde, çağımızın en önemli salgınlarından biri obezitedir. Obezite artık estetik ya da kozmetik bir sorun olarak algılanmıyor, algılanmamalıdır da. Halen estetik amaçlarla obezite tedavisine başvuran ya da bu şekilde düşünen insanlar var; ancak bu kesinlikle yanlıştır. Çünkü obezite; kanserden şeker hastalığına, tansiyona kadar birçok hastalığın ana nedenlerinden biri olarak kabul ediliyor. Ayrıca obezite, sadece biyolojik nedenlerle açıklanacak bir durum da değildir; psikolojik ve sosyolojik yönleri olan, ’multifaktöriyel’ dediğimiz bir hastalık olarak kabul edilmektedir. Dolayısıyla bu, sadece şu ilaçla ya da şu ameliyatla düzelecek biyolojik bir problem değildir; psikolojiyi ve sosyal desteği de gerektiren, birçok bölümü ilgilendiren bir hastalıktır. Bu nedenle obeziteyle mücadele de birçok alanı kapsamaktadır" dedi. "Bu bir suçluluk durumu değil, bir hastalıktır" Eskiden insanların açlıktan vefat ettiğini günümüzde ise aşırı kilodan dolayı sağlığını kaybedenlerin sayısının daha fazla olduğuna dikkat çeken Çelik, "Bunları, obezitenin ne kadar ciddi bir problem haline geldiğini vurgulamak için söylüyorum. Öte yandan, obez popülasyondaki insanları suçlamamamız gerekiyor. Bu bir suçluluk durumu değil, bir hastalıktır. Dolayısıyla hastalıkla daha akılcı yöntemlerle mücadele etmemiz gerekmektedir. Sağlık Bakanlığı verilerine göre Türkiye genelinde obezite oranı yüzde 30-31 civarında gözüküyor. Van ilimizde de maalesef obezite yüksek oranda seyrediyor. Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesinde, İl Sağlık Müdürlüğümüzün de katkılarıyla 2019 yılında kurduğumuz Obezite Merkezimiz, şu anda 2 bine yakın danışanıyla aktif hizmet vermeye devam ediyor. Buraya gelen danışanlarımızın çok başarılı bir şekilde tedavi olduklarını ve verilerimize göre ciddi kilo kaybı sağladıklarını biliyoruz" diye konuştu. Obezitenin çok inatçı bir hastalık olduğunu, kilo verdikten sonra tekrar kilo almalarının mümkün olduğunu hatırlatan Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü: "Kilo verip tekrar geri almak, hastaların yüzde 60’ında izlediğimiz bir durumdur. Ameliyat ettiğimiz hastalarda bile 2-3 yıl sonra bir kısmının geri kilo aldığını görüyoruz. Bu durum şunu gösteriyor: Obezite sadece mideyi küçülterek, bir hap alarak ya da bir iğne yaparak çözülecek bir konu değildir. Bu bir kozmetik sorun değil; şeker hastalığı gibi ömür boyu mücadele gerektiren kronik bir sağlık sorunudur. Şayet iyi donanımlı bir merkezde takip edilirse, hastaların tekrar kilo alma oranı azalacaktır."
Artvin Dereye düşen çocuğu kurtaran vatandaşlar yaşanan can pazarını anlattılar: "Hiç tereddüt etmedik" Artvin’in Borçka ilçesinde düştüğü derede akıntıya kapılan 11 yaşındaki çocuğu vatandaşlar, saniyelerle yarışarak kurtardı. Yaklaşık 10 metre yükseklikteki duvardan halatla dere yatağına inen vatandaşlar, hiç düşünmeden suya atladıklarını belirterek, "Yapılması gerekeni yaptık" dediler. Olay, dün Borçka ilçesine bağlı Aksu Mahallesi’nde meydana geldi. Dere kenarında bulunduğu sırada dengesini kaybederek suya düşen 11 yaşındaki E.Y., kuvvetli akıntıya kapıldı. Çocuğun suda sürüklendiğini gören vatandaşlar durumu 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bildirirken, bazı vatandaşlar da hiç düşünmeden dere yatağına indi. Yaklaşık 10 metre yüksekliğindeki istinat duvarından halat yardımıyla aşağı inen vatandaşlar, akıntıda sürüklenen çocuğu sudan çıkardı. İlk müdahalesi olay yerinde yapılan çocuk, daha sonra sağlık ekiplerine teslim edildi. Çocuğu kurtarmak için suya giren ve dalgıç olduğu öğrenilen Kemal Ateş, yaşananları anlattı. Ateş, "Kızımı kursa bırakmıştım. Mahalleden geçerken insanların koştuğunu ve ambulans seslerini duyunca hemen durdum. Bir çocuğun dereye düştüğünü söylediler. Hemen köprünün alt tarafına yöneldim ama göremedim. Sonra karşı tarafa geçince yüzüstü yatan çocuğu fark ettim. Yapılması gereken belliydi, hiç düşünmeden suya girdik. İlk yardım müdahalesine başladık. Sağlık ekiplerinin yönlendirmesi çok faydalı oldu. Suni teneffüsten sonra tepki vermesi hepimize umut oldu" dedi. Kurtarma anında dere yatağına inen Okan Solmaz ise, "Dükkânda çalışıyordum. Bir anda bağırış sesleri gelmeye başladı. Annem ’Çocuk düştü’ deyince hemen olay yerine koştuk. Kalabalığı görünce ilk anda çocuğu göremedik. Eniştemiz dalgıçtı, o suya atlayıp çocuğu çıkardı. Sonrasında kalp masajı yaptı. Biz de yukarıdan ip sarkıttık. Ben yüzme bilmediğim halde aşağıya indim, çünkü kimse inmiyordu. O an hiç tereddüt etmedik. Yapılması gereken neyse onu yaptık" diye konuştu. Vatandaşlar ve olay yerine gelen itfaiye ekiplerinin ortak çalışmasıyla sedyeyle yukarı çıkarılan küçük çocuk, yapılan ilk müdahalenin ardından hastaneye kaldırıldı. İlk olarak Borçka Devlet Hastanesi’ne götürülen E.Y., ardından Hopa Devlet Hastanesi’ne sevk edildi. Küçük çocuğun daha kapsamlı tedavi için Trabzon Kaşüstü Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne sevk edildiği öğrenildi. Öte yandan, küçük çocuğun dereye düşmeden kısa süre önce arkadaşlarıyla top oynadığı anların komşuları tarafından cep telefonu kamerasıyla görüntülendiği ortaya çıktı.
Antalya Büyükşehir Belediyesinin erişilebilirlik belgesi 38’e çıktı Antalya Büyükşehir Belediyesi, engelli bireylerin rahat, bağımsız ve güvenli ulaşabilmesi amacıyla başlattığı erişilebilirlik çalışmaları kapsamında Büyükşehir Belediyesi 11 ’Erişilebilirlik Sertifikası’ daha almaya hak kazandı. Büyükşehir Belediyesine ait kamu binaları, işletmeler ve tramvayların erişilebilirlik belgesi sayısı 38’e çıktı. 10-16 Mayıs Engelliler Haftası kapsamında Antalya Valiliği, Antalya Büyükşehir Belediyesi ve Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü iş birliğiyle düzenlenen 3’üncü "AntFest Engelli, Aile, Toplum ve Gençlik Festivali" Antalya Sahil Yaşam Parkı’nda gerçekleştirildi. AntFest etkinlikleri kapsamında, Antalya’da engelli ve yaşlı bireylerin kurumlara rahat, bağımsız ve güvenli ulaşabilmesi amacıyla Aile ve Sosyal Hizmetler Antalya İl Müdürlüğü tarafından yapılan denetimler sonrasında ’Erişilebilirlik Belgesi’ almaya hak kazanan kamu kurumlarına sertifikaları verildi. Kentte erişilebilirlik alanında önemli çalışmalar yürüten Antalya Büyükşehir Belediyesi, toplu taşıma araçları ve raylı sistem projeleriyle şehri daha erişilebilir hale getirirken, bünyesinde bulunan tramvaylar da erişilebilirlik belgesi almaya hak kazandı. Büyükşehir Belediyesine ait kamu binaları ve işletmelerinin erişilebilirlik belgesi sayıyı 38’e çıktı. "Erişilebilirlik çalışmaları sürecek" Antalya Valisi Hulusi Şahin, Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Çiğdem Hacıoğlu ve Ulaşım A.Ş. Genel Müdürü Melih Dipova’ya ’Erişilebilirlik Sertifikası’nı verirken, Büyükşehir Belediyesine AntFest’e katkılarından dolayı teşekkür etti. Genel Sekreter Yardımcısı Çiğdem Hacıoğlu ise, erişilebilirlik alanında yaptıkları çalışmalara devam edeceklerini ve çalışmaları tüm kent genelinde sürdüreceklerini kaydetti. ANTFEST etkinlikleri gün boyu sürdü Sertifika töreninden sonra ise Vali Hulusi Şahin, Genel Sekreter Yardımcısı Çiğdem Hacıoğlu ve beraberindeki heyet ile birlikte AntFest alanını gezdi. Festivalde özel bireyler şiirler okuyup şarkılar seslendirdi. Halk oyunları gösterileri, dans ve ritim performansları ve türküler ile engelli bireyler gün boyu eğlenceli bir zaman geçirdi. Etkinliğe Antalya Valisi Hulusi Şahin, Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Çiğdem Hacıoğlu, kamu kurum temsilcileri ve engelli bireyler ile aileleri katıldı.
Balıkesir Burhaniye’de Pazarlama Projelerinin Sürdürülebilirliği konferansı gerçekleştirildi. Burhaniye ilçesinde, Uygulamalı Bilimler Fakültesinde Pazarlama Projelerinin Sürdürülebilirliği konferansı gerçekleştirildi. Konferansta konuşmacı olarak yer alan Burhaniye Uygulamalı Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Volkan Özbek, işletmelerin kurumsal itibarlarını güçlendirmede amaç odaklı pazarlama stratejilerinin önemine değindi. Konferans Salonundaki sunumda, bu yaklaşımın temel olarak ürün veya hizmet satışından elde edilen gelirin belirli bir oranının sosyal sorumluluk faaliyetlerine aktarılması anlayışına dayandığı ifade edildi. Ayrıca bu alanda faaliyet gösteren çeşitli firmalardan örnek uygulamalar paylaşıldı. Programda, farklı afet dönemlerinde yürütülen yardım ve farkındalık kampanyaları, pazarlama iletişimi kanalları aracılığıyla topluma duyurulan sosyal sorumluluk projeleri, duygusal bağ kurmayı hedefleyen reklam çalışmaları ile hayırseverlik temelli uygulamalar ele alındı. Bu örneklerin hem Türkiye’den hem de dünyadan seçilerek aktarılması, öğrencilerin konuyu çok boyutlu değerlendirmesine katkı sağladığı kaydedildi. Anlatım boyunca, kullanılan görsel materyaller ve örnek vaka paylaşımları, konuların daha anlaşılır ve somut hale gelmesini sağladı. Katılımcılar, sunulan örnekler üzerinden değerlendirmeler yapma imkânı bulurken, programın sonlarında gerçekleştirilen soru-cevap bölümü ile etkileşim artırıldı. Etkinlik sonunda Burhaniye Uygulamalı Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. M. Oğuzhan İlban, özellikle dünyada giderek artan kurumsal sosyal sorumluluk ve amaç odaklı pazarlama uygulamalarının fark oluşturduğunu ifade etti. Konuşmacı Prof. Dr. Volkan Özbek teşekkür belgesi takdim etti.