SPOR - 03 Şubat 2026 Salı 11:42

Satrançta Elazığ gururu: Türkiye şampiyonu ve milli davetler

A
A
A
Satrançta Elazığ gururu: Türkiye şampiyonu ve milli davetler

Satranç Şampiyonası’na katılan Elazığlı sporcular, önemli dereceler elde ederek milli davet aldı.



Türkiye Satranç Federasyonu’nun faaliyet programında yer alan Türkiye Küçükler ve Yıldızlar Satranç Şampiyonası, 24-31 Ocak 2026 tarihleri arasında Antalya’da gerçekleştirildi. Türkiye’nin dört bir yanından 2 bin 884 sporcunun katılım sağladığı dev organizasyonda Elazığlı sporcular elde ettikleri derecelerle büyük takdir topladı. Elazığ’ı temsilen şampiyonaya 29 sporcu katılırken, genç satranççılar ulusal çapta önemli başarılara imza atarak hem ilimizi hem de ülkemizi gururlandırdı.



Elazığ Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada; "Türkiye Küçükler ve Yıldızlar Satranç Şampiyonası’nda ilimizi başarıyla temsil eden, Türkiye Şampiyonluğu başta olmak üzere önemli dereceler elde ederek milli takıma seçilen tüm sporcularımızı, antrenörlerimizi ve ailelerini tebrik ediyoruz. Elazığ olarak spora ve sporcuya verdiğimiz desteğin meyvelerini ulusal arenada almaktan büyük gurur duyuyoruz. Sporcularımızın uluslararası platformlarda da ülkemizi en iyi şekilde temsil edeceklerine inanıyoruz" ifadeleri kullanıldı.



Satrançta Elazığ gururu: Türkiye şampiyonu ve milli davetler

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Adıyaman Deprem sonrası Adıyaman’da eğitim altyapısı güçlendi 6 Şubat depremlerinde yüzlerce dersliğin kaybedildiği Adıyaman’da yürütülen yeni okul yapımları ve güçlendirme çalışmalarıyla eğitim altyapısı yeniden ayağa kaldırılırken, kent genelinde derslik sayısı deprem öncesine göre 624 artış gösterdi. Adıyaman’da 6 Şubat depremlerinde 16 okul yıkılırken, 7 okul acil yıkılacak durumda olduğu için, 56 okul da ağır hasarlı olduğu için yıkıldı. Adıyaman’da çoğunluğu okul olmak üzere pansiyon, spor salonu, öğretmenevlerinin de içinde bulunduğu 56 bina orta ve az hasarlı olduğu için güçlendirilmeye başlandı. Yapılan çalışmalarla ilgili bilgi veren İl Milli Eğitim Müdürü Ali Tosun, "Asrın felaketinin yaşandığı depremlerin üçüncü seneyi devriyesi için hazırlıklar yapılıyor, anma törenleri planlanıyor. Biz de eğitim camiası olarak asrın felaketinde 6 bin 247 dersliğimizden 930 dersliğimizi kaybetmiştik. Bunun yerine 104 yeni, 21 de güçlendirilmiş okul olmak üzere toplam 125 okulumuzu eğitim öğretim hizmetine sunduk. Çocuklarımız daha dirençli, daha güvenli okullarda eğitim öğretimlerine devam ediyorlar. Bugün itibariyle 6 bin 870 derslikle eğitim öğretimimize devam ediyoruz. Deprem öncesine göre 624 derslik fazlamız var. Allah devletimize, milletimize zeval vermesin. Güçlü bir ülkenin vatandaşı olma gururunu hep beraber yaşıyoruz. Millet, devlet milletle el ele vererek şu anda okullarımızın deprem öncesine göre çok daha iyi bir noktaya gelmesinin haklı gururunu ve mutluluğunu yaşıyoruz" diye konuştu.
Samsun Dünya Sulak Alanlar Günü’ne OMÜ’den bilimsel katkı: Kızılırmak Deltası kitapla anlatıldı Türkiye’nin en önemli sulak alanlarından biri olan Kızılırmak Deltası, Dünya Sulak Alanlar Günü’nde yayımlanan kapsamlı bir bilimsel eserle mercek altına alındı. Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) öğretim üyeleri Prof. Dr. Cevdet Yılmaz ve Prof. Dr. Ali Kemal Ayan’ın editörlüğünü yaptığı "Kızılırmak Deltası-Doğa ve İnsan" adlı kitap, 25 bilim insanının katkısıyla 15 bölümden oluşuyor. Sulak alanlar ve yayınladıkları kitap hakkında bilgi veren OMÜ Eğitim Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Cevdet Yılmaz, "Her yıl 2 Şubat’ta kutlanan Dünya Sulak Alanlar Günü, dünyadaki göller, sulak alanlar ve sucul ortamlara dikkat çekmek adına biz bilim insanları için önemli bir fırsattır. Sulak Alan kavramı; nehirler, göller, bataklıklar, sazlıklar, geçici su birikintileri, turbalıklar ve bataklıklar gibi habitatları kapsar. Sulak alanlar yeryüzündeki en hassas ekosistemlerin başında gelir. Biyolojik çeşitliliğin sürdürülmesinde, suyun doğal filtrelemesinde, yeraltı suyu rezervlerinin dengelenmesinde ve özellikle kuşlar başta olmak üzere canlılar için yaşam alanı olarak hayati rol oynarlar. Bu kadar önemli ve hassas ekosistemler olmalarına karşılık sulak alanların da karşı karşıya olduğu birçok problem vardır. Bunların başında tarım arazisine dönüştürmek için kurutma, hızlı kentleşmeye bağlı olarak iskâna açma, altyapı projeleri sonucu atıklarla kirletilmeleri gelir. Günümüzde en önemli tehdit ise iklim değişimi sonucu gerçekleşmekte olan kuraklık tehdididir. Sulak alanların uluslararası düzeyde tanınması ve korunması yolunda atılan en önemli adım, 1971’de İran’ın Ramsar kentinde imzalanan Ramsar Sözleşmesi’dir. Türkiye, 1994’te bu sözleşmeye taraf olmuş ve hâlihazırda 14’ü Ramsar Alanı statüsünde olmak üzere ülkemizde yaklaşık 136 sulak alanı koruma altına almıştır" dedi. "Türkiye’deki en önemli Ramsar alan Kızılırmak Deltası" Türkiye’de yer alan en önemli Ramsar alanın Kızılırmak Deltası olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Cevdet Yılmaz, "Kızılırmak Deltası aynı zamanda UNESCO Dünya Doğal Miras Alanları listesine girmek için aday bir sahadır. Bizler 25 bilim insanı olarak 15 Bölümde Kızılırmak Deltası’nı en kapsamlı şekilde araştırarak bu eseri meydana getirdik. Kitap Ondokuz Mayıs Üniversitemiz tarafından yayınlanmış güzel bir tevafuk olarak da bugün yani 2 Şubat Dünya Sulak Alanlar Günü’nde üniversitemiz kütüphane görevlileri aracılığıyla matbaadan elimize ulaşmış bulunmaktadır. Emeği geçen herkese teşekkür ediyor, kitabın Samsun’a ve bilim camiasına hayırlı olmasını diliyoruz. Bu kitap UNESCO Dünya Miras Listesi’ne aday olan Kızılrmak Deltası ile ilgili olarak bugüne kadar yayınlanan en kapsamlı çalışmalardan biri olup, Kızılırmak Deltası’nın UNESCO adaylık sürecine güçlü bir katkı sunacağına inanıyoruz" diye konuştu. "Araştırmacılara, karar vericilere ve doğa dostlarına yol gösterici olmasını temenni ediyoruz" Kitabın diğer editörü ve aynı zamanda bölüm yazarlarından biri olan OMÜ Ziraat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Ali Kemal Ayan da kitapla ilgili olarak, "2 Şubat Dünya Sulak Alanlar Günü vesilesiyle Ondokuz Mayıs Üniversitemizin 177. yayını olarak yayımlanan bu eser, bilim camiasına nitelikli bir kaynak sunmanın yanı sıra, sulak alanların korunmasına yönelik farkındalığın artmasına da katkı sağlamayı amaçlamaktadır. Doğa ile insan arasındaki hassas dengeyi merkeze alan bu çalışma, gelecek kuşaklara aktarılması gereken ortak bir mirasın bilimsel belgesi niteliğindedir. Bu eserin, Kızılırmak Deltası başta olmak üzere tüm sulak alanların korunması ve sürdürülebilir yönetimi konusunda araştırmacılara, karar vericilere ve doğa dostlarına yol gösterici olmasını temenni ediyor; hazırlanmasında emeği geçen tüm bölüm yazarı hocalarımıza ve katkı sağlayıcılara teşekkür ediyoruz" ifadelerini kullandı.
Antalya Antalya’da karlı dağların gölgesinde deniz keyfi Antalya’da yaklaşık 10 gündür devam eden şiddetli yağış ve fırtına yerini güneşli havaya bırakırken, günlerdir evlerine kapanan Antalyalılar soluğu Konyaaltı Sahili’nde aldı. Vatandaşlar turkuaz rengi deniz ve karlı dağ manzarası eşliğinde güneşli havanın tadını çıkardı. Turizm kenti Antalya’da yaklaşık 10 gündür devam eden şiddetli yağış ve fırtınanın ardından kent sakinleri güneşli bir güne uyandı. Yağmur ve şiddetli rüzgar nedeniyle günlerdir evlerinden dışarı çıkamayan Antalyalılar dünyaca ünlü Konyaaltı Sahili’ne gelerek güneşli havanın tadını çıkardı. Bazı vatandaşlar aileleri ve sevdikleri ile birlikte sahilde kahvaltı yapmayı tercih ederken, kimileri de karlı dağların manzarası eşliğinde sahilde oturdu. Yabancı turistler ise 18 derece civarında ölçüler hava sıcaklığı ile kış mevsiminin ortası olmasına rağmen turkuaz rengine bürünen denize girmeyi tercih ettiler. "Antalya’nın gerçek yüzü bu" Hafta içi olmasına rağmen vatandaşların akın ettiği Konyaaltı Sahili’nde güneşli havayı eşi ile birlikte kahvaltı yaparak değerlendiren Esin Altıner, "İstanbul’dan geliyoruz, ama 5-6 aydır Antalya’da kalıyoruz. Haftalardır evdeydik, dışarı bile çıkamıyorduk. AVM’lere bile giderken korkuyorduk. Şimdi hava çok güzel, eşimle birlikte kahvaltı yapmak için geldik. İnşallah böyle devam eder, Antalya bu şekilde güzel. Antalya’nın gerçek yüzü bu bence, inşallah yağışlar diner" dedi. Kahvaltılarını yapmak için sahile geldiler Güneşli havayı fırsat bilen bazı vatandaşlar karla kaplı dağ manzarası ve Konyaaltı Sahilini fotoğraflamayı ihmal etmedi. Günler süren yağışlı havanın ardından güneşin açmasını memnuniyet ile karşıladığını söyleyen Enes Esin, "Günlerdir hava yağışlı ve rüzgarlıydı. Antalya’nın her yerini su bastı. Günler süren bu sıkıntıdan kurtulduk ve güneş açtı. Bizde kahvaltımızı sahilde yapmak için geldik. Herkesi sahile bekliyoruz" ifadelerini kullandı. Fırtınanın ardından ellerinde dedektörlerle sahile gelen bazı vatandaşlar ise yaz aylarında denize düşürülen ve dalgaların sahile vurduğu kıymetli eşyaları aradı.