EKONOMİ
Savaşlar yatırımları Türkiye’ye çevirdi 14 Mart 2026 Cumartesi - 10:40:20 Son beş yıldır Türkiye etrafında savaşların yaşandığı bir süreçten geçildiğini belirten Gayrimenkul Uzmanı Özkan Aydemir, Rusya-Ukrayna savaşıyla başlayıp, şimdi de İran, Amerika ve İsrail arasında devam eden savaşla birlikte Türkiye’nin yatırımcılar için güvenlik bir liman olduğunu söyledi. İran, İsrail ve Amerika arasında yaşanan savaş, Türkiye’nin Orta Doğu’da yaşananlara rağmen ne kadar güvenli olduğunu bir kez daha gösterdiğini belirten Elfi Gayrimenkul Yönetim Kurulu Başkanı Özkan Aydemir, "Çünkü geçmişte Rusya-Ukrayna savaşı sırasında da o ülkelerin vatandaşlarının ülkemize yatırım yaptığını ve Türkiye’yi güvenli liman olarak seçtiğini gördük. Türkiye’de yabancılara yapılan konut satışlarında en çok yatırım yapan ülkelerden ikisi Rusya ve Ukrayna olmuştu. Şimdi ise İran’daki savaşın etkisiyle, oradaki vatandaşların da Türkiye’yi güvenli bir liman olarak görmeye başladığı düşünülmektedir. Bu durum, yatırımların Türkiye’ye kaymasına neden olacaktır" dedi. Türkiye’den 2025 yılında yurt dışına oldukça fazla yatırım çıkışı olduğunu hatırlatan Aydemir, "Resmî rakamlara göre bu tutar 3 milyar doların üzerine çıktı. Özellikle Dubai, Kıbrıs ve bazı ülkelerde gayrimenkul yatırımı yapan çok sayıda vatandaşımız vardı. Ancak yaklaşık 12-13 gündür devam eden bu savaş, Türkiye’nin ne kadar güvenli bir liman olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Nasıl ki Rusya-Ukrayna savaşında o ülkelerin vatandaşları Antalya ve İstanbul’a gelip yatırım yaparak buralara yerleştilerse, aynı şekilde İran vatandaşlarının da ülkemize gelmesi sektörümüz açısından yabancıya satışta parlak bir yılın habercisi olabilir" diye konuştu. Son zamanlarda vatandaşların ’Yurt dışına yatırım yaptık, bu yatırımlarımız ne olacak?’ diye serzenişlerinin olduğunu belirten Özkan, "Dubai’de yaşanan belirsizlikler, Kıbrıs’ın özellikle Güney tarafındaki sorunlar ve savaşın nereye evrileceğinin bilinmemesi, yatırım yapan vatandaşlarımızı endişelendirmektedir. Ancak yine ifade etmek isterim ki ülkemiz bu konuda birçok ülkenin önündedir. Türkiye, yatırım açısından güvenli bir limandır. Bu nedenle yatırımcılarımızın tekrar kendi ülkelerine dönerek yatırımlarını Türkiye’de değerlendirmelerini tavsiye ediyorum" dedi.
14 Mart 2026 Cumartesi - 10:10 Limonda hasat sonu: Kadınların yoğun mesaisi sürüyor Türkiye’nin limon deposu Mersin’in Erdemli ilçesinde hasat sonuna yaklaşılırken, yüzde 70’ini kadınların oluşturduğu ayrıştırma ve paketleme tesislerinde mesailer yoğunlaştı. Türkiye’de yaş sebze ve meyve üretiminde önemli bir yere sahip Mersin’de limon hasadının sonuna gelindi. Limon deposu olarak bilinen Erdemli ilçesinde hem hasatta hem de tesislerdeki ayrıştırma ve paketleme de binlerce tarım işçisi çalışıyor. Eylül ayı ile birlikte hasadın başladığı bölgede Mart ayında sezon bitme aşamasına geliyor. Toplanan limonlar iç ve dış piyasaya satılırken, önemli bir bölümü de yazın tüketilmek için soğuk hava depolarına alınıyor. Binlerce ailenin ekmek yediği limonun yetiştirilmesinden, hasadına, ayrıştırmasından paketlemesine kadar ki bölümde çalışanların yüzde 70’ini ise kadınlar oluşturuyor.Geçen yıl sezonda bahçede kilogramı 5 ile 10 TL olan limon, bu sene 35 ile 50 TL arasında alıcı buldu. "Bir çok ülkeye ihraç ediliyor" Limon deposu Mersin’de hasat sonuna geldiklerini belirten üretici esnaflardan Murat Topal, son hasatların yapıldığını ancak tesislerde yoğun mesainin sürdüğünü söyledi. Topal," Hasat edilen depoya alınan ürünler tesiste tek tek ayrıştırılıp başta yurt içinde İstanbul’dan Diyarbakır’a Van’dan Ankara’ya kadar yurdun her yerine gönderiliyor.Bunun yanı sıra Balkanlar’dan Rusya’ya ve Orta Doğu‘ya bir çok ülkeye ihraç ediliyor" dedi. Bölgede yaklaşık 1 milyon ton limon üretimi yapıldığına dikkat çeken Topal, Mersin’in Türkiye’de limon üretiminde birinci sırada yer aldığının altını çizdi. Kadınların üretimdeki önemine de vurgu yapan Topal," Limon üretiminde dalından sofraya kadar olan süreçte kadınlar yoğun mesai harcıyor. Narenciye paketleme fabrikalarında çalışan ve istihdam ettiğimiz personelin yüzde 70’i kadınlardan oluşuyor" diyerek sözlerini tamamladı. Limon hasadı yapan kadınlar, artık son bahçelere girdiklerini yaklaşık 10-15 gün daha kesim işleri yapacaklarını söyledi. Limon ayrıştırma ve paketleme de çalışan kadınlarda, bölgedeki her evden bir kadının mutlaka üretimde yer aldığını söyledi. Kadınlar," Ailemizi, çocuklarımızı geçindirmek kolay değil. Kadınlar olarak üretimde yer alıp çalışıyoruz" ifadelerini kullandı.
Heimtextil 2026 değerlendirme toplantısı DSO ev sahipliğinde gerçekleştirildi
12 Şubat 2026 Perşembe - 15:06 Heimtextil 2026 değerlendirme toplantısı DSO ev sahipliğinde gerçekleştirildi Heimtextil 2026 Değerlendirme Toplantısı, Denizli Sanayi Odası (DSO) ev sahipliği ve Denizli İhracatçılar Birliği (DENİB) iş birliği ile fuara katılan sanayicilerin katılımlarıyla M. Feridun Alpat Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. DSO Yönetim Kurulu Başkanı Selim Kasapoğlu ve DENİB Başkanı Hüseyin Memişoğlu’nun öncülüğünde düzenlenen ev tekstil sektörünün en önemli uluslararası buluşmalarından biri olan ve Denizli’den 57 firmanın katıldığı Heimtextil 2026 Fuarı’nın ardından gerçekleştirilen toplantıda, fuara ilişkin durumları paylaşılırken sektörün mevcut durumu ve geleceğine yönelik önemli değerlendirmeler yapıldı. "2026’nın 2025’ten daha kötü olmasını beklemiyoruz" Toplantının açılışında konuşan Başkan Kasapoğlu, 2025 yılının sektör açısından son yılların en zorlu dönemlerinden biri olduğunu belirterek, "Veriler de sahadaki gözlemlerimiz de 2025’in sektörel anlamda en kötü yıl olduğunu gösteriyor. Ancak 2026’nın daha kötü olmayacağı yönünde bir beklentimiz var. İSO Satın Alma Yöneticileri Endeksi (PMI) tekstil verisinin 31 ay sonra yeniden 50 eşik değerinin üzerine çıkmasını da sektörün dayanıklılığı açısından umut verici bir gelişme olarak görüyoruz" dedi. Uygulanan dezenflasyon politikalarının özellikle emek yoğun sektörleri etkilediğini vurgulayan Başkan Selim Kasapoğlu, tekstil ve hazır giyimin bu süreçten en fazla etkilenen alanların başında geldiğini ifade etti. Buna rağmen Denizli’nin, diğer illere kıyasla daha dirençli bir performans sergilediğini belirten Kasapoğlu, "Takipteki alacaklar ve karşılıksız çekler açısından Türkiye ortalamasının altındayız. Bu tablo, firmalarımızın güçlü yapısını ortaya koyuyor" değerlendirmesinde bulundu. Toplantıda istihdam verilerine de değinen Başkan Kasapoğlu, Denizli’de toplam istihdamda yatay bir seyir görülse de imalat sanayinde ve özellikle tekstil sektöründe son üç yıllık dönemde ciddi kayıplar yaşandığını belirtti. Son yıllarda tekstil ve hazır giyim sektöründe hem Denizli’de hem de Türkiye genelinde önemli ölçüde istihdam daralması yaşandığını ve kadın istihdamındaki düşüşün de dikkat çekici boyutta olduğunu vurgulayarak bu düşüşün sadece ekonomik değil, sosyal açıdan da endişe verici olduğunu aktardı. Dünya tekstil ve hazır giyim ticaretindeki büyümeye dikkat çeken Kasapoğlu, "Dünya tekstil ihracatı artarken, Türkiye’nin gerilemesi rekabet gücümüz açısından önemli bir uyarı niteliğinde. Üretim maliyetlerimizin yükselmesi nedeniyle fiyat rekabetinde zorlanıyoruz. Türkiye üretim anlamında pahalı bir ülke haline geldi" dedi. Öte yandan, dünya genelinde tekstil imalatının 2024 yılında yüzde 2 artmasının ardından 2025 yılında yüzde 6 artış göstermesinin sektörün küresel potansiyelini ortaya koyduğu belirtilerek, Türkiye’nin bu büyümeden daha güçlü pay alabilmesi için yapısal adımların atılması gerektiği ifade edildi. Sektörün ayakta kalabilmesi için istihdam ve ihracat desteklerinin artırılması gerektiğini belirten Kasapoğlu, 2026 yılında tüm firmaları kapsayacak şekilde istihdam desteğinin yükseltileceğini, Oda olarak ilgili Bakanlıklar ve kurumlar nezdinde girişimlerin sürdüğünü ifade etti. Avrupa pazarındaki rekabetin arttığına dikkat çeken Kasapoğlu, firmaların alternatif pazarlara yönelmesinin önemine değindi. Amerika’nın dünyanın en büyük ithalatçılarından biri olduğunu hatırlatan Kasapoğlu, Denizli ihracatında da ABD’nin üst sıralarda yer aldığını belirterek, Amerika pazarında daha etkin olunması için sektör olarak stratejik adımlar atılması gerektiğini vurguladı. Hüseyin Memişoğlu: "2026’nın ikinci yarısında daha dengeli bir süreç bekliyoruz" DENİB Başkanı Hüseyin Memişoğlu ise 2025 yılının finansmana erişim zorlukları, küresel ekonomik şartlar ve ABD’nin uyguladığı ilave tarifeler nedeniyle sektör açısından oldukça zorlu geçtiğini belirtti. 2026’da dengelerin daha yerine oturmasını temenni ettiklerini ifade eden Memişoğlu, yılın ilk yarısında temkinli bir sürecin devam edeceğini, ikinci yarıda ise enflasyondaki gelişmelere bağlı olarak daha öngörülebilir ve istikrarlı bir tablo oluşmasının beklendiğini dile getirdi. Fuara katılan firma sayısının korunmasının önemine dikkat çeken Başkan Memişoğlu, Heimtextil için önemli bir bütçe ayrıldığını ve devlet desteklerinden azami ölçüde yararlanılması gerektiğini vurgulayarak, 2026’nın sektör adına daha olumlu bir yıl olması temennisinde bulundu. Heimtextil 2026’ya katılan sanayicilerden fuar değerlendirmesi Heimtextil 2026 Fuarı’nın genel olarak nitelikli görüşmeler açısından verimli geçtiğini ifade eden sektör temsilcileri, ziyaretçi sayısında sınırlı bir düşüş gözlemlense de görüşmelerin kalitesinin arttığını dile getirdi. İstanbul’daki fuarların son yıllarda güç kazandığına da dikkat çekilen toplantıda, Türkiye’nin fuarcılıkta daha güçlü bir konuma gelmesi için yeni ve büyük ölçekli fuar alanlarına ihtiyaç olduğu vurgulandı. Toplantının sonunda Başkan Kasapoğlu, sektör temsilcilerinin talep ve önerilerinin ilgili platformlarda dile getirilmeye devam edeceğini belirterek, "Zor bir dönemden geçiyoruz ancak birlikte hareket ederek bu süreci aşacağımıza inanıyoruz" ifadelerini kullandı.
Başkan Sütcü "AOSB tek yürek"
12 Şubat 2026 Perşembe - 14:37 Başkan Sütcü "AOSB tek yürek" Adana Hacı Sabancı Organize Sanayi Bölgesi (AOSB) Yönetim Kurulu Başkanı Bekir Sütcü, genel kurulun yüzde 93,5 gibi rekor bir katılım oranıyla gerçekleştiğine değinerek bunun AOSB’nin birlik ruhunu ortaya koyduğunu söyledi. Sütçü, AOSB 20. Olağan Genel Kurul Toplantısı’nın ardından sanayicilere teşekkür mesajı yayımladı. Sütcü, mesajında, genel kurulun yüzde 93,5 gibi rekor bir katılım oranıyla gerçekleştiğini hatırlatarak bunun AOSB’nin birlik ruhunu ortaya koyduğunu söyledi. Sütcü, "Bu muazzam katılım seviyesi, AOSB’nin sadece bir sanayi bölgesi değil; ortak akıl ve dayanışma ile yönetilen dev bir aile olduğunu bir kez daha kanıtlamıştır" dedi. 4 yıllık dönem için görev yapacak arkadaşların seçildiğini belirten Sütcü, "Şahsıma ve arkadaşlarımıza gösterdiğiniz sarsılmaz güven için her birinize en içten şükranlarımı sunuyorum. Bu seçim sonucu bizim için sadece bir görev yetkisi değil; omuzlarımızda taşıdığımız, sorumluluğu yüksek ve bir o kadar da onurlu bir emanettir. Bugün AOSB güçlü ise bu, her bir sanayicimizin emeği, alın teri ve kararlı duruşu sayesindedir. Seçim süreci geride kalmıştır, şimdi tek hedefimiz birlikte üretmek ve ortak geleceğimizi inşa etmektir" dedi. Sütcü, "Bizim lügatimizde ‘öteki’ yoktur; sadece ‘biz’ ve ‘AOSB’ vardır" diyerek sandığa yansıyan her fikrin yeni dönemin yol haritasının temel taşı olacağını vurguladı. Yeni dönemdeki yönetim anlayışına değinen Sütcü, ihtiyaçlara hızlı, bürokrasiden uzak ve sonuç odaklı çözümler sunmaya devam edeceklerini belirtti. Seçim sürecinde paylaşılan tüm projelerin hayata geçirileceğine değinen Sütcü," Seçim süresince sizlerle paylaştığımız projeleri birer birer hayata geçireceğiz. Evimizden daha çok vakit geçirdiğimiz OSB’mizin kurumsal yapısını güçlendirmek ve marka değeri yüksek bir sanayi ekosistemi oluşturmak temel önceliğimiz olacaktır. Yeni dönemin bölgemize, şehrimize ve ülkemize hayırlı olmasını temenni ediyorum. Birliğimiz daim, yolumuz açık olsun" diyerek sözlerini tamamladı.
Başkent’te moda günleri başladı
12 Şubat 2026 Perşembe - 14:36 Başkent’te moda günleri başladı Ankara Ticaret Odası (ATO) Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, ATO’nun da katkılarıyla 4’üncü kez kapılarını açan ‘Ankara Hazır Giyim ve Moda Günleri-Ankara Capıtal Of Fashıon (COF26)’nın açılış programında konuştu. ATO Başkanı Baran, ATO’nun da katkılarıyla, Ankara Giyim Sanayicileri Derneği (AGSD) öncülüğünde ATO Congresium’da dördüncü kez kapılarını açan ‘Ankara Hazır Giyim ve Moda Günleri- Capital of Fashion- COF’26’nin açılış programına katılarak bir konuşma yaptı. Hazır giyim, tekstil ve moda sektörünün önde gelen markalarını Başkent’te buluşturan etkinliğin açılış programında, Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Faruk Köylüoğlu ile Ankara Giyim Sanayicileri Derneği Başkanı aynı zamanda ATO’nun 2 No’lu Konfeksiyon, Hazır Giyim, Triko Meslek Komitesi Meclis Üyesi Hayati Akbaba da konuşma gerçekleştirdi. "Yurt dışına çıkış, uzun vadede ciddi riskleri beraberinde getiriyor" Baran, son dönemde küresel rekabet, artan maliyetler ve finansmana erişimde yaşanan zorluklar nedeniyle, özellikle hazır giyim ve tekstil sektörünün üretimini yurt dışına kaydırdığına dikkati çekerek, "Bu süreçte bazı firmalar, maliyet avantajı nedeniyle üretimlerini yurt dışına taşımayı tercih etti. Yurt dışına çıkış, her ne kadar kısa vadede maliyet avantajı gibi görünse de uzun vadede ciddi riskleri beraberinde getiriyor. Üretim süreçlerinin kontrolünün zorlaşması, kalite standartlarının sürdürülebilirliği, teslim sürelerinde yaşanabilecek aksaklıklar, tedarik zincirinin kırılganlaşması, bu risklerin başında geliyor. Öte yandan içerde de istihdam ve üretim gücü olumsuz etkileniyor" diye konuştu. Türkiye’de üretimine devam eden firmaların, ülke ekonomisine sağladığı katkıya da değinen Baran, "Tüm zorluklara rağmen ülkemizde üretimine devam eden çok sayıda firmamız var. Bu firmalar, istihdama, ihracata ve ülkemizin sanayi altyapısına katkı sağlıyor. Sergiledikleri kararlılık, sektörümüzün geleceği açısından son derece kıymetli" dedi. "20 bin firmamızın Mısır’da 4 miyar dolarlık yatırımı var" Baran, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ziyareti kapsamında Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği organizasyonu ile Mısır’da bulunduklarını kaydederek, "Yaklaşık 20 bin firmamızın Mısır’da 4 miyar dolarlık yatırımı var. Ancak şimdilerde de Mısır’dan Tunus’a doğru bir yatırım kayması olduğunun haberlerini alıyoruz" şeklinde konuştu. ATO Başkanı Baran hazır giyim ve moda sektörünün ekonomideki önemine dikkati çekerek, "Hazır giyim ve moda; yüksek katma değer üreten, istihdam sağlayan, ihracat gücü yüksek ve ülke ekonomimizin lokomotif sektörlerinden biri durumunda" ifadelerini kullandı. Baran, sektörün tasarımdan üretime, markalaşmadan perakendeye uzanan geniş yapısıyla yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda kültürel ve sosyal bir değer de ürettiğini de kaydetti. "Küresel rekabette önemli bir avantaja sahibiz" Türkiye’nin hazır giyim ve tekstilde dünyanın önde gelen üretim merkezlerinden biri durumunda olduğunu vurgulayan Baran, "Hızlı teslimat kabiliyeti, kaliteli üretim altyapısı, nitelikli iş gücü ve güçlü tedarik zinciriyle küresel rekabette önemli bir avantaja sahibiz. Ankara da bu güçlü yapının önemli merkezlerinden biri" açıklamasında bulundu. Ankara’nın bu birikiminin yüzyıllar öncesinde Ankara keçisinin tiftiğiyle dokunan sof kumaşına dayandığını belirten Baran, sof kumaşının o dönemde çok sayıda ülkeye ihraç edildiğini ve kent ekonomisini ayakta tutan bir öneme sahip olduğunu dile getirdi. Baran, Cumhuriyet ile birlikte Ankara’nın modernleşmenin olduğu kadar hazır giyim ve modanın da vitrini olmaya devam ettiğini belirterek, "Başkentimiz bugün de üretim kapasitesi, girişimcilik kültürü ve yetişmiş insan kaynağıyla sektörümüze ciddi katkı sunuyor" dedi. Etkinliğin sektör temsilcilerini bir araya getiren, yeni iş birliklerine zemin hazırlayan ve yerli markaların görünürlüğünü artıran önemli bir organizasyon olduğunu ifade eden Baran, dijitalleşme, sürdürülebilirlik, yeşil üretim, markalaşma ve ihracat odaklı büyüme başlıkları açısından bu tür buluşmaları önemsediklerini söyledi. Konuşmasında markalaşmanın önemine de değinen Baran, Ankara Ticaret Odası tarafından beşincisi düzenlenecek ‘Uluslararası Ankara Marka Buluşmaları’nın 24-25 Nisan tarihlerinde ATO Congresium’da gerçekleştirileceğini belirterek, sektör temsilcilerini etkinliğe davet etti. Programda ATO Meclis Başkanı Mustafa Deryal, Gürcistan’ın Ankara Büyükelçisi Archil Kalandia, ATO’nun 2 No’lu Konfeksiyon, Hazır Giyim, Triko Meslek Komitesi ile 17 No’lu Tekstil, Tuhafiye, Mefruşat Meslek Komitesi üyeleri, Ankara Giyim Sanayicileri Derneği üyeleri ve sektör temsilcileri yer aldı. Açılış programının ardından ATO Başkanı Baran, stantları ziyaret etti. Programda ayrıca Ankara Olgunlaşma Enstitüsü tarafından ‘Renk Renk Anadolu Koleksiyonu’ defilesi de gerçekleştirildi. 11 Şubat’ta kapılarını açan etkinlik 13 Şubat’a kadar ATO Congresium’da devam edecek.
Mikro ölçekli işletmelere yönelik ’Pera’ uygulaması kullanıma sunuldu
12 Şubat 2026 Perşembe - 14:08 Mikro ölçekli işletmelere yönelik ’Pera’ uygulaması kullanıma sunuldu Logo Yazılım, perakende sektöründe faaliyet gösteren mikro ölçekli işletmelere yönelik geliştirdiği Pera’yı kullanıma sundu. Yüz yüze satışın yanı sıra e-ticaretin de tek uygulama üzerinden yönetilmesini sağlayan uygulama; kullanıcı dostu arayüzüyle stok takibi, ödeme ve raporlama işlemlerini kolaylaştırıyor. Yerli iş yazılımı şirketi Logo Yazılım, perakende sektörüne yönelik geliştirdiği bulut tabanlı yeni uygulaması Pera ile mikro ölçekli işletmelerin hayatını kolaylaştırıyor. Yapılan açıklamaya göre, kullanıcı dostu arayüze sahip uygulama, yüz yüze hızlı satış ve e-ticaret işlemlerinin tek uygulama üzerinden yönetilmesine olanak sağlıyor. Vergi mevzuatına tam uyumlu uygulama; mikro işletmelerin güncel fiyat takibi yapabilmesi, kişiselleştirilmiş raporlara ulaşabilmesi ve yaygın Ödeme Kaydedici Cihazlar (ÖKC) ile entegre şekilde çalışabilmesini sağlıyor. 7 milyondan fazla hazır barkodlu ürün ve yapay zekâ ürün görselleştirilmesi gibi özelliklerle müşteri deneyimini farklılaştırıyor. ’’Perakendede dijitalleşmeyi daha geniş bir tabana yayacak uygulama’’ Türkiye’nin dijitalleşme yolculuğundaki rollerini vurgulayan Logo Grup CEO’su M. Buğra Koyuncu, ’’Mikro ölçekli işletmelerin dijitalleşmesi, yalnızca işletmelerin rekabet gücünü artırmakla kalmıyor; aynı zamanda ekonomimizin sürdürülebilir büyümesi ve dinamizminin korunması açısından da kritik bir rol üstleniyor. Bu nedenle Türkiye’nin en büyük yerli iş yazılımı şirketi olarak dijitalleşmeyi geniş bir tabana yaymak için yeni bir uygulamayı daha hayata geçirmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Bugüne dek ağırlıklı olarak büyük ölçekli perakende şirketleriyle edindiğimiz derin sektörel deneyimi, doğrudan mikro işletmeler için geliştirdiğimiz Pera’ya taşıdık" dedi. İşlemler sadeleşiyor, verimlilik artıyor Logo Grup Büyüme Projeleri Direktörü Okan Şafak ise, "Bulut tabanlı Pera, omnichannel satış senaryolarına uyumlu yapısı ve kişiselleştirilmiş müşteri deneyimi özellikleriyle, işletmelerin hem verimliliğini hem de hizmet kalitesini artıracak. İşletmelerin tüm operasyonel işlemlerini tek bir uygulama üzerinden yönetebilmesine olanak tanıyarak operasyonel sadelik ve verimlilik sağlıyoruz. Mobil cihazlar ve kasa ekranları üzerinden erişim sunan uygulama, satışa dair tüm raporları otomatik olarak oluşturuyor. Uygulama ayrıca, işletmelerin kullandıkları e-ticaret sistemleriyle de entegre çalışabiliyor. On binlerce ürün, dakikalar içerisinde uygulamaya yüklenip satışa başlanabiliyor" ifadelerini kullandı. İşletmelerin operasyonel iş yükü azalıyor, müşteri ilişkileri güçleniyor Açıklamaya göre, yeni uygulama işletmelerin satışlarını, siparişlerini ve analizlerini takip etmelerine olanak tanıyarak analizler ve raporlama araçları aracılığıyla performanslarını ölçmelerine yardımcı oluyor. Mikro ölçekli işletmeler, dijitalleşme yolunda güvenli bir adım atma imkânına sahip oluyor. İşletmeye zaman kazandırırken müşteri ilişkilerini güçlendiriyor. Market, şarküteri, kırtasiye, petshop, butik, self servis kafe gibi tek ya da birkaç şubeli işletmelerin günlük iş yükünü azaltıyor. Yüz yüze ve e-ticaret satış senaryolarına uyumlu olan uygulama, ayrıca etkinlik, stant, festival gibi geçici satış noktalarında da mobil özelliği ile kullanım kolaylığı sağlıyor.
Tarım Kredi KOOP marketlerde donuk kıyma Ramazan boyunca indirimli fiyatla satılacak
12 Şubat 2026 Perşembe - 14:06 Tarım Kredi KOOP marketlerde donuk kıyma Ramazan boyunca indirimli fiyatla satılacak Tarım Kredi KOOP marketlerde Ramazan ayı boyunca donuk kıymanın sabit ve indirimli fiyatla satılacağını duyuran KOOP Market Genel Müdürü Orhan Kozan, "Ramazan ayı boyunca sabit fiyatla 500 gram ve 1 kiloluk ürünler 485 lira kilogram fiyatıyla tüketicilerimizin beğenisine sunulacak" dedi. Tarım Kredi KOOP Market, donuk kıyma ürünüyle perakende sektöründe güçlü bir konum hedefliyor. Avrupa Birliği ülkelerinde yaygın olarak tercih edilen donuk et ürünleri, sağlıklı, kullanışlı ve uzun raf ömrüne sahip yapısıyla öne çıkıyor. KOOP Market’te yer alacak donuk kıyma ürünü, Et ve Süt Kurumu’nun yüksek hijyen ve kalite standartlarına sahip tesislerinde üretiliyor. Soğuk zincir korunarak tüketiciye ulaştırılan ürünler, gıda güvenliği ve sürdürülebilirlik açısından önemli bir alternatif sunuyor. Uygun fiyatlarla tüketiciye sunulacak ürünler, 14 Şubat Cumartesi günü itibarıyla Türkiye genelindeki tüm KOOP marketlerde satışa sunulacak. Tarım Kredi’nin kendi tesislerinde ürettiği Tarım Kredi 400 gram donuk kıyma ile Et ve Süt Kurumu iş birliğiyle temin edilen 500 gram ve 1 kilogramlık donuk kıyma ürünleri, Ramazan ayı sonuna kadar indirimli ve sabit fiyatlarla KOOP Market’te tüketiciyle buluşacak. "Ramazan ayı boyunca sabit fiyatla 500 gram ve 1 kiloluk ürünler 485 lira kilogram fiyatıyla tüketicilerimizin beğenisine sunulacak" KOOP Market Genel Müdürü Orhan Kozan yaptığı açıklamada, "Tüketicilerimizden yoğun gelen talep üzerine daha önce kısıtlı sayıda yaptığımız, sattığımız donuk kıyma ürününü 14 Şubat Cumartesi’den itibaren Et ve Süt Kurumu iş birliğiyle tüm yurt genelindeki KOOP marketlerde satmaya başlayacağız. Ramazan ayı boyunca sabit fiyatla 500 gram ve 1 kiloluk ürünler 485 lira kilogram fiyatıyla tüketicilerimizin beğenisine sunulacak" diye konuştu. "Sektörde de hem gıda toptancıları hem gıda perakendecileri fiyat sabitlemesi yaptılar" Ürünlerin Et ve Süt Kurumu’nun denetiminde marketlere ulaştırıldığını aktaran Kozan, "Ramazan ayı boyunca kampanyalarımız, Ramazan kampanyalarımız devam edecek. Sektörde de hem gıda toptancıları hem gıda perakendecileri fiyat sabitlemesi yaptılar. Biz de daha önceki yıllarda bunu açıklamıştık. Çok beğeniyoruz. Bu konseptin devam etmesini de destekliyoruz. Ramazan boyunca tüketicilerimizin bütçesini rahatlatacak gerek yağ, gerek süt, gerek bakliyat ürünlerinde kampanyalarla da tüketicilerimizin beğenilerini kazanacağımızı düşünüyoruz" ifadelerini kullandı. Kozan, vatandaşlardan bu kampanyaların yoğun ilgi gördüğünü dile getirerek, ürünlerin kullanımının kolay ve raf ömrünün uzun olduğunu ifade etti.
Tunceli’ye IPARD projeleri ve kırsal kalkınma yatırımları kapsamında 273 milyon TL dev hibe
12 Şubat 2026 Perşembe - 13:48 Tunceli’ye IPARD projeleri ve kırsal kalkınma yatırımları kapsamında 273 milyon TL dev hibe Tunceli’de IPARD projeleri kapsamında 2025 yılında tamamlanan ve onaylanan projelerin toplam yatırım tutarı 119 milyon 54 bin 594 TL’ye ulaşırken, kırsal kalkınma yatırımları kapsamında desteklenen 48 projenin toplam proje tutarı ise 273 milyon 75 bin 703 TL olarak gerçekleşti. Tunceli’de 2025 yılı, kırsal kalkınma ve üretim yatırımları açısından yüksek bütçeli projelerin hayata geçirildiği bir yıl oldu. IPARD projeleri kapsamında 2025 yılında tamamlanan ve onaylanan projelerin toplam yatırım tutarı 119 milyon 54 bin 594 TL’ye ulaşırken, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından yürütülen kırsal kalkınma yatırımları kapsamında desteklenen 48 projenin toplam proje tutarı ise 273 milyon 75 bin 703 TL olarak gerçekleşti. Böylece 2025 yılı içerisinde Tunceli’de IPARD ve kırsal kalkınma yatırımları kapsamında hayata geçirilen projelerin toplam yatırım büyüklüğü 392 milyon 130 bin 297 TL’ye ulaştı. Tunceli Valisi Şefik Aygöl, açıklamalarında bu yatırımların üretim, istihdam ve sürdürülebilir kalkınma hedefleri doğrultusunda önem taşıdığını vurguladı. "İlimizde ekonomik, altyapı ve bireysel sulama yatırımları alanında çok önemli projeler hayata geçirilmiştir" Tunceli Valisi Şefik Aygöl, yürütülen çalışmaların il ekonomisine sürdürülebilir ve katma değerli bir yapı kazandırmayı hedeflediğini belirtti. Vali Aygöl, "Sanayi Ve Teknoloji Bakanlığımızın SOGEP ve teknik destek programları kapsamında, Fırat Kalkınma Ajansı aracılığıyla sunulan kırsal kalkınma öncelikli 4 projeden daha önce bahsetmiştik. Yine bu kapsamda, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu Bölge Koordinatörlüğüne bağlı olarak 2024 yılında kurulan Tunceli irtibat ofisimiz, Avrupa Birliği ve IPARD fonlarını etkin bir şekilde kullandırarak ilimizin kalkınmasına güçlü katkılar sunmaktadır. TKDK İl Koordinatörlüğümüz yatırımcılarımıza KDV muafiyetli olmak üzere yüzde 50 ile yüzde 70 arasında hibe desteği sağlamaktadır. Bu kapsamda 2025 yılında et işleme, unlu mamuller ve arıcılık yatırımlarından oluşan 8 IPARD projesi tamamlanmış ve toplam yatırım tutarı 38 milyon 428 bin 594 TL olan bu projelere 20 milyon 676 bin 822 TL hibe ödemesi yapılmıştır. Bunun yanı sıra, bu yıl için ahşap işleme, kırsal restoran, tıbbi aromatik bitki yetiştiriciliği ve GES yatırımlarını kapsayan 7 işletmemizin IPARD projesi onaylanmıştır. Yatırımların toplam tutarı 80 milyon 626 bin TL olup bu projelere 77 milyon 97 bin 822 TL hibe ödemesi yapılacaktır. Böylece bugüne kadar Tunceli’ye kazandırılan toplam 15 IPARD projesinin yatırım tutarı 119 milyon 54 bin 594 TL’ye ulaşmıştır. TKDK proje desteği başvuruları bitmedi. Süt ve et ürünlerinin işlenmesi ve pazarlanmasına yönelik yatırımlar için başvurular 20 Şubat 2026 tarihine kadar kabul edilmeye devam edecektir. İl Tarım Müdürlüğümüzce Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı kapsamında ilimizde ekonomik, altyapı ve bireysel sulama yatırımları alanında çok önemli projeler hayata geçirilmiştir" şeklinde konuştu. Vali Şefik Aygöl, "Sadece 2025 yılı genelinde Kırsal Kalkınma Yatırımları kapsamında toplam 48 proje desteklenmiştir. Başvurusu kabul edilen toplam proje tutarı 273 milyon 75 bin 703 TL olup, bu tutarın yüzde 50’sine karşılık gelen 136 milyon 537 bin 851 TL hibe olarak üreticilerimize sağlanmıştır. 2025 yılında bir önceki döneme göre yüzde 100 proje artışı sağlanmış olması, kırsal kalkınmaya verdiğimiz önemin ve üreticilerimizin programa gösterdiği yoğun ilginin en somut göstergesi olmuştur. Kırsal kalkınma yatırımlarımız önümüzdeki 3 ay içinde yeniden alımlar başlayacaktır. Tüm bu çalışmalarımızda temel amacımız, Tunceli’yi sadece bugünün değil, yarının da güçlü, sürdürülebilir ve katma değeri yüksek bir ekonomik yapıya kavuşturmaktır. Nitelikli yatırımın, nitelikli üretimin ve nitelikli istihdamın her zaman önceliğimiz olduğu bu yolda, ‘yerinde yatırım, yerinde üretim, yerinde istihdam’ olmaya devam edecektir" dedi.
CW Enerji’den tekstil firmasıyla temiz enerji atağı
12 Şubat 2026 Perşembe - 13:36 CW Enerji’den tekstil firmasıyla temiz enerji atağı CW Enerji, bir tekstil firmasıyla toplam 10 bin 627,501 kWp gücündeki arazi tipi güneş enerjisi santrali (GES) projelerine imzasını atıyor. CW Enerji, sürdürülebilir gelecek için attığı adımlara bir yenisini daha ekledi. Firma, bir tekstil firması ile toplamda 10 bin 627,501 kWp gücündeki arazi GES’lere imzasını atıyor. Konu hakkında açıklamalarda bulunan CW Enerji CEO’su Volkan Yılmaz, dünyada özelikle son yıllarda temiz enerji kaynaklarına yönelimin hız kesmeden arttığına dikkat çekti. Yenilenebilir enerji yatırımlarının yalnızca çevresel sorumluluk değil, aynı zamanda ekonomik kalkınma açısından da stratejik bir unsur haline geldiğini ifade eden Yılmaz, "Bu süreçte güneş enerjisi, yüksek potansiyeli ve sürdürülebilir yapısıyla enerji dönüşümünün merkezinde yer alıyor. Güneş enerji santralleri, karbon emisyonlarının azaltılmasına katkı sağlarken enerji arzının sürekliliğini ve güvenliğini de destekliyor. Türkiye’de de güneş enerjisine olan ilgi her geçen gün artıyor. CW Enerji olarak biz de sürekli gelişen yatırımlarımız ve hayata geçirdiğimiz projelerle ülkemizin temiz ve sürdürülebilir enerji hedeflerine kararlılıkla katkı sunmaya devam ediyoruz" dedi. "7 milyon 715 bin 055 kg karbondioksit salınımını önleyecek" Bugüne kadar farklı sektörlerde faaliyet gösteren birçok firma ile birbirinden güzel anlaşmalar yaptıklarını dile getiren Yılmaz, her bir anlaşma ile sektöre önemli bir katkıda bulunduklarını kaydetti. Yılmaz, bu çerçevede Marsala Dokuma Boya Sanayi ve Ticaret A.Ş. ile arazi tipi güneş enerjisi santrali kurulumu için anlaşma sağladıklarını belirterek, "Firma için Eskişehir ve Bilecik illerinde toplamda 10 bin 627,501 kWp gücündeki arazi GES’leri hayata geçireceğiz. Projenin ilk fazı olan Eskişehir arazi GES projesini 2025 yılı içerisinde tamamladık ve teslim ettik. Bilecik arazi GES projemiz de 2026 yılında teslim edilecek. Gerçekleştirilen proje ile tekstil firması yılda yaklaşık bin 165 adet ağacın atmosferden uzaklaştırdığı miktara eşit olan 7 milyon 715 bin 55 kg karbondioksit salınımını önleyecek. Projede enerji nakil hattı yatırımcı tarafından yapılacak" şeklinde konuştu. "Proje Türkiye’nin enerji dönüşümü açısından büyük önem taşıyor" Yılmaz, geliştirdikleri güneş panellerinin ileri teknoloji, yerli üretim gücü ve çevreye duyarlı tasarımıyla fark oluşturduğunu ifade ederek, "Güneş panellerimiz uzun ömürlü performansı sayesinde yatırımcıya güven verirken, temiz enerji üretimine de maksimum katkı sağlıyor. Firma ile gerçekleştirdiğimiz projemiz de yenilenebilir enerji yatırımlarının yaygınlaşmasına önemli katkılar sunuyor. Bu proje hem sektör hem de Türkiye’nin enerji dönüşümü açısından büyük önem taşıyor. Bu tür güçlü ortaklıklar sayesinde hem karbon ayak izini azaltıyor hem de ülkemizin enerji bağımsızlığına somut katkılar sağlıyoruz" diye konuştu. Tekstil firmasının çevre duyarlılığı yüksek üretim anlayışıyla örnek bir firma olduğunun altını çizen Yılmaz, bu projenin firmanın çevreye duyarlı yaklaşımının güçlü bir göstergesi olduğunu da sözlerine ekledi. "Enerji ihtiyacımızın önemli bir bölümünü temiz ve yenilenebilir kaynaklardan karşılayacağız" Tekstil firmasının Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Çetin Özel de, CW Enerji ile hayata geçirilen arazi tipi güneş enerjisi santrali projesinin sürdürülebilirlik vizyonları açısından önemli bir kilometre taşı olduğunu ifade etti. Özel, üretimlerinde çevresel sorumluluğu merkeze alan bir anlayışla hareket ettiklerini belirterek, "Yenilenebilir enerji yatırımlarının hem doğaya hem de gelecek nesillere karşı önemli bir sorumluluk olduğunu düşünüyoruz. Bu kapsamda CW Enerji gibi alanında güçlü ve güvenilir bir iş ortağıyla çalışmaktan memnuniyet duyuyoruz. Gerçekleştirilen bu proje, firmamızın enerji ihtiyacının önemli bir bölümünü temiz ve yenilenebilir kaynaklardan karşılayacak. Bu yatırım sayesinde karbon ayak izimizi ciddi ölçüde azaltırken, aynı zamanda enerji maliyetlerimizi daha sürdürülebilir bir yapıya kavuşturuyoruz. CW Enerji’nin ileri teknolojiye sahip, yüksek verimli güneş panelleriyle hayata geçirilen bu proje, çevre dostu üretim hedeflerimize güçlü bir katkı sunuyor" dedi. Önümüzdeki dönemde de sürdürülebilirlik odaklı yatırımlarına devam edeceklerini belirten Özel, şöyle devam etti: "Firma olarak sürdürülebilirliği üretimden tedarik zincirine kadar tüm süreçlerimizin merkezine alıyoruz. Güneş enerjisi yatırımımız da bu vizyonumuzun önemli bir tamamlayıcısı. Yüksek çevre standartlarıyla sürdürdüğümüz üretim anlayışımıza, yenilenebilir enerji yatırımlarıyla güçlü bir katkı sağlıyoruz. Bu proje ile temiz enerji kullanımını yaygınlaştırarak daha yeşil ve sürdürülebilir bir gelecek için sorumluluk almaktan mutluluk duyuyoruz."
Manisa sanayisi "Yeşil Üretim Üssü" olma yolunda
12 Şubat 2026 Perşembe - 13:04 Manisa sanayisi "Yeşil Üretim Üssü" olma yolunda Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı destekleriyle Zafer Kalkınma Ajansı tarafından yürütülen Manisa İmalat Sanayisinde Yeşil Dönüşüm Üreten Şehirler Teknik Destek Programı kapsamında eğitim alan uzmanlara sertifikaları Manisa Ticaret ve Sanayi Odası ev sahipliğinde düzenlenen törenle verildi. Programla Manisa sanayisinin sürdürülebilir üretime geçişi ve küresel rekabet gücünün artırılması hedefleniyor. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından finanse edilen, Zafer Kalkınma Ajansı tarafından yürütülen Manisa İmalat Sanayisinde Yeşil Dönüşüm Üreten Şehirler Teknik Destek Programı (MUSTD) kapsamında gerçekleştirilen eğitimler tamamlandı. MUSTD ile Manisa’daki imalat sanayisinin küresel rekabet gücünün arttırılması ve işletmelerin sürdürülebilir üretim süreçlerine geçişinin desteklenmesi hedefleniyor. Program çerçevesinde küçük, orta ve büyük ölçekli toplam 11 işletmeye yeşil dönüşüm süreçlerine yönelik bir yılı aşkın süre eğitim ve danışmanlık hizmeti verildi. Bu hizmetler kapsamında karbon ayak izinin azaltılması, enerji verimliliği, atık yönetimi ve çevresel etkilerin en aza indirilmesi konularında işletme bazında analiz raporları hazırlandı. MUSTD Programı ile Manisa imalat sanayisinin çevreye duyarlı, yenilikçi ve sürdürülebilir üretim modellerini benimsemesi sağlanarak hem ekonomik hem de çevresel fayda sağlayacak adımlar atılırken program kapsamında yürütülen eğitim ve danışmanlık faaliyetleri, Manisa’nın "yeşil üretim üssü" olarak konumlanmasına katkı sunuldu. Programa katılan 11 işletmenin temsilcisine sertifikaları düzenlenen törenle verildi. Manisa Ticaret ve Sanayi Odası ev sahipliğinde gerçekleştirilen törene Manisa Vali Yardımcısı Erhan Günay, Manisa Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mehmet Yılmaz, Manisa Celal Bayar Üniversitesi Teknoloji Geliştirme Bölgesi ve Teknoloji Transfer Ofisi Genel Müdürü Prof. Dr. Ali Demir, Zafer Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri ve Yönetim Kurulu Üyesi Kutlu Eser ve firma temsilcileri katıldı. "Türkiye çapında da uygulamaya sokmaya niyetliyiz" Törenin açılış konuşmasını gerçekleştiren Zafer Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri ve Yönetim Kurulu Üyesi Kutlu Eser, "Bu programın amacı şu; merkezi bir finansman desteği, tamamen bakanlık eliyle kalkınma ajansları marifetiyle yürütülen bir program. Bölgesel Gelişme Ulusal Stratejisi diye üst ölçekli bir stratejimiz var. Ulusal kalkınma planına da girdi sağlayan, onunla paralel ve birbirini besleyen önem politika belgesi. Manisa rekabetçi iller arasında bu stratejiye göre. Aslında bölgemizde tek rekabetçi il olan Manisa. Kütahya ve Afyonkarahisar bu ligde potansiyel rekabetçi il. Uşak ise filizlenmeye başlamış ileride rekabetçi il olma yönünde gidecek. Tabii Manisa’da potansiyel küresel iller ligine taşınması gereken daha sonra da İstanbul gibi küresel il olma hedefiyle biz bu programları yürütüyoruz. Yani küçük müdahalelerle büyük etkiler oluşturmaya çalışıyoruz. Bugün burada güzel bir uygulamanın Türkiye’deki ilk örneklerini yaşayacağız. Biz bunu ajans olarak devam ettireceğiz. Bu yıl da yine üreten şehirler programı kapsamında mali desteğimiz yine olacak yüzde 100 hibe şeklinde. Türkiye’de 81 ilde uygulanacak bir modele dönüştürmeyi planlıyoruz. Bu sertifikaları alan uzmanlar bu eğitimleri alan firmalarımız bize geri dönüşler yaptığı zaman gerçekten de buna ihtiyaç varsa ve bölgelerimizdeki bütün bölgelerimizde kullanılmasına uygun hale gelmesine yönelik geri bildirimleri alırsak biz bunu bakanlık düzeyinde de pilot uygulama olarak Türkiye çapında da uygulamaya sokmaya niyetliyiz" dedi. "Türkiye çapında projeler üretiliyor" Zafer Kalkınma Ajansının bölgesel olmasına rağmen Türkiye çapında projeler ürettiğini belirten Manisa TSO Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Yılmaz, "Türkiye’de 26 26 ajansın içinde şimdi bazı insanlar yaptığı işi anlatamaz. Anlatma durumunda da olamaz ortam olarak. En başarılı ajans Zafer Kalkınma Ajansı. Bu ajansın bugüne kadar ortaya koymuş olduğu Türkiye özelinin üzerindeki çok büyük projeler var. Türkiye Avrupa’nın neresinde? Biz Manisa’nın Türkiye’nin neresindeyiz? Biz çoğu alanda birçok enleri var ve bunların mucidi bunlar. Ajansımızın bir büyük alkış ve takdir hak ettiklerini biliyoruz. Avrupa ile ilgili bir sürü sıkıntılar olacağını diyoruz. Ama bunu ilk defa Türkiye’nin gündeminde de taşıyan ajans olduğunu da belirtmek istiyorum" ifadelerini kullandı. Törende protokol tarafından eğitime katılan 11 firma temsilcilerine sertifikaları verildi.