EKONOMİ
Tekirdağ’da kalıntısız üretime sertifika 14 Mart 2026 Cumartesi - 14:35:00 Tekirdağ’ın Ergene ilçesinde modern seralarda üretim yapan bir tarım işletmesinde yapılan analizlerde pestisit kalıntısına rastlanmazken, üreticiye sertifika verildi. Tarım ve Orman Bakanlığı Bitki Sağlığı Programı kapsamında yürütülen "Entegre ve Kontrollü Ürün Yönetimi" çalışmaları çerçevesinde Ergene ilçesinde modern seralarda sebze ve çiçek üretimi yapan bir tarım işletmesinden numuneler alındı. Yapılan kalıntı analizlerinde ürünlerde pestisit tespit edilmedi. Analiz sonuçlarının temiz çıkmasının ardından üreticiye sertifikası teslim edilirken, diğer üreticilere örnek olması amacıyla işletmeye EKÜY bayrağı asıldı. Ayrıca tüketicilerde farkındalık oluşturmak amacıyla hasadı yapılan ürünlerin üzerine "Entegre Kontrollü Ürün" etiketleri basıldı. Entegre ve Kontrollü Ürün Yönetimi sistemi ile üretim sürecinde kullanılan bitki koruma ürünleri ve gübreleme gibi tüm uygulamalar kayıt altına alınırken, üreticiler doğru zamanda ve izin verilen dozlarda ilaç kullanımı konusunda bilgilendiriliyor. Kimyasal mücadeleden önce mekanik, biyoteknik ve biyolojik mücadele yöntemlerinin uygulanması gerektiği konularında da üreticilere eğitim veriliyor. Proje kapsamında ürünler hasat edilmeden önce teknik ekip tarafından pestisit analizine tabi tutuluyor. Kalıntı tespit edilmeyen ürünler EKÜY etiketi ile pazara sunulurken, entegre mücadele yöntemlerini benimseyerek kalıntısız üretim yapan üreticiler sertifika ile ödüllendiriliyor. Entegre ve kontrollü ürün yönetimi ile çevre dostu üretim tekniklerinin yaygınlaştırılması ve diğer üreticilere örnek oluşturulması hedefleniyor.
14 Mart 2026 Cumartesi - 10:40 Savaşlar yatırımları Türkiye’ye çevirdi Son beş yıldır Türkiye etrafında savaşların yaşandığı bir süreçten geçildiğini belirten Gayrimenkul Uzmanı Özkan Aydemir, Rusya-Ukrayna savaşıyla başlayıp, şimdi de İran, Amerika ve İsrail arasında devam eden savaşla birlikte Türkiye’nin yatırımcılar için güvenlik bir liman olduğunu söyledi. İran, İsrail ve Amerika arasında yaşanan savaş, Türkiye’nin Orta Doğu’da yaşananlara rağmen ne kadar güvenli olduğunu bir kez daha gösterdiğini belirten Elfi Gayrimenkul Yönetim Kurulu Başkanı Özkan Aydemir, "Çünkü geçmişte Rusya-Ukrayna savaşı sırasında da o ülkelerin vatandaşlarının ülkemize yatırım yaptığını ve Türkiye’yi güvenli liman olarak seçtiğini gördük. Türkiye’de yabancılara yapılan konut satışlarında en çok yatırım yapan ülkelerden ikisi Rusya ve Ukrayna olmuştu. Şimdi ise İran’daki savaşın etkisiyle, oradaki vatandaşların da Türkiye’yi güvenli bir liman olarak görmeye başladığı düşünülmektedir. Bu durum, yatırımların Türkiye’ye kaymasına neden olacaktır" dedi. Türkiye’den 2025 yılında yurt dışına oldukça fazla yatırım çıkışı olduğunu hatırlatan Aydemir, "Resmî rakamlara göre bu tutar 3 milyar doların üzerine çıktı. Özellikle Dubai, Kıbrıs ve bazı ülkelerde gayrimenkul yatırımı yapan çok sayıda vatandaşımız vardı. Ancak yaklaşık 12-13 gündür devam eden bu savaş, Türkiye’nin ne kadar güvenli bir liman olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Nasıl ki Rusya-Ukrayna savaşında o ülkelerin vatandaşları Antalya ve İstanbul’a gelip yatırım yaparak buralara yerleştilerse, aynı şekilde İran vatandaşlarının da ülkemize gelmesi sektörümüz açısından yabancıya satışta parlak bir yılın habercisi olabilir" diye konuştu. Son zamanlarda vatandaşların ’Yurt dışına yatırım yaptık, bu yatırımlarımız ne olacak?’ diye serzenişlerinin olduğunu belirten Özkan, "Dubai’de yaşanan belirsizlikler, Kıbrıs’ın özellikle Güney tarafındaki sorunlar ve savaşın nereye evrileceğinin bilinmemesi, yatırım yapan vatandaşlarımızı endişelendirmektedir. Ancak yine ifade etmek isterim ki ülkemiz bu konuda birçok ülkenin önündedir. Türkiye, yatırım açısından güvenli bir limandır. Bu nedenle yatırımcılarımızın tekrar kendi ülkelerine dönerek yatırımlarını Türkiye’de değerlendirmelerini tavsiye ediyorum" dedi.
CW Enerji’den tekstil firmasıyla temiz enerji atağı
12 Şubat 2026 Perşembe - 13:36 CW Enerji’den tekstil firmasıyla temiz enerji atağı CW Enerji, bir tekstil firmasıyla toplam 10 bin 627,501 kWp gücündeki arazi tipi güneş enerjisi santrali (GES) projelerine imzasını atıyor. CW Enerji, sürdürülebilir gelecek için attığı adımlara bir yenisini daha ekledi. Firma, bir tekstil firması ile toplamda 10 bin 627,501 kWp gücündeki arazi GES’lere imzasını atıyor. Konu hakkında açıklamalarda bulunan CW Enerji CEO’su Volkan Yılmaz, dünyada özelikle son yıllarda temiz enerji kaynaklarına yönelimin hız kesmeden arttığına dikkat çekti. Yenilenebilir enerji yatırımlarının yalnızca çevresel sorumluluk değil, aynı zamanda ekonomik kalkınma açısından da stratejik bir unsur haline geldiğini ifade eden Yılmaz, "Bu süreçte güneş enerjisi, yüksek potansiyeli ve sürdürülebilir yapısıyla enerji dönüşümünün merkezinde yer alıyor. Güneş enerji santralleri, karbon emisyonlarının azaltılmasına katkı sağlarken enerji arzının sürekliliğini ve güvenliğini de destekliyor. Türkiye’de de güneş enerjisine olan ilgi her geçen gün artıyor. CW Enerji olarak biz de sürekli gelişen yatırımlarımız ve hayata geçirdiğimiz projelerle ülkemizin temiz ve sürdürülebilir enerji hedeflerine kararlılıkla katkı sunmaya devam ediyoruz" dedi. "7 milyon 715 bin 055 kg karbondioksit salınımını önleyecek" Bugüne kadar farklı sektörlerde faaliyet gösteren birçok firma ile birbirinden güzel anlaşmalar yaptıklarını dile getiren Yılmaz, her bir anlaşma ile sektöre önemli bir katkıda bulunduklarını kaydetti. Yılmaz, bu çerçevede Marsala Dokuma Boya Sanayi ve Ticaret A.Ş. ile arazi tipi güneş enerjisi santrali kurulumu için anlaşma sağladıklarını belirterek, "Firma için Eskişehir ve Bilecik illerinde toplamda 10 bin 627,501 kWp gücündeki arazi GES’leri hayata geçireceğiz. Projenin ilk fazı olan Eskişehir arazi GES projesini 2025 yılı içerisinde tamamladık ve teslim ettik. Bilecik arazi GES projemiz de 2026 yılında teslim edilecek. Gerçekleştirilen proje ile tekstil firması yılda yaklaşık bin 165 adet ağacın atmosferden uzaklaştırdığı miktara eşit olan 7 milyon 715 bin 55 kg karbondioksit salınımını önleyecek. Projede enerji nakil hattı yatırımcı tarafından yapılacak" şeklinde konuştu. "Proje Türkiye’nin enerji dönüşümü açısından büyük önem taşıyor" Yılmaz, geliştirdikleri güneş panellerinin ileri teknoloji, yerli üretim gücü ve çevreye duyarlı tasarımıyla fark oluşturduğunu ifade ederek, "Güneş panellerimiz uzun ömürlü performansı sayesinde yatırımcıya güven verirken, temiz enerji üretimine de maksimum katkı sağlıyor. Firma ile gerçekleştirdiğimiz projemiz de yenilenebilir enerji yatırımlarının yaygınlaşmasına önemli katkılar sunuyor. Bu proje hem sektör hem de Türkiye’nin enerji dönüşümü açısından büyük önem taşıyor. Bu tür güçlü ortaklıklar sayesinde hem karbon ayak izini azaltıyor hem de ülkemizin enerji bağımsızlığına somut katkılar sağlıyoruz" diye konuştu. Tekstil firmasının çevre duyarlılığı yüksek üretim anlayışıyla örnek bir firma olduğunun altını çizen Yılmaz, bu projenin firmanın çevreye duyarlı yaklaşımının güçlü bir göstergesi olduğunu da sözlerine ekledi. "Enerji ihtiyacımızın önemli bir bölümünü temiz ve yenilenebilir kaynaklardan karşılayacağız" Tekstil firmasının Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Çetin Özel de, CW Enerji ile hayata geçirilen arazi tipi güneş enerjisi santrali projesinin sürdürülebilirlik vizyonları açısından önemli bir kilometre taşı olduğunu ifade etti. Özel, üretimlerinde çevresel sorumluluğu merkeze alan bir anlayışla hareket ettiklerini belirterek, "Yenilenebilir enerji yatırımlarının hem doğaya hem de gelecek nesillere karşı önemli bir sorumluluk olduğunu düşünüyoruz. Bu kapsamda CW Enerji gibi alanında güçlü ve güvenilir bir iş ortağıyla çalışmaktan memnuniyet duyuyoruz. Gerçekleştirilen bu proje, firmamızın enerji ihtiyacının önemli bir bölümünü temiz ve yenilenebilir kaynaklardan karşılayacak. Bu yatırım sayesinde karbon ayak izimizi ciddi ölçüde azaltırken, aynı zamanda enerji maliyetlerimizi daha sürdürülebilir bir yapıya kavuşturuyoruz. CW Enerji’nin ileri teknolojiye sahip, yüksek verimli güneş panelleriyle hayata geçirilen bu proje, çevre dostu üretim hedeflerimize güçlü bir katkı sunuyor" dedi. Önümüzdeki dönemde de sürdürülebilirlik odaklı yatırımlarına devam edeceklerini belirten Özel, şöyle devam etti: "Firma olarak sürdürülebilirliği üretimden tedarik zincirine kadar tüm süreçlerimizin merkezine alıyoruz. Güneş enerjisi yatırımımız da bu vizyonumuzun önemli bir tamamlayıcısı. Yüksek çevre standartlarıyla sürdürdüğümüz üretim anlayışımıza, yenilenebilir enerji yatırımlarıyla güçlü bir katkı sağlıyoruz. Bu proje ile temiz enerji kullanımını yaygınlaştırarak daha yeşil ve sürdürülebilir bir gelecek için sorumluluk almaktan mutluluk duyuyoruz."
Manisa sanayisi "Yeşil Üretim Üssü" olma yolunda
12 Şubat 2026 Perşembe - 13:04 Manisa sanayisi "Yeşil Üretim Üssü" olma yolunda Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı destekleriyle Zafer Kalkınma Ajansı tarafından yürütülen Manisa İmalat Sanayisinde Yeşil Dönüşüm Üreten Şehirler Teknik Destek Programı kapsamında eğitim alan uzmanlara sertifikaları Manisa Ticaret ve Sanayi Odası ev sahipliğinde düzenlenen törenle verildi. Programla Manisa sanayisinin sürdürülebilir üretime geçişi ve küresel rekabet gücünün artırılması hedefleniyor. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından finanse edilen, Zafer Kalkınma Ajansı tarafından yürütülen Manisa İmalat Sanayisinde Yeşil Dönüşüm Üreten Şehirler Teknik Destek Programı (MUSTD) kapsamında gerçekleştirilen eğitimler tamamlandı. MUSTD ile Manisa’daki imalat sanayisinin küresel rekabet gücünün arttırılması ve işletmelerin sürdürülebilir üretim süreçlerine geçişinin desteklenmesi hedefleniyor. Program çerçevesinde küçük, orta ve büyük ölçekli toplam 11 işletmeye yeşil dönüşüm süreçlerine yönelik bir yılı aşkın süre eğitim ve danışmanlık hizmeti verildi. Bu hizmetler kapsamında karbon ayak izinin azaltılması, enerji verimliliği, atık yönetimi ve çevresel etkilerin en aza indirilmesi konularında işletme bazında analiz raporları hazırlandı. MUSTD Programı ile Manisa imalat sanayisinin çevreye duyarlı, yenilikçi ve sürdürülebilir üretim modellerini benimsemesi sağlanarak hem ekonomik hem de çevresel fayda sağlayacak adımlar atılırken program kapsamında yürütülen eğitim ve danışmanlık faaliyetleri, Manisa’nın "yeşil üretim üssü" olarak konumlanmasına katkı sunuldu. Programa katılan 11 işletmenin temsilcisine sertifikaları düzenlenen törenle verildi. Manisa Ticaret ve Sanayi Odası ev sahipliğinde gerçekleştirilen törene Manisa Vali Yardımcısı Erhan Günay, Manisa Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mehmet Yılmaz, Manisa Celal Bayar Üniversitesi Teknoloji Geliştirme Bölgesi ve Teknoloji Transfer Ofisi Genel Müdürü Prof. Dr. Ali Demir, Zafer Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri ve Yönetim Kurulu Üyesi Kutlu Eser ve firma temsilcileri katıldı. "Türkiye çapında da uygulamaya sokmaya niyetliyiz" Törenin açılış konuşmasını gerçekleştiren Zafer Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri ve Yönetim Kurulu Üyesi Kutlu Eser, "Bu programın amacı şu; merkezi bir finansman desteği, tamamen bakanlık eliyle kalkınma ajansları marifetiyle yürütülen bir program. Bölgesel Gelişme Ulusal Stratejisi diye üst ölçekli bir stratejimiz var. Ulusal kalkınma planına da girdi sağlayan, onunla paralel ve birbirini besleyen önem politika belgesi. Manisa rekabetçi iller arasında bu stratejiye göre. Aslında bölgemizde tek rekabetçi il olan Manisa. Kütahya ve Afyonkarahisar bu ligde potansiyel rekabetçi il. Uşak ise filizlenmeye başlamış ileride rekabetçi il olma yönünde gidecek. Tabii Manisa’da potansiyel küresel iller ligine taşınması gereken daha sonra da İstanbul gibi küresel il olma hedefiyle biz bu programları yürütüyoruz. Yani küçük müdahalelerle büyük etkiler oluşturmaya çalışıyoruz. Bugün burada güzel bir uygulamanın Türkiye’deki ilk örneklerini yaşayacağız. Biz bunu ajans olarak devam ettireceğiz. Bu yıl da yine üreten şehirler programı kapsamında mali desteğimiz yine olacak yüzde 100 hibe şeklinde. Türkiye’de 81 ilde uygulanacak bir modele dönüştürmeyi planlıyoruz. Bu sertifikaları alan uzmanlar bu eğitimleri alan firmalarımız bize geri dönüşler yaptığı zaman gerçekten de buna ihtiyaç varsa ve bölgelerimizdeki bütün bölgelerimizde kullanılmasına uygun hale gelmesine yönelik geri bildirimleri alırsak biz bunu bakanlık düzeyinde de pilot uygulama olarak Türkiye çapında da uygulamaya sokmaya niyetliyiz" dedi. "Türkiye çapında projeler üretiliyor" Zafer Kalkınma Ajansının bölgesel olmasına rağmen Türkiye çapında projeler ürettiğini belirten Manisa TSO Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Yılmaz, "Türkiye’de 26 26 ajansın içinde şimdi bazı insanlar yaptığı işi anlatamaz. Anlatma durumunda da olamaz ortam olarak. En başarılı ajans Zafer Kalkınma Ajansı. Bu ajansın bugüne kadar ortaya koymuş olduğu Türkiye özelinin üzerindeki çok büyük projeler var. Türkiye Avrupa’nın neresinde? Biz Manisa’nın Türkiye’nin neresindeyiz? Biz çoğu alanda birçok enleri var ve bunların mucidi bunlar. Ajansımızın bir büyük alkış ve takdir hak ettiklerini biliyoruz. Avrupa ile ilgili bir sürü sıkıntılar olacağını diyoruz. Ama bunu ilk defa Türkiye’nin gündeminde de taşıyan ajans olduğunu da belirtmek istiyorum" ifadelerini kullandı. Törende protokol tarafından eğitime katılan 11 firma temsilcilerine sertifikaları verildi.
Ordu’da fındıkta verimi arttırmak için yeni teknikler
12 Şubat 2026 Perşembe - 13:03 Ordu’da fındıkta verimi arttırmak için yeni teknikler Ordu Büyükşehir Belediyesinin tarım iştirak şirketi ORTAR A.Ş. tarafından yürütülen FINVER Projesi kapsamında, fındık bahçelerinde verimi artırmaya yönelik yeni bir çalışma başlatıldı. Teraslama, tek dal dikim modeli ve toprak altı damla sulama sistemlerinin birlikte uygulanacağı projeyle dönüm başına 350 kilogram ürün elde edilmesi hedefleniyor. ORTAR A.Ş., 5 dekarlık alanda pilot olarak başlattığı tek dal ve toprak altı damla sulama sistemini genişleterek 15 dekara çıkardı. Yeni uygulama ile hem üreticilere örnek bahçeler üzerinden rehberlik edilmesi hem de fındık üretiminde maliyetlerin düşürülmesi hedefleniyor. ORTAR A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Sancar Eser, Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Mehmet Hilmi Güler’in öncülüğünde 7 yıl önce başlatılan FINVER Projesi’nin her geçen gün üreticilere daha fazla katkı sunduğunu belirtti. Altınordu ilçesi Kökenli Mahallesi’nde hayata geçirilen çalışma hakkında bilgi veren Eser, "Pilot proje olarak başlattığımız damla sulama ve teraslama çalışması ile üreticilerimize fındıkta yeni bir uygulamanın kapılarını açtık. Bu uygulamada tek dal, teraslama, damla sulama ve fındık çeşitliliğini bir arada gerçekleştiriyoruz. Amacımız, üreticiye bu sistemin nasıl uygulandığını yerinde göstermek ve hangi şartlarda yapılabileceğini birebir anlatmaktır. Üreticilerimizi örnek bahçelerimizde ağırlıyor, yapılan çalışmaları detaylı şekilde aktarıyoruz" dedi. Eser, hedeflerinin dekar başına 80-90 kilogram olan verimi 350 kilogram seviyelerine çıkarmak olduğunu vurgulayarak, "Bu çalışma sabır isteyen bir süreçtir. Üreticilerimizin sabırlı olması büyük önem taşıyor" ifadelerine yer verdi. Teraslama, tek dal dikim modeli ile toprak altı damlama sulama ve gübreleme sistemlerinin birlikte uygulanması sayesinde fındıkta yüzde 100’e varan verim artışı beklendiğini ifade eden Eser, projenin başarıya ulaşması halinde modelin Ordu genelinde verim kaybı yaşayan bahçelerde yaygınlaştırılacağını kaydetti. Uygulamadan yararlanmak isteyen üreticiler, ORTAR A.Ş.’ye başvurarak proje hakkında detaylı bilgi alabilecek.
Kırmızı gülü yağış vurdu: Kenya ve Uganda gülleri revaçta
12 Şubat 2026 Perşembe - 12:57 Kırmızı gülü yağış vurdu: Kenya ve Uganda gülleri revaçta Üretim bölgelerindeki zirai don, yağış ve sel sebebiyle kırmızı gülde kalite düşüklüğü yaşanırken, 14 Şubat Sevgililer Günü’nde ithal Kenya ve Uganda güllerinin ön plana çıkması bekleniyor. Flora Çiçekçilik Üretim ve Pazarlama Kooperatifi Bursa Şube Müdürü Ali Tan, 14 Şubat Sevgililer Günü öncesinde hareketlilik yaşandığını söyledi. Mezata giren koli sayısının 4-5 kat arttığına dikkati çeken Tan, "Şu an Türkiye genelinde 18 şubemiz var. Çarşamba günü itibarıyla 15 bin kolinin işlem gördüğü hesaplanıyor" dedi. Bursa’da mezatta normalde 300 koli çiçek satışı olurken, çarşamba mezatında bin koliye çıktığını vurgulayan Tan, "Sevgililer Günü’nde en çok kırmızı gül ve kokusu dolayısıyla nergis tercih ediliyor. Bunların yanı sıra papatya, orkide ve kazablankalar da satılıyor. Üretim bölgelerimiz var. Antalya, İzmir, Yalova, Adana-Mersin bölgesinden geliyor çiçekler. Güller genellikle Adana-Mersin bölgesinden geliyor. İzmir’den buketlik papatya, kasımpatı; Yalova’dan kazablanka, şebboy gibi bitkiler geliyor" diye konuştu. "Gül sıkıntısı yok ama biraz hasarlı" Fiyatların Sevgililer Günü dolayısıyla bir miktar artış gösterdiğini belirten Tan, "Gül sıkıntımız yok, sadece zirai don ve yağışlar gibi nedenlerle biraz hasar gördü üretim yerlerinde. Mezatta iyisi kötüsü bütün malın alıcısı oluyor. Bursa, Bilecik, Balıkesir ve Yalova’dan gelip çiçek alıyorlar buradan" dedi. Toptancı Fatih Yılmaz Sargı da çiçekçilerin Sevgililer Günü’ne hazırlandığını dile getirdi. Sargı, 14 Şubat’ın hafta sonuna denk gelmesi nedeniyle çiçekçilerin tedirgin olduğunu vurgulayarak, "Hafta sonu iş yerleri kapalı olduğu için biraz daha siparişlerde düşüş oluyor.  Elden satışlar olur, ondan da umutluyuz" ifadelerini kullandı. Adana-Mersin bölgesinde, Antalya ve İzmir’de yağışlardan dolayı seralarda rutubet oluştuğuna dikkati çeken Sargı, şöyle konuştu: "Bu durum güllerde kaliteyi etkiledi. Fiyatlarda artış yok ama kalite düşük oldu. İthaller ön plana çıktı bu yüzden. İthaller daha pahalı oluyor. Piyasa oluştu, yerli gülleri 200-250 liradan veriyor çiçekçiler Sevgililer Günü’nde. İthaller ise 300 ila 400 lira arasında satılıyor. Gül fiyatları kalitesine göre değişiyor. İthal güller Hollanda, Kenya ve Uganda’dan geliyor. Daha çok Kenya ve Uganda gülleri var şu anda. Sevgililer biraz kaliteli olsun derlerse Uganda ve Kenya gülü verecekler sevgiliye." Mevsim şartları nedeniyle kaliteli güllerin şu anda yurt dışından geldiğini belirten Sargın, "Orada yaz dönemi, havalar sıcak, iklim müsait. Bizim buralarda yağmur ve yağış kaliteyi düşürdü. Normalde bizim yerli güllerimiz daha iyi ama yağışlar bozdu biraz" dedi. Çiçekçi İrem Saygısız da Yenişehir’de çiçekçi dükkanı olduğunu dile getirerek, "Sevgililer Günü öncesinde alımlarımızı yapıyoruz. Piyasa olarak düşünürsek hareketli bu ara. Çeşit çok. En çok kırmızı güle talep oluyor. Kırmızı gül dışında farklı çeşitler de sunuyoruz. Kırmızı gül bazen pahalı gelebiliyor, buket olarak birkaç adet konulursa fiyat tuzlu olabiliyor" diye konuştu.
Adana’da taksicilerden korsan taksi eylemi
12 Şubat 2026 Perşembe - 12:52 Adana’da taksicilerden korsan taksi eylemi Adana’da faaliyet gösteren taksiciler, korsan taşımacılığa tepki göstermek amacıyla eylem düzenledi. Taksiciler, kent genelinde konvoy yaparak korsan taşımacılığını protesto etti. Birçok uygulama üzerinden yapılan korsan taşımacılık, taksi esnafını mağdur ederek uygulamalardan yapılan taşımacılık, güvenlik zafiyeti de oluşturuyor. Adana’da kent merkezinde toplanan çok sayıda taksici, korsan taşımacılığın haksız rekabete yol açtığını belirterek yetkililere çağrıda bulundu. 01 Adana Taksicileri Dayanışma Derneği Başkanı Mustafa İlhan, korsan uygulamalar üzerinden yapılan yolcu taşımacılığının mevcut mevzuata aykırı olduğunu ifade etti. "Yasal olmayan uygulamalara üye olmayın" İlhan, şehir içi yolcu taşımacılığının 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu, Büyükşehir Belediyesi Kanunu, belediyelerce çıkarılan ulaşım yönetmelikleri ve UKOME kararları çerçevesinde yürütüldüğünü belirterek, "Bu alanda faaliyet gösterebilmek için ticari araç ruhsatı, çalışma izni, tahsis belgesi ve denetim yükümlülükleri zorunludur. Ticari yolcu taşımacılığı yapma yetkisi bulunmayan özel araçlarla ücret karşılığı yolcu taşınması açıkça mevzuata aykırıdır. Yasal sorumluluklarını yerine getiren, vergisini ödeyen, ruhsatlı ve denetimli şekilde hizmet veren esnaf haksız rekabete maruz kalmaktadır. Meslektaşlarımızı, yasal olmayan uygulamalara üye olmamaları konusunda uyarıyoruz" dedi. "Destek bekliyoruz" İlgili kurumlara denetimlerin artırılması çağrısında bulunan İlhan, mevzuata aykırı faaliyetlere karşı idari ve hukuki işlemlerin kararlılıkla sürdürülmesini talep etti. İlhan ayrıca, mağduriyetlerinin giderilmesi için yetkililerden destek beklediklerini söyledi. Çukurova Uluslararası Havalimanı’nın yolcu taşımacılığını üstlenen HAVAMAŞ’ın taksileri adına eyleme gelen HAVAMAŞ Yönetim Kurulu Üyesi Mustafa Polat ise, "Korsan taksiler maalesef güvenlik zafiyetine yol açıyor. Taksiye binen kişilere sarkıntılık yapıldığı iddiaları hep gündemde. Bu olayların artık bir an önce son bulması lazım" diye konuştu. Basın açıklamasının ardından taksiciler araçlarıyla konvoy oluşturdu. Kent genelinde ilerleyen konvoy sırasında herhangi bir olumsuzluk yaşanmadı.
Şekerbank’ın yeni platformu ‘Yerinde Kredi’ ile çiftçilere finansman desteği
12 Şubat 2026 Perşembe - 12:06 Şekerbank’ın yeni platformu ‘Yerinde Kredi’ ile çiftçilere finansman desteği Şekerbank, çiftçilerin tarımsal girdi ihtiyaçlarına yönelik nakit desteğine hızlı ve kolay erişimini desteklemek amacıyla geliştirdiği yeni platformu ‘Yerinde Kredi’yi hayata geçirdi. Kuruluşundan bugüne tarımsal üretimi destekleyen Şekerbank, yeni platformu ‘Yerinde Kredi’yi üreticilerin hizmetine sundu. Bu platform sayesinde bankanın anlaşmalı olduğu tarımsal girdi satan iş yerlerinden alışveriş yapan Çiftçi Kayıt Sistemi’ne (ÇKS) kayıtlı çiftçiler; şubeye gitmeden, hasat zamanına göre geri ödemeli ve 15 aya varan vadelerle masrafsız kredi imkânından anında yararlanabiliyor. Yapılan açıklamaya göre banka, ‘Yerinde Kredi’ platformundaki ilk iş birliğini Pancar Ekicileri Kooperatifleri Birliği (PANKOBİRLİK) ile gerçekleştirdi. Türkiye genelinde PANKOBİRLİK’e bağlı kooperatif satış mağazalarının dahil olduğu iş birliğiyle Şekerbank, çiftçilerin finansmana erişimindeki engelleri ortadan kaldırarak nakit akışlarını güçlendirmeyi sürdürecek. Platformdan kredi başvurusunda bulunacak çiftçilerin PANKO yazıp aralarında boşluk bırakarak TCKN ve doğum tarihini (GGAAYYYY) 1953’e SMS göndermeleri yeterli oluyor. "Finansmana anında erişim imkânı sunuyoruz" Şekerbank Tarım Bankacılığı Grup Başkanı Emre Doğan konuya ilişkin şunları söyledi: "Tarımsal üretimin sürdürülebilirliği açısından üreticilerimizin ihtiyaç duyduğu anda, uygun koşullarla finansmana erişebilmesi büyük önem taşıyor. Çiftçilerimizin ihtiyaçlarına uygun dijital ürünler geliştirme hedefiyle hayata geçirdiğimiz ‘Yerinde Kredi’ platformuyla çiftçilerimiz tarımsal girdilerini temin ederken, şubeye gitmeden anında finansmana erişebilme imkânı buluyor. İlk olarak PANKOBİRLİK iş birliğimizle çiftçilerimizin kullanımına sunduğumuz bu platform sayesinde yeni iş birlikleri de gerçekleştirerek geniş üretici kitlelerine doğrudan ulaşıp, tarımsal üretimin kesintisiz şekilde devam etmesine katkı sunacağız." "Ülkemiz tarımına katkı sunmaya devam ediyoruz" PANKOBİRLİK Genel Müdürü Tolga Demirhan ise konuya ilişkin şunları söyledi: "Ülkemiz çiftçisinin tarımsal faaliyetlerinde kullandığı her türlü girdinin temini, dağıtımı ve koordinasyonunu yapan Pancar Ekicileri Kooperatiflerinin üst örgütü ve temsilcisi olan kooperatif olarak; ortaklarımızın tarımsal faaliyetlerini geliştirmek ve finansman yapılarına katkıda bulunmak amacıyla banka ile yapmış olduğumuz iş birliğini genişleterek ülke tarımına katkı sunmaya devam ediyoruz."
Merkez Bankası Başkanı Karahan: "2026 yılında enflasyonun, yüzde 15 ile yüzde 21 aralığında olacağını tahmin ediyoruz"
12 Şubat 2026 Perşembe - 12:03 Merkez Bankası Başkanı Karahan: "2026 yılında enflasyonun, yüzde 15 ile yüzde 21 aralığında olacağını tahmin ediyoruz" Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Bankası Dr. Fatih Karahan, "2026 yılında enflasyonun, yüzde 15 ile yüzde 21 aralığında olacağını tahmin ediyoruz. 2027 sonu için ise tahminlerimiz, enflasyonun yüzde 6 ile yüzde 12 aralığına gerileyeceğine işaret ediyor" dedi. 2026 yılının ilk enflasyon raporu bilgilendirme toplantısı İstanbul Finans Merkezi’nde gerçekleştirildi. Toplantıda konuşan Türkiye Cumhuriyet Merkez Başkanı Fatih Karahan, 2025 yılında da sıkı para politikasının sonuçlarını kademeli bir şekilde alınmaya devam ettiğini söyledi. "Enflasyonda geçtiğimiz yıl kat ettiğimiz mesafeyi önemsiyoruz" "Talep şartlarının dezenflasyonist düzeyde seyrettiği bu dönemde, enflasyon beklentilerinin ve fiyatlama davranışlarının iyileşmesine de kritik önem atfettik." diyen Karahan, "Fiyat istikrarının sağlanması amacı doğrultusunda, enflasyonda geçtiğimiz yıl kat ettiğimiz mesafeyi önemsiyoruz. Özellikle de; enflasyon rakamlarının arka planında, kira gibi bazı hizmet kalemlerinde uzun süredir direnç gösteren ataletin bu dönemde kırılma işaretleri vermesini kıymetli buluyoruz. Nitekim bu gelişme, dezenflasyon sürecinin bundan sonraki seyrinde anahtar unsurlardan biri olacak. Öte yandan, geride bıraktığımız yakın dönem yine gösterdi ki; hem yurtiçi hem de küresel dinamikler, enflasyonun seyri açısından, gelişmelere bağlı olarak farklılaşabilen etkiler ve riskler taşıyor. Bu ise, veri odaklı bir yaklaşımla sürdürmekte olduğumuz ihtiyatlı para politikası duruşumuzun önemini ortaya koyuyor. Dolayısıyla sıkı para politikamızın enflasyon üzerindeki olumlu etkilerini görmeye devam etmek amacıyla, önümüzdeki dönemde de tüm para politikası araçlarını kararlılıkla kullanmaya hazır olduğumuzu, vurgulamak isterim" dedi. Dış ticarette korumacılık politikalarına bağlı olarak geçen yıl tırmanan belirsizliklerin varlığını koruduğunu ve dalgalanmalar gösterdiği bir süreçten geçildiğini belirten Karahan, "Ticaret gerilimlerinin kademeli olarak yatışmasıyla birlikte, küresel büyüme öngörülerinin de toparlandığına şahit olduk. Türkiye’nin dış talebi için gösterge niteliği taşıyan İhracat Ağırlıklı Küresel Büyüme Endeksi de benzer bir toparlanmaya işaret ediyor. Nitekim endeksin 2025 ve 2026 yılları için tahmin edilen büyüme patikası, 2025 yılının ikinci Enflasyon Raporu’nda en düşük düzeyine gerilemişti. Sonrasında ise görünümün tedricen iyileştiğini ve son veriler ışığında 2025 nisan öncesi döneme yakınsadığını görüyoruz. Buna rağmen halen, tarife adımlarının gündemde olmadığı 2024 son çeyreğine kıyasla daha yavaş bir büyüme patikasında ilerliyoruz. Diğer taraftan, son dönemde artan jeopolitik riskler küresel belirsizliği yukarı yönlü etkiliyor. Bu ise, küresel finansal piyasaları ve tedarik zincirlerini olumsuz etkileme potansiyeli taşıdığından büyüme üzerinde baskı oluşturuyor. Ayrıca, halihazırdaki korumacılık eğiliminin dış ticaret ile büyüme arasındaki bağlantıyı zayıflatmış olabileceğini dikkate alıyoruz" ifadelerini kullandı. Sıkı para politikasının hedeflenen bir sonucu olarak, talep kompozisyonunda dengeli seyrin devam etmekte olduğunu aktaran Başkan Karahan şunları söyledi: "2025 yılının ilk üç çeyreğinde 2023 yılına kıyasla, tüketimin büyümeye katkısının belirgin olarak gerilediğini, yatırımların katkısının ise arttığını görüyoruz. 2025 küresel ticaret belirsizliklerinin etkisiyle bu dönemde net ihracatın katkısı negatife dönse de, sıkılaştırma öncesine göre daha dengeli bir resim mevcut. Yılın son çeyreğine dair göstergelere bakacak olursak, Sanayi üretimi, son çeyrekte yatay bir seyir izledi. Hizmet üretim endeksi de ikinci çeyrekte başlayan yatay seyrini son çeyrekte sürdürdü. İmalat sanayi kapasite kullanım oranına baktığımızda ise, son çeyrek ve ocak ayında sınırlı artışlar olmakla birlikte tarihi ortalamanın altındaki seyrin halen devam ettiğini görüyoruz. İşgücü piyasasına geçecek olursak, manşet işsizlik oranının dördüncü çeyrekte gerilediğini görüyoruz." Başkan Karahan, "2026 yılında da dezenflasyonist görünümün korunacağını öngörüyoruz. Enflasyon görünümüne geçmeden önce, cari işlemler dengesi gelişmelerinden de kısaca bahsetmek istiyorum. Cari açık üçüncü çeyrekte bir miktar artmakla birlikte iç talep görünümü ile uyumlu bir şekilde ılımlı seyretti. Bu dönemde cari açığın millî gelire oranı ise ikinci çeyrekteki yüzde 1,3 olan seviyesini korudu. Oranın, son çeyrekte sınırlı ölçüde artsa da, yılı uzun dönem ortalamalarının oldukça altında kapattığını tahmin ediyoruz. 2026 yılında ise, cari açığın bir miktar yükselmekle birlikte ılımlı seyrini sürdüreceğini öngörüyoruz. Bununla birlikte cari denge üzerinde, altın ve enerji fiyatları ile ticaret belirsizlikleri kaynaklı riskler canlılığını koruyor" diye konuştu. "Tüketici enflasyonu 2,2 puan azalarak ocak ayında yüzde 30,7’ye geriledi" 2024 haziran ayında başlayan dezenflasyon süreci devam ettiğinin altını çizen Karahan, " Bir önceki Rapor dönemine kıyasla, tüketici enflasyonu 2,2 puan azalarak ocak ayında yüzde 30,7’ye geriledi. Bu dönemde çekirdek enflasyon göstergeleri de düşüş sergiledi. Tahmin aralığımız bazında değerlendirdiğimizde, enflasyon kasım ve aralık aylarında bir önceki raporda sunulan aralığın alt bandında gerçekleşti. Bu dönemde dağılım bazlı ana eğilim göstergelerinde de iyileşmelere şahit olduk. Ocak ayında ise aralığın üst bandına yaklaşan bir enflasyon görüyoruz" sözlerini kullandı. Başkan Karahan, "Gıda dışı enflasyondaki kademeli yavaşlama eğilimi sürerken, gıda enflasyonu özellikle son altı aylık dönemde oldukça oynak bir seyir izledi. Bildiğiniz gibi, gıda fiyatları, hava şartlarına bağlı olarak arz yönlü gelişmelerden önemli ölçüde etkileniyor. Döneminde de, bu anlamda özellikle sebze fiyatlarındaki gelişmeler öne çıktı. Kasım ayında mevsim normallerinin üzerinde seyreden sıcaklıklarla sert bir düşüş gösteren sebze fiyatları, ocak ayında olumsuza dönen hava şartları sonucunda belirgin biçimde yükseldi. Gelişmenin şubat ayına sarkan etkileri de olacak. Ancak, ikinci çeyrekte arz şartlarındaki normalleşmeyle birlikte, bu etkilerin belli ölçüde tersine dönmesini bekliyoruz." dedi "Aylık kira enflasyonunda net bir yavaşlama söz konusu" Aylık kira enflasyonunda net bir yavaşlamanın olduğunu aktaran Başkan Karahan, "Bu raporda yer verdiğimiz "TÜFE kira enflasyonu ile rayiç kira bedelleri arasındaki ilişkiyi" incelediğimiz bir kutu çalışmasının sonuçlarını gösteriyor. Kutu çalışmamızda da ayrıntılarıyla göreceğiniz üzere, çeşitli senaryolar altında kira enflasyonunun bu yıl sonu itibarıyla yüzde 30 ile 36 arasında olabileceği tahmin ediliyor. Eğitim tarafında ise; fiyat ayarlamalarına dair düzenlemelerde, geçmiş 24 ayın enflasyonu yerine 12 ayın etkisini yansıtacak şekilde değişikliğe gidilmesini önemli buluyoruz. Nitekim bu değişikliklerin, geçmiş enflasyona endeksleme mekanizmasını görece zayıflatarak dezenflasyon sürecini desteklemesini bekliyoruz. Örneğin, düzenleme 2025 yılında yürürlükte olsaydı şeklinde bir karşıolgusal analize baktığımızda, eğitim enflasyonunun 16 puan civarında aşağıda olabileceği sonucuna ulaşıyoruz. Bu bakımdan, düzenleme değişikliğinin 2026 yılı için ima ettiği rakamlar, eğitim tarafında dezenflasyon için belli bir alan olduğunu gösteriyor" değerlendirmesinde bulundu. Altın fiyatlarındaki hızlı yükselişin etkisini, yabancı para mevduat gelişmelerinde de izlediklerini aktaran Karahan, " Bildiğiniz gibi, KKM’den çıkış sürecinde yabancı para mevduatta bir miktar artış öngörüyorduk. Bununla birlikte, 2025’teki artışın temel belirleyicisinin, altın fiyat hareketleri ve bunu takiben Euro/ABD doları paritesindeki yükseliş olduğu görülüyor. Nitekim altın/ONS fiyatı 2024 yılsonundan itibaren yüzde 97 artarken Euro/ABD doları paritesi ise yüzde 15 yükseldi. Böylece, 2024 yılsonuna göre YP mevduat bakiyesi 79 milyar dolar artarak 267 milyar dolara ulaşırken, parite ve fiyat etkisinden arındırıldığında artışın 21 milyar dolar düzeyinde kaldığını hesaplıyoruz" dedi. "2026 yılında enflasyonun, yüzde 15 ile yüzde 21 aralığında olacağını tahmin ediyoruz" Konuşmasının sonunda yıllık enflasyon oranı tahminlerini açıklayana Başkan Karahan şu ifadeleri kullandı: "2026 yılında enflasyonun, yüzde 15 ile yüzde 21 aralığında olacağını tahmin ediyoruz. 2027 sonu için ise tahminlerimiz, enflasyonun yüzde 6 ile yüzde 12 aralığına gerileyeceğine işaret ediyor. Enflasyon ara hedefimizi ise, 2026 ve 2027 yılları için, sırasıyla yüzde 16 ve yüzde 9 olarak koruduk. 2028 yılı için ise ara hedefimizi yüzde 8 olarak belirledik. Enflasyonun 2028 yılında yüzde 8’e geriledikten sonra orta vadede yüzde 5 seviyesinde istikrar kazanmasını öngörüyoruz.2026 yılı tahmin aralığının güncellenmesinde, belli başlı risklerin belirginleşmesi ve varsayım revizyonlarımızın yanı sıra, TÜFE hesaplama yönteminde yapılan değişiklikler kapsamında hizmet grubunun sepet içindeki payının artması da rol oynadı. Her zaman altını çizdiğimiz üzere, dezenflasyon sürecinde, ara hedeflerimize ulaşmak için sıkı para politikası duruşumuzu sürdüreceğiz. Fiyat istikrarı sağlanana kadar sürdüreceğimiz temkinli sıkı para politikası duruşumuz; talep, kur ve beklenti kanalları üzerinden dezenflasyon sürecini güçlendirecek."
Ev hanımları bu kooperatifte toplanarak ev ekonomisine yardımcı oluyor
12 Şubat 2026 Perşembe - 11:44 Ev hanımları bu kooperatifte toplanarak ev ekonomisine yardımcı oluyor Bilecik’in Gölpazarı ilçesinde saat 09.00’da kooperatife gelen kadınlar, 17.00’a kadar yaptıkları baklavaları satarak ev ekonomisine yardımcı oluyor. Gölpazarı Nefsi-göl Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifini üyesi kadınlar başta ilçeye ait yöresel olmak üzere baklava, yufka, makarna, erişte, tarhana, börek, lokum gibi el emeği ürünleri yaparak ev ekonomisine yardımcı oluyor. Saat 09.00’da kooperatife gelen kadınlar 17.00’a kadar yaptıkları ürünleri yine kooperatif bünyesinde satış yerinde satışını gerçekleştiriyorlar. Bilecik ve diğer ilçelerinde birçok ürün gönderen kooperatif üyesi kadınlar adeta arı gibi çalışıyorlar. "Çok yoğun talep var, o yüzden karşılamaya çalışıyoruz" Gölpazarı Nefsi-göl Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi üyesi Hanife Özkan, kooperatifi 7 kadının bir araya gelmesinden kurulduğunu anlatarak, "Kooperatifimizi Gölpazarı’nı tanıtmak ve bir şeyler yapmak amaçlı kurduk. Bütün kadınlar adına, Gölpazarı kadınları adına bir şeyler yapmaya çalışıyoruz. Yani güzel arkadaşlarımızla da aramızda muhabbetimiz var, iş hiç koymuyor, burada günlerimiz güzel geçiyor. Baklava yapmakla meşgulüz. Talepler karşısında çok talebimiz var ama başarmak için mücadele ediyoruz. Sabah dokuzda geliyoruz, akşam dört gibi, beş gibi bırakıyoruz. Zor ama güzel. Çok yoğun talep var, o yüzden karşılamaya çalışıyoruz" dedi. "Yufka olsun, makarna, erişte olsun, tarhana olsun, her şeyi yapmaya çalışıyoruz" Hanife Özkan açıklamasının devamında, "Aslında burası gözleme evi, haftada beş gün açık oluyor. Her türlü ihtiyaca cevap vermeye çalışıyoruz. Yufka olsun, makarna, erişte olsun, tarhana olsun, her şeyi yapmaya çalışıyoruz. İlçe dışına da gönderiyoruz. Bilecik’ten falan geçen sene bir göndermiştik, tanınınca talep oluyor. Yani kadın, kadının yurdudur" dedi.