Son Dakika
|
ASAYİŞ
MHP Genel Başkanı Bahçeli’den CHP’ye kongre için ’9 Eylül’ önerisi
Futbolcu Furkan Perker bayram tatili yolunda ailesiyle kaza geçirdi: 5 yaralı
Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Büyük Çamlıca Camii'nde bayram mesajı!
Acemi kasaplar hastaneye koştu!
MHP lideri Bahçeli, Merhum Türkeş’in kabrini ziyaret etti
Artvin’de sağanak taşkınlara neden oldu
Demokrasi şehitleri mağdurları ilk kez Dolmabahçe’de
Arafat'ta 2 milyon Müslüman hacı oldu
Sele kapılan amca ve yeğenin son görüntüleri ortaya çıktı
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Transparent Steel Church Revives Belgium’s Historic Herkenrode Abbey
Rize’de kaçan kurbanlık sahiplerine zor anlar yaşattı
Kurbanlığı araçtan sarkıtıp kilometrelerce sürükledi
Vatandaşlar Kurban Bayramı namazını Ayasofya’da kıldı
MHP lideri Bahçeli, Merhum Türkeş’in kabrini ziyaret etti
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Pakistan Başbakanı Şerif ile telefonda görüştü
Trump: "Sağlık kontrolümü az önce tamamladım, her şey mükemmel"
İran heyeti, Katar’daki temaslarını tamamladı
EKONOMİ
28 kilometre uzunluğundaki Kanuni Bulvarının 20 kilometrelik kısmı ulaşıma açıldı
27 Mayıs 2026 Çarşamba - 12:05:05
Trabzon’da yapımı devam eden ve Türkiye’nin en maliyetli şehir içi yollarından biri olarak gösterilen toplam uzunluğu 28 kilometre olan Kanuni Bulvarı’nın büyük bir kısmı tamamlandı. 28 kilometre uzunluğundaki yolun Trabzon-Erzurum karayoluna bağlanacak olan kısmıyla ilgili çalışmalar yoğun bir şekilde devam ederken, yollar ve tüneller son şeklini almaya başladı. Şehrin Yıldızlı Mahallesi ile Akoluk arasında geçişi sağlayacak olan Çukurçayır 1 Tüneli daha önce hizmete açılırken, son etap Çukurçayır-Akoluk arasındaki alanda ise çalışmalar yoğun bir şekilde sürüyor. Toplam 28 kilometrelik Kanuni Bulvarı’nın proje güzergahının büyük bir bölümü tamamlandı. Kanuni Bulvarı, Karadeniz Sahil Yolu üzerindeki Yıldızlı Kavşağı’ndan başlayıp Akyazı, Beşirli, Karşıyaka, Aydınlıkevler, Erdoğdu, Bahçecik, Yenicuma, Esentepe, Boztepe, Çukurçayır ve Akoluk’u birleştirecek. Yol inşaatları arasında yer alan projede, anayol üzerinde, 22 adet köprülü kavşak ve imar ile bağlantılı yollar üzerinde 6 hemzemin kavşak, toplam uzunluğu 6,4 kilometre olan 8 adet çift tüp ve 441 metre uzunluğunda 1 adet tek tüp olmak üzere 17 adet tünel ve ana yolda toplam uzunluğu 6,24 kilometre olan 31 adet çift köprü ile kavşak kolları imar yolu bağlantılarında toplam uzunluğu 2,69 kilometre olan 24 adet tek köprü bulunuyor. Hem şehir içi hem de transit trafiği rahatlatacak Şehir içi ulaşıma hizmet veren yol, aynı zamanda transit trafik ihtiyacına, özellikle de güneye ve doğuya doğru devam eden devlet karayoluna da entegre bir şekilde ulaşımı sağlayacak. 2x3 şeklinde planlanmış olan yolun şehir içi kısmında önemli bir çalışması tamamlanırken 28 kilometre uzunluğundaki yolun çok az bir kısmı kaldı. Çukurçayır-Gölçayır-Düzyurt- Akoluk bölümünü devlet karayoluna bağlayacak olan kısmıyla ilgili çalışmalar yoğun bir şekilde devam ederken, yolun tamamlanması durumunda mesafeler büyük ölçüde kısalacak. 20 kilometrelik kısmı hizmete açıldı Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, yolun 20 kilometrelik kısmının hizmete açıldığını kaydederek, "Kanuni Bulvarımız yaklaşık 29 kilometrelik bir projedir. Akyazı’dan başlayıp şehir içi trafiğine hizmet eden, aynı zamanda transit trafiği şehir içinden alıp güneye taşımayı amaçlayan bir yol olarak kurgulanmıştı. Çukurçayır bölgemize kadar iki çarpı üç şerit şeklinde tamamlandı. Yani 20 kilometrelik kısmı hizmete açıldı. Buradan güneye, yani Maçka yoluna doğru da çalışmalar sürüyor. Orada bir kısım kamulaştırma ve 18 uygulamalarından kaynaklanan yargısal sorunlar ortaya çıktı. Biz bu yolu, şu anda daha faydalı olabilecek şekilde, Çukurçayır’dan Değirmendere açıklığından yine bir kuşak projesi olarak Kaşüstü’ne doğru indirmek istiyoruz. Bu yönde de çalışmalar sürdürülüyor. Orada hem kamulaştırma hem de yapım sürecinde çok büyük maliyetler oluştu. Şu anda şehrimizin Tanjant’tan sonraki güneyde ikinci şehir içi geçişini sağlayan, oldukça sağlıklı bir ulaşım platformu olan Kanuni Bulvarımız büyük oranda hizmettedir diyebiliriz. Bundan dolayı da çok mutluyuz. Burada önemli olan şehir içi trafiğimizdir. Çukurçayır’dan, Boztepe’den stadyuma üç buçuk dakikada gittik. Bu çok kıymetli bir şey. Hiçbir trafik, hiçbir ışık olmadan doğrudan sizi Yıldızlı’ya bağlayabiliyor" diye konuştu. (BK-
27 Mayıs 2026 Çarşamba - 11:56
Akdeniz’den Avrupa’ya uzanacak otoyol ağı: Antalya-Alanya Otoyolu’nda çalışmalar hızlandı
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Antalya-Alanya Otoyolu Projesi’nde yapım çalışmalarının yoğun şekilde sürdüğünü bildirdi. Bakan Uraloğlu, otoyolun gelecek yıllarda hayata geçirilmesi planlanan Denizli-Burdur ve Burdur-Antalya otoyollarıyla birlikte İzmir, İstanbul ve Avrupa sınırına kadar uzanan kesintisiz otoyol ağına entegre olacağını söyledi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Antalya-Alanya Otoyolu Projesi’nde yapım çalışmalarının yoğun şekilde sürdüğünü bildirdi. Antalya’nın turizm, tarım ve ticaret alanındaki güçlü yapısıyla Türkiye’nin en önemli şehirlerinden biri olduğunu belirten Uraloğlu, "Antalya ve Alanya arasında artan ulaşım talebine cevap verecek otoyolumuz bölgenin ekonomik ve sosyal hareketliliğine önemli katkı sağlayacak. Otoyolun hizmete alınmasıyla birlikte yerli ve yabancı turistlerin bölgeye ulaşımı daha hızlı hale gelecek" ifadesini kullandı. "Proje trafiğin şehir merkezine girmeden transit geçişine imkân sağlayacak" Bakan Uraloğlu, Antalya şehir merkezinden başlayıp Alanya’ya kadar uzanan mevcut güzergâhta artan araç trafiği ve sinyalizasyon sistemleri nedeniyle yoğunluk yaşandığını ifade ederek, "Antalya-Alanya Otoyolu ile bölgedeki ulaşım yükünü önemli ölçüde hafifleteceğiz. Projemiz, çevre illerden gelen trafiğin şehir merkezine girmeden transit geçişine de imkân sağlayacak" dedi. Proje 122 kilometre uzunluğunda projelendirildi 84 kilometresi ana gövde, 38 kilometresi bağlantı yolu olmak üzere toplam 122 kilometre uzunluğunda projelendirilen otoyolun her iki yönde üçer şeritli ana gövde ile gidiş ve geliş yönlerinde toplam 4 şeritli bağlantı yollarından oluşacağını kaydeden Uraloğlu, "Güzergâh Serik Kavşağı’ndan başlayarak Konaklı’nın kuzeyindeki Alanya Batı Kavşağı’nda son bulacak." açıklamasında bulundu. 5 tünel ve 14 viyadükte çalışmalar devam ediyor Proje kapsamında Serik, Taşağıl, Manavgat, Manavgat Doğu, Alarahan, Konaklı ve Alanya Batı kavşakları olmak üzere toplam 7 kavşak bulunduğunu belirten Uraloğlu, otoyolda ayrıca toplam 4 bin 365 metre uzunluğunda 5 tünel ve toplam 5 bin 966 metre uzunluğunda 16 viyadüğün yer aldığını ifade etti. Sahadaki çalışmalara ilişkin bilgi veren Uraloğlu, "5 tünelin tamamında kazı, destekleme ve nihai beton imalatlarına devam ediyoruz. 16 viyadüğün 14’ünde de fore kazık, temel kazı, donatı ve beton çalışmalarını sürdürüyoruz. Toplam 13 altgeçit, üstgeçit ve köprü ile 38 menfezde çalışmalarımıza devam ediyoruz" bilgisini paylaştı. Yıllık 23,9 milyar liralık tasarruf Antalya-Alanya Otoyolu’nun tamamlanmasıyla mevcut güzergâhta 2,5 saat süren seyahat süresinin 36 dakikaya düşeceğini belirten Uraloğlu, "Proje sayesinde yıllık 23 milyar lirası zamandan, 900 milyon lirası akaryakıttan olmak üzere toplam 23,9 milyar lira tasarruf sağlayacağız. Karbon salınımını da yıllık 47 bin ton azaltacağız" açıklamasında bulundu. Avrupa sınırına kesintisiz otoyol ağı Uraloğlu, otoyolun gelecek yıllarda hayata geçirilmesi planlanan Denizli-Burdur ve Burdur-Antalya otoyollarıyla birlikte İzmir, İstanbul ve Avrupa sınırına kadar uzanan kesintisiz otoyol ağına entegre olacağını söyledi.
27 Mayıs 2026 Çarşamba - 11:05
Bursa’da 1,2 tonluk şampiyon tosun istenen fiyatın 150 bin lira altına satıldı
Afyonkarahisar’ın Sinanpaşa ilçesinden Bursa’ya getirilen ve kurban pazarının en ağır hayvanı olan 1,2 tonluk dev tosun, gerçekleştirilen sıkı pazarlıkların ardından 500 bin liradan satıldı. Yıldırım ilçesindeki İsabey Hayvan Pazarı’nda fiyatların düşeceği düşüncesiyle kurbanlık alımını son günlere bırakan vatandaşlar ile ellerindeki hayvanları nakliye maliyetine katlanmadan satmak isteyen üreticiler arasında yoğun pazarlıklar yapılıyor. Pazardaki genel duruma ilişkin bilgi veren besici Reşat Çimendağ, Afyonkarahisar’dan Bursa’ya 80 büyükbaş hayvan getirdiklerini ve genel satışların iyi olduğunu belirtti. Çimendağ, alım gücü düşük olan vatandaşlara yardımcı olabilmek adına zaman zaman kar oranlarından ödün verdiklerini ifade etti. Pazarın en büyük ve dikkat çekici kurbanlığı olan 1,2 ton ağırlığındaki simental ve şarole kırması 3 yaşındaki dev tosunun satışı da tamamlandı. Hayvanı yetiştiren Yusuf Bozdoğan, şampiyon tosun için başlangıçta 650 bin lira talep ettiklerini ancak pazarın son gününde yaşanan sıkı pazarlıklar neticesinde 500 bin liraya el sıkıştıklarını dile getirdi. Bozdoğan, kalan az sayıdaki hayvanı da satarak memleketlerine dönmeyi hedeflediklerini sözlerine ekledi.
27 Mayıs 2026 Çarşamba - 09:31
Yeni çalışma modeli ‘freelance’ yükseliyor
Dünya genelinde 1,5 milyar insanı kapsayan freelance (serbest çalışma) ekonomi, Türkiye’de 2 milyon barajını aşarak dev bir iş gücüne dönüştü. Dünyada serbest çalışma modeli artarken, Yaşar Üniversitesi akademisyenlerinin katkı sunduğu uluslararası araştırma ise bu yeni düzende ezber bozan gerçeği ortaya koydu. İletişim sektöründe kadın freelancerlar, erkeklere oranla daha fazla proje alıyor ve bazı alanlarda kurumsal hayatın aksine daha yüksek gelir elde ediyor. Dünya Bankası verilerine göre küresel ölçekte 1,57 milyar kişi freelance olarak çalışırken, Türkiye’de bu sayı 2025 yılı itibarıyla 2 milyonu geçti. Özellikle 25-35 yaş arası genç nüfusun esneklik talebi ve özgürlük arayışı enflasyonun oluşturduğu ek gelir ihtiyacıyla birleşince yazılım, grafik tasarım ve dijital pazarlama gibi alanlar freelance çalışmanın kalesi haline geldi. Akademik katkı Avrupa Halkla İlişkiler Eğitim ve Araştırma Derneği (EUPRERA) iş birliğiyle gerçekleştirilen ve Yaşar Üniversitesi İletişim Fakültesi akademisyenleri Prof. Dr. Özlem Alikılıç ile Prof. Dr. Ebru Gökaliler’in de katkı koyduğu araştırma, Türkiye’deki kadın freelancerların yükselişini mercek altına aldı. Araştırmaya göre kadınlar, kurumsal hayatta karşılaştıkları mobbing, cinsiyet rolleri ve kariyer engelleri nedeniyle bu modele yöneliyor. Türkiye’de freelance çalışma özellikle yazılım ve web geliştirme, grafik tasarım, sosyal medya yönetimi, dijital pazarlama ve medya için içerik üretiminde yoğunlaşıyor. Özellikle genç nüfus arasında popülerlik kazanıyor. Kadınlar engel tanımıyor Yaşar Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Bölümü akademisyenleri Prof. Dr. Özlem Alikılıç ve Prof. Dr. Ebru Gökaliler, elde edilen tespitlerin Türkiye’ye özgü bir tabloyu yansıttığını vurgulayarak, şu değerlendirmede bulundu: "Kadın freelancerlar, kurumsal hayatta karşılaştıkları engelleri bu modelde avantaja dönüştürüyor. Bu çalışma, Türkiye’de kadınların iletişim sektöründe kendi şartlarını belirleyebildikleri, daha esnek ve üretken bir alan oluşturduklarını gösteriyor. Kurumsal iş hayatında sıkça karşılaşılan ‘Kadınlar daha az kazanıyor’ olgusunu tersine çeviren dikkat çekici bir tablo sunuyor. Katılımcıların önemli bir bölümü, kurumsal iş yaşamında karşılaştıkları mobbing, cinsiyet rolleri temelli eşitsizlikler ve kariyer engelleri nedeniyle freelance çalışmaya yöneldiklerini ifade etti. Araştırmanın dikkat çeken bir diğer sonucu, kadın ve erkeklerin freelance çalışmayı tercih etme motivasyonlarındaki farklılıklar oldu. Erkekler için daha yüksek gelir elde etme arzusu ön plana çıkarken, kadınlar için esneklik, iş-yaşam dengesi ve aile sorumluluklarını yönetebilme gibi faktörler belirleyici rol oynadı. Bu durum, toplumsal cinsiyet rollerinin çalışma biçimlerine doğrudan yansıdığını gösteriyor."
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
25 Mayıs 2026 Pazartesi- 10:17
Dangalak domatesin hasadı başladı
2
24 Mayıs 2026 Pazar- 10:55
Kurban Bayramı için tescilli tatlıların üretimi gece gündüz devam ediyor
3
25 Mayıs 2026 Pazartesi- 11:27
Fethiye Ölüdeniz-Kayaköy yolları yenilendi
4
24 Mayıs 2026 Pazar- 10:54
Hollandalı Heyet, Kütahya’da blueberry yatırımları için incelemelerde bulundu
5
25 Mayıs 2026 Pazartesi- 13:27
Kurban Bayramı’nda Çanakkale’de doluluk oranı yüzde 100’e ulaşacak
28 Eylül 2025 Pazar - 10:12
İklime Dirençli Ormancılık Projesi
Adana Orman Bölge Müdürlüğü tarafından "İklime Dirençli Ormancılık Projesi" kapsamında 9 orman köyünde 13 kişiye hamur yoğurma makinesi, üzüm ve nar sıkma ile çapa makinası verildi. "İklime Dirençli Ormancılık Projesi" 2023 yılında hayata geçirildi. Projenin genel amacı, iklim değişikliğinin artan risklerine karşı orman yangını ve orman direncini güçlendirmek ve demografik, peyzaj ve iklim değişiklikleri nedeniyle artan, büyük zarar veren orman yangınları riskine karşı kurumsal kapasiteleri artırmaktır. Projenin uygulama süresi 5 yıldır. Bu kapsamda Adana Orman Bölge Müdürlüğü Feke ilçesinde 9 orman köyünde 13 kişiye hamur yoğurma makinesi, üzüm ve nar sıkma ile çapa makinası verdi. Feke Kaymakamı Feyza Yılmaz ve Feke Orman İşletme Müdürü Mustafa Çelen’in katılıyla makinelerin tamamı hibe olarak verildi.
28 Eylül 2025 Pazar - 10:00
Malatya Şeker Fabrikası’nda 62 bin ton şeker üretimi hedefleniyor
Bölgenin önemli şeker fabrikalarından Malatya Şeker Fabrikası, 2025-2026 üretim sezonunda yaklaşık 62 bin ton şeker üretmeyi hedefliyor. Malatya Şeker Fabrikası’nda, Doğu Anadolu, Güneydoğu Anadolu, İç Anadolu ve Akdeniz bölgelerinden gelen pancarlar işlenerek şeker üretimi yapılacak. Fabrikada toplamda 20 bin ton melas ve 150 bin ton yaş küspe üretimi de gerçekleşecek. Şeker-İş Sendikası Malatya Şube Başkanı Nuri Murat, Eylül ayında başlayan pancar alım ve işlemeye ilişkin açıklamalarda bulundu. Murat, "3 Eylül’de pancar işlemeye başladık. Şu ana kadar çiftçilerimizden 80 bin ton pancar teslim aldık. Hedefimiz, çiftçilerimize yaklaşık 525 bin ton pancar teslim ettirmek ve 500 bin tonunu işlemek. Bu kapsamda 62 bin ton şeker, 20 bin ton melas ve 150 bin ton yaş küspe üretmeyi planlıyoruz. Üretim sezonumuzun yaklaşık 150 gün sürmesi hedefleniyor. Şu an işler yolunda gidiyor" diye konuştu.
28 Eylül 2025 Pazar - 09:53
Limon hasadı 25 ve 27 Eylül tarihlerinde başladı
Adana İl Tarım ve Orman Müdürü Atilla Beyazıt, Turunçgil Kesim ve İhracat Tarihleri Belirleme Komisyonu tarafından mayer ve enterdonat limonda 25 Eylül’de, mandarin okitsu, miho wase, marisol, primasol, early enn çeşitlerinde 27 Eylül’de kesime, söz konusu çeşitlerde 2 Ekim tarihinde de ihracata izin verildiğini belirtti. Bayazıt, Narenciye hasadına katılıp, zeytinyağı üretim tesisi ile dalyanda da inceleme yaptı. Bayazıt ilk olarak Seyhan İlçesi Çaputçu Mahallesinde narenciye bahçesinde narenciye hasadına katıldı. İlimizde 25 Eylül’de başlayan enterdonat limon kesimi yapan işletme sahibinden üretimleri hakkında bili alan Bayazıt, bahçede hasat işinde çalışan tarım işçileri ile de sohbet etti. Enterdonat limon kesimi yaptı. Bayazıt, Turunçgil Kesim ve İhracat Tarihleri Belirleme Komisyonu tarafından mayer ve enterdonat limonda 25 Eylül’de, mandarin okitsu, miho wase, marisol, primasol, early enn çeşitlerinde 27 Eylül’de kesime, söz konusu çeşitlerde 2 Ekim tarihinde de ihracata izin verildiğini belirterek yeni sezonun tüm üreticilere ve sektöre hayırlı ve bereketli olmasını diledi Daha sonra Kırsal kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programından faydalanarak hibe alan Yüreğir ilçesi Belören Mahallesindeki zeytinyağı üretim tesisini gezen Bayazıt, işletme sahibinden bilgi aldı. Bayazıt, daha sonra Yumurtalık ilçesi sınırlarında bulunan Yelkoma Dalyanında incelemelerde bulundu. Adana’da bulunan 5 dalyanda su ürünleri üretiminde önemli bir yere sahip. Başta levrek, kefal ve çupra olmak üzere farklı tür balıkların doğal olarak üretildiği dalyanlar aynı zamanda doğanın bize bir mirası. Haziran ayında dalyanlarda başlayan balık üretimi Şubat ayına kadar devam ediyor.
28 Eylül 2025 Pazar - 09:39
50 kiloluk kazanlarda 1 litre külle kaynatılıyor, kilosu 500 liradan satılıyor
Antalya’nın İbradı ilçesine bağlı Ürünlü köyünde bağ bozumu sonrası geleneksel yöntemlerle pekmez üretimi başladı. Yöre halkı, atalarından öğrendikleri yöntemleri günümüze taşıyarak hiçbir katkı maddesi kullanmadan tamamen doğal şekilde ürettikleri pekmezi hem kendi ihtiyaçları için kullanıyor hem de fazlasını satışa sunuyor. 50 kilogramlık kazanlarda 1 litre kül ilave edilerek kaynatılan pekmezin kilogramı ise 500 liradan alıcı buluyor. Ürünlü köyünde uzun ve zahmetli bir süreç sonunda elde edilen pekmez için üreticiler, üzümün bakımından kaynatılmasına kadar her aşamasında titizlikle çalışıyor. Pekmez üreticisi Mustafa Bozkurt, bağ bakımından hasada kadar geçen süreci ve üretim aşamalarını şöyle anlattı: "Bu işi bilenlerden, özellikle ziraattan, Antalya tarımdan bilgi alarak budama işini öğrendik. Budama üzümün ergenleşmesinde, danelerin büyümesinde oldukça önemli bir faktör olduğunu büyüklerimizden öğrendik. Doğal ortamda üzümlerimizi yetiştiriyoruz. Biz burada öyle periyodik olarak ilaçlama yapmıyoruz. Ancak atalarımızdan gördüğümüz gibi kükürt, bordo bulamacı falan kullanıyoruz. En son eylülde üzümler olmaya başlayınca biraz ergenleşmesini bekliyoruz. Kestiğimiz üzümleri 3-4 gün beklemeye bırakıyoruz." "Hijyen kurallarına dikkat ediyoruz" Bozkurt, üretim aşamasında tamamen hijyen kurallarına dikkat ettiklerini belirterek, "Şarahmana dediğimiz üzümü sıkma tekneleri var. Üzümü torbalara doldurduk, sonra hijyene dikkat ederek çizmelerle çiğniyoruz, çıkan şıraya kül koyuyoruz. Biz burada özellikle tercih ettiğimiz pekmez külü olarak incir ağacının külünü kullanıyoruz. Farklı küller de kullanılıyor ama meşe veya incir ağacının külünün tat yönünden daha lezzetli olduğunu büyüklerimizden öğrendik. Onun için biz meşe veya inciri tercih ediyoruz. Ardıcı kullanmıyoruz çünkü acılık veriyor. Bizim buralarda eskiden beri yemeği bile yaparken odunu seçen bir nesille büyüdük. Dolayısıyla hangisinin acılık, hangisinin tat verdiğini öğrendik" dedi. "Pekmez tavası 6-7 saat kaynıyor" Pekmez yapımında kesinlikle toprak kullanılmadığını vurgulayan Bozkurt, "Pekmez, aşağı yukarı yirmi dört saati aşan bir fasılda yapılıyor. Üzümleri kaynattıktan sonra, küllendikten ve durulanma safhasından sonra yaklaşık 6-7 saatlik bir kaynatma döneminin ardından köpük faslı geliyor. Bu, pekmezin sona erdiğini gösteriyor. Bu yıl pekmez için yaklaşık 500-600 kilogram üzüm ayırmıştık. Ortalama 100 kilogram civarında ürün aldık. Bizim satış-pazarlama gibi bir sorunumuz yok. Zaten profesyonel yapmadığımız için kendi ihtiyacımızı karşıladıktan sonra kalanları konu komşuya veriyoruz. Hatta Antalya’da bir yıl önceden ’pekmezimizi ayırın’ diyorlar. Zaten tamamen doğal olduğu için sağlık açısından tercih edilen bir ürün" diye konuştu. "Oldukça zahmetli" Pekmez üreticilerinden Rahime Gümüş ise üretimin ne kadar zahmetli olduğunu vurguladı. Üzüm üretiminin dışında sadece pekmez aşamasının bile 2 gün sürdüğünü söyleyen Gümüş, "Yetiştirmesi çok uzun, gerçekten çok zorlu bir yoldan geçiyor. Kestikten sonra kolay sıkılması için üç gün bekliyoruz. Ondan sonra her birinin çürüğünü ayıklayıp kasalarda yıkıyoruz. Yıkadıktan sonra şarahmana dediğimiz teknede hiç kullanılmamış çizmelerle çığnayarak sıkıyoruz. Çıkan şırayı kazanlara koyarak küllüyoruz. Bu kül mutlaka meşe külü ya da incir külü oluyor. 50 kiloluk kazanlara bir litrelik külümüzü koyuyoruz. Şıramızı doldurduktan sonra altını yakıyoruz, sürekli başında bekliyoruz, karıştırıyoruz. Kaynadıktan sonra altını çekiyoruz, bekliyoruz, durulanıyor. Durulandıktan sonra hortum aracılığıyla üstünden külsüz yerine alıp pekmez tavalarında kaynamaya bırakıyoruz. Bu kaynatma işlemi 6-7 saat sürüyor. Özellikle devamlı yaktığımız halde 6 saat sürdü. 6 saatin sonunda tavada oluşan köpük ise pekmezin olduğunu gösteriyor" diye konuştu. "Yıllardır beslenme eğitimi veriyorum" Yıllarca beslenme eğitimi verdiğini söyleyen Gümüş, "Kesinlikle baldan önce pekmezi öneriyoruz. Biz ürünü külden yapıyoruz, bu sağlık açısından çok önemli. Diğer köylerde maalesef toprakla yapılıyor. Toprak asbest içerdiği için kesinlikle önerilecek bir şey değil. Pekmez sağlıklı ama asbestli toprakla yapıldığı için önerilmez. Külle yapılması en sağlıklısı" dedi. "Yerli üzümün pekmezi bal gibi tatlı olur" Yerli üzüm çeşitlerine de dikkat çeken Gümüş, "Özellikle yerli üzümümüz dimlit ve ak üzüm. Ak üzüm asmalarda olur, ince kabukludur ve sıkım için çok uygundur, bol suludur. Dimlit dediğimiz siyah üzümlerimiz de bağlarımızda olur. Asıl yerli pekmez üzümlerimiz bunlardır. Bal gibi tatlı olur. Bunlara torba geçirerek şubat ayına kadar da saklama imkunımız olur. Yağmur, çamur dinlemez, torbanın içinde korunur, yemeğe de uygundur" diye konuştu. Doğal üretimin göstergesi olarak arıların bile pekmeze ilgi gösterdiğini söyleyen Gümüş, "Doğal olduğu için arılar geliyor. Doğal olmasa zaten gelmezler. Üzümümüzü sıktık, külü koyduk, pekmezimizi yaptık. Afiyetle yiyeceğiz" dedi. "Kilosu 500 lira" Gümüş, pekmezin satışının sınırlı olduğunu belirterek, "Bölgenin üzümü en güzel üzümlerimiz. Satışa gelmez, dayanıklı değildir ama pekmezi baldan tatlıdır. Belki alana pahalı gelir ama bizim doğal pekmezimiz. Bu yıl ailece paylaştıktan sonra fazlasını satıyoruz, 500 liraya satıyoruz" dedi. "Pekmez sağlık açısından önemli" Pekmezin sağlık açısından önemine de değinen Gümüş, "Kesinlikle bal yerine pekmez yemeği öneriyorum. Kansızlığa çok iyi gelir. Pekmezi C vitaminiyle alırsak çocuklara kansızlıkta çok faydalı olur. Portakal suyuyla birlikte içilirse demir tamamen yararlı hale gelir. Eğitimlerimde de söylüyorum; demir eksikliği olanlar mutlaka C vitaminiyle almalı" diye konuştu. "Aklım erdi ereli pekmez yapıyorum" Ürünlü köyünden Rafiya Özdemir ise, "Aklım erdi ereli pekmez yapıyorum. Pekmez yapmasını annemden öğrendim. Annem şimdi yaşlandı. Onun yerini bizler aldık. Yine de pekmez yaparken annem başımızda bekler ve bilemediğimizde bizi uyarıyor. Ürünlü üzümleri yerli üzümdür. Üzümlerimiz lezzetlidir. Tabi ki pekmezimizde bir o kadar güzeldir. Bizim pekmezin lezzetini veren hem yerli üzümlerimiz, hem de şıranın içine attığımız meşe, ceviz ve incir külü tat veriyor" şeklinde konuştu.
28 Eylül 2025 Pazar - 09:36
Yozgatlı girişimci 5 kazla başladı, üretimi 850’ye çıkardı
Yozgat’ın Boğazlıyan ilçesinde yaşayan girişimci Koray Altıntaş, 10 yıl önce 5 kazla başladığı yetiştiricilikte her yıl üretimini artırarak önemli bir başarıya imza attı. 800’ün üzerinde kazı bulunan Altıntaş, ürettiği kazları hem bölge halkına hem de Kars’a göndererek ekonomiye katkı sağlıyor. Boğazlıyan ilçesinde kaz yetiştiriciliğine başlayan Koray Altıntaş, uzun yıllardır bu işle uğraşıyor. İki yıllık bir aranın ardından yeniden üretime başlayan Altıntaş, şu anda 800-850 civarında kaz bulunduğunu belirtti. Kazların bakımının sanıldığı kadar zor olmadığını ifade eden Koray Altıntaş, "Yozgat Boğazlıyan’da yaşıyorum, aslen Sarıkayalıyım. Aşağı yukarı 10 senedir kaz işinde uğraşıyorum. İki sene ara verdik, sonra tekrar başladık. Şu anda 800 - 850 tane hayvanımız var. Sabah kalkarız, kazlarımızın yemini, suyunu ayarlarız. Sabah akşam yemlemesi olur. Aslında çok bakımı zor bir hayvan değil. Yaylım olsa daha iyi olur ama o zaman da başında durmak lazım çoban gibi" dedi. Kazların bir kısmını damızlık olarak ayırdıklarını söyleyen Altıntaş, "800 kazımız var, bunların 150 tanesi bize damızlık olacak. Zaten hangilerinin damızlık olacağı belli" diye konuştu. Kazların satış sürecine de değinen Altıntaş, farklı bölgelere göre ürün şeklinin değiştiğini belirtti. "Yozgat çevresinde tuzlu kaz bilinmediği için buralara normal kesim kaz veriyoruz. Ancak doğu tarafına gönderdiğimiz kazlar tuzlanarak bir gün bekletiliyor, ardından Kars’a gidiyor ve Kars kazı olarak satılıyor. Geçen sene kilogram fiyatı normal kazda 500 lira, tuzlu kazda 550 lira civarındaydı. Bu sene ise fiyatların 600-650 lira civarında olmasını bekliyoruz" ifadelerini kullandı. Kaz yetiştiriciliğini geliştirmeyi hedefleyen Koray Altıntaş, yeni bir çiftlik kurduğunu ve oraya taşındıklarında kaz sayısını arttıracağını ve kazların yaşam şartlarını daha da iyileştireceğini hatırlatarak hem bölgeye örnek olmak hem de Boğazlıyan ekonomisine katkı sağlamayı amaçlıyor.
28 Eylül 2025 Pazar - 09:29
Gümüşhane’nin ’dikenli gülü’ kuşburnu, zahmetli yolculukla sofraya geliyor
Türkiye’de yetişen 27 kuşburnu türünden 17’sine ev sahipliği yapan Gümüşhane’de kırsalda doğal olarak yetişen kuşburnu meyvesi zorlu bir yolculuğun ardından sofralara şifa olarak geliyor. 1 kilogram kuşburnu marmelatı hazırlamak, Gümüşhane’nin meşakkatli dağlarından başlayarak 2 gün sürüyor. Adına Gümüşhane’de yıllardır festivaller düzenlenen, halk arasında "dikenli gül" olarak bilinen ve 100 gramında bir kasa portakala eşdeğer C vitamini olan kuşburnu, Gümüşhane’nin dağlarında dikenli dallarından toplanarak yorucu bir çalışmanın ardından marmelat olarak kavanozlara giriyor. Doğada organik olarak yetiştiği için en saf meyvelerden birisi sayılan kuşburnu meyvesinin gen merkezlerinden birisi olan Gümüşhane’de vatandaşlar doğadan tek tek topladıkları kuşburnuları uzun ve yorucu işlemlerin ardından marmelata dönüştürüyor. Toplanmasının ardından tek tek temizlenerek haşlanan kuşburnular daha sonra ezilerek kevgirden geçirilip ocakta veya sobanın üzerinde bir miktar şeker katılarak bir süre daha pişirildikten sonra kavanozlara dolduruluyor. Kış aylarında marmelat ve reçel olarak kahvaltı sofralarında yer almasının yanı sıra çay ve meyve suyu olarak da tüketilen kuşburnu soğuk algınlığı ve gribe karşı etkili olması nedeniyle vatandaşların yoğun ilgisini görüyor. Doğanın sunduğu bu ’dikenli gül’, zahmetli bir sürecin sonunda sofralara gelerek hem damaklara lezzet katıyor hem de sağlığa şifa oluyor. 7 yıldır doğadan kuşburnuları toplayarak marmelat yapan Güldeniz Coşkun, Eylül ayının son günlerinin Gümüşhane’de kuşburnu günleri olduğunu belirterek, "Kuşburnu Gümüşhane’nin yöresel ürünü ve adına festivaller düzenlenen bir ürün" dedi. Kuşburnu meyvesinin dalından toplanıp sofraya gelinceye kadar çok kadar zahmetli bir ürün olduğunu fakat bunun yanında şifa kaynağı da bir ürün olduğunu ifade eden Coşkun, "Bugün yapacağım kuşburnuları Gümüşhane’nin eski yerleşim yeri olan Süleymaniye mahallesinden topladık. Kuşburnularımızın önce uç kısımlarını aldım. Ondan sonra onları haşladım. Haşladıktan sonra büyük bir kevgirden geçirdim. Kevgirden sonra da ince elekten geçirerekten pişmeye hazır bir hale getirdim. Pişme aşaması da yine bir saatten fazla sürüyor. Pişirdikten sonra da bunları kaynar kaynar kavanozlara doldurup vakumladım" ifadelerini kullandı. Kuşburnunun faydalarına da değinen Coşkun, "Kuşburnu grip, nezle gibi kış aylarında etkili olan hastalıkların semptomlarını azaltır, eklem ağrılarını hafifletir, solunum yoluna iyi gelir ve cildimize çok faydalıdır. Kan şekerini de dengeler. Şekerli ve şekersiz olarak da üretimi yapmaktayız" diye konuştu. Yüksek rakımlı bölgelerden topladıkları kuşburnuları marmalat haricinde kurutarak çay halinde de kış aylarında tükettiklerini aktaran Coşkun, "Bir kuşburnudan 4-5 tane ürün elde ediyoruz. En sonunda işte marmelatını sulandırarak yemeklerimizin yanında içecek olarak değerlendiriyoruz. Rabbimin bizler için bahşettiği şu güzel meyveden bizde faydalanırız, şifasını buluruz" dedi. Kuşburnunun çok bir zahmetli bir ürün olduğunu dile getiren Coşkun, "Çalıların içinden tek tek toplanılıyor. Ve bunları haşlayıp kevgirden geçirmesi acayip bir zahmet, meşakkatli bir iş. Ve bir de makine kullanmadan sadece direkt elde geçirdiğimiz için. Çünkü doğal olması önemli. İnsanlara katkısız bir madde sunmamız açısından gerçekten çok zahmetli bir ürün bu şekilde. Toplama aşaması, pişme aşaması derken yaklaşık iki günümü alıyor benim bir kavanoz yani bir kilo ürün meydana getirmem. Gerçekten meşakkatli ama yemesi gayet güzel" ifadelerini kullandı. Coşkun, şeker hastaları için de şekersiz olarak yaptıklarını da sözlerine ekledi. Dönemin Başbakanı Tansu Çiller’in bir röportajında "Güzelliğimi kuşburnuna borçluyum" ifadelerini kullandığı kuşburnu doğada yabani olarak yetiştiği için üretiminde herhangi bir gübre, kimyasal madde kullanılmıyor. Organik bir meyve olmasının yanısıra içeriğindeki yüksek C vitamini sayesinde gribal enfeksiyonlara, öksürüğe, soğuk algınlığına iyi geldiği kanıtlanan kuşburnu meyvesinin antioksidan özelliğinden dolayı kansere de iyi geldiği, eklem kireçlenmesi ve romatizmal ağrıların gidermesinin yanında zengin demir içerdiği için kansızlığa karşı da faydalı olduğu ve cildin elastikiyetini korumasına yardımcı olarak yaşlanmayı önleyici özellik göstermesiyle biliniyor.
28 Eylül 2025 Pazar - 09:29
Söke’de Kütlü Pamuklarda Kaliteyi Koruma Komisyonu yeni sezon çalışmalarına başladı
Söke Ovası’nda pamuk hasat sezonu başlarken Kütlü Pamuklarda Kaliteyi Koruma İlçe Komisyonu, 2025 yılı pamuk hasat dönemine ilişkin alınacak tedbirleri açıkladı. Söke Kaymakamı Ali Akça’nın başkanlığında yapılan toplantıya komisyon üyeleri Tarım ve Orman İlçe Müdürü Zeki Berhuni, Söke Ziraat Odası Başkanı Mustafa Tanyeri, Söke Ticaret Borsası Başkanı Ahmet Nejat Sağel ve Tariş Pamuk Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Özer katıldı. Komisyon, pamuk hasadının düzenli, sağlıklı ve kaliteli şekilde yürütülmesi için alınan kararları kamuoyuna açıkladı. 1 Eylül 2025’ten itibaren İlçe Tarım Müdürlüğü personeli teknik ekiplerle birlikte sahada denetimlerin başladığı belirtildi. Hasat boyunca teknik ekipler tarafından düzenlenecek raporlar her hafta Cuma günü yapılacak toplantılarda paylaşılacak. Makinalı Hasat Kontrolleri, kontrol ekiplerince, makineli hasat yapılan tarlalarda denetimler sıkılaştırılacak. Hasat sırasında yaşanabilecek olumsuzluklarda kontrol görevlileri gerekli müdahaleyi yapacak. Alınan kararların Söke Belediyesi, mahalle muhtarlıkları, jandarma, fabrikalar, çiftçi mallarını koruma başkanlığı ve ilgili kurumlar aracılığıyla kamuoyuna duyurulacağı ifade edildi. Komisyon kararının, Söke’de pamuk kalitesini korumak ve üretici ile sanayici arasındaki işleyişi düzenlemek adına oy birliğiyle kabul edildiği açıklandı.
27 Eylül 2025 Cumartesi - 17:47
Karadeniz’deki olumsuz hava balık tezgahlarını etkiledi
Karadeniz’de son günlerde yaşanan olumsuz hava şartları nedeniyle balık tezgahları boş kaldı. Balıkçılar kötü hava şartları sebebiyle avcılık yapmak için denize açılamadı. Olumsuz havadan dolayı tezgahlardaki balık azlığı dikkat çekti. Samsun’da balık tezgahlarında istavrit 40 ile 100 TL arasında satılırken, barbun 100 TL, hamsi 100 ile 200 TL arasında alıcı buldu. Somon ise 150 TL’den müşteriye sunuldu. Balık almak için tezgahlara gelen bazı vatandaşlar balık olmadığını görünce geri dönmek zorunda kaldı. Balıkçılar tezgahların hava şartlarından dolayı boş kaldığını, kayıkların denize açılmadığını ve yarından itibaren düzelmesinin beklendiğini söyledi.
27 Eylül 2025 Cumartesi - 16:43
Edirne’de Gıda Mühendisleri günü kutlamaları
Edirne’de Güvenli gıdaya erişimin sağlanmasında kilit bir rol üstlenen gıda mühendisleri için her yıl 25 Eylül’de kutlanan Gıda Mühendisleri Günü, Trakya Üniversitesi’nde düzenlenen etkinlikle kutlandı. Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Gıda Mühendisleri Odası Edirne İl Temsilciliği ve Trakya Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü iş birliğinde, T.Ü. Mimar Sinan Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen programa akademisyenler, öğrenciler ve kamu-özel sektörde çalışan gıda mühendisleri katıldı. Etkinliğin açılış konuşmasını T.Ü. Gıda Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Pelin Bağcı Onsekizoğlu yaptı. Ardından söz alan TMMOB Gıda Mühendisleri Odası Edirne İl Temsilcisi Gıda Yük. Mühendisi Kadir Süzme, gıda mühendisliğinin toplum için taşıdığı önemi vurguladı. Süzme konuşmasında, gıda mühendislerinin tarladan çatala uzanan zincirin her aşamasında sorumluluk üstlendiğini belirterek, şunları söyledi: "Gıda mühendisleri olmadan modern anlamda gıda üretiminden ve gıda güvenliğinden bahsetmek mümkün değildir. Özellikle pandemi ve küresel ekonomik krizler, gıdanın hayatımızdaki vazgeçilmezliğini hatırlatmış, gıda mühendislerinin stratejik bir meslek grubu olduğunu bir kez daha gözler önüne sermiştir." Konuşmanın ardından, Türkiye’de Gıda Mühendisliği eğitiminin 50. Yılı dolayısıyla barkovizyon gösterisi yapıldı. Meslekte 25. Yılını dolduran gıda mühendislerine Onur Belgeleri takdim edildi. Etkinlik, katılımcıların toplu fotoğraf çekiminin ardından sona erdi.
27 Eylül 2025 Cumartesi - 16:26
Mikonos’tan Bodrum’a 481 yolcu getirdi
Muğla’nın Bodrum ilçesine gelen "Europa 2" adlı yolcu gemisi, 481 yolcu getirdi. 2013 yılında Fransa’da üretilen 225 metre boyunda, 30 metre genişliğindeki Europa 2, sabah saatlerinde Mikonos’tan Bodrum’a geldi. Malta bayraklı gemide çoğunluğu Alman olmak üzere toplam 481 yolcu ile 371 mürettebat bulunuyor. Gemi, akşam saatlerinde Yunanistan’ın Paros Limanı’na hareket edecek. 500 yolcu kapasiteli gemi, misafirlerine lüks tatil imkanı sunuyor. Yolcular için geniş alanlar sunan gemide 7 restoran, 6 bar, yüzme havuzu, spor salonu, spa ve golf simülatörleri bulunuyor.
27 Eylül 2025 Cumartesi - 14:13
İstanbul Turizm Fuarı’nda KAYOTED rüzgarı
İstanbul’da düzenlenen turizm fuarına Kayseri Otelciler Derneği (KAYOTED) 10 oteliyle katıldı. 25 - 26 Eylül’de Yenikapı fuar alanında düzenlenen İstanbul Turizm Fuar’ına geçen sene 6 otelle katılan KAYOTED, bu yıl 10 üye oteliyle fuarda ilgi odağı oldu. Fuar’a KAYOTED Yönetim Kurulu Başkanı Murat Erdal, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mehmet Doğan, Genel Sekreter Ümit Akyürek ve üye otellerin yöneticileri katıldı. Fuar ile ilgi değerlendirmelerde bulunan Başkan Erdal; "İkinci kez katıldığımız İTF, şehrimizin turizm potansiyelini tanıtmak adına çok verimliydi. Sayın Valimize ve Büyükşehir Belediye Başkanımıza destekleri için teşekkürlerimi sunuyorum. KAYOTED, Kayseri’yi turizmde marka şehir yapma doğrultusunda tüm platformlarda tanıtım faaliyetlerini sürdürmeye devam edecektir" dedi. Fuarın son gününde Sektör Değerlendirme Panel’inde konuşan Başkan Erdal; 2026 yılında ulusal ölçekte 100 milyar dolar hedefine doğru artış trendinin devam edeceğini ancak, Kayseri turizmindeki hasıla artış oranının ülke ortalamasının çok üzerinde olacağını belirtti. Panelde yer alan Fethiye, Güney Ege, Bodrum, Çeşme, Dalaman ve Anadolu Turizm İşletmecileri Derneği Başkanlarına ithafen; "Tüm başkanlarımızı Kayseri’deki turizm gelişmelerini takip etmeye davet ediyorum." diyen Erdal; Kayseri’nin turizmde çok önemli bir aktör olacağının sinyallerini verdi. Erciyes temasının işlendiği stant fuarda ilgi odağı oldu.
27 Eylül 2025 Cumartesi - 12:48
"Sigorta sektöründe dijitalleşmenin anahtarı e-poliçe"
Sigorta sektörü, dijital dönüşümün en hızlı gelişen alanlarından biri olmaya devam ediyor. Sektörün geleceğini şekillendirecek en önemli adımlardan biri de e-poliçe uygulaması. Bu uygulamanın faydaları; maliyet, hız, arşivleme, esneklik, verimlilik ve çevresel katkı olarak öne çıkıyor. Tüm sektörlerde olduğu gibi sigorta sektöründe de dijital dönüşüm devam ediyor. Sigorta sektöründe dijital dönüşümlerden biri de e-poliçe. Doğan Sigorta Brokerlik CEO’su Selcen Doğan Gür, e-poliçeye dair açıklamalarda bulundu. Doğan Gür, sigorta sektörün geleceğini şekillendirecek en önemli adımlardan birinin e-poliçe uygulamasına geçiş olacağını açıkladı. Gür, "Bugün hala pek çok işlem kağıt ortamında yürütülüyor. Oysa e-poliçe hem müşterilerimiz hem sektör paydaşları için büyük kolaylık sağlayacak bir adım olacak. Müşteriler poliçelerine anında dijital ortamdan ulaşabilecek, kaybolma endişesi yaşamayacak. Hasar anında belgelerini tek tuşla paylaşabilecek. Şirketlerde baskı, kargo ve arşiv maliyetleri azalacak, üstelik daha az kağıt tüketimi sayesinde sürdürülebilirlik hedeflerine katkı sağlanacak ve karbon ayak izi küçülecektir" dedi. E-poliçeye geçişin temel faydalarını maliyet, hız, arşivleme, esneklik, verimlilik ve çevresel katkı başlıkları halinde özetleyen Gür, dijitalleşmenin getirdiği fırsatların sektöre değer katacağının altını çizdi. E-poliçe neleri değiştirecek? Gür, sözlerini şöyle sonlandırdı: "Basım ve kargo giderlerinin ortadan kalkmasıyla kağıt, baskı, arşivleme ve gönderim maliyetlerini ciddi ölçüde azalacak. Poliçe kısa sürede hazırlanıp müşteriye e-posta ve dijital platform üzerinden ulaştırılabiliyor. Müşteri, poliçesine istediği zaman bilgisayar veya cihaz üzerinden ulaşabiliyor. Fiziksel belgeler kaybolabilirken e-poliçeler dijital ortamda güvenli bir şekilde saklanıyor. Hasar anında poliçe bilgilerini eksper, servis veya ilgili kuruma iletme imkanı var. Elektronik imza ile poliçenin hukuken geçerliliği sağlanır. Poliçede ek teminat ya da değişiklik olduğunda müşteri anında güncel versiyona ulaşır. Şirketler için arşiv yükü ve saklama maliyetleri azalır, denetim süreçleri kolaylaşır. Kâğıt tüketiminin azalması sayesinde doğaya daha az zarar verilmesi ve sürdürülebilirlik hedeflerine katkı. Karbon ayak izini küçültür."
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder