EKONOMİ
Akdeniz’den Avrupa’ya uzanacak otoyol ağı: Antalya-Alanya Otoyolu’nda çalışmalar hızlandı 27 Mayıs 2026 Çarşamba - 11:56:10 Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Antalya-Alanya Otoyolu Projesi’nde yapım çalışmalarının yoğun şekilde sürdüğünü bildirdi. Bakan Uraloğlu, otoyolun gelecek yıllarda hayata geçirilmesi planlanan Denizli-Burdur ve Burdur-Antalya otoyollarıyla birlikte İzmir, İstanbul ve Avrupa sınırına kadar uzanan kesintisiz otoyol ağına entegre olacağını söyledi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Antalya-Alanya Otoyolu Projesi’nde yapım çalışmalarının yoğun şekilde sürdüğünü bildirdi. Antalya’nın turizm, tarım ve ticaret alanındaki güçlü yapısıyla Türkiye’nin en önemli şehirlerinden biri olduğunu belirten Uraloğlu, "Antalya ve Alanya arasında artan ulaşım talebine cevap verecek otoyolumuz bölgenin ekonomik ve sosyal hareketliliğine önemli katkı sağlayacak. Otoyolun hizmete alınmasıyla birlikte yerli ve yabancı turistlerin bölgeye ulaşımı daha hızlı hale gelecek" ifadesini kullandı. "Proje trafiğin şehir merkezine girmeden transit geçişine imkân sağlayacak" Bakan Uraloğlu, Antalya şehir merkezinden başlayıp Alanya’ya kadar uzanan mevcut güzergâhta artan araç trafiği ve sinyalizasyon sistemleri nedeniyle yoğunluk yaşandığını ifade ederek, "Antalya-Alanya Otoyolu ile bölgedeki ulaşım yükünü önemli ölçüde hafifleteceğiz. Projemiz, çevre illerden gelen trafiğin şehir merkezine girmeden transit geçişine de imkân sağlayacak" dedi. Proje 122 kilometre uzunluğunda projelendirildi 84 kilometresi ana gövde, 38 kilometresi bağlantı yolu olmak üzere toplam 122 kilometre uzunluğunda projelendirilen otoyolun her iki yönde üçer şeritli ana gövde ile gidiş ve geliş yönlerinde toplam 4 şeritli bağlantı yollarından oluşacağını kaydeden Uraloğlu, "Güzergâh Serik Kavşağı’ndan başlayarak Konaklı’nın kuzeyindeki Alanya Batı Kavşağı’nda son bulacak." açıklamasında bulundu. 5 tünel ve 14 viyadükte çalışmalar devam ediyor Proje kapsamında Serik, Taşağıl, Manavgat, Manavgat Doğu, Alarahan, Konaklı ve Alanya Batı kavşakları olmak üzere toplam 7 kavşak bulunduğunu belirten Uraloğlu, otoyolda ayrıca toplam 4 bin 365 metre uzunluğunda 5 tünel ve toplam 5 bin 966 metre uzunluğunda 16 viyadüğün yer aldığını ifade etti. Sahadaki çalışmalara ilişkin bilgi veren Uraloğlu, "5 tünelin tamamında kazı, destekleme ve nihai beton imalatlarına devam ediyoruz. 16 viyadüğün 14’ünde de fore kazık, temel kazı, donatı ve beton çalışmalarını sürdürüyoruz. Toplam 13 altgeçit, üstgeçit ve köprü ile 38 menfezde çalışmalarımıza devam ediyoruz" bilgisini paylaştı. Yıllık 23,9 milyar liralık tasarruf Antalya-Alanya Otoyolu’nun tamamlanmasıyla mevcut güzergâhta 2,5 saat süren seyahat süresinin 36 dakikaya düşeceğini belirten Uraloğlu, "Proje sayesinde yıllık 23 milyar lirası zamandan, 900 milyon lirası akaryakıttan olmak üzere toplam 23,9 milyar lira tasarruf sağlayacağız. Karbon salınımını da yıllık 47 bin ton azaltacağız" açıklamasında bulundu. Avrupa sınırına kesintisiz otoyol ağı Uraloğlu, otoyolun gelecek yıllarda hayata geçirilmesi planlanan Denizli-Burdur ve Burdur-Antalya otoyollarıyla birlikte İzmir, İstanbul ve Avrupa sınırına kadar uzanan kesintisiz otoyol ağına entegre olacağını söyledi.
27 Mayıs 2026 Çarşamba - 09:31 Yeni çalışma modeli ‘freelance’ yükseliyor Dünya genelinde 1,5 milyar insanı kapsayan freelance (serbest çalışma) ekonomi, Türkiye’de 2 milyon barajını aşarak dev bir iş gücüne dönüştü. Dünyada serbest çalışma modeli artarken, Yaşar Üniversitesi akademisyenlerinin katkı sunduğu uluslararası araştırma ise bu yeni düzende ezber bozan gerçeği ortaya koydu. İletişim sektöründe kadın freelancerlar, erkeklere oranla daha fazla proje alıyor ve bazı alanlarda kurumsal hayatın aksine daha yüksek gelir elde ediyor. Dünya Bankası verilerine göre küresel ölçekte 1,57 milyar kişi freelance olarak çalışırken, Türkiye’de bu sayı 2025 yılı itibarıyla 2 milyonu geçti. Özellikle 25-35 yaş arası genç nüfusun esneklik talebi ve özgürlük arayışı enflasyonun oluşturduğu ek gelir ihtiyacıyla birleşince yazılım, grafik tasarım ve dijital pazarlama gibi alanlar freelance çalışmanın kalesi haline geldi. Akademik katkı Avrupa Halkla İlişkiler Eğitim ve Araştırma Derneği (EUPRERA) iş birliğiyle gerçekleştirilen ve Yaşar Üniversitesi İletişim Fakültesi akademisyenleri Prof. Dr. Özlem Alikılıç ile Prof. Dr. Ebru Gökaliler’in de katkı koyduğu araştırma, Türkiye’deki kadın freelancerların yükselişini mercek altına aldı. Araştırmaya göre kadınlar, kurumsal hayatta karşılaştıkları mobbing, cinsiyet rolleri ve kariyer engelleri nedeniyle bu modele yöneliyor. Türkiye’de freelance çalışma özellikle yazılım ve web geliştirme, grafik tasarım, sosyal medya yönetimi, dijital pazarlama ve medya için içerik üretiminde yoğunlaşıyor. Özellikle genç nüfus arasında popülerlik kazanıyor. Kadınlar engel tanımıyor Yaşar Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Bölümü akademisyenleri Prof. Dr. Özlem Alikılıç ve Prof. Dr. Ebru Gökaliler, elde edilen tespitlerin Türkiye’ye özgü bir tabloyu yansıttığını vurgulayarak, şu değerlendirmede bulundu: "Kadın freelancerlar, kurumsal hayatta karşılaştıkları engelleri bu modelde avantaja dönüştürüyor. Bu çalışma, Türkiye’de kadınların iletişim sektöründe kendi şartlarını belirleyebildikleri, daha esnek ve üretken bir alan oluşturduklarını gösteriyor. Kurumsal iş hayatında sıkça karşılaşılan ‘Kadınlar daha az kazanıyor’ olgusunu tersine çeviren dikkat çekici bir tablo sunuyor. Katılımcıların önemli bir bölümü, kurumsal iş yaşamında karşılaştıkları mobbing, cinsiyet rolleri temelli eşitsizlikler ve kariyer engelleri nedeniyle freelance çalışmaya yöneldiklerini ifade etti. Araştırmanın dikkat çeken bir diğer sonucu, kadın ve erkeklerin freelance çalışmayı tercih etme motivasyonlarındaki farklılıklar oldu. Erkekler için daha yüksek gelir elde etme arzusu ön plana çıkarken, kadınlar için esneklik, iş-yaşam dengesi ve aile sorumluluklarını yönetebilme gibi faktörler belirleyici rol oynadı. Bu durum, toplumsal cinsiyet rollerinin çalışma biçimlerine doğrudan yansıdığını gösteriyor."
Balıkçılar palamut için "kestane karası"nı bekliyor
28 Eylül 2025 Pazar - 14:34 Balıkçılar palamut için "kestane karası"nı bekliyor Bartın’da, eylül ayında balıkçıların ağına en çok takılan balık türü mezgit oldu. Balıkçılar ve vatandaşlar palamut için ise ’kestane karası’ zamanını bekliyor. 1 Eylül’de av sezonunun açılmasıyla beraber ağlarını denize atan balıkçılar gece gündüz demeden çalışmaya devam ediyor. Sabahın erken saatlerinde ağlarını atmak üzere denizlere açılan Bartınlı balıkçılar, bu sene sudan en çok mezgitin çıktığını ve vatandaşın palamut beklediğini belirtiyor. Bartın’da balıkçılık yapan Talip Saraç, mezgitin kilosunu 200 lira olarak belirlediklerini ve en çok satılan türlerin ise mezgit ve hamsi olduğunu söyledi. Bu sabah saatlerinde balıkçıların tekneyle Amasra denizine açıldığını belirten Saraç, "Bu sezonun revaçta olan balığı mezgit. Mezgit çok çıkıyor. Bartın’da müşteriler mezgit ve hamsiyi daha ağırlıklı tercih ediyor. Balıkları bu sabah Amasra denizinden çıkardık" diye konuştu. "Palamuta rağbet var ama palamut yok" Bartınlı balıkçı Saraç, eylül ayının sonlarına doğru görülen hava değişimini, halk arasında bilinen adıyla ’kestane karası’ zamanını beklediklerini söyledi. Müşterilerin ise palamutun gelip gelmediğini sorduğunu belirten balıkçı, "Palamuta rağbet var ama palamut yok" dedi. Bu ayın son günlerini beklediklerini belirten Talip Saraç, "Palamut yok denilecek kadar az ama 28 Eylül itibarıyla ’kestane karası’ diye bir fırtınamız var. O fırtınayla ekim-kasım aylarında palamutu tezgahlarımızda bekliyoruz" dedi. Bartın’da balık fiyatları Bartın’da en çok tercih edilen balık türlerinden biri olan hamsinin kilosu 100 lira ile 150 lira arasında değişirken mezgit fiyatları ise 150 TL ile 250 TL arasında değişiklik gösteriyor.
Deprem sonrası Kahramanmaraş’tan 54 ülkeye balık ihracatı
28 Eylül 2025 Pazar - 12:18 Deprem sonrası Kahramanmaraş’tan 54 ülkeye balık ihracatı Denizi olmamasına rağmen tatlı su balığı üretiminde Türkiye’nin öncü şehirleri arasında yer alan Kahramanmaraş, deprem sonrası toparlanma sürecinde 54 ülkeye yaptığı balık ihracatıyla dikkat çekiyor. Şehirde balık tüketimi yüksek seviyelerde devam ederken, depremde yıkılan balık pazarı da yeni yerinde vatandaşlara hizmet vermeye başladı. Tatlı su kaynaklarıyla bilinen Kahramanmaraş’ta balık üretimi yıllık tonlarca seviyeye ulaşırken, şehirde balık tüketimi de oldukça fazla. Özellikle yaz aylarında alabalık, sazan ve turna gibi türlere ilgi artarken, kış aylarında hamsi ve diğer deniz balıklarıyla pazar çeşitleniyor. Depremde yıkılan balık pazarının yeni yerinde vatandaşlara hizmet verdiğini söyleyen balıkçı esnafı, sezonun açılmasıyla birlikte tezgâhlarda balığın bol olduğunu belirtti. Vatandaşların yoğun ilgi gösterdiğini ifade eden esnaf, yeni pazar alanının hem hijyen hem de düzen açısından daha uygun hale getirildiğini aktardı. Balıkçılar, özellikle bu sezonun bereketli geçtiğini ve fiyatların vatandaşların bütçesine uygun olduğunu vurguladı. Balığın protein açısından zengin ve sağlıklı bir besin olduğunu hatırlatan esnaf, tüketimin artmasının hem üretici hem de vatandaş için fayda sağladığını dile getirdi. Şehirde üretilen tatlı su balıkları başta Avrupa ülkeleri olmak üzere Orta Doğu ve Asya’ya ihraç ediliyor. Kahramanmaraş’tan 54 ülkeye yapılan ihracat, hem sektör çalışanlarının hem de bölge ekonomisinin canlanmasına katkı sunuyor. Müşteri Adem Kahraman, "Balık almaya geldim. Esnaflarımızın güzel hizmetleri var. Her türlü balıklar mevcut pazarda tatlı su balığı deniz balığı. Hanım ve ben balık tüketiyoruz" diye konuştu. Müşteri Erol Ardıbatan, "Haftada en az bir iki kez balık tüketiyoruz. Deniz şehrinden geliyorum ve oranın verdiği alışkanlık var. Burası deniz kenarı değil ama balıklar taze gelip hemen tükeniyor bu çok dikkatimi çekti" dedi. Balıkçı esnafı İbrahim Sarı, "Kahramanmaraş’ta bol miktarda günübirlik deniz balıkları ve tatlı su balıkları pazarımıza geliyor. Deprem sonrası toparlanma evresinde yeni pazar yerimizdeyiz. Önceki yıllara göre balık fiyatları hemen hemen aynı, üretimin fazla olması fiyatları aynı tutuyor hatta bazı balıklarda fiyatlar düşüyor. Balık şehri ve su şehrinde yaşıyoruz. Alabalığın başkenti diyebiliriz tonlarca üretim mevcut. 54 ülkeye ihracat yapılıyor" ifadesini kullandı.
Deprem sonrası Kahramanmaraş’tan 54 ülkeye balık ihracatı
28 Eylül 2025 Pazar - 12:13 Deprem sonrası Kahramanmaraş’tan 54 ülkeye balık ihracatı Denizi olmamasına rağmen tatlı su balığı üretiminde Türkiye’nin öncü şehirleri arasında yer alan Kahramanmaraş, deprem sonrası toparlanma sürecinde 54 ülkeye yaptığı balık ihracatıyla dikkat çekiyor. Şehirde balık tüketimi yüksek seviyelerde devam ederken, depremde yıkılan balık pazarı da yeni yerinde vatandaşlara hizmet vermeye başladı. Tatlı su kaynaklarıyla bilinen Kahramanmaraş’ta balık üretimi yıllık tonlarca seviyeye ulaşırken, şehirde balık tüketimi de oldukça fazla. Özellikle yaz aylarında alabalık, sazan ve turna gibi türlere ilgi artarken, kış aylarında hamsi ve diğer deniz balıklarıyla pazar çeşitleniyor. Depremde yıkılan balık pazarının yeni yerinde vatandaşlara hizmet verdiğini söyleyen balıkçı esnafı, sezonun açılmasıyla birlikte tezgâhlarda balığın bol olduğunu belirtti. Vatandaşların yoğun ilgi gösterdiğini ifade eden esnaf, yeni pazar alanının hem hijyen hem de düzen açısından daha uygun hale getirildiğini aktardı. Balıkçılar, özellikle bu sezonun bereketli geçtiğini ve fiyatların vatandaşların bütçesine uygun olduğunu vurguladı. Balığın protein açısından zengin ve sağlıklı bir besin olduğunu hatırlatan esnaf, tüketimin artmasının hem üretici hem de vatandaş için fayda sağladığını dile getirdi. Şehirde üretilen tatlı su balıkları başta Avrupa ülkeleri olmak üzere Orta Doğu ve Asya’ya ihraç ediliyor. Kahramanmaraş’tan 54 ülkeye yapılan ihracat, hem sektör çalışanlarının hem de bölge ekonomisinin canlanmasına katkı sunuyor. Müşteri Adem Kahraman, "Balık almaya geldim. Esnaflarımızın güzel hizmetleri var. Her türlü balıklar mevcut pazarda tatlı su balığı deniz balığı. Hanım ve ben balık tüketiyoruz" diye konuştu. Müşteri Erol Ardıbatan, "Haftada en az bir iki kez balık tüketiyoruz. Deniz şehrinden geliyorum ve oranın verdiği alışkanlık var. Burası deniz kenarı değil ama balıklar taze gelip hemen tükeniyor bu çok dikkatimi çekti" dedi. Balıkçı esnafı İbrahim Sarı, "Kahramanmaraş’ta bol miktarda günübirlik deniz balıkları ve tatlı su balıkları pazarımıza geliyor. Deprem sonrası toparlanma evresinde yeni pazar yerimizdeyiz. Önceki yıllara göre balık fiyatları hemen hemen aynı, üretim fazla olması fiyatları aynı tutuyor hatta bazı balıklarda fiyatlar düşüyor. Balık şehri ve su şehrinde yaşıyoruz. Alabalığın başkenti diyebiliriz tonlarca üretim mevcut. 54 ülkeye ihracat yapılıyor" ifadesini kullandı.
Özel kreş ve gündüz bakımevlerine devlet desteği
28 Eylül 2025 Pazar - 10:18 Özel kreş ve gündüz bakımevlerine devlet desteği Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı denetiminde faaliyet gösteren özel kreş, gündüz bakımevleri ve çocuk kulüpleri, devlet tarafından sağlanan çeşitli teşvik ve desteklerden yararlanıyor. Özel kreş ve gündüz bakımevi kurucuları için önemli fırsatlar sunan devlet destekleri, vergi muafiyetlerinden sigorta prim teşviklerine kadar geniş bir yelpazeyi kapsıyor. Hazine ve Maliye Bakanlığı’na bağlı Gelir İdaresi Başkanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na bağlı Sosyal Güvenlik Kurumu, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na bağlı Milli Emlak Genel Müdürlüğü ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından sağlanan teşvik ve desteklerden yararlanmak isteyen kuruluşların ilk adımda Yatırım Teşvik Belgesi (YTB) almaları gerekiyor. E-Devlet üzerinden alınabilen bu belge sayesinde girişimciler, vergi indirimi, yer tahsisi, KDV muafiyeti gibi avantajlardan yararlanabiliyor. Vergi avantajları Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından sağlanan teşvikler kapsamında, 2017 yılından sonra kurulan kreş ve gündüz bakımevlerinin kazançları beş vergilendirme dönemi gelir ve kurumlar vergisinden müstesna tutuluyor. Kurumların serbest muhasebeci veya mali müşavirleriyle irtibata geçerek vergi beyannamelerinde istisna beyan etmeleri gerekiyor. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı denetimindeki özel kreş ve gündüz bakımevlerinin, Yatırım Teşvik Belgesi kapsamındaki makine ve teçhizat alımları da KDV istisnasına tabi tutuluyor. SGK destekleri Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından sunulan destekler ise özellikle istihdama katkı sağlıyor. Engelli bireylerin, gençlerin, kadınların ve sosyal yardım alan vatandaşların istihdamı durumunda işverenlere sigorta primi teşviki sağlanıyor. Bu kapsamda devlet tarafından sağlanan asgari ücret desteği de özel sektör işverenlerine önemli bir maliyet avantajı sunuyor. Yatırımlarda Devlet yardımları hakkında Cumhurbaşkanı Kararı çerçevesinde düzenlenen teşvik belgeleri kapsamında yatırım gerçekleştiren özel kreş ve gündüz bakımevlerinin, söz konusu kararda belirtilen sürede prime esas kazanç alt sınırı üzerinden hesaplanan sigorta primleri, söz konusu kararda belirtilen oranlarda Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı bütçesinden karşılanıyor. Genç ve Kadın İstihdamı ile Mesleki Belgesi Olan Sigortalı İstihdamı Halinde Uygulanan Prim Desteği kapsamında da özel kreş ve gündüz bakımevlerinin istihdam ettiği personelin sigorta primleri gerekli şartlar sağlandığı takdirde İşsizlik Sigortası Fonundan karşılanıyor. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Milli Emlak Genel Müdürlüğü de çeşitli teşviklerle girişimcileri destekliyor. Başvurular e-Devlet üzerinden yapılıyor Özel kreş ve gündüz bakımevi kurucularının devlet yardımları ve teşviklerinden faydalanabilmeleri için öncelikle e-Devlet üzerinden Yatırım Teşvik Belgesi almaları gerekiyor. Bu belge sayesinde yatırım teşvik programlarına başvuruda bulunabilen şirketler vergi indirimi, vergi iadesi ve yer tahsisi gibi çeşitli teşviklerden faydalanabiliyor. Konuyla ilgili detaylı bilgiye e-Devlet ve ilgili bakanlıkların resmi internet sitelerinden ulaşılabiliyor. Başvuru süreci ve teşvik uygulamaları hakkında ise kurumların serbest muhasebeci ya da mali müşavir ile irtibata geçmesi gerekiyor.