EKONOMİ
Türkiye ile Gana arasında stratejik sektörlerde 10 milyar dolarlık anlaşma 26 Mayıs 2026 Salı - 21:24:14 Gana Cumhuriyeti Yatırım Ajansı Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Akwasi Opong Fosu ve Gana Cumhuriyeti parlamentosu milletvekillerinden oluşan heyet, Türkiye ile Gana arasında ekonomik ve ticari ilişkilere katkı sağlamak amacıyla Sanayi ve Ticaret Konfederasyonu (SANKON) Genel Merkezi organizasyonuyla Ankara’ya ziyaret gerçekleştirdi. Gana Cumhuriyeti Yatırım Ajansı Yönetim Kurulu Başkanı Akwasi Opong Fosu ve heyeti Ankara’da kamu kurumları ve çok fazla sayıda SANKON üyesi şirketleri ve fabrikaları ziyaret ederek temaslarda bulundu. Gana Cumhuriyeti Yatırım Ajansı Yönetim Kurulu Başkanı Dr Akwasi Opong Fosu, Türkiye ile Gana arasında ekonomik ve ticari ilişkilere katkı sağlamak amacıyla inşaat, altyapı ve üst yapı, enerji, teknoloji, sağlık yatırımları, tekstil, gıda, ilaç sanayi, savunma sanayi, altın madenleri, petrol ve akaryakıt gibi stratejik ve önemli sektörleri kapsayan anlaşmaya imza attı. Anlaşma ile Türk şirketlerinin Afrika kıtasındaki devletlerde faaliyet gösteren Afrika Küresel Acil Yatırımları Merkezi AGEC ile SANKON iki ülke arasında ticari hacmi 10 milyar doları bulan ekonomik ve ticari işbirliği yapacak. Türkiye ile Gana arasında yapılan imza töreninde anlaşmayı Türk şirketleri adına SANKON Genel Başkanı Ferudun Cevahiroğlu imzalarken Gana Cumhuriyeti adına eski Ekonomi Bakanı ve yeni mevcut hükümette Yatırım Ajansı Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Akwasi Opong Fosu Afrika Küresel Acil Yatırımlar Merkezi AGEC Başkanı sıfatıyla imzaladı. Ekonomik ve ticari işbirliği anlaşması imza töreninde konuşan SANKON Genel Başkanı Ferudun Cevahiroğlu, "Yapılan bu anlaşmanın iki ülke ekonomisine büyük katkılar sağlayacağına olan inancımız tamdır. Türk şirketleri olarak Gana Cumhuriyetindeki projelerde görev almaya hazırız, bugün imzaladığımız anlaşmanın şartlarını yerine getirmeye, Türkiye ile Gana arasında ekonomik ve ticari ilişkilerimize katkı sağlamaya, bundan sonraki süreçlerde de büyük bir kararlılıkla devam edeceğiz. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan döneminde Türkiye ile Gana arasında ekonomik ve ticari ilişkilerimiz çok güçlendi. Türkiye Cumhuriyeti ile Gana Cumhuriyeti arasında her alanda güçlü ve stratejik ortaklığımız ve işbirliğimiz var. Türk şirketleri olarak bu gelişmeleri büyük bir memmuniyetle karşılıyor, en güçlü duygularımızla destekliyoruz" dedi. Cevahiroğlu, iki ülke arasında yapılan ekonomik ve ticari işbirliği anlaşmasının yapılmasında Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Gana Cumhuriyeti Hükümetine teşekkür etti. Cevahiroğlu, "Gana Cumhuriyeti Yatırım Ajansı Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Akwasi Opong Fosu ve heyeti‘ne Gana Cumhuriyeti Parlamentosu Milletvekillerine iki ülke arasında yapılan güçlü ekonomik işbirliği anlaşmasının imzalanmasında destek ve katkılarından dolayı teşekkür ederiz" ifadelerini kullandı. Gana Cumhuriyeti Yatırım Ajansı Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Akwasi Opong Fosu ise. Türkiye ile Gana ilişkilerine değinerek, "İki ülke arasında güçlü tarihi bağlarımız var, Gana Cumhuriyeti olarak Türkiye ile ilişkilerimize çok önem veriyoruz ve bu ilişkilerimizi daha ileri seviyelere çıkarmak için heyetle Ankara’ya ziyaret gerçekleştirdik. Burada çok verimli temaslarda bulunduk. Türkiye ile Gana arasında Ekonomik ve Ticari işbirliği anlaşmasının yapılmasından dolayı çok mutluyuz. Türkiye ile Gana arasındaki ekonomik ilişkilerimizin güçlenmesine destek ve katkılarından dolayı SANKON Genel Başkanı Ferudun Cevahiroğlu’na teşekkür ederim" şeklinde konuştu. Dr Akwasi Opong Fosu, Afrika Küresel Acil Yatırımlar Merkezi AGEC kuruluşu başkanı sıfatıyla imzaladığı protokolün başta Gana olmak üzere bütün Afrika kıtasındaki projeleri kapsadığını da açıkladı. Türkiye ile Gana arasında ekonomik ve ticari işbirliği anlaşması imza töreninden sonra Gana Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi Abdul Nasıru Deen, Gana Cumhuriyeti Yatırım Ajansı Yönetim Kurulu Başkanı Dr Akwasi Opong Fosu ve Gana Cumhuriyeti Parlamentosu Milletvekillerine, SANKON heyetine Büyükelçilik konutunda yemek daveti verildi. Gana Cumhuriyeti Yatırım Ajansı Yönetim Kurulu Başkanı Dr Akwasi Opong Fosu ve heyeti temaslarını tamamlayarak Ankara’dan ayrıldı.
26 Mayıs 2026 Salı - 15:50 Alpedo’dan 200 milyon liralık yatırım Kahramanmaraş’ın coğrafi işaretli dünyaca ünlü Maraş Dondurması’nın üreticilerinden olan Alpedo, 200 milyon liralık öz sermayesi ile yaptığı yatırımla yeni dolum ünitelerini hayata geçirdi. Alpedo Yönetim Kurulu Başkanı Yaşar Pekel, yeni yatırımla birlikte hem üretim kapasitesini hem de kaliteyi artırdıklarını söyledi. 1963 yılında Kahramanmaraş’ta 80 metrekarelik bir dükkanda temelleri atılan Alpedo, geride bıraktığı 63 yılda yaptığı yatırımlarla büyümeye devam ediyor. Alpedo Yönetim Kurulu Başkanı Yaşar Pekel, hem dondurmanın kalitesini hem de üretim kapasitesini artırma adına son olarak bu yatırımları hayata geçirdiklerini söyledi. "Dondurma üretim kapasitemiz 80 ton" Soğutma kapasitesini artırma ve yenileme yatırımının yanı sıra, 3 dolum ünitesi ve yenileme hattını hayata geçirdiklerini kaydeden Pekel, kaliteyi daha üst seviyelere taşımak için tam otomatik CIP ünitesini, tüm ürün imalat bölümünü kapsayacak şekilde yenilediklerini belirtti. Pekel, "Çiğ süt alımı için çok yönlü bir tesis kurduk. Bu tesisin amacı, çiğ sütü alıp, pastörizasyon ve standardizasyon işlemlerini yaptıktan sonra, üretim bölümüne vermek. Ayrıca tam otomatik pişirme sistemleri ile de saatlik 20 bin litre süt pişirme kapasitesine ulaştı. Üretim altyapımızı AB standartlarına uygun şekilde yenileyerek, kalite noktasında piyasadaki rekabet gücümüzü artırdık. Şu an itibarıyla günlük 80 ton dondurma üretim kapasitesine sahibiz" diye konuştu. "Gerçek meyvelerle üretilen dondurma çeşitlerini artıracağız" Şu anda üretimlerinin yüzde 80’ini iç piyasaya sunarken yüzde 20’lik kısmını da ihraç ettiklerini belirten Yaşar Pekel, yeni yatırımlarla birlikte 4 ay tam kapasite ile çalışırken, hedefleri doğrultusunda, ihracatı artırarak 8 ay tam kapasite ile çalışmak istediklerini söyledi. Önümüzdeki 5 yıl içerisinde ihracatı yüzde 50’ye çıkarmayı hedeflediklerini ifade eden Pekel, "Bir taraftan ihracatı artırmak için çalışma yaparken, diğer taraftan da üretim geliştirme (ÜRGE) bölümümüz, ülkelerin kendine has damak tatlarına göre en uygun dondurmayı reçetelendirmek için çalışıyor. Geleneksel dondurmaların yanı sıra gerçek meyvelerle ürettiğimiz ürünlerin çeşitliliğini artırarak, coğrafi işaretli meyveleri de kullanarak, yeni tatlar elde ederek tüketicinin damak tadına hitap etmek istiyoruz" dedi. Kahramanmaraş’ın önde gelen dondurma üreticilerinden Alpedo, gerçek meyvelerle hazırladığı ürün yelpazesiyle dikkat çekiyor. Firma, 22 farklı çeşit dondurmayı doğal içeriklerle üretirken, klasik dondurma çeşitlerinin yanı sıra sütlü meyveli alternatiflere de ağırlık veriyor. Alpedo Yönetim Kurulu Üyesi Yaşar Pekel, dondurma üretiminde kalite ve çeşitliliği ön planda tuttuklarını belirterek, "Klasik dondurma çeşitlerinin yanı sıra sadece sorbe değil, sütlü meyveli dondurma üretimi de gerçekleştiriyoruz" dedi. Firma, Alpedo’nun yanı sıra "Stone" ve "Dondurmam Gaymak" markalarıyla da üretim yapıyor. Bu markalar altında toplamda 120 çeşit dondurma üretimi gerçekleştiren şirket, geniş ürün gamıyla hem yurt içinde hem de yurt dışında büyümesini sürdürüyor. Alpedo’nun doğal içeriklere dayalı üretim anlayışı ve artan ürün çeşitliliği, markayı sektörde öne çıkaran unsurlar arasında yer alıyor. "Yeni yatırımla enerjinin yüzde 100’ünü kendi tesislerimizden karşılayacağız" Alpedo’nun Ankara, İstanbul, İzmir, Antalya, Bursa, Gaziantep, Adana, Kayseri, Diyarbakır gibi 20 ilde bölge müdürlükleri bulunduğunu, 25 bin olan satış noktasını bu yıl 34 bine çıkardıklarını ve 2027’de bu rakamı 42 bine çıkarmayı hedeflediklerini belirten Yaşar Pekel, son olarak şunları söyledi: "Yaptığımız makine yatırımlarının yaklaşık yüzde 80’lik kısmını, kendi bünyemizde oluşturduğumuz teknik ekiplerle kendi atölyelerimizde üretiyoruz. Hedefimiz önümüzdeki yıllarda üretim yaptığımız makinaların tamamını kendi tesisimizde tasarlayıp üreterek dışa olan bağımlılığımızı tamamen ortadan kaldırmak. Ayrıca fabrikamızın çatısında 1.3 MW’lık Güneş Enerji Santrali (GES) bulunuyor ve tükettiğimiz enerjinin yüzde 20’sini buradan karşılıyoruz. Bunun yanında Batman’da 5.2 MW’lık GES kuracağız. Bu GES tamamlandığında da tükettiğimiz enerjinin yüzde 100’ünü kendi tesislerimizden karşılamayı hedefliyoruz." Yapılan bu yatırımlarla Alpedo hem üretim gücünü artırmayı hem de global pazarda daha güçlü bir oyuncu olmayı hadefliyor.
Meslek lisesinde ekmek üretimi, genç ustalar iş başında
30 Eylül 2025 Salı - 10:11 Meslek lisesinde ekmek üretimi, genç ustalar iş başında Malatya’da Tarım Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencileri, ekimini yaptıkları buğdayı okul bünyesindeki tesiste işleyerek ekmeğe dönüştürüyor. Üretilen ekmekler, kent genelindeki taşımalı eğitim yapan okullarda ve yurtlarda kalan öğrencilere ücretsiz olarak ulaştırılıyor. Tarım Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde üç yıl önce başlatılan projeyle birlikte öğrenciler, yüzlerce dekar alanda ekimi yapılan buğdayı hasat ettikten sonra okulun fırınında işliyor. Öğrenciler, hem staj yapıyor hem de döner sermaye kapsamında gelir elde ediyor. "Hem eğitim alıyoruz hem iş öğreniyoruz" Okulun 11. sınıf öğrencilerinden Mehmet Can Almış, 9. sınıftan bu yana fırında çalıştığını belirterek, "Döner sermayeden yararlanıyoruz. Bir yandan okuyoruz, bir yandan iş öğreniyoruz. Sabah okula geldiğimizde fırına geçip ustalarımızla birlikte hamur yapıyor, tepsilere diziyor ve pişiriyoruz" dedi. Muhammet Ali Karlık ise, "Sabah okula geldiğimde fırına geçip ustama yardım ediyorum. Hamur diziyor, fermantasyon odasında bekletiyoruz. Daha sonra pişirip dağıtıma hazır hale getiriyoruz" ifadelerini kullandı. İş garantisiyle mezun oluyorlar Projeyle ilgili bilgi veren Alan Şefi Fatma Öztekin de yaklaşık 30 öğrencinin her gün aktif olarak fırında çalıştığını ifade ederek, "Mezun olan öğrencilerimizden bazıları kendi iş yerlerini açtı, bazıları ise iş bulma konusunda sıkıntı yaşamadan sektöre atıldı. Hem mesleki yeterlilik kazanıyorlar hem de aile bütçelerine katkı sağlıyorlar" dedi. "11 bin ila 15 bin arası roll ekmek üretimi" Günlük ortalama 11 bin ila 15 bin arası roll ekmek üretimi gerçekleştirdiklerini kaydeden Öztekin, "Talebe göre sandviç ekmeği, simit ve poğaça üretimi de yapıyoruz. Ham maddemiz, okulun tarım teknolojileri bölümünde eğitim gören öğrencilerimiz tarafından üretilen buğdaydan sağlanıyor. Ürettiğimiz ekmekler Milli Eğitim Bakanlığına bağlı taşımalı okullara ve pansiyonlara gönderiliyor. Ayrıca Turgut Özal Üniversitesi öğrencilerine de yemek ve ekmek desteği sağlıyoruz" ifadelerine yer verdi Okul Müdürü Necip Katı ise amaçlarının yaşantı temelli öğrenme ile öğrencileri iş birliği içerisinde proje temelli çalışmalara yönlendirmek olduğunu kaydederek, "Köklerden geleceğe emin adımlarla yürüyen, kendine güveni olan, üreten, ürettikçe özgüveni artan ve topluma karşı sorumluluğunun farkında bireyler yetiştirmeyi hedefliyoruz" diye konuştu.
Ağustos ayında işsizlik oranı yüzde 8,5 oldu
30 Eylül 2025 Salı - 10:06 Ağustos ayında işsizlik oranı yüzde 8,5 oldu İşsiz sayısı 2025 yılı Ağustos ayında bir önceki aya göre 168 bin kişi artarak 3 milyon 44 bin kişi oldu. İşsizlik oranı ise 0,4 puan artarak yüzde 8,5 seviyesinde gerçekleşti. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Ağustos ayı İşgücü İstatistikleri’ni paylaştı. Hanehalkı İşgücü Araştırması sonuçlarına göre; 15 ve daha yukarı yaştaki kişilerde işsiz sayısı 2025 yılı Ağustos ayında bir önceki aya göre 168 bin kişi artarak 3 milyon 44 bin kişi oldu. İşsizlik oranı ise 0,4 puan artarak yüzde 8,5 seviyesinde gerçekleşti. İşsizlik oranı erkeklerde yüzde 6,8 iken kadınlarda yüzde 11,6 olarak tahmin edildi. Mevsim etkisinden arındırılmış istihdam oranı yüzde 49,4 oldu İstihdam edilenlerin sayısı 2025 yılı Ağustos ayında bir önceki aya göre 208 bin kişi artarak 32 milyon 829 bin kişi, istihdam oranı ise 0,3 puan artarak yüzde 49,4 oldu. Bu oran erkeklerde yüzde 66,6 iken kadınlarda yüzde 32,6 olarak gerçekleşti. Mevsim etkisinden arındırılmış işgücüne katılma oranı yüzde 54,0 olarak gerçekleşti İşgücü, 2025 yılı Ağustos ayında bir önceki aya göre 376 bin kişi artarak 35 milyon 873 bin kişi, işgücüne katılma oranı ise 0,6 puan artarak yüzde 54,0 olarak gerçekleşti. İşgücüne katılma oranı erkeklerde yüzde 71,5 iken kadınlarda yüzde 36,9 oldu. Genç nüfusta mevsim etkisinden arındırılmış işsizlik oranı yüzde 16,0 oldu 15-24 yaş grubunu kapsayan genç nüfusta işsizlik oranı bir önceki aya göre 0,8 puan artarak yüzde 16,0 oldu. Bu yaş grubunda işsizlik oranı; erkeklerde yüzde 12,4, kadınlarda ise yüzde 22,7 olarak tahmin edildi. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış haftalık ortalama fiili çalışma süresi 41,8 saat oldu İstihdam edilenlerden referans döneminde işbaşında olanların, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış haftalık ortalama fiili çalışma süresi 2025 yılı Ağustos ayında bir önceki aya göre 0,7 saat azalarak 41,8 saat olarak gerçekleşti. Mevsim etkisinden arındırılmış atıl işgücü oranı yüzde 29,7 oldu Zamana bağlı eksik istihdam, potansiyel işgücü ve işsizlerden oluşan atıl işgücü oranı 2025 yılı Ağustos ayında bir önceki aya göre 0,1 puan artarak yüzde 29,7 oldu. Zamana bağlı eksik istihdam ve işsizlerin bütünleşik oranı yüzde 19,3 iken işsiz ve potansiyel işgücünün bütünleşik oranı yüzde 20,2 olarak tahmin edildi.
TZOB Başkanı Bayraktar: "Markette fiyatı en fazla artan ürün yüzde 65,1 ile marul oldu"
30 Eylül 2025 Salı - 10:03 TZOB Başkanı Bayraktar: "Markette fiyatı en fazla artan ürün yüzde 65,1 ile marul oldu" Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, "Eylül ayında markette fiyatı en fazla artan ürün yüzde 65,1 ile marul oldu. Maruldaki fiyat artışını yüzde 54 ile sivri biber, yüzde 38,8 ile kabak, yüzde 37,7 ile patates ve yüzde 20,1 ile yeşil soğan takip etti" dedi. TZOB Genel Başkanı Bayraktar, eylül ayında girdi maliyetlerindeki değişimleri ve üretici market fiyatlarını yaptığı yazılı basın açıklamasıyla değerlendirdi. Bayraktar, eylül ayında markette fiyatı en çok artan ürünün 65,1 ile marul olduğunu ve peşinden yüzde 54 ile sivri biberin, yüzde 38,8 ile kabağın, yüzde 37,7 ile patates ve yüzde 20,1 ile de yeşil soğanın takip ettiğini belirtti. "Mazot fiyatı aylık yüzde 4,4 oranında artarken yıllık yüzde 31,3 oranında arttı" TZOB Başkanı Bayraktar, Ziraat Odaları aracılığıyla girdi piyasalarından alınan fiyat verilerini şöyle değerlendirdi: "Eylül ayında, ağustos ayına göre 20.20 kompoze gübresinin fiyatı yüzde 2,1, DAP ve amonyum nitrat gübresi yüzde 1,3 ve amonyum sülfat gübresi yüzde 1,2 oranında artarken, ÜRE gübresinin fiyatı yüzde 2,9 oranında azaldı. Geçen yılın eylül ayına göre son bir yılda ÜRE gübresinin fiyatı yüzde 75,3, DAP gübresi yüzde 51,3, 20.20 kompoze gübresi yüzde 48,6, amonyum nitrat gübresi yüzde 39,6 ve amonyum sülfat gübresi yüzde 31,6 oranında arttı. Eylül ayında mazot fiyatı aylık olarak yüzde 4,4 oranında artarken yıllık yüzde 31,3 oranında arttı. Eylül ayında ağustos ayına göre besi yemi yüzde 4,1, süt yemi yüzde 3,1 oranında arttı. Son bir yılda ise besi yemi yüzde 34,8, süt yemi yüzde 30,6 oranında arttı. Elektrik fiyatları yıllık olarak yüzde 12,8 oranında artarken tarım ilacı fiyatları yüzde 14,9 oranında arttı." "Fiyatı en fazla düşen ürün hem markette hem de üreticide limon oldu" Eylül ayında üretici ve market arasındaki fiyat farkının en fazla yüzde 335,5 ile patateste görüldüğünü belirten Bayraktar, "Patatesteki fiyat farkını yüzde 308,7 ile kabak, yüzde 250,4 ile marul, yüzde 227,9 ile patlıcan ve yüzde 218,3 ile havuç takip etti. Patates 4,4 kat, kabak 4,1 kat, marul 3,5 kat, patlıcan 3,3 kat, havuç 3,2 kat fazlaya satıldı. Üreticide 4 lira 38 kuruş olan patates markette 19 lira 8 kuruşa, 11 lira 38 kuruş olan kabak 46 lira 49 kuruşa, 18 lira 14 kuruş olan marul 63 lira 58 kuruşa, 13 lira 38 kuruş olan patlıcan 43 lira 85 kuruşa ve 13 lira 50 kuruş olan havuç 42 lira 96 kuruşa satıldı. Eylül ayında fiyatı en fazla artan ürün markette marul olurken üreticide fındık oldu. Fiyatı en fazla düşen ürün ise hem markette hem de üreticide limon oldu" ifadelerini kullandı. "Markette fiyatı en fazla artan ürün yüzde 65,1 ile marul oldu" Eylül ayında markette 36 ürünün 29’unda fiyat artışı, 7’sinde ise fiyat azalışı görüldüğüne değinen Şemsi Bayraktar, "Eylül ayında markette fiyatı en fazla artan ürün yüzde 65,1 ile marul oldu. Maruldaki fiyat artışını yüzde 54 ile sivri biber, yüzde 38,8 ile kabak, yüzde 37,7 ile patates ve yüzde 20,1 ile yeşil soğan takip etti. Markette fiyatı en fazla azalan ürün ise yüzde 42,7 ile limon oldu. Limondaki fiyat düşüşünü yüzde 10,3 ile havuç, yüzde 4,2 ile yeşil fasulye, yüzde 3,2 ile tavuk eti ve yüzde 1,4 ile toz şeker izledi" ifadelerine yer verdi. Üretici fiyatları Bayraktar, eylül ayında üreticide 28 ürünün 20’sinde fiyat artışı, 6’sında fiyat düşüşü görülürken 2 üründe ise fiyat değişimi olmadığını ve üreticide en çok fiyat düşüşünün yüzde 26,9 ile limonda görüldüğünü bildirdi. Öte yandan Bayraktar, limondaki fiyat düşüşünü ise yüzde 6,4 ile yeşil fasulye, yüzde 4,1 ile kuru fasulye, yüzde 2,8 ile maydanoz, yüzde 2,7 ile patates ve yüzde 1,1 ile nohut olmak üzere izlediğini belirtti. Aynı zamanda Bayraktar, üreticide en çok fiyat artışının yüzde 73,7 ile fındıkta görüldüğünü ve fındıktaki fiyat artışını yüzde 70,1 ile sivri biberin, yüzde 35,8 ile kabağın, yüzde 33 ile marulun, yüzde 29,4 ile de kuru incirin izlediğini değerlendirdi. "Fiyat düşüşünde, erkenci çeşitlerin hasadına başlanması da etken oldu" Nisan ayında yaşanan zirai donun bu yılki fındık rekoltesini azalttığını vurgulayan Bayraktar, "Yaşanan bu arz düşüşü fındık fiyatlarının yükselmesine sebep oldu. Sivri biber ve kabakta sezon sonu gelmesi sebebiyle arz azaldı ve fiyatlar yükseldi. Limon ihracatının kayda bağlanması, iç piyasadaki fiyat baskısını sınırlı ölçüde dengeledi ve bu da fiyatların düşüşüne sebep oldu. Ayrıca fiyat düşüşünde, erkenci çeşitlerin hasadına başlanması da etken oldu. Arz artışı nedeniyle üreticide kuru fasulye fiyatlarında düşüş gerçekleşti" şeklinde konuştu.
Avrupa tescilli lezzet askıda alıcısını bekliyor
30 Eylül 2025 Salı - 09:48 Avrupa tescilli lezzet askıda alıcısını bekliyor Manisa’nın Kırkağaç ilçesinde yetişen ve hem Türkiye’de hem de Avrupa’da coğrafi tescil alan ünlü Kırkağaç kavunu, klimalı ve ozon makineli depolarda askıya alınarak kış aylarında da sofralara ulaştırılıyor. Kırkağaç ilçesinde yetişen deseni, kokusu, tadı ve dayanıklılığı ile ünlenerek coğrafi işaret alan ve 15 Ağustos itibariyle hasat edilen Kırkağaç kavunu kış aylarında satışa sunulmak için klimalı, ozon makineli depolarda askılara asılmaya başlandı. Tescilli lezzet artık alıcılarını bekliyor. Kırkağaç Ziraat Odası Başkanı Emin Özarı, İHA muhabirine yaptığı açıklamada, kavunun ilçe ekonomisi için önemine dikkat çekerek, "Hasadımızın bizlere vermiş olduğu bereketin mutluluğunu yaşıyoruz. Kavun bizim Kırkağaç için her şey demek. Kızlarımızın çeyizi, erkek evlatlarımızın eğitim masrafları, evlerimizin geçim kaynağı kavun bizim için olamazsa olmaz. Kavunlarımızı mayıs ayında ekiyoruz. Yaklaşık 100 gün gibi bir emekle kavun depolarımıza asılır hale geliyor. Bu deponun üzerinde bir yalıtım var, bu özel sandviç panelden yapılmış bir tavan ve üzerine köpük püskürtülmüş içerideki iklimlendirmeyi sabit derecede tutmak için. Arkamızda da içeriye ozon havası vermesi için ayrıca cihazlar var. Bu cihazların her biri 50-60 bin TL’dir. Yine klimalarımız var. Buradaki iklimlendirmeyi sağlıyor. Yukarıdaki siyah boru da içeride biriken kirli ve asitli havanın dışarıya atılmasını sağlıyor. Tabii bunlar çiftçilerimize ek bir maliyet getiriyor. Böylelikle zaten dayanıklılığıyla ün yapmış Kırkağaç kavunumuz mart ayına kadar sağlıklı bir şekilde az fire vererek o soğuk kış aylarında yazın o güzel meyvesini sofralarınıza gönderiyoruz. Kırkağaç’ın kendine has bir kavunu vardı Altınbaş benekli kavun diye. Artık beyaz, sarı ve yeşil dilimli kavunlarımızı da üretiyoruz. Dededen 3. kuşak üretici olan Apti Kayacık, 300 ton civarındaki deposunda alıcısını bekliyor. Bu kavunları Osman Topuz isimli bir Kırkağaçlı üreticimiz var onun tarafından ilk olarak sadece bir kavundan üretildi. Şimdi Kırkağaç’ta binlerce dekar kavun depolarımızda asılıyor. Muhteşem bir kavun. Dayanıklılığı daha fazla. Bu yıl yaklaşık 30 bin ton rekoltemiz var. Bubub 20 bin tonu yaz aylarında satılıyor. Geri kalan kısmı da işte bu iklimlendirme özelliklerine sahip, özel havalandırma ve ozon pompası sistemlerine sahip klimalarımızda saklanıp kış aylarında vatandaşlarımızın tüketimine sunuluyor. Kavunumuz coğrafi tescilli bir ürün. Bu yıl bir sürprizimiz daha oldu. Artık AB’den de coğrafi tescil aldık. Türkiye’de 38. işaret olan tarım ürünü oldu. Manisa ilinde de ilk coğrafi tescil alan ürün bizim Kırkağaç kavunumuza nasip oldu. Bunun için de ayrıca mutluyuz. Bu vesileyle bütün üreticilerimize hayırlı, bereketli kazançlar almalarını diliyorum" dedi. "Mart ayına kadar dayanıyor" Yaklaşık 40 yıldır çiftçilik yaptığını belirten üretici Apti Kayacık ise, kavunların dayanıklılığına dikkat çekerek şöyle konuştu: "Çocukluğumdan beri kavunculukla uğraşıyorum. Tabii o zamanlar Kırkağaç cinsi kavun ekiyordum. Daha sonra siyah kavuna, 4-5 yıldır da beyaz kavunumuza döndük. Tarladan getirdiğimiz kavunlarımızı depolarımıza asıyoruz. İstanbul’dan ve İzmir’den gelen halci arkadaşlarımızla pazarlık yapıp veriyoruz. Onlar da aralık ayından mart ayına kadar dayanabilen kavunlarımızı bu aylarda kamyonlara sarıp müşterilerine götürüyorlar. Kırkağaç kavununun en büyük özelliği dayanabilir olma özelliğidir. Aynı bu çeşidimizi tohumunu Türkiye’nin her yerinde denediler ama hemen bozuldu, dayanmadı. Kırkağaç’ın toprağından mı ikliminden midir nedir sadece bu topraklarda mart ayına kadar dayanıyor."
Avrupa tescilli lezzet askıda alıcısını bekliyor
30 Eylül 2025 Salı - 09:40 Avrupa tescilli lezzet askıda alıcısını bekliyor Manisa’nın Kırkağaç ilçesinde yetişen ve hem Türkiye’de hem de Avrupa’da coğrafi tescil alan ünlü Kırkağaç kavunu, klimalı ve ozon makineli depolarda askıya alınarak kış aylarında da sofralara ulaştırılıyor. Manisa’nın Kırkağaç ilçesinde yetişen deseni, kokusu, tadı ve uzun dayanmasıyla ünlenerek coğrafi işaret alan ve 15 Ağustos itibariyle hasat edilen ardından kış aylarında satışa sunulmak için askılara asılmaya başlanan Kırkağaç Kavunu artık alıcılarını bekliyor. Manisa’nın Kırkağaç ilçesinde yetişen deseni, kokusu, tadı ve uzun süre dayanıklılığıyla ünlü, coğrafi işaret ve Avrupa Birliği coğrafi tescili alan Kırkağaç kavunu, kış aylarında satışa sunulmak üzere askılarda alıcısını bekliyor. Kırkağaç Ziraat Odası Başkanı Emin Özarı, İHA muhabirine yaptığı açıklamada, kavunun ilçe ekonomisi için önemine dikkat çekerek, "Hasadımızın bizlere vermiş olduğu bereketin mutluluğunu yaşıyoruz. Kavun bizim Kırkağaç için her şey demek. Kızlarımızın çeyizi, erkek evlatlarımızın eğitim masrafları, evlerimizin geçim kaynağı kavun bizim için olamazsa olmaz. Kavunlarımızı mayıs ayında ekiyoruz. Yaklaşık 100 gün gibi bir emekle kavun depolarımıza asılır hale geliyor. Bu deponun üzerinde bir yalıtım var, bu özel sandviç panelden yapılmış bir tavan ve üzerine köpük püskürtülmüş içerideki iklimlendirmeyi sabit derecede tutmak için. Arkamızda da içeriye ozon havası vermesi için ayrıca cihazlar var. Bu cihazların her biri 50-60 bin TL’dir. Yine klimalarımız var. Buradaki iklimlendirmeyi sağlıyor. Yukarıda ki siyah boruda içeride biriken kirli ve asitli havanın dışarıya atılmasını sağlıyor. Tabi bunlar çiftçilerimize ek bir maliyet getiriyor. Böylelikle zaten dayanıklılığıyla ün yapmış Kırkağaç kavunumuz mart ayına kadar sağlıklı bir şekilde az fire vererek o soğuk kış aylarında yazın o güzel meyvesini sofralarınıza gönderiyoruz. Kırkağaç’ın kendine has bir kavunu vardı Altınbaş benekli kavun diye. Artık beyaz, sarı ve yeşil dilimli kavunlarımızı da üretiyoruz. Dededen 3. kuşak üretici olan Apti Kayacık, 300 ton civarındaki deposunda alıcısını bekliyor. Bu kavunları Osman Topuz isimli bir Kırkağaçlı üreticimiz var onun tarafından ilk olarak sadece bir kavundan üretildi. Şimdi Kırkağaç’ta binlerce dekar kavun depolarımızda asılıyor. Muhteşem bir kavun. Dayanıklılığı daha fazla. Bu yıl yaklaşık 30 bin ton rekoltemiz var. Bu 30 bin ton üretimin 20 bin tonu yaz aylarında satılıyor. Geri kalan kısmı da işte bu iklimlendirme özelliklerine sahip, özel havalandırma ve ozon pompası sistemlerine sahip klimalarımızda saklanıp kış aylarında vatandaşlarımızın tüketimine sunuluyor. Kavunumuz coğrafi tescilli bir ürün. Bu yıl bir sürprizimiz daha oldu. Artık AB’den de coğrafi tescil aldık. Türkiye’de 38. işaret olan tarım ürünü oldu. Manisa ilinde de ilk coğrafi tescil alan ürün bizim Kırkağaç kavunumuza nasip oldu. Bunun içinde ayrıca mutluyuz. Bu vesileyle bütün üreticilerimize hayırlı, bereketli kazançlar almalarını diliyorum." dedi. "Mart ayına kadar dayanıyor" Yaklaşık 40 yıldır çiftçilik yaptığını belirten Kırkağaçlı üretici Apti Kayacık ise, kavunların dayanıklılığına dikkat çekerek şöyle konuştu: "Çocukluğumdan beri kavunculukla uğraşıyorum. Tabi o zamanlar Kırkağaç cinsi kavun ekiyordum. Daha sonra siyah kavuna, 4-5 yıldır da beyaz kavunumuza döndük. Tarladan getirdiğimiz kavunlarımızı depolarımıza asıyoruz. İstanbul’dan ve İzmir’den gelen halci arkadaşlarımızla pazarlık yapıp veriyoruz. Onlarda aralık ayından mart ayına kadar dayanabilen kavunlarımızı bu aylarda kamyonlara sarıp müşterilerine götürüyorlar. Kırkağaç kavununun en büyük özelliği dayanabilir olma özelliğidir. Aynı bu çeşidimizi tohumunu Türkiye’nin her yerinde dediler ama hemen bozuldu, dayanmadı. Kırkağaç’ın toprağından mı ikliminde nedir sadece bu topraklarda mart ayına kadar dayanıyor." (HD-SC-
Çukurova’da limon hasadı: Geçen yıl 1 TL olan limon bahçede 20 TL
30 Eylül 2025 Salı - 09:30 Çukurova’da limon hasadı: Geçen yıl 1 TL olan limon bahçede 20 TL Adana’da limon hasadı başladı, geçen yıl bahçede 1 TL’ye alıcı bulan ’Mayer’ cinsi 20 TL’den, 5 TL’den alıcı bulan ’Enterdonat’ cinsi ise 30-35 TL’den satılmaya başlandı. Turunçgiller Kesim ve İhracat Tarihleri Belirleme Komisyonu’nun Mayer ve Enterdonat cinsi limonlarda 25 Eylül itibarıyla hasada izin vermesinin ardından Çukurova’da limon bahçelerinde sezon resmen başladı. Yurt genelinden ve Avrupa’dan talep gören limon hasadı için bahçeye giren işçiler, ilk hasatları türkü eşliğinde yaptı. Üreticiler, bu yıl kış döneminde yaşanan don olayları ve haziran ayında çiçeklenme döneminde görülen aşırı sıcakların meyve oluşumunu olumsuz etkilediğini kaydetti. Rekoltenin düşük olması nedeniyle geçen yıl bahçede 1 TL’den alıcı bulan ’Mayer’ cinsi 20 TL’den, 5 TL’den alıcı bulan, ’Enterdonat’ cinsi ise 30-35 TL’den satılmaya başlandı. Rekolte düşük olunca limon para etti 35 dönümlük arazide üretim yapan Berkant Balım, "Normalde 100 tona yakın ürün alabiliyorduk ama bu yıl 24 ton çıktı. Geçen yıl 3 bin ton ihracat yaparken bu yıl bin tona ulaşabilirsek şanslı sayacağız. Rekolte kaybımız çok yüksek. Limon dalında fiyatlar yüksek seyrediyor. Geçen yıl Mayer cinsi limon 1-2 TL’ye kadar düşmüştü, bahçede kalan olmuştu. Bu yıl Mayer cinsi 20-25 TL, Enterdonat cinsi ise ihracata 30-35 TL bandında bahçeden alıcı buluyor. Avrupa ülkeleri özellikle Rusya ve Polonya’dan yoğun talep gösteriyor. Fiyatların artması bekleniyor ancak işçilik ve gümrük masrafları da üreticiye yük oluyor" dedi. Bahçelerde hasat yapan işçiler de, geçtiğimiz yıllara oranla bu sezon kışın yaşanan don nedeniyle verimin oldukça düşük olduğunu ifade etti. İlk kesimlerde türküler söyleyerek mesaiye başlayan narenciye işçilerinden Hatice Duran da zorlu sezonun başladığını kaydetti.
Doğu’nun soğuğunda sıcak iklim meyveleri yetiştirdi
30 Eylül 2025 Salı - 09:30 Doğu’nun soğuğunda sıcak iklim meyveleri yetiştirdi Bitlis’in Tatvan ilçesinde yaşayan Mehmet Okay, evinin bahçesinde sıcak ve ılıman bölgelerde yetiştirilen meyveleri yetiştirmeyi başardı. Van Gölü kıyısındaki evinin bahçesinde geçen yıl deneme amaçlı sıcak bölge meyvelerinin ekimini yapan Mehmet Okay, önemli bir başarıya imza attı. Okay’ın bahçesinde muşmula, dağ çileği, yer fıstığı ve kestane gibi bölgede yetiştirilmesi zor kabul edilen birçok meyve ağacı bulunuyor. Kitaplarda ve tarım kaynaklarında ekseriyatla Doğu Anadolu Bölgesi gibi sert iklimli bölgelerde yetişmeyeceği belirtilen bu meyvelerin Tatvan’da yetişmesi, çevredeki vatandaşların da dikkatini çekti. Geçen yıl ektiği fidanların bu yıl meyve vermeye başladığını belirten Mehmet Okay, deneme amaçlı ektiği muşmula, dağ çileği, yer fıstığı ve kestane gibi ürünlerden yüksek verim elde etti. Ektiği meyvelerin bu yıl tek tek ürün verdiğini anlatan Okay, önümüzdeki yıl bahçenin boş kalan diğer kısımlarına da benzer meyve ağaçları dikmeyi planladığını ifade ederek, "Tatvan’ın iklim şartlarına rağmen muşmula, dağ çileği, yer fıstığı ve kestane gibi meyveleri denemek istedim. Doğal yöntemlerle bakım yaptım ve emeklerimin karşılığını almak beni çok mutlu etti. Bundan sonra da yeni ürünler denemeye devam edeceğim. Bunun yanı sıra bahçemin boş kalan diğer alanlarına da yine farklı meyveler ekmeyi planlıyorum. Hedeflediğimiz oranda bir verime ulaşmamız durumunda bu meyve ağaçlarından oluşan daha büyük bir meyve bahçesi oluşturmayı amaçlıyorum. Bu sayede artık bu bölgede ve soğuk iklimde yetişmez denilen meyveleri kendi elimle yetiştirip afiyetle yiyeceğiz. Herkese de bu meyveleri ekmeye başlamalarını tavsiye ediyorum" dedi.
Eylem yapan tarım işçileri ve aracılarına çiftçilerden çağrı: "3 ay bekleyin"
30 Eylül 2025 Salı - 09:23 Eylem yapan tarım işçileri ve aracılarına çiftçilerden çağrı: "3 ay bekleyin" Adana’da sektör temsilcileri, düşük ücret aldıkları gerekçesiyle eylem yapan mevsimlik tarım işçilerine ve aracılara seslenerek, "Çiftçimiz para kazanamadığı halde işçilerin çiftçiden fazla para talep etmeye hakkı yok. Yıl sonuna 3 ay kaldı. 3 ay beklesinler" dedi. Türkiye narenciye üretiminin yüzde 40’ını tek başına karşılayan Adana’da hasatlar başladı. Ancak bu sene, zirai don ve aşırı sıcaklar nedeniyle verim ciddi oranda düştü. Hal böyle olunca da üretim azlığı nedeniyle tarım işçisinin talep ettiği ücret sorunu çok gündeme gelmedi. Geçtiğimiz Ocak ayında Adana, Mersin ve Hatay’da 2025 yılının tarım işçisi yevmiyeleri aracı payı dahil bin TL olarak belirlendi. İşçiler, aldıkları yevmiyeden yüzde 10’unu aracılara verince ellerine 900 TL kaldı. İşçiler ve aracılar, geçtiğimiz hafta Doğankent Mahallesi’nde toplanıp fiyatların düşük kaldığını öne sürerek eylem yapıp, ’işe çıkmayacağız’ açıklamasını yaptı. Bunun üzerine ziraat odaları, kendi aralarında bir toplantı yapıp işçi sorunu olmadığını, çiftçinin bu sene para kazanamadığı için 2025 yılının Ocak ayında yapılan anlaşmaya bağlı kalacakları konusunda hemfikir oldu. "Paranın yüzde 10’u aracılara gidiyor" Konuyla ilgili Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, İhlas Haber Ajansı’na açıklamalarda bulundu. Doğan, "Valimizin başkanlığında Tarım İl Müdürlüğü, ziraat odaları, aracılar ve işçiler olarak toplanıp protokol hazırlıyoruz. Bu anlaşmanın başlangıç tarihi 01.01.2025-31.12.2025 tarihine kadar fiyatlar belirleniyor. Ne zaman Cumhurbaşkanımız asgari ücrete zam yaparsa biz de bu fiyatları arttırırız. Geçtiğimiz yıllarda tarım işçileri brüt asgari ücretin 30’da 1’ini alırlarken artık 26’da 1’ini almaya başladılar. Şu anda işçinin eline bin TL para geçiyor. Yüzde 10’unu aracılar alıyor" ifadelerini kullandı. "3 ay beklesinler, 2025 yılı afet yılı olarak geçti" 3 ay sonra yeni anlaşma yapılacağını dile getiren Doğan, "Biz anlaşma yaparken hem aracılar hem de işçiler imza atıp yıl sonuna kadar fiyatta anlaştı. Herkes bu imzaya, bu fiyatlara sadık kalmalı. 2025 yılı afet yılı olarak geçti. Çiftçimiz bu sene soğandan, patatesten, domates, biber, karpuz, buğday ve narenciyeden para kazanamadı. Çiftçimiz para kazanamadığı halde işçilerin çiftçiden fazla para talep etmeye hakkı yok. Yıl sonuna 3 ay kaldı. 3 ay beklesinler" şeklinde konuştu. "Aracılar çiftçinin üzerinde para kazanmaya çalışmasın" Tarım aracılarının işçiler üzerinden para kazandığını ve işçileri, çiftçilere karşı dolduruşa getirdiğini belirten Doğan, "Şu anda işçinin sadece yüzde 20-30’u çalışmakta. İşçi bol, ürün olmadığı için çalışmıyorlar. Aracılar da çiftçinin üzerinde para kazanmaya çalışmasın. Çalışma saatleri sabah 07.00-16.00 arası. Gecenin 03.00’ünde kimsenin kalkıp tarlaya gitmesine gerek yok" diyerek sözlerini tamamladı.
Coğrafi işaretli içi kırmızı elmada hasat zamanı
30 Eylül 2025 Salı - 09:18 Coğrafi işaretli içi kırmızı elmada hasat zamanı Ardahan’ın Posof ilçesinde yetişen ve içinin de dışı gibi kırmızı oluşuyla dikkat çeken coğrafi işaretli elmada hasat dönemi başladı. Posof ilçesinde yetiştirilen ve iyice olgunlaştıktan sonra hem içi hem de dışı kırmızı renge bürünerek toplanmaya hazır hale gelen tescilli elmada hasat dönemi başladı. Posoflu çiftçiler, içi ve dışı kırmızı olan elmaların kanser hastaları başta olmak üzere gelişmekte olan engelli çocuklara, diş eti hastalığı, öksürük, bronşit ve karaciğere iyi geldiğini söyledi. "Bu yıl emeklerimizin karşılığını almayı ümit ediyoruz" diyen emekli öğretmen Adnan Bozyiğit, ’’Bu yıl bahar geç geldiği için şu anda içi dışı kırmızı elmamızda kırağıdan faydalandı. Şu dönemde kırağı düşüyor ve elmalarımızın içleri de tam olarak kırmızı halini aldı. Kimse demesin ki elmanın içi kırmızı değil. Bu mevsim şartları ve küresel ısınmadan kaynaklı bir durum, şu anda bu yıl özelinde bu durumu atlattık, fakat önümüzdeki yıl ne olur onu da bilmiyoruz. Genel durumu bu yıl çok güzel. Ve 10 gün içerisinde içi dışı kırmızı elmada üretim tam olarak başlar’’ dedi. Elmanın şifa kaynağı olduğunu dile getiren Bozyiğit, "İçi dışı kırmızı elmanın faydaları saymakla bitmez. Mide rahatsızlığı çekenlerde hazmı kolaylaştırıcı özelliği var. Elmanın en büyük özelliği, sapından değil de kabuğundan da içeriye doğru güneşten ve havadan emdiği antioksidan maddesini içerisine doğru emmesi. Bu olay da kırağı olayıyla gerçekleşiyor. Bu yıl da kırağı erken oluşmaya başladı. İçi dışı kırmızı elma bağışıklık sistemini güçlendirme, kalp sağlığını destekleyici, kan şekerini düzenlemeye yardımcı olma özelliğinin yanı sıra kabuğuyla yenildiğinde liflerinde daha faydalı olmasıdır’’ ifadelerini kullandı.