EKONOMİ
Emrina A.Ş.’den Mekke’de yeni nesil konaklama modeli 21 Mayıs 2026 Perşembe - 17:14:52 Emrina Danışmanlık Organizasyon Reklam İnşaat ve Bilişim Hizmetleri A.Ş. (Emrina A.Ş.), Mekke’de hayata geçireceği ‘7Days Residence Club-Mecca’ projesiyle umre ve hac ziyaretlerine yönelik uzun vadeli bir konaklama modeli geliştirdiğini duyurdu. Emrina A.Ş., Mekke’de Harem-i Şerif’e yakın lokasyonlarda hayata geçireceği ‘7Days Residence Club-Mecca’ projesiyle umre ve hac ziyaretlerine yönelik uzun vadeli konaklama modeli geliştirdiğini duyurdu. Proje çerçevesinde 4 ve 5 yıldızlı oteller ile lüks 1+1 servisli dairelerin satın alınması, kiralanması ve yeniden renovasyona tabi tutulması amaçlandı. Projeye ilişkin açıklamalarda bulunan Emrina A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Emrah İnanç, üyelerine uzun yıllar boyunca her yıl 7 gün sabit fiyat avantajıyla konaklama imkanı sunmayı hedeflediklerinin altını çizerek, "Model kapsamında Mekke’de Harem-i Şerif’e yakın konumdaki tesisler yüksek konfor standartlarına uygun şekilde yeniden düzenlenecektir. 7Days Residence Club-Mecca kapsamında ilk etapta Mekke’de 97 odalı lüks bir otel projesi için sözleşme imzalandık. Her odası 2 kişilik olarak planlanan otel, ultra lüks 4 yıldızlı konfor standartlarına uygun şekilde yeniden tasarlanacak. Hac dönemi sonrasında başlayacak renovasyon sürecinin ardından otelin Ocak 2027 itibarıyla misafirlerine hizmet vermeye başlamasını hedefliyoruz. Bu projede üyeler, 9 yıl boyunca her yıl 7 gün konaklama hakkından yararlanabilecek" diye konuştu. Masar projesi içerisinde 113 lüks 1+1 servisli daire İnanç, proje ile yalnızca ticari bir konaklama modeli değil, aynı zamanda Mekke’ye gelen ziyaretçilere daha konforlu, planlı ve güvenli bir deneyim sunmayı hedeflediklerini söyleyerek, "Mekke’nin en prestijli gelişim alanlarından biri olan Masar projesi içerisinde Harem-i Şerif’e yaklaşık 850 metre mesafede yer alan 113 adet lüks 1+1 servisli daire projesi için de ortaklık konusunda anlaşmaya vardık. Ocak 2030 itibarıyla hizmete alınmasını planladığımız bu lüks residence dairelerde, ailelerin konforlu şekilde konaklamasına uygun geniş yaşam alanları sunacağız. Dairelerde 4 ila 6 kişinin rahatlıkla konaklayabileceği bir yapıyı hedeflerken, bu projede üyeler 11 yıl boyunca her yıl 7 gün kullanım hakkına sahip olacak. 2027 yılı içerisinde Mekke’de Harem-i Şerif’e yakın bölgelerde yaklaşık 30 otel projesini satın alma, kiralama veya iş birliği modeliyle portföyüne dahil ederek renovasyona tabi tutmayı hedefliyoruz. Bu projelerle üyelerimize uzun süreli, sabit fiyatlı ve uygun taksit imkanlarıyla Mekke’de konforlu konaklama ayrıcalığı sunmayı amaçlıyoruz. 7Days Residence Club-Mecca modeli sayesinde üyelerimiz, umre dönemlerinde otel arama, yüksek sezon fiyatlarıyla karşılaşma ve rezervasyon belirsizliği gibi sorunlardan uzaklaşarak, sabit tarihli veya esnek tarihli şekilde 7 günlük konaklama rezervasyonlarını kolaylıkla yapabilecek. Bu proje ile yalnızca ticari bir konaklama modeli değil, aynı zamanda Mekke’ye gelen ziyaretçilere daha konforlu, planlı ve güvenli bir deneyim sunma hedefindeyiz" açıklamasında bulundu.
21 Mayıs 2026 Perşembe - 17:02 Aydın Sanayi Odası’nda Ticaret Bakanlığı’ndan ‘UR-GE İyi Uygulama’ ödülü Aydın Sanayi Odası, Ticaret Bakanlığı tarafından düzenlenen Responsible Sorumluluk ve Uluslararası Rekabet Zirvesi kapsamında, UR-GE Projesi Desteği İyi Uygulama Ödülü almaya hak kazandı. Aydın Sanayi Odası tarafından yürütülen ve Aydın’da ilk olan UR-GE Projesi çerçevesinde "Makine İmalatı ve Tedarikçileri Kümesi"ne yönelik gerçekleştirilen eğitim faaliyetinin ödül alması Aydın için guru kaynağı oldu. Ticaret Bakanlığı Söğütözü Yerleşkesi Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen ödül töreninde, UR-GE Projesi Desteği kapsamında başarılı uygulama örneklerini hayata geçiren iş birliği kuruluşlarına plaketleri takdim edildi. Aydın Sanayi Odası adına ödülü, Yönetim Kurulu Başkanı Gökhan Maraş, Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat’ın elinden aldı. Zirve programı kapsamında sürdürülebilirlik, sorumlu iş yapma kültürü, döngüsel değer zincirleri, kapalı döngü sistemlerin tedarik zincirine entegrasyonu ve UR-GE projelerinde iyi uygulama örnekleri gibi başlıklarda paneller düzenlendi. Programda Ticaret Bakanlığı temsilcilerinin yanı sıra OECD, uluslararası kuruluşlar, sektör temsilcileri ve iş birliği kuruluşları da yer aldı. Aydın Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Gökhan Maraş, ödül töreni sonrasında yaptığı değerlendirmede, Aydın sanayisinin ihracat yolculuğunda ortaya koyduğu kararlılığın böylesine anlamlı bir platformda takdir edilmesinin büyük bir gurur kaynağı olduğunu belirtti. Başkan Maraş, açıklamasında "Üyelerimizin üretme azmi, ihracata olan inancı ve uluslararası pazarlarda daha güçlü yer alma hedefi, AYSO olarak yürüttüğümüz çalışmaların temel motivasyonunu oluşturmaktadır. Aydın Sanayi Odası olarak biz, üyelerimizin yanında olmayı yalnızca kurumsal bir görev değil, aynı zamanda Aydın sanayisine karşı taşıdığımız en büyük sorumluluklardan biri olarak görüyoruz. Sanayicilerimizin dünya ile rekabet edebilmesi, yeni pazarlara açılması ve ihracatta kalıcı başarılar elde etmesi için var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz." dedi. UR-GE Projesi’nin başarılı şekilde yürütülmesinde emeği geçenlere de teşekkür eden Başkan Maraş, açıklamasının devamında "Bu süreçte projenin planlanması, takibi ve etkin biçimde uygulanmasında özverili çalışmalarıyla önemli katkılar sunan UR-GE Proje Yöneticimiz Mine Seçkin’e ayrıca teşekkür ediyorum. Makine İmalatı ve Tedarikçileri sektörüne yönelik UR-GE Projemizde yer alan, projeye sahip çıkan, ortak hedefler doğrultusunda iş birliği kültürünü güçlendiren ve ihracat vizyonuyla sürece değer katan tüm üyelerimizi de gönülden tebrik ediyorum. Aydın Sanayi Odası olarak üyelerimizin ihracat yolculuğunda daha cesur adımlar atması, küresel değer zincirlerinde daha görünür hale gelmesi ve Aydın sanayisinin adını uluslararası alanda daha güçlü duyurması için proje üretmeye, yol göstermeye ve üyelerimizle birlikte yeni başarı hikayeleri yazmaya devam edeceğiz." İfadelerine yer verdi.
Ak Portföy, yönettiği varlık büyüklüğünü 1,25 trilyon TL’ye ulaştırdı
07 Ekim 2025 Salı - 15:06 Ak Portföy, yönettiği varlık büyüklüğünü 1,25 trilyon TL’ye ulaştırdı Portföy yönetim şirketi Ak Portföy, kuruluşunun 25. yılında, yönettiği varlık büyüklüğünü 1.25 trilyon TL’ye ulaştırdığını duyurdu. Türkiye’nin önde gelen portföy yönetim şirketlerinden ve aynı zamanda dünyanın en büyük 400 portföy yönetim şirketi arasında yer alan Ak Portföy, kuruluşunun 25. yılında, yönettiği varlık büyüklüğünü 1.25 trilyon TL’ye ulaştırdı. Şirket, aynı zamanda 1 trilyon TL eşiğini aşan ilk özel portföy yönetim şirketi olduğunu duyurdu. 25. yılında yönettiği varlık büyüklüğünü 1.25 trilyon TL’ye ulaştırırken aynı zamanda 1 trilyon TL eşiğini aşan ilk özel portföy yönetim şirketi olmanın mutluluğunu yaşadıklarını belirten Ak Portföy Genel Müdürü Mehmet Ali Ersarı, "Kurumumuz bugün, 25. yılımızda, 30 milyar dolarlık varlık büyüklüğü ile ülkemizin en büyük özel portföy yönetim şirketi olmasının yanı sıra dünyanın en büyük portföy yönetim şirketleri içinde ilk 400 arasında yer almakta. Bugün yönettiğimiz 200’ün üzerinde fonla Türkiye’nin yatırım evrenin gelişiminde ve yatırım kültürünün dönüşümünde öncü rolümüzü sürdürüyoruz. World Finance tarafından 7. kez üst üste "Türkiye’nin En İyi Yatırım Yönetimi Şirketi" seçilmemiz de bunun önemli bir göstergesi" dedi. Ersarı, sözlerine şöyle devam etti: "25 yıl önce çıktığımız bu yolculukta, her adımımızı yatırımcılarımızın güveni ve sermaye piyasalarımızın gelişimi için attık. Bugün geldiğimiz noktada Ak Portföy olarak ilklere imza atan, sektöre yön veren ve küresel ölçekte başarı gösteren bir kurum haline geldik. Sektör liderliğimiz, yatırımcı ihtiyaçlarını öngörerek geliştirdiğimiz yenilikçi ürün ve hizmetlerimizle pazarı büyütmeye odaklanmamızdan kaynaklanıyor. Ak Portföy olarak biz; her zaman yatırımcılarımızı merkeze alan, değişen dünyanın ihtiyaçlarını öngörebilen ve buna hızla uyum sağlayan bir stratejiyle ilerliyoruz. Küresel ve sektörel dönüşümleri yakından izlerken yatırımcılarımızı dikkatle dinliyor, edindiğimiz iç görüleri ürün ve hizmetlere dönüştürüyoruz. Bu kapsamda, teknolojik yenilikleri iş modelimizin odağına alarak dijital dönüşüm yolculuğumuzu sürdürüyor, dünyadaki en ileri yatırım uygulamalarını, en iyi teknoloji çözümleriyle birleştirerek geniş kitlelere ulaştırıyoruz." Sektöre kazandırdıkları ilklerle bir referans noktası haline geldiklerini ve her gün daha yüksek bir katma değer oluşturma hedefiyle yeni bir 25 yılın vizyonunu bugünden ortaya koyduklarını ifade eden Ersarı, yapay zekanın sektörde oynayacağı kritik rolün altını çizerek şunları söyledi: "Hali hazırda kullandığımız altyapı ve algoritmalar bize, piyasa hareketlerini anlık takip etme, karmaşık veri kümelerini hızla değerlendirme, operasyonel süreçleri yönetme ve karar destek sistemi sağlama konusunda yardımcı oluyor. Ancak biz bunun da ötesine bakıyoruz. Üretken yapay zeka alanındaki gelişmeleri yakından takip ederek, bu teknolojilerden daha fazla yararlanmak için çalışıyoruz. Teknoloji ile insan uzmanlığının buluştuğu, yenilikçi ürün ve hizmetlerle zenginleşen ve sürdürülebilir bir anlayışla şekillenen bu vizyon, Ak Portföy olarak 25 yıllık başarı hikayemizi 2050 ufkuna taşıyacak yol haritasıdır." Yeni bir 25 yıla hazır olduklarını vurgulayan Ersarı, "Bugün bulunduğumuz konuma gelmemizi sağlayan yatırımcılarımıza, iş ortaklarımıza, çalışanlarımıza ve siz değerli paydaşlarımıza yürekten teşekkür ediyorum. Bu çeyrek asırlık başarı hikâyesini birlikte yazdık. Şimdi önümüzde, yatırımcılarımızın birikimlerine değer katacağımız yeni bir 25 yıl var" diyerek sözlerini tamamladı.
Ons altın 4 bin dolar yolunda: Uzmanlar yükselişin süreceğini söylüyor
07 Ekim 2025 Salı - 15:05 Ons altın 4 bin dolar yolunda: Uzmanlar yükselişin süreceğini söylüyor Küresel ekonomide yaşanan jeopolitik gerilimler, ABD’de faiz politikalarındaki belirsizlikler ve Avrupa’daki durgunluk endişeleri, altını yeniden yatırımcıların gözdesi haline getirdi. Ons altın 3.900 dolar seviyelerine yaklaşırken, Türkiye’de döviz kurlarındaki dalgalanma ve iç talep etkisiyle gram altın fiyatları tüm zamanların en yüksek seviyelerine çıktı. Ekonomistler, 2025 yılı sonuna kadar ons altının 4.000 dolar seviyelerine ulaşabileceğini, gram altında ise TL bazlı yeni rekorların görülebileceğini öngörüyor. Uzmanlara göre yılın ikinci yarısında da altının yüksek fiyat seyrini koruması bekleniyor. Merkez bankalarının rekor seviyedeki altın alımları, küresel risk iştahının zayıflaması ve güvenli liman arayışının güçlenmesi, altının uzun vadeli değerini destekliyor. DEMAŞ A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı ve sektör uzmanı Ahmet Cumhur Kitiş, Türkiye’de değişen piyasa dinamiklerine dikkat çekerek, "Uzun zamandır ifade ettiğimiz ön görülere paralel olarak altın fiyatlarının yükselişine devam etmesi ile birlikte piyasaya daha düşük ayarlı ürünler sunulmaya başlandı. Gümüş de zaman zaman alternatif olarak öne çıkarılmak istendi, ancak beklenen ilgiyi göremedi. Çünkü Türk halkı için altın sadece bir yatırım aracı değil, aynı zamanda geleneksel ve kültürel bir değeri temsil ediyor. Bu nedenle altına yönelim güçlü kalmaya devam ediyor" ifadelerini kullandı. Kısa vadede dalgalanmalar olsa da uzun vadeli trendin yukarı yönlü olduğuna işaret eden Kitiş, "Merkez bankalarının alımları devam ettikçe, jeopolitik gerilimler sürdükçe altına olan talep canlı kalacaktır. Türkiye’de ise düğün sezonu, bireysel yatırımcıların birikim eğilimi ve kurdaki oynaklık, gram altın fiyatlarının yüksek seviyelerde kalmasını destekliyor" diye konuştu. Sektör verilerine göre Türkiye’de bireysel yatırımcı hâlâ gram altın ve ziynet ürünlerini en güvenilir yatırım aracı olarak görüyor. Yeni ürün denemeleri sınırlı talep görürken, uzmanlar bu durumun temel nedeninin ‘altının Türk toplumundaki köklü güven algısı’ olduğunu belirtiyor. Ekonomistler, 2025 yılı sonuna kadar ons altının 4 bin dolar seviyelerine ulaşabileceğini, gram altında ise TL bazlı yeni rekorların görülebileceğini öngörüyor. Mevcut verilerin altının uzun vadede değerini koruyacağını gösterdiğini belirten Ahmet Cumhur Kitiş, "Tüm veriler gösteriyor ki altın, küresel belirsizlikler ve yerel ekonomik dalgalanmalar karşısında değerini korumayı sürdürecek. Türkiye’de zaman zaman daha düşük ayarlı ürünler ve gümüş gibi alternatifler gündeme gelse de, halkın gözünde altının yeri değişmez. Uzmanlara göre 2025 sonuna kadar ons altının 4 bin dolar seviyelerine yaklaşması, gram altında ise TL bazlı yeni rekorların görülmesi muhtemel. Ancak fiyatlardaki artış ne olursa olsun, altın Türk toplumunun hem yatırım hem de kültürel tasarruf anlayışında vazgeçilmezliğini sürdürecek" şeklinde konuştu.
GTB Başkanı Akıncı: "Pamuk, iklim değişikliğine karşı sürdürülebilir üretimle korunmalı"
07 Ekim 2025 Salı - 14:57 GTB Başkanı Akıncı: "Pamuk, iklim değişikliğine karşı sürdürülebilir üretimle korunmalı" Gaziantep Ticaret Borsası (GTB) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Akıncı, Dünya Pamuk Günü dolayısıyla yayımladığı mesajda, pamuğun hem Türkiye hem de dünya ekonomisi açısından stratejik öneme sahip bir ürün olduğunu belirterek, iklim şartlarının üretim ve kalite üzerindeki etkilerine dikkat çekti. Pamuğun tarih boyunca ekonomilerin, kültürlerin ve sanayilerin gelişiminde belirleyici rol oynadığına dikkat çeken Akıncı, "Pamuk tarımdan sanayiye, tekstilden ihracata uzanan zincirin temel hammaddesidir. Türkiye, özellikle Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin bereketli topraklarıyla pamuk üretiminde önemli bir potansiyele sahiptir. Gaziantep ve çevresi hem üretim hem de sanayi entegrasyonu açısından bu zincirin en güçlü halkalarından birini oluşturmaktadır" dedi. Uluslararası Pamuk Danışma Komitesi (ICAC) verilerine göre 2024-2025 sezonunda dünya genelinde 25 milyon 287 bin ton pamuk üretimi gerçekleştirildiğini, Türkiye’nin ise yaklaşık 840 bin tonluk üretimle dünyanın yedinci büyük pamuk üreticisi olduğunu hatırlatan Akıncı, bu verilerin Türkiye’nin küresel pamuk piyasasındaki konumunu gösterdiğini ifade etti. İklim değişikliğinin pamuk üretimi üzerindeki etkilerine de değinen Akıncı, "Son yıllarda yaşanan sıcaklık artışları ve düzensiz yağış rejimleri, tarımsal üretimde yeni denge arayışlarını beraberinde getiriyor. Bu nedenle su kaynaklarının korunması, modern sulama yöntemlerinin yaygınlaştırılması ve iklim şartlarında daha dayanıklı pamuk çeşitlerinin geliştirilmesi her zamankinden büyük önem taşıyor" dedi. Pamukta verimliliği artırmanın sürdürülebilir üretimin temel şartı olduğuna işaret eden Akıncı, "Üreticilerimizin emeğini koruyacak, çevresel riskleri azaltacak politikaların devamlılığı bu anlamda büyük önem taşıyor. Akıllı sulama sistemleri, teknolojik üretim yöntemleri ve bilimsel temelli planlamalarla hem verimliliği hem de kaliteyi korumak mümkün olacaktır" ifadelerini kullandı. Pamuk sektörünün Türkiye’nin dış ticaret ve sanayi gücü açısından stratejik değerini koruduğunu da vurgu yapan Akıncı, "Pamuk, tarladan fabrikaya, ihracattan istihdama uzanan zincirin en güçlü halkasını oluşturuyor. Üreticiden sanayiciye kadar uzanan bu sürecin her aşaması, Türkiye’nin ekonomik sürdürülebilirliği ve üretim geleceği açısından son derece önemli. Dünya Pamuk Günü vesilesiyle, emeğiyle ülkemizin üretim gücüne katkı sunan tüm pamuk üreticilerimizi, çalışanlarımızı ve sektör paydaşlarımızı kutluyorum" diye konuştu.
Gayrimenkulde ‘sigorta destekli güvenli konut’ modeli
07 Ekim 2025 Salı - 14:57 Gayrimenkulde ‘sigorta destekli güvenli konut’ modeli Gayrimenkul sektöründe ‘sigorta destekli güvenli konut’ modeli Qflats projesiyle İstanbul Kurtköy’de yükseliyor. Proje, baştan sona Bina Tamamlama Sigortası güvencesiyle yürütülecek. MHR GYO tarafından, İstanbul’un yükselen yaşam merkezi Kurtköy’de hayata geçirilen QFlats’in lansmanı, İstanbul’da düzenlenen basın toplantısı ile yapıldı. Toplantıda, bu proje ile gayrimenkulde güvenli konut dönemi başladığı vurgulandı. QFlats Gayrimenkul Projesi, baştan sona Bina Tamamlama Sigortası güvencesiyle yürütülecek. TEM otoyoluna 1 dakika, Sabiha Gökçen Havalimanı’na 8 dakika mesafe uzaklıkta yer alan konut projesi, tasarımı ile dikkat çekiyor. 2027 Aralık tarihinde tamamlanacak olan proje; 70 adet 1+1 ve 277 adet 2+1 olmak üzere toplam 347 konuttan oluşuyor. Proje ile gayrimenkul sektöründe ‘sigorta destekli güvenli konut’ modeli de hayata geçiyor. ‘‘Bina tamamlama sigortası kentsel dönüşümün ve yeni konut projelerinin güvence altına alınmasında kritik bir araçtır" Maher Holding Sigorta Grubu Başkanı Ahmet Yaşar, sigorta destekli güvenli konut modelinin detaylarını paylaştı. Ahmet Yaşar, afetlere karşı toplumun direncini artırmak, kentsel dönüşümü hızlandırmak ve sigorta mekanizmalarını hayata geçirmenin yalnızca bir kamu politikası olmadığını belirterek, "Ülkemizin geleceği için vazgeçilmez bir zorunluluktur. Biz Maher Holding Sigorta Grubu olarak, uzun süredir dile getirdiğimiz önleyici sigortacılık misyonumuz gereği bu vizyonun tam merkezindeyiz. Quick Sigorta öncülüğünde Türkiye’de ilk kez uygulamaya aldığımız Bina Tamamlama Sigortası, kentsel dönüşümün ve yeni konut projelerinin güvence altına alınmasında kritik bir araçtır" dedi. Bina Tamamlama Sigortası sayesinde vatandaşların sadece ev sahibi olmakla kalmayıp, aynı zamanda oturacakları konutun tamamlanacağına dair kesin bir güvence elde etiklerine dikkat çeken Yaşar, "Bina Tamamlama Sigortası, yalnızca finansal bir poliçe değil; toplumun geleceğini, şehirlerimizin güvenliğini ve ekonomimizin sürdürülebilirliğini teminat altına alan bir mekanizmadır. Türkiye’nin önünde çok büyük bir kentsel dönüşüm ihtiyacı var. Bu dönüşümün sağlıklı ve güvenli şekilde gerçekleşebilmesi için bina tamamlama sigortasının yaygınlaştırılması artık kaçınılmazdır. Güçlü sermaye yapımız, uluslararası reasürans bağlantılarımız ve inovatif yaklaşımımızla bu alandaki öncü rolümüzü sürdüreceğiz" şeklinde konuştu. ‘‘Sigorta güvencesi gayrimenkul süreçlerine entegre edildi’’ MHR GYO Genel Müdürü Nurkan Kaçmaz da lansmanda yaptığı konuşmada, iki yıl önce gerçekleşen halka arz sürecinde yatırım planları arasında yer alan QFlats projenin hem yatırımcılara hem de geleceğin şehir yaşamına değer katacağını söyledi. Kaçmaz, MHR GYO’nun, bu yıl tamamlanan sermaye artırımı ile şirket sermayesinin 1.24 milyar TL’ye yükseltildiğini ifade ederek, "Güçlü özkaynak yapımız ve sürdürülebilir büyüme stratejimiz ile, sigortacılık güvencesini gayrimenkul geliştirme süreçlerine entegre eden Sigortalı Proje Geliştiricisi olma vizyonumuz doğrultusunda emin adımlarla ilerliyoruz" dedi. Kaçmaz, MHR GYO tarafından geliştirilen projenin, sektörde güçlü ve güvenilir paydaşların bir araya geldiği yeni nesil bir iş modeli ile hayata geçirildiğine de dikkat çekerek, "Proje, yatırımcılara güvenli ve sürdürülebilir bir yatırım fırsatı sunarken, kullanıcılarına da modern, konforlu ve sigorta güvencesiyle desteklenen bir yaşam alanı vadediyor" şeklinde konuştu. ‘‘Üçlü saç ayağı modeli geliştirildi’’ MHR GYO Gayrimenkul Yatırımları ve Proje Geliştirme Komitesi Üyesi Emin Murat Kan ise geliştirdikleri ilk konut projesi olan QFlats ile gayrimenkul sektöründe yeni bir dönemin öncülüğünü üstlendiklerini belirterek, "Bina tamamlama sigortasıyla desteklenen kurumsal modelimiz sayesinde, Türkiye’de konut üretiminde güven, şeffaflık ve sürdürülebilirliğe dayalı yeni bir yaklaşımı hayata geçiriyoruz" dedi. Emin Murat Kan, QFlats projesinde, gayrimenkul geliştirme görevini üstlenirken, tasarımı Tago Mimarlık, ana yükleniciliği ise Tepe İnşaat’ın yürüttüğünü kaydederek, "Projede, Allianz Teknik, deprem performans analizlerini gerçekleştiriyor, Quick Sigorta bina tamamlama sigortasını sağlıyor, Corpus Sigorta ise tüm riskler ve sorumluluk sigortalarını üstleniyor. Denetim hizmetlerimiz ise Entegre Proje Yönetimi tarafından yürütülüyor. Bu güçlü iş birliğiyle, güven, kalite ve teknik mükemmeliyeti merkeze alan bir konsorsiyum oluşturduk. Türkiye’nin tek akredite deprem laboratuvarı olarak hizmet veren Allianz Teknik, proje kapsamında yapıların performans analizlerini gerçekleştirerek binalarımızın deprem güvenliğine ilişkin tüm endişeleri ortadan kaldırıyor. Türkiye’nin en itibarlı inşaat firmalarından Tepe İnşaat, sahip olduğu bilgi birikimi ve tecrübeyi QFlats projemize aktararak yapım kalitemizi uluslararası standartlara taşıyor" ifadelerini kullandı. Bu yapı sayesinde geliştirici, müteahhit ve denetim mekanizmalarının bağımsız olarak konumlandığı üçlü saç ayağı modelinin hayata geçtiğine ve Türkiye standartlarının ötesinde bir sistem ortaya koyduklarına dikkat çeken Kan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Ayrıca, arkamızda yer alan regüle sigorta şirketleri sayesinde yüzde 100 bitim garantisi sunarak sektörde benzersiz bir güven ortamı oluşturuyoruz. MHR GYO olarak, QFlats projesiyle Türkiye’de gayrimenkul üretiminde güven temelli, sigorta destekli yeni bir modelin temsilcisi olmayı hedefliyoruz. Tasarım aşamasından yapım sürecine kadar en yüksek kalite standartlarında, deprem ve yangın güvenliği başta olmak üzere tüm yasal yönetmeliklere tam uyumlu bu projemiz; sigorta temelli ve yüzde 100 bitim garantili yapısıyla gayrimenkul sektöründe yeni bir referans noktası olma özelliği taşıyor." Lansmanı yapılan projenin temellerinin 28 Mayıs 2026 tarihinde atılması planlanıyor. Teslim tarihi ise 2027 Aralık ayı olarak belirlendi.
Sadıkoğlu: "Artan maliyetler istihdamı ve ihracatı olumsuz etkiliyor"
07 Ekim 2025 Salı - 14:55 Sadıkoğlu: "Artan maliyetler istihdamı ve ihracatı olumsuz etkiliyor" Malatya’nın ihracatında yüzde 50’ye dayanan düşüşler yaşandığını belirten Malatya Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Oğuzhan Ata Sadıkoğlu, "Artan üretim maliyetlerinde işçilik payı yüzde 20’ye dayandı. Şu anki konjonktürde Mısır, Bangladeş gibi işçilik maliyeti 100, 200 dolar olan ülkelerle rekabet etmek mümkün değil. İş dünyası olarak kapsayıcı teşvikler bekliyoruz" dedi. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Eylül ayı ihracat rakamlarını açıkladı. İhracat rakamlarını değerlendiren Malatya Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Oğuzhan Ata Sadıkoğlu, "Eylül ayında Malatya’dan önceki yılın aynı ayına göre yüzde 45 düşüşle 24 milyon 668 bin dolar ihracat gerçekleştirdik. Dış ticaretteki belirsizlikler, maliyet artışları, iç piyasadaki ekonomik dalgalanmalar ve yaşadığımız zirai don ilimiz ihracatını olumsuz etkiledi" dedi. "Rekabet gücümüz zayıflıyor" Üretimde artan maliyetlerin ihracat rakamlarını olumsuz etkilediğini belirten Başkan Sadıkoğlu, "Organize sanayi bölgemizdeki fabrikalar artık dünya ile rekabet edemez hale geldi. İşçilik ve enerji maliyetleri artan firmalar üretimde düşüşe gidiyor. Bu durum hem istihdamımızı hem de ihracatımızı olumsuz etkiliyor. Üretici firmalarımız için uygun faizli kredi paketleri ivedi bir şekilde hayata geçirilmelidir" diye konuştu. Üç yılda 6 bin kayıp Tekstil ve hazır giyim sektöründeki sıkıntılara vurgu yapan Başkan Sadıkoğlu, "Tekstil ve hazır giyim konfeksiyon sektörü şehrimizin ana istihdam alanıydı. Deprem öncesi OSB’mizde bu sektörde çalışan sayısı 21 binken bugün bu rakam 15 bin civarında. Üç yılda yaklaşık 6 bin kişilik bir kayıp var. Bunu çok iyi okumak lazım. Artan maliyetlerden dolayı çıkarılan personeller olduğu gibi, tamamen kapanan fabrikalarda var. Daha önce üretim maliyetinin içerisindeki işçilik payı yüzde 10’ları bulmazdı, şimdi yüzde 15-17’lere geldi. Tekstil ve hazır giyim sektöründe bazı üretilen özel ürünler var ki işçilik payı yüzde 50’ye dayandı. Şu anki konjonktürde Mısır, Bangladeş gibi işçilik maliyeti 100, 200 dolar olan ülkelerle rekabet etmek mümkün değil. İş dünyası olarak kapsayıcı teşvikler bekliyoruz" diye konuştu.
DTO heyeti Berlin’de Denizli’nin üretim ve ihracat potansiyelini tanıttı
07 Ekim 2025 Salı - 14:34 DTO heyeti Berlin’de Denizli’nin üretim ve ihracat potansiyelini tanıttı Türk ve Alman iş insanları ile iki ülke arasındaki ticaretin artırılmasına yönelik Türk-Alman Ticaret ve Sanayi Odası gerçekleştirilen toplantıda DTO Başkanı Uğur Erdoğan, "Amacımız, Denizli’nin üretim ve ihracat potansiyelini, Avrupa’da çok daha iyi ve etkin bir şekilde tanıtmaktır. DTO olarak üyelerimiz adına uluslararası iş birliği ağlarını genişletmeye de çalışıyoruz" dedi. Denizli Ticaret Odası (DTO) heyeti, Köln’deki Anuga Gıda ve İçecek Fuarı’nı ziyaretinin ardından Berlin’e geçti. Türkiye’de DTO’nun temsilciliğini yürüttüğü Türk-Alman Ticaret ve Sanayi Odası’nı (TD-IHK) ziyaret etti. Toplantı, Denizli Ticaret Odası (DTO) heyetinin Almanya ziyareti kapsamında yapıldı. TD-IHK Genel Sekreteri Okan Özoğlu ile Genel Sekreter Yardımcısı Sevgi Kalaycı’nın ev sahipliğinde gerçekleştirilen görüşmeye, Türkiye Cumhuriyeti Berlin Büyükelçiliği Ticaret Başmüşaviri Devran Ayık ile Ticaret Müşaviri Mehmet Sefa Saral da katıldı. Toplantının ana gündeminde, Türkiye ile Almanya arasındaki ticari ilişkilerin geliştirilmesi, iki ülke arasındaki iş hacminin ve iş birliğinin artırılması konuları yer aldı. Yeni iş fırsatları ile yatırım imkanlar hakkında bilgi aldılar TD-IHK yetkilileri toplantıda, Almanya’da bulunan iş fırsatları, yatırım imkanları, ortaklık modelleri ile girişimcilik süreçleri hakkında da kapsamlı bir sunumda bulundu. Denizli fuar heyetindeki DTO üyeleri, Almanya’da işletme kurma, ortaklık yapma ve yeni girişimlerde bulunma gibi farklı konularında ayrıntılı bilgilendirildi. "TD-IHK gibi bir paydaşımızın olması, bize güç ve güven veriyor" Toplantının sonunda ise iki kurum arasındaki iş birliği ile dostane ilişkilerin güçlendirilmesine yönelik temenniler dile getirildi. TD-IHK yönetimine kendilerini ağırladıkları için teşekkür eden DTO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Hasan Aracı, "Burada sizin gibi bir paydaşımızın olması, bize güç ve güven veriyor. El birliği ile iki ülke arasındaki ticaretin arttırılmasına katkı koymanın yanında üyelerimiz arasında tecrübe ve bilgi aktarımının sağlanması gibi önemli bir görevi de yerine getiriyoruz. Üyelerimiz de bu sayede kıymetli bir imkana kavuştular; Türkiye’de Denizli Ticaret Odamızdan, Almanya’da da Türk-Alman Ticaret ve Sanayi Odamızdan her konuda rehberlik hizmeti ile yardım da alabiliyorlar" dedi. "Denizli’nin rekabet gücünü artıracak adımlar atıyoruz" Denizli Ticaret Odası (DTO) Yönetim Kurulu Başkanı Uğur Erdoğan, Almanya organizasyonlarıyla ilgili değerlendirmesinde, Denizli iş dünyasının uluslararası pazarlardaki etkinliğini artırmak için üyelerine yeni kapılar açmak istediklerini vurguladı. Başkan Erdoğan, "Bu kapsamda yürüttüğümüz çalışmalarla üyelerimiz, ihracatımızda önemli bir paya sahip olan Almanya’daki ticari yapıyı ve fırsatları da yerinde inceleme ve analiz etme imkanı buldu. Anuga Fuarı’nda edindiğimiz bilgiler, gıda sektöründe faaliyet gösteren diğer üyelerimize de yön verecektir. Ayrıca Berlin’de yaptığımız görüşmelerde de teknik iş gezileri ve ticaret heyetleri için iş birliği yapma kararı aldık. Amacımız, Denizli’nin üretim ve ihracat potansiyelini Avrupa’da daha iyi bir şekilde tanıtmaktır. Üyelerimizin uluslararası iş birliği ağlarını genişletmeye de çalışıyoruz. Denizli’mizin rekabet gücünü artıracak adımlar atmaya devam edeceğiz" dedi. Ziyaret, plaket takdimi ile de sona erdi.
TikTak, Getir Araç’ı satın aldı
07 Ekim 2025 Salı - 13:38 TikTak, Getir Araç’ı satın aldı Araç paylaşım ve günlük araç kiralama platformu TikTak, Getir Araç’ı satın aldığını duyurdu. TikTak, Getir Araç’ı satın aldı. Bu stratejik adım, iki markayı bir araya getirerek İstanbul, İzmir ve Ankara başta olmak üzere şehir sakinlerine çok daha erişilebilir, pratik ve sürdürülebilir bir ulaşım deneyimi sunmayı hedefliyor. Getir Araç’ın TikTak çatısı altına katılmasıyla birlikte şirketin filosu yaklaşık 8 bin 500 araca ulaştı. Bu satın almayla platform, Türkiye’nin en büyük araç paylaşım platformu olurken Avrupa’nın da en büyük üç araç paylaşım şirketinden biri konumuna yükseldi. İstanbul, İzmir ve Ankara için yeni nesil ulaşım dönemi Bu stratejik adım, Türkiye’nin en büyük metropolleri olan İstanbul, Ankara ve İzmir’de, özel araç sahipliğinin azalmasına, trafik yoğunluğunun hafiflemesine ve çevresel sürdürülebilirliğin artmasına katkı sağlayacak. TikTak Kurucusu ve CEO’su Ersan Öztürk, konuyla ilgili olarak şunları söyledi: "2020 yılında yola çıkarken amacımız şehir yaşamını kolaylaştırmaktı. Getir Araç’ın bünyemize katılmasıyla birlikte, kullanıcılarımıza iki kat daha fazla hizmet verebilecek kapasiteye ulaşıyoruz. Aynı zamanda şehirlerimizi daha yaşanabilir ve çevre dostu hale getirmek için önemli bir adım atıyoruz. Şirket olarak, Türkiye’nin ulaşım geleceğini şekillendirmeye devam edeceğiz." Yapılan açıklamaya göre şirket, 7 Ekim 2025 tarihinden itibaren 500 binden fazla aktif kullanıcıya 8 bin 500 araçla hizmet verecek. Platform kullanıcılarının 2026 yılında 10 milyon kiralama yapması bekleniyor.
Başkan Ahmet Metin Genç: "Enerjinin üretimi kadar yönetimi de önemli"
07 Ekim 2025 Salı - 13:30 Başkan Ahmet Metin Genç: "Enerjinin üretimi kadar yönetimi de önemli" Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, yenilenebilir ve sürdürülebilir enerjiye dikkat çekerek "Enerjinin üretimi de verimliliği de önemli ama bunun yönetimi çok daha büyük önem arz ediyor" dedi. Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, 11. Enerji Verimliliği Forum ve Fuarı kapsamında düzenlenen ’Yerel Yönetimlerde Enerji Verimliliği’ konulu panelde konuştu. Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen’in moderatörlüğünü yaptığı panelde ayrıca Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Hilmi Güler, Sivas Belediye Başkanı Adem Uzun ve Niğde Belediye Başkanı Emrah Özdemir konuşmacı olarak yer aldı. Forumda konuşan Başkan Ahmet Metin Genç, "Bakanlığımıza ve Enerji Kentleri Birliği’mize teşekkür ediyorum. Enerji verimliliği, ülkemizin bugününü ve geleceğini ilgilendiren önemli bir konu. Çünkü küresel ısınmanın negatif etkileri ile muhatap olduğumuz bir bölgedeyiz. O nedenle enerjinin üretimi de verimliliği de önemli ama bunun yönetimi çok daha büyük önem arz ediyor ama bunun yönetimi çok daha büyük önem arz ediyor" diye konuştu. Trabzon’da 2016 yılında sera gazı salınım oranının tespiti ve alınması gereken tedbirlerle ilgili özel bir çalışma yaptıklarını vurgulayan Başkan Genç, sözlerini şöyle sürdürdü: "İşi bir disiplin içerisinde yürütülebilmek adına 2019 yılında Trabzon Büyükşehir Belediyesi olarak Sürdürülebilir Enerji Eylem ve İklim Uyum Planı çalışmasını hazırladık. Eğer sürdürülebilir bir icraat yapacaksanız plana ihtiyacınız var. Buna sadık kalarak sürdürülebilir enerji eylem planı ortaya koyduk. Bu plan, Trabzon’umuzun hem enerji hem de sera gazı yoğunluklarını kapsamlı bir şekilde disiplinle kayıt altına aldı. İklim değişikliği ile bu değişikliğe yol açan kent kaynaklı sera gazlarının azaltılmasına dair disiplinli bir çalışma stratejisi ortaya koyduk. İkinci parametre olarak da İklim Uyum Planı’nı hayata geçirdik. Trabzon’u, Karadeniz’i herkes güçlü su kaynakları, dereleri ile bilir. Trabzon şu anda içme suyu konusunda su stresi yaşayan iller kategorisine girdi. Ağustos ayında sadece iki gün yağmur yağdı, biz su sıkıntısı yaşadık. Dolayısıyla bu küresel ısınmanın negatif etkilerine, anlık değişikliklere ve iklim değişikliğine karşı şu anda geleceğe dair projeksiyon ortaya koyarak yürümek zorundayız. 2016 yılında yaptığımız çalışmayı 2024 yılında tekrarladık. Tedbir alınca Trabzon’daki sera gazı yoğunluğunda yüzde 8 azalma olduğunu gördük. Demek ki plan dahilinde yürürseniz bu tedbirler sonuç veriyor. Dolayısıyla her belediye başkanımız bu konuda ülkemizin de insanlığın da geleceği adına çalışmak zorundadır. Yani belediyeler birçok icraat yapabilir ancak dirençli şehir oluşturacaksak tedbir almak zorundayız." "Milli ve yenilenebilir enerji önemli bir konu" "Milli ve yenilenebilir enerji önemli bir konu" diyen Genç "Yenilenebilir enerji ile fosil yakıtlardan oluşan enerjinin negatif etkisini azaltabiliyorsunuz. Milli enerji konusunda da kendi enerjimizi üreterek tedbir alıyoruz. Trabzon’umuzda bu tedbirleri alarak çalışmalar yaptık. HES ve GES başladığı zaman önce Trabzon’da ve Karadeniz’de HES’ler gündeme geldi. Ciddi manada plansız can suyu bıraktık ve şu anda o dereler kurumaya başladı. Dolayısıyla HES politikasından vazgeçildi. Ortahisar Belediye Başkanlığı dönemimizde güneş enerjisi santrali kurduk. Ölçümleme yaptık, Trabzon’daki GES’in Almanya’dan daha yüksek olduğunu gördük. Şu anda da Gümüşhane’mizin Şiran ilçesinde aldığımız 170 dönümlük bir alanda GES kurmayı planlıyoruz, ihale hazırlığı aşamasındayız. Evvelemirde belediyelerimizin ihtiyacını karşılayacak. Önce kendi tedbirimizi alalım. Sayın Cumhurbaşkanımıza ve hükümetimize çok teşekkür ediyoruz. Lisansımızda iki katı kadar enerji üretme hakkımız var. Belediyelere aynı zamanda bir gelir kapısı da açıldı. Kent içi ulaşımda ve ulaşım sistemlerinde raylı sistemi başlatıyoruz inşallah. Elektrikli otobüslerimizi şehre kazandırıyoruz, 31 elektrikli otobüsümüzün 20’sini şimdi filomuza katıyoruz. Aldığımız tedbirlerle bu süreci yürütmek gayretindeyiz" şeklinde konuştu.
Türk Somonu üretiminde hedef 200 bin ton
07 Ekim 2025 Salı - 13:30 Türk Somonu üretiminde hedef 200 bin ton Zonguldak’ta düzenlenen forumda, Norveç ve Türkiye’den sektör temsilcileri Karadeniz’deki su ürünleri yetiştiriciliği ve işbirliği imkânlarını değerlendirdi. Zonguldak’ta düzenlenen "Zonguldak Akuakültür Kontact Forum"da, çevre dostu üretim, yenilikçi teknolojiler ve uluslararası iş birliği konuları ele alındı. Zonguldak Ticaret ve Sanayi Odası’nın katkılarıyla Octo Aqua’nın ev sahipliğinde gerçekleşen etkinliğe Norveç’in Ankara Büyükelçisi Andreas Gaarder, Tarım ve Orman Bakanlığı Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdür Yardımcısı Dr. Erdinç Güneş, Zonguldak Vali Yardımcısı Muammer Balcı ve sektörden birçok önemli isim katıldı. "Çevre dostu sürdürülebilir aqua kültür ve toplumsal kazanımlar" temasıyla düzenlenen forumda, sektör temsilcileri, akademisyenler, yatırımcılar ve kamu otoriteleri bir araya geldi. Forum kapsamında dört panel gerçekleştirildi. Panellerde, uzman Türk ve Norveçli yetkililer; ekosistemle uyumlu kalkınma, karasal yetiştiricilik, sürdürülebilir üretim modelleri ve yatırım-ticaret köprüleri gibi konuları masaya yatırdı. Zonguldak’ta yıllık 30 bin ton kapasiteli son yetiştiriciliği alanı Zonguldak Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Metin Demir, bölgeye yeni yatırım ve istihdam alanları kazandırma çabalarını anlattı. Demir, dört yıldır hedefleri arasında yer alan aqua kültür sektörünün bu forum sayesinde önemli bir aşamaya geldiğini belirtti ve şöyle konuştu: "İlimizde mevcut sektörlerimizin üstüne koyacağımız yeni yatırım alanları yeni istihdam alanları, bölge insanının sosyal ve ekonomik gelişmişliğine katkı verebilecek yeni başlıklar bulma gayretindeyiz. Bugün buluşmamıza vesile olan Aqua Kültür Sektörü de bizim yaklaşık 4 yıldır hedefe koyduğumuz önemli sektörlerden birisi. Detaylı çalışmalardan sonra yer seçimi heyetinin oluşturulması, kurum görüşlerinin alınmasından sonra Zonguldak’ta yaklaşık 30 bin ton yıllık kapasiteli bir somon yetiştiriciliği alanının oluşturulabileceğini hep beraber tespit etmiş olduk. Bu potansiyelin 2026 yılı başından itibaren etap etap aşılarak yatırımların başlayacağı üretimin, istihdamın, ihracatın 2026’da bir Zonguldak’ın aqua kültür serüveninde yeni bir adım olarak start verileceğini görmüş olduk." "Türk Somonu yetiştiriciliğinde üretim kapasitemiz 150 bin ton seviyesindedir" Tarım ve Orman Bakanlığı Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdür Yardımcısı Dr. Erdinç Güneş, Türkiye’deki su ürünleri yetiştiriciliğinin geldiği noktayı anlattı. 2024 yılında 933 bin ton seviyelerine ulaşan üretimin, planlı çalışmalarla 1 milyon tona yaklaştığını ifade etti. En fazla ihracat yapılan ülkeleri sıralayan Güneş, Türk somonu yetiştiriciliğindeki hızlı artışa dikkat çekerek şu bilgileri verdi: "Ülkemizde su ürünleri yetiştiriciliğinin gelişimiyle üretim 1 milyon ton seviyesine ulaşmış, 2024 yılında 933 bin ton seviyelerinde gerçekleşmiştir. Türkiye’den 100’e yakın ülkeye su ürünleri ihracatı gerçekleştirilmekte toplam ihracatımızın yüzde 40’dan fazlası Avrupa Birliği ülkelerine yapılmaktadır. En fazla ihracat yaptığımız ülkeler arasında Rusya, İtalya, Yunanistan, Hollanda, İngiltere, Japonya, Amerika Birleşik Devletleri, İspanya ve Almanya gibi önemli pazarlar yer almaktadır. Geçtiğimiz yıl Çipura, Levrek, Türk Somonu ve midyede planlı üretim başlatılmış. Bu yılda alabalık planlamaya dahil edilmiştir. Su ürünleri yetiştiriciliğimizin yaklaşık yüzde 97’si planlı bir şekilde gerçekleştirilmiş olacaktır. Son yıllarda Karadeniz’de Türk Somonu yetiştiriciliği hızlı bir büyüme göstermiştir. 2016 yılında yaklaşık 4 bin ton olan üretim 2024 yılında 65 bin tona ulaşmıştır. Bugün Türk Somonu yetiştiriciliğinde üretim kapasitemiz 150 bin ton seviyesindedir. Ancak izin verilmiş kapasite artışlarıyla önümüzdeki yıllarda 200 bin tona yaklaşması beklenmektedir. Talep fazlası üretiminin önlenmesi için 2025-2027 yılı su ürünleri üretim planlanması kapsamında Türk Somonu yetiştiricilik miktarı 2025 yılı için asgari 62 bin ton azami yaklaşık 98 bin ton olarak belirlenmiştir. 2017 yılında başlatılan Türk Somonu yetiştiriciliğini geliştirme çalışmaları kapsamında Artvin ve Zonguldak arasında yer alan kıyı şeridinde potansiyel yetiştiricilik bölgeleri belirlenmiş, ilgili kurum görüşleri alınarak uygun görülen alanlar üretime kazandırılmıştır." Zonguldak Vali Yardımcısı Muammer Balcı, Zonguldak’ın Türkiye’nin ağır sanayi ve enerji üretimindeki önemine değindi. Sadece kömürle değil, demir çelik sektörüyle de ilin en önemli merkezlerden biri olduğunu ifade etti. Balcı, "Zonguldak bu ülkenin ağır sanayi endüstrisi yatağı diyebileceğimiz illerinden bir tanesi. Ve belki en önemlisi. Çünkü tüm insanlığın ihtiyaç duyduğu enerji üretiminde ülkemizde önde gelen illerden bir tanesi. Sadece kömür değil, kömüre bağlı onunla beraber at başı giden beraber yürüyen diğer sektörler özellikle demir çelik konusunda ilimiz en önemli illerden bir tanesi" ifadelerini kullandı. Forumun açılışında Octo Aqua Ceo’su Dr. Ertuğrul Gündoğdu, AB harici Avrupa Ülkeleri Daire Başkanı Anıl Evmez de birer konuşma yaptı. Norveç’in 50 yılı aşan aqua kültür deneyimi, Türkiye ile yeni ortaklıklara zemin hazırlıyor Norveç Büyükelçisi Andreas Gaarder, Norveç’in aqua kültür sektöründeki yarım asrı aşan deneyiminden bahsederek, bu forumun Türkiye ve Norveç arasındaki iş birliğini güçlendireceğini belirtti. Gaarder, gazetecilere yaptığı açıklamada şunları söyledi: "Bu aqua kültür forumunun benim için önemli bir konu. Hem Türkiye hem de Norveç’teki aktörleri bir araya getiriyor. Norveç, aqua kültür konusunda 50 yıldan fazla bir deneyimi var. Ekonomimiz açısından oldukça önemli ve teknolojik becerilere de sahip olduğunu söyleyebiliriz. Bu forum sayesinde hem verimlilik hem kalite hem de sürdürülebilirliğin artacağına inanıyorum. Bu toplantıyı sektör açısından çok önemli buluyorum. Özellikle Aqua Kültür sektörü işbirliği sektörlerimiz açısından son derece önemli. Ertuğrul beyin liderliğinde Türkiye ve Norveç’teki aktörleri bir araya getiriyor. Ticari açıdan baktığınızda ben bu işbirliğinin artacağına yönelik iyimser olduğumu söyleyebilirim. İşbirliği sadece Karadeniz’de değil Akdeniz’i de düşündüğünüz zaman işbirliğimizin artacağı alanlardan bir tanesi olarak görebiliriz." Forumun son bölümünde düzenlenen B2B iş görüşmeleriyle, yerli ve yabancı firmalar arasında yeni ticari köprülerin kurulması hedeflendi. Bu sayede Zonguldak’ın uluslararası alanda aqua kültür için stratejik bir merkez haline gelmesi amaçlanıyor.
Türk Somonu üretiminde hedef 200 bin ton
07 Ekim 2025 Salı - 13:25 Türk Somonu üretiminde hedef 200 bin ton Zonguldak’ta düzenlenen forumda, Norveç ve Türkiye’den sektör temsilcileri Karadeniz’deki su ürünleri yetiştiriciliği ve işbirliği imkânlarını değerlendirdi. Zonguldak’ta düzenlenen "Zonguldak Akuakültür Kontact Forum"da, çevre dostu üretim, yenilikçi teknolojiler ve uluslararası iş birliği konuları ele alındı. Zonguldak Ticaret ve Sanayi Odası’nın katkılarıyla Octo Aqua’nın ev sahipliğinde gerçekleşen etkinliğe Norveç’in Ankara Büyükelçisi Andreas Gaarder, Tarım ve Orman Bakanlığı Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdür Yardımcısı Dr. Erdinç Güneş, Zonguldak Vali Yardımcısı Muammer Balcı ve sektörden birçok önemli isim katıldı. "Çevre dostu sürdürülebilir aqua kültür ve toplumsal kazanımlar" temasıyla düzenlenen forumda, sektör temsilcileri, akademisyenler, yatırımcılar ve kamu otoriteleri bir araya geldi. Forum kapsamında dört panel gerçekleştirildi. Panellerde, uzman Türk ve Norveçli yetkililer; ekosistemle uyumlu kalkınma, karasal yetiştiricilik, sürdürülebilir üretim modelleri ve yatırım-ticaret köprüleri gibi konuları masaya yatırdı. Zonguldak’ta yıllık 30 bin ton kapasiteli son yetiştiriciliği alanı Zonguldak Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Metin Demir, bölgeye yeni yatırım ve istihdam alanları kazandırma çabalarını anlattı. Demir, dört yıldır hedefleri arasında yer alan aqua kültür sektörünün bu forum sayesinde önemli bir aşamaya geldiğini belirtti ve şöyle konuştu: "İlimizde mevcut sektörlerimizin üstüne koyacağımız yeni yatırım alanları yeni istihdam alanları, bölge insanının sosyal ve ekonomik gelişmişliğine katkı verebilecek yeni başlıklar bulma gayretindeyiz. Bugün buluşmamıza vesile olan Aqua Kültür Sektörü de bizim yaklaşık 4 yıldır hedefe koyduğumuz önemli sektörlerden birisi. Detaylı çalışmalardan sonra yer seçimi heyetinin oluşturulması, kurum görüşlerinin alınmasından sonra Zonguldak’ta yaklaşık 30 bin ton yıllık kapasiteli bir somon yetiştiriciliği alanının oluşturulabileceğini hep beraber tespit etmiş olduk. Bu potansiyelin 2026 yılı başından itibaren etap etap aşılarak yatırımların başlayacağı üretimin, istihdamın, ihracatın 2026’da bir Zonguldak’ın aqua kültür serüveninde yeni bir adım olarak start verileceğini görmüş olduk." "Türk Somonu yetiştiriciliğinde üretim kapasitemiz 150 bin ton seviyesindedir" Tarım ve Orman Bakanlığı Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdür Yardımcısı Dr. Erdinç Güneş, Türkiye’deki su ürünleri yetiştiriciliğinin geldiği noktayı anlattı. 2024 yılında 933 bin ton seviyelerine ulaşan üretimin, planlı çalışmalarla 1 milyon tona yaklaştığını ifade etti. En fazla ihracat yapılan ülkeleri sıralayan Güneş, Türk somonu yetiştiriciliğindeki hızlı artışa dikkat çekerek şu bilgileri verdi: "Ülkemizde su ürünleri yetiştiriciliğinin gelişimiyle üretim 1 milyon ton seviyesine ulaşmış, 2024 yılında 933 bin ton seviyelerinde gerçekleşmiştir. Türkiye’den 100’e yakın ülkeye su ürünleri ihracatı gerçekleştirilmekte toplam ihracatımızın yüzde 40’dan fazlası Avrupa Birliği ülkelerine yapılmaktadır. En fazla ihracat yaptığımız ülkeler arasında Rusya, İtalya, Yunanistan, Hollanda, İngiltere, Japonya, Amerika Birleşik Devletleri, İspanya ve Almanya gibi önemli pazarlar yer almaktadır. Geçtiğimiz yıl Çipura, Levrek, Türk Somonu ve midyede planlı üretim başlatılmış. Bu yılda alabalık planlamaya dahil edilmiştir. Su ürünleri yetiştiriciliğimizin yaklaşık yüzde 97’si planlı bir şekilde gerçekleştirilmiş olacaktır. Son yıllarda Karadeniz’de Türk Somonu yetiştiriciliği hızlı bir büyüme göstermiştir. 2016 yılında yaklaşık 4 bin ton olan üretim 2024 yılında 65 bin tona ulaşmıştır. Bugün Türk Somonu yetiştiriciliğinde üretim kapasitemiz 150 bin ton seviyesindedir. Ancak izin verilmiş kapasite artışlarıyla önümüzdeki yıllarda 200 bin tona yaklaşması beklenmektedir. Talep fazlası üretiminin önlenmesi için 2025-2027 yılı su ürünleri üretim planlanması kapsamında Türk Somonu yetiştiricilik miktarı 2025 yılı için asgari 62 bin ton azami yaklaşık 98 bin ton olarak belirlenmiştir. 2017 yılında başlatılan Türk Somonu yetiştiriciliğini geliştirme çalışmaları kapsamında Artvin ve Zonguldak arasında yer alan kıyı şeridinde potansiyel yetiştiricilik bölgeleri belirlenmiş, ilgili kurum görüşleri alınarak uygun görülen alanlar üretime kazandırılmıştır." Zonguldak Vali Yardımcısı Muammer Balcı, Zonguldak’ın Türkiye’nin ağır sanayi ve enerji üretimindeki önemine değindi. Sadece kömürle değil, demir çelik sektörüyle de ilin en önemli merkezlerden biri olduğunu ifade etti. Balcı, "Zonguldak bu ülkenin ağır sanayi endüstrisi yatağı diyebileceğimiz illerinden bir tanesi. Ve belki en önemlisi. Çünkü tüm insanlığın ihtiyaç duyduğu enerji üretiminde ülkemizde önde gelen illerden bir tanesi. Sadece kömür değil, kömüre bağlı onunla beraber at başı giden beraber yürüyen diğer sektörler özellikle demir çelik konusunda ilimiz en önemli illerden bir tanesi" ifadelerini kullandı. Forumun açılışında Octo Aqua Ceo’su Dr. Ertuğrul Gündoğdu, AB harici Avrupa Ülkeleri Daire Başkanı Anıl Evmez de birer konuşma yaptı. Norveç’in 50 yılı aşan aqua kültür deneyimi, Türkiye ile yeni ortaklıklara zemin hazırlıyor Norveç Büyükelçisi Andreas Gaarder, Norveç’in aqua kültür sektöründeki yarım asrı aşan deneyiminden bahsederek, bu forumun Türkiye ve Norveç arasındaki iş birliğini güçlendireceğini belirtti. Gaarder, gazetecilere yaptığı açıklamada şunları söyledi: "Bu aqua kültür forumunun benim için önemli bir konu. Hem Türkiye hem de Norveç’teki aktörleri bir araya getiriyor. Norveç, aqua kültür konusunda 50 yıldan fazla bir deneyimi var. Ekonomimiz açısından oldukça önemli ve teknolojik becerilere de sahip olduğunu söyleyebiliriz. Bu forum sayesinde hem verimlilik hem kalite hem de sürdürülebilirliğin artacağına inanıyorum. Bu toplantıyı sektör açısından çok önemli buluyorum. Özellikle Aqua Kültür sektörü işbirliği sektörlerimiz açısından son derece önemli. Ertuğrul beyin liderliğinde Türkiye ve Norveç’teki aktörleri bir araya getiriyor. Ticari açıdan baktığınızda ben bu işbirliğinin artacağına yönelik iyimser olduğumu söyleyebilirim. İşbirliği sadece Karadeniz’de değil Akdeniz’i de düşündüğünüz zaman işbirliğimizin artacağı alanlardan bir tanesi olarak görebiliriz." Forumun son bölümünde düzenlenen B2B iş görüşmeleriyle, yerli ve yabancı firmalar arasında yeni ticari köprülerin kurulması hedeflendi. Bu sayede Zonguldak’ın uluslararası alanda aqua kültür için stratejik bir merkez haline gelmesi amaçlanıyor. (OA-