EKONOMİ
18 Mayıs 2026 Pazartesi - 22:25 Vezirköprü’de IPARD III Programı Hibe Destekleri bilgilendirme toplantısı düzenlendi Samsun’un Vezirköprü ilçesinde yatırım yapmak isteyen üretici ve girişimcilere yönelik IPARD III Programı Hibe Destekleri bilgilendirme toplantısı düzenlendi. Vezirköprü Karma Organize Sanayi Bölgesi (OSB) iş birliğinde Vezirköprü Ticaret ve Sanayi Odası toplantı salonunda gerçekleştirilen programda, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) Samsun Koordinatörlüğü uzmanları tarafından katılımcılara destek programları hakkında bilgi verildi. Toplantıda konuşan TKDK Samsun Müdürlüğü İletişim Uzmanı Serhat Taş, IPARD III Programı kapsamında 2026 yılı çağrı takviminin açıklandığını belirterek, tarım, hayvancılık, gıda işleme ve kırsal kalkınma alanlarında yatırım yapmak isteyen girişimcilere önemli oranlarda hibe desteği sağlanacağını ifade etti. Taş, 2026 yılı içerisinde çıkılması planlanan çağrılar kapsamında tarımsal işletmelerin fiziki varlıklarına yönelik yatırımlar, tarım ve balıkçılık ürünlerinin işlenmesi ile pazarlanmasına yönelik yatırımlar, kırsal alanda kamu altyapı yatırımları ile çiftlik faaliyetlerinin çeşitlendirilmesi ve iş geliştirme başlıklarında başvuruların kabul edileceğini söyledi. Bilgilendirme toplantısına Vezirköprü Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Abdülkadir Fişekci’nin yanı sıra üreticiler, çiftçiler ve girişimciler katıldı.
Türk Somonu üretiminde hedef 200 bin ton
07 Ekim 2025 Salı - 13:25 Türk Somonu üretiminde hedef 200 bin ton Zonguldak’ta düzenlenen forumda, Norveç ve Türkiye’den sektör temsilcileri Karadeniz’deki su ürünleri yetiştiriciliği ve işbirliği imkânlarını değerlendirdi. Zonguldak’ta düzenlenen "Zonguldak Akuakültür Kontact Forum"da, çevre dostu üretim, yenilikçi teknolojiler ve uluslararası iş birliği konuları ele alındı. Zonguldak Ticaret ve Sanayi Odası’nın katkılarıyla Octo Aqua’nın ev sahipliğinde gerçekleşen etkinliğe Norveç’in Ankara Büyükelçisi Andreas Gaarder, Tarım ve Orman Bakanlığı Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdür Yardımcısı Dr. Erdinç Güneş, Zonguldak Vali Yardımcısı Muammer Balcı ve sektörden birçok önemli isim katıldı. "Çevre dostu sürdürülebilir aqua kültür ve toplumsal kazanımlar" temasıyla düzenlenen forumda, sektör temsilcileri, akademisyenler, yatırımcılar ve kamu otoriteleri bir araya geldi. Forum kapsamında dört panel gerçekleştirildi. Panellerde, uzman Türk ve Norveçli yetkililer; ekosistemle uyumlu kalkınma, karasal yetiştiricilik, sürdürülebilir üretim modelleri ve yatırım-ticaret köprüleri gibi konuları masaya yatırdı. Zonguldak’ta yıllık 30 bin ton kapasiteli son yetiştiriciliği alanı Zonguldak Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Metin Demir, bölgeye yeni yatırım ve istihdam alanları kazandırma çabalarını anlattı. Demir, dört yıldır hedefleri arasında yer alan aqua kültür sektörünün bu forum sayesinde önemli bir aşamaya geldiğini belirtti ve şöyle konuştu: "İlimizde mevcut sektörlerimizin üstüne koyacağımız yeni yatırım alanları yeni istihdam alanları, bölge insanının sosyal ve ekonomik gelişmişliğine katkı verebilecek yeni başlıklar bulma gayretindeyiz. Bugün buluşmamıza vesile olan Aqua Kültür Sektörü de bizim yaklaşık 4 yıldır hedefe koyduğumuz önemli sektörlerden birisi. Detaylı çalışmalardan sonra yer seçimi heyetinin oluşturulması, kurum görüşlerinin alınmasından sonra Zonguldak’ta yaklaşık 30 bin ton yıllık kapasiteli bir somon yetiştiriciliği alanının oluşturulabileceğini hep beraber tespit etmiş olduk. Bu potansiyelin 2026 yılı başından itibaren etap etap aşılarak yatırımların başlayacağı üretimin, istihdamın, ihracatın 2026’da bir Zonguldak’ın aqua kültür serüveninde yeni bir adım olarak start verileceğini görmüş olduk." "Türk Somonu yetiştiriciliğinde üretim kapasitemiz 150 bin ton seviyesindedir" Tarım ve Orman Bakanlığı Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdür Yardımcısı Dr. Erdinç Güneş, Türkiye’deki su ürünleri yetiştiriciliğinin geldiği noktayı anlattı. 2024 yılında 933 bin ton seviyelerine ulaşan üretimin, planlı çalışmalarla 1 milyon tona yaklaştığını ifade etti. En fazla ihracat yapılan ülkeleri sıralayan Güneş, Türk somonu yetiştiriciliğindeki hızlı artışa dikkat çekerek şu bilgileri verdi: "Ülkemizde su ürünleri yetiştiriciliğinin gelişimiyle üretim 1 milyon ton seviyesine ulaşmış, 2024 yılında 933 bin ton seviyelerinde gerçekleşmiştir. Türkiye’den 100’e yakın ülkeye su ürünleri ihracatı gerçekleştirilmekte toplam ihracatımızın yüzde 40’dan fazlası Avrupa Birliği ülkelerine yapılmaktadır. En fazla ihracat yaptığımız ülkeler arasında Rusya, İtalya, Yunanistan, Hollanda, İngiltere, Japonya, Amerika Birleşik Devletleri, İspanya ve Almanya gibi önemli pazarlar yer almaktadır. Geçtiğimiz yıl Çipura, Levrek, Türk Somonu ve midyede planlı üretim başlatılmış. Bu yılda alabalık planlamaya dahil edilmiştir. Su ürünleri yetiştiriciliğimizin yaklaşık yüzde 97’si planlı bir şekilde gerçekleştirilmiş olacaktır. Son yıllarda Karadeniz’de Türk Somonu yetiştiriciliği hızlı bir büyüme göstermiştir. 2016 yılında yaklaşık 4 bin ton olan üretim 2024 yılında 65 bin tona ulaşmıştır. Bugün Türk Somonu yetiştiriciliğinde üretim kapasitemiz 150 bin ton seviyesindedir. Ancak izin verilmiş kapasite artışlarıyla önümüzdeki yıllarda 200 bin tona yaklaşması beklenmektedir. Talep fazlası üretiminin önlenmesi için 2025-2027 yılı su ürünleri üretim planlanması kapsamında Türk Somonu yetiştiricilik miktarı 2025 yılı için asgari 62 bin ton azami yaklaşık 98 bin ton olarak belirlenmiştir. 2017 yılında başlatılan Türk Somonu yetiştiriciliğini geliştirme çalışmaları kapsamında Artvin ve Zonguldak arasında yer alan kıyı şeridinde potansiyel yetiştiricilik bölgeleri belirlenmiş, ilgili kurum görüşleri alınarak uygun görülen alanlar üretime kazandırılmıştır." Zonguldak Vali Yardımcısı Muammer Balcı, Zonguldak’ın Türkiye’nin ağır sanayi ve enerji üretimindeki önemine değindi. Sadece kömürle değil, demir çelik sektörüyle de ilin en önemli merkezlerden biri olduğunu ifade etti. Balcı, "Zonguldak bu ülkenin ağır sanayi endüstrisi yatağı diyebileceğimiz illerinden bir tanesi. Ve belki en önemlisi. Çünkü tüm insanlığın ihtiyaç duyduğu enerji üretiminde ülkemizde önde gelen illerden bir tanesi. Sadece kömür değil, kömüre bağlı onunla beraber at başı giden beraber yürüyen diğer sektörler özellikle demir çelik konusunda ilimiz en önemli illerden bir tanesi" ifadelerini kullandı. Forumun açılışında Octo Aqua Ceo’su Dr. Ertuğrul Gündoğdu, AB harici Avrupa Ülkeleri Daire Başkanı Anıl Evmez de birer konuşma yaptı. Norveç’in 50 yılı aşan aqua kültür deneyimi, Türkiye ile yeni ortaklıklara zemin hazırlıyor Norveç Büyükelçisi Andreas Gaarder, Norveç’in aqua kültür sektöründeki yarım asrı aşan deneyiminden bahsederek, bu forumun Türkiye ve Norveç arasındaki iş birliğini güçlendireceğini belirtti. Gaarder, gazetecilere yaptığı açıklamada şunları söyledi: "Bu aqua kültür forumunun benim için önemli bir konu. Hem Türkiye hem de Norveç’teki aktörleri bir araya getiriyor. Norveç, aqua kültür konusunda 50 yıldan fazla bir deneyimi var. Ekonomimiz açısından oldukça önemli ve teknolojik becerilere de sahip olduğunu söyleyebiliriz. Bu forum sayesinde hem verimlilik hem kalite hem de sürdürülebilirliğin artacağına inanıyorum. Bu toplantıyı sektör açısından çok önemli buluyorum. Özellikle Aqua Kültür sektörü işbirliği sektörlerimiz açısından son derece önemli. Ertuğrul beyin liderliğinde Türkiye ve Norveç’teki aktörleri bir araya getiriyor. Ticari açıdan baktığınızda ben bu işbirliğinin artacağına yönelik iyimser olduğumu söyleyebilirim. İşbirliği sadece Karadeniz’de değil Akdeniz’i de düşündüğünüz zaman işbirliğimizin artacağı alanlardan bir tanesi olarak görebiliriz." Forumun son bölümünde düzenlenen B2B iş görüşmeleriyle, yerli ve yabancı firmalar arasında yeni ticari köprülerin kurulması hedeflendi. Bu sayede Zonguldak’ın uluslararası alanda aqua kültür için stratejik bir merkez haline gelmesi amaçlanıyor. (OA-
"Hazır giyim ve tekstil istihdamın sigortasıdır"
07 Ekim 2025 Salı - 13:11 "Hazır giyim ve tekstil istihdamın sigortasıdır" İstanbul Hazır Giyim Konferansı’nın açılışında konuşan TGSD Başkanı Toygar Narbay, "Sanayide karanlık fabrikaların ortaya çıktığı, hizmette robotların servise başladığı bir dünyada, hazır giyim ve tekstil sektörleri istihdamın sigortasıdır. Bu nedenle hazır giyimi, tekstili ve sanayiyi feda etmek, geleceği feda etmektir" dedi. Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD) tarafından düzenlenen ve sektörün en büyük buluşmalarından olan İstanbul Hazır Giyim Konferansı başladı. Bu yıl 18’incisi düzenlenen ‘Yeni Düzenin Pusulası’ temalı konferansın açılışını TGSD Başkanı Toygar Narbay yaptı. İki günlük konferansın ilk gününde, ‘yeni ekonomik dengeler’, ‘yeni pazarlar’, ‘inovasyon’ ve ‘markalaşma’ olmak üzere ‘Yeni Düzenin Pusulası’nı oluşturan dört rota farklı yönleriyle ele alındı. Konferansın ilkini 2008 yılında düzenlediklerini ve o tarih itibarıyla dünyada bilinen tüm kuralların adeta yeniden yazılmaya başladığını söyleyen Narbay, "2008’deki küresel finans kriziyle başlayan süreç, siyasi ve jeopolitik fay hatlarının kırıldığı, milyonlarca insanın göç ettiği, yeni güç dengelerinin oluştuğu bir dönemle devam etti. BRICS ülkeleri dünya ticaretinde ağırlığını artırıyor, yakından tedarik giderek daha fazla önem kazanıyor. Korumacılığın yükseldiği, belirsizliklerin çoğaldığı, bilimin, teknolojinin ve doğanın yüksek dalgalar oluşturduğu bu çok kutuplu, karmaşık dünyada, ‘Yeni Düzenin Pusulası’ ile yolumuzu bulmaya çalışıyoruz" dedi. "Dünyadaki gelişmeler dönüşümü zorunlu kılıyor" Dünyadaki bu köklü değişimin hazır giyim sektörü üzerindeki etkilerine değinen Narbay, "Pazarın adeta dijital bir oyun alanına dönüşmesiyle birlikte, ticaret ve rekabetin tanımı da yapısı da değişti. Rekabet artık yalnızca fiyat, ürün ya da lojistik üzerinden tanımlanmıyor; büyük veriyi yorumlama, sosyal medya kullanımı ve sürdürülebilirlik gibi başlıklar da belirleyici hale geliyor. Dün ortaya çıkan bir girişim, onlarca yıllık markalarla aynı sahada yarışabiliyor, niş alanlarda yeni fırsatlar doğuyor. Ticaret bir yandan hızla ve yenilikçi biçimde gelişirken diğer yandan tarifeler, ikili anlaşmalar ve ticaret savaşları yeni engeller oluşturuyor. Bu tablo Türk hazır giyim sektörünün dönüşümünü de zorunlu kılıyor" diye konuştu. "Türkiye Markası rekabet gücümüzü artırır" Yeni hedefler koyulduğu ve birlikte hareket edildiği takdirde bir ‘Türkiye Markası’ oluşturulabileceğini vurgulayan Narbay şöyle devam etti: "Hazır giyim, tekstil, moda, turizm, gastronomi ve dizi-film gibi alanlarda ülke olarak çok güçlü bir birikime sahibiz. Ancak bugüne kadar bu potansiyel bir iş birliğine dönüşmedi. Eğer bu birikimi nitelikli bir tedarik zinciri ve üretim markasıyla bütünleştirirsek güçlü bir Türkiye Markası oluşturabilir, ürünlerimizin, hizmetlerimizin ve markalarımızın küresel rekabet gücünü artırabiliriz. Bu nedenle bu sektörlerimizin temsilcilerine bir çağrı yapıyoruz: Gelin; kendi özgün değerlerimizle ortak bir vizyon etrafında birleşelim. Sanayi ile hizmetleri buluşturan bir kümelenme anlayışını ortaya koyalım. Kamunun ve üniversitelerin de katkısıyla ‘Türkiye Markası’nı nasıl oluşturacağımızı ve dünyaya nasıl duyuracağımızı konuşalım. Biz dernek ve hazır giyim sektörü olarak elimizi taşın altına koymaya hazırız." "Hazır giyim ve tekstil istihdamın sigortasıdır" 2030’a doğru ise iş dünyasını bambaşka bir dönüşümün beklediğine işaret eden Narbay sözlerini şöyle tamamladı: "Dünya Ekonomik Forumu’nun raporları, iş gücü piyasasında gerekli becerilerin büyük ölçüde değişeceğini ortaya koyuyor. Dünya Bankası verileri ise büyümenin giderek sanayi yerine hizmetler üzerinden şekillendiğini gösteriyor. Türkiye’de de benzer bir tablo var; mal ve hizmet ihracatımızın GSYH içindeki oranı her yıl daha da azalıyor. Öyle ki bu oran 2022’de yüzde 27,2 iken 2024’te yüzde 18,7’ye geriledi. OVP’ye göre 2028’de de yüzde 16,4 olacak. Hazır giyim ve tekstil sektörleri her ne kadar dijitalleşse de hala en yüksek istihdam sağlayan alan olmaya devam ediyor. Sanayide karanlık fabrikaların, hizmette robotların öne çıktığı bir dünyada bile her makinenin başında bir insan emeği var. İşte bu nedenle hazır giyim ve tekstil istihdamın sigortasıdır. Bu iki sektör, bugün 850 bin kişilik istihdam, 40 milyar doların üzerinde yatırım, 27 milyar doları aşan ihracat ve 45 milyar doların üzerinde üretim gücüne sahiptir. Bu tablo göz ardı edilmemelidir. Hazır giyim ve tekstil sektörlerini feda etmek, geleceğimizi feda etmektir."
Bursa’da büyükbaşlar İtalyan çimi ile beslenecek
07 Ekim 2025 Salı - 13:06 Bursa’da büyükbaşlar İtalyan çimi ile beslenecek Bursa’nın Nilüfer ilçesinde hayvancılığı desteklemek amacıyla 300 çiftçiye İtalyan çimi tohumu dağıtıldı. Şadi Özdemir, Hasanağa Gıda Merkezi’nde düzenlenen Yem Bitkileri Yetiştiriciliği Projesi Tohum Dağıtım Töreni’nde, tarıma desteklerinin artarak sürdüğünü belirtti. Kooperatifler üzerinden çiftçilerin, üreticilerin yanında olmaya çalıştıklarını aktaran Özdemir, "Yeter ki üretsinler tüccara mahkum etmeden ürünlerini alarak değerlendiriyor onları mağdur etmiyoruz" dedi. "Yem konusunda sıkıntılar vardı" Bursa Büyükşehir Belediyesi Kırsal Hizmetler Dairesi, Bursa İli Hayvancılığı Geliştirme Birliği’nin (HAGEL), Nilüfer Belediyesi ve Nilkoop’un yürüttüğü Yem Bitkileri Yetiştiriciliği Projesi kapsamında Nilüferdeki çiftçilere İtalyan çimi tohumu dağıtıldı. Proje ile hayvancılığa destek sağlayacaklarını dile getiren Özdemir, şöyle konuştu: "Tarım varsa hayat var. Bu yüzden tarım ve hayvancılığa desteklerimiz sürecek. Özellikle büyükbaş ve küçükbaş hayvanlarda yem konusunda sıkıntılar vardı. İşbirliğiyle bu sorunun çözümü noktasında proje hayata geçirdik. Nilüfer’de 13 bin 658 büyükbaş ve 35 bin 43 küçükbaş hayvan bulunuyor. Her yıl 40 bin dekarda yem bitkisi üretiliyor, bundan da 122 bin 800 ton kaba yem elde ediliyor. Bu miktar tüm ihtiyacı karşılamıyor." Bin 500 dekarda üretim yapılacak Bu nedenle İtalyan çim tohumu programını hayata geçirdiklerini belirten Özdemir, "300 çiftçimize 5 dekarlık arazisi için 25 kilogram tohum desteği sağlıyoruz. Yüzde 70’ini biz yüzde 30’unu çiftçiler karşılayacak. bin 500 dekarda üretim yapılacak. Hedefimiz üretim alanlarını artırmak, kırsal kalkınmayı güçlendirmektir. Topraklarla buluşacak bu tohumlar yeme, berekete dönüşecek" dedi. Mudanya ve Mustafakemalpaşa’da da dağıtılacak Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Tarım Peyzaj A.Ş Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Aydın Saldız ise üreticiye can suyu olacak proje kapsamında bin 500 dekarda İtalyan çimi ekileceğini söyledi. Kaba yem ve yeşil ot ihtiyacının karşılanması amacıyla hayata geçirilen projenin önemine işaret eden Saldız, Mudanya ve Mustafakemalpaşa’da da aynı şekilde yem bitkisi tohumu dağıtacaklarını kaydetti. Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in tarıma ayrı bir önem verdiğini dile getiren Saldız, "Bozbey’in tek hedefi var; üretime katkı sunmak, üreticinin yanında olmak. Damla sulama ve sıvı gübre üretip üreticilerimizle buluşturduk. Çiftçiye, tarıma desteklerimiz sürecek" dedi. İtalyan çim tohumlarını sırtlayan götürdü Konuşmaların ardından önce kadın sonra diğer çiftçilere İtalyan çimi tohumu dağıtımı yapıldı. 25 kilogramlık tohum çuvallarını kimi çiftçi sırtladı, kimisi ise omuzlayıp teşekkür ederek alandan ayrıldı.
DSO Başkanı Kasapoğlu: "Üretim gücünü koruyacak yeni bir denge kurulmalı"
07 Ekim 2025 Salı - 13:00 DSO Başkanı Kasapoğlu: "Üretim gücünü koruyacak yeni bir denge kurulmalı" Denizli Sanayi Odası (DSO) 2025 yılı Ekim Ayı Olağan Meclis Toplantısı, Müjdat Keçeci Meclis Salonu’nda gerçekleştirildi. Meclis Başkanı İ. Okan Konyalıoğlu’nun açılışıyla başlayan toplantıda; güncel ekonomik gelişmeler, uluslararası konjonktür, sektörel değerlendirmeler, Oda faaliyetleri ve gelecek dönem çalışmaları ele alındı. Türkiye ve Denizli sanayisinin mevcut durumu üzerine değerlendirmelerde bulunan DSO Yönetim Kurulu Başkanı Selim Kasapoğlu, imalat sanayinde belirgin bir daralma yaşandığını vurguladı. Kasapoğlu, "Birçok sanayicimiz kendi işlerinde bir ay sonrasını göremiyor ki, 2026 ve 2027 yıllarını sağlıklı bir biçimde öngörebilsin. Oysa Türkiye’nin ‘sanayici’ bakış açısıyla yeni bir motivasyona ihtiyacı bulunuyor. Biz ülkemizin içinde bulunduğu bu süreci "sanayisizleşme" olarak nitelendiriyoruz. 200 bine yaklaşan sanayi istihdamındaki daralmanın üzerine yeterince düşünülmemesinde, bu kaybın hizmetler sektörü tarafından kapatılması rol oynuyor. Bu aşamada en ciddi bedeli sanayiciler olarak ödesek de üretim kayıplarının bedelini günün sonunda bütün toplum ödeyecektir. Türkiye’nin üretim ekonomisinden uzaklaşma eğilimi uzun vadede teknolojik yetkinlikleri, ihracat kapasitesini ve istihdam niteliğini zayıflatma riski taşıyor" şeklinde değerlendirmede bulundu. "Teşvik arayışının rekabetçi üretime geçiş şart" Sanayicilerin yalnızca teşvik arayışında olmasının sürdürülebilir bir yol olmadığını belirten DSO Başkanı Kasapoğlu, "Teşviklere, desteklere veya hibelere erişim peşinde koşan sanayiciler olmaktan memnun muyuz? Aslolarak içeride üretimin rekabetçi olduğu, dışarıda ise rekabetçiliğimizin korunduğu bir düzlemin oluşturulması gerekiyor. Güç kaybetmeye devam etmememiz adına birincil önceliğimiz bu olmalı. Krizleri yönetmeyi ve zor zamanlarda birbirimizi desteklemeyi yıllar içinde öğrendik. Ancak artık üretim gücümüzü koruyacak yeni bir denge kurulması gerekiyor. Umudu artırmak istesek de, nedenleri bulmakta zorlanıyoruz. 2025 yılı büyük ölçüde zihnimizde tamamlandı. Şimdi 2026’ya odaklanma zamanı. Artan işgücü maliyetleriyle başa çıkmak kolay olmayacak, ama biz bunu bir görev bilinciyle daha güçlü bir Denizli sanayisine hazırlık süreci olarak görüyoruz" şeklinde konuştu. Denizli Model Fabrika’dan ilk başarı hikayeleri yolda Denizli Model Fabrika (DMF) faaliyetlerini Meclis üyelerine aktaran Kasapoğlu, "Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımızın ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programının (UNDP) destekleriyle, Güney Ege Kalkınma Ajansı ve paydaşlarımızın katkılarıyla Model Fabrikamızı hizmet vermeye hazır hale getirdik ve ilk öğren- dönüş programlarımıza 17 Eylül’de başladık. Model Fabrikamızdan verimlilik yolculuklarında destek alan 6 firmamızdan gelen ilk geri dönüşler çok olumlu" ifadelerini kullandı. DSO Meclis Üyesi M. Orhan Ödemiş ise, kendi firmalarının DMF’den hizmet alan ilk işletmelerden biri olduğunu belirterek, "Model fabrikalar, üretim yapısına göre evrilebilen çok boyutlu bir verimlilik konsepti oluşturabiliyor. Firmalar çalışma yöntemlerini değiştirmede bu merkezler sayesinde cesaret kazanıyor." yorumuyla Model Fabrikanın önemine dikkat çekti. Yatırım teşvik konularında proje yazımı, belge alımı ve süreç takibi çerçevesinde çözümler sunan HİT (Hibe, İnovasyon, Teşvik) Ofisinin ise açıldığı Mayıs ayından itibaren 20’ye yakın firmaya destekler sunduğunu belirten Kasapoğlu, "DSO, üyelerini daha yenilikçi, dijitalleşmiş, enerji verimli ve sürdürülebilir üretim modellerine yönlendirmeyi amaçlıyor. Bu doğrultuda Odamız, hem yeni nesil sanayi politikalarının şekillenmesine katkı sağlıyor hem de firmaların dönüşüm kapasitelerini artıracak destek mekanizmalarını yaygınlaştırıyor. Farklı ölçekten işletmelere ihtiyaçlarına özel çözümler sunarak, rekabet güçlerini artırmalarına ve küresel pazarlarda daha etkin rol almalarına desteğimiz giderek büyüyor." ifadeleriyle Odanın vizyonunu vurguladı. DMF kompleksi içinde ayrıca enerji verimliliği danışmanlığını ve karbon ayak izi hesaplama hizmetini sunacak bir merkez kurduklarını belirten Kasapoğlu, 2026 yılının ilk yarısında Güney Ege Yeşil Dönüşüm ve Verimlilik Test Merkezi isimli merkezin de faaliyete geçeceği bilgisini verdi. Mesleki eğitimde iş birliği güçleniyor DSO Mesleki Eğitim İşbirliği Projesi (MEİP) hakkında da değerlendirmelerde bulunan Kasapoğlu, "Dokuz meslek lisemizde başlattığımız Protokol Yürütme Kurulları toplantılarına devam ediyor. Bu ay dört okulumuzun öğrencilerinin Pamukkale Üniversitesi Teknokent’e ziyaretlerini organize ettik. Bazı okullarımızdan gelen toplu taşımanın iyileştirilmesine dair talepleri Büyükşehir Belediyesinin ilgili birimlerine ilettik. Önümüzdeki ay mesleki eğitim ana gündemiyle toplantıya çağrılmasını önerdiğimiz Meclisimize Denizli İl Milli Eğitim Müdürümüzü de davet etmek, MEİP kapsamında yapılan ve yapılması planlanan etkinlikleri hep beraber değerlendirmek istiyoruz. Bu toplantıya değin okullarımızdan ve sanayicilerimizden gelen tüm talepleri derleyeceğiz. DSO’nun ‘sanayi-eğitim iş birliği’ modelini sadece proje bazında görmüyoruz; bunu sistematik bir yönetim yapısına dönüştürme kararlılığındayız." diyerek Projeye verdiği önemi vurguladı. Toplantıda söz alan Meclis Üyesi Nuri Turgut ise "Birçok sivil toplum kuruluşunun mesleki eğitime ve meslek liselerine dair söylemleri ortak. Müfredat gibi konularda haddimizi aşmak düşünülemez ancak küçük dokunuşların büyük farklılıklar oluşturabildiğini gözlemleyebiliyoruz. Meslek liselerine talebin yoğunlaşmasına odaklanmalıyız" şeklinde koruştu. Meclis toplantısı üyelerin dilek ve temennilerinin ardından sona erdi.
Dış ticaretin kalbi Samsun’da attı
07 Ekim 2025 Salı - 12:56 Dış ticaretin kalbi Samsun’da attı Ticaret Bakanlığı İhracat Genel Müdürlüğü tarafından, Samsun Ticaret ve Sanayi Odası’nın (TSO) ev sahipliğinde "Dış Ticaret Geliştirme Toplantısı" gerçekleştirildi. Toplantıda, ihracatçılara yönelik destek programları ve dış ticaretin geliştirilmesine ilişkin güncel uygulamalar ele alındı. Samsun TSO ev sahipliğinde düzenlenen toplantıya, Ticaret Bakanlığı İhracat Genel Müdürlüğü İhracatın Finansmanı ve Destek Sistemleri Yönetim ve Geliştirme Daire Başkanı Caner Bozat, Bakanlık uzmanları Barış Zeybek ve Onur Mete konuşmacı olarak katıldı. Etkinlikte ayrıca, Samsun TSO Yönetim Kurulu Başkanı Salih Zeki Murzioğlu, Samsun Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Sinan Çakır, Samsun Ticaret İl Müdürü Kürşat Turpçu ile iş insanı derneklerinin başkan ve temsilcileri yer aldı. Dış ticaretin geliştirilmesine yönelik destekler anlatıldı Toplantıda konuşan Ticaret Bakanlığı İhracat Genel Müdürlüğü İhracatın Finansmanı ve Destek Sistemleri Yönetim ve Geliştirme Daire Başkanı Caner Bozat, Ticaret Bakanlığı’nın dış ticaretin geliştirilmesine yönelik sağladığı destekler ve özel statülü "Dış Ticaret Sermaye Şirketi" modeli hakkında bilgi verdi. Bozat, bu modelin özellikle ihracatçılara finansmana erişim, vergi avantajı ve yeni pazarlara açılma konularında önemli fırsatlar sunduğunu belirtti. Murzioğlu: "İhracat, stratejik önceliğimiz olmaya devam ediyor" Samsun TSO Yönetim Kurulu Başkanı Salih Zeki Murzioğlu, ihracatın artırılmasına yönelik yapılan tüm çalışmaları önemsediklerini ifade ederek, "Küresel rekabette yer almak isteyen firmalarımızın bu tür destek ve bilgilendirmelerden azami düzeyde yararlanması gerekiyor. Ticaret Bakanlığımıza bu değerli katkılarından dolayı teşekkür ediyoruz. Biz kurumsal olarak şehrimizde ihracatın daha iyi seviyelere gelmesini öncelikli kılıyoruz. Tüm stratejik planlarımızda ihracatın geliştirilmesi hususu değişmez bir başlıktır. Çünkü ekonomik gücün belirleyicisi ihracat yapabilme kapasitesidir. Üretimi değerli kılan, ihracata dönebilmesidir. Odamız çatısı altında ihracat evraklarına 7/24 esasıyla onay hizmeti veriyoruz. İhracat istihbaratı sağlıyor, B2B organizasyonlarla yeni iş birliklerine vesile oluyoruz. Aynı zamanda ihracatın geliştirilmesine yönelik hem insan kaynağı yetiştiriyor hem de işletmelerimizin bilgilerini güncel tutmak için seminerler düzenliyoruz. İhracat dinamik bir yapıdır. Bunu güçlü ve sürdürülebilir kılmanın en önemli sacayağı eğitimdir. Bu nedenle İhracat Akademisi çalışmalarını büyük bir titizlikle takip ediyoruz. Bu şehirde ihracat için atılacak adımlarda Samsun TSO her zaman lokomotif olacaktır" dedi.
KATSO Başkanı Kadir Bozan: "Bazı bankaların kredi kullandırmaktan kaçındığını ve üyelerimizi ’limit yok’ diyerek geri çevirdiğini üzülerek görüyoruz"
07 Ekim 2025 Salı - 12:36 KATSO Başkanı Kadir Bozan: "Bazı bankaların kredi kullandırmaktan kaçındığını ve üyelerimizi ’limit yok’ diyerek geri çevirdiğini üzülerek görüyoruz" Kars Ticaret ve Sanayi Odası (KATSO) Yönetim Kurulu Başkanı Kadir Bozan, "TOBB tarafından tahsis edilen Nefes Kredisi limitleri Kars için ayrılmış ve hâlen kullanılabilir durumdadır. Buna rağmen bazı bankaların kredi kullandırmaktan kaçındığını ve üyelerimizi ’limit yok’ diyerek geri çevirdiğini üzülerek görüyoruz. Bu tutum, ekonomik olarak zor bir dönemden geçen KOBİ’lerimizin finansmana erişimini engellemekte ve kent ekonomimizin canlanmasının önünde ciddi bir engel oluşturmaktadır" dedi. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) tarafından KOBİ’lerin finansmana erişimini kolaylaştırmak amacıyla başlatılan "Nefes Kredisi" kapsamında Kars’a ayrılan kredi limitlerinin kullanılmasında bankaların isteksiz davrandığına dikkat çekildi. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin (TOBB) KOBİ tanımına uyan üyeler için tahsis edilen Nefes Kredisi, azami 1,5 milyon TL’ye kadar, 6 ay ana para ödemesiz ve 36 aya varan vadelerle kullandırılabiliyor. Ayrıca, 24 aya kadar vadeli kredilerde yüzde 33, 24 ay ve üzeri vadelerde ise yüzde 32 faiz oranı uygulanıyor. Kredi kullanımında herhangi bir teminat talep edilmezken, yalnızca 5 bin TL başvuru ücreti, yüzde 0,5 banka komisyonu ve yüzde 1 kefalet komisyonu alınıyor. Kars Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Kadir Bozan, TOBB tarafından Kars için ayrılan kredi limitlerinin halen kullanılabilir durumda olduğunu ancak buna rağmen bazı bankaların üyeleri yanlış yönlendirerek "limit yok" gerekçesiyle geri çevirdiğini belirtti. Bozan, "TOBB tarafından tahsis edilen Nefes Kredisi limitleri Kars için ayrılmış ve hâlen kullanılabilir durumdadır. Buna rağmen bazı bankaların kredi kullandırmaktan kaçındığını ve üyelerimizi ’limit yok’ diyerek geri çevirdiğini üzülerek görüyoruz. Bu tutum, ekonomik olarak zor bir dönemden geçen KOBİ’lerimizin finansmana erişimini engellemekte ve kent ekonomimizin canlanmasının önünde ciddi bir engel oluşturmaktadır" dedi. "Kars iş dünyasına tahsis edilen kredi limitlerini kullandırın" Bozan açıklamasının devamında bankalara açık bir çağrıda bulunarak şunları kaydetti: "Buradan açıkça çağrı yapıyoruz; lütfen üzerinize düşen sorumluluğu yerine getirin ve Kars iş dünyasına tahsis edilen kredi limitlerini kullandırın. Odamızdan faaliyet belgesi alan üyelerimiz ilgili bankalara başvuru yapabilir durumdadır. Biz oda olarak sürece müdahil olmuyoruz, sadece üyelerimizin başvurularını kolaylaştırıyoruz. Bankaların bu krediyi kullandırmaktan kaçınması ne Kars iş dünyasına ne de ülke ekonomisine fayda sağlar. TOBB’un da talebi doğrultusunda üyelerimizin bu krediden faydalanmaları için teşvik edici adımlar atmaya devam edeceğiz."
Domuzların talan ettiği çeltik tarlaları, devlet desteğiyle yeniden verimli hale getirildi
07 Ekim 2025 Salı - 12:07 Domuzların talan ettiği çeltik tarlaları, devlet desteğiyle yeniden verimli hale getirildi Kastamonu’nun Tosya ilçesinde domuzların sürekli zarar vermesi sebebiyle hasat yapılamayan yaklaşık 220 dekarlık tarım arazisinde, etrafının yüzde 75 hibe desteğiyle kapatılmasının ardından yeniden ürün hasat edilebildi. Kastamonu’nun Tosya ilçesi Karaköy köyünde 220 dekarlık tarım arazisi, her yıl domuzlar başta olmak üzere yaban hayvanlarının istilasına uğruyordu. Domuzlar yüzünden tarım arazisinden verim alamayan köylüler, Tosya İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğüne proje hazırlayarak destek istedi. Toplam 2 milyon bütçesi olan proje kapsamında, Tarım ve Orman Bakanlığınca yüzde 75 hibe desteği sağlandı. Alınan destekle 220 dekarlık tarım arazisinin etrafı tellerle kapatıldı. Domuzlar başta olmak üzere yaban hayvanlarına karşı korunan tarlalarına biçerdöverlerle girerek ilk kez çeltik hasadı yapmanın mutluluğunu yaşadı. Öte yandan, ilçede Kırsal Dezavantajlı Alanlar Kalkınma Projesi (KDAKP) projesi çerçevesine bugüne kadar 6 köyde sulama kanalı modernizasyonu, 4 köyde kapalı sulama sistemi, 13 adet sera kurulumu başta olmak üzere çeşitli makine ekipman alımları için toplam 16 milyon 400 bin TL hibe desteği verildi. Ayrıca Kırsal Dezavantajlı Alanlar Kalkınma Projesi kapsamında Kastamonu’da bugüne kadar 189 milyon TL hibe ödemesi yapıldı. "Bu yıl ilk kez biçerdöver tarlamıza girecek ve çeltik hasadı yapacağız" Uzun yıllar boyunca tarım arazisinden faydalanamadıklarını belirten Karaköy Köyü Muhtarı Mustafa Tamarslan, "Biz, bu araziyi domuzlardan alamıyorduk. Buradan hasat kaldıramıyorduk. Bizler de ne yapabiliriz diye düşündük ve Tosya İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğüne başvuruda bulunduk. Başvurumuz kabul edildi. Dilekçemize olumlu yanıt verildi. Dilekçemiz onaylandıktan sonra yüzde 75’ini hibe ettiler. Geri kalan yüzde 25’ini köy tüzel kişiliği olarak bizler tamamladık. Burası için 2 milyon TL para harcadık. Bu paranın da 1 milyon 500 bin TL’sini devletimiz karşıladı. Geri kalan 500 bin TL’sini de bizler köylüler olarak topladık. Artık çeltik tarlamıza domuzun girme şansı yok. Her yıl bizler bu araziden çok fazla zarar ediyorduk. Hatta bazı yerlerine hiç biçerdöver girmedi, tamamen zayiat olmuştu. Yoktu ürün, domuz hepsini mahvetmişti. Bu sene verim iyi, domuz tehlikesi kalmadı. Bu yıl ilk kez biçerdöver tarlamıza girecek. Çok mutluyuz, çok memnunuz. Burası köy arazisi oluyor, herkesin tarlası var burada. 15’e yakın kişinin arazisi bulunuyor" dedi.
Başkan Demir hayvan pazarını ziyaret etti
07 Ekim 2025 Salı - 11:50 Başkan Demir hayvan pazarını ziyaret etti ŞAP hastalığı nedeniyle uzun süre kapalı kalan Ardahan hayvan pazarında Başkan Faruk Demir, üreticilerle bir araya gelerek sorunlarını dinledi ve piyasa durumunu değerlendirdi. Uzun bir süredir bölgede etkili olarak binlerce hayvanın ölümüne yol açan SAT-1 tipi ŞAP hastalığı nedeniyle kapalı olan Ardahan hayvan pazarı 3 haftadır yeniden hizmet vermeye başladı. Sabah erken saatlerde oldukça kalabalık olduğu gözlenen hayvan pazarını ziyaret eden Belediye Başkanı Faruk Demir, üreticilerden pazardaki genel durum hakkında bilgi aldı. Başkan Demir, beraberindeki birim amirleri ve Belediye Meclis üyesi Necati Güli ile birlikte üreticilerle bir süre sohbet etti, hal hatır sordu. Pazardaki genel durum hakkında bilgi alarak, üreticilerle görüş alışverişinde bulunan Demir’e vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi. Bölge ekonomisi için büyük öneme sahip olan hayvan pazarında incelemelerde bulunan Başkan Faruk Demir, şunları söyledi, "Malumunuz ilimizdeki ŞAP hastalığı sonucu uzun süredir hayvan pazarımız kapanmış ve ticaret yapılamıyordu. Yeniden açılan pazarımızda köylü vatandaşlarımızla konuştuk, fiyatları sorduk, piyasanın durumu hakkında bilgiler edindik. Dışarıdan tüccarlar gelmediği için pazarda henüz istenilen canlılığın olmadığını bizlere aktardılar. Tabi ayrıca yabancı ülkelerden bizim hayvanımızın kalitesinde olmayan hayvan ithalatının da kendilerini olumsuz etkilediğini söylediler. Bizler de buradan bu mesajları ilgili yerlerimize aktarmış olalım. Çünkü şehrimiz tarım ve hayvancılıkla çarkını döndürüyor."
Yalova’dan 9 ayda 456 milyon dolar ihracat
07 Ekim 2025 Salı - 11:47 Yalova’dan 9 ayda 456 milyon dolar ihracat Yalova’da yılın ilk 9 ayında yapılan ihracat bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 19,2 artarak 456 milyon 58 bin dolar oldu. 2024 yılının ilk 9 ayında 382 milyon 872 bin dolar ihracat yapılan kentten bu yılın aynı döneminde ise 372 milyon 566 bin dolarlık ihracat gerçekleştirildi. Yalova’dan ocak ayında 49 milyon 71 bin, şubatta 71 milyon 997 bin, martta 18 milyon 583 bin, nisanda 50 milyon 694 bin dolar, mayısta 104 milyon 337 bin dolar, haziranda 5 milyon 929 bin dolar, temmuzda 64 milyon 177 bin, ağustosta 7 milyon 774 bin dolar ihracat yapıldı. Geçtiğimiz eylül ayı ihracatı ise 83 milyon 972 bin dolar oldu. 9 aylık süreçte Yalova’da en çok ihracat yapılan sektör gemi, yat ve hizmetleri oldu. Tersaneler 9 ayda 395 milyon 753 bin dolar ihracat yaptı. Bu sektörü 19 milyon 896 bin dolarlık ihracat ile kimyevi maddeler ve mamulleri ve 10 milyon 841 bin dolarla madencilik ürünleri sektörleri takip etti. Yalova’da süs bitkiler sektörünün ihracatı ise 6 milyon 322 bin dolara oldu. Yalova’dan 1 milyonun üzerinde ihracat yapılan sektörler ise şöyle sıralandı: Mobilya, kağıt ve orman ürünleri 4 milyon 427 bin dolar, makine ve aksamları 3 milyon 456 bin dolar, çelik 3 milyon 175 bin, demir ve demir dışı metaller 3 milyon 428 bin dolar, hazır giyim 2 milyon 67 bin dolar, elektrik ve elektronik 2 milyon 265 bin dolar, iklimlendirme 2 milyon 104 dolar, çimento cam seramik ve toprak ürünleri 1 milyon 178 bin.
Türk Telekom Sivas’taki GES yatırımını 5G ile İstanbul’dan açtı
07 Ekim 2025 Salı - 11:26 Türk Telekom Sivas’taki GES yatırımını 5G ile İstanbul’dan açtı Türk Telekom’un sürdürülebilirlik vizyonu doğrultusunda hayata geçirdiği Sivas’taki Güneş Enerjisi Santrali (GES) yatırımının açılışı, İstanbul’da düzenlenen 11’inci Enerji Verimliliği Forumu ve Fuarı kapsamında 5G üzerinden canlı bağlantı ve 5G ile uzaktan kontrollü robot ile gerçekleştirildi. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın, Türk Telekom CEO’su Ümit Önal ve fuar katılımcılarıyla birlikte İstanbul’da gerçekleştirdiği açılış, 5G teknolojisinin sunduğu yüksek hız, düşük gecikme ve güvenilir bağlantı özellikleriyle eş zamanlı olarak mümkün oldu. Sürdürülebilir bir gelecek için teknoloji alanındaki birikimini hayatın tüm alanlarına yansıtan Türk Telekom, çevresel ve sosyal alanlarda önemli adımlar atmayı sürdürüyor. Şirket, sürdürülebilirlik vizyonu doğrultusunda hayata geçirdiği Sivas Zara’daki Güneş Enerjisi Santrali (GES) yatırımının açılışını dijitalleşme ve 5G teknolojileriyle buluşturarak gerçekleştirdi. Açılış töreni, İstanbul’da düzenlenen 11’inci Enerji Verimliliği Forumu ve Fuarı’nda Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Türk Telekom CEO’su Ümit Önal ve fuar katılımcılarıyla 5G üzerinden canlı bağlantı ve 5G ile uzaktan kontrollü robot ile yapıldı. İstanbul’daki fuar katılımcıları 5G üzerinden yapılan bağlantıyla Sivas’taki açılışı gecikmesiz izledi. Bu özel an, şirketin güçlü altyapısı ve 5G teknolojisinin sunduğu yüksek hız, düşük gecikme ve güvenilir bağlantı özellikleriyle mümkün oldu. Proje hakkında değerlendirmede bulunan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, "Ülkemizin iletişim altyapısı için çok önemli olan Türk Telekom, tecrübesiyle 5G’de ülkemizi farklı bir noktaya götürecek. Ortaya koyduğumuz enerji atılımları birçok firmayı, birçok sanayi kuruluşunu, enerjide üretici haline getiriyor. Bugün de bunun çok önemli bir örneğini, önemli bir projeyi görüyoruz. Önümüzdeki yıllarda projelerin artması ve farklı şehirlerde projelerin devreye girmesiyle, ülkemizin enerjisine enerji katılacak. Bunun yanında teknolojide yaşanan gelişmeler, gündemdeki 5G teknolojisi de farklı alanlarda farklı ufaklar açacak. Bugün de İstanbul’dan Sivas’a gecikmesiz, hızlı şekilde yaptığımız bağlantı ile bu yeni teknolojinin bize sunduklarını yerinde deneyimledik. Türk Telekom’un Sivas’taki GES yatırımının açılışını gerçekleştirdik" şeklinde konuştu. "İletişimin her döneminde olduğu gibi 5G çağının da öncüsüyüz" Türk Telekom CEO’su Ümit Önal, "İletişimin her çağında daima yeniliklere öncülük ettik. Bugün de Türkiye’yi 5G ve ötesine taşıyan güçlü fiber altyapımız ve yenilikçi teknolojilerimizle, ülkemizin dijital geleceğine yön vermeye kararlıyız. Hayata geçirdiğimiz öncü projelerle sağlık, tarım, sanayi ve kültür-sanat gibi farklı alanlarda 5G’nin dönüştürücü gücünü şimdiden gösteriyor, dijital ekosistemi zenginleştiriyoruz. Ülkemizin 81 iline yayılan fiber altyapımız ve yüzde 55’ini fiberle bağladığımız LTE baz istasyonlarımız ile Türkiye’nin 5G’ye en hazır operatörüyüz. Sivas’taki GES yatırımımızın açılışını 5G ile uzaktan kontrollü robot ile İstanbul’dan gerçekleştirmekle yenilikçi gücümüzü ve Türkiye’nin dijital geleceğini şekillendirmedeki öncülüğümüzü ortaya koyuyoruz. İletişimin her döneminde olduğu gibi 5G çağının da öncüsü olduğumuzu bir kez daha gösterdik" dedi. Şirketin dijitalleşme vizyonunu çevresel sürdürülebilirlik hedefleriyle birleştirerek, memleketin dört bir yanında ve yaşamın her alanında yatırımlarını sürdürdüklerini ifade eden Önal, "Türkiye’nin dijital geleceğine yön veren yatırımlarımıza devam ederken, sürdürülebilirlik ilkelerini stratejilerimizin merkezine yerleştiriyoruz. Ülkemizin birçok noktasında akıllı yaşama dair sunduğumuz dijital dönüşüm çözümleriyle enerji tasarrufuna katkı sağlarken, yenilenebilir enerji kaynaklarının yaygınlaştırılması yönünde öncü çalışmalar gerçekleştiriyoruz. 5G, yapay zekâ ve IoT teknolojileriyle akıllı yaşama dair sunduğumuz çözümler sayesinde kaynakların verimli kullanılmasına olanak sağlarken, yeni nesil çevreci iletişim teknolojileri ile güneş ve rüzgâr enerjisi gibi yenilenebilir kaynaklara yönelerek yeşil dönüşüm adına öncü çalışmalar gerçekleştiriyoruz. Karbon ayak izini azaltmayı ve iklim değişiminin sebep olduğu risklerin yönetimine katkıda bulunmayı amaçladığımız Sivas Zara GES ile şirketimiz için tahsis edilen toplam 530 MWp’lik GES kurulum kapasitesinin 128 MWp’lik bölümünü kapsayan ölçekte bir tesis hayata geçirdik. Şirketimizin mevcut yıllık elektrik tüketiminin yüzde 15’ine karşılık gelen kapasiteye sahip projemiz aynı zamanda karbon ayak izini azaltarak çevresel sorumluluğumuza katkı sağlayacak. Şirket olarak, Sivas’ın ardından, Malatya ve Ağrı’da kuracağımız GES’ler ile toplam 530 MWp seviyesinde kurulu güce sahip tesisleri hayata geçecek. Ayrıca tüm GES’lerimiz tam kapasite faaliyete başladığında yıllık 350 bin ton seviyesinde karbon salımını azaltacağız. Üç farklı şehirde yapacağımız yatırımlarla yerel istihdama katkı sunarken enerji bağımsızlığı ve sürdürülebilir bir gelecek yolunda ülkemiz için önemli bir adım atmış olacağız. Gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakmak için, teknolojiyi iyileştiren bir anlayışla ülkemizin yarınlarına yatırım yapmayı sürdüreceğiz. Bu yatırımların en somut adımı, yüksek hız ve düşük gecikme avantajlarıyla sürdürülebilir çözümler sunacak olan 5G altyapımızdır" dedi. Yapılan açıklamaya göre, Sivas’ta yer alan GES, yıllık 200 milyon kWh’a yakın enerji üretimi ile Türkiye’nin en büyük yenilenebilir enerji tesislerinden biri olacak. Şirket, bu yatırımla yeşil enerji dönüşümünü hızlandırmayı hedeflerken, şirket enerji ihtiyacının önemli bir kısmını güneşten karşılayacak, karbon salımını azaltacak ve çevreye duyarlı büyüme hedeflerini güçlendirecek.