EKONOMİ
Diyarbakır’da tekstil sektörünün geleceği ele alındı 15 Mayıs 2026 Cuma - 20:33:21 Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası (DTSO), Moda ve Hazır Giyim Federasyonu, Güneydoğu Tekstil Sanayi ve İş İnsanları Derneği ile Ekonomi Gazetesi iş birliğiyle düzenlenen "Tekstil ve Hazır Giyim Sektöründe Yeni Konumlanma Arayışı: Diyarbakır Çalıştayı", sektör temsilcilerini bir araya getirdi. Armen Tekstil ev sahipliğinde, Diyarbakır Tekstil İhtisas Organize Sanayi Bölgesi’nde gerçekleştirilen çalıştaya; DTSO Başkanı Mehmet Kaya, MHGF Başkanı Hüseyin Öztürk, GÜNTİAD Başkanı Şeref Gökçe, Ekonomi Gazetesi Başdanışmanı Dr. Rüştü Bozkurt, İTÜ Tekstil ve Tasarım Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nevin Çiğdem Gürsoy ile çok sayıda sektör temsilcisi katıldı. Çalıştayda konuşan DTSO Başkanı Mehmet Kaya, teşvik politikalarını eleştirerek, çözüm üretme süreçlerinde yerelin görüşlerinin dikkate alınmadığını savundu. Kaya, "Ankara’dan İstanbul’a giderken kendinizi Bolu’da bulursanız, ne kadar hızlı giderseniz gidin hedeften uzaklaşırsınız. Öncelikle yönü doğru kurmanız lazım. Türkiye’de kriz anlarında getirilen çözümlerde de maalesef yön doğru belirlenemiyor" dedi. 2002 yılından bu yana uygulanan teşvik sisteminin hedeflerine ulaşamadığını ifade eden Kaya, "Teşviklerin temel amacı bölgeler arası kalkınmışlık farkını azaltmaktı. Ancak 1. ve 2. bölgeler teşviklerden yüzde 61 pay alırken, 5. ve 6. bölgelerdeki 29 ilin aldığı pay yalnızca yüzde 10’da kaldı. Bu da farkın kapanmadığını, tam tersine büyüdüğünü gösteriyor" diye konuştu. Diyarbakır Tekstil İhtisas OSB’nin yaklaşık 10 yıl önce kurulduğunu hatırlatan Kaya, bölgede faaliyet gösteren çok sayıda fabrikanın bugün kriz yaşadığını söyledi. İstanbul merkezli yatırımcıların bölgeye gelerek üretim yaptığını belirten Kaya, "Bugün 100’e yakın fabrikanın önemli bir kısmı kapanma noktasına geldi. Sanayi yatırımı bir dükkan açıp kapatmak gibi değildir. İnsanlar büyük sermayeler koyuyor, yıllarca geri dönüş bekliyor. Ancak kısa sürede değişen ekonomik koşullar nedeniyle üretici çıkmazın içine sürükleniyor" ifadelerini kullandı. Bölgedeki tekstil sektöründe ciddi istihdam kayıpları yaşandığını vurgulayan Kaya, "Hedefimiz 20 bin kişilik istihdam oluşturmaktı. Bir dönem 7 bin çalışan seviyesine ulaştık ancak kriz nedeniyle bugün yaklaşık 4 binlere kadar azaldı" dedi. Tekstil sektörünün Türkiye açısından stratejik öneme sahip olduğunu dile getiren Kaya, sektörün korunması gerektiğini söyledi. Kaya, "Cumhuriyetin kuruluşunda tekstil sektörünün önemli bir rolü vardı. Bu sektör bu toprakların genetiğine işlemiş durumda. Ne yapılırsa yapılsın, tekstil bu ülkede kalmalı" diye konuştu. Türkiye’nin sanayi üretimini destekleyecek güçlü kurumlara sahip olduğunu ifade eden Kaya, kamu kaynaklarının üretim ve sanayi yatırımlarına daha fazla yönlendirilmesi gerektiğini belirtti. Çalıştayın sektör adına önemli sonuçlar doğuracağına inandığını belirten Kaya, merkezi yönetimin sektör temsilcilerinin önerilerine kulak vermesi gerektiğini kaydetti. Toplantıda konuşan Moda ve Hazır Giyim Federasyonu Başkanı Hüseyin Öztürk, tekstil ve hazır giyim sektörünün geleceğine ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Federasyonun 35 dernek, 12 bin 500 üye ve bölgesel-sektörel sivil toplum kuruluşlarından oluştuğunu belirten Öztürk, 2024 yılında gerçekleştirilen genel kurulda sektörün geleceğine yönelik önemli kararlar aldıklarını hatırlattı. Çalıştayların amacının sektörün sadece kendi içinde değil, dünya ölçeğinde düşünmesini sağlamak olduğunu dile getiren Öztürk, sektörün mevcut sorunlarını sürekli konuşmak yerine geleceğin iş modellerine odaklanması gerektiğini söyledi. İşçi maliyetleri, enerji ve finansmana erişim gibi konuların ötesine geçilmesi gerektiğini belirten Öztürk, "Biz geleceğimizi nasıl inşa edeceğimizi konuşmalıyız. Öğretilmiş yanlışlarla hareket etmeyi bırakıp kendi gerçeklerimizle yüzleşmeliyiz" diye konuştu. Konuşmasının sonunda Diyarbakır’ın önemine de değinen Öztürk, "Diyarbakır sadece kendisi için değil, bölgesi için de büyük anlam taşıyan bir şehir. Bizim için her zaman ayrı bir heyecan ve sevda olmuştur. Bu çalıştayın Diyarbakır için de önemli sonuçlar doğuracağına inanıyorum" dedi. GÜNTİAD Başkanı Şeref Gökçe de, tekstil sektöründe öngörülebilirlik vurgusu yaptı. Tekstil sektörünün yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda sosyal ve bölgesel kalkınma açısından da stratejik bir alan olduğuna dikkat çeken Gökçe, bölgedeki firmaların artık dünya markalarına üretim yapan güçlü yapılara dönüştüğünü ifade etti. Tekstil sektörünün bugün karşı karşıya olduğu temel sorunun yalnızca maliyetler olmadığını ifade eden Gökçe, üreticinin önünü görmek istediğini söyledi. Gökçe, "Sanayici önünü görebildiği sürece yatırım yapar, istihdam sağlar ve büyür. Bizler destek talep eden değil; rekabet edebileceği sürdürülebilir bir ortam isteyen üreticileriz. Tekstil; istihdamdır, sosyal dengedir, bölgesel kalkınmadır. Fabrikaların ışığı yanıyorsa, bu şehir üretmeye devam ediyor demektir. Güçlü bir tekstil sektörü, güçlü bir bölge demektir" şeklinde konuştu.
15 Mayıs 2026 Cuma - 19:05 DESOB Başkanı Ebedinoğlu’dan zincir market yasası talebi Diyarbakır Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği (DESOB) Başkanı Alican Ebedinoğlu, 29 oda başkanıyla birlikte esnafın finansa erişimi için çağrıda bulunarak, zincir market yasasının çıkartılmasını talep etti. TESK Genel Başkan vekili ve DESOB Başkanı Alican Ebedinoğlu, kentteki 29 oda başkanlarıyla birlikte DESOB binası önünde basın mensuplarına yaptığı açıklamada, enerji maliyetleri, stopaj yükü, kira artışları ve POS komisyonları gibi giderlerin esnafın belini büktüğünü söyledi. Zincir marketlerin kontrolsüz büyümesi karşısında mahalle esnafının her geçen gün daha fazla güç kaybettiğini, küçük işletmeler korunmadan yerel ekonominin de korunamayacağına dikkat çeken Ebedinoğlu, Diyarbakır genelinde esnafın ancak yüzde 35’inin primlerini düzenli ödeyebildiğini dile getirdi. Geriye kalan yüzde 65’lik kesimin her geçen gün faiz yükü altında ezildiğini aktaran Ebedinoğlu, esnafın aylık yaklaşık 11 bin 800 TL Bağ-Kur primi ödemek zorunda bırakıldığını, buna karşın emekli maaşlarının 20 bin TL ile 21 bin TL arasında kaldığını söyledi. Sosyal güvenlik sistemindeki bu durumun büyük bir adaletsizlik olduğunu savunan Ebedinoğlu, yıllardır söz verilmesine rağmen prim gün sayısının 9 binden 7 bin 200’e düşürülmesi konusunda henüz somut bir adım atılmadığını ve bu beklentinin artık ertelenmemesi gerektiğini dile getirdi. Esnafın krediye ulaşamadığı için ticaretini sürdüremediğini, kira, elektrik, personel ve hammadde giderlerini karşılayamaz duruma geldiğini aktaran Ebedinoğlu, yüksek banka faizleri ve piyasadaki durgunluk nedeniyle tahsilat yapılamadığını, bu durumun domino etkisi oluşturacak binlerce işletmeyi kapanma riskiyle karşı karşıya bıraktığını ifade etti. Hükümete ve ilgili kurumlara çağrıda bulunan Ebedinoğlu, esnafın ödeme gücüne göre Bağ-Kur primlerinin yeniden düzenlenmesini, gecikme faizlerinin silinmesini veya makul seviyelere çekilerek kapsamlı bir yapılandırma sisteminin hayata geçirilmesini istedi. Kredilerdeki vergi ve SGK borcu şartının esnetilmesi gerektiğini belirten Ebedinoğlu, küçük esnaf için düşük faizli destek paketlerinin hazırlanması, zincir market yasasının çıkarılması ve elektrik ile kira gibi kalemlerde esnafa özel destek mekanizmalarının oluşturulması çağrısında bulundu. Esnaf ve sanatkarın ülkenin omurgası olduğunu hatırlatan Ebedinoğlu, esnafın olmadığı yerde üretimin, istihdamın ve sosyal hayatın olamayacağını belirterek, esnafın haklı taleplerini her platformda dile getirmeye devam edeceklerini sözlerine ekledi.
15 Mayıs 2026 Cuma - 18:23 Safranbolu ve Düzce arasında kardeş oda protokolü imzalandı Düzce Ticaret ve Sanayi Odası (TSO) ile Safranbolu TSO arasında kardeş oda protokolü imzalandı. Düzenlenen imza törenine Düzce TSO Başkanı Erdoğan Bıyık, Meclis Başkan Yardımcısı Metin Topal, Safranbolu TSO Yönetim Kurulu Başkanı Erol Altuntepe, Meclis Başkanı Cengiz Ünal, her iki odanın yönetim kurulu üyeleri katıldı. Erdoğan Bıyık, bölge odalar ile sürekli istişare halinde olduklarını belirterek, "Bölgemizin gelişimi için, planlı ve istikrarlı büyüme hedeflerimize ortak çalışmalar ile ulaşmaya çalışıyoruz. Düzce’den başlatmış olduğumuz Turizm atağında bölgemizi de kapsayan önemli adımlar atıyoruz. Batı Karadeniz Bölge Destinasyonu çalışması ile bölgemizin turizm potansiyellerini verimli şekilde değerlendirmeyi, konaklamalı turizm pastasından bölge olarak hak ettiğimiz payı almayı amaçlıyoruz. Bugün burada Safranbolu TSO ile yapmış olduğumuz Kardeş Oda protokolü hem turizm hem de sınai konularda kapsamlı iş birliklerini kapsıyor. İmzaladığımız protokolün odalarımıza, üyelerimize ve bölgemize hayırlar getirmesini temenni ediyoruz" ifadelerini kullandı. Erol Altuntepe, YÖREX fuarında Safranbolu Safranı ve Konuralp Pirincini bir araya getirerek atılan adımın bugün kardeş oda protokolü imzalanması aşamasına gelmesinden dolayı büyük mutluluk yaşadıklarını, protokol ile bölgenin kazanımlarının daha da artacağına inandıklarını da sözlerine ekledi. Yapılan konuşmaların ardından Kardeş Oda olmasına yönelik protokol imza altına alındı.
15 Mayıs 2026 Cuma - 17:14 Ayvalık’ta tarihi tarımsal buluşma Kuzey Ege’nin üretim gücü, tarım vizyonu ve zeytincilik mirası Ayvalık’ta aynı çatı altında buluştu. Bölgenin ilk ihtisas fuarı olma özelliğini taşıyan Agro Ayvalık 2026 Ayvalık Tarım ve Hayvancılık Fuarı, görkemli bir törenle kapılarını açarken, eş zamanlı düzenlenen Zeytin Üretim Zirvesi de sektörün en önemli buluşma platformlarından biri oldu. 15-18 Mayıs tarihlerinde gerçekleştirilecek organizasyonun açılış törenine siyasetçiler, belediye başkanları, iş insanları, akademisyenler, üreticiler ve sektör temsilcileri yoğun ilgi gösterdi. Açılışa katılımın yüksek olması, Agro Ayvalık’ın daha ilk yılında bölgesel sınırları aşan güçlü bir organizasyon haline geldiğini ortaya koydu. "Agro Ayvalık önemli bir ticaret merkezi olacak" Açılışta konuşan Kare Fuarcılık İcra Kurulu Başkanı Ercüment Er, Kuzey Ege’de düzenlenen ilk ihtisas fuarını hayata geçirmenin gururunu yaşadıklarını söyledi. Fuarda tarım ve hayvancılık sektöründe faaliyet gösteren firmaların ürün ve hizmetlerini sergileme imkânı bulacağını belirten Er, Balıkesir, İzmir, Manisa ve Çanakkale’den çok sayıda heyetin fuarı ziyaret edeceğini ifade etti. Eş zamanlı düzenlenen Zeytin Üretim Zirvesi’nin de üretici, akademisyen ve ihracatçıları bir araya getirerek sektörün ihtiyaçlarının konuşulacağı önemli bir platform olacağını dile getiren Er, Agro Ayvalık’ın gelecek yıllarda da büyüyerek devam edeceğini kaydetti. "Altınova üretimin merkezi" Ayvalık Ticaret Odası Başkanı Ali Uçar ise konuşmasında Altınova’nın tarım açısından taşıdığı öneme dikkat çekti. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bölgeye "Altınova" adını verdiğini hatırlatan Uçar, bu bereketli toprakların modern tarım teknikleriyle daha ileri taşınması gerektiğini söyledi. Tarım ve hayvancılığın yalnızca ekonomik bir faaliyet değil, aynı zamanda milli bağımsızlık ve gıda güvenliği açısından stratejik bir alan olduğunu belirten Uçar, teknoloji, markalaşma ve sürdürülebilir üretim vurgusu yaptı. Uçar ayrıca fuarların kent ekonomisine büyük katkı sunduğunu belirterek, fuar turizminin Ayvalık’ın marka değerini artıracağını ifade etti. "Tarım Ayvalık’ın kalbinin atışı" Ayvalık Belediye Başkanı Mesut Ergin de Ayvalık’ın tarih boyunca üretimle anılan özel bir kent olduğunu söyledi. Tarım ve hayvancılığın yalnızca bir geçim kaynağı değil, aynı zamanda kültür ve yaşam biçimi olduğunu belirten Ergin, zeytin ve zeytinyağının ilçenin kimliğini yansıttığını ifade etti. İklim krizi ve artan maliyetler nedeniyle tarımda yeni teknolojilerin önem kazandığını vurgulayan Ergin, Agro Ayvalık 2026’nın sektör temsilcileriyle üreticileri buluşturarak önemli bir vizyon ortaya koyduğunu söyledi. "Tarım milli güvenlik meselesidir" İYİ Parti Grup Başkanvekili ve Balıkesir Milletvekili Turhan Çömez ise konuşmasında tarım ve hayvancılığın siyaset üstü bir konu olduğunu belirterek, üretimin milli güvenlik meselesi olarak görülmesi gerektiğini ifade etti. Türkiye’nin tarım ve zeytincilik potansiyeline rağmen üreticinin artan maliyetlerle mücadele ettiğini dile getiren Çömez, çiftçilerin desteklenmesi gerektiğini söyledi. Tarım sektörünün stratejik bir alan olduğuna dikkat çeken Çömez, Agro Ayvalık’ın bölge ekonomisine ve üreticilere önemli katkılar sağlayacağını kaydetti. 156 firma katıldı Konuşmaların ardından protokol üyeleri tarafından açılış kurdelesi kesildi ve katılımcı stantları ziyaret edildi. Altınova Kapalı Pazaryeri’nin 8 bin 600 metrekarelik alanında düzenlenen fuarda 156 firma ve firma temsilciliği yer aldı. Fuarda yeni nesil traktörler, tarım makineleri, akıllı sulama sistemleri, dijital tarım teknolojileri, hayvancılık ekipmanları, yem teknolojileri, sera çözümleri ve yenilenebilir enerji uygulamaları yoğun ilgi gördü. Ayvalık zeytinciliğin karar merkezi oluyor Agro Ayvalık 2026’yı farklı kılan en önemli unsur ise aynı çatı altında düzenlenen Zeytin Üretim Zirvesi oldu. Tarım Gazetecileri ve Yazarları Derneği (TAGYAD) Başkanı İsmail Uğural koordinasyonunda gerçekleştirilen zirvede; üretimden ihracata, coğrafi işaretten lisanslı depoculuğa kadar sektörün kritik başlıkları ele alınıyor. Yerel yönetimlerin tarım politikaları, üreticilerin maliyet sorunları, sürdürülebilir tarım uygulamaları ve kadın üreticilerin kırsal kalkınmadaki rolü gibi konuların masaya yatırıldığı zirvenin, sektör adına önemli çözüm önerileri ve iş birliklerine zemin hazırlaması bekleniyor.
Ordu’da maviyemiş ve aronya üretim alanı 180 dekara ulaşıyor
21 Ekim 2025 Salı - 10:05 Ordu’da maviyemiş ve aronya üretim alanı 180 dekara ulaşıyor Ordu İl Tarım ve Orman Müdürü Bayram Ay, ‘Ordu’da Aromatik Bitki Üretiminin Yaygınlaştırılması Projesi’ kapsamında verilecek olan destekler ile ildeki aronya ve maviyemiş üretim alanının 180 dekara ulaşacağını söyledi. Doğu Karadeniz Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı (DOKAP) iş birliğiyle, 2025 yılı kırsal kalkınma destekleri kapsamında, Ordu İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından yürütülen ‘Ordu’da Aromatik Bitki Üretiminin Yaygınlaştırılması Projesi’ için üreticilerle sözleşmeler imzalandı. Proje ile kırsalda alternatif üretim modellerinin yaygınlaştırılması, üretici gelirlerinin artırılması ve tüketicilerin sağlıklı, katma değeri yüksek ürünlerle buluşturulması hedefleniyor. Toplam 3,2 milyon TL bütçeye sahip proje kapsamında maviyemiş üretimi için 9 üreticiyle 14 dekar, aronya üretimi için ise 17 üreticiyle 22 dekar alanda sözleşme imzalandı. Üreticilere fidan, sulama sistemi ve teknik destek sağlanarak, Ordu’da aromatik bitki üretiminin yaygınlaştırılması hedefleniyor. "Katma değerli üretimi destekliyoruz" Ordu İl Tarım ve Orman Müdürü Bayram Ay, projenin kırsal kalkınma açısından önemli bir adım olduğunu belirterek, "Bu proje ile hem kırsal alanda yeni üretim alanları oluşturuyor, hem de yüksek katma değerli, ihracat potansiyeli olan aromatik bitkilerin üretimini destekliyoruz. Maviyemiş ve aronya, hem sağlık açısından, hem de pazar değeri bakımından oldukça kıymetli ürünlerdir. Bu bitkilerin üretimini teşvik ederek, ilimizde alternatif tarım ürünlerinin yaygınlaşmasını ve üreticilerimizin gelir çeşitliliğini artırmayı hedefliyoruz" dedi. "180 dekarlık üretim alanına ulaşıyoruz" İl Müdürü Ay, hayata geçirilecek olan proje ile maviyemiş ve aronya üretimi yapılacak olan alanın 180 dekara ulaşacağına dikkat çekerek, "Ordu İl Tarım ve Orman Müdürlüğü olarak, üretmek isteyen, yenilik arayan ve tarımda dönüşüme katkı sunmak isteyen tüm üreticilerimizin yanındayız. Bu projeyle birlikte Ordu’da aronya ve maviyemiş alanımız toplam 180 dekara ulaşacak ve aromatik bitki üretimi yeni bir ivme kazanacak. Elde edilecek ürünlerle hem iç pazara hem de ihracata yönelik önemli adımlar atmayı planlıyoruz" diye konuştu.
Katırlı Dağları’ndan İsviçre sofralarına
21 Ekim 2025 Salı - 10:00 Katırlı Dağları’ndan İsviçre sofralarına BURSA (İHA) – Bursa’nın Gemlik ilçesinde faaliyet gösteren Katırlı Köyü Tarımsal Kalkınma Kooperatifi, 44 yıllık geçmişiyle İsviçre’ye siyah zeytin ihracatı gerçekleştiriyor. Kooperatif Başkanı Hulusi Bayrak, 1981 yılında kurulan kooperatifin kuruluşundan bu yana başkanlığını sürdürüyor. Bayrak, 1998 yılına kadar birçok firmanın kooperatiften zeytin alıp işlediğini belirterek, "Bizden alıyorlar ürünü ve güzel kazanıyorlar. Çünkü bizim ürünlerimiz adeta yok satıyor. Biz de kendimiz işleyelim, zeytinimizden kendimiz kazanalım istedik ve yola koyulduk," dedi. Dalından sofraya kooperatif üretimi Katırlı Mahallesi’nde 150 hane ve 200 ortak bulunduğunu ifade eden Bayrak, ürünleri öncelikle kendi ortaklarından, ihtiyaç halinde ise çevre mahallelerdeki güvenilir üreticilerden temin ettiklerini söyledi. Zeytinlerin güneye bakan yamaçlarda yetiştiğini vurgulayan Bayrak, "İyi bir lezzet ve aroma yakaladık. Bu lezzeti sürdürmemiz gerekiyor. Kuru tarım yapıyoruz, doğanın verdiği suyla üretiyoruz. Genelde şarküteriler alıyor bizden. Ambalajlamayı ve satışı da kendimiz yapıyoruz," dedi. Bayrak, iyi bir zeytinin yetiştiği yer kadar işlenme aşamasının yani mutfağının da önemli olduğuna dikkati çekerek "Ben kendim ambalajlıyorum ve kendim satıyorum. Dalından sofraya tüm aşamalar kooperatifimizden geçiyor." dedi. Yılda 5 bin ton üretim, 50 ton ihracat Katırlı’da yılda yaklaşık 5 bin ton zeytin üretildiğini belirten Bayrak, bu ürünlerin neredeyse tamamının kooperatif tarafından işlendiğini söyledi. Yurt dışından yoğun talep aldıklarını ancak yalnızca İsviçre’ye ihracat yaptıklarını belirten Bayrak, "Yılda 50 ton gönderiyoruz. Almanya, Fransa gibi ülkeler de istiyor ama biz iç piyasayı da ihracatı da dengeli tutmaya çalışıyoruz. Şimdilik İsviçre yeterli," dedi. "Almanya’ya evet desek iç piyasaya ürün kalmaz" Almanya’dan gelen taleplere olumlu yanıt vermeleri halinde iç piyasaya ürün kalmayacağını ifade eden Bayrak, "Benim vatandaşım kıymetli. Ürün yetiştirememem iç piyasa bir tane yiyemez. Bu toprakların eşsiz lezzeti ve aromasını neden yabancılar yesin," dedi. Zeytinleri doğal yöntemlerle işlediklerini vurgulayan Bayrak, "Aromasının sırrı belki burada gizli. Yabancı madde, kimyasal yok içinde. Koruyucu kullansak bu aromayı alamayız. Zeytin bir yıl sonra ekonomiye kazandırılabiliyor. 8 ay bekliyor, sonra imalata alıyorsunuz, ardından pazara sunuyorsunuz," diye konuştu.
Mersin’deki fidan destekleri meyvesini veriyor
21 Ekim 2025 Salı - 09:54 Mersin’deki fidan destekleri meyvesini veriyor Mersin Büyükşehir Belediyesinin tarıma yönelik fidan destekleri kırsalda kalkınmaya katkı sağlamaya devam ediyor. Silifke’nin İmambekirli Mahallesi’nde 2020 yılında dikilen zeytin fidanları ürün vermeye başlarken, üreticiler el birliğiyle ilk hasadı gerçekleştirdi. Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesinin 2020-2024 yılları arasında yürüttüğü destek programı kapsamında 13 ilçede 5 bin 242 üreticiye toplam 200 bin 419 adet ’Gemlik ve Sarı Ulak’ türlerinde zeytin fidanı dağıtıldı. Bu desteklerle yaklaşık 6 bin 680 dekar alan zeytin üretimine kazandırıldı. Büyükşehir Belediyesi, kırsalda kalkınmayı ve sürdürülebilir tarımı güçlendirmek amacıyla küçük ve orta ölçekli üreticilere yönelik desteklerini sürdürecek. Büyükşehir Belediyesinin fidan desteği sayesinde Silifke’nin İmambekirli Mahallesi’nde üreticiler ilk hasadın mutluluğunu yaşadı. Zeytin fidanlarının ürün vermeye başlamasıyla birlikte hem üreticiler ekonomik kazanç elde etti hem de bölgedeki tarımsal üretim potansiyeli arttı. "Üreticilerimiz zeytin hasadını gerçekleştirdi" Tarımsal Hizmetler Dairesinde görev yapan Ziraat Mühendisi Pembegül Şeker, 2020-2024 yılları arasında yapılan destekler hakkında bilgi vererek, "13 ilçede 5 bin 242 üreticiye toplam 200 bin 419 adet ’Gemlik ve Sarı Ulak’ zeytin fidanı dağıtımı gerçekleştirildi. Bugün de destek verilen Silifke İmambekirli Mahallesi’nde üreticilerimiz zeytin hasadını gerçekleştirdi. Mersin Büyükşehir Belediyesi olarak küçük ve orta ölçekli üreticilerimize desteklerimiz devam edecek" dedi. "Başkanımız daima üreticinin yanında" İmambekirli Mahalle Muhtarı Mustafa Öztürk, Büyükşehir Belediyesinin tarıma verdiği desteğin köylerinde büyük fark oluşturduğunu belirterek, "Büyükşehir Belediye Başkanımız Vahap Seçer’e tarımsal desteklerinden dolayı çok teşekkür ediyorum. Fidan desteğinin yanı sıra ceviz soyma, hamur yoğurma makinesi ve sulama borusu desteğinden de yararlandık. Köyümüzde zeytinimiz birinci kalite. Büyükşehir Belediyesinden çok memnunuz. Başkanımız daima üreticinin yanında, kendisini çok seviyor ve destekliyoruz" diye konuştu. Üreticiler destekten memnun Üreticilerden Müzeyyen Kılınç, Büyükşehir Belediyesinin desteğiyle dikilen fidanların artık ürün verdiğini belirterek, "Zeytinle uğraşıyoruz, hasatlarımızı satıp geçimimizi sağlıyoruz. Fidanlarımızı Büyükşehir Belediyesinden aldık, büyüttük, şimdi de hasadımızı yapıyoruz. Belediyeden çok memnunuz, üreticiyi destekliyor" ifadelerini kullandı.
Doğan: "Çiftçimizin yükü hafifletilirse üretim artar, ülkemiz kazanır"
21 Ekim 2025 Salı - 09:54 Doğan: "Çiftçimizin yükü hafifletilirse üretim artar, ülkemiz kazanır" Adana Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, tarım arazilerinin vasıf değişikliği işlemlerinde 2024 yılı itibarıyla getirilen yeni ücretlendirmelerin çiftçiyi mağdur ettiğini söyledi. Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, tarım arazilerindeki tarla, bahçe, sera gibi vasıf değişikliği konusunda açıklamalarda bulundu. Doğan, "Çiftçilerimiz, tarım arazilerini daha verimli hale getirmek amacıyla vasıf değişikliğine gitmek istediklerinde, Tapu Müdürlüklerine başvurmadan önce Tarım İlçe Müdürlüklerinden görüş almak zorundalar. 2024 yılı öncesine kadar ücretsiz olan bu işlem için artık 10 dönüme kadar 4 bin 970 TL, 10 dönümden sonraki her 10 dönüm için ise 9 bin 400 TL gibi yüksek meblağlar talep edilmektedir. Örneğin, 100 dönüm arazisini bahçe vasfına dönüştürmek isteyen bir çiftçi tam 89 bin 570 TL ödeme yapmak zorunda kalıyor" dedi. Başkan Doğan, pandemi süreci ve artan üretim maliyetleri sebebiyle zaten zor günler geçiren çiftçilerin, bu yeni uygulama ile mağduriyetlerinin daha da arttığına dikkat çekti. Doğan"2025 yılında birçok ürün grubunda çiftçimiz kar edememiş, hatta kira ve girdi maliyetlerini dahi karşılayamaz hale gelmiştir. Zaten iflasın eşiğinde olan üreticilerimizin bu tür bir ek maliyetle karşı karşıya bırakılmasının gerekçesi anlaşılamamaktadır. Üretimden uzaklaşan her çiftçi, gıda arz güvenliği açısından ülkemiz için büyük bir risktir" şeklinde konuştu. Başkan Doğan, üretmek isteyen çitçilerimizin önüne bürokratik ve mali engeller çıkarılmaması gerektiğini vurgulayarak, "2024 yılı öncesindeki ücretsiz uygulamaya geri dönülmeli, çiftçilerden bu ücretlerin alınmamalı, üreticiyi mağdur eden bu uygulama bir an önce sonlandırılmalıdır. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın üretimi kolaylaştıracak adımları atacağına inanıyoruz. Çiftçimizin yükü hafifletilirse üretim artar, ülkemiz kazanır"ifadelerini kullandı.
Güneşin en son battığı yere 10 bin kişilik plaj yapıldı
21 Ekim 2025 Salı - 09:54 Güneşin en son battığı yere 10 bin kişilik plaj yapıldı Çanakkale’nin Gökçeada İlçesi Belediye Başkanı Bülent Ecevit Atalay, güneşin en son battığı Gökçeada’nın Uğurlu mevkisinde 10 bin kişinin yararlanabileceği plaj yaptıklarını söyledi. Atalay, dünyanın ilk ve tek sakin adası olan Gökçeada’nın, Osmanlı dönemi mimari eserleri, peynir kayalıkları, Tuz Gölü gibi birçok zenginliğe sahip olduğunu belirtti. Adanın zeytinyağı, küçükbaş hayvanları ve turizmiyle öne çıktığını ifade eden Atalay, "Gökçeada’nın turizmden daha fazla pay alabilmesi için çalışmalar yürütüyor, projeler geliştiriyoruz" dedi. Rüzgar sörfünde Türkiye’nin önemli merkezleri arasında yer aldıklarını anlatan Atalay, bu konuda görülen ilgiden memnun olduklarını kaydetti. Göreve geldiklerinden bu yana Gökçeada’nın gelişmesi için önemli adımlar attıklarını dile getiren Atalay, yaptıkları önemli çalışmalardan birinin Gizli Liman olarak bilinen adanın en batısındaki alanın turizme kazandırılması olduğunu söyledi. Atalay, Gizli Liman denilen kıyıda 1840 metre uzunluğundaki plajı düzenlediklerini kaydederek, "Peyzaj çalışmalarımız sürüyor. Plajımız hazır. Tesislerimiz yavaş yavaş kuruluyor. Yaza hazır hale gelecek. Ağaçlar dikelecek ve diğer çalışmalarla Gizli Liman turistlerin vazgeçemeyeceği bir yer olacak" diye konuştu. Plajın aynı anda 10 bin kişiye hizmet verecek bir tesis halinde düzenlendiğini aktaran Atalay, "Önemli kısmı halka açık olacak. Türkiye’nin en batısında en güzel plaj. Deniz, kum ve güneş için, günün sonunda da büyüleyici gün batımı için burası Türkiye’nin gözde mekanlarından olacak. Burası güneşin battığı en son yer." ifadesini kullandı.
Hisarcık vergi dairesi hizmete açıldı
21 Ekim 2025 Salı - 09:43 Hisarcık vergi dairesi hizmete açıldı Kütahya’nın Hisarcık ilçesinde Mal Müdürlüğü olarak hizmet veren kurumun kapatılarak, bağımsız vergi dairesi olarak hizmete açıldığı bildirildi. Kütahya Defterdarı Hatice İşcen Ercoşman, vergi dairesinin açılış töreninde yaptığı konuşmada, ilçede kuruluşundan bu yana mükelleflerine hizmet vermekte olan Mal Müdürlüğünün Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı makamı onaylarıyla kapatılarak bundan sonra bağımsız vergi dairesi olarak hizmet vereceğini söyledi. Ercoşma," Yeni vergi dairemizin ilçemize, dolayısıyla halkımıza hayırlı olmasını diliyorum. Vergi dairesiyle mükelleflerimize daha hızlı, daha verimli, hizmet götürmek, mükellef odaklı bir hizmet anlayışıyla uyum içerisinde hizmet götürmeyi hedefliyoruz. Bu konuda emeği geçen herkese teşekkür ediyorum" dedi. Açılan vergi dairesinin hayırlı uğurlu olmasını ifade eden Emet Kaymakamı ve Hisarcık Kaymakam Vekili Mehmet Alperen Başkapan, "Kamu hizmetleri toplumun, çağın gereklerine göre, ihtiyaçlara göre, sürekli dönüşüm içerisinde hizmetlerdir. Esas olan Türkiye Cumhuriyeti’nin taşrada yürüttüğü merkezi kamu hizmetlerinin sağlıklı şekilde yürümesidir. Bizler de bu sürecin yürümesi konusunda gerekli takibatı ve koordineyi sağlayacağız inşallah" dedi. İlçe Müftüsü Hüseyin Demirci’nin yaptığı dua ve gerçekleştirilen açılışın ardından Kaymakam Mehmet Alperen Başkapan, Belediye Başkanı Mustafa Demirtaş ve protokol üyeleri vergi dairesi binasını gezerek personelden bilgi aldı.
Bir balkonun bereketi, ülkenin umudu oldu
21 Ekim 2025 Salı - 09:38 Bir balkonun bereketi, ülkenin umudu oldu Trabzonlu organik tarım gönüllüsü Fatih Çolak, yıllar önce balkonunda hobi olarak başladığı ata tohumu yetiştiriciliğini bugün Türkiye genelinde bir farkındalık hareketine dönüştürdü. Çolak, tamamen kendi imkanlarıyla yürüttüğü çalışmalarla, ülkenin dört bir yanına 150 binden fazla ata tohumunu ücretsiz olarak gönderdi. Trabzon’da yaşayan Fatih Çolak, yıllar önce balkonunda sebze yetiştirirken hibrit tohumların verim vermediğini fark ederek, Türkiye’nin çeşitli illerinden ata tohumları toplamaya başladı. Bu tohumları çoğaltarak sürdürülebilir hale getiren Çolak, dört yıl önce geçirdiği rahatsızlığın ardından doğal ve sağlıklı üretime daha fazla yöneldi. Türkiye’nin pek çok noktasındaki çiftçiye ulaştırdığı tohumlarla pilot ekimler yapılmasını sağlayan Çolak, kimyasal kullanılmadan da yüksek verim elde edilebileceğini gösterdi. Trabzon’daki arazisinin bir bölümünde üretim yapan Çolak, ürünlerini komşularıyla paylaşarak tohum döngüsünü sürdürdü. Okullara ve çocuk esirgeme kurumlarına da ücretsiz ata tohumları gönderen Çolak, tamamen kendi imkanlarıyla yürüttüğü çalışmalarla, ülkenin dört bir yanına 150 binden fazla ata tohumunu ücretsiz olarak gönderdi. Hikayesinin Türkiye’nin çeşitli yerlerinden ata tohumu toplayarak başladığını belirten Fatih Çolak, "Ata tohumu yetiştiriciliğine bundan yıllar önce balkonumda başladım. Mahsul ettiğim ürünleri bir dahaki dönem için tohumlarını ayırarak sakladım. Onları da ektiğimde ürünün vermediğini veya kötü olduğunu fark ettim. Hibrit tohum ile o zaman tanıştım ve mantığıma uymadı. Araştırmaya başladım ve ata tohumu ile bu işin yürütülebileceğini anladım. Türkiye’nin çeşitli yerlerinden ata tohumları toplamaya başladım. Bu ata tohumlarını üretip sürdürülebilirliğini sağladım. Yaklaşık 4 yıl önce bir rahatsızlık geçirdim. Bu geçirdiğim rahatsızlık sonucunda da bana uzmanların tavsiyeleri ’Sağlıklı besleneceksin, doğal yetişmiş ürünlerle besleneceksin’ şeklindeydi. Bu bir yerde benim için aslında bir tetikleyici bir unsur oldu. Bunu ben yapabiliyorsam sağlıklı beslenebiliyorsam ’Başkaları içinde bir şeyler yapmak gerekiyor’ dedim. Herkese belki ben ata tohumları yetiştiremem ya da ata tohumlarından üretilmiş mahsulleri yetiştirip herkesle paylaşamayabilirim ama oluşturduğum bir farkındalıkla ata tohumlarını çoğaltmak için yola çıktım. İnsanlara tarım zehri ve kimyasallar kullanılmadan tarım yapıp oldukça verimli sonuçlar alabileceğini göstermek istedim" dedi. "Alın yiyin çekirdeklerini bana getirin diyorum" "Türkiye’nin her tarafına 150 binden fazla ata tohumu ulaştırdım" diyen Çolak, "Türkiye’nin bence her mahallesini ulaşmıştır. Bunların haricinde toplumsal projeler de yürütüyorum. Çocuk esirgeme kurumları ve okullara tüm maliyetlerini kargo dahil kendim karşılayarak ata tohumları ulaştırıyorum. Benim 10 dönüm bir arazim var ama 2 dönümünü verimli ekiyorum. Komşularıma bile burada karpuz, kabak olsun veriyorum. Alın yiyin çekirdeklerini bana getirin diyorum. Ata tohumlarını ve toprak verimli. Bundan sonra benim en büyük dileğim ata tohumlarının tüm ülkeye yayılması. Türkiye’nin dört bir yanında Şanlıurfa’sından, Konya’sından, Çukurova’ya kadar çiftçilerimize tohumları gönderiyorum. Sağ olsun onlarda pilot bölgelerde bunların ekimini yapıyor. Bunların sonuçlarını görüp kendilerinden karar vermelerini bekliyoruz. Çiftlerimiz tarım kimyasalı kullanmadan daha az maliyetle verimi görünce ekim yaptığı alanları büyütüyor" ifadelerini kullandı.
Samsun Valisi Tavlı: "Yüz yıl sonrasının temelleri atılıyor"
21 Ekim 2025 Salı - 09:38 Samsun Valisi Tavlı: "Yüz yıl sonrasının temelleri atılıyor" Samsun Valisi Orhan Tavlı, "Bugün küçük bir adım gibi görünse de aslında yüz yıl sonrasının adımlarını atıyoruz. Cumhuriyet’in 100. yılını gördük, şimdi ’Türkiye Yüzyılı’nı da yaşıyoruz. Türkiye Yüzyılı’nı Samsun Yüzyılı’na dönüştüren siz Samsunlulardır" dedi. "Uyumlu çalışmanın bereketiyle Samsun’un her ilçesinde gelişim var" Çarşamba Organize Sanayi Bölgesi’nde (OSB) Samsun Üniversitesi iş birliğinde kurulan Teknoloji Transfer Destek Ofisi, düzenlenen törenle açıldı. Törende yaptığı konuşmada uyumlu çalışmanın önemine vurgu yapan Vali Orhan Tavlı, "Bugün Samsun merkezde muhtarlarımızla bir araya geldik. 17 ilçenin muhtarlarıyla bir aradaydık. Yine Terme’yi, Salıpazarı’nı, Çarşamba’yı, Ayvacık’ı, merkez ilçeleri, 17 ilçeyi konuştuk. Hep beraber neler yapılabilir, uyumlu çalışmanın bereketi nasıl olur, üniversitelerimizin bilgisinden, hocalarımızın tecrübesinden nasıl istifade edebiliriz bunları değerlendirdik. Bu çalışmalarda muhtarlarımız, sivil toplum örgütlerimiz, odalarımız, bütün kamu kurum ve kuruluşlarımızla birlikte, KOSGEB, OKA, Ticaret Odası, Sanayi ve Teknoloji İl Müdürlüğü ve OSB temsilcileriyle istişare ediyoruz. Hep beraber Samsun için, bölge için neler yapılabilir, onları konuşuyoruz" diye konuştu. "Çarşamba bizim için özel bir yere sahip" Göreve başladığı günden itibaren organize sanayi bölgelerine özel önem verdiğini belirten Tavlı, "Çarşamba bizim açımızdan özel bir yer. 2023’te Samsun’da göreve başladığımızda 11 OSB’nin yönetim kurulu başkanı olarak oda başkanlarımızla, kaymakamlarımızla birlikte çalışmalara başladık. Çarşamba’daki ilk toplantımda dikkatimi çeken, burasının uygun bir alanda kurulmuş butik bir organize sanayi bölgesi olmasıydı. Uyumlu bir ekip vardı. Rektör Hocamız beyaz yaka, nitelikli insan kaynağından bahsetti. Öğrenmek ömür boyu süren bir süreçtir" şeklinde konuştu. Kaymakamlık yıllarına değinerek tecrübelerini paylaşan Tavlı şöyle devam etti: "Biz ilçe kaymakamları mesleğe kaymakam adayı olarak başlıyoruz. Üç yıl staj yapıyoruz. Bir yıl aday memurluğun ardından asalet tasdik ediliyor ama stajyerlik süreci üç yıl sürüyor. 1988 yılında kaymakam adayıyken düşündüm: Kaymakam olunca iş temposu içinde kimlerle bir araya gelemeyeceğim? O dönemde güvenlikçisinden danışmadaki personele, şoförlerden şube müdürlerine kadar herkesle birebir sohbet ettim. İnsanları tanıdım. İnsanın neler yapabileceğini, gayretli olursa işlerin nasıl bereketlendiğini gördüm. Sadece üst yöneticinin gayretiyle işler yürümüyor. 3 yıllık o stajda insanı tanımanın önemini kavradım." "İmkansızlık içinde iş yapmayı öğrendik" Tavlı, geçmiş yıllardaki tecrübelerinden bahsederek şu ifadeleri kullandı: "Belki İstanbul Siyasal’da aldığım eğitimin, hocalarımın yönlendirmesinin de etkisiyle gördüm ki sadece akademik bilgiyle yöneticilik, mühendislik öğrenilmiyor. 1980’li yıllarda imkansızlıklar içinde iş yapmayı öğrendik. Bu bizi geliştirdi. Bugün bolluk ve bereket içindeyiz, o dönemdeki kıt imkanlar bize çok şey öğretti." "Çarşamba OSB bereketli ve vizyoner bir yapıya sahip" Çarşamba OSB’nin donanımlı ve çalışkan bir ekibe sahip olduğunu belirten Vali Tavlı, "Burada uyumlu, bereketli bir çalışma ortamı var. İş dünyası, Ticaret ve Sanayi Odası, yatırımcılar, tüm paydaşlar çok güçlü bir sinerji oluşturmuş. Çarşamba’daki yatırımcıların cesareti bana da güç verdi. Burada 500 dönümlük bir alanda 36 fabrika var, 700 kişi çalışıyor. Bu sayı kısa sürede 2 bine, 3 bine çıkacaktır. Buradaki özgüven ve iş birliği diğer OSB’lerimize de vizyon kazandırdı" dedi. "Her insan ayrı bir dünyadır; artısıyla, eksisiyle öğretir" Çanakkale ve Muğla’daki görevlerinden örnekler veren Tavlı, "Ezine Gıda OSB ve Seydikemer Tarımsal Süt OSB’nin kuruluş süreçlerinde görev aldım. Tapu almak, resmi yatırım statüsüne getirmek kolay değil. Bu süreçte sahadaki işçiden mühendise kadar herkesten çok şey öğrendim. 1988’den beri şunu biliyorum: İnsan ayrı bir dünya. Artısıyla da, eksisiyle de öğretir. Akü de öyle çalışıyor zaten; artı ve eksiyle. Bize güç katan insanımız, bu artı değeri oluşturan insanımızdır" ifadelerini kullandı. "Bugün küçük bir adım atıyoruz ama yüz yıl sonrasının adımlarını da atıyoruz" Konuşmasının devamında Samsun Üniversitesi’ne teşekkür eden Tavlı, şunları kaydetti: "Bugün Samsun Üniversitesi Teknoloji Transfer Destek Ofisi’ni açıyoruz. Ondokuz Mayıs Üniversitesi şehrimizin köklü üniversitesidir; birçok üniversitenin kuruluşuna destek olmuştur. Samsun Üniversitesi ise 7-8 yılda bölgenin ve Türkiye’nin dünyaya açılan kapılarından biri haline gelmiştir. Bu merkezle birlikte akademisyenlerimizin bilgi birikimi sanayiye aktarılacak. Akademisyenlerimiz sanayicilerimizle bilgi paylaşımı yapacak, iş dünyasına vizyon kazandıracak. Bu küçük gibi görünen adım aslında yüz yıl sonrasının adımıdır. Belki bugün farkında değiliz ama elli, yüz yıl sonra bu toplantı hatırlanacaktır." Tavlı, gençliğinde kendisine "Sizi Cumhuriyet’in 100. yılına yetiştiriyoruz" denildiğini hatırlatarak, "Biz de ‘Acaba görebilecek miyiz?’ diyorduk. Bugün Cumhuriyet’in 100. yılını gördük, Türkiye Yüzyılı’nı da yaşıyoruz. Devlet büyüklerimizin himayesinde, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Türk milleti, sanayicisi, mühendisi, akademisyeniyle destan yazıyor. Artık üretimi, teknolojiyi, dijitali, uzayı konuşuyoruz" dedi. "Pozitif işler pozitif işleri artırıyor" Vali Tavlı, konuşmasının sonunda Samsun’daki kalkınma hamlesine dikkat çekti: "Uyumlu çalışmanın bereketiyle ilçe kaymakamlarımız, belediye başkanlarımız, ticaret odalarımız, muhtarlarımız, tüm siyasi partilerimiz ve vatandaşlarımızla birlikte Büyükşehir Belediyemiz, milletvekillerimiz, Cumhurbaşkanlığı kabinemizle el birliğiyle çalışıyoruz. 17 ilçede eğitimden sağlığa, tarımdan teknolojiye kadar her alanda yatırımlar devam ediyor. Sanayi ve Teknoloji İl Müdürlüğümüzün verilerine göre 17 ilçemizde 15 binden fazla dönüm alan sanayi yatırımlarına ayrıldı. 11 OSB’miz 17 ilçeye hitap ediyor. Vezirköprü’de altyapı başlamadan 10 sanayiciye yer tahsis ettik. Çarşamba’daki bereket Yakakent’i, Terme’yi, Vezirköprü’yü de sardı. Demek ki pozitif işler pozitif işleri artırıyor." "Türkiye Yüzyılı’nı Samsun Yüzyılı’na dönüştüren sizlersiniz" Tavlı sözlerini şöyle tamamladı: "Samsun’u kuzeyin üretim merkezi haline getiren sizlersiniz. Milletvekillerimiz, Büyükşehir Belediye Başkanımız, üniversitelerimiz, kamu kurumlarımız, iş dünyamız ve vatandaşlarımızla birlikte büyük bir dönüşüm gerçekleştiriyoruz. Türkiye Yüzyılı’nı Samsun Yüzyılı’na dönüştüren siz Samsunlulardır. Hepinize şükranlarımı sunuyorum. Üniversitemizle, Çarşamba OSB’mizle birlikte yapılacak çalışmaların Samsun’a, bölgeye hayırlı olmasını diliyorum. İyi ki varsınız, bu başarı sizlerin." Açılışın ardından Vali Orhan Tavlı ve beraberindekiler, Çarşamba OSB’de faaliyet gösteren bir demir çelik fabrikasını ziyaret ederek, firma yetkililerinden üretim süreçleri hakkında bilgi aldı. Açılış törenine ayrıca, Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan, Samsun Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mahmut Aydın, protokol üyeleri, kamu kurum ve kuruluşlarının yöneticileri, iş dünyası temsilcileri ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katıldı.