EKONOMİ
Diyarbakır’da tekstil sektörünün geleceği ele alındı 15 Mayıs 2026 Cuma - 20:33:21 Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası (DTSO), Moda ve Hazır Giyim Federasyonu, Güneydoğu Tekstil Sanayi ve İş İnsanları Derneği ile Ekonomi Gazetesi iş birliğiyle düzenlenen "Tekstil ve Hazır Giyim Sektöründe Yeni Konumlanma Arayışı: Diyarbakır Çalıştayı", sektör temsilcilerini bir araya getirdi. Armen Tekstil ev sahipliğinde, Diyarbakır Tekstil İhtisas Organize Sanayi Bölgesi’nde gerçekleştirilen çalıştaya; DTSO Başkanı Mehmet Kaya, MHGF Başkanı Hüseyin Öztürk, GÜNTİAD Başkanı Şeref Gökçe, Ekonomi Gazetesi Başdanışmanı Dr. Rüştü Bozkurt, İTÜ Tekstil ve Tasarım Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nevin Çiğdem Gürsoy ile çok sayıda sektör temsilcisi katıldı. Çalıştayda konuşan DTSO Başkanı Mehmet Kaya, teşvik politikalarını eleştirerek, çözüm üretme süreçlerinde yerelin görüşlerinin dikkate alınmadığını savundu. Kaya, "Ankara’dan İstanbul’a giderken kendinizi Bolu’da bulursanız, ne kadar hızlı giderseniz gidin hedeften uzaklaşırsınız. Öncelikle yönü doğru kurmanız lazım. Türkiye’de kriz anlarında getirilen çözümlerde de maalesef yön doğru belirlenemiyor" dedi. 2002 yılından bu yana uygulanan teşvik sisteminin hedeflerine ulaşamadığını ifade eden Kaya, "Teşviklerin temel amacı bölgeler arası kalkınmışlık farkını azaltmaktı. Ancak 1. ve 2. bölgeler teşviklerden yüzde 61 pay alırken, 5. ve 6. bölgelerdeki 29 ilin aldığı pay yalnızca yüzde 10’da kaldı. Bu da farkın kapanmadığını, tam tersine büyüdüğünü gösteriyor" diye konuştu. Diyarbakır Tekstil İhtisas OSB’nin yaklaşık 10 yıl önce kurulduğunu hatırlatan Kaya, bölgede faaliyet gösteren çok sayıda fabrikanın bugün kriz yaşadığını söyledi. İstanbul merkezli yatırımcıların bölgeye gelerek üretim yaptığını belirten Kaya, "Bugün 100’e yakın fabrikanın önemli bir kısmı kapanma noktasına geldi. Sanayi yatırımı bir dükkan açıp kapatmak gibi değildir. İnsanlar büyük sermayeler koyuyor, yıllarca geri dönüş bekliyor. Ancak kısa sürede değişen ekonomik koşullar nedeniyle üretici çıkmazın içine sürükleniyor" ifadelerini kullandı. Bölgedeki tekstil sektöründe ciddi istihdam kayıpları yaşandığını vurgulayan Kaya, "Hedefimiz 20 bin kişilik istihdam oluşturmaktı. Bir dönem 7 bin çalışan seviyesine ulaştık ancak kriz nedeniyle bugün yaklaşık 4 binlere kadar azaldı" dedi. Tekstil sektörünün Türkiye açısından stratejik öneme sahip olduğunu dile getiren Kaya, sektörün korunması gerektiğini söyledi. Kaya, "Cumhuriyetin kuruluşunda tekstil sektörünün önemli bir rolü vardı. Bu sektör bu toprakların genetiğine işlemiş durumda. Ne yapılırsa yapılsın, tekstil bu ülkede kalmalı" diye konuştu. Türkiye’nin sanayi üretimini destekleyecek güçlü kurumlara sahip olduğunu ifade eden Kaya, kamu kaynaklarının üretim ve sanayi yatırımlarına daha fazla yönlendirilmesi gerektiğini belirtti. Çalıştayın sektör adına önemli sonuçlar doğuracağına inandığını belirten Kaya, merkezi yönetimin sektör temsilcilerinin önerilerine kulak vermesi gerektiğini kaydetti. Toplantıda konuşan Moda ve Hazır Giyim Federasyonu Başkanı Hüseyin Öztürk, tekstil ve hazır giyim sektörünün geleceğine ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Federasyonun 35 dernek, 12 bin 500 üye ve bölgesel-sektörel sivil toplum kuruluşlarından oluştuğunu belirten Öztürk, 2024 yılında gerçekleştirilen genel kurulda sektörün geleceğine yönelik önemli kararlar aldıklarını hatırlattı. Çalıştayların amacının sektörün sadece kendi içinde değil, dünya ölçeğinde düşünmesini sağlamak olduğunu dile getiren Öztürk, sektörün mevcut sorunlarını sürekli konuşmak yerine geleceğin iş modellerine odaklanması gerektiğini söyledi. İşçi maliyetleri, enerji ve finansmana erişim gibi konuların ötesine geçilmesi gerektiğini belirten Öztürk, "Biz geleceğimizi nasıl inşa edeceğimizi konuşmalıyız. Öğretilmiş yanlışlarla hareket etmeyi bırakıp kendi gerçeklerimizle yüzleşmeliyiz" diye konuştu. Konuşmasının sonunda Diyarbakır’ın önemine de değinen Öztürk, "Diyarbakır sadece kendisi için değil, bölgesi için de büyük anlam taşıyan bir şehir. Bizim için her zaman ayrı bir heyecan ve sevda olmuştur. Bu çalıştayın Diyarbakır için de önemli sonuçlar doğuracağına inanıyorum" dedi. GÜNTİAD Başkanı Şeref Gökçe de, tekstil sektöründe öngörülebilirlik vurgusu yaptı. Tekstil sektörünün yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda sosyal ve bölgesel kalkınma açısından da stratejik bir alan olduğuna dikkat çeken Gökçe, bölgedeki firmaların artık dünya markalarına üretim yapan güçlü yapılara dönüştüğünü ifade etti. Tekstil sektörünün bugün karşı karşıya olduğu temel sorunun yalnızca maliyetler olmadığını ifade eden Gökçe, üreticinin önünü görmek istediğini söyledi. Gökçe, "Sanayici önünü görebildiği sürece yatırım yapar, istihdam sağlar ve büyür. Bizler destek talep eden değil; rekabet edebileceği sürdürülebilir bir ortam isteyen üreticileriz. Tekstil; istihdamdır, sosyal dengedir, bölgesel kalkınmadır. Fabrikaların ışığı yanıyorsa, bu şehir üretmeye devam ediyor demektir. Güçlü bir tekstil sektörü, güçlü bir bölge demektir" şeklinde konuştu.
15 Mayıs 2026 Cuma - 19:05 DESOB Başkanı Ebedinoğlu’dan zincir market yasası talebi Diyarbakır Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği (DESOB) Başkanı Alican Ebedinoğlu, 29 oda başkanıyla birlikte esnafın finansa erişimi için çağrıda bulunarak, zincir market yasasının çıkartılmasını talep etti. TESK Genel Başkan vekili ve DESOB Başkanı Alican Ebedinoğlu, kentteki 29 oda başkanlarıyla birlikte DESOB binası önünde basın mensuplarına yaptığı açıklamada, enerji maliyetleri, stopaj yükü, kira artışları ve POS komisyonları gibi giderlerin esnafın belini büktüğünü söyledi. Zincir marketlerin kontrolsüz büyümesi karşısında mahalle esnafının her geçen gün daha fazla güç kaybettiğini, küçük işletmeler korunmadan yerel ekonominin de korunamayacağına dikkat çeken Ebedinoğlu, Diyarbakır genelinde esnafın ancak yüzde 35’inin primlerini düzenli ödeyebildiğini dile getirdi. Geriye kalan yüzde 65’lik kesimin her geçen gün faiz yükü altında ezildiğini aktaran Ebedinoğlu, esnafın aylık yaklaşık 11 bin 800 TL Bağ-Kur primi ödemek zorunda bırakıldığını, buna karşın emekli maaşlarının 20 bin TL ile 21 bin TL arasında kaldığını söyledi. Sosyal güvenlik sistemindeki bu durumun büyük bir adaletsizlik olduğunu savunan Ebedinoğlu, yıllardır söz verilmesine rağmen prim gün sayısının 9 binden 7 bin 200’e düşürülmesi konusunda henüz somut bir adım atılmadığını ve bu beklentinin artık ertelenmemesi gerektiğini dile getirdi. Esnafın krediye ulaşamadığı için ticaretini sürdüremediğini, kira, elektrik, personel ve hammadde giderlerini karşılayamaz duruma geldiğini aktaran Ebedinoğlu, yüksek banka faizleri ve piyasadaki durgunluk nedeniyle tahsilat yapılamadığını, bu durumun domino etkisi oluşturacak binlerce işletmeyi kapanma riskiyle karşı karşıya bıraktığını ifade etti. Hükümete ve ilgili kurumlara çağrıda bulunan Ebedinoğlu, esnafın ödeme gücüne göre Bağ-Kur primlerinin yeniden düzenlenmesini, gecikme faizlerinin silinmesini veya makul seviyelere çekilerek kapsamlı bir yapılandırma sisteminin hayata geçirilmesini istedi. Kredilerdeki vergi ve SGK borcu şartının esnetilmesi gerektiğini belirten Ebedinoğlu, küçük esnaf için düşük faizli destek paketlerinin hazırlanması, zincir market yasasının çıkarılması ve elektrik ile kira gibi kalemlerde esnafa özel destek mekanizmalarının oluşturulması çağrısında bulundu. Esnaf ve sanatkarın ülkenin omurgası olduğunu hatırlatan Ebedinoğlu, esnafın olmadığı yerde üretimin, istihdamın ve sosyal hayatın olamayacağını belirterek, esnafın haklı taleplerini her platformda dile getirmeye devam edeceklerini sözlerine ekledi.
15 Mayıs 2026 Cuma - 18:23 Safranbolu ve Düzce arasında kardeş oda protokolü imzalandı Düzce Ticaret ve Sanayi Odası (TSO) ile Safranbolu TSO arasında kardeş oda protokolü imzalandı. Düzenlenen imza törenine Düzce TSO Başkanı Erdoğan Bıyık, Meclis Başkan Yardımcısı Metin Topal, Safranbolu TSO Yönetim Kurulu Başkanı Erol Altuntepe, Meclis Başkanı Cengiz Ünal, her iki odanın yönetim kurulu üyeleri katıldı. Erdoğan Bıyık, bölge odalar ile sürekli istişare halinde olduklarını belirterek, "Bölgemizin gelişimi için, planlı ve istikrarlı büyüme hedeflerimize ortak çalışmalar ile ulaşmaya çalışıyoruz. Düzce’den başlatmış olduğumuz Turizm atağında bölgemizi de kapsayan önemli adımlar atıyoruz. Batı Karadeniz Bölge Destinasyonu çalışması ile bölgemizin turizm potansiyellerini verimli şekilde değerlendirmeyi, konaklamalı turizm pastasından bölge olarak hak ettiğimiz payı almayı amaçlıyoruz. Bugün burada Safranbolu TSO ile yapmış olduğumuz Kardeş Oda protokolü hem turizm hem de sınai konularda kapsamlı iş birliklerini kapsıyor. İmzaladığımız protokolün odalarımıza, üyelerimize ve bölgemize hayırlar getirmesini temenni ediyoruz" ifadelerini kullandı. Erol Altuntepe, YÖREX fuarında Safranbolu Safranı ve Konuralp Pirincini bir araya getirerek atılan adımın bugün kardeş oda protokolü imzalanması aşamasına gelmesinden dolayı büyük mutluluk yaşadıklarını, protokol ile bölgenin kazanımlarının daha da artacağına inandıklarını da sözlerine ekledi. Yapılan konuşmaların ardından Kardeş Oda olmasına yönelik protokol imza altına alındı.
15 Mayıs 2026 Cuma - 17:14 Ayvalık’ta tarihi tarımsal buluşma Kuzey Ege’nin üretim gücü, tarım vizyonu ve zeytincilik mirası Ayvalık’ta aynı çatı altında buluştu. Bölgenin ilk ihtisas fuarı olma özelliğini taşıyan Agro Ayvalık 2026 Ayvalık Tarım ve Hayvancılık Fuarı, görkemli bir törenle kapılarını açarken, eş zamanlı düzenlenen Zeytin Üretim Zirvesi de sektörün en önemli buluşma platformlarından biri oldu. 15-18 Mayıs tarihlerinde gerçekleştirilecek organizasyonun açılış törenine siyasetçiler, belediye başkanları, iş insanları, akademisyenler, üreticiler ve sektör temsilcileri yoğun ilgi gösterdi. Açılışa katılımın yüksek olması, Agro Ayvalık’ın daha ilk yılında bölgesel sınırları aşan güçlü bir organizasyon haline geldiğini ortaya koydu. "Agro Ayvalık önemli bir ticaret merkezi olacak" Açılışta konuşan Kare Fuarcılık İcra Kurulu Başkanı Ercüment Er, Kuzey Ege’de düzenlenen ilk ihtisas fuarını hayata geçirmenin gururunu yaşadıklarını söyledi. Fuarda tarım ve hayvancılık sektöründe faaliyet gösteren firmaların ürün ve hizmetlerini sergileme imkânı bulacağını belirten Er, Balıkesir, İzmir, Manisa ve Çanakkale’den çok sayıda heyetin fuarı ziyaret edeceğini ifade etti. Eş zamanlı düzenlenen Zeytin Üretim Zirvesi’nin de üretici, akademisyen ve ihracatçıları bir araya getirerek sektörün ihtiyaçlarının konuşulacağı önemli bir platform olacağını dile getiren Er, Agro Ayvalık’ın gelecek yıllarda da büyüyerek devam edeceğini kaydetti. "Altınova üretimin merkezi" Ayvalık Ticaret Odası Başkanı Ali Uçar ise konuşmasında Altınova’nın tarım açısından taşıdığı öneme dikkat çekti. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bölgeye "Altınova" adını verdiğini hatırlatan Uçar, bu bereketli toprakların modern tarım teknikleriyle daha ileri taşınması gerektiğini söyledi. Tarım ve hayvancılığın yalnızca ekonomik bir faaliyet değil, aynı zamanda milli bağımsızlık ve gıda güvenliği açısından stratejik bir alan olduğunu belirten Uçar, teknoloji, markalaşma ve sürdürülebilir üretim vurgusu yaptı. Uçar ayrıca fuarların kent ekonomisine büyük katkı sunduğunu belirterek, fuar turizminin Ayvalık’ın marka değerini artıracağını ifade etti. "Tarım Ayvalık’ın kalbinin atışı" Ayvalık Belediye Başkanı Mesut Ergin de Ayvalık’ın tarih boyunca üretimle anılan özel bir kent olduğunu söyledi. Tarım ve hayvancılığın yalnızca bir geçim kaynağı değil, aynı zamanda kültür ve yaşam biçimi olduğunu belirten Ergin, zeytin ve zeytinyağının ilçenin kimliğini yansıttığını ifade etti. İklim krizi ve artan maliyetler nedeniyle tarımda yeni teknolojilerin önem kazandığını vurgulayan Ergin, Agro Ayvalık 2026’nın sektör temsilcileriyle üreticileri buluşturarak önemli bir vizyon ortaya koyduğunu söyledi. "Tarım milli güvenlik meselesidir" İYİ Parti Grup Başkanvekili ve Balıkesir Milletvekili Turhan Çömez ise konuşmasında tarım ve hayvancılığın siyaset üstü bir konu olduğunu belirterek, üretimin milli güvenlik meselesi olarak görülmesi gerektiğini ifade etti. Türkiye’nin tarım ve zeytincilik potansiyeline rağmen üreticinin artan maliyetlerle mücadele ettiğini dile getiren Çömez, çiftçilerin desteklenmesi gerektiğini söyledi. Tarım sektörünün stratejik bir alan olduğuna dikkat çeken Çömez, Agro Ayvalık’ın bölge ekonomisine ve üreticilere önemli katkılar sağlayacağını kaydetti. 156 firma katıldı Konuşmaların ardından protokol üyeleri tarafından açılış kurdelesi kesildi ve katılımcı stantları ziyaret edildi. Altınova Kapalı Pazaryeri’nin 8 bin 600 metrekarelik alanında düzenlenen fuarda 156 firma ve firma temsilciliği yer aldı. Fuarda yeni nesil traktörler, tarım makineleri, akıllı sulama sistemleri, dijital tarım teknolojileri, hayvancılık ekipmanları, yem teknolojileri, sera çözümleri ve yenilenebilir enerji uygulamaları yoğun ilgi gördü. Ayvalık zeytinciliğin karar merkezi oluyor Agro Ayvalık 2026’yı farklı kılan en önemli unsur ise aynı çatı altında düzenlenen Zeytin Üretim Zirvesi oldu. Tarım Gazetecileri ve Yazarları Derneği (TAGYAD) Başkanı İsmail Uğural koordinasyonunda gerçekleştirilen zirvede; üretimden ihracata, coğrafi işaretten lisanslı depoculuğa kadar sektörün kritik başlıkları ele alınıyor. Yerel yönetimlerin tarım politikaları, üreticilerin maliyet sorunları, sürdürülebilir tarım uygulamaları ve kadın üreticilerin kırsal kalkınmadaki rolü gibi konuların masaya yatırıldığı zirvenin, sektör adına önemli çözüm önerileri ve iş birliklerine zemin hazırlaması bekleniyor.
Yatırımcı dövizi bıraktı, altına koştu: "Güvenilir liman"
20 Ekim 2025 Pazartesi - 22:02 Yatırımcı dövizi bıraktı, altına koştu: "Güvenilir liman" Son bir yılda dövize olan talebin düşmesiyle yatırımcının altına yöneldiğini belirten 30 yıllık kuyumcu Faruk Mamik, "Altın şu anda hem yatırım aracı hem de güvenilir bir liman. 30 yıldır bu kadar sert bir yükseliş görmedik" dedi. Kocaeli’nin İzmit ilçesinde faaliyet gösteren kuyumcu Faruk Mamik (50), son dönemde altın fiyatlarında yaşanan sert yükselişin vatandaşın yatırım ve düğün alışkanlıklarını değiştirdiğini belirtti. Yaklaşık 30 yıldır kuyumculuk sektöründe olduğunu belirten Mamik, son zamanlarda faizlerdeki düşüş ve yurt dışındaki belirsizliklerin altında büyük bir hareketliliğe neden olduğunu söyledi. Mamik, "Amerika’daki ekonomik sıkıntılar ve Çin’le yaşanan ticari gerilimler de fiyat artışını tetikledi" dedi. "Düğünler için yarım gram, 1 gram veya 22 ayar takılar tercih ediliyor" Fiyat artışlarının düğün alışkanlıklarını da değiştirdiğini ifade eden Mamik, vatandaşın artık çeyrek altın yerine daha küçük gram altınlara yöneldiğini dile getirdi. Mamik, şöyle konuştu: "Şu anda bir çeyrek altın 10 bin lira civarında. Artık insanlar yarım gram, 1 gram veya 22 ayar takıları tercih ediyor. Gram altınlar ortalama 6 bin lira civarına geldi. Bu nedenle yarım ve çeyrek gram altınlar daha çok takılmaya başladı." Dövize yatırım düştü Altının yatırım aracı olarak öne çıktığını ve dövize olan talebin düştüğünü belirten Faruk Mamik, "Önceden dövize, yani dolar ve euroya talep vardı. Ancak son bir yıldır dövizde ciddi bir artış görülmüyor. Bu nedenle altına büyük bir yönelim başladı. Altın şu anda hem yatırım aracı hem de güvenilir bir liman. 30 yıldır bu kadar sert bir yükseliş görmedik. Artış hala devam ediyor" diye konuştu. "Altın uzun vadede her zaman kazandırır" Son bir aydaki fiyat farkına da dikkati çeken Mamik, "Altın kısa vadede dalgalanır ama uzun vadede her zaman kazandırır. Şu anda 1 kilo altın 6 milyon 100 bin lira civarında. Bir ay önce bu rakam 4 milyon lira civarındaydı. Yani sadece bir ayda gram fiyatı bin ila bin 200 lira arttı. Bu da 1 kiloda yaklaşık 1 milyon 200 bin liralık fark anlamına geliyor" şeklinde konuştu. "Panik yapmayın" Vatandaşlara panik yapmamaları tavsiyesinde bulunan kuyumcu Faruk Mamik, "Uzun vadeli düşünenler altınlarını bozdurmasınlar. Kısa vadede panik yapılmamalı. Altın, dünya genelinde hem devletlerin hem yatırımcıların güvenini kazanan bir değerdir. Her zaman güvenilir bir limandır" ifadelerini kullandı.
Yatırımcı dövizi bıraktı, altına koştu: "Güvenilir liman"
20 Ekim 2025 Pazartesi - 22:00 Yatırımcı dövizi bıraktı, altına koştu: "Güvenilir liman" Son bir yılda dövize olan talebin düşmesiyle yatırımcının altına yöneldiğini belirten 30 yıllık kuyumcu Faruk Mamik, "Altın şu anda hem yatırım aracı hem de güvenilir bir liman. 30 yıldır bu kadar sert bir yükseliş görmedik" dedi. Kocaeli’nin İzmit ilçesinde faaliyet gösteren kuyumcu Faruk Mamik (50), son dönemde altın fiyatlarında yaşanan sert yükselişin, vatandaşın yatırım ve düğün alışkanlıklarını değiştirdiğini belirtti. Yaklaşık 30 yıldır kuyumculuk sektöründe olduğunu belirten Mamik, son zamanlarda faizlerdeki düşüş ve yurt dışındaki belirsizliklerin altında büyük bir hareketliliğe neden olduğunu söyledi. Mamik, "Amerika’daki ekonomik sıkıntılar ve Çin’le yaşanan ticari gerilimler de fiyat artışını tetikledi" dedi. "Düğünler için yarım gram, bir gram veya 22 ayar takılar tercih ediliyor" Fiyat artışlarının düğün alışkanlıklarını da değiştirdiğini ifade eden Mamik, vatandaşın artık çeyrek altın yerine daha küçük gram altınlara yöneldiğini dile getirdi. Mamik, şöyle konuştu: "Şuanda bir çeyrek altın 10 bin lira civarında. Artık insanlar yarım gram, bir gram veya 22 ayar takıları tercih ediyor. Gram altınlar ortalama 6 bin lira civarına geldi. Bu nedenle yarım ve çeyrek gram altınlar daha çok takılmaya başladı" Dövize yatırım düştü Altının yatırım aracı olarak öne çıktığını ve dövize olan talebin düştüğünü belirten Faruk Mamik, "Önceden dövize, yani dolar ve euroya talep vardı. Ancak son bir yıldır dövizde ciddi bir artış görülmüyor. Bu nedenle altına büyük bir yönelim başladı. Altın şu anda hem yatırım aracı hem de güvenilir bir liman. 30 yıldır bu kadar sert bir yükseliş görmedik. Artış hala devam ediyor" diye konuştu. "Altın uzun vadede her zaman kazandırır" Son bir aydaki fiyat farkına da dikkati çeken Mamik, "Altın kısa vadede dalgalanır ama uzun vadede her zaman kazandırır. Şu anda bir kilo altın 6 milyon 100 bin lira civarında. Bir ay önce bu rakam 4 milyon lira civarındaydı. Yani sadece bir ayda gram fiyatı 1000 ila 1200 lira arttı. Bu da bir kiloda yaklaşık 1 milyon 200 bin liralık fark anlamına geliyor" şeklinde konuştu. "Panik yapmayın" Vatandaşlara panik yapmamaları tavsiyesinde bulunan kuyumcu Faruk Mamik, "Uzun vadeli düşünenler altınlarını bozdurmasınlar. Kısa vadede panik yapılmamalı. Altın, dünya genelinde hem devletlerin hem yatırımcıların güvenini kazanan bir değerdir. Her zaman güvenilir bir limandır" ifadelerini kullandı.
Suriyelilerin gitmesi de kiraları düşürmedi
20 Ekim 2025 Pazartesi - 18:19 Suriyelilerin gitmesi de kiraları düşürmedi Esad rejiminin sona ermesiyle birlikte Suriyeli sığınmacıların ülkelerine dönmeye devam ettiği Gaziantep’te boş ev sayısı artmasına rağmen kira fiyatları düşmedi. Suriye’de iç savaşın başlamasının ardından Türkiye’ye sığınan, yoğun olarak sınır illeri olan Gaziantep, Kilis, Hatay, Şanlıurfa ve Mardin’in yanı sıra İstanbul ile diğer illere yerleşen sığınmacılar, Suriye’deki rejim değişikliği sonrası ülkelerine dönmeye devam ediyor. TÜİK verilerine göre, İstanbul’dan sonra en çok Suriyeli sığınmacıya ev sahipliği yapan Gaziantep’te yaşayan Suriyelilerin ülkelerine dönmesiyle, kiralık ev sorununun yaşandığı kentte boş daire sayısı çoğaldı. Suriyelilerin ardından kira fiyatlarının düşmesinin beklendiği Gaziantep’te kiralık ev fiyatlarında düşüş olmaması ve fiyatların daha da artması dikkat çekiyor. Birçok vatandaş, boşalan evler sayesinde kiraların düşmesini umut ederken Gaziantep’te kira fiyatları geçen yıla göre yaklaşık yüzde 50 oranında arttı. Özellikle kenar mahallelerde kiralık evlerin arttığı kentte kira fiyatlarının daha da artmasına bir anlam veremeyen vatandaşlar, "Evler boşalıyor ama fiyatlar düşmüyor" diyerek tepkilerini dile getiriyor. Suriyelilerin ülkelerine geri dönmesi beklentisinin gayrimenkul piyasasında özellikle de kiralık evlerde fiyat düşüşü beklentisini gündeme getirdiğini ifade eden emlakçılar, kira fiyatlarındaki artışın nedenini artan maliyetlerin yanı sıra müstakil sobalı evler yerine doğalgazlı evlere olan talepten kaynakladığını söyledi. Suriyelilerin geri dönüşünün kira fiyatlarında düşüşe veya sabit kalmaya neden olmadığını ifade eden emlakçı Mehmet Çil, "Dairelere talep çoğaldı. Bundan dolayı geçen yıllara baktığımızda 10 veya 12 bin liralık olan bir kiralık daire ortalama 15-20 bin lira oldu. Bunun sebebi dairelere talep azalmadığı gibi tam tersine arttı. Yaşlılarımız müstakil evlere inip çıkamadıkları için müstakil evleri tercih etmiyorlar. Daireleri tercih ediyorlar. Daireleri tercih ettiklerinden dolayı kiralarda artış oluyor. Suriyelilerin geri dönmesi bir süre kira artışlarının biraz önüne geçti. Küçük artışlar halinde zam oldu. Fakat şu an bu durum değişti. Yeni evli çiftlerimiz genelde hepsi daire talep ettikleri için kiralarda artış var. Dairelerin biraz yükselmesinin sebebi maliyetlerin yüksek olması. Geçen sene 2 buçuk milyon TL olan bir dairemiz bu sene ortalama 3 buçuk milyonu buldu. Suriyelilerin gitmesinden dolayı piyasada biraz sakinlik oluştu. Daire fiyatları daha fazla yükselmez. Kira artışları da olmaz. Bir süre bu şekilde devam eder. İleriki dönemde dairelere talep olursa bir tık yükselmeler olabilir. Ama şu an bir süre bu şekilde kiralar sabit kalır" dedi. Kira fiyatlarında beklenen düşüşün olmadığını belirten Abdullah Kılıç ise "Suriyelilerin ülkelerine gitmesiyle vatandaş da ev kiraların düşmesi beklentisi oluştu ama bu beklenti karşılanmadı. Gittikçe daha çok artmaya başladı. Gaziantep bir metropol olduğu için her geçen gün bizim çevre illerden buraya göç oluyor. Bu nedenden dolayı konut sorunu var. Konut sorunundan dolayı her geçen gün kira artışı oluyor. Bir düşüş yok. Her ne kadar Suriyeliler gitmiş olsa da sonuçta göç geldiğinden dolayı kiralar bir türlü düşmüyor. Kira fiyatlarında herhangi bir değişiklik olmadığı gibi tam tersine yükselmeler oldu. İnsanlar, artık müstakil evleri istemiyor. Yeni evli çiftler doğalgazlı eve geçmek istiyor. Yaşlı insanlar da doğalgazlı eve geçmek istiyor. Müstakil evler boş olmasına rağmen fiyatlarda herhangi bir düşüş olmadı. Aksine dairelerde daha da yükselme oldu. Geçtiğimiz yıllarda 2+1 evler 12 bin TL civarı iken bu sene 14-15 bin TL civarı oldu. 3+1 evler geçen sene 15 bin TL civarı iken şu an 18-19 bin TL oldu" diye konuştu.
L’Oréal ve Kering’ten stratejik ortaklık
20 Ekim 2025 Pazartesi - 17:03 L’Oréal ve Kering’ten stratejik ortaklık L’Oréal ve Kering, uzun vadeli bir stratejik ortaklığa imza attıklarını duyurdu. L’Oréal ve Kering, lüks güzellik ve iyi olma hali (wellness) alanında uzun vadeli bir stratejik ortaklığa imza attıklarını duyurdu. Bu kapsamlı anlaşma; L’Oréal’in Creed markasını satın almasının yanı sıra Kering’in ikonik markalarına ait güzellik ürünleriyle parfüm lisanslarını ve iki grup arasında iyi olma hali ve longevity alanında ortak iş fırsatlarını kapsıyor. Yves Saint Laurent Beauté’nin başarısı üzerine inşa edilen bu iş birliği, Kering’in ikonik lüks markalarını L’Oréal’in dünya çapındaki güzellik uzmanlığıyla bir araya getirerek yeni değerler oluşturmayı hedefliyor. Anlaşma kapsamında Kering, Kering Beauté’yi (Creed markası dahil) L’Oréal’e satma hakkına sahip olacak. Dünyanın en köklü markalarından Creed, nadir doğal içeriklerin ustalıkla işlendiği yüksek kaliteli parfümleriyle tanınıyor. Creed, L’Oréal Luxe çatısı altında hem kadın hem erkek kategorilerinde global büyümesini daha da hızlandırmayı hedefliyor. Ortaklık, Gucci markası için 50 yıllık münhasır bir güzellik ve parfüm lisansını da içeriyor. Bu lisans, mevcut Coty anlaşmasının süresi dolduktan sonra devreye girecek. Ayrıca Bottega Veneta ve Balenciaga markaları için de anlaşmanın tamamlanmasıyla birlikte 50 yıllık lisansları L’Oréal’e devredilecek. Taraflar, bu stratejik iş birliğini koordine etmek ve ilerlemeyi takip etmek üzere ortak bir stratejik komite kuracak. Toplam değeri 4 milyar euro olan bu anlaşmanın 2026 yılının ilk yarısında tamamlanması bekleniyor. L’Oréal, lisanslı markaların kullanımı için Kering’e ayrıca telif ödemesi yapacak. L’Oréal ve Kering, lüks, iyi olma hali ve longevity alanlarında yeni keşifler gerçekleştirmek için de güçlerini birleştiriyor. Planlanan bu ortak girişim, L’Oréal’in inovatif gücü ile Kering’in lüks müşteri anlayışını bir araya getirerek öncü deneyimler ve hizmetler sunmayı hedefliyor. L’Oréal CEO’su Nicolas Hieronimus anlaşmayla ilgili şu değerlendirmede bulundu: "Dünyanın en prestijli ve vizyoner lüks gruplarından biriyle bu uzun vadeli stratejik iş birliği kurmaktan mutluluk duyuyorum. Bu ortaklık, L’Oréal’i lüks güzellik alanında daha da güçlendirecek. İyi olma hali dünyasında ise yeni yollar açacak. Creed ile niş parfüm pazarında liderliğimizi pekiştirirken, Gucci, Bottega Veneta ve Balenciaga gibi olağanüstü markalarla lüks güzellikte yeni bir dönemi başlatacağız." Kering CEO’su Luca de Meo ise anlaşmayla ilgili olarak şunları söyledi: "Bu stratejik ortaklık, Kering için önemli bir dönüm noktası. Güzellik sektörünün küresel lider markası ile güçlerimizi birleştirerek, markalarımızın parfüm ve kozmetik kategorisinde büyümesini ve onların uzun vadeli potansiyellerinin ortaya çıkmasını sağlayacağız. L’Oréal’in uzmanlığıyla iyi olma hali alanında da yeni ufuklara yelken açıyoruz."
Tarımsal girdi enflasyonu Ağustos’ta yavaşladı
20 Ekim 2025 Pazartesi - 16:58 Tarımsal girdi enflasyonu Ağustos’ta yavaşladı Antalya Ticaret Borsası (ATB) ve Antalya Tarım Konseyi (ATAK) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, TÜİK’in açıkladığı Ağustos ayı Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi’ni değerlendirerek, "Son 6 aydır sürekli yükseliş gösteren yıllık girdi fiyatları, Ağustos ayında ilk kez düşüş gösterdi" dedi. Antalya Ticaret Borsası (ATB) ve Antalya Tarım Konseyi (ATAK) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı Ağustos ayı Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi’ni (Tarım-GFE) değerlendirdi. Tarım-GFE’nin Ağustos ayında aylık yüzde 1,30 arttığını belirten Çandır, "Bu rakam, endeksin ölçülmeye başlandığı 2015 yılından itibaren Ağustos ayları ortalamasının (1,94) oldukça altında bir artış olarak ilan edilmiştir. Böylece son 4 aydır sürekli artış gösteren aylık girdi fiyatları, Ağustos ayında ilk defa düşüş göstermiştir" dedi. Tarım-GFE’nin Ağustos ayında yıllık yüzde 34,09 ilan edildiğini kaydeden Çandır, "Bu yıllık rakam, son 10 yılın Ağustos ayları ortalamasının (33,85) bir miktar üzerinde ilan edilmiştir. Ancak son 6 aydır sürekli yükseliş gösteren yıllık girdi fiyatları ilk kez düşüş göstermiştir. Çandır, Ağustos ayı için açıklanan tarımsal girdi fiyat enflasyonunun 10 yıllık Ağustos ayı ortalamalarına göre aylıkta ortalamanın yüzde 30 altında, yıllıkta ise ortalamanın yüzde 1 üstünde artış göstermiştir" dedi. Ağustos’ta en yüksek artış gübrede Ağustos ayı Tarım-GFE’nin alt kalemlerine bakıldığında, tarımda kullanılan mal ve hizmetlerin fiyatlarında aylıkta yüzde 1,55 ve yıllıkta ise yüzde 35,07 artış ilan edildiğini belirten Çandır, "Ağustos ayları itibariyle bu rakamlar, aylıkta 2023 ve yıllıkta ise 2022 yıllarından sonraki en yüksek rakamlar olmuştur" dedi. Çandır, Tarım-GFE’nin tohumda aylık yüzde 1,70, enerjide yüzde 0,45, gübrede yüzde 3,94, ilaçta yüzde 1,14, veteriner hizmetlerinde yüzde 0,3, yemde yüzde 1,38 ve diğer kalemlerde ise yüzde 3,01 olarak ilan edildiğini kaydederken, yıllık rakamlara bakıldığında tohumda yüzde 32,1, enerjide yüzde 19,11, gübrede yüzde 53,01, ilaçta yüzde 17,41, veteriner hizmetlerinde yüzde 59,79, yemde yüzde 38,27 ve diğer kalemlerde ise yüzde 39,60 arttığını söyledi. Çandır, tarımsal yatırıma katkı sağlayan mal ve hizmetlerin fiyatlarında ise aylık yüzde -0,37 ve yıllık yüzde 28,51’lik artış ilan edildiğini kaydetti. Üretici enflasyonu Ağustos’ta geriledi TÜİK tarafından Ağustos ayı tarımsal üretici fiyat endeksi Tarım-ÜFE’nin aylık yüzde -3,45 azaldığını hatırlatan Ali Çandır, "Bu rakam, 10 yıllık Ağustos ortalamasının (-0,69) ciddi düzeyde altında ilan edilmişti. Yıllıkta ise yüzde 41,55 ile 10 yıllık ortalamanın (26,3) üzerinde ilan edilmişti. Tarımsal faaliyetlerde bulunanlar açısından son bir yıllık eğilim genel olarak üretici aleyhine seyretmiştir. Ancak Mayıs ve Haziran aylarında bu aleyhte eğilim, üretici lehine çevrilmişti. Temmuz ayında olduğu gibi Ağustos ayında da durum ciddi boyutta üretici aleyhine dönmüştür. Bu durumu 10 yıllık ağustos ayları ortalaması ile karşılaştırırsak üreticinin maruz kaldığı ortalama aylık maliyet yüzde 1,94 düzeyinde artışken eline geçen brüt rakam ortalaması ise yüzde -0,69 düşüş olmuştur. Yani 10 yıl boyunca Ağustos aylarında üretici aylık ortalama en az yüzde 0,60 zarara uğrarken yıllık ortalama olarak ise en az yüzde 25 zarara uğramıştır" sözleriyle değerlendirmede bulundu. "Tarım sanayisindeki enflasyon tarımın gerisinde kaldı" Yurtiçi ve yurtdışı üretici enflasyonlarının da tarım sektörünü dolaylı olarak etkilediğini belirten Çandır, yurtdışı üretici enflasyonu YD-ÜFE Ağustos’ta aylık yüzde 1,32 ve yıllık yüzde 28,01 arttığını, yurtiçi üretici enflasyonu Yİ-FE’nin aylık yüzde 2,48 ve yıllık yüzde 25,16 arttığını belirtti. Çandır, "Üretici düzeyindeki gıda kalemi ise aylık yüzde 3.52 ve yıllık ise yüzde 28.66 artmıştı. Bu durum, Ağustos ayında da tarıma dayalı imalat sanayiindeki enflasyonun, tarımdan daha düşük seyrettiğini göstermektedir" dedi. Tüketici enflasyonu yüksek Ağustos ayında üretici kesimdeki bu enflasyonlara karşılık tüketici enflasyonu TÜFE’nin aylık yüzde 2,04 ve yıllık yüzde 32,95 arttığını kaydeden Çandır, "Son 20 yıllık Ağustos ayı ortalamalarının aylıkta yüzde 1,07 ve yıllıkta ise yüzde 18,96 olduğu hatırlanırsa manşet enflasyonun hala ne kadar yüksek seyrettiği daha iyi anlaşılır" dedi. Makas daralıyor Tüketici gıda enflasyonunun Ağustos ayında aylık yüzde 3,02, yıllık yüzde 33,28 arttığına dikkat çeken Ali Çandır, işlenmemiş gıda enflasyonunun Ağustos’ta aylık yüzde 2,02, yıllık yüzde 34,94, yaş meyve sebze enflasyonunun ise aylık yüzde 2,25, yıllık yüzde 25,09 arttığını belirtti. Ali Çandır, "Tüketici taraftaki bu rakamlar, üreticilerin maruz kaldığı yıllık enflasyonun üzerinde bir tüketici enflasyonu olduğunu göstermeye devam etmektedir. Ancak belirtmek gerekir ki aradaki makas daralmaya başlamıştır. Yani yıllık olarak yüzde 34,09 düzeyindeki tarımsal girdi maliyet artışına karşılık yüzde 41,55’lik tarım üretici fiyat artışı ve yüzde 32,95’lik tüketici fiyat artışı söz konusu olmuştur. Ağustos ayında tarımsal üreticiler, aylıkta ciddi bir zarara uğrarken yıllıkta ise yüzde 7’lik bir lehte durum yaşamıştır" değerlendirmesinde bulundu.
Eski sistem anahtar tarihe karışıyor
20 Ekim 2025 Pazartesi - 16:57 Eski sistem anahtar tarihe karışıyor Dijitalleşmenin hayatın her alanına girdiği günümüzde eski tip anahtarlar da hızla tarihe karışıyor. Muğla’nın Bodrum İlçesi’nde faaliyetlerini sürdüren Telcom Teknoloji Sanayi ve Ticaret AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Osman Yücel, başta konaklama, sağlık ve spor sektörleri olmak üzere kilit sektörünün hızla dijitalleştiğini belirtti. Firma olarak Türkiye’nin bu alandaki büyümesine katkı sağlamaya devam ettiklerini ve şu anda yüzde 65’i yerli üretimle üretilen dijital kilit sistemlerinin, hem iç pazarda büyümeyi sürdürdüğünü hem de uluslararası rekabete hazırlandığını kaydeden Yücel, "Ülkemiz bu konuda artık sadece kullanıcı değil aynı zamanda üretici ve ihracatçı bir konuma geldi. Türkiye’nin dijital güvenlik çözümlerinde önemli bir noktaya geldi. Özellikle son 5 yılda Türkiye, kartlı ve şifreli geçiş sistemlerinde önemli bir sıçrama yaşadı. Artık dışa bağımlı değiliz. Hem kendi iç pazarımıza hitap ediyoruz hem de dünya pazarlarında rekabet edecek ürünler geliştiriyoruz" dedi. "Bir kilidin içinde 400 parça var; yüzde 65’ini kendimiz üretiyoruz" Telcom Teknoloji’nin üretim sürecinde yerlilik oranının yüzde 65’in üzerine çıktığını vurgulayan Yücel, özellikle en çok zorlanılan parçalardan biri olan yay mekanizmasının da şirket bünyesinde üretildiğini söyledi. Yücel, "Kilit sistemlerinin en çok çalışan parçası yaydır. Biz bu parçayı da kendimiz üretmeye başladık. Böylece dışa bağımlılığı kaldırdık ve kalite kontrolünü tamamen ele aldık. Bu sayede ürünlerimize 100 bin açma kapama garantisi verebiliyoruz" ifadelerini kullandı. Firmanın üretim tesislerinde pim, çark, kol gibi metal aksamlar da dahil olmak üzere yüzde 65 oranında yerli imkanlarla üretim yapıldığını belirten Yücel, bu üretim altyapısının firmalarını rakiplerinden ayırdığını kaydetti. "Boş kol sistemiyle kullanıcı hatalarına karşı çözüm sunduk" Yaygın kullanıcı hatalarından biri olan "kart okutmadan kolu zorlamaya" karşı geliştirdikleri "boş kol sistemi"nin, firmanın mühendislik odaklı yaklaşımının en iyi örneklerinden biri olduğunu ifade eden Yücel, sistemin işleyişini şöyle anlattı: "Kart okutulmadan kolu zorlayan kullanıcılar genelde sistemi kırıyor. Biz bu durumu önlemek için boş kol dediğimiz bir sistem geliştirdik. Kart okunmadan kol hareket ediyor ama kapı açılmıyor. Böylece sistem zarar görmüyor ve kullanıcı da yönlendirilmiş oluyor." "Hedefimiz: Global pazarda daha görünür olmak" İhracat odaklı büyüme stratejilerine de değinen Yücel, "Farklı sektörlerden gelen talepler, ürünlerimizin karşılık bulduğunu gösteriyor. Biz iç pazardaki liderliğimizi sürdürürken global pazarda da görünürlüğümüzü artırmak istiyoruz. Türkiye’nin bu alanda bölgesel üretim üssü olma potansiyeli var" diye konuştu.
TESK Başkanı Palandöken: "Türk kuaförleri dünya sahnesinde bayrağımızı dalgalandırdı"
20 Ekim 2025 Pazartesi - 16:54 TESK Başkanı Palandöken: "Türk kuaförleri dünya sahnesinde bayrağımızı dalgalandırdı" Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken Bay-Bayan Kuaförlük Dünya Kupası’nda üçüncü olan EUROCUP-CMC Türkiye Milli Takımı tebrik ederek, "Türkiye’mizin adını her platformda gururla temsil eden berber ve kuaför meslektaşlarımızı yürekten kutluyorum" dedi. TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, Türk berber ve kuaförlerinin uluslararası arenadaki büyük başarısını kutladı. İngiltere’nin Londra kentinde, 11-13 Ekim tarihlerinde CMC Uluslararası Yarışmalar Federasyonu’nca düzenlenen ve 38 ülke ile 800 yarışmacının katıldığı Bay-Bayan Kuaförlük Dünya Kupası’nda Türkiye’yi temsil eden EUROCUP-CMC Türkiye Milli Takımı, takım olarak dünya üçüncülüğü elde etti. Yarışmalar boyunca Türk Milli Takımı’na destek olmak amacıyla Londra’da bulunan Türkiye Berberler ve Kuaförler Federasyonu Başkanı Bayram Karakaş, usta sanatkarlara moral vererek takımın yanında yer aldı. Milli takımda yer alan Dursun Gündem, Şener Eroğlu, Tuncay Özkan, Yunus Akar, Yahya Gözmek, Nilgün Keser, Deniz Hamarat, İhsan Kurt, Veysel Durak ve Filiz Temel, Türkiye’yi başarıyla temsil etti. Ayrıca, bireysel kategoride Yahya Gözmek dünya ikincisi, Nilgün Keser ise dünya ikinciliğini paylaşarak ülkemize ayrı bir gurur yaşattı. Uluslararası jüri heyetinde görev alan EUROCUP Türkiye-CMC Başkanı ve Milli Takım Kaptanı Gökhan Hamarat ile EUROCUP CMC Berber Sorumlusu Erkan Engin de yarışma sürecinde milli takımın haklarını sonuna kadar savundu. Başarıyı değerlendiren TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, "Türkiye’mizin adını her platformda gururla temsil eden berber ve kuaför meslektaşlarımızı yürekten kutluyorum. Bu büyük başarı, azmin, çalışmanın ve inancın bir zaferidir. Önümüzdeki dönemde de Türkiye Berberler ve Kuaförler Federasyonumuzun öncülüğünde daha nice dünya şampiyonluklarına ulaşacağımıza yürekten inanıyorum. Berberlik ve kuaförlük zanaatımızı dünyaya tanıtan Milli takımımızı teşekkür ediyor, elde edilen bu başarıyı tüm meslek camiamıza ve milletimize armağan ediyorum" ifadelerini kullandı.
Balıkesir Büyükşehir’den süt soğutma tankı ve araç üstü taşıma tankı desteği
20 Ekim 2025 Pazartesi - 16:30 Balıkesir Büyükşehir’den süt soğutma tankı ve araç üstü taşıma tankı desteği Balıkesir’i tarım ve hayvancılıkta "Türkiye’nin parlayan yıldızı" yapma hedefiyle çiftçiye desteklerini her geçen gün artıran Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın, "Çiftçim mutluysa ben de mutluyum" diyerek süt üreticilerinin maliyetini düşürmek ve ürün verimini artırmak için 25 mahalleye süt soğutma tankı ve araç üstü taşıma tankı desteği verdi. "Tarımda Balıkesir Modeli" ile üretimin ve üreticinin yanında olan çiftçi dostu Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın, süt üreticilerinin yüzünü güldüren önemli bir desteği hayata geçirdi. Balıkesir Büyükşehir Belediyesi tarafından 25 mahalleye süt soğutma tankı desteği verildi. "Bu model bizim Balıkesir vizyonumuzdur" Tarım ve hayvancılığın şehri Balıkesir’de zengin toprakların çiftçilerinin de zengin olması için gayret gösterdiklerini söyleyen Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın, "Tarımda Balıkesir Modeli" adı altında bir çalışma gerçekleştiriyoruz. Bu kapsamda uyguladığımız modelimiz sadece bir destek politikası değildir. Bu model, bizim Balıkesir vizyonumuzdur. Bu yıl ilk defa Dünya Çiftçiler Günü’nde, 220 bin adet sebze fidesini 20 ilçemizdeki çiftçilerimize ulaştırdık. Geçen yıl 23 adet dağıttığımız salça makinesini bu yıl 250’ye çıkartarak bir ilçede değil, 20 ilçede domates üreticilerine destek sağladık. 42 kooperatif üyemize 1500 kilogram Badalan tohumu desteği verdik. Yine bu yıl, ilk defa sera üreticilerimize 140 bin adet marul fidesi ve 200 litre sıvı gübre desteğinde bulunduk. Yarın İvrindi’de yapacağımız törenin ardından, 20 ilçemizdeki 2 bin üreticimize Ryegrass tohumuyla birlikte ilk defa 5’li karışım yem tohumu desteği sağlayacağız" diye konuştu. "Emeğin heba olmasına izin vermeyiz" Balıkesir’in Türkiye’deki süt üretiminin yaklaşık yüzde 6’sını tek başına karşılayan ve Marmara Bölgesi’nin en önemli süt havzası konumunda olan bir şehir olduğunu belirten Akın, "Bu topraklarda sabah gün ağarmadan yola çıkan bir emek var. Bir çuval yem için, litre süt için mücadele eden üreticimiz var. Ayrıca süt üretimi, hayvancılığın en hassas ve emek isteyen kısmıdır. Bir gün aksayan bakım, birkaç saat geciken soğutma, tüm emeği heba edebilir. Biz, bu emeğin heba olmasına izin vermeyiz! Bugün, emeğinizin karşılık bulması için süt soğutma tankı desteklerimizle yanınızdayız. Bugün attığımız adım, alın terinin değerini korumak için büyük önem taşıyor. Bu proje, yalnızca bir ekipman dağıtımı değildir. Bu proje, kırsalda yaşamın devamlılığı, üretimde kalite artışı ve sütün gerçek değerine ulaşması için atılmış somut bir adımdır!" şeklinde konuştu. 25 mahalleye destek Proje kapsamında 12 mahalleye süt soğutma tankı, 5 mahalleye araç üstü süt taşıma tankı kazandırdıklarını açıklayan Akın, "8 mahallemizde ise süt potansiyeline göre tank değişimi yaptık. Böylece toplamda 25 mahallemizdeki üreticilerimiz, modern soğuk zincir sistemine kavuşmuş oluyor. Ayrıca dağıtımlarımız, 500 litreden 10 bin litreye kadar değişen kapasitelerdedir. Bu yatırımlar sayesinde süt; toplandığı andan itibaren uygun sıcaklıkta korunacak, hem hijyen hem de kalite standardı yükselmiş olacak. Bu da doğrudan üreticimizin kazancına yansıyacak. Benim siyasetim belli. Üreticim mutluysa ben de mutluyum. İsteğim, amacım budur" ifadelerini kullandı.