EKONOMİ
12 Mayıs 2026 Salı - 21:16 Türkiye ile Belçika arasında 15 milyar dolarlık ticaret hedefi "Türkiye-Belçika İş Forumu" İstanbul’da gerçekleştirildi. Ticaret Bakanı Ömer Bolat ile Belçika Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Maxime Prévot arasında "Türkiye ve Belçika arasında İkili Ticari İlişkilerin Geliştirilmesine İlişkin Bakanlık Ortak Açıklaması" imzalandı. Görüşmelerde, 2025 yılında 9,2 milyar dolara ulaşan ticaret hacminin, iki ülke ekonomilerinin tamamlayıcı özellikleri dikkate alınarak dengeli ve sürdürülebilir biçimde 15 milyar dolara çıkarılması hedefi vurgulandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın davetiyle, çok sayıda bakan ve 200 firmadan 400’den fazla Belçikalı iş insanı ile birlikte Türkiye’ye gelen Belçika kraliçesi Mathilde’in katılımlarıyla gerçekleştirilen "Belçika Ekonomi Misyonu" kapsamında, Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın katılımıyla İstanbul’da düzenlenen üst düzey temaslarda; Türkiye-Belçika ekonomik ve ticari ilişkilerinin stratejik boyutu kapsamlı şekilde ele alındı. Görüşmelerde; ticaret hacminin 15 milyar dolara yükseltilmesi, karşılıklı yatırımların artırılması, Gümrük Birliği’nin güncellenmesi ve enerjiden savunma sanayiine, lojistikten dijital ve yeşil dönüşüme kadar birçok alanda iş birliğinin daha da güçlendirilmesi yönündeki güçlü irade bir kez daha teyit edildi. Ticaret Bakanı Bolat, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın davetleriyle Türkiye ye ziyaret eden Belçika Kraliçesi Mathilde ve beraberindeki Belçikalı Bakanlar, üst düzey yetkililer ve iş dünyası temsilcileri ile "Belçika Ekonomi Misyonu" kapsamında İstanbul’da bir dizi temas ve programa katıldı. "Ekonomik iş birliğinin daha da derinleştirilmesi yönündeki ortak irade teyit edildi" Program kapsamında Ticaret Bakanı Bolat, Belçika Kraliçesi Mathilde ile gerçekleştirdiği ilk görüşmede; Belçika Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri, Avrupa İşleri ve Kalkınma İşbirliği Bakanı Maxime Prévot, Dış Ticaret ve Savunma Bakanı Theo Francken, Brüksel-Başkent Bölgesi Bakan-Başkanı Boris Dillis, Flaman Bölgesi Başbakanı Mathias Diependaele ve Valon Bölgesi Başbakan Yardımcısı Pierre-Yves Jeholet’ün de katılımlarıyla, Türkiye-Belçika ekonomik iş birliği ve ticaret ilişkileri stratejik boyutlarıyla ele alındı. Taraflar, mevcut ekonomik iş birliğinin daha da derinleştirilmesi yönündeki ortak iradelerini bir kez daha teyit etti. "Türkiye ile Belçika arasındaki siyasi, diplomatik, ekonomik, ticari ve yatırım ilişkilerinin güçlü olduğu ve büyük bir gelişme potansiyeli taşıdığı vurgulandı" 2012 yılında gerçekleştirilen son Belçika Ekonomi Misyonu’nun ardından, 14 yıl sonra Belçika devletinin 200’ü aşkın Belçikalı şirketten 420 iş insanıyla yeniden Türkiye ye böylesine üst düzey bir ziyaret gerçekleştirmesi son derece önemli ve anlamlı olarak değerlendirildi. Türkiye ile Belçika arasındaki siyasi, diplomatik, ekonomik, ticari ve yatırım ilişkilerinin güçlü olduğu ve büyük bir gelişme potansiyeli taşıdığı vurgulandı. "Belçika Ekonomi Misyonu" kapsamında düzenlenen, Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın açılış konuşmasını gerçekleştirdiği, "Türkiye-Belçika İş Forumu"nun resmi açılış programı, Belçika Kraliçesi Mathilde başta olmak üzere Belçikalı üst düzey mevkidaşlar ve iş dünyası temsilcilerinin katılımıyla gerçekleştirildi. Açılışta, Türkiye ve Belçika’nın Avrupa ekonomisinin birbirini tamamlayan iki güçlü aktörü olduğu vurgulanarak; ticaret, yatırım, sanayi, enerji, dijital dönüşüm ve yeşil ekonomi başta olmak üzere tüm alanlarda iş birliğinin daha ileri taşınması yönündeki kararlılık ifade edildi. ‘Türkiye ve Belçika arasında İkili Ticari İlişkilerin Geliştirilmesine İlişkin Bakanlık Ortak Açıklaması’ imzalandı Türkiye-Belçika ekonomik ilişkilerinin yalnızca ticaret alanında değil; yatırım, teknoloji ve ortak imalat ekseninde de giderek daha derin ve nitelikli bir yapıya kavuştuğu memnuniyetle değerlendirildi. Enerji, lojistik, dijitalleşme, sağlık, savunma sanayi ve yeşil dönüşüm gibi alanlarda yeni iş birliği fırsatları kapsamlı şekilde ele alınırken, özellikle e-ticaret ve küresel tedarik zincirleri bakımından iki ülkenin birbirini tamamlayan güçlü yapısına dikkat çekildi. Program kapsamında, Ticaret Bakanı Ömer Bolat ile Belçika Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Maxime Prévot arasında "Türkiye ve Belçika arasında İkili Ticari İlişkilerin Geliştirilmesine İlişkin Bakanlık Ortak Açıklaması" imzalandı. "Türkiye’nin üretim kapasitesi ve dinamik nüfusu ile stratejik konumunun sağladığı avantaj sayesinde önemli bir yatırım, teknoloji ve lojistik üssüdür" Türkiye ve Belçika’nın köklü ekonomik ilişkilerini yeni bir vizyonla daha da güçlendirme iradesini güçlü biçimde ortaya koyduğu belirtilirken; Türkiye’nin üretim kapasitesi, genç ve dinamik nüfusu ile stratejik konumunun sağladığı avantaj sayesinde önemli bir yatırım, teknoloji ve lojistik üssü olarak öne çıktığı ifade edildi. Belçika’nın Avrupa’daki güçlü lojistik ve finans ekosisteminin ise bu ortaklığı daha da kıymetli hale getirdiği vurgulandı. 2025 yılında 9,2 milyar doları aşan ticaret hacmi ve karşılıklı artan yatırımların stratejik ortaklığın sağlam temelini oluşturduğu, ortak hedefin ise ticaret hacmini dengeli ve sürdürülebilir şekilde 15 milyar dolara çıkarmak olduğu kaydedildi. "Bölgemizde yaşanan son gelişmeler, Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerinin jeopolitik önemini gösteriyor" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Belçika Kraliçesi Mathilde ile Vahdettin Köşkü’nde bir araya geldi. Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın da katılım sağladığı görüşmede; Türkiye ile Belçika ikili ilişkileri ile bölgesel ve küresel konular ele alındı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye ve Belçika’nın ticari ilişkilerden savunma sanayiine, enerjiden tarıma kadar birçok alanda iş birliği potansiyeli bulunduğunu, ilişkileri geliştirmek için adımlar atmaya devam edeceklerini ifade etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan ayrıca, bölgede yaşanan son gelişmelerin Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerinin jeopolitik önemini bir kez daha gösterdiğini, tam üyeliğimize kadar geçecek süreçte Gümrük Birliği’nin yeni koşullara göre güncellenmesinin öncelikli başlıklardan biri olduğunu ve AB’nin savunma girişimlerine katılımımızın müşterek menfaat gereği olduğunu vurguladı. "Belçika Ekonomi Misyonu" kapsamında İstanbul’da düzenlenen "Yatırım Öğle Yemeği" programında da Belçika Kraliçesi Mathilde, Belçikalı üst düzey mevkidaşlar ile Türk ve Belçikalı iş dünyasının önde gelen temsilcileri bir araya geldi. Toplantıda, iki ülke arasındaki 9,2 milyar dolarlık toplam ticaret hacminin yanı sıra yatırım potansiyelinin daha etkin değerlendirilmesine yönelik fırsatlar ele alındı. "İlişkilerin artık tek yönlü değil; karşılıklı ve dengeli bir yapıya ulaşıldığı ifade edildi" 719 Belçikalı firmanın Türkiye’de yaklaşık 5 milyar dolar tutarında doğrudan yatırım gerçekleştirmesi ve Belçika’nın Türkiye’ye yatırım girişlerinde 8. sırada yer almasının önemine dikkat çekildi. Türk firmalarının ise Belçika’da 750 milyon dolarlık yatırımla, Belçika’yı Avrupa Birliği ülkelerine yönelik ticari faaliyetlerinde üs olarak değerlendirmelerinin önemli olduğu ifade edildi. Toplantıda ayrıca, Türkiye’nin yatırım reform süreciyle birlikte ortaya çıkan yeni fırsatlar ve Türk yurtdışı müteahhitlik sektörünün uluslararası tecrübesi çerçevesinde Belçika’da ve üçüncü ülkelerde geliştirilebilecek iş birlikleri değerlendirildi. Lojistik, enerji, petrokimya, sağlık, inşaat ve sanayi gibi stratejik sektörlerde karşılıklı yatırımların artmasının, ilişkilerin artık tek yönlü değil; karşılıklı ve dengeli bir yapıya ulaştığını açıkça ortaya koyduğu ifade edildi. Türkiye-Belçika ekonomik ilişkilerinin yalnızca ticaret hacmiyle değil; karşılıklı yatırımlar, ortak projeler ve entegre üretim ağlarıyla daha ileri seviyeye taşınmasının hedeflendiği vurgulandı. "Türkiye, Avrupa’nın güvenlik ve ekonomi mimarisi açısından vazgeçilmez stratejik bir ortak" Günün devamında, Belçika Kraliçesi Mathilde’in himayelerinde düzenlenen "Belçika Ekonomi Misyonu" kapsamında Belçika Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Maxime Prévot, Dış Ticaretten Sorumlu Savunma Bakanı Theo Francken ve beraberindeki Belçikalı Bakanlarla gerçekleştirilen görüşmede, Türkiye-Belçika ekonomik ilişkilerinin stratejik derinliği ve geleceğe dönük ortak vizyon kapsamlı biçimde ele alındı. 200’e yakın Belçikalı şirketten 400’ü aşkın iş insanının katılımıyla gerçekleştirilen kapsamlı ekonomi misyonunun, mevcut ekonomik, ticari ve stratejik iş birliğini daha da derinleştirmeyi hedeflediği belirtilirken; Türkiye’nin Avrupa’nın güvenlik ve ekonomi mimarisi açısından vazgeçilmez ve Belçika için stratejik bir ortak olduğu birlikte teyit edildi. "Ticaret hacminin 15 milyar dolara çıkarılması hedefi vurgulandı" Görüşmelerde, 2025 yılında 9,2 milyar dolara ulaşan ticaret hacminin, iki ülke ekonomilerinin tamamlayıcı özellikleri dikkate alınarak dengeli ve sürdürülebilir biçimde 15 milyar dolara çıkarılması hedefi vurgulandı. Belçika’nın Türkiye’de 5 milyar dolarlık yatırımları ve 719 Belçikalı şirketin ülkemizdeki varlığı ekonomik entegrasyonun somut göstergesi olarak değerlendirildi. Karşılıklı yatırımların artırılması ve üçüncü ülkelerde ortak proje geliştirilmesi imkanları ele alınırken, "Türkiye-Belçika JETCO III. Dönem Toplantısı"nın 2027 yılında Brüksel’de gerçekleştirilmesi konusunda mutabakata varıldı. "‘Made in EU’ düzenlemesi kapsamlı şekilde ele alındı" Enerji, lojistik, ulaştırma, bilgi-iletişim teknolojileri, sağlık, savunma sanayi ve yeşil dönüşüm alanlarında iş birliği potansiyeli değerlendirilirken; Avrupa Birliği ve küresel tedarik zincirleri bakımından Türkiye ile Belçika’nın birbirini tamamlayan güçlü yapısına dikkat çekildi. Görüşmelerde ayrıca, Avrupa Birliği sanayi politikalarının geleceği açısından önem taşıyan "Made in EU" düzenlemesi kapsamlı şekilde ele alındı; Türkiye’nin Gümrük Birliği kapsamındaki derin entegrasyonu ve Avrupa değer zincirlerine sunduğu kritik katkının bu düzenleme içinde hakkıyla yansıtılması gerektiği vurgulandı. AB sanayi ve ticaret politikalarındaki güncel düzenlemeler ile Gümrük Birliği’nin modernizasyonu konusunda kapsamlı görüş alışverişinde bulunuldu. Yeşil dönüşüm ve Avrupa Yeşil Mutabakatı hedefleri doğrultusunda iş birliğinin güçlendirilmesi, e-ticaret alanındaki düzenlemelerde ortak yaklaşım geliştirilmesi ve vize süreçlerinin iyileştirilmesi konularında daha yakın iş birliği tesis edilmesi hususlarında yapıcı bir anlayış geliştirildiği ifade edildi. Türkiye-Belçika ekonomik ortaklığını her alanda daha ileri taşımaya yönelik güçlü iradenin bir kez daha teyit edildiği belirtildi. "Türk ve Belçikalı iş dünyası temsilcileri bir araya geldi" Programın sonunda, "Belçika Ekonomi Misyonu" kapsamında İstanbul’da düzenlenen resepsiyonda, Belçika Kraliçesi Mathilde, Belçikalı üst düzey mevkidaşlar ile Türk ve Belçikalı iş dünyası temsilcileri bir araya geldi. Gün boyunca gerçekleştirilen İş Forumu, heyetler arası üst düzey ikili görüşmeler, çalışma toplantıları, Yatırım Öğle Yemeği ve firmalar arası B2B görüşmelerin son derece yoğun ve verimli geçtiği ifade edildi. Bu temasların, Türkiye-Belçika ekonomik ortaklığının güçlü ve çok boyutlu yapısını açık biçimde ortaya koyduğu vurgulandı. "Türkiye ve Belçika’nın ortak ekonomi anlayışı açısından güçlü şekilde örtüşen iki ülke olduğu vurgulandı" "Belçika Ekonomi Misyonu"nun, Belçika ile mevcut ekonomik, ticari ve stratejik iş birliğinin daha da derinleştirilmesi ve yüksek seviyelere taşınması bakımından adeta bir mihenk taşı olduğu ifade edilirken; Türk ve Belçikalı iş dünyası temsilcilerinin gün boyunca sergilediği yüksek düzeyli katılım ve etkileşimin, ilişkilerin dinamizmini ve geleceğe dönük potansiyelini bir kez daha ortaya koyduğu belirtildi. Türkiye ve Belçika’nın ortak ekonomi anlayışı ve küresel değer zincirlerine entegrasyon vizyonu açısından güçlü şekilde örtüşen iki ülke olduğu, bu ortak zeminin yeni iş birliği alanlarını daha görünür kıldığı kaydedildi. Ticaret Bakanı Ömer Bolat, program vesilesiyle Belçika Kraliçesi Mathilde’e, Belçikalı üst düzey mevkidaşlara ve "Belçika Ekonomi Misyonu" programına katılım sağlayan tüm Türk ve Belçikalı iş dünyası temsilcilerine teşekkürlerini ifade etti.
Düzce İş Kulübü, iş veren ile işçi arasında köprü oluyor
25 Ekim 2025 Cumartesi - 10:05 Düzce İş Kulübü, iş veren ile işçi arasında köprü oluyor Düzce Belediyesi tarafından kurulan Düzce İş Kulübü, şehirde iş verenler ile işçiler arasında köprü olmaya ve istihdama katkı sağlamaya devam ediyor. İş kulübü tarafından her hafta Cuma günü yayınlanan ilanlarla güncel açık işçi pozisyonları, özelliklerine ve cinsiyetlere göre ayrılarak işçilerin iş bulması kolaylaştırılıyor. Düzce Belediyesi İş Kulübü tarafından yayınlanan ilanlarda, iş arayan firmalar kategorilerine göre ayrılarak, aradıkları işçilerin özellikleri ve çalışacakları alanlar yer alıyor. Her hafta Cuma günleri güncellenen ilanlarda firmaların aradığı işçilerin cinsiyetlerine göre ayrımı da belirtiliyor. Bu sayede iş arayanlar kendi özelliklerine ve cinsiyetlerine göre daha kolay başvuru yapabiliyorlar. İş kulübü meslek uzmanları iş başvurularını yakından takip ederek, firma yetkilileri ile işçileri buluşturuyor. Bu hafta yayınlanan ilanlarda ambalaj ve su üretimi yapan firma için makine operatörü, ağaç palet ustası, forklift operatörü arandığı, aranan kişilerin deneyimli ve erkek olması gerektiği bildirildi. Savunma sanayi alanında makine mühendisi (5 yıl tecrübeli, kadın-erkek), argon kaynakçısı (erkek), montaj ustası (erkek), teknik ressam (kadın/erkek), ofis servis ve temizlik elemanı (kadın), kalite kontrol görevlisi (tekniker – kadın/erkek), temizlik personeli (erkek), şoför (ağır vasıta ehliyetli – erkek), iş güvenliği uzmanı (kadın/erkek), çevre mühendisi (erkek). Ahşap ve orman ürünleri alanında beden işçisi (tasnif, makine besleme – erkek), ustabaşı (hat deneyimli – erkek), forklift operatörü (25–45 yaş / 3 yıl deneyimli – erkek), katı yakıt kalorifer ateşçisi (erkek), kepçe operatörü (25–45 yaş / 3 yıl deneyimli – erkek). Ambalaj üretimi alanında depo personeli (forklift sertifikalı – erkek). Otomotiv sektörü alanında montaj operatörü (teknik lise mezunu – erkek), cnc operatörü (erkek), tır şoförü (yurt içi / yurt dışı – erkek), lazer-abkant operatörü (erkek), işe alım uzmanı (kadın/erkek), organizasyonel gelişim uzmanı (kadın/erkek), temizlik personeli / meydancı (erkek), kalite ve müşteri ilişkileri uzmanı (kadın/erkek). Ev eşyaları ve mobilya alanında üretim elemanı (erkek). Panel üretimi alanında yatar daire operatörü (erkek). Otomotiv ve beyaz eşya parça üretimi alanında forklift operatörü (erkek), pres operatörü (erkek). İnşaat ve enerji alanında kalite mühendisi (kadın/erkek), proje mühendisi (yenilenebilir enerji deneyimli – kadın/erkek), iş güvenliği uzmanı (a/b sınıfı – kadın/erkek), bakım personeli (erkek), forklift operatörü (erkek), proses mühendisi (elektrik–elektronik / makina / mekatronik – erkek). Motosiklet ekipmanları alanında kaynakçı / boyacı (erkek). Elektronik kart üretimi alanında IT ve bilgi işlem sorumlusu (tecrübeli – kadın/erkek), muhasebe sorumlusu (tecrübeli – kadın/erkek), kalite mühendisi (kadın/erkek). Kerestecilik alanında beden işçisi (kadın/erkek), ahşap profil freze ustası (erkek), kazan operatörü (erkek). Akustik tasarım alanında CNC operatörü (erkek), montaj personeli (erkek), kalıp tasarım teknikeri/teknisyeni (solidworks bilen – erkek). Alüminyum ve çelik tank üretimi alanında elektrostatik toz boyacı (otomotiv tecrübeli – erkek), beden işçisi (boya ön hazırlık – erkek). Gıda ve içecek alanında üretim elemanı (3 vardiya – erkek). Mekanik profil üretimi alanında satış mühendisi (kadın/erkek), beden işçisi (erkek), makina operatörü (erkek), teknik öğretmen (kaliteci-erkek), torna tezgâhı operatörü (erkek), muhasebe yardımcısı (erkek), insan kaynakları / ofis boy (erkek). Döşeme sistemleri alanında depo sevkiyat sorumlusu (tecrübeli-erkek). Cam üretimi alanında ön muhasebe uzmanı (2 yıl tecrübeli-erkek), proses kaliteci (min. 1 yıl tecrübeli-kadın/erkek). Santrifüj pompa üretimi alanında mekanik bakım-onarım ustası (erkek). Isıtma ve soğutma sistemleri alanında kaynakçı (erkek), montaj personeli (erkek). Yapı market alanında kasiyer (sektör tecrübeli-kadın/erkek) olmak üzere 21 değişik iş alanında 65 farklı işçinin arandığı bildirildi.
Komşu Yunanistan, Türkiye’ye sınırı olan kapılarını yeniliyor
25 Ekim 2025 Cumartesi - 10:01 Komşu Yunanistan, Türkiye’ye sınırı olan kapılarını yeniliyor Komşu ülke Yunanistan, Türkiye ile bağlantılı iki ana sınır kapısında kapsamlı modernizasyon çalışması başlattı. Edirne’nin İpsala ilçesindeki İpsala Sınır Kapısı’nın karşısında bulunan Kipi’de yeni köprü ve ek şeritler inşa edilirken, Pazarkule Sınır Kapısı’nın karşısındaki Kastanies’te ise sıfırdan yeni bir sınır istasyonu kuruluyor. "Türkiye tarafı yıllar önce yenilenmişti" Yunanistan tarafında yenileme çalışmaları devam ederken, Türkiye tarafındaki İpsala ve Pazarkule Sınır Kapıları, Ticaret Bakanlığı ve TOBB iş birliğiyle geçtiğimiz yıllarda tamamen yenilenmişti. Modern tesisleriyle yolcu ve yük trafiğinde konfor ve hız açısından bölgenin en gelişmiş geçiş noktalarından biri haline gelmişti. "Kipi, Doğu’dan Batı’ya ticaretin ana kapısı" Yunanistan İçişleri Bakan Yardımcısı Konstantinos Gkoulekas, Kipi Gümrük Binası’nın yenileme projesine ilişkin yüklenici firmanın belirlendiğini açıkladı. Proje kapsamında mevcut istasyonun tamamen yenileneceğini, yeni şeritlerle hem ağır vasıta hem de ziyaretçi geçişlerinin hızlanacağını belirtti. Gkoulekas, son yıllarda İpsala-Kipi hattında sıkça görülen uzun araç kuyruklarının sona ereceğini ifade ederek, "Kipi yalnızca Yunanistan ile Türkiye arasındaki bir geçiş noktası değil, Doğu’dan Batı’ya uzanan Avrupa ticaretinin ana kapısıdır" dedi. "Yeni köprü mevcut köprünün üzerine inşa edilecek" İki ülke arasında yapılan anlaşma doğrultusunda, yeni Kipi Köprüsü mevcut köprünün 6 metre üzerine inşa edilecek. Gkoulekas, "Bu proje ülkemizin imajını güçlendirecek, Türkiye tarafındaki modern tesislerle dengeyi sağlayacak" diye konuştu. Yenileme kapsamında bina modernizasyonu, ileri teknolojili kontrol sistemleri ve iyileştirilmiş trafik altyapısının da yer aldığı bildirildi. "Kastanies’e yeni sınır kapısı kurulacak" Gkoulekas ayrıca, Evros’un Kastanies (Pazarkule karşısı) bölgesinde yeni bir sınır kapısı inşa edileceğini açıkladı. Mevcut tesisin yetersiz kaldığını belirten Gkoulekas, yeni istasyonun kamuya ait 40 dönümlük bir arazi üzerine kurulacağını ifade etti. "Bugün mevcut bir tesis var ama açıkça yeni bir yapı inşa edilmesi gerekiyor" dedi.
Gayrimenkul zirvesinde "500 bin konut değerlendirmesi"
25 Ekim 2025 Cumartesi - 09:43 Gayrimenkul zirvesinde "500 bin konut değerlendirmesi" Gayrimenkul sektöründe faaliyet gösteren yerli ve yabancı özel sektör temsilcileri LaBiance Turizm tarafından İstanbul’da düzenlenen panelde bir araya geldi. Emeral City Properties L.L.C. firmasının sponsorluğunda ve Kamu Araştırmaları Vakfı (KAV) Başkanı M. Ulvi Saran’ın moderatörlüğünde "Türkiye Ve BAE Örneğinde Gayrimenkul Sektörünün Yatırım İklimi" başlıklı etkinlik düzenledi. Etkinliğe Gayrimenkul sektöründe faaliyet gösteren yerli ve yabancı özel sektör temsilcileri katıldı. KAV Başkanı Vali Saran tarafından Türkiye’deki gayrimenkul sektörüne ilişkin genel ön bilginin paylaşılmasının ardından sırayla söz alan panel konuşmacıları birbirini tamamlayıcı konular hakkında dinleyicilerin ilgisini çekti. Panelin açılış konuşmasını RePie Yatırım Holding Yönetim Kurulu Başkanı Dr. M. Emre Çamlıbel gerçekleştirdi. İnşaat mühendisliği alanında lisans ve lisansüstü eğitimini tamamlayan Çamlıbel, yurtiçi ve yurtdışında gayrimenkul, finans ve yatırım alanlarında faaliyet gösteren çeşitli şirketlerde üst düzey yönetici olarak görev almış, sektörün tüm dinamiklerine hakim bir iş insanı olarak panel dinleyicilerine hitap etti. "Türk Yatırımcısının Yurtiçi ve Yurtdışı Gayrimenkul Yatırımlarına Yaklaşımı: Eğilimler, Beklentiler ve Risk Algısı" başlıklı konuşmasında, sektördeki birikimi ve gözlemleri doğrultusunda yatırımcı davranışlarındaki güncel eğilimleri değerlendirdi. Türk bireysel ve kurumsal yatırımcıların yurtiçi ve yurtdışındaki gayrimenkul yatırımlarının yanısıra yabancı yatırımcıların Türkiye’deki gayrimenkul yatırımlarına dair istatistiki veriler de paylaşan Çamlıbel, Türkiye pazarında yıllık 2 ile 3 milyar dolarlık bir yabancı yatırım hacminin olduğuna dikkat çekti. Çamlıbel’in ardından söz alan BAE merkezli Emerald City Properties L.L.C. firması CEO’su Kirill Degtyarev de BAE’nin gayrimenkul sektörünün yatırım iklimine ilişkin yabancı yatırımcı gözüyle edindikleri deneyimi panel dinleyicileri ile paylaştı. Rusya’da büyük inşaat projelerine imza atan Arsenal Grubun çeşitli proje geliştirme süreçlerini yöneten Degtyarev bu deneyimlerini BAE’ne yaklaşık 2 yıl önce yatırımcı olarak nasıl aktardıklarından bahsetti. Türk gayrimenkul sektöründe de yabancı yatırımcı adayı olarak konuşan Degtyarev Türk pazarına sadece inşaat yapan sıradan bir developer firma olarak değil, aynı zamanda Dubai’deki gayrimenkul projelerinde kullandıkları teknolojik satış ve pazarlama yöntemlerini de beraberinde getirmeyi planladıklarını vurguladı. Bahsekonu panelin bir diğer konuşmacısı geniş sektörel deneyim sahibi olan Ziraat Katılım Bankası A.Ş. Genel Müdür Yardımcısı Osman Karakütük idi. "Gayrimenkul Yatırımlarında Türk Finans Kuruluşları ile İşbirliği İmkanları: Yaygın Finansman Modelleri, Yeni Trendler Ve Beklentiler" başlıklı bir konuşma yapan Karakütük bu noktada gayrimenkul sektörüne yönelik Türkiye’deki finansman şartlarına dair panel dinleyicilerine bilgi verdi. Özellikle makro ekonomik düzeydeki enflasyon azaltıcı önlemlerin muhtemel sonuçlarına göre Türkiye pazarında gayrimenkul sektörünün finansman şartlarının daha da belirginleşeceğinin altını çizen Karakütük, disiplinli mali politikalardaki sürdürülebilirliğin önemine değindi. Panelin son konuşmacısı olarak Gümrük ve Ticaret Eski Bakanı Bülent Tüfenkci de salonda hazır bulunan yerli ve yabancı yatırımcı adayı dinleyicilere yönelik Türkiye Cumhuriyeti’nin sağladığı bir dizi yatırım kolaylığını anlattı. AK Parti’de milletvekilliğini ve bakanlık yapan bir isim olarak Tüfenkci’nin konuşması bilhassa yabancı yatırımcı adayı dinleyiciler arasında merak edilen "Türkiye’de ne gibi yatırım avantajları var" sorusuna karşılık gelen bir içerikteydi. "Türkiye’de Gayrimenkul Sektöründe Yatırım İklimi: Yabancı Yatırımcılar İçin Kamu Teşvikleri, Destekler ve Diğer Kolaylıklar" başlıklı konuşmasında Eski Bakan Tüfenkci Türkiye’deki konut ihtiyacını karşılamak adına Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından "500 bin Sosyal Konut" projesini hayata geçirme yönünde gerekli çalışmaların başlatıldığına dikkat çekti. Gayrimenkul projelerinin gerçekleştirilme sürecinde merkezi hükümet ile yerel yönetimler arasında mevzuatın ötesinde uygulama yönünde bazı farklılıklar olabildiğine, bu tür uyuşmazlık arz eden durumların giderilmesi adına bazı konularda mevzuatsal yeniliklere gereksinim olduğunu gözlemlediğini dile getirdi. Konuşmacılarının sözlerini tamamlamasının ardından dinleyiciler ile soru-cevap aşamasına geçilen panelde gayrimenkul sektörüne dair katılımcılar tarafından konuşmacılara merak edilen bir dizi soru yönetildi. Özellikle gayrimenkul sektöründeki fiyatlama eğilimi, kredi imkân ve faiz oranları, küresel piyasalardaki gelişmelerin Türkiye ve BAE pazarına muhtemel etkileri irdelenen soruların başında geldi.
Hamsinin ihracatına boy engeli
25 Ekim 2025 Cumartesi - 09:33 Hamsinin ihracatına boy engeli Karadeniz’de av sezonunun başlamasıyla birlikte erken zamanda bol miktarda tezgâhlarda yerini alan hamsinin henüz istenen boyutlara ulaşamaması nedeniyle ihracat standartlarını karşılamadığı belirtildi. Türkiye karasularında avlanan hamsilerin ortalama boyutları ile bir kiloda yaklaşık 140 adet civarında olduğu, ihracat bakımından ise Avrupa pazarının talep ettiği hamsi boyutlarının bir kiloda 90-100 adet arasında olması gerektiği kaydedildi. Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Denizer Balıkçılık Yönetim Kurulu Başkanı Recep Denizer, sezon başında hamsinin bol olacağı yönünde beklentiler olsa da, şu anda piyasada bulunan hamsilerin yalnızca Türkiye karasularından elde edildiğini ifade ederek henüz Rusya ve Azak Denizinden Türk karasularına hamsi girişinin olmadığını söyledi. "Hamsi avı çok bolmuş gibi görünüyor ancak..." Denizer, dışardan bakıldığında hamsinin çok bolmuş gibi göründüğünü ancak öyle olmadığını belirterek "Hamsi avının erken başlaması, palamutun olmamasına neden oldu. Başta bol olacağını düşündük ancak şu anda bulunan hamsiler, yalnızca kendi karasularımızdaki hamsiler. Henüz Rusya tarafından, Azak Denizi’nden hamsi gelmedi. Dışarıdan bakıldığında hamsi çok bolmuş gibi görünüyor ama aslında öyle değil. Asıl hamsinin bol olduğundan, Karadeniz’de fabrikalara hamsi verilmeye başlandığında bahsedebiliriz. Şu anda hamsi az olmasına rağmen denize çok sayıda ağ atılıyor. 70 tekne hamsi avı çıktığını düşünürsek bu da yaklaşık 70 bin kasa yapıyor. Bu hamsiler piyasa sürülmek zorunda fabrikalara gitmeyip doğrudan piyasaya sürülünce, otomatik olarak fiyatlar düşüyor" dedi. "Azak Denizi’nden de hamsi gelirse bolluk olur" Azak Denizinden de Türk karasularına hamsinin gelmesi durumunda bolluk olacağını kaydeden Denizer, "Hamsinin bol olup olmayacağını şu anda kestirmek çok zor. Deniz suyu sıcaklığı şu an 20-21 derece civarında. Ancak umutluyuz; Sinop açıklarında iri ve ana hamsi gözleniyor. İnşallah Azak Denizi’nden de hamsi gelirse bolluk olur. Aralık ayının sonuna kadar iri hamsi çıkmaya devam ederse, halkımız da lezzetli hamsi yemeye devam eder diye düşünüyoruz. Geçen seneki satışların şu anda belki beşte biri bile yok" diye konuştu. "Palamut olmaması balıkçıyı üzdü" "Tekneler denize açıldıklarında mutlaka balık bulmak zorundalar" diyen Denizer "Normalde hamsiyi bulmak için 30-35 mil, yani 3-3,5 saat açığa çıkıyorlar. Palamut olsaydı bu kadar erken dönemde hamsi avına çıkılmazdı. Hamsi genellikle eylül aylarında bu kadar tutulmazdı, ancak bu yıl havaların bazen serin gitmesi nedeniyle hamsiye yöneldiler. Şu ana kadar durum pek iç açıcı değil. Hiçbir balıkçı hamsinin bu kadar çıkmasından memnun değil. Geçen yılın satışlarının belki beşte biri kadar bile kazanç yok. Bu yıl palamut hiç olmadığı için balıkçılar zor durumda. İnşallah önümüzdeki dönemde hamsi bol olur da balıkçılar kendilerini kurtarabilirler" diye konuştu. "Hamsi ihracatı bu sene biraz sıkıntılı" Bu sene hamsi ihracatının bir sıkıntılı olduğunu Avrupa’nın beklediği hamsi ebatlarının şuana kadar oluşmadığını kaydeden Denizer, "Mevcut hamsilerin boyutları ihracat için istenen ebatta değil. Kendi karasularımızdaki hamsilerin ortalama boyu bir kiloda 140 tane olacak şekilde. Oysa Avrupa’nın istediği hamsi, bir kiloda 90-100 tane olmalı. Bu yüzden ihracat şu anda sıkıntılı ancak ilerleyen dönemde hamsi bol olursa, yılbaşına kadar ihracatın yoğun bir şekilde devam edeceğini düşünüyoruz" ifadelerini kullandı. "Hamsinin yağ yüzdesi şuan yüzde 20 civarında" Şu anda hamsinin yağı oranı yüzde 20 civarlarında olduğuna da dikkat çeken Denizer, "Şu an tam hamsi yeme zamanı. Şu anda hamsinin yağ oranı yüzde 20 civarında. Ocak-şubat aylarında bu oran yüzde 5’e kadar düşebiliyor. Bu nedenle şu dönemde hamsi inanılmaz lezzetli; mutlaka yenmesinde fayda var" diye konuştu.
Tespih mezatı her ay binlerce koleksiyoner ve meraklıyı bir araya getiriyor
25 Ekim 2025 Cumartesi - 09:31 Tespih mezatı her ay binlerce koleksiyoner ve meraklıyı bir araya getiriyor Adana’da gelenek haline gelen tespih mezatı, her ay binlerce koleksiyoner ve meraklıyı bir araya getiriyor. Nadir tespihlerin el değiştirdiği mezatta fiyatlar malzeme kalitesi, ustalığı ve nadirliğine göre değişiyor. Adana’da Vakıflar Tesbihçiler ve Antikacılar Çarşısı’nda geleneksel hale gelen mezatlarda, ustaların el emeğiyle ürettiği özel tespihler açık artırma usulüyle satışa çıkarılıyor. Her ay 3 gün süren ve binlerce kişinin katıldığı mezatta, tespih fiyatları malzeme kalitesi, ustalığı ve nadirliğine göre değişiyor. Bazı özel koleksiyon ürünleri ise 10 bin lirayı aşan fiyatlara alıcı buluyor. Adanalı tespih ustaları, bu etkinliklerde hem tespih kültürünü yaşatıyor hem de yeni nesillerin bu geleneğe ilgi duymasını hedefliyor. "Her bütçeye uygun tespih bulunuyor" İhlas Haber Ajansı’na konuşan Adana Tespihçiler Çarşısı Yönetim Kurulu Başkanı Rıza Türkmenoğlu, "Her ay bu mezatı düzenliyoruz ve çok yoğun bir katılım oluyor. 3 gün süren bu mezatta her bütçeye uygun tespih bulmak mümkün. Tespihe ilgi her geçen gün artıyor ve bu bizi çok mutlu ediyor" dedi. Stant açan Meriç Davarcı’da "Her ay burada kurulan mezata geliyorum. Oldukça canlı ve güzel bir mezat oluyor. Ülkemizin dört bir yanından esnaf arkadaşlarımız geliyor, her ilden müşteriler geliyor. İşler güzel" diye konuştu. Kahramanmaraş’tan mezata gelen Mehmet Demir ise Osmanlı sıkma kehribar tespih baktığını anlatarak, "Her ay Adana’ya tespih almaya, satmaya geliyorum. Çok güzel bir mezat oluyor. Fiyatlar çok değişken, aradığım modeli bulursam alacağım veya bendeki tespihleri isteyen olursa satacağım" ifadelerini kullandı.
En ucuz meyve: Mandalina bahçede 8 TL’ye kadar düştü
25 Ekim 2025 Cumartesi - 09:29 En ucuz meyve: Mandalina bahçede 8 TL’ye kadar düştü Türkiye’nin önemli üretim merkezlerinden Adana’da bahçede 15 TL’den başlayan mandalinanın fiyatı 8 TL’ye kadar düştü. Üretimin merkezlerinden Çukurova’da bir çok üründe hasat sürüyor. Sonbahar ve kış aylarının vitamin deposu mandalina,rekoltesiyle üreticiyi sevindirdi. Dalında 15 TL’den alıcı bulan ancak şuanda 8 TL’ye kadar gerileyen mandalina, mevsimin en uygun fiyatlı meyvesi oldu. Kozan ilçesi Bucak bölgesinde hasat tüm hızıyla sürerken, işçiler sabahın ilk ışıklarından itibaren yoğun mesai yapıyor. Bu yıl kuraklık ve don nedeniyle portakal ile limonda rekolte düşerken, mandalina da hem üreticinin hem de narenciye işçilerinin yüzünü güldürdü. 10 dönümlük bahçede hasat yapan Mehmet Kopçak, "Mandalinanın ilk hasadına 15 TL’den başlamıştık, şu anda 8 TL’ye düştü. Rekolte güzel ama diğer narenciye ürünleri, özellikle limon ve portakal, bu yıl çok az. Bucak bölgesi Adana’da portakal denilince akla gelen, tescilli lezzetleriyle bilinen önemli bir üretim merkezi. Mandalina ise bölgeye özgü aromasıyla yoğun talep görüyor. 20 kişiyle bahçede 580 kasa hasat yaptık. Ancak mandalina dalında 8 TL’ye düşünce tüccarlar kesim yaptırmakta zorlanıyor, biz de iş bulmakta zorlanıyoruz" dedi. Hasatta çalışan tarım işçilerinden Meryem Durmuş ise "Sabah 6’da mesaimiz başlıyor, 8 saat boyunca hasat yapıyoruz. Bu yıl mandalina hasadı çok güzel geçti. Don vurduğu için işsiz kalırız diye korktuk ama Rabbim rızkımızı verdi. Yevmiyelerden biraz şikâyetçiyiz, kira ödüyoruz, çocuk okutuyoruz, yetmiyor. Yevmiyelere zam yapılmasını istiyoruz." diye konuştu. Bir diğer işçi Ayşe Kocakaplan da, "580 kasa doldurduk, soğuktan dolayı ürün olmaz diye düşünüyorduk ama çok güzel mandalina oldu" ifadelerini kullandı.
Denizli’de sezonun ilk ceviz hasadı Tavas’ta yapıldı
25 Ekim 2025 Cumartesi - 07:56 Denizli’de sezonun ilk ceviz hasadı Tavas’ta yapıldı Modern kapama ceviz bahçeleriyle Türkiye’nin önde gelen üretim noktalarından Denizli’de ceviz hasadına başlanıldı. Modern kapama ceviz bahçeleri anlamında Türkiye’nin önde gelen Denizli’de ceviz hasadı start aldı. Kentte 13 bin 225 hektar alanda yetiştirilen ceviz’de Tavas bin 860 hektar alan ile üretimde ilk sırada yer alıyor. Kentte meyve veren ağaç başı verim ise yaklaşık 20 kilogram olduğu ifade edildi. Kentte ağırlıklı olarak Chandler çeşidi yetiştirilmekte olup diğer yabancı çeşitler olan Fernor ve Franquette yanı sıra yerli çeşit olarak Şebin, Bilecik ve Yalova çeşitleriyle yetiştiriliyor. Tavas ilçesinde başlayan ceviz hasadına Denizli Valisi Ömer Faruk Coşkun’da katıldı. Denizli’nin tarımsal üretim anlamında bereketinden oldukça memnun olduğunu ifade eden Vali Ömer Faruk Coşkun, "Denizli’mizde düzenlenen hasat günlerine elimden geldiğince katılım sağlayarak üreticimizin hep yanında oldum. Bugünde Tavas ilçemizde ceviz hasadını başlatıyoruz. Çiftçilerimiz bir yıl boyunca emek harcayıp hasat günlerinin gelmesini beklerler. Allah emeğinizin karşılığını misliyle vereceğine inanıyorum Ceviz hasadımızın üreticimize, Denizli’mize ve ülkemize hayırlı ve bereketli olmasını diliyorum" dedi. Açıklamaların ardından Denizli Valisi Ömer Faruk Coşkun, beraberindeki heyet ile ceviz bahçesine geçerek temsili ceviz hasadı gerçekleştirdi. Ardından üreticiler ile birlikte sektörün sorunları ve çözümlerine yönelik istişarede bulunuldu.
Fındıkta üreticinin 400 lira hedefi başka bahara kaldı
24 Ekim 2025 Cuma - 22:36 Fındıkta üreticinin 400 lira hedefi başka bahara kaldı Avrupalı fındık ithalatçıları ve sanayiciler, Türkiye’deki fındık fiyatını yüksek bulup alımı eskisi gibi yapmayınca fındık fiyatı serbest piyasada düşüşe geçti. Sezona 230 liradan başlayan ve kısa sürede 350 lirayı gören fındığın fiyatı, serbest piyasada 280 liraya kadar geriledi. Üreticinin 400 lira beklentisi ise şimdilik karşılık bulamadı. Rekolte ve randıman düşüklüğü nedeniyle sezona hareketli bir giriş yapan fındık piyasasında Türkiye’den fındık ithal eden ülkelerin ve sanayicinin düşük fiyat politikası fiyatların gerilemesine neden oldu. Giresun’da fındık ticareti yapan Ahmet Ergün, fiyat düşüşünün temel nedeniyle ilgili olarak, "TMO’nun Giresun kalite fındığa 195 lira fiyat vermesine rağmen serbest piyasada fiyatlar 230 liradan işlem görmeye başlamıştı. Kısa sürede de 350 lirayı gördü. Bunun nedeni rekolte düşüklüğü nedeniyle fiyatların yükseleceği beklentisiydi. Ancak ihracatçılar ve Avrupalı sanayiciler alımlara başladığında fiyatlar hızla düşmeye başladı. Çünkü ithalatçılar ve sanayiciler yüksek buldukları fiyatlar nedeniyle Türkiye dışındaki alternatif üretici ülkelere yöneldi. Diğer taraftan ise serbest piyasadaki tüccarlar yüksek fiyattan aldıkları fındığı düşük fiyata satmak istemiyor. Bu durum piyasada ciddi bir krize yol açabilir. Ya sanayici ve ihracatçılar ihtiyaç duyup Türkiye’ye yönelecek ya da tüccarlar zarar riskiyle karşı karşıya kalacak. Üreticiler ise bu dönemde emanete fındık vermedilerse beklemeyi tercih etmeliler" dedi.
Kütahya’da "Yüzyılın Konut Projesi" başlıyor
24 Ekim 2025 Cuma - 20:22 Kütahya’da "Yüzyılın Konut Projesi" başlıyor Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan "Yüzyılın Konut Projesi-500 Bin Sosyal Konut Hamlesi" kapsamında, Kütahya’da toplam 3 bin 592 yeni konutun inşa edileceği bildirildi. AK Parti Kütahya milletvekilleri Adil Biçer, İsmail Çağlar Bayırcı ve Mehmet Demir, yaptıkları ortak basın açıklamasında, AK Parti hükümetleri döneminde, Kütahya’nın tüm ilçe ve beldelerinde TOKİ eliyle gerçekleştirilen yatırımlarla binlerce ailenin modern ve güvenli konutlara kavuştuğunu, yeni projeyle birlikte Kütahya’nın Türkiye Yüzyılı vizyonu doğrultusunda büyümeye ve gelişmeye devam edeceğini belirtti. "Proje kapsamında yapılacak konutlar" Proje kapmasında Kütahya merkezde bin 174, Seyitömer’de 47, Tavşanlı’da 575, Kuruçay’da 47, Tepecik’te 47, Tunçbilek’te 47, Simav’da 250, Akdağ’da 47, Demirci’de 47, Çitgöl’de 47, Naşa’da 47, Kuşu’da 47, Gediz’de 200, Eskigediz’de 47, Gökler’de 47, Yenikent’te 47, Emet’te 96, Altıntaş’ta 200, Aslanapa’da 96, Çavdarhisar’da 70, Domaniç’te 70, Çukurca’da 47, Hisarcık’ta 63, Şaphane 70, Pazarlar’da 70 ve Dumlupınar’da 47 konut yapılacak. Toplamda 3 bin 592 konutun hayata geçirileceği proje ile Kütahya genelinde konut altyapısının daha da güçlendirilmesi hedefleniyor. Ayrıca 2002-2025 yılları arasında kentte 14 bin 94 konutun tamamlandığı, 2 bin 452 konutun yapımının sürdüğü ve 2025 yılında 3 bin 592 yeni konutun daha ekleneceği bildirildi.
Fırtınalı dönemlerin sessiz kazananı: Altın yine sahneye çıktı
24 Ekim 2025 Cuma - 20:20 Fırtınalı dönemlerin sessiz kazananı: Altın yine sahneye çıktı Dünya altın piyasasında son günlerde adeta fırtına yaşanıyor. Ons altın, haftanın ilk yarısında 4 bin 320 dolar ile tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaşırken, birkaç gün içinde gelen yüzde 6’lık sert düşüş, yatırımcıları temkinli davranmaya itti. DEMAŞ A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Cumhur Kitiş, yaşanan dalgalanmanın ‘ralli bitti’ anlamına gelmediğini, aksine küresel sistemin kırılganlaştığının sinyali olduğunu söyledi. Altın fiyatlarındaki bu sert düzeltmenin ardında bir dizi ekonomik ve psikolojik faktör bulunduğunu belirten DEMAŞ A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Cumhur Kitiş, bunların başında, yatırımcıların kâr satışları, doların güçlenmesi, faiz beklentilerindeki değişim ve jeopolitik risk algısındaki geçici azalma geldiğini ifade etti. Kitiş, "Altındaki bu sert yükseliş ve ardından gelen düşüş, bir boğa döngüsünün değil, dünyanın finansal ve jeopolitik dengesinin yeniden kurulduğu bir evrenin göstergesidir" dedi. "Dalgalanma korkutmasın, merkez bankaları alıma devam ediyor" Altın piyasasında yaşanan sert dalgalanma, yatırımcıları kısa vadeli satışa yöneltirken, uzun vadeli trendin bozulmadığını vurgulayan Kitiş, "İlk olarak, değer çok hızlı yükseldiği için yatırımcıların elindeki kazançları almak üzere satışa yöneldiğini görüyoruz. Bu satışlar, yukarı hareketin bir nebze geri çekilmesine neden oldu. İkinci olarak, doların güçlenmesi altını döviz cinsinden daha pahalı hale getiriyor ve dolarla fiyatlanan varlıklar üzerinde baskı oluşturuyor. Bu da alım iştahını geçici olarak düşürüyor. Üçüncü olarak, faizlerin ve para politikasının geleceğine dair beklentiler değişiyor. Yüksek faiz ve daha sıkı finansal şartlar, altın gibi getiri sağlamayan varlıkları göreceli olarak daha az çekici kılıyor. Dördüncü olarak, küresel düzeyde jeopolitik ve ekonomik risklerin bir miktar ‘azaldığı ya da ertelendiği’ algısı oluştu. Yani ‘herkes kaçar altına sığınır’ senaryosu bir süreliğine zayıfladı. Ancak önemli bir nokta: Bu düşüş, altın piyasasının genel eğiliminin bozulduğu anlamına gelmiyor. Çünkü aynı zamanda merkez bankaları hala altın alıyor ve bu yapılandırma talebi uzun vadede destekliyor" diye konuştu. "Sığınak hep altın" Altın fiyatlarındaki bu dalgalanmanın arka planında birbirini tetikleyen jeopolitik krizler bulunduğunu belirten Cumhur Kitiş, "Rusya-Ukrayna savaşı, diplomatik masalarda tıkanmış durumda. Avrupa enerji ve güvenlik denkleminde yeni bir kırılma eşiğinde. ABD’nin Venezuela’ya yönelik kara operasyonu hazırlıkları, Latin Amerika’da uzun yıllar sonra yeniden askeri gerilimi gündeme taşıdı. İsrail’in Gazze’deki ateşkes ihlalleri ise hem bölgesel istikrarı hem de küresel kamuoyunun güvenini sarsıyor. Bu üç cephedeki eşzamanlı gerginlik, yatırımcıyı yeniden güvenli liman arayışına itti. Artık herkes farkında, krizlerin coğrafyası değişse de sığınak hep aynı altın" şeklinde konuştu. "Yatırım aracı değil, egemenlik sembolü haline geldi" Küresel hareketlilik, Türkiye piyasalarına da doğrudan yansıdı. Hafta başında 5 bin 950 TL ile rekor kıran gram altın, ons tarafındaki sert düşüşün ardından 5 bin 700 TL seviyesine kadar geriledi. Kitiş, bu hareketin kısa vadede paniğe yol açmaması gerektiğini söyleyerek, "Kur etkisi ve küresel satış baskısı bu tür geri çekilmeleri kaçınılmaz kılıyor. Ancak Türkiye’de enflasyonun hâlâ yüksek seyretmesi, halkın birikimini altınla koruma refleksini güçlü tutuyor. Bu talep trendi kolay kolay kırılmaz. Son dönemde Hindistan Merkez Bankası’nın rezervlerini 880 tona çıkarması, Çin’in alımlarını hızlandırması ve Rusya’nın yeni altın bazlı ödeme planlarını gündeme getirmesi, ‘doların tahttan inişi’ tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Artık mesele sadece enflasyondan korunmak değil. Ülkeler, para sisteminde yeni bir denge arıyor. Bu sebeple altın, sadece yatırım aracı değil, egemenlik sembolü haline geldi" ifadelerine yer verdi. "Dalgalanmadan korkan, değerden uzak kalır" Ahmet Cumhur Kitiş, kısa vadede 4 bin doların altındaki ons fiyatlarının yeni alım fırsatları oluşturabileceğini, orta vadede ise 4 bin 500 - 4 bin 600 dolar hedefinin teknik olarak masada olduğunu belirtti. Kitiş, "Küresel ekonomi güven bunalımı yaşıyor. Eğer ABD seçim süreci ve Orta Doğu hattındaki krizler derinleşirse, altın yılı bitirmeden bir kez daha zirve görebilir. Altın, fırtınalı dönemlerin en sessiz kazananıdır. Sert yükselişler göz kamaştırabilir, ama asıl kazanç sakin kalabilenlerindir. Dalgalanmadan korkan, değerden uzak kalır" şeklinde konuştu.