EKONOMİ
Bakan Bayraktar: "Enerji, kalkınmanın ve milli güvenliğin temel unsurudur" 11 Mayıs 2026 Pazartesi - 22:06:30 Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Türkiye’nin enerji geleceğinde nükleer projelerin kritik rol üstlendiğini belirterek, "Bir yandan Karadeniz’de kendi gazımızı üretiyor, bir yandan nükleer güç reaktörlerimizi inşa ediyoruz" dedi. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Kırklareli’nin Babaeski ilçesinde ENKA Doğal Gaz Kombine Çevrim Santrali’nin açılışında yaptığı konuşmada enerjinin kalkınma, milli güvenlik ve bağımsızlığın en temel unsurlarından biri olduğunu vurgulayarak, Türkiye’nin enerji alanında güçlü adımlarla ilerlediğini söyledi. Bayraktar, Türkiye’nin artan enerji ihtiyacını karşılamak ve uzun vadeli enerji arz güvenliğini sağlamak amacıyla nükleer enerji yatırımlarını kararlılıkla sürdürdüklerini belirterek, Türkiye’nin yeni enerji vizyonunda nükleer projelerin stratejik bir yere sahip olduğunu vurguladı. Bakan Bayraktar, Türkiye’nin enerji altyapısını güçlendirmek adına doğal gaz, yenilenebilir enerji ve nükleer yatırımları birlikte hayata geçirerek daha güçlü, daha sürdürülebilir ve daha bağımsız bir enerji sistemi inşa ettiklerini ifade etti. "Türkiye’nin bu yeni enerji mimarisinde" Bakan Bayraktar, "Türkiye olarak sanayisi büyüyen, nüfusu artan ve kentleşmesi süren bir ülkeyiz. Kalkınıyoruz, refah seviyemiz yükseliyor. Bununla bağlantılı olarak da enerji talebimiz her geçen yıl artıyor. Geçtiğimiz 23 yılda 3 kat artan elektrik talebimizin önümüzdeki 30 yılda da en az 3 kat büyüyeceğini tahmin ediyoruz. Zira, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de önemli bir elektrikleşme trendi ile karşı karşıyayız. Yapay zekâ, veri merkezleri, elektrikli otomobiller Hepsi daha fazla, kaliteli ve kesintisiz elektriğe ihtiyaç duyuyor. Sürekli artacak olan bu elektrik talebini yönetmek için mevcut durumla yetinemeyiz. Bugünden planlı, akılcı ve uzun vadeli adımlar atmak zorundayız. Bu yıl, Milli Enerji ve Maden Politikamızın 10. yılında, ülkemizin uzun dönemli enerji planlamasını güncelliyoruz. Daha dirençli, daha esnek ve daha sürdürülebilir bir enerji sistemi inşa etmek için kapsamlı bir dönüşüm sürecindeyiz. Türkiye’nin bu Yeni enerji mimarisinde Yenilenebilir enerji yatırımlarını daha da arttıracağız, Doğal gaz ve elektrik altyapımızı güçlendireceğiz, Nükleer enerji projelerimizi hayata geçireceğiz, Enerjimizi verimli kullanacak enerji yoğunluğumuzu her yıl iyileştireceğiz, Dijitalleşme ile enerji sistemimizi daha akıllı hale getireceğiz. Aynı zamanda uluslararası iş birliklerimizi geliştirerek Türkiye’yi enerjide bir merkez ülke yapma hedefimiz doğrultusunda ilerlemeye devam edeceğiz" diye konuştu. "Doğal gaz santralleri arz güvenliğimizin adeta güvencesi" Bakan Bayraktar, "Enerji politikalarımızı şekillendiren üç temel önceliğimiz var: Arz güvenliği, dışa bağımlılığın azaltılması ve 2053 net sıfır hedefi. Bu doğrultuda son 20 yılda çok büyük bir dönüşümü hayata geçirdik. Bugün geldiğimiz noktada kurulu gücümüz 125 bin megavatı aşmış durumda. Bunun yüzde 63’ü yenilenebilir enerji kaynaklarından oluşuyor. Güneş ve rüzgâr enerjisinde tarihi bir hamle gerçekleştirdik. Sadece 13 yılda bu alanlarda kurulu gücümüzü neredeyse sıfırdan 41 bin megavatın üzerine taşıdık. Biraz önce ifade ettiğim gibi önümüzdeki dönemde de bu yatırımlarımız hız kesmeden devam edecek. Ancak burada altını çizmemiz gereken çok önemli bir şey var. Yenilenebilir enerji kaynakları, doğası gereği kesintili kaynaklardır. Geçtiğimiz yıl Avrupa’da yaşanan ve 60 milyon insanı etkileyen kesintiler, sadece yenilenebilir enerjiye bağlı risklerini göstermiş oldu. Dolayısıyla enerji sisteminin sağlıklı, dengeli ve kesintisiz çalışabilmesi için bu kaynakları destekleyecek güçlü bir altyapıya ihtiyaç var. İşte bu noktada doğal gaz çevrim santralleri devreye giriyor. Doğal gaz santralleri, 7 gün 24 saat, hava şartlarında bağımsız, kesintisiz üretim yapabilen, yenilenebilir enerjinin esnekliğini dengeleyen, arz güvenliğimizin adeta güvencesi olan santralleridir. Esnek üretim kabiliyetleri sayesinde sistemin sigortası konumundadır" şeklinde konuştu. "Türkiye enerjide merkez ülke olma yolunda dev adımlarla ilerliyor" Bakan Bayraktar, "Türkiye, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde büyük bir kararlılıkla, inançla enerjide merkez ülke olma yolunda dev adımlarla ilerliyor. Bir yandan Karadeniz’de kendi gazımızı üretiyor, bir yandan nükleer güç reaktörlerimizi inşa ediyor, bir yandan da bugün burada olduğu gibi modern doğal gaz çevrim santrallerimizi devreye alıyoruz. Bu önemli yatırımın ülkemizin enerji piyasalarına olan güvenin önemli bir göstergesi olduğunun altını tekrar çizmek istiyorum. Bu duygu ve düşüncelerle Kırklareli Doğal Gaz Kombine Çevrim Santralimizin ilimize, bölgemize ve ülkemize hayırlı olmasını diliyorum. Bu önemli yatırımın hayata geçmesinde emeği olan herkese bir kez daha teşekkür ediyorum. Sizleri sevgiyle, saygıyla ve muhabbetle selamlıyorum" ifadelerini kullandı.
11 Mayıs 2026 Pazartesi - 20:42 Besler, yılın ilk çeyreğindeki konsolide cirosunu KAP’a bildirdi Türkiye’de, gıda sektörünün öncü şirketlerinden Besler, 2025 yılındaki başarılı performansını 2026’ya taşıyarak, yılın ilk çeyrekteki konsolide cirosunu 9,4 milyar TL’ye yükseltti. Brüt kârı 2,5 milyar TL’ye ulaşan Besler, dondurulmuş gıdada ve margarin pazarlarındaki güçlü sektör liderliğini korudu. Dondurulmuş gıda ve konserve kategorisinde SuperFresh, donuk fırıncılıkta DFU, yağ kategorisinde Bizim Yağ, Terem, Luna, Yayla, Sabah ve Halk, sürülebilir peynir kategorisinde Ülker Sürmix markalarını bünyesinde barındıran Besler, 2026 yılının ilk üç ayına ilişkin finansal sonuçlarını Kamuyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) bildirdi. Şirket, geçen yılın aynı dönemine kıyasla konsolide ciro ve kârlılığını artırarak istikrarlı büyümesini sürdürdü. Güçlü operasyonel yapısı ve verimlilik odaklı yaklaşımıyla Besler’in yılın ilk çeyreğindeki konsolide cirosu, 2025 yılının aynı dönemine göre yüzde 3,7 artarak 9,4 milyar TL oldu. Brüt kârı yüzde 2,9 artışla 2,5 milyar TL’ye ulaşan Besler’in, Faiz, Amortisman ve Vergi Öncesi Kârı (FAVÖK), ise yüzde 5,1 artışla 1,3 milyar TL oldu. FAVÖK marjı da yüzde 13,5’e yükseldi. Besler, 2026’nın ilk üç ayında 708 milyon TL ihracat geliri elde etti. Besler, bu yıla ilişkin finansal öngörülerini kamuoyuyla paylaşarak sürdürülebilir büyüme hedeflerine olan güvenini ortaya koydu. Şirket, sene sonu hasılat büyüme beklentisini 1 puan sapma payıyla yüzde 3, FAVÖK marjı beklentisini ise 1 puan sapma payıyla yüzde 13,5 olarak açıkladı. Yıldız Holding bünyesinde oluşturulan Gıda Grubu yapılanmasıyla organizasyonunu daha da güçlendiren Besler; zengin marka portföyü, üretim gücü ve sektör deneyimiyle sektördeki öncü konumunu daha da ileri taşımayı hedefliyor. Yaklaşık 63 milyon tabakta 20 milyon haneye ulaşan Besler, dondurulmuş gıdada SuperFresh yüzde 34, margarinde ise Bizim Yağ ve Terem markalarıyla toplam yüzde 68,6’luk pazar payı ve üretim gücüyle sektör liderliğini korudu. Tüketici ihtiyaçlarına hızlı yanıt satış performansına olumlu yansıdı 2026’nın ilk üç aylık döneminde, şirketin tüketici ihtiyaçlarına hızlı yanıt veren ürün stratejisi ve kategori odaklı yaklaşımı, satış performansına da olumlu yansıdı. Besler’in lider markaları ile Ramazan dönemini de kapsayan ilk çeyrekte hayata geçirdiği iletişim faaliyetleri ve inovatif ürünleri tüketiciyle kurulan güçlü bağı destekledi. Yağ kategorisinden elde edilen hasılat 6,1 milyar TL olurken, dondurulmuş gıda ve konserve kategorilerinden elde edilen hasılat ise 3,3 milyar TL olarak gerçekleşti. Yeni kategorilerin ve inovatif ürünlerin ciroya katkısı büyüyor Besler’in Türkiye’yi dondurulmuş gıda ile tanıştıran ve kategorinin liderlerinden olan markası SuperFresh, 2025’in son çeyreğinde giriş yaptığı hazır yemek kategorisinde inovatif ürünleriyle kısa sürede önemli bir ivme yakaladı. Tüketicilere evde restoran deneyimi sunan yeni Pizza Artizan, Gurme Mantı ve Lazanya ürünleriyle, YouGov Yılın İnovatif Ürünleri araştırmasında hazır yemek kategorisinde aldığı ödüller, SuperFresh’in inovasyondaki öncü konumunu tescilledi. Sürülebilir peynir kategorisinde ise Ülker Sürmix, 2026 yılının ilk çeyreğinde 400 bin haneye ulaşırken, geçen yılın aynı dönemine kıyasla pazarın en hızlı büyüyen alt segmenti olan çeşnili sürülebilir peynir kategorisinde tonaj bazında yüzde 31 pazar payı elde etti. Besler, ticari performansını güçlendirmenin yanı sıra, sürdürülebilirlik alanındaki bütüncül yaklaşımını da geliştirmeyi sürdürdü. Bu kapsamda SuperFresh’in tarladan sofraya uzanan, toprağı korurken üretimde verimliliği ve israfı azaltmayı merkeze alan bütüncül "Döngüsel Bereket" modeli, şirketin tarımsal değer zincirinde uzun vadeli değer üretme vizyonunun önemli örneklerinden biri oldu. "İnovasyon ve sürdürülebilirlik odağında gıda sektörünün geleceğine öncülük ediyoruz" 2026 yılına güçlü bir finansal performans ve stratejik hedeflerimizle uyumlu bir büyümeyle başlangıç yaptıklarını vurgulayan Yıldız Holding Gıda Grubu Başkanı ve Besler CEO’su Mert Altınkılınç, "Besler olarak öncü markalarımız, verimli üretim anlayışımız ve inovatif ürün portföyümüzle istikrarlı büyüme hedefimize kararlılıkla ilerliyoruz. Hem ülkemizde hem de global pazarlarda varlığımızı güçlendirirken, geleceğin gıda ekosistemini şekillendirmek için çalışıyoruz. 2026 yılına Yıldız Holding Gıda Grubu çatısı altında organizasyonumuzu yeniden yapılandırarak güçlü bir başlangıç yaptık. Grup bünyesinde lider şirketlerimiz ve markalarımız ile gıda sektörünün sürdürülebilir dönüşümü için üretimden tedarik zincirine, inovasyondan ürün geliştirmeye uzanan bütüncül bir yaklaşımla çalışmalarımıza devam ediyoruz. Önümüzdeki dönemde de inovasyonu işimizin merkezinde tuttuğumuz ürün portföyümüzü sürekli geliştirirken; güçlü finansal yapımız, yüksek üretim kapasitemiz, Ar-Ge yatırımlarımız ve sürdürülebilirlik yaklaşımımızla gıda ekosisteminin geleceğine yön vermeye kararlıyız" dedi.
11 Mayıs 2026 Pazartesi - 18:43 Muş’ta aromasıyla öne çıkan karpuzun ekimine başlandı Muş’ta gece ile gündüz arasındaki sıcaklık farkı sayesinde kendine has tat ve aromaya sahip olan karpuzun ekimine başlanırken, 2026 sezonunda 240 bin tonun üzerinde üretim hedefleniyor. Muş’ta yaz aylarında gece ile gündüz arasındaki sıcaklık farkı sayesinde lezzeti ve aromasıyla dikkat çeken karpuzun ekimine başlandı. Merkeze bağlı Arpayazı köyünde bulunan 200 dönümlük arazide yaklaşık 80 bin karpuz fidesi, sabahın ilk ışıklarıyla birlikte kadın işçilerin emeğiyle toprakla buluşturuldu. Türkiye’nin önemli karpuz üretim merkezlerinden biri haline gelen Muş Ovası’nda üreticiler, yeni sezon için yoğun mesaiye başladı. Verimli toprak yapısı ve iklim şartları sayesinde kaliteli ürün elde edilen bölgede, karpuz üretimi her geçen yıl artış gösteriyor. Özellikle yaz döneminde gece ve gündüz arasındaki sıcaklık farkı, Muş karpuzuna farklı bir tat ve aroma kazandırıyor. Kadın işçilerin büyük emek verdiği fide dikim çalışmalarında binlerce fide özenle toprakla buluşturulurken, üreticiler de sezonun bereketli geçmesini temenni etti. Tarım ve Orman İl Müdürlüğü verilerine göre, 2025 yılında kent genelinde 30 bin 710 dekarlık alanda yapılan karpuz ekiminden 224 bin 616 ton ürün elde edilirken, 2026 üretim sezonunda yaklaşık 33 bin dekarlık alanda 240 bin tonun üzerinde karpuz üretimi hedefleniyor. Muş’ta üretimin artmasıyla birlikte karpuzun kent ekonomisine önemli katkı sunması beklenirken, 2026 sezonunda yapılacak üretimden yaklaşık 1,4 milyar TL ekonomik gelir elde edilmesi bekleniyor. Tarla sahibi Onur Çetin, babasıyla birlikte yaklaşık 15 yıldır çiftçilik yaptıklarını belirterek, şu anda 200 dönümlük karpuz tarlasında üretim yaptıklarını söyledi. Çetin, "Gördüğünüz üzere yeni teknolojik aletlerle bu işi sürdürmeye çalışıyoruz. İnşallah daha da büyüteceğiz. Yaklaşık 20 kişilik bir ekibimiz var. Bu ekiple birlikte gece gündüz demeden çalışıyoruz. İnşallah işlerimizi daha da büyüteceğiz" dedi. Çetin, sabah saat 06.00’da başlayan mesainin akşam 18.00’e kadar sürdüğünü belirterek, "Tabii ki yoruluyoruz ama herkes işini aşkla ve zevkle yapıyor. Şu an gördüğünüz 200 dönümlük tarlada yaklaşık 80 bin fideyi ekim aşamasındayız. İnşallah en kısa zamanda bu fidelerin meyvesini almayı umut ediyoruz. Gördüğünüz gibi işimize dört elle sarılıyoruz ve çalışmalarımıza devam ediyoruz. Umut ediyoruz ki çok güzel ürünler elde edeceğiz" ifadelerini kullandı. Muş’ta gece ile gündüz arasındaki sıcaklık farkının karpuza doğal bir tat ve aroma kattığını belirten Çetin, "Ayrıca mevsim şartlarından dolayı Türkiye’de en geç hasat edilen karpuzlardan biri oluyor. Bu nedenle de ürünümüze yoğun rağbet var. Bu durum bizim için de oldukça sevindirici oluyor. Mayıs ayının sonunda ekim yapıyoruz. Temmuz sonu ile Ağustos başı gibi de hasat başlıyor. Bu yaklaşık iki buçuk aylık süreç bizim için oldukça zorlu geçiyor. Ancak zorluğunun yanında severek yaptığımız bir iş olduğu için aynı zamanda keyifli de oluyor" şeklinde konuştu.
Ziraat Odası Başkanı Doğan: "Fuarlar modern tarıma geçiş konusunda önemli kazanımlar sağlıyor"
29 Ekim 2025 Çarşamba - 10:26 Ziraat Odası Başkanı Doğan: "Fuarlar modern tarıma geçiş konusunda önemli kazanımlar sağlıyor" Düzenlenecek Adana Tarım ve Sera ile Bahçe Fuarı’nın önemine değinen Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan," Böyle fuarlar, çiftçiler, tarım uzmanları, teknoloji geliştiricileri ve tarımsal işletmeler için önemli bir buluşma noktasıdır. Burada bilgi akışı sağlanıyor, yeni tarım teknolojileri tanıtılıyor ve sektörle ilgili iş birlikleri güçleniyor" dedi. Oda Başkanı Doğan, yaptığı açıklamada Çukurova’nın tarımsal gücünü ve bölge çiftçisinin üretim vizyonunu 4-8 Kasım 2025 tarihleri arasında Fuar ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen 18. Adana Tarım ve Sera ile Bahçe Fuarı’nda tanıtacağını söyledi. Doğan, fuar kapsamında bölgenin tarımsal potansiyelinin, modern üretim tekniklerinin ve yenilikçi tarım uygulamalarının ziyaretçilere sunulacağını kaydetti. Tarımın Çukurova için stratejik bir sektör olduğuna vurgu yapan Doğan, "Çukurova, Türkiye’nin en verimli üretim merkezlerinden biridir. Tarım, bölgemizde sadece ekonomik bir faaliyet değil, binlerce aile için yaşam kaynağıdır. Bu fuar, hem tarım sektörünün geleceğine ışık tutuyor hem de çiftçilerimize modern tarıma geçiş konusunda önemli kazanımlar sağlıyor" diye konuştu. Çukurova ürünleri dünya pazarına açılıyor Yüreğir Ziraat Odası olarak, fuarda narenciye, avokado, muz, ejder meyvesi, karpuz, şeker kamışı, yerfıstığı, pamuk, pikan cevizi, hurma, nar, papaya, pepino ve kiwano gibi Çukurova’nın verimli topraklarında yetiştirilen geniş ürün yelpazesinin de tanıtımını yapacaklarına değinen Doğan, şöyle devam etti: "Ürün çeşitliliği ve yenilikçi üretim teknikleri bölgenin tarımsal rekabet gücünü de artırıyor. Çiftçilerimizle birlikte hem tarımsal inovasyonları hem de sürdürülebilir üretim modellerini fuarda paylaşmaktan mutluluk duyuyoruz. Bu platform, üreticimizin hem ulusal hem uluslararası pazarda daha güçlü olmasına katkı sağlıyor." Adana Tarım ve Sera ile Bahçe Fuarı’nın sadece bir ürün sergi alanı değil, tarım sektörünü bir araya getiren güçlü bir iş birliği platformu olduğunu da aktaran Doğan, "Böyle fuarlar, çiftçiler, tarım uzmanları, teknoloji geliştiricileri ve tarımsal işletmeler için önemli bir buluşma noktasıdır. Burada bilgi akışı sağlanıyor, yeni tarım teknolojileri tanıtılıyor ve sektörle ilgili iş birlikleri güçleniyor. Yüreğir Ziraat Odası olarak fuarda çiftçilere tarımsal danışmanlık, sürdürülebilir üretim teknikleri ve modern tarım uygulamaları konusunda rehberlik edeceğiz" ifadelerini kullandı. Doğan, tüm tarım üreticilerini ve sektör paydaşlarını fuara davet etti.
Restoran sahibi, yeni sistemle hem fiyatları düşürmeyi hem de gıda israfının önüne geçmeyi hedefliyor
29 Ekim 2025 Çarşamba - 10:11 Restoran sahibi, yeni sistemle hem fiyatları düşürmeyi hem de gıda israfının önüne geçmeyi hedefliyor Trabzon’da daha önce sıra dışı uygulamayla dikkatleri üzerine çeken bir kebapçı, bu defa farklı bir uygulamaya imza atmaya hazırlanıyor. Trabzon’un Yomra ilçesinde faaliyet gösteren bir restoran, yeni sistemle hem fiyatları düşürmeyi hem de gıda israfının önüne geçmeyi hedefliyor. İşletme sahibi Halil İbrahim Demirtaş, yeni sistemle müşterilerin yalnızca sipariş ettikleri mezelerin ücretini ödeyeceğini belirterek, "Kimse yemediği bir ürünün ücretini ana yemek üzerinden ödemek zorunda kalmayacak. Ana yemek fiyatlarımızı ve kâr marjımızı minimize ederek fiyatları düşüreceğiz" dedi. Müşterilerin diledikleri mezeleri sipariş edebileceğini, sadece yediklerinin ücretini ödeyeceğine dikkat çeken Demirtaş; "Misafirlerimiz menüden ana yemeklerini seçecek, diledikleri mezeleri sipariş edecek; sadece yediklerinin ücretini ödeyecek" diye konuştu. Her akşam çöpe giden mezeleri gördükçe üzüldüğünü ifade eden Demirtaş yeni sistemle israfı en aza indirip fiyatları erişilebilir hale getirmeyi hedeflediklerini söyledi. Restoranlarda "ikram" diye bir şey yoktur "Restoranlarda "ikram" diye bir şey yoktur. Bir restorana girdiğinizde önünüze gelen her ürün ücretlidir" diyen Demirtaş, "Trabzon’da tek şubesi bulunan bir işletmeyiz ve ilklere imza atmayı seviyoruz. Günümüzün şartlarında hem bizim hem vatandaşın muzdarip olduğu israf sorununa dikkat çekmek istedik. Restoran sahipleri olarak zaman zaman "Sen daha çok meze verdin, ben daha çok meze verdim" gibi bir rekabetin içine giriyoruz. Biz bu anlayışın önüne geçmek istiyoruz. Özellikle şunu vurgulamak isterim: Restoranlarda "ikram" diye bir şey yoktur. Bir restorana girdiğinizde önünüze gelen her ürün ücretlidir. Bu ürünlerde kâr gözetilmez, birim maliyet hesaplanır ve ana yemeğin üzerine eklenir. Dolayısıyla ana yemek fiyatı otomatik olarak yükselir. Biz hem bu fiyatları düşürmek hem de israfın önüne geçmek amacıyla, Allah nasip ederse Kasım ayında yeni bir uygulamaya geçiyoruz. Başarılı olursak, bu sistemi yıl boyunca sürdürmeyi planlıyoruz. Bu sayede, kimse yemediği bir ürünün ücretini ana yemek üzerinden ödemek zorunda kalmayacak. Ana yemek fiyatlarımızı ve kâr marjımızı minimize ederek fiyatları düşüreceğiz. Aynı şekilde meze fiyatlarımızı da uygun seviyelere çekeceğiz. Herkes sadece istediğini yiyecek, yemediğinin parasını ödemeyecek. Örneğin, vatandaşın 300-400 TL’si varsa neden 400 TL’lik bir yemeğe 650 TL ödesin? Bizim amacımız bunun önüne geçmek. Bunun için uygun bir fiyat politikası hazırlıyoruz. Herkes ailesiyle restoranımıza gönül rahatlığıyla gelebilecek. Mesela şu anda Adana kebabımızın fiyatı 550 TL. Yanında çeşitli yancılar da veriyoruz. Yeni sistemimizle Adana menümüzün fiyatını 350 TL’ye düşüreceğiz. Meze fiyatlarımızı ise 30, 40 ve 50 TL olarak belirleyeceğiz. Mezelerimiz Güneydoğu ve Hatay mutfağına özel lezzetlerden oluşuyor" dedi. Sadece yediklerinin ücretini ödeyecekler Müşterilerin sadece yediklerinin ücretlendirileceğini kaydeden Demirtaş, "Misafirlerimiz menüden ana yemeklerini seçecek, diledikleri mezeleri sipariş edecek; sadece yediklerinin ücretini ödeyecek. Biz ilklere imza atmayı seven bir işletmeyiz, inşallah bu uygulamayı da başarıyla hayata geçireceğiz. Amacımız, çöpe giden ürünlerin önüne geçmek. Her akşam çöpe giden mezeleri gördükçe gerçekten üzülüyorum. Bu nedenle ana yemek fiyatlarımızı aşağıya çekiyor, mezeleri ise tüketim esasına göre ücretlendiriyoruz. Yiyen ödeyecek, yemeyen ödemeyecek" diye konuştu.
Oral’dan Erzurum ekonomisine mercek
29 Ekim 2025 Çarşamba - 09:18 Oral’dan Erzurum ekonomisine mercek Erzurum Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Oral, Palandöken’de düzenlenen "Şehrin Ekonomisi Erzurum" paneline panelist olarak katıldı. Erzurum’un ekonomik potansiyeli, üretim gücü ve geleceğe yönelik yatırım fırsatlarının ele alındığı panelde, kent ekonomisinin farklı dinamikleri tüm yönleriyle değerlendirildi. Panelde; tarım, hayvancılık, tarımsal üretim, ihracat, turizm ve iş dünyası gibi birçok başlık öne çıkarken, Başkan Hakan Oral Erzurum’un kalkınmasında stratejik öneme sahip sektörlere ilişkin kapsamlı bir değerlendirme yaptı. Oral, şehir ekonomisinin sürdürülebilir büyüme göstermesi için üretim ve ihracat odaklı bir yapının güçlendirilmesi gerektiğini belirtti. "Gastronomi kültürü ve turizm değerleri ekonomiye kazandırılmalı" Erzurum’un sahip olduğu doğal kaynaklar, coğrafi konumu ve kültürel zenginlikleriyle bölgesel bir üretim ve ticaret merkezi olma potansiyeline dikkat çeken Başkan Oral, özellikle tarım ve hayvancılık sektörlerinde verimliliğin artırılması gerektiğini ifade etti. Bu kapsamda modern üretim tekniklerinin yaygınlaştırılması, kırsal kalkınmayı destekleyen politikaların geliştirilmesi ve genç nüfusun üretime yönlendirilmesinin önemine vurgu yaptı. Ayrıca, Erzurum’un sahip olduğu gastronomi kültürünün ve turizm değerlerinin hem ekonomik hem de kültürel açıdan büyük bir fırsat sunduğunu belirten Başkan Oral, "Erzurum, tarihinden aldığı güçle bir turizm ve gastronomi kentidir. Bu potansiyelin daha etkin kullanılması için devlet destekleri ve özel sektör yatırımları artırılmalıdır." dedi. "Marka değerler ulusal anlamda tanıtılmalı" Başkan Oral konuşmasında, üretimden ihracata uzanan süreçte yerel girişimcilerin desteklenmesi, katma değeri yüksek tarımsal ürünlerin teşvik edilmesi, markalaşma çalışmalarına ağırlık verilmesi ve Erzurum’un marka değerinin ulusal ve uluslararası düzeyde tanıtılması gerektiğinin altını çizdi. Son olarak, şehir ekonomisinin büyümesi ve sürdürülebilir hale gelmesi için kamu, özel sektör ve sivil toplum kuruluşları arasında güçlü bir iş birliği yapılmasının önemine dikkat çeken Başkan Oral, "Erzurum’un geleceğini birlikte inşa etmek için üretmek, paylaşmak ve iş birliği yapmak zorundayız." ifadelerini kullandı.
Aydın’da yağışların ardından zeytin hasadı başladı
29 Ekim 2025 Çarşamba - 08:52 Aydın’da yağışların ardından zeytin hasadı başladı Türkiye’nin en önemli zeytin ve zeytinyağı üretim merkezleriniden bir olan Aydın’da 20025-2026 yılı hasat dönemi başladı. Bu yıl uzun süren kuraklığın ardından gerçekleşen yağışların üreticiye umut olduğunu kaydeden Karya Farma Kurucusu Hakan Başlık, "Kurum olarak zeytin ve zeytinyağını bir gıda değil şifa kaynağı ürün olarak görüyoruz. Yağışların ardından hasada başladık. Verim de rekolte de çok iyi" diye konuştu. Genellikle sofralık ve özel tüketim yeşil zeytinyağı üretimi yapmak isteyenlerin yağışların ardından hasada başladığı Aydın’da toplanan zeytinler alım merkezlerinde elenerek boyutuna göre ayrıldıktan sonra satışa sunuluyor. Özel yeşil zeytinyağı yapmak isteyenler ise hasattan hemen sonra zeytinleri sıktırıp cizemlik yağ elde ediyor. Aydın’da kurak geçen yazın ardından geçtiğimiz haftalarda başlayan yağışlarla zeytinlerin hasat etme seviyesine ulaştığını kaydeden Hakan Başlık, "verilere göre ilimiz Aydın’da 154 bin hektarlık alanda zeytin üretimi yapılıyor. Aydın’da yağlık ve sofralık olarak yaklaşık 1 milyon 750 bin ton üretim gerçekleşiyor. Mevcut olan 25 milyon ağaç varlığı da her geçen gün artıyor. Sektördeki en büyük sıkıntı maalesef zeytin ve zeytinyağı sıradan bir tarımsal ürün olarak görülmesi. Oysa bu ürün şifa niyetine tüketilmesi gereken bir gıda olduğu anlaşılınca zeytin ve zeytinyağı hak ettiği değeri bulacaktır" dedi.
Denizli Ticaret Odası, Yüksek İstişare Kurulunu topladı
28 Ekim 2025 Salı - 16:07 Denizli Ticaret Odası, Yüksek İstişare Kurulunu topladı Denizli Ticaret Odası (DTO) Yüksek İstişare Kurulu (YİK), DTO Başkanı Uğur Erdoğan’ın yönetiminde toplandı. Denizli’nin ve sektörlerinin geleceğine dair öneri, fikir ve projelerin masaya yatırılan toplantı için Başkan Erdoğan, "Sektörlerimiz, Denizli’miz ve üyelerimiz için hazırladığımız yeni projelerimizin sunumunu yaptık ve görüşlerini aldık. Süregelen projelerimizin son durumu hakkında da bilgilendirdik. El birliğiyle hem odamızı hem de şehrimizi ve sektörlerimizi büyüteceğiz, hep beraber gelişip daha da güçleneceğiz" dedi. Denizli Ticaret Odası (DTO) Yüksek İstişare Kurulu (YİK), DTO Başkanı Uğur Erdoğan’ın yönetiminde toplandı. Yoğun ilgi gören toplantıda şehrin sektörlerinin ve iş dünyasının geleceğinin planlandığı DTO’nun Avrupa Birliği, Türkiye Cumhuriyeti Devleti bakanlıkları ile kamu kurum ve kuruluşlarından desteklenmeye uygun görülen projeleri ile DTO’nun uzman teknik ekibinin yerel kalkınma hamlesi teşvik programına dair hazırladığı yerel yatırım konuları görüşüldü. Başkan Erdoğan, toplantının başında, YİK’e yeni katılan Önceki Dönem Denizli Milletvekillerinden ve DTO Başkanlarından Mehmet Yüksel, tanınmış iş insanları Süleyman Öztürk ve Mehmet Ercüment Erdem ile Ziraat Bankası Denizli Bölge Başkanı Hüseyin Kahraman’a, kısa bir konuşmayla katılımlarından dolayı teşekkür ederek "Hoş geldiniz. Sizlerle daha da güçlendik. Bugünden itibaren sunacağınız değerli katkılarınız için teşekkür ederiz" dedi. Başkan Erdoğan, YİK üyelerine Denizli ekonomisinin durumunu özetledi Başkan Erdoğan, DTO YİK üyelerine, Denizli’nin içinde bulunduğu ekonomik durumu da kısaca özetledi. Sektörlerin ve ihracatçının hangi durumda olduğuna dair bir tablo çizdi. Başkan Erdoğan, "Denizli olarak, ihracatçı iller arasında 8’inci sıradayız. Ocak-eylül arasındaki 9 aylık dönemdeki ihracatımız 3 milyar 493 bin 561 dolar; geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 7,1’lik bir artışımız var. Ancak lokomotif sektörlerimiz hazır giyim ve konfeksiyonda yüzde 2,84, tekstil ve ham maddelerinde de yüzde 1,14’lük bir azalış söz konusu. Yine öne çıkan sektörlerimizden elektrik ve elektronik yüzde 19,61, demir ve demir dışı metaller yüzde 13,63, madencilik ürünleri yüzde 9,78, çelikte de yüzde 4,69’luk bir artış yakaladık. Geçen ay 173 ülkeye ihracat yaptık. Son 12 aylık ihracatımız ise 4 milyar 612 bin 919 dolara ulaştı. Öte yandan Ocak-Ağustos arasındaki 8 aylık dönemdeki ithalatımız 1 milyar 383 bin 26 dolar oldu. Geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 2,19’luk bir artış var. İthalatımız, öne çıkan sektörlerimizden materyallerin geri kazanımı ile tekstil elyafın hazırlanması ve bükülmesinde ise azaldı. Son 12 aylık ithalatımız, 2 milyar 99 bin 838 dolar olarak kayıtlara geçti. Oda olarak yılın ilk 9 ayında bin 206 yeni üye kaydettik. Yeni üye kaydımız, geçen yılla hemen hemen aynı. 23 bin 300 üyeye çok yaklaştık. Yıllık bazda üye artış oranımız yüzde 4,39. Bu arada istihdama da bakacak olursak SGK’nın resmi verilerine göre geçen yıl Ocak-Temmuz arasındaki 7 aylık dönemde 4a kapsamındaki çalışan 226 bin 334 idi. Bu yıl aynı dönemde yüzde 0,47’lik bir artış ile 227 bin 400 oldu. Yabancı sermaye ortaklı firmalarımız bu yıl 9 ayda 18 arttı ve toplamda 422’ye ulaştı. Yabancı sermaye oranı yüzde 49,89, yabancı sermaye tutarı ise 489 milyon 853 bin 980 TL oldu. Göreve geldiğimizde fuar organizasyonu 4-5 ile sınırlı idi; zamanla 3 katına kadar çıkardık. Tekstil, teknik tekstil, tekstil makineleri, otomotiv, gıda ve içecek, ambalaj, inşaat, mermer, dekorasyon ve medikal sağlık sektörlerinde dünyanın dört bir tarafındaki en önemli yurt dışı fuarlara, yıllık 600-700 arasında üyemizi yolluyoruz. Bugüne kadar Almanya, Dubai, Yunanistan, Rusya Federasyonu, İtalya, İngiltere, Fransa, İspanya, Belçika, Polonya ve Çin Halk Cumhuriyeti gibi çok sayıda ülkeye gidildi. Beraberinde iş ve inceleme gezileri ile resmi temasların gerçekleştirildiği toplantılar da düzenlendi. Artık üyelerimiz bu tür organizasyonlarımıza yoğun ilgi gösteriyorlar, teşekkür ederiz" diye konuştu. DTO’nun projeleri, artarak son sürat devam ediyor Başkan Erdoğan, konuklarını, projelerindeki son durum hakkında da bilgilendirdi. Erdoğan, "Denizli Ticaret Odası olarak yürüttüğümüz tüm bu projeler, şehrimizin üretim altyapısını güçlendirmiş, eğitim ve istihdam alanında binlerce kişiye dokunmamızı sağlamıştır. Ulusal ve uluslararası fonlarla desteklenen çalışmalarımız, Denizli’mizi yalnızca Türkiye’de değil, Avrupa’da da örnek gösterilen bir üretim ve dönüşüm merkezi haline getirmiştir. Daha güçlü bir Denizli için, hep beraber bilgiyle, iş birliğiyle ve yenilikçi bir zihniyetle çalışmaya devam edeceğiz. Bu sürecin, Denizli’nin 2026 yılı ve sonrasındaki kalkınma ajandasına yön verecek ortak bir akıl çalışması olacağına inanıyorum. Katkı koyan herkese teşekkür ediyorum. Bu sene, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız tarafından desteklenecek konuların ilk dördü, doğrudan son 5 yıldır üzerinde yoğun çalıştığımız teknik tekstil üretimi ile ilgili. Bu kapsamda, 6 üyemizin destek başvurusuna yardımcı olduk; her biri yaklaşık 100 milyon TL destek talebinde bulundu ve sonuçlanmasını bekliyorlar. Toplantımıza ve çalışmalarımıza katkılarınız ve değerlendirmeleriniz için hepinize teşekkür ederiz" dedi. DTO, YİK üyelerine, projelerin ayrıntılarını aktardılar Başkan Erdoğan’ın konuşmasının ardından, DTO Genel Sekreter Yardımcısı Tekstil Mühendisi Dr. Akay Gündoğan projelerinin içeriği hakkında teknik ekipleri tarafından hazırlanan bir sunumla, YİK üyelerini ayrıntılı bilgilendirdi. Ondan sonra da Mimar İbrahim Şenel DTO’nun yeni bina yapma çalışmalarındaki son durum ve projenin içeriği hakkında detaylı bilgi verdi. Yoğun fikir alışverişinin ve bilgilendirmenin olduğu toplantı, katılımcıların tamamıyla günün anısına çektirilen fotoğraf karesi ile de sona erdi.
"Bugünün zorluklarını yarının fırsatlarına dönüştürebiliriz"
28 Ekim 2025 Salı - 14:48 "Bugünün zorluklarını yarının fırsatlarına dönüştürebiliriz" OYAK Genel Müdürü Murat Yalçıntaş, DEİK Türkiye-Almanya İş Konseyi, Alman-Türk İş Konseyi (DTWR) ve NRW Global Business Yatırım ve Kalkınma Ajansı iş birliğiyle Düsseldorf’ta düzenlenen Üst Düzey İş Adamları Yuvarlak Masa Toplantısı’na katıldı. Türkiye’nin üretim, yatırım ve güven vizyonunu dünyaya taşıdıklarını vurgulayan Yalçıntaş, "Almanya’daki varlığımız, OYAK’ın küresel büyüme stratejisinin en somut örneği" dedi. Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu’nun (DEİK) Almanya’da düzenlediği üst düzey iş adamları yuvarlak masa toplantısına katılan OYAK Genel Müdürü Murat Yalçıntaş, temasları sırasında Almanya’daki OYAK iştiraklerinin faaliyetlerini değerlendirdi, şirketin gelecek perspektifiyle ilgili mesajlar verdi. Türk özel sektörünün dış dünyaya açılan penceresi DEİK’in programında, Türkiye’den ve Almanya’dan şirketlerin üst düzey yönetici ve temsilcileri Düsseldorf’ta buluştu. Almanya’nın 10’uncu Cumhurbaşkanı ve Alman-Türk İş Konseyi Onursal Başkanı Christian Wulff ile Kuzey Ren-Vestfalya Eyaleti Başbakanı Hendrik Wüst’ün de katıldığı toplantıda iki ülke ekonomik ilişkileri ve potansiyeller ele alındı. Enerji, sürdürülebilirlik, dayanıklılık, tedarik zincirleri, teknoloji ve üretim başlıklarındaki fırsatlar değerlendirildi. Toplantılara katılan OYAK Genel Müdürü Murat Yalçıntaş temaslarında, Almanya’da iki güçlü markayla faaliyet gösteren şirketin ülkede yatırımcı ve işletmeci olduğunu vurguladı. "Şirket olarak uzun vadeli ortaklıkların gücüne inanıyoruz" diyen Yalçıntaş, "Birlikte çalıştığımızda, bilgi, deneyim ve güveni birleştirdiğimizde bugünün zorluklarını yarının fırsatlarına dönüştürebileceğimize inanıyoruz" mesajı verdi. Geleceğe yönelik stratejiler değerlendirildi Almanya’daki temasları hakkında bilgi veren Yalçıntaş, "İştiraklerimizden ANKER Bank GmbH ve Almatis’e gerçekleştirdiğimiz ziyaretlerde yaptığımız kapsamlı görüşmeler, operasyonel süreçlerimizi yerinde değerlendirme ve geleceğe yönelik stratejik planlarımızı şekillendirme açısından önemli bir fırsat sundu" dedi. Şirket küresel rekabet gücünü artırma hedefleri doğrultusunda Almanya’daki yatırımlarının stratejik bir öneme sahip olduğunu ifade eden Murat Yalçıntaş, "Almanya’daki varlığımız, OYAK’ın uluslararası büyüme vizyonunun en somut örneklerinden birini oluşturuyor. Önümüzdeki dönemde Almanya ve Avrupa pazarındaki konumumuzu daha da güçlendirmeyi hedefliyoruz. İştiraklerimizle gerçekleştirdiğimiz görüşmeler, bu hedeflerimize istikrarlı ve kararlı biçimde ilerlememiz açısından kritik bir rol oynuyor" diye konuştu. Yapılan açıklamaya göre, 60 yılı aşan bankacılık tecrübesini modern dijital yetkinliklerle birleştiren Frankfurt merkezli OYAK ANKER Bank GmbH, 1,4 milyar euroluk aktif büyüklüğüyle Türkiye ve Almanya arasındaki ticaretin gelişmesine katkı sağlıyor. OYAK şirketlerinin Avrupa’daki büyümesine ivme kazandıran banka, BaFin ve Bundesbank denetiminde, tam lisanslı bir Alman bankası olarak hem bireysel hem de kurumsal müşterilerine güvenilir finansal çözümler sunuyor. Açıklamaya göre, 100 yılı aşkın birikimiyle; altı ülkede yedi üretim tesisi, altı dağıtım merkezi ve beş Ar-Ge laboratuvarıyla faaliyet gösteren Almatis, Ludwigshafen’deki üretim tesisiyle yüksek kaliteli alümina üretiminde dünya liderlerinden. Şirketin Ludwigshafen tesisi, Almanya’nın ileri seramik, kimya ve refrakter sanayilerinde stratejik bir role sahip.
ATO Başkanı Baran: "Türkiye, dünyada ilk 10 sağlık turizmi destinasyonu arasında yer alıyor"
28 Ekim 2025 Salı - 13:49 ATO Başkanı Baran: "Türkiye, dünyada ilk 10 sağlık turizmi destinasyonu arasında yer alıyor" Ankara Ticaret Odası’nın (ATO) Milli Katılım Organizasyonu’nu üstlendiği, körfez bölgesinin en önemli sağlık fuarlarından biri olan ’Küresel Sağlık Fuarı 2025’ standının açılış programı yapıldı. ATO Başkanı Gürsel Baran, "Bugün yüksek kalitede sağlık hizmetini, teknoloji ve maliyet avantajıyla birleştirerek kendi vatandaşlarımızın yanı sıra, tüm bölgeye ve dünyaya sunuyoruz. Türkiye, dünyada ilk 10 sağlık turizmi destinasyonu arasında yer alıyor" dedi. Ankara Ticaret Odası’nın Ticaret Bakanlığı desteğiyle Milli Katılım Organizasyonu’nu üstlendiği, Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da gerçekleştirilen Küresel Sağlık Fuarı 2025’te (Global Health Exhibition 2025) yer alan standının açılış programı ATO Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran ile Ticaret Bakan Yardımcısı Mahmut Gürcan ve Türkiye’nin Riyad Büyükelçisi Emrullah İşler’in katılımıyla yapıldı. Ankara Ticaret Odası, 27-30 Ekim 2025 tarihleri arasında gerçekleştirilecek fuarda, 21 firma katılımcı firma ile Türk sağlık sektörünün üretim gücünü, teknolojik yetkinliğini ve hizmet kalitesini sergileyerek dünyaya tanıtacak. "Türkiye artık küresel alanda önemli bir oyuncu durumunda" Türkiye’nin sağlık alanında dünyanın önde gelen ülkelerinden biri olduğunu ifade eden ATO Başkanı Baran, "Kamu-özel sektör iş birliğiyle kurulan modern şehir hastaneleri, dijital dönüşümle entegre akıllı sağlık sistemleri, hızla büyüyen tıbbi cihaz ve ilaç endüstrisi, deneyimli insan kaynağı, yüksek hizmet kalitesi ve sağlık turizmindeki başarılarıyla Türkiye, artık küresel alanda önemli bir oyuncu durumunda. Bugün yüksek kalitede sağlık hizmetini, teknoloji ve maliyet avantajıyla birleştirerek kendi vatandaşlarımızın yanı sıra, tüm bölgeye ve dünyaya sunuyoruz. Türkiye dünyada ilk 10 sağlık turizmi destinasyonu arasında yer alıyor" şeklinde konuştu. "10 milyar dolarlık bir hedefimiz var" Suudi Arabistan’ın ’Vizyon 2030’ hedefleri doğrultusunda yürüttüğü reformlarla, bölgeyi geleceğin sağlık ekosistemlerinden biri haline getirmeyi hedeflediğini vurgulayan Baran, "Türk firmalarının Suudi Arabistan’ın bu hedefi doğrultusunda sağlık sektörünün modernizasyonu ve güçlendirilmesinde kilit rol oynayabileceğine inanıyoruz. Bu fuarın Suudi Arabistan’la ticari ilişkilerimizi geliştirme açısından da kıymetli olduğunu düşünüyoruz. Suudi Arabistan ile yaklaşık 7 milyar dolarlık bir ticaretimiz söz konusu. 2025 yılı itibarıyla 10 milyar dolarlık bir hedefimiz var. Bunu gerçekleştirerek, çok daha yukarılara taşımayı hedefliyoruz" açıklamalarında bulundu. "Küresel Sağlık Fuarı 2025 yeni başarı hikayelerinin doğmasına vesile olacaktır" Ticaret Bakan Yardımcısı Mahmut Gürcan da yaptığı konuşmada, Türkiye ve Suudi Arabistan arasındaki dostluğun, sadece tarihi bağlarla değil ortak hedeflerle, karşılıklı güvenle ve geleceğe dönük güçlü iradeyle pekiştiğini belirterek, "Küresel Sağlık Fuarı 2025, hem firmalarımız hem de ülkelerimiz için kalıcı ortaklıkların ve yeni başarı hikayelerinin doğmasına vesile olacaktır" ifadelerini kullandı. Suudi Arabistan’ın, gelişmiş altyapısı, stratejik konumu ve ev sahipliği yaptığı nitelikli etkinliklerle, iş dünyasının, yatırımcıların ve karar vericilerin bir araya geldiği güçlü bir çekim alanı oluşturduğunu ifade eden Gürcan, organizasyonun zengin içeriğiyle, yenilikçi sağlık teknolojilerinden yapay zeka destekli medikal çözümlere, soğuk zincir taşımacılığından dijital sağlık platformlarına kadar birçok yeniliği bir arada sunduğuna işaret etti. Gürcan, katılımcı profilinin fuarın yalnızca bir ticaret alanı değil, aynı zamanda bilgi paylaşımı ve ortak vizyon geliştirme platformu olduğunu gösterdiğini de sözlerine ekledi. "Artık dünya küçük bir köy haline geldi" Küresel Sağlık Fuarı 2025’e 40’tan fazla Türk firmanın katıldığını aktaran Türkiye’nin Riyad Büyükelçisi Emrullah İşler, "Eski Ankara Milletvekili olarak, Ankaralı olarak ATO’nun burada olmasından mutlu olduğumu, gurur duyduğumu ifade etmek istiyorum. Katılan firmalarımıza başarılar diliyorum. Sağlık alanında, burayla çok güzel iş birlikleri yapılabilir, güzel fırsatlar var. Bunu inşallah firmalarımız, fuar döneminde yapacakları görüşmelerde elbette ki masaya yatıracaklar, değerlendirecekler. Artık dünya küçük bir köy haline geldi. ’Benim orada ne işim var’ değil, artık iş her yerde var. Herkes, her yerde yatırım yapıyor" dedi. Suudi Arabistan’ın, 2030 vizyonuyla, ülkeye yatırımcı çekmek için çok büyük gayret içinde olduğunu dile getiren İşler, bu doğrultuda ülkeye gelen yatırımlar olduğunu anlattı. Suudi Arabistan’dan başka yerlere giden yatırımlar olduğunu da ifade eden İşler, bu nedenle bu tür organizasyonların her bakımdan herkes için faydalı olduğunun altını çizdi. 21 firmaya plaket verildi Açılış programının ardından, fuara ATO standıyla katılım sağlayarak, Türk sağlık sektörünün üretim gücünü, teknolojik yetkinliğini ve hizmet kalitesini temsil eden 21 firmanın standı ziyaret edilerek, plaketleri takdim edildi. Programa, ATO Meclis Başkanı Mustafa Deryal, ATO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcıları Temel Aktay ve Halil İbrahim Yılmaz, ATO Meclis Başkan Yardımcısı Ali İhsan Özdemir ile ATO Yönetim Kurulu Üyeleri Adem Ali Yılmaz ve Ali İhsan Güçlü de katıldı. ATO, Küresel Sağlık Fuarı standı açılış programının ardından fuarda yer verdiği firmalarla, Suudi Arabistan’ın sağlık sektörü temsilcilerini bir gala programında bir araya getirdi. ATO Başkanı Baran’ın ev sahipliğinde ve Türk sermayeli bir restoranda gerçekleşen geceye, Ticaret Bakan Yardımcısı Mahmut Gürcan, Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkan Yardımcısı Furkan Karayaka ile Türk ve Suudi iş adamları katıldı. "Türkiye 1 trilyon 358 milyar dolarlık milli geliri ile dünyanın en büyük 17’nci ekonomisi" Baran, burada yaptığı konuşmada ATO’nun milli katılım desteği ile Türkiye’den 21 firmayı getirdiği Küresel Sağlık Fuarı’nın ilk gününün başarıyla tamamlandığını belirterek, Türkiye’nin hızla büyüyen ekonomisiyle, üç kıtanın tam merkezindeki coğrafi konumuyla önemli bir ülke olduğuna aktaran Baran, "1 trilyon 358 milyar dolarlık milli geliri ile dünyanın en büyük 17’nci ekonomisi, Satın Alma Gücü Paritesine göre de 12’nci sırada. 2024 yılı sonu itibarıyla 262 milyar dolar ihracat 344 milyar dolar ithalat olmak üzere 606 milyar dolarlık dış ticaret hacmi söz konusu" diye konuştu. "Türkiye, artık sağlıkta sadece kendi bölgesinin değil, dünyanın da güvenilir çözüm ortağı" Sağlık yatırımları, özel hastaneler, medikal AR-GE ve dijital sağlık hizmetleri gibi alanlarda, Türkiye ile Suudi Arabistan arasında önemli sinerjiler oluşabileceğine inandıklarını söyleyen Baran, "ATO olarak, üyelerimizin bu pazarda kalıcı iş birlikleri kurmalarını desteklemeye devam edeceğiz. Amacımız, bu organizasyonu sadece bir fuar katılımı olmaktan çıkarıp, kalıcı uluslararası ticaret ve iş birliği platformuna dönüştürmek. Her yıl daha güçlü bir pavilyonla, daha fazla firma ve daha büyük başarılarla bu platformu büyütmek istiyoruz. Bugün burada, sizlerin dinamizmi, cesareti ve üretkenliği sayesinde bir kez daha görüyoruz ki, Türkiye, artık sağlıkta sadece kendi bölgesinin değil, dünyanın da güvenilir çözüm ortağı" diye konuştu. "Türkiye olarak biz de bu uluslararası iş birliği platformunda aktif bir rol üstleniyoruz" Ticaret Bakan Yardımcısı Gürcan ise, Küresel Sağlık Fuarı’nın, yalnızca bir fuar olmanın ötesinde sağlık, bilişim, lojistik ve inovasyon gibi birbirini tamamlayan sektörlerin kesişiminde yer alan, çok yönlü bir iş birliği platformu olduğunu belirterek, "Türkiye olarak biz de bu uluslararası iş birliği platformunda aktif bir rol üstleniyoruz. Güçlü organizasyon kapasitemiz, yenilikçi girişimcilerimiz ve gelişmiş hizmet altyapımızla küresel fuarcılıkta güvenilir ve aranan bir ortak konumundayız" açıklamalarında bulundu. Suudi Arabistan’da düzenlenen bu çok sektörlü etkinliğe, Türk firmalarının güçlü katılımının, ülkenin uluslararası pazarlardaki dinamizmini ve üretim kabiliyetini açık biçimde ortaya koyduğunun altını çizen Gürcan, etkinliğin Türkiye ile Suudi Arabistan arasındaki dostluk ve iş birliğini, daha da güçlendireceğine inandığını dile getirdi. "Bu vizyonumuz, Suudi Arabistan’ın 2030 vizyonu ile büyük bir uyum içindedir" Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkan Yardımcısı Furkan Karayaka ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde ve hükümetin vizyoner programı çerçevesinde Türkiye’nin, son 20 yılda sağlık sisteminin dönüşümünde, büyük bir başarı hikayesi yazdığını belirtti. Hastane altyapısına, dijital sağlık sistemlerine ve Ar-Ge kapasitesine yapılan stratejik yatırımlar sayesinde, bölgenin en kapsayıcı ve güçlü sağlık modellerinden birinin inşa edildiğini belirten Karayaka, sözlerine şu şekilde devam etti: "Bugün Türkiye, dünya standartlarında hastaneleri, güçlü ilaç sanayii ve hızla büyüyen sağlık teknolojileri ekosistemiyle küresel sahnede öne çıkmaktadır. Avrupa, Asya ve Orta Doğu’yu birbirine bağlayan bir köprü olarak, yatırımcılara yenilikçi, ölçeklenebilir, güçlü bir zemin sunmaktayız. Bu vizyonumuz, Suudi Arabistan’ın 2030 vizyonu ile büyük bir uyum içindedir. Her iki ülke de dijitalleşmeye, biyoteknolojiye ve insan kaynağına güçlü yatırımlar yapmakta, sağlıkta yeniliğin ancak iş birliğiyle büyüyebileceğini çok iyi bilmektedir."