EKONOMİ
DEİK/Türkiye-Irak İş Konseyi Kerkük temasları olumlu geçti 10 Mayıs 2026 Pazar - 17:59:33 DEİK/Türkiye-Irak İş Konseyi Başkanı Halit Acar, T.C. Bağdat Büyükelçisi Anıl Bora İnan’ın başkanlığındaki heyet kapsamında Kerkük’te çeşitli temaslarda bulunduklarını belirterek, Kerkük’ün ekonomik potansiyelinin Türk özel sektörü tarafından yakından takip edildiğini ifade etti. Kerkük’e yeni atanan Valisi Mehmet Seman Ağa’yı resmi ziyaretle başlayan program, Kerkük Ticaret Odası ve özel sektör temsilcileriyle gerçekleştirilen toplantılar ile devam etti. Programın ardından değerlendirmelerde bulunan Acar, Türkiye ile Irak arasındaki ekonomik ilişkilerin gelişiminde özel sektörün belirleyici rol oynadığını vurguladı. Acar, "Kerkük, enerji, tarım, lojistik, sanayi ve ticaret alanlarında önemli fırsatlar barındıran stratejik şehirlerden biridir. Türk firmaları, Irak’ın yeniden imar ve kalkınma sürecine katkı sunmaya hazırdır. Bugün gerçekleştirdiğimiz toplantıda da karşılıklı yatırım imkanları, ticari iş birlikleri ve sektör bazlı fırsatlar ele alınmıştır" dedi. Toplantıya katılan Türk iş heyetinin, inşaat ve altyapı, sağlık ve medikal, taşımacılık ve lojistik, depolama ve antrepo hizmetleri, yapı malzemeleri, finans, bankacılık, tarım ve seracılık gibi farklı alanlarda faaliyet gösteren firmalardan oluştuğunu belirten Acar, Kerkük ile Türk özel sektörü arasında doğrudan temasların artırılmasının önemine dikkat çekti. Türkiye ile Irak arasındaki ticaret hacmini daha ileri seviyelere taşımak için yoğun şekilde çalıştıklarını ifade eden Acar, Kalkınma Yolu Projesi’nin de bölgesel ticaret ve lojistik açısından önemli fırsatlar oluşturduğunu kaydetti. Acar ayrıca, iş dünyasının daha etkin hareket edebilmesi adına vize süreçleri, ödeme sistemleri, gümrük uygulamaları ve taşımacılık alanlarında yaşanan sorunların çözümünün önem taşıdığını belirterek, DEİK/Türkiye-Irak İş Konseyi olarak bu konuları ilgili makamlarla sürekli gündemde tuttuklarını ifade etti. Gerçekleştirilen temasların Türkiye ile Irak arasındaki ekonomik iş birliklerine katkı sağlaması bekleniyor.
10 Mayıs 2026 Pazar - 17:31 Seyyid Mücevherat 3’üncü şubesini hizmete açtı Gaziantep kuyumculuk ve mücevherat sektörünün köklü firmalarından Seyyid Mücevherat’ın 3. şubesi düzenlenen görkemli bir törenle hizmete açıldı. Gaziantep’in en gözde mekanlarının yer aldığı Naci Topçuoğlu Bulvarı üzerinde açılan Seyyid Mücevherat’ın açılış törenine DEİK Türkiye-Suriye İş Konseyi Başkanı ve Altunkaya Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Mahsum Altunkaya, Acarsan Holding Yönetim Kurulu Başkanı Selim Acar, MAREV Başkanı Abdulkerim Aslan, KATODER Başkanı Sabiha Gül ve Yönetim Kurulu Üyeleri, sevilen sanatçı Bülent Serttaş, Gaziantep iş, STK ve siyaset dünyasının seçkin isimleri ile kalabalık bir davetli topluluğu katıldı. "Güven ve kalite önceliğimizdir" Büyük ilgi gören açılışın ardından davetliler Seyyid Mücevherat’ın üçüncü şubesini dolaşarak, ürünler ve verilen hizmet hakkında mağaza yetkililerinden bilgi aldı. Seyyid Mücevherat Yönetim Kurulu Başkanı Nusrettin Kılıç, açılışın ardından yaptığı açıklamada, açılış törenine katılan tüm davetlilere teşekkür ederek, "Seyyid Mücevherat olarak Gaziantep’te 1988 yılından bu yana sektörde hizmet veriyoruz. Bizim için kalite ve güven her zaman önceliğimiz olmuştur. Gaziantep çok hızlı gelişen bir şehirdir. Biz de bu gelişmeye paralel olarak hizmet ağımızı genişletiyoruz. Üçüncü şubemizle hizmet halkasına yeni bir halka eklemenin mutluluğunu yaşıyoruz" dedi. "Marka yolculuğumuz devam ediyor" Seyyid Mücevherat Yönetim Kurulu Başkanı Nusrettin Kılıç, yeni şubenin marka yolculuğunda önemli bir adım olduğunu belirterek, "1988 yılından bu yana Gaziantep başta olmak üzere çevre illerdeki vatandaşlarımıza güvenilir, kaliteli ve yenilikçi hizmet sunmanın gururunu yaşıyoruz. Üçüncü şubemizi açarak hem istihdama katkı sağlamayı hem de müşterilerimize daha kolay ulaşmayı amaçladık" diye konuştu. SEKTÖRÜN KÖKLÜ MARKASI Kentte kuyumculuk sektörünün köklü markalarından biri olarak faaliyetlerini sürdüren Seyyid Mücevherat, yeni yatırımıyla hem hizmet ağını genişletti hem de istihdama katkı sağladı. Modern mağaza konsepti, şık vitrin tasarımı ve zengin ürün çeşitliliğiyle dikkat çeken üçüncü şube; altın, pırlanta, mücevher ve özel tasarım ürünlerden oluşan geniş koleksiyonuyla her zevke ve her bütçeye hitap ediyor. Seyyid Mücevherat’ın Naci Topçuoğlu Bulvarı’nda hizmete giren üçüncü şubesinin, merkezi konumu, modern mimarisi ve zengin ürün seçenekleriyle Gazianteplilerin yeni alışveriş noktalarından biri olması hedefleniyor.
10 Mayıs 2026 Pazar - 16:13 Yaşlı Destek Programı’na başvurular başladı ANKARA (İHA) Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, yaşlıların korunması ve desteklenmesi amacıyla belediyeler tarafından hazırlanacak projelerin değerlendirileceği Yaşlı Destek Programı’na (YADES 2026) başvuruların alınmaya başladığını açıkladı. Bakan Göktaş yaptığı yazılı açıklamada, yaşlı nüfus oranının yüzde 11,1’e yükseldiği Türkiye’de yaşlılara sunulan hizmetlerin sayısının artırılması ve ihtiyaçlara göre çeşitlendirilmesi amacıyla çalışmalara devam ettiklerini belirtti. Bu kapsamda Bakanlıkça aile temelli, aktif ve sağlıklı yaşlanmanın desteklenmesi politikasını YADES aracılığıyla sürdürdüklerini aktaran Göktaş, "Yaşlılarımıza yönelik hizmetlerin sunumunda kurum bakımının yanı sıra evde bakım ve gündüz bakım gibi koruyucu-önleyici alternatif hizmet modellerini de yaygınlaştırıyoruz. Ayrıca yaşlılarımızın ve yakınlarının öncelikli tercihi olan gündüz bakım ile evde bakım destek hizmetlerinin geliştirilmesine yönelik projeler yürütüyoruz." ifadelerini kullandı. 123 proje ile 164 bin 144 yaşlı vatandaşımıza ulaştık Göktaş, 2016 yılından bu yana uygulanan YADES ile 65 yaş üstü vatandaşların hayatını kolaylaştırdıklarını vurgulayarak, proje kapsamında bakıma ve psikososyal desteğe ihtiyaç duyan yaşlılarımızın, kendi yaşam alanlarından ayrılmadan gerekli hizmetlere ulaşabildiklerini bildirdi. Göktaş, şunları kaydetti: "YADES kapsamında son 10 yılda sağladığımız toplam finansman desteği 105,6 milyon lirayı buldu. Bu süreçte 86 farklı belediyemizde yürütülen 123 projeyle 108 bin 851 hanede 164 bin 144 yaşlı vatandaşımıza ulaştık. Yaşlılarımızın korunması, desteklenmesi ve yaşamlarının kolaylaştırılması amacıyla belediyeler tarafından hazırlanacak yeni projelerin değerlendirileceği YADES 2026 başvuruları alınmaya başladı. Bu yıl YADES projeleri için 50 milyon lira ödenek ayırdık." Projeler için son teslim tarihi 26 Haziran Belediyelerin; Bakanlığın Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürlüğünün internet sitesinde yer alan "YADES Proje Başvuru Formu"nu doldurarak proje taslaklarıyla birlikte valiliklere başvuruda bulunabildiğini bildiren Göktaş, onaylanan projelerin belediyeler tarafından uygulanacağını, denetimlerin ise valilikler aracılığıyla yürütüleceğini aktardı. Göktaş, programa başvuracak belediyelerin hazırlayacakları proje tekliflerini 26 Haziran’a kadar valiliklere teslim etmesi gerektiğini ifade etti.
10 Mayıs 2026 Pazar - 16:08 Manisa Kitap Fuarı’na Büyükşehir’den ücretsiz ulaşım desteği Manisa Büyükşehir Belediyesi, Atatürk Kent Parkı’nda düzenlenen 9. Manisa Kitap Fuarı’na vatandaşların kolay ulaşabilmesi için şehir merkezi, üniversite kampüsü ve ilçelerden ücretsiz ulaşım hizmeti başlattı. Manisa Büyükşehir Belediyesi ve TACT Fuarcılık iş birliğiyle düzenlenen 9. Manisa Kitap Fuarı, kitapseverleri ağırlamaya devam ederken, Manisa Büyükşehir Belediyesi de fuar alanına ulaşımı kolaylaştırmak amacıyla ücretsiz ulaşım desteği sağlıyor. Manisa’nın kültürel hayatında önemli bir yere sahip olan Kitap Fuarı’na vatandaşların, öğrencilerin ve kitapseverlerin yoğun katılım göstermesi amacıyla ulaşım planlaması yapan Büyükşehir Belediyesi, Atatürk Kent Parkı’ndaki fuar alanına erişimi kolaylaştırdı. Eğitime ve gençlerin kitaba erişimine önem veren Manisa Büyükşehir Belediyesi, okul yönetimleri ve öğretmenlerden gelen talepleri Çözmer (Çözüm Merkezi) üzerinden toplayarak özel ulaşım planı oluşturdu. Yapılan planlama kapsamında öğrencilerin toplu halde güvenli şekilde fuar alanına ulaştırılması sağlandı. Üniversite öğrencilerinin de fuara rahat ulaşabilmesi amacıyla kooperatif otobüsleriyle iş birliği yapılarak kampüs ile Atatürk Kent Parkı arasında her saat başı karşılıklı ring seferleri başlatıldı. Şehir merkeziyle sınırlı kalmayan uygulama kapsamında, ilçelerden gelen ulaşım talepleri de değerlendirilerek fuar alanına ücretsiz araç kaldırıldığı belirtildi. Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, tüm vatandaşların kültür etkinliğine katılım sağlayabilmesi için ulaşım desteği sunduklarını ifade ederek, "Kitabın ve yazarın şehre dokunduğu bu özel etkinlikte, ulaşım desteğimizle her bir vatandaşımızın Atatürk Kent Parkı’ndaki bu kültür şölenine ortak olmasını hedefliyoruz" dedi.
Büyükşehir’den 6-24 aylık bebeklere "Halk Mama" desteği
03 Kasım 2025 Pazartesi - 12:45 Büyükşehir’den 6-24 aylık bebeklere "Halk Mama" desteği Antalya Büyükşehir Belediyesi Halk Mama Projesi kapsamında 6-24 ay aralığındaki her bebek için aylık 6 kavanoz mama temini yapılıyor. Bu yılın sekiz aylık döneminde bin 569 bebek ve bin 525 aile projeden yararlandı. Antalya Büyükşehir Belediyesi, ekonomik zorluk yaşayan ailelere destek olmak ve bebeklerin sağlıklı gelişimini güvenceye almak amacıyla Halk Mama Projesi’ni sürdürüyor. Proje kapsamında 6-24 ay aralığındaki her bebek için aylık 6 kavanoz mama temini yapılıyor. 31 Ağustos itibariyle toplam bin 569 bebek ve bin 525 aileye ulaşıldı. Bugüne dek 47 bin 910 kavanoz mama dağıtıldı. "Projeyle hiçbir bebek beslenmeden mahrum kalmayacak" Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı Sosyal Yardımlar Şube Müdürü Funda Alpaslan Talay, projeyle birlikte hiçbir bebeğin beslenmeden mahrum kalmayacağını ifade ederek, "6-24 ay arasındaki bebeklere yönelik Halk Mama Projesi’ni Antalya’da hiçbir bebeğin sağlıklı beslenmeden mahrum kalmaması için başlattık. Bebeklerimizin dengeli ve besleyici mama desteğiyle gelişimlerini sağlıklı şekilde sürdürmelerine katkı sağlıyoruz. Başvurular belediyemizin internet sayfası üzerinden yapılıyor. Her bebek için aylık 6 kavanoz dağıtımı yapıyoruz. 31 Ağustos 2025 itibarıyla bin 569 bebeğe ve bin 525 aileye ulaştık. Toplam 47 bin 910 kavanoz mama dağıtıldı. Bebekler 24 ayını doldurana kadar her ay projemizden faydalanmaya devam edecek" dedi. "Meyvenin özü aile bütçesine nefes" Dört çocuğu olan ve ikisi için Halk Mama’dan faydalanan Fatma Gül Topbaş çocuklarının mamayı severek yediklerini ifade ederek, "Dört çocuğum var. Daha önce Halk Süt’ten de faydalanmıştım. Halk Mama’ya başvurdum. ‘Çocuklarım yer mi?’ diye düşünürken afiyetle yediler. Belediyemizin sağladığı desteklerde her zaman hızlı geri dönüş aldım. Dışarıda en küçük kavanoz mama bile 50 TL’den başlıyor. İki çocuğumuz için belediyenin sağladığı destek bütçemize büyük katkı sağladı. Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne teşekkür ederim" şeklinde konuştu. "Ekonomimize katkı sağlıyor" 6 aylıktan itibaren bebeğinin Halk Mama’dan faydalandığını söyleyen Fadime Demirhan, "6 aydır belediyeden mama alıyorum. Çok memnunuz. Ekonomimize de önemli katkı sağlıyor. Daha önce Halk Süt gibi projelerden de faydalanmıştık. Katkılarından dolayı Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne teşekkür ederiz" dedi. Başvurular online Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin Halk Mama ve Halk Süt projelerine başvurmak isteyen aileler, antalya.bel.tr adresindeki formu doldurarak başvuru gerçekleştirebilir. Uygunluk kriterlerini sağlayan bebekler, 24’üncü ayını doldurana kadar her ay düzenli destek almaya devam ediyor.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Türkiye ekonomisi, dezenflasyonun kalıcı tesisinde başarıya ulaşacaktır"
03 Kasım 2025 Pazartesi - 12:43 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Türkiye ekonomisi, dezenflasyonun kalıcı tesisinde başarıya ulaşacaktır" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Türkiye ekonomisi, kamu kurumları arasındaki etkin koordinasyon ve beklentilerin olumlu yönde şekillenmesiyle, program disiplininden ödün verilmeden, dezenflasyonun kalıcı tesisinde başarıya ulaşacaktır" dedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Ekim ayı enflasyon rakamının açıklanmasının ardından değerlendirmede bulundu. Yılmaz, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, dezenflasyon stratejilerini kararlı bir şekilde yürütmeye devam ettiklerini bildirerek, "Dezenflasyon stratejimizi para ve maliye politikaları ile eşgüdüm içerisinde, yapısal reformlardan destek alarak kararlı şekilde yürütmeye devam ediyoruz" ifadelerini kullandı. Yılmaz, orta vadeli hedeflere uyumlu politikanın korunduğunu belirterek, "Tüketici enflasyonu ekim ayında yüzde 2,55 oranında gerçekleşirken, gıda fiyatlarında don ve kuraklığa bağlı olumsuz etkilerin hız kestiği, enerji fiyatlarındaki ılımlı seyrin devam ettiği, hizmet enflasyonunun ise belirgin şekilde yavaşladığı görülmektedir. Giyim ve ayakkabı fiyatları ise geçen senin aynı ayında olduğu gibi geçici şekilde artış kaydetmiştir. Ekim ayında yıllık enflasyon yüzde 32,87’ye gerilemiş olup dezenflasyon süreci devam etmektedir. Bu görünüm, orta vadeli hedeflerle uyumlu patikanın korunduğuna işaret etmektedir" açıklamasında bulundu. "Türkiye ekonomisi, dezenflasyonun kalıcı tesisinde başarıya ulaşacaktır" Ekonomi programlarının enflasyonu tek haneye indirmeye ve makroekonomik dengeyi tesis etmeye odaklandığına işaret eden Yılmaz, şunları kaydetti: "Bununla birlikte enflasyonun düşüşünü sadece rakamların ima ettiği seviye olarak ele almıyoruz. Ekonominin tüm alanlarında verimliliği artıran, güveni ve istikrarı pekiştiren, yatırım ortamını iyileştiren ve beklentilere yön veren adımlar atmaya devam ediyoruz. Yapısal reformlar yoluyla üretim kapasitesini ve rekabet gücünü artırırken, arz yönlü politikalar çerçevesinde tarımsal üretimi destekleyecek, enerji arz güvenliğini güçlendirecek ve konut stokunu artıracak adımlarımızı devreye alıyoruz. Program doğrultusunda, enflasyonda düşüş trendinin yeniden devam etmesini öngörüyor, 2026’da yüzde 20’nin altını, 2027’de ise tek haneli seviyeleri hedefliyoruz. Türkiye ekonomisi, kamu kurumları arasındaki etkin koordinasyon ve beklentilerin olumlu yönde şekillenmesiyle, program disiplininden ödün verilmeden, dezenflasyonun kalıcı tesisinde başarıya ulaşacaktır."
Küçükbaş hayvancılığa akademik dokunuş: 13 koyun 24 süt kuzusu doğurdu
03 Kasım 2025 Pazartesi - 12:34 Küçükbaş hayvancılığa akademik dokunuş: 13 koyun 24 süt kuzusu doğurdu Kastamonu Üniversitesi tarafından kurulan ünitede 4 yıldır sürdürülen senkronizasyon çalışmaları sayesinde, tek doğumda 13 koyundan 24 süt kuzusu elde edildi. Yürütülen proje ile küçükbaş hayvancılıkta verimin arttırılması hedefleniyor. Kastamonu Üniversitesi İhsangazi Meslek Yüksekokulu Veterinerlik Bölümü tarafından Bilimsel Araştırma Projeleri (BAP) kapsamında "Koyun Yetiştiriciliği ve Uygulama Ünitesi" oluşturuldu. Kastamonu Üniversitesi’nin katkı ve destekleriyle 2021 yılında hazırlanan ünite, bölgesel hayvancılığın gelişimine katkı sağlamaya devam ediyor. Bu kapsamda oluşturulan ünitede yer alan küçükbaş hayvanların 4 yıldır bakım, besleme, sağlık kontrolleri ve aşılama süreçleri takip ediliyor. Ünitede yapılan çalışmalar sayesinde koyunların kızgınlık oranı yüzde 80’lere, gebelik oranı da yüzde 70’in üzerine ulaştı. Bu yıl yapılan senkronizasyon uygulamasıyla 13 koyun toplam 24 yavru doğurdu. Hem doğum planlamasında hem de kuzu kayıplarının azalmasında büyük önem taşıyan çalışma sayesinde ikizlik oranı 1.8 gibi bir başarıya ulaştı. Ünitede öğrenciler ve öğretim görevlileri tarafından bakımları yapılan koyun ve kuzular, özenle besleniyor. Yapılan çalışmanın hem bölge hem de ülke hayvancılığına büyük katkı sağlaması hedefleniyor. "2021 yılından beri küçükbaş hayvanların bakım, beslenme, büyütülme, sağlık kontrolleri ve aşılama süreçlerini yürütüyoruz" Projeyle ilgili bilgi veren Kastamonu Üniversitesi İhsangazi Meslek Yüksekokulu Veterinerlik Bölümü Öğretim Görevlisi Veteriner Hekim Abdullah Şimşek, "Kastamonu Üniversitesi, bölgesel hayvancılığın gelişmesine katkı sağlayan uygulamalı projelerde bilinen bir üniversiteyiz. İhsangazi Meslek Yüksekokulunda da Bilimsel Araştırma Projeleri kapsamında oluşturulan ’Koyun Yetiştiriciliği ve Uygulama Ünitesi’ hem eğitim öğretim açısından hem de üretim açısından örnek teşkil ediyor. Bizim amacımız eğitim ile öğretimi birleştirmek. Ünitemiz, sadece teorik eğitimin değil, aynı zamanda uygulamalı mesleki deneyimin kazanıldığı bir merkez haline geldi. Öğrencilerimiz burada doğrudan üretim süreçlerine katılması da bizlerin en büyük önceliğidir. Veterinerlik bölümü öğrencilerimiz, müfredatta yer alan uygulamalı derslerde aktif olarak sahada bulunuyor. Ayrıca gönüllü öğrencilerimiz, ders dışı zamanlarda bakım, doğum ve aşılama süreçlerinde görev alarak mesleki tecrübelerini geliştiriyor. Koyunların ve kuzuların, bakımı, beslenmesi, aşılanması ve denk gelebilirsek doğum süreçlerine katkıları içinde uğraşıyoruz. Böylece mezuniyet öncesi ciddi bir pratik birikim elde ediyorlar" dedi. "Bu yıl 13 koyunumuzdan 24 sağlıklı yavru almayı başardık" 2025 yılına senkronizasyon protokolü uyguladıklarını anlatan Şimşek, "Ünitede yetiştirilen koyunların aynı zamanda bir bölümü, her yıl Kastamonu Üniversitesi yönetim kurulu kararıyla Kurban Bayramı öncesinde satışa sunularak üniversitenin döner sermaye bütçesine de katkı sağlıyor. Kastamonu Üniversitesi, küçükbaş hayvancılıkta hem bilimsel hem de toplumsal bir misyon üstlenmiş oluyor. Bizler, burada öğrencilerimizin hem teorik bilgilerle gelişmesini sağlarken hem de bölgedeki halkımıza başta İhsangazi olmak üzere Kastamonu ve Türkiye genelindeki yetiştiricilerimize bilimsel bilgi ile teorik bilginin nasıl harmanlanacağını, yetiştiricilikte veteriner hekimlerin, teknikerlerin ve teknisyenlerin yer almasıyla nasıl verimli sonuçlar alınacağını göstermeye çalıştık. Bu amaçla biz, ünitemizle 2025 yılı sezonunda senkronizasyon protokolü uyguladık. Yaptığımız senkronizasyon protokolünün amacı koyunlarda kızgınlıklarının toplulaşmasını sağlamak, bu toplulaşmayla birlikte yavru verimimizi arttırmak. Bakım ve besleme çalışmalarında tek düzeni sağlamak. Yaptığımız senkronizasyon çalışması ile bu yıl 13 koyunumuzdan 24 sağlıklı yavru almayı başardık. Yetiştiricilerimiz eğer veteriner hekim desteğiyle, teknik personelin bilgi ve birikimi ile kendi tecrübelerini birleştirerek hayvancılıkta çokta iyi bir ivme kazanacağı anlamına geliyor" diye konuştu. Senkronizasyonun yalnızca bir ilaç uygulaması olmadığını ve üreticilerin bu konuda mutlaka bilinçlenmesi gerektiğine dikkat çeken Şimşek, "Senkronizasyon sayesinde dişi koyunlar aynı dönemde kızgınlık gösteriyor ve koç katılımı planlı şekilde yapılıyor. Bu durum doğumları belli bir zaman dilimlerinde gerçekleşmesini sağlıyor. Bakım ve besleme planlamasını kolaylaştırıyor. Sürü üretimini daha verimli hale getiriyor. Yapılan çalışmalarda kızgınlık oranı yüzde 80’lere, gebelik oranı yüzde 70’in üzerine ulaşabiliyor. Bu da hem doğum planlamasında hem de kuzu kayıplarının azalmasında büyük bir avantaj sağlıyor. Yaklaşık bir hafta önce ünitemizdeki koyunların tamamı doğumlarını yaptı ve sağlıklı şu anda 24 adet kuzumuz var. Bu kuzuların bakımı, beslenmesi, öğrencilerimizin destekleriyle ünite de çalışan personelin sayesinde yürütülüyor. Bu konuda Kastamonu Üniversitesi Rektörümüz Prof. Dr. Ahmet Hamdi Topal’a çok büyük desteklerini her zaman üzerimizde hissediyoruz. Hocamız sayesinde ünitemiz gün gün büyümeye eksikliklerimizde tamamlanmaya çalışılıyor. Bizlerde bu sayede hem öğrencilerimize hem bölge halkımıza daha iyi hizmet vermeye, onlara daha iyi rol model olmaya çalışıyoruz. Bizim amacımız sadece üretim yapmak değil bilimsel bilgiyi sahaya taşımaktır. Burada merinos ırkı hayvanlarımızda olduğu gibi senkronizasyon uygulamaları, planlı üretim, sürdürülebilir hayvancılık gibi somut örneklerle yetiştiricilerimizi bilgilendirmeye çalışıyoruz. Bu çalışmalarda sadece bölgeye değil ulusal düzeyde küçükbaş hayvancılığın modernizasyonu açısından da büyük önem taşıyor. Bilimsel temelli uygulamalarla desteklenen bu süreç eğitim, üretim ve sürdürülebilirlik ekseninde Türkiye’deki hayvancılık vizyonuna güçlü katkı sağlamayı hedefliyor" şeklinde konuştu. "300 başlık bir çiftlik kurma hayalim var" Kastamonu Üniversitesi İhsangazi Meslek Yüksekokulu Laborant ve Veteriner Sağlık Bölümü öğrencisi Sudenaz Bostan ise, "Danışman hocamız Veteriner Hekim Abdullah Şimşek’in sayesinde koyunlara nasıl bakmamız gerektiğini, sürüye nasıl sahip çıkmamız gerektiğini öğrendik. Kendisine teşekkür ediyorum. Kuzularımızı bakıyoruz, koyunlar yeni doğum yaptılar. Doğumdan sonra yavrusunu kabul etmeyen anneler için düzenli olarak arkadaşlarımız gelip burada emzirme yapıyorlar kuzulara. Kimse böyle bir durum yaşamıyordur diye düşünüyoruz, burada güzel bir eğitim hayatı sürdürüyoruz" dedi. Okuldan mezun olduktan sonra hayalinin 300 başlı bir çiftlik kurmak olduğunu söyleyen Bostan, "Kendime ait 300 başlık bir çiftlik kuracağım inşallah mezun olunca. İnşallah hedeflerim doğrultusunda bunu başaracağıma inanıyorum" şeklinde konuştu.
Yalova’da termal tesislerde hareketlilik
03 Kasım 2025 Pazartesi - 12:24 Yalova’da termal tesislerde hareketlilik Yalova’nın kaplıcalarıyla ünlü Termal ilçesindeki turizm tesislerinde yaz sezonunun bitmesiyle başlayan hareketlilik devam ediyor. Kış sezonuna hazırlanan ilçedeki tesisler, şifalı sularıyla yerli ve yabancı turistlerin büyük ilgisini çekiyor. Roma, Bizans, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinin şifa merkezi olan Termal Kaplıcaları’nda kış mevsiminin yaklaşmasıyla birlikte hareketli günler yaşanıyor. İlçede faaliyet gösteren Sağlık Bakanlığına ait Yalova Termal Kaplıcaları İşletmesi’ni ziyaret eden turistler, şifalı sulardan yararlanırken Türkiye’nin ilk ağaç müzesi olan Atatürk Arboretumu’nun doğa güzelliğine de hayran kalıyorlar. "Bin 700 yıldır insanlar şifa bulmaya geliyorlar" Yalova Termal Kaplıcaları İşletme Müdürü Mehmed Burhan Topsöğüt, Termal Kaplıcaları’nda yaklaşık 4 bin yıldır sıcak suyun aktığını ve bin 700 yıllık bilinen bir tarihe sahip olduğunu ifade etti. Kaplıcaların tarihi hakkında bilgi veren Topsöğüt, "İstanbul başkent ilan edildikten sonra Konstantin daha sonrasında buraya geliyor, Kurşunlu Hamamı’nı yaptırıyor. Vefatından önceki dönemde de yine şifa bulmak amacıyla buraya geliyor. Dolayısıyla burası tarihten gelen bir değerle birlikte sağlık turizminin başkenti diyebiliriz aslında. Bin 700 yıldır insanlar şifa bulmaya geliyorlar. Bizans, Osmanlı dönemlerinde burası kullanılıyor. Sultan Abdülmecit annesi Valide Sultan için tedavi amacıyla buraya geliyor. Sultan 2. Abdülhamit, İmparator Konstantin’in yaptırmış olduğu hamamı yine restore ettiriyor 1900 yılında. Daha sonra Atatürk’ün ziyaretiyle aslında buranın tarihi pozitif anlamda değişiyor" dedi. Topsöğüt, Termal’in büyük şehrin ortasında, bir saatlik mesafe içinde olduğunu ve özellikle günübirlik veya kısa süreli tatil imkanından faydalanmak isteyen vatandaşların bölgeyi tercih ettiğini söyledi. Topsöğüt, kış sezonuna hazırlıklarına haftalar öncesinden başladıklarını anlatarak, "Yaz sezonunu yaklaşık yüzde 50-60 doluluk oranıyla geçirdik. Şimdi kış sezonu için doluluk oranlarımızda yüzde 20-30 artış bekliyoruz. Yüzde 70-80 doluluk oranlarını yakalamaya başladık. Bu hafta içi ve hafta sonu arasında değişiklik gösteriyor. Hafta sonları daha çok tercih ediliyoruz. Kasım ayında ara tatil var. Okulların tatil dönemlerinde yoğunluğumuz zaten yüzde 100’ü buluyor" ifadesini kullandı.
Eksim Enerji’nin hayata geçirdiği tüm santrallerdeki toplam kurulu gücü 1 GW’ı aştı
03 Kasım 2025 Pazartesi - 12:17 Eksim Enerji’nin hayata geçirdiği tüm santrallerdeki toplam kurulu gücü 1 GW’ı aştı Bugüne kadar yaptığı yatırımlarla 1 GW kurulu gücü aşan Eksim Enerji, Yozgat RES santralini hayata geçirdi. 2025’te saha çalışmalarına hız verilen santralde, 4 türbin ile enerji üretimi başladı. Tamamı 8 türbinden oluşacak santralin tam faaliyete geçmesiyle mekanik kurulu gücü toplamda 56 MW olacak. Eksim Holding çatısı altında faaliyet gösteren Eksim Enerji, yüzde 100 yenilenebilir enerji yatırımlarıyla Türkiye’nin her bölgesinde yeşil enerji dönüşümüne katkı sağlamaya devam ettiğini duyurdu. Bir yıl içerisinde Geyve RES’te kapasite artışını, Susurluk RES’te Hibrit GES üretimi ve Viranşehir GES projelerini tamamlayan şirket, Silivri RES ve Killik RES’te ise kapasite artışı projelerini gerçekleştirmişti. Son olarak Yozgat RES’te 4 rüzgar türbinini devreye alan Eksim Enerji’nin toplam kurulu gücü 1 GW’a erişti. Şirket, yatırım tutarı 195 milyon euro olan Geyve RES projesini ve 150 milyon dolar tutarındaki Viranşehir GES projesini de bu yıl içerisinde tamamlamıştı. Silivri RES dördüncü etap, Susurluk RES, Hasanbeyli RES ve Ovacık RES’teki kapasite artışı projelerine ise devam ediyor. Yozgat RES’te temiz enerji üretimi başladı Projeye ilişkin değerlendirmelerde bulunan Eksim Enerji CEO’su Arkın Akbay, "Yaklaşık bir yıl önce Yozgat sahasında başlattığımız özverili çalışmalardan ilk kazanımları elde etmeye başladık. 4 türbinimiz için bakanlığımızdan üretim onayı alarak portföyümüze bir santral daha ekledik. Böylelikle rüzgar enerjisi santrali sayımızı 9’a çıkararak, diğer kaynaklarımızla birlikte toplam 13 yenilenebilir enerji tesisine ulaşmış olduk. Projenin kalan aşamaları tamamlandığında, Yozgat RES’te 56 MW kurulu güce ulaşacağız" ifadelerini kullandı. Depolama ve hibrit santral yatırımları hız kazanıyor Şirketin gelecek projeksiyonuna yönelik de bilgi veren Arkın Akbay, "Bundan sonraki odak noktamız santral çalışmalarımızın yanı sıra bütünleşik enerji depolama yatırımlarımıza hız vermek ve uygun sahalarda güneş ile rüzgarı birlikte çalıştıracağımız hibrit üretimi yaygınlaştırmak olacak. Böylece yenilenebilir kaynakların kesintili üretim doğasına depolama ile çözüm oluşturarak güvenilir, kesintisiz enerji tedariki sağlayacağız" dedi. Akbay, bu kapsamda Tokat Killik ve Ovacık Hibrit GES yatırımlarına hız kesmeden devam ettiklerini de sözlerine ekledi. Bölgesel kalkınmaya sosyal katkı da sağlıyor Eksim Enerji, temiz enerji yatırımlarının yanında proje sahalarına yakın bölgelerde yaşayan vatandaşlarımızın refahına da katkı sağlıyor. Tarıma elverişsiz taşlık alanların temizlenip verimli hale getirilmesinden, bölge halkına özel sağlık taramalarına kadar birçok sosyal sorumluluk inisiyatifi şirket tarafından hayata geçiriliyor. Şirket, en son tamamladığı Viranşehir GES bölgesinde, yüksek maliyetli taşlık arazileri temizleyerek bölge halkının istifadesine sunmuş ve bu model uygulandıktan kısa süre sonra 320 ton hasat elde edildiğini duyurmuştu.
(Düzeltme) SSK ve Bağ Kur emeklilerinin maaş artışı, 4 aylık enflasyona göre 10.25 oldu
03 Kasım 2025 Pazartesi - 12:01 (Düzeltme) SSK ve Bağ Kur emeklilerinin maaş artışı, 4 aylık enflasyona göre 10.25 oldu Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Ekim ayı enflasyon oranını yüzde 2,55 olarak açıkladı. Böylece memur ve emeklilerin maaşlarının baz alındığı 4 aylık toplam enflasyon oranı da yüzde 10,25 olarak gerçekleşti. TÜİK, emekli ve memur maaşları başta olmak üzere birçok konuda belirleyici olan mayıs ayı enflasyon rakamlarını açıkladı. Buna göre enflasyon oranı Ekim ayında yüzde 2,55, yıllık bazda ise yüzde 32,87 arttı. SSK ve Bağ-Kur emeklisine yüzde 10,25 zam Her yıl ocak ve temmuz ayları olmak üzere yılda iki kez zam alan memur, memur emeklileri, SSK ve Bağ-Kur emeklilerinin de 4 aylık enflasyon rakamlarının netleşmesiyle birlikte maaş zam oranları belli olmaya başladı. Bu çerçevede 4 aylık enflasyon oranlarına bakıldığında SSK ve Bağ-Kur emeklileri, temmuz ayında 2,06, ağustos ayında 2,04, eylül ayında ise 3,23, ekim ayında ise 2,55, toplamda ise 10,25 oranında zammı garantiledi. Yapılacak bu zam Ocak 2026’daki maaşlara yansıyacağı için kasım ve aralık ayında açıklanacak olan aylık enflasyon oranında birikimli olarak hesaplanacak. Memur ve memur emeklisine yüzde 16,56 zam Ocak ayında yüzde 11 oranında toplu sözleşme zammı alacak memur ve memur emeklilerine ise toplu sözleşme zammını aşan enflasyon farkı kadar zam yapılacak. Ekim sonu itibarıyla toplam enflasyon yüzde 10,25’i aşmış durumda. Memur zammında belirleyici olan 4 aylık enflasyon farkı ise yüzde 5,00 olarak açıklanmasıyla 8.Dönem Toplu sözleşmesi ile belirlenen yüzde 11 ilave edilmesi halinde toplam yüzde 16,56 kümülatif zam meydana gelecek.
’’Yapay zekayı doğru yöneten sektörde fark oluşturacak’’
03 Kasım 2025 Pazartesi - 11:56 ’’Yapay zekayı doğru yöneten sektörde fark oluşturacak’’ İTO’nun düzenlediği "Emlak Ofisleri Açısından Yapay Zeka" panelinde konuşan ve gayrimenkul danışmanlığı mesleğinin geleceğinde insan faktörünün hâlâ merkezde olacağını belirten Emlak Uzmanı Mustafa Hakan Özelmacıklı, "Yapay zekayı doğru yöneten, ona liderlik eden danışmanlar sektörde fark oluşturacak" dedi. İstanbul Ticaret Odası (İTO) 21 No’lu Gayrimenkul Hizmetleri Meslek Komitesi tarafından düzenlenen "Emlak Ofisleri Açısından Yapay Zeka" paneli, İTO’nun Eminönü’ndeki merkez binasında yer alan Meclis Salonu’nda gerçekleştirildi. Altın Emlak Global Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Hakan Özelmacıklı’nın moderatörlüğünü üstlendiği, Altın Emlak Global Teknoloji Direktörü Alper İşler’in ise panelist olarak yer aldığı programda yapay zekanın mimarlıktan değerlemeye, ilan portallarından gayrimenkul danışmanlığına kadar tüm alanlarda oyunun kurallarını nasıl değiştirdiği ele alındı. ’’Dönüşüme hazır olunmalı’’ Panelin açılış konuşmasını yapan İTO Yönetim Kurulu Üyesi Murat Hazıroğlu, yapay zekanın istihdam üzerindeki etkisine değinerek, "Önemli olan, bu dönüşüme hazırlıklı olmak" dedi. İTO 21 No’lu Gayrimenkul Hizmetleri Meslek Komitesi Başkanı Hakan Akdoğan ise konuşmasında "Yapay zeka, insanın yerini almak için değil, insana destek olmak için var" ifadelerine yer verdi. "Yapay Zeka gayrimenkulde yeni çağın lokomotifi olacak" Panelin moderatörlüğünü yapan Altın Emlak Global Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Hakan Özelmacıklı ise konuşmasında, yapay zekanın gayrimenkul sektöründe hem üretkenliği hem de müşteri memnuniyetini artıran bir araç olduğunu belirtti. Özelmacıklı, veri güvenliği, etik kullanım ve eğitim konularının bu dönüşümün temel taşları olduğunu vurguladı. Özellikle gayrimenkul danışmanlığı mesleğinin geleceğinde insan faktörünün hâlâ merkezde olacağını belirten Özelmacıklı "Yapay zekayı doğru yöneten, ona liderlik eden danışmanlar sektörde fark oluşturacak" dedi. ’’Her ofisin kendi yapay zeka asistanı olacak’’ Panelde en çok ilgi gören sunumlardan birini yapan Altın Emlak Global Teknoloji Direktörü ve Gaziosmanpaşa Temsilcisi Alper İşler, ’Emlak İşletmelerinde Yapay Zeka Araçlarının Kullanımı ve Uygulamalı Örnekler’ başlıklı sunumunda emlak işletmelerinde kullanılabilecek yapay zeka uygulamalarını paylaştı. İşler, yapay zekanın insan bilgisinin yerine geçmekten ziyade karar destek mekanizması olarak konumlanmasının önemine değindi. Danışmanların artık birçok işi yapay zeka desteğiyle dakikalar içinde yapabildiğinin altını çizen İşler, gelecekte her emlak ofisinin kendi "yapay zeka asistanına" sahip olacağını vurguladı. Sektörün diğer alanlarına etkisi Panelde ayrıca DAP Yapı Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Kemal Kayış yapay zekanın mimari ve kentsel tasarım segmentlerindeki uygulamaları hakkında bilgi verirken, Kent Gelişim A.Ş. Kurucusu Dr. Cem Ülger ise CBS destekli veri işleme, akıllı veri modelleri ve otomatik değerleme sistemlerinin sektöre sağlayacağı katkıları aktardı. Hepsiemlak.com Satış ve Müşteri İlişkilerinden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Engin Sezer ise yapay zekanın ilan portallarındaki rolünü değerlendirdi. Panel, soru-cevap bölümü ve toplu fotoğraf çektirilmesiyle sona erdi.
E-ticaret Uzmanı Sanaç: "Bir ürünü 100 liraya alıp 150 liraya satarsanız yaklaşık 60 lira zarar edersiniz"
03 Kasım 2025 Pazartesi - 11:48 E-ticaret Uzmanı Sanaç: "Bir ürünü 100 liraya alıp 150 liraya satarsanız yaklaşık 60 lira zarar edersiniz" E-ticaret Uzmanı Olgay Sanaç, e-ticaretin göründüğü kadar kolay olmadığını ve birçok bilinmeyen noktaları olduğuna vurgu yaparak, "Bir ürünü 100 liraya alırsanız ve 150 liraya satarsanız yaklaşık 55-60 lira zarar edersiniz. Hiç karınız dahi olmaz. Bunun nedenleri de kargo, hizmet bedeli gibi ekstra görünmeyen giderlerin olmasıdır. O yüzden fiyatlandırmaları net olarak yaparak ona göre satışını yapmamız lazım" dedi. E-ticaret Uzmanı Olgay Sanaç son zamanlarda e-ticarette yaşanan kar ve zararlar hakkında değerlendirmelerde bulundu. 15 yıldır e-ticaret alanında hizmet verdiğini aktaran Olgay Sanaç, "İnsanların e-ticarete girmesini çok doğal karşılıyorum. Yeni bir pazar. Dünya gelişiyor, teknoloji büyüyor. Özellikle yapay zekanın hayatımıza girmesiyle birlikte e-ticaret bambaşka bir yer aldı. İnsanlar hem markalarını taşımak istiyorlar hem de ek gelir olsun diye evden bu işi yapmak istiyor. Ama e-ticaret göründüğü kadar kolay bir şey değil. Birçok bilinmeyen noktaları var. İnsanları en çok kandıran şey, buy box mantığı oluyor. E-ticaretten satış yapmak istiyorum diyen herkes karşısında buy box’a girdim bir günde 100 bin dolar para kazandım gel sana da eğitim satayım tarzında videolar görüyorlar. Bu videolar insanları hem yanlış yönlendiriyor hem de öyle bir kazanç yok. Burada insanların e-ticaretten soğumasını sağlıyorlar. İlk dikkat etmemiz gereken şey, burası hayal satılacak bir dünya değil. Ürünlerimiz varsa o ürünleri satmamız gerekiyor. Ürünümüz yoksa ise kendimize en uygun ürünü bulmamız gerekiyor" diye konuştu. İkinci en büyük hatanın, fiyatlandırma ve hesap hatası olduğunun da altını çizen Sanaç, "Bir ürünü 100 liraya alırsanız ve 150 liraya satarsanız yaklaşık 55-60 lira zarar edersiniz. Hiç karınız dahi olmaz. Bunun nedenleri de kargo, hizmet bedeli gibi ekstra görünmeyen giderlerin olmasıdır. O yüzden fiyatlandırmaları net olarak yaparak ona göre satışını yapmamız lazım. Bir ürün belirlediğimizde o ürünü satışa açtığımızda önce fiyatlandırmayı düzgün yapmak gerekiyor. Üçüncü en büyük adımlardan birisi, plansızlık ve sabırsızlıktır. Bir ürün için önce liste oluşturuyoruz. Bu listeyi oluştururken ürünün analizini yapmak lazım. Odaklanmamızı dağıttığımız sürece hiçbir yere varamayız. Önemli olan büyük bir planlama yaptıktan sonra sabırla ürünün satılmasını beklemek gerekir. Dördüncü olarak buy box rekabetidir. İki kişi aynı ürünü satıyorsa pazar yeri özellikle bizi aynı sitede birleştiriyor. Kim daha az fiyat verirse onun sepete ekle butonunu almasını sağlıyor. Bu durumda ben ürünü 100 liraya satıyorum sen 90’a satıyorsun, 90 liraya satan kişinin günlük kargosu 300’ü buluyor çok güzel satış yaptığını düşünüyorsun ama 30 gün sonra paran yattığında zarar ettiğini görüyorsun. Aynı zamanda sadece kendisi değil beni de zarar ettiriyor. Böyle bir yaklaşım olmaması için de buy box rekabetine girmememiz gerekiyor. Kendine ait bir reklam belirlemen gerekiyor. Marka oluşturduktan sonra onun üzerinden devam etmek gerekir. Son olarak da her şeyi ben yaparım bir bilgisayarla mantığı yanlıştır. E-ticaret tek bir alan değil. Operasyon ayrı, planlanması farklı ve ürün geliştirmesi farklı bir alandır. Bunun için de uzman bir ekiple çalışmak lazım. En büyük faydaları tüm dünyaya açılmak olacaktır. Bunu başka türlü yapamazsın o yüzden internet satışı önemlidir" cümlelerini kullandı.
E-ticaret Uzmanı Sanaç: "Bir ürünü 100 liraya alıp 150 liraya satarsanız yaklaşık 60 lira zarar edersiniz"
03 Kasım 2025 Pazartesi - 11:47 E-ticaret Uzmanı Sanaç: "Bir ürünü 100 liraya alıp 150 liraya satarsanız yaklaşık 60 lira zarar edersiniz" E-ticaret göründüğü kadar kolay olmadığını ve birçok bilinmeyen noktaları olduğunu belirten E-ticaret Uzmanı Olgay Sanaç, "Bir ürünü 100 liraya alırsanız ve 150 liraya satarsanız yaklaşık 55-60 lira zarar edersiniz. Hiç karınız dahi olmaz. Bunun nedenleri de kargo, hizmet bedeli gibi ekstra görünmeyen giderlerin olmasıdır. O yüzden fiyatlandırmaları net olarak yaparak ona göre satışını yapmamız lazım" dedi. E-ticaret Uzmanı Olgay Sanaç son zamanlarda E-ticarette yaşanan kar ve zararlar hakkında değerlendirmelerde bulundu. 15 yıldır E-ticaret alanında hizmet verdiğini aktaran Olgay Sanaç, "İnsanların E-ticarete girmesini çok doğal karşılıyorum. Yeni bir pazar. Dünya gelişiyor, teknoloji büyüyor. Özellikle yapay zekanın hayatımıza girmesiyle birlikte E-ticaret bambaşka bir yer aldı. İnsanlar hem markalarını taşımak istiyorlar hem de ek gelir olsun diye evden bu işi yapmak istiyor. Ama E-ticaret göründüğü kadar kolay bir şey değil. Birçok bilinmeyen noktaları var. İnsanları en çok kandıran şey, buy box mantığı oluyor. E-ticaretten satış yapmak istiyorum diyen herkes karşısında buy box’a girdim bir günde 100 bin dolar para kazandım gel sana da eğitim satayım tarzında videolar görüyorlar. Bu videolar insanları hem yanlış yönlendiriyor hem de öyle bir kazanç yok. Burada insanların E-ticaretten soğumasını sağlıyorlar. İlk dikkat etmemiz gereken şey, burası hayal satılacak bir dünya değil. Ürünlerimiz varsa o ürünleri satmamız gerekiyor. Ürünümüz yoksa ise kendimize en uygun ürünü bulmamız gerekiyor" diye konuştu. İkinci en büyük hatanın, fiyatlandırma ve hesap hatası olduğunun da altını çizen Sanaç, "Bir ürünü 100 liraya alırsanız ve 150 liraya satarsanız yaklaşık 55-60 lira zarar edersiniz. Hiç karınız dahi olmaz. Bunun nedenleri de kargo, hizmet bedeli gibi ekstra görünmeyen giderlerin olmasıdır. O yüzden fiyatlandırmaları net olarak yaparak ona göre satışını yapmamız lazım. Bir ürün belirlediğimizde o ürünü satışa açtığımızda önce fiyatlandırmayı düzgün yapmak gerekiyor. Üçüncü en büyük adımlardan birisi, plansızlık ve sabırsızlıktır. Bir ürünü açtığımız önce liste oluşturuyoruz. Bu listeyi oluştururken ürünün analizini yapmak lazım. Odaklanmamızı dağıttığımız sürece hiçbir yere varamayız. Önemli olan büyük bir planlama yaptıktan sonra sabırla ürünün satılmasını beklemek gerekir. Dördüncü olarak buy box rekabetidir. İki kişi aynı ürünü satıyorsa pazar yeri özellikle bizi aynı sitede birleştiriyor. Kim daha az fiyat verirse onun sepete ekle butonunu almasını sağlıyor. Bu durumda ben ürünü 100 liraya satıyorum sen 90’a satıyorsun, 90 liraya satan kişinin günlük kargosu 300’ü buluyor çok güzel satış yaptığını düşünüyorsun ama 30 gün sonra paran yattığında zarar ettiğini görüyorsun. Aynı zamanda sadece kendisi değil beni de zarar ettiriyor. Böyle bir yaklaşım olmaması için de buy box rekabetine girmememiz gerekiyor. Kendine ait bir reklam belirlemen gerekiyor. Marka oluşturduktan sonra onun üzerinden devam etmek gerekir. Son olarak da her şeyi ben yaparım bir bilgisayarla mantığı yanlıştır. E-ticaret tek bir alan değil. Operasyon ayrı, planlanması farklı ve ürün geliştirmesi farklı bir alandır. Bunun için de uzman bir ekiple çalışmak lazım. En büyük faydaları tüm dünyaya açılmak olacaktır. Elazığ’da sattığın bir ürünü satışla yurtdışına Japonya’ya kadar sattığımız ürünler oldu. Bunu başka türlü yapamazsın o yüzden internet satışı önemlidir" cümlelerini kullandı.
Bursa Büyükşehir’den çiftçilere 47 ton buğday tohumu desteği
03 Kasım 2025 Pazartesi - 11:39 Bursa Büyükşehir’den çiftçilere 47 ton buğday tohumu desteği Bursa Büyükşehir Belediyesi, çiftçilere yüzde 100 hibeli 47 ton buğday tohumu desteğinde bulundu. Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, BUSKİ Tesisleri’nde düzenlenen "Buğday Tohumu Dağıtım Töreni"nde, üretimin ve emeğin kenti Bursa’da tarımsal üretimin devam etmesi için çiftçilere desteklerinin sürdüğünü söyledi. Bursa’nın 8500 yıllık tarihi geçmişe tanıklık eden kent olduğunu vurgulayan Bozbey, "Osmanlı’ya başkentlik etmiş Cumhuriyetimizin 102 yıllık gururuna ev sahipliği yapmış Bursa, bereketli, çalışkan insanlarıyla Türkiye’nin tarımsal gücüne güç katmaktadır" dedi. Bozbey, kentin bu güçlü mirasının geleceğe sağlam temellerle taşınması için gece gündüz çalıştıklarını belirterek, şöyle konuştu: "Toprağına sahip çıkan kentler geleceğine de sahip çıkarlar. Çiftçiis güçlü olan kentler yarınlarına güvenle yürürler. Günümüz koşullarında tarım, her koşula hazırlıklı olmayı gerektiren stratejik üretim alanıdır. Artan maliyetleri biliyoruz. İklim değişikliklerinin etkisini hissediyoruz. Küresel gıda krizinin yansımaları tüm dünyayı etkiliyor. Bunlar üreticilerimizi giderek daha da zorluyor. Tarımın yeni nesillere aktarılması konusunda da hep birlikte hassasiyet göstermemiz gerektiği ortada. Dünyada bir gıda krizi söz konusu. Gıdaya erişimin önümüzdeki süreçte çok daha sıkıntıda olacağı ortada. Bu yüzden ekilebilir arazilerin tamamının  ekilmesi çok önemi. Yaşlı nüfus değli her yaştan nüfusun, bu alanları sahiplenmesi, toprağı ve ekilebilir arazileri ekmesi ve gelirini ona göre alması gerekiyor." "Vefa ve sorumluluk olarak görüyoruz" Bursa’da üretimin sürmesi ve gelişmesi için destekleri her zaman yükselttiklerini aktaran Bozbey, "Büyükşehir olarak üreticilerimizin yanında olduk ve olmaya devam edeceğiz. Bunu bir görev değil bir vefa ve sorumluluk olarak görüyoruz. Mustafakemalpaşa’da 100 dönüm civarında bir yer ekildiğini ve orada üretilen buğdayları tohum olarak çiftçiye dağıtacaklarını dile getiren Bozbey, "2 bin dönümden fazla bir alan ekilecek gibi görünüyor. Gelecek yıl üretim alanını 2 katına çıkararak çiftçiye daha fazla tohum desteği sağlayacağız." dedi. Bozbey, hayvancılığa da aşı ve yem desteklerinde bulunduklarını belirterek, şöyle devam etti: "Damla sulama borusu gübre desteklerimizi sürdüreceğiz. Amacımız Bursa çiftçisine, Bursa’da toprağını koruyan, toprağını ekme konusunda duyarlı davranan güzel insanlara destek olup gelirlerini yükseltmeyi hedefliyoruz. Ürünleri satmak için pazar alanları oluşturmak için çalışmalarımız sürdürüyoruz. Bu destekler sayesinde toprakların verimliliğini artıracağız. Üretim maliyetlerini azaltarak çiftçinin elini güçlendirmiş olacağız. Tarım güçlenirse Bursa güçlenir. Üretici kazanırsa Bursa kazanır. Çiftçi kazanırsa Bursa kazanır. Toprak ne kadar bereketlenirse geleceğimiz de o kadar sağlam kök salar. Dağıttığımız buğdaylar sadece toprağa atılan buğday tanesi değildir; umudun bereketin geleceğe güçlü bakan kararlığımızın filizleridir." Konuşmaların ardından çiftçilere yüzde 100 hibeli 47 ton buğday dağıtıldı.