EKONOMİ
Bakan Kacır: ‘‘Teknoloji girişimlerinin sermayesi akıl sermayesidir’’ 08 Mayıs 2026 Cuma - 22:56:57 Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Turkcell’in hayata geçirdiği ‘Yarının Teknoloji Liderleri’ proje yarışmasında ödül töreninde konuştu. Kacır, ‘‘Teknoloji girişimlerinin sermayesi çoğunlukla maddi değildir. Teknoloji girişimlerinin sermayesi akıl sermayesidir, fikir sermayesidir’’ dedi. Turkcell’in, gençleri teknolojiye yönlendirmek ve potansiyellerini ortaya çıkarmak amacıyla bu yıl ikincisini düzenlediği "Yarının Teknoloji Liderleri" proje yarışmasının ödül töreni Turkcell Genel Müdürü Dr. Ali Taha Koç ev sahipliğinde Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ın katılımıyla gerçekleşti. Türkiye’de üniversitelilere yönelik proje yarışması olan "Yarının Teknoloji Liderleri"nde birinci olan SIGNIFY projesi 1 milyon TL, ikinci MEMOVISION projesi 800 bin TL, üçüncü SMELLCONTROL projesi ise 600 bin TL ile ödüllendirildi. Ayrıca jüri tarafından belirlenen CYBERKIDS, ENERATICS ve KAZAI projelerine de 300 bin TL’lik para ödülü takdim edildi. Törende açıklamalarda bulunan Bakan Kacır, ‘‘Türkiye’nin teknoloji alanında elde ettiği kazanımlar, kendine has bir ekosistem inşasını ve kendine has bir teknoloji geliştirme yolculuğunu da ifade ediyor. Kendine has bir ekosistem dediğimizde aslında çok bileşenli bir yapıdan bahsediyoruz. Altyapılarıyla, üniversiteleriyle, araştırma merkezleriyle, laboratuvarlarıyla, teknoparklarıyla, yazılımcılarıyla ve elbette girişimcileriyle adeta bir sinir ağında ortaklaşa çalışan inovasyon zekası Türkiye’nin teknoloji ekosistemi. Bu zeka dünyada parmakla gösterilen başarılara imza atıyor" dedi. Türkiye’de teknoloji ve inovasyona yapılan yatırımlara ilişkin de bilgi veren Bakan Kacır, ‘‘Türkiye son 23 yılda araştırma, geliştirme ve inovasyona daha önceki dönemlerle mukayese edildiğinde çok daha fazla kaynak ayırıyor. 23 yıl öncesinde Türkiye’nin yıllık Ar-Ge harcamaları 1 milyar dolardı. Şimdi Türkiye’nin yıllık Ar-Ge harcamaları 20 milyar dolar. 23 yıl öncesinde Türkiye’nin 29 bin Ar-Ge insan kaynağı vardı. Şimdi Türkiye’de 311 bin Ar-Ge insan kaynağı var. 23 yıl önce Türkiye milli gelirinin yüzde 0,5’ini Ar-Ge’ye ayırmaktaydı. Şimdi milli gelirimizin yaklaşık yüzde 1,5’ini araştırma geliştirme faaliyetlerine ayırıyoruz. İtalya gibi, İspanya gibi ülkelerle milli gelirimizden Ar-Ge ayırdığımız pay çok yakın seviyelerde. Türkiye bugün 114 teknoparkında 13 bin teknoloji girişiminin inovasyon yaptığı bir ülke. Türkiye bugün özel sektörde bin 700’den fazla Ar-Ge ve tasarım merkezine sahip bir ülke’’ ifadelerini kullandı. ‘‘Teknoloji girişimlerinin sermayesi akıl sermayesidir’’ Teknoloji girişimlerinin sermayesinin maddi olmadığını vurgulayan Kacır, ‘‘Borçlanma enstrümanları yani daha yaygın kullandığımız haliyle krediler, çoğunlukla sizin sunacağınız teminatlar karşılığında size verilir. Yani bir kredi talep ettiğinizde çoğunlukla o krediyi geri ödeyememeniz halinde hangi teminatlarla borcunuzu karşılayabileceğiniz, daha açık ifadesiyle tapunuzun, araba ruhsatınızın olup olmadığı sorulur. Teknoloji girişimlerinin sermayesi çoğunlukla maddi değildir. Teknoloji girişimlerinin sermayesi akıl sermayesidir, fikir sermayesidir. Teknoloji girişimlerinin büyümesini sağlayacak olanlar borçlanma değil, sermaye yatırımları, sermaye ortaklıklarıdır’’ diye konuştu. ‘‘Son beş yılda Türkiye’de teknoloji girişimlerine 5,5 milyar dolar yatırım yapıldı’’ Türkiye’de teknoloji girişimlerine yapılan girişim sermayesi yatırımlarını büyütmeye çalıştıklarını söyleyen Kacır, ‘‘Son beş yılda Türkiye’de teknoloji girişimlerine 5,5 milyar dolar yatırım yapıldı. Bir önceki beş yılda bu tutar 550 milyon dolardı. Ondan önceki beş yılda bu tutar 280 milyon dolardı. Yani katlanarak büyüyen bir yatırım ölçeğinden bahsediyoruz. Bu ölçeğin büyümesi için pek çok tedbir alıyoruz. Bir yandan kamu kaynaklarını girişim sermayesi fonlarına yönlendiriyoruz. Fonların fonu mekanizmaları kuruyoruz. Eş finansman mekanizmaları kuruyoruz. Kamunun bir lirasını özel sektör üç lira, beş lira eklesin ve Türkiye’nin teknoloji girişimleri yatırım ortaklıklarıyla büyüsün istiyoruz" ifadelerini kullandı. "Turkcell olarak temel yaklaşımımız, teknolojiyi insan için faydaya dönüştürmek" Törenin açılış konuşmasını yapan Turkcell Genel Müdürü Dr. Ali Taha Koç ise gençleri teknolojiye yönlendirmek ve potansiyellerini desteklemek amacıyla geçtiğimiz yıl başlatılan projenin önemine işaret ederek şunları söyledi: "Turkcell olarak ülkemizin dijitalleşme yolculuğuna 30 yıldan uzun süredir öncülük ediyoruz. Bu yolculukta Turkcell’i Türkiye’nin teknoloji lideri yapan en temel yaklaşım ise ‘Teknolojiyi insanımız için faydaya dönüştürmek’. Bizim için teknoloji; insanın hayatına dokunduğunda, bir ihtiyaca cevap verdiğinde ya da bir gencimizin önünde yeni bir kapı açtığında gerçek anlamını buluyor. Yarının Teknoloji Liderleri Proje Yarışması da bu anlayışın somutlaşmış hali. Gençlerimizden aldığımız motivasyonla bu yıl yarışmanın kapsamını daha da genişlettik. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne de projemizi açtık. 71 ilden 161 üniversitenin katılımıyla toplam 829 proje yarıştı. Yarının Teknoloji Lideri olmak için geliştirilen projelerin sayısı geçen yılın iki katını aştı. Bu başarının arkasında güçlü bir ekosistem var. Devletimizin ortaya koyduğu vizyon, sağladığı destek ve açtığı alan, gençlerimizin yolunu açıyor. Kamu, üniversite ve özel sektörün aynı hedefte buluştuğu bu yapı, ülkemizin teknoloji yolculuğuna hız kazandırıyor." "Gençlerimizin yanında olmaya devam edeceğiz" Konuşmasında gençlere de seslenen Genel Müdür Koç, "Bir fikre sahip çıkmak, yarına sahip çıkmaktır. Bu cesaretin, herhangi bir ödülden daha değerli olduğunu lütfen aklınızdan çıkarmayın. Yalnızca ödül alanlar değil; fikrinin peşinden gitme cesareti gösteren herkes bu yarışmanın kazananıdır. Ortaya koyduğunuz her fikir, yazdığınız her bir kod, bu ülkenin güçlü yarınlarına atılmış birer imzadır. Bundan böyle de sizlerin yanında olmaya ve ‘Turkcell ile Yarınlar Senin!’ demeye devam edeceğiz. Ödül almaya hak kazanan arkadaşlarımızı, finale kalan 12 ekibi ve başvuru yapan her bir gencimizi yürekten kutluyorum. Bu vesileyle vizyonlarıyla bu sürece yön veren Sayın Bakanımıza ve devletimizin değerli temsilcilerine saygılarımı sunuyorum. Ayrıca İnsan ve İş Desteklerinden Sorumlu Genel Müdür Yardımcımız Erkan Durdu liderliğinde İnsan Kaynakları ekiplerimize ve emeği geçen tüm çalışma arkadaşlarıma, kıymetli jürimize ve üniversitelerimize teşekkür ediyorum" diye konuştu. Yarının teknoloji liderlerinin geliştirdiği projeler Yarışmada birincilik ödülünü "Signify" projesi kazandı. Proje, işitme engelli bireylerin bankacılık ve sağlık gibi temel hizmetlerde tercümana bağımlı kalmamalarını hedefliyor. Signify, mahremiyet ve iletişim kopukluğunu, yapay zekâ destekli çift yönlü anlık çeviri ile ortadan kaldırmayı sağlıyor. İkinciliği ise dijital reklamcılıkta içeriklerin etkisini ölçmek için kullanılan kampanya sonrası yöntemlerin maliyetli ve yavaş olması sorununa çözüm getiren "MEMOVISION" kazandı. "Smellcontrol" projesi ise üçüncülük ödülünü kazandı. Endüstriyel tesisler ve kentsel alanlardaki gaz sızıntıları ile uçucu organik bileşiklerin (VOC) geleneksel yöntemlerle ayırt edilememesi sorununu, çoklu gaz karışımlarını eş zamanlı analiz ederek çözmeyi amaçlıyor. İlk 3’ün yanı sıra 300’er bin TL para ödülüne layık görülen projeler ise şunlar oldu: "Sosyal Okuryazarlılık" ödülüne "Cyberkids" projesi layık görüldü. Proje, internet kullanım yaşının düşmesiyle çocukların maruz kaldığı siber zorbalık, veri ihlalleri ve oltalama (phishing) gibi tehditleri, çocukların bilişsel seviyesine uygun oyunlaştırılmış yöntemlerle önlemeyi amaçlıyor. "Sürdürülebilir Gelecek" ödülünü "ENERATICS" projesi aldı. Eneratics, veri merkezlerinde enerji maliyeti ve karbon ayak izini düşürmek için IT iş yükü, soğutma (HVAC) ve batarya sistemlerini koordine eden gerçek zamanlı bir enerji orkestrasyon katmanı sunuyor. "Ölçeklenme Potansiyeli" ödülünün sahibi "KazAI" projesi oldu. Yarışmaya katılan ve trafik kazaları sonrası manuel yürütülen ve haftalar sürebilen hasar tespiti, kusur oranı belirleme ve maliyet hesaplama süreçlerini dijitalleştirerek, operasyonel yükü ortadan kaldırmayı hedefliyor.
08 Mayıs 2026 Cuma - 20:47 Bakan Yumaklı: "Tarımın sadece çiftçinin bir faaliyeti değil ülkelerin de bir milli güvenlik meselesi haline geldiğini unutmamak lazım" Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, "Tarımın sadece çiftçinin bir faaliyeti değil ülkelerin de bir milli güvenlik meselesi haline geldiğini unutmamak lazım" dedi. Bir dizi programa katılmak için Yalova’ya gelen Bakan Yumaklı, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü Bitkisel Üretimi Geliştirme Projeleri Temin Töreni’ne katıldı. Burada konuşan Bakan Yumaklı, "Bereketin, emeğin ve üretimin şehri Yalova her ne kadar yüzü ölçümü açısından en küçük ilimiz de olsa üretim gücü, üretim kapasitesi, üretim iradesi açısından bizlerin son derece memnun olduğu bir şehir açıkçası. Bugün İl Tarım ve Orman Müdürlüğümüzün Bitkisel Üretimi Geliştirme Projeleri Temin Töreni vesilesiyle bir aradayız. Değerli kardeşlerim bu kapsamda çiftçilerimize sera damlama sulama sistemi ve sebze fideleri temin ediyoruz. TAKE projesi olarak adlandırdığımız bu proje aslında ülkemizin dört bir tarafında 81 ilinde, hangi ilimizde uygulanıyorsa o ilin kendi özellikleri, dinamikleri açısından veya üretim gücü açısından neler önemliyse neyi öne çıkarmak istiyorsak bu anlamda uyguladığımız çok da başarılı giden bir proje. Bugün inşallah Yalova’nın bitkisel üretim altyapısını güçlendirecek olan bu temin töreniyle beraber çiftçi kardeşlerimize, üreticilerimize bunları vermiş olacağız" diye konuştu. Tarımın sadece ekonomik faaliyet değil aynı zamanda bir milletin bağımsızlığını ifade eden bir husus olduğunu anlatan Yumaklı, şöyle konuştu: "Tarımın sofradaki ekmeğin güvencesi olması şehirlerin huzuru olması kırsalın umudu olması yarının da temeli olması işte bizi bu düşünceye sevk ediyor. Eğer bir ülke toprağına sahip çıkıyorsa kendi insanlarının gıda ihtiyacını karşılayabiliyorsa hatta bunun da ötesinde buradan ülkesi için bir ekonomik fayda sağlayabiliyorsa ki bu konuda biliyorsunuz ülkemiz tarımsal hasılada Avrupa’da birinci dünyada da ilk on ülke arasında. Bugün artık dünyada stratejik güç toprağını koruyan suyunu verimli kullanan ve üretimini sürdürülebilir halde tutan veya bunu getirebilen ülkelerin elinde. Hepimiz takip ediyoruz iklim krizleri var. Bölgemizde başta olmak üzere birçok jeopolitik kriz var, problem var. Ülkeler arasında çatışma var. Kargaşa var. Yani aklınıza ne gelirse gıda arz güvenliği açısından yani bir ülkenin insanlarının ya biz acaba gıdamızı temin edebilir miyiz endişesini oluşturacak olan ne varsa şu anda dünyada onları yaşıyoruz hepimiz görüyoruz. Bu sebeple tarımın sadece çiftçinin bir faaliyeti değil ülkelerin de bir milli güvenlik meselesi haline geldiğini unutmamak lazım." "Bundan sonraki en büyük gündemimiz su" Bakan Yumaklı, maliyetleri azaltan ve verimi artıran projeleri hayata geçirdiklerini dile getirerek, "Modern üretim teknikleri bu açıdan son derece önemli. Yani en basitinden en zoruna kadar tarımsal üretim açısından ne gerekiyorsa bütün bunları temin etmek kararlılığındayız. Yalova Marmara’nın incesi. Bununla da kalmıyor örtü altı üretimin süs bitkisi özellikle ve katma değerli tarımında bir merkez haline gelmiş durumda. Bugünlerde özellikle bilinçli bir üretimin bilinçli bir çiftçiliğin yapıldığı bu ilimizde arkadaşlarımızın farklı projelerle tekrar üreticimizin, çiftçimizin yanında olmaya devam edeceğini söylemek istiyorum. 5 bin 400 dekar alanda süs bitkisi üretiliyor. 3 bin 200 dekar alanda da örtü altı sebze yetiştiriliyor. Peki bugün ne olacak? Yaklaşık 46 ton sera örtüsü ve 130 dekarlık alan yeniden üretime katılmış olacak. Yüz yetmiş bine aşkın sebze fidesi toprakla buluşmuş olacak. 650 rulo damlama sulama hortumu suyu israf etmeden o can suyunu toprağa taşımış olacak. Ben üç gün önce beşinci İstanbul Su Forumundaydım. Dünyanın çok farklı yerlerinden bakanlar, akademisyenler, teknik ekipler geldi. Herkesin dilinde şu var. Bundan sonraki en büyük gündemimiz su. Damlasını adeta hesabını yapacak şekilde kullanmak zorundayız. Eğer biraz hafızalarımızı tazelersek 2023 yılında saygıdeğer Emine Erdoğan hanımefendinin himayelerinde biz su verimliliği seferberliği başlattık. Tabii daha sonra hemen birkaç gün sonrasında maalesef ki o asrın felaketi deprem sebebiyle bir ara vermek zorunda kaldık. Hiçbir zaman için bu projemizden vazgeçmedik. Şimdi tekrar ülkemizdeki her bir damla suyun çoğunluğunu kullanan, tarıma doğru, verimli bir şekilde üretime gitmesi işte endüstride kullanımı, evde kullanımının en verimli, en olabilecek iyi halde gerçekleşmesini sağlamak üzere çalışıyoruz, çabalıyoruz. Suyun sadece bir kaynak olmadığını geleceğin en kıymetli bir metası olduğunu da bu sebeple tekraren ifade etmek istiyorum" dedi. Konuşmanın ardından Bakan Yumaklı, çiftçilere desteklenen malzeme ve fidelerin dağıtımını gerçekleştirdi. Programa Vali Ahmet Hamdi Usta, AK Parti Genel Başkanı, Yalova Milletvekili Ahmet Büyükgümüş, AK Parti Yalova Milletvekilli Meliha Akyol, Tarım ve Orman İl Müdürü Mustafa İlmeç ve çiftçiler de katıldı.
Vanlılar bağışıklıklarını bitkisel çaylarla güçlendiriyor
06 Kasım 2025 Perşembe - 13:46 Vanlılar bağışıklıklarını bitkisel çaylarla güçlendiriyor Van’da havaların soğumaya başlamasıyla birlikte, soğuk algınlığına karşı bağışıklık sistemini doğal yollarla güçlendirmek isteyen vatandaşlar aktarlara yöneldi. Ekim ayı itibariyle etkili olan yağışların ardından hava sıcaklıklarının düşmesi, Vanlıları doğal korunma yöntemlerine yönlendirdi. Artan gribal enfeksiyonlara karşı özellikle şifalı bitkilere ilgi gösteren vatandaşlar, aktarların hazırladığı doğal kış çaylarıyla bünyelerini güçlendirmeye çalışıyor. Aktarlar, bu dönemde kuşburnu, ıhlamur, zencefil ve adaçayı gibi bitkilerden oluşan kış çaylarının düzenli olarak tüketilmesini öneriyor. Bitki karışımlarının, soğuk algınlığına karşı koruyucu etki sağladığını belirten aktarlar, hastalanmadan önce önlem almanın önemine dikkat çekiyor. İHA muhabirine konuşan aktar Hakan Ertaş, kış öncesi yoğunluğun arttığını belirtti. Havaların soğumasıyla birlikte vatandaşların kışlık tedbirlerini almaya başladığını söyleyen Ertaş, "Kış aylarında en çok tarçın, zencefil, ıhlamur, kuşburnu, keçiboynuzu ve hatmi çiçeği gibi bitkilere rağbet ediliyor. Biz de bu bitkilerden oluşan özel karışımlı kış çayları hazırlıyoruz. Ancak vatandaşlarımız genellikle hasta olduktan sonra bu ürünlere yöneliyor. Oysaki hastalanmadan önce bu dönemde düzenli olarak tüketmeleri gerekiyor. Böylece bağışıklık sistemleri güçlenir ve kolay kolay hastalanmazlar" dedi. Bu yıl, geçmiş yıllara oranla şifalı bitkilerin fiyatlarında büyük bir değişiklik olmadığını ifade eden Ertaş, "Zaten müşterilerimiz genellikle az miktarda alım yapıyor, bu da bütçelerini zorlamıyor. Yaşlısından gencine her kesimden müşteri geliyor. Ayrıca her yıl olduğu gibi bu yıl da en çok tercih edilen bitki kuşburnudur" diye konuştu.
TÜRSAB Marmaris BTK Başkanı Esin: "Bu yıl çok sıkıntılı bir dönemden geçtik"
06 Kasım 2025 Perşembe - 13:39 TÜRSAB Marmaris BTK Başkanı Esin: "Bu yıl çok sıkıntılı bir dönemden geçtik" Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği (TÜRSAB) Marmaris Bölge Temsil Kurulu Başkanı Suat Esin ve yönetim kurulu üyeleri, Marmaris’te görev yapan basın mensuplarıyla bir araya gelerek sezon değerlendirmesi yaptı. Toplantıda korsan acenteler, sokaktaki kaçak tur satışları ve turist taşımalarına yönelik denetimler ele alındı. Suat Esin, özellikle pandemi sonrası fiyat politikası ve enflasyonun sektörü sarstığını belirterek, yetkililerin açıkladığı rakamlara rağmen sahadaki durumun farklı olduğunu söyledi. Esin, "Temmuz’un ikinci yarısında yapılan yüzde 40-50 indirimlerle iç pazarda bir artış gözlendi ama Nisan, Mayıs, Haziran ve Temmuz’un ilk yarısı turizm açısından çok sıkıntılı geçti" dedi. "Altı aylık bir sezonu bile tam anlamıyla gerçekleştiremiyoruz" Marmaris’te sezonun sadece altı ay sürdüğünü vurgulayan Esin, kira fiyatlarındaki artışın turizmcileri ağır şekilde etkilediğini belirtti. Esin, "Kiralar 12 aylık ve astronomik artıyor. Yüzde 100, yüzde 150 zamlar görüyoruz. Normal artış yapan bir mülk sahibi görmedik" diye konuştu. "Dış pazarda yüzde 6-6,5 oranında kayıp yaşadık" Pahalılığın hem iç hem dış pazarı etkilediğini söyleyen Esin, İngiliz turistlerin bile harcamalarını dikkatle yaptığını, Muğla genelinde dış pazarda yüzde 6-6,5 düşüş görüldüğünü aktardı. Esin, Dalaman’a inen yabancı turist sayısındaki düşüşü de paylaşarak, "2024 yılında sayı 1 milyon 936 bindi. 2025 yılında ise Eylül dahil olmadan 1 milyon 638 bin olarak gerçekleşti" açıklamasında bulundu. "Pembe tablolara aldanmayın" Turizmde açıklanan toplam turist rakamlarının gerçeği tam yansıtmadığını ifade eden Marmaris Bölge Temsil Kurulu Başkanı Suat Esin "Evet, ‘60 milyon turist geldi’ deniyor ama bu kişilerin hepsini turist olarak değerlendiremeyiz. Harcamalar önceki yıllara göre çok düştü" dedi.
Bakan Bolat: "Amacımız 2030’lu yıllarda Türkiye e-ihracatını toplam ihracatın yüzde 10’una ulaştırmak"
06 Kasım 2025 Perşembe - 13:28 Bakan Bolat: "Amacımız 2030’lu yıllarda Türkiye e-ihracatını toplam ihracatın yüzde 10’una ulaştırmak" Ticaret Bakanı Ömer Bolat, E-İhracat Zirvesi’nde yaptığı konuşmada, "Amacımız 2030’lu yıllarda Türkiye e-ihracatını toplam ihracatın yüzde 10’una ulaştırmak" dedi. Ticaret Bakanlığının himayesinde Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ev sahipliğinde, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) ve Orta Anadolu İhracatçı Birlikleri (OAİB) desteğiyle ‘Ankara E-İhracat Zirvesi’nin ikincisi düzenlendi. TOBB Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen programın açılışına Ticaret Bakanı Ömer Bolat katıldı. Burada açılış konuşmasını gerçekleştiren Bakan Bolat, ekim ayı dış ticaret verilerinin açıklandığını hatırlatarak, "Ekim ayında da 527 milyon dolar net artış mal ihracatımızda sağladık. Toplamda 24 milyar dolara ulaştık. Bu 24 milyar dolar hem Ekim ayının ihracat rekoru oldu, hem de Cumhuriyet tarihimizin en yüksek 4’üncü aylık ihracat rakamı oldu. Bu ilk 10 ay içinde ihracatımızda Allah’a şükürler olsun yüzde 3,9’luk bir artış sağladık. 224,6 milyar dolara ulaştık. Bunun anlamı net 8,4 milyar dolar mal ihracat artışı başarmış olmamızdır. Bu sayede cari işlemler açığımızda da hamdolsun oldukça makul rakamları korumayı başarıyoruz" şeklinde konuştu. Bakan Bolat, 18,3 milyar dolar cari işlemler açığının göründüğünü belirterek, "Temmuz ayında 1,7 milyar dolar cari işlemler fazlası verdik ve Ağustos ayında tüm ayların en yüksek cari işlemler fazlası 5,5 milyar doları kazandık. Bizim Ticaret Bakanlığı TART ekibinin tahminlerine göre de Eylül ayında 1 milyar dolar, Ekim ayında da yarım milyar dolar bir cari işlemler fazlası bekliyoruz. Böylece yaklaşık 9 milyar dolara yakın 4 ay üst üste cari işlemler fazlası sağlamış olacağız" ifadelerine yer verdi. Bakan Bolat, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘Türkiye Yüzyılını ticaretin yüzyılı yapacağız’ sözüne ithafen, "2024 yılında mal ve hizmetler ihracatı olarak 379 milyar dolara ulaşmıştık. Hizmetler ihracatımız 2024’te 117 milyar dolara ulaşmıştı. Bu yıl 121 milyar dolar olarak Ekim ayını geride bırakmış görünüyoruz ve Cumhurbaşkanımızın Türkiye Yüzyılı’nı ticaret yüzyılı yapacağız sloganı altında, 390 milyar dolar olarak belirlenmiş hedefte biz şu anda 391,5 milyar dolara ulaşmış durumdayız. İnşallah daha iyiye, daha yükseğe hep birlikte ülkemizi ve ihracatımızı yükselteceğiz" diye konuştu. E-ticaret verileri hakkında bilgi veren Bolat, "E-ticaret hacmimiz noktasında ilk 5 ilimiz öne çıkıyor. İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa ve Antalya. Diğer birçok illerde de bu gelişme var. Sektörel olarak da yemek, giyim, ayakkabı, aksesuar ve elektronik sektörlerini görüyoruz öncü sektörler olarak. E-ihracat yapan ihracatçı sayımız da 2023’de yaklaşık 7 bin iken, yüzde 62 artışla 2024’te bir yıl sonra 11 bin 283’e yükseldi. En çok e-ihracat yaptığımız ilk 5 ülke 2023 yılı itibariyle ABD, Almanya, Azerbaycan, Romanya ve Polonya olmuştur. Ayrıca Körfez ülkelerine de yoğun bir şekilde e-ihracat yapılmaktadır. Sektörel olarak e-ihracatta zirvede giyim var, kimya var, gıda var, makine ve mekanik cihazlar var, demir ve demir dışı metaller var ve en çok mikro ihracat yapan şehirlerimiz İstanbul, İzmir, Ankara, Bursa ve Denizli" açıklamasında bulundu. "E-ihracatla alakalı olarak firmalarımıza her türlü imkanla destek oluyoruz" E-ihracat sektörüne desteklerini sürdüreceklerini aktaran Bolat, sözlerine şöyle devam etti: "Biz Ticaret Bakanlığı olarak e-ticaret sektöründeki denetlemeler, düzenlemeler ve gerekli sorumluluğu, yetkiyi kullanırken e-ihracatla alakalı olarak da firmalarımıza her türlü imkanla destek oluyoruz. Çünkü inanıyoruz ki, eğer biz bu çok hızlı ilerleyen dijitalleşme sürecinde e-ticaret ve e-ihracatla alakalı gerekli çalışmaları yapmazsak, oyuncular, özel sektör firmaları bu konuda gelişip güçlenmezlerse ve dış pazarlara açılmazlarsa Allah korusun ansızın dışarıdakileri biz kendi kapımızın önünde buluruz ve o anlamda da ticarette, dış ticarette kendi mallarımızı ihracat etmek, yerine başka ülkelerin malları bizim kapımızın önünde birikir. Bu amaçla birçok faaliyetler yapıyoruz. Amacımız e-ihracatçılarımızın dünya pazarlarındaki rekabet gücünü arttırmak ve yeni pazarlara açılımlarını kolaylaştırmak. Sektör, ülke ve e-ihracat odaklı rapor giderlerini, yurt dışı pazar yerleri üzerinden yürütülen tanıtımları ve diğer pazarlama çalışmalarına ilişkin yapılan giderleri Ticaret Bakanlığı olarak destekliyoruz." "Türk Eximbank e-ihracatçılarımız için toplam 500 milyon liralık bir kredi paketi hazırladı" Bakan Bolat, e-ihracat destek paketi adına kredi programı açıklayarak, "Türk Eximbank’ımız Hazine ve Maliye Bakanlığımızın garantisiyle İGE kefaletli olarak hazırlanan e-ihracat destek paketi adında bir kredi programının da müjdesini bugün sizlere veriyoruz. Eximbank’ımızın genel müdürü Ali Güney de bu amaçla aramızda. Türk Eximbank e-ihracatçılarımız için yüzde 100 İGE kefaleti sayesinde başka bir kefalete ihtiyaç duymaksızın azami 6 ay ana para ödemesiz ve azami 12 aylık olmak üzere toplam 500 milyon liralık bir kredi paketi hazırladı" dedi. "Amacımız 2030’lu yıllarda Türkiye e-ihracatını toplam ihracatın yüzde 10’una ulaştırmak" Bakan Bolat, şunları kaydetti: "Eğitim alanında da İhracat Akademimiz, TOBB ve TOBB ETÜ Üniversitesi arasında e-ihracat uzmanlığı programını kapsayan bir eğitim iş birliği protokolü de inşallah imzalanacak. Böylece yeni ihracatçılar ordumuza yeni kurmaylar bu eğitimler sonunda katılacak ve onlar da inşallah sertifika alacaklar. Ayrıca Dijital Teşvik Takip Modülü hazırladık. Bunun da müjdesini vermek istiyorum. Böylece teşvik başvurunuzu da dijital olarak takip etmeniz mümkün olacak. Firmalarımızın destek başvuruları kolaylaşacak ve Ticaret Bakanlığımız da bu destek başvurularını daha hızlı bir şekilde takip edecek. Gördüğünüz gibi Ticaret Bakanlığı olarak bu zirveyi düzenledik ama heybemizde de bir sürü müjdeler getirdik ve böylece Ankara E-ihracat Zirvesi Türkiye’mizin e-ihracat yolculuğunda çok önemli bir kilometre taşı olacak. 2023 yılında 5,3 milyar dolar olan, 2024’te 6,5 milyar dolara çıkan Türkiye’nin e-ihracatı, toplam ihracatımızın da yüzde 2,7’lik bir paya ulaşmıştı. Amacımız inşallah 2030’lu yıllarda Türkiye e-ihracatını toplam ihracatın yüzde 10’una ulaştırmak." Açılış konuşması sonrasında programda imzalanan protokoller ise şu şekilde: E-İhracatın Finansmanı İş Birliği Protokolü - Ticaret Bakanlığı, Türk Eximbank, İGE A.Ş. İhracat Akademisi Eğitim İş Birliği Protokolü - İhracat Akademisi, TOBB ve TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi TİM Lojistik E-İhracatın Finansmanı İş Birliği Protokolü - TİM, Asset Worldwide Express. Zirvede 3 gün boyunca 40’ı aşkın panel düzenlenecek, 8 atölye çalışması yapılacak ve 90’dan fazla konuşmacı yer alacak.
Bakan Şimşek: "Dolaysız vergilerin toplam vergi gelirleri içindeki payını 2026’da yüzde 38,3’e çıkarmayı hedefliyoruz"
06 Kasım 2025 Perşembe - 13:24 Bakan Şimşek: "Dolaysız vergilerin toplam vergi gelirleri içindeki payını 2026’da yüzde 38,3’e çıkarmayı hedefliyoruz" Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, "Vergi ve harçlardaki güncellemenin yeniden değerleme oranı yerine enflasyon hedeflerini dikkate alarak bütçe imkânları doğrultusunda daha düşük oranda yapılması da gündemimizdedir" dedi.TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda Hazine Ve Maliye Bakanlığı ve Bakanlığa bağlı Gelir İdaresi Başkanlığı, Türkiye İstatistik Kurumu, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı, Sermaye Piyasası Kurulu Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu, Kamu İhale Kurumu ve Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu’nun 2026 yılı bütçeleri ele alındı. Aynı zamanda Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, Yatırımcı Tazmin Merkezi ve Bankalararası Kart Merkezi Anonim Şirketi Sayıştay Raporları da Komisyonda görüşüldü.Komisyonda bir sunum gerçekleştiren Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, belirsizliklere, artan korumacılık ve jeopolitik gerginliklere rağmen küresel ekonominin dirençli ve ılımlı görünümünü koruduğunu söyledi.Şimşek, küresel büyümenin 2025 ve 2026 yıllarında, uzun dönem ortalamasının altında kalmasında rağmen yüzde 3’ün üzerinde gerçekleşmesinin öngörüldüğünü dile getirerek, "Nisan ayında açıklanan tarifelerin, küresel ticareti beklenenden daha az etkileyeceği tahmin ediliyor. 2025 yılında küresel ticaret hacminin yüzde 3,6, 2026’da ise yüzde 2,3 artması bekleniyor. 2024 yılında yüzde 2,1 büyüyen ticaret ortaklarımızın, 2025 ve 2026 yıllarında sırasıyla yüzde 2,2 ve yüzde 2,3 büyüyeceği tahmin edilmektedir" ifadelerine yer verdi."Küresel konjonktürün ülkemiz için daha olumlu seyretmesini bekliyoruz"Diğer yandan, küresel dezenflasyon sürecinin devam ettiğini söyleyen Şimşek, "ABD Merkez Bankası ve Avrupa Merkez Bankası başta olmak üzere geçen yıl başlayan politika faiz indirimleri bu yıl da devam etti. 2026 yıl sonuna kadar FED’in ilave 75 baz puan faiz indirimi yapması bekleniyor. İyileşen küresel risk iştahı ile birlikte gelişmekte olan ekonomilere bu yıl artan portföy girişlerinin, 2026 yılında da devam etmesi bekleniyor. Diğer olumlu bir faktör de küresel emtia fiyatlarının ılımlı seyridir. Önümüzdeki dönemde enerji fiyatlarındaki düşüşün devamı, enerji hariç emtia fiyatlarının ise artması öngörülüyor. Özetle, küresel konjonktürün ülkemiz için daha olumlu seyretmesini bekliyoruz" açıklamasında bulundu.Şimşek, uyguladıkları program sayesinde son 2 yılda önemli kazanımlar elde ettiklerini belirterek, programın öncelikli hedeflerinden olan makro finansal istikrarın güçlendirilmesi ve şoklara karşı dayanıklılığın artırılmasında önemli mesafe aldıklarını kaydetti."Kur Korumalı Mevduat’tan çıkışı başarıyla yönetiyoruz"Uluslararası standartlara göre rezerv yeterliliğini sağladıklarını söyleyen Şimşek, 2023 yılı Mayıs ayına göre brüt rezervlerin 87 milyar dolar, swap hariç net rezervlerin ise 112,6 milyar dolar arttığını dile getirdi.Şimşek, koşullu yükümlülükleri azalttıklarını belirterek, "Kur Korumalı Mevduat’tan (KKM) çıkışı başarıyla yönetiyoruz. 24 Ekim 2025 itibarıyla 171 milyar liraya gerileyen bakiyenin yıl sonunda 5 milyar liranın altına inmesini bekliyoruz. Türk lirası varlıklara duyulan güvenin artmasıyla TL’nin toplam mevduat içindeki payı yüzde 59,8’e ulaştı" diye konuştu."Cari açığı endişe kaynağı olmaktan çıkardık"Program ile sağlanan kazanımları kalıcı hale getirmek için makro dengesizlikleri azalttıklarına dikkati çeken Şimşek, "Kayda değer iyileşme sağladığımız cari açığı endişe kaynağı olmaktan çıkardık. 2023 yılı ortasında yüzde 5 olan yıllıklandırılmış cari açığın milli gelire oranı 2024’te yüzde 0,8’e geriledi. 2025 yılı ikinci çeyreği itibarıyla yüzde 1,3 olan bu oranın, Orta Vadeli Program (OVP) döneminde ortalama yüzde 1,2 ile sürdürülebilir seviyelerde kalmasını öngörüyoruz. Cari dengedeki bu iyileşmeyle birlikte 2023 yılı Haziran ayında milli gelire oranla yüzde 23 olan brüt dış finansman ihtiyacının 2025 sonunda yaklaşık yüzde 17’ye gerileyeceğini öngörüyoruz" şeklinde konuştu."700 baz puana kadar yükselen risk primimiz 250 baz puanın altına geriledi"Şimşek, finansal istikrarın güçlenmesiyle Türkiye yönelik risk algısının da iyileştiğine vurgu yaparak, "Program öncesi 700 baz puana kadar yükselen risk primimiz 250 baz puanın altına geriledi. Düşen risk primiyle birlikte kamu ve özel sektörün dış borçlanma maliyetleri önemli ölçüde azaldı. Programımız sayesinde ülke kredi notumuzu S&P ve Fitch 2’şer kademe, Moody’s ise 3 kademe yükseltmiştir" dedi."Vergi ve harçlardaki güncellemenin yeniden değerleme oranı yerine enflasyon hedeflerini dikkate alarak yapılması gündemimizde"Dezenflasyon sürecine ilişkin de konuşan Bakan Şimşek, dezenflasyonun sürecinin dönemsel etkilerle geçici olarak yavaşlasa da devam ettiğini kaydederek, "Yıllık enflasyon, ekimde geçen yılın aynı ayına göre 15,7 puan azalarak yüzde 32,9’a geriledi. Önümüzdeki dönemde sıkı para politikası, destekleyici maliye politikası, bütçe imkânları dahilinde yönetilen ve yönlendirilen fiyatların hedeflerle uyumlu belirlenmesi ve başta sosyal konut olmak üzere arz yönlü tedbirler ile dezenflasyon sürecinin devam edeceğini öngörüyoruz. Ayrıca vergi ve harçlardaki güncellemenin yeniden değerleme oranı yerine enflasyon hedeflerini dikkate alarak bütçe imkânları doğrultusunda daha düşük oranda yapılması da gündemimizdedir" değerlendirmesinde bulundu."İstihdamı korumak amacıyla reel sektöre yönelik desteklerimiz devam ediyor"Bakan Şimşek, OVP döneminde büyüme patikasının dezenflasyonu desteklemesini öngördüklerini söyleyerek, "İstihdam, program döneminde 1,1 milyon kişi arttı. İşgücüne katılımdaki zayıf seyrin de etkisiyle işsizlik oranı tek haneli seviyesini korudu. Özellikle emek yoğun sektörlerde zayıf seyreden üretimi canlandırmak ve istihdamı korumak amacıyla reel sektöre yönelik desteklerimiz devam ediyor" şeklinde konuştu.Mali disiplini tesis ettiklerini ve kararlılıkla sürdüreceklerini sözlerine ekleyen Şimşek, cari fiyatlarla 3,6 trilyon liraya ulaşan deprem harcamalarına rağmen bütçe disiplinini güçlendirdiklerini vurguladı.Şimşek, aldıkları tedbirler sayesinde milli gelire oranla 2023 yılında yüzde 5,1 ile sınırladıkları bütçe açığının, 2024’te yüzde 4,7’ye gerilediği ve 2025 yılında bu oranın yüzde 3,6 olarak gerçekleşmesini beklediklerini ifade etti."Bütçe açığının 2025 yılında yüzde 3,6 olarak gerçekleşmesini bekliyoruz"Alınan tedbirlerle bütçe açığının, 2024’te yüzde 4,7’ye gerilediğini hatırlatan Şimşek, "2025 yılında bu oranın yüzde 3,6 olarak gerçekleşmesini bekliyoruz. OVP’de geçen sene yüzde 3,1 olarak öngördüğümüz 2025 yılı bütçe açığına yönelik yukarı yönlü revizyonun temel nedeni, bazı vergi gelirlerinin beklentilerimizin altında kalmasıdır" değerlendirmesinde bulundu."Tasarruf tedbirleri çerçevesinde bin 958 harcama biriminde denetim gerçekleşti"Şimşek, kamu tasarruf tedbirlerine ilişkin de konuşarak, alınan tedbirlerle kamuda harcama disiplinini güçlendirdiklerini söyledi. Bu kapsamda kamuda izleme, denetleme, raporlama ve yaptırım modelini güçlü ve kararlı bir şekilde uyguladıklarına da sözlerine ekleyen Şimşek, ’Tasarruf Tedbirleri Bilgi Sistemi’ ile 257 kamu idaresini yakından takip ettiklerini ve bin 958 harcama biriminde denetim gerçekleştirdiklerini söyledi."Kurumlar vergisi oranını 5 puan artırarak yüzde 25’e yükselttik"Gelir politikasını vergide adalet, vergilemede etkinlik ve kayıt dışılıkla mücadele eksenlerinde oluşturduklarını aktaran Şimşek, program döneminde yüksek gelir gruplarına yönelik vergi yükünü artıran düzenlemeleri hayata geçirdiklerini anımsattı. Şimşek, söz konusu düzenlemeleri şu şekilde açıkladı:"Kurumlar vergisi oranını 5 puan artırarak yüzde 25’e yükselttik. Yap-İşlet-Devret ve Kamu Özel İşbirliği projelerinden elde edilen kazançlar ile banka ve finans kurumları için kurumlar vergisini 10 puan artırdık. Banka ve diğer finansal kuruluşların finansal faaliyet harçlarını yüzde 50 yükselttik. İlk defa, çok uluslu şirketlere yüzde 15, yurt içindeki şirketlere yüzde 10 asgari kurumlar vergisi getirdik. Şirketlerin taşınmaz satışlarında uygulanan yüzde 50 kazanç istisnasını kaldırdık. İştirak hissesi satış kazancı istisnasını yüzde 50’ye düşürdük. Kâr paylarındaki gelir vergisi stopajını yüzde 15’e yükselttik. Kazanç istisnasını daralttığımız yatırım fon ve ortaklıklarının gayrimenkul kazançlarını da yüzde 10 asgari kurumlar vergisine tabi tuttuk. Yat, kotra, tekne ve gezinti gemileri için yüzde 8 ÖTV getirdik. Silah bulundurma ve taşıma ruhsatları için uygulanan harçları yüzde 100 artırdık. İşlenmiş vadeli altın ithalatını KKDF’ye tabi tuttuk. 2025 yılı Eylül ayı itibarıyla vadeli mevduatların yüzde 95’ini oluşturan 6 aya kadar vadeli mevduat gelirleri ile yatırım fonlarında stopaj oranını yüzde 17,5’e yükselttik.""Dolaysız vergilerin toplam vergi gelirleri içindeki payını 2026’da yüzde 38,3’e çıkarmayı hedefliyoruz"Şimşek, vergi harcamalarını azaltmaya devam ettiklerini söyleyerek, vergi istisna ve muafiyetlerin azaltılması amacıyla yapılan düzenlemeler çerçevesinde 2025 yılı için yüzde 5,1 olarak hesapladıkları vergi harcamalarının milli gelire oranını 2026’da yüzde 4,7’ye, OVP dönemi sonunda ise yüzde 4,1’e indirmeyi hedeflediklerini bildirdi.Vergide adaleti sağlamak için oluşturulan düzenlemelere de konuşmasında yer veren Şimşek, "Program döneminde, vergide adaleti güçlendirmek için yaptığımız düzenlemeler ve kayıt dışılığa yönelik aldığımız tedbirlerle 2023 yılında yüzde 34,5 olan dolaysız vergilerin toplam vergi gelirleri içindeki payını 2026’da yüzde 38,3’e çıkarmayı hedefliyoruz. Böylece dolaylı vergilerin payı yüzde 61,7’ye inecektir.2023’ten itibaren dolaysız vergilerde sağlanacak 3,8 puanlık iyileşme 520 milyar liraya tekabül edecek" dedi."Dolaysız vergilerde en düşük yüke sahip üçüncü ülkeyiz"Şimşek, Türkiye ile OECD ve AB ülkeleri vergi yüklerinin aynı tanımda kıyaslanabilmesi için sosyal güvenlik primlerinin ve mahalli idare vergi gelirlerinin de hesaplamalara dahil edilmesi gerekmektiğini belirterek, "Bu şekilde yapılan hesaplamalara göre ülkemizde genel vergi yükü yüzde 23,5’tir. Ortalaması yüzde 33,9 olan OECD ülkeleri arasında en düşük vergi yüküne sahip beşinci ülkeyiz. Türkiye’de dolaylı vergi yükü yüzde 10,7, dolaysız vergi yükü ise yüzde 12,8 seviyesindedir. Dolaysız vergilerin yeterli düzeyde olmaması temel sorunumuzdur. Ortalaması yüzde 23,6 olan OECD ülkeleri arasında dolaysız vergilerde en düşük yüke sahip üçüncü ülkeyiz" dedi."Kayıt dışı ile mücadelemiz sonuç veriyor, bu yıl 473 bin mükellef ilk kez beyanname verdi""Hükümet olarak kayıt dışı ekonomiyle mücadele önem verdiğimiz konuların başında geliyor. Bu kapsamda vergilemede etkinliği ve denetimi artırıyor, kayıt dışılıkla mücadeleyi kararlılıkla sürdürüyor ve mükelleflerinin haklarını koruyoruz" diyen Şimşek, şunları kaydetti:"Mükellef haklarının korunması amacıyla vergi incelemelerinde uyulacak denetim standartlarına ilişkin çalışmamızı tamamladık, önümüzdeki günlerde yayımlayacağız. Saha denetimlerimiz aralıksız sürüyor. Belge düzeni ve KDV oranlarının kontrolü için 2024 yılında 1 milyon 125 bin, 2025’in ilk 9 ayında 1 milyon 110 bin saha denetimi gerçekleştirdik. 2024 yılında yasalaşan hasılat tespiti uygulamasını bu yıl fiilen hayata geçirdik. Bu kapsamda yılın ilk 9 ayında 253 bin denetim yaptık. Kayıt dışı ile mücadelemiz sonuç veriyor. Beyanname sayılarında ve beyan edilen gelirlerde önemli artışlar sağladık. 2024 yılına ait kira, ücret, menkul sermaye iradı ile diğer kazanç ve iratlara ilişkin beyanname sayısı yüzde 24 artışla 2 milyon 248 bin oldu. Hesaplanan vergi 2 katına çıktı. Bu yıl 473 bin mükellef ilk kez beyanname verdi. Sonuç olarak 2022 yılında 3,8 milyon ve 2023 yılında 4,4 milyon olan gelir vergisi beyanname sayısı, 2024 yılında 5 milyona ulaştı. Program döneminde her sene hesaplanan vergi 2 katına çıktı.""Faiz harcamalarının milli gelire oranı 2025’te 3,3 ve 2026’da yüzde 3,5 olarak gerçekleşmesi beklenmekte"Bakan Şimşek, deprem nedeniyle artan borçlanma ihtiyacıyla, yükselen faiz harcamalarına rağmen kamu borçluluğunun düşük seyrettiğini belirterek, "2023-25 döneminde faiz dışı açık ve borçlanma ihtiyacı önemli ölçüde deprem harcamaları nedeniyle artmıştır. Böylece faiz harcamalarının milli gelire oranı 2025 ve 2026 yıllarında sırasıyla yüzde 3,3 ve yüzde 3,5 olarak beklenmektedir. Azalan deprem harcamaları ve iyileşen faiz dışı denge sayesinde bu oranın 2027’de yüzde 3,4’e, 2028’de ise yeniden yüzde 3,3’e gerilemesi öngörülmektedir" şeklinde konuştu.Bakan Şimşek, 2024 yılında yüzde 23,6 olan Avrupa Birliği (AB) tanımlı genel yönetim borç stokunun milli gelire oranının 2025 yılı ikinci çeyreğinde yüzde 24,1 olarak gerçekleştiğini ifade etti.İç borç çevirme oranının 2024 yılında yüzde 133,1 olarak gerçekleştiğini de hatırlatan Şimşek, bu yıl yüzde 132,5 seviyesinde tamamlamayı öngördüklerini kaydetti. OVP’de öngörülen faiz dışı dengedeki iyileşmeyle birlikte 2026 yılında bu oranı yüzde 106’ya, dönem sonunda da yüzde 100’ün altına düşürmeyi hedeflediklerini de aktaran Şimşek, böylece özel sektöre daha fazla alan açılacağını ve reel sektörün büyümesinin destekleneceğini belirtti."Uzun vadeli ve uygun koşullu 13,6 milyar dolar finansman sağladık"Şimşek, 2025 yılında uluslararası sermaye piyasalarından toplam 13 milyar dolar finansman sağladıklarını belirterek, "Bu ihraçlara yatırımcı ilgisi yüksek olmuş, spreadlerde önemli ölçüde gerileme kaydedilmiştir. Proje ve program finansmanı kapsamında çok taraflı yatırım bankalarından altyapı, ulaşım, sağlık, doğal afetlerle mücadele, çevre, enerji ve reel sektörün desteklenmesine yönelik 2025 yılı Ekim itibarıyla uzun vadeli ve uygun koşullu yaklaşık 13,6 milyar dolar tutarında finansman sağladık. Bu tutar yıllık bazda ulaşılan en yüksek rakamdır" açıklamasında bulundu.Ar-Ge ve yatırımları güçlü bir şekilde desteklediklerini söyleyen Şimşek, 2025 yılında Ar-Ge faaliyetleri ile yatırım ve üretimi artırmak için 693,6 milyar lira, 2026 yılında ise 836 milyar lira vergi harcaması öngördüklerini bildirdi.Şimşek, istihdamı korumaya ve artırmaya yönelik tedbirler alıklarını dile getirerek, "’İstihdamı Koruma Destek Programı’ ile tekstil, giyim, deri ve mobilya gibi belirli imalat sektörlerinde istihdamını koruyan işletmelere çalışan başına aylık 2 bin 500 lira prim desteği sağlıyoruz. İmalat sanayi sektörüne yönelik ilave destek paketleri üzerinde de çalışıyoruz" diye konuştu."2026’da tarım sektöründe 262,3 milyar lira vergiden vazgeçiyoruz"Çiftçi ve esnaf desteklerinin artarak devam ettiğine işaret eden Şimşek, "2026 yılı tarımsal destek programları, tarım sektörü yatırım ödenekleri ile tarımsal kredi destekleri, tarımsal KİT ve ihracat destekleri için 626 milyar lira kaynak ayırıyoruz. Ayrıca tarım sektörüne yönelik 2026’da vazgeçeceğimiz vergi tutarı da 262,3 milyar liradır. 1,1 milyona çiftçimize, 746 milyar lira kredi bakiyesi ile 2025 yılı ilk dokuz ayında 144 milyar lira Hazine faiz/kâr payı desteği sağladık. 780 bin esnaf ve sanatkârımıza, 282 milyar lira kredi bakiyesi ile 2025 yılı ilk dokuz ayında 49 milyar lira Hazine faiz desteği sağladık" açıklamasında bulundu."Hazine ve Maliye Bakanlığı 2026 yılı bütçe teklifinin toplamı 8,84 trilyon lira"Hazine ve Maliye Bakanlığı, Gelir İdaresi Başkanlığı, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı ve Türkiye İstatistik Kurumu 2024 Yılı Kesin Hesabı’na ilişkin özet bilgileri de paylaşan Şimşek, sözlerine şu şekilde devam etti:"2024 yılı için 4,67 trilyon lira olan Hazine ve Maliye Bakanlığı bütçesinin 4,55 trilyon lirası kullanılmıştır. Bunun yaklaşık yüzde 1’ine tekabül eden 40 milyar liralık kısmı Bakanlık hizmetlerinde kullanılmıştır. Gelir İdaresi Başkanlığının 2024 yılı itibarıyla 37,3 milyar lira olan bütçesinin 36,9 milyar lirası kullanılmıştır. 405 milyon lira olan Özelleştirme İdaresi Başkanlığı bütçesinin 280,8 milyon lirası kullanılmıştır. 3,5 milyar lira olan Türkiye İstatistik Kurumu bütçesinin 3,2 milyar lirası kullanılmıştır."Bakanlığının 2026 yılı bütçe teklifi toplam 8,84 trilyon lira, faiz hariç 6,1 trilyon lira olduğu bilgisini veren Şimşek, bu teklifin yaklaşık yüzde 1,3’üne tekabül eden 77,8 milyar liranın Hazine ve Maliye Bakanlığı hizmetleri için kullanılacağını bildirdi.Şimşek, 2026 yılı bütçesinde teklif ettikleri ödenek tutarının Gelir İdaresi Başkanlığı için 70,6 milyar lira, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı için 474,7 milyon lira ve Türkiye İstatistik Kurumu için 6,7 milyar lira oluğunu da açıkladı.Komisyon görüşmeleri, Bakan Şimşek’in konuşmasının ardından diğer parti sözcülerinin konuşmasıyla devam etti.
Başkan Günel: "2026’da Kuşadası için İngiliz pazarı 2025’ten daha iyi olacak"
06 Kasım 2025 Perşembe - 13:23 Başkan Günel: "2026’da Kuşadası için İngiliz pazarı 2025’ten daha iyi olacak" Kuşadası Belediyesi, dünyanın en önemli turizm fuarlarından biri olan World Travel Market Londra Fuarı’na (WTM) katıldı. Fuarda Türkiye’ye ayrılan stant alanını ziyaret etmeye gelen misafirlerle bire bir ilgilenerek Kuşadası’nın tanıtımını yapan Başkan Ömer Günel, "Önümüzdeki yıl Kuşadası için İngiliz pazarı 2025’ten daha iyi olacak" dedi. İngiltere’nin başkenti Londra’da dünya turizm pazarının en önemli destinasyonları ve firmalarının katıldığı World Travel Market (WTM) Londra Fuarı başladı. Seyahat profesyonellerinin buluştuğu ve iş anlaşmalarının yapıldığı fuarda, Kuşadası Belediyesi de Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı’na (TGA) ait stant alanında çeşitli görsel materyallerle kentin sahip olduğu doğal, tarihi ve kültürel zenginlikler ile konaklama imkanlarının tanıtımını yaptı. Fuarda, Kuşadası Belediyesi Türkiye’ye İngiliz turist getiren seyahat acentalarının temsilcileriyle de toplantılar yaparak yakın ilişkiler kurdu. Belediye Başkanı Ömer Günel de Belediye Meclis üyeleri Fahrettin Çiçek, Tacettin Özden ve Eda Yurtcan ile birlikte TGA’nın Türkiye stant alanını ziyaret etmeye gelen misafirlerle bire bir ilgilenip, Kuşadası hakkında detaylı bilgi verdi. "Önümüzdeki yıl İngiliz pazarı daha iyi olacak" Gelecek yıl Kuşadası’nı İngiliz turist pazarı açısından 2025’e göre çok daha iyi bir sezonun beklediğini belirten Başkan Ömer Günel, "Öncelikle İngiltere’deki fuarda Kuşadası’na gösterilen yoğun ilgi bizleri çok memnun etti. Bölgemizde İngiliz pazarı, yabancı kaynak pazarlar içerisinde önemli bir yer tutuyor. Uzun zamandır buradaki fuara katılan acentelere destek verdiğimiz bir süreci yaşıyoruz. Bu desteklerin de kentimize olumlu yönde yansıdığını görüyoruz. Burada edindiğimiz çok önemli bir bilgiyi de paylaşmak istiyorum. Ülkemiz genelinde İngiliz turist sayısı açısından bir miktar kayıp yaşansa da Kuşadası’na gelen İngilizler bakımından artış var. Bu verdiğimiz emeğin ne kadar kıymetli olduğunu gösteriyor. Ben buradan Kuşadası’ndaki esnaf ve turizmcilere önümüzdeki yılın İngiliz pazarı açısından kentimiz için 2025’ten daha iyi olacağının müjdesini vermek istiyorum" diye konuştu.
Coca-Cola İçecek Orta Asya’daki yatırımlarına bir yenisini daha ekliyor
06 Kasım 2025 Perşembe - 12:45 Coca-Cola İçecek Orta Asya’daki yatırımlarına bir yenisini daha ekliyor 12 ülkede 36 şişeleme fabrikası ve 3 meyve işleme tesisiyle faaliyet gösteren Coca-Cola İçecek (CCI), Kazakistan’daki Almatı, Astana ve Çimkent fabrikalarının ardından, Aktöbe’de dördüncü şişeleme fabrikasının inşası için Kazakistan Cumhuriyeti Tarım Bakanlığı ile çerçeve anlaşması imzaladı. Talepten önce yatırım ilkesi doğrultusunda Orta Asya’daki büyümesini sürdüren CCI, yeni fabrikanın inşasına 2026 yılında başlamayı planlıyor. Anadolu Grubu’nun bir parçası olan Coca-Cola İçecek (CCI), Orta Asya ve Kafkasya’da uzun vadeli büyüme ve sürdürülebilir kalkınma vizyonu doğrultusundaki yatırımlarını sürdürüyor. Bölgenin en stratejik pazarlarından biri olan Kazakistan’da; 2024 yılında Çimkent’te hizmete giren üçüncü fabrikasının ardından CCI, Aktöbe şehrinde ülkedeki dördüncü şişeleme fabrikasını kurmak üzere Kazakistan Cumhuriyeti Tarım Bakanlığı ile çerçeve anlaşması imzaladı. Kazakistan’ın Aktöbe şehrinde kurulacak yeni fabrikanın inşasının 2026 yılında başlaması ve faaliyete geçtiği bölgede 120’den fazla kişiye doğrudan, yüzlerce kişiye dolaylı istihdam sağlaması öngörülüyor. Çevre dostu teknolojilerle donatılacak fabrika, uluslararası standartlardaki atık yönetimi uygulamalarıyla Kazakistan’ın sürdürülebilir sanayi ekosistemini güçlendirecek. 2024 yılında Çimkent’te açılan üçüncü fabrikalarının ardından bir yıl gibi kısa bir süre içerisinde dördüncü fabrikanın çerçeve anlaşmasını imzalamaktan gurur duyduğunu belirten Coca-Cola İçecek CEO’su Karim Yahi, yapılan yeni yatırımın şirketin Orta Asya’daki stratejik konumunu daha da güçlendireceğini vurgulayarak şunları söyledi: "Çimkent fabrikamızla birlikte Kazakistan’daki yatırımlarımızın toplamı geçtiğimiz yıl 500 milyon dolara ulaştı. Genç ve dinamik nüfusu, büyüyen ekonomisi ve bölgesel rolüyle Kazakistan bizim için çok önemli bir pazar olmayı sürdürüyor. Aktöbe’de kurulacak yeni fabrikamız, CCI’ın bölgesel büyüme kararlılığının ve Kazakistan’a duyduğumuz güvenin somut bir göstergesi." CCI’ın Kazakistan’daki sosyo-ekonomik katkıları ve şeffaf işleyişi, En İyi Vergi Mükellefi Ödülü, Paryz Cumhurbaşkanlık Ödülü, Kazakistan Uluslararası Yatırım Forumu (KGIR) Ödülü ve Sosyal Sorumluluk Devlet Ödülü gibi birçok prestijli ödül ve takdirle de onurlandırıldı.
BBS’de ’B2B Pazarlama ve Satış Eğitimi’
06 Kasım 2025 Perşembe - 12:41 BBS’de ’B2B Pazarlama ve Satış Eğitimi’ İş dünyasının yaşam boyu eğitim üssü Bursa Business School (BBS), firmaları geleceğe hazırlamak amacıyla kurgulanan eğitim programlarına tüm hızıyla devam ediyor. BBS’de düzenlenen ‘B2B Satış ve Pazarlama: Değer Odaklı Stratejilerle Müşteri Kazanımı" eğitimi ile katılımcılara önemli bilgiler verildi. BTSO’nun Uludağ’da hayata geçirdiği Bursa Business School’da Sabancı Üniversitesi Yönetim Bilimleri Fakültesi Öğretim Görevlisi Dr. Yusuf Soner tarafından verilen eğitime çok sayıda firma temsilcisi katıldı. Programın ilk gününde, pazarlama bakış açısından müşteriye ulaşma stratejileri, doğru segmentasyon, değer önerisi geliştirme ve "Aim-Pain-Gain" modeli ile müşterinin hedefleri, sorunları ve beklentileri analiz edildi. İkinci gün ise satış sürecinin yapı taşları, müzakere teknikleri, takip stratejileri ve güven inşasının önemi uygulamalı çalışmalarla ele alındı. Eğitmen Yusuf Soner, satış ve pazarlamanın firmalar için stratejik bir disiplinine sahip iki konu olduğunu belirterek, iki konunun ayrıca bir proje yönetimi olduğuna işaret etti. B2B ile B2C dünyalarının farklarına da değinen Soner, "Satış bir sonuçtur; asıl mesele müşterinin değerini anlamak, güven inşa etmek ve çözüm ortağı olabilmektir. Müşteriyle masada değil, sahada kazanırsınız. Müşterinin ne istediğini öğrenmek ve ona adapte olan ve rakipte olmayanı geliştirmek önemli. Bunu sadece ürünü olarak düşünmemek gerekiyor. Ürün ve hizmet de bu işin bir parçası. Pazarlama talebi oluşturmak, satış da bu talebi realize etmektir" dedi. Bursa Business School’un kent ve ülke ekonomisinin gelişimi için büyük bir değer olduğunu ifade eden Soner, şöyle devam etti; "Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nı tebrik ediyorum. Uludağ’da çok önemli bir merkez hayata geçti. Dünyada büyük bir dönüşüm yaşanırken eski bildiklerimizle ilerleyemeyeceğimiz çok açık. Yeni ekonomiye hızla adapte olmamız lazım. Bursa Business School bu yolculukta firmalara rehberlik eden çok güçlü ve özel bir merkez" Eğitim katılımcılarından AVG Otomotiv Kurucusu Barış Güler, BTSO’nun firmalara yönelik eğitim organizasyonlarını yakından takip ettiğini belirterek, "Bursa Business School’a ilk defa geldim. Burada çok önemli bir eğitim üssü oluşturulduğunu söyleyebilirim. Burada sunulan imkanlardan tüm iş dünyası temsilcilerinin faydalanması gerektiğini düşünüyorum" diye konuştu. Burpol firmasından Satış Mühendisi Tuğba Gencan, eğitim organizasyonunun oldukça faydalı geçtiğini belirterek, merkezin çok kapsamlı ve nitelikli eğitimleri firmalarla buluşturduğunu söyledi.
Bakan Şimşek: "Vergi ve harçlardaki güncellemenin yeniden değerleme oranı yerine enflasyon hedeflerini dikkate alarak yapılması gündemimizde"
06 Kasım 2025 Perşembe - 12:30 Bakan Şimşek: "Vergi ve harçlardaki güncellemenin yeniden değerleme oranı yerine enflasyon hedeflerini dikkate alarak yapılması gündemimizde" Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, "Vergi ve harçlardaki güncellemenin yeniden değerleme oranı yerine enflasyon hedeflerini dikkate alarak bütçe imkânları doğrultusunda daha düşük oranda yapılması da gündemimizdedir" dedi. TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda Hazine Ve Maliye Bakanlığı ve Bakanlığa bağlı Gelir İdaresi Başkanlığı, Türkiye İstatistik Kurumu, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı, Sermaye Piyasası Kurulu Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu, Kamu İhale Kurumu ve Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu’nun 2026 yılı bütçeleri ele alındı. Aynı zamanda Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, Yatırımcı Tazmin Merkezi ve Bankalararası Kart Merkezi Anonim Şirketi Sayıştay Raporları da Komisyonda görüşüldü. Komisyonda bir sunum gerçekleştiren Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, belirsizliklere, artan korumacılık ve jeopolitik gerginliklere rağmen küresel ekonominin dirençli ve ılımlı görünümünü koruduğunu söyledi. Şimşek, küresel büyümenin 2025 ve 2026 yıllarında, uzun dönem ortalamasının altında kalmasında rağmen yüzde 3’ün üzerinde gerçekleşmesinin öngörüldüğünü dile getirerek, "Nisan ayında açıklanan tarifelerin, küresel ticareti beklenenden daha az etkileyeceği tahmin ediliyor. 2025 yılında küresel ticaret hacminin yüzde 3,6, 2026’da ise yüzde 2,3 artması bekleniyor. 2024 yılında yüzde 2,1 büyüyen ticaret ortaklarımızın, 2025 ve 2026 yıllarında sırasıyla yüzde 2,2 ve yüzde 2,3 büyüyeceği tahmin edilmektedir" ifadelerine yer verdi. "Küresel konjonktürün ülkemiz için daha olumlu seyretmesini bekliyoruz" Diğer yandan, küresel dezenflasyon sürecinin devam ettiğini söyleyen Şimşek, "ABD Merkez Bankası ve Avrupa Merkez Bankası başta olmak üzere geçen yıl başlayan politika faiz indirimleri bu yıl da devam etti. 2026 yıl sonuna kadar FED’in ilave 75 baz puan faiz indirimi yapması bekleniyor. İyileşen küresel risk iştahı ile birlikte gelişmekte olan ekonomilere bu yıl artan portföy girişlerinin, 2026 yılında da devam etmesi bekleniyor. Diğer olumlu bir faktör de küresel emtia fiyatlarının ılımlı seyridir. Önümüzdeki dönemde enerji fiyatlarındaki düşüşün devamı, enerji hariç emtia fiyatlarının ise artması öngörülüyor. Özetle, küresel konjonktürün ülkemiz için daha olumlu seyretmesini bekliyoruz" açıklamasında bulundu. Şimşek, uyguladıkları program sayesinde son 2 yılda önemli kazanımlar elde ettiklerini belirterek, programın öncelikli hedeflerinden olan makro finansal istikrarın güçlendirilmesi ve şoklara karşı dayanıklılığın artırılmasında önemli mesafe aldıklarını kaydetti. "Kur Korumalı Mevduat’tan çıkışı başarıyla yönetiyoruz" Uluslararası standartlara göre rezerv yeterliliğini sağladıklarını söyleyen Şimşek, 2023 yılı Mayıs ayına göre brüt rezervlerin 87 milyar dolar, swap hariç net rezervlerin ise 112,6 milyar dolar arttığını dile getirdi. Şimşek, koşullu yükümlülükleri azalttıklarını belirterek, "Kur Korumalı Mevduat’tan (KKM) çıkışı başarıyla yönetiyoruz. 24 Ekim 2025 itibarıyla 171 milyar liraya gerileyen bakiyenin yıl sonunda 5 milyar liranın altına inmesini bekliyoruz. Türk lirası varlıklara duyulan güvenin artmasıyla TL’nin toplam mevduat içindeki payı yüzde 59,8’e ulaştı" diye konuştu. "Cari açığı endişe kaynağı olmaktan çıkardık" Program ile sağlanan kazanımları kalıcı hale getirmek için makro dengesizlikleri azalttıklarına dikkati çeken Şimşek, "Kayda değer iyileşme sağladığımız cari açığı endişe kaynağı olmaktan çıkardık. 2023 yılı ortasında yüzde 5 olan yıllıklandırılmış cari açığın milli gelire oranı 2024’te yüzde 0,8’e geriledi. 2025 yılı ikinci çeyreği itibarıyla yüzde 1,3 olan bu oranın, Orta Vadeli Program (OVP) döneminde ortalama yüzde 1,2 ile sürdürülebilir seviyelerde kalmasını öngörüyoruz. Cari dengedeki bu iyileşmeyle birlikte 2023 yılı Haziran ayında milli gelire oranla yüzde 23 olan brüt dış finansman ihtiyacının 2025 sonunda yaklaşık yüzde 17’ye gerileyeceğini öngörüyoruz" şeklinde konuştu. "700 baz puana kadar yükselen risk primimiz 250 baz puanın altına geriledi" Şimşek, finansal istikrarın güçlenmesiyle Türkiye yönelik risk algısının da iyileştiğine vurgu yaparak, "Program öncesi 700 baz puana kadar yükselen risk primimiz 250 baz puanın altına geriledi. Düşen risk primiyle birlikte kamu ve özel sektörün dış borçlanma maliyetleri önemli ölçüde azaldı. Programımız sayesinde ülke kredi notumuzu S&P ve Fitch 2’şer kademe, Moody’s ise 3 kademe yükseltmiştir" dedi. "Vergi ve harçlardaki güncellemenin yeniden değerleme oranı yerine enflasyon hedeflerini dikkate alarak yapılması gündemimizde" Dezenflasyon sürecine ilişkin de konuşan Bakan Şimşek, dezenflasyonun sürecinin dönemsel etkilerle geçici olarak yavaşlasa da devam ettiğini kaydederek, "Yıllık enflasyon, ekimde geçen yılın aynı ayına göre 15,7 puan azalarak yüzde 32,9’a geriledi. Önümüzdeki dönemde sıkı para politikası, destekleyici maliye politikası, bütçe imkânları dahilinde yönetilen ve yönlendirilen fiyatların hedeflerle uyumlu belirlenmesi ve başta sosyal konut olmak üzere arz yönlü tedbirler ile dezenflasyon sürecinin devam edeceğini öngörüyoruz. Ayrıca vergi ve harçlardaki güncellemenin yeniden değerleme oranı yerine enflasyon hedeflerini dikkate alarak bütçe imkânları doğrultusunda daha düşük oranda yapılması da gündemimizdedir" değerlendirmesinde bulundu. "İstihdamı korumak amacıyla reel sektöre yönelik desteklerimiz devam ediyor" Bakan Şimşek, OVP döneminde büyüme patikasının dezenflasyonu desteklemesini öngördüklerini söyleyerek, "İstihdam, program döneminde 1,1 milyon kişi arttı. İşgücüne katılımdaki zayıf seyrin de etkisiyle işsizlik oranı tek haneli seviyesini korudu. Özellikle emek yoğun sektörlerde zayıf seyreden üretimi canlandırmak ve istihdamı korumak amacıyla reel sektöre yönelik desteklerimiz devam ediyor" şeklinde konuştu. Mali disiplini tesis ettiklerini ve kararlılıkla sürdüreceklerini sözlerine ekleyen Şimşek, cari fiyatlarla 3,6 trilyon liraya ulaşan deprem harcamalarına rağmen bütçe disiplinini güçlendirdiklerini vurguladı. Şimşek, aldıkları tedbirler sayesinde milli gelire oranla 2023 yılında yüzde 5,1 ile sınırladıkları bütçe açığının, 2024’te yüzde 4,7’ye gerilediği ve 2025 yılında bu oranın yüzde 3,6 olarak gerçekleşmesini beklediklerini ifade etti. "Bütçe açığının 2025 yılında yüzde 3,6 olarak gerçekleşmesini bekliyoruz" Alınan tedbirlerle bütçe açığının, 2024’te yüzde 4,7’ye gerilediğini hatırlatan Şimşek, "2025 yılında bu oranın yüzde 3,6 olarak gerçekleşmesini bekliyoruz. OVP’de geçen sene yüzde 3,1 olarak öngördüğümüz 2025 yılı bütçe açığına yönelik yukarı yönlü revizyonun temel nedeni, bazı vergi gelirlerinin beklentilerimizin altında kalmasıdır" değerlendirmesinde bulundu. "Tasarruf tedbirleri çerçevesinde bin 958 harcama biriminde denetim gerçekleşti" Şimşek, kamu tasarruf tedbirlerine ilişkin de konuşarak, alınan tedbirlerle kamuda harcama disiplinini güçlendirdiklerini söyledi. Bu kapsamda kamuda izleme, denetleme, raporlama ve yaptırım modelini güçlü ve kararlı bir şekilde uyguladıklarına da sözlerine ekleyen Şimşek, ’Tasarruf Tedbirleri Bilgi Sistemi’ ile 257 kamu idaresini yakından takip ettiklerini ve bin 958 harcama biriminde denetim gerçekleştirdiklerini söyledi. "Kurumlar vergisi oranını 5 puan artırarak yüzde 25’e yükselttik" Gelir politikasını vergide adalet, vergilemede etkinlik ve kayıt dışılıkla mücadele eksenlerinde oluşturduklarını aktaran Şimşek, program döneminde yüksek gelir gruplarına yönelik vergi yükünü artıran düzenlemeleri hayata geçirdiklerini anımsattı. Şimşek, söz konusu düzenlemeleri şu şekilde açıkladı: "Kurumlar vergisi oranını 5 puan artırarak yüzde 25’e yükselttik. Yap-İşlet-Devret ve Kamu Özel İşbirliği projelerinden elde edilen kazançlar ile banka ve finans kurumları için kurumlar vergisini 10 puan artırdık. Banka ve diğer finansal kuruluşların finansal faaliyet harçlarını yüzde 50 yükselttik. İlk defa, çok uluslu şirketlere yüzde 15, yurt içindeki şirketlere yüzde 10 asgari kurumlar vergisi getirdik. Şirketlerin taşınmaz satışlarında uygulanan yüzde 50 kazanç istisnasını kaldırdık. İştirak hissesi satış kazancı istisnasını yüzde 50’ye düşürdük. Kâr paylarındaki gelir vergisi stopajını yüzde 15’e yükselttik. Kazanç istisnasını daralttığımız yatırım fon ve ortaklıklarının gayrimenkul kazançlarını da yüzde 10 asgari kurumlar vergisine tabi tuttuk. Yat, kotra, tekne ve gezinti gemileri için yüzde 8 ÖTV getirdik. Silah bulundurma ve taşıma ruhsatları için uygulanan harçları yüzde 100 artırdık. İşlenmiş vadeli altın ithalatını KKDF’ye tabi tuttuk. 2025 yılı Eylül ayı itibarıyla vadeli mevduatların yüzde 95’ini oluşturan 6 aya kadar vadeli mevduat gelirleri ile yatırım fonlarında stopaj oranını yüzde 17,5’e yükselttik." "Dolaysız vergilerin toplam vergi gelirleri içindeki payını 2026’da yüzde 38,3’e çıkarmayı hedefliyoruz" Şimşek, vergi harcamalarını azaltmaya devam ettiklerini söyleyerek, vergi istisna ve muafiyetlerin azaltılması amacıyla yapılan düzenlemeler çerçevesinde 2025 yılı için yüzde 5,1 olarak hesapladıkları vergi harcamalarının milli gelire oranını 2026’da yüzde 4,7’ye, OVP dönemi sonunda ise yüzde 4,1’e indirmeyi hedeflediklerini bildirdi. Vergide adaleti sağlamak için oluşturulan düzenlemelere de konuşmasında yer veren Şimşek, "Program döneminde, vergide adaleti güçlendirmek için yaptığımız düzenlemeler ve kayıt dışılığa yönelik aldığımız tedbirlerle 2023 yılında yüzde 34,5 olan dolaysız vergilerin toplam vergi gelirleri içindeki payını 2026’da yüzde 38,3’e çıkarmayı hedefliyoruz. Böylece dolaylı vergilerin payı yüzde 61,7’ye inecektir.2023’ten itibaren dolaysız vergilerde sağlanacak 3,8 puanlık iyileşme 520 milyar liraya tekabül edecek" dedi. "Dolaysız vergilerde en düşük yüke sahip üçüncü ülkeyiz" Şimşek, Türkiye ile OECD ve AB ülkeleri vergi yüklerinin aynı tanımda kıyaslanabilmesi için sosyal güvenlik primlerinin ve mahalli idare vergi gelirlerinin de hesaplamalara dahil edilmesi gerekmektiğini belirterek, "Bu şekilde yapılan hesaplamalara göre ülkemizde genel vergi yükü yüzde 23,5’tir. Ortalaması yüzde 33,9 olan OECD ülkeleri arasında en düşük vergi yüküne sahip beşinci ülkeyiz. Türkiye’de dolaylı vergi yükü yüzde 10,7, dolaysız vergi yükü ise yüzde 12,8 seviyesindedir. Dolaysız vergilerin yeterli düzeyde olmaması temel sorunumuzdur. Ortalaması yüzde 23,6 olan OECD ülkeleri arasında dolaysız vergilerde en düşük yüke sahip üçüncü ülkeyiz" dedi. "Kayıt dışı ile mücadelemiz sonuç veriyor, bu yıl 473 bin mükellef ilk kez beyanname verdi" "Hükümet olarak kayıt dışı ekonomiyle mücadele önem verdiğimiz konuların başında geliyor. Bu kapsamda vergilemede etkinliği ve denetimi artırıyor, kayıt dışılıkla mücadeleyi kararlılıkla sürdürüyor ve mükelleflerinin haklarını koruyoruz" diyen Şimşek, şunları kaydetti: "Mükellef haklarının korunması amacıyla vergi incelemelerinde uyulacak denetim standartlarına ilişkin çalışmamızı tamamladık, önümüzdeki günlerde yayımlayacağız. Saha denetimlerimiz aralıksız sürüyor. Belge düzeni ve KDV oranlarının kontrolü için 2024 yılında 1 milyon 125 bin, 2025’in ilk 9 ayında 1 milyon 110 bin saha denetimi gerçekleştirdik. 2024 yılında yasalaşan hasılat tespiti uygulamasını bu yıl fiilen hayata geçirdik. Bu kapsamda yılın ilk 9 ayında 253 bin denetim yaptık. Kayıt dışı ile mücadelemiz sonuç veriyor. Beyanname sayılarında ve beyan edilen gelirlerde önemli artışlar sağladık. 2024 yılına ait kira, ücret, menkul sermaye iradı ile diğer kazanç ve iratlara ilişkin beyanname sayısı yüzde 24 artışla 2 milyon 248 bin oldu. Hesaplanan vergi 2 katına çıktı. Bu yıl 473 bin mükellef ilk kez beyanname verdi. Sonuç olarak 2022 yılında 3,8 milyon ve 2023 yılında 4,4 milyon olan gelir vergisi beyanname sayısı, 2024 yılında 5 milyona ulaştı. Program döneminde her sene hesaplanan vergi 2 katına çıktı." "Faiz harcamalarının milli gelire oranı 2025’te 3,3 ve 2026’da yüzde 3,5 olarak gerçekleşmesi beklenmekte" Bakan Şimşek, deprem nedeniyle artan borçlanma ihtiyacıyla, yükselen faiz harcamalarına rağmen kamu borçluluğunun düşük seyrettiğini belirterek, "2023-25 döneminde faiz dışı açık ve borçlanma ihtiyacı önemli ölçüde deprem harcamaları nedeniyle artmıştır. Böylece faiz harcamalarının milli gelire oranı 2025 ve 2026 yıllarında sırasıyla yüzde 3,3 ve yüzde 3,5 olarak beklenmektedir. Azalan deprem harcamaları ve iyileşen faiz dışı denge sayesinde bu oranın 2027’de yüzde 3,4’e, 2028’de ise yeniden yüzde 3,3’e gerilemesi öngörülmektedir" şeklinde konuştu. Bakan Şimşek, 2024 yılında yüzde 23,6 olan Avrupa Birliği (AB) tanımlı genel yönetim borç stokunun milli gelire oranının 2025 yılı ikinci çeyreğinde yüzde 24,1 olarak gerçekleştiğini ifade etti. İç borç çevirme oranının 2024 yılında yüzde 133,1 olarak gerçekleştiğini de hatırlatan Şimşek, bu yıl yüzde 132,5 seviyesinde tamamlamayı öngördüklerini kaydetti. OVP’de öngörülen faiz dışı dengedeki iyileşmeyle birlikte 2026 yılında bu oranı yüzde 106’ya, dönem sonunda da yüzde 100’ün altına düşürmeyi hedeflediklerini de aktaran Şimşek, böylece özel sektöre daha fazla alan açılacağını ve reel sektörün büyümesinin destekleneceğini belirtti. "Uzun vadeli ve uygun koşullu 13,6 milyar dolar finansman sağladık" Şimşek, 2025 yılında uluslararası sermaye piyasalarından toplam 13 milyar dolar finansman sağladıklarını belirterek, "Bu ihraçlara yatırımcı ilgisi yüksek olmuş, spreadlerde önemli ölçüde gerileme kaydedilmiştir. Proje ve program finansmanı kapsamında çok taraflı yatırım bankalarından altyapı, ulaşım, sağlık, doğal afetlerle mücadele, çevre, enerji ve reel sektörün desteklenmesine yönelik 2025 yılı Ekim itibarıyla uzun vadeli ve uygun koşullu yaklaşık 13,6 milyar dolar tutarında finansman sağladık. Bu tutar yıllık bazda ulaşılan en yüksek rakamdır" açıklamasında bulundu. Ar-Ge ve yatırımları güçlü bir şekilde desteklediklerini söyleyen Şimşek, 2025 yılında Ar-Ge faaliyetleri ile yatırım ve üretimi artırmak için 693,6 milyar lira, 2026 yılında ise 836 milyar lira vergi harcaması öngördüklerini bildirdi. Şimşek, istihdamı korumaya ve artırmaya yönelik tedbirler alıklarını dile getirerek, "’İstihdamı Koruma Destek Programı’ ile tekstil, giyim, deri ve mobilya gibi belirli imalat sektörlerinde istihdamını koruyan işletmelere çalışan başına aylık 2 bin 500 lira prim desteği sağlıyoruz. İmalat sanayi sektörüne yönelik ilave destek paketleri üzerinde de çalışıyoruz" diye konuştu. "2026’da tarım sektöründe 262,3 milyar lira vergiden vazgeçiyoruz" Çiftçi ve esnaf desteklerinin artarak devam ettiğine işaret eden Şimşek, "2026 yılı tarımsal destek programları, tarım sektörü yatırım ödenekleri ile tarımsal kredi destekleri, tarımsal KİT ve ihracat destekleri için 626 milyar lira kaynak ayırıyoruz. Ayrıca tarım sektörüne yönelik 2026’da vazgeçeceğimiz vergi tutarı da 262,3 milyar liradır. 1,1 milyona çiftçimize, 746 milyar lira kredi bakiyesi ile 2025 yılı ilk dokuz ayında 144 milyar lira Hazine faiz/kâr payı desteği sağladık. 780 bin esnaf ve sanatkârımıza, 282 milyar lira kredi bakiyesi ile 2025 yılı ilk dokuz ayında 49 milyar lira Hazine faiz desteği sağladık" açıklamasında bulundu. "Hazine ve Maliye Bakanlığı 2026 yılı bütçe teklifinin toplamı 8,84 trilyon lira" Hazine ve Maliye Bakanlığı, Gelir İdaresi Başkanlığı, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı ve Türkiye İstatistik Kurumu 2024 Yılı Kesin Hesabı’na ilişkin özet bilgileri de paylaşan Şimşek, sözlerine şu şekilde devam etti: "2024 yılı için 4,67 trilyon lira olan Hazine ve Maliye Bakanlığı bütçesinin 4,55 trilyon lirası kullanılmıştır. Bunun yaklaşık yüzde 1’ine tekabül eden 40 milyar liralık kısmı Bakanlık hizmetlerinde kullanılmıştır. Gelir İdaresi Başkanlığının 2024 yılı itibarıyla 37,3 milyar lira olan bütçesinin 36,9 milyar lirası kullanılmıştır. 405 milyon lira olan Özelleştirme İdaresi Başkanlığı bütçesinin 280,8 milyon lirası kullanılmıştır. 3,5 milyar lira olan Türkiye İstatistik Kurumu bütçesinin 3,2 milyar lirası kullanılmıştır." Bakanlığının 2026 yılı bütçe teklifi toplam 8,84 trilyon lira, faiz hariç 6,1 trilyon lira olduğu bilgisini veren Şimşek, bu teklifin yaklaşık yüzde 1,3’üne tekabül eden 77,8 milyar liranın Hazine ve Maliye Bakanlığı hizmetleri için kullanılacağını bildirdi. Şimşek, 2026 yılı bütçesinde teklif ettikleri ödenek tutarının Gelir İdaresi Başkanlığı için 70,6 milyar lira, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı için 474,7 milyon lira ve Türkiye İstatistik Kurumu için 6,7 milyar lira oluğunu da açıkladı. Komisyon görüşmeleri, Bakan Şimşek’in konuşmasının ardından diğer parti sözcülerinin konuşmasıyla devam etti.
ESO’nun yeni ihracat projesi Bakanlık desteğine hak kazandı
06 Kasım 2025 Perşembe - 12:20 ESO’nun yeni ihracat projesi Bakanlık desteğine hak kazandı Eskişehir Sanayi Odası (ESO) tarafından Ticaret Bakanlığı’na sunulan "Eskişehir Makine ve Metal İşleme Sektöründe İhracatın Geliştirilmesi" başlıklı UR-GE (Uluslararası Rekabetçiliğin Geliştirilmesi) projesi Bakanlık tarafından onaylanarak desteklenmeye hak kazandı. ESO üyesi 20 firmanın katılımıyla hayata geçirilecek proje, 3 yıl boyunca sürdürülecek ve Eskişehir sanayisinin ihracat gücünü artırmaya yönelik önemli bir adım olacak. Eskişehir Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Celalettin Kesikbaş, projenin kabul edilmesinin ardından yaptığı açıklamada "Makine ve metal işleme sektörü, Eskişehir sanayisinin omurgasını oluşturan, yüksek katma değerli üretim gücümüzün en önemli temsilcilerinden biridir. Bu alanda faaliyet gösteren firmalarımızın uluslararası rekabet güçlerini artırmak, yeni pazarlara açılmalarını sağlamak ve ihracat kapasitelerini güçlendirmek amacıyla hazırladığımız UR-GE projesinin Ticaret Bakanlığımız tarafından kabul edilmesi bizim için büyük bir motivasyon kaynağı olmuştur." diye belirtti Başkan Kesikbaş, "Uluslararası işbirlikleri için çalışıyoruz" Kesikbaş, projenin içeriğine ilişkin olarak da şu bilgileri paylaştı: "Proje kapsamında firmalarımıza yönelik pazar araştırmaları, ihracat odaklı eğitimler, danışmanlık programları, ticaret ve alım heyetleri gibi çok yönlü faaliyetler gerçekleştirilecek. Yapılan harcamaların yüzde 75’i ise Bakanlığımız tarafından hibe olarak desteklenecek. Bu süreçte firmalarımız hem küresel pazarlardaki eğilimleri yakından takip edecek hem de uluslararası alanda yeni iş birlikleri geliştirme fırsatı bulacaklar. Eskişehirli üreticilerimizin dış ticarette daha güçlü bir konuma ulaşması en büyük hedefimiz. Emeği geçen tüm firmalarımıza ve destekleri için Ticaret Bakanlığımıza teşekkür ediyorum"