EKONOMİ
ŞOK Marketler 2026 yılının ilk çeyreğinde büyümesini sürdürdü 07 Mayıs 2026 Perşembe - 21:12:31 ŞOK Marketler, 2026 yılının ilk çeyreğinde satışlarını geçen yıla göre yüzde 41 artırdı. Reel olarak da yüzde 7,5 büyüyerek 76,3 milyar TL satış cirosu elde etti. 11 bin 119 mağazası ve 51 bini aşan çalışanıyla büyümesini sürdürdü. ŞOK Marketler, 2026 yılının ilk çeyreğine ilişkin finansal sonuçlarını Kamuyu Aydınlatma Platformu’nda (KAP) açıkladı. Şirket, net satış gelirlerini yılın ilk üç ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 41 artırdı. ŞOK Marketler, aynı dönemde enflasyondan arındırılmış olarak reel bazda da yüzde 7,5 büyüme kaydederek 76,3 milyar TL satış cirosuna ulaştı. Yaygın mağaza ağı, güçlü tedarik zinciri, verimlilik odaklı operasyonel yapısı ve müşteri odaklı yaklaşımıyla büyümesini sürdüren ŞOK Marketler’in mağaza sayısı 11 bin 119’a ulaşırken, şirketin toplam istihdamı 51 bini aştı. Ramazan ayı kampanyalarıyla hane bütçesine destek ŞOK Marketler, 2026 yılı Ramazan ayı için hayata geçirdiği kampanyalarla müşterilerinin bütçesine destek olmaya devam etti. Şubat ayı boyunca uygulanan "100 Üründe Geçen Yılın Fiyatları" kampanyasıyla temel gıda ve temizlik ürünleri müşterilere avantajlı fiyatlarla sunuldu. Şirket, kampanyalar ve "Win" sadakat programına özel fırsatlarla müşterilerine uygun fiyatlı alışveriş imkânı sağlamayı sürdürdü. Gıda güvenliğinde pestisit analizi yatırımı ŞOK Marketler, 2025 yılı sonunda gıda güvenliğinde önemli bir adım atarak taze meyve-sebzeye yönelik pestisit analizlerini kendi bünyesinde gerçekleştirmeye başladı. Pestisit analizi uygulaması 2026 yılının ilk çeyreğinde de farklı ürün gruplarıyla genişleyerek devam etti. Antalya ve Adana’daki 3 meyve-sebze platformunda kurulan laboratuvarlarda domates ve biberlerin ardından portakal, mandalina ve greyfurt gibi narenciye ürünleri de analiz edilmeye başlandı. Uygulama kapsamında taze meyve ve sebzeler raflara ulaşmadan önce analiz ediliyor ve yalnızca uygun bulunan ürünler satışa sunuluyor. Bu sayede tedarik zincirinde izlenebilirlik artırılarak müşterilere daha güvenli ürünler ulaştırılıyor. ŞOK Marketler, finansal performansını ve çevresel, sosyal ve yönetişim alanındaki etkilerini bütüncül bir yaklaşımla ele aldığı TSRS Uyumlu Entegre Faaliyet Raporu’nu 2026 yılının mart ayında ilk kez yayınladı. Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları’na uyumlu olarak hazırlanan rapor, şirketin uzun vadeli değer üretme yaklaşımını ortaya koyuyor. "Büyümemizi 2026 yılının ilk çeyreğinde de sürdürdük" 2026 yılı ilk çeyrek performansına ilişkin değerlendirmelerde bulunan ŞOK Marketler CEO’su Uğur Demirel, "2026 yılının ilk üç ayında, verimlilik odaklı yaklaşımımız ve güçlü operasyonel yapımız sayesinde dengeli büyüme performansımızı sürdürdük. Ramazan ayında hayata geçirdiğimiz kampanyalarla müşterilerimizin bütçelerine katkı sağladık. Gıda güvenliği alanında pestisit analiz kapsamımızı genişleterek taze meyve-sebze kategorisinde kalite ve güven standartlarımızı daha da yukarı taşıdık. 2026 yılında ilk kez yayımladığımız Entegre Faaliyet Raporu’muz sürdürülebilirlik yaklaşımımız ile finansal dayanıklılığımızın birbirini tamamlayan iki temel güç olduğunu açık biçimde gösteriyor. Önümüzdeki dönemde de uygun fiyat politikamızdan ödün vermeden operasyonel mükemmeliyet, dijitalleşme ve sürdürülebilirlik ekseninde büyümeye devam edeceğiz" diye konuştu.
07 Mayıs 2026 Perşembe - 20:35 Selendi Ziraat Odasından üreticilere yeni hizmet Selendi Ziraat Odası tarafından çiftçi ve üreticilere zirai ilaç alımlarında kolaylık sağlamak amacıyla zirai ilaç ve gübre satış ofisi açıldı. Selendi Ziraat Odası tarafından oda üyelerine doğru ve kaliteli ürünleri uygun fiyatlı sunabilmek amacıyla kurulan ofisin açılışı Selendi Ziraat Odası Başkanı Servet Akyıldız’ın ev sahipliğinde geniş katılımla gerçekleşti. Açılışa Selendi Belediye Başkanı Murat Daban, Manisa Büyükşehir Belediyesi Selendi Koordinatörü Durmuş Özdemir, AK Parti İlçe Başkanı Şafak Aydoğuş, CHP İlçe Başkan Vekili Derviş Eroğlu ile Yönetim Kurulu üyeleri, daire amirleri, oda başkanları, muhtarlar ve çok sayıda çiftçi katıldı. Selendi Ziraat Odası Başkanı Servet Akyıldız açılışta yaptığı konuşmada çifçilere her zaman destek olmak için çalıştıklarını dile getirerek, "Selendili çiftçimize destek olmak, uygun fiyatlarla üreticimize destek vermek için fidan, fide, gübre, tohum, gübre ve zirai ilaç gibi ürünlerin satışını yapacağımız ofisimizi ilçemize kazandırmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Çiftçimizden ofisimize destek olmasını istiyoruz. Çiftçimiz varsa odamızın ve ofisimizin ayakta kalacağını bizler çok iyi biliyoruz. Bizler de bu duygu ve düşüncelerle şirketimizi genişleterek kaliteli, uygun fiyatlı ürünleri sizlere sunarak destek olmaya çalışacağız ve sizlerin destekleriyle daha çok büyüyeceğiz" dedi. Selendi Belediye Başkanı Murat Daban da, başkan ve yönetimine hizmetleri için teşekkür ederken, "Çiftçimize ve üreticilerimize Hayırlı uğurlu olsun." diye konuştu. Ziraat Mühendisi Alper Çakmak ise ilaç ve gübre satış yeri ile ilgili katılımcılara bilgi verdi.
07 Mayıs 2026 Perşembe - 19:41 Bakan Şimşek: "Hürmüz Boğazı’na bağımlılığımız neredeyse hiç yok" Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, küresel ekonomideki büyük şoka rağmen Türkiye’deki rezervlerin yeterliliğine dikkat çekerek, "Normalde 3 aylık ithalatı karşılayacak rezerviniz olması gerekirken, bizim rezervimiz en düşük haliyle 5 ayı karşılıyor. Ülke risk priminde ciddi bir değişiklik olmadı. Pazar ve ürün çeşitlendirme stratejimiz sayesinde enerji tarafında Hürmüz Boğazı’na bağımlılığımız neredeyse hiç yok" dedi. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, finans zirvesinde ekonomi gündemine ilişkin açıklamalarda bulundu. Küresel piyasalardaki belirsizliklere ve yüksek faiz ortamına dikkat çeken Bakan Şimşek, Türkiye’nin bu süreci pazar çeşitlendirmesi ve inşa edilen ekonomik tamponlar sayesinde başarıyla yöneteceğinin altını çizdi. "Programı rayında tutmak için ne gerekiyorsa yapacağız" Küresel ekonominin ve Türkiye’nin zorlu bir dönemden geçtiğini ifade eden Bakan Şimşek, "Büyümede ivme kaybı riskiyle karşı karşıyayız. Kısa vadede belirsizlikler yüksek, küresel ve Türkiye ekonomisinin zorlandığı bir dönem. Faizlerin yüksek seyrettiği dönemde yüksek küresel borçluluk önemli bir sorun. Bugün gerçekten çok büyük bir şok söz konusu. Ancak biz programı rayında tutmak için ne gerekiyorsa yapmaya devam edeceğiz. Gelir dağılımında bu programla birlikte düzelme başladı. İş gücünün milli gelirdeki payı program döneminde ciddi şekilde arttı" ifadelerini kullandı. "Şok büyük ancak yönetilebilir, rezervimiz 5 ayı karşılıyor" Türkiye’nin enerji arz güvenliğinde avantajlı bir konumda olduğunu vurgulayan Şimşek, şunları söyledi: "Şok büyük ancak yönetilebilir durumda. Çünkü biz bu şoklar için tamponlar inşa ettik. Kamuda ciddi tasarruf yaptık ve harcama disiplininde sonuç alıyoruz. Türkiye’de birçok anlamda rezerv yeterliliği devam ediyor. Normalde 3 aylık ithalatı karşılayacak rezerviniz olması gerekirken, bizim rezervimiz en düşük haliyle 5 ayı karşılıyor. Ülke risk priminde ciddi bir değişiklik olmadı. Pazar ve ürün çeşitlendirme stratejimiz sayesinde enerji tarafında Hürmüz Boğazı’na bağımlılığımız neredeyse hiç yok." "Terörsüz Türkiye en büyük fırsat penceresi" Türkiye’nin kalkınma vizyonunda bölgesel gelişimin önemine değinen Bakan Şimşek, "Terörsüz Türkiye ülkemizin önündeki en büyük fırsat penceresi. GAP bölgesi, Güneydoğu ve Doğu Anadolu’nun Türkiye’nin yeni büyüme motorları olması lazım. Terörün gölgesinin ortadan kalkması ile bu bölge hızla koşacak ve Türkiye gelişmiş ülkelerle arayı kapatacak. Ayrıca yeşil ve dijital dönüşümü de ıskalayamayız. Büyük ölçekli veri merkezleri yatırımları devam ediyor" dedi. Varlık barışı uygulamasına ilişkin detayları paylaşan Bakan Şimşek, "Yurt içi ve yurt dışı varlıkların sisteme girmesini istiyoruz. Varlık barışında para sistemde uzun süre tutulursa vergi olmayacak. Bu varlıkları kendi şirketlerine sermaye olarak koyarlarsa yine vergi yok, bankalara mevduat olarak koyarlarsa vadesine göre vergi sıfıra kadar iniyor. Uygulama basit ve yatırımcı odaklı" şeklinde konuştu. "Yeni ticaret koridorlarının merkezinde Türkiye var" Son olarak geleceğe dönük iyimser beklentilerini koruduğunu belirten Şimşek, "Savaş sonrası petrol fiyatlarının düşeceğini öngörüyoruz. Savunma sanayinde muazzam bir teknolojik devrim var. Yeni enerji ve ticaret koridorları gündemde ve hepsinin merkezinde Türkiye var. Evet şoktan etkilendik ancak bunu yönetilebilir görüyoruz" ifadelerine yer verdi.
İnşaat maliyet endeksi yıllık yüzde 23,18 arttı
11 Kasım 2025 Salı - 10:04 İnşaat maliyet endeksi yıllık yüzde 23,18 arttı Eylül ayında inşaat maliyet endeksi yıllık yüzde 23,18 arttı, aylık yüzde 0,87 arttı. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Eylül ayı İnşaat Maliyet Endeksi verilerini açıkladı. Buna göre, inşaat maliyet endeksi, 2025 yılı Eylül ayında bir önceki aya göre yüzde 0,87 arttı, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 23,18 arttı. Bir önceki aya göre malzeme endeksi yüzde 0,90 arttı, işçilik endeksi yüzde 0,82 arttı. Ayrıca bir önceki yılın aynı ayına göre malzeme endeksi yüzde 19,32 arttı, işçilik endeksi yüzde 30,99 arttı. Bina inşaatı maliyet endeksi yıllık yüzde 22,75 arttı, aylık yüzde 0,96 arttı Bina inşaatı maliyet endeksi, bir önceki aya göre yüzde 0,96 arttı, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 22,75 arttı. Bir önceki aya göre malzeme endeksi yüzde 1,06 arttı, işçilik endeksi yüzde 0,80 arttı. Ayrıca bir önceki yılın aynı ayına göre malzeme endeksi yüzde 18,82 arttı, işçilik endeksi yüzde 30,47 arttı. Bina dışı yapılar için inşaat maliyet endeksi yıllık yüzde 24,60 arttı, aylık yüzde 0,57 arttı Bina dışı yapılar için inşaat maliyet endeksi, bir önceki aya göre yüzde 0,57 arttı, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 24,60 arttı. Bir önceki aya göre malzeme endeksi yüzde 0,43 arttı, işçilik endeksi yüzde 0,87 arttı. Ayrıca bir önceki yılın aynı ayına göre malzeme endeksi yüzde 20,91 arttı, işçilik endeksi yüzde 32,86 arttı.
Havalar soğudu, cevizli pekmezli sucuk satışları arttı
11 Kasım 2025 Salı - 09:43 Havalar soğudu, cevizli pekmezli sucuk satışları arttı Türkiye genelinde havaların soğumasıyla beraber sağlıklı ve yöresel lezzetlerden olan cevizli pekmezli sucuğa talep arttı. Ülke genelinde havaların soğuması ve kış mevsiminin gelmesiyle birlikte tatlı tercihleri de değişti. Kimi yörelerde ismi köme, orcik veya şıra olarak bilinen cevizli pekmezli sucuk; doğallığı ve sindirim rahatlığı ile şeker, çikolata ve baklavaya alternatif lezzet sunuyor. Faydaları saymakla bitmeyen ceviz ve doğal üzüm pekmezi içermesiyle tüketilmesi önerilen cevizli pekmezli sucuk hala geleneksel yöntemlerle hazırlanıyor. Hem sağlıklı hem de enerji verici bir ürün olan cevizli pekmezli sucuğun önde gelen imalatçılarından birisi de Adana’da uzun yıllardır faaliyet gösteren Musko Kuruyemiş. Toptan ve perakende olarak ürünün satışını yapan firma, ayrıca online satış ile tüm Türkiye’ye ve yurtdışına gönderim sağlıyor. "En güzel, doğal, birinci sınıf üzüm pekmezini kullanıyoruz" İhlas Haber Ajansı’na konuşan firmanın Müşteri Temsilcisi Muhammed Ali Özbek, geleneksel yöntemlerle cevizli pekmezli sucuk yapımını sürdürdüklerini anlatarak, "Cevizli pekmezli sucuk bizim kendi ürettiğimiz; toptan, perakende ve online olarak satışını yaptığımız bir ürün. Her sene eylül ayından itibaren bu ürüne çok yoğun talep oluyor. Kullandığımız ceviz ve pekmezin kalitesiyle ürünümüz çok beğeniliyor. Türkiye’nin dört bir yanına ve yurt dışına toptan satış ile gönderim sağlıyoruz. Bu sene ürüne talep geçen yıllara göre daha da fazla. Kendi mağazalarımızda perakende müşterilerimiz de bu ürünü çok beğenerek alıyorlar. Ayrıca online satış ile direkt fabrikamızdan müşterilerimizin adresine taze taze gönderim yapıyoruz. ’muskoshop.com’ online alışveriş sitemiz üzerinden tüm Türkiye’den ve yurt dışından cevizli sucuk ve diğer tüm ürünlerimiz için sipariş almaya devam ediyoruz" ifadelerini kullandı. "Güvendiğimiz yerden ürünü alıyoruz" Cevizli pekmezli sucuk almaya gelen müşterilerden Hasan Şahin, "Cevizli sucuk severek tükettiğimiz bir ürün. Hem geleneksel hem de sağlıklı. Ürünü bildiğimiz güvendiğimiz yerden almak için Musko’ya geldik" şeklinde konuştu.
Temiz enerjide en doğru seçenek jeotermal
11 Kasım 2025 Salı - 09:29 Temiz enerjide en doğru seçenek jeotermal Jeotermal Enerji Derneği (JED) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kındap, Türkiye’nin 2053 Net Sıfır hedeflerine ulaşmasında jeotermal santrallerin kritik rol oynadığını belirtti. Kındap, iletim ve dağıtım altyapısına yatırım yapılması ve baz yük enerji kaynaklarının desteklenmesi gerektiğini vurguladı. Türkiye’nin elektrik enerjisi kurulu gücü Ekim ayı sonu itibarıyla 121 bin Megavat (MW) sınırını geçerken, yenilenebilir enerji kaynaklarının toplam kurulu güç içerisindeki payı yüzde 61 seviyesinde. Yenilenebilir kaynaklardan yapılan üretimin 7 gün 24 saat ve yüksek kapasite faktörü ile tüketim noktalarına yakın yerlerde üretilmesi, iletim ve dağıtım şebekesinin sürdürülebilirliği için de kritik önem taşıyor. Jeotermal Enerji Derneği (JED) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kındap, Türkiye’nin başta jeotermal olmak üzere yenilenebilir enerji kaynaklarına yapılan yatırımlarda tüm dünyanın dikkatini çeken başarı öyküsü yazdığını belirterek, aynı başarının sürdürülebilir olmasının iletim ve dağıtım altyapısında yapılacak yatırımlarla mümkün olacağına işaret etti. 365 gün 24 saat hazır kaynak Jeotermal dışındaki yenilenebilir enerji kaynaklarının, depolama sistemleri ile desteklenmesine rağmen baz yük işlevi göremeyeceğini hatırlatan Kındap, şebeke güvenliği için hem temiz ve yenilenebilir kaynak kullanan hem de baz yük olan santrallere ihtiyacın tüm dünyada arttığını söyledi. Türkiye’deki jeotermal enerji santrallerinin tümünün, Ege Bölgesi’nde ve tüketim noktalarına çok yakın yerlerde konumlandığına vurgu yapan Kındap, "Bu denklemde çözüm hem baz yük olarak yüksek kapasite faktörü ile hem de yenilenebilir ve temiz enerji üretecek kaynak bulmakta. Bu noktada tüm dünyada uygulanan en doğru çözüm, jeotermal enerji santralleridir. ‘365 gün ve 24 saat göreve hazırım’ diyen santrallerimiz; dünyada şebekelerin en çok sevdiği, güvendiği, öngörülebilirliği en yüksek santrallerdir. Jeotermal santraller ayrıca, Türkiye’nin 2053 Net Sıfır vizyonuna giden yolda karbon salımı ve iklim hedefleri için tek ve en doğru seçenektir" dedi. "İletim ve dağıtımda eksiklerimiz var" Enerjiyi üretmek kadar iletim ve dağıtım şebekesinin yüksek kalitede olması gerektiğine de dikkat çeken JED Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kındap, şu değerlendirmeyi yaptı: "Enerjiyi temiz ve yenilenebilir kaynaklarla üretmek kadar önemli olan, frekans düşüklüğüne izin vermeden kesintisiz şekilde arz etmektir. Ülkemizin bu iki alanda eksikleri olduğunu görmekteyiz. Özellikle bölgeler arasındaki iletimde yaşanan sıkıntıların çözüm beklediğini görüyoruz. İletim ve dağıtım sistemlerine daha fazla yatırım yapılması, şebekenin güçlendirilmesi ve baz yük işlevi gören santrallerin sayısının artırılması gerekiyor. Tüm dünyada olduğu gibi depolama sistemlerine ülkemizde de ilginin arttığını gözlemlemekle birlikte, depolamanın tek başına çözüm olmadığını biliyoruz. Hidroelektrik santrallerimiz baz yük olmakla birlikte, son yıllarda etkisini daha çok hissettiğimiz kuraklık ve iklim değişikliğinden en fazla etkilenen yapılar arasında. Bu tesislerin bir çoğu sulama ve içme suyu amaçlı olarak da kullanıldığı için enerji üretimlerindeki payları değişkenlik gösterebiliyor." "Jeotermal kaynağı her arayan bulamaz ama bulanlar arayanlardır" JED Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kındap, Maden Tetkik Arama Kurumu (MTA) tarafından jeotermal kaynak arama faaliyetlerine hız verilmesinden mutluluk duyduklarını kaydederken; jeotermal kaynak zenginliğinde dünyanın 4’üncü Avrupa’nın lider ülkesi olan Türkiye’nin, bu alanda keşfi tamamlanmış potansiyelinin 62 bin MW olduğunu hatırlattı. Türkiye’nin potansiyelinin yeni keşiflerle bu seviyenin çok üzerinde olduğunun anlaşılacağını sözlerine ekleyen Kındap, Cumhurbaşkanlığı’nın 2026 Yıllık Programı’nda bu jeotermal aramalarına özel vurgu yapıldığının altını çizdi. Ali Kındap, "Jeotermal kaynaklar ayaklarımızın altında ve enerji üretiminden seracılığa, turizmden konut ısıtmasına kadar pek çok alanda değer oluşturmaya hazır. O kaynağı bulmak ve ondan değer oluşturmamız gerekiyor. Elbette bu kaynağı her aramada bulamayabilirsiniz. Ama bulanların arayanlar olduğunu da unutmamalısınız" diye konuştu. Rakamlarla Türk jeotermal sektörü - Türkiye ve Anadolu coğrafyası, dünyanın en zengin jeotermal kaynaklarını barındırıyor. - Bin 500’ün üzerinde doğal jeotermal çıkış noktası olan Türkiye’de Ekim 2025 sonu itibarıyla jeotermal kaynaklı elektrik enerjisi kurulu gücü 1750 Megavat (MW) seviyesinde. - Jeotermal enerjinin diğer kullanım alanları olan termal turizm, jeotermal seracılık, konut ısıtması, sebze ve meyve kurutma gibi alanlardaki kullanım ile birlikte düşünüldüğünde; Türkiye’nin 7 bin Megavat’ın biraz üzerinde tüketimi bulunuyor. - Bu tüketim, Maden Tetkik Arama Kurumu (MTA) tarafından keşfi yapılmış potansiyel olan 62 bin MW’ın yüzde 11’i seviyesinde. - Türkiye bu düşük kullanımla dahi jeotermal kaynaklı elektrik üretiminde dünyanın dördüncü, Avrupa’nın lider ülkesi.
Honaz ekonomisi Tarım ve Alışveriş Festivaliyle canlandı
11 Kasım 2025 Salı - 09:23 Honaz ekonomisi Tarım ve Alışveriş Festivaliyle canlandı Honaz Belediye Başkanı Yüksel Kepenek, yoğun katılımla gerçekleşen Honaz Tarım, Kültür, Sanat ve Alışveriş Festivalinin ilçenin tanıtımına ve ekonomisine büyük katkı sağladığını belirtti. Denizli’nin Honaz ilçesinde düzenlenen "Honaz Tarım, Kültür, Sanat ve Alışveriş Festivali" yoğun katılımla devam ediyor. İlçe halkı ve çevre bölgelerden gelen ziyaretçiler, festival alanında hem alışverişin hem de eğlencenin keyfini çıkarıyor. Festival kapsamında tarım ürünlerinden el sanatlarına, tekstil ürünlerinden yöresel lezzetlere kadar birçok ürün vatandaşlarla buluştu. Honaz Belediye Başkanı Yüksel Kepenek, festivalin ilçenin tanıtımına ve ekonomisine büyük katkı sağladığını söyledi. "Bu tür etkinlikler ilçemizin hem tanıtımına hem de ekonomisine büyük katkı sağlıyor. Vatandaşlarımız alışveriş için merkeze gitmeden ihtiyaçlarını buradan karşılayabiliyor. Aynı zamanda bu organizasyonlar sosyal bir buluşma noktası haline geliyor," diyen Başkan Kepenek, festivali sezonluk bir gelenek haline getirmek istediklerini söyledi. Kepenek, kiraz ve cennet elması festivallerinin ardından tarım festivalinin de başarılı bir şekilde gerçekleştirildiğini belirterek, önümüzdeki yıl "Üzüm Festivalini" de programa dahil edeceklerini açıkladı. Festivalde yer alan esnafların sayısının beklentilerin üzerinde olduğunu belirten Başkan Kepenek, farklı ilçelerden ve Denizli Merkez’den çok sayıda katılımcının ilgisinin kendilerini memnun ettiğini dile getirdi.
Rönesans Holding’ten Ceyhan’a 2 milyar dolarlık yatırım
11 Kasım 2025 Salı - 09:08 Rönesans Holding’ten Ceyhan’a 2 milyar dolarlık yatırım Rönesans’ın 2 milyar dolarlık Ceyhan Polipropilen (PP) Üretim Tesisi ve Sıvı Yük Limanı yatırımı hızla ilerliyor. Petrokimya üretimiyle cari dengeye yıllık 300 milyon dolarlık katkı sağlayacak tesis, Türkiye’de özel sektörün bugüne kadar gerçekleştirdiği en büyük ağır sanayi yatırımlarından biri olacak. Dünyanın önde gelen Türk mühendislik ve yatırım gruplarından biri olan Rönesans’ın Adana’daki Ceyhan Polipropilen (PP) Üretim Tesisi ve Sıvı Yük Terminali’nden oluşan toplam 2 milyar dolarlık yatırımı hızla ilerliyor. Türkiye’de, özel sektörün bugüne kadar gerçekleştirdiği en büyük ağır sanayi yatırımlarından biri olacak tesisin, petrokimya alanında dışa bağımlılığı azaltırken, Türkiye’nin cari dengesine yıllık 300 milyon dolar katkı sağlayacağı belirtildi. Yatırıma ilişkin son bilgileri paylaşan Rönesans Holding Onursal Başkanı Dr. Erman Ilıcak, "Şirket olarak 32 yıldır yurtdışında en zor ve en rekabetçi koşullarda çalışıyoruz. 93 yılında Rusya’da temellerimiz atıldı; bugün 30’dan fazla ülkede operasyonu olan global bir şirketiz. Yaklaşık 35 bin kişiyi istihdam ediyoruz. Gelirlerimizin yarısından fazlasını yurt dışından elde ediyoruz. Dünyanın bu en zorlu pazarlarında kazandığımızı, Türkiye’nin geleceğine yatırıyoruz" dedi. Cari açığın kapatılmasına yıllık 300 milyon dolarlık katkı Rönesans’ın bugün alanında dünyanın en büyük ilk 50, Avrupa’nın ise en büyük ilk 10 uluslararası taahhüt şirketi arasında konumlandığını belirten Ilıcak, "Kendi sektörümüzde, dünyanın bilinen ve itibarlı markalarından biri haline geldik. Yurtdışında 50 milyar dolarlık projeyi başarıyla tamamladık. Ülkemizde son 20 yılda yaklaşık 10 milyar dolar tutarında yatırım yaptık. Bu yatırımları ülkemize getirdiğimiz yabancı sermaye ve uluslararası finansman ile birlikte gerçekleştiriyoruz" ifadelerini kullandı. Altyapı ve PPP projelerinin yanı sıra yenilenebilir enerji ve ticari gayrimenkul tarafında da aynı modelle yatırımlara devam ettiklerini açıklayan Ilıcak, şöyle devam etti: "Bunun en yeni örneğini Ceyhan’da hayata geçirmeye hazırlanıyoruz. 1,3 milyar doları uluslararası finansman olmak üzere 2 milyar dolarlık bu yatırımla 472 bin 500 ton kapasiteli bir polipropilen üretim tesisi ve sıvı yük terminali kuruyoruz. PDHPP tesisi için Cezayirli Sonatrach, sıvı yük terminali için Norveçli Stolt-Nielsen ile ortaklık kurduk. Ortaklarımızla birlikte 700 milyon dolar öz sermaye yatırımı yaptık. Proje kapsamında 12 farklı milletten, 30’dan fazla firmayla birlikte çalışıyoruz. Bu sürecin arkasında 6 yıllık bir geliştirme ve finansman yolculuğu bulunuyor. Yaklaşık 1 yıl önce, tamamı uluslararası finansörler tarafından sağlanan en büyük özel sektör finansmanlarından birini elde ettik ve inşaata başladık." "Sanayimizin rekabet gücünü artıracak" Türkiye’nin bugün yılda 8 milyon ton plastik hammadde ithal ettiğinin altını çizen Ilıcak, "Bu miktarla, Çin’den sonra dünyanın en büyük plastik hammadde ithalatçısı konumundayız. Polipropilen ve polietilen, dış ticaret açığımızda en büyük paya sahip ürünler arasında. Polipropilenin yalnızca yüzde 4’ü yerli üretimle karşılanıyor; yüzde 96’sı ithalatla geliyor" diye açıkladı. Bu durumun sanayiciye stok yükü, tedarik ve vade riski getirdiğini belirten Ilıcak, "Rekabet gücümüzü azaltıyor, ihracatımızı zorlaştırıyor. Bu yatırım, Türkiye’nin ithalata bağımlılığını azaltacak, sanayimizin gelişimini hızlandıracak" dedi. Yatırımın yer aldığı bölgenin denize kıyısı sayesinde güçlü lojistik avantajı, hammaddeye erişimi, Gaziantep, Adana ve Kayseri gibi tüketimin yoğun olduğu pazarlara kısa mesafede oluşunun avantajlarına da değinen Ilıcak, "Sonatrach ile uzun vadeli propan tedarik anlaşması imzalayarak hammaddeyi güvence altına aldık. Sıvı yük terminalinde ise Norveçli Stolt-Nielsen ile ortaklık kurduk. Yatırımlarımızın 2027 yılı sonunda tamamlanmasını hedefliyoruz" diye konuştu. 3 yılda toplam yatırım 14 milyar dolara ulaşacak Son 15 yılda Türkiye’de 500 milyon doların üzerinde büyüklüğe sahip yaklaşık 20 milyar dolarlık sanayi yatırımı gerçekleştiğini hatırlatan Ilıcak, "Daha ileri gitmek istiyorsak, yerli ortaklıklarımızı yabancı ortaklarla güçlendirmeli, yüksek katma değerli ve yüksek teknoloji ürünleri ülkemizde üretmeliyiz. Biz, kendi adımıza, yurtdışında kazandığımızı ülkemize yatırmaya devam edeceğiz. Devam eden yatırımlarımızla birlikte, önümüzdeki üç yıl içinde Türkiye’deki toplam yatırımımızı 14 milyar dolara çıkaracağız. Ülkemize inanıyoruz. Üreterek, yatırım yaparak ve istihdam oluşturarak Türkiye’nin geleceğine katkı sunmaya devam edeceğiz" dedi. Bölge yabancı yatırımcı çekiyor Bu yatırım öncesi, Port of Rotterdam’a ve Singapur’daki Jurong Adası’na gidip incelediklerini ve dünyadaki en iyi örneklerden yola çıkarak Ceyhan’da entegre bir endüstri bölgesi ve liman yapısını tasarladıklarını da açıklayan Ilıcak, "PP tesisimizin de içinde yer alacağı Doğu Akdeniz Petrokimya Kümelenmesi ve Limanı (DAPEK), Türkiye’nin en büyük endüstri bölgelerinden birine dönüşme potansiyeline sahip. Biz bir ‘altyapı belediyesi’ gibi elektrik, doğalgaz, su, tren yolu bağlantısı gibi kritik altyapılar oluşturulmasına öncülük ediyoruz. Ayrıca endüstri bölgesine 1 ila 1.5 milyar dolar arasında ek yatırım yapmak üzere fizibilite çalışmalarına da başladık. Türkiye’nin bu stratejik endüstri bölgesinde yatırım yapmak isteyen herkes için kapımız açık" dedi. DAPEK’in 15 ila 20 milyar dolar büyüklüğünde bir endüstri bölgesine dönüşmesini amaçladıklarını aktaran Ilıcak, "Altyapısı, lojistik imkanları, teknolojisi, hatta teşvik imkanlarıyla hazır bir bölge Yatırımcıların uzaklara bakmalarına gerek yok. Bu işi, küresel iş ortaklarıyla birlikte beraber büyüteceğiz. Bu bölge, Adana ve çevresi başta olmak üzere Türkiye’nin petrokimyada üretim ve istihdam üssüne dönüşsün" çağrısında bulundu. Ilıcak, yapılan diğer çalışmaları şöyle açıkladı: "Sadece stratejik değil ‘iyi’ bir yatırım" Enerjide iki güçlü kaldıraç kullanıyoruz: Proses yan ürünü 25 bin ton hidrojeni doğal gaz ikamesi olarak değerlendiriliyor, yeşil enerji üretimi ile tüm tesisin elektriğinin yüzde 100’ünü yenilenebilir kaynaklardan sağlıyoruz. Böylece muadil tesislere göre karbon emisyonunu yüzde 60 düşürüyoruz. Toplam istihdamın yüzde 65’ini bölgeden sağlıyoruz. Ceyhan Kaynakçı Okulu’ndan 2022’den bu yana 400’e yakın mezun verdik. 9 bin yeşil deniz kaplumbağasını güvenle denize ulaştırdık; nesli tehlikedeki ‘hoşnergis’ türünden 2 bin 600+ bitkiyi koruma altına aldık. Kurallar yol gösterir; biz gerçekten iyi olmak için her zaman fazlasını yapmayı seçiyoruz. "Türk işçisini götürmediğimiz yere gitmiyoruz" "Geçen yılı yaklaşık 4 milyar euro ciroyla kapattık. Gelirlerimizin yaklaşık yüzde 50’si yurtdışından geliyor. Dünyada 30’dan fazla ülkedeyiz; sırf Afrika’da 5 tane ülkedeyiz. Hollanda’da, Almanya’da, İsviçre’de çok ciddi operasyonlarımız var. Dünyanın en derin, Avrupa’nın ise en uzun tünelini; yine Avrupa’nın en yüksek binasını biz yaptık. Şimdi Orta Asya ülkelerindeyiz. Kazakistan, Özbekistan, Türkmenistan büyük pazarlarımız. Tek kriterimiz var o da Türk mühendislerini ve işçilerini götürebileceğimiz destinasyonlar seçmek. Onlar olmadan başarılı olmamız mümkün değil." "Global iş ortaklarımızla büyüyoruz" Başarı modelimiz inovasyon, geliştirme ve iş ortaklıkları üzerine kurulu. Bunun onlarca örneği var. En başta Dünya Bankası iştiraki IFC, holdingimize ortak olarak bize güvenini gösterdi. Singapurlu GIC, gayrimenkul şirketimize ortak oldu. Ticari gayrimenkul alanında, Türkiye’nin en büyük yatırım platformunu oluşturduk. Bu şirketimizi geçen sene halka arz ettik. Sağlık yatırımlarımızda Japon Sojitz, Koreli Samsung C&T ve Fransız Meridiam ile birlikteyiz. Bu yabancı gruplar, ülkemize ve projelerimize güvenerek yatırım yaptılar. Türkiye’de gerçekleştirdiğimiz şehir hastaneleri, deprem ve pandemi dönemlerinde ne kadar stratejik ve hayati yatırımlar olduğunu bir kez daha gösterdi. Enerji tarafında ise TotalEnergies bizimle ortak. "Sağlıktaki mühendislik ve finansman standartları uluslararası model oluyor" Rönesans, Türkiye’nin sağlık dönüşümünde en büyük oyunculardan. Toplam 18 şehir hastanesinin 6’sı Rönesans tarafından Meridiam, Sojitz, Samsung C&T gibi ortaklarla yürütüldü. Bunlardan Elazığ projesi yeşil bono ile finanse edildi. Türkiye’de gerçekleştirdiğimiz şehir hastaneleri, deprem ve pandemi dönemlerinde ne kadar stratejik ve hayati yatırımlar olduğunu bir kez daha gösterdi. Yaptığımız tüm mühendislik projelerinde, Türk ve dünya şartnamelerinde mecbur kılınan kuralların ve limitlerin üzerine çıkarak projelerimizi tamamlıyoruz. Öyle ki sağlıkta getirdiğimiz mühendislik ve finansman standartlarını bugün Kazakistan’a taşıdık. Farklı bölgelerde de bunun model olacağına inanıyoruz."
Aksa Enerji’den 9 Ayda 10 milyar TL FAVÖK
11 Kasım 2025 Salı - 09:06 Aksa Enerji’den 9 Ayda 10 milyar TL FAVÖK Aksa Enerji, 9 aylık konsolide finansal sonuçlarını açıkladı. Yurtiçi ve yurtdışı operasyonlarında güçlenen performansıyla şirket, yılın ilk 9 ayında geçen yılın aynı dönemine kıyasla FAVÖK’ünü yüzde 39 artırarak 10 milyar TL’ye ulaştı. 7 ülkedeki 11 santral operasyonu ve 3 bin MW üzeri kurulu gücüyle global bir enerji şirketi konumuna ulaşan Aksa Enerji, 2025 yılının üçüncü çeyreğinde operasyonel karlılığını artırdı. Şirket, yılın ilk 9 ayında 31 milyar TL ciro, 10 milyar TL FAVÖK elde ederken, FAVÖK marjı yıllık 7 puan artışla yüzde 25’ten yüzde 32’ye yükseldi. Bu sonuçlarla birlikte şirketin, sürdürülebilir yüksek büyüme hedefine kararlılıkla ilerlediği belirtildi. Şirket, 2026 yılında 10 santrali eş zamanlı olarak ticari işletmeye alarak 975 MW ek kurulu güç oluşturmayı; 2028 itibarıyla ise kurulu gücünü mevcut 3 GW’dan 5 GW’a; FAVÖK’ünü ve FAVÖK marjını ise sırasıyla 660 milyon dolara ve yüzde 42’ye yükseltmeyi hedefliyor. "Hem bugünün hem yarının enerjisini şekillendiriyoruz" Aksa Enerji Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Cemil Kazancı, yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: "Yılın üçüncü çeyreğinde güçlü operasyonel kârlılık elde ettik. Yatırım takvimimiz planlandığı şekilde ilerliyor. Gabon gibi yeni ülkelere açılarak coğrafi çeşitliliğimizi güçlendirmeye devam ediyoruz. 2026 yılı içerisinde devreye alacağımız santrallerimizle büyüme ivmemizi güçlendireceğiz. Bu süreçte hem operasyonel mükemmeliyet hem de sürdürülebilir yüksek büyüme odağımızı koruyoruz. Önümüzdeki dönemde de enerji dönüşümünün liderlerinden biri olma hedefiyle, finansal dayanıklılığımızı ve global rekabet gücümüzü daha da pekiştireceğiz" Afrika’da yeni bir adım: Gabon yatırımı Aksa Enerji, Afrika’daki büyüme stratejisini yeni bir yatırımla pekiştirdi. Gabon’un başkenti Libreville ve Port Gentil’de toplam 145 MW kurulu güce sahip doğalgazlı santral projelerine ilişkin sözleşme ağustos ayında imzalandı. Yerel doğal gaz kaynaklarını kullanacak santrallerin Haziran 2026’da devreye alınması ve ülkenin enerji arz güvenliğini güçlendirmesi hedefleniyor. Yenilenebilir enerji ve yerli kaynak çeşitliliği, yatırımların merkezinde Yapılan açıklamaya göre, şirketin yeni dönem yatırımlarının odağında, düşük karbon salımlı doğal gaz santralleri, yenilenebilir enerji projeleri ve kaynak çeşitliliği yer alıyor. Şirket, Türkiye’nin ilk depolamalı yenilenebilir enerji üretim lisansını alarak bu alandaki öncü pozisyonunu güçlendirdi. 2026’da beşini devreye almak üzere, 11 ilde 14 farklı yatırım planlanıyor. Aynı zamanda, Aksa Enerji’nin yüzde 100 bağlı ortaklığı konumundaki Aksa Göynük Enerji Üretim A.Ş. ile Elektrik Üretim A.Ş. (EÜAŞ) arasında, Bolu Göynük’teki 270 MW kurulu güce sahip yerli linyit kömürü santralinden üretilen elektriğin, 75 ABD Doları/MWsaat fiyatla alım garantisiyle satışına ilişkin sözleşme imzalandı. 31 Aralık 2029 tarihine dek geçerli olacak sözleşme kapsamında, 2025’te 198 bin 61 MWs, 2026-2029 döneminde ise her yıl 1 milyon 417 bin 500 MWs elektrik EÜAŞ tarafından satın alınacak. Bu anlaşma, şirketin garantili gelir üretimini güçlendirirken; Türkiye’nin cari açık oluşturmayan yerli kaynak kullanımına da destek oluyor. Kurumsal yönetimde kadın temsili güçlendi Aksa Enerji’nin Yönetim Kurulu’na yapılan yeni atamalarla kadın üye oranı yüzde 33’e yükseldi. Bu oranla, SPK Kurumsal Yönetim Tebliği’nde öngörülen yüzde 25 seviyesinin ve Aksa Enerji’nin kendi politika hedefinin üzerinde bir başarı sağlandı. Sürdürülebilirlikte yeni dönem: TSRS uyumlu ilk rapor Açıklamaya göre şirket, ağustos ayında ilk TSRS uyumlu Sürdürülebilirlik Raporu’nu yayımladı. Raporda finansal ve finansal olmayan performans göstergeleri bütüncül biçimde sunulurken; emisyon azaltımı, yenilenebilir enerji yatırımları, yerel istihdam, toplumsal cinsiyet eşitliği ve kurumsal yönetişim alanlarında kaydedilen ilerlemeler paylaşıldı.
Besler’in konsolide cirosu 2025’in ilk 9 ayında 22,4 milyar TL oldu
10 Kasım 2025 Pazartesi - 22:32 Besler’in konsolide cirosu 2025’in ilk 9 ayında 22,4 milyar TL oldu Dondurulmuş gıda, konserve, mutfak ve yağ kategorilerinde faaliyet gösteren gıda sektörünün öncü şirketlerinden Besler’in 2025 yılı 9 aylık döneminde konsolide cirosu 22,4 milyar TL olurken, aynı dönemde 2 milyar TL’lik ihracat geliri elde etti. Dondurulmuş gıda, konserve, mutfak ve yağ kategorilerinde faaliyet gösteren Besler, 2025 yılı 9 aylık dönemine ait finansal sonuçlarını Kamuoyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) açıkladı. 57 marka ve 1500’ü aşkın ürünle dondurulmuş gıda ve konserve kategorisinde SuperFresh, donuk fırıncılıkta DFU, yağ kategorisinde ise Bizim Yağ, Terem, Luna, Yayla, Sabah, Halk markalarını tüketicilerle buluşturan Besler’in 9 aylık cirosu 22,4 milyar TL oldu. Yüzde 7,4’lük artışla brüt kârını 5,2 milyar TL’ye yükselten şirket, 2,6 milyar TL Faiz, Amortisman ve Vergi Öncesi Kâr (FAVÖK) elde etti. FAVÖK marjını önceki yılın aynı dönemine göre 1,8 puanlık artışla yüzde 11,5 seviyesine çıkaran Besler’in ihracat geliri ise 2 milyar TL olarak gerçekleşti. Dondurulmuş gıda pazarı son 3 yılda tonajda yüzde 50 ve ciroda 4 kat büyürken, sektörün öncü markası SuperFresh, perakende kanalında yüzde 37’lik payıyla, lider konumunu güçlendirdi. Türkiye’nin en sevilen dondurulmuş gıda markası olan SuperFresh, sürdürülebilirlik ve yenilikçi marka iletişim çalışmalarında elde ettiği başarılarla, 2025’in ilk 9 ayında 23 prestijli ödül kazandı. Bu dönemde 20 yeni ürün tanıtımı ve relansmanı gerçekleştiren markanın, yeni ürünlerinin toplam perakende kanalı cirosuna katkısı yüzde 18’e ulaştı. Tarımda fırsat eşitliğine odaklanan sosyal sorumluluk projesi Tarımın Kadın Yıldızları, "Ege’den Hasat" bezelyesi ile somut bir ürüne dönüşürken, Michelin 2025 Tavsiye Listesi’ndeki bir restoranın menüsünde yer aldı. Proje kapsamında ayrıca gençlere ilham vermek ve tarım sektöründe istihdamının sürdürülebilirliğini desteklemek amacıyla staj programı ilk kez hayata geçirildi. Avrupa Birliği ve TÜBİTAK ortaklığında yürütülen SAFER (Smart Agriculture Fields in the European Region) projesiyle tarımda dijital dönüşümün öncülüğünü üstlenen SuperFresh, sürdürülebilir tarım alanında örnek uygulamalarından biri olan bu projesine, Avrupa’nın en büyük gıda inovasyon topluluğu olan EIT Food’dan 2,8 milyon Euro hibe desteği aldı. Dondurulmuş unlu mamul pazarının en güçlü şirketlerinden Donuk Fırıncılık Ürünleri (DFU), otel, restoran ve kafelerden oluşan geniş müşteri portföyüne yenilikçi ürün seçenekleri sunarak yaz sezonunda elde ettiği güçlü performansı yılın geri kalanına da taşıdı. Margarin markaları açık ara lider Yıllık yaklaşık 505 bin ton üretim kapasitesiyle Bizim Yağ, Terem, Luna, Ona, Ustam ve Evet markalarını üreten Besler, perakende kanalında yüzde 67’lik ciro payıyla, açık ara sektör liderliğini sürdürdü. Türkiye’nin margarin ihracatının yüzde 35’ini tek başına üstlenen Besler, 5 kıtada 50’den fazla ülkeye ulaşarak küresel ölçekteki gücünü pekiştirdi. En çok tercih edilen margarin markalarından Bizim Yağ bu yıl 30.yılını kutlarken, Terem ise Türkiye’de en çok haneye giren margarin markası oldu. Yağ kategorisindeki başarılı iletişim çalışmaları, bu dönemde Besler’e 9 prestijli ödül kazandırdı. 2025’in 9 ayına ilişkin finansal performansları hakkında açıklamalarda bulunan Besler CEO’su Mert Altınkılınç, "Sektörlerinin lideri markalarımız, verimli üretim anlayışımız ve inovatif ürün portföyümüzle sürdürülebilir büyüme hedefimize kararlılıkla ilerliyoruz. Hem Türkiye’de hem de global pazarlarda varlığımızı güçlendirirken, paydaşlarımızla kurduğumuz uzun vadeli, karşılıklı değer oluşturan iş birlikleriyle etki alanımızı genişletiyoruz. Önümüzdeki dönemde inovasyonu işimizin merkezinde tutarak yeni pazarlara açılmaya, ürün portföyümüzü geliştirerek tüketicilerimize kaliteli ve erişilebilir çözümler sunmaya devam edeceğiz. Amacımız, Türkiye’nin gıda sektöründeki liderliğini dünya sahnesine taşıyarak, gıda ekosisteminin geleceğinde öncü bir rol üstlenmektir" diye konuştu.