EKONOMİ
ÜNİPERSEN, kurucuları arasında yer aldığı Bağımsız Kamu Sendikaları Konfederasyonu (KASK) kuruldu 04 Mayıs 2026 Pazartesi - 11:44:24 Üniversite İdari Personel Sendikası’nın (ÜNİPERSEN) kuruluşunda yer aldığı ve 5 sendikanın çatı kuruluşu oluşturacak Bağımsız Kamu Sendikaları Konfederasyonu (KASK) kuruldu. Üniversite İdari Personel Sendikası, (ÜNİPERSEN) kurucuları arasında yer aldığı KASK Bağımsız Kamu Sendikaları Konfederasyonu’nun kuruluşunu kamuoyuna açıkladı. Kamu çalışanlarının haklarını daha güçlü, daha ilkeli ve daha etkili şekilde temsil etmek amacıyla kurulan KASK’ın; farklı hizmet kollarında faaliyet gösteren bağımsız sendikaların ortak iradesiyle hayata geçirildiği belirtildi. Bu doğrultuda Bağımsız Kamu Sendikaları Konfederasyonu’nun; HEP-SEN, ÜNİPERSEN, BİZİM-SEN, Kamu399 ve HEP Büro-Sen ile birlikte kuruldu açıklandı. ÜNİPERSEN tarafından yapılan açıklamada, KASK’ın kuruluşunun yalnızca yeni bir konfederasyon yapılanması olmadığı; kamu çalışanlarının yıllardır biriken sorunlarına, temsil noktasında duyulan güçlü ihtiyaca ve bağımsız sendikacılığın daha etkili bir zemine taşınması iradesine verilen önemli bir cevap olduğu ifade edildi. Açıklamada, kamu çalışanlarının mali, sosyal ve özlük hakları başta olmak üzere; görevde yükselme, unvan değişikliği, tayin ve yer değişikliği sorunları, çalışma şartları, sosyal haklar ve kamuda liyakat gibi birçok alanda çözüm bekleyen sorunlarla karşı karşıya olduğu vurgulandı. ÜNİPERSEN’in de kurucuları arasında yer aldığı KASK’ın; herhangi bir siyasi anlayışın arka bahçesi olmadan, kamu çalışanlarının hak ve menfaatlerini önceleyen, bağımsız, ilkeli, katılımcı ve çözüm odaklı bir sendikal anlayışla faaliyet göstereceği bildirildi. Açıklamada şu ifadelere yer verildi: "ÜNİPERSEN olarak bugüne kadar üniversite idari personelinin mali, sosyal ve özlük hakları için kararlı bir duruş ortaya koyduk. Üniversite idari personelinin yıllardır çözüm bekleyen sorunlarını gündeme taşıdık, haklı taleplerini kamuoyuna duyurduk ve her platformda güçlü şekilde savunduk. Kurucuları arasında yer aldığımız KASK Bağımsız Kamu Sendikaları Konfederasyonu, bu mücadelenin daha güçlü bir zeminde sürdürülmesi açısından stratejik bir adımdır. KASK; farklı hizmet kollarında faaliyet gösteren bağımsız sendikaların ortak iradesiyle, kamu çalışanlarının daha güçlü, daha etkili ve daha gerçekçi bir şekilde temsil edilmesi amacıyla kurulmuştur." KASK’ın temel hedefinin kamu çalışanlarının haklı taleplerini daha güçlü şekilde duyurmak, hak kayıplarına karşı etkili bir temsil ortaya koymak ve çalışma hayatında hakkaniyetli bir düzenin güçlenmesine katkı sunmak olduğu kaydedildi. ÜNİPERSEN açıklamasında, KASK çatısı altında kamu çalışanlarının sorunlarına gerçekçi çözümler üretmek, toplu sözleşme süreçlerinde daha güçlü bir temsil anlayışı ortaya koymak ve bağımsız sendikacılığı daha geniş bir zeminde büyütmek için çalışmaların kararlılıkla sürdürüleceği belirtildi. "ÜNİPERSEN olarak, üyelerimizin haklarını daha güçlü şekilde savunmaya devam edeceğiz" KASK’ın kamu çalışanlarının alın terini, emeğini ve hakkını esas alan bir anlayışla yola çıktığı dile getirilen açıklamada, "Bu yolda temel ilkemiz; bağımsız sendikacılık, güçlü temsil ve hakkaniyetli çalışma hayatıdır. ÜNİPERSEN olarak, üyelerimizin haklarını daha güçlü şekilde savunmaya ve kamu çalışanlarının ortak sorunlarının çözümü için sorumluluk almaya devam edeceğiz" denildi ÜNİPERSEN, KASK Bağımsız Kamu Sendikaları Konfederasyonu’nun kuruluşunun kamu çalışanlarına, sendikal hayata ve ülkeye hayırlı olması temennisinde bulundu.
04 Mayıs 2026 Pazartesi - 11:38 Şirketler için ’güven’ artık ölçülebilir bir kriter Dijitalleşmenin hızlanmasıyla birlikte finansal süreçlerde güven, şirketler için belirleyici bir unsur haline geliyor. Uzmanlar, güvenin artık soyut bir kavram değil; ölçülebilir, karşılaştırılabilir ve karar süreçlerinde belirleyici bir kriter olarak öne çıktığını ifade ediyor. İş dünyasında tercihler yeniden şekilleniyor. Dijitalleşmenin hızlanmasıyla birlikte şirketler, iş ortaklarını seçerken yalnızca maliyet ve hız odaklı bir değerlendirme yapmak yerine, çalıştıkları yapıların ne kadar güvenilir ve sürdürülebilir olduğuna daha fazla odaklanıyor. Octet Türkiye Kurucu Ortağı ve Strateji Bölüm Başkanı Ömer Yönder, bu değişimin finansal hizmetlerin doğasını doğrudan etkilediğini belirterek, "Uzun yıllar finansal tercihler hız ve maliyet üzerinden şekillendi. Bugün ise şirketler çok daha farklı bir yerden bakıyor. Artık yalnızca işlemin hızlı ya da uygun maliyetli olması yeterli değil; o sürecin ne kadar izlenebilir ne kadar tutarlı ve ne kadar sürdürülebilir olduğu da belirleyici hale geldi" dedi. Bu dönüşümün arkasında teknolojik ilerleme kadar değişen risk ortamının da belirleyici bir rol oynadığını vurgulayan Yönder, "Bir dönem teknolojiyi, manuel süreçlerin getirdiği risklerin önüne geçmek için kullanıyorduk. Oysa bugün süreçler dijitalleştikçe riskin kendisi de dönüşüyor; dolandırıcılık ve siber tehditler çok daha karmaşık bir boyut kazanıyor. Bu tablo, güveni artık operasyonel bir başlık olarak değil, üst yönetimin doğrudan sahiplenmesi gereken stratejik bir alan olarak konumlandırıyor" şeklinde konuştu. Güven, teknik bir konunun ötesine geçiyor Çeşitli küresel araştırmalar da güvenin finansal hizmetlerde yeniden öncelikli bir kriter haline geldiğini gösteriyor. PwC’nin Global Economic Crime and Fraud Survey 2024 raporu da bu tabloyu destekliyor. Araştırma, şirketlerin artan risk ortamında finansal süreçlerini daha kontrollü, izlenebilir ve güvenli yapılar üzerinden yönetmeye yöneldiğini gösteriyor. Edelman’ın Trust Barometer 2025 araştırmasına göre ise finansal hizmetlere duyulan güven yüzde 64 seviyesine ulaşmış durumda. Regülasyonlar ortak bir zemin oluşturuyor Fintek sektöründe son dönemde yaşanan gelişmelerin güven konusunu daha görünür hale getirdiğine dikkat çeken Ömer Yönder, şu değerlendirmede bulundu: "Bugün fintek ekosisteminde rekabet artık yalnızca ürün ve fiyat üzerinden tanımlanmıyor. Asıl farkı oluşturan unsur, kurumların ne kadar şeffaf, tutarlı ve sürdürülebilir bir güven zemini kurabildiği. Güven bu noktada yalnızca teknik bir başlık değil, bütüncül bir yaklaşım. Şirketler finansal süreçlerini yönetirken aslında bir iş ortağıyla ilerliyor ve bu ilişki doğrudan güven üzerine kuruluyor. Bu nedenle sunulan yapının hem tutarlı hem de öngörülebilir olması kritik. Regülasyonların rolü de burada öne çıkıyor. Regülasyonlar, fintekler için yalnızca bir çerçeve değil; aynı zamanda adil bir oyun alanı ve güvenli bir büyüme zemini oluşturuyor. Bu yapı, sektörün sağlıklı gelişimini desteklerken kullanıcı tarafında da güvenin kalıcı hale gelmesine katkı sağlıyor." İş ortaklığı yaklaşımı öne çıkıyor Yönder, "Octet Türkiye, TCMB lisansı ile faaliyet gösteren bir ödeme kuruluşu olarak işletmelerin tahsilat ve ödeme süreçlerini tek bir platform üzerinden yönetmesine olanak sağlıyor. Çoklu banka altyapısı sayesinde şirketler finansal süreçlerini daha görünür ve kontrollü şekilde yönetebilirken platform üzerinde uygulanan güvenlik katmanları finansal işlemlerin güvenli bir ortamda gerçekleşmesini destekliyor" dedi. Yönder, gelinen noktada finansal çözümlerin yalnızca operasyonel bir araç değil, doğrudan iş ortaklığı modeli haline gelidiğini belirterek, "Bugün şirketler için finansal çözümler yalnızca işlemleri kolaylaştıran araçlar olmanın ötesinde, iş yapış biçimini, iş ortaklıklarını ve büyüme hızını belirleyen bir yapı. Bu nedenle güven, artık finansal kararların merkezinde yer alıyor" diye konuştu.
04 Mayıs 2026 Pazartesi - 11:37 Ankara’da matbaa öğrencileri, Köln’de stajla mesleki becerilerini geliştirdi Ankara Sanayi Odası (ASO) 8 No’lu Kağıt Ürünleri ve Baskı İşleri Sanayi Meslek Komitesi’nin, mesleki eğitimin niteliğini artırmak amacıyla imzaladığı iş birliği protokolü çerçevesinde, Aktaş Atatürk Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencileri Almanya’nın Köln kentinde staj yaptı. Ankara Sanayi Odası (ASO) 8 No’lu Kağıt Ürünleri ve Baskı İşleri Sanayi Meslek Komitesi’nin, Aktaş Atatürk Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi ile mesleki eğitimi güçlendirmek amacıyla imzaladığı iş birliği protokolü, somut sonuçlarını vermeye devam ediyor. Protokol kapsamında yürütülen çalışmaların bir çıktısı olarak, okulun matbaa bölümü öğrencileri Erasmus+ Programı çerçevesinde Almanya’nın Köln şehrinde gerçekleştirilen yurt dışı staj programına katılarak uluslararası deneyim kazandı. Türkiye Ulusal Ajansı koordinasyonunda yürütülen program kapsamında Atatürk Aktaş Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nden 9 öğrenci, matbaa alanında ‘Kısa Süreli Öğrenci Staj Hareketliliği’ programını başarıyla tamamladı. Öğrenciler, Köln’de sektörün güncel üretim tekniklerini yerinde gözlemleme ve uluslararası uygulamalara doğrudan katılma fırsatı buldu. Staj programının ardından öğrencileri konuk eden ASO Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Mehmet Osmanbeyoğlu ve ASO 8 No’lu Meslek Komitesi Üyeleri, gençlerin yurt dışı deneyimlerinden elde ettikleri mesleki kazanımları, uygulama becerilerini ve programın çıktıları üzerine kapsamlı bir değerlendirme gerçekleştirdi. Toplantıya, ASO Meclis Üyesi Fırat Gündoğan, Komite Başkanı Beste Rodoslu, Komite Başkan Yardımcısı Ertuğrul Sarıyıldız, Komite Üyeleri Sinan Öztürk ve Süphani Akkoç, Atatürk Aktaş Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğretmeni İbrahim Abdullah Soybaş ve öğrenciler katıldı. "Uluslararası deneyim, mesleki gelişimin önemli bir parçası" Programda konuşan ASO Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Osmanbeyoğlu, mesleki eğitimin uluslararası deneyimlerle güçlendirilmesinin önemine dikkat çekerek, "Sanayimizin ihtiyaç duyduğu nitelikli insan kaynağının yetiştirilmesinde mesleki eğitimin rolü son derece kritik. Erasmus+ gibi programlar, öğrencilerimizin farklı ülkelerde edindikleri bilgi ve tecrübelerle hem kişisel hem de mesleki gelişimlerine önemli katkılar sağlıyor" dedi. Köln’de gerçekleştirilen staj programının öğrencilere önemli kazanımlar sunduğunu belirten Osmanbeyoğlu, "Bu program sayesinde öğrencilerimiz, matbaa sektöründeki güncel teknolojileri yerinde görme ve uluslararası bir çalışma ortamını deneyimleme fırsatı buldu. Sanayimize nitelikli insan kaynağı kazandırmak için meslek liselerini desteklemeye her zaman devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. "Sektörün geleceği için nitelikli insan kaynağı önceliğimiz" Değerlendirmelerde bulunan ASO 8 No’lu Kağıt Ürünleri ve Baskı İşleri Sanayi Meslek Komitesi Başkanı Beste Rodoslu ise komite olarak mesleki eğitimi güçlendirmeyi öncelikli çalışma alanları arasında gördüklerini belirtti. Rodoslu, "Kağıt ürünleri ve baskı işleri sektörü, hızla gelişen teknolojiye uyum sağlayabilecek donanımlı insan kaynağına ihtiyaç duyuyor. Bu doğrultuda meslek liseleriyle kurduğumuz iş birliklerini son derece önemsiyor, gençlerimizin daha eğitim aşamasındayken sektörle buluşmalarını destekliyoruz. Erasmus+ kapsamında gerçekleştirilen bu staj programı, öğrencilerimizin uluslararası deneyim kazanarak mesleki yetkinliklerini artırmaları açısından çok kıymetli bir adım oldu" açıklamasında bulundu. Erasmus+ programına katılan öğrenciler de yurt dışı staj deneyiminin mesleki ve kişisel gelişimlerine önemli katkılar sağladığını ifade etti. Almanya’da edindikleri deneyimin mesleğe bakış açılarını geliştirdiğini, farklı üretim tekniklerini yerinde görmenin çok değerli olduğunu anlatan öğrenciler, kendilerine bu imkanı sağlayan Ankara Sanayi Odası’na ve ASO 8 No’lu Meslek Komitesi’ne teşekkür etti.
04 Mayıs 2026 Pazartesi - 11:36 Yalova’dan 4 ayda 593 milyon dolar ihracat Yalova’da 2026 yılının ilk 4 ayında yapılan ihracat bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 211,6 artarak 593 milyon 180 bin dolar oldu. Yalova’daki firmalar 2025 yılının ilk 4 ayında 190 milyon 347 bin dolar ihracat gerçekleştirmişti. Geçtiğimiz yıla göre bu yıl ihracatta rekor artış yaşanan kentte 4 ayda 593 milyon 180 bin dolar ihracat yapıldı. Yalova’dan ocakta 95 milyon 363 bin dolar, şubatta 109 milyon 435 bin dolar, martta 112 milyon 931 bin dolar ihracat yapılmıştı. Geçtiğimiz nisan ayında ihracat ise 275 milyon 450 bin dolar olarak gerçekleştirildi. Yalova’da 2026 yılında ihracatın başını yine geçmiş yıllarda olduğu gibi gemi, yat ve hizmetleri sektörü çekti. 4 ayda 543 milyon 762 bin dolar ihracat yapan tersaneleri 22 milyon 827 bin dolarlık ihracat ile çelik sektörü takip etti. Kente en çok ihracat yapılan üçüncü sektör ise 7 milyon 768 bin dolarlık ihracat ile kimyevi maddeler ve mamulleri sektörü oldu. Yalova’da 3 ayda 1 milyon doların üzerinde ihracat yapan diğer sektörler ise şöyle oldu: Hazır konfeksiyon 4 milyon 443 bin, mobilya, madencilik ürünleri 4 milyon 275 bin dolar, kağıt ve orman ürünleri 2 milyon 57 bin, makine ve aksamları, 2 milyon 25 bin, süs bitkileri 1 milyon 919 bin dolar ve demir ve demir dışı metaller 1 milyon 809 bin dolar, iklimlendirme 1 milyon 312 bin, elektrik ve elektronik 1 milyon 297 bin dolar.
Growtech Antalya’ya Çin ve Hindistan damga vurdu
20 Kasım 2025 Perşembe - 11:08 Growtech Antalya’ya Çin ve Hindistan damga vurdu Dünyanın hem en yüksek nüfusuna hem de en büyük tarım üretimine sahip Çin ve Hindistan’dan gelen firmalar bu yıl 24’üncüsü düzenlenen Growtech Antalya’ya damgasını vurdu. 4 gün sürecek ve 36 ülkeden 725 firmanın yer aldığı fuara 140 firmayla ulusal pavilyon olarak katılan Çin başı çekerken; Hindistan da 30 firmayla fuardaki yerini aldı. Her geçen yıl artan bir taleple karşılaştıklarını dile getiren Fuar Direktörü Engin Er, katılımcıların yüzde 45’inin yurt dışından geldiğini; Çin ve Hindistan’dan sonra İspanya, Hollanda, Almanya, Kore, ve Japonya gibi ülkelerin de stantlarıyla yoğun ilgi gördüğünü söyledi. "Dünyanın en büyük iki tarım ülkesi" Çin ve Hindistan’ın toplam 170 firmayla fuarda önemli bir ağırlık oluşturduğunu kaydeden Er, "Bu iki ülke dünya ekonomisinde artan bir ivmeye sahip. Tarıma yaptıkları yatırımlar ve milyarı aşan nüfuslarıyla birlikte en önemli iki tarım ülkesi. Fuara her geçen yıl da daha fazla firmayla katılıyorlar. İki ülke de şu anda son 24 yılın en yüksek rakamına ulaştı. Fuardaki katılımcı firmaların yüzde 20’nin üzerindeki bir bölümünü sadece bu iki ülke oluşturuyor. Dünya tarım sektörünün içinde önemli üretim yapıyorlar. Özellikle gübre, zirai ilaç ve tohum tarafında da bütün dünyaya ürünlerini satıyorlar. Mekanizasyon, tarım makineleri ve sulama gibi alanlarda da dünya piyasasını domine eden ülkelerin başında geliyorlar" diye konuştu. "Growtech Antalya global bir çekim merkezi oldu" Growtech Antalya’nın global bir çekim merkezi haline geldiğini belirten Fuar Direktörü Engin Er, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu yıl yeni eklenen 7’nci salon ile metrekare olarak da büyüdük. Birçok firma yeni ürünlerinin lansmanını yapmak ve 2026 yılı için yeni siparişler ve bağlantılar sağlamak için bu fuarı bekliyor. Growtech Antalya sadece ürün tanıtımı için değil, yeni işbirliklerinin geliştirilmesi, ülkelerin kendini tanıtması ve global ölçekte tarımsal bilgi ve yeniliklerin paylaşılması için de büyük imkanlar sunuyor. Çin ve Hindistan başta olmak üzere tüm katılımcı ülkeler yalnızca Türk firmalarıyla değil farklı ülkelerle de iş geliştirme ve anlaşmalar sağlamak için Growtech’i tercih etmeye başladı. Çünkü fuara 135 ülkeden ziyaretçi geliyor. Bu onlar için de bulunmaz fırsatlar oluşturuyor. Çünkü bütün dünyanın tarım sektörü Antalya’da buluşuyor. Başka hiçbir fuarda bu kadar kalabalık ülkeyi bir arada bulamıyoruz. Burası sadece bir fuar değil, aynı zamanda ticari faaliyetlerin de yürütüldüğü önemli bir platform haline geldi. Her gelen buradan memnun ayrılıyor. Gelecek yıl daha fazla katılım göstereceklerini söylüyor. Bu talepler de bizi mutlu ediyor"
Trendyol depo ve ofislerinde yüzde 100 yenilenebilir enerji
20 Kasım 2025 Perşembe - 10:57 Trendyol depo ve ofislerinde yüzde 100 yenilenebilir enerji Trendyol, 300’ü aşkın ofis, dağıtım ve aktarma merkezinde I-REC sertifikalı tamamen yenilenebilir elektrik kullanımına geçiyor. Böylece, kendi operasyonlarında 2040 yılı için belirlediği karbon nötr hedefinin yaklaşık yüzde 70’ine daha erken ulaşmış olacak. Türkiye’nin ve dünyanın önde gelen e-ticaret platformlarından Trendyol, sürdürülebilirlik yolculuğunda hızlandırdığı dönüşümün etkilerini ve geleceğe yönelik stratejik önceliklerini ortaya koyan 2024 yılı Sürdürülebilirlik Raporu’nu açıkladı. Rapor kapsamında şirket, 2040 nötr karbon yolundaki hedefleriyle uyumlu ilerlediğini ortaya koydu. Sürdürülebilirlik yolculuğunda önemli bir adım atan Trendyol tüm ofisleri, dağıtım ve aktarma merkezlerini kapsayan 300’ü aşkın lokasyonda tamamen yenilenebilir kaynaklardan üretilen "I-REC sertifikalı" elektrik kullanımına geçtiğini açıkladı. Şirket, hidroelektrik dahil çeşitli kaynakların sertifikalandırılabildiği bu sistemde özellikle güneş ve rüzgar enerjisini tercih ederek operasyonel çevresel etkisini en aza indirmeyi hedefliyor. Bu yaklaşımla şirket, kendi operasyonlarında 2040 için koyduğu karbon nötr hedefinin yaklaşık yüzde 70’ine daha erken ulaşmış olacak. Sürdürülebilirliğin Trendyol’un temel öncelikleri arasında yer aldığını vurgulayan Trendyol Grubu CEO’su Erdem İnan, şunları söyledi: "Şirket olarak, 2040 karbon nötr hedeflerimizi içeren sürdürülebilirlik yolculuğumuzda ilk günden bu yana kararlılıkla ilerliyor, teknoloji ve inovasyon gücümüzü, toplum ve dünyada kalıcı değer oluşturmak amacıyla kullanıyoruz. Bu yıl itibarıyla sürdürülebilirlik stratejimizin üç yıllık dönüm noktasına ulaştık ve başlangıçta koyduğumuz hedefleri yeniden değerlendirdik. 2024 boyunca veri analitiği, tedarik zinciri verimliliği ve enerji yönetimi gibi alanlarda yapay zekâ destekli çözümleri gündemimize aldık ve sürdürülebilir dönüşüm yolculuğumuzda pozitif adımlar attık. Ulaştığımız seviyeyi bir varış noktası değil, yeni bir başlangıç olarak görüyoruz. Bu yaklaşımın temelinde, sürdürülebilirlik yolculuğunun dinamik bir süreç olduğu ve zaman içinde değişen ihtiyaç ve risklere göre kendimizi sürekli gözden geçirip yeniden hizalama gerekliliği yatıyor. Bu nedenle önümüzdeki dönemde değişen koşullar, paydaş beklentileri ve küresel gereklilikler doğrultusunda stratejimizi düzenli olarak güncellemeyi sürdüreceğiz." Trendyol’un üçüncü sürdürülebilirlik raporu, şirketin artan operasyon hacmine rağmen son bir yılda karbon verimliliğini koruduğunu ortaya koyuyor. Atıklarının yüzde 99’unu geri dönüştüren şirket, kargo poşetlerinde en az yüzde 50 oranında geri dönüştürülmüş plastik kullanıyor. İkinci el platformu Dolap sayesinde 307 bin ton karbondioksite eşdeğer emisyonun oluşmasını engelleyen şirket, ek olarak 336 milyon metreküp su tasarrufu sağladı. Sürdürülebilir üretim odaklı ürün gamını da hızla büyüten şirket, 2024’te Trendyol Care etiketli ürünlerini yüzde 225 genişleterek, 520 bin sürdürülebilir ürünü Türkiye’den Körfez ülkeleri ve Doğu Avrupa’da müşterileriyle buluşturdu. Ayrıca, ikinci el platformu Dolap üzerinden 16 milyondan fazla ürün yeniden dolaşıma kazandırarak döngüsel ekonomiye katkı sağladı. Trendyol ayrıca, çift yönlü önceliklendirme yaklaşımıyla tüm paydaşlarının görüşlerini toplayarak çevresel ve sosyal alanda öne çıkan 20 kritik konuyu belirledi ve sürdürülebilirlik stratejisini buna göre güncelledi. Şirket, uzun vadeli çevresel yol haritasında da somut taahhütler ortaya koyuyor. Şirket, kendi operasyonlarında 2040’a, tüm iş ortakları ve tedarikçilerini kapsayan değer zincirinde ise 2050’ye kadar karbon nötr olmayı hedefliyor. Ambalaj ve atık yönetiminde tüm lojistik merkezlerinde sıfır atık sertifikasyonu almayı ve perakende ambalaj malzemelerinin tamamını sertifikalı kaynaklardan sağlamayı planlıyor. Sürdürülebilir üretimde ise 2030’a kadar ürünlerin yüzde 20’sinin sertifikalı ve patentli malzemelerden üretilmesi hedefleniyor. GRI 2021 sürdürülebilirlik raporlama standartlarına uygun hazırlanan rapor, karbon azaltımı, sürdürülebilir üretim, atık ve ambalaj yönetimi gibi çevresel başlıkların yanı sıra sosyal etki projeleri ve şirketin sürdürülebilir geleceğe yönelik planlarını kapsamlı şekilde sunuyor. I-REC (yenilenebilir enerji sertifikası) nedir? RECs International tarafından geliştirilen I-REC (yenilenebilir enerji sertifikası), tüketilen elektriğin yenilenebilir kaynaklardan üretildiğini doğrulayan uluslararası bir sertifikasyon sistemidir. Şirketlere enerji kullanımındaki çevresel etkilerini şeffaf biçimde raporlama imkanı sunan bu kapsamlı sistemde yenilenebilir kaynaklardan üretilen her 1 MWh elektrik için bir sertifika oluşturularak, tüketilen enerjinin çevresel etkileri izlenebilir ve raporlanabilir hale getirilir. Bu sayede kurumlar, yenilenebilir enerji tüketimini uluslararası standartlara uygun biçimde belgeleyerek karbon ayak izlerini azaltma hedeflerine katkı sağlar. Trendyol’da pozitif etki odaklı yaklaşım Yapılan açıklamaya göre şirket, sürdürülebilirlik stratejisinin merkezine doğa, toplum ve tüm paydaşları için pozitif etki oluşturma hedefini yerleştiriyor. Bu anlayış, şirketin yalnızca ticaret ekosistemine değil, sosyal hayatın farklı alanlarına da değer katmasını sağlıyor. Kırsalda dijital uçurumu azaltmayı hedefleyen Yarının Köyleri, sivil toplum kuruluşlarını destekleyen Sepette İyilik, sanatı herkes için ulaşılabilir kılan Trendyol Sanat, müze mağazacılığının dijitalleşmesine katkı sunan Türkiye’nin Müzeleri ve yerel üreticiyi destekleyen Yöresinden Ürünler gibi girişimler, şirketin toplumsal faydayı geniş bir perspektiften ele aldığının somut örneklerini oluşturuyor. Tüm bu programların tasarımında paydaş geri bildirimleri, yerel ihtiyaçlar ve beklentiler belirleyici rol oynarken; Trendyol sosyal etki çalışmalarını bu doğrultuda sürekli geliştiriyor. Bu yıl hayata geçirilen Dijital Usta programı ise KOBİ’lerin dijital dönüşümünü hızlandırma yolunda atılmış önemli bir adım olarak öne çıkıyor. Şirket, pozitif etki yaklaşımını uluslararası pazarlara da taşıyarak kalıcı etkiyi çoğaltmayı hedefliyor. Böylece sürdürülebilirliği operasyonel bir başlığın ötesine geçirip faaliyet gösterdiği her coğrafyada uzun vadeli, fayda odaklı bir miras oluşturmayı amaçlıyor.
MATSO Başkanı Güngör: "Nefes Kredisi’nde kredi hacmi 50 milyar TL’ye yükseltildi"
20 Kasım 2025 Perşembe - 10:56 MATSO Başkanı Güngör: "Nefes Kredisi’nde kredi hacmi 50 milyar TL’ye yükseltildi" Manavgat Ticaret ve Sanayi Odası (MATSO) Yönetim Kurulu Başkanı Seydi Tahsin Güngör, üyelerden gelen talepler doğrultusunda yaptıkları girişimlerin ardından 25 milyar TL olan TOBB Nefes Kredisi hacminin 50 milyar TL’ye çıkarıldığını söyledi. KOBİ’lere uygun şartlarda finans desteği sağlamak amacıyla başlatılan TOBB Nefes Kredisi’nin ikinci paketinde, kredi hacmi 25 milyar TL’den 50 milyar TL’ye yükseltildi. MATSO Yönetim Kurulu Başkanı Seydi Tahsin Güngör, üyelerden gelen talepler doğrultusunda yaptıkları girişimlerin ardından TOBB Nefes Kredisi hacminin iki katına çıkarıldığını söyledi. Nefes Kredisi için yeni başvuruların 19 Kasım Çarşamba günü başladığını belirten Güngör, "TOBB, KGF ve bankalar iş birliğinde sağlanacak kredi kapsamında 24 aya kadar vadelerde yüzde 33, 24 ay üzerindeki vadelerde ise yüzde 32 faiz oranı uygulanacak. Kredi, 6 ay anapara ödemesiz olmak üzere en fazla 36 ay vade ile kullandırılacak. İşletmeler azami 1,5 milyon TL kredi kullanabilecek" dedi. Nefes Kredisi’nin detayları KOBİ’lerin finansmana erişimini kolaylaştırmak amacıyla hayata geçirilen Nefes Kredisi’nin işletmelerin nakit akışına önemli katkı sağlayacağını belirten Güngör, başvuruların anlaşmalı olan bankaların şubelerine yapılabileceğini söyledi. Güngör, artırılan kredi hacmine rağmen mevcut şartların aynen geçerli olacağını ifade ederek, "TOBB Nefes Kredisi kapsamında firmalar en fazla 1,5 milyon TL kredi kullanabilecek. Krediler, 6 ay anapara ödemesiz olmak üzere toplamda 36 aya kadar vadelendirilecek. Faiz oranları ise 24 aya kadar yüzde 33, 24 ayın üzerinde ise yüzde 32 olarak uygulanacak. Ayrıntılı bilgi için odamızla irtibata geçebilirsiniz" diye konuştu. "Üyelerimizin finansmana erişimi kolaylaşacak" KOBİ’lerin finansmana ulaşımını kolaylaştırmak, işletmelerin sermaye gücünü artırmak ve enflasyonla mücadeleye destek olmak amacıyla hayata geçirilen Nefes Kredisi’nin önemine değinen Güngör, "Üyelerimizden gelen talepleri dikkate alarak sürecin yeniden başlatılması konusunda gerekli girişimleri yaptık. TOBB Nefes Kredisi’nin, işletmelerimizin nakit akışını güçlendirerek önemli bir rahatlama sağlayacağına inanıyoruz" dedi. Üyelerin yaşadığı en önemli sorunlardan birinin finansmana erişim olduğunu ifade eden Güngör, "Üyelerimizden gelen kredi talepleri doğrultusunda yaptığımız girişimler sonucunda TOBB Nefes Kredisi’nin limiti iki katına çıkarıldı. Bu kredi, KOBİ’lerimizin iş süreçlerinde rahatlama sağlamak ve sürdürülebilir büyümeye katkı sunmak amacıyla uygulanmaktadır. Amacımız, zor dönemlerde üyelerimizin yanında durarak ticaretin sağlıklı bir şekilde devam etmesine destek olmaktır. Temmuz ve ekim aylarında hayata geçirilen Nefes Kredisi’nden birçok üyemiz yararlandı. Gelen yoğun talep üzerine yeniden girişimde bulunduk. TOBB Nefes Kredisi’nin limiti 25 milyar TL’den 50 milyar TL’ye çıkarıldı. Böylece sadece 2025 yılı içinde TOBB Nefes Kredisi kapsamında KOBİ’lere sunulan toplam destek 80 milyar Türk lirasına ulaşmış olacak. Başta TOBB Başkanımız M. Rifat Hisarcıklıoğlu ile Kredi Garanti Fonu (KGF) Yönetim Kurulu Başkanımız Erdoğan Özegen olmak üzere sürece katkı sağlayan tüm paydaşlarımıza teşekkür ediyor, kararın üyelerimize hayırlı olmasını diliyorum" ifadelerine yer verdi. "Üyelerimizin yanında olmaya ve destek sunmaya devam edeceğiz" MATSO olarak üyelerinin talep ve ihtiyaçlarını yakından takip ettiklerinin altını çizen Güngör, her şartta üyelerin yanında olduklarını belirterek, "Üyelerimize yönelik desteğimizi kararlılıkla sürdüreceğiz" dedi.
DTO, Kazakistan’ın İzmir Başkonsolosunu ağırladı
20 Kasım 2025 Perşembe - 10:45 DTO, Kazakistan’ın İzmir Başkonsolosunu ağırladı Denizli Ticaret Odası’nı (DTO) ziyaret eden Kazakistan Cumhuriyeti’nin İzmir Başkonsolosu Bauyrzhan Akatayev, DTO’ya üye iş insanlarıyla bir araya geldi; ülkesindeki yatırım imkânlarını tanıttı. DTO Başkan Yardımcısı Hasan Aracı da konuğuna Denizli, sektörleri ve iş birliği imkanlarını anlattı. DTO’da Denizlili iş insanları ile buluşan Kazakistan Cumhuriyeti’nin İzmir Başkonsolosu Bauyrzhan Akatayev’e Kazakistan Cumhuriyeti’nin Denizli Fahri Konsolosu Okan Oğuz ve başkonsolosluk görevlileri eşlik etti. Akatayev ile beraberindeki resmi heyeti, DTO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Hasan Aracı kendisine eşlik eden DTO yönetim kurulu ve meclis üyeleri ile ağırladı. DTO’nun medikal, kablo, makine, inşaat, eğitim, sağlık, lojistik ve gıda sektörlerinde faaliyet gösteren üyelerinin de katılımıyla, Türkiye ile Kazakistan Cumhuriyeti Arasındaki İş Birliği ve Ticareti Geliştirme Toplantısı yapıldı. Başkan Yardımcısı Aracı, Denizli’yi ve yatırım imkanlarını tanıttı DTO Başkan Yardımcısı Hasan Aracı, başta yatırım imkanları olmak üzere Denizli’yi, sektörlerini ve odalarını tanıttı. Konukları da toplantıya katılanların sorularını yanıtladı. Konuşmasının başında konuklarına kendilerini Denizli’de görmekten duydukları memnuniyeti ileten Aracı, Türkiye’de, Kazak ortaklı 776 firma bulunduğunu ve bunların 2’sinin Denizli Ticaret Odası’nın üyesi olduğunu açıkladı. Yeni yatırımlar ve ticari iş birlikleriyle, bunu daha da artırmak istediklerini de vurguladı. Konuşmasında ayrıca iki ülke arasındaki ticaret hacmini de gözler önüne serdi. Aracı, "Ülkemizin Kazakistan Cumhuriyeti’ne ihracatı, 2023’te 2 milyar 960 milyon 336 bin 812 dolardı. Geçen yıl, yüzde 12 artarak 3 milyar 315 milyon 526 bin 768 dolar oldu. Bu yıl ocak-ekim arasındaki 10 aylık dönemdeki ihracatımız ise 1 milyar 447 milyon 907 bin 20 dolar. Geçen yıl aynı dönemde 1 milyar 448 milyon 652 bin 100 dolardı; bu yıl binde 1 oranında küçük bir azalma yaşandı. İthalatımız ise 2023’te 3 milyar 501 milyon 132 bin 450 dolar iken geçen yıl yüzde 3,3 azalarak 3 milyar 385 milyon 643 bin 534 dolara indi. Geçen yıl Ocak-eylül arasındaki 9 aylık dönemdeki ithalatımız ise geçen yıl 2 milyar 573 milyon 333 bin 867 dolardı. Bu yıl aynı dönemde 3 milyar 253 milyon 303 bin 188 dolar oldu; yüzde 26,4 arttı. Kazakistan Cumhuriyeti’ne yönelik ihracat kalemlerimizde makine, mekanik cihazlar ve aletler, elektrikli makine ve cihazlar, giyim eşyası ile motorlu kara taşıtları, ilk sıralarda geliyor. Kazakistan Cumhuriyeti’nden en çok ithalat yaptığımız sektörler ise sırası ile bakır ve bakırdan eşya, mineral yakıtlar ve yağlar, alüminyum ve alüminyumdan eşya, demir-çelik ile sebzeler ve bazı kök yumrular. Denizli’den Kazakistan Cumhuriyeti’ne ihracatımız, 2023’te yaklaşık 13 milyon 927 bin 272 dolar idi. Geçen yıl, yüzde 17,1’lik bir artışla 16 milyon 309 bin 202 dolara ulaştı. Bu yılın ocak-ekim dönemindeki 10 ayda ise 5 milyon 946 bin 470 dolar oldu. Geçen yıl aynı dönemde 8 milyon 233 bin 120 dolardı; yüzde 27,8 azaldı. Kazakistan Cumhuriyeti’nden ithalatımız da 2023’te 194 milyon 835 bin 62 dolardı. Geçen yıl 200 milyon 135 bin 704 dolara çıktı. Bu yılın ilk 9 ayında ise 161 milyon 245 bin 774 dolara ulaştı. Geçen yıl aynı dönemde 152 milyon 32 bin 977 dolardı; yüzde 6,06 arttı. Bugün işte bu ticareti artırmanın yollarını aramak ve birbirimizi daha iyi tanımak için toplandık. Toplantımızın, iş birliğimizin ve kardeşliğimizin güçlenmesine vesile olmasını diliyorum" dedi. Akatayev, "Denizli, sıcak kalpli insanlarla şanslı bir yer" Aracı’dan sonra Kazakistan Cumhuriyeti’nin İzmir Başkonsolosu Bauyrzhan Akatayev, kendilerini samimi ve sıcak karşılayan Denizli Ticaret Odası’na teşekkür etti. Akatayev, "Burası sıcak kalpli, yardımsever ve misafirperver insanlarla dolu, şanslı bir bölge. Denizli’de görev yapan Fahri Konsolosumuz Okan Oğuz sayesinde iş birliğimiz daha hızlı ve kolay ilerlemektedir. Hangi konu olursa olsun İzmir’deki Kazakistan Başkonsolosluğu’nda da sizleri ağırlamak için hazırız" dedi. Oğuz, "Kazakistan’da ham madde, Denizli’de ise sanayi kültürü var" Kazakistan Cumhuriyeti’nin Denizli Fahri Konsolosu Okan Oğuz da Kazakistan’ın iş potansiyelinden Türk iş adamlarının özellikle de Denizlili iş insanlarının faydalanması gerektiğini ifade etti. Oğuz, "Kazakistan’da ham madde kaynağı var; Denizli’de de sanayicilik kültürü. Orta Asya’nın yüzde 70’ine tekabül eden Kazakistan ekonomisini incelemenizi ve ticari imkanlarından faydalanmanızı öneririm" diye konuştu. Konuşmaların sonrasında katılımcılar, konuklara Kazakistan’daki yatırım fırsatlarına dair merak ettikleri konulardaki sorularını yöneltti.
Denizli sanayisinin rekabet artırmak için DSO yönetimi Ankara’da önemli görüşmeler yaptı
20 Kasım 2025 Perşembe - 10:39 Denizli sanayisinin rekabet artırmak için DSO yönetimi Ankara’da önemli görüşmeler yaptı Denizli Sanayi Odası (DSO), sanayinin rekabet gücünü artıracak kritik başlıkları doğrudan ilgili kurumların gündemine taşımak için Ankara’da yoğun temaslarla ziyaret programı gerçekleştirdi. Denizli Sanayi Odası (DSO) yönetimi Denizli sanayinin rekabet gücünü artıracak kritik başlıkları doğrudan ilgili kurumların gündemine taşımak amacıyla Ankara’da yoğun temaslarla geçen iki günlük bir ziyaret programı gerçekleştirdi. DSO Yönetim Kurulu Başkanı Selim Kasapoğlu liderliğindeki heyette, Başkan Yardımcısı Mehmet Serter ve Genel Sekreter Dr. Sezgi Akbaş yer aldı. Heyet, başkentte yaptığı görüşmelerde yeni OSB yatırımlarından yeşil dönüşüme, KOBİ’lerin dijitalleşmesinden bölgesel kalkınmaya kadar birçok konuyu masaya yatırdı. AB fonları ile sanayide dönüşüme stratejik adım Ziyaretlerin ilk durağında, Dışişleri Bakanlığı Avrupa Birliği Başkanlığı’nda Mali İş Birliği ve Proje Uygulama Genel Müdürü Bülent Özcan ile gerçekleşen toplantıda Denizli sanayisinin yeşil dönüşüm, enerji verimliliği ve dijitalleşme alanlarında duyduğu ihtiyaçlar ele alındı. Heyet, AB’nin yeni dönem öncelikleriyle DSO’nun sürdürülebilirlik ve verimlilik odaklı proje çalışmalarının örtüştüğünü vurgularken, sanayicilerin fonlara erişimini kolaylaştıracak ortak proje geliştirme süreçleri detaylı biçimde değerlendirildi. Görüşmede, AB fonlarının bu dönüşüm süreçlerinde daha etkin kullanılabilmesi için yeni iş birliği modelleri üzerinde durulurken, fonlara erişimi kolaylaştıracak mekanizmaların geliştirilmesi konusunda ortak bir irade ortaya kondu. Dijitalleşme ve Ar-Ge için KOSGEB-DSO ortak vizyonu Ankara temasları, KOSGEB Başkanı Ahmet Serdar İbrahimcioğlu ile yapılan görüşmeyle devam etti. Bu buluşmada, KOBİ’lerin dijitalleşme, Ar-Ge kapasitesi ve yenilikçilik alanlarında güçlendirilmesi için yeni destek modelleri gündeme geldi. DSO ve KOSGEB arasında hâlihazırda devam eden iş birliklerinin genişletilmesi konusunda önemli adımlar için mutabakat sağlandı. DSO bünyesinde açılması planlanan KOSGEB Temsilcilik Ofisi oluşturma sürecinin de görüşüldüğü toplantıda, Denizli Model Fabrika’nın öğren- dönüş programlarına katılmayı planlayan işletmeler adına tasarlanan yeni destek modeli hakkında istişarelerde bulunuldu. Tekstil, hazır giyim, mobilya ve deri sektöründe faaliyet yürüten işletmelerin 2025 yılı içerisinde yararlandığı İstihdamı Koruma Destek Programının kapsamının ve destek tutarlarının genişletilmesi konusunda yapılan çalışmalar KOSGEB Başkanı İbrahimcioğlu tarafından paylaşıldı. DSO-VEM: Güney Ege’nin Yeni Verimlilik ve Dönüşüm Üssü Temasların ikinci gününde odak noktası bölgesel kalkınma ve sürdürülebilirlik oldu. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Kalkınma Ajansları Genel Müdürü Ahmet Şimşek ile bir araya gelen heyet, DSO Güney Ege Yeşil Dönüşüm ve Verimlilik Merkezi Projesi’ndeki (DSO-VEM) ilerlemeleri detaylıca değerlendirdi. Güney Ege Kalkınma Ajansı (GEKA) desteğiyle kurulan Merkez ile, bölge sanayisi için işletmelerde verimlilik analizleri ve dönüşüm planları oluşturulmasının ve temiz üretim uygulamalarının yaygınlaştırılmasının beklendiği ifade edildi. Başkan Kasapoğlu, Merkez aracılığıyla Ege Bölgesi’ne hizmet eden bir dönüşüm ekosistemine katkı sağlanacağını belirtti. Şimşek ile değerlendirilen bir diğer konu ise Yerel Kalkınma Hamlesi Teşvik Programı oldu. Orta- yüksek ve yüksek teknoloji yatırımlarında Denizli sanayisinin sektörel anlamda beklediği ilave destekleri aktaran Kasapoğlu, 2026 yılında güncellenmesi beklenen yatırım konularında makine, mermer ve doğal taş, tekstil, demir- çelik, kablo ve gıda sektörleri için önerilerini Genel Müdür Ahmet Şimşek ile paylaştı; ilgili hususlarda GEKA ile koordine çalışmalarından duyduğu memnuniyeti dile getirdi. "Denizli sanayisinin geleceği için yeni OSB’ler ve güçlü altyapı şart" Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’ndaki temaslar kapsamında Bakan Yardımcısı Oruç Baba İnan ziyaret edildi. Görüşmede, Denizli Makine İhtisas OSB ve Çivril OSB başta olmak üzere kurulum süreçleri devam eden OSB’lerin durumu, sanayide verimlilik artışı ve katma değerli üretim konuları ön plana çıktı. Sanayicinin altyapı, ulaşım, çevre sorunlarına yönelik ihtiyaçların karşılanabilmesi için yeni Organize Sanayi Bölgesi yatırımlarının hızla hayata geçirilmesinin Denizli için stratejik bir zorunluluk olduğu vurgulandı. Özellikle yüksek katma değerli sektörlerde faaliyet gösteren firmaların genişleme ihtiyaçları doğrultusunda, mevcut OSB’lerin kapasitesinin sınırlarına dayandığı ve modern, çevreci, altyapısı güçlü yeni bir OSB modelinin yaygınlaştırılmasına olan ihtiyacın giderek arttığı ifade edildi. Görüşmede ayrıca Denizli Model Fabrika’nın güncel faaliyetleri aktarılırken, yalın üretim, dijitalleşme ve süreç optimizasyonu alanlarında işletmelere sağladığı dönüşüm etkisinin somut sonuçlar doğurduğu belirtildi. Bu nedenle Model Fabrika çalışmalarını destekleyecek teşvik mekanizmalarının öneminin altı çizildi. Hisarcıklıoğlu ile buluşma, "Denizli sanayisi için birlik ve koordinasyon DSO heyeti, Türkiye iş dünyasının en üst çatı örgütü olan Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu’nu da TOBB ETÜ’deki ofisinde ziyaret etti. Ziyarette Başkan Hisarcıklıoğlu’na DSO’nun son dönemde yürüttüğü çalışmalar ve yatırım planları aktarılırken, TOBB’un ulusal ölçekteki koordinasyon gücünün Denizli sanayisine sunduğu katkıdan duyulan memnuniyet dile getirildi. Toplantıda ayrıca KOBİ’lere uygun finansman desteği sağlamak amacıyla 19 Kasım itibarıyla başlatılan TOBB Nefes Kredisi’nin yeni paketi değerlendirildi. İçişleri Bakanlığı’nda kamu ve özel sektör iş birliği Başkan Selim Kasapoğlu Ankara programının son durağında İçişleri Bakan Yardımcısı Bülent Turan’ı makamında ziyaret etti. Başkan Yardımcısı Mehmet Serter’in de yer aldığı ziyarette, Denizli sanayisinin üretim ve istihdamda mevcut durumu değerlendirilerek sanayicilerin kamu-özel sektör iş birliklerine ilişkin beklentileri aktarıldı. Kasapoğlu: "Denizli sanayisini yeni ufuklara taşımak için çalışıyoruz" Ankara temaslarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan DSO Başkanı Selim Kasapoğlu, bu görüşmelerin Denizli sanayisinin gelecek vizyonunu güçlendiren bir içerik taşıdığını belirterek şu mesajı verdi:. "Denizli Sanayi Odası olarak geçtiğimiz üç yılda aldığımız yolda bize paydaşlık desteği sunan Kurumlarımıza iade-i ziyaret gerçekleştirdik. Birlikte yaptığımız projeler, iş birlikleri ve organizasyonlar ışığında Odamız faaliyetlerinin önemli ölçüde ses getirdiğini bir kez daha gözlemlerken, gelecekte yapmayı planladığımız işler için Birliğimizden ve Bakanlığımızdan ilave görüşler aldık. Sanayimizin geleceğini; ekonomik koşulların iyileştirilmesi, yatırım ortamının güçlendirilmesi ve istihdamın niteliğinin artırılmasıyla birlikte yeni ufuklara taşıma kararlılığımızı istişare ettik. Başta Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanımız Sayın Rifat Hisarcıklıoğlu olmak üzere TOBB’a; Sanayi ve Teknoloji, Dışişleri ve İçişleri Bakanlıklarımıza nazik misafirperverlikleri için teşekkür ediyoruz."
Yurt Dışı Üretici Fiyat Endeksi yıllık yüzde 28,75 arttı
20 Kasım 2025 Perşembe - 10:13 Yurt Dışı Üretici Fiyat Endeksi yıllık yüzde 28,75 arttı Yurt dışı üretici fiyat endeksi (YD-ÜFE) yıllık yüzde 28,75 arttı, aylık yüzde 0,90 arttı. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Ekim ayı Yurt Dışı Üretici Fiyat Endeksi verilerini açıkladı. Buna göre, YD-ÜFE Ekim ayında bir önceki aya göre yüzde 0,90 artış, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 28,69 artış, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 28,75 artış ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 25,13 artış gösterdi. YD-ÜFE imalat ürünlerinde yıllık yüzde 28,68 arttı Sanayinin iki sektörünün yıllık değişimleri; madencilik ve taş ocakçılığında yüzde 32,78 artış, imalatta yüzde 28,68 artış olarak gerçekleşti. Ana sanayi gruplarının yıllık değişimleri; ara mallarında yüzde 25,85 artış, dayanıklı tüketim mallarında yüzde 35,80 artış, dayanıksız tüketim mallarında yüzde 36,17 artış, enerjide yüzde 14,35 artış, sermaye mallarında yüzde 27,64 artış olarak gerçekleşti. YD-ÜFE imalat ürünlerinde aylık yüzde 0,83 arttı Sanayinin iki sektörünün aylık değişimleri; madencilik ve taş ocakçılığında yüzde 4,74 artış, imalatta yüzde 0,83 artış olarak gerçekleşti. Ana sanayi gruplarının aylık değişimleri; ara mallarında yüzde 1,12 artış, dayanıklı tüketim mallarında yüzde 2,82 artış, dayanıksız tüketim mallarında yüzde 1,95 artış, enerjide yüzde 3,50 azalış, sermaye mallarında yüzde 0,07 artış olarak gerçekleşti.