EKONOMİ
Bakan Bolat: "Hollanda, Türkiye’nin AB üyesi ülkeler arasındaki en önemli ticaret ortaklarındandır 29 Nisan 2026 Çarşamba - 23:16:11 ANKARA (İHA) – Ticaret Bakanı Ömer Bolat, "Hollanda bugün, Türkiye’nin Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkeler arasındaki en önemli ticaret ortaklarındandır" dedi. Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Hollanda’nın Ankara Büyükelçiliği tarafından "Kral Günü" vesilesiyle büyükelçilik rezidansında düzenlenen resepsiyona katıldı. Hollanda’nın Ankara Büyükelçisi Joep Wijnands’ın katıldığı resepsiyonda konuşan Bolat, Türkiye ile Hollanda arasındaki 500 yılı aşkın köklü dostluğun, küresel ticaret ve finansın gelişimine de yön verdiğini aktardı. İki ülke arasındaki ilişkilerin sağlam temeller üzerinde kurulduğunu kaydeden Bolat, "Bugün Birleşmiş Milletler, NATO ve Avrupa Konseyi gibi platformlarda yan yana duran iki müttefik olarak, ortak önceliklerimiz doğrultusunda bölgesel ve küresel istikrara katkı sağlamaya devam ediyoruz. İnanıyorum ki sahip olduğumuz bu sağlam bağlar, ekonomik ve ticari iş birliğimizi çok daha ileri seviyelere taşıyacaktır" açıklamasında bulundu. "Türkiye, Avrupa için önemli bir üretim ve tedarik merkezi" Bolat, bölgesel istikrarsızlıklar ve ekonomik şoklar gibi küresel zorluklara rağmen Türkiye ekonomisinin dayanıklılığını ve gücünü sürdürdüğünü ve büyümeye devam ettiğine işaret ederek, "AB ise bu büyüme sürecinde her zaman temel ortağımız olmuştur. Türkiye, Avrupa için önemli bir üretim ve tedarik merkezi haline gelmiş, AB Türkiye’nin en büyük ticaret ortağı, Türkiye ise AB’nin 5’inci büyük ticaret ortağı olmuştur" ifadelerini kullandı. Bölgedeki jeopolitik gelişmeler, artan korumacılık eğilimleri ve enerji krizlerinin güçlü ekonomik ilişkiler kurmayı her zamankinden daha kıymetli hale getirdiğini vurgulayan Bolat, "Türkiye olarak, başta Hollanda olmak üzere AB’deki kilit ortaklarıyla ekonomik işbirliklerimizi daha da güçlendirmeyi hedefliyoruz. Hollanda ile ilişkilerimizi hem ikili hem de AB çatısı altında daha da geliştirmeyi önemsiyoruz. Hollanda bugün, Türkiye’nin AB üyesi ülkeler arasındaki en önemli ticaret ortaklarındandır. Hollanda ile ikili ticaret hacmimiz 2015’te 6,4 milyar dolar seviyesinden 2025’te 13,3 milyar dolara yükselmiştir. Hedefimiz, 2026 yılı sonunda 15 milyar dolar seviyesine ulaşmaktır. Ülkelerimiz arasında haftalık 145 frekans havayolu taşımacılığı güçlü bağlantısallığımızı adeta tescil etmektedir. Bunu turizm verilerimizde de görmekteyiz. 2025 itibarıyla ülkemizde 1,3 milyon Hollandalı’yı misafir ettik" şeklinde konuştu. Konuşmaların ardından Hava Kuvvetleri Komutanlığı Bandosu tarafından İstiklal Marşı ve Hollanda Milli Marşı çalındı.
29 Nisan 2026 Çarşamba - 21:03 "Antalya Markaları Kongresi" başladı Antalya Halkla İlişkiler Derneği (AHİD) organizasyonuyla, bu yıl ikincisi gerçekleştirilen Antalya Markaları Kongresi başladı. Antalya Halkla İlişkiler Derneği (AHİD) Başkanı Güldal Siğinç, açılış konuşmasına Antalya Markaları Kongresi henüz daha fikir aşamasındayken verdiği destekle gerçekleşmesine büyük katkıda bulunan merhum ATSO Başkanı Ali Bahar’ı anarak başladı. Siğinç, "Bu kongre sayesinde, Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde eğitim gören 30 öğrenciye, TEV aracılığı ile burs imkanı sağlandığına dikkat çekti. Siğinç , "Antalya’nın ticari dehasını ve marka gücünü harmanlayarak yarınlarını hep birlikte inşa edeceğiz, buradan yeni kapılar aralanacak, yeni ufuklar doğacak" dedi. Antalya ekonomisi önemli markalara sahip Antalya Markaları Kongresi’nin daha köklü ve kurumsal bir yapıya kavuştuğunu ifade eden Vali Hulusi Şahin, "Antalya’nın insanı çalışkan ve girişimci; bir ekonomide ihtiyaç duyulan en önemli unsurların hepsini bünyesinde barındırıyor. Antalya’da hem bölgesel hem ulusal, hatta küresel markalar ortaya çıktı. Antalya ekonomisi, Türkiye’nin en büyük ekonomilerinden biri; dünyada da özellikle bazı sektörlerde hatırı sayılır ekonomilerden biri hâline geldi. Bunu nasıl devam ettireceğiz ve nasıl daha da büyüyeceğiz? Öncelikle bunu başaranlardan bu başarı hikâyelerini almamız lazım. Bu tecrübelerin yanında, yeni kurumsal hamleler yaptıysalar onları da öğrenmemiz lazım. En kıymetli şey bilgidir. O bilginin de tecrübelerle ortaya çıkması gerekir. Gençlerimiz önemli başarı hikâyelerini bu kongre sayesinde dinleyecek, öğrenecek ve istifade edecek. Düzenlenen bu kongreyi bu açıdan çok kıymetli buluyorum" dedi. "İmmüterapi ve yenilikçi tedavi yöntemleriyle sağlıkta marka" Memorial Sağlık Grubu Antalya ve Göztepe Onkoloji Merkezi Kurucu Başkanı Prof. Dr. Mustafa Özdoğan, tıbbi onkoloji alanındaki uzmanlığı; özellikle meme, baş-boyun ve jinekolojik kanserler üzerine yürüttüğü çalışmalarıyla tanınan Özdoğan İmmünoterapi ve yenilikçi tedavi yöntemleri ile kanserle ilgili istatiksel bilgiler vererek bu alanda sürdürdükleri çalışmalardan bahsetti. "Hayalimiz turizmde geniş bir yelpazede hizmet verecek markaydı" Corendon Grubu Kurucu Ortağı, Corendon Airlines Yönetim Kurulu Başkanı Yıldıray Karaer ise Hollanda’da tur operatörlüğüyle başlayan girişimcilik yolculuğunu, havacılık ve turizm sektörüne nasıl açıldıklarını, sonrasında Corendon Airlines’ın global bir markaya dönüşümünün hikayesini anlattı. Girişimciliğinin ilk yıllarındaki hayalinin turizmde geniş bir yelpazede hizmet verecek bir marka ortaya çıkarmak olduğunu ifade eden Karaer, bugün havayolu, tur operatörlüğü ve otelcilik alanlarında uluslararası ölçekte faaliyet gösteren güçlü bir turizm ekosistemine ulaşmalarının sırrının "iyi hizmet" olduğunu söyledi. Karaer, "Turizm sektöründe iyi ürünler ortaya çıkardığımızı düşünüyorum. Markamızı yurtdışında anlatabilmek için sosyal sorumluluk projeleri ve spor sponsorluklar yapıyoruz. Böylece hem uluslararası alanda doğru ifade etme fırsatı buluyoruz hem de Türkiye markasına katkıda bulunmuş oluyoruz" dedi. Kongrede Antalya’nın önde gelen markaları başarı hikayelerini anlatırken sanatçı kimliğinin yanı sıra araştırmacı ve kültür elçisi yönüyle de öne çıkan Türk Halk Müziği’nin sevilen isimlerinden Sümer Ezgü ise hikayesinin memleketin hikayesi olduğunu söyleyerek, "Çevremde enstrüman çalanlara özenerek müziğe adım attım. Yıllara yayılan sanat hayatımda; derlemeleri, sahne performansları ve televizyon programlarıyla kültürel değerlerin korunmasına ve yaşatılmasına katkı sağladım. Biz sadece türkü söylemiyor, biz bir şeyler anlatıyoruz. Sanat daima yaşama ışık tutan bir olgudur. Sanat, insanları birleştirir" diyerek konuşmasını tamamladı. Kongrede Antalya’nın öne çıkar markalarının başarı hikayeleri paylaşıldı. Antalya’nın değerlerine vefa oturumu Kongrenin ilk gününün finali "İz Bırakan Hikayelerle Şehre Dokunanlar" başlıklı Antalya Değerlerine Vefa Oturumu ile yapıldı. AHİD Genel Sekreteri Gazeteci, Editör ve Halkla İlişkiler Uzmanı Aysen Ovalı Binbir’in moderatörlüğünde gerçekleştirilen oturumda Nadire Konuk ve Selçuk Akıltopu konuk olarak yer aldı. Antalya için çok büyük girişimlerde bulunmuş, Antalyaspor’un da Kurucu Başkanı olan ve Antalya milletvekilliği de yapmış Atilla Vehbi Konuk’un kızı Nadire KonuK, Antalyaspor’un kuruluş hikayesini anlattı. Antalya’nın mimari ve kültürel hafızasında derin izler bırakmış isimlerinden, ilk diplomalı Mimar Tarık Akıltopu’nun oğlu Selçuk Akıltopu ise babasının kent için yaptıklarını dile getirdi.
29 Nisan 2026 Çarşamba - 19:47 Manisa’da 131 bin dekarlık alanda domates mesaisi Türkiye’nin önemli bitkisel üretim merkezlerinden biri olan Manisa’da, hava sıcaklıklarının artmasıyla birlikte domates fidelerinin dikim mesaisi başladı. İl genelinde 131 bin dekar alanda gerçekleştirilecek üretimin ilk mahsullerinin Haziran ayında hasat edilmesi planlanıyor. Manisa’nın verimli ovalarında Nisan ayı ile birlikte çiftçiler tarlalara inerken, domates fidesi dikim çalışmaları Şehzadeler ilçesinde yoğunlaştı. Şehzadeler ilçesine bağlı Yeni Harmandalı Mahallesi’nde gerçekleştirilen dikim çalışmalarını yerinde inceleyen Manisa Tarım ve Orman İl Müdürü Mehmet Karayılan, üreticilerle bir araya gelerek yeni sezonun başlangıcını yaptı. Salçalık üretimde Türkiye ikincisi Manisa’nın salçalık domates üretiminde stratejik bir öneme sahip olduğunu vurgulayan İl Müdürü Karayılan, kentin bu alanda Türkiye genelinde ikinci sırada yer aldığını hatırlattı. Karayılan, Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS) verilerini paylaşarak şu ifadeleri kullandı: "Manisa, salçalık domates üretiminde ülke genelinde ikinci sırada yer almaktadır. İlimizde ÇKS kayıtlarına göre yaklaşık 7 bin 500 üreticimiz 131 bin dekar alanda domates dikimi gerçekleştiriyor. 25 bin dekar alanda da sofralık domates yetiştiriciliği yapılmaktadır. Geri kalan alanda salçalık ve kurutmalık domates yetiştiriciliği gerçekleştirilmektedir. Yeni üretim sezonunun üreticilerimize hayırlı olmasını temenni ediyor, mahsulü bol ve bereketli bir yıl diliyorum." Çalışmalara; İl Müdürü Mehmet Karayılan’ın yanı sıra İl Müdür Yardımcısı Ali Gök, şube müdürleri, ilçe müdürü, konu sorumlusu teknik personel ve çok sayıda üretici katıldı. Haziran ayı itibarıyla başlaması beklenen hasat dönemiyle birlikte Manisa domatesinin hem iç piyasada hem de sanayideki yerini alması hedefleniyor.
29 Nisan 2026 Çarşamba - 19:22 Garanti BBVA’nın yılın ilk 3 ayında net kârı 33 milyar 615 milyon 247 bin TL oldu Türkiye Garanti Bankası A.Ş., 31 Mart 2026 tarihli finansal tablolarını açıkladı. Bankanın konsolide finansal tablolarına göre, yılın ilk 3 ayında, net kârı 33 milyar 615 milyon 247 bin TL oldu. Aktif büyüklüğü 4 trilyon 783 milyar 750 milyon 292 bin TL seviyesinde gerçekleşti. Türkiye Garanti Bankası A.Ş., 31 Mart 2026 tarihli finansal tablolarını açıkladı. Bankanın konsolide finansal tablolarına göre, yılın ilk 3 ayında, net kârı 33 milyar 615 milyon 247 bin TL oldu. Aktif büyüklüğü 4 trilyon 783 milyar 750 milyon 292 bin TL seviyesinde gerçekleşirken, ekonomiye nakdi ve gayri nakdi krediler aracılığıyla sağladığı destek ise 3 trilyon 566 milyar 251 milyon 702 bin TL oldu. Fonlama bazını dinamik bir şekilde yöneten Garanti BBVA’nın fonlama kaynakları içindeki en büyük ağırlığı yüzde 66 ile müşteri mevduatları oluşturmaya devam etti. Müşteri mevduat tabanı yılın ilk 3 ayında yüzde 0,5 büyüme ile 3 trilyon 160 milyar 943 milyon 617 bin TL oldu. Güçlü sermaye odağını koruyan bankanın sermaye yeterlilik oranı yüzde 16,2, özkaynak kârlılığı yüzde 30,3, aktif kârlılığı ise yüzde 2,9 seviyelerinde gerçekleşti. Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan Garanti BBVA Genel Müdürü Mahmut Akten şunları söyledi: "2026 yılına, jeopolitik gelişmelerin oluşturduğu belirsizliklerin, karar alma süreçlerinde hız ve çevikliği daha da kritik hale getirdiği bir ortamda başladık. Finansal piyasalarda artan riskten kaçınma eğiliminin yanı sıra enerji başta olmak üzere emtia fiyatlarındaki yükseliş, küresel ölçekte daha zayıf büyüme ve enflasyonist baskıları beraberinde getiriyor. Bu dönemde, Merkez Bankası, enflasyonla mücadelede temkinli politika duruşunu sürdürüyor. Artan dış finansman ihtiyacı ve bunun kur üzerindeki potansiyel etkisiyle, finansal istikrara daha fazla öncelik verilen bir yapı görüyoruz. Mart başında yaşanan gelişmelerle birlikte sektörde fonlama maliyetlerinde yükselişler gözlemledik. Bu artışın, özellikle ikinci çeyrekte daha görünür olmasını bekliyoruz. Bununla birlikte, güçlü bilanço yapımız ve ilk çeyrekte beklentilerin üzerinde gerçekleşen performansımız sayesinde bu süreci etkin şekilde yönetme kapasitesine sahibiz. 2026 yılının ilk çeyreğinde toplam aktiflerimiz 5 trilyon TL’ye yaklaştı ve bunun yüzde 56’sını krediler oluşturuyor. Kredilerdeki sağlam duruşumuz devam ederken; güçlü vadesiz mevduat tabanımız, dijital kanallarda oluşturduğumuz müşteri değeri ve etkin sermaye yönetimimiz sayesinde sektörde pozitif ayrışmayı sürdürdük. Geniş müşteri tabanımız ve güçlü pazar konumumuz, bu performansı sürdürülebilir kılan en önemli unsurlar arasında yer alıyor. Bu süreçte marjlardaki iyileşmenin katkısıyla özsermaye kârlılığımızı yüzde 30 seviyesinde tutmayı başardık. Bu performansımızın temelinde, müşteri deneyimini stratejik bir öncelik olarak ele alan ve bunu veriye dayalı karar süreçleriyle destekleyen yaklaşımımız yer alıyor." Bankanın stratejik önceliklerine değinen Akten sözlerini şöyle sürdürdü: "Radikal Müşteri Perspektifi yaklaşımımız doğrultusunda, müşteri deneyimini yalnızca temas anlarıyla sınırlamıyor; karar alma süreçlerinden ürün tasarımına kadar her aşamada işimizin merkezine alıyoruz. Müşteriyi dinlemek ve anlamak en önemli önceliğimiz olmaya devam ediyor. Bu doğrultuda müşterilerimizle etkileşimimizin en yoğun olduğu kanalımız Garanti BBVA Mobil’de memnuniyet anketleri gerçekleştiriyoruz. Bu kapsamda 18 milyon aktif mobil müşterimizin yüzde 90’ına ulaştık ve müşterilerimizden 2 milyon geri bildirim aldık. Hiper kişiselleştirilmiş hizmet yaklaşımımızla müşterilerimizin günlük 20 milyon aksiyonunu takip ediyor, bu verileri yapay zekâ ile analiz ederek hızlı ve etkili aksiyonlara dönüştürüyoruz. Günlük 10 milyon müşterimizin ihtiyaçlarını anlık olarak anlayıp doğru çözümler sunabiliyoruz. Üretken yapay zekâ ile yeniden tasarladığımız dijital asistanımız Ugi ise bugün yaklaşık 200 farklı konuda müşterilerimize destek sunuyor." Akten, sözlerini şu şekilde tamamladı: "Müşterilerimizin ihtiyaç duyduğu her alanda yanlarında yer alıyor, ana bankaları olma rolümüzü güçlendiriyoruz. Risk-getiri dengesini gözeten, katma değeri yüksek ve sürdürülebilir alanlara odaklanan büyüme anlayışımızla yolumuza devam ediyoruz. Önümüzdeki dönemde de Türk lirası odaklı, dengeli büyümemizi sürdürerek ülkemizin ekonomik ve sosyal kalkınmasına katkı sunmayı sürdüreceğiz. Bu başarıda emeği geçen çalışma arkadaşlarıma ve bize güvenen tüm paydaşlarımıza teşekkür ederim."
SYS Grup savunmadaki ihracat değerini üçe katlamayı hedefliyor
01 Aralık 2025 Pazartesi - 09:49 SYS Grup savunmadaki ihracat değerini üçe katlamayı hedefliyor Türk savunma sanayii bünyesinde 80’den fazla ülkeye ihracat yapmayı başaran Samsun Yurt Savunma (SYS Grup), yaptığı stratejik yatırımların katkısıyla savunma ve havacılık sanayisindeki ihracat kilogram değerini 250 dolara çıkarmaya hazırlanıyor. Türk savunma sanayisinin önde gelen silah sistemleri üreticilerinden SYS Grup, yüksek teknolojiye dayalı üretimi ve güncel tehditlere karşı geliştirdiği modern çözümlerle, ürünlerinin katma değerini artırıyor. SYS Grup Genel Müdürü Cahit Utku Aral, savunma sanayi alanında 1998 yılından bu yana gösterdikleri gelişimi, ihracat başarılarını ve 2026 hedeflerini değerlendirdi. Aral, Türkiye savunma sanayisinin 2024 yılı ortalama kilogram başı ihracat değerinin 67 dolar seviyesinde olduğunu, SYS Grup’un bu rakamı 125 dolara çıkarmayı başardığını vurguladı. Aral, SYS Grup’un önümüzdeki yıllardaki hedefinin ise 250 dolar bandına ulaşmak olduğunu belirtti. SYS Grup olarak savunma sanayisine girişlerinin tabanca üretimiyle başladığını hatırlatan Aral, 2017’ye kadar yürürlükte olan özel sektöre uzun namlulu silah üretim yasağı nedeniyle, özel sektörün yalnızca yivsiz av tüfeği ve tabanca üretebildiğine işaret etti. Aral, "Tabanca üretiminde günümüzde de yüksek katma değer bulunmasına karşın SYS Grup olarak 2012 senesinde daha da yüksek katma değerli ürünlere geçiş kararını aldık. Tabi ilk olarak tabancalarımızın hitap ettiği segmenti üst segmente taşımak için önemli hamleler yaptık. Spor atıcılık alanına girme kararı ile önemli atıcıları kadromuza katarak geleceğin silahlarını tasarladık ve ürünlerimizin pazardaki konumunu A segmente taşıdık ve satış fiyatlarını arttırdık. Yine hafif silahta çok kritik olan aksesuar programımızı kendi bünyemizde geliştirdik. Bu sayede kullanıcılarımız için çok derin ve güvenli bir aksesuar portföyü oluşturduk, bu da kullanıcıların silahlarımız ile aksesuarlarımızı da tedarik etmesinin imkanını sağladı. Örnek olarak tabanca ile refleks nişangahı (optik) bir araya getiren ilk üreticilerden biriyiz ve silahlarımız ile bugün yılda 70 bin adetten fazla optik satışı gerçekleştirmekteyiz" dedi. Hafif silah üretiminde yatırım maliyetlerinin düşük ve dünyada rekabetin fazla olması dolayısıyla orta kalibre alanına yatırım yapmaya karar verdiklerini dile getiren Aral, bu konuda izledikleri stratejiyle ilgili, "O dönemki yasaklar sebebi ile ilk etapta orta kalibre silahların platformlara entegrasyonu altyapısını kazanmak amacıyla yatırım yaptık. Amerikan ve İngiliz silah üreticilerinin mümessilliklerini alarak ürünlerini kara, deniz ve hava platformlarına mekanik ve elektro mekanik çözümler ile entegre etmeye başladık. Bu girişimimiz bize gelecekte silah üretimine başladığımızda edinmemiz gereken bir kabiliyeti önden kazandırdı. Bu stratejik hamle ile de pazarı tanıdık ve sattığımız ürünlerin entegre lojistik desteklerini vermemiz sebebi ile kullanıcılar ile iletişim sürekliliğini sağladık. 2017 yılında yasakların kalkması ile de ilk olarak 12,7mm ağır makineli tüfeğin geliştirme süreçlerine başladık. 2018 yılı Ocak ayında başladığımız geliştirme sürecini 2022 Aralık ayında tamamladık. Aynı tarihlerde yine orta kalibre alanında önemli üreticilerden iş ortağımız İngiliz AEI Systems’ın da SYS Grup bünyesine alımını gerçekleştirdik. Bu alım ile ürün portföyümüze 20, 25 ve 30mm silahlar da dahil olmuş oldu" diye konuştu. SYS Grup bünyesinde İstanbul merkezli olarak faaliyet gösteren UNIROBOTICS’in de bu silahlara uzaktan kumandalı atış kontrol sistemleri (UKSS) geliştirip üretmesinin Grubu önemli bir noktaya taşıdığını vurgulayan Aral, bu sayede kilogram başı ihracat bedelini 125 dolardan 250 doların üzerine çıkaracak bir portföye ulaştıklarını belirtti. Aral, "Örnek olarak SYS Grup bugün, 30x113mm silahı üretebilen 3 firmadan biri ve kendi bünyesinde bu silaha UKSS üreten 2 firmadan biri olma konumuna yükseldi. Bu sayede bugün açık deniz karakol gemilerinde, insanlı ve insansız kara ve deniz platformlarında, döner ve sabit kanatlı hava araçlarında sistemlerimiz, yapay zeka tabanlı en sofistike yazılımlar ile görev yapıyor" şeklinde konuştu. Hafif silah üretiminde üst segment ürün gruplarına yönelmenin, orta kalibre alanına yapılan yatırımların ve mekatronik entegrasyon çözümlerinin SYS Grup’un katma değerini arttırdığını vurgulayan Aral, bundan sonra da teknoloji firması olmanın gereği olarak yatırımlar yapmaya ve ürünlerimizin katma değerlerini arttırmaya devam edeceklerini kaydetti.
İstanbul simidini üretecek ve satacak fırınlar belirleniyor
01 Aralık 2025 Pazartesi - 09:47 İstanbul simidini üretecek ve satacak fırınlar belirleniyor Coğrafi işaret tescilli İstanbul simidini satacak fırınları belirleme sürecinin devam ediyor. İstanbul Ticaret Borsası Genel Sekreter Yardımcısı İsmail Şen, coğrafi işaret tescilli İstanbul simidini satacak fırınları belirleme sürecinin devam ettiğini belirterek, "Bizim hazırladığımız reçeteye uygun üretenlere coğrafi işaretli İstanbul simidini satma izni vereceğiz" dedi. Şen, İstanbul simidine coğrafi işaret için 13 Ağustos 2024’te Türk Patent ve Marka Kurumuna başvuruda bulunduklarını hatırlatarak, 8 Ekim 2025’te tescil belgesinin alındığını söyledi. Kaynaklara göre Osmanlı saray mutfağında da yer alan simidin İstanbul’da 1525 yılından itibaren üretildiğini aktaran Şen, şimdi ise coğrafi işaret tescili ile bu lezzeti koruma altına aldıklarını ve markalaşma yolunda önemli adım attıklarını kaydetti. İstanbul simidiyle ilgili hazırlıklarının başvuru yapıldığından bu yana sürdüğünü dile getiren Şen, "Tescillendikten sonra ise daha hızlı çalışmaya başladık. Bizim hazırlıklarımız sürüyor. Coğrafi işaretli simit konusunda hangi fırınlarla çalışacağımıza dair çalışmalarımız ve görüşmelerimiz devam ediyor. Birkaç fırına verdiğimizde duyurusunu yapacağız. İstanbul’da birçok fırın var ancak bizim hazırladığımız reçeteye uygun üretenlere coğrafi işaretli İstanbul simidini satma izni vereceğiz" ifadesini kullandı. Türk Patent ve Marka Kurumunca verilen tescil belgesine göre ürünün tanımı ve ayırt edici özellikleri şöyle: "İstanbul simidi, buğday unu, su, tuz, yaş maya, pekmez ve susam kullanılarak İstanbul ilinde üretilen simittir. Hamur, un, su, maya ve tuz karıştırılarak hazırlanıp 45 dakika yoğrulduktan sonra 20-25 dakika oda sıcaklığında mayalanmaya bırakılır. 110-140 gram ağırlığında koparılan hamur parçaları mermer üzerinde açılır ve çift fitil örgü şeklinde bağlanarak şekillendirilir. Şekil verilen simitler, soğuk (oda sıcaklığındaki) pekmeze batırılır, ardından susama bulanır. Pekmezleme ve susamlama işlemlerinden sonra simitler fırında pişirilir. İstanbul simidini karakterize eden başlıca unsurlar, soğuk pekmezleme yöntemiyle hazırlanması ve hamurunun çift fitil örgü formunda şekillendirilmesidir. Pekmezleme işleminde keçiboynuzu, incir, üzüm veya dut pekmezi kullanılır. Pekmez çözeltisi, doğrudan suyla seyreltilerek hazırlanabilir ya da önce kaynatılıp, su eklenerek tekrar kaynatıldıktan sonra soğutularak kullanılabilir. Her iki yöntemde de pekmezleme işlemi soğuk olarak yani pekmez çözeltisi oda sıcaklığındayken uygulanır. Üretiminde mutlaka yaş maya kullanılır. Pekmezleme işleminde, pekmez kaynatılmadan yapılan simitlerin pişmiş ağırlığı 120-130 gram, pekmez kaynatılıp soğutulduktan sonra yapılan simitlerin ağırlığı ise 100-105 gramdır. İstanbul simidi, dış halkasıyla birlikte 12-15 santimetre çapında ve yuvarlak şekildedir."
Konya Büyükşehir’den üreticiye sumak fidanı desteği
30 Kasım 2025 Pazar - 15:51 Konya Büyükşehir’den üreticiye sumak fidanı desteği Konya Büyükşehir Belediyesi’nin Konyalı çiftçiye ve üreticiye tarımsal desteklemeleri artarak devam ediyor. Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Türkiye’nin en önemli tarımsal üretimin merkezlerinden biri olan Konya’da, tarımsal üretimde sürdürülebilirliği güçlendirmek ve üreticilerin yeni gelir kaynaklarına ulaşmasına katkı sağlamak amacıyla çalıştıklarını ifade etti. Yüzde 75 hibe desteğiyle çiftçiye kolaylık sağlanıyor Konyalı üreticiye diğer desteklere ilave olarak sumak desteğinin bu yıl da devam ettiğini kaydeden Başkan Altay, "Katma değeri yüksek, kuraklığa dayanıklı tarımsal ürünlerin üretilmesi için çiftçilerimize sunduğumuz destekleri her yıl çeşitlendiriyoruz. Sumak, su kısıtı olan ve eğimli arazilerde yetiştirilebilen, üreticiye ciddi gelir sağlayan kıymetli bir tıbbi-aromatik bitki. 2024 yılında 13 ilçemizde 5 bin 720 adet sumak fidanı desteklemesi yapmıştık. 2025 yılı için ise bu miktarı 19 ilçemizde 6 bin 370 fidana çıkardık. Geçen yıl ve bu yıl yaptığımız desteklerle toplam 12 bin 90 adet sumak fidanını hemşehrilerimize ulaştırmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Sumak fidanı için başvuruda bulunan üreticilerimize yüzde 75 oranında destek sağlıyoruz. Amacımız, birim alandan elde edilen geliri artırmak ve çiftçimizin alternatif ürünlerle daha güçlü bir gelir yapısına kavuşmasını sağlamak. Bereketli olmasını diliyorum" ifadelerini kullandı. Sumak bitkisinin kuraklığa dayanıklı yapısıyla bölge şartlarına son derece uygun olduğunu vurgulayan Altay, Konyalı üreticiye sağladıkları desteklerin önümüzdeki yıllarda da artarak devam edeceğini sözlerine ekledi. Üretici Konya Büyükşehir’e teşekkür etti Desteklemeden faydalanan üreticiler de sumak bitkisinin bölge yapısına en uygun ve geliri yüksek bitkilerden birisi olduğunu dile getirerek, desteklerinden dolayı Konya Büyükşehir Belediyesi’ne teşekkür etti.
Başkan Büyüksimitci: "Çin’e karşı ülke olarak politika oluşturmalıyız"
30 Kasım 2025 Pazar - 14:08 Başkan Büyüksimitci: "Çin’e karşı ülke olarak politika oluşturmalıyız" Kayseri Sanayi Odası (KAYSO) Kasım Ayı Olağan Meclis Toplantısı; Meclis Başkanı Abidin Özkaya Başkanlığında, meclis başkanlık divanı, meclis üyeleri, meslek komiteleri, disiplin kurulu, yüksek istişare kurulu ve il genç girişimciler icra kurulu üyelerinin katılımıyla gerçekleştirildi. Toplantının açılış konuşmasını yapan KAYSO Meclis Başkanı Abidin Özkaya; Azerbaycan dönüşü uçak kazasında şehit olan askerlerimize rahmet dileyerek sözlerine başladı. Küresel ekonominin uzun süredir görülmemiş ölçüde belirsizliklerle karşı karşıya olduğunu belirten Özkaya, "Coğrafyamızın hemen yanı başındaki jeopolitik gerilimlere ve sıcak çatışmalara ilaveten, ABD başkanının akşam başka sabah başka söylemleri de dünyada gerilimleri ve belirsizlikleri artırmaktadır. Bu ve buna benzer streslerin dünyada ve ülkemizde üretim ve ticari faaliyetlere olumsuz etkisi, ülkelerin korumacı gümrük vergilerini arttırmasıyla yeni bir hal almıştır" dedi. Özkaya; bu ve buna benzer aksiyonların, dünya ticaret iştahını azalttığını, yatırım iştahını törpülediği, ayrıca yüksek seyreden faizlerin küresel büyümeyi olumsuz etkilediğini belirterek; "Tüm bu olumsuzluklardan ülkemizde fazlasıyla nasibini almaktadır. Mevcut yüksek seyreden faizlerin ve enflasyonu da belirli bir çıtanın altına indirmekte çok zorlandığımız bu günlerde, gelecek planlarımızı bu yeni ekonomik veriler altında yeniden inşa etmek ve düşünmek zorundayız. Maliyetlerimizi, üretim süreçlerimizi, yatırımlarımızı, ürün yelpazemizi, insan kaynaklarımızı, pazarlama ve satış kanallarımızı, stok ve duran varlıklarımızı kısaca iş yapma şeklimizi yeniden şekillendirmeli ve mevcut şartlara yani yeni normale göre işletmelerimizi gözden geçirmeliyiz. Çünkü artık dünyada yeni normal diye bir tabir edilen gerçek bu." diye konuştu. Özkaya; son yıllarda sanayinin GSMH’deki payının yüzde 28’den yüzde 17’lere kadar düştüğünü belirterek, "Bu rakamlar ekonomimizin, üretim, ihracat ve istihdamda kan kaybettiğinin göstergesidir." dedi. Emek yoğun sektörlerde üretim ve istihdam kayıplarının yoğunlaştığını ifade eden Özkaya, sözlerini şu şekilde tamamladı; "Yoğunlaşmış olup, bazı firmalarımızın ya faaliyetine son verdiği ya da rekabetçi maliyetlerin olduğu ülkelere yatırımlarını kaydırdığını görmekteyiz. Artan girdi maliyetleri, yüksek faizler, finansmana erişimindeki zorluklar, iç ve dış talepteki zayıflıklar firmalarımızı zorlamaktadır. Mavi yaka ve ara eleman sıkıntısının hat safhada olduğu tüm işletmelerimiz tarafından bilinen bir gerçektir. Personel konusunda kamunun özel şirketlere rakip olduğu, emekli sayısının çalışan sayısından fazla olduğu bir dönemden geçmekteyiz. Önümüzdeki dönemlerde bu ve buna benzer zorluklarımızın dikkate alınarak üretimi ve istihdamı destekleyeceği ek önlemler alınmalıdır." Konuşmalarını yapmak üzere kürsüye gelen Kayseri Sanayi Odası (KAYSO) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Büyüksimitci, Azerbaycan-Gürcistan sınırında düşen C130 tipi askeri kargo uçağında şehit olan askerlere Allah’tan rahmet diledi. Başkan Büyüksimitci, küresel ölçekte belirsizliklerin hâlâ güçlü şekilde hissedildiğini ifade ederek şunları söyledi; "Dünya genelinde büyüme hızları pandemi öncesi seviyelerin altında seyrediyor. Jeopolitik riskler, korumacılık eğilimleri ve tedarik zincirlerindeki kırılganlık, küresel ticareti baskı altında tutmaya devam ediyor. Böylesi bir ortamda, stratejik üretim gücüne sahip ülkeler ön plana çıkıyor. Tedarikin çeşitlendiği, üretimin yeniden konumlandığı bu dönemde; sanayi altyapısı güçlü, coğrafi olarak avantajlı ve esnek üretim kabiliyeti olan ülkeler daha fazla fırsat yakalıyor." Çin’in dünya üretimindeki ağırlığının giderek arttığına dikkat çeken Başkan Büyüksimitci; "Çin’le ilgili karşımızda gerçekten çok ciddi bir rekabet baskısı var. Çin’in olağanüstü bir üretim kapasitesine sahip olduğu artık herkesin malumu. Üstelik yoğun devlet destekleriyle birçok üretim alanında açık ara öne geçmiş durumdalar. Bu tabloyu görmezden gelmek mümkün değil. Ülke olarak Çin’e karşı kapsamlı ve güçlü bir politika oluşturmamız gerekiyor. Hangi alanlarda rekabet edeceğiz, hangi alanlarda iş birliği yapacağız, bunu net bir şekilde belirlemeliyiz. Özellikle ara mamul ve hammadde gibi dışa bağımlılığımızın yüksek olduğu konularda çok daha etkin pazarlık mekanizmalarına ihtiyacımız var" dedi. "Bu dönem bir şekilde sanayicinin önünün açılması gerekiyor" Bu dönem sanayicinin önünün bir şekilde açılması gerektiğini vurgulayan Büyüksimitci; "Gerçek yatırımcıyı destekleyecek düşük faizli finansman modelleri, yatırımı teşvik eden vergisel avantajlar ve üretimi güçlendirecek mekanizmalar hayata geçirilmelidir. Kamu ihalelerinde yerli firmalarımızın daha güçlü korunması artık kaçınılmazdır. Bu dönem bir şekilde sanayicinin önünün açılması gerekiyor. Sanayimizin korunması gerekiyor. Biz pandemi döneminde ayakta kaldıysak, bunu sanayimizle, üretim gücümüzle başardık. Dolayısıyla sanayiyi desteklemek ülke ekonomisinin sigortasıdır. Özellikle istihdam üzerindeki yüklerin hafifletilmesi, enerji maliyetlerinin gözden geçirilmesi ve lojistik giderlerinin makul seviyelere çekilmesi hayati önem taşıyor. Sanayicinin nefes alması, üretimin güçlenmesi, ihracatın artması için adım atılması gereken bir dönemdeyiz" dedi. "Döviz dönüşüm desteği en az yüzde 5 olmalı" Merkez Bankası tarafından alınan döviz dönüşüm desteğinin 30 Nisan 2026’ya kadar uzatıldı ve destek oranı yeniden yüzde 3 olarak belirlendiğini açıklayan Büyüksimitci; "Bizler ise uzun süredir bu oranın yüzde 5’e çıkarılmasını talep ediyor, bunun ihracatçımıza çok daha güçlü bir katkı sağlayacağını her platformda dile getiriyorduk. Bu beklentimiz henüz karşılanmamış olsa da, sanayicimizin rekabet gücünü daha da artıracak bu düzenlemenin hayata geçmesi için girişimlerimizi kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz. Mevcut ekonomik şartlar, finansmana erişimde yaşanan zorluklar ve küresel rekabetin giderek sertleşmesi dikkate alındığında, bu desteğin en az yüzde 5’e yükseltilmesi, ihracatçımıza ciddi anlamda nefes aldıracak; üretimin, yatırımın ve istihdamın sürdürülebilirliğine önemli katkılar sağlayacaktır. Büyüksimitci, Kayseri ekonomisini daha sağlıklı ve objektif şekilde analiz etmeyi amaçlayan araştırma çalışmanın TOBB öncülüğünde ve Odamızın destekleriyle TEPAV tarafından kasım ayı itibarıyla başladığını açıklayarak; "Türkiye genelinde TCMB’nin yaptığı çalışmalara benzer şekilde, Kayseri için de Reel Kesim Güven Endeksi, İl Ekonomik Görünümü, PMI ve ulusal-bölgesel beklenti endeksleri oluşturulacak. Böylece şehrimizin ekonomik nabzını aylık bazda takip edebileceğimiz, bilimsel ve düzenli bir veri setine kavuşmuş olacağız. Saha araştırması ise, Erciyes Üniversitesi’nden yüksek lisans öğrencilerimiz tarafından yürütülüyor. Öğrencilerimiz firmalarımızı ziyaret ederek yaklaşık 10-15 dakikalık kısa görüşmeler yapıyorlar. Şimdilik üçer aylık dönemler halinde raporlanacak bu çalışmada, her periyotta 375 firma ile birebir görüşülerek endeks hesaplamaları oluşturulacak" şeklinde konuştu. Son olarak TOBB Nefes Kredisi’nin ikinci paketinde, kredi hacmi 25 milyar TL’den 50 milyar TL’ye yükseltildiğini açıklayan Başkan Büyüksimitci; "Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin koordinasyonunda, Kredi Garanti Fonu ve bankaların desteğiyle uygulamaya alınan ikinci "Nefes Kredisi" paketinin kapsamının genişletilmesini oldukça kıymetli buluyoruz. Nefes Kredisi’nin, özellikle KOBİ ölçeğindeki işletmelerimize kısa vadede de olsa ciddi bir rahatlama sağlayacağına inanıyoruz. Finansmana erişimde karşılaşılan zorlukların hafifletilmesine katkı sunacaktır. Bu süreçte bizlerin sesine kulak veren, iş dünyamıza her zaman güçlü destek sağlayan TOBB Başkanımız, Sayın M. Rifat Hisarcıklıoğlu’na şükranlarımı sunuyorum" şeklinde konuşmasını tamamladı.
Kars’ta şaşırtan denge: Merkez nüfus 100 bin, araç sayısı 54 bini geçti
30 Kasım 2025 Pazar - 13:11 Kars’ta şaşırtan denge: Merkez nüfus 100 bin, araç sayısı 54 bini geçti Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre Kars merkezde kaydedilen nüfus ve araç sayısı arasındaki dikkat çekici denge, kent gündemine oturdu. Resmi verilere göre yaklaşık 100 bin civarında merkez nüfusa sahip olan Kars’ta trafiğe kayıtlı araç sayısının 54 bini geçmesi, kişi başına düşen araç oranını yükselterek büyük şehirleri aratmayan bir yoğunluk oluşturdu. "Merkez nüfusuna neredeyse yarı yarıya araç düştü" Son verilere göre; Ekim ayında Kars’ta trafiğe kayıtlı motorlu araç sayısının 54 bin 138’e ulaşması, merkez nüfusuna oranla neredeyse her iki kişiden birine bir araç düştüğü anlamına geliyor. Bu durum, özellikle kent merkezindeki cadde ve sokaklarda park ve trafik sorununu da beraberinde getiriyor. Sürücüler, özellikle işlek caddelerde kendilerine park yeri bulmakta zorlanırken, araçların gelişi güzel park edilmesi ve çift sıra parklar trafiği olumsuz etkiliyor. Park sorununu çözmek için bazı vatandaşların cadde ve sokaklara duba veya çeşitli malzemeler koyarak yer kapma çabaları ise ayrı bir karmaşaya neden oluyor. Kars’ın bölgesindeki diğer illere göre de araç sayısı bakımından öne çıkması dikkat çekiyor. TUİK’in verilerine göre araç sayısında Kars 54 bin 138 ile ilk sırada yer alırken, Kars’ı Ağrı 36 bin 501 araçla takip ediyor. Iğdır 33 bin 238 ile 3’üncü sırada ve Ardahan ise 22 bin 33 araç ile 4’üncü sırada yer alıyor. Hal böyle olunca yetkililerin artan araç sayısının oluşturduğu trafik ve otopark sorunlarına çözüm bulmak için yeni stratejiler geliştirmesi bekleniyor. Kars, tarihi ve kültürel zenginliklerinin yanı sıra, bu şaşırtıcı araç-nüfus oranıyla da dikkatleri üzerine çekmeye devam ediyor.
TESK Başkanı Palandöken: "Az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi alınmalı"
30 Kasım 2025 Pazar - 09:53 TESK Başkanı Palandöken: "Az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi alınmalı" Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, "Vergi sisteminde olması gereken bellidir; az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi alınmalı" dedi. Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu tarafından 4 oturum halinde Antalya’da düzenlenen ‘TESK İstişare, Değerlendirme, Eğitim ve Mesleki Dayanışma Toplantısı’ gerçekleştirildi. Toplantının açılışına Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Antalya Valisi Hulusi Şahin, Ticaret Bakan Yardımcısı Mahmut Gürcan, eski Dışişleri Bakanı ve Antalya Milletvekili Mevlüt Çavuşoğlu ile Halkbank Genel Müdürü Osman Arslan katıldı. TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken’in ev sahipliğinde yapılan toplantıda ayrıca TESK’e bağlı 82 birlik ve 13 mesleki federasyon başkanı olmak üzere yaklaşık 800 yönetici yer aldı. Toplantının kapanışına ise Esnaf, Sanatkarlar ve Kooperatifçilik Genel Müdürü Taha Enes Şener katılım sağladı. Esnafın kredi faizleri yeni yılda düşecek Toplantıda esnaf ve sanatkarların güncel sorunları detaylı şekilde ele alınırken, Ticaret Bakanı Ömer Bolat, yeni yılda esnafın kullandığı kredi faizlerinin düşeceğini açıkladı. Bakan Bolat, bu önemli gelişmeyle birlikte esnaf ve sanatkara yönelik diğer müjdelerini de toplantı salonunda birebir aktardı. Bu kapsamda, finansman maliyetlerinin yüzde 25’in altına çekileceğini duyurdu. "Az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi alınmalı" Toplantıda ’basit usul’ uygulamasının esnafı hazırlıksız yakaladığını söyleyen TESK Genel Başkanı Palandöken, enflasyonla mücadelenin en önemli ayağının rekabet kurallarının tam olarak işlemesi olduğunu, rekabetin olmadığı bir ülkede enflasyonun düşmeyeceğini kaydetti. Palandöken, "Bu nedenle esnaf yaşasın ki ekonominin gerçek rekabet gücü oluşsun. Bugün böyle bir yapıda artık sanatkar da kalmadı; babasının mesleğini sürdürecek genç de kalmadı. Yanında çalışan işçi 7 bin 200 prim günüyle emekli olurken esnaf 9 bin günde emekli oluyor. Biz de diyoruz ki bizi de 7 bin 200 günde emekli et, dükkanımızı başkasına devretmek zorunda kalmayalım. Maaş istemiyoruz, para istemiyoruz. Ekonomi düzelsin, ondan sonra maaş da verirsin. Peki biz neden ayda 14 bin lira fazla prim ödüyoruz? Bu haksızlık giderilsin. Vergi sisteminde olması gereken bellidir; az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi alınmalı. Biz vergi vermeyelim demiyoruz. Muhasebecilerin yaptığı hesaplamada ne çıkıyorsa gidip devletimize ödeyelim. Yeter ki adaletsizlik düzelsin" açıklamalarında bulundu.