EKONOMİ
Demirci dağlarında 2 bin liralık kuzu göbeği mesaisi 29 Nisan 2026 Çarşamba - 15:36:01 Manisa’nın yüksek rakımlı ilçesi Demirci’de, sağanak yağışların ardından yüzünü gösteren güneşle birlikte doğada kuzu göbeği bereketi yaşanıyor. Kilogram fiyatı 2 bin lirayı bulan ve şifasıyla bilinen mantarı toplamak isteyen vatandaşlar dağlara akın ediyor. Demirci ilçesinde bahar yağmurlarının ardından gelen sıcak hava doğayı canlandırdı. İlçenin yüksek kesimlerinde, ormanlık alanlarda ve yaylalarda halk arasında "altınbaşlı" olarak bilinen kuzu göbeği mantarları topraktan yüzünü gösterdi. Ekonomik değeriyle dikkat çeken mantar, kırsal mahallelerde yaşayan vatandaşlar için hem bir uğraş hem de önemli bir kazanç kapısı oldu. Kuzu göbeği mantarı için Köylüce, Taşokçular ve Armutlu mahallelerinde vatandaşlar sabahın ilk ışıklarıyla arazilere çıkıyor. Çalılıkların arası ve ağaç diplerini titizlikle tarayan mahalle sakinleri, buldukları mantarları köküne zarar vermeden bıçakla keserek topluyor. Vatandaşlar, bu yöntemle mantar sporlarının toprakta kalmasını sağlayarak gelecek yıl yeniden yetişmesine imkan tanıyor. Köylüce Mahallesi’nde arkadaşlarıyla birlikte araziye çıkan Ali Bozdağ, Osman Demirtaş ve Adil Poyraz, gün boyu süren arama sonucunda yaklaşık 1 kilo mantar hasat etti. Doğada adım adım kuzu göbeği arayan gençlerden Ali Bozdağ, "Hava güzelleşince kendimizi dağlara attık. Nasip oldu, yaklaşık 1 kilo kadar topladık. Bu mantarı araması ve bulması çok büyük bir heyecan. Bulduğumuz her mantar bizi mutlu ediyor. Şifa niyetine tüketiliyor, lezzeti de bir o kadar güzel" ifadelerini kullandı. Dünya mutfağının vazgeçilmezleri arasında yer alan ve bağışıklık sistemini güçlendirdiği bilinen kuzu göbeği mantarı, Demirci ekonomisine de katkı sağlıyor. Özellikle yüksek fiyatı ve az bulunurluğu nedeniyle kıymetli olan mantar, bölge halkı için bahar aylarının en önemli gelir kaynaklarından biri haline gelmiş durumda.
29 Nisan 2026 Çarşamba - 15:32 Demirci dağlarında 2 bin liralık kuzu göbeği mesaisi Manisa’nın yüksek rakımlı ilçesi Demirci’de, sağanak yağışların ardından yüzünü gösteren güneşle birlikte doğada kuzu göbeği bereketi yaşanıyor. Kilogram fiyatı 2 bin lirayı bulan ve şifasıyla bilinen mantarı toplamak isteyen vatandaşlar dağlara akın ediyor. Demirci ilçesinde bahar yağmurlarının ardından gelen sıcak hava doğayı canlandırdı. İlçenin yüksek kesimlerinde, ormanlık alanlarda ve yaylalarda halk arasında "altınbaşlı" olarak bilinen kuzu göbeği mantarları topraktan yüzünü gösterdi. Ekonomik değeriyle dikkat çeken mantar, kırsal mahallelerde yaşayan vatandaşlar için hem bir uğraş hem de önemli bir kazanç kapısı oldu. Kuzu göbeği mantarı için Köylüce, Taşokçular ve Armutlu mahallelerinde vatandaşlar sabahın ilk ışıklarıyla arazilere çıkıyor. Çalılıkların arası ve ağaç diplerini titizlikle tarayan mahalle sakinleri, buldukları mantarları köküne zarar vermeden bıçakla keserek topluyor. Vatandaşlar, bu yöntemle mantar sporlarının toprakta kalmasını sağlayarak gelecek yıl yeniden yetişmesine imkan tanıyor. Köylüce Mahallesi’nde arkadaşlarıyla birlikte araziye çıkan Ali Bozdağ, Osman Demirtaş ve Adil Poyraz, gün boyu süren arama sonucunda yaklaşık 1 kilo mantar hasat etti. Doğada adım adım kuzu göbeği arayan gençlerden Ali Bozdağ, "Hava güzelleşince kendimizi dağlara attık. Nasip oldu, yaklaşık 1 kilo kadar topladık. Bu mantarı araması ve bulması çok büyük bir heyecan. Bulduğumuz her mantar bizi mutlu ediyor. Şifa niyetine tüketiliyor, lezzeti de bir o kadar güzel" ifadelerini kullandı. Dünya mutfağının vazgeçilmezleri arasında yer alan ve bağışıklık sistemini güçlendirdiği bilinen kuzu göbeği mantarı, Demirci ekonomisine de katkı sağlıyor. Özellikle yüksek fiyatı ve az bulunurluğu nedeniyle kıymetli olan mantar, bölge halkı için bahar aylarının en önemli gelir kaynaklarından biri haline gelmiş durumda.
29 Nisan 2026 Çarşamba - 15:28 "Şirketler artık sadece poliçe değil, çözüm arıyor" Son yıllarda yaşanan doğal afetlerin, siber saldırıların, tedarik zincirindeki aksamaların, enerji fiyatlarındaki dalgalanmaların ve bölgesel gerilimlerin risk kavramını tamamen değiştirdiğini söyleyen Sigorta Brokerleri Derneği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ebru Yüksekbilgili, "Eskiden risk denince daha çok yangın, deprem ya da fiziksel hasar akla gelirdi. Bugün ise bir fabrikanın üretiminin durması, bilgisayar sistemlerinin çökmesi, ihracat yapılan pazarların kapanması ya da önemli bir tedarikçinin devre dışı kalması da en az bunlar kadar ciddi sonuçlar doğurabiliyor. Sigorta artık sadece poliçe yaptırmak anlamına gelmiyor. Sigorta, şirketlerin ayakta kalmasını sağlayan önemli bir güvence ve risk yönetiminin ayrılmaz bir parçası haline geliyor" dedi. Dünya, artık daha belirsiz bir dönemden geçiyor. Son yıllarda yaşanan depremler, seller, büyük yangınlar, siber saldırılar, tedarik zincirindeki aksamalar, enerji fiyatlarındaki dalgalanmalar ve bölgesel gerilimler, risk kavramını tamamen değiştirdi. Eskiden risk denince daha çok yangın, deprem ya da fiziksel hasar akla gelirdi. Bugün ise bir fabrikanın üretiminin durması, bilgisayar sistemlerinin çökmesi, ihracat yapılan pazarların aniden kapanması ya da önemli bir tedarikçinin devre dışı kalması da en az bunlar kadar ciddi sonuçlar doğurabiliyor. Sigortanın artık sadece poliçe yaptırmak anlamına gelmediğini söyleyen Sigorta Brokerleri Derneği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ebru Yüksekbilgili, "Sigorta, şirketlerin ayakta kalmasını sağlayan önemli bir güvence ve risk yönetiminin ayrılmaz bir parçası haline geliyor" dedi. Tam da burada sigorta ve reasürans brokerlerinin öneminin ortaya çıktığını belirten Yüksekbilgili, "Brokerlik hizmeti çoğu zaman sadece fiyat almak veya teklif karşılaştırmak gibi görülüyor. Oysa brokerler bunun çok ötesinde bir görev üstleniyor. Şirketlerin karşı karşıya olduğu riskleri analiz ediyor, eksikleri tespit ediyor, doğru teminatları belirliyor ve en uygun çözümleri bulmalarına yardımcı oluyor. Özellikle Türkiye gibi deprem riski yüksek, üretim gücü güçlü ve dış ticaretle iç içe olan bir ülkede bu konu daha da önem kazanıyor. Çünkü birçok şirket sigortalı olsa da bazen varlık değerleri güncel olmayabiliyor, limitler yetersiz kalabiliyor veya yeni nesil riskler gözden kaçabiliyor. Böyle durumlarda hasar anında beklenmeyen sorunlar ortaya çıkabiliyor. Brokerlerin en büyük katkısı da burada başlıyor. Doğru hazırlanmış bir sigorta programı sadece hasar sonrası ödeme almak anlamına gelmez. Aynı zamanda şirketin işine devam etmesini sağlar, çalışanlarını korur, nakit akışını rahatlatır ve geleceğe daha güvenle bakmasına yardımcı olur" ifadelerini kullandı. Öte yandan bazı büyük risklerde sadece yerel piyasadan çözüm bulmanın yeterli olmayabildiğinin altını çizen Yüksekbilgili, sözlerine şöyle devam etti: "Büyük sanayi tesisleri, enerji projeleri, altyapı yatırımları ve yurtdışında faaliyet gösteren şirketler için uluslararası sigorta ve reasürans kapasitesi büyük önem taşıyor. Brokerler de sahip oldukları bilgi birikimi ve global bağlantılarla Türk şirketlerine dünya piyasalarının kapısını açıyor." "Önümüzdeki dönemde iklim değişikliği, siber riskler, ekonomik dalgalanmalar ve jeopolitik gelişmeler daha fazla konuşulacak gibi görünüyor" diyen Yüksekbilgili, bu nedenle şirketlerin sadece hasar olduktan sonra değil, hasar olmadan önce de hazırlıklı olması gerektiğini kaydetti. Yüksekbilgili, "Riskleri önceden görmek, doğru önlemleri almak ve sağlam bir koruma yapısı kurmak artık bir tercih değil, ihtiyaçtır. Sigorta ve reasürans brokerleri de bu süreçte sadece aracı değil; şirketlerin yol arkadaşı, danışmanı ve çözüm ortağıdır. Sonuç olarak güçlü risk yönetimi güçlü şirketler oluşturur. Güçlü şirketler de güçlü ekonomi demektir. Bugün işletmelerin ihtiyacı sadece poliçe değil; doğru bilgi, doğru yönlendirme ve doğru çözümdür" dedi.
29 Nisan 2026 Çarşamba - 15:24 Konya Sanayi Odası, 8. kez otomotiv paydaşlarını buluşturdu Konya Sanayi Odası (KSO) tarafından otomotiv sektörüne kazandırılan marka konferans OSEG, 8. kez sektör paydaşlarını ve otomotiv sektörünün duayen isimlerini bir araya getirdi. Konferansın açılışında konuşan KSO Başkanı Mustafa Büyükeğen, otomotiv sektörünün yaşadığı dönüşüme dikkat çekerek, "Sektörde büyük başarılara imza atan Konyalı sanayicilerimizin bu dönüşüme hızla uyum sağlayacağına ve geleceğin otomotiv dünyasında da güçlü bir şekilde yerini alacağına yürekten inanıyorum" dedi. Konya Sanayi Odası tarafından 2010 yılından bu yana düzenlenen ve otomotiv sektöründe marka haline geline Uluslararası Otomotiv Sektörünün Geleceği (OSEG) Konferansı’nın 8.’si ‘Otomotiv Ekosisteminde Küresel Dönüşüm ve Yeni Dengeler’ teması ile gerçekleştirildi. Otomotiv sektör sanayicilerinin yoğun katılımıyla gerçekleştirilen konferansta, otomotiv sanayindeki dönüşüm dinamikleri ve sektörün geleceği kapsamlı şekilde ele alındı. Konya otomotivde Türkiye’nin 7’nci büyük ihracatçısı Konferansın açılışında konuşan Konya Sanayi Odası Başkanı Mustafa Büyükeğen, Konya’nın güçlü üretim altyapısı ve ihracat kapasitesiyle Türk sanayisinin önemli merkezlerinden biri olduğunu söyledi. Makine, savunma sanayi, plastik, metalürji, gıda ve kimya gibi birçok alanda güçlü üretim altyapısına sahip Konya için, otomotiv sektörünün ayrı bir stratejik öneme sahip olduğunu vurgulayan Başkan Büyükeğen, şehrin otomotiv sektöründe 7. büyük ihracatçı konumunda olduğu bilgisini paylaşarak, "Yarım asır önce ustalarımızın alın teri ve bilek gücüyle, küçük atölyelerde başlayan otomotiv bakım ve onarım yolculuğu, bugün küresel ölçekte söz sahibi olan güçlü bir sanayi yapısına dönüştü. Şu anda, otomotiv sektöründe Türkiye’nin 7. büyük ihracatçısıyız. Geçtiğimiz yıl yaklaşık 900 milyon dolar ihracat yapan Konyalı otomotivcilerimiz, bu yılın Ocak-Mart döneminde 208 milyon doları aşarak, Konya ihracatında lider olmayı başardı. 550’ye yakın firmamızın üretim yaptığı otomotiv sektöründe, 30 bin kişiye doğrudan istihdam sağlıyoruz. OEM-ana sanayi ile çalışma kabiliyetimiz her geçen gün gelişiyor" dedi. KSO, otomotiv sektörüne yön veren projeler geliştiriyor Ülkelerin üretim kabiliyeti, teknolojik derinliği ve rekabet gücünü ölçen stratejik gelişim endekslerine göre savunma ve otomotiv sektörlerinin öne çıkan iki kritik sektör olduğunu kaydeden Başkan Büyükeğen, her iki sektöründe teknoloji geliştiren, yüksek katma değer oluşturan birer ekosistem olduğuna dikkat çekti. Türkiye’nin hem savunma sanayi hem de otomotiv tarafında güçlü konumda olduğunu vurgulayan Büyükeğen, Konya’nın da bu dönüşümün sadece takipçisi değil, güçlü paydaşlarından biri olduğunun altını çizdi. Büyükeğen, sektörün gelişmesine yönelik Konya Sanayi Odası olarak yaptıkları çalışmaları anlatarak, "Oda olarak, otomotiv sektöründeki Türkiye’nin ilk kümelenmelerden biri olan Konya Otomotiv Yan Sanayi İş Kümesi’ni hayata geçirdik. Sektörün ihracat potansiyelini artırmak için yurtdışı fuar organizasyonlarına teknik inceleme gezileri düzenliyor, alım heyetleriyle sanayicilerimizi buluşturuyoruz. Sektörde bir Ur-Ge projemizi başarıyla tamamladık. Yine otomotiv sektöründe marka haline gelen Uluslararası Otomotiv Sektörünün Geleceği -OSEG Konferanslarımızı da 2010 yılından bu yana, iki yılda bir gerçekleştiriyoruz. Her konferansta belirlediğimiz temalarla sektöre adeta yön veriyoruz" şeklinde konuştu. Konya, geleceğin otomotiv dünyasında da güçlü bir şekilde yerini alacak Konuşmasında otomotiv sektöründe yaşanan dönüşüme ve Konyalı sanayicilerin bu dönüşüme adapte olabilmesinin önemine dikkat çeken Büyükeğen, OSEG Konferansları’nın bu kapsamda yol gösterici nitelikte olduğunu vurguladı. Büyükeğen, şöyle devam etti: "Otomotiv sektörü artık dönüşümün eşiğinde değil, dönüşümün tam merkezindedir. İçten yanmalı araçların yerini elektrikli, bağlantılı ve akıllı mobilite çözümleri alıyor. Bu durum, Konya gibi önemli tedarik merkezlerinde yeni üretim alanlarını ve yeni dönüşüm fırsatlarını beraberinde getiriyor. Sanayicilerimizin geleneksel üretim gücünü korurken, bu yeni trendlere uyum sağlayacak teknolojik yatırımları yapması artık kaçınılmaz hale geldi. Ben, büyük başarılara imza atan Konyalı sanayicilerimizin bu dönüşüme hızla uyum sağlayacağına ve geleceğin otomotiv dünyasında da güçlü bir şekilde yerini alacağına yürekten inanıyorum. Dünyada rekabetin yeniden şekillendiği, teknolojinin oyunun kurallarını değiştirdiği böylesi bir dönemde; otomotiv ekosistemindeki yeni dengeleri doğru okumak, sektörümüzün yarınlarına yön vermek açısından büyük önem taşıyor." Otomotiv sektöründeki dönüşüm, iki farklı panelde masaya yatırıldı 8. OSEG Konferansı’nın ilk oturumu, Otomotivde Küresel Rekabet: AB Politikaları ve "Made in EU", Çin Etkisi ve Türkiye’nin Stratejik Rolü teması ile gerçekleştirildi. İstanbul Topkapı Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı ve Eski Büyükelçi Prof. Dr. Kerem Alkin’in Moderatörlüğünde yapılan panelde, Garanti BBVA Tüketici Finansmanı Direktörü Çağrı Koray Öztopçu ve Aselsan Önceki Dönem UGES Sektör Başkanı ve KTO Karatay Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Çelik sunumlarını gerçekleştirdi. Mevlana Kalkınma Ajansı Uzmanı İsmail Ünver’in moderatörlüğünde gerçekleştirilen Otomotiv Yan Sanayinin Geleceği: Elektrikli Dönüşüm, Finansman ve Tedarik Zinciri temalı ikinci oturumda da, Yıldız Teknik Üniversitesi Temiz Enerji Teknolojileri Enstitüsü Müdür Yardımcısı Doç. Dr. Ali Rıfat Boynueğri ile Ticaret Bakanlığı AB Tek Pazar ve Yeşil Mutabakatı Dairesi Uzmanı Yeşim Piri sunumlarını gerçekleştirerek, katılımcıların sorularını cevaplandırdı.
Avrupa Birliği’nden 13,7 milyon TL’lik dev hibe
03 Aralık 2025 Çarşamba - 14:53 Avrupa Birliği’nden 13,7 milyon TL’lik dev hibe Bilecik’in Osmaneli ilçesinde kurulan Yerel Eylem Grubu Derneği, Avrupa Birliği’nden 13 milyon 740 bin TL hibe desteği almayı hak kazandı. Osmaneli Belediyesi, Osmaneli Kaymakamlığı, Esnaf ve Sanatkarlar Odası, ilçedeki sivil toplum kuruluşları, 25 yaş altı gençler ve kadınların katılımıyla Osmaneli Yerel Eylem Grubu Derneği geçtiğimiz günlerde kurulmuştu. Bu dernek tarafından hazırlanan ’Osmaneli Yerel Kalkınma Stratejisi, IPARD LEADER Programı’ kapsamında Avrupa Birliği’nden 13,7 milyon TL’lik dev hibe kazandı. Bu stratejiyle birlikte önümüzdeki 6 yıl boyunca her yıl desteklenecek projeler hayata geçirilecek. Proje kapsamında, kırsalda ekonomik çeşitliliği artıracak çalışmalar, sivil toplum kuruluşlarına makine ve ekipman destekleri, köy yerleşim alanları için küçük ölçekli projeler, çeşitli atölye çalışmaları, etkinlikler ve geziler düzenlenecek. "Gençlerimize ve kadınlarımıza yeni kapılar açacak ve köylerimizin yaşam standardını yükseltecektir" Osmaneli Belediye Başkanı Bekir Torun, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, "Avrupa Birliği’nden sağlanan 13 milyon 740 bin TL hibe desteği, ilçemizin ekonomik çeşitliliğini artıracak, gençlerimize ve kadınlarımıza yeni kapılar açacak ve köylerimizin yaşam standardını yükseltecektir. Bu önemli adımın Osmaneli’mize ve tüm hemşerilerimize hayırlı olmasını diliyorum" dedi.
Renault, kasım ayında Türkiye’nin en çok satan markası oldu
03 Aralık 2025 Çarşamba - 14:11 Renault, kasım ayında Türkiye’nin en çok satan markası oldu Kasım ayında toplam pazarda 15 bin 813 adet satışla yüzde 11,9 pazar payı elde eden Renault, ocak ayından sonra en yüksek pazar payına ulaştı. Renault, ocak ayından sonra en yüksek pazar payına ulaştı. Kasım ayında 15 bin 813 adet satışla yüzde 11,9 pazar payı elde ederek, Türkiye’nin en çok satan markası oldu. Yılın ilk on bir ayında ise toplam satış rakamı 120 bin bandına ulaşan marka, yıl boyunca en çok tercih edilen marka olmayı sürdürdü. Yapılan açıklamaya göre, otomobil pazarında da öne çıkan marka, kasım ayında elde ettiği 14 yüzde 411 adetlik otomobil satış rakamıyla yüzde 13,8 pazar payına ulaştı ve ilk sırada yer aldı. Ocak-Kasım döneminde marka, 120 bin 313 adetlik satış ve yüzde 10,2 pazar payı ile tüm pazarda lider konumunu korudu. Yıl boyunca toplam 109 bin 828 adetlik otomobil satış rakamı ve yüzde 11,7 pazar payıyla, otomobil pazarında da en çok satan marka oldu. Yılın ilk on bir ayında en çok satan modeller sıralaması değişmedi. Markanın sevilen modeli Clio en çok satan birinci model, Megane Sedan ise ikinci model olmayı sürdürdü. Kasım ayında ise en çok satan ilk beş model arasında üç adet markanın modeli yer aldı. Renault Megane Sedan, kasım ayında ulaştığı 4 bin 657 satış rakamı ile en çok satan model oldu. Megane Sedan’ı hemen ardından takip eden Renault Clio ise 4 bin 468 adetlik satış rakamıyla ikinci sırada yer aldı. Kasım ayında yeni versiyonlarıyla satışa sunulan ‘Türkiye’nin Duster’ı Yeni Renault Duster, kullanıcıların en çok tercih ettiği modeller arasında yer alarak, 3 bin 275 adetlik satış rakamıyla beşinci sırada yer aldı. Oyak Renault Otomobil Fabrikaları’nda üretilen Yeni Renault Duster’ın yeni 1.3 TCe otomotik vitesli versiyonu, kullanıcılar arasında beğeni topladı ve söz konusu modelin en çok satan modeller arasında yer almasında önemli rol oynadı. Renault, kasım ayında ulaştığı 5 bin 227 satış adedi ile en çok SUV satan üçüncü marka konumunda yer aldı.
Makine sektörü MEEXX Fuarı’nda buluştu
03 Aralık 2025 Çarşamba - 14:07 Makine sektörü MEEXX Fuarı’nda buluştu Makine İmalatçıları Birliği (MİB) ve BTSO iştiraki KFA Fuarcılık A.Ş. iş birliğiyle düzenlenen Makine ve Teknolojileri Fuarı (MEEXX) Bursa Fuar Merkezi’nde kapılarını açtı. Makine sektörünün yenilikçi platformu olarak öne çıkan fuarda bu yıl toplam 30 bin metrekarelik alanda 120’ye yakın firma son teknoloji ürünlerini yerli ve yabancı alıcılarla buluşturuyor. Türkiye’nin önde gelen makine üretim ve ihracat merkezi Bursa, sektörde önemli bir buluşmaya ev sahipliği yapıyor. Makine İmalatçıları Birliği ve KFA Fuarcılık iş birliğiyle bu yıl yeni bir vizyona kavuşan Makine ve Teknolojileri Fuarı (MEEXX) makine üreticileri, teknoloji sağlayıcıları, yatırımcılar ve tedarik zincirinin tüm paydaşlarını aynı platformda bir araya getiriyor. 6 Aralık’a kadar devam edecek fuara Avrupa, Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Asya’dan nitelikli alım heyetleri de katılıyor. Makine sektörü teknolojik bağımsızlığın temeli Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, KFA Fuarcılık ve MİB iş birliğiyle düzenlenen Bursa Fuar Merkezi’ndeki yılın son fuarında sektör temsilcileriyle bir araya gelmekten memnuniyet duyduğunu belirtti. Burkay, makine sektörünün yalnızca sanayi dalı olmanın ötesinde, Türkiye’nin teknolojik bağımsızlığını temsil eden en stratejik alanlardan biri olduğuna dikkat çekti. Yapay zekâdan sensör teknolojilerine ve karanlık fabrikalara uzanan yeni üretim döneminde geri kalmanın mümkün olmadığını söyleyen Burkay, Bursa’nın makine üretiminde köklü tecrübesi ve dünya çapında söz sahibi firmalarıyla önemli bir konuma sahip olduğunu vurguladı. "Üretmek tek başına yeterli değil" Burkay, "Türkiye makine sektörü 57 bin girişimcisi ve 28 milyar dolarlık ihracatı ile Türkiye’nin lokomotifi durumunda. Ancak bunun yanında sektörde 45 milyar dolar ithalat yapıyoruz. İthal edilen makinelerin yüzde 70’i ise ülkemizde üretimi yapılan makineler. Bu nedenle fuarların, teknolojimizi tanıtmak ve yerli üretimi küresel pazarlara taşımak adına kritik bir görevi var" diyerek üretmenin tek başına yeterli olmadığını, ürünlerin mutlaka dünya ile buluşturulması gerektiğini kaydetti. Burkay, MEEXX’in hem yurt içi hem de yurt dışı alıcıların Bursa makine sektörünü yakından tanıması için önemli bir platform sunduğunu belirterek fuarın hayırlı olması temennisinde bulundu. Türkiye Avrupa’nın dördüncü büyük makine ihracatçısı Makine İmalatçıları Birliği (MİB) Yönetim Kurulu Başkanı Fatih İğrek, fuarı yeni adıyla yeni bir milat olarak gördüklerini belirterek destekleri için BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay’a ve KFA Fuarcılık’a teşekkür etti. Konuşmasında makine sektörünün Türkiye ekonomisi için önemine dikkat çeken İğrek, "Yıllık makine üretimimiz 60 milyar doların üzerinde. 2024 ihracatımız 28 milyar dolar. 2002 yılına göre 14 kat artış sağladık" dedi. Türkiye’nin makine ihracatında dünyada 13’üncü, Avrupa’da ise 4’üncü sırada olduğunu belirten İğrek, sektörün yüzde 70 yerlilik oranına, kilogram başına 6,2 dolar ihracat birim fiyatına ve 550 bin kişilik istihdam etkisine sahip olduğunu dile getirdi. "Fabrika üreten fabrikalarız" Küresel şartlara değinen İğrek, "Dünya çok zor bir dönemden geçiyor. Küresel talep daralıyor, Avrupa’da ekonomik yavaşlama ve belirsizlik mevcut. Çin ve Güney Asya’nın agresif fiyat rekabeti tüm pazarları zorluyor. Finansman maliyeti yüksek, kurların yatay seyri ihracat baskısını artırıyor" dedi. Buna rağmen Türk makine sektörünün dayanıklılığını vurgulayan İğrek, "Türk makine sektörü en dayanıklı, en hızlı uyum sağlayan sanayi yapılarından biri. Krizlerden güçlenerek çıkmakla ilgili anahtarları olan bir sektörüz" ifadelerini kullandı. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ın sözlerine atıfta bulunan İğrek, "Sayın Bakanımızın ifade ettiği üzere biz fabrika üreten fabrikalarız. Makine, Türkiye’nin en stratejik alanlarından biri. Son dönemde HAMLE, HiT-30, YTAK gibi tarihin en geniş kapsamlı yatırım teşvik programları devreye alınıyor. Kamu alımlarında yerli makine avantajı sağlanıyor, AB eko-tasarım ve yeşil dönüşüm destekleri mevcut. Tüm bu politikaları makine üretiminde bir üst lige çıkmamızı sağlayacak önemli adımlar olarak görüyoruz" ifadelerini kullandı. "MEEXX yeni ve kritik bir eşik olacak" Bu sıçramanın mühendislik kabiliyetiyle oluşturulacak farkla yapılabileceğini belirten İğrek, "Artık sadece fiyatla rekabet dönemi bitmiştir. Hedefimiz daha ucuza üretmek değil, verimli ve akılcı üretmek olmalıdır. Küresel rekabette geride kalma lüksümüz yok. Bu dönüşümün içinde olmak zorundayız. Özellikle Ar-Ge’de paradigma değişimine ihtiyacımız var. Gücümüzü bilimle, mühendislikle, eğitimle artıracağız" ifadelerini kullandı. Fuarın yeniden Bursa’ya kazandırılmasına katkı sunanlara teşekkür eden İğrek, "Dünya zor bir dönemden geçiyor, rekabet sert, pazarlar daralıyor. Ama Türk sanayisi güçlü ve köklüdür. Sektör vizyon sahibidir, mühendislerimiz yetenekli, girişimcilerimiz cesurdur. Bu nedenle iddiamız nettir: Türkiye makine ve teknoloji üretiminde bölgesel değil, küresel güç olacaktır. MEEXX bu yolda yeni ve kritik bir eşik olacaktır" diye konuştu. "Birlik beraberlik ruhunu sanayimize yansıtmak zorundayız" Bursa Vali Yardımcısı Salih Altun ise Bursa’nın birçok alanda olduğu gibi sanayide de Türkiye’nin öncü şehirlerinden biri olduğunu ifade etti. Altun, "Riskler var, fırsatlar da var. Her millet kendi öz gücünden fırsat üretmek zorundadır. Biz fedakârlığı, birlik ve beraberliğiyle öne çıkan bir milletiz. Bu ruhu sanayimize de yansıtmak zorundayız" diye konuştu. Sektörün dayanışma, devlet desteği ve gerçeklerle uyumlu çok yönlü bir bakış açısıyla her krizi aşacağına inandığını dile getiren Altun, "Bu fuarlarda küçük bir temas, iyi bir diyalog büyük bir güvenin kapısını açabilir. Bu güveni Türk misafirperverliği ile birleştirerek başka milletlerde olmayan bu değerle rekabeti artırabiliriz. Fuarın düzenlenmesinde emeği geçenlere teşekkür ediyor, bereketli bir fuar diliyorum" dedi. Açılış konuşmalarının ardından protokol üyeleri fuarda stant açan firmaları ziyaret etti. Fuar; torna, freze ve CNC tezgâhlarının yer aldığı talaşlı imalat teknolojilerinden gaz altı, TIG, MIG ve punta sistemlerini kapsayan kaynak teknolojilerine kadar birçok alanda en yeni çözümleri bir araya getiriyor. Bilgisayar destekli tasarım ve üretimi geliştiren CAD/CAM uygulamaları, mekanik bakım ve arıza giderme teknolojileri, otomasyon ve robotik sistemler ile hidrolik ve pnömatik çözümler de fuarın öne çıkan teknoloji başlıkları arasında yer alıyor. Fuarda ayrıca canlı demo alanları, uygulamalı gösterimler ve seminerler ziyaretçilere dinamik bir deneyim sunuyor.
Ticaret Bakanlığından sınır aşan sahtecilik suçlarına karşı Europol ve Interpol ile ortak seminer
03 Aralık 2025 Çarşamba - 13:56 Ticaret Bakanlığından sınır aşan sahtecilik suçlarına karşı Europol ve Interpol ile ortak seminer Ticaret Bakanlığı, sınır aşan sahtecilik suçları ve fikri mülkiyet haklarına yönelik aralarında Europol ve Interpol’ün de bulunduğu uluslararası kuruluşlardan katılımcıların yer aldığı ‘Fikri Mülkiyet Haklarının Korunmasına İlişkin Bölgesel Semineri’ düzenledi. Ticaret Bakanlığı’nın Europol, Interpol, Avrupa Birliği Fikri Mülkiyet Ofisi’nden ve çeşitli Avrupa ülkelerinden temsilcilerin katılımı ile düzenlediği seminerde, sınır aşan sahtecilik suçları ve fikri mülkiyet haklarına yönelik aralarında Europol ve Interpol’ün de bulunduğu uluslararası kuruluşlarla işbirliği amaçlandı. Seminerin açılış konuşmasını yapan Ticaret Bakan Yardımcısı Sezai Uçarmak, "Bakanlığımız hem gümrük idaresi hem de diğer ticaret unsurları nedeniyle fikri mülkiyet haklarının korunmasının merkezinde yer alıyoruz" dedi. Gümrük idaresi olarak uluslararası düzenlemeleri de takip ettiklerini belirten Uçarmak, "Gümrük idaresi olarak uluslararası düzenlemelere paralel bir mevzuat düzenlemesini takip ediyoruz. Hiçbir zaman uluslararası düzenlemelerden geri kalmış değiliz. Dünya ticaret ve gümrük örgütlerinin kabul etmiş olduğu standartların aynısını biz kendi mevzuatımızda uyguluyoruz. Gümrük Kanunu’nun 57’nci maddesinde fikri ve sınai mülkiyet haklarının ihlali olduğuna dair herhangi bir iddiada bulunulduğu takdirde gümrük idaresi aktif olarak bu işin içine giriyor" diye konuştu. İşlemlerin tamamen elektronik olduğuna işaret eden Uçarmak, "Gümrük idaresi, firmaların başvurusu olmasa bile fikri ve sınai mülkiyet haklarını ihlal eder bir şey gördüklerinde firmaların başvurusunu sağlamak şartıyla alıkoyabilir ve işlemleri resen durdurabilir" diye konuştu. Uçarmak, bu hakların gümrükte korunmasının en önemli yolunun ise hak sahibinin işin peşine düşmesi olduğunu ifade etti. "Gümrüklerde sahteciliğe karşı mücadele sürüyor" Gümrük Kanunu’na göre üzerinde ya da iç ve dış ambalajlarında üretildiği ülkeden başka bir ülkede üretildiğini gösteren, o izlenimi uyandıran simge ya da işaret taşıyan eşyanın ithaline gümrük idaresinin doğrudan doğruya izin vermeyeceğini de belirten Uçarmak, sözlerine şöyle devam etti: "Bunun için herhangi bir kimsenin başvurusuna gerek yok. Bunun da önemli uygulamalar olduğunu geçmişte ben Gümrükler Genel Müdürlüğü yaparken de tecrübe etmiş, buna yönelik genelgeler yazdığımı hatırlıyorum. Dolayısıyla belki o dönem çok daha yoğun uygulanıyordu ama şu anda belki bunun çok fazla uygulaması olmayabilir. Çünkü geçmişte işte Almanya’da üretilmiş gibi Çin’den getirdiği bir ürünü gösteriyordu. Yani tüketicide yanlış kanaat oluşturacak şeyler oluyordu ve çok sık eşya üzerinde elleştemeye neden olabilecek, hatta ithalatı reddedebilecek işlemler yaptığımızı ben kendim uygulamalarımdan hatırlıyorum. Onun için eğer başvuru varsa gümrük idaresi bu konuda aktif olarak işini yapıyor." Uçarmak, 2022’de Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’da önemli değişiklikler yaptıklarını da hatırlattı. Gümrük idaresinden ziyade çevrim içi alışveriş platformlarına yükümlülük getirdiklerine dikkati çeken Uçarmak, "Eğer fikri ve sınai mülkiyet hakkına sebebiyet verecek bir satış varsa, sahte bir ürünü, markayı orada satıyorsa, hak sahibi platforma başvurduğu takdirde satıcı derhal onu ilandan kaldırmak zorunda. Bunun için bir mahkemeye, herhangi bir şekilde önceden başvuruya gerek yok" şeklinde konuştu. Ülke genelinde faaliyet gösteren 160 gümrük müdürlüğü ile gümrüklerde sahteciliğe karşı mücadelenin sürdüğünü ifade eden Uçarmak, fikri ve sınai mülkiyet hakkının korunmasının tek başına gümrük idarelerinin çalışmasıyla olamayacağını vurguladı. Uçarmak, bu konuda farkındalığı artırmak için hem ulusal hem de uluslararası çalışmalara aynı hızla devam ettiklerini söyledi. Sınır aşan sahtecilik suçları konusunda uluslararası gelişmelerin ve iyi ülke uygulamalarının karşılıklı paylaşılmasını hedefleyen seminerin açılışına Ticaret Bakan Yardımcısı Sezai Uçarmak, Europol, Interpol ve Avrupa Birliği Fikri Mülkiyet Ofisi temsilcileri ile Bulgaristan, Fransa, Belçika, Yunanistan, İtalya, İspanya, Almanya ve Polonya’dan ilgili kamu idarelerinin yetkilileri katıldı.
Akbank ve Arya Yatırım Platformu Yatırıma Hazırlık Programı tamamlandı
03 Aralık 2025 Çarşamba - 13:12 Akbank ve Arya Yatırım Platformu Yatırıma Hazırlık Programı tamamlandı Akbank ve Arya Yatırım Platformu iş birliğiyle gerçekleştirilen Yatırıma Hazırlık Programı’nın ikinci dönemi tamamlandı ve mezun girişimciler 2 Aralık’ta düzenlenen etkinlikte, Akbank ve iştiraklerinin üst düzey yöneticileri, fikir önderleri ve yatırımcılarla bir araya geldi. Akbank Girişim Bankacılığı ve Arya Yatırım Platformu iş birliğiyle hayata geçirilen Yatırıma Hazırlık Programı’nın ikinci dönemi tamamlandı. İlk yatırımını almaya veya bir sonraki yatırım turlarına hazırlanan girişimcilere yönelik tasarlanan program, 2 Aralık’ta Akbank ve Arya Yatırım Platformu liderlerinin katılımıyla düzenlenen mezuniyet etkinliğiyle son buldu. Girişimcilerin yatırımcı görüşmelerine stratejik şekilde hazırlanmasını sağlayan program; finansal modelleme, yatırımcı sunum teknikleri, değerleme, yatırım simülasyon oturumları, müzakere ve derinlemesine analiz gibi alanlarda kapsamlı uygulamalı eğitimler ve mentorluk desteği sundu. Beş modülden oluşan program, ihtiyaç odaklı tasarımıyla programa kabul edilen 16 girişimi geleceğe hazırladı. Kapanış etkinliğinde mezun girişimciler; yatırımcılar, ekosistem temsilcileri ve iş dünyası liderleriyle bir araya gelirken, öne çıkan ilk 10 girişimci sahnede sunum yapma imkânı yakaladı ve yatırım öncesi derinlemesine analiz sürecinde danışmanlık desteği almaya ve yatırımcı buluşmalarına katılıma hak kazandı. Bu programla hedeflerinin yatırımcı görüşmeleri gibi kritik bir sürece hazırlıkta girişimcilerin yanında yer almak olduğunu belirten Akbank KOBİ Bankacılığı Genel Müdür Yardımcısı Alper Bektaş, "Girişimcilik, Türkiye ekonomisinin yarınına yön verecek en güçlü alanlardan biri. Bu bilinçle Akbank olarak girişimcilerin stratejik yol arkadaşı olmayı önceliklendiriyoruz. Arya Yatırım Platformu ile yürüttüğümüz Yatırıma Hazırlık Programı da bu yaklaşımın somut bir örneği. Burada girişimcilere yatırım süreçlerine kapsamlı biçimde hazırlanabilecekleri, gerçek yatırımcı simülasyonlarıyla deneyim kazanabilecekleri, güçlü bir ağa erişebilecekleri bir platform sunuyoruz. İhtiyaca yönelik tasarlanmış programlarla, girişimleri fikir aşamasından ölçeklenme, büyüme ve yurt dışına açılma süreçlerine dek her adımda desteklemeye devam edeceğiz" dedi. Arya Yatırım Platformu Kurucusu Ahu Serter de iş birliğinin ekosistemde oluşturduğu etkiye vurgu yaparak şunları söyledi: "Bu iş birliği, girişimcilere yalnızca eğitim sunan bir model değil; yatırım sürecine yönelik kararlarını hızlandıran, işlerini yeniden değerlendirmelerine imkân tanıyan stratejik bir zemin oluşturuyor. 2024 ve 2025 yılı boyunca yürüttüğümüz programlar, girişimcilerin gerçek ihtiyaçlarına temas eden, sonuç odaklı bir gelişim yaklaşımını ortaya koydu. Bugün çok sayıda girişimin yatırımcı görüşmelerine daha net, daha hazırlıklı ve daha ölçeklenebilir iş modelleriyle girdiğini görmek, yapılan çalışmanın etkisini açıkça gösteriyor. Akbank ile kurduğumuz bu güçlü yapıyı daha da geliştirerek girişimcilerin büyüme yolculuklarına katkı sağlamaya devam edeceğiz." Akbank ve Arya’dan 2 yılda 500’ün üzerinde girişimciye destek Akbank ve Arya Yatırım Platformu, son iki yılda toplam 12 programı başarıyla tamamlayarak 500’ün üzerinde girişimciye destek sundu. İstanbul, Ankara ve İzmir’de fiziksel; diğer illerden katılımcılar için online formatta yürütülen atölyelerin yanı sıra girişimci akademisi ve mentor check-up etkinlikleri gibi yenilikçi programlarla girişimcilere kapsayıcı bir gelişim ortamı sağlandı. Her yıl gerçekleşen Yatırıma Hazırlık Programı’na bugüne kadar kabul edilen 33 girişim ise yatırımcı görüşmelerine stratejik olarak hazır hale geldi. Banka, teknoloji girişimcilerinin kuruluştan globale açılıma uzanan tüm yolculuklarında yanlarında olmak için tasarladığı Teknogirişim Paketi ile kapsamlı bir destek ekosistemi sunuyor. Paket kapsamında; kira ödemelerinde chip-para desteği, sanal POS’ta avantajlı komisyon, özel maaş anlaşmaları, hibe ve fonlara özel teminat mektubu oranları, TÜBİTAK BiGG girişimlerine chip-para desteği ve ücretsiz para transferi gibi imkanlar sağlanıyor. Ayrıca, kredi süreçleri girişimlerin ihtiyaçlarına göre yeniden tasarlanarak iş planına dayalı kredi değerlendirmesi uygulanıyor. Bankacılık dışı hizmetlerde şirket kuruluşu, dijital pazarlama, ödeme altyapısı, hibe danışmanlığı ve hukuk desteği indirimli fiyatlarla sunuluyor. İstanbul, Ankara ve İzmir’de Girişimci Müşteri İlişkisi Yöneticileri danışman bankacılık modeli ile girişimcilere bire bir hizmet veriyor. Uçtan uca servis modelinde Akbank; banka, yatırım, mentorluk ve networkü bir araya getiriyor. Yatırım tarafında, Ak Portföy’ün 20 milyon dolarlık girişim sermayesi fonu, mentorluk ve networkte ise Arya Yatırım Platformu iş birliği girişimlere destek sağlıyor. Program katılımcısı girişimlere ise finansmanın ötesinde iş birliği, pazarlama ve tanıtım desteği de sunuyor. Ayrıca bankanın YouTube kanalında yayımlanan "KOBİ’den Söylemesi" serisiyle girişimci hikayeleri geniş kitlelere ulaştırılıyor; podcast ve özel tanıtım destekleriyle girişimcilerin görünürlüğü artırılıyor.
Çameli Belediyesi, Yerel Kalkınma Stratejiler uygulaması kapsamında hibe desteği almaya hak kazandı
03 Aralık 2025 Çarşamba - 12:58 Çameli Belediyesi, Yerel Kalkınma Stratejiler uygulaması kapsamında hibe desteği almaya hak kazandı Çameli Belediyesi’nin Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti tarafından desteklenen, 2025-2030 yılları arasında uygulanacak IPARD III Programı M5-Yerel Kalkınma Stratejilerinin Uygulanması (LEADER Yaklaşımı) kapsamında hazırlanan proje, yapılan değerlendirmede 80,40 puan alarak 13 milyon 740 bin 552 TL hibe desteği almaya hak kazandı. Çameli Yerel Eylem Grubu (ÇAMYEG) Başkanı Sayın Cengiz Arslan’ın öncülüğünde yürütülen çalışmalar, ilçemiz adına büyük bir başarının kapısını araladı. Çameli Belediyesi, Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti tarafından desteklenen, 2025-2030 yılları arasında uygulanacak IPARD III Programı M5 - Yerel Kalkınma Stratejilerinin Uygulanması (LEADER Yaklaşımı) kapsamında hazırlanan proje, yapılan değerlendirmede 80,40 puan alarak 13 milyon 740 bin 552 TL hibe desteği almaya hak kazandı. "İlçemize yeni bir yol haritası sunacaktır" Projenin Çameli’nin yerel kalkınma hedefleri için önemli olduğunu vurgulayan Çameli Belediye Başkanı Cengiz Arslan, "Bu önemli AB projesi, Çameli’nin yerel kalkınma hedeflerine büyük ivme kazandıracak; kırsal kalkınma, katılımcı yönetim, üretim ve sürdürülebilirlik alanlarında ilçemize yeni bir yol haritası sunacaktır" dedi. "Çameli’nin geleceğine yapılmış stratejik bir yatırım olan bu AB projesi, ilçemize hayırlı olsun" Aynı zamanda Çameli Belediye Başkanı Cengiz Arslan, "Projenin yürütülmesinde emeği bulunan Proje Koordinatörü Emirhan Akşit’e teşekkür ederiz. Çameli’nin geleceğine yapılmış stratejik bir yatırım olan bu AB projesi, ilçemize hayırlı olsun" diye konuştu.
Miles&Smiles Garanti BBVA Kredi Kartı 25’inci yaşını kutluyor
03 Aralık 2025 Çarşamba - 12:52 Miles&Smiles Garanti BBVA Kredi Kartı 25’inci yaşını kutluyor Garanti BBVA ve Türk Hava Yolları iş birliği ile oluşturulan mil kazandıran ‘Miles&Smiles Garanti BBVA kredi kartı’ 25’inci yılını kutluyor. Miles&Smiles Garanti BBVA Kredi Kartı 25’inci yaşını kutluyor. Banka, 25’nci yılda kart sahiplerine özel bir kampanya sunduğunu duyurdu. 20 Aralık’a kadar kart sahipleri belli bir miktar ve üzeri giyim ve elektronik alışverişinden mil kazanabilecek. Garanti BBVA Genel Müdür Yardımcısı Ceren Acer Kezik, 25’inci yılına ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: "Bankamızın ödeme sistemleri alanında pek çok önemli başlıktaki liderliği, Türk Hava Yolları’nın kaliteli hizmet anlayışını esas alan, ülkemizin güçlü kurumlarından biri olması ve bu iki kurumun uzun yıllara dayanan kaliteli çalışma prensipleri Türkiye’nin en köklü iş birliklerinden biri olan Miles&Smiles Garanti BBVA Kredi kartını daha da güçlendirmemize ve bugün 25’nci yılını kutlamamıza imkân sağladı. Bu güçlü iş birliği sayesinde Türkiye’nin ilk ve en uzun soluklu ortak markalı kredi kartı olmanın gururunu yaşıyoruz. Kredi kartı, 25 yıldır milyonlarca müşterimize yalnızca mil değil, değerli anılar ve deneyimler de kazandırdı. Banka olarak, müşterilerimizin deneyimini her temas noktasında dönüştürmeyi hedeflediğimiz Radikal Müşteri Perspektifi yaklaşımımızla müşterilerimizin ihtiyaçlarına yönelik hayatlarına gerçek anlamda dokunan çözümler üretmeyi hedefliyoruz. Radikal Müşteri Perspektifi üzerine kurulu anlayışımız, müşterimizin sesini işimizin her adımına taşımak, teknolojiyi ve veriyi onların deneyimini sadeleştirecek biçimde kullanmak üzerine kurulu. Garanti BBVA Miles&Smiles iş birliği de bu yaklaşımın bir yansıması; çünkü biz müşterilerimize sadece finansal hizmet değil, duygusal değer ve kişiselleştirilmiş bir deneyim sunuyoruz. Türk Hava Yollarının yolcu programı Miles&Smiles ile kurduğumuz bu ortaklık, sadece finansal hizmetlerde değil; seyahat deneyiminin tamamında müşterilerimizin ihtiyaçlarını anlayan, güven ve konforu bir arada sunan bir yapı sunuyor. Bu yaklaşımımız sayesinde kredi kartı müşterilerimizin seyahat davranışlarını analiz ediyor, onlara en uygun avantajları, kampanyaları ve deneyimleri proaktif biçimde sunabiliyoruz. İş birliğimiz ile kredi kartı sahiplerine her adımda daha fazla mil ve fırsat sunarken, kart sahiplerini kaliteli ve konforlu bir seyahat deneyimi ile buluşturmaya bundan sonra da devam edeceğiz." 25’inci yıla ilişkin değerlendirmede bulunan Türk Hava Yolları Ticari Genel Müdür Yardımcısı Ahmet Olmuştur, "Türk Hava Yolları olarak, Miles&Smiles Garanti BBVA kredi kartının 25’inci yılını kutlamaktan büyük bir mutluluk duyuyoruz. Banka ile uzun yıllara dayanan bu güçlü iş birliğimiz sayesinde milyonlarca müşterimize daha fazla mil, daha fazla ayrıcalık ve daha konforlu bir seyahat deneyimi sunuyoruz. 25 yılda kazandırılan 172 milyarı aşkın mil, bu iş birliğinin hem gücünü hem de müşterilerimizin programımıza duyduğu güveni gösteriyor" dedi. Yapılan açıklamaya göre kredi kartı, aradan geçen 25 yılda program müşterilerine 172 milyardan fazla mil kazandırdı ve bu millerle müşteriler milyonlarca kez seyahat deneyimi yaşadı. Kazandırılan bu miller 38,4 milyon yurt içi tek yön veya 17,2 milyon Avrupa bilete denk geliyor.
Bakan Bayraktar’dan Avrupa’ya LNG çağrısı: "Bizim depolama tesislerimizde saklayabilirsiniz"
03 Aralık 2025 Çarşamba - 12:45 Bakan Bayraktar’dan Avrupa’ya LNG çağrısı: "Bizim depolama tesislerimizde saklayabilirsiniz" Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, "Avrupa ülkelerinin yeniden gazlaştırma terminallerimiz aracılığıyla LNG satın alması için harika bir alternatif oluşturduk. Avrupalılara LNG kargolarını bize getirerek altyapımızı kullanmaları noktasında uzun vadeli veya kısa vadeli taahhütlerde bulunabiliriz. Avrupa, LNG’yi getirip bizim depolama tesislerinde saklayabilir" dedi. Dünya LNG Zirvesi, ilk kez İstanbul’da düzenlendi. Bu yıl 25’incisi gerçekleştirilen zirve, küresel LNG şirketlerini bir araya getirdi. Tedarikçi ve üretici ülkeler, teknoloji sağlayıcıları, finans kurumları ve akademisyenler de zirveye ilgi gösterdi. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın katılımıyla gerçekleşen zirve kapsamında BOTAŞ 2 yeni LNG anlaşması imzaladı. Bakan Bayraktar, zirvenin açılışında Avrupa ülkelerine "LNG’yi getirip bizim depolama tesislerimizde saklayabilirsiniz" çağrısında bulundu. Bayraktar konuşmasında Türkiye’nin yenilenebilir enerji kapasitesindeki büyümeye, nükleer enerji projelerine, doğal gazın ekonomik ve enerji üretimindeki kritik rolüne de dikkat çekti. BOTAŞ da Alman SEFE ve İtalyan ENI şirketleriyle 2028’de başlayacak ve 10 yıl sürecek iki anlaşma imzaladı. Anlaşmalara göre; SEFE ile 6 milyar metreküp, ENI ile 5 milyar metreküp LNG kış aylarında BOTAŞ’ın tesislerine teslim edilecek. Bakan Bayraktar zirvede yaptığı konuşmada enerji sahnesinde hızlı değişimlerin yaşandığını, küresel enerji talebinin hızla büyüdüğünü belirterek; yapay zeka, veri merkezleri ve elektrikli araçların bu talebi daha da arttırdığını söyledi. "Enerji talebi önümüzdeki 30 yılda 3 katına çıkacak" Bayraktar, benzer trendlerin Türkiye’de de yaşandığını söyleyerek "Enerji talebi son 20 yılda 3 kat arttı ve önümüzdeki 30 yılda da 3 katına çıkacak" diye konuştu. Yapay zekâ, ısıtma ve soğutma sistemleri ile ilkim değişikliği gibi etkenlerin etkisinin ölçülemediğini de vurgulayan Bayraktar, Türkiye’nin COP 31’de dönem başkanı olduğunu ve emisyonların azaltılması hedefinin gündemlerindeki en önemli maddelerden biri olduğunu kaydetti. Bayraktar, 2053’te net sıfır emisyona sahip bir ekonomi olma hedefleri olduğunu anımsatarak bunun için stratejiler geliştirdiklerine değindi. Vatandaşlara uygun fiyatlı, güvenilir enerji sağlamaya çalıştıklarını belirten Bayraktar, Türkiye’nin enerji görünümünü anlattı. "Yenilenebilir enerji kurulu gücümüz ile Avrupa’da 5’inci, dünyada 11’inci sıradayız" Yenilenebilir enerjide büyük bir potansiyele sahip olduklarını dile getiren Bayraktar, "Yenilenebilir enerji kurulu gücümüz ile Avrupa’da 5’inci, dünyada 11’inci sıradayız. Toplam kurulu kapasitemizin yüzde 61’inden fazlası yenilenebilir kaynaklardan geliyor. Önümüzdeki 10 yıl boyunca kurulu gücümüze her yıl en az 8-10 gigavatlık yenilenebilir kapasite eklemeyi hedefliyoruz" dedi. Bayraktar, Akkuyu NGS’de 2026 yılında ilk elektriği üreteceklerini vurgulayarak, "2050 yılına kadar 20 gigavatlık nükleer kapasiteye ulaşmayı hedefliyoruz. Bunun için Sinop ve Trakya’da 8 ek reaktör inşa etmeyi planlıyoruz. Ayrıca SMR’ları yani küçük modüler reaktörleri gelecekteki enerji miksimizin önemli bir unsur olarak görüyoruz ve 5 bin megavatlık SMR kapasitesine sahip olmayı planlıyoruz" diye konuştu. "Doğal tüketimi 60 milyar metreküplere geldi" Doğal gazı; hanelerde, sanayide ve elektrik üretiminde kullandıklarının ve buradaki talebin de hızla arttığının altını çizen Bayraktar, 22 yıl önce yıllık 17 buçuk milyar metreküp olan tüketimin bugün 60 milyar metreküplere geldiğini söyledi. Bayraktar, Sakarya Gaz Sahası’nda birinci fazı tamamladıklarını ve 4 milyon haneye buradan gaz ulaştırdıklarını anlatarak 2026’da bu rakamı ikiye, 2028’de de 4’e katlayacaklarına değindi. "Karadeniz’de 6 yeni sondaj yapılacak" Türk enerji filosundaki 6’ncı geminin bugün Türkiye’ye geldiğini ve 2026’da faaliyete geçeceğini açıklayan Bayraktar, Karadeniz’de keşif amaçlı 6 yeni sondaj yapacaklarını ifade etti. Bayraktar, petrol ve doğal gaz arama ve üretim bağlamında Pakistan’da 3’ü açık deniz, 2’si kara olmak üzere 5 lokasyon için anlaşma yaptıklarını anımsatarak tüm dünyada daha fazla ortaklığa açık olduklarını duyurdu. "Tüketimin yüzde 25’i depolanacak" Doğal gaz altyapısına yatırım yaptıklarını, Tuz Gölü’ndeki depolama tesisinin 1,7 milyar metreküp olan kapasitesini 2030’da 8 buçuk milyar metreküpe çıkaracaklarını, Silivri’deki depolama tesisinin kapasitesinin de 2028’de 6 milyar metreküpe yükseleceğini söyleyen Bayraktar, yıllık tüketimin yüzde 20-25’i kadar bir depolama kapasitesine sahip olmak istediklerini kaydetti. Bayraktar, 2016 yılında ABD’de LNG arzında artış yaşanacağını öngördüklerini ve buna göre bir strateji geliştirdiklerini dile getirerek bu doğrultuda yeniden gazlaştırma kapasitesini arttırmaya karar verdiklerini ve kısa bir süre içerisinde bunu 5 kat arttırarak günlük 161 milyon metreküpe çıkardıklarını bildirdi. "Gaz ihracatçısı olduk" Küresel LNG tedarikçileriyle uzun vadeli sözleşmeler yapmaya başladıklarını dile getiren Bayraktar, LNG’nin Türkiye’nin gaz ithalatının önemli bir bölümünü oluşturduğuna işaret ederek Karadeniz gazı ile birlikte çeşitlendirilmiş tedarik portföyüne sahip bir gaz ihracatçısı olduklarını söyledi. Bu yıl sadece büyük LNG anlaşmaları imzalamadıklarını, Türkmenistan’dan ilk kez gaz getirdiklerini anlatan Bayraktar, "Şebekemize iki yeni ara bağlantı noktası ekledik. Iğdır-Nahçıvan ve Kilis-Suriye bağlantılarını tesis ettik. SOCAR ve Katar ile birlikte Suriye’ye gaz tedarik etmeye başladık" dedi. Avrupa’ya çağrı Bayraktar, Avrupa’da Bulgaristan, Romanya, Macaristan ve Yunanistan’a boru hattı ile ve Kuzey Makedonya ve Sırbistan’a LNG kamyonları ile gaz tedarik ettiklerini anlatarak, "Avrupa ülkelerinin yeniden gazlaştırma terminallerimiz aracılığıyla LNG satın alması için harika bir alternatif oluşturduk. Avrupalılara LNG kargolarını bize getirerek altyapımızı kullanmaları noktasında uzun vadeli veya kısa vadeli taahhütlerde bulunabiliriz. Avrupa, LNG’yi getirip bizim depolama tesislerinde saklayabilir" şeklinde konuştu. Türk Yolu politikası Türkiye olarak dengeli, çeşitlendirilmiş, ileriye dönük bir enerji politikaları olduğunu ve buna "Türk Yolu" dediklerini hatırlatan Bayraktar, "Bu stratejik yaklaşım, Türkiye’yi bölgesel ve küresel enerji ortamında güvenilir bir ortak haline getiriyor. Türkiye, esnek ve güçlü enerji pazarları inşa etmek için bugün burada temsil edilen tüm ortaklarla çalışmaya hazırdır" ifadelerini kullandı. 11 milyar metreküplük 2 yeni LNG anlaşması Zirve, Türkiye açısından iki yeni anlaşmaya da ev sahipliği yaptı. BOTAŞ, Alman devlet şirketi SEFE ile yıllık 6 milyar metreküp, İtalyan ENI şirketi ile de yine yıllık 5 milyar metreküp olmak üzere toplamda 11 milyar metreküplük LNG tedariki için el sıkıştı. Bakan Bayraktar, anlaşmaların imza törenlerine refakat etti. Anlaşmalar, 2028 yılında başlayacak ve 10 yıl sürecek. SEFE ve ENI, doğal gaz tüketiminin yoğunlaştığı kış dönemlerinde bu sevkiyatları gerçekleştirecek. Bakan Bayraktar, anlaşmaların imzalanması ve zirvenin açılışı sonrasında gazetecilerin sorularını yanıtladı. SEFE ve ENI anlaşmalarıyla birlikte 2025 yılında 106 milyar metreküp, 2024 Eylül ayından itibaren ise 155 milyar metreküplük uzun dönemli LNG anlaşması imzaladıklarını ifade eden Bayraktar, boru hattıyla gelen gazın yanına alternatif olarak LNG’yi koyarak rekabetçi fiyatlarla ürün çeşitlendirmeye gittiklerini söyledi.
SSK ve Bağ-Kur emeklilerinin maaş artışı 5 aylık enflasyona göre 11,21 oldu
03 Aralık 2025 Çarşamba - 12:45 SSK ve Bağ-Kur emeklilerinin maaş artışı 5 aylık enflasyona göre 11,21 oldu Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), kasım ayı enflasyon oranını yüzde 0,87 olarak açıkladı. Böylece memur ve emeklilerin maaşlarının baz alındığı 5 aylık toplam enflasyon oranı yüzde 11,21 olarak gerçekleşti. TÜİK, emekli ve memur maaşları başta olmak üzere birçok konuda belirleyici olan kasım ayı enflasyon rakamlarını açıkladı. Buna göre enflasyon oranı kasım ayında yüzde 0,87, yıllık bazda ise yüzde 31,07 oldu. Her yıl ocak ve temmuz ayları olmak üzere yılda iki kez zam alan memur, memur emeklileri, SSK ve Bağ-Kur emeklilerinin de 5 aylık enflasyon rakamlarının netleşmesiyle birlikte maaş zam oranları belli olmaya başladı. 5 aylık enflasyon oranlarına bakıldığında SSK ve Bağ-Kur emeklileri, temmuz ayında 2,06, ağustos ayında 2,04, eylül ayında 3,23, ekim ayında 2,55, kasım ayında yüzde 0,87 olmak üzere toplamda yüzde 11,21’lik zammı garantiledi. Yapılacak bu zam Ocak 2026’daki maaşlara yansıyacağı için aralık ayında açıklanacak olan aylık enflasyon oranında birikimli olarak hesaplanacak. Memur ve memur emeklisine yüzde 17,57 zam Memur ve memur emeklileri, toplu sözleşme zammına ek olarak enflasyon farkı alıyorlar. Toplu sözleşme zammına göre memur ve memur emeklileri ocak ayında 2026 yılının ilk zammını alacak. Kasım ayı enflasyonunun aylık bazda 0,87 olarak açıklamasıyla birlikte toplam enflasyon yüzde 11,21’i aştı. Memur zammında belirleyici olan 5 aylık enflasyon farkı ise yüzde 5,91 olarak oluştu. Memur ve emeklileri bu hesaplamalar doğrultusunda yüzde 5,91 enflasyon farkına 8. Dönem Toplu sözleşmesi ile belirlenen yüzde 11 ilave edilmesi halinde toplam yüzde 17,57 zammı şimdiden hak etmiş oldu.