Son Dakika
|
Edirne-İstanbul arası 1,5 saate düşüyor, ilk test sürüşü başarılı geçti
Tefecilere şafak operasyonu: Evden servet çıktı
Bursa’da tekmeli sopalı kavga
Endonezya'da tren kazası: 14 ölü, 84 yaralı
Yasa dışı bahis operasyonunda yakalanan 81 şüpheli adliyeye sevk edildi
Sahte vekâletle 770 milyon liralık vurguna suçüstü
Almanya: "BM'nin yenilenmesi gerekmektedir"
Arnavutköy sahilinde erkek cesedi bulundu
Ayasofya’da dev restorasyonda kritik aşama: Kubbe kapatılıyor
Kene kabusu geri döndü, 21 yaşındaki genç hayatını kaybetti
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
Ederson, PFDK’ya sevk edildi
Trump’tan Merz’e: "Ne hakkında konuştuğunu bilmiyor"
Bulgaristan İçişleri Bakanı Emil Dachev Selimiye Camii’ne hayran kaldı
ABD’den İran’ın "gölge bankacılık" sistemine yaptırım
Dışişleri Bakanı Fidan, Hırvat mevkidaşı Grlic-Radman ile bir araya geldi
Bakan Çiftçi: "Madenci eyleminin sağduyu ve ve nezaket içinde sona ermesi anlamlı bir tablo ortaya koymuştur"
Okul saldırısında hayatını kaybeden Belinay’ın babası konuştu
EKONOMİ
Bakan Bolat, Bursa’da iş adamlarıyla bir araya geldi
28 Nisan 2026 Salı - 23:02:10
Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Nisan ayı meclis toplantısında iş adamlarıyla bir araya geldi. Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Nisan ayı meclis toplantısı BTSO Ana Hizmet Binası’nda Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Bursa Valisi Erol Ayyıldız, Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Şahin Biba, meclis üyeleri, sanayici ve iş adamlarının katılımıyla gerçekleşti. Bursa’nın ekonomisine yön veren sanayicilere ve iş adamlarına seslenen Bolat, "Bursa, üretim gücüyle Türkiye ekonomisinin lokomotif şehirlerinden biridir. Tarım, turizm, ticaret, teknoloji ve sanayiyi bir arada barındıran nadir şehirlerimizden biridir. Bu yönüyle ülke ekonomisine büyük katkı sağlamaktadır" dedi. Türkiye’nin stratejik konumuna dikkat çeken Bolat, "Ülkemiz, bulunduğu coğrafyada güvenilir bir liman, üretim ve lojistik merkezi olarak öne çıkmaktadır. Özellikle küresel tedarik zincirlerinde yaşanan aksaklıklar Türkiye’nin önemini daha da artırmıştır. Küresel zorluklara rağmen Türkiye ekonomisi büyümeye devam ediyor. Önümüzdeki dönemde jeopolitik risklerin azalmasıyla birlikte daha güçlü bir büyüme süreci yaşayacağımıza inanıyoruz. Enflasyonla mücadelede önemli mesafe kat edildi. Enflasyon oranını yüzde 80’lerin üzerinden yüzde 30 bandına indirmeyi başardık. Ancak finansmana erişim ve maliyetler konusunda çalışmalarımız devam ediyor" diye konuştu. İhracatçılara yönelik desteklerin sürdüğünü ifade eden Bolat, "Amacımız üretimi, istihdamı ve ihracatı daha da güçlendirmektir. Bursa’nın ihracatı geçen yıl yaklaşık yüzde 10 artarak 20 milyar dolara ulaştı. Bu yıl da artış eğiliminin devam ettiğini görüyoruz" şeklinde konuştu. Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı İbrahim Burkay ise, "Türkiye’nin sahadaki caydırıcı askeri varlığı ve siyasi iradesiyle, bu zorlu coğrafyada oyun kurucu bir güç olduğunu tüm dünyaya ilan etmiştir. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde yükselen bu kararlı duruş, Türkiye’yi bölgesel bir aktör olmaktan çıkarıp küresel sistemin merkezine yerleştirmiştir. Bu stratejik çerçevede, Ticaret Bakanlığımızın liderliğinizde yürüttüğü çalışmalar; sahadaki siyasi ve askeri kazanımlarımızı kalıcı bir ekonomik yapıya kavuşturmak adına çok önemli bir temel teşkil etmektedir. Özellikle Irak ile hayata geçirilen Kalkınma Yolu Projesi, Ukrayna’nın yeniden inşa sürecinde Türk müteahhitlik sektörüne açılan kapılar ve komşularımızla artan ticaret hacmi, bu vizyonun sahadaki en somut yansımalarıdır. Zorlu küresel tabloya rağmen sergilediğimiz direnç ve performans hepimiz için büyük bir övünç kaynağıdır. Geçtiğimiz yıl ekonomimiz yüzde 3,6 oranında büyüme yakalarken; mal ve hizmet ihracatında ise 396 milyar dolarlık rekor performans yakaladık. Bursa iş dünyası olarak bizler de bu tarihi yükselişin en güçlü parçalarından biriyiz" dedi. Burkay, "20 milyar doların üzerindeki ihracatımız ve 36 milyar dolarlık dış ticaret hacmimizle, ülkemizin küresel rekabet gücünün sürükleyici gücü konumundayız. Ürettiğimiz mal ve hizmeti dünyanın 200’den fazla ülkesine ve gümrük bölgesine taşırken, 120’den fazla ülkeyi ardımızda bırakan bir ihracat performansına sahibiz. Üstelik bunu; yüksek enflasyon, finansmana erişim zorlukları ve küresel ticarette artan korumacılığa rağmen başardık. Rekor ihracat rakamlarımızın arkasında firmalarımızın azmi kadar, Ticaret Bakanlığı’nın da sağladığı desteklerin de büyük payı var. Bursa Ticaret ve Sanayi Odası olarak, ’kendine inan, ülkene güven’ anlayışıyla üretim ve ihracat ekosistemimizi dünya pazarlarına açıyoruz" diye konuştu.
28 Nisan 2026 Salı - 20:51
Zafer Kalkınma Ajansının yönetim kurulu toplantısı Uşak’ta yapıldı
Zafer Kalkınma Ajansı’nın yönetim kurulu toplantısı Uşak’ta gerçekleştirildi. Zafer Kalkınma Ajansı’nın yönetim Kurulu Toplantısı Kütahya Valisi ve Zafer Kalkınma Ajansı Yönetim Kurulu Başkanı Musa Işın başkanlığında Uşak’ta gerçekleştirildi. Toplantıya, Kütahya Valisi ve Zafer Kalkınma Ajansı Yönetim Kurulu Başkanı Musa Işın, Afyonkarahisar Valisi Naci Aktaş, Uşak Valisi Serdar Kartal, Kütahya Belediye Başkanı Eyüp Kahveci, Uşak Belediye Başkan Vekili Hatice Terekeci Özkan, Kütahya İl Genel Meclisi Başkanı Muammer Özcura, Uşak İl Genel Meclisi Başkanı Aynur Yurtsever, Afyonkarahisar İl Genel Meclisi Başkanı Mehmet Siper, Afyonkarahisar Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Hüsnü Serteser, Uşak Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Selim Kandemir ve Zafer Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Kutlu Eser katıldı. Açılış konuşmasını gerçekleştiren Yönetim Kurulu Başkanı Musa Işın; "Cam ve Plastik Geri Dönüşüm Araştırma Sonuçları, bölgemizin yeşil dönüşüm vizyonu için kritik bir çalışmadır. Atıkları bir çöp değil sanayimiz için değerli bir ham madde ve enerji kaynağı olarak görmeliyiz. Bu araştırma, döngüsel ekonomi modeline geçişte tesislerimizin kapasite artışından yerel yönetimlerimizin stratejilerine kadar farklı alanlarda çeşitli öneriler sunacaktır." dedi. KOBİ’lere faizsiz kredi desteğiyle yeşil dönüşümü hızlandırmayı hedeflediklerini dile getiren Işın; "En stratejik adımlarımızdan biri olarak, 25 Mart’ta ilan ettiğimiz 315 Milyon TL bütçeli SoGreen Projesi ile imalat ve turizm sektöründeki KOBİ’lerimize can suyu olacak büyük bir finansman desteği başlattık. 7,5 Milyon TL üst limitli ve faizsiz bu kredi desteği, bölgemizin yeşil dönüşümüne ivme kazandıracaktır. Sosyal kapsayıcılığı merkeze alan bu programla mayıs ayındaki başvuru süreci sonrasında yatırımların hızla hayata geçmesini bekliyoruz." dedi. Konuşmanın ardından toplantı basına kapalı devam etti.
28 Nisan 2026 Salı - 19:52
Aydın Sanayi Odası Başkanı Maraş rengini açıkladı: Mavi liste ile seçime giriyoruz
Aydın Sanayi Odası’nın müşterek komite toplantısı oda salonunda yapılan programla gerçekleştirildi. Toplantıda konuşan Aydın Sanayi Odası Başkanı Gökhan Maraş, göreve devam edeceklerini ve önümüzdeki aylarda yapılacak seçime mavi renkle gireceklerini açıkladı. Geçtiğimiz hafta Çin’e yapılan ve katılımcı firmaların tamamının masrafının Ticaret Bakanlığı tarafından karşılanan Uluslararası Rekabeti Geliştirme (URGE) projesine katılan sanayicilerin de katıldığı toplantıda, katılımcılar Çin’deki kazanımlarından söz ederek projenin gerçekleştirilmesinde emeği geçenlere teşekkür ettiler. Toplantı sonunda gündem dışı konuşarak yeni dönem için adaylığını açıklayan Aydın Sanayi Odası Başkanı Gökhan Maraş göreve devam edeceklerini belirterek "Yııl sonuna doğru yapılması planlanan AYSO olağan seçimlerinde mavi liste ile seçime gireceğiz. Rengimiz mavi olacak" diyerek adaylığını açıklamış oldu.
28 Nisan 2026 Salı - 19:44
Başkan Gülsoy: "Dünya ekonomisindeki bu devasa dalgalanmalar ülkemizi ve her bir sanayicimizi etkiliyor"
Kayseri Ticaret Odası (KTO) Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Gülsoy, Nisan Ayı Meclis Toplantısı’nda yaptığı konuşmasında, "Dünya ekonomisindeki bu devasa dalgalanmalar ülkemizi ve her bir sanayicimizi etkiliyor" dedi. KTO Meclis Salonu’nda düzenlenen toplantıya, KTO Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Gülsoy, yönetim kurulu üyeleri ve oda üyeleri katıldı. Küresel ekonominin çağın en büyük sınavlarından birini verdiğini söyleyen Başkan Gülsoy, "İçinde bulunduğumuz dönemde küresel ekonomi, belki de modern çağın en çetin sınavlarından birini veriyor. Artık öyle bir noktadayız ki; bir iş insanı olarak sabah uyandığınızda sadece döviz kurlarına, enflasyon verilerine veya merkez bankalarının faiz kararlarına bakmanız ne yazık ki yetmiyor. Bugün artık haritayı önümüze açıp, jeopolitik dengeleri de titizlikle analiz etmek ve dünyadaki güç savaşlarını yakından izlemek zorundayız. Özellikle Orta Doğu’da aylardır süren ve hepimizi kaygılandıran gerginlik, bizlere bir gerçeği çok sert ve çıplak bir şekilde hatırlattı: Huzurun olmadığı yerde, hesap da tutmuyor. Küresel ölçekte yaşanan bu tür gelişmeler, ekonomideki belirsizliği maalesef daha da derinleştiriyor. Şunu net bir şekilde ifade etmeliyim ki; bugün dünya ekonomisinin önündeki en büyük engel ’belirsizliktir.’ Küresel ölçekte karar alıcılar dahi ertesi gün neyle karşılaşacaklarını öngörmekte zorlanıyor. Bu öngörülemezlik durumu sadece siyaseti değil, sermaye hareketlerinden tedarik zincirlerine kadar tüm piyasaları doğrudan ve derinden etkiliyor. Ortadoğu’da yaşanan sıcak gelişmeler ve devam eden ateşkes süreçleri, piyasalar tarafından son derece temkinli bir şekilde takip ediliyor. Özellikle petrol fiyatlarında yaşanan dalgalanmalar; enflasyon rakamları ve üretim maliyetlerimiz üzerinde en belirleyici unsur olmaya devam ediyor. Petrolün 100 dolar seviyesinin üzerine çıkması, tüm maliyet zincirimizi kırarak enflasyonu tetiklerken; bu seviyenin altında kalması küresel ekonomiye bir nebze olsun nefes aldıracaktır. Ancak mesele sadece matematiksel bir veri meselesi değildir. Rakamların bu denli savrulmasının ardında yatan asıl neden; küresel sistemin koruyucusu olduğunu iddia eden ABD gibi güçlerin, uluslararası kural ve kaideleri hiçe sayan keyfi tavırlarıdır. Bu tavırlar, maalesef uluslararası ticaretin güven zeminini yerle bir etmiştir. Artık karşımızda hukukun üstünlüğüyle işleyen bir piyasa değil; ’güçlü olanın kuralı o an yazdığı’, jeopolitik çıkarlar uğruna küresel refahın feda edildiği kaotik bir düzen vardır. Öte yandan, çoğumuz enerji krizini sadece ’akaryakıt zammı’ ya da ’ısınma maliyeti’ olarak görüyoruz. Oysa bu kriz, kullandığımız yapay zekayı ve içinde bulunduğumuz dijital dünyayı da doğrudan vuruyor. Bugün devasa veri merkezleri o kadar yüksek enerji tüketiyor ki, enerji fiyatlarındaki her artış dijital işlem maliyetlerimizi de sessizce yukarı çekiyor. Yani kriz sadece fabrikamızdaki çarkları değil, cebimizdeki telefonun işlem gücünü dahi derinden etkiliyor. Bölgesel gerginlikler; mutfağımızdaki enerji maliyetinden, finansal varlıklarımıza kadar hayatın her alanına sirayet etmiş durumdadır" dedi. Başkan Gülsoy, savaşların bitmediğini sadece duraksadığını söyleyerek, "Peki, bu devasa küresel dalgalanma Türkiye’ye nasıl yansıyor? Bugün yaşananlar bize şunu açıkça gösteriyor: Savaşlar bitmiş değil, sadece duraksamış durumda. Enflasyon ise henüz tamamen kontrol altına alınmış değil; şu an yaşadığımız sadece geçici bir dengelenme sürecidir. Bu nedenle hem küresel hem de ulusal ölçekte gelişmeleri büyük bir dikkatle takip etmeli, her türlü senaryoya karşı hazırlıklı olmalıyız. Enerji ithalatçısı bir ülke olarak, küresel petrol ve gaz fiyatlarındaki her kuruşluk artış; dış ticaret dengemizi ve enflasyonla mücadelemizi doğrudan zorlaştırıyor. Ancak Türkiye, bu süreci sadece kenardan izleyen değil, aktif şekilde ’yöneten’ bir aktör olmak zorundadır. Sahip olduğumuz esneklik ve stratejik avantajlara odaklanmalıyız. Türkiye ekonomisi tam 22 çeyrektir aralıksız büyüyor; kuşkusuz bu önemli bir başarıdır. Ancak 2026 yılında bu ivmeyi sürdürmek çok daha büyük bir çaba gerektiriyor. Bölgedeki savaş ve gerginlikler, büyüme yolumuzu ciddi anlamda ’engebeli’ hale getirmiştir. Bu yılki büyümenin kalıcılığı; tamamen krizlerin süresine ve bizim dış şoklara vereceğimiz tepkiye bağlıdır. Bu fırtınayı hasarsız atlatmanın tek yolu; gerçekçi bir ekonomi yönetimidir. Küresel türbülansın etkilerini asgariye indirmek için; sıkı para politikasının kararlılıkla sürdürülmesi ve mali disiplinden asla taviz verilmemesi, dış dünyaya karşı güvenilirliğimizin en büyük teminatıdır. Riskler büyük olsa da elimizde çok güçlü enstrümanlar var. Dünya enerji yolları krizlerle boğuşurken Türkiye; boru hatları ve lojistik altyapısıyla ’güvenli liman’ ve ’enerji merkezi’ olma vizyonunu her zamankinden daha güçlü bir şekilde ortaya koymalıdır. Aynı şekilde savunma sanayiimiz de artık sadece bir güvenlik meselesi değil; yüksek teknoloji üreten ve ihraç eden devasa bir ekonomik güce dönüşmüştür. Bu sektör, Türkiye’ye küresel masada çok stratejik bir ’diplomatik kaldıraç’ ve ciddi bir döviz girdisi sağlamaktadır. Bununla birlikte, Uzak Doğu’dan gelen lojistik hatlarının riskli hale gelmesi, Avrupalı dev markalar için ülkemizi vazgeçilmez bir merkez kılmaktadır. Lojistikte yaşanan aksamalar, birçok sektörde Türkiye’yi Avrupa’nın en büyük ve en hızlı üretim alternatifi haline getirebilir. Şunu bir kez daha hatırlatmak isterim: Enerji fiyatlarındaki artışın sadece ulaşım ve ısınma maliyetlerimizi etkilediğini düşünmek büyük bir yanılgı olur. Bu kriz aslında dijital dünyayı ve geleceği de derinden sarsıyor. Bugün devasa veri merkezlerinin yıllık enerji tüketimi, bazı orta ölçekli ülkelerin toplam tüketimini aşmış durumdadır. Bu yüzden enerji güvenliği, aynı zamanda dijital güvenliğimiz ve teknolojik geleceğimiz demektir" ifadelerini kullandı. Ekonomideki dalgalanmaların hem Türkiye’yi hem de her iş insanını doğrudan etkilediğini söyleyen Ömer Gülsoy, "Dünya ekonomisindeki bu devasa dalgalanmalar, kuşkusuz ülkemizi ve her bir sanayicimizi doğrudan etkiliyor. Ancak bu noktada bir gerçeğin altını özellikle çizmek istiyorum: Bizim sanayicimiz, bu zorlu süreçte gerçekten büyük bir direnç ve feraset gösteriyor. Küresel ticaretin zayıfladığı, belirsizliklerin her geçen gün derinleştiği böylesine bir fırtınalı ortamda; çarkları döndüren her tesis, yapılan her üretim ve gerçekleştirilen her kuruşluk ihracat, ülkemiz ekonomisinin en büyük, en sağlam kalesidir. İş dünyamızın temsilcileri olan sizler, sadece ticaret yapmıyor; aynı zamanda bu ülkenin ekonomik bağımsızlığı için birer nefer gibi sahada mücadele ediyorsunuz. Bu zorlu süreçte reel sektörü, yani üreten elleri destekleyecek her adım, hayata geçirilecek her kolaylaştırıcı düzenleme hayati derecede kıymetlidir. Bizler de Odamız olarak, bu mücadelenizde her zaman yanınızda olmaya, sesinizi gür bir şekilde duyurmaya ve üretimin önündeki engelleri kaldırmak için var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz. Tam da bu noktada; geçtiğimiz Cuma günü Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından ilan edilen "Türkiye Yüzyılı Yatırım İçin Güçlü Merkez Programı" ve beraberinde gelen yeni vergi düzenlemeleri, iş dünyamızda çok güçlü bir yankı uyandırmış, adeta yeni bir şahlanış döneminin müjdecisi olmuştur. Bildiğiniz üzere biz iş dünyası temsilcilerinin en büyük arzusu; öngörülebilir bir ekonomi, üretim üzerindeki yüklerin hafifletilmesi ve küresel rekabette elimizi güçlendirecek teşviklerdir. Cumhurbaşkanımızın açıkladığı bu program; imalatçımızdan ihracatçımıza, teknoloji odaklı girişimlerimizden dev sanayi tesislerimize kadar hepimizi kapsayan, üretim odaklı bir vizyonu ortaya koymaktadır. Bu tarihi adımı esasen üç temel boyutta değerlendirmek gerekiyor. Birincisi, doğrudan yatırım çekmek için atılan radikal adımlardır. İstanbul Finans Merkezi’ni odak noktasına alan bu düzenlemeyle; küresel şirketler bölgesel yönetim merkezlerini Türkiye’ye getirip İstanbul Finans Merkezi’nde açarlarsa, yurt dışı kazançlarında 20 yıl boyunca tam vergi muafiyeti sağlayabilecekler. Ayrıca "Tek Durak" sistemiyle bürokrasinin tek merkezde toplanması, yabancı yatırımcı için en büyük engel olan zaman kaybını ortadan kaldıracaktır. İkincisi, üretim ve ihracatçımıza kazandırılacak güçlü ivmedir. Yeni düzenlemeyle imalatçı-ihracatçılarımız için kurumlar vergisi oranının yüzde 9’a, sadece imalatçılarımız için ise yüzde 14’e indirilmesi öngörülmektedir. Bu durum, kendi üretimini ihraç eden firmalarımız için muazzam bir destek anlamına gelmektedir. Hizmet ihracatında ise mimarlık, mühendislik ve yazılım gibi alanlarda vergi indirimi yüzde 100’e çıkarılmaktadır. Üçüncüsü ise terse göçü ve fon girişini teşvik eden vizyondur. Yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın birikimlerini ve tecrübelerini ülkemize getirmesi için sağlanan 20 yıllık vergi muafiyeti, sermaye girişine büyük bir dinamizm katacaktır" dedi. Açıklanan reform paketinin ekonomik dayanıklılığını arttıracağını söyleyen Gülsoy, sözlerine şu şekilde devam etti: "Tabii bir noktayı da gerçekçi bir şekilde meclisimizde dile getirmeliyiz. Bugün küresel konjonktür nedeniyle kârlılığı düşük olan, maliyetine yakın fiyatlarla dünyaya mal satan ihracatçılarımız var. Bu firmalarımız için vergi indirimlerinin beklenen yüksek faydayı sağlayabilmesi adına; bu desteklerin mutlaka sanayi reformu ve işletme sermayesinin korunması gibi yapısal adımlarla perçinlenmesi gerektiğine inanıyoruz. İş dünyası temsilcileri olarak bizlerin en çok ihtiyaç duyduğu bürokratik süreçlerin sadeleştirilmesi yönündeki bu güçlü irade, Kayseri gibi üretim iştahı yüksek şehirler için yeni bir yatırım iklimi demektir. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde açıklanan bu reform paketi; sanayicimizin önünü açacak, sürdürülebilir büyüme hedefimizi güçlendirecek ve ekonomimizin dayanıklılığını artıracaktır. Ülkemizi yatırımın merkezi yapma hedefiyle açıklanan bu paketin, Kayseri’mizin bereketli topraklarında yeni yatırımlara ve yeni istihdam kapılarına vesile olmasını temenni ediyorum. İş dünyası olarak el ele vererek, bu destekleri üretime ve ihracata dönüştürme vaktidir. Bu vesileyle; her zaman sanayicimizin, tüccarımızın ve üretenin yanında durarak bizlere bu vizyonu sunan Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a şahsım, Odamız ve tüm üyelerimiz adına şükranlarımı sunuyorum. Yeni ekonomi paketinin şehrimize ve ülkemize hayırlar getirmesini temenni ediyorum. Açıklanan bu değerli paketi bir başlangıç kabul ediyor, ancak içinden geçtiğimiz bu fırtınalı dönemde daha ileri adımlara ihtiyaç duyduğumuzu da ifade etmek istiyorum. Özellikle bölgemizdeki savaşların ve jeopolitik gerilimlerin küresel dengeleri altüst ettiği bu yeni dönemde, ekonomik programımızın "reel sektör odaklı" bir revizyonla daha da güçlendirilmesini bekliyoruz. Bölgesel çatışmaların ticaret rotalarını ve enerji maliyetlerini doğrudan etkilediği bu süreçte, sanayicimizi bu şoklara karşı koruyacak "esnek ve dinamik" bir destek kalkanı oluşturulmalıdır. Vergi indirimleri kadar, artan maliyetler altında eriyen işletme sermayelerini takviye edecek; uygun maliyetli ve uzun vadeli finansman kanalları yeniden yapılandırılmalıdır. Bu noktada reel sektörümüzün beklediği en acil ve somut adımlardan biri de Merkez Bankası’nın "Döviz Dönüşüm Desteği" uygulamasıdır. Bildiğiniz üzere bu destek 30 Nisan’da sona ermektedir. Küresel tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiği bu dönemde; bu desteğin en az bir yıl daha uzatılmasına, mevcut yüzde 3’lük oranın piyasa gerçeklerine göre artırılmasına ve uygulama şartlarının sanayicimiz için daha sade ve erişilebilir hale getirilmesine ihtiyaç duyulmaktadır. Ekonomik programımız, sadece bugünün değil, yarının değişen dünya şartlarına göre güncellenmeli; teşvik sistemi sektörel ve bölgesel ihtiyaçlara göre daha spesifik bir yapıya kavuşturulmalıdır. Bilinmelidir ki; sanayicinin derdi sadece kâr etmek değil, bu ülkenin üretim çarklarını her şartta ayakta tutmaktır. Bu nedenle, ekonomik programda yapılacak her "reel sektör dokunuşu", Türkiye’nin ekonomik bağımsızlığını daha da perçinleyecektir. Bizim beklentimiz; büyümenin lokomotifi olan imalat sanayimizin, bu yeni dönemde ekonomik programın tam merkezine yerleştirilerek desteklerin bu eksende güncellenmesidir." Başkan Gülsoy, iklim değişikliğinin sadece bir çevre sorunu olarak görülmesinin artık bırakılması gerektiğini söyleyerek, "Değinmemiz gereken bir diğer hayati başlık ise; artık kapımıza dayanan, hatta içeri giren İklim Değişikliği konusudur. Bugün küresel ısınmayı ve iklim krizini durdurmak için çaba göstermek, bizler için bir tercihten öte, kaçınılmaz bir zorunluluk haline gelmiştir. Şunu hepimiz kabul etmeliyiz ki; iklim değişikliği artık geleceğin bir öngörüsü değil, bugünün yakıcı bir sorunudur. Bu süreç, sadece çevresel bir değişim değil; aynı zamanda ekonomik, sınai ve ticari yapılarımızı kökten değiştirecek bir dönüşümdür. Bizler Kayseri iş dünyası olarak bu değişime en üst düzeyde hazırlıklı olmak zorundayız. Üretim süreçlerimizden lojistik ağlarımıza, enerji kullanımımızdan atık yönetimimize kadar her alanda sürdürülebilir yöntemlere hızla geçmeliyiz. Aksi takdirde; küresel ölçekte rekabet gücümüzü kaybetme ve özellikle Avrupa gibi en büyük pazarlarımıza erişimde ciddi engellerle, ek vergilerle karşılaşma riskimiz bulunmaktadır. İklim değişikliğini sadece bir çevre sorunu olarak görmeyi artık bırakmalıyız. Bu konu, geleceğimizin temel ekonomik şartıdır. Buradan tüm işletmelerimizi; şimdiden önlem almaya, verimliliğinizi yükseltecek olan yeşil dönüşüme ve yapay zekaya yatırım yapmaya ve sürdürülebilir büyüme yolunda bizlerle birlikte ilerlemeye davet ediyorum. Unutmayalım ki; tarihin her döneminde değişime direnenler değil, değişimi doğru analiz edip yönetenler kazanmıştır" ifadelerini kullandı.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
27 Nisan 2026 Pazartesi- 09:12
Tozlu arşivlerde unutulan bir gerçek: Hollandalı girişimciye Erzurum, Palandöken ve Toroslar’da petrol izni
2
27 Nisan 2026 Pazartesi- 17:13
Erzurum’da mesleki eğitimde yeni dönem: ETSO ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü protokol kararı aldı
3
28 Nisan 2026 Salı- 16:16
Edirne-İstanbul arası 1,5 saate düşüyor, ilk test sürüşü başarılı geçti
4
25 Nisan 2026 Cumartesi- 08:34
Burhaniye’de ’Atık Kumaşlara Son’ projesi hayata geçirildi
5
25 Nisan 2026 Cumartesi- 14:25
Ayakkabı şikayetleri zirvede: Sinop’ta tüketici başvurularında dikkat çeken artış
03 Aralık 2025 Çarşamba - 13:56
Ticaret Bakanlığından sınır aşan sahtecilik suçlarına karşı Europol ve Interpol ile ortak seminer
Ticaret Bakanlığı, sınır aşan sahtecilik suçları ve fikri mülkiyet haklarına yönelik aralarında Europol ve Interpol’ün de bulunduğu uluslararası kuruluşlardan katılımcıların yer aldığı ‘Fikri Mülkiyet Haklarının Korunmasına İlişkin Bölgesel Semineri’ düzenledi. Ticaret Bakanlığı’nın Europol, Interpol, Avrupa Birliği Fikri Mülkiyet Ofisi’nden ve çeşitli Avrupa ülkelerinden temsilcilerin katılımı ile düzenlediği seminerde, sınır aşan sahtecilik suçları ve fikri mülkiyet haklarına yönelik aralarında Europol ve Interpol’ün de bulunduğu uluslararası kuruluşlarla işbirliği amaçlandı. Seminerin açılış konuşmasını yapan Ticaret Bakan Yardımcısı Sezai Uçarmak, "Bakanlığımız hem gümrük idaresi hem de diğer ticaret unsurları nedeniyle fikri mülkiyet haklarının korunmasının merkezinde yer alıyoruz" dedi. Gümrük idaresi olarak uluslararası düzenlemeleri de takip ettiklerini belirten Uçarmak, "Gümrük idaresi olarak uluslararası düzenlemelere paralel bir mevzuat düzenlemesini takip ediyoruz. Hiçbir zaman uluslararası düzenlemelerden geri kalmış değiliz. Dünya ticaret ve gümrük örgütlerinin kabul etmiş olduğu standartların aynısını biz kendi mevzuatımızda uyguluyoruz. Gümrük Kanunu’nun 57’nci maddesinde fikri ve sınai mülkiyet haklarının ihlali olduğuna dair herhangi bir iddiada bulunulduğu takdirde gümrük idaresi aktif olarak bu işin içine giriyor" diye konuştu. İşlemlerin tamamen elektronik olduğuna işaret eden Uçarmak, "Gümrük idaresi, firmaların başvurusu olmasa bile fikri ve sınai mülkiyet haklarını ihlal eder bir şey gördüklerinde firmaların başvurusunu sağlamak şartıyla alıkoyabilir ve işlemleri resen durdurabilir" diye konuştu. Uçarmak, bu hakların gümrükte korunmasının en önemli yolunun ise hak sahibinin işin peşine düşmesi olduğunu ifade etti. "Gümrüklerde sahteciliğe karşı mücadele sürüyor" Gümrük Kanunu’na göre üzerinde ya da iç ve dış ambalajlarında üretildiği ülkeden başka bir ülkede üretildiğini gösteren, o izlenimi uyandıran simge ya da işaret taşıyan eşyanın ithaline gümrük idaresinin doğrudan doğruya izin vermeyeceğini de belirten Uçarmak, sözlerine şöyle devam etti: "Bunun için herhangi bir kimsenin başvurusuna gerek yok. Bunun da önemli uygulamalar olduğunu geçmişte ben Gümrükler Genel Müdürlüğü yaparken de tecrübe etmiş, buna yönelik genelgeler yazdığımı hatırlıyorum. Dolayısıyla belki o dönem çok daha yoğun uygulanıyordu ama şu anda belki bunun çok fazla uygulaması olmayabilir. Çünkü geçmişte işte Almanya’da üretilmiş gibi Çin’den getirdiği bir ürünü gösteriyordu. Yani tüketicide yanlış kanaat oluşturacak şeyler oluyordu ve çok sık eşya üzerinde elleştemeye neden olabilecek, hatta ithalatı reddedebilecek işlemler yaptığımızı ben kendim uygulamalarımdan hatırlıyorum. Onun için eğer başvuru varsa gümrük idaresi bu konuda aktif olarak işini yapıyor." Uçarmak, 2022’de Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’da önemli değişiklikler yaptıklarını da hatırlattı. Gümrük idaresinden ziyade çevrim içi alışveriş platformlarına yükümlülük getirdiklerine dikkati çeken Uçarmak, "Eğer fikri ve sınai mülkiyet hakkına sebebiyet verecek bir satış varsa, sahte bir ürünü, markayı orada satıyorsa, hak sahibi platforma başvurduğu takdirde satıcı derhal onu ilandan kaldırmak zorunda. Bunun için bir mahkemeye, herhangi bir şekilde önceden başvuruya gerek yok" şeklinde konuştu. Ülke genelinde faaliyet gösteren 160 gümrük müdürlüğü ile gümrüklerde sahteciliğe karşı mücadelenin sürdüğünü ifade eden Uçarmak, fikri ve sınai mülkiyet hakkının korunmasının tek başına gümrük idarelerinin çalışmasıyla olamayacağını vurguladı. Uçarmak, bu konuda farkındalığı artırmak için hem ulusal hem de uluslararası çalışmalara aynı hızla devam ettiklerini söyledi. Sınır aşan sahtecilik suçları konusunda uluslararası gelişmelerin ve iyi ülke uygulamalarının karşılıklı paylaşılmasını hedefleyen seminerin açılışına Ticaret Bakan Yardımcısı Sezai Uçarmak, Europol, Interpol ve Avrupa Birliği Fikri Mülkiyet Ofisi temsilcileri ile Bulgaristan, Fransa, Belçika, Yunanistan, İtalya, İspanya, Almanya ve Polonya’dan ilgili kamu idarelerinin yetkilileri katıldı.
03 Aralık 2025 Çarşamba - 13:12
Akbank ve Arya Yatırım Platformu Yatırıma Hazırlık Programı tamamlandı
Akbank ve Arya Yatırım Platformu iş birliğiyle gerçekleştirilen Yatırıma Hazırlık Programı’nın ikinci dönemi tamamlandı ve mezun girişimciler 2 Aralık’ta düzenlenen etkinlikte, Akbank ve iştiraklerinin üst düzey yöneticileri, fikir önderleri ve yatırımcılarla bir araya geldi. Akbank Girişim Bankacılığı ve Arya Yatırım Platformu iş birliğiyle hayata geçirilen Yatırıma Hazırlık Programı’nın ikinci dönemi tamamlandı. İlk yatırımını almaya veya bir sonraki yatırım turlarına hazırlanan girişimcilere yönelik tasarlanan program, 2 Aralık’ta Akbank ve Arya Yatırım Platformu liderlerinin katılımıyla düzenlenen mezuniyet etkinliğiyle son buldu. Girişimcilerin yatırımcı görüşmelerine stratejik şekilde hazırlanmasını sağlayan program; finansal modelleme, yatırımcı sunum teknikleri, değerleme, yatırım simülasyon oturumları, müzakere ve derinlemesine analiz gibi alanlarda kapsamlı uygulamalı eğitimler ve mentorluk desteği sundu. Beş modülden oluşan program, ihtiyaç odaklı tasarımıyla programa kabul edilen 16 girişimi geleceğe hazırladı. Kapanış etkinliğinde mezun girişimciler; yatırımcılar, ekosistem temsilcileri ve iş dünyası liderleriyle bir araya gelirken, öne çıkan ilk 10 girişimci sahnede sunum yapma imkânı yakaladı ve yatırım öncesi derinlemesine analiz sürecinde danışmanlık desteği almaya ve yatırımcı buluşmalarına katılıma hak kazandı. Bu programla hedeflerinin yatırımcı görüşmeleri gibi kritik bir sürece hazırlıkta girişimcilerin yanında yer almak olduğunu belirten Akbank KOBİ Bankacılığı Genel Müdür Yardımcısı Alper Bektaş, "Girişimcilik, Türkiye ekonomisinin yarınına yön verecek en güçlü alanlardan biri. Bu bilinçle Akbank olarak girişimcilerin stratejik yol arkadaşı olmayı önceliklendiriyoruz. Arya Yatırım Platformu ile yürüttüğümüz Yatırıma Hazırlık Programı da bu yaklaşımın somut bir örneği. Burada girişimcilere yatırım süreçlerine kapsamlı biçimde hazırlanabilecekleri, gerçek yatırımcı simülasyonlarıyla deneyim kazanabilecekleri, güçlü bir ağa erişebilecekleri bir platform sunuyoruz. İhtiyaca yönelik tasarlanmış programlarla, girişimleri fikir aşamasından ölçeklenme, büyüme ve yurt dışına açılma süreçlerine dek her adımda desteklemeye devam edeceğiz" dedi. Arya Yatırım Platformu Kurucusu Ahu Serter de iş birliğinin ekosistemde oluşturduğu etkiye vurgu yaparak şunları söyledi: "Bu iş birliği, girişimcilere yalnızca eğitim sunan bir model değil; yatırım sürecine yönelik kararlarını hızlandıran, işlerini yeniden değerlendirmelerine imkân tanıyan stratejik bir zemin oluşturuyor. 2024 ve 2025 yılı boyunca yürüttüğümüz programlar, girişimcilerin gerçek ihtiyaçlarına temas eden, sonuç odaklı bir gelişim yaklaşımını ortaya koydu. Bugün çok sayıda girişimin yatırımcı görüşmelerine daha net, daha hazırlıklı ve daha ölçeklenebilir iş modelleriyle girdiğini görmek, yapılan çalışmanın etkisini açıkça gösteriyor. Akbank ile kurduğumuz bu güçlü yapıyı daha da geliştirerek girişimcilerin büyüme yolculuklarına katkı sağlamaya devam edeceğiz." Akbank ve Arya’dan 2 yılda 500’ün üzerinde girişimciye destek Akbank ve Arya Yatırım Platformu, son iki yılda toplam 12 programı başarıyla tamamlayarak 500’ün üzerinde girişimciye destek sundu. İstanbul, Ankara ve İzmir’de fiziksel; diğer illerden katılımcılar için online formatta yürütülen atölyelerin yanı sıra girişimci akademisi ve mentor check-up etkinlikleri gibi yenilikçi programlarla girişimcilere kapsayıcı bir gelişim ortamı sağlandı. Her yıl gerçekleşen Yatırıma Hazırlık Programı’na bugüne kadar kabul edilen 33 girişim ise yatırımcı görüşmelerine stratejik olarak hazır hale geldi. Banka, teknoloji girişimcilerinin kuruluştan globale açılıma uzanan tüm yolculuklarında yanlarında olmak için tasarladığı Teknogirişim Paketi ile kapsamlı bir destek ekosistemi sunuyor. Paket kapsamında; kira ödemelerinde chip-para desteği, sanal POS’ta avantajlı komisyon, özel maaş anlaşmaları, hibe ve fonlara özel teminat mektubu oranları, TÜBİTAK BiGG girişimlerine chip-para desteği ve ücretsiz para transferi gibi imkanlar sağlanıyor. Ayrıca, kredi süreçleri girişimlerin ihtiyaçlarına göre yeniden tasarlanarak iş planına dayalı kredi değerlendirmesi uygulanıyor. Bankacılık dışı hizmetlerde şirket kuruluşu, dijital pazarlama, ödeme altyapısı, hibe danışmanlığı ve hukuk desteği indirimli fiyatlarla sunuluyor. İstanbul, Ankara ve İzmir’de Girişimci Müşteri İlişkisi Yöneticileri danışman bankacılık modeli ile girişimcilere bire bir hizmet veriyor. Uçtan uca servis modelinde Akbank; banka, yatırım, mentorluk ve networkü bir araya getiriyor. Yatırım tarafında, Ak Portföy’ün 20 milyon dolarlık girişim sermayesi fonu, mentorluk ve networkte ise Arya Yatırım Platformu iş birliği girişimlere destek sağlıyor. Program katılımcısı girişimlere ise finansmanın ötesinde iş birliği, pazarlama ve tanıtım desteği de sunuyor. Ayrıca bankanın YouTube kanalında yayımlanan "KOBİ’den Söylemesi" serisiyle girişimci hikayeleri geniş kitlelere ulaştırılıyor; podcast ve özel tanıtım destekleriyle girişimcilerin görünürlüğü artırılıyor.
03 Aralık 2025 Çarşamba - 12:58
Çameli Belediyesi, Yerel Kalkınma Stratejiler uygulaması kapsamında hibe desteği almaya hak kazandı
Çameli Belediyesi’nin Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti tarafından desteklenen, 2025-2030 yılları arasında uygulanacak IPARD III Programı M5-Yerel Kalkınma Stratejilerinin Uygulanması (LEADER Yaklaşımı) kapsamında hazırlanan proje, yapılan değerlendirmede 80,40 puan alarak 13 milyon 740 bin 552 TL hibe desteği almaya hak kazandı. Çameli Yerel Eylem Grubu (ÇAMYEG) Başkanı Sayın Cengiz Arslan’ın öncülüğünde yürütülen çalışmalar, ilçemiz adına büyük bir başarının kapısını araladı. Çameli Belediyesi, Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti tarafından desteklenen, 2025-2030 yılları arasında uygulanacak IPARD III Programı M5 - Yerel Kalkınma Stratejilerinin Uygulanması (LEADER Yaklaşımı) kapsamında hazırlanan proje, yapılan değerlendirmede 80,40 puan alarak 13 milyon 740 bin 552 TL hibe desteği almaya hak kazandı. "İlçemize yeni bir yol haritası sunacaktır" Projenin Çameli’nin yerel kalkınma hedefleri için önemli olduğunu vurgulayan Çameli Belediye Başkanı Cengiz Arslan, "Bu önemli AB projesi, Çameli’nin yerel kalkınma hedeflerine büyük ivme kazandıracak; kırsal kalkınma, katılımcı yönetim, üretim ve sürdürülebilirlik alanlarında ilçemize yeni bir yol haritası sunacaktır" dedi. "Çameli’nin geleceğine yapılmış stratejik bir yatırım olan bu AB projesi, ilçemize hayırlı olsun" Aynı zamanda Çameli Belediye Başkanı Cengiz Arslan, "Projenin yürütülmesinde emeği bulunan Proje Koordinatörü Emirhan Akşit’e teşekkür ederiz. Çameli’nin geleceğine yapılmış stratejik bir yatırım olan bu AB projesi, ilçemize hayırlı olsun" diye konuştu.
03 Aralık 2025 Çarşamba - 12:52
Miles&Smiles Garanti BBVA Kredi Kartı 25’inci yaşını kutluyor
Garanti BBVA ve Türk Hava Yolları iş birliği ile oluşturulan mil kazandıran ‘Miles&Smiles Garanti BBVA kredi kartı’ 25’inci yılını kutluyor. Miles&Smiles Garanti BBVA Kredi Kartı 25’inci yaşını kutluyor. Banka, 25’nci yılda kart sahiplerine özel bir kampanya sunduğunu duyurdu. 20 Aralık’a kadar kart sahipleri belli bir miktar ve üzeri giyim ve elektronik alışverişinden mil kazanabilecek. Garanti BBVA Genel Müdür Yardımcısı Ceren Acer Kezik, 25’inci yılına ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: "Bankamızın ödeme sistemleri alanında pek çok önemli başlıktaki liderliği, Türk Hava Yolları’nın kaliteli hizmet anlayışını esas alan, ülkemizin güçlü kurumlarından biri olması ve bu iki kurumun uzun yıllara dayanan kaliteli çalışma prensipleri Türkiye’nin en köklü iş birliklerinden biri olan Miles&Smiles Garanti BBVA Kredi kartını daha da güçlendirmemize ve bugün 25’nci yılını kutlamamıza imkân sağladı. Bu güçlü iş birliği sayesinde Türkiye’nin ilk ve en uzun soluklu ortak markalı kredi kartı olmanın gururunu yaşıyoruz. Kredi kartı, 25 yıldır milyonlarca müşterimize yalnızca mil değil, değerli anılar ve deneyimler de kazandırdı. Banka olarak, müşterilerimizin deneyimini her temas noktasında dönüştürmeyi hedeflediğimiz Radikal Müşteri Perspektifi yaklaşımımızla müşterilerimizin ihtiyaçlarına yönelik hayatlarına gerçek anlamda dokunan çözümler üretmeyi hedefliyoruz. Radikal Müşteri Perspektifi üzerine kurulu anlayışımız, müşterimizin sesini işimizin her adımına taşımak, teknolojiyi ve veriyi onların deneyimini sadeleştirecek biçimde kullanmak üzerine kurulu. Garanti BBVA Miles&Smiles iş birliği de bu yaklaşımın bir yansıması; çünkü biz müşterilerimize sadece finansal hizmet değil, duygusal değer ve kişiselleştirilmiş bir deneyim sunuyoruz. Türk Hava Yollarının yolcu programı Miles&Smiles ile kurduğumuz bu ortaklık, sadece finansal hizmetlerde değil; seyahat deneyiminin tamamında müşterilerimizin ihtiyaçlarını anlayan, güven ve konforu bir arada sunan bir yapı sunuyor. Bu yaklaşımımız sayesinde kredi kartı müşterilerimizin seyahat davranışlarını analiz ediyor, onlara en uygun avantajları, kampanyaları ve deneyimleri proaktif biçimde sunabiliyoruz. İş birliğimiz ile kredi kartı sahiplerine her adımda daha fazla mil ve fırsat sunarken, kart sahiplerini kaliteli ve konforlu bir seyahat deneyimi ile buluşturmaya bundan sonra da devam edeceğiz." 25’inci yıla ilişkin değerlendirmede bulunan Türk Hava Yolları Ticari Genel Müdür Yardımcısı Ahmet Olmuştur, "Türk Hava Yolları olarak, Miles&Smiles Garanti BBVA kredi kartının 25’inci yılını kutlamaktan büyük bir mutluluk duyuyoruz. Banka ile uzun yıllara dayanan bu güçlü iş birliğimiz sayesinde milyonlarca müşterimize daha fazla mil, daha fazla ayrıcalık ve daha konforlu bir seyahat deneyimi sunuyoruz. 25 yılda kazandırılan 172 milyarı aşkın mil, bu iş birliğinin hem gücünü hem de müşterilerimizin programımıza duyduğu güveni gösteriyor" dedi. Yapılan açıklamaya göre kredi kartı, aradan geçen 25 yılda program müşterilerine 172 milyardan fazla mil kazandırdı ve bu millerle müşteriler milyonlarca kez seyahat deneyimi yaşadı. Kazandırılan bu miller 38,4 milyon yurt içi tek yön veya 17,2 milyon Avrupa bilete denk geliyor.
03 Aralık 2025 Çarşamba - 12:45
Bakan Bayraktar’dan Avrupa’ya LNG çağrısı: "Bizim depolama tesislerimizde saklayabilirsiniz"
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, "Avrupa ülkelerinin yeniden gazlaştırma terminallerimiz aracılığıyla LNG satın alması için harika bir alternatif oluşturduk. Avrupalılara LNG kargolarını bize getirerek altyapımızı kullanmaları noktasında uzun vadeli veya kısa vadeli taahhütlerde bulunabiliriz. Avrupa, LNG’yi getirip bizim depolama tesislerinde saklayabilir" dedi. Dünya LNG Zirvesi, ilk kez İstanbul’da düzenlendi. Bu yıl 25’incisi gerçekleştirilen zirve, küresel LNG şirketlerini bir araya getirdi. Tedarikçi ve üretici ülkeler, teknoloji sağlayıcıları, finans kurumları ve akademisyenler de zirveye ilgi gösterdi. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın katılımıyla gerçekleşen zirve kapsamında BOTAŞ 2 yeni LNG anlaşması imzaladı. Bakan Bayraktar, zirvenin açılışında Avrupa ülkelerine "LNG’yi getirip bizim depolama tesislerimizde saklayabilirsiniz" çağrısında bulundu. Bayraktar konuşmasında Türkiye’nin yenilenebilir enerji kapasitesindeki büyümeye, nükleer enerji projelerine, doğal gazın ekonomik ve enerji üretimindeki kritik rolüne de dikkat çekti. BOTAŞ da Alman SEFE ve İtalyan ENI şirketleriyle 2028’de başlayacak ve 10 yıl sürecek iki anlaşma imzaladı. Anlaşmalara göre; SEFE ile 6 milyar metreküp, ENI ile 5 milyar metreküp LNG kış aylarında BOTAŞ’ın tesislerine teslim edilecek. Bakan Bayraktar zirvede yaptığı konuşmada enerji sahnesinde hızlı değişimlerin yaşandığını, küresel enerji talebinin hızla büyüdüğünü belirterek; yapay zeka, veri merkezleri ve elektrikli araçların bu talebi daha da arttırdığını söyledi. "Enerji talebi önümüzdeki 30 yılda 3 katına çıkacak" Bayraktar, benzer trendlerin Türkiye’de de yaşandığını söyleyerek "Enerji talebi son 20 yılda 3 kat arttı ve önümüzdeki 30 yılda da 3 katına çıkacak" diye konuştu. Yapay zekâ, ısıtma ve soğutma sistemleri ile ilkim değişikliği gibi etkenlerin etkisinin ölçülemediğini de vurgulayan Bayraktar, Türkiye’nin COP 31’de dönem başkanı olduğunu ve emisyonların azaltılması hedefinin gündemlerindeki en önemli maddelerden biri olduğunu kaydetti. Bayraktar, 2053’te net sıfır emisyona sahip bir ekonomi olma hedefleri olduğunu anımsatarak bunun için stratejiler geliştirdiklerine değindi. Vatandaşlara uygun fiyatlı, güvenilir enerji sağlamaya çalıştıklarını belirten Bayraktar, Türkiye’nin enerji görünümünü anlattı. "Yenilenebilir enerji kurulu gücümüz ile Avrupa’da 5’inci, dünyada 11’inci sıradayız" Yenilenebilir enerjide büyük bir potansiyele sahip olduklarını dile getiren Bayraktar, "Yenilenebilir enerji kurulu gücümüz ile Avrupa’da 5’inci, dünyada 11’inci sıradayız. Toplam kurulu kapasitemizin yüzde 61’inden fazlası yenilenebilir kaynaklardan geliyor. Önümüzdeki 10 yıl boyunca kurulu gücümüze her yıl en az 8-10 gigavatlık yenilenebilir kapasite eklemeyi hedefliyoruz" dedi. Bayraktar, Akkuyu NGS’de 2026 yılında ilk elektriği üreteceklerini vurgulayarak, "2050 yılına kadar 20 gigavatlık nükleer kapasiteye ulaşmayı hedefliyoruz. Bunun için Sinop ve Trakya’da 8 ek reaktör inşa etmeyi planlıyoruz. Ayrıca SMR’ları yani küçük modüler reaktörleri gelecekteki enerji miksimizin önemli bir unsur olarak görüyoruz ve 5 bin megavatlık SMR kapasitesine sahip olmayı planlıyoruz" diye konuştu. "Doğal tüketimi 60 milyar metreküplere geldi" Doğal gazı; hanelerde, sanayide ve elektrik üretiminde kullandıklarının ve buradaki talebin de hızla arttığının altını çizen Bayraktar, 22 yıl önce yıllık 17 buçuk milyar metreküp olan tüketimin bugün 60 milyar metreküplere geldiğini söyledi. Bayraktar, Sakarya Gaz Sahası’nda birinci fazı tamamladıklarını ve 4 milyon haneye buradan gaz ulaştırdıklarını anlatarak 2026’da bu rakamı ikiye, 2028’de de 4’e katlayacaklarına değindi. "Karadeniz’de 6 yeni sondaj yapılacak" Türk enerji filosundaki 6’ncı geminin bugün Türkiye’ye geldiğini ve 2026’da faaliyete geçeceğini açıklayan Bayraktar, Karadeniz’de keşif amaçlı 6 yeni sondaj yapacaklarını ifade etti. Bayraktar, petrol ve doğal gaz arama ve üretim bağlamında Pakistan’da 3’ü açık deniz, 2’si kara olmak üzere 5 lokasyon için anlaşma yaptıklarını anımsatarak tüm dünyada daha fazla ortaklığa açık olduklarını duyurdu. "Tüketimin yüzde 25’i depolanacak" Doğal gaz altyapısına yatırım yaptıklarını, Tuz Gölü’ndeki depolama tesisinin 1,7 milyar metreküp olan kapasitesini 2030’da 8 buçuk milyar metreküpe çıkaracaklarını, Silivri’deki depolama tesisinin kapasitesinin de 2028’de 6 milyar metreküpe yükseleceğini söyleyen Bayraktar, yıllık tüketimin yüzde 20-25’i kadar bir depolama kapasitesine sahip olmak istediklerini kaydetti. Bayraktar, 2016 yılında ABD’de LNG arzında artış yaşanacağını öngördüklerini ve buna göre bir strateji geliştirdiklerini dile getirerek bu doğrultuda yeniden gazlaştırma kapasitesini arttırmaya karar verdiklerini ve kısa bir süre içerisinde bunu 5 kat arttırarak günlük 161 milyon metreküpe çıkardıklarını bildirdi. "Gaz ihracatçısı olduk" Küresel LNG tedarikçileriyle uzun vadeli sözleşmeler yapmaya başladıklarını dile getiren Bayraktar, LNG’nin Türkiye’nin gaz ithalatının önemli bir bölümünü oluşturduğuna işaret ederek Karadeniz gazı ile birlikte çeşitlendirilmiş tedarik portföyüne sahip bir gaz ihracatçısı olduklarını söyledi. Bu yıl sadece büyük LNG anlaşmaları imzalamadıklarını, Türkmenistan’dan ilk kez gaz getirdiklerini anlatan Bayraktar, "Şebekemize iki yeni ara bağlantı noktası ekledik. Iğdır-Nahçıvan ve Kilis-Suriye bağlantılarını tesis ettik. SOCAR ve Katar ile birlikte Suriye’ye gaz tedarik etmeye başladık" dedi. Avrupa’ya çağrı Bayraktar, Avrupa’da Bulgaristan, Romanya, Macaristan ve Yunanistan’a boru hattı ile ve Kuzey Makedonya ve Sırbistan’a LNG kamyonları ile gaz tedarik ettiklerini anlatarak, "Avrupa ülkelerinin yeniden gazlaştırma terminallerimiz aracılığıyla LNG satın alması için harika bir alternatif oluşturduk. Avrupalılara LNG kargolarını bize getirerek altyapımızı kullanmaları noktasında uzun vadeli veya kısa vadeli taahhütlerde bulunabiliriz. Avrupa, LNG’yi getirip bizim depolama tesislerinde saklayabilir" şeklinde konuştu. Türk Yolu politikası Türkiye olarak dengeli, çeşitlendirilmiş, ileriye dönük bir enerji politikaları olduğunu ve buna "Türk Yolu" dediklerini hatırlatan Bayraktar, "Bu stratejik yaklaşım, Türkiye’yi bölgesel ve küresel enerji ortamında güvenilir bir ortak haline getiriyor. Türkiye, esnek ve güçlü enerji pazarları inşa etmek için bugün burada temsil edilen tüm ortaklarla çalışmaya hazırdır" ifadelerini kullandı. 11 milyar metreküplük 2 yeni LNG anlaşması Zirve, Türkiye açısından iki yeni anlaşmaya da ev sahipliği yaptı. BOTAŞ, Alman devlet şirketi SEFE ile yıllık 6 milyar metreküp, İtalyan ENI şirketi ile de yine yıllık 5 milyar metreküp olmak üzere toplamda 11 milyar metreküplük LNG tedariki için el sıkıştı. Bakan Bayraktar, anlaşmaların imza törenlerine refakat etti. Anlaşmalar, 2028 yılında başlayacak ve 10 yıl sürecek. SEFE ve ENI, doğal gaz tüketiminin yoğunlaştığı kış dönemlerinde bu sevkiyatları gerçekleştirecek. Bakan Bayraktar, anlaşmaların imzalanması ve zirvenin açılışı sonrasında gazetecilerin sorularını yanıtladı. SEFE ve ENI anlaşmalarıyla birlikte 2025 yılında 106 milyar metreküp, 2024 Eylül ayından itibaren ise 155 milyar metreküplük uzun dönemli LNG anlaşması imzaladıklarını ifade eden Bayraktar, boru hattıyla gelen gazın yanına alternatif olarak LNG’yi koyarak rekabetçi fiyatlarla ürün çeşitlendirmeye gittiklerini söyledi.
03 Aralık 2025 Çarşamba - 12:45
SSK ve Bağ-Kur emeklilerinin maaş artışı 5 aylık enflasyona göre 11,21 oldu
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), kasım ayı enflasyon oranını yüzde 0,87 olarak açıkladı. Böylece memur ve emeklilerin maaşlarının baz alındığı 5 aylık toplam enflasyon oranı yüzde 11,21 olarak gerçekleşti. TÜİK, emekli ve memur maaşları başta olmak üzere birçok konuda belirleyici olan kasım ayı enflasyon rakamlarını açıkladı. Buna göre enflasyon oranı kasım ayında yüzde 0,87, yıllık bazda ise yüzde 31,07 oldu. Her yıl ocak ve temmuz ayları olmak üzere yılda iki kez zam alan memur, memur emeklileri, SSK ve Bağ-Kur emeklilerinin de 5 aylık enflasyon rakamlarının netleşmesiyle birlikte maaş zam oranları belli olmaya başladı. 5 aylık enflasyon oranlarına bakıldığında SSK ve Bağ-Kur emeklileri, temmuz ayında 2,06, ağustos ayında 2,04, eylül ayında 3,23, ekim ayında 2,55, kasım ayında yüzde 0,87 olmak üzere toplamda yüzde 11,21’lik zammı garantiledi. Yapılacak bu zam Ocak 2026’daki maaşlara yansıyacağı için aralık ayında açıklanacak olan aylık enflasyon oranında birikimli olarak hesaplanacak. Memur ve memur emeklisine yüzde 17,57 zam Memur ve memur emeklileri, toplu sözleşme zammına ek olarak enflasyon farkı alıyorlar. Toplu sözleşme zammına göre memur ve memur emeklileri ocak ayında 2026 yılının ilk zammını alacak. Kasım ayı enflasyonunun aylık bazda 0,87 olarak açıklamasıyla birlikte toplam enflasyon yüzde 11,21’i aştı. Memur zammında belirleyici olan 5 aylık enflasyon farkı ise yüzde 5,91 olarak oluştu. Memur ve emeklileri bu hesaplamalar doğrultusunda yüzde 5,91 enflasyon farkına 8. Dönem Toplu sözleşmesi ile belirlenen yüzde 11 ilave edilmesi halinde toplam yüzde 17,57 zammı şimdiden hak etmiş oldu.
03 Aralık 2025 Çarşamba - 12:36
Simav’da 12 bin tavuk kapasiteli işletmeye yumurta paketleme faaliyeti için onay belgesi
Kütahya’nın Simav ilçesindeki 12 bin tavuk kapasiteli işletmeye yumurta paketleme faaliyeti için onay belgesi verildi. İlçeye bağlı Kuşu beldesindeki yeni ticari yumurtacı kanatlı işletmesi, İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü personeli tarafından ziyaret edildi. Ziyarette, işletme sahibine yumurtaların kümes yolculuğundan sofraya kadar düzgünce izlenmesini sağlayacak olan İşletme Onay Belgesi teslim edildi.
03 Aralık 2025 Çarşamba - 12:27
ATO Başkanı Baran: "İki ülkenin sanayi birikimi ve rekabet avantajını bir araya getirerek, güçlü iş birlikleri hayata geçirmeyi hedefliyoruz"
Ankara Ticaret Odası (ATO) Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, Türkiye ile Belarus arasındaki ticaret hacminin 2024 yılı sonu itibarıyla 1,85 milyar dolar seviyesine ulaştığını hatırlatarak, "Bu rakam, iki ülkenin karşılıklı diyalog ve potansiyelini yansıtmaktan uzak. Sanayi birikimi ve rekabet avantajlarını bir araya getirerek, güçlü iş birlikleri hayata geçirmeyi hedefliyoruz" dedi. ATO ile Belarus Ticaret ve Sanayi Odası Minsk Şubesi’nin Ankara ile Minsk arasındaki ticaret ve yatırım ilişkilerini geliştirmek amacıyla düzenlediği ‘Ankara-Minsk İş Forumu’, ATO Duatepe Salonu’nda yapıldı. ATO Başkanı Gürsel Baran, Belarus Cumhuriyeti’nin Ankara Büyükelçisi Anatoly Glaz ve Belarus Ticaret ve Sanayi Odası yetkililerinin de yer aldığı forumda, ATO ile Belarus Ticaret ve Sanayi Odası Minsk Şubesi arasında ticari ve ekonomik alanda iş birliklerini hedefleyen İyi Niyet Protokolü imzalandı. Protokole ATO adına Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, Belarus Ticaret ve Sanayi Odası Minsk Şubesi adına ise Genel Müdür Yardımcısı Irina Ivanova imza koydu. Baran, programda yaptığı konuşmada ATO ile Belarus Ticaret ve Sanayi Odası Minsk Şubesi arasında imzalanan protokolün Ankara ve Minsk ile iki ülke arasındaki ticari ve ekonomik ilişkilerin geliştirilmesinde güçlü bir adım oluşturduğunu belirterek, "Protokol, iş heyetlerinin karşılıklı ziyaretlerinden fuarlara, B2B görüşmelerden ortak üretim ve yatırım fırsatlarına kadar geniş bir yelpazede iş birliğini kapsıyor. Bu iş birliğinin, iki ülke iş insanları arasında yeni ticaret köprüleri kuracağına, dostluğumuzu ekonomik başarılarla pekiştireceğine ve Türkiye-Belarus ticaret hacmini çok daha yüksek seviyelere taşıyacağına inanıyoruz" dedi. "İki ülkenin sanayi birikimi ve rekabet avantajlarını bir araya getirerek, güçlü iş birlikleri hayata geçirmeyi hedefliyoruz" Türkiye ile Belarus arasındaki ticari ilişkilerin yıllar itibarıyla gelişme kaydettiğini belirten Baran, iki ülke arasındaki ticaret hacminin 2024 yılı sonu itibarıyla 1,85 milyar dolar seviyesine ulaştığını hatırlattı. Ticaret rakamlarının iki ülkenin karşılıklı diyalog ve potansiyelini yansıtmaktan uzak olduğunu ifade eden Baran, "Karşılıklı olarak iş dünyasının birlikte atacağı adımlarla bu potansiyelin hızla gelişeceğine ve ticaretin çok daha yüksek seviyelere ulaşacağına inanıyoruz. Ekonomik iş birliğimizi çeşitlendirerek, yeni yatırım alanları oluşturarak ve ticareti kolaylaştıran mekanizmaları güçlendirerek ekonomik ilişkilerimizi güçlendirebiliriz. İki ülkenin sanayi birikimi ve rekabet avantajlarını bir araya getirerek, güçlü iş birlikleri hayata geçirmeyi hedefliyoruz" ifadelerini kullandı. "Sektörel ve lojistik avantajlar yatırım imkanını güçlendiriyor" İki ülke arasında önemli yatırım imkanları bulunduğunu ifade eden Baran, "Türk şirketlerinin Belarus’ta gerek serbest bölgelerde, gerekse ortak üretim modellerinde önemli fırsatlara sahip olduğunu, aynı şekilde Belaruslu iş insanlarının da Türkiye’deki organize sanayi bölgelerinde yenilenebilir enerji yatırımlarında, gıda ve tarım teknolojileri alanlarında önemli yatırım imkanları bulunduğunu görüyoruz" diye konuştu. İki ülke arasında özellikle makine, savunma, medikal cihazlar ve otomotiv yan sanayiinde ortak üretim yapıları kurulabileceğini kaydeden Baran, Türkiye’nin orta koridor avantajı ve Belarus’un Avrasya Ekonomik Birliği bağlantılarıyla yeni fırsatların ortaya konabileceğini belirtti. Baran, Ankara ekonomisine ilişkin de bilgi vererek, "Ankara, başkent olmasının yanı sıra aynı zamanda savunma sanayii, sağlık teknolojileri, bilişim, yüksek katma değerli üretimin de merkezi durumunda" şeklinde konuştu. Forum, iki ülke iş dünyası temsilcilerinin gerçekleştirdiği B2B ikili görüşmeler ile devam etti.
03 Aralık 2025 Çarşamba - 11:38
SD 36 minimal tasarımıyla Window Eurasia’da yoğun ilgi gördü
WİNDOW Eurasia 2025 Fuarı’nda yer alan alüminyum üreticilerinden Alkor Alüminyum’un markası Cosabella’nın alüminyum sürme kapı, pencere ve cephe sistemlerini sergilediği stant, ziyaretçilerin yoğun ilgisini gördü. SD 36 alüminyum sürme sistemi minimal profil yapısı, taşıyıcı kapasitesi ve kullanım mekanizmasıyla fuarın en dikkat çeken ürünleri arasında yer aldı. Alkor Alüminyum’un markası Cosabella, 21-24 Kasım tarihleri arasında İstanbul TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen Window Eurasia 2025 Fuarı’na katıldı. Cosabella, alüminyum sürme sistemler, kapı, pencere ve cephe çözümlerini içeren standıyla ziyaretçilerin ilgisini çekti. Dört gün süren fuar boyunca mimarlar, inşaat firmaları, proje ofisleri ile yurt içi ve yurt dışından gelen distribütörler, Cosabella’nın ürün gamını incelemek üzere standı ziyaret etti. Cosabella’nın standında sergilenen sistemler minimal tasarım yaklaşımı, statik dayanım özellikleri, yüksek kanat yüksekliklerini ve geniş cam yüzeylerini destekleyen yapılarıyla teknik açıdan değerlendirildi. Minimal çerçeve çizgisi, hareket mekanizmalarının kullanım hissi ve sistemlerin bütünleşik tasarım yapısı, mimari projelerde kullanım açısından ziyaretçilerin sorularını yönelttiği konular arasında yer aldı. Aksesuar ve kritik bileşenlerin Cosabella tarafından üretildiği belirtildi. Mimarlar ve yapı profesyonelleri, ince profilli kapı-pencere çözümlerinin projelerde sağladığı teknik katkılara ilişkin bilgi aldı. Enerji verimliliği, taşıyıcı yapı performansı ve modern projelere uyum sağlayan sistem özellikleri hakkında marka temsilcileri tarafından bilgilendirme yapıldı. Cosabella’nın fuarda tanıttığı ürünler arasında SD 22, SD 23, SD 32, SD 33, SD 35 ve SD 36 alüminyum sürme sistemleri ile WD 42 ve WD 52 alüminyum açılır sistemler yer aldı. Ayrıca FS 72 cephe, RS 82 küpeşte/korkuluk sistemleri, SS 92 bölme çözümleri ve DS 62 katlanır, DS 63 giriş, DS 64 pivot kapı sistemleri de ziyaretçilere sunuldu. Tüm ürünler, modern mimaride minimal tasarım, yüksek dayanım ve uzun ömürlü kullanım ihtiyaçlarına yönelik olarak tanıtıldı. Standı ziyaret eden profesyoneller, projeye özel sistem üretimiyle ilgili olarak AR-GE ve tasarım süreçlerine ilişkin bilgi aldı. Cosabella’nın özel taleplere göre sistem tasarlayabilen mühendislik ve üretim altyapısına sahip olduğu belirtildi. Markanın Avrupa, Amerika ve Orta Doğu-Avrasya bölgelerinde faaliyet gösterdiği; Almanya, Fransa, Hollanda, İngiltere, ABD, Karayip bölgesi, BAE, Suudi Arabistan, Kuveyt, Irak, Gürcistan, Azerbaycan ve Pakistan’ın başlıca pazarlar arasında yer aldığı bilgisi paylaşıldı. Fuarın dikkat çeken ürünlerinden SD 36 minimal sürme sistemi, profil inceliği, taşıyıcı kapasitesi ve kullanım mekanizması açısından teknik verileriyle tanıtıldı. Sistem 16/28 mm ısı yalıtımı, Class 9A su geçirmezlik, Class 4 hava geçirimsizlik, C4/B4 rüzgar yükü dayanımı değerleri ile gömme, yarı gömme ve kapalı montaj seçenekleriyle sunuldu. Akıllı ev ve otomasyon sistemleriyle uyumlu kullanım özelliği de ziyaretçiler tarafından incelendi. Cosabella’nın fuar süresince yürüttüğü görüşmelerin, Türkiye ve uluslararası pazarlardaki satış ve iş birliği çalışmalarına katkı sağlayacağı belirtildi.
03 Aralık 2025 Çarşamba - 11:25
Infortrend Technology, EonStor GS 4U 90 ürününe talebin arttığını duyurdu
Kurumsal depolama ve yapay zeka çözümleri sağlayıcısı Infortrend Technology, EonStor GS 4U 90 yuvalı birleşik depolama ürününün farklı sektörler tarafından tercih edildiğini açıkladı. Kurumsal depolama ve yapay zeka çözümleri sağlayıcısı Infortrend Technology, EonStor GS 4U 90 yuvalı birleşik depolama ürününün çeşitli sektörler tarafından giderek daha fazla tercih edildiğini duyurdu. Yapılan açıklamaya göre; EonStor GS 90 yuvalı çözüm, 4U boyutunda bir alanda 45 GB/s’ye kadar çıkış ve 2PB ham kapasite sunuyor. Çift yedekli kontrolörlere sahip olan GS, kesintisiz çalışma ve veri koruması sağlıyor. Dosya, blok ve nesne depolamayı destekleyerek farklı uygulama gereksinimlerine uyum sağlama esnekliği sunuyor. Infortrend Ürün Planlama Kıdemli Direktörü Frank Lee, "Farklı sektörlerdeki kuruluşlar, artan verileri yönetmek, hızlı veri erişimi sağlamak ve sınırlı raf alanından en iyi şekilde yararlanmak için yüksek yoğunluklu GS depolamamızı giderek daha fazla seçiyor. Gelecek için tasarlanan bu çözüm, işletmelerin sürekli gelişen veri taleplerini karşılamak için ihtiyaç duydukları 70PB’a kadar performans ve ölçeklenebilirlik sunuyor" açıklamasını yaptı.
03 Aralık 2025 Çarşamba - 11:20
Alanya 40 bine yakın tropikal meyve üreticisiyle iç piyasa ihtiyacını karşılıyor
Tropikal Meyve Üreticileri Birliği Başkanı Ali Hüddoğlu, Antalya’nın Alanya ilçesi ve çevresinde tropikal meyve üretiminin hızla arttığını belirterek, bölgenin artık iç piyasadaki ihtiyacı karşılar seviyeye geldiğini, ihracat için gerekli altyapının oluşmaya başladığını söyledi. Özellikle avokado, mango, papaya ve ejder meyvesine yurt dışından yoğun talep olduğunu ifade eden Hüddoğlu, üretimin her yıl istikrarlı şekilde yükseldiğine dikkat çekti. Akdeniz’in önemli tropikal meyve üretimi havzasında yer alan Alanya’da üretim artarak devam ediyor. 40 bine yakın üreticinin bulunduğu ve 2 bin ton civarında üretimin gerçekleştirildiği Alanya’da tropikal meyveler ihracata hazırlanıyor. Yapımı tamamlanan Payallar Mahallesi’ndeki yeni halin açılmasıyla ihracat potansiyelinin artması, ihracatçı tüccarların da bölgeye gelerek Alanya ve ülke ekonomisine katkı sağlaması bekleniyor. Tropikal meyvelere talep çok Alanya’da yetişen tropikal meyvelerin ihracat taleplerinin arttığını belirten Alanya Tropikal Meyve Üreticileri Birliği Başkanı Ali Hüddoğlu, "Alanya’mızda tropikal meyve üretimi artarak devam ediyor. Bölgemizde yetiştirdiğimiz muz ve avokadomuz, ülkemizin ihtiyaçlarını karşılayacak duruma geldi. Artık yavaş yavaş ihracat boyutunu düşünmeye başladık. Burada avokado, mango, papaya ve ejder gibi ürünlerimize yurt dışından talep yoğunlaşmaya başladı. Burada üretim hızlı bir şekilde artıyor. Yetkililerden ricamız özellikle bizim yerli üreticimizin ürettiği ürünlerin hasat zamanında ithal ürünlere bir kısıtlama getirilmesini talep ediyoruz. Bizim burada işletme maliyetimiz yoğun olduğu için ürünümüz para ederse biz üretime devam ederiz’’ dedi. Turizm ve tarım iç içe Turizm ve tarımın aynı anda yapıldığı tek yerin Alanya olduğunu söyleyen Hüddoğlu, "Alanya ölçeğinde baktığımızda turizm ve tarımın iç içe yapıldığı tek şehir. Bizim burada işletme maliyetimiz artıyor. Çalışacak insan bulmakta zorlanıyoruz. Burada günlük yevmiye ise 3 bin ile 3 bin 500 arasında. Bu da bizim işletme maliyetimizi artırıyor. Seralarda çalışmak yoğun bir işçilik gerektiriyor. 40 bin üreticinin olduğu bir şehir. Yeni halimiz hala bitmedi. Yeni hal açıldığında ihracatçı tüccarların hale yoğun bir talebi olacak. Tropikal meyve Alanya, Gazipaşa, Anamur ve Manavgat çanağında yetiştiği için açılacak halimiz ihracat noktasında elimizi güçlendirecektir’’ ifadelerini kullandı. Kırsal alanda hırsızlıkların önüne geçilebilmesi için kontrollerin artırılması gerektiğini belirten Hüddoğlu, "Bu tür hırsızlıklar üreticimizin başına geliyor. Biz bu üretimleri daha çok kırsal alanda yaptığımız için geniş alanda her ne kadar kamera koysan da kör noktalar oluyor. Tropikal meyve üretimimiz olduğu alanlarda kontrollerin daha sık yapılmasını ve bu bölgelere kamera takılmasını talep ettik. Olumsuz durumlara karşı üreticilerimizi kayıt altına almak için de gerekli yerlere başvuruda bulunduk’’ şeklinde konuştu. Muzun üreticiden çıkış fiyatı ortalama 35 lira olurken, avokado 100 lira, papaya 60 lira, mango 110 liradan alıcı buluyor.
03 Aralık 2025 Çarşamba - 11:14
Yeni Yerel-Sen’den üst düzey kamu görevlilerine yapılan maaş artışına tepki
Kamuoyunda son günlerde tartışma oluşturan, bazı üst düzey kamu yöneticileri ve kariyer personelin maaşlarına ortalama 30 bin lira seyyanen artış yapılmasına ilişkin düzenleme, memur sendikalarının tepkisini çekmeye devam ediyor. Yeni Yerel-Sen, yaptığı yazılı açıklamada söz konusu uygulamanın adaletsiz ve hakkaniyet ilkesine aykırı olduğunu belirterek düzenlemeye sert eleştiriler yöneltti. Sendika açıklamasında, son yıllarda memur maaşlarının resmi enflasyon rakamlarına göre artırılmasına rağmen, sahadaki gerçek hayat pahalılığı karşısında çalışanların alım gücünün ciddi şekilde düştüğü vurgulandı. Elektrik, doğalgaz, gıda ve diğer temel ihtiyaçlara gelen zamların memurların geçimini zorlaştırdığı ifade edildi. Bu şartlar altında yalnızca üst düzey kamu görevlilerine yüksek oranlı bir maaş artışı yapılmasının kabul edilemez olduğunu belirten Yeni Yerel-Sen, "Üst düzey kadroların maaşları enflasyon karşısında eridi ise alt kademe memurun maaşı da erimiştir ve bu durum görmezden gelinemez" değerlendirmesinde bulundu. Sendika, tüm kamu görevlileri için adil, eşit ve oransal bir maaş iyileştirmesi yapılması gerektiğini vurgulayarak, "Memura gelince kaşıkla, üst düzey kadrolara gelince kepçeyle verilen artışlar sosyal adalet ve hakkaniyet ilkesiyle örtüşmemektedir" ifadelerini kullandı. Yeni Yerel-Sen, kamu görevlileri arasında ayrışmaya neden olacak uygulamalardan vazgeçilmesini istedi. Açıklamada, yaşam maliyetleri ve enflasyon karşısında tüm memurların maaşlarının adil şekilde iyileştirilmesinin bir zorunluluk olduğunun altı çizildi ve "Hakkaniyet, şeffaflık ve sosyal devlet anlayışı gereği çalışanların emeğinin karşılığını almasını sağlayacak adımlar bir an önce atılmalıdır" denildi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder