EKONOMİ
27 Nisan 2026 Pazartesi - 12:32 Köyceğiz’de 98 üreticiye İpekböceği larvası dağıtıldı Muğla’da kırsal kalkınmayı destekleyen alternatif üretim modellerinden biri olan ipekböcekçiliğinin yaygınlaştırılması amacıyla, Köyceğiz ilçesi Pınarköy Mahallesi’nde ipekböceği dağıtım töreni gerçekleştirildi. Tarihi yaklaşık 5 bin yıl öncesine dayanan ve doğanın sunduğu en zarif liflerden biri olan ipeğin, Muğla için önemli bir geçim kaynağı olmaya devam ettiği vurgulandı. Türkiye genelinde ipekböceği üretimi yapan işletmelerin yüzde 6,2’sinin Muğla’da bulunduğu, 2025 yılı itibarıyla 5 bin 892 kilogram üretim ile ilin Türkiye genelinde 3. sırada yer aldığı, işletme sayısı bakımından ise 5. sırada bulunduğu ifade edildi. İl Tarım ve Orman Müdür Yardımcısı Dr. Songül Topal yaptığı konuşmada, ipekböcekçiliğinin ilde yeniden önem kazandığını belirterek, "İlimizde 2025 yılı itibarıyla 23 mahallede 106 işletmede üretim yapılmaktadır. 2026 yılında ise bu sayının 142 işletmeye ulaşması beklenmektedir. Köyceğiz ilçemiz üretimin merkezinde yer almakta olup, Pınarköy Mahallemizde Kozabirlik tarafından temin edilen ipekböceği larvaları 98 üreticimize teslim edilecek" dedi. Topal ayrıca, İl Müdürlüğü tarafından hayata geçirilecek yeni bir proje kapsamında ipekböceği yetiştiricilerine yüzde 75 hibe desteği ile gerekli malzemelerin temin edileceğini belirterek, ilerleyen süreçte dut fidanı dağıtımının da gerçekleştirileceğini ifade etti. Köyceğiz Kaymakamı Mert Kumcu ise konuşmasında, çocukluk yıllarından bu yana aşina olduğu ipekböceği üretiminin Pınarköy Mahallesi’nde devam etmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirerek, üreticilere bereketli bir sezon diledi. 98 üreticiye ipekböceği larvaları dağıtılırken, törene; Köyceğiz Kaymakamı Mert Kumcu, İl Tarım ve Orman Müdür Yardımcısı Dr. Songül Topal, Hayvan Sağlığı ve Yetiştiriciliği Şube Müdürü Mehmet Kuray, Köyceğiz İlçe Tarım ve Orman Müdürü Eşref Arslan, Kozabirlik Ege Bölge Temsilcisi Faik Ramazan Akyüz ile üreticiler katıldı.
27 Nisan 2026 Pazartesi - 12:30 İş Bankası’ndan lise öğrencileri için girişimcilik programı Workup’ın lise öğrencisi gençler için üretim odaklı bir hızlandırma programı olarak hayata geçireceği WorkupOnBoard başvuruları 15 Mayıs’ta sona eriyor. Girişimcilik motivasyonu yüksek gençlerin bu alanda gelişmesi ve girişimcilik ekosistemiyle tanışmasını hedefleyen program hibrit olarak 4-26 Temmuz’da düzenlenecek. Türkiye İş Bankası’nın ana destekçisi olduğu Workup, lise öğrencilerine yönelik yeni girişimcilik programı WorkupOnBoard’ı hayata geçiriyor. İş Bankası bünyesinde yer alan Yapay Zekâ Fabrikası (YZF) yürütücülüğünde gerçekleştirilecek WorkupOnBoard, bir projenin fikir aşamasından çalışan bir ürüne dönüşmesine kadar olan sürece yönelik yüksek yoğunluklu bir hızlandırma programı olarak kurgulandı. Program ile yapay zekanın geleneksel teorik eğitim modellerinden ayrışarak yalnızca bir bilgi aracı değil, doğrudan bir üretim ortağı olarak kullanıldığı bir yapı sunuluyor. Katılımcılar program boyunca yapay zekâ destekli geliştirme araçları ile ürünlerini sıfırdan oluşturacak, gerçek kullanıcılarla test edecek ve hızlı iterasyonlarla (yinelemelerle) geliştirme sürecini deneyimleyecek. 21 günlük program, fikir geliştirme ve MVP (minimum uygulanabilir ürün) oluşturma, kullanıcı doğrulama ve ürün iyileştirme, büyüme ve Demo Day hazırlığı olmak üzere üç temel fazdan oluşacak, haftanın 3 günü fiziksel mentor destekli üretim, 2 günü ise asenkron çalışma yapılacak. Katılımcılara bulut ve yapay zekâ araç kredileri ile belirli reklam/test bütçesi verilerek, geliştirdikleri ürünleri gerçek kullanıcılarla buluşturma imkânı sunulacak. Bu yaklaşım ile katılımcıların doğrudan müşteriyle temas kurabilen, test edilmiş ürünler geliştirmesi hedefleniyor. Program sonunda katılımcılar, çalışan bir MVP, kullanıcı geri bildirimlerine dayalı ürün geliştirme deneyimi ve girişimcilik refleksi kazanacak, İş Bankası Girişimcilik Ekosistemine erişim elde edecek. Ayrıca, ekipler Demo Day’de projelerini girişimcilik ekosistemi paydaşlarına sunma şansı yakalayacak. Girişimcilik motivasyonu yüksek gençlerin bu alanda gelişmesi ve girişimcilik ekosistemiyle tanışmasını hedefleyen program 4-26 Temmuz arasında hibrit olarak düzenlenecek. Yüz yüze bölümleri İş Vapur’da gerçekleştirilecek programa başvurular, 15 Mayıs’a kadar workup.ist/workuponboard üzerinden yapılabiliyor.
27 Nisan 2026 Pazartesi - 12:27 Bakan Işıkhan: ’’İş gücü piyasalarında yaşanan küresel değişimleri risk değil fırsat olarak görüyoruz’’ OECD 2026 Beceriler Zirvesi kapsamında düzenlenen basın toplantısında, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan ile OECD Genel Sekreteri Mathias Cormann açıklamalarda bulundu. Işıkhan, küresel iş gücü piyasalarındaki değişimleri fırsat olarak değerlendirdiklerini ifade etti. OECD 2026 Beceriler Zirvesi çerçevesinde, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan ile OECD Genel Sekreteri Mathias Cormann ortak bir basın toplantısı düzenledi. Zirve kapsamında, 25’i bakan, 20’si bakan yardımcısı olmak üzere 57 ülke ve uluslararası kuruluştan yaklaşık 300 temsilci Türkiye’de ağırlanıyor. İki gün sürecek zirvede; teknolojik değişim ve dönüşümün küresel ve bölgesel etkileri ile çalışma hayatı ve eğitim sistemlerinin bu süreçle ilişkisi ele alınacak. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ev sahipliğinde düzenlenen toplantıda konuşan Bakan Işıkhan, ‘‘2023 yılında Ülkemizde açılan, OECD İstanbul Merkezi ile OECD; bölgesel programlar geliştirerek, çok daha geniş coğrafyalara erişim imkanı kazanmıştır. Bu merkezin görev süresinin 3 yıl daha uzatıldığına yönelik karar, dün Resmi Gazete yayınlanmıştır. Hayırlı olmasını diliyorum’’ ifadelerini kullandı. ‘‘İş gücü piyasalarında yaşanan küresel değişimleri risk değil fırsat olarak görüyoruz’’ Basın mensuplarının da sorularını yanıtlayan Işıkhan, iş gücü piyasalarında yaşanan değişimlerle ilgili görüşlerini dile getirdi. Işıkhan, ‘‘İş gücü piyasalarının bölgesel ve küresel düzeyde yaşanan değişikliklerin, ülkemiz iş gücü piyasalarını etkilemesini bekliyoruz, her ülke gibi bekliyoruz. Çünkü Türkiye dünyadan kopuk şekilde yaşayan bir ülke değil. Biz bunu bir risk olarak değil, bir fırsat olarak değerlendiriyoruz. Çünkü Türkiye’nin güçlü bir ekonomik yapısı söz konusu. İŞKUR’umuz özellikle yeni ortaya çıkabilecek mesleklere yönelik hazırlıklarını sürdürüyor. Biz hazırız, biz bunu bir risk olarak görmüyoruz. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, ‘Türkiye Yüzyılı’ vizyonunu baz alarak bu istihdam politikalarımızı, hem kadınları hem de gençleri iş gücü piyasasına katacak aktif istihdam politikalarını hayata geçirmeye gayret ediyoruz" şeklinde konuştu. 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nün resmi tatil ilan edilmesinin emeğe verilen hukuki bir sembol anlamına geldiğini belirten Işıkhan, "Ülkemizde de hatırlarsanız 1 Mayıs derken hep sol marjinal örgütlerin çatışmalarının yaşandığı, farklı noktalara çekildiği siyasi anlamda da farklı bir boyuta çekildiği gün olarak kutlanıyordu. Fakat Cumhurbaşkanımızın özellikle 2009 yılında 1 Mayıs’ı resmi tatil ilan etmesiyle birlikte bu topraklarda emeğe verilen değer hukuki ve sembolik anlamda da tescil edilmiş oldu. Ancak 1 Mayıs’la birlikte biz çalışma hayatımızda sendikal hak ve özgürlüklerin güçlendirilmesi, toplu sözleşme süreçlerinin daha da demokratikleşmesi ve çalışma barışı, Bakanlık olarak bizim en çok önem verdiğimiz konuların başında geliyor; çalışma barışının da çalışma hayatında tahkim edilmesi konularında çalışmalarımızı sürdürüyoruz" diye konuştu. Mathias Cormann’dan küresel ekonomi için beceri gelişiminin önemi vurgusu OECD Genel Sekreteri Mathias Cormann ise toplantıdaki değerlendirmesinde, beceri gelişiminin küresel ekonomiler için kritik öneme sahip olduğunu vurguladı. Cormann, iş gücü dönüşümü, dijitalleşme ve eğitim politikalarının ülkelerin geleceğini doğrudan etkilediğini dile getirdi.
OYAK, üç şirketi ile Take Off İstanbul’da yerini alacak
08 Aralık 2025 Pazartesi - 10:32 OYAK, üç şirketi ile Take Off İstanbul’da yerini alacak OYAK, 10-11 Aralık tarihlerinde düzenlenecek Take Off İstanbul etkinliğine bağlı şirketleri OYAK PORTFÖY, Hektaş ve Indisol ile katılacak. Girişimcilik dünyasını bir araya getirerek yeni iş birliklerine zemin hazırlamayı hedefleyen etkinlik, İstanbul Fuar Merkezi’nde gerçekleştirilecek. Türkiye’nin köklü kurumlarından OYAK, İstanbul Fuar Merkezi’nde 10-11 Aralık tarihlerinde düzenlenecek Take Off İstanbul etkinliğinde, bağlı şirketleri OYAK PORTFÖY, Hektaş ve Indisol ile temsil edilecek. Türkiye’de ve küresel ölçekte girişim ekosistemini güçlendirmeyi hedefleyen etkinlik; Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ve Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi iş birliğiyle gerçekleştirilecek. OYAK PORTFÖY yenilikçi girişimleri anlatacak Yatırım fonları ve girişim sermayesi fonları aracılığıyla teknoloji, dijitalleşme ve verimlilik odaklı şirketlere yatırımlarını sürdüren OYAK PORTFÖY, Take Off İstanbul’da; portföyündeki 3D yazıcı teknolojileri (Zaxe), teslimat ve lojistik çözümleri (Pudo), finansal teknoloji uygulamaları (Poca) ve bulut tabanlı iş yönetim platformları (KolayBi) gibi girişimlerin ürün ve hizmetlerini tanıtacak. Etkinlik süresince, girişimlerin teknoloji ve iş geliştirme alanlarına yönelik çözümlerine dair bilgilendirmeler yapacak olan şirket, aynı zamanda ziyaretçilere söz konusu şirketlerin faaliyet alanları hakkında bilgi verecek. Hektaş, ürün ve hizmet geliştiren girişimlerle buluşacak Hektaş, araştırma ve geliştirme faaliyetlerini stratejik önceliklerinin merkezine yerleştiriyor. Bu vizyon doğrultusunda Take Off İstanbul etkinliğinde yerini alacak şirket, verimlilik ve sürdürülebilirlik odaklı tarım teknolojileri üzerine çalışmalar yapan, ürün ve hizmet geliştiren girişimlerle bir araya gelecek. Etkinlik kapsamında şirket; iklim değişikliği, su krizi ve artan nüfusun beslenme ihtiyacına yönelik gıda arzı gibi küresel sorunlara yönelik çözüm üretmeye odaklanan girişimciler ve fikir sahipleriyle aynı ekosistemde buluşarak, yeni iş birliklerine, ortak projelere, yeni ürün ve hizmetlerin ticarileşmesine katkı sunmayı hedefliyor. Indisol ürün ve hizmetlerini tanıtacak OYAK tarafından 2023 yılında kurulan teknoloji şirketi Indisol ise etkinlikte; dijital dönüşüm, yapay zekâ, veri analitiği platformları, bulut ve teknoloji çözümleri, endüstriyel yapay zekâ uygulamaları, optimizasyon ve simülasyon dashboard’ları, RPA, AI Chatbot, siber güvenlik ve kurumsal yazılım uygulamalarına yönelik ürün ve hizmetlerini tanıtacak. Indisol, etkinlikte ayrıca dijital ve teknoloji dönüşümü odağıyla geliştirdiği uygulamalar hakkında şirketlere ve ziyaretçilere bilgi verecek.
OMSAN Yönetim Kurulu Başkanı Ergun Arıburnu, Tanger Med Limanı’nı inceledi
08 Aralık 2025 Pazartesi - 10:20 OMSAN Yönetim Kurulu Başkanı Ergun Arıburnu, Tanger Med Limanı’nı inceledi Lojistik sektörünün önde gelen firmalarından OMSAN Lojistik, Türkiye’yi "süper lojistik merkezine" dönüştürmek amacıyla Tanger Med benzeri bir liman kurmak için harekete geçti. Şirket, ayrıca dünyadaki tüm liman fırsatlarını da radarına aldı. OYAK Grubu’nun amiral gemilerinden biri olan OMSAN Lojistik, gerek kendi büyüme planlarını gerçekleştirmek gerekse Türkiye’yi bölgesinin lojistik merkezi haline getirmek için harekete geçti. OYAK’ın önümüzdeki 5 yıl içinde odaklanacağı sektörlerin başında lojistiğin gelmesinin OMSAN’ın stratejik kararlar vermenin arifesinde olmasının da en büyük dayanak noktalarından bir tanesi olduğu belirtildi. OMSAN, önce bölgesel sonra küresel güç haline gelmek isteyen OYAK Grubu’nun dünya arenasındaki güvenli limanı olmayı hedefliyor. Şirketin büyüme planının odağında dünya limanlarında söz sahibi olma stratejisi yattığı kaydedildi. OMSAN Yönetim Kurulu Başkanı Ergun Arıburnu bu amaç doğrultusunda ilk ziyaretini Akdeniz’in en büyük limanlarından biri olan ve dünyanın en büyük 20 limanı arasında yer alan Fas Tanger Med Limanı’na gerçekleştirdi. "Türkiye için olmazsa olmaz proje" Türkiye’nin lojistik kapasitesini küresel ligde üst basamağa taşıyacak yeni yatırımlar ve vizyoner adımların sinyallerini veren Arıburnu, başta Marmara Bölgesi’nin olmak üzere Türkiye’nin artan ticaret hacmi, büyüyen otomotiv ihracatı ve demir yolu-deniz yolu entegrasyonu sayesinde Türkiye’nin Tanger Med benzeri bir "lojistik süper merkez" kurma potansiyeline sahip olduğunu söyledi. Böyle bir merkezin, bölgesinin "Lojistik Üssü" olmayı hedefleyen Türkiye için olmazsa olmaz bir proje olduğunu kaydeden Arıburnu, "Türkiye böyle bir merkezi OMSAN öncülüğünde kurma potansiyeline sahip" dedi. OYAK’ın, Türkiye ekonomisinin en dinamik kurumsal güçlerinden biri olduğunu vurgulayan Arıburnu, "Elbette böylesine büyük vizyon ve projelere OYAK gibi güçlü kuruluşların öncülük etmesi gerekiyor. Biz Tanger Med benzeri bir liman inşa etmeyi arzuluyoruz. Çünkü, şu anda Türkiye’nin en büyük ve en kıymetli limanlarından Port Yarımca’yı Japon ortaklarımızla biz işletiyoruz. Bu konuda benzersiz bir deneyime sahibiz. OYAK’ın yön verdiği dönüşüm, ülkemizi bu hedefe taşıyacak en güçlü kurumsal iradedir. Bu ve benzeri liman projelerini değerlendirmek istiyoruz. Dünyada önümüze çıkacak fırsatlar için de radarımız açık" ifadelerini kullandı. "Lojistik tercih değil, yaşamsal gereklilik" Lojistik sektörünün ülkeler için önemine işaret eden Arıburnu, üretim ve ticaret süreçlerinde ulusal rekabet gücünün belirleyicisinin artık lojistik ve potansiyel olduğuna dikkat çekerek, "Bugün rekabeti belirleyen maliyet değil; hız, entegrasyon ve tedarik zinciri güvenliğidir. Bu nedenle Türkiye’nin entegre limanlara, güçlü denizciliğe, demiryolu entegrasyonuna yatırım yapması stratejik bir zorunluluktur. Bu yüzden lojistik artık bir tercih değil, ülke ekonomisinin yaşamsal bir gerekliliğidir" dedi. Tanger Med analizini ve izlenimlerini de aktaran Arıburnu, "Toplam 5 bin hektarlık sanayi ve lojistik alanı, 3 bin hektarlık geliştirilmiş yatırım bölgesi, bin 400’den fazla yatırımcıyla oluşan 17 milyar doların üzerindeki ekonomik hacim; Tanger Med’in neden dünya ligine çıktığını çok net gösteriyor" dedi. Arıburnu, "Dünya ticareti yeniden şekillenirken, Afrika, Avrupa ve Orta Doğu’nun kesişimindeki bu yapı artık sadece bir liman değil; üretim ve lojistikte bölgesel güç dağılımını değiştiren stratejik bir platform. Burası Afrika ve Orta Doğu’nun en büyük otomotiv üretim kapasitesine sahip; elektronik, tekstil, havacılık ve tarım sanayileriyle entegre bir üretim ekosistemi sunuyor. Küresel bağlantı gücü bu başarının temel taşı. 70 ülkeye, 180’den fazla limana erişim; Çin’e 20 günde, Rotterdam’a 3 günde, Amerika kıtasına 6 günde ulaşabilmek; bu yapıyı küresel tedarik zincirinin tam merkezine yerleştirmiş" ifadesini kullandı. "Türkiye küresel ticaretin kavşak noktası olacak" Tanger Med’in her yönüyle Türkiye için doğru ve gerçekçi bir model olduğunun altını çizen Arıburnu sözlerini şöyle tamamladı: "Aslında burada gördüğümüz şey, bir ülkenin üretimi, lojistiği ve küresel bağlantıyı tek bir stratejiye dönüştürdüğünde nasıl büyük bir sıçrama oluşturabileceğinin somut bir örneği. Bu model, Türkiye’nin lojistik üs olma vizyonu ile güçlü bir paralellik taşıyor. Orta Koridor’dan Kalkınma Yolu’na, Zengezur Koridoru’ndan liman yatırımlarımıza kadar yürüttüğümüz tüm stratejilerin sahadaki karşılığı işte burada çok net olarak okunabiliyor. Türkiye, jeopolitik avantajları, OYAK’ın uzun vadeli yatırımları, OMSAN’ın çok modlu operasyonel gücü, Türkiye’nin son 23 yılda yaptığı 300 milyar dolarlık altyapı yatırımı ve büyüyen ihracat ekonomisi ile lojistikte yeni bir çağın eşiğindedir. Türkiye’nin lojistik yükselişi artık inkar edilemez bir gerçek. Doğru yatırımlar, entegre limanlar ve akıllı lojistik ağlarıyla ülkemiz küresel ticaretin yeni kavşak noktası olacaktır."
Habur’un yanı başında dev proje: Silopi Sera OTB 2026’da üretime başlıyor
08 Aralık 2025 Pazartesi - 10:18 Habur’un yanı başında dev proje: Silopi Sera OTB 2026’da üretime başlıyor Şırnak’ın Silopi ilçesinde, Habur Sınır Kapısı’na komşu stratejik bir konumda yükselen Silopi Sera Organize Tarım Bölgesi (OTB), tarım devriminin habercisi olarak dikkat çekiyor. Şırnak Tarım ve Orman Müdürü Oktay Sezgin, 946 dekarlık devasa alanda kurulacak seraların, bin kişiye istihdam sağlayacağını ve bunların yüzde 75’inin kadınlardan oluşacağını söyledi. Projenin, sadece yerel ekonomiyi canlandırmakla kalmayacağını Irak ve Suriye pazarlarına açılan bir ihracat kapısı olacağını dile getiren Sezgin, yerel üretimin yüzde 10’dan yüzde 40’a yükseleceğini ifade etti. 946 dekar arazi üzerine kurulması planlanan Sera Organize Tarım Bölgesinde alt yapı çalışmalarının bitme aşamasına geldiğini vurgulayan Sezgin, ’’Silopi Sera Organize Tarım Bölgesi (OTB) Projesinde alt yapı çalışmaları bitmek üzere. 946 dekar arazi üzerinde kurulacak seralarla ilimizde yatırım, kalkınma, istihdam hedefi ile yola çıkılmıştır. Burada yaklaşık bin kişi istihdam edilecek, yüzde 75’i kadın istihdamı olacak bu projede" dedi. Habur’un yanı başında konumlanan Sera OTB, yüksek ihracat potansiyeliyle katma değerli ürünler üretileceğini belirten Sezgin, "Sera OTB alanı Habur Sınır Kapısına olan yakınlığı ve Irak-Suriye pazarına olan yakınlığından dolayı çok stratejik bir noktada. Bu bölge de üreteceğimiz tarımsal ürünlerin ihracat potansiyeli yüksek olup, bölgemize katma değerli ürünler sağlayacak. İstihdam, ekonomik kalkınmada rehberlik ve öncülük edecektir. Projemizde ilimizin gençlerine, kadınlarına dönük iş kapısı sunmuş olacağız. Bu projenin hayata geçmesi ile beraber bölgemizde sebze yetiştiriciliği hem ilimiz, hem de bölge illerinin tüketimine sunulacak" diye konuştu. Alt yapı çalışmaları yıl sonuna kadar tamamlanacak Sezgin, projenin altyapı çalışmalarının 2025 sonuna kadar tamamlanacağını müjdeleyerek, "Sera OTB alt yapı inşaat süreci devam etmekte olup, 2025 yılı bitmeden tamamlanacak. Yıl sonu itibari ile alt yapı çalışmalarının bitmesi ile beraber müteşebbislerimize, sera yatırımcılarımıza tahsis süreci başlayacak olup, 2026 yılı içerisinde sera kurulumlarına başlayacağız" şeklinde konuştu. Şırnak’ın tarımsal ürünler üretimi açısından stratejik bir noktada yer aldığını ve hem iklim şartlarının hem de coğrafi şartlarının seracılık yapmaya elverişli olduğunu ifade eden Sezgin, "İlimiz tarımsal üretim açısından oldukça stratejik bir noktadır. İklimimiz, coğrafi şartlarımız seracılık yapmaya elverişlidir. Silopi ilçemizde kuracağımız Sera OTB alanı güçlü bir yatırım, üretim, istihdam ve kalkınma sunacaktır hepimize. Bu projenin duyulması ile beraber çiftçilerimiz, bölgedeki, ilimizdeki, müteşebbislerin dikkatini çekmiş ve heyecan uyandırmıştır. Projenin tamamlanması ile beraber bölgenin kalkınmasına güçlü bir şekilde destek verecektir" dedi. Yerel üretime önemli katkı vermesi beklenen Sera OTB Projesi ile birlikte yerel üretimin yüzde 10’dan yüzde 40’a çıkacağını aktaran Sezgin, "Şırnak’ta sebze üretiminde kendi ihtiyacının yaklaşık yüzde 10’nu karşılamakta yerel üretimle. Bu dar kapsamlı kısa dönemli. Sonbahar ve ilkbahar dönemlerinde gerçekleşen sebze üretimi ile karşılanmaktadır. Bölgemizdeki tüketicilerimiz, vatandaşlarımız sebze ihtiyaçlarını Adana, Mersin gibi illerden tedarik etmektedir. İlimizde kurulacak olan Sera OTB Projesi ile beraber yerinde bir üretim, güçlü bir üretim gerçekleşecektir. Bu şekilde ilimizin ihtiyacının yaklaşık yüzde 40’lık bir bandını Sera OTB alnında üretilen ürünlerden tedarik etmiş olacağız. Yerinde üretim ile beraber taze, kaliteli ve güvenilir gıdaya vatandaşlarımız hızlı bir şekilde ulaşmış olacaktır" ifadelerini kullandı.
Aylık en yüksek reel getiri mevduat faizinde oldu
08 Aralık 2025 Pazartesi - 10:08 Aylık en yüksek reel getiri mevduat faizinde oldu Aylık en yüksek reel getiri, tüketici fiyat endeksi (TÜFE) ile indirgendiğinde ise yüzde 2,18 oranlarıyla mevduat faizi (brüt)’te gerçekleşti. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Kasım ayı Finansal Yatırım Araçlarının Reel Getiri Oranları’nı açıkladı. Buna göre, aylık en yüksek reel getiri, yurt içi üretici fiyat endeksi (Yİ-ÜFE) ile indirgendiğinde yüzde 2,21, tüketici fiyat endeksi (TÜFE) ile indirgendiğinde ise yüzde 2,18 oranlarıyla mevduat faizi (brüt)’te gerçekleşti. Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde; yatırım araçlarından, Devlet İç Borçlanma Senetleri (DİBS) yüzde 1,89, BİST 100 endeksi yüzde 0,50 ve dolar yüzde 0,26 oranlarında yatırımcısına reel getiri sağlarken; külçe altın yüzde 0,41 ve euro yüzde 0,45 oranlarında yatırımcısına kaybettirdi. TÜFE ile indirgendiğinde ise DİBS yüzde 1,86, BİST 100 endeksi yüzde 0,47 ve dolar yüzde 0,23 oranında yatırımcısına reel getiri sağlarken; külçe altın yüzde 0,44 ve euro yüzde 0,48 oranlarında yatırımcısına kaybettirdi. Külçe altın, üç aylık değerlendirmede; Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde yüzde 23,52, TÜFE ile indirgendiğinde ise yüzde 21,53 oranlarında yatırımcısına en yüksek reel getiri sağlayan yatırım aracı oldu. Aynı dönemde BİST 100 endeksi; Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde yüzde 6,83, TÜFE ile indirgendiğinde ise yüzde 8,33 oranlarında yatırımcısına en çok kaybettiren yatırım aracı oldu. Altı aylık değerlendirmeye göre külçe altın; Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde yüzde 23,30, TÜFE ile indirgendiğinde ise yüzde 22,74 oranlarında yatırımcısına en yüksek reel getiri sağlayan yatırım aracı olurken; aynı dönemde Amerikan Doları, Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde yüzde 2,88, TÜFE ile indirgendiğinde ise yüzde 3,32 oranlarında yatırımcısına en çok kaybettiren yatırım aracı oldu. Yıllık değerlendirmede en yüksek reel getiri külçe altında gerçekleşti Finansal yatırım araçları yıllık olarak değerlendirildiğinde külçe altın; Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde yüzde 47,77, TÜFE ile indirgendiğinde ise yüzde 43,44 oranlarında yatırımcısına en yüksek reel getiri sağlayan yatırım aracı oldu. Yıllık değerlendirmede, Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde; yatırım araçlarından mevduat faizi (brüt) yüzde 10,91, DİBS yüzde 5,79, euro yüzde 4,90 oranlarında yatırımcısına reel getiri sağlarken; dolar yüzde 3,53 ve BIST 100 endeksi yüzde 8,02 oranlarında yatırımcısına kaybettirdi. TÜFE ile indirgendiğinde ise mevduat faizi (brüt) yüzde 7,66, DİBS yüzde 2,69 ve euro yüzde 1,82 oranında yatırımcısına reel getiri sağlarken; dolar yüzde 6,36 ve BIST 100 endeksi yüzde 10,71 oranlarında yatırımcısına kaybettirdi.
Binlerce ailenin geçim kaynağı limonun başkentinde hasat zamanı
08 Aralık 2025 Pazartesi - 10:05 Binlerce ailenin geçim kaynağı limonun başkentinde hasat zamanı Binlerce aileye ekmek kapısı olan limonun başkenti olarak bilinen Mersin’in Erdemli ilçesinde, depoluk üründe hasat dönemine girildi. Şu anda bahçede 40 TL civarında alıcı bulan limonlar sabah erken saatlerde bahçeye giren işçiler tarafından tek tek toplanarak bir kısmı iç ve dış piyasaya gönderilirken, bir kısmı da yazın tüketilmesi için soğuk hava depolarına sevk ediliyor. Türkiye’de yaş sebze ve meyve üretiminde ilk sıralarda yer alan Mersin’de en çok üretilen ürünlerin başında limon geliyor. 100 bin dekardan fazla alanla en çok üretimin yapıldığı Erdemli ilçesinde binlerce kişiye ekmek kapısı olan limonda şu anda depoluk olan coğrafi işaret tescilli ’lamas’ ile ’küt dikenli’ cinsinin hasadına başlandı. Mart ayı sonuna kadar sürmesi beklenen hasatta toplanan limonların bir kısmı iç ve dış piyasaya gönderilirken yazın yaklaşık 6 ay boyunca tüketilmek üzere soğuk hava depolarına sevk ediliyor. İşçiler sabahın erken saatlerinde girdikleri bahçede tek tek kestikleri limonu küfelerle taşıyıp ilk ayrıştırmayı yaparak tesislere gönderiyor. Tesislerde hem makinelerin yardımı hem de birçoğu kadın olan işçilerin çalışmasıyla tek tek özenle paketlenen ürünlerin depo ve piyasaya sevki sağlanıyor. Geçtiğimiz yıl yaşanan zirai dondan dolayı rekolte bir önceki yıla göre yaklaşık yüzde 30 azalan limonda bu yıl beklentinin 580 bin ton olduğu, bahçede fiyatının ise 40 TL civarında alıcı bulduğu öğrenildi. Binlerce kişi limondan ekmek yiyor Yurt genelinden limon üretiminin yüzde 50’sinin Erdemli bölgesinde yapıldığına dikkat çeken üreticilerden Murat Topal, hasada sabahın ilk ışıklarında başladıklarını söyledi. Limon hasadının meşakkatli olduğuna dikkat çeken Topal, bahçede tek tek toplanıp ayrıştırma yapıldıktan sonra tesislere gönderilip paketlenip yurt içinde ve dışında pazara sunulduğunu anlattı. Aralık ile mart ayları arasında depoluk olarak geçen coğrafi işaret tescilli ’lamas’ ile ’küt dikenli’ limonun hasat edildiğini vurgulayan Topal, "Çiftçimizin geçim kaynağı olan limondan binlerce kişi ekmek yemektedir. Aralık ve mart ayları arasında hasat edilen limonlar, soğuk hava depolarına sevk ediliyor. Depolardaki ürünler limon hasadının olmadığı yaz aylarında satışa sunuluyor" dedi. Limon üretiminin zahmetine değinen Topal, "Bahçelerde ağaçlardan tek tek toplanarak kasalara alınıyor. Kasalara alındıktan sonra tekrar tek tek boy ve kalitesine seçiliyor daha sonra depolara gönderiliyor. Burada çürüme ve fire oranlarının düşürülmesi için sürekli kontrollerini yapılması lazım" diye bilgi verdi. Sabah saat 7.30’da bahçede hasada başladıklarını, 16.30’a kadar çalıştıklarını anlatan işçilerden Firdevs Bolcalı, limonun hassas bir ürün olduğunu, dikkatlice keserek sepetlere koyduklarını söyledi. Limon bahçelerinde 18 yaşında çalışmaya başladığını aktaran 55 yaşındaki Selma Köpüç, sağlığının elverdiği kadar çalışmaya devam edeceğini kaydetti.
Yılda 10 ton üretiliyor, 100 ton sahtesi satılıyor
08 Aralık 2025 Pazartesi - 09:53 Yılda 10 ton üretiliyor, 100 ton sahtesi satılıyor Anzer Ballıköy Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Osman Civelek, yıllık 8-10 ton coğrafi işaret tescilli Anzer balı üretildiğini ancak piyasada 100 ton civarında sahtesinin satıldığını tahmin ettiklerini söyledi. Civelek, katıldığı bir programda yaptığı açıklamada, 1988 yılında kurulmuş bal kooperatifi olduklarını belirterek, 2021 yılından bu yana coğrafi işaretli ürünler sattıklarını anlattı. Anzer balına coğrafi işareti almanın kolay olmadığını, 7-8 yıl sürdüğünü dile getiren Civelek, aldıktan sonra tescil belgesini Rize Tarım ve Orman İl Müdürlüğüne devrettiklerini, bir kurumun takip etmesini daha doğru bulduklarını kaydetti. Civelek, Anzer balının tarihi bir geçmişi, hikayesi olduğunu ifade ederek, bunun coğrafi işaret alınmasında büyük fayda sağladığını çünkü tescillerde ürünlerin öyküsüne önem verildiğini söyledi. Anzer balının Osmanlı döneminde saraya gönderilen ender Karadeniz ballarından biri olduğuna dikkati çeken Civelek, "Coğrafi işaret alarak Türkiye ve dünyaya kazandırma hedefimiz vardı. Anzer balını korumak amacıyla aldık. Ürettiğimiz bal miktarı düşük miktarda ama tonlarca Anzer balı satılıyordu. Bunu önlemek amacıyla yola çıktık" dedi. Coğrafi işaret aldıktan sonra taklitleri daha çok arttı Koruma tedbirlerinin, coğrafi işaret tescili alınmasının Anzer balını korumak adına bir faydasının olmadığını vurgulayan Civelek, şunları kaydetti: "Balımızı yine koruyamadık ve hatta coğrafi işaret aldıktan sonra daha çok arttı taklitleri. Önceden 10 ton sahte satılırsa şimdi 100 ton sahtesi satılıyor. Hava şartlarıyla değişim gösterse de yıllık 8-10 ton bal üretimimiz oluyor. Yani yıllık 10 ton Anzer balı üretiliyor ama 100 ton sahte Anzer balı satılıyor diye tahmin ediyoruz. Ülkenin dört bir yanında sahtelerini görüyoruz. Rize’de gördüklerimizi toplatıyoruz ama uzakta olanlara elimiz uzanmıyor, güçümüz yetmiyor." Kilosu 20 bin liraya kadar çıkıyor Kooperatif olarak bir kilosunu 6 bin liraya sattıklarını dile getiren Civelek, "Karadeniz bölgesinin balları 2 ila 4 bin lira arasında satılıyor. Yine de biz ucuza satıyoruz. İstanbul’da bazı noktalarda kilosu 15-20 bin liraya kadar satılıyor" dedi. Civelek, fiyatının yüksekliğinin şifa kaynağı olmasından kaynaklandığını belirterek, "Balın fiyatı niye bu kadar yüksek? Kahvaltıda tüketmek için alanların sayısı azdır. Yüzde 5’i kahvaltı için alır, yüzde 95’i şifa amaçlı tüketir. Bütün müşterilerimize ilaç satmıyoruz, bu ilaç değildir diye uyarıyoruz. Balların tamamı şifadır yeter ki organik katkısız doğal bal olsun" diye konuştu. Anzer balının 2 bin 500 rakımda, endemik çiçeklerin de arasında olduğu 400’e yakın çiçek çeşidinin bulunduğu yerde üretildiğini anlatan Civelek, zor şartlarda üretildiği, doğal ve şifalı olduğu için diğerlerine göre yüksek fiyata satıldığını söyledi.
Yağmur yağdı, fiyatı 300 liradan 100 liraya düştü
08 Aralık 2025 Pazartesi - 09:47 Yağmur yağdı, fiyatı 300 liradan 100 liraya düştü Bursa’nın dağ ilçelerinde yağmurdan sonra bollaşan kanlıca (melki) mantarının kilosu 100 liraya kadar geriledi. Orhaneli, Büyükorhan, Keles ve Harmancık ilçelerinin mahallelerinde sonbahar aylarında kendini gösteren melki mantarı, bölge halkına ek gelir sağlıyor. Genci yaşlısı ekimde başlayan mantar sezonunda ormanlık alanlardan, yüksek kesimlerden topladıkları mantarları ilçe merkezlerinde, yol kenarlarında satarak para kazanıyor. Kasımda kilosu ortalama 300 liradan satılan, kalitesine göre 250 ila 350 lira arasında değişen kanlıca mantarı son dönemde etkili olan yağışlarla bollaştı. Orhaneli ilçe merkezinde neredeyse her köşe başında kanlıca mantarı tezgahı görülüyor. İki kasa içinde mantar satan emekli Aziz Kaya, "Ormanlık bölgelerden topluyorum. Bir ay önce yeni çıktığında kilosu 300 liraydı şimdi 100 liraya düştü. O zaman günde 6-7 kilogram topluyordum şimdi 15-20 kilogram topluyorum. Yağmurla bollaştı mantar, bulması da toplaması da kolay oldu. Çok var toplayıp satan, herkes ekmek parasını kazanmaya çalışıyor" dedi. Kaya, yağmurun mantarın irileşmesini sağladığını belirterek, doğada toplarken 400 gramlık bir mantar bulduğunu anlattı. Kanlıca mantarının faydaları Bağışıklık sistemini güçlendiren kanlıca mantarı, yüksek antioksidan özelliğine sahip. Kolesterolü düşüren melki mantarı, kalp sağlığını destekliyor, kon şekeri seviyesini koruyor. şeker hastalığıyla mücadelede fayda sağlıyor. İltihap gideren, kemik sağlığını koruyan kanlıca mantarı, kemik erimesi hastalığına karşı iyi geliyor, cildin yaşlanmasını önlüyor. İçeriğinde bulunan B vitamini ile zinde tutan kanlıca mantarı, günün stresini atmada yardımcı oluyor, zengin lifler ile sindirim sistemine fayda sağlıyor.
Pegasus Hava Yolları, Çek Hava Yolları ve iştiraki Smartwings’i satın almak üzere anlaşma imzaladı
08 Aralık 2025 Pazartesi - 09:30 Pegasus Hava Yolları, Çek Hava Yolları ve iştiraki Smartwings’i satın almak üzere anlaşma imzaladı Pegasus Hava Yolları, küresel büyüme hedefinde yeni bir aşamaya geçmek üzere Çekya merkezli Çek Hava Yolları ve iştiraki Smartwings’i satın almak için anlaşma imzaladı. Pegasus Hava Yolları, Çekya merkezli ve dünyanın en eski havayolu markalarından Çek Hava Yolları’nı ve iştiraki Smartwings’i satın almaya yönelik anlaşmayla uluslararası büyüme hedeflerinde önemli bir adım attı. Bu stratejik yatırım, şirketin küresel ölçekte faaliyetlerini genişletmesini amaçlıyor. İşlemin toplam bedeli her iki şirketin borçlarını da kapsayacak şekilde 154 milyon euro olarak belirlendi. Satın alım sürecinin tamamlanması, gerekli yasal onayların alınması ve diğer devir koşullarının yerine getirilmesini takiben gerçekleşecek. 1990 yılında faaliyete başlayan, son yirmi yıldır düşük maliyetli havacılık modeliyle milyonlarca insana seyahat erişimi sağlayan Pegasus Hava Yolları, bugün 55 ülkede 158 destinasyona uçuş gerçekleştiriyor ve dünyanın en genç, en yakıt verimli filolarından birine sahip. Smartwings ise Çek Hava Yolları ve Smartwings markalarıyla Çekya’nın en büyük havayolu ve Orta ve Doğu Avrupa’nın köklü hava yolu gruplarından biri. Şirket, 20 ülkede 80 destinasyona sahip uçuş ağı, tur operatörleriyle güçlü iş birlikleri ve bölgesel turistik seyahat pazarındaki konumuyla dikkat çekiyor. Pegasus Hava Yolları bu satın alma ile iki havayolunun deneyim ve kaynaklarını birleştirerek misafirlere daha geniş bir uçuş ağı ve uygun fiyatlar sunan güçlü bir yapı oluşturmayı hedefliyor. Satın alımın ardından her iki havayolu da sahip oldukları ortak bilgi birikimini kullanarak birbirlerinin güçlerinden yararlanacak. "Büyüme yolculuğumuzda yeni bir sayfa açıyoruz" Pegasus Hava Yolları CEO’su Güliz Öztürk satın almaya ilişkin açıklamasında şunları söyledi: "Pegasus Hava Yolları olarak 2005’te cesur bir hedefle yola çıktık: Hava yolculuğunu herkes için ulaşılabilir kılmak. Bugün filomuzu 14 uçaktan 127 uçağa çıkararak dünyanın en verimli ve kârlı havayollarından biri olduk. Şimdi, Çek Hava Yolları ve Smartwings’in 47 uçaktan oluşan filosuyla güçlerimizi birleştirerek büyüme yolculuğumuzda yeni bir sayfa açıyoruz. Ancak tek amacımız ölçek büyütmek değil, aynı zamanda uçuş emniyeti, teknoloji, verimlilik ve misafir deneyimi odaklı, geleceğe hazır güçlü bir yapı oluşturmak. Bugün artık gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki Türkiye’de havacılık sektörünü "Biz başlatmadık ama biz değiştirdik". Şimdi büyüme yolculuğumuzun bir sonraki aşamasına geçmeye hazırız. Çek Hava Yolları ve Smartwings ile ortak bir vizyon oluştu: İki farklı marka, Smartwings ve Pegasus olarak kanatlarımızı dünyaya açmaya devam edeceğiz." Çek Hava Yolları ve Smartwings’in hissedarları ve kurucuları, yaklaşık yirmi yedi yılı aşkın bir süreyi havayolunu kurmaya ve geliştirmeye adadıktan sonra, Çek Hava Yolları ve iştiraki Smartwings’i şirketlerin operasyonlarını daha da genişletme ve güçlendirme potansiyeline ve yetkinliğine sahip Pegasus Hava Yolları’na devretme yönünde stratejik bir karar aldıklarını açıkladı. Çek Hava Yolları hissedarı ve Smartwings kurucu ortağı Jiří Šimáně konuyla ilgili olarak şunları söyledi: "Sınırlı finansal kaynakla, devletten destek almadan kurduğumuz Smartwings’i ve Çek Hava Yolları’nı bugün bulunduğu noktaya getirmiş olmaktan büyük gurur duyuyoruz. Yıllar boyunca yenilik, dayanıklılık ve misafir memnuniyetine bağlı kalarak birçok zorluğu aştık. Pegasus Hava Yolları’nın Çek Hava Yolları ve Smartwings için ideal bir hissedar olduğuna ve bunun misafirlerimize daha fazla avantaj, gelişmiş bağlantılar ve seyahat olanağı sunacağına inanıyoruz. Tüm çalışanlarımıza, iş ortaklarımıza ve misafirlerimize sadakatleri, güvenleri ve katkıları için teşekkür ederiz. Çek Hava Yolları ve Smartwings’in Pegasus çatısı altında büyümeye devam etmesini görmekten mutluluk duyacağız."
Türk savunma sanayisinin gücü Baltık bölgesine taşınıyor
08 Aralık 2025 Pazartesi - 09:19 Türk savunma sanayisinin gücü Baltık bölgesine taşınıyor Samsun Yurt Savunma (SYS) Grup, bünyesinde yer alan AEI Systems sponsorluğunda düzenlenecek Land Warfare Europe 2025 etkinliğine katılarak Avrupa’da savunma yatırımlarının arttığı bir dönemde Baltık bölgesinde yeni iş birliklerine kapı aralayacak. SYS Grup şirketlerinden AEI Systems, 9–10 Aralık 2025 tarihlerinde Litvanya’nın başkenti Vilnius’ta düzenlenecek Land Warfare Europe 2025 etkinliğine sponsor olarak katılarak Avrupa savunma ekosistemine güçlü bir mesaj verecek. NATO ve Avrupa ülkelerinin savunma yetkilileri ile sektörün önde gelen karar vericilerini bir araya getiren etkinlikte, SYS Grup Genel Müdürü Cahit Utku Aral temsil edecek ve grubun modern savunma çözümlerine yönelik vizyonunu aktaracak. Bu yılki etkinlik, Rusya-Ukrayna savaşının ardından Avrupa’da hızla artan savunma harcamaları ile Baltık bölgesinin kıtanın güvenliği açısından kazandığı kritik rol üzerine şekillendi. SYS Grup, AEI Systems, CANiK ve UNIROBOTICS markalarıyla oluşturduğu entegre savunma ekosistemi sayesinde, bölgenin modern kara kuvvetleri ihtiyaçlarına yönelik yenilikçi ateş gücü çözümlerini tanıtacak. Grup, başta 30113mm VENOM LR olmak üzere orta kalibre top sistemleri, TRAKON serisi uzaktan komutalı silah sistemleri ve CANiK’in hafif silah ürün ailesiyle modern ordular için kapsamlı, modüler ve ITAR-free çözümler sunuyor. Litvanya, SYS Grup için son dönemde stratejik bir buluşma merkezi haline geldi. Geçtiğimiz aylarda grup şirketlerinden UNIROBOTICS, Litvanya’da gerçekleştirilen bir atışlı demo faaliyetine katılarak sergilediği performansla bölgedeki savunma otoritelerinden tam not aldı. SYS Grup, Land Warfare Europe 2025 ile bu başarıyı daha da ileri taşımayı ve Baltık ülkeleriyle iş birliğini derinleştirmeyi hedefliyor. AEI Systems’in etkinlikte ön plana çıkaracağı 30113mm VENOM LR, dünyanın en düşük geri tepmeli 30 mm top sistemi olarak dikkati çekiyor. Ayarlanabilir atım hızı seçenekleri, yüksek hassasiyet kabiliyeti ve ITAR-free olması sayesinde kara, deniz ve insansız platformlara kolaylıkla ve en çabuk termi sürelerinde entegre edilebilen VENOM LR, modern muharebe ortamında en mobil platformlarda etkili ateş gücü ihtiyacına doğrudan karşılık veriyor. SYS Grup Genel Müdürü Cahit Utku Aral, modern savunma ortamındaki dönüşüme ve müttefik ülkeler arasındaki iş birliği fırsatlarına vurgu yaptı. Aral, "Rusya-Ukrayna savaşı sonrası savunma dengeleri yeniden şekilleniyor. Avrupa’da artan savunma yatırımları, özellikle Baltık bölgesinde yeni iş birlikleri için büyük fırsatlar sunuyor. SYS Grup olarak; CANiK, AEI Systems ve UNIROBOTICS firmalarımızla modern orduların ihtiyaç duyduğu modüler, güvenilir ve ITAR-free çözümler sunuyoruz. Türkiye ve Birleşik Krallık’taki üretim altyapılarımızla, müttefik ülkelerin savunma kabiliyetlerine katkı sağlamaktan gurur duyuyoruz. Land Warfare Europe 2025 boyunca sunacağımız entegrasyon mühendisliği kabiliyetleri, modüler silah çözümleri ve operasyonel etkinliği artıran teknolojilerle de Baltık bölgesinin savunma ihtiyaçlarına yönelik güçlü ve sürdürülebilir çözüm ortaklıklarını destekleme irademizi bir kez daha ortaya koyacağız" dedi.
Çarşamba Ticaret Borsası, Gürcistan’da fuara katıldı
08 Aralık 2025 Pazartesi - 08:56 Çarşamba Ticaret Borsası, Gürcistan’da fuara katıldı Çarşamba Ticaret Borsası(ÇTB) yönetimi, Gürcistan’da düzenlenen "Batumi Build 2025 Fuarı"na katıldı. Çarşamba Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Kazım Yılmaz, Meclis Başkanı Hacı Toraman, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Şevket Zeren, Yönetim Kurulu Üyesi Erol Akça, Meclis Üyesi Mehmet Çalışkan, Onur Bahattin Yılmaz, Hüseyin Işık ve Genel Sekreter Sercan Yaşar, 5-7 Aralık 2025 tarihleri arasında Gürcistan’ın Batum şehrinde düzenlenen 14. Uluslararası İnşaat Malzemeleri, Teknolojileri ve Gayrimenkul Fuarı "Batumi Build 2025"e iştirak etti. İnşaat sektörünün önde gelen temsilcilerini bir araya getiren fuarda, Türk firmaları başta olmak üzere çok sayıda ulusal ve uluslararası katılımcı yer aldı. Fuarda yapı malzemeleri, teknolojileri, altyapı sistemleri, iç mimari ve dekorasyon gibi birçok alanda yenilikçi ürün ve çözümler sergilendi. Batum’un bölgesel ticaret ve yatırım merkezi konumunda olması sebebiyle stratejik öneme sahip fuara katılan ÇTB heyeti, sektörel gelişmeleri yerinde inceleme fırsatı buldu. Aynı zamanda Gürcistan ve çevre ülkelerden gelen firmalarla ikili görüşmeler gerçekleştirilerek, bölgesel iş birliği ve ihracat imkanları değerlendirildi. Çarşamba Ticaret Borsası, Batumi Build 2025’e katılımıyla, üyelerinin yurt dışı pazarlarla entegrasyonunu artırmayı ve bölge ekonomisine katkı sunacak yeni iş bağlantılarının kurulmasına öncülük etmeyi hedefliyor.