EKONOMİ
26 Nisan 2026 Pazar - 14:06 Demirci 2. El Oto Pazarı kapılarını açtı Manisa’nın Demirci ilçesinde belediye tarafından hayata geçirilen 2. El Oto Pazarı, ilk gününde yoğun katılımla kapılarını açtı. Çevre il ve ilçelerden gelen vatandaşlar ve galerici esnafının akın ettiği pazar, bölgenin yeni ticaret merkezi olma yolunda önemli bir adım attı. Demirci Belediyesi’nin ilçeye ekonomik hareketlilik kazandırmak amacıyla hayata geçirdiği proje kapsamında, açık pazaryeri alanı 2. El Oto Pazarı olarak hizmete sunuldu. Vatandaşların araç alım-satım işlemlerini daha düzenli ve profesyonel bir ortamda gerçekleştirmesini amaçlayan pazarda, ilk gün adeta izdiham yaşandı. Komşu il ve ilçeler Demirci’de buluştu İlçede bir ilk olma özelliği taşıyan pazara yalnızca Demirci’den değil; Selendi, Gördes, Köprübaşı gibi Manisa ilçelerinin yanı sıra Balıkesir’in Sındırgı ve Kütahya’nın Simav ilçelerinden de çok sayıda vatandaş katıldı. Geniş bir coğrafyaya hitap eden pazar, bölgedeki ikinci el araç ticaretinin yeni merkezi olarak öne çıktı. Demirci Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekipleri, pazarda standardizasyonu sağlamak amacıyla araç sahiplerine üzerinde marka, model, kilometre, takas ve vade seçeneklerinin yer aldığı bilgi kartları dağıttı. Araçların camlarına asılan bu kartlar sayesinde alıcılar için daha şeffaf bir alışveriş ortamı oluşturuldu. Demirci İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri de pazar alanında devriye gezerek güvenliği sağladı. Vatandaşlara dolandırıcılık olaylarına karşı uyarılarda bulunan ekipler, bilgilendirici broşürler dağıttı. "İlçemize ekonomik dinamizm kazandıracağız" Demirci Belediye Başkanı Erkan Kara, AK Parti İlçe Başkanı Nurullah Akgün ve MHP İlçe Başkanı Ümit Kanyılmaz ile birlikte pazar alanını ziyaret ederek incelemelerde bulundu. Vatandaşlarla sohbet eden Başkan Kara, satıcı ve alıcıların taleplerini dinledi. Başkan Kara yaptığı açıklamada, "İlçemizde önemli bir eksikliği daha gidererek 2. El Oto Pazarı’nı hizmete açtık. Amacımız vatandaşlarımızın güvenli ve düzenli bir ortamda ticaret yapmasını sağlamak. Katılımın bu denli yoğun olması bizleri memnun etti. Tüm esnafımıza hayırlı ve bereketli kazançlar diliyorum" dedi. Demirci Şoförler ve Otomobilciler Odası Başkanı İrfan Aksu ise pazarın ilçe ekonomisine katkı sağlayacağını belirterek, "Bu organizasyon ilçemizde ticari hareketliliği artıracak önemli bir adım oldu" diye konuştu. Gördes’ten gelen vatandaşlardan Cengiz Çakmak da pazarın konum avantajına dikkat çekerek, "Birçok ilçenin ortasında yer alıyor. Her hafta kurulması bölge ekonomisine ciddi katkı sağlar" ifadelerini kullandı. İlk gününde çok sayıda araç satışının ve takas işleminin gerçekleştirildiği Demirci 2. El Oto Pazarı’nın, önümüzdeki süreçte her hafta pazar günleri düzenli olarak kurulması ve bölgedeki ticari sirkülasyonu artırılmasının hedeflendiği öğrenildi.
26 Nisan 2026 Pazar - 13:51 Anzerli Başkan’dan ’sahte Anzer balı’ sitemi Rize’nin dünyaca ünlü Anzer balının, sahte ürünlerin artışı ve üretici kooperatiflerin birlik sağlayamaması nedeniyle hem güven hem de marka değerini hızla kaybettiğine dikkat çekildi. Her yıl bu zamanlarda sezon hazırlıklarına başlanan ve yaz sonunda satışa çıkan dünyaca ünlü Anzer balı sahteleri nedeniyle güven kaybetmeye başladı. Artık ülkenin hemen her bölgesinde ’Anzer balı’ ibaresiyle birçok balın piyasaya sürüldüğünden şikayet eden Anzer balı kooperatifleri, insan sağlığının tehlikeye atıldığını ifade ediyor. Anzer Çiçekli Köy Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı İsak Yılmaz, Anzer Balı üreticilerinin kooperatiflerinin bir araya gelemediği için piyasada çok sayıda balın Anzer balı gibi satılmasına neden olduğunu dile getirerek sitem etti. Bu durumun Anzer balı markasına zarar verdiğini öne süren Yılmaz "Dünya markası, çöp markası oldu" dedi. Anzer balı üreticilerini bağlı olduğu 12 kooperatif olduğunu ancak bu kooperatiflerin ballarının marka değerini korumak için bir araya gelemediğini dile getiren Yılmaz "Anzer’de 12 tane kooperatif var, yakında 112 tane olurlar. 12 kooperatif bir araya gelemiyoruz. Neden bir araya gelemiyoruz? Sıkıntı ne? Gelelim bir araya bu işleri hep beraber çözelim. Şu an yanımda iki muhtar da yok. Neredesiniz? Gelin yanımıza, beraber mücadele verelim. Hukuki süreçte bir araya toplanamadık. 12 kooperatif olarak da bir araya gelemedik dedi. "Bir insan biraz düşünecek ya; bu kadar Anzer balı bu Türkiye’de olur mu?" Anzer Yaylası’nda üretilen 18 ton balın analizden geçtiğini ancak piyasada 200 tona yakın Anzer balı diye bal satıldığını sözlerine ekleyen Yılmaz, "Anzer’den 12 kooperatiften 18 tona yakın Anzer balı analizden geçti. Türkiye’de toplam Anzer balı 200 tona yakın vardır. Her mağazada 81 ilde Anzer balı var, her ilçede Anzer balı var; o yetmemiş gibi Kuzey Irak’a sıçradı. Bir insan biraz düşünecek ya; bu kadar Anzer balı bu Türkiye’de olur mu? Bu neyin nesi? Türkiye’de bu kadar reçel yok ya biraz mantıklı olacak, insan hesap kitap yapacak. Kooperatiflerde de bal bitmiyor. Ne yapıyor bunlar? Dünya markası çöp markası oldu işte buyur" ifadelerini kullandı. "Anzer balının marka değerine sahip çıkılsın" Anzer balının marka değerine sahip çıkılması gerektiğini ve Türk Patent Enstitüsü’nün Anzer balını çağrıştıracak hiçbir ibareye izin vermemesi gerektiğini ifade eden Yılmaz sözlerini devamında, "Biz ne yaptık? Güzel bir dilekçe hazırladık. Bu dilekçelerimizde ’Anzer balı’nı çağrıştıracak hiçbir kişi ya da kuruma patent vermemesi için gerekli yasal düzenlemelerin yapılması gerekmektedir.’ Dilekçelerimizi güzel bir şekilde hazırladık. Muhtarlara diyorum ki; ya beraber çıkalım bakanımızın yanına bu Anzer ibaresini bir koruma altına alalım. Bunu da kabul etmediler. Bir araya gelelim yeter! Rize’mizin markası. Sahte coğrafi işaret var, Anzer ibaresi var. 260 tane Anzer ibaresi var; bu 260 tane Anzer ibareli balın içerisindeki 150 tanesi Anzer’in içindeki aracıların, 100 tanesi de dışarıdaki Malatyalının, Urfalının başka bölgelerin" şeklinde konuştu.
26 Nisan 2026 Pazar - 12:24 KTO Başkanı Selçuk Öztürk: "Sorunların takipçisiyiz" KTO 67. İdari Destek Hizmetleri Meslek Komitesi İstişare Toplantısı’nda konuşan KTO Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Öztürk, toplantıda dile getirilen sorunların ve taleplerin ilgili kurum ve kuruluşlara iletilerek, çözüm süreçlerinin takipçisi olacaklarını söyledi. Konya Ticaret Odası (KTO) Meslek Komiteleri ile istişare toplantılarını sürdürüyor. Bu kapsamda son olarak KTO 67. İdari Destek Hizmetleri Meslek Komitesi İstişare Toplantısı KTO Meclis Toplantı Salonu’nda gerçekleştirildi. KTO Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Öztürk’ün başkanlığında gerçekleştirilen toplantıda, KTO üyelerinin sorunları ve talepleriyle ilgili istişarelerde bulunuldu. Toplantıda konuşan KTO Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Öztürk, üyelerle bir araya gelerek sektörel sorunları masaya yatırdıklarını söyledi. Toplantıların oldukça verimli geçtiğini dile getiren Başkan Öztürk, "Konya Ticaret Odamızın bünyesinde bulunan 70 Meslek Komitesi bu anlamda üyelerimizin ve sektörlerimizin sorunlarına dönük çalışmalar yürütüyor. Bu çalışmalar ışığında komitelerimiz tarafından bizlere iletilen sektörel sorunlar konusunda bizler de üzerimize düşeni yapma gayretiyle çalışıyoruz" dedi. "Konya, ülkemizin ekonomisine güçlü bir katkı sunuyor" Başkan Öztürk, güncel ekonomideki gelişmeler üzerine de değerlendirmelerde bulundu. Dünya ekonomisinin, belirsizliklerin ve risklerin arttığı bir dönemden geçtiğine dikkat çeken Başkan Öztürk, "Küresel ölçekte yaşanan savaşlar, jeopolitik gerilimler ve ticaret hatlarındaki kırılmalar; enerji maliyetlerinden lojistik süreçlere kadar birçok alanda ciddi etkiler oluşturmaktadır. Tedarik zincirlerinde yaşanan aksaklıklar ve maliyet artışları, tüm sektörler gibi hizmet sektörlerini de doğrudan etkilemektedir. Ancak Türkiye ekonomisi, üretim gücü, girişimci yapısı ve dinamik iç pazarı ile bu zorlu süreçte direnç göstermeye devam etmektedir. Ülkemizin ihracat odaklı büyüme stratejisi, yeni pazarlara açılma kabiliyeti ve sanayi altyapısı, küresel dalgalanmalara karşı önemli bir avantaj sağlamaktadır. Bu noktada Konya’mız, sahip olduğu üretim kültürü, sanayi altyapısı ve ticaret tecrübesi ile Türkiye ekonomisine güçlü katkı sunan şehirlerin başında gelmektedir. Sanayiden tarıma, ticaretten hizmet sektörüne kadar geniş bir yelpazede faaliyet gösteren Konya iş dünyası, her türlü zorluğa rağmen üretmeye, istihdam sağlamaya ve ihracatını artırmaya devam etmektedir. İdari destek hizmetleri sektörü de bu yapının önemli bir parçasıdır. İş dünyasının arka plandaki en önemli destek mekanizmalarından biri olan bu sektör; temizlikten güvenliğe, organizasyondan ofis destek hizmetlerine kadar birçok alanda ekonominin sürdürülebilirliğine katkı sağlamaktadır" şeklinde konuştu. "Dile getirilen sorunların takipçisi olacağız" Toplantıda dile getirilen her görüş ve öneriyi titizlikle takip edeceklerini vurgulayan Başkan Öztürk, "Bugün burada dile getireceğiniz her görüş, her öneri bizim için son derece değerlidir. Bu toplantıdan çıkacak sonuçları ilgili kurum ve kuruluşlara iletecek, çözüm süreçlerinin takipçisi olacağız. Konya Ticaret Odası olarak bizler; sizlerin sesi olmaya, haklı taleplerinizi en güçlü şekilde ifade etmeye ve sektörlerimizin gelişimi için çalışmaya kararlılıkla devam edeceğiz" diye konuştu. KTO 67. İdari Destek Hizmetleri Meslek Komitesi Başkanı İsmail Yıldız ise meslek komitesi olarak sektör temsilcilerinin sorunlarına dönük çalışmaya devam edeceklerini kaydetti. Yıldız, gerçekleştirilen toplantının sektörün sorunları ve çözüm önerileri adına oldukça kıymetli olduğuna değinerek KTO Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Öztürk ve Yönetim Kuruluna teşekkür etti. Konuşmaların ardından KTO üyelerine söz verilerek sektörel sorunlar ve talepler konusunda istişarelerde bulunuldu.
Akademi ve iş dünyası ULUTEK’te bir araya geldi
10 Aralık 2025 Çarşamba - 12:44 Akademi ve iş dünyası ULUTEK’te bir araya geldi ULUTEK Teknopark’ta gerçekleştirilen Üniversite-Sanayi İş Birliği Programı, Bursa’nın teknoloji üretme kapasitesini, akademik bilgi birikimini ve sanayinin değişen ihtiyaçlarını aynı platformda buluşturdu. Toplantıda Ar-Ge odaklı üretimin geliştirilmesi, akademi-sanayi etkileşiminin kurumsallaştırılması, yeşil mutabakatın sektörlerde oluşturduğu dönüşüm ve Bursa’nın ihtiyaç duyduğu yeni teknoloji ekosisteminin nasıl şekillendirilmesi gerektiği kapsamlı bir biçimde ele alındı. ULUTEK Genel Müdürü Prof. Dr. İrfan Karagöz, araştırma üniversitelerinin Türkiye’nin kalkınma vizyonundaki yerine dikkat çekerek ULUTEK’in bu noktadaki misyonunu şu sözlerle ifade etti; "Üniversitemiz araştırma üniversitesi unvanıyla büyük bir sorumluluk taşıyor. Bu sorumluluğun sanayi ile bütünleşmesini sağlayan en önemli yapılardan biri teknokentlerdir. ULUTEK olarak hem üniversitemizi hem de teknokent firmalarımızı aynı platformda buluşturan mekanizmaları güçlendiriyoruz. Bugün burada yaptığımız gibi, tarafları bir araya getirmek önemli; fakat daha önemlisi bu iş birliğini sürdürülebilir kılacak sistematik bir yapı oluşturmak. Her iş birliğinin mutlaka bir projeye, bir çıktı ya da katma değere dönüşmesi gerektiğine inanıyoruz. Bursa’nın Ar-Ge kapasitesini büyütmek için bu dönüşümü birlikte inşa etmek zorundayız." Programda söz alan Uludağ Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Adem Akpınar, üniversitenin araştırma üniversitesi kimliğini güçlendirmek için yürüttükleri faaliyetleri belirterek, "Güçlü bir sanayiye sahip olan Bursa’da araştırma üniversitesi olarak daha üst sıralarda yer almak için yoğun bir çaba gösteriyoruz. Bu dönem özellikle Ar-Ge’ye yatırım yapan firmalarla sistematik bir çalışma yürütüyoruz. Her hafta firmalarımızla bir araya geliyor, çıktı odaklı ziyaretler gerçekleştiriyoruz. Bu görüşmelerde Avrupa Birliği projelerini nasıl artırabileceğimizi, yayınlarımızı nasıl güçlendirebileceğimizi ve firmaların akademiyle hangi durumlarda iş birliği kurabileceğini değerlendiriyoruz. Hocalarımızla birlikte sanayiye daha çok yaklaşmak, akademisyenlerimizi sanayinin ihtiyaçlarıyla daha sık buluşturmak ve bu etkileşimi somut projelere dönüştürmeyi hedefliyoruz. Bu kapsamda bu değerli organizasyon için ULUTEK Yönetimine teşekkürlerimizi sunarız" şeklinde konuştu. Bursa Uludağ Üniversitesi Ar-Ge Koordinatörü Prof. Dr. Esra Karaca üniversitenin araştırma üniversiteleri arasında yer almasının getirdiği sorumluluk ve avantajlara vurgu yaptı. Ar-Ge’nin sürdürülebilir kalkınmanın en kritik unsurlarından biri olduğunun altını çizen Prof. Dr. Karaca, "Üniversite olarak hem ulusal hem de uluslararası arenada yenilikçi projeler üretme kapasitemizi her geçen yıl artırmayı çabalıyoruz. Araştırma üniversitesi statümüz, sanayi ile iş birliğini güçlendiren, bilgi ve teknoloji transferini hızlandıran önemli bir itici güçtür" dedi. Üniversite-sanayi etkileşiminin, bölgesel ve ulusal ekonomiye yüksek katma değer sağlayacağını belirten Prof. Dr. Karaca, ULUTEK ile yürütülen çalışmaların bu açıdan büyük önem taşıdığını ifade etti. BUSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Buğra Küçükkayalar, hem sanayinin gelişimi hem de nitelikli insan kaynağının yetişmesi için üniversitelerle yakın çalıştıklarını belirterek, "Üniversite-sanayi iş birliğini güçlendirmek için komitelerimiz ve çalışma gruplarımızla ortak mekanizmalar kuruyoruz. Asıl ihtiyacımız olan şey; bu etkileşimi düzenli, periyodik ve yapısal bir modele dönüştürmek. Üniversitelerimizle sanayicilerimizi daha sık ve daha planlı biçimde aynı masada buluşturursak Bursa’nın rekabet gücünü çok daha hızlı artırabiliriz" diye konuştu. Küresel dönüşümün sanayi yapısını yeniden şekillendirdiğine dikkat çeken BİSİAD Yönetim Kurulu Başkanı İdris Doğrul, "Bugün artık üniversite-sanayi iş birliğini çok daha net konuşmamız gereken bir dönemdeyiz. Yeşil Mutabakat’ın gereklilikleri ve önümüzdeki dönüşüm dalgası, mevcut iş modellerimizin tamamını etkiliyor. Son 3-4 yıldır teknolojide ve iş süreçlerinde ciddi bir kırılma yaşıyoruz. Bu dönüşümün sağlıklı yönetilebilmesi için ekosistemi güçlendirmemiz, akademik dünyanın bilgi birikimini sanayiye daha etkin şekilde aktarmamız gerekiyor. Sanayici olarak bazı konuları anlatmakta zorlanıyoruz; bu nedenle ihtiyaçların doğru tanımlandığı, sektörlerin doğru yönlendirildiği bilimsel bir kurula veya koordinasyon mekanizmasına ihtiyaç var" dedi. Ekosistemin bütün paydaşları içine alan kapsayıcı bir yapıya kavuşturulması gerektiğini belirten TÜMKAD Başkanı Ülfet Öztürk ise, "Üniversite, sanayi ve kamu birlikte hareket ettiğinde gerçek bir dönüşümden söz edebiliriz. Güçlü bir ekosistem olmadan sürdürülebilir gelişim sağlamak mümkün değil" ifadelerini kullandı. ULUTEK Teknopark Genel Müdürü Prof. Dr. İrfan Karagöz’ün ev sahipliğinde düzenlenen programa; Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Adem Akpınar, BUÜ Ar-Ge Koordinatörü Prof. Dr. Esra Karaca, Bursa Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (BUSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Buğra Küçükkayalar, Bilişim Sektörü İş İnsanları Derneği (BİSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı İdris Doğrul, Tüm Mühendis Kadınlar Derneği (TÜMKAD) Yönetim Kurulu Başkanı Ülfet Öztürk ve BUÜ Mühendislik Fakültesi bölüm başkanları katılım gösterdi.
ESO Başkanı Kesikbaş: "2026 yılından umutluyuz"
10 Aralık 2025 Çarşamba - 12:39 ESO Başkanı Kesikbaş: "2026 yılından umutluyuz" Eskişehir Sanayi Odası (ESO) Başkanı Celalettin Kesikbaş, 2026 yılından umutlu olduklarını belirterek, "Devletten finansmana erişim ve finansman maliyetlerinin düşüklüğü, enflasyonla mücadele konularındaki hassasiyetle birlikte umarım 2026’yı iyi geçiririz" dedi. ESO Başkanı Celalettin Kesikbaş, 2025 yılında Eskişehir sanayisinin ekonomik olarak ne durumda olduğu ve 2026 yılından neler beklendiğiyle ilgili değerlendirmede bulundu. Gazetecilere açıklamada bulunan Başkan Kesikbaş, "2025 yılı ortalama kesen, ciroların bir miktar arttığı ama kârlılıkların minimize olduğu, düştüğü bir yıl. Bu anlamda Eskişehir diğer kentlerden pozitif tarafta ayrışıyor. Eskişehir, teknolojisi yüksek önemli bir kent. Yüksek teknoloji ihracatında Türkiye’nin ilk 3 kentinden bir tanesi. İhracatının yüzde 30’u yüksek teknoloji ürünlerinden oluşuyor. Eskişehir üzerinde özellikle KOBİ ölçeğinde finansal nakit sıkışıklığı yaşayan şirketlerimiz var. Finansmana erişim, Eximbank Kredileri, reeskont kredilerinin bugünden itibaren ve önümüzdeki 2026 yılı içerisinde artmasıyla bu tip problemlerin çözüleceğini zannediyorum. 2026 yılından umutluyuz. Devletten finansmana erişim ve finansman maliyetlerinin düşüklüğü, enflasyonla mücadele konularındaki hassasiyetle birlikte umarım 2026’yı iyi geçiririz" şeklinde konuştu.
Bakan Bayraktar’dan Türk Dünyası’na ‘Hazar’ teklifi
10 Aralık 2025 Çarşamba - 12:28 Bakan Bayraktar’dan Türk Dünyası’na ‘Hazar’ teklifi Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, ‘‘Hazar’ın Türk Dünyası’nı ayırmasını değil birleştirmesini sağlamalıyız. Orta Asya’da üretilecek yenilenebilir enerji kaynaklı elektriği Hazar’ın batısına taşımayı öngören ‘Yeşil Enerji Koridoru’ projesi bu bağlamda önemli’’ dedi. Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Enerji Bakanları, İstanbul’da bir araya geldi. Bu yıl 5’incisi düzenlenen buluşmaya Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar ev sahipliği yaptı. Toplantıya, Azerbaycan Enerji Bakanı Parviz Şahbazov, Kazakistan Enerji Bakan Yardımcısı İlyas Bakytzhan Nassenovich, Kırgız Cumhuriyeti Enerji Bakanı Taalaibek Ibraev, Özbekistan Enerji Bakanı Jurabek Mirzamakhmudov, Macaristan Dışişleri ve Ticaret Bakanı Peter Szijjarto ile KKTC Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu katıldı. Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren Bakan Bayraktar, Türk Dünyası’na ‘Hazar’ teklifinde bulundu. Orta Asya’da üretilecek yenilenebilir enerji kaynaklı elektriği Hazar’ın batısına taşımayı öngören ‘Yeşil Enerji Koridoru’ projesinin önemine işaret eden Bakan Bayraktar, "Biz bu konuda Azerbaycan, Gürcistan ve Bulgaristan ile birlikte çalışıyoruz. Ayrıca Azerbaycan, Kazakistan ve Özbekistan da kendi aralarında bir anlaşma imzaladılar" dedi. Bakan Bayraktar, parçalı yapıları birleştirip bir sinerji oluşturmanın gerektiğine vurgu yaparak, "Türkiye ve Kırgızistan’ın da katılımıyla bu iş birliği çok daha anlamlı ve güçlü olacaktır. Bu proje ile bölgenin potansiyelini hayata geçirerek üretilen elektriği önce Türkiye pazarına, buradan da Avrupa’ya taşıyacağız. Hazar’ın Türk Dünyası’nı ayırmasını değil birleştirmesini sağlamalıyız" diye konuştu. ‘‘Türk Devletleri Teşkilatı 180 milyonluk nüfus, 2 trilyon dolarlık ekonomik büyüklüğü temsil ediyor’’ Bakan Bayraktar, toplantının açılışında yaptığı konuşmada, Türk Devletleri Teşkilatı’nın yaklaşık 180 milyonluk nüfus, 4,5 milyon kilometrekarelik coğrafya ve 2 trilyon doların üzerinde bir ekonomik büyüklüğü temsil ettiğini ifade ederek "Dünya doğal gaz rezervlerinin onda biri bu coğrafyada bulunmakta. Bir ucunda Çin’e komşu, diğer ucunda Akdeniz’e ve Avrupa’ya. Rusya’ya da sınırı olan, Orta Doğu’daki enerji zengini ülkelere de sınırımızın olduğu bir coğrafya’’ ifadelerini kullandı. Konuk bakanlara, Hacı Bektaş-ı Veli’nin "Bir olalım, iri olalım, diri olalım" sözleriyle seslenen Bakan Bayraktar, "Bu manada Hazar’ın Türk Dünyası’nı ayırmasını değil birleştirmesini sağlamalıyız. Orta Asya’da üretilecek yenilenebilir enerji kaynaklı elektriği Hazar’ın batısına taşımayı öngören ‘Yeşil Enerji Koridoru’ projesinin bu bağlamda çok mühim olduğunu belirtmek isterim. Biz bu konuda Azerbaycan, Gürcistan ve Bulgaristan ile birlikte çalışıyoruz" diye konuştu. Bakan Bayraktar, ayrıca Azerbaycan, Kazakistan ve Özbekistan’ın da kendi aralarında bir anlaşma imzaladıklarını ifade ederek "Kırgızistan’ın da bu birlikteliğe katılma isteğini öğrendik ve bundan memnuniyet duyduk. Biz de bu parçalı yapıları birleştirip bir sinerji oluşturmak gerektiğini düşünüyoruz. Türkiye ve Kırgızistan’ın da katılımıyla bu iş birliği çok daha anlamlı ve güçlü olacaktır. Bu proje ile bölgenin potansiyelini hayata geçirerek üretilen elektriği önce Türkiye pazarına, buradan da Avrupa’ya taşıyacağız" dedi. Hazar’ın doğusundaki hidrokarbon kaynaklarını da Hazar’ın batısına taşımak gerektiğine işaret eden Bayraktar, "30 yıllık hayalimiz olan Hazar Geçişli Boru Hattıyla Türkiye’ye doğal gaz ulaştırma hedefimizde artık somut adımlar atma aşamasına geldik. Hazar’ın batısında zaten bunun için altyapı hazır, TANAP bu bağlamda çok stratejik bir proje. Bu hedefte sağlayacağımız ilerlemeler hem Türk Devletlerinin kalkınmalarına katkı yapacak hem de Avrupa ve Akdeniz enerji piyasaları bağlamında oyun değiştirici bir etkisi olacak" diye konuştu. ‘‘22 farklı ülke ve 33 şirketten doğal gaz alıyoruz’’ Bayraktar, Türkiye’nin güçlü doğal gaz altyapısı sayesinde Macaristan, Bulgaristan, Romanya, Sırbistan ve Kuzey Makedonya’nın arz güvenliğine katkı sağladıklarını ve BOTAŞ’ın çok geniş bir tedarik ağına sahip olduğunu vurgulayarak "Bugün 22 farklı ülke ve 33 şirketten doğal gaz alıyoruz. Türkmenistan’dan da bu sene ilk kez ülkemize gaz ithal ettik. Bir sonraki adım olarak bu akış miktarını daha da artırmayı hedefliyoruz" sözlerini ifade etti. Azerbaycan ve Katar ile iş birliği yaparak Suriye’ye doğal gaz vermeye başladıklarına işaret eden Bayraktar, Somali ve Pakistan’da arama sahaları için anlaşmaları ve ilk etap teknik çalışmalarına tamamladıklarını söyledi. Bayraktar; Socar, MOL ve MVM, Kazmunaygaz, Turkmengaz gibi şirketlerle çok verimli iş birlikleri geliştirdiklerini belirterek "Tüm üye ülkelerle kamu ve özel sektör şirketleriyle de bu iş birliklerini gerek kendi ülkelerimizde gerekse de üçüncü ülkelerde geliştirmek arzusundayız" açıklamalarında bulundu. ‘‘Dünyadaki dönüşümü yakalamak için birlikte hareket etmemiz, yatırımları artırmamız lazım’’ Enerji dönüşüm sürecinin önemli aktörlerinden birinin kritik mineraller olduğunun altını çizen Bayraktar, TDT bünyesinde madenler için de bir bakanlar buluşması organize edilmesinin faydalı olabileceğini dile getirdi. Bu toplantıları, iyi niyetlerin paylaşıldığı bir yer olmaktan çıkarmanın önemli olduğunu kaydeden Bayraktar, "Dünyadaki dönüşümü yakalamak için hızlı bir şekilde birlikte hareket etmemiz ve yatırımları artırmamız lazım" dedi. Bayraktar, ayrıca bu gibi toplantılarda iş dünyasıyla bir araya gelmek gerektiğinin altını çizdi. COP31 Kasım 2026’da Antalya’da Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Taraflar Konferansı olan COP31’in Kasım 2026’da Antalya’da düzenleneceğini anımsatan Bayraktar, 29’uncu konferansa ev sahipliği yapan Azerbaycan’ı tebrik ederken tüm katılımcıları Antalya’ya davet etti.
MediaMarkt’tan kombi ve petek bakım hizmeti
10 Aralık 2025 Çarşamba - 12:12 MediaMarkt’tan kombi ve petek bakım hizmeti MediaMarkt Türkiye, evde kullanılan cihazların ömrünü uzatan ve performansını koruyan bakım hizmetlerine, kombi ve petek bakım hizmetini de ekledi. Yaşam alanlarında kullanılan cihazların düzenli bakım ve temizliğinin yapılması büyük önem taşıyor. Özellikle ısıtma sistemlerinde hem enerji tasarrufu hem de optimum sıcaklık için kombilerin yılda 1 kez, peteklerin ise minimum 2 yılda bir düzenli bakımlarının yaptırılması öneriliyor. MediaMarkt Türkiye, çoğu evde olmak üzere sunduğu bakım ve temizlik hizmetlerine ‘Kombi ve Petek Bakım Paketini’ de ekleyerek, müşterilerinin cihazlarından daha uzun süre verim alabilmesini hedefliyor. Yapılan açıklamaya göre, Kombi ve Petek Bakım Paketi kapsamında, kombi ya da petekler nereden alınmış olursa olsun MediaMarkt güvencesiyle tüm bakım ve temizlik işlemleri bizzat evde veriliyor. Uzman teknik servisler; kombinin genel kontrolü, baca temizliği, gaz kaçağı testi, eşanjör kontrolü, peteklerde iç temizlik ve su dolaşımı testi, elektronik kart ve su basıncı kontrolü gibi işlemlerle derinlemesine bakım yapıyor, böylece olası arızaların önüne geçiliyor. Cihazların performansı korunurken kullanım ömrü de uzatılıyor. MediaMarkt Kombi ve Petek Bakım Paketi 1 yıllık ve 2 yıllık kullanım seçeneğiyle sunuluyor. 2 yıllık paketlerde bakım hizmeti senede 1 defa olacak şekilde veriliyor. Satın alma işlemi tamamlandıktan sonra hizmet paketi 24 saat sonra aktifleşiyor. Kombi yetkili servislerinden farklı olarak petek temizliğinin de dahil olduğu paket, 3 taksit imkanı ile sunuluyor. Markanın tüm bakım paketlerinde olduğu gibi ücretsiz arıza tespiti ve işçilikte yüzde indirim uygulaması geçerli oluyor.
Zorlu Enerji, ESG değerlendirmesinde küresel ölçekte öne çıktı
10 Aralık 2025 Çarşamba - 11:45 Zorlu Enerji, ESG değerlendirmesinde küresel ölçekte öne çıktı Zorlu Enerji, ESG performansında küresel ölçekte güçlü konumunu iyileştirdi. S&P Global’in güncel değerlendirmesinde 85 puan alan şirket, çevresel, sosyal ve yönetişim alanlarında dengeli ve yüksek performans gösterdi. Yenilenebilir enerji yatırımları, net-sıfır stratejisi ve yüksek veri şeffaflığı ile şirket, sürdürülebilirlikte sektörün öncü isimlerinden biri olarak öne çıkıyor. Yenilenebilir enerji alanındaki öncü konumuyla Zorlu Enerji, sürdürülebilirlik faaliyetleriyle ESG (Çevresel, Sosyal ve Yönetişim) değerlendirmelerinde küresel ölçekte iyi performans sergiledi. Yapılan açıklamaya göre, uluslararası sürdürülebilirlik ölçümleme platformu S&P Global’in güncel CSA (Kurumsal Sürdürülebilirlik Değerlendirmesi) modeliyle gerçekleştirdiği ESG değerlendirmesinde Zorlu Enerji, bir önceki döneme göre 11 puanlık iyileşme kaydederek skorunu 74 puandan 85 puana yükseltti. Değerlendirme sonuçlarına göre şirket, çevresel boyutta 88, sosyal boyutta 85 ve yönetişim/ekonomik boyutta 76 puan alarak sürdürülebilirliğin üç temel alanında da dengeli ve yüksek bir performans sergiledi. İklim stratejisi ve biyoçeşitlilikte önemli başarı Açıklamaya göre şirket, uluslararası yatırımcıların karar süreçlerinde önemli bir referans noktası olan S&P Global’in veri erişimi değerlendirmesinde yüksek şeffaflık gösterdi. S&P Global, şirketin veri açıklama şeffaflığını çok yüksek seviyede değerlendirdi. Değerlendirmede en fazla ağırlık verilen kriterler arasında ürün sorumluluğu (Product Stewardship), iklim stratejisi (Climate Strategy) ve insan sermayesi yönetimi (Human Capital Management) öne çıktı. Düşük karbonlu ekonomiye geçişin en önemli bileşenlerinden biri olarak yenilenebilir enerji kullanımını artırmayı benimseyen Zorlu Enerji, uzun süredir yalnızca yenilenebilir kaynaklara yatırım yaparak atmosferdeki sera gazı salımlarının azaltılmasına katkı sağlıyor. İklim stratejisi alanında 93 puan alan şirket, net-sıfır hedefleri, iklim risk analizleri, TCFD uyumu ve iç karbon fiyatlaması gibi uygulamalarda yüksek performans sergiliyor. Biyoçeşitliliğin korunmasına yönelik çalışmalara da ağırlık veren şirket, biyoçeşitlilik alanında 99, atık ve emisyon yönetiminde 97 puan aldı. Üretim portföyü ve gelir yapısı da sürdürülebilirlik açısından yüksek değerlendirilen Zorlu Enerji, sürdürülebilir gelirler (Sustainable revenues) 97, elektrik üretim portföyü (Electricity generation mix) 98 ve üretim verimliliğinden (Generation efficiency) 100 puan aldı. Şirketin müşteri memnuniyeti sistemleri (Customer Relations) en yüksek seviyede değerlendirildi ve 100 puan aldı. Şeffaf raporlama ve doğrulama süreçleri (Transparency & Reporting) de 100 puanla üst düzeyde performans gösterdi. İş etiği uygulamaları (Business Ethics) 98 puanla güçlü bir performans ortaya koyarken, tedarik zinciri yönetimi (Supply Chain Management) 96 puanla başarılı değerlendirildi. Risk ve kriz yönetimi (Risk & Crisis Management) 91 puan, bilgi güvenliği (Information Security) ise 85 puanla güçlü seviyede değerlendirildi. "ESG alanlarında ölçülebilir hedefler koyuyor ve bunları somut aksiyonlarla destekliyoruz" Konu hakkında değerlendirmede bulunan Zorlu Enerji CEO’su Elif Yener, "ESG alanındaki yükselen performansımız, çevresel sürdürülebilirlikte güçlü bir şirket olduğumuzu ve üretim portföyü ile gelir yapımızda yüksek sürdürülebilirlik standartlarına sahip olduğumuzu ortaya koyuyor. Çevresel, sosyal ve yönetişim alanlarında dengeli ve güçlü performansımızla gurur duyuyoruz. Enerji dönüşümünün sorumluluğunu ve liderliğini üstlenen bir şirket olarak, ESG alanlarında ölçülebilir hedefler koyuyor ve bunları somut aksiyonlarla destekliyoruz. Stratejik hedeflerimiz arasında dahil olduğumuz ESG endekslerinde sektörel liderlik pozisyonumuzu korumak yer alırken 2040’a kadar net sıfır emisyon hedefimiz doğrultusunda ilerlerken, su verimliliği ve biyoçeşitlilik alanında da güçlü hedefler belirledik. 2035’e kadar doğa için net pozitif bir şirket olmayı ve ekosistemlerin güçlenmesine katkı sunmayı hedefliyoruz. 2030’a kadar üretilen birim enerji başına su kullanımını her yıl azaltmayı taahhüt ediyoruz. Kuraklık riski yüksek bölgelerde suyu en verimli biçimde kullanacak teknolojilere yatırım yapıyoruz" dedi.
Simav’ın Kuşu beldesinde günlük 15 bin yumurta üretimi
10 Aralık 2025 Çarşamba - 11:35 Simav’ın Kuşu beldesinde günlük 15 bin yumurta üretimi Kütahya’nın Simav ilçesine bağlı Kuşu beldesinde, iş insanı İsmail Çetiner tarafından kurulan yeni üretim tesisi, 16 bin adet tinted coral cinsi tavukla günlük yaklaşık 15 bin yumurta üretimine başladı. Simav Tarım ve Orman İlçe Müdürlüğü ekipleri, sorumluluk alanlarında bulunan tesise ziyaret gerçekleştirerek incelemelerde bulundu. 16 bin tavuk kapasiteli tesiste üretim süreçleri yerinde değerlendirildi. Ziyaret kapsamında İlçe Tarım ve Orman Müdürü Nurullah Özdemir, yumurta paketleme için gerekli İşletme Onay Belgesini çiftlik sahibi İsmail Çetiner’e takdim etti. Bununla birlikte tesis, ilçede bu kapsamda onay alan ilk ticari yumurtacı kanatlı işletmesi oldu. Kuşu’nun girişimci iş insanı İsmail Çetiner, bölgenin tavukçuluk için uygun iklim şartlarına sahip olduğunu vurgulayarak, "Yıllar önce Kuşu’da onlarca tavuk çiftliği vardı. Ancak özellikle Batı Anadolu’da etkili olan Kuş gribi gibi salgın hastalıklar nedeniyle bu sektör beldemizde büyük zarar gördü. Şimdi kurduğumuz tesisle Kuşu’nun tekrar bu alanda söz sahibi olmasını temenni ediyorum" dedi. Çetiner, tesiste günlük üretim kapasitesine ilişkin de bilgi verdi: "Tinted coral cinsi 16 bin yumurta tavuğundan günde yaklaşık 15 bin yumurta elde ediyoruz. 30’lu koli olarak günlük 500 koli, 15’li koli olarak ise 1000 koli yumurtayı anlaşmalı alıcılarımıza teslim ediyoruz." Yeni tesisin, Kuşu’nun tarımsal üretim çeşitliliğine ve bölge ekonomisine önemli katkı sağlaması bekleniyor.
Samsun Büyükşehir, enerjisini güneşten karşılıyor
10 Aralık 2025 Çarşamba - 11:01 Samsun Büyükşehir, enerjisini güneşten karşılıyor Samsun Büyükşehir Belediyesi, il genelindeki üç güneş enerji santralinde(GES) ürettiği elektrikle hem kendi enerji ihtiyacının önemli bir bölümünü karşıladı hem de 285 milyon TL tasarruf elde etti. Kentte elektrik maliyetlerini düşürmek için yürütülen GES projeleri, katı atık depolama tesisindeki üretimle birlikte belediyeye güçlü bir enerji kaynağı sağlıyor. Belediyenin Mart 2024’ten bu yana üç GES tesisinde ürettiği elektrik miktarı 119 milyon 638 bin 919 kilovatsaate ulaştı. Bu üretimle 285 milyon 141 bin TL’lik tasarruf sağlanırken, 75 bin ton karbon salımının da önüne geçildi. Sistem sayesinde 140 bin ağacın yok olması engellendi. Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan, Samsun GES, Tekkeköy Bilim Merkezi ve Yabancılar Çarşısı çatı GES’lerinden elde edilen elektrikle belediye hizmetlerinin büyük kısmının beslendiğini belirterek, SBB ve SAMULAŞ’a ait 20 elektrikli otobüsün tüm enerji ihtiyacının da yine bu kaynaklardan karşılandığını ifade etti. Doğan, "3 adet güneş enerjisi santralimiz var. Samsun GES, Tekkeköy Bilim Merkezi ve Yabancılar Çarşısı çatısındaki panellerden elektrik üretiyoruz. Samsun Büyükşehir Belediyesi’nin ve SAMULAŞ’ın 20 elektrikli otobüsünün tüm elektrik ihtiyacını buralardan ürettiğimiz elektrik ile karşılıyoruz. SASKİ’nin enerji ihtiyacının yarısı da yine GES’lerden karşılanıyor. Katı atık depolama tesisimizde de çöplerden çiçekler oluşuyor. Burada da elektrik üretiliyor. Yıllık yaklaşık 2 milyon çiçeği burada üreterek Samsun’daki parklara dikiyor ve görsel zevke sunuyoruz" dedi. Ayrıca 981 konut ve 436 iş yerinin katılımı ile hayata geçirilen Sıfır Atık Dönüşüm Projesi kapsamında da 11 ayda 84 ton atığın doğaya geri kazandırıldığına dikkat çeken Başkan Doğan, "Samsun’da sıfır atık örnek caddesi olsun istedik. Çiftlik(İstiklal) Caddesi herkesin bildiği bir cadde. Burada örnek bir çalışma hayata geçirdik. 11 aylık süreçte yaklaşık 84 ton atık geri dönüşümü sağlanmış oldu. Esnafın da ekonomik olarak bundan fayda sağladığı bir çalışmamız var. Ayrıca Samsun’da 16 olan mavi bayraklı plaj sayımız da Allah nasip ederse 19’a çıkacak" diye konuştu.
Kesintisiz enerji için kışa hazırlık
10 Aralık 2025 Çarşamba - 10:41 Kesintisiz enerji için kışa hazırlık Samsun’da elektrik dağıtım firması, kış aylarında olumsuz hava şartlarına rağmen enerji hizmetinin aksamaması için kapsamlı hazırlık sürecini tamamladı. Kritik hatlara yönelik güçlendirme, bakım-onarım çalışmaları, genişletilmiş saha planlaması ve 7/24 müdahale düzeniyle oluşturulan operasyon altyapısı, kış döneminde enerji arzının güvenli bir şekilde sürdürülebilmesi için devreye alındı Orta Karadeniz Bölgesi’ne hizmet veren YEDAŞ, soğuk hava etkilerinin yoğunlaştığı bölgelerde enerji hizmetinin aksamaması için sezon öncesi çalışmalarını geniş bir çerçevede yürüttü. Trafo merkezlerinde gerçekleştirilen kontroller, direk ve iletken yenilemeleri, izolasyon uygulamaları ve hatların mevsimsel risklere karşı güçlendirilmesi hazırlık sürecinin ana bileşenleri arasında yer aldı. Bu kapsamda saha ekipleri kış koşullarına uygun şekilde yeniden konumlandırıldı ve operasyon planları, ihtiyaç duyulan bölgelere hızlı ulaşım sağlayacak şekilde düzenlendi. Altyapı güçlendirmeleri ve teknik uygulamalar Kritik öneme sahip hatlarda sürdürülen bakım-onarım programları çerçevesinde trafoların, direklerin ve iletkenlerin teknik dayanımını artıran çalışmalara ağırlık verildi. Kar, buzlanma ve rüzgâr yükünün yüksek olduğu bölgelerde gerçekleştirilen uygulamalar, kış koşullarında oluşabilecek risklerin en aza indirilmesini amaçladı. Uzaktan izleme ve kumanda imkânı sağlayan SCADA (Merkezi Uzaktan İzleme ve Kontrol Sistemi) üzerinden hat gözetimi yoğunlaştırılarak, arıza tespitinde hızlı aksiyon alınmasını desteklendi. Dijital ihbar kanalları, çağrı merkezi ve mobil uygulamalar üzerinden iletilen bildirimlerin sahaya hızlı aktarılabilmesi için iletişim akışı güçlendirilirken; araç filosunun kış şartlarına uygun hâle getirilmesiyle sahadaki müdahale kapasitesi artırıldı. Yürütülen bu teknik hazırlıklar, kış dönemi boyunca operasyon süreçlerinin bütünlüklü ve koordineli bir şekilde ilerlemesine zemin oluşturdu. "En yoğun kış şartlarında bile kesintisiz enerji" YEDAŞ Dağıtım Direktörü Ümit Yaşar Kışla, enerji hizmetinin toplumsal yaşam için taşıdığı önem nedeniyle hazırlıkların geniş bir plan çerçevesinde yürütüldüğünü vurguladı. Kışla, "Elektrik, modern yaşamın en temel ihtiyaçlarından biridir. Aydınlatma, ısınma, iletişim ve sağlık gibi kritik alanların tamamı enerjinin sürekliliğine bağlıdır. Bu nedenle kış döneminde olumsuz hava koşullarının hizmeti etkilememesi için tüm süreçler ayrıntılı bir şekilde ele alınmıştır" dedi. Kışla, ayrıca saha organizasyonuna ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı: "Ekiplerin konumlandırılmasından operasyon merkezlerinin çalışma düzenine kadar her aşama, ihtiyaç duyulan noktalara hızlı müdahale sağlayacak bir yapı oluşturacak şekilde planlanmıştır. Teknik altyapı, izleme sistemleri ve sahadaki hazırlıklarımız kış dönemine tam uyumlu hâle getirilmiştir. Amacımız, bölge halkının en yoğun kış şartlarında dahi enerjiye kaliteli ve kesintisiz şekilde erişimini sağlamaktır."
İnşaat maliyet endeksi yıllık yüzde 22,57 arttı
10 Aralık 2025 Çarşamba - 10:27 İnşaat maliyet endeksi yıllık yüzde 22,57 arttı Ekim ayında inşaat maliyet endeksi yıllık yüzde 22,57 arttı, aylık yüzde 0,98 arttı. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Ekim ayı İnşaat Maliyet Endeksi verilerini paylaştı. Buna göre, inşaat maliyet endeksi, 2025 yılı Ekim ayında bir önceki aya göre yüzde 0,98 arttı, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 22,57 arttı. Bir önceki aya göre malzeme endeksi yüzde 1,18 arttı, işçilik endeksi yüzde 0,59 arttı. Ayrıca bir önceki yılın aynı ayına göre malzeme endeksi yüzde 18,68 arttı, işçilik endeksi yüzde 30,49 arttı. Bina inşaatı maliyet endeksi yıllık yüzde 22,29 arttı, aylık yüzde 0,95 arttı Bina inşaatı maliyet endeksi, bir önceki aya göre yüzde 0,95 arttı, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 22,29 arttı. Bir önceki aya göre malzeme endeksi yüzde 1,18 arttı, işçilik endeksi yüzde 0,55 arttı. Ayrıca bir önceki yılın aynı ayına göre malzeme endeksi yüzde 18,42 arttı, işçilik endeksi yüzde 29,94 arttı. Bina dışı yapılar için inşaat maliyet endeksi yıllık yüzde 23,48 arttı, aylık yüzde 1,05 arttı Bina dışı yapılar için inşaat maliyet endeksi, bir önceki aya göre yüzde 1,05 arttı, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 23,48 arttı. Bir önceki aya göre malzeme endeksi yüzde 1,20 arttı, işçilik endeksi yüzde 0,73 arttı. Ayrıca bir önceki yılın aynı ayına göre malzeme endeksi yüzde 19,52 arttı, işçilik endeksi yüzde 32,46 arttı.
Kestane Büyükşehir’le filizleniyor
10 Aralık 2025 Çarşamba - 10:22 Kestane Büyükşehir’le filizleniyor Bursa Büyükşehir Belediyesi, kentin yüzyıllardır süregelen tarım kültürünün ve gastronomi mirasının simgelerinden olan AB Coğrafi İşaretli Bursa kestanesine can vermek için seferberlik başlattı. Bursa’da kırsal kalkınmanın sağlanması amacıyla fide-fidan temininden kaliteli üretimin sağlanmasına, ekipman desteğinden ürünlerin satış ve pazarlamasına kadar her alanda çiftçilere katkı sunan Büyükşehir Belediyesi, kente özgü tarım ürünlerinin tanıtılması ve gelecek nesillere aktarılması için çalışmalarını sürdürüyor. Kestanede yaşanan sorunlar konuşuldu Bursa Büyükşehir Belediyesi, kentin simge ürünlerinden kestanenin topraktan sofraya uzanan yolculuğunda yaşanan sorunları konuşmak, bilimsel ve teknik ihtiyaçları değerlendirmek ve ürünü geleceğe en sağlıklı şekilde taşıyacak adımları belirlemek amacıyla ‘Bursa Kestanesinin Geleceği’ panelini düzenledi. Atatürk Kültür Merkezi Merinos Yerleşkesi’ndeki programa, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in yanı sıra Büyükşehir Belediyesi yöneticileri, akademisyenler, kamu kurumlarının temsilcileri, üreticiler ve sektör paydaşları katıldı. Program öncesinde, katılımcılara pişmiş kestane, kestaneli sarma, kestaneli kurabiye, kestane şurubunda kabak tatlısı, kestane şekeri, kestane çorbası gibi lezzetler ikram edildi. "Bursa kestanesini yeniden kazanmalıyız" Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, 70’li yıllarda Fidyekızık’ta dahi çok fazla kestane alanı bulunduğunu, ancak zamanla kestanenin yok oluşuna tanıklık ettiklerini söyledi. Kestane şekeriyle ünlü olan Bursa’nın artık dışarıdan kestane alır hale geldiğini vurgulayan Başkan Mustafa Bozbey, "Bu durum Bursa’ya yakışmıyor. Bursa’da yetişen kestanelerin, diğer bölgelerdeki kestanelerden daha lezzetli ve kaliteli olduğu anlatılıyor. Tekrar bu duruma dönmemiz gerekiyor. Büyükşehir Belediyesi ve diğer kurumlar olarak bilimsel veriler ışığında çalışarak Bursa kestanesini yeniden kazanmalıyız. Bu konuda geçen yıl önemli bir adım attık ve süreci devam ettiriyoruz" diye konuştu. "Bursa’nın kestanesini tüm dünyaya duyuracağız" Çin’de bir buçuk milyon ton, Japonya’da 720 bin ton kestane üretildiğini hatırlatan Başkan Mustafa Bozbey, Türkiye’nin ise 75 bin ton civarında kaldığını vurguladı. Bursa’da ise kestane üretiminin 3 bin 500 tona kadar düştüğünü dile getiren Başkan Mustafa Bozbey, "Bursa Kestanesi, Kasım 2017’de AB Coğrafi İşaret Tescili aldı. Bu yüzden kestaneye kent yöneticileri ve üreticiler olarak sahip çıkmalıyız. Her zaman üreticilerimizin yanındayız. Üreticilerimize kestane fidesi dağıtıyoruz ve dağıtmaya devam edeceğiz. Bursa’nın markası olan kestane üretimine destek olmak bizlerin sorumluluğudur. Bursa’da tekrar tonajı yükseltmeliyiz. İnşallah alacağımız tedbirler ve uygulamalarla Bursa’nın kestanesini tüm dünyaya duyuracağız" dedi. Panelin ilk bölümünde Bursa kestanesinin mevcut durumu, üretimdeki zorluklar, sorunlar ve talepler ele alındı. Moderatörlüğünü Bursa Uludağ Üniversitesi’nden (BUÜ) Prof. Dr. Cevriye Mert’in yaptığı birinci oturumda, Bursa Kent Konseyi Başkanı Prof. Dr. Ertuğrul Aksoy ‘İklim değişiklikleri ile oluşabilecek riskler’, BUÜ’den Doç. Dr. Himmet Tezcan ‘Kestane hastalıkları ve mücadelesi’, Bursa Teknik Üniversitesi’nden (BTÜ) Prof. Dr. Oğuzhan Sarıkaya ‘Kestane gal arısı ile alternatif savaş yöntemleri’, Bursa İl Tarım Müdürlüğü’nden Dr. Kıymet Senan Savaş ‘Kestane zararlıları ve mücadelesi’, Orman Bölge Müdürlüğü’nden Orman Yüksek Mühendisi Özden Açıcı ‘Biyolojik mücadele ve toplama alanlarındaki güvenlik önlemleri’, üretici Ertuğrul Sünel ‘Üretimde yaşanılan sorunlar ve talepler’ hakkında bilgi verdi. Panelin ikinci oturumunda ise ‘Bursa kestanesinin değeri ve alternatif kullanım alanları’ konuşuldu. Moderatörlüğünü BUÜ’den Öğr. Gör. Fatih Yıldırım’ın yaptığı oturumda, Mudanya Üniversitesi’nden Dr. Gülşen Özduran ‘Kestanenin sağlık ve beslenme ürünlerinde kullanımları’, Bursa Aşçılar Derneği’nden Oktay Gülbahar ‘Gastronomide yenilikçi kullanımlar’, Kardelen Kestane Yöneticisi Ebru Aygün ‘Kestane şekerinin coğrafi işaret süreci’, Artizan Fırın’dan Hakan Aydın ‘Endüstriyel ve tarımsal üretimler’, ‘Fasulyeli’den Emir Topuk ‘Yemeklerde geleneksel kullanım alanları’ konularında bilgilendirme yaptı.