EKONOMİ
Malatya TSO’dan Şevket Keskin’e tebrik ziyareti 09 Mart 2026 Pazartesi - 17:40:43 Malatya Ticaret ve Sanayi Odası (TSO) yönetimi, Malatya Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası Genel Kurulunda yeniden başkanlığa seçilen ve aynı zamanda MESOB Başkanı da olan Şevket Keskin’i ziyaret ederek, başarı dileklerini iletti. Ziyarette kentin yeniden imarı sürecinde sivil toplum kuruluşlarının ortak hareket etme kararlılığı vurgulandı. Malatya TSO Yönetim Kurulu Başkanı Oğuzhan Ata Sadıkoğlu, Meclis Başkanı Hakan Er ve yönetim kurulu üyeleriyle birlikte aynı zamanda Malatya Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği (MESOB) Başkanı olan Şevket Keskin’i ziyaret etti. Görüşmede esnaf ve tüccarın sorunlarının çözümü noktasında kurumlar arası istişarenin önemi üzerinde duruldu. Malatya TSO Başkanı Oğuzhan Ata Sadıkoğlu, Şevket Keskin’in tecrübesine dikkat çekerek, "Yıllardır Malatya’mıza hizmet eden Sayın Şevket Keskin’in yeniden güven tazelemesi ve yönetimiyle birlikte şehre faydalı olacağından şüphemiz yok. Kendisini tebrik ediyoruz. Bugüne kadarki süreçte Ticaret ve Sanayi Odası ile istişare içerisinde olması, esnafın, tüccarın ve sanayicinin birlikte hareket etme kültürünü güçlendirdiği için teşekkür ediyorum. TSO ve esnaf odaları arasındaki bu birlikteliği korumaya devam edeceğiz. Allah hayırlı etsin ve muvaffakiyet versin" dedi. Ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren Şevket Keskin ise ortak akıl vurgusu yaparak, "Ticaret ve Sanayi Odası ile Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği olarak ortak akılla Malatya’mıza hizmet etmeye çalışıyoruz. Kentteki en büyük sivil toplum örgütleri olarak uyum içerisinde üzerimize düşeni yapacağız. Biz Malatya için elimizi değil, gövdemizi taşın altına koyuyoruz. Yeri geldiğinde sorunları doğrudan Sayın Cumhurbaşkanımıza arz ettik. Geçtiğimiz günlerde yine ilettiğimiz talepler üzerine Sayın Cumhurbaşkanımız sorunların çözülmesi talimatını verdiler" diye konuştu. Kentin planlama sürecine dair eleştirilerini de paylaşan Keskin, açıklamalarını şu sözlerle tamamladı: "Çarşının planlanmasını ne Ticaret ve Sanayi Odası’na ne de sahada bizlere sordular. Kimse bir şey danışmadı. Vatandaş bize ‘Ne yaptınız?’ diye sorduğunda, bize sorulmayan bir konuda ne yapabiliriz? Ancak her fırsatta bakanlarımıza ve en üst makam olan Cumhurbaşkanlığına ulaşıp taleplerimizi ilettik. Türkiye’de en üst makam Cumhurbaşkanlığıdır. Sayın Cumhurbaşkanımıza da her fırsat bulduğumuzda sorun ve taleplerimizi arz ettik. Son olarak Malatya’yı ziyaret eden Cumhurbaşkanı Yardımcımız Sayın Cevdet Yılmaz’a da sorunlarımızı sunduk."
09 Mart 2026 Pazartesi - 17:09 Bursa’da APP plaka izdihamı...Kuyruk sokaklara taştı Trafikte standart dışı "APP plaka" kullananlara uygulanacak yüksek para cezalarının gündeme gelmesi üzerine Bursa’da sürücüler plaka değiştirmek için Şoförler Odası önünde uzun kuyruklar oluşturdu. Sabah saatlerinden itibaren Bursa Şoförler Odası önünde yoğunluk oluşurken, sürücüler saatlerce sıra beklemek zorunda kaldı. Yürürlüğe giren yeni düzenlemeye göre araçlarında standart dışı (APP) plaka kullandığı tespit edilen sürücülere ilk ihlalde 140 bin lira para cezası uygulanacağı ve sürücü belgelerine 30 gün süreyle el konulacağı açıklandı. Aynı ihlalin yıl içinde tekrar edilmesi durumunda ise cezanın 280 bin liraya kadar çıkabileceği ve ehliyete 60 gün süreyle el konulacağı belirtiliyor. Bu cezalarla karşılaşmak istemeyen çok sayıda sürücü, Bursa’daki Şoförler Odası’na giderek plakalarını değiştirmek için sıraya girdi. Sabah saatlerinden itibaren oluşan yoğunluk nedeniyle bazı sürücüler saatlerce bekledi. Plakasını değiştirmek için sıraya giren bir vatandaş yaşanan yoğunluğa tepki göstererek, "Yeni plakayla eski plaka arasında çok büyük bir fark yok. Yazıları biraz küçültmüşler, aralarındaki boşluğu azaltmışlar. Eskisinde bolt karakter vardı, mühür vardı ama barkod yoktu. Şimdi küçük farklar var" dedi. Yoğunluğun farklı ilçelerden gelen sürücüler nedeniyle oluştuğunu belirten bir vatandaş da, "Kestel’den gelen var, Gürsu’dan gelen var, Nilüfer’den gelen var. Ben Teleferik’ten geldim. Böyle olmaması gerekiyor. Her ilçede Şoförler Odası’nın bu işlemi yapması lazım. Yıldırım’da sordum, beni buraya yönlendirdiler. İnsanlar Ramazan ayında saatlerce bekliyor. Bu yoğunluğun azaltılması lazım" diye konuştu. Plaka değişimi için ödeme yaptığını da söyleyen vatandaş, "Notere 421 lira ödedik, buraya da 850 lira yatırdık. Toplamda yaklaşık 1.270 liraya mal oldu" ifadelerini kullandı. Şoförler Odası’nda işlemlerin 15.30’da sona erdiği öğrenildi.
09 Mart 2026 Pazartesi - 16:40 ASO Başkanı Ardıç: "Geleceğin güçlü ekonomileri, kadınlarını üretime tam entegre eden ekonomiler olacak" Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Seyit Ardıç, "Geleceğin güçlü ekonomileri, kadınlarını üretime, yönetime ve girişimciliğe tam entegre eden ekonomiler olacaktır. Biz Ankara sanayisi olarak bu dönüşümün yalnızca parçası değil, öncüsü olmaya kararlıyız" dedi. Ankara Sanayi Odası (ASO) koordinatörlüğünde çalışmalarını sürdüren Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Ankara İl Kadın Girişimciler Kurulu’nun 4. İl Kurul Toplantısı ASO ev sahipliğinde gerçekleşti. Programda bir konuşma gerçekleştiren ASO Başkanı Seyit Ardıç, kadınların iş gücüne katılımının ve ekonomik hayattaki temsilinin, yalnızca toplumsal eşitlik meselesi değil aynı zamanda büyüme, verimlilik ve refahın da belirleyicisi olduğunu dile getirdi. Ardıç, kadın girişimciliği güçlendikçe ekonominin daha yenilikçi, daha dayanıklı ve daha kapsayıcı hale geldiğini de belirterek, "Ülkemizde 15-64 yaş arası kadınlarda iş gücüne katılım oranı son 12 yılda yüzde 33,8’den maalesef yüzde 36,5’e yükselmiş olsa da OECD ortalaması olan yüzde 66’nın hala oldukça gerisindeyiz. Bu tablo bize çok açık bir gerçeği gösteriyor, insan kaynağımızı ekonomik üretime yeterince dahil edemiyoruz. Bu durum yalnızca bir istihdam sorunu değil, aynı zamanda potansiyel büyüme hızımızı sınırlayan yapısal bir verimlilik meselesidir" açıklamasında bulundu. "Sanayi üretimine entegre olmada kadın girişimcilerimizin hala yapısal engeller bulunmakta" Kadın istihdamındaki her artışın üretim kapasitesine, verimliliğe ve kişi başına gelire doğrudan katkı sağladığına da dikkati çeken Ardıç, kadın girişimciliğinin ise bu dönüşümün en stratejik alanlarından biri olduğunu aktardı. Ardıç, Türkiye’de şirket sahipleri içinde kadın oranı hala yüzde 15-17 bandında olduğunu vurgulayarak, "Oysa kadın girişimcilerin kurduğu işletmelerin daha sürdürülebilir, daha disiplinli ve daha kapsayıcı bir yapıya sahip olduğu pek çok araştırmada ortaya konmuştur. TOBB Kadın Girişimciler Kurulu’nun çalışmaları, kadın girişimci sayısındaki artışın özellikle KOBİ ekosisteminde çarpan etkisi oluşturduğunu göstermektedir. Ancak finansmana erişim, teminat yapısı, ölçek büyütme ve özellikle sanayi üretimine entegre olma noktasında kadın girişimcilerimizin önünde hala yapısal engeller bulunmaktadır. Bu engelleri kaldırmak bir sosyal sorumluluk değil, bir rekabet zorunluluğudur. Çünkü bugün küresel rekabet yalnızca maliyetle değil; inovasyon, verimlilik ve kurumsal kalite ile belirlenmektedir" ifadelerine yer verdi. "Kadınların ekonomiye tam katılımı, kalkınmanın temel şartıdır" Dünya Ekonomik Forumu’nun 2025 Küresel Cinsiyet Uçurumu Raporu’nda Türkiye’nin sıralamasına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Ardıç, "Cinsiyet Uçurumu Raporu’na göre Türkiye, 148 ülke arasında 135. sırada yer alıyor. Ekonomik büyüme, yüksek katma değerli üretim ve küresel rekabet iddiası olan bir ülkenin, kadın-erkek eşitliğinde alt sıralarda yer alması sürdürülebilir değildir. Kadınların ekonomiye tam ve etkin katılımı bir sosyal politika tercihi değil, kalkınmanın da temel şartıdır" diye konuştu. "Araştırmalar yönetim kademelerinde kadın temsili arttıkça şirket performansının yükseldiğini gösteriyor" Ardıç, sanayi sektörünün Türkiye’nin yüksek katma değer üretme alanı olmasına rağmen bu sektördeki yönetim kademelerinde kadın oranının hala sınırlı olduğunun altını çizerek, "Yönetim kademelerinde kadın temsili arttıkça şirket performansının yükseldiğini, inovasyon kapasitesinin güçlendiğini ve kurumların krizlere karşı daha dayanıklı hale geldiğini gösteriyor. Yani mesele sadece eşitlik değil; aynı zamanda verimlilik, rekabet ve sürdürülebilir büyüme meselesidir. Türkiye’nin yüksek katma değerli üretim hedefi, teknoloji odaklı sanayi dönüşümü ve küresel rekabet iddiası düşünüldüğünde, yönetim masalarında kadınların daha güçlü temsil edilmesi artık bir tercih değil, ekonomik bir zorunluluktur. Kadınların yönetimde, üretimde ve karar süreçlerinde daha fazla yer almasını sağlayacak yapısal düzenlemeleri kararlılıkla hayata geçirmeliyiz. Ankara Sanayi Odası olarak biz bu anlayışı sözde değil, uygulamada hayata geçirmeye büyük önem veriyoruz" ifadelerini kullandı. "Geleceğin güçlü ekonomileri, kadınlarını üretime tam entegre eden ekonomiler olacak" Ardıç, Ankara sanayisi olarak yüksek teknoloji üretiminde güçlü bir altyapıya sahip olduklarını dile getirerek, sözlerine şu şekilde devam etti: "Bu yapının sürdürülebilir olması için kadın mühendis, kadın teknisyen ve kadın yönetici sayısını artırmak zorundayız. Yüksek teknoloji üretiminde insan kaynağının niteliği belirleyicidir ve bu niteliği yarım kapasiteyle kullanma lüksümüz yoktur. Geleceğin güçlü ekonomileri, kadınlarını üretime, yönetime ve girişimciliğe tam entegre eden ekonomiler olacaktır. Biz Ankara sanayisi olarak bu dönüşümün yalnızca parçası değil, öncüsü olmaya kararlıyız. Bu noktada, Odamız koordinatörlüğünde çalışmalarını sürdüren TOBB Ankara Kadın Girişimciler Kurulumuzun faaliyetlerini de özellikle vurgulamak isterim. Sanayici yol arkadaşım Hande Öztürk’ün başkanlığında yürütülen özverili çalışmaların kadın girişimcilerimize ilham verdiğini ve güçlü bir vizyon kazandırdığını memnuniyetle takip ediyorum." TOBB Ankara Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı Hande Öztürk ise 4’üncü İl Kurul Toplantılarını ’Kadın Eliyle Güçlenen Bir Ekonomi, Birlikte İnşa Edilen Bir Gelecek Vizyonu’ ile düzenlediklerini belirterek, kadınların eğitimden iş dünyasına, girişimcilikten yönetime her alanda aktif katılımının, sadece bireysel başarıları değil; toplumun ve ekonominin sürdürülebilir büyümesini de mümkün kıldığına dikkati çekti. Öztürk, kadınların ve kız çocuklarının elde ettiği hak ve kazanımlarının kutlandığı ve kadınların fırsat eşitliği için verdikleri mücadelenin ön planda olduğunu belirttiği 8 Mart Emekçi Kadınlar Günü’nü de birlikte kutladı. Sunumlarından ardından ise TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ve Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı Nurten Öztürk toplantıya çevrim içi videoyla katıldı. Program sunumların ardından basına kapalı olarak devam etti.
09 Mart 2026 Pazartesi - 15:37 Denizli’ye yabancı yatırımcıların ilgisi artıyor Denizli Ticaret Odası (DTO) Meclisi, aylık olağan toplantısını gerçekleştirdi. Toplantıda konuşan DTO Yönetim Kurulu Başkanı Uğur Erdoğan, oda faaliyetleri ile Denizli ve Türkiye ekonomisine ilişkin güncel verileri meclis üyeleriyle paylaştı. Başkan Erdoğan; "Denizli’den gerçekleştirilen ihracatın ise 388 milyon 994 bin dolara ulaştı. Bunun bir önceki aya göre yüzde 5,31, geçen yılın aynı ayına göre ise yüzde 14,9 artış oldu" dedi. DTO Başkanı Uğur Erdoğan, Meclis üyelerini bilgilendirdiği son dönemdeki sosyoekonomik gelişmelere yönelik konuşmasında, Denizli’deki konut satışlarında düşüş yaşandığını ifade etti. Erdoğan, "Ocak ayında ilk el konut satışları yüzde 14,82, ikinci el satışlar yüzde 7,86 geriledi. Toplam konut satışlarında ise yüzde 9,87’lik bir düşüş görüldü. İş yeri satışlarında da ilk elde yüzde 9,09, ikinci elde yüzde 32,41 ve toplamda yüzde 29,32 oranında azalma kaydedildi" dedi. "Denizli ihracatında artış var" Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre Türkiye’nin ocak ayı ihracatının 21 milyar 64 milyon 872 bin dolar olduğunu belirten Başkan Erdoğan, Denizli’den gerçekleştirilen ihracatın ise 388 milyon 994 bin dolara ulaştığını söyledi. Bunun bir önceki aya göre yüzde 5,31, geçen yılın aynı ayına göre ise yüzde 14,9 artış olduğu anlamına da geldiğini ifade eden Erdoğan, "Denizli’nin en fazla ihracat yaptığı ülke ise Birleşik Krallık oldu. En büyük 10 ihracat yaptığımız bölgelere bakınca da bu ülkeyi İtalya, Almanya, ABD, Fransa, Hollanda, İspanya, Romanya, İrlanda ve Yunanistan takip ettiğini görüyoruz. Bu ülkeler arasında yıllık bazda en büyük artış yüzde 73,88 ile Romanya’ya yapılan ihracatta, aylık bazda da yüzde 29,9 ile yine aynı ülkeye yapılan ihracatımızda gerçekleşti" dedi. "Tekstil ve ham maddeleri ile hazır giyim ve konfeksiyon ihracatında düşüş var" Yılın ilk iki ayında elde edilen tutar değerlendirildiğinde, geçen yılın aynı dönemine göre sektörel bazda tekstil ve ham maddelerinde yüzde 1,89, çelikte yüzde 3,07, hazır giyim ve konfeksiyonda yüzde 4,66 düşüş yaşandığını da aktaran Başkan Erdoğan; demir ve demir dışı metallerde yüzde 18,75, elektrik-elektronikte yüzde 16,37, madencilik ürünlerinde de yüzde 8,75 artış görüldüğünü kaydetti. Aynı zamanda; Türkiye genelinde ocak ayı ithalatının 28 milyar 694 milyon 872 bin dolar olduğunu belirten Başkan Erdoğan, Denizli’de ise ithalatın bir önceki aya göre yüzde 5,38 artarak 159 milyon 854 bin dolara ulaştığını ifade etti. Denizli’nin en fazla ithalat yaptığı ülkeler arasında sırasıyla Ukrayna, Bulgaristan, Kazakistan, Çin, Özbekistan, Rusya Federasyonu, Hindistan, Libya, Almanya ve Türkmenistan’ın yer aldığını söyledi. Öte yandan, ülke geneline bakıldığında Ocak ayında limanlardaki yük elleçlemesinin ise yüzde 8,6 azaldığını ifade eden Başkan Erdoğan, ithalat tonajındaki düşüşün ise yüzde 11,3’ü aştığını söyledi. Özellikle de taş kömürü ve yakıt ithalatındaki gerilemenin enerji ve demir-çelik gibi ağır sanayi sektörlerinde ham madde girişini yavaşlattığını dile getirdi. "Karşılıksız çek ve protestolu senette, düşüş yaşanıyor" DTO Meclisi’ndeki gündem konuşmasında, Denizli’deki karşılıksız çek sayısının yılın ilk ayında geçen yılın son ayına göre yüzde 47,98, tutarının da yüzde 51,07 azaldığına dikkati çeken Erdoğan, şehirdeki iyileşmenin Türkiye ortalamasının üzerinde olduğunu vurguladı. Türkiye genelinde karşılıksız çek sayısının yüzde 41,38, tutarının ise yüzde 38,29 azaldığını da ifade eden Erdoğan ayrıca Denizli’de protestolu senet sayısının da yüzde 7,9 gerilediğinin altını çizdi. Bunun yanı sıra Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) verilerine göre Denizli’de 4/A kapsamındaki aktif sigortalı sayısının geçen yıl sonunda 237.937’ye ulaştığını belirten DTO Başkanı Erdoğan, bunun bir önceki yıl sonuna göre yüzde 2,92’lik artışa tekabül ettiğini dile getirdi. DTO’nun üye sayısı, 23 bin 621’e ulaştı DTO’ya geçen ay 138 yeni üyenin daha katıldığını ifade eden Erdoğan, "39 firmamız ise kaydını sildirdi, 11 firmamız da tasfiye sürecine girdi. Toplam üye sayımız, 23 bin 621’e yükseldi. Son bir yılda 977 üye artışıyla yüzde 4,31’lik bir büyüme sağladık" dedi. Üye artışında en büyük payın 776 firma ile limitet şirketlerde olduğunu da belirten Başkan Erdoğan, son 1 yılda anonim şirket sayısının ise 159 arttığını kaydetti; "Öte yandan, kayıt sildiren sektörlerde ilk sırayı 5 firma ile gayrimenkul aracılık faaliyetleri alırken, bunu 4 firma ile ikamet amaçlı olmayan binaların inşaatı sektörü takip etti" dedi. "Yabancı ortaklı firma sayısı 426 oldu" Değerlendirmesinde Denizli’nin yatırım potansiyeline de değinen Erdoğan, kentte 426 yabancı ortaklı firmanın faaliyet gösterdiğini, toplam yabancı sermaye tutarının ise 494 milyon 141 bin 980 lira olduğunu söyledi. Meclis konuşmasında, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) verilerine göre Denizli’nin ocak ayında kurulan 22 gerçek kişi işletmesi ile iller arasında 20’nci sırada yer aldığını da belirten Başkan Erdoğan, yeni firmaların en çok ikamet amaçlı binaların inşaatı sektöründe faaliyet gösterdiğini ifade etti. "DTO hizmetlerindeki yoğunluk, geçen yıla göre arttı" Yılın ilk iki ayındaki oda hizmetlerine ilişkin verileri de paylaşan Erdoğan, "188 sayısal takograf ve 99 K belgesi verdik. 72 iş makinesini tescil ettik, 50 kapasite raporunu onayladık. Ayrıca 6 ekspertiz raporu, 2 yerli malı belgesi ve 1 sigorta acentesi belgesi düzenledik. 1 bin 386 gelen evraka karşılık 2 bin 594 evrak düzenledik. Gelen evrak işlemlerinde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 26,11’lik bir artış yaşandı" diye konuştu.
Kenevirden kauçuk, krem ve biyomalzeme: OMÜ’den çok yönlü kenevir çalışmaları
24 Şubat 2026 Salı - 09:47 Kenevirden kauçuk, krem ve biyomalzeme: OMÜ’den çok yönlü kenevir çalışmaları Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Kenevir Araştırmaları Enstitüsü, geliştirdiği yeni kenevir çeşitleri, ağrı kesici ve yara iyileştirici kremler, kenevirden kauçuk ve biyomalzeme projeleriyle hem sağlık hem de sanayi alanında dikkat çekiyor. Enstitü, genişleyen genetik havuzu ve yerli çeşit adaylarıyla Türkiye’de tıbbi kenevir sektörüne yön vermeyi hedefliyor. Kenevir Araştırmaları Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Selim Aytaç, enstitünün yürüttüğü çalışmalar ve Türkiye’de kenevir sektörünün geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Aytaç, özellikle tıbbi kenevir alanında son yıllarda önemli adımlar atıldığını belirtti. Enstitü bünyesinde 3 anabilim dalı bulunduğunu ifade eden Aytaç, bunlardan birinin tarım ve ıslah alanında faaliyet gösterdiğini söyledi. Özellikle yeni kenevir çeşitlerinin geliştirilmesine odaklandıklarını kaydeden Aytaç, son 1-2 yıldır Türkiye gündeminde yer alan tıbbi kenevir çeşitleri üzerine yoğun çalışmalar yürüttüklerini dile getirdi. Kenevirin sazlık alanlarda kullanımına yönelik projelerinin bulunduğunu aktaran Aytaç, inşaat malzemeleri ve biyomalzeme üretimi konusundaki çalışmaların da hız kesmeden sürdüğünü ifade etti. Yeni çeşitler ve çeşit adaylarının geliştirildiğini belirten Aytaç, "Bu durum genetik havuzumuzun önemli ölçüde genişlediğini göstermektedir" dedi. "Kauçuk ve krem" Enstitünün farklı birimlerle iş birliği içerisinde kenevirden kauçuk geliştirilmesine yönelik projeler yürüttüğünü söyleyen Aytaç, "Enstitümüzle iş birliği içinde olan diğer birimlerle birlikte yürüttüğümüz, kenevirden kauçuk geliştirilmesine yönelik bir projemiz var. Kenevirle ilgili tıbbi alanda, özellikle ağrı kesici ve yara iyileştirici kremler geliştirmiş bulunmaktayız. Kenevirin sağlık alanında kullanımıyla ilgili hem üretim hem de kullanım açısından yasal bir düzenlemeye ihtiyaç vardı. Bu yasal düzenlemeler ülkemiz bürokrasisinin gündemindeydi. 31 Ocak 2026 tarihinde hem Sağlık Bakanlığı’nın hem de Tarım ve Orman Bakanlığı’nın çıkarmış olduğu iki yeni yönetmelikle tıbbi kenevirin üretimi ve kullanımına ilişkin detaylar ortaya konuldu. Tıbbi kenevirin ülkemizde gelişmesi için ülke olarak önemli attığımızı düşünüyorum. En azından süreci başlatmış olduk" diye konuştu. "Vahşi sanayileşmeye karşı kenevir" Dünyada yoğun sanayileşmenin yol açtığı çevre kirliliğine dikkat çeken Aytaç, "Beş yıl sonra Türkiye’de kenevir sektörü yalnızca ülkemize bağlı olarak değil, ticaret yaptığımız diğer ülkeler ve ülke bloklarıyla birlikte şekillenecektir. Örneğin, Yeşil Mutabakat ve Paris İklim Antlaşması gibi unsurlar üretim durumumuzu belirleyecektir; hem tarımsal üretim hem de sanayi üretimi açısından. Dünyanın vahşi sanayileşme sonrası kirlenmesinin ardından bu kirliliğin önüne geçebilmek veya azaltabilmek için bir dönüşüm gerekmektedir. Bu dönüşüm sürecinde kenevirin avantajlı olduğu düşünülmektedir" şeklinde konuştu. "Önemli olan, üretim modelini ortaya koymak ve sanayisini geliştirmek" Türkiye’nin tekstil alanında güçlü bir ülke olduğuna işaret eden Aytaç, "Biz tekstil bakımından güçlü bir ülkeyiz. Kenevir tekstilini yaygınlaştırabilirsek ve kenevir tekstil üretiminden arta kalanları da kâğıt sanayisinde değerlendirebilirsek, keneviri ekonomik anlamda iyi kullanan ülkelerden biri olabiliriz. Elbette kenevirden birçok ürün üretilebilmektedir. Önemli olan, üretim modelini ortaya koymak ve sanayisini geliştirmektir" ifadelerini kullandı.
TotalEnergies İstasyonları ve Renault ile TBF arasında iş birliği
23 Şubat 2026 Pazartesi - 16:04 TotalEnergies İstasyonları ve Renault ile TBF arasında iş birliği OYAK Genel Müdürü Murat Yalçıntaş ve Türkiye Basketbol Federasyonu Başkanı Hidayet Türkoğlu Millî Basketbol takımlarını ve Basketbol Süper Ligi’ni kapsayan bir sponsorluk anlaşması imzaladı. OYAK bünyesinde Türkiye’de faaliyet gösteren TotalEnergies İstasyonları ve Renault ile Türkiye Basketbol Federasyonu (TBF) arasında 2 sponsorluk anlaşması imzalandı. TBF ile altı yıldan beri sürdürdüğü sponsorluk anlaşmasını yenileyen akaryakıt şirketi TotalEnergies İstasyonları, 3 yıl daha Milli Basketbol Takımları Ana Sponsoru olacak anlaşmaya imza attı. Turkcell Basketbol Gelişim Merkezi’nde TBF ile OYAK aracılığıyla faaliyetlerini sürdüren şirketler arasında yapılan imza törenine, Türkiye Basketbol Federasyonu Başkanı Hidayet Türkoğlu, OYAK Genel Müdürü Murat Yalçıntaş, MAİS A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Bahaettin Tatoğlu, Güzel Enerji ve Milangaz Genel Müdürü Mahmut Çil, TBF Yönetim Kurulu Üyeleri, TBF yöneticileri ve basın mensupları katıldı. "OYAK olarak markalar arası iş birliklerine hem inanıyor hem önem veriyoruz" İmza töreninde konuşan OYAK Genel Müdürü Murat Yalçıntaş, "Bugün altı yıldan beri sürdürdüğü Basketbol Millî Takımları sponsorluğunu üç yıl daha uzatan TotalEnergies İstasyonları dünyanın en önemli enerji markalarından bir tanesidir ve 2020 yılından beri OYAK çatısı altında faaliyetlerini sürdürmektedir. Türkiye Sigorta Basketbol Süper Ligi ana sponsoru olan otomotiv markamız Renault ise ülkemizde otomotiv pazarının en güçlü markalarından biri olmanın yanı sıra, üretim, ihracat ve satışta da öncü konumunu sürdürmektedir" dedi. Türk basketbolunun da küresel bir marka haline geldiğini belirten Yalçıntaş, ‘‘Milli basketbol takımımızla dünya ve Avrupa ikinciliklerinin yanı sıra Akdeniz oyunlarında birincilikler kazandık. Öte yandan Avrupa Ulusal Basketbol Ligleri sıralamasında bizim ligimiz üçüncü sırada bulunuyor" diye konuştu. İmzalanan sponsorluk anlaşmalarının birbirinden kıymetli dört markayı bir araya getirdiğine vurgu yapan Yalçıntaş, "Bugün Türkiye Basketbol Federasyonu ile atacağımız imzalarla birbirinden kıymetli dört marka arasında çok verimli ve güzel sonuçlar doğuracağına inandığımız bir iş birliğini hayata geçireceğiz. OYAK olarak markalar arası iş birliklerine hem inanıyor hem önem veriyoruz. O yüzden önümüze böyle bir fırsat gelince tereddüt etmeden kabul ettik. Böylece hem ülkemizin en başarılı spor alanlarından birine destek olmanın gururunu yaşıyor hem de çok verimli bir markalar arası iş birliği fırsatını değerlendirmiş oluyoruz" ifadelerini kullandı. Türkiye Basketbol Federasyonu Başkanı Hidayet Türkoğlu ise attıkları her adımın arkasında Türk basketbolunu sadece sportif başarılarla değil, ekonomik ve kurumsal gücüyle de örnek bir modele dönüştürme hedefleri olduğuna belirtti. Türkoğlu, "Başarıların arkasında yalnızca saha içi performans değil, güçlü kurumsal iş birlikleri de yer alıyor. Bugün bu anlamlı birlikteliğin merkezinde Türkiye’nin en köklü ve en güçlü kurumsal yapılarından biri olan OYAK bulunuyor. Böylesine güçlü ve çok katmanlı bir yapının Türk basketbolunun yanında durması bizim için son derece kıymetlidir. Bugün aynı çatı altında, OYAK’ın farklı alanlardaki güçlü markalarının da basketbol ekosistemine katkı sağlaması; iş birliğimizi daha bütüncül bir noktaya taşımaktadır" dedi. "Enerjisi Güzel Takım" sloganıyla sponsorluk sürüyor TotalEnergies İstasyonları, yaklaşık 800 istasyondan oluşan ağıyla son üç yılda akaryakıt dağıtım sektöründe büyüme gösteren şirketler arasında yer alıyor. Benzin, motorin ve akaryakıt dışı ürün kategorilerinde faaliyet gösteren şirket, istasyonlarını farklı hizmet alanlarını da kapsayacak şekilde yeniden yapılandırıyor. Şirket, sunduğu hizmet modelleriyle faaliyetlerini sürdürürken Türkiye ekonomisine katkı sağlamayı hedefliyor. Marka değerine katkı sunan sponsorluk anlaşmalarını önemseyen TotalEnergies İstasyonları, 2019 yılında Türkiye Basketbol Federasyonu (TBF) ile imzaladığı anlaşma kapsamında "Enerjisi Güzel Takım" sloganıyla tüm yaş kategorilerinde A Millî Kadın ve Erkek Takımlarının altı yıldır ana sponsor olarak yanında yer alıyor. Türkiye Sigorta Basketbol Süper Ligi ana sponsoru Renault Renault, OYAK ve Renault Group ortaklığıyla Türkiye’de faaliyet gösteriyor. Marka, Türkiye’deki üretim geçmişi ve mevcut operasyonları kapsamında otomotiv sektöründeki çalışmalarını sürdürüyor. Türkiye pazarında farklı segmentlerde modeller sunan marka; Clio, Megane Sedan ve Duster gibi Türkiye’de üretilen araçlarıyla satış faaliyetlerine devam ediyor. Şirket, iletişim ve iş birliği çalışmaları çerçevesinde spor alanında da çeşitli projelerde yer alıyor.
Murzioğlu: "Kayıt dışı ekonomiye karşı hep birlikte durmalıyız"
23 Şubat 2026 Pazartesi - 15:22 Murzioğlu: "Kayıt dışı ekonomiye karşı hep birlikte durmalıyız" Samsun Defterdarı Halil İbrahim Temiz ve beraberindeki heyet, "37’nci Vergi Haftası" kapsamında Samsun Ticaret ve Sanayi Odası’nı (TSO) ziyaret ederek, iş dünyası temsilcileriyle bir araya geldi. Ziyarette konuşan Samsun TSO Yönetim Kurulu Başkanı Salih Zeki Murzioğlu, kayıt dışı ekonomiyle mücadelenin önemine dikkat çekerek, "Her vatandaşın kazancı oranında adil şekilde vergisini ödemesi, kayıt dışı ekonomiye karşı hep birlikte durmamız gerekiyor" dedi. Samsun Defterdarı Halil İbrahim Temiz ve beraberindeki heyet, her yıl 21- 27 Şubat tarihleri arasında tüm yurtta kutlanan Vergi Haftası dolayısıyla, Samsun TSO Yönetim Kurulu Başkanı Salih Zeki Murzioğlu’nu makamında ziyaret etti. Ziyarette verginin ülke ekonomisindeki yeri, kayıt dışı ekonomiyle mücadele ve vergi bilincinin artırılmasına yönelik çalışmalar ele alındı. Murzioğlu: "Vergi, vatandaşlık görevidir" Ziyarette konuşan Samsun TSO Yönetim Kurulu Başkanı Salih Zeki Murzioğlu, verginin bir ülkenin kalkınması, kamu hizmetlerinin sürdürülebilirliği ve toplumsal refah açısından hayati öneme sahip olduğunu söyledi. Konuşmasında, vergi bilincinin güçlü olduğu toplumların daha hızlı geliştiğine dikkati çeken Murzioğlu, "Öncelikle Samsunumuzun ve ülkemizin gelişiminde önemli görev üstlenen Defterdarımız Halil İbrahim Temiz nezdinde tüm vergi dairesi çalışanlarımızın Vergi Haftası’nı kutluyorum. Vergi, sadece bir yükümlülük değil aynı zamanda vatandaşlık görevidir. Vergilendirilmiş kazanç kutsaldır. Ödenen her kuruş vergi; eğitimden sağlığa, ulaşımdan güvenliğe kadar pek çok hizmet olarak yeniden milletimize dönmektedir" diye konuştu. "Kayıt dışı ekonomiye karşı hep birlikte durmalıyız" Son yıllarda dijitalleşme ve kolaylaştırıcı uygulamalar sayesinde mükelleflerin işlemlerinin hızlandığını belirten Başkan Murzioğlu, bu çalışmaların iş dünyası açısından memnuniyet verici olduğunu kaydetti. Murzioğlu, "Her vatandaşın kazancı oranında adil şekilde vergisini ödemesi, kayıt dışı ekonomiye karşı hep birlikte durmamız gerekiyor. Güçlü Türkiye, güvenli gelecek için vergide el ele olmalıyız. Oda olarak, kamu kurumlarımızla iş birliğini geçmişte olduğu gibi gelecekte de sürdüreceğiz. Şu anda Samsun’da 11 tane sanayi bölgemiz oldu. Birkaç yıla kadar her noktada daha güzel yerlerde olacağımıza inanıyorum. İyi yolda ilerliyoruz. Hep birlikte de bunu başaracağız" şeklinde konuştu. Temiz: "Dijital uygulamaları yaygınlaştırıyoruz" Samsun Defterdarı Halil İbrahim Temiz ise yaptığı konuşmada, Vergi Haftası’nın yalnızca sembolik bir kutlama olmadığını, aynı zamanda toplumda vergi bilincini güçlendirmeyi hedefleyen önemli bir farkındalık süreci olduğunu söyledi. Hafta boyunca eğitim kurumları, sivil toplum kuruluşları ve meslek odalarıyla bir araya gelerek verginin önemi konusunda bilgilendirme çalışmaları yapacaklarını belirten Temiz, "Toplanan vergiler; eğitimden sağlığa, güvenlikten altyapı yatırımlarına kadar devletimizin sunduğu tüm hizmetlerin temelini oluşturuyor. Bu nedenle verginin zamanında ve doğru şekilde beyan edilmesi, ülkemizin kalkınma hedeflerine ulaşmasında büyük rol oynuyor. Bizler de mükelleflerimizin yükümlülüklerini en kolay ve sağlıklı şekilde yerine getirebilmeleri için dijital uygulamaları yaygınlaştırıyor, rehberlik ve bilgilendirme faaliyetlerimizi artırıyoruz. Samsun Ticaret ve Sanayi Odası bizim en önemli paydaşlarımızdan. Hazineye vermiş olduğunuz katkılardan dolayı şahsınız nezdinde tüm üyelerinize teşekkür ediyorum. Üreten, imal eden, istihdam oluşturan firmalarımızı önemsiyoruz. Samsun’da iş dünyamızla güçlü bir iletişim içindeyiz. Şehrimizin ekonomik potansiyelini daha da yukarı taşımak için kamu ve özel sektör iş birliğine büyük değer veriyoruz. Vergi dairesi olarak kapımız tüm mükelleflerimize açık. Yapabileceklerimiz konusunda iş insanlarımızın her zaman yanında olduğumuzu özellikle ifade etmek isterim" ifadelerini kullandı. Ziyarette, Samsun TSO Meclis Başkanı Haluk Akyüz ve Yönetim Kurulu Üyeleri de hazır bulundu.
Toybelen’e taşınmalar hızla sürüyor
23 Şubat 2026 Pazartesi - 14:47 Toybelen’e taşınmalar hızla sürüyor Samsun Büyükşehir Belediyesi’nin sanayi dönüşüm projesi kapsamında inşa edilen Toybelen Sanayi Sitesi, esnafların taşınması ile kentin yeni ticaret ve üretim merkezine dönüşüyor. Gülsan Sanayi Sitesi’nde yıkımlar planlı şekilde sürerken Toybelen’e ise taşınmalar tüm hızıyla devam devam ediyor. Büyükşehir Belediyesi Toybelen’de 10 yeni büfenin inşasının da startını vererek yeme-içme sektörü ihtiyacına çözüm sunacak. Samsun Büyükşehir Belediyesi tarafından yürütülen ve Türkiye’de örnek sanayi dönüşümlerinden biri olarak gösterilen sanayi dönüşümü ile ilgili çalışmalar aralıksız devam ediyor. Dönüşüm kapsamında mevcut sanayi alanı olan Gülsan Sanayi Sitesi’nden, yeni inşa edilen Toybelen Sanayi Sitesi’ne taşınmalar devam ederken Gülsan Sanayi Sitesi’nde ise yıkımlar tüm hızıyla sürüyor. Tasarımı, işlevselliği ve altyapısı ile bölgenin ve ülkenin en modern sanayi sitelerinden biri olan Toybelen Sanayi Sitesi, kentte üretim ve ticaretin yeni merkezlerinden biri olma yolunda ilerliyor. Toybelen Sanayi Sitesi’nde ticari hareketlilik her geçen gün artarken Toybelen’de iş yerlerini açan esnaflar yeni ortamdan memnun olduklarını ifade ediyor. Büyükşehir Toybelen’de 10 yeni büfe inşa edecek Samsun Büyükşehir Belediyesi önemli bir adım atarak Toybelen Sanayi Sitesi’nde yeme-içme sektörüne duyulan ihtiyaca da çözüm üretiyor. Büyükşehir Belediyesi tarafından bölgede 10 adet büfe yapılması planlanıyor. Büfelerin, Gülsan Sanayi Sitesi’nde işletmesi bulunan esnafa verilmesi hedefleniyor. Böylece hem Gülsan’daki işletmelerin mağduriyet yaşamaması sağlanacak hem de Toybelen Sanayi Sitesi’nde oluşan ihtiyaç giderilmiş olacak. "Esnaf, Toybelen’de kepenk açmaya başladı" Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan, "Samsun’da yıllardır konuşulan Gülsan dönüşümünü artık sahada net biçimde hissediyoruz. Boşaltılan alanlarda ekiplerimiz yıkım çalışmalarını sürdürürken taşınan esnafımızda Toybelen’de kepenk açmaya başladı. Bu dönüşüm şehrimiz için çok stratejik bir süreç. Bir taraftan kent merkezindeki yoğunluğu azaltacak ve üretimi daha uygun alanlara taşıyacak dönüşüm süreci esnaflarımızın iş verimliliğine de pozitif katkı sunacak. Toybelen’e taşınan esnaflarımızdan da hep güzel geri dönüşler aldık. Şimdi de Toybelen’de Büyükşehir Belediyesi olarak 10 yeni büfe inşa edeceğiz. Sanayi dönüşümü ile ilgili şunu da belirtmek isterim ki bu dönüşüm sürecinin en dikkat çeken yönünü ise yüksek uzlaşma oranı oldu. Biz kentsel dönüşümün tüm süreçlerini hemşehrilerimizle omuz omuza yürütüyoruz. Bu nedenle tüm hemşehrilerimize de teşekkür ediyorum" dedi.
DTSO’dan teşvik sistemleri açıklaması
23 Şubat 2026 Pazartesi - 14:17 DTSO’dan teşvik sistemleri açıklaması DTSO’dan, teşvik sistemleri ile ilgili yapılan açıklamada, ’’Türkiye’de uzun yıllardır uygulanan yatırım teşvik sistemi, bölgeler arası kalkınmışlık farkını azaltma hedefini karşılamamış, aksine bu farkı daha da derinleştiren bir sonuç üretmiştir" sözlerine yer verildi. Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası (DTSO) tarafından, teşvik sistemleri ile ilgili açıklama yapıldı. Odadan yapılan açıklamada, ’’Türkiye’de uzun yıllardır uygulanan yatırım teşvik sistemi, bölgeler arası kalkınmışlık farkını azaltma hedefini karşılamamış, aksine bu farkı daha da derinleştiren bir sonuç üretmiştir. Yatırım teşviklerinin sistemli biçimde uygulanmaya başlanması, ekonomide planlı döneme geçilen 1963 yılına dayanmaktadır. 1980 sonrası dönemde ise teşvik uygulamaları kapsamlı biçimde hayata geçirilmiş, bugüne kadar yaklaşık 16 farklı yasa, kararname ve Bakanlar Kurulu kararıyla uygulamalar defalarca revize edilmiştir. Farklı uygulamalar altında yürütülen tüm bu düzenlemelerin temel amacı, bölgeler arası kalkınmışlık farkını azaltmak olmuştur. Ancak aradan geçen on yıllara rağmen bu hedefin gerçekleşmediği, aksine bölgesel eşitsizlikleri derinleştiği açıkça görülmektedir. 1998 yılında kişi başına geliri bin 500 doların altında olan 22 ili kapsayan 4325 sayılı Teşvik Yasası yürürlüğe girmiş, 2002’de çıkarılan 5084 sayılı yasa ile teşvik kapsamındaki il sayısı önce 36’ya, 2005’te yapılan genişletmeyle 49 il ve iki ilçeye çıkarılmıştır. 2009 yılında ise tüm iller dört bölgeye ayrılarak yeni bir teşvik sistemi uygulanmaya başlanmıştır. Ancak 2009’daki ölçümlerde 1. ve 2. bölgelerde yer alan 24 il teşviklerden yüzde 67,8 oranında faydalanırken, geriye kalan 57 il ise yalnızca yüzde 32,2 oranında pay almıştır. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı verileri üzerinden yapılan ve 2004-2013 dönemini kapsayan çalışmalar da bu tabloyu teyit etmektedir. Teşvik belgeleri, yatırım tutarları ve istihdam verileri incelendiğinde, 1. ve 2. bölgelerde yer alan 21 kentin tüm başlıklarda yüzde 60’ın üzerinde pay aldığı, buna karşın 5. ve 6. Bölgelerdeki 29 kentin teşvik yatırımlarında yüzde 12-14 bandında kaldığı görülmektedir. Özellikle en az gelişmiş 16 ilin yer aldığı 6. bölge, yatırım desteklerinden yalnızca yüzde 5 civarında pay alabilmiştir." Açıklamanın devamında, istihdam açısından bakıldığında, 6. bölge emek yoğun sektörler sıralanarak, şu ifadelere yer verildi: ’’Yüzde 23,22 oranında bir istihdam payı oluşturabilmiştir. Ancak hazır giyim gibi sektörlerde yatırımların yurt dışına kayması en fazla bu bölgeleri etkiledi. Bu durum bölgenin istihdam açısından sahip olduğu tek avantajlı konumu da kaybetmesine neden olacaktır. 30 Mayıs 2025 tarihinde yürürlüğe giren yeni teşvik sistemi de önceki uygulamalardan farklı bir sonuç üretmemiştir. Aksine açıklanan veriler, bölgeler arası kalkınmışlık farkını azaltmak yerine daha da derinleştirmiştir. Eylül ayında 6. Bölge yatırımları bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 15, 5. Bölge yatırımları ise yüzde 53,6 oranında azalırken, 1. bölge yatırımlarında yüzde 50,6, 2. bölge yatırımlarında ise yüzde 29,9 artış yaşanmıştır. Aynı ayda toplam yatırımların yüzde 65’i 1. ve 2. bölgelerde yoğunlaşmış, 5. ve 6. bölgelerin toplam payı yüzde 14,5’te kalmıştır. Ekim 2025 teşvik verileri de benzer bir tabloyu ortaya koymaktadır. 2024-2025 karşılaştırmasında 5. bölge yatırımları yüzde 66,8, 6. Bölge yatırımları ise yüzde 84,2 oranında gerilerken; buna karşın 1. bölgede yüzde 63,4, 2. bölgede ise yüzde 2,20 oranında artış yaşanmıştır. Mevcut teşvik uygulamaları, Türkiye’nin genel ekonomik büyümesine katkı sunmuş olabilir. Ancak bölgesel kalkınma ve bölgeler arası eşitsizliklerin giderilmesi açısından beklenen sonucu vermemiştir. Bu tablo, mevcut teşvik sisteminde ısrar edilmesi halinde farklı bir sonuç alınamayacağını açıkça ortaya koymaktadır. Teşvik sisteminde esas amaç bölgeler arasındaki gelişmişlik farklarını azaltmaktır. Ancak bu sadece emek yoğun ve kırılgan sektörleri az gelişmiş bölgelere kaydırarak çözülecek bir sorun değildir. Bu bölgelerdeki yatırımcının mali yetersizliğini ve az gelişmişlik dezavantajlarını minimize edecek, bürokratik süreçlerin en aza indirgendiği kapsayıcı ve bütüncül bir yaklaşım sergilenmelidir."
MUSKİ’den su tarifesi indirim sürelerinin sona ermesi hakkında bilgilendirme
23 Şubat 2026 Pazartesi - 14:09 MUSKİ’den su tarifesi indirim sürelerinin sona ermesi hakkında bilgilendirme Muğla’nın 2014 yılında ‘Bütünşehir’ statüsü kazanmasının ardından köy beldelerin mahalleye dönüştürülmesi nedeniyle yasa gereği su fiyatlarındaki ücretlendirme uygulaması sona erdi. Daha önce indirimli uygulanan su fiyat tarifelerindeki indirim oranlarının yasal olarak sona erdiği açıklandı. MUSKİ Genel Müdürlüğünden yapılan açıklamada, "İlimiz genelinde su tarifelerinde uygulanan indirimlerin sona ermesine ilişkin kamuoyunda oluşan soru işaretlerini gidermek ve vatandaşlarımızı doğru bilgilendirmek amacıyla aşağıdaki açıklamanın yapılmasına ihtiyaç duyulmuştur. Muğla’nın 2014 yılında ‘Büyükşehir’ statüsü kazanmasıyla birlikte, 6360 sayılı Kanun uyarınca köy ve belde statüsündeki yerleşim alanları mahalleye dönüştürülmüştür. Bu geçiş sürecinde vatandaşlarımızın uyumunu kolaylaştırmak adına, ilgili kanun çerçevesinde şu indirimler uygulanmıştır: Köyden mahalleye dönüşen yerlerde ise en düşük tarifenin yüzde 25’i üzerinden yüzde 75 indirimli olarak beldelerden mahalleye dönüşen yerlerde ise en düşük tarifenin yüzde 50’sini geçmeyecek şekilde ücretlendirme yapılmıştır. Söz konusu indirim uygulamaları, yerel yönetimlerin insiyatifinden ziyade, 6360 ve 5216 sayılı kanunlar çerçevesinde ‘geçici bir süre’ için tanımlanmıştır. İlgili yasal düzenlemelerde yapılan son değişikliklerle, bu indirimli tarifelerin geçerlilik süresi 31 Aralık 2025 tarihi itibarıyla sınırlandırılmıştır. Yürürlükteki mevzuat uyarınca belirlenen bu sürenin dolması sebebiyle; geçmişte uygulanan yüzde 75 ve yüzde 50 oranındaki indirimler, kanun hükmü gereği sona ermiştir. İdaremizin (MUSKİ), merkezi yönetim tarafından belirlenen bu yasal düzenlemeyi tek taraflı olarak uzatma veya değiştirme yetkisi bulunmamaktadır. Gerçekleştirilen tarife güncellemeleri bir kurum tercihi değil, yasalara uyum zorunluluğunun bir sonucudur. Muğla Su ve Kanalizasyon İdaresi (MUSKİ) olarak, tüm faaliyetlerimizi şeffaflık ve hukuka uygunluk ilkeleri doğrultusunda sürdürmeye devam edeceğiz" denildi.
Birleşme ve satın almalar 16,2 milyar dolara ulaştı
23 Şubat 2026 Pazartesi - 14:06 Birleşme ve satın almalar 16,2 milyar dolara ulaştı Birleşme ve satın alma işlemleri raporuna göre, Türkiye’de 2025 yılında toplam 450 işlemle yaklaşık 16,2 milyar ABD doları tutarında birleşme ve satın alma işlemi gerçekleşti. İşlem hacmi bir önceki yıla kıyasla yüzde 88 artarken, işlem sayısı yüzde 6 yükseldi. Veriler, Türkiye pazarında mega ölçekli işlemlerin gündeme geldiği yeni bir döneme işaret ediyor. Deloitte Türkiye’nin açıkladığı 2025 Birleşme ve Satın Alma İşlemleri Raporu’na göre, 2025 yılı, Türkiye birleşme ve satın alma piyasasında güçlü bir toparlanmaya sahne oldu. Yıl boyunca toplam 450 işlem tamamlanırken, işlem hacmi yaklaşık 16,2 milyar ABD dolarına ulaştı. Bu veriler, bir önceki yıla kıyasla işlem hacminde yüzde 88, işlem sayısında ise yüzde 6 oranında artış yaşandığını ortaya koyuyor. Yılın en büyük işlemi, 1,7 milyar ABD doları bedelle Türkiye Araç Muayene İstasyonları özelleştirme ihalesinin MOI Konsorsiyumu tarafından kazanılması oldu. Büyük ölçekli işlemler piyasayı yukarı taşıdı 2025 yılında birleşme ve satın alma piyasasında gözlenen güçlü toparlanmanın arkasındaki temel unsur, büyük ölçekli satın alma işlemlerinin yeniden ivme kazanması oldu. 2025 yılında 500 milyon ABD dolarını aşan işlemlerin toplam işlem değeri içindeki payı yüzde 13’ten yüzde 44’e yükselerek dikkat çekici bir sıçrama kaydetti. Yıl boyunca piyasa dinamikleri, yüksek hacimli işlemler tarafından şekillendirildi. Bir önceki yıl yalnızca bir adet 500 milyon ABD doları üzeri işlem gerçekleşmişken, bu sayı 2025’te 7’ye çıktı. Mega ölçekli işlemlerdeki bu belirgin yükseliş, hem toplam hacmi yukarı taşıdı hem de piyasada kayda değer bir değişime işaret etti. Söz konusu büyük işlemler piyasayı şekillendiren temel unsur haline gelirken, ortalama işlem büyüklüğünü 20 milyon ABD dolarından bu yıl 36 milyon ABD dolarına yükseltti. Özelleştirmeler yılın dikkat çeken başlıkları arasında yer aldı. Çayırhan Termik Santrali (551 milyon ABD doları) ve Fenerbahçe Kalamış Marina (504 milyon ABD doları) işlemleri de toplam hacme önemli katkı sağladı. Yerli yatırımcılar belirleyici rol oynadı Piyasanın ana taşıyıcısı olan yerli yatırımcılar 361 işlemle 9,3 milyar ABD dolarlık işleme imza atarak toplam işlem değerinin yüzde 57’sini oluşturdu. Yabancı yatırımcılar ise 89 işlemle 6,9 milyar ABD doları hacme ulaştı ve toplam değerin yüzde 43’ünü temsil etti. Euro Bölgesi yatırımcıları 46 işlemle öne çıkarak işlem adedi bakımından yabancı yatırımcılar arasında lider konumda yer aldı. Bu güçlü performans; coğrafi yakınlık, uzun yıllara dayanan ticari ilişkiler ve tedarik zinciri entegrasyonu ile desteklendi. Euro Bölgesi kaynaklı yatırımlar; sanayi ve tüketici odaklı varlıkların yanı sıra, bölgesel ticaret akışlarıyla uyumlu enerji, altyapı ve lojistik sektörlerindeki stratejik fırsatlara yöneldi. Öte yandan, toplam işlem değerinden yüzde 66 pay alan Kuzey Amerikalı yatırımcılar, gerçekleştirdikleri büyük ölçekli işlemler sayesinde değer bazında dikkat çekici bir pay elde etti. Bu görünüm, 2025 yılında hem yerli yatırımcıların işlem adedi ve ölçek bakımından piyasada belirleyici bir rol üstlendiğini hem de seçici ancak yüksek hacimli yabancı yatırımcıların ilgisinin güçlü biçimde devam ettiğini ortaya koyan dengeli bir tabloya işaret ediyor. Finansal yatırımcı işlemlerinde güçlü artış 2025 yılında finansal yatırımcı işlemleri, yılın genel eğilimiyle paralel olarak önemli ölçüde artış gösterdi. Finansal yatırımcılar tarafından oluşturulan toplam işlem hacmi 2,2 milyar ABD dolarından 4,6 milyar ABD dolarına yükselerek yaklaşık yüzde 109’luk dikkat çekici bir büyüme kaydetti. İşlem adedi bakımından veriler, risk sermayesi ve melek yatırımcılarının toplam yatırım faaliyetleri içindeki payını giderek artırdığını ve erken aşama işlemlerin artan payını yansıtacak şekilde M&A ekosistemindeki rollerini güçlendirdiğini ortaya koydu. Risk sermayesi faaliyetleri 2025 yılında ağırlıklı olarak teknoloji, oyun ve fintech sektörlerinde yoğunlaşmaya devam etti. Bu eğilim, yatırımcıların küresel ölçekte büyüme ve hızlı ölçeklenme potansiyeli taşıyan platformlara yönelik güçlü iştahını yansıtıyor. Özel sermaye yatırımcıları ise piyasadaki etkin varlığını sürdürdü. Özel sermaye işlemlerinin adedi görece yatay bir seyir izlerken, işlem hacmi 0,9 milyar ABD dolarından 3,8 milyar ABD dolarına yükselerek kayda değer bir sıçrama gerçekleştirdi. İşlem sayısı genel olarak yatay seyrederken, aktivitenin daha büyük ölçekli işlemlerde yoğunlaştığı gözlendi. Aynı dönemde başarıyla tamamlanan 14 çıkış işlemi, özel sermaye piyasasında yeniden artan hareketliliği ortaya koydu. Sektör dağılımında hizmetler, enerji ve teknoloji öne çıktı Sektörel açıdan değerlendirildiğinde 2025 yılında işlem değeri bakımından en fazla yatırım çeken sektörler hizmetler, enerji ve imalat sektörü oldu. Özellikle hizmetler ve enerji sektörleri, yüksek hacimli işlemler sayesinde toplam işlem değerinde belirleyici bir paya ulaştı. Buna karşın, işlem adedi açısından teknoloji, finansal hizmetler, imalat ve enerji sektörleri en hareketli alanlar olarak öne çıktı. Özellikle teknoloji odaklı erken aşama yatırımları ve büyüme sermayesi işlemleri piyasa dinamizmini destekledi. Geçmiş yıllara paralel şekilde, dijitalleşme, ölçek büyütme (scale-up) yatırımları ve teknoloji temelli dönüşüm temaları yatırımcı tercihlerini şekillendirmeye devam ediyor. 2025 yılı, teknoloji odaklı stratejik temaların yatırım kararlarının merkezinde yer aldığı bir dönem olarak kaydedildi. Buna karşılık teknoloji, işlem adedi açısından açık ara en aktif sektör olarak öne çıktı. Bu görünüm; bir yandan enerji ve hizmetler sektörlerinde gerçekleşen büyük ölçekli işlemlerin toplam hacmini yukarı taşıdığını, diğer yandan teknoloji başta olmak üzere enerji, finansal hizmetler ve imalat sektörlerinde daha küçük ölçekli ancak yüksek adetli işlemlerin piyasayı desteklediğini ortaya koydu. Önceki yıllarla paralel şekilde yatırımcılar, büyüme potansiyeli ve satın almalar yoluyla ölçeklenme imkânı sunan sektörlere odaklanmayı sürdürdü. Teknoloji sektörü, yatırımcı ilgisinin merkezinde yer almaya devam etti. Yaklaşık 1,7 milyar ABD doları bedelle gerçekleştirilen Türkiye Araç Muayene İstasyonları işletme hakkının devri ihalesi, hizmetler sektörünün ve Türkiye ekonomisinin uzun vadeli plan yapan stratejik yatırımcılar açısından cazibesini teyit etti. Enerji tarafında ise ABD merkezli Apollo Global Management’ın, BP Pipelines’ın TANAP Projesi’ndeki payına 1 milyar ABD doları tutarında finansal yatırım yapması, yılın en dikkat çekici işlemlerinden biri oldu. Bu işlem, uluslararası fonların Türkiye’nin dünya enerji piyasasındaki rolüne yönelik güvenini ortaya koyan önemli bir gösterge niteliği taşıdı.
Niğde için Yerel Kalkınma Hamlesi Çağrısı yayımlandı
23 Şubat 2026 Pazartesi - 13:57 Niğde için Yerel Kalkınma Hamlesi Çağrısı yayımlandı Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından yürütülen Yerel Kalkınma Hamlesi Teşvik Programı’nın 2. dönem çağrısı yayımlandı. 2026 yılı kapsamında ilan edilen program doğrultusunda Niğde’de belirlenen yatırım alanları için başvurular alınacak. Yerel ve bölgesel kalkınmayı güçlendirmeyi amaçlayan program; bölgeler arası gelişmişlik farklarının azaltılması, atıl kaynakların ekonomiye kazandırılması ve yüksek katma değerli üretimin desteklenmesini hedefliyor. Niğde’de tarımsal üretim gücü, madencilik altyapısı ve sanayi potansiyelinin ileri teknoloji ile buluşturulması amacıyla belirlenen gıda ve içecek makineleri üretimi, maden işleme ve taş ocağı makineleri üretimi, meyve ve sebzeden katma değerli ürünler üretimi, mikronize kalsitten katma değerli ürünler üretimi yatırım başlıkları kapsamındaki başvurular kabul edilecek. Yapılan açıklamada, bu yatırımlar ile ilin tarım ve madencilik alanındaki mevcut gücünün katma değerli üretime dönüştürülmesi ve sanayi çeşitliliğinin artırılması amaçlandığı ifade edildi. Program kapsamında başvurular 2 Mart - 15 Mayıs 2026 tarihleri arasında yapılabilecek. Başvuru süreci yerelkalkinmahamlesi.gov.tr adresi üzerinden yürütülecek. Detaylı bilgi almak isteyen yatırımcıların ise Ahiler Kalkınma Ajansı Niğde Yatırım Destek Ofisi ile iletişime geçebileceği bildirildi.
Eker Süt Ürünleri, Culinary Forum 2026’da gastronomi profesyonelleriyle buluştu
23 Şubat 2026 Pazartesi - 13:54 Eker Süt Ürünleri, Culinary Forum 2026’da gastronomi profesyonelleriyle buluştu Eker, 17-18 Şubat’ta Antalya’da düzenlenen Culinary Forum 2026’da sektörün önde gelen profesyonelleri, şefleri ve gastronomi tutkunlarıyla buluştu. Gastronomi dünyası, 17-18 Şubat tarihlerinde Antalya’da gerçekleştirilen Culinary Forum’da bir araya geldi. Forum, iki gün boyunca sektörün önde gelen markalarını, şeflerini ve gastronomi meraklılarını aynı çatı altında topladı. Trendlerin, lezzetlerin ve çok sayıda ürünün paylaşıldığı buluşmada, Eker Süt Ürünleri de zengin ürün portföyüyle yerini aldı. Gelenekten ilham alan üretim anlayışını yenilikçi bakış açısıyla buluşturan marka, Forumda hem klasikleşmiş hem de yeni nesil ürünlerini sektör profesyonelleriyle paylaştı. Eker’in standında; probiyotik yoğurt alternatifleri, detoks serisi, ayran çeşitleri, mutfaklara ve damaklara yeni bir soluk getiren çırpılmış yoğurt seçeneği ile sevilen sütlü tatlı grubu ziyaretçilerin beğenisine sunuldu. Gastronomi alanında yapılan saygın etkinliklerinden biri olan forum; uzman konuşmacılar, üretici atölye çalışmaları ve uygulamalı gösterimlerle katılımcılara ilham verici bir deneyim sundu. Sektördeki güncel gelişmeleri yakından takip etme ve bilgi alışverişinde bulunma imkânı sağlayan etkinlik, yenilikçi yaklaşımların keşfedildiği bir platform haline geldi. Etkinlik boyunca standında misafirlerini ağırlayan Eker, geniş ürün gamını yakından tanıtmanın yanı sıra gastronomi profesyonelleriyle bire bir temas kurarak sektörel iş birliklerini güçlendirdi.
Başkan Alan, "Hepimizin ortak gayesi insanımız için daha güzel ve daha güçlü bir şehir inşa etmektir"
23 Şubat 2026 Pazartesi - 13:39 Başkan Alan, "Hepimizin ortak gayesi insanımız için daha güzel ve daha güçlü bir şehir inşa etmektir" Muhtarlarla iftarda bir araya gelen Elazığ Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı İdris Alan, "Hepimizin ortak gayesi insanımız için daha güzel ve daha güçlü bir şehir inşa etmektir" dedi. Elazığ Ticaret Odası Başkanı İdris Alan, il merkez mahalle muhtarlarıyla iftar programında bir araya geldi. Programa Elazığ TSO Meclis Başkanı Sedat Karataş, Yönetim Kurulu Üyesi Murat Deniz, Meslek Komite Üyesi Mehmet Ercan, Elazığ Muhtarlar Federasyon Başkanı ve Muhtar Dernek Başkanları ile ilimiz merkez mahalle muhtarları katıldı. Muhtarların, yönettiği mahalleler ve dolayısıyla da şehrin sorunlarına, taleplerine birinci dereceden şahit ve vakıf olan ilk yöneticiler olduğunu ifade eden Başkan Alan; "Biliyorum ki her biriniz mahallelerinizin ihtiyaçları, talepleri ve sorunlarının çözümü noktasında büyük bir özveri ve gayret ortaya koyuyorsunuz. Hepimizin ortak gayesi insanımız için daha güzel ve daha güçlü bir şehir inşa etmektir" diye konuştu. Elazığ TSO olarak şehrin kalkınması ve daha güzel bir gelecek inşa edilmesi için toplumun tüm kesimleriyle iş birliği içinde olduklarını dile getiren Başkan Alan, "Bizler, iş dünyası temsilcileri olarak sadece ticaretin ve sanayinin gelişmesi için çalışmıyor, aynı zamanda şehrimizin kentsel gelişimi ve değişimi, sosyal yapısı ve dokusunun güçlenmesi adına da gayret gösteriyoruz. Bunu siz muhtarlarımız, ilimizin kamu kurumları, basın kuruluşları ve STK’larımız ile birlikte yapıyoruz. Hani şair diyor ya; ‘Gönül gönülle değince, omuz omuza verince yol mu dayanır hey dost, yol mu dayanır’ Biz yollar ne kadar çetin olsa da önümüze ne kadar engeller konsa da hak ve doğru bildiğimiz yolda çalışmaya ve gayret gösteremeye ısrar ve inatla devam edeceğiz" şeklinde konuştu. Bugüne kadar yapılacak yatırımlarda olduğu gibi şehrin sorun ve sıkıntılarına çözüm bulma noktasında da ortak aklın ürünü ortak seslerini muhtarlarla birlikte yetkililere duyurmaya çalıştıklarını ifade eden Başkan Alan, "Sizler mahallerinizde yaşayan hemşerilerimizin her konuda yaşadığı problemleri dile getiriyorsunuz. Bizler de şehrimizin ekonomisini geliştirmek ve geleceğine güç katmak adına büyük bir gayret ve fedakarlıkla çalışmaya devam ediyoruz. İnşallah hep beraber el ele vererek çok daha güzel isler yapacağız. Daha sağlam ve kararlı adımlarla kalkınmış güçlü bir şehir olma hedefimize emin adımlarla yürümeye devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.