EKONOMİ
Orta Doğu’daki çatışma yabancı yatırımcıyı Türkiye’ye yönlendiriyor 24 Nisan 2026 Cuma - 12:42:40 Orta Doğu’da ABD-İsrail-İran ve Lübnan arasındaki çatışmalı süreçlerde Türkiye’nin barışçıl diplomasisi Türk yatırımcıya güven verirken, yabancı yatırımcının Türkiye’ye yönelmesini sağladığı değerlendiriliyor. Diyarbakırlı iş adamı Nihat Şahin, Orta Doğu’da ABD-İsrail-İran ve Lübnan arasındaki çatışmalı süreçlerde Türkiye’nin barışçıl diplomasisi Türk yatırımcıya güven verirken, yabancı yatırımcının Türkiye’ye yönelmesini sağladığını değerlendirdi. Şahin, savaştan Orta Doğu‘da en az etkilenen ülkenin Türkiye olduğunu belirtti. Antalya’da bulundukları bir ödül töreninde turizmci arkadaşlarıyla istişareler ettiklerini söyleyen Şahin, "Çok fazla etkilemiş olduğu alan yok. Ama turizmci arkadaşlarımızın, savaşın dışında olan bir ülke olduğumuzu anlatmamız gerekir. Orta Doğu ülkelerinde etkilenebilecek ülkeler vardır. Ama Türkiye Cumhuriyeti Avrupa ülkesi. Savaştan en çok etkilenen ülkeler Dubai, Katar olmasına rağmen bunlar finans anlamında biraz güçlü ülkeler ama bizim ülkemiz büyük bir ülke, 86 milyon bir ülkeyiz. Devletimizin, hükümetimizin bu savaşlarla ilgili ilgili öngörüleri, finansla ilgili tedbirleri, güvenlik tedbirleri mevcuttur ve başarılı görüyorum. Turizmde Türkiye Cumhuriyeti’nin etkileneceğini düşünmüyorum" dedi. Şahin, mevcut otellerinin doluluk oranının yüzde 100 olduğunu kaydederek, "Şu anda Mersin’de turizmle ilgili konaklama tesislerimizin içinde doluluk oranları yüksek. Türkiye Cumhuriyeti, Çukurova bölgesi savaş bölgesinden gelen vatandaşlarımız tarafından kaygı duyulmayan bir bölge olarak gördüklerinden dolayı Mersin’e geliyorlar. Yoksa başka ülkelere giderler. Kültür olarak da birbirimize yakınız. İran, Irak, Suriye bu bölgeler her zaman Türkiye’yi kendilerine yakın hisseden devletlerdir. Misafirperverliğimizi, bizimle ilgili hizmetlerimizi konaklama ile ilgili hizmetlerimizi sorunsuz yerine getiriyoruz. Turizm tabii ki bir ülkenin en önemli gelir kaynağı" diye konuştu. Türkiye’nin herhangi bir savaşa taraf olmamasının yatırımcılar için büyük bir avantaj olduğu değerlendirmesinde bulunan Şahin, konuşmasını şöyle tamamladı: "Çünkü bizim dış ülkelerle, yatırımla ilgili, istihdamla ilgili elimizi güçlendiriyor. Sunabileceğimiz imkanlarımız var. Onlara sunabileceğimiz güvenli sahalarımız var. O bölgeden gelen yatırımcılarla istihdamla ilgili imkanlar sunuyoruz, onlar bize sunuyorlar. Şu anda görüşmelerimiz devam etmektedir. Kendimizi iyi tanıtıp o bölgelerde kaygı duyan yatırımcı insanları kendi bölgemize çekmiş oluruz."
24 Nisan 2026 Cuma - 12:03 Garanti BBVA, web sitesine yapay zeka destekli dijital erişilebilirlik çözümünü entegre etti Garanti BBVA, Corpowid iş birliğiyle web sitesine entegre ettiği yapay zeka destekli erişilebilirlik çözümüyle tüm kullanıcılar için daha kapsayıcı bir dijital deneyim sunmayı hedefliyor. Garanti BBVA, dijital kanallarında erişilebilirlik ve kapsayıcılığı güçlendirme hedefi doğrultusunda önemli bir adım atarak, web sitesine yapay zeka destekli dijital erişilebilirlik çözümünü entegre etti. Corpowid iş birliğiyle hayata geçirilen uygulama sayesinde, farklı ihtiyaçlara sahip tüm kullanıcılar için daha eşit, erişilebilir ve kişiselleştirilebilir bir dijital deneyim sunulabiliyor. Yeni çözüm kapsamında garantibbva.com.tr’ye entegre edilen erişilebilirlik aracı sayesinde görme engelli, az gören, disleksi, epilepsi ve renk körlüğü gibi farklı ihtiyaçlara sahip kullanıcıları site deneyimini kendi tercihlerine göre düzenleyebiliyor. Kullanıcılar sesli yönlendirme, içerik büyütme, kontrast ve renk filtreleri gibi özelliklerin yanı sıra disleksi dostu yazı tipleri gibi desteklerle web sitesini daha rahat ve etkin bir şekilde kullanabilecekler. Sistemin altyapısı, uluslararası WCAG ve Uluslararası Erişilebilirlik Standartlarıyla (ADA) uyumlu bir yapı sunarak kapsayıcı dijital deneyimi global ölçekte destekliyor. Garanti BBVA Genel Müdür Yardımcısı Ceren Acer Kezik, bu yeni dijital deneyimle ilgili olarak şunları söyledi: "Garanti BBVA’da teknolojiyi herkes için erişilebilir kılmayı temel bir sorumluluk olarak görüyoruz. Dijital kanallarımızda hayata geçirdiğimiz bu çözümle, farklı ihtiyaçlara sahip tüm kullanıcılarımızın hayatını daha kapsayıcı ve eşit bir deneyim ile kolaylaştırmayı amaçladık. Erişilebilirliği herkes için eşit ve bağımsız bankacılık deneyimi sunmanın temel unsurlarından biri olarak konumluyoruz ve bu yönde çalışmalarımızı sürdürüyoruz." Hayatı kolaylaştıran çözüm daha da yaygınlaştırılacak Bu adım, Garanti BBVA’nın yalnızca ürün ve hizmetlerinde değil, tüm temas noktalarında erişilebilirliği odağına alan yaklaşımının bir yansıması olarak öne çıkıyor. Banka, erişilebilir bankacılık çözümleri, TalentAccess Engelli Staj Programı ile fırsat eşitliğini destekleyen uygulamaları ve çeşitlilik, kapsayıcılık ve erişilebilirlik alanındaki eğitimleriyle bu alandaki bütünsel yaklaşımını sürdürüyor. Önümüzdeki dönemde söz konusu erişilebilirlik çözümünün, Garanti BBVA’nın diğer dijital platformlarında da yaygınlaştırılması planlanıyor.
24 Nisan 2026 Cuma - 11:58 Türk tüketicisinin köklü marka kriteri ’54 yıl’ Türk tüketicisinin köklü marka algısının hangi kriterlere dayandığına dair çalışma yapıldı. Araştırmaya göre, tüketicinin bir markayı ‘köklü’ sayması için beklediği ortalama süre ise 54 yıl. Markanın geçmişten gelen değerlerini koruması, kuşaklar arası bağ kurması ve zamanın testinden başarıyla geçmesi gerekiyor. Türk tüketicisinin köklü marka algısının hangi kriterlere dayandığını araştıran çalışma FutureBright Group ve Yüzyıllık Markalar Derneği ortaklığında gerçekleştirildi. Araştırmada yer alan çarpıcı sonuçlara göre tüketicinin köklü marka algısı slogana ya da logoya değil, nesiller boyu sınanmış olmasına bağlanıyor. Yerellik, köklü marka algısında ayrıştırıcı bir rol oynuyor; isim, mekan ve logo geleneksellik çağrışımı yapmaya yeterli değil, tüketici ikna olmak için markanın geçmişini ve hikayesini de duymak istiyor. Araştırmaya katılanların büyük bir kısmı, markanın köklü ve mirası olan haline gelmesi için nesiller boyu kullanılması gerektiğini belirtiyor. 54 yıl kriteri Tüketicinin bir markayı "köklü" sayması için beklediği ortalama süre ise 54 yıl. Markanın geçmişten gelen değerlerini koruması, kuşaklar arası bağ kurması ve zamanın testinden başarıyla geçmesi gerekiyor. Köklü markanın ismi duyulduğunda belli bir standart ve güven duygusunu geçirmeli. Nesiller boyu değişmeyen kalite algısı ve toplumsal hafızada yer edinmesi, geleneksel değerlerini modern dünyaya adapte etmesi en önemli unsurlar. Kuruluş tarihi köklü marka olmak için yeterli değil Araştırma sonuçlarına göre köklü markanın sırrı sadece kuruluş tarihinde değil, güven verebilme yetisinde yatıyor. Güveni besleyen unsurlar ise değerlerini korumak, yüksek ürün ve hizmet kalitesi, net kimlik ve toplumda saygı görmek olarak sıralanıyor. Her 4 tüketiciden 3’ü bir markanın mirası olduğunu kanıtlaması gerektiğini söylüyor. Miras kanıtı olarak ise en başta kaliteyi gösteriyor. Tüketicinin ürünü her satın aldığında aynı kaliteyi yakalaması markanın mirasının en önemli göstergesi olarak düşünülüyor. Tarihî görünmeye çalışmak ters tepiyor Bir diğer çarpıcı bulgu ise; tarihî görünmeye çalışan markaların güven unsurunu aşındırması. Araştırmaya katılanların çoğunluğu "Bazı markaların köklü olmadığı halde tarihî bir algı oluşturmaya çalıştığını düşünüyorum" diyor. Büyük bir oran ise "Köklü olmadığı halde böyle bir algı oluşturmaya çalışmak güvenimi olumsuz etkiler" diye düşünüyor. Bu alanda yapılan ilk araştırma Araştırmanın lansman toplantısında konuşan Yüzyıllık Markalar Derneği Başkanı Gürsel Arseven, "Köklü marka algısı üzerinde yapılan araştırmanın Türkiye’de bir ilk olması dolayısıyla gururluyuz. Benzer alanda pek fazla çalışma yok. Bu tarz çalışmalar dünyanın kaotik durumunun aşılması için gerçekten büyük önem taşıyor. Hız yüzünden her şeyin hızlıca yıpranıp tüketildiği dünyamızda yüzyıllık markalar 19’uncu yüzyıldan bu yana kadim uğraşlarını devam ettiriyorlar. Kaotik süreçler ve güvensiz ortamlar, köklü kurumlara yönelme eğilimini artırıyor. Bizler de yazılı kayıtlarla daha geniş kitle oluşturmak için gayret ediyoruz. Ülkemizde milli mirasın oluşması için gereken ekonomik ömür ortalama 34 yıl olarak düşünülüyor, oysaki bu rakam İtalya’da yaklaşık 100 yıl. Bu yüzden bu grup ile gerçekleştirdiğimiz bu araştırma çok kıymetlidir. Toplumsal dokuyu kalıcı ve sürdürülebilir kılmak, duygusal bağ oluşturmak ve aidiyet oluşturmak konusunda çalışmalarımız devam edecektir" dedi. Logonun başına tarih koymak bir şey ifade etmiyor FutureBright kurucu ortağı Akan Abdula ise markanın köklülük algısındaki önemli kriterin aslında yaşanmışlık olduğunu belirterek ". tarihinden bu yana" başlığının tüketici nezdinde çok fazla bir şey ifade etmediğini söyledi. Abdula sözlerine şöyle devam etti: " Araştırmada yabancı markalarda olan köklülüğün bizim köklülüğümüz olmadığını ve çok da önemsenmediğini gördük. En köklü markamızın ise İstanbul olarak belirtildiğini gözlemledik. Köklü olmak için nostalji kelimesi ise bazen yük olabiliyor; inovasyon yoksa nostalji herhangi bir işe yaramıyor. X, Y ve Z kuşaklarının da köklü marka algısının değişiklikler gösterdiğini belirledik. Köklü marka olmanın temelleri; tutarlı kalite, kurumsal kimlik ve itibar üçlüsünde yatıyor"
24 Nisan 2026 Cuma - 11:39 Kütahya iş dünyası ’sürdürülebilirlik’ için bir araya geldi Kütahya Ticaret ve Sanayi Odası (KUTSO) bünyesinde oluşturulan ’Sürdürülebilirlik Komisyonu’nun ilk bilgilendirme toplantısı, oda hizmet binasında gerçekleştirildi. Farklı kurum ve sektörlerden geniş katılımın sağlandığı toplantıda, sürdürülebilirlik alanında atılacak adımlar ve yol haritası ele alındı. Toplantı, KUTSO Yönetim Kurulu Başkan Vekili Emin Yüce’nin açılış konuşmasıyla başladı. Yüce, sürdürülebilirliğin çevresel, sosyal ve yönetişim boyutlarıyla bütüncül bir şekilde ele alınmasının önemine dikkat çekerek, komisyonun veri temelli karar alma kültürünü yaygınlaştırmayı, proje geliştirme kapasitesini artırmayı ve Kütahya iş dünyasına rehberlik etmeyi hedeflediğini ifade etti. Ayrıca kadın-erkek eşitliği, sosyal etki, toplumsal dayanıklılık ile yeşil ve dijital dönüşüm başlıklarında oluşturulan çalışma gruplarının, ortak akıl ve iş birliğiyle önemli çıktılar üreteceğini belirtti. Açılışın ardından gerçekleştirilen tanışma bölümünde katılımcılar, temsil ettikleri kurumlar ve uzmanlık alanları doğrultusunda kendilerini tanıtarak komisyonun çok paydaşlı yapısına katkı sundu. Toplantı kapsamında KUTSO Akademik Danışmanı Doç. Dr. Zeynep Hiçdurmaz tarafından komisyonun yapısı ve işleyişine ilişkin kapsamlı bir sunum gerçekleştirildi. Sunumda; organizasyon yapısı, çalışma grupları, çalışma yöntemleri ve beklenen çıktılar hakkında bilgi verilirken, sürdürülebilirlik veri altyapısının oluşturulmasına yönelik süreçler de paylaşıldı. Ayrıca yeşil dönüşüm, dijital dönüşüm, sosyal etki ölçümü ve proje geliştirme alanlarında planlanan faaliyetlerin çerçevesi çizildi. Toplantının devamında, üyelerin katkı alanlarının belirlenmesine yönelik değerlendirmeler yapıldı. Katılımcılar; teknik bilgi, veri ve saha katkısı, proje geliştirme ve kurumsal iş birlikleri gibi alanlarda sunabilecekleri destekleri paylaşarak komisyon çalışmalarına aktif katılım sağlayacaklarını ifade etti. Gündemin önemli başlıklarından biri olan öncelikli faaliyetlerin belirlenmesi kapsamında ise kısa vadede hayata geçirilebilecek çalışmalar ele alındı. Bu doğrultuda farkındalık faaliyetleri, eğitim programları, rehber dokümanların hazırlanması ve paydaş iş birliklerinin geliştirilmesine yönelik öneriler değerlendirildi. Toplantıda ayrıca komisyonun çalışma takvimi oluşturularak, çalışma grupları arasında iletişim ve koordinasyonun düzenli şekilde yürütülmesi kararlaştırıldı. Sürdürülebilirlik Komisyonu’nun ilk toplantısı, genel değerlendirmelerin yapılması, görüş ve önerilerin alınması ve önümüzdeki sürece ilişkin yol haritasının belirlenmesiyle sona erdi.
İMD BÜRO-SEN’den, iş ve meslek danışmanlarının ’taşra kariyer uzmanlığı’ statüsünde değerlendirilmesi talebi
16 Aralık 2025 Salı - 11:09 İMD BÜRO-SEN’den, iş ve meslek danışmanlarının ’taşra kariyer uzmanlığı’ statüsünde değerlendirilmesi talebi İş ve Meslek Danışmanları ve Büro Memurları Sendikası (İMD BÜRO-SEN) Genel Başkanı Kürşat Ateş, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’a çağrıda bulunarak iş ve meslek danışmanlarının ’taşra kariyer uzmanlığı’ statüsünde değerlendirilmesini talep etti. İş ve Meslek Danışmanları ve Büro Memurları Sendikası Genel Başkanı Kürşat Ateş, eğitim ve istihdam politikalarının sahadaki en önemli uygulayıcılarından biri olarak belirttiği iş ve meslek danışmanlarının statüsü ve özlük haklarına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’a çağırıda bulundu. Ateş, iş ve meslek danışmanlarının Mesleki Yeterlilik Kurumu (MYK) tarafından seviye 6 düzeyinde belgelendirildiğini, ISCO-08 meslek sınıflamasında ise ‘profesyonel meslekler’ grubunda yer alan, bilgi, beceri ve yetkinlikleri ulusal ve uluslararası ölçekte tanınmış uzmanlar olduğunu vurguladı. İş ve meslek danışmanlarının; öğrencilere ve gençlere eğitim-istihdam geçişinde rehberlik, mesleki yönlendirme ve rehberlik yaptığını ayrıca iş arama becerileri eğitimleri ve dezavantajlı grupların istihdama kazandırılması gibi uzmanlık gerektiren görevleri yerine getirdiğini dile getiren Ateş, taşra kariyer uzmanlığı statüsünde değerlendirildiği ifade etti. Ateş bu durumun iş ve meslek danışmanlarının özlük haklarının en düşük memur seviyesine yakın bir düzeyde kalmasına neden olduğunu sözlerine ekledi. İş ve meslek danışmanları fiiliyatta okullarda ve eğitim kurumlarında öğrencilere ve gençlere kariyer danışmanlığı yaptığını ve eğitim-istihdam ilişkisinde gençlere, ailelere ve işgücü piyasasına yön veren kritik karar süreçlerinde rol aldığını belirten Ateş, şu ifadelere yer verdi: "İş ve meslek danışmanları kariyer meslek mensubu olarak tanımlanmamakta, emeklilik dahil mali ve özlük haklarında, yaptıkları işin niteliğiyle örtüşmeyen bir seviyede tutulmaktadır. Bu durum, mesleki motivasyonu zedelemekte, nitelikli insan kaynağının kamuya ve özellikle İŞKUR çatısı altındaki danışmanlık hizmetlerine yönelmesini zorlaştırmakta, uzmanlığı MYK ve ISCO-08 ile tescilli bir mesleği, uygulamada sıradan bir kadro gibi göstermektedir." İş ve meslek danışmanlarının; istihdam ve işgücü politikalarının, aktif işgücü programlarının, gençlik, kadın, engelli ve dezavantajlı gruplara yönelik projelerin sahada ilk temas noktası olduğunun da altını çizen Ateş, "Bir tarafta ortaokuldan üniversiteye kadar öğrenciler ve gençler ile bir araya gelerek, onların meslek seçimi, alan tercihi ve kariyer planlaması süreçlerinde kariyer danışmanlığı yapan, diğer tarafta ise işsiz kalan, meslek değiştirmek zorunda kalan veya yeni bir başlangıç yapmak isteyen yetişkinlere istihdam odaklı danışmanlık sunan, işverenlere, işgücü piyasasına ve programlara ilişkin rehberlik sağlayan profesyonel bir kadro bulunmaktadır" diye konuştu. "İş ve meslek danışmanlarının, ‘taşra kariyer uzmanlığı’ statüsünde değerlendirilmesi tercih değil, zorunlu bir ihtiyaçtır" Ateş, iş ve meslek danışmanlarının görev statüsüne ilişkin de değerlendirmelerde bulunarak, "MYK ve ISCO-08’e göre profesyonel meslek olarak tanımlanan, sahada uzman düzeyinde danışmanlık ve uygulama yapan, hem gençlerimizin kariyer yolculuğunda hem de yetişkinlerin istihdama erişiminde devreye giren kilit kadro olan iş ve meslek danışmanlarının, ‘taşra kariyer uzmanlığı’ statüsünde değerlendirilmesi artık bir tercih değil, zorunlu bir ihtiyaçtır. Bu kapsamda iş ve meslek danışmanlığının, taşra kariyer uzmanlığı çerçevesine alınarak kariyer meslek statüsüne kavuşturulması, emeklilik dahil tüm özlük haklarının, yürütülen görevin niteliğiyle uyumlu hale getirilmesi, ücret, tazminat ve ek ödemelerde, sahadaki sorumluluk ve iş yükünü yansıtan adil ve sürdürülebilir bir düzenleme yapılması ve genç mezunlar için cazip, uzun vadeli ve prestijli bir kariyer yol haritasının tanımlanması büyük önem taşımaktadır" dedi. Ateş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın istihdamı önceleyen, üretimi ve sosyal devleti güçlendiren vizyonu doğrultusunda; iş ve meslek danışmanlarının taşra kariyer uzmanlığı statüsüne kavuşturulmasının, hem istihdam politikalarının başarısını artıracağına hem de kamu personel rejiminde adalet duygusunu güçlendireceğine inandığını kaydetti. Ateş, iş ve meslek danışmanlığı yeterlilik belgesine sahip kurum personelinin de kurum içi atama yoluyla bu kadroda değerlendirilmesi sahadaki danışmanlık kapasitesi güçlendirerek, hizmetin niteliği ve sürdürülebilirliğini artıracağını da dile getirdi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının öncülüğünde, ilgili tüm kurumların katkısıyla, iş ve meslek danışmanlığının statüsünü fiiliyattaki rolüyle uyumlu hale getirecek mevzuat düzenlemelerinin hayata geçirilmesini talep eden ateş, sözlerine şu şekilde devam etti: "İş ve meslek danışmanlığı, taşra kariyer uzmanlığı statüsüne alınarak gerçek anlamda kariyer meslek olarak tanımlanmalı, kariyer danışmanı unvanı taşıyan bir personelin, kariyer meslek dışı bırakılması şeklindeki mevzuat ve uygulama çelişkisine son verilmelidir, emeklilik başta olmak üzere tüm özlük haklarında, mesleğin bilimsel ve profesyonel niteliğine uygun kapsamlı ve kalıcı bir iyileştirme yapılmalıdır. Bu adımlar gençlerimizin doğru yönlendirilmesi, işgücü piyasasında verimlilik ve uyumun artırılması, hükümetimizin istihdam hedeflerine daha güçlü katkı sunulması ve kamu kaynaklarının daha etkin kullanılması açısından da ülkemizin geleceğine yapılacak stratejik bir yatırım olacaktır."
Uzmanı asgari ücret zam beklentisini açıkladı: "25 bin 640 TL ile 27 bin TL arasında bir zam bekleniyor"
16 Aralık 2025 Salı - 11:07 Uzmanı asgari ücret zam beklentisini açıkladı: "25 bin 640 TL ile 27 bin TL arasında bir zam bekleniyor" Milyonlarca çalışanın merakla beklediği asgari ücret zammı konusunda öngörüde bulanan Sivas Cumhuriyet Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Abdulkadir Yüksel, "Asgari ücretin 25 bin 640 TL’nin altında olmayacağı ve 27 bin TL’yi geçmeyeceğini söyleyebilirim" dedi. Milyonlarca çalışanı ilgilendiren 2026 yılı asgari ücret zammı, gündemin en önemli başlıklarından biri olmaya devam ediyor. Birçok farklı zam senaryosunun oluştuğu asgari ücretin ne kadar olacağı merakla bekleniyor. Yeni yılda artış görecek olan asgari ücret zammına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Sivas Cumhuriyet Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Abulkadir Yüksel, "Orta Vadeli Program’da (OVP) belirtilen yüzde 28,5’lik 2025 yılı yılsonu enflasyon tahminine göre, net ücretin 28 bin 404 lira olması beklenilmekte. 2026 enflasyon tahminine göre ise net ücretin 25 bin 640 lira olması öngörülmekte" dedi. 16 milyon ücretli çalışan bulunuyor Milyonlarca asgari ücretlinin zam oranını beklediğini ifade eden Doç. Dr. Yüksel, "Kelime anlamı olarak asgari; en az anlamına gelir. Asgari ücret de normal bir çalışma günü karşılığı ödenen ve işçinin gıda, konut, giyim, sağlık, ulaşım ve kültür gibi zorunlu ihtiyaçlarını günün fiyatları üzerinden asgari düzeyde karşılamaya yetecek ücreti ifade eder. Ülkemizde 2025 yılında yaklaşık 16 milyon kişinin ücret karşılığında çalıştığı Türkiye İstatistik Kurumu verilerinde yer almaktadır. Normalde ülkede asgari ücret karşılığında çalışan küçük bir grubun olması beklenir fakat ülkemizde neredeyse ücretli çalışanların yüzde 60’ı asgari ücret karşılığında çalışmaktadır. Bu bakımdan asgari ücret işverenin standart ücreti haline gelmiş görünüyor. Tabii asgari ücret sadece asgari ücret ile çalışanları ilgilendirmiyor özellikle özel sektörde asgari ücret üstü çalışanlarda asgari ücrete yapılacak zamma göre beklenti içerisinde oluyorlar" diye konuştu. "Asgari ücrete yüzde 20 üzerinde zam yapılmayacağını öngörüyorum" Muhtemel asgari ücret zam senaryolarını açıklayan Doç. Dr. Abdulkadir Yüksel, "OVP’de belirtilen yüzde 28,5’lik 2025 yılı yılsonu enflasyon tahminine göre, net ücretin 28 bin 404 lira olması beklenilmekte. Yüzde 20 yapılırsa 26 bin 584 TL, yüzde 23 yapılırsa 27 bin 188 TL, yüzde 25 yapılırsa 27 bin 630 TL, yüzde 30 yapılırsa 28 bin 735 TL, yüzde 35 yapılırsa 29 bin 841 TL, yüzde 40 yapılırsa 30 bin 946 TL olacaktır. OVP’de belirtilen 2026 yılı enflasyon tahmini yüzde 16’dır. 2026 enflasyon tahminine göre ise net ücretin 25 bin 640 lira olması beklenilmekte. Bu konuda geçmiş tecrübelere dayanarak popülist olmayan, asgari ücretli çalışan vatandaşlarımıza kısa süreli umut verip sonrasında hayal kırıklığına sebep olmayacak gerçekçi bir yaklaşımda bulunmak istiyorum. Enflasyonla mücadelenin yoğun bir şekilde yapıldığı bu dönemde asgari ücrete yüzde 20 üzerinde zam yapılmayacağını öngörüyorum. Bu bakımından asgari ücretin 25 bin 640 TL’nin altında olmayacağı ve 27 bin TL’yi geçmeyeceğini söyleyebilirim" ifadelerine yer verdi.
Eskişehir ihracatı yüzde 7 arttı
16 Aralık 2025 Salı - 11:02 Eskişehir ihracatı yüzde 7 arttı Eskişehir Sanayi Odası Başkanı Celalettin Kesikbaş, Eskişehir’de faaliyet gösteren firmaların Kasım 2025’te 391,9 milyon dolar ihracat yaptığını söyledi. Eskişehir ihracatının yılın 11 ayında ciddi bir çıkış yakaladığını belirten Kesikbaş, "Açıklanan verilere göre, Eskişehir ihracat rakamı Ocak-Kasım döneminde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 7 oranında artarak 4,34 milyar dolar olarak gerçekleşti. Tüm zorluklara rağmen üretmekten ve ihracattan vazgeçmeyen firmalarımızı ve çalışanlarını gönülden tebrik ediyorum" dedi. İhracattaki artış değerli, ancak pazar çeşitliliğini güçlendirmeliyiz ESO Başkanı Kesikbaş, Eskişehir ve Türkiye ihracatındaki artışın sanayi kesimi açısından umut verici olduğunu belirterek, "İhracattaki artışa rağmen ithalatın daha yüksek oranda yükselmesi ekonomik dengeler açısından risk barındırıyor. İthalattaki hızlı artış, dış ticaret açığını büyütmekte; bu durum döviz ihtiyacını artırarak fiyat istikrarı ve finansal denge üzerinde baskı oluşturmaktadır. Dış ticaret açığının kalıcı hale gelmesi, yatırımların yavaşlamasına ve sanayinin rekabet gücünün zayıflamasına neden olabilir" değerlendirmesinde bulundu. Kesikbaş ayrıca, Türkiye ihracatının yaklaşık yüzde 60’ının yalnızca 10 ülkeye yapılmasının önemli bir kırılganlık oluşturduğunu belirterek, "Belirli pazarlara aşırı bağımlılık, küresel dalgalanmalarda ihracatımızı savunmasız bırakabilecektir. Bu nedenle alternatif pazarlara erişimin güçlendirilmesi, yeni coğrafyalarda ticari ilişkilerin artırılması ve ihracatçı firmalarımıza pazar çeşitlendirme konusunda daha fazla destek verilmesi gerekmektedir" ifadelerini kullandı. Kesikbaş, üretimi, ihracatı ve sürdürülebilir büyümeyi merkeze alan politikalarla Eskişehir sanayisinin ülke ekonomisine katkısının artarak süreceğini vurgulayarak açıklamasını tamamladı.
Samsun’da konut satış rekoru
16 Aralık 2025 Salı - 11:01 Samsun’da konut satış rekoru Samsun’da 2025 yılının ilk 11 ayında gerçekleşen 28 bin 792 konut satışı, bugüne kadar kaydedilen en yüksek satış rakamı olarak istatistiklere geçti. Daha önce bir yılda ulaşılan en yüksek satış sayısı 27 bin 608 olurken, bu rakam yıl tamamlanmadan aşıldı. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı verilere göre, kasım ayında Türkiye genelinde 141 bin 100 konut satışı gerçekleşti. Bu satışların 2 bin 789’u Samsun’da yapıldı. Kentte 2025’in ilk 11 ayında ulaşılan 28 bin 792 konut satışıyla, bugüne kadar açıklanan yıllık verilerin üzerine çıkıldı. 2013’ten bu yana tutulan istatistiklerde, 12 aylık dönemler dahil olmak üzere bu seviyeye daha önce ulaşılamadı. Aralık ayı verileriyle birlikte satış sayısının daha da artması bekleniyor. TÜİK verilerine göre Samsun’da 2013 yılında 18 bin 538, 2014’te 18 bin 141, 2015’te 19 bin 233, 2016’da 22 bin 225, 2017’de 24 bin 176, 2018’de 25 bin 196, 2019’da 24 bin 562, 2020’de 25 bin 956, 2021’de 25 bin 268, 2022’de 25 bin 349, 2023’te 22 bin 244 ve 2024’te 27 bin 608 konut satışı gerçekleşti. 2025 yılının ilk 11 ayında ulaşılan 28 bin 792 satışla, aralık ayı verileri açıklanmadan bugüne kadarki en yüksek yıllık seviyeye erişilmiş oldu. Öte yandan kasım ayında gerçekleşen 2 bin 789 konut satışı, geçen yılın aynı ayına göre 118 adet azaldı. Samsun’da 2024 yılı kasım ayında 2 bin 907 konut satışı yapılmıştı.
T-Soft kullanıcılarına Tami’den ödeme hizmeti
16 Aralık 2025 Salı - 10:58 T-Soft kullanıcılarına Tami’den ödeme hizmeti Garanti BBVA ödeme ve e-para kuruluşu Tami, T-Soft ile gerçekleştirdiği iş birliğiyle e-ticaret işletmelerinin dijitalleşme sürecine önemli bir destek sunuyor. Garanti BBVA’nın ödeme altyapısı ve dijital ödeme çözümleri sunan iştiraki Tami, Türkiye’nin önde gelen e-ticaret altyapı sağlayıcılarından T-Soft ile gerçekleştirdiği iş birliği sayesinde işletmelerin dijitalleşme yolculuğuna ivme kazandırıyor. Yapılan açıklamaya göre, Tami Çoklu Banka Sanal POS altyapısını kullanan T-Soft işletmeleri, artık güvenli, hızlı ve kesintisiz ödeme deneyimine ek olarak kapsamlı özel avantajlardan faydalanabiliyor. Bu iş birliğiyle T-Soft altyapısına sahip işletmeler Tami Sanal POS’u entegre ederek tüm bankalardan ödeme alabiliyor, ödemelerini tek panelden yönetebiliyor ve Tami’nin güvenli mimarisi sayesinde sorunsuz bir ödeme süreci elde ediyor. Tamamen dijital ve kolay başvuru süreci sayesinde işletmeler hızlıca sisteme dahil olabiliyor. Kampanya kapsamında Tami kullanıcılarına özel olarak T-Soft’un e-ticaret paketlerinde indirim ve platformun sosyal medya ticaret platformu HeloRobo’nun 3 ay ücretsiz kullanımı sunuluyor. Açıklamaya göre iş birliği, e-ticarete adım atmak isteyen ya da mevcut operasyonlarını büyütmeyi hedefleyen işletmelere güçlü bir altyapı sunuyor. T-Soft’un geniş teknoloji ekosistemi ile Tami’nin çoklu banka POS altyapısı birleşerek işletmelere hızlı kurulum, kolay entegrasyon ve güvenli ödeme alma imkânı sağlıyor. İşletmeler, Sanal POS sayesinde 7/24 açık mağazalarında kesintisiz ödeme alabilirken, bankanın teknolojik altyapısı ve ödeme sistemleri alanındaki deneyimiyle süreçlerini güvenle ve kolaylıkla yönetebiliyor. Pürüzsüz bir müşteri deneyimi sunan bu altyapı ve platform kullanıcılarına sunulan kampanya avantajlarıyla işletmeler, e-ticaret altyapısı, pazarlama çözümleri ve ödeme sistemlerini tek çatı altında toplayarak verimliliklerini artırabiliyor. İş birliğini değerlendiren Tami Genel Müdürü Melda Çetin, "İşletmelerin güvenli, hızlı ve çok kanallı ödeme altyapılarına duyduğu ihtiyaç da artıyor. T-Soft ile başlattığımız bu iş birliği sayesinde de, binlerce işletmenin Tami Sanal POS’a en kolay şekilde erişmesini sağlıyoruz. İşletmelere hızlı ve sorunsuz bir şekilde ödeme alma imkânı sunuyoruz. Garanti BBVA iştiraki olmamızın getirdiği güvenilirlik, ileri teknolojimiz ve kesintisiz hizmet anlayışımızla T-Soft platformunu kullanan tüm firmalar ödeme süreçlerini tek panel üzerinden yönetebiliyor ve tüm banka kartlarından güvenle ödeme kabul edebiliyor. Bu sayede hem operasyonel verimlilik artıyor hem de müşterilere pürüzsüz bir ödeme deneyimi sunuluyor. Türkiye’nin dijital ticaret ekosistemine katkı sunan bu güçlü adımın hepimiz için önemli bir kazanım olduğuna inanıyoruz. Tamamen dijital ve kolay başvuru sürecimiz, hızlı kurulum, güvenli altyapı ve kesintisiz hizmet anlayışımızla işletmelerin dijitalleşme yolculuğunu desteklemeye devam ediyoruz." T-Soft Genel Müdürü Ömer Arıkan, "T-Soft Genel Müdürü Ömer Arıkan ise şu değerlendirmelerde bulundu: E-ticaret artık markaların büyüme stratejilerinin merkezinde yer alıyor. T-Soft olarak 23 yılı aşkın süredir yalnızca bir yazılım sağlayıcısı değil, Türkiye’nin e-ticaret ve e-ihracat altyapısına yön veren stratejik bir teknoloji lideriyiz. Geliştirdiğimiz yüksek performanslı, güvenli ve sınırsız ölçeklenebilir platformlarımızla binlerce işletmenin dijital ticaretini büyüten, sektörün standartlarını belirleyen bir güç haline geldik. Lider markaların e-ticarette 1. tercihi olmamız, T-Soft’un teknoloji ve yenilikçilikteki liderliğinin en somut göstergesi. Tami ile gerçekleştirdiğimiz bu iş birliği, kullanıcılarımız için yalnızca bir ödeme çözümü entegrasyonunun ötesinde; T-Soft’un kapsamlı ekosistemi ve Tami’nin güçlü Garanti BBVA altyapısının birleşmesiyle işletmelere benzersiz bir rekabet üstünlüğü sağlayan yeni bir değer alanı oluşturuyor. Tami kullanıcılarına sunduğumuz e-ticaret paketi indirimi ve HeloRobo’nun 3 ay ücretsiz kullanım avantajı, T-Soft ekosisteminin işletmelere nasıl gerçek, ölçülebilir bir büyüme sağladığının güçlü bir örneği. Bu iş birliğinin hem sektörün geleceğine hem de Türkiye ekonomisinin dijital dönüşümüne önemli katkılar sunacağına inanıyoruz" dedi. İş birliği, işletmelere tek noktadan yönetilebilen, hızlı başvuru süreçlerine sahip, güvenli ve kapsamlı bir e-ticaret deneyimi sunuyor. Web sitesi olan işletmeler entegrasyonlarını hızla tamamlayabilirken, web sitesi olmayan işletmeler platformun e-ticaret paketlerine kolayca başvurup Tami Sanal POS ile ödemelerini almaya hemen başlayabiliyor.
Aydın’da konut satışları azaldı
16 Aralık 2025 Salı - 10:58 Aydın’da konut satışları azaldı Konut satış rakamları belli olan Aydın’da 2025 Kasım ayında toplam 2 bin 517 ev satılırken, bir önceki yılın aynı ayına göre satışlar yüzde 7 azaldı. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2025 yılı Kasım ayı konut satışı rakamlarını açıkladı. Bu kapsamda Aydın’da 2025 Kasım ayında konut satış sayısı bir önceki yılın aynı ayına göre yaklaşık yüzde 7 azalarak 2 bin 517 oldu. 2025 Ekim ayında da 2 bin 825 olan konut satışına bakıldığında ise aradan geçen bir ayda konut satışları yüzde 11 oranında azaldı. Ayrıca 2025 yılı Ocak-Kasım ayları arasında il genelinde toplam 26 bin 934 konut satışı yapıldı. Kasım ayında satış şekillerine göre 316 ev ipotekli, 2 bin 201 ev ise diğer satış olarak gerçekleşti. Satış durumlarına bakıldığında ise 665 ev ilk el, bin 852 ev ikinci el olarak satıldı. 2024 yılında ise Aydın’da toplam 28 bin 598 konut satışı yapılırken, en çok satış yapılan ilçe 8 bin 888 konut ile Kuşadası olurken, en az satış yapılan ilçe ise 93 konut ile Bozdoğan oldu. Kuşadası’nda gerçekleştirilen satışların 485’i ipotekli satış olurken, satış durumuna bakıldığında ise 6 bin 411’i ikinci el, 2 bin 477’si ilk elden satış olarak gerçekleşti. Merkez ilçe Efeler’de ise 2024 yılında 4 bin 607’si ikinci el, bin 493’ü ilk elden olmak üzere toplam 6 bin 100 konut satışı gerçekleşti.
Şekerbank ve EBRD’den kadın KOBİ’lere ve genç girişimcilere finansman desteği
16 Aralık 2025 Salı - 10:46 Şekerbank ve EBRD’den kadın KOBİ’lere ve genç girişimcilere finansman desteği Şekerbank, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (European Bank for Reconstruction and Development-EBRD) ile kapsayıcı büyümeyi desteklemek amacıyla 60 milyon euro tutarında kredi anlaşması imzaladığını duyurdu. Şekerbank ile Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (European Bank for Reconstruction and Development - EBRD), 60 milyon euro tutarında yeni bir kredi anlaşması imzaladı. Anlaşma kapsamında sağlanan 4 yıl vadeli kaynak, Türkiye İş Hayatında Kadın (Türkiye Women in Business -TurWiB-II) programı kapsamında kadın liderliğindeki KOBİ’lere 30 milyon euro ve Türkiye İş Hayatında Gençler (Türkiye Youth in Business -TurYiB) programı kapsamında genç girişimcilere 30 milyon euro olacak şekilde sunulacak. Banka, sağlanan bu kaynakla istihdam sağlayan yatırımların desteklenmesine ve özellikle Anadolu’daki kadın liderliğindeki KOBİ’lerin ve genç girişimcilerin sürdürülebilir büyümelerine katkı sunacak. "KOBİ’lerin ve genç girişimcilerin üretim ve istihdam potansiyellerini artırmalarına destek olacağız" Şekerbank Hazine ve Finansal Kurumlar Genel Müdür Yardımcısı Fatma Nur Çetinel, EBRD ile uzun yıllara dayanan iş birliklerini TurWiB-II ve TurYiB programlarıyla yeni bir aşamaya taşımaktan memnuniyet duyduğunu belirterek şunları söyledi: "Bu önemli kaynak, kadın liderliğindeki KOBİ’lerin ve genç girişimcilerin yatırımlarını güçlendirmelerine, üretim ve istihdam potansiyellerini artırmalarına destek sağlayacak. KOBİ’lerin Türkiye ekonomisindeki belirleyici rolü düşünüldüğünde, özellikle Anadolu’da faaliyet gösteren işletmelere ulaşacak bu finansmanın bölgesel kalkınmaya da önemli katkısı olacağına inanıyoruz. Sürdürülebilir ve kapsayıcı bankacılıkta sahip olduğumuz öncü rol ile kalkınma odaklı uluslararası finans kuruluşlarından edindiğimiz kaynaklarla finansa erişimi yaygınlaştırmaya devam edeceğiz." "Şekerbank ile iş birliğimiz, kapsayıcı ekonomileri teşvik etme konusundaki süregelen kararlılığımızı göstermektedir" EBRD Türkiye Başkan Yardımcısı Oksana Yavorskaya, ise; "Banka ile olan bu iş birliğimiz, kapsayıcı ve rekabetçi ekonomileri teşvik etme konusundaki süregelen kararlılığımızı göstermektedir. Kadınları ve genç girişimcileri güçlendirerek, Türkiye’nin tam ekonomik potansiyelini ortaya çıkarmaya ve sürdürülebilir kalkınmayı sağlamaya yardımcı oluyoruz" dedi.
Konut fiyatları Ekim ayında yüzde 31,4 arttı
16 Aralık 2025 Salı - 10:29 Konut fiyatları Ekim ayında yüzde 31,4 arttı Konut fiyat endeksi, Kasım ayında bir önceki yılın aynı ayına göre nominal olarak yüzde 31,4, oranında arttı. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Kasım ayı Konut Fiyat Endeksi (KFE) verisini açıkladı. Buna göre, 2025 yılı Kasım ayında bir önceki aya göre yüzde 2,7 oranında artan KFE, bir önceki yılın aynı ayına göre nominal olarak yüzde 31,4, reel olarak ise yüzde 0,3 oranında arttı. Türkiye’deki konutların kalite etkisinden arındırılmış fiyat değişimlerini izlemek amacıyla hesaplanan Konut Fiyat Endeksi (KFE), 2025 yılı Kasım ayında bir önceki aya göre yüzde 2,7 oranında artarak 204,2 seviyesinde gerçekleşti. Bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 31,4 oranında artan KFE, aynı dönemde reel olarak yüzde 0,3 oranında artış gösterdi. 2025 yılı Kasım ayında, İstanbul, Ankara ve İzmir’de bir önceki aya göre, sırasıyla yüzde 2,5, 3,0 ve 2,4 oranlarında artış gözlendi. Endeks değerleri bir önceki yılın aynı ayına göre, İstanbul, Ankara ve İzmir’de sırasıyla yüzde 31,7, 37,9 ve 31,6 oranlarında artış gösterdi. İstatistiki Bölge Birimleri Sınıflamasına göre bölgelerin yıllık konut fiyat endeksi değişimleri incelendiğinde, Kasım 2025 döneminde en yüksek yıllık artış yüzde 40,1 ile Bingöl, Elazığ, Malatya, Tunceli, Van, Bitlis, Hakkâri, Muş bölgesinde, en düşük yıllık artış ise yüzde 21,9 ile Hatay, Kahramanmaraş, Osmaniye bölgesinde gözlendi.