EKONOMİ
Diyarbakır OSB Başkanı Fidan: "Sanayiye özel kredi şart" 11 Nisan 2026 Cumartesi - 22:07:15 Diyarbakır Organize Sanayi Bölgesi (OSB) Başkanı Mustafa Fidan, sanayiciye özel finansman modelleri oluşturulması gerektiğini belirterek, "Tarım ve esnafa sağlanan yüzde 50’ye varan faiz destekli krediler sanayici için de uygulanmalı. Aksi halde yatırım yapmak da üretimi sürdürmek de zorlaşacak" dedi. Diyarbakır Organize Sanayi Bölgesi (OSB) Başkanı Mustafa Fidan, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın Diyarbakır’da sivil toplum kuruluşlarıyla gerçekleştirdiği toplantıda yaptığı konuşmada sanayicinin içinde bulunduğu tabloya dikkat çekti. Fidan, bölgenin üretim gücüne dikkat çekerken, artan maliyetler ve finansman sorunları nedeniyle sanayicinin yalnızlaştığını söyledi. Diyarbakır OSB’nin geldiği noktayı rakamlarla anlatan Fidan, büyümenin planlı bir destekten çok zor şartlarda verilen mücadelenin sonucu olduğunu ifade ederek, "Bugün 5 etaptan oluşan OSB’mizde 370 firma üretim yapıyor ve 23 bin kişiye istihdam sağlanıyor. 2011’de bu sayı 125 firma ve 2 bin istihdamdı. Bu artış bir planın değil, bir inancın sonucudur. Diyarbakır üretmeye devam ediyor, ancak her geçen gün daha da yalnızlaşıyor. Türkiye genelinde sanayici ciddi bir darboğazdan geçiyor. Sanayicinin en büyük sorunu finansmana erişim. Sanayici bankaya gittiğinde yüzde 50-55’lere varan faizlerle karşılaşıyor. Bu oranlar sürekli değişiyor. Bu tabloyu artık ‘itibar kredisi’ olarak tanımlıyoruz. Bugün 100 milyon lirasını bankaya yatıran biri aylık yaklaşık 4 milyon lira kazanırken, üretim yapan sanayici aynı büyüklükte kredi için 4 milyondan fazla faiz ödüyor. Bu maliyetlerle üretim yapmak mümkün değildir" dedi. Fidan, sanayiciye özel finansman modelleri oluşturulması gerektiğini vurgulayarak, "Tarım ve esnafa sağlanan yüzde 50’ye varan faiz destekli krediler sanayici için de uygulanmalı. Aksi halde yatırım yapmak da üretimi sürdürmek de zorlaşacak. Buradaki sanayicilerin hiçbiri hazır bir miras devralmadı. Hepsi sıfırdan kurdu, risk aldı. Ama bugün bu emeğin devamı ekonomik koşullara bağlı hale geldi. Bu gidişle yeni kuşakların devamı bile riske girebilir. Yıl sonuna kadar 30 fabrikanın daha üretime geçmesini hedefliyoruz. Ancak 5. etap altyapısının yatırım programına alınması gerekiyor. Süreç Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nda bekliyor. Biz, üretmeye devam edeceğiz. Ama gerçek nettir. Sanayi güçlenmeden Türkiye’nin güçlü olması mümkün değildir. Sanayi zayıflarsa üretim düşer, istihdam azalır, kalkınma yavaşlar" dedi.
11 Nisan 2026 Cumartesi - 20:29 Bakan Bayraktar: "Bu sene sonunda ilk elektriği Akkuyu’dan üretmiş olacağız" Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Kayseri Ticaret Odası’nda (KTO) düzenlenen Türkiye’nin Enerji Vizyonu İstişare Toplantısı’nda yaptığı açıklamasında, "İnşallah bu sene sonunda ilk elektriği Akkuyu’dan üretmiş olacağız" dedi. KTO Konferans Salonu’nda düzenlenen toplantıya Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, AK Parti Genel Başkanvekili Mustafa Elitaş, Kayseri Valisi Gökmen Çiçek, AK Parti Kayseri Milletvekilleri Hulusi Akar, Sayın Bayar Özsoy, Murat Cahid Cıngı, Dursun Ataş, MHP Kayseri Milletvekili Baki Ersoy, Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç, AK Parti Kayseri İl Başkanı Hüseyin Okandan, MHP Kayseri İl Başkanı Enes Ertuğrul Kalın, KTO Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Gülsoy, protokol üyeleri ve iş insanları katıldı. "Türkiye’nin enerjisinde temel 2 açmaz var" Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Türkiye’nin enerjide iki açmazı olduğunu söyleyerek, "Bir tanesi Türkiye enerji talebi artan bir ülke. Açmaz diyorum çünkü artan talebi karşılamak gerçekten çok önemli bir yatırım sürecini hem altyapı hem de üretim tarafını gerektiriyor. Çok ciddi bir finansmana ihtiyaç duyuyoruz ama bu aynı zamanda iyi bir şey çünkü ekonominiz büyürse enerji talebiniz artıyor. Şehirleşmeniz artarsa, insanların hayat standardı yükselirse enerji talebi artıyor. Kayseri’ye baktığımızda 2002 yılından bu güne rakamlara baktım. O gün için 420 bin abone varmış bugün 900 bin abone var. mesken abonesi 356 binmiş bugün o rakam 760 bin olmuş. Yani 2 katı civarında artan bir aboneleşme ve yeni tüketici var. Daha ilginç olan rakam şu; tüketime baktığımızda o günden bu güne yaklaşık 5 kat büyümüş. Şunu gösteriyor bunlar yani Kayseri’nin ekonomisi 4 milyar dolara yakın bir ekonomik büyüklükten bahsettik. Sanayisiyle, ticareti, tarımı, turizmiyle beraber Kayseri çok büyük bir ivme ile son 20 yıl içerisinde büyümüş. Dolayısıyla artan bir enerji talebi var. İkinci açmaz da Türkiye’de maalesef karşı karşıya olduğumuz ve şu anda ekonomimizin üzerinde de en önemli etkilerden bir tanesi Türkiye’nin enerjideki dışa bağımlılığıdır. Onun için milli enerji ve maden politikası olarak diyoruz ki biz Türkiye’yi mutlak suretle en hızlı şekilde enerjide dışa bağımlılıktan kurtarmamız lazım" dedi. "Bu senenin sonunda ilk elektriği Akkuyu’dan üretmiş olacağız" Bakan Bayraktar, sene sonunda Akkuyu’dan ilk elektriği üreteceklerini söyleyerek, "Türkiye kullandığı 3 birim enerjinin ikisini ithal ediyor. Doğalgaz, petrol, petrol ürünleri, kömür ithalatı ve malumunuz bunların fiyatlarını biz burada belirlemiyoruz. Bunlar küresel piyasalarda belirlenen emtialar. Dolayısıyla 2022 yılında 96 buçuk milyar dolar enerji ithalatına para ödeyen bir Türkiye var. Türkiye bunun için özellikle büyük bir potansiyelimizin olduğu yenilenebilir enerjiyi değerlendirebilir. Son 15 yılda 25 bin megawatı aşan güneş gücü 15 bin megawat civarında rüzgar gücüyle 40 bin megawata güneş ve rüzgarda ulaştık. Türkiye artık Somali’de derin denizlerde petrol arayan bir ülke. Mutlak suretle petrol ve doğalgaz üretimimizi arttıracağız. Akkuyu’da son aşamaya geldik. Bütün zorluklara, engellemelere rağmen biz bu yolda kararlılıkla ilerliyoruz ve inşallah bu senenin sonunda ilk elektriği Akkuyu’dan üretmiş olacağız. Fakat oraya Trakya’yı ve küçük modüler reaktörleri de ekleyerek ki nükleerin ikinci çağı başlıyor şimdi. Bir 1950’lerde başlayan bir dönemi var o dönemi maalesef biraz ıskalamış durumdayız ama inşallah bu nükleerin ikinci çağında küçük modüler rektörlerde Türkiye bu teknolojiye sahip olan ve üreten belki ileride inşallah ihraç edebilme kabiliyetine ulaşacak. Dolayısıyla nükleer bizim en önemli ajanda maddelerimizden bir tanesi" ifadelerini kullandı. "2026 yılı yenilenebilir enerjide yeni bir rekor yılı olacaktır" KTO Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Gülsoy ise, yapılan çalışmaların bakanlığın ne kadar gayretle çalıştığının açık ispatı olduğunu söyleyerek, "Enerjide Tam Bağımsız Türkiye hedefiyle; Karadeniz’deki doğalgaz keşiflerinden nükleer enerji hamlelerine, yenilenebilir enerji kaynaklarının devreye alınmasından stratejik madencilik faaliyetlerine kadar her bir projeniz, biz üreticiler için geleceğe dair en büyük teminat niteliğindedir. 2014 yılında 40 megavat olan güneş enerjisi kurulu gücümüzün bugün 25 bin megavatı aşmış olması; 12 yılda kat edilen 641 katlık bu mesafe, sizin ve bakanlığımızın ne kadar büyük bir gayretle çalıştığının en açık ispatıdır. Sizlerin ifade ettiği gibi; 2026 yılı yenilenebilir enerjide yeni bir rekor yılı olacaktır. Kayseri iş dünyası olarak bizler, bu rekorun en güçlü paydaşı olmaya hazırız. Bizim Kayseri Ticaret Odası olarak her fırsatta dile getirdiğimiz bir gerçeğimiz var. Ulaşım olmadan ticaret olmaz, enerji olmadan ise üretim olmaz. Ancak bugün bu söze bir ekleme daha yapmak gerekiyor. Depolama ve sürdürülebilirlik olmadan enerji yönetilemez. Güneşimiz var, rüzgarımız var ancak sanayicimizin çarklarını 7/24 kesintisiz döndürebilmesi için enerjiyi sadece üretmek yetmiyor, onu depolayabilmek de kritik bir önem arz ediyor. Sektörlerimizin yaptığı analizlerde de yenilenebilir enerjinin yönetilebilir olması için depolama çözümleri artık bir lüks değil, zorunluluktur. Kayseri mobilyadan tekstile, çelik kapıdan makine sanayisine kadar 4 milyar dolara yaklaşan ihracat, 1 milyar 730 milyon dolar ithalat hacmiyle anasının ak sütü gibi cari fazla veren Türkiye’nin üretim merkezleri arasında önemli bir yerde olan kadim bir şehirdir. Ancak bu çarkların dönmesi, üretim maliyetlerimizin en büyük kalemini oluşturan enerjinin sürdürülebilir ve makul maliyetlerle sanayicimize ulaşmasına bağlıdır. Kayseri girişimcisi, sadece devletten bekleyen değil, kendi enerjisini üretme iradesini de gösteren bir yapıdadır. İlklerin şehri olan Kayseri’de kurulan ilk elektrik santrali, 1926 yılında Atatürk’ün imzasıyla temelleri atılan ve 1930’da faaliyete geçen Bünyan Hidroelektrik Santrali’dir. Türkiye’nin en eski santrallerinden biri olan bu tesis, Kayseri ve çevresine enerji sağlamış olup, tarihi makineleriyle uzun yıllar hizmet vermiştir. Şehrimiz; güneş enerjisi (GES) başta olmak üzere yenilenebilir enerji yatırımlarında büyük bir iştaha sahiptir. Kayseri, 2035 yılı için koyduğunuz 120 bin megavatlık dev hedefin neresindedir? Biz diyoruz ki; Kayseri bu hedefin amiral gemisidir! Sanayicimiz kendi enerjisini üretme iştahıyla doludur" dedi. "KOBİ’lerimize yönelik daha rekabetçi olabilmeleri için özel teşvik ve tarife modelleri üretim azmimizi artıracaktır" Gülsoy, enerjiye talebin her geçen gün arttığını söyleyerek, "Her geçen gün enerjiye talep artmaktadır. Bu durum maliyetlerimizi de aşırı derecede yükseltmektedir. Bunun çözümü bizim gücümüz birlik ve beraberlik içerisinde yaşadığımız coğrafyadadır. Yenilenebilir kaynaklarla ve nükleer güçte kapasite artışıyla, ülkemizin ve sizlerin gayretleriyle enerji bağımlılığımızı düşürebiliriz. Ancak bu yolda ilerlerken bazı teknik bariyerlerin aşılması bizler için hayati önemdedir. İş dünyamızın temsilcilerinden gelen sorun ve talepleri zatıâlinize çözüm önerileriyle birlikte dosya halinde de sunacağız ama sanayicimizin ve ticaret erbabımızın bazı beklentilerini dile getirmek isterim. Yenilenebilir kaynakların şebekeye daha dengeli ve stabil aktarılması için depolama yatırımlarına yönelik teşviklerin verilmesi, sanayicimizin önünü açacaktır. İşletmelerimizin kendi çatılarına kurmak istediği GES yatırımlarında karşılaşılan trafo kapasite yetersizlikleri ve kota sorunlarının aşılması. Son yapılan mevzuat değişikliği ile saatlik mahsuplaşma en büyük problemlerimizden birisidir. Mahsuplaşma sisteminin aylık bazdan saatlik bazda uygulanmaya başlanması, özellikle üretim ve tüketim dengesinin gün içerisinde değişkenlik göstermesi nedeniyle yatırımcıların gelirlerini önemli ölçüde azaltmıştır. Mahsuplaşma sisteminin yeniden aylık bazda uygulanması, dağıtım bedellerinin maliyet esaslı, makul ve öngörülebilir bir seviyeye çekilmesi. Mevcut yatırımların korunmasına yönelik geçiş süreci düzenlemeleri yapılması, destek süresi sona ermiş santraller için ayrı bir tarife veya koruyucu mekanizma oluşturulması yeşil dönüşüm sürecimizi hızlandıracaktır. Zatıâlinizin de üzerinde hassasiyetle durduğunuz ’izin süreçlerini kısaltma’ gayretlerini takdirle karşılıyoruz. Bu süreçlerin hızlanması, 3 bin 500 megavatlık yeni kapasitelerin çok daha hızlı devreye girmesini sağlayacaktır. Enerji maliyetleri konusunda, özellikle stratejik üretim yapan KOBİ’lerimize yönelik daha rekabetçi olabilmeleri için özel teşvik ve tarife modelleri üretim azmimizi artıracaktır" dedi. "Kayseri iş dünyası olarak değişimden korkmayan, yenilikçi ve milli değerlerine bağlı bir kadim bir şehiriz" Kayseri’nin maden çeşitliliği bakımından da zengin bir şehir olduğunu belirten Gülsoy, , "Maden arama ve işletme süreçlerindeki bürokratik süreçlerin sadeleştirilmesi, bu cevherlerin ekonomiye kazandırılmasını sağlayacaktır. Rehabilitasyon bedelleri ödemelerinin nakit dışında banka teminat mektubu veya ipotek vererek karşılanması, ÇED süreçlerinin kısaltılması, akaryakıt sektöründe faaliyet gösteren üyelerimizin, özellikle asgari ücret ve genel gider artışlarından olumsuz etkilenmemesi adına; kâr marjlarının maliyet artışlarıyla uyumlu hale getirilerek işletme sermayelerinin korunmasını, sektörün anayasası hükmündeki 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu’nun, günün ekonomik gerçeklerine ve sektör paydaşlarının taleplerine göre güncellenerek daha dinamik bir yapıya kavuşturulmasını istirham ediyoruz. Kayseri iş dünyası olarak bizler; değişimden korkmayan, yenilikçi ve milli değerlerine bağlı bir kadim bir şehiriz. Sizin ortaya koyduğunuz ‘Milli Enerji ve Maden Politikası’na tam destek veriyoruz. İnanıyoruz ki; sizin rehberliğinizde enerji koridorlarının merkezi haline gelen Türkiye, üretimde de dünyanın en güçlü oyuncularından biri olmaya devam edecektir. Biz de diyoruz ki; Kayseri’nin üretim aşkı, sizin enerji vizyonunuzla birleştiğinde Türkiye’nin eli her zamankinden daha güçlü olacaktır. 80 milyar dolarlık yeni yatırım hedefinde Kayserili müteşebbislerin imzası mutlaka olacaktır. Bu toplantının; şehrimizin ve ülkemizin enerji vizyonuna yeni ufuklar açmasını temenni ediyorum" ifadelerini kullandı. Program konuşmaların ardından basına kapatılarak soru-cevap kısmı ile devam etti.
11 Nisan 2026 Cumartesi - 20:20 Bakan Bayraktar: "İnşallah bu sene sonunda ilk elektriği Akkuyu’dan üretmiş olacağız" Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Kayseri Ticaret Odası’nda (KTO) düzenlenen Türkiye’nin Enerji Vizyonu İstişare Toplantısı’nda yaptığı açıklamasında, "İnşallah bu sene sonunda ilk elektriği Akkuyu’dan üretmiş olacağız" dedi. KTO Konferans Salonu’nda düzenlenen toplantıya Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, AK Parti Genel Başkanvekili Mustafa Elitaş, Kayseri Valisi Gökmen Çiçek, AK Parti Kayseri Milletvekilleri Hulusi Akar, Sayın Bayar Özsoy, Murat Cahid Cıngı, Dursun Ataş, MHP Kayseri Milletvekili Baki Ersoy, Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç, AK Parti Kayseri İl Başkanı Hüseyin Okandan, MHP Kayseri İl Başkanı Enes Ertuğrul Kalın, KTO Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Gülsoy, protokol üyeleri ve iş insanları katıldı. Programın açılış konuşmasında yapılan çalışmaların bakanlığın ne kadar gayretle çalıştığının açık ispatı olduğunu söyleyen KTO Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Gülsoy, "Enerjide Tam Bağımsız Türkiye hedefiyle; Karadeniz’deki doğalgaz keşiflerinden nükleer enerji hamlelerine, yenilenebilir enerji kaynaklarının devreye alınmasından stratejik madencilik faaliyetlerine kadar her bir projeniz, biz üreticiler için geleceğe dair en büyük teminat niteliğindedir. 2014 yılında 40 megavat olan güneş enerjisi kurulu gücümüzün bugün 25 bin megavatı aşmış olması; 12 yılda kat edilen 641 katlık bu mesafe, sizin ve bakanlığımızın ne kadar büyük bir gayretle çalıştığının en açık ispatıdır. Sizlerin ifade ettiği gibi; 2026 yılı yenilenebilir enerjide yeni bir rekor yılı olacaktır. Kayseri iş dünyası olarak bizler, bu rekorun en güçlü paydaşı olmaya hazırız. Bizim Kayseri Ticaret Odası olarak her fırsatta dile getirdiğimiz bir gerçeğimiz var. Ulaşım olmadan ticaret olmaz, enerji olmadan ise üretim olmaz. Ancak bugün bu söze bir ekleme daha yapmak gerekiyor. Depolama ve sürdürülebilirlik olmadan enerji yönetilemez. Güneşimiz var, rüzgârımız var; ancak sanayicimizin çarklarını 7/24 kesintisiz döndürebilmesi için enerjiyi sadece üretmek yetmiyor, onu depolayabilmek de kritik bir önem arz ediyor. Sektörlerimizin yaptığı analizlerde de yenilenebilir enerjinin yönetilebilir olması için depolama çözümleri artık bir lüks değil, zorunluluktur. Kayseri mobilyadan tekstile, çelik kapıdan makine sanayisine kadar 4 milyar dolara yaklaşan ihracat, 1 milyar 730 milyon dolar ithalat hacmiyle anasının ak sütü gibi cari fazla veren Türkiye’nin üretim merkezleri arasında önemli bir yerde olan kadim bir şehirdir. Ancak bu çarkların dönmesi, üretim maliyetlerimizin en büyük kalemini oluşturan enerjinin sürdürülebilir ve makul maliyetlerle sanayicimize ulaşmasına bağlıdır. Kayseri girişimcisi, sadece devletten bekleyen değil, kendi enerjisini üretme iradesini de gösteren bir yapıdadır. Şunun da özellikle altını çizmek istiyorum. İlklerin şehri olan Kayseri’de kurulan ilk elektrik santrali, 1926 yılında Atatürk’ün imzasıyla temelleri atılan ve 1930’da faaliyete geçen Bünyan Hidroelektrik Santrali’dir. Türkiye’nin en eski santrallerinden biri olan bu tesis, Kayseri ve çevresine enerji sağlamış olup, tarihi makineleriyle uzun yıllar hizmet vermiştir. Şehrimiz; güneş enerjisi (GES) başta olmak üzere yenilenebilir enerji yatırımlarında büyük bir iştaha sahiptir. Kayseri, 2035 yılı için koyduğunuz 120 bin megavatlık dev hedefin neresindedir? Biz diyoruz ki; Kayseri bu hedefin amiral gemisidir! Sanayicimiz kendi enerjisini üretme iştahıyla doludur" dedi. Başkan Gülsoy, enerjiye talebin her geçen gün arttığını söyleyerek, "Her geçen gün enerjiye talep artmaktadır. Bu durum maliyetlerimizi de aşırı derecede yükseltmektedir. Bunun çözümü bizim gücümüz birlik ve beraberlik içerisinde yaşadığımız coğrafyadadır. Yenilenebilir kaynaklarla ve nükleer güçte kapasite artışıyla, ülkemizin ve sizlerin gayretleriyle enerji bağımlılığımızı düşürebiliriz. Ancak bu yolda ilerlerken bazı teknik bariyerlerin aşılması bizler için hayati önemdedir. İş dünyamızın temsilcilerinden gelen sorun ve talepleri zatıâlinize çözüm önerileriyle birlikte dosya halinde de sunacağız ama sanayicimizin ve ticaret erbabımızın bazı beklentilerini dile getirmek isterim. Yenilenebilir kaynakların şebekeye daha dengeli ve stabil aktarılması için depolama yatırımlarına yönelik teşviklerin verilmesi, sanayicimizin önünü açacaktır. İşletmelerimizin kendi çatılarına kurmak istediği GES yatırımlarında karşılaşılan trafo kapasite yetersizlikleri ve kota sorunlarının aşılması. Son yapılan mevzuat değişikliği ile saatlik mahsuplaşma en büyük problemlerimizden birisidir. Mahsuplaşma sisteminin aylık bazdan saatlik bazda uygulanmaya başlanması, özellikle üretim ve tüketim dengesinin gün içerisinde değişkenlik göstermesi nedeniyle yatırımcıların gelirlerini önemli ölçüde azaltmıştır. Mahsuplaşma sisteminin yeniden aylık bazda uygulanması, dağıtım bedellerinin maliyet esaslı, makul ve öngörülebilir bir seviyeye çekilmesi. Mevcut yatırımların korunmasına yönelik geçiş süreci düzenlemeleri yapılması, destek süresi sona ermiş santraller için ayrı bir tarife veya koruyucu mekanizma oluşturulması yeşil dönüşüm sürecimizi hızlandıracaktır. Zatıâlinizin de üzerinde hassasiyetle durduğunuz "izin süreçlerini kısaltma" gayretlerini takdirle karşılıyoruz. Bu süreçlerin hızlanması, 3 bin 500 megavatlık yeni kapasitelerin çok daha hızlı devreye girmesini sağlayacaktır. Enerji maliyetleri konusunda, özellikle stratejik üretim yapan KOBİ’lerimize yönelik daha rekabetçi olabilmeleri için özel teşvik ve tarife modelleri üretim azmimizi artıracaktır. Kayseri, maden çeşitliliği bakımından da zengin bir şehirdir. Maden arama ve işletme süreçlerindeki bürokratik süreçlerin sadeleştirilmesi, bu cevherlerin ekonomiye kazandırılmasını sağlayacaktır. Rehabilitasyon bedelleri ödemelerinin nakit dışında banka teminat mektubu veya ipotek vererek karşılanması, ÇED süreçlerinin kısaltılması, akaryakıt sektöründe faaliyet gösteren üyelerimizin, özellikle asgari ücret ve genel gider artışlarından olumsuz etkilenmemesi adına; kâr marjlarının maliyet artışlarıyla uyumlu hale getirilerek işletme sermayelerinin korunmasını, Sektörün anayasası hükmündeki 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu’nun, günün ekonomik gerçeklerine ve sektör paydaşlarının taleplerine göre güncellenerek daha dinamik bir yapıya kavuşturulmasını istirham ediyoruz. Kayseri iş dünyası olarak bizler; değişimden korkmayan, yenilikçi ve milli değerlerine bağlı bir kadim bir şehiriz. Sizin ortaya koyduğunuz ‘Milli Enerji ve Maden Politikası’na tam destek veriyoruz. İnanıyoruz ki; sizin rehberliğinizde enerji koridorlarının merkezi haline gelen Türkiye, üretimde de dünyanın en güçlü oyuncularından biri olmaya devam edecektir. Biz de diyoruz ki; Kayseri’nin üretim aşkı, sizin enerji vizyonunuzla birleştiğinde Türkiye’nin eli her zamankinden daha güçlü olacaktır. 80 milyar dolarlık yeni yatırım hedefinde Kayserili müteşebbislerin imzası mutlaka olacaktır. Bu toplantının; şehrimizin ve ülkemizin enerji vizyonuna yeni ufuklar açmasını temenni ediyorum" ifadelerini kullandı. "Türkiye’nin enerjisinde temel 2 açmaz var" Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar ise Türkiye’nin enerjide 2 açmazı olduğunu söyleyerek, "Türkiye’nin enerjide çok temel 2 tane açmazı var. Bir tanesi Türkiye enerji talebi artan bir ülke. Açmaz diyorum çünkü artan talebi karşılamak gerçekten çok önemli bir yatırım sürecini hem altyapı hem de üretim tarafını gerektiriyor. Çok ciddi bir finansmana ihtiyaç duyuyoruz ama bu aynı zamanda iyi bir şey çünkü ekonominiz büyürse enerji talebiniz artıyor. Şehirleşmeniz artarsa, insanların hayat standardı yükselirse enerji talebi artıyor. Kayseri’ye baktığımızda 2002 yılından bu güne rakamlara baktım. O gün için 420 bin abone varmış bugün 900 bin abone var. mesken abonesi 356 binmiş bugün o rakam 760 bin olmuş. Yani 2 katı civarında artan bir aboneleşme ve yeni tüketici var. Daha ilginç olan rakam şu; tüketime baktığımızda o günden bu güne yaklaşık 5 kat büyümüş. Şunu gösteriyor bunlar yani Kayseri’nin ekonomisi 4 milyar dolara yakın bir ekonomik büyüklükten bahsettik. Sanayisiyle, ticareti, tarımı, turizmiyle beraber Kayseri çok büyük bir ivme ile son 20 yıl içerisinde büyümüş. Dolayısıyla artan bir enerji talebi var. İkinci açmaz da Türkiye’de maalesef karşı karşıya olduğumuz ve şu anda ekonomimizin üzerinde de en önemli etkilerden bir tanesi Türkiye’nin enerjideki dışa bağımlılığıdır. Onun için milli enerji ve maden politikası olarak diyoruz ki biz Türkiye’yi mutlak suretle en hızlı şekilde enerjide dışa bağımlılıktan kurtarmamız lazım" dedi. "İnşallah bu senenin sonunda ilk elektriği Akkuyu’dan üretmiş olacağız" Bakan Bayraktar, sene sonunda Akkuyu’dan ilk elektriği üreteceklerini söyleyerek, "Türkiye kullandığı 3 birim enerjinin ikisini ithal ediyor. Doğalgaz, petrol, petrol ürünleri, kömür ithalatı ve malumunuz bunların fiyatlarını biz burada belirlemiyoruz. Bunlar küresel piyasalarda belirlenen emtialar. Dolayısıyla 2022 yılında 96 buçuk milyar dolar enerji ithalatına para ödeyen bir Türkiye var. Türkiye bunun için özellikle büyük bir potansiyelimizin olduğu yenilenebilir enerjiyi değerlendirebilir. Son 15 yılda 25 bin megawatı aşan güneş gücü 15 bin megawat civarında rüzgar gücüyle 40 bin megawata güneş ve rüzgarda ulaştık. Türkiye artık Somali’de derin denizlerde petrol arayan bir ülke. Mutlak suretle petrol ve doğalgaz üretimimizi arttıracağız. Akkuyu’da son aşamaya geldik. Bütün zorluklara, engellemelere rağmen biz bu yolda kararlılıkla ilerliyoruz ve inşallah bu senenin sonunda ilk elektriği Akkuyu’dan üretmiş olacağız. Fakat oraya Trakya’yı ve küçük modüler reaktörleri de ekleyerek ki nükleerin ikinci çağı başlıyor şimdi. Bir 1950’lerde başlayan bir dönemi var o dönemi maalesef biraz ıskalamış durumdayız ama inşallah bu nükleerin ikinci çağında küçük modüler rektörlerde Türkiye bu teknolojiye sahip olan ve üreten belki ileride inşallah ihraç edebilme kabiliyetine ulaşacak. Dolayısıyla nükleer bizim en önemli ajanda maddelerimizden bir tanesi" ifadelerini kullandı. Program konuşmaların ardından basına kapatılarak soru-cevap kısmı ile devam etti.
TÜRK-İŞ Başkanı Atalay: "Amacımız Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nu sabote etmek değil"
18 Aralık 2025 Perşembe - 12:05 TÜRK-İŞ Başkanı Atalay: "Amacımız Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nu sabote etmek değil" Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (TÜRK-İŞ) Genel Başkanı Ergün Atalay, "Bugün toplantı yapacaklar. Ben katılmıyorum. Katılmayacağım yere benim arkadaşlarım da katılmaz ama bu bir protesto veya bir sabote değil. Bizim görevimiz, emeklinin, işsizin, asgari ücretlinin zorda olduğunu anlatmak. Bunları gündeme getirmek" dedi. TÜRK-İŞ ile Hacettepe Üniversitesi’nce Çalışma Hukuku Sempozumu düzenlendi. TÜRK-İŞ Genel Merkezinde gerçekleştirilen programda, bireysel iş hukuku, toplu iş hukuku ve sosyal güvenlik hukuku oturumlarında, çalışma hayatının güncel sorunları ele alındı ve çözüm önerileri paylaşıldı. "Komisyonda sözüm dinlenmiyor" Programın açılış konuşmasını yapan TÜRK-İŞ Genel Başkanı Ergün Atalay, Asgari Ücret Tespit Komisyonu sürecine ilişkin açıklamalarda bulundu. Atalay, 19 senedir asgari ücret tespit sürecinin içerisinde olduğunu belirterek, "12 senedir geçim ücreti oldu asgari ücret. Ben başkan oldum o dönem bizim asgari ücretle işçimiz yoktu bu dönemde de yok. Ne oyum var ne yetkim var, ne sözüm dinleniyor. Zarfı açıp olanı söylüyorlar yine ihale bize kalıyor. Kaç para olup olmadığını bilmiyoruz. Demokrasiden yana olmaya devam ediyoruz ama olanları da söylemeye devam ederiz. Asgari ücrette yetkimizin olmadığını anlattım. Emekli, işçi zor durumda, asgari ücretli zor durumda. Emekli 17 bin lira alıyor. 70 bin lira alan emekli de var. Öyle bir düzenleme yapılmalı ki 17 bin lira alan emekliyi refah seviyesine çıkarmamız gerek" ifadelerine yer verdi. "Amacımız Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nu sabote etmek değil" Asgari Ücret Tespit Komisyonu ikinci toplantısının bugün gerçekleştirileceğini hatırlatan Atalay, "İşte bugün toplantı yapacaklar. Ben katılmıyorum. Ben katılmayacağım yere benim arkadaşlarım da katılmazlar. Ama bu bir protesto veya bir sabote değil. Öyle bir niyetimiz hiç olmadı ki. Bizim görevimiz, emeklinin, işsizin, asgari ücretlinin zorda olduğunu anlatmak. Bunları gündeme getirmek" diye konuştu.
Kars’ta Kasım ayında 595 konut satıldı
18 Aralık 2025 Perşembe - 11:50 Kars’ta Kasım ayında 595 konut satıldı Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan Kasım 2025 verilerine göre, Kars genelinde konut satışları bir önceki aylara göre canlılık göstererek 595 adede ulaştı. Türkiye İstatistik Kurumu, 2025 yılının Kasım ayına ilişkin konut satış istatistiklerini kamuoyuyla paylaştı. Verilere göre, Kars’ta Kasım ayında toplamda 595 konutun satışı gerçekleştirildi. Bu rakam, kentte gayrimenkul piyasasındaki hareketliliğin sürdüğünü ortaya koydu. "Bölge illerinde lider Kars" TÜİK Kars Bölge Müdürlüğü’nden alınan bilgilere göre, Kars, kendi sorumluluk alanındaki çevre illere kıyasla konut satış sayısında yine dikkat çeken bir performans sergiledi. Kasım ayı içerisinde; Ağrı’da 433, Iğdır’da 236, Ardahan’da ise 78 konutun satışı gerçekleşti. Kars, 595 satışla bölgedeki liderliğini korumaya devam etti. Öte yandan Türkiye genelinde konut satışları Kasım ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 7,8 oranında azalarak 141 bin 100 oldu. Konut satış sayısının en fazla olduğu iller sırasıyla 24 bin 234 ile İstanbul, 12 bin 706 ile Ankara ve 8 bin 540 ile İzmir olurken, en az olduğu iller sırasıyla 78 ile Ardahan, 131 ile Bayburt ve 152 ile Artvin olarak gerçekleşti. Ayrıca Kars’taki bu hareketliliğin yılsonuna yaklaşırken alım-satım işlemlerinin hızlanmasının bu rakamların oluşmasında etkili olan faktörler arasında gösteriliyor.
Başkan Dere: "Yılbaşı alışverişlerimizi yerel esnafımızdan yapalım"
18 Aralık 2025 Perşembe - 11:49 Başkan Dere: "Yılbaşı alışverişlerimizi yerel esnafımızdan yapalım" Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkan Vekili ve Antalya Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği (AESOB) Başkanı Adlıhan Dere, alışveriş trafiğinin arttığı yılbaşı döneminde hem güvenilir ürüne ulaşılması hem de ülke ekonomisine katkı sağlanması adına vatandaşlara yerel esnaftan alışveriş yapma çağrısında bulundu. Yılbaşı yaklaşırken Antalya genelinde kuruyemiş, tatlı, şekerleme, hediyelik eşya gibi birçok alanda belirgin bir hareketlilik yaşanmaya başladı. Şehrin dört bir yanında esnaf, yeni yıl hazırlıklarını tamamlarken vatandaşların da güvenilir ve kaliteli ürün arayışı ön plana çıkıyor. Bu süreçte vatandaşların; sicil, vergi ve oda kaydı olan yerel esnaftan yılbaşı alışverişlerini yapmalarına dikkati çeken Adlıhan Dere, yılbaşı dönemine özgü artan talep ve harcama trafiğine ilişkin hem esnafa hem de vatandaşlara önemli uyarılarda bulundu. Merdiven altı ürünler, kaçak içki ve halkı yanıltacak alışverişlerden sakınılması gerektiğini hatırlatan Başkan Dere; yılbaşı gecesinin kutlama tadında geçmesi adına söz konusu hususlara dikkat edilmesini ifade etti. "Yeni yıla güvenle girin" Başkan Adlıhan Dere, vatandaşlara özellikle yılbaşı döneminde güvenli ve sağlıklı ürünlere ulaşmanın en doğru adresinin mahalle esnafı olduğunu hatırlatarak, "Yeni yıl ihtiyaçlarının hijyenik ve güvenilir adresi yine esnaf ve sanatkarımızdır. Çünkü onlar hijyene, temizliğe ve güvene en yüksek hassasiyetle dikkat eden, denetime en açık işletmelerdir. Esnafımızdan yapılan her alışveriş ülke ekonomisine can veren, yerel kalkınmayı büyüten ve aile işletmelerine doğrudan katkı sağlayan en güçlü destektir. Para şehrimizin içinde döner, bereket artar, üretim zincirimiz güçlenir. Vatandaşlarımızı hem temiz ve güvenilir hizmet almak hem de şehrimizin ve ülkemizin ekonomik döngüsüne katkı sağlamak adına alışverişlerini gönül rahatlığıyla esnafımızdan yapmaya davet ediyorum" diye konuştu. "Merdiven altı üretime dikkat" Özellikle yılbaşında piyasaya sürülen merdiven altı ürünlere karşı tüketiciyi uyaran Dere, "Kaçak içki ve kayıt dışı gıda üretimi ile hijyen ve kalite şartlarını taşımayan tatlı, şekerleme, kuruyemiş vb. ürünler, insan sağlığını tehlikeye atmaktadır. Özellikle yılbaşı öncesi merdiven altı üretimlerde ciddi artışlar yaşanıyor. Kuruyemiş, tatlı, şekerleme, tekel ürünleri vb. diğer tüm alışverişlerin büfecimizden, bakkalımızdan, pastacımızdan kısacası ruhsatlı, denetimli ve kayıtlı yerel esnafımızdan tercih edilmesi halkımızın yararına olacaktır. Denetimsiz, kayıtsız ve sağlıksız ortamlarda üretilen ürünler ciddi sağlık riskleri taşıdığından kutlamayla başlayan bir gece hastanede sonlanabilir. Bu sebeple lütfen yeni yıl hazırlıklarınızı yalnızca kayıtlı, belgeli ve denetimli esnafımızdan yapın" ifadelerini kullandı. "Milli Piyango biletleri için geleneksel esnafımızı tercih edelim" Bu yılın büyük ikramiyesi 800 milyon TL olarak açıklanan Milli Piyango’ya da değinen Dere, bilet alımlarında vatandaşların geleneksel piyango esnafını tercih etmesinin önemine dikkati çekti. Başkan Dere, "Milli Piyango biletleri; yıllardır bu işi yapan, kayıtlı, ruhsatlı ve denetim altında bulunan geleneksel Milli Piyango bileti satan esnafımızdan temin edilmelidir. Odalarımıza kayıtlı geleneksel Milli Piyango bileti satan esnafımız, yağmurda çamurda, karda kışta yılbaşı heyecanımıza ortak olmak için özveriyle hizmet vermektedir. Sokak aralarında, geçici tezgahlarda korsan satış yapan yetkisiz kişiler aracılığıyla satın alınan biletler sahtecilik riski taşımakta ve vatandaşlarımızı ciddi mağduriyetlerle karşı karşıya bırakmaktadır" dedi. "Temel anlayışımız, esnafımızı da vatandaşımızı da korumak" Başkan Adlıhan Dere, yılbaşı öncesi hem esnaf hem de tüketici tarafında artan hareketliliğin fırsata çevrilmek yerine sağduyuyla yönetilmesi gerektiğini vurgulayarak fahiş fiyat ve haksız rekabet konularına da vurgu yaptı. Dere, esnaf teşkilatının güvenilir alışveriş için hassasiyet gösterdiğini aktararak şunları söyledi: "Birliğimizin temel anlayışı açıktır: Esnafımızın da vatandaşımızın da hakkını korumak. Bu nedenle yılbaşı gibi talebin yükseldiği dönemlerde fahiş fiyat uygulamaları ve haksız rekabet girişimlerine asla müsaade etmeyiz. Esnafımız; şehrin vicdanı, mahallenin bekçisi, sokağın da ışığıdır. Tüketim hareketliliğinin yoğunlaştığı bu dönemlerde hem vatandaşımızın korunması hem de esnafımızın emeğinin heba edilmemesi için süreci yakından takip ediyor, esnaf camiamızın üzerine düşen sorumluluğu en yüksek hassasiyetle yerine getirdiğine inanıyoruz." "Gücümüz Birlik’ten" 2026 yılına ilişkin bereket ve huzur temennisinde bulunan Adlıhan Dere, mesajını şu sözlerle tamamladı: "Bu duygu ve düşüncelerle tüm vatandaşlarımızın yeni yılını en içten dileklerimle kutluyorum. 2026 yılının esnafımıza bereket, şehrimize huzur, ülkemize ise birlik ve dayanışma getirmesini diliyorum. Esnafımızla, sanatkarımızla ve kıymetli hemşerilerimizle kurduğumuz bu dayanışma bizi büyük bir aile yapıyor. Çünkü ‘Gücümüz Birlik’ten’ geliyor."
Sadıkoğlu: "KDV oranı yüzde 1’e düşürülmeli"
18 Aralık 2025 Perşembe - 11:48 Sadıkoğlu: "KDV oranı yüzde 1’e düşürülmeli" Artan inşaat maliyetleri karşısında yerinde dönüşüm desteklerinin eridiğini söyleyen Malatya Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Oğuzhan Ata Sadıkoğlu, İstanbul’da yüzde 1 olan KDV oranının Malatya’da yüzde 20 olarak uygulanmasının depremzedenin belini büktüğünü söyledi. Depremde kaybettiği evini ayağa kaldırma çabası veren depremzedenin ciddi maddi zorluklarla boğuştuğunu dile getiren Başkan Sadıkoğlu, özellikle yüksek maliyet ve vergi oranlarının mağduriyeti artırdığına dikkat çekti. İstanbul ve Malaya arasındaki KDV farkı adil değil Başkan Sadıkoğlu, "Bugünün şartlarında 1,5 milyon TL ile 100 metrekare bir dairenin inşa edilmesi dahi mümkün değildir. Depremde evini kaybeden vatandaşımız, sınırlı imkânlarıyla yeniden evini yaptırmaya çalışırken yüzde 20 KDV yüküyle karşı karşıya kalmaktadır" dedi. KDV’deki eşitsizliğin tepki çektiğine vurgu yapan Başkan Sadıkoğlu, İstanbul’da 6306 sayılı Kanun kapsamında yapılan kentsel dönüşümlerde KDV oranının yüzde 1 olduğunu hatırlatarak, deprem bölgesinde aynı dönüşüm sürecinin yüzde 20 KDV ile yürütülmesinin adil olmadığını söyledi. "KDV oranı yüzde 1’e düşürülmeli" Başkan Sadıkoğlu, "KDV oranının yüzde 1’e düşürülmesi gerektiğini yalnızca bugün değil 2 yıl boyunca defalarca dile getirdik. Ancak bugüne kadar olumlu bir karşılık göremedik. Bugün gelinen noktada hem dönüşüm destekleri hem de vergi yükü açısından deprem bölgesi, İstanbul’un gerisinde kalmıştır ve bu durum depremzedelerimizin haklı tepkisine neden olmaktadır" dedi. Hem destek tutarı hem de vergi yükü konusunda deprem illerine ayrıcalık tanınması gerektiğini dile getiren Başkan Sadıkoğlu, "Daha önce de dikkat çekmiştim. Malatya ve diğer deprem illeri afet riski değil, doğrudan afetin kendisini yaşadı. Bu şehirler ve insanımız en ağır sınavlarını verdi. Ancak bugün evini yapmaya çabalayan vatandaşımıza yüzde 20 KDV yükü yüklenmesi vicdanları yaralamaktadır. Deprem bölgesinde yerinde dönüşümün önünün açılması için KDV oranı yüzde 1’e düşürülmeli, destekler günün şartlarına göre yeniden düzenlenmelidir" diye konuştu.
ING, IDC Türkiye’den birincilik ödülünü aldı
18 Aralık 2025 Perşembe - 11:39 ING, IDC Türkiye’den birincilik ödülünü aldı ING Türkiye, kurum içinde geliştirilen Güvenlik Otomasyonu, Uyumluluk ve Denetim Yönetişim Platformu ile IDC Türkiye Future Enterprise Awards 2025’te birincilik ödülünü aldı. ING Türkiye, kurumların dijital dönüşüm, inovasyon ve teknoloji yatırımlarındaki başarılarını değerlendiren IDC Türkiye Future Enterprise Awards’ta önemli bir başarıya imza attı. Security and Trust kategorisinde, güvenlik izleme süreçlerinde uyum, risk ve denetim kontrollerini tek bir çatı altında toplayarak otomatikleştiren projesiyle birincilik ödülüne layık görüldü. Proje, tamamen şirket içinde geliştirilen ve özel olarak tasarlanmış bir Güvenlik Otomasyonu, Uyumluluk ve Denetim Yönetişim Platformu sunuyor. Tüm iş akışları, otomasyon mantığı ve hesaplamaları bu çözüm için özgün biçimde kodlanan platform uygulama ve sunucu günlüklerinin günlük takibini, eksik log verilerinin haftalık doğrulamasını ve proaktif olay oluşturma süreçlerini otomatikleştiriyor. Güvenlik, uyumluluk ve denetim süreçlerini tek bir merkezde toplayarak otomatikleştiren platformun, güvenlik izleme ve uyumluluk alanında özgün bir yaklaşım ortaya koyduğu ve operasyonel verimliliği artıran özgün bir şirket içi çözüm niteliği taşıdığı aktarıldı. "Geleceğin güvenlik standartlarına bugünden hazırlanıyoruz" ING Türkiye Teknoloji Genel Müdür Yardımcısı Çiğdem İltemir Carino, finans sektöründe güvenliğin giderek daha stratejik bir öncelik hâline geldiğini vurgulayarak şunları söyledi: "Dijital bankacılık artık sadece hız ve erişilebilirlikle değil, aynı zamanda kesintisiz güvenlik ve güvenilir veri yönetişimiyle tanımlanıyor. Biz de Türkiye’nin en sevilen dijital bankası olma hedefimiz doğrultusunda, güvenliği bir kontrol mekanizmasından öte müşteri deneyiminin ve teknolojik mükemmelliğin temel taşı olarak konumluyoruz. Geliştirdiğimiz platform, proaktif, otomatik ve bütünsel bir güvenlik yaklaşımı sunuyor. Bu mimari, hem geleceğin güvenlik standartlarına bugünden hazırlanmamızı sağlıyor hem de operasyonel verimliliği artırıyor." ING Türkiye Bilgi Güvenliği Direktörü Uğur Günal ise şöyle konuştu: "Tüm uygulama ve sunucu loglarını tek noktada toplayan güvenlik izleme ve yönetişim platformumuz, sunduğu entegre yaklaşım ile sektörde fark oluşturuyor. Bu başarılı projemizin IDC Türkiye tarafından ödüllendirilmesinden memnuniyet duyuyoruz."
Akbank, CDP’de üç alanda ‘A’ notuyla dünyadaki sürdürülebilirlik liderleri arasında
18 Aralık 2025 Perşembe - 11:27 Akbank, CDP’de üç alanda ‘A’ notuyla dünyadaki sürdürülebilirlik liderleri arasında Akbank, dünyanın en saygın çevresel raporlama platformlarından CDP (Carbon Disclosure Project) tarafından ‘İklim Değişikliği’, ‘Su Güvenliği’ ve ‘Orman’ alanlarında en yüksek seviye olan ‘A’ notunu alarak dünyada bu başarıya erişen sayılı kurumdan biri oldu. Akbank, CDP’de üç alanda ‘A’ notuyla dünyadaki sürdürülebilirlik liderleri arasında yerini aldı. Konuya ilişkin değerlendirmesinde Akbank Genel Müdürü Kaan Gür, "Bankamızda sürdürülebilirliği, tüm ekosistemimizi kapsayan stratejik bir dönüşüm alanı olarak ele alıyor; strateji, risk yönetimi, hedefler ve performansı bütüncül bir yaklaşımla yönetiyoruz. Tüm segmentlerde sunduğumuz geniş sürdürülebilirlik çözümleriyle, müşterilerimizin hedeflerine ölçülebilir ve kalıcı etki oluşturarak ulaşmalarını sağlıyoruz. CDP’nin İklim Değişikliği, Su Güvenliği ve Orman alanlarında verdiği en yüksek seviye olan ‘A’ notunu alarak dünyada bu başarıya ulaşan sayılı kurumlardan biri olmamız, bu alanda sergilediğimiz yüksek performansın uluslararası ölçekte teyit edildiğini gösteriyor. Küresel standartlara uyumlu yaklaşımımızı güçlendirerek çalışmalarımızı sürdürmeye devam edeceğiz" dedi. Sürdürülebilir finansman yeşil dönüşümü hızlandıran stratejik bir kaldıraç Yapılan açıklamaya göre banka, sürdürülebilir finansmanı Türkiye’nin yeşil dönüşümünü hızlandıran stratejik bir kaldıraç olarak konumlandırırken; iklim değişikliği, su yönetimi ve doğa başlıklarını kapsayan entegre yaklaşımıyla somut bir etki oluşturmayı hedefliyor. Banka, 2021-2025 üçüncü çeyrek dönemi itibarıyla sağladığı 594 milyar TL sürdürülebilir finansmanla, 2030 yılı için açıkladığı 800 milyar TL hedefine güçlü adımlarla ilerliyor. Yenilikçi sürdürülebilir finansman ürün ve hizmetleriyle yeşil dönüşümü destekleyen banka, finansman modellerini pozitif etkinin ölçülmesini ve izlenmesini mümkün kılan dijital çözümlerle entegre ediyor. Böylece banka, tüm paydaşlarıyla birlikte şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkeleri doğrultusunda süreçlerini sürekli geliştiriyor. Küresel standartlarda şeffaflık CDP, dünya genelinde kurumların iklim değişikliği, su yönetimi ve ormansızlaşma risklerine yönelik performanslarını yatırımcılar ve paydaşlar için şeffaf ve karşılaştırılabilir şekilde değerlendiren en önemli küresel platformlar arasında yer alıyor. Üç alanda birden ‘A’ notu almak, kurumların politika ve taahhütlerini, yönetişim yapılarını, risk yönetimi yaklaşımlarını ve somut uygulamalarını en üst seviyede hayata geçirdiğini ortaya koyuyor.
Garanti BBVA, Techstars Istanbul’un ana partneri olarak Startup Weekend’de yer aldı
18 Aralık 2025 Perşembe - 10:58 Garanti BBVA, Techstars Istanbul’un ana partneri olarak Startup Weekend’de yer aldı Türkiye’de girişimcilik ekosisteminin gelişmesi için çalışmalarını sürdüren Garanti BBVA, Techstars İstanbul’un ana partneri olarak, 5-6-7 Aralık tarihlerinde düzenlenen ‘Techstars Startup Weekend İstanbul: Build with AI’ etkinliğinde girişimcilere mentörlük ve jüri desteği sundu. Garanti BBVA, 20 yıla yakın süredir sürdürdüğü programlarla girişimcilerin öğrenme, paylaşma ve büyüme yolculuğunda aktif bir iş ortağı olarak öne çıkıyor. Techstars ile kurulan bu iş birliğinin, bankanın ekosistemde uzun süredir devam eden katkısının küresel bir boyuta taşınmasını sağladığı belirtildi. Banka, Türkiye’nin teknoloji tabanlı girişimcilik alanında küresel bir merkez hâline gelmesi için Techstars Global ile iş birliği yapıyor. Dünyanın birçok ülkesinde uygulanan Startup Weekend formatı; girişimciliğe ilgi duyan katılımcıların üç gün boyunca ekipler oluşturarak iş fikirlerini geliştirdikleri, prototip ürünler tasarladıkları ve uzman mentörlerden destek aldıkları yoğun bir hızlandırma programı olarak öne çıkıyor. Katılımcılar, 54 saatlik maratonun sonunda fikirlerini jüriye sunarak dereceye girmeye çalışıyor. Bu yıl "Build with AI" (Yapay Zekâ ile İnşa Et) temasıyla gerçekleşen etkinlik, İstanbul’da düzenlendi. Techstars’ın global girişimcilik ağıyla bağlantılı olarak hazırlanan programda, yapay zekâ destekli uygulama ve platformların geliştirilmesine odaklanıldı. Garanti BBVA, program boyunca hem mentör hem jüri rolüyle girişimcilere destek verdi. "Girişimcilik, Türkiye’nin geleceğini şekillendiren en güçlü alanlardan biri" Garanti BBVA Genel Müdür Yardımcısı Sibel Kaya, Startup Weekend iş birliğine ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: "Girişimcilik, Türkiye’nin ekonomik dönüşümünde ve teknoloji odaklı büyüme hedefinde kritik bir konuma sahip. Girişimcilere yol açan, onları cesaretlendiren ve yenilikçi fikirlerin hayata geçmesini sağlayan platformlarda aktif rol almayı çok önemsiyoruz. Türkiye girişim ekosistemi artık küresel rekabette güçlü bir konuma ilerliyor. Techstars’ın Türkiye’ye geliş sürecinin ana partneri olarak girişimcilere yalnızca yerel değil, küresel bir platform sunuyoruz. Biliyoruz ki, Techstars programına katılan girişimlerin yüzde 74’ü ilk üç yılda yatırım alıyor, yüzde 31’i sekiz yıl içinde başarılı bir exit gerçekleştiriyor. Techstars İstanbul gibi güçlü bir organizasyonun parçası olmak, mentörlük ve jüri desteğiyle yer almak, girişimcilik ekosistemine sunduğumuz katkıyı daha da güçlendirdi. Üç gün süren bu yoğun maratonda gençlerin üretkenliklerine ve heyecanlarına tanık olmak bizim için büyük bir ilham kaynağı oldu." "Startup Weekend, yerel girişimcilik ekosisteminin gücünü somut biçimde gösterdi" Techstars İstanbul Yönetici Direktörü Bahadır Girtten etkinlik sonrası değerlendirmesinde şunları söyledi: "Techstars Istanbul olarak gerçekleştirdiğimiz ilk Startup Weekend’de, yerel girişimcilik ekosisteminin gücünü ve birlikte üretme kültürünü hep birlikte deneyimledik. 300’ün üzerinde başvuru arasından, sınırlı kontenjanla davet edilen katılımcıların oluşturduğu 23 takımın yalnızca 3 günde ortaya koyduğu projeler, Startup Weekend formatının ne kadar etkili olduğunu açıkça gösterdi. Bu ilk adımı, Türkiye’de girişimciliğin sağlam ve potansiyeli yüksek zemini üzerinde, uzun soluklu ve sürdürülebilir bir ekosistem yolculuğunun başlangıcı olarak görüyoruz." Eğitimler, mentörlükler ve ödüllerle desteklenen bir maraton Üç gün süren Startup Weekend boyunca girişimciler yapay zekâ teknolojilerini kullanarak iş fikirlerini geliştirdi, prototiplerini oluşturdu ve ekipler halinde mentorlarla çalışarak projelerini bir adım öteye taşıdı. Program çerçevesinde; katılımcılar modern AI geliştirme araçlarını uygulamalı olarak deneyimledi, İngiltere’den gelen The AI Team kurucusu Seth Ward tarafından verilen Vibe Coding eğitimiyle yapay zekâ temelli ürün geliştirme konusunda uzmanlaşma fırsatı buldu, takımlar mentörlerle birebir çalışarak iş modellerini ve prototiplerini olgunlaştırdı, final gününde jüri karşısında projelerini sunarak dereceye girmek için yarıştı. Toplam 23 takımın sunumları sonrasında yapılan değerlendirme sonucunda birincilik ödülünü Healthra isimli projesiyle Cap, ikincilik ödülünü TeachTech isimli projesi ile Umaylab kazanırken üçüncülük ödülünü MediShell projesi ile Kaizen ve RoboAtlas projesi ile CoreAI takımları kazandı. Jüri Özel Ödülü sahibi ise BeCore ekibi oldu. Kazanan ekiplere sırasıyla 50 bin TL, 30 bin TL ve 20 bin TL değerinde hediye çekleri takdim edildi.
Zehirlenme haberleri Kilis’te sokak lezzetlerini vurdu
18 Aralık 2025 Perşembe - 10:48 Zehirlenme haberleri Kilis’te sokak lezzetlerini vurdu Kilis’te sokak lezzetlerine olan ilgide son dönemde düşüş yaşandığını belirten 23 yaşındaki genç kokoreç ustası, yaşanan durgunluğun ürünle değil, İstanbul’daki bazı olayların yanlış yansıtılmasıyla ilgili olduğunu söyledi. Yaklaşık 8 yıldır kokoreç sektörünün içinde olduğunu ifade eden Kadir Uncuoğlu, mesleğin baba mesleği olduğunu belirterek, "Babam bu işi İstanbul Şirinevler Meydanı’nda yaptı. Biz de aynı mesleği Kilis’e taşıdık. Kilis’e ilk kokoreci getiren biziz" dedi. Son dönemde işlerde düşüş yaşandığını dile getiren Uncuoğlu, "İstanbul’da yaşanan bazı olaylar kokoreçle ilişkilendirildi ancak yapılan araştırmalarda olayın kokoreçle değil, bir otelle ilgili olduğu ortaya çıktı. Buna rağmen sektörde genel bir tedirginlik oluştu" diye konuştu. Bugüne kadar hiçbir olumsuz vakayla karşılaşmadıklarını vurgulayan Uncuoğlu, "8 yıldır bu işin içindeyim. Şu ana kadar ne Kilis’te ne de kendi işletmemizde herhangi bir vaka yaşanmadı, hiçbir şikâyet almadık" ifadelerini kullandı. İşlerin eskisi gibi olmadığını belirten genç usta, "Bu lezzetin yeniden tercih edilmesi biraz zaman alacak. Biz işimizin başındayız. Ürünlerimiz denetime açık. Seyyar çalışıyoruz ama önemli olan işi temiz yapmak. Bir işi yapıyorsan, düzgün ve hijyenik yapacaksın" şeklinde konuştu. Müşterilerden Osman Zeytçioğlu, "Kalite hiçbir zaman değişmez. Ailece gittiğimiz bir mekan. Bazı yeni yerlerde şüphe duyabilirsiniz ama sürekli yemek yediğiniz yerlerde kalite değişmez" diye konuştu"
Adana’da ilginç görüntü: Hindiler çarşıda gezdirilerek satılıyor
18 Aralık 2025 Perşembe - 10:45 Adana’da ilginç görüntü: Hindiler çarşıda gezdirilerek satılıyor Adana’nın Kozan ilçesinde hindilerin çarşıda gezdirilerek satılması ilginç görüntüler oluşturdu. 35 yıllık hindi üreticisi ve satıcısı Ahmet Bilgili, alışılmışın dışındaki satış yöntemiyle dikkat çekiyor. Bilgili, hindileri ilçe merkezindeki caddelerde gezdirerek görücüye çıkarıyor. Araçların arasından geçen, çarşı merkezinde gezdirilen hindiler, hem ilçe sakinlerinin hem de yoldan geçenlerin ilgisini çekiyor. Trafikte de araçlar hindilere yol veriyor. Çarşı merkezinde uzun yıllardır hindi satışı yapan Ahmet Bilgili, hindileri her gün iş hanının bahçesinden çıkararak cadde cadde gezdirdiğini belirtti. Doğal ortamda yaylada yetiştirdiği hindileri bu şekilde tanıttığını anlatan Bilgili, talebin özellikle tavuk etine alternatif arayanlardan geldiğini ifade etti. "Bunlar çiftlik malı değil, doğal yayladan getiriyorum" diyen Bilgili, "35-40 senedir bu işi yapıyorum. ‘Canavar Ahmet’ lakabıyla tanınırım. Fiyatlar 2 bin 500 liradan başlıyor, 3 bin 500 liraya kadar çıkıyor. Hindi eti, tavuğa göre daha fazla protein içeriyor ve kolesterolünün düşük olması nedeniyle tercih ediliyor. Satış yaparken yazdığım manileri de okuyorum" diye konuştu. Esnaflardan Harun Akdoğan ise , "Tavuktan daha lezzetli, pilav üstü çok güzel oluyor. Protein oranı da yüksek" derken, berber Nazım Kurt ise, "30 yıldır burada berberim. Her berberin önünden hindi geçmez. Burası Canavar Ahmet’in pazarı, herkes alıştı" ifadelerini kullandı.
Denizli OSB’den yerli ve milli üretime güçlü destek
18 Aralık 2025 Perşembe - 10:41 Denizli OSB’den yerli ve milli üretime güçlü destek Honaz Kaymakamlığı ile Denizli Organize Sanayi Bölgesi iş birliğinde düzenlenen "Tutum, Yatırım ve Türk Malları Haftası Sergi Açılış ve Etkinlikleri", DOSTEK Koleji ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Programa; Denizli Valisi Ömer Faruk Coşkun, Pamukkale Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Denizli OSB Teknopark Genel Müdürü Prof. Dr. Ersan Öz, Honaz Kaymakamı Vahit Yılmaz, Honaz Belediye Başkanı Yüksel Kepenek, İl Milli Eğitim Müdürü Dr. Emre Çalışkan, İl Emniyet Müdür Yardımcısı Süleyman Erçelik, Denizli OSB Yönetim Kurulu Başkanı Derya Baltalı, Yönetim Kurulu Başkan Vekili Selim Yaymanoğlu, Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Çalışkan, Bölge Müdürü Ahmet Taş, DOSTEK Koleji Müdürü Saadettin Dumlu, sanayiciler, öğretmenler ve öğrenciler katıldı. Program kapsamında protokol üyeleri, Denizli OSB bünyesindeki firmaların açtığı stantlarda sergilenen ürünlerin yer aldığı serginin açılışını gerçekleştirdi. Ardından DOSTEK Koleji Konferans Salonu’nda açılış konuşmalarına geçildi. "Bir ülkenin gerçek kalkınması, kendi üreten gücüne sahip çıkmasıyla mümkündür" Etkinliğin açılışında konuşan Denizli OSB Yönetim Kurulu Başkanı Derya Baltalı; "Tutum, Yatırım ve Türk Malları Haftası dolayısıyla bir araya geldiğimiz bu anlamlı etkinlikte sizleri ağırlamaktan büyük bir onur duyuyoruz. Bu hafta; yerli üretimin, milli sermayenin ve tasarruf bilincinin yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda stratejik bir değer olduğunu hatırlatır. Denizli OSB olarak bizler, bu stratejik değeri yaşatmak ve geleceğe taşımak için durmaksızın çalışıyoruz. Çünkü biliyoruz ki; bir ülkenin gerçek kalkınması, kendi üreten gücüne sahip çıkmasıyla mümkün olur" dedi. DENİB Başkanı Hüseyin Memişoğlu ise serginin oluşturduğu algının son derece kıymetli olduğunu belirterek, okul ve öğrencilerin elde ettiği başarıların gurur verici olduğunu ifade etti. DENİB Başkanı Hüseyin Memişoğlu, ihracatta gelinen seviyeye ve sanayinin büyüme sürecine dikkat çekerken, kaynakların verimli kullanılması ve tutumlu olmanın önemine vurgu yaptı. Beşeri sermayenin ve eğitimin kalkınmadaki belirleyici rolüne vurgu yapan İl Milli Eğitim Müdürü Dr. Emre Çalışkan, sanayi ile eğitimin birlikte ilerlemesinin önemine işaret etti. Müdür Emre Çalışkan, DOSTEK Koleji’nin TEKNOFEST Yarışması’nda gösterdiği centilmenlik örneğine atıfta bulunarak başarıları nedeniyle kutladı. PAÜ Rektör Yardımcısı Ersan Öz konuşmasında yerli markaların kullanımının stratejik önemine değindi. Türk markalarının küresel ölçekte büyüme gösterdiğini ve uluslararası pazarlarda güçlü bir konuma ulaştığını belirtti. Denizli Valisi Ömer Faruk Coşkun ise günümüz teknolojik yeniliklerini yakından takip eden yerli ve milli üretimin gücüne dikkat çekti. Yerli üretim ve tüketimin artırılmasının stratejik bir gereklilik olduğunu belirten Denizli Valisi Ömer Faruk Coşkun, Türkiye’nin hayata geçirdiği projelerin uluslararası alanda gurur kaynağı olduğunu ifade etti. Program Denizli OSB Yönetim Kurulu Başkanı Derya Baltalı’nın Denizli Valisi Ömer Faruk Coşkun’a hediye takdimi ve hatıra fotoğrafının çekilmesinin ardından sona erdi.
51Talk, gençleri Birleşmiş Milletler’in iklim sahnesine taşıyacağını duyurdu
18 Aralık 2025 Perşembe - 10:26 51Talk, gençleri Birleşmiş Milletler’in iklim sahnesine taşıyacağını duyurdu Çevrimiçi İngilizce öğrenme platformu 51Talk, Birleşmiş Milletler’e bağlı bir gençlik konuşma girişiminde yer aldığını duyurdu. Çocuklar için çevrimiçi bire bir İngilizce öğrenme platformu olan 51Talk, uluslararası topluluğundan genç öğrencilerin 15-21 Kasım 2025 tarihleri arasında Brezilya’nın Belém şehrinde düzenlenen Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı (COP30) sırasında BM’ye bağlı bir gençlik konuşma girişiminde yer aldığını duyurdu. Yapılan açıklamaya göre; 2023 yılında başlatılan ve üçüncü yılına giren girişim, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Türkiye, Tayland ve Vietnam’dan çocukların iklim ve çevrenin korunmasına ilişkin bakış açılarını İngilizce olarak paylaşmaları için fırsatlar oluşturuyor. Katılımcılar, BM düzeyinde uluslararası bir sahnede yapılan konuşmalarla yerel gözlemlerini küresel bir sohbete taşıyarak iklim sorunlarının dünyanın dört bir yanındaki genç nesiller tarafından nasıl deneyimlendiğini ve ele alındığını vurguladı. 51Talk CEO’su Jack Huang, "Her çocuğun dünyayla konuşma fırsatını hak ettiğine inanıyoruz. Çocuklara doğru araçlar ve rehberlik sağlandığında, düşünceli fikirler ifade edebilir ve küresel meselelerle anlamlı bir şekilde ilgilenebilirler. Öğrencilerimizi Birleşmiş Milletler iklim sahnesinde konuşurken görmek, eğitimin neleri ortaya çıkarabileceğinin güçlü bir hatırlatıcısıdır" dedi. Türkiye’den, aile desteğiyle küçük yaşta İngilizce öğrenmeye başlayan on iki yaşındaki Osman Batu, COP30’a hazırlanırken özgüven ve akıcılık konusunda gözle görülür bir ilerleme kaydetti. Üç dakikalık bir video göndererek ve konuşma becerilerinin, dilbilgisinin, telaffuzunun ve özgüveninin değerlendirildiği İstanbul’daki ulusal bir yarışmada yarışarak çok aşamalı bir seçim sürecinden geçerek birinciliği ve Birleşmiş Milletler’de Türkiye’yi temsil etme fırsatını kazandı. Osman, COP30’da Türkiye’deki orman yangınlarından büyükannesinin bahçesindeki kelebeklerin yok olmasına kadar tanık olduğu iklim değişikliğinin etkilerinden bahsetti.