EKONOMİ
Uzmanı değerlendirmelerde bulundu: "Yastık altında bulunan tonlarca altın üretime kazandırılmalı" 30 Mart 2026 Pazartesi - 22:01:31 Türkiye’de yastık altında tutulan altın miktarının 4 bin ila 5 bin ton arasında olduğu ifade eden Prof. Dr. İlkay Noyan Yalman, bu büyük birikimin ekonomiye kazandırılamamasının üretim, istihdam ve yatırım açısından önemli bir kayıp olarak değerlendirdiğini ifade etti. Türkiye’de vatandaşların geleneksel tasarruf aracı olarak gördüğü altın, son dönemde artan jeopolitik riskler ve ekonomik belirsizliklerle birlikte yeniden gündemin en önemli başlıklarından biri haline geldi. Ülkede yastık altındaki altının miktarının 4 bin ila 5 bin ton arasında olduğu belirtilirken, bu birikimin ekonominin dışında kalması dikkat çekiyor. Küçük miktarlarda dahi kolayca alınabilmesi ve güvenli liman olarak görülmesi nedeniyle vatandaşlar, ellerine geçen birikimleri çoğunlukla altına yönlendiriyor. Finansal okuryazarlığın sınırlı olması ve yüksek enflasyon ortamı da bu eğilimi güçlendiriyor. Son dönemde artan küresel gerilimler ve bölgesel çatışmaların da etkisiyle altına olan talebin daha da yükseldiği gözlenirken, krediye erişimin zorlaşması ve konut fiyatlarının artması da vatandaşların küçük birikimlerini altına yönlendirmesine neden oluyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Sivas Cumhuriyet Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nde Öğretim Üyesi Prof. Dr. İlkay Noyan Yalman, söz konusu altın birikiminin ekonomiye kazandırılması halinde büyük ölçekli yatırımların yapılabileceği, milyonlarca kişiye istihdam sağlanabileceği ve özellikle enerji alanında dışa bağımlılığın azaltılabileceğini söyleyerek, "Yastık altındaki bu kıymetli hazinenin piyasaya çekilmesi çok önemli. Bununla ilgili doğru, güvene dayalı ve istikrar sağlayıcı politikalar uygulanmalıdır. Reel sektöre kazandırılan bu kaynaklar doğru yatırımlarda kullanılarak insanların daha da fazla kazanmasına sebep olmalıdır. Yani insanları buna inandırmak gerekir. Bu şekilde bu kaynaklardan faydalanabiliriz" dedi. Yalman, yastık altında tutulan altın miktarının değeri ile alakalı bilgiler de vererek, "Bu gerçekten çok ciddi bir rakam. Bunu örneklendirecek olursak bazı makalelerde, bu konuda çalışmalarda yaklaşık 8 bin 500 fabrika, 4 milyon insanın üzerinde istihdam veya enerji sektörüne bu parayla yatırım yapıldığı zaman Türkiye’nin cari açığının kapanması demek. Yani paranın büyüklüğünü ifade etmek için bu örnekleri veriyorum" diye konuştu. "Reel sektörün dışında olması ciddi bir kayıp" Türkiye’deki yastık altı altın miktarının Türkiye’yi Avrupa’da birinci sıraya çıkarabilecek enerji konusunda ve mevcut enerji kapasitesinin 6 katı enerji altyapısına sahip büyüklükte bir rakam olduğunu söyleyen İlkay Noyan Yalman, "Türkiye’de son dönemlerde özellikle savaşın da çıkmasıyla beraber altın çok konuşulan bir konu oldu ve buna paralel olarak yastık altındaki altınımız çok konuşuluyor. Bu da gayet doğal çünkü gerçekten çok büyük bir hacim, yaklaşık 4 bin ton ya da 5 bin ton altından bahsediliyor. Bunun ekonominin dışında olması, reel sektörün dışında olması ciddi bir kayıp. Çünkü Türk halkı altını seven bir halk. Özellikle düğünlerde, özel günlerde altınla hediyeleşme gelir seviyesi en düşükten en yükseğe kadar altın edinmek de aslında kolaydır. Bölünebilir olduğu için 1 gramdan tutun da külçe altına kadar herkes altın edinebiliyor. Eline birkaç kuruş para geçse onu altına hemen yatırıyor, yöneltiyor. Çünkü enflasyon yüksek, diğer finans araçları konusunda belki tam haberdar değil, finansal okuryazarlık oranı da Türkiye’de çok yüksek değil. Onu da saklaması kolay. Gerçi çok fazla tehdit de var tabii çalınması ile ilgili ama yine de biz buna yastık altı diyoruz. Bazı kaynaklarda bu 8 bin tona kadar çıkıyor. Bu gerçekten çok ciddi bir rakam. Enerji sektörüne yöneltildiği zaman bu altın, Türkiye’yi Avrupa’da birinci sıraya çıkaracak enerji konusunda ve mevcut enerji kapasitesinin 6 katı enerji altyapısına sahip büyüklükte bir rakam. Şimdi böyle ciddi bir rakamın hala yastık altında duruyor olması, tabii ki bunun en önemli sebebi ekonomide güven ve istikrar eksikliği" dedi. "Türkiye yıllardır enflasyonla mücadele eden bir ülke" Bu kadar büyük hacimli bir değerin ekonomiye çekilmesini çokta kolay olmadığını söyleyen Yalman, "Güven ve istikrar kronik bir hale geldi. Çünkü Türkiye yıllardır enflasyonla mücadele eden bir ülke. Son yıllarda, son 20 yılda tek rakamlı haneye düştüğü dönemler oldu enflasyonun ama o da tekrar yukarı çıktı. Enflasyonun olduğu dönemlerde Türk parasından, daha doğrusu ulusal paradan kaçış olur ve güvenli limanlara yönelim başlar. Burada da en önemli güvenli liman Türkiye için, Türkiye gibi benzer ülkeler için altındır. Mesela bu konuda Hindistan’ı da örnek verebiliriz. Türkiye’de 5 bin ton gibi bir yastık altı altın hacminden bahsederken Hindistan’da bu miktar 25 bin ton civarında olarak ifade ediliyor. Yani orada da ekonomiye duyulan istikrarın ve güvenin eksikliğinden kaynaklı bir durum söz konusu. Bu kadar büyük hacimli bir değerin ekonomiye çekilmesi de çok kolay değil açıkçası" diye konuştu. "Türkiye jeopolitik olarak çok kritik bir yerde" Amerika, İsrail ve İran savaşının Türkiye ekonomisine yansımalarından bahseden Yalman, "Türkiye jeopolitik olarak çok kritik bir yerde, bunu hepimiz biliyoruz dünyaca. Yakın zamanda başlayan Amerika, İsrail ve İran savaşı Türkiye için hem güvenlik açısından hem ekonomik açıdan çok ciddi bir tehdit. Bu sadece güvenliği değil, tabii ki ekonomiyi de olumsuz yönde etkiliyor. Biz bunun etkisini hemen altınla ölçüyoruz, yani altının fiyatı ne olacak diye herkes altını takip ediyor. Çünkü herkesin az da olsa çok da olsa altını var. Son dönemlerde yastık altı altının arttığını görüyoruz. Bu aslında konut fiyatlarının da artmasına sebep oldu. Çünkü konut alımında krediye ulaşmak zorlaştığı için insanlar büyük yatırım yapamıyorlar, yani bir ev alamıyorlar. Çünkü evin fiyatları yüksek. Ev alamayınca da insanlar küçük ölçekli tasarruflarını yine altın alarak yastık altına aktarıyorlar. Böylece bir yandan yastık altı altınlar artarken ev fiyatları da yükseliyor. Yani emlak piyasasını da olumsuz etkileyen bir sonuç ortaya çıkıyor. Yastık altındaki bu kıymetli hazinenin piyasaya çekilmesi çok önemli" şeklinde konuştu.
30 Mart 2026 Pazartesi - 19:49 İran’daki savaş Zengezur Koridoru’nun stratejik önemini artırdı ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları nedeniyle bölgede yaşanan güvenlik kaygıları, Türkiye ile Türk dünyasını birbirine bağlayacak Zengezur Koridoru’nu yeniden gündeme taşıdı. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları sonrası artan güvenlik riskleri, Güney Kafkasya’daki dengeleri yeniden şekillendiriyor. Bu süreçte Azerbaycan ile Nahçıvan arasında doğrudan bağlantı kurmayı hedefleyen Zengezur Koridoru’nun önemi daha da belirgin hale geldi. Türkiye’nin Orta Asya ile kesintisiz ulaşımını sağlayacak proje, sadece ulaşım değil enerji ve ticaret açısından da kritik bir rol üstleniyor. Zengezur Koridoru’nun hayata geçirilmesiyle birlikte bölgesel ticaretin canlanması ve ekonomik entegrasyonun hız kazanması bekleniyor. Gelişmelerin yakından takip edildiği bölgede, Zengezur Koridoru’nun geleceği yalnızca iki ülkeyi değil, geniş bir coğrafyadaki siyasi ve ekonomik dengeleri etkileyecek kritik bir unsur olarak öne çıkıyor. Türkiye’yi Nahçıvan ve Azerbaycan’a bağlayacak Zengezur Koridoru’nun önemli bir parçası olan 224 kilometre uzunluğundaki Kars-Iğdır-Aralık-Dilucu demir yolu hattında da çalışmalar sürüyor. Doğu Anadolu İhracatçılar Birliği Yönetim Kurulu üyesi ve başkan adayı iş insanı Abdullah Atalar, bölgedeki ihracatçıların çok cesur olduğunu ve alternatif bölgeler bulabildiğini söyleyerek, "İran’daki gerilim gerçekten ihracatçımızı zor durumda bırakıyor. Buradaki ticaret yapan arkadaşlarımızı, bölgedeki arkadaşlarımızı da zor durumda bırakıyor. Gümrük kapılarımızdan Dilucu Gümrük Kapımız şu anda yoğun bir şekilde çalışmaya devam ediyor. İran’daki gerilimden dolayı burada bir yoğunluk var. Orada bir rahatlatmayla ilgili girişimlerimiz olacak. Gürbulak Kapısı ise bu gerilimden dolayı şu anda sıkıntılı. Iğdır’daki Dilucu’nda da bir yoğunluk söz konusu. Zaman içerisinde belki bu durum, Iğdır esnafımızın ve ihracatçımızın ticaretini artırabilmesi açısından daha iyi sonuçlar doğurabilir. Sınır kapımızda yığılmalar olabilir. Bütün doğuya açılan kapımızın burası olduğunu biliyorsunuz. Bu nedenle Zengezur Koridoru’nun ehemmiyeti de İran’daki bu gerilimden dolayı biraz daha önemli hale geldi. Gerek demir yolu hatlarımızın gerekse kara yolu hattımızın hızlı bir şekilde tamamlanması çok çok önemli hale geldi. Bizim ihracatçımız gerçekten çok cesur ve alternatif bölgeler bulabiliyor. Burada Iğdır’daki sahayı gezdim, baktım. Iğdır’daki arkadaşlarımız ve bölgede Doğubayazıt’taki arkadaşlarımız dünyanın her tarafına ihracat yapıyorlar. Ancak özellikle Dilucu Gümrük Kapısı’ndaki ve sınır ticaretindeki ihracatımızın İran’daki gerilimden sonra çok daha iyi olacağını düşünüyorum. Ama tüccarımız, esnafımız, ihracatçımız her zaman kendisine bir çıkış yolu buluyor. Çok cesur bir tüccarımız ve ihracatçımız var" dedi. Iğdırlı iş insanı Selahattin Çaylı ise, Zengezur Koridoru’nun Türkiye ile bütün Türki Cumhuriyetler arasında bir bağ oluşturduğunu söyleyerek, "Zengezur Koridoru, biliyorsunuz Türkiye ile Azerbaycan’ı birbirine bağlayacak ve Ermenistan topraklarından geçen bir koridoru ifade ediyor. Ermenistan’dan geçerken de hiçbir kontrol noktasına takılmadan, Türkiye’den veya dünyanın neresinden olursa olsun geçiş güzergahı olarak kullanılan bir hattır. Bu hatla ilgili çalışmalar devam etmektedir. Gerekli görüşmeler de iyi ilerlemektedir. Kısa zamanda bu hattın açılması, Türkiye ile bütün Türki Cumhuriyetler arasında bir bağ oluşturacak bir hat olarak ülkemiz açısından, şehrimiz açısından son derece önemli bir güzergah olacaktır. Biliyorsunuz Zengezur Koridoru son dönemde gelişen savaş olaylarından sonra son derece önemli hale gelmiştir. Bu tarafta oluşabilecek bir tıkanıklığın açılması, sadece Zengezur üzerinden olacaktır. Bu açıdan da Zengezur, bölge dinamikleri açısından, bölge ticareti açısından, ihracat açısından, tacir, tüccar ve turizmci açısından önemli bir noktadır. Bunun açılması artık elzem olarak karşımızda durmaktadır. İran’daki sınır kapılarımızdan geçişler, ticari faaliyetler açısından neredeyse durma noktasına gelmiştir. İnsanlar güven duymuyor. Güvenin olmadığı yerde ticaret olmaz. Ticaret, tacir ve tüccar esasen güveni tercih eder. Güven olmadığı için ticaret de durma noktasına gelmiştir. Bu sadece buradaki sınır kapımızı değil, dünya ticaretini etkileyen bir noktaya gelmek üzeredir. Kısa sürede inşallah bu savaşın da sulh yoluyla çözüleceğini bekliyoruz" dedi.
30 Mart 2026 Pazartesi - 17:04 Fırat Kalkınma Ajansı’ndan KOBİ’lere 235 Milyon TL’lik yeşil dönüşüm finansmanı Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı koordinasyonunda faaliyetlerini sürdüren Fırat Kalkınma Ajansı, 2026 Yılı Sosyal Kapsayıcı Yeşil Geçiş Geri Ödemeli Finansman Destek Programı’nı ilan etti. Malatya, Elazığ, Bingöl ve Tunceli illerini kapsayan TRB1 Bölgesi’nde faaliyet gösteren KOBİ’lere yönelik hazırlanan programla, işletmelerin yeşil dönüşüm odaklı yatırım ve uygulamalarının desteklenmesi hedefleniyor. Program kapsamında, Türkiye Sosyal Kapsayıcı Yeşil Geçiş (SoGreen) Projesi öncelikleri doğrultusunda faizsiz geri ödemeli finansman sağlanacak. Programın, işletmelerin çevresel sürdürülebilirlik kapasitesini güçlendirmesi, rekabetçiliğini artırması ve bölgede kapsayıcı kalkınmaya katkı sunması bekleniyor. Programın temel çerçevesini; çevre dostu üretim süreçlerinin yaygınlaştırılması, kaynak verimliliğinin artırılması, döngüsel ekonomi uygulamalarının desteklenmesi ve çevresel etkilerin azaltılması oluşturuyor. Bu kapsamda özellikle imalat sanayi ve turizm sektörlerinde faaliyet gösteren KOBİ’lerin yüksek katma değerli, sürdürülebilir ve dönüşüm odaklı yatırımlarının desteklenmesi amaçlanıyor. Bunun yanında kadınlar, gençler ve diğer kırılgan gruplar için istihdam oluşturma potansiyeli taşıyan projeler de programın öncelikleri arasında yer alıyor. Başvurularda, iklim değişikliğinin azaltılması ve iklim değişikliğine uyum, su ve deniz kaynaklarının korunması, döngüsel ekonomiye geçiş, kirliliğin önlenmesi ve kontrolü ile biyoçeşitliliğin ve ekosistemlerin korunması ve restorasyonu gibi çevresel hedeflere katkı sunan proje teklifleri öncelikli olarak değerlendirilecek. Kadınlar ve gençler tarafından yönetilen işletmeler, kadınlar ve gençler başta olmak üzere kırılgan gruplar için istihdam oluşturan projeler, sosyo-ekonomik olarak daha az gelişmiş ilçelerde uygulanacak yatırımlar ve sürdürülebilirlik alanında kapasite geliştirmeyi içeren yaklaşımlar değerlendirme sürecinde avantaj sağlayacak. Toplam 235 milyon TL bütçeye sahip program kapsamında, proje başına asgari 2 milyon 600 bin TL, azami 7 milyon 500 bin TL destek sağlanacak. Proje uygulama süresi azami 6 ay olarak belirlenirken, geri ödeme süresi 6 ay geri ödemesiz dönem sonrasında 24 ay eşit taksit olmak üzere toplam 30 ay olacak. Programa başvurular, Kalkınma Ajansları Yönetim Sistemi (KAYS) üzerinden 25 Mart 2026 tarihinde başladı. Son başvuru tarihi 8 Mayıs 2026 saat 23.59 olarak belirlenirken, taahhütnamelerin Ajansa teslimi için son tarih 15 Mayıs 2026 saat 18.00’dir.Programın tanıtımı ve başvuru sürecine ilişkin bilgilendirme toplantısı 7 Nisan 2026 Salı günü saat 14.00’te çevrim içi olarak gerçekleştirilecek. Ayrıca potansiyel başvuru sahiplerine yönelik proje hazırlama eğitimleri de düzenlenecek. Bu eğitimlerle, başvuru sahiplerinin proje fikirlerini program öncelikleriyle uyumlu hale getirmeleri ve teknik-mali açıdan daha nitelikli proje teklifleri hazırlamaları amaçlanıyor. Programdan yararlanmak isteyen KOBİ’lerin, Ajansın protokol imzaladığı Türkiye Vakıflar Bankası T.A.O.’nun TRB1 Bölgesi’ndeki bir şubesinden kredi uygunluk belgesi almaları gerekiyor. Başvuru şartları, uygun maliyetler, değerlendirme ölçütleri ve diğer detaylara Fırat Kalkınma Ajansı’nın web sitesinde (www.fka.gov.tr) yayımlanan başvuru rehberinden ulaşılabiliyor. Fırat Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Mehmet Şirin Budancamanak, programa ilişkin değerlendirmesinde yeşil dönüşümün yalnızca çevresel bir tercih değil, aynı zamanda ekonomik bir zorunluluk olduğuna dikkat çekti. Budancamanak, "Bu destek programı ile bölgemizde faaliyet gösteren KOBİ’lerin rekabet gücünü artırmayı ve sürdürülebilir üretim modellerine geçişlerini hızlandırmayı hedefliyoruz. Kadınlar ve gençler için istihdam oluşturan, yenilikçi ve yüksek katma değerli projeleri öncelikli olarak destekleyeceğiz. TRB1 Bölgesi’nin yeşil kalkınma sürecinde öncü ve güçlü bir yapıya kavuşmasını amaçlıyoruz." ifadelerini kullandı.
30 Mart 2026 Pazartesi - 16:51 Yıldız Holding’de üst düzey atama Yıldız Holding Gıda Grubu Başkanlığı’na, 2005 yılından bu yana Holding’in gıda ve uluslararası operasyonlarında farklı sorumluluklar üstlenen, pladis Orta Doğu ve Kuzey Afrika operasyonlarında görev yaptığı dönemde yeni pazarlara açılım, distribütör yapılarının güçlendirilmesi ve farklı coğrafyalarda operasyonel etkinliğin artırılmasına liderlik eden ve 2022 yılından bu yana Besler CEO’su olarak görev yapan Mert Altınkılınç atandı. Yıldız Holding Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mehmet Tütüncü, yaptığı açıklamada, "Sürdürülebilir ve güçlü büyüme hedeflerimiz doğrultusunda, Yıldız Holding’in gıda ve uluslararası operasyonlarında uzun yıllardır önemli sorumluluklar üstlenen ve başarılara imza atan Mert Altınkılınç’ın liderlik kadromuzda bu önemli görevi üstlenmesinden memnuniyet duyuyorum. Mert Altınkılınç’ın sahip olduğu deneyim ve birikimle, gıda alanındaki faaliyetlerimizin daha bütüncül ve etkin bir yapıyla yönetilmesine ve stratejik hedeflerimize önemli katkılar sağlayacağına inanıyorum" dedi. Yıldız Holding, sürdürülebilir ve güçlü büyüme hedefleri doğrultusunda ve odaklanma stratejisi kapsamında gıda alanındaki faaliyetlerini daha bütüncül ve etkin bir yapıyla yönetmek amacıyla Gıda Grubu Başkanlığı’nı oluşturdu. Bu kapsamda, 2005 yılından bu yana Grup bünyesinde farklı görev ve sorumluluklar üstlenen Besler CEO’su Mert Altınkılınç, Yıldız Holding Gıda Grubu Başkanı olarak atandı. Mert Altınkılınç liderliğindeki Gıda Grubu Başkanlığı ile Yıldız Holding’in gıda kategorilerindeki operasyonlarını daha bütüncül bir yapı altında yönetmesi ve stratejik önceliklerini daha etkin şekilde hayata geçirmesi hedefleniyor. Bu yapı ile üretimden tedarik zincirine, inovasyondan ihracata uzanan süreçlerde entegrasyonun artırılması ve küresel pazarlardaki rekabet gücünün daha da güçlendirilmesi amaçlanıyor. Yıldız Holding’deki kariyerine 2005 yılında başlayan Mert Altınkılınç, Holding’in yurt içi ve yurt dışındaki şirketlerinde farklı yöneticilik görevleri üstlendi. Teközel, Eksper Gıda ve İstanbul Gıda’daki görevlerinin ardından pladis Orta Doğu ve Kuzey Afrika Managing Director olarak görev yaptı. Bu dönemde yeni pazarlara açılım, distribütör yapılarının güçlendirilmesi ve farklı coğrafyalarda operasyonel etkinliğin artırılmasına önemli katkılar sağladı. 2022 yılından bu yana Besler CEO’su olarak görev yapan Altınkılınç, güçlü marka portföyü ve çok kategorili yapısıyla şirketin stratejik dönüşümüne liderlik etti; özellikle dondurulmuş gıda ve yağ kategorilerinde ürün çeşitliliği ile üretim kapasitesinin artmasına ekipleri ile önemli katkı sundu. Aynı zamanda Donuk Fırıncılık Ürünleri operasyonunun Besler bünyesine dahil edilmesi ve Kerevitaş’tan Besler’e dönüşüm sürecinde yürütülen kurumsal çalışmalara öncülük etti. Dokuz Eylül Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü mezunu olan Altınkılınç, aynı alanda yüksek lisans yaptıktan sonra ABD’de MBA eğitimini tamamladı.
Antalya Ticaret Borsası, aralık ayı hal endeksini açıkladı: "Meyvede fiyat arttı, sebzede geriledi"
02 Ocak 2026 Cuma - 11:03 Antalya Ticaret Borsası, aralık ayı hal endeksini açıkladı: "Meyvede fiyat arttı, sebzede geriledi" Antalya Ticaret Borsasınca açıklanan 2025 yılı Aralık ayı hal endekslerine göre, domates ve sebzede işlem miktarı artarken, meyvede miktar geriledi. Yıllık bazda meyve fiyat endeksinde yüzde 50,96’lık artış dikkat çekerken, sebze fiyat endeksi yüzde 7,34 azaldı. Antalya Ticaret Borsası, 2025 yılı Aralık ayına ilişkin hal endekslerini açıkladı. Antalya hallerinde işlem gören domates, meyve ve sebzeye ait işlem miktar ve fiyat endeksleri, hem bir önceki aya hem de geçen yılın aynı ayına göre farklı yönlerde değişim gösterdi. Buna göre, domates miktar endeksi yıllık bazda yüzde 4,94 artarken, fiyat endeksi yüzde 16,04 yükseldi. Meyvede işlem miktarı yıllık yüzde 10,34 azalmasına rağmen, fiyat endeksi yüzde 50,96 artış gösterdi. Sebzede ise işlem miktar endeksi yıllık yüzde 19,81 artarken, fiyat endeksi yüzde 7,34 oranında geriledi. Aylık bazda miktar arttı Aralık ayında miktar endeksi aylık bazda domateste yüzde 5,21, meyvede yüzde 4,59 ve sebzede yüzde 2,61 artış kaydetti. Yıllık bazda ise domates ve sebzede artış görülürken, meyvede azalış yaşandı. Aralık ayı yıllık miktar endeksleri domates ve meyvede ortalama seviyelerde, sebzede ise ortalamanın üzerinde gerçekleşti. Yıllık fiyat endeksleri domates ve meyvede ortalama civarında, sebzede ise ortalamanın altında kaldı. Miktar-fiyat dengesi dikkat çekti Aralık ayında domates fiyat endeksi yıllık bazda yüzde 16,04 artış gösterdi. Bu artış, işlem miktarındaki yüzde 4,94’lük artışa rağmen gerçekleşti. Meyvede ise işlem miktarındaki yıllık yüzde 10,34’lük düşüş, fiyat endeksinin yüzde 50,96 oranında yükselmesinde etkili oldu. Sebzede yıllık bazda işlem miktar endeksinin yüzde 19,81 artmasına karşılık, fiyat endeksinin yüzde 7,34 düşmesi, arz artışının fiyatları baskıladığını ortaya koydu. Son yedi yıl ortalamasıyla karşılaştırma Son yedi yılın aralık ayı verileri dikkate alındığında, domates, meyve ve sebzede satış miktar endekslerinin ortalama civarında seyrettiği görüldü. Aynı dönemde domates fiyat endeksi ortalamanın üzerinde gerçekleşirken, meyve ve sebze fiyat endeksleri ortalama seviyelerde kaldı. Aylık bazda dikkat çeken değişimler Aralık ayında domates işlem miktar endeksi aylık yüzde 5,21 artarken, işlem fiyat endeksi yüzde 49,75 yükseldi. Bu artış, son yedi yılın aralık ayları içinde işlem miktarında dördüncü, işlem fiyatında ise ikinci en büyük artış olarak kaydedildi. Meyvede işlem miktar endeksi aylık yüzde 4,59 artış gösterirken, işlem fiyat endeksi yüzde 4,48 düşüş yaşadı. Bu sonuçla, işlem miktarı son yedi yılın aralık ayları içinde altıncı en büyük artış, işlem fiyatı ise ikinci en büyük azalış olarak kayıtlara geçti. Sebzede ise aralık ayında işlem miktar endeksi aylık yüzde 2,61, işlem fiyat endeksi ise yüzde 39,72 arttı. Son yedi yılın aralık ayları dikkate alındığında, sebzede işlem miktarı beşinci en büyük artış, işlem fiyatı ise ikinci en büyük artış olarak gerçekleşti.
Turizmcilerden, "Alsancak Limanı kruvaziyer ve yolcu taşımacılığına ayrılsın" talebi
02 Ocak 2026 Cuma - 10:52 Turizmcilerden, "Alsancak Limanı kruvaziyer ve yolcu taşımacılığına ayrılsın" talebi İzmirli turizmciler, Alsancak Limanı’nın, kent merkezinde konteyner sahaları, ağır lojistik faaliyetler, trafik yoğunluğu ve çevresel etkilerle yaşam kalitesini düşürdüğünü, bu haliyle şehrin ve turizmin geleceğini olumsuz etkilediğini savunarak hizmet karakterinin değiştirilmesini istediler. Sektörün konuyla ilgili görüşlerini açıklayan Ege Turistik İşletmeler ve Konaklamalar Birliği (ETİK) Başkanı Mehmet İşler, yük taşımacılığına dayalı faaliyetlerin kent dışında bulunan ve yeni yapılan limanlara verilmesini, Alsancak limanının sadece kruvaziyer ve yolcu taşımacılığı hizmetlerinde değerlendirilmesini talep ettiklerini dile getirdi. Alsancak Limanı’nın geleceğine ilişkin tartışmaların kentin uzun vadeli ihtiyaçları, yaşam kalitesi ve turizm potansiyeli çerçevesinde ele alınmasının önemine dikkat çeken İşler, şehir merkezinde yoğun yük taşımacılığına dayalı liman faaliyetlerinin, modern kent planlaması ve turizm vizyonu ile uyumlu olmadığını söyledi. Mehmet İşler; "İşler, İzmir gibi tarihi, kültürel ve turistik kimliği güçlü bir kentte, kıyı alanlarının daha çok yolcu odaklı ve kente değer katan kullanımlarla değerlendirilmelidir. Şehrin merkezinde yer alan yük limanı faaliyetleri, trafik yoğunluğu, kentsel hareketlilik ve çevresel etkiler açısından çeşitli sorunlar oluşturmaktadır. Bu sorunlar kentin büyümesine paralel olarak her geçen zaman diliminde daha da büyümektedir. İzmir Akdeniz çanağında kruvaziyer turizminden daha fazla pay alabilecek şehirler arasında yer almaktadır ve bu anlamda önemli bir potansiyele sahiptir. Turizm sektörü açısından bakarsak, şehir merkezindeki kıyı alanlarının; konteyner sahaları ve ağır lojistik faaliyetler yerine, yolcu trafiğini destekleyen, kentle bütünleşen ve İzmir’in marka değerini yükselten işlevlerle değerlendirilmesi daha uygun olacaktır. Yük limanı faaliyetleri açısından ise İzmir çevresinde güçlü ve uygun alternatifler bulunmaktadır. Aliağa, Nemport ve Çandarlı Limanları lojistik altyapı, kara ve demiryolu bağlantıları ile şehir trafiğinden bağımsız çalışma imkânları sayesinde yük taşımacılığı için daha elverişli alanlardır. Turizm sektörü olarak beklentimiz, İzmir kent merkezinin ağır yük taşımacılığı baskısından arındırılması, kıyı alanlarının turizm ve sosyal yaşamla daha fazla bütünleşmesidir. Hedef, İzmir’e değer katan bir liman modelidir. Talebimizin, bir karşıtlık değil, İzmir’in geleceğine yönelik yapıcı bir arayış olarak görülmesi gerekir. Liman kullanımına dair kararlar, kentin sürdürülebilir kalkınma hedefleri, turizm potansiyeli ve yaşam kalitesi dikkate alınarak şekillendirilmelidir. Bu, İzmir’e uzun vadede önemli katkılar sağlayacaktır. " diye konuştu.
Garanti BBVA’dan melek yatırımcılık eğitimi
02 Ocak 2026 Cuma - 10:43 Garanti BBVA’dan melek yatırımcılık eğitimi Garanti BBVA’nın hayata geçirdiği First Venture eğitimleri, startup yatırımcılığına adım atmak isteyen müşterilerini kapsamlı bir eğitim programında buluşturdu. Özellikle melek yatırımcılık odağında yapılandırılmış bu eğitimi hayata geçiren banka, katılımcılara deneyimli uzmanlardan yatırımcı bakış açısını güçlendiren uygulamalı içerikler sundu. Garanti BBVA’nın, melek yatırımcılığa ilgi duyan ve yatırımcılık çerçevesine uygun müşterileri için hayata geçirdiği ‘First Venture: Melek Yatırımcılığı Eğitimi’ başarıyla tamamlandı. Sınırlı kontenjanla kurgulanan program, katılımcılara birebir etkileşim ve derinleşme imkânı sundu. Dört hafta süren programda, startup yatırımcılığına ilgi duyan katılımcılar, melek yatırımcılığın temel ve ileri seviye dinamikleri hakkında teorik ve pratik bilgi alma fırsatı buldu. Hibrit formatta tasarlanan First Venture eğitimleri boyunca ilham veren konuşmalar, vaka analizleri ve startup ekosistemi katılımcılara bütüncül bir bakış açısıyla aktarıldı. Ayrıca her oturumun kaydı, katılım sağlayamayan katılımcılarla da paylaşıldı. Startup ekosisteminde yatırımcı perspektifi ve girişimcilik deneyimiyle tanınan Günce Önür’ün eğitmenliğinde gerçekleşen programda, katılımcılara yatırım stratejisi oluşturmadan portföy yönetimine uzanan kapsamlı bir içerik sunuldu. Dört haftalık melek yatırımcılık eğitimleri Programın ilk haftasında global ve yerel startup ekosisteminin gelişimi ile yatırım stratejilerinin temelleri ele alındı. İkinci haftada yatırım sürecinde kullanılan hukuki yapılar, dealflow yönetimi ve due diligence süreçleri aktarıldı. Üçüncü hafta, yatırım inceleme ve karar süreçlerine odaklanıldı. Programın son haftasında ise portföy yönetimi, değer katma mekanizmaları ve büyüme destek süreçlerine mercek tutuldu. Eğitimin yüz yüze gerçekleşen oturumları Garanti BBVA ev sahipliğinde Ferko Signature, Feriye Palace ve Kolektif House Levent’te düzenlendi. Program, sertifika töreni ve networking etkinliği ile tamamlandı. Startup dünyasıyla doğrudan temas First Venture, Garanti BBVA’nın girişimcilik ve inovasyon ekosistemine verdiği desteğin önemli bir parçası olarak konumlanıyor. Girişimcilik ekosisteminin en kritik ihtiyaçlarından biri olan yatırımcı tarafını güçlendirmeyi hedefleyen program, Garanti BBVA’nın bu alanda aldığı stratejik inisiyatiflerden biri olarak hayata geçirildi. Eğitimler kapsamında girişimler için yetkin, küresel dinamikleri okuyabilen yatırımcıların yetiştirilmesi hedeflenirken, aynı zamanda Garanti BBVA müşterilerinin startup yatırımları konusunda bilgi ve farkındalık kazanmaları amaçlandı. Bu sayede katılımcıların, konvansiyonel yatırım araçlarının ötesinde farklı bir yatırım perspektifiyle tanışmaları hedeflendi. Programı başarıyla tamamlayan katılımcılar, startup ekosistemiyle daha yakın temas kurmalarını sağlayan Global Expansion Day etkinliğine davet edildi; eğitimlerin ardından planlanan takip ve devam buluşmasıyla da yatırım yolculuklarının desteklenmesi ve edinilen kazanımların pekiştirilmesi amaçlandı. Yapılan açıklamaya göre; banka, First Venture eğitimleriyle müşterilerine finansal ürün ve hizmetlerin ötesine geçen, bilgi paylaşımı ve network odağında kurgulanmış bir değer önerisi sunuyor. Banka, bu program aracılığıyla startup yatırımcılığı alanında bilinçli ve uzun vadeli değer oluşturmaya odaklanan bir yatırımcı kitlesinin oluşmasına katkı sağlamayı ve girişimcilik ekosisteminin sürdürülebilir gelişimini desteklemeyi hedefliyor.
Yerli üretimi korumak için ithalata yönelik birçok düzenlemeyi devreye alındı
02 Ocak 2026 Cuma - 10:34 Yerli üretimi korumak için ithalata yönelik birçok düzenlemeyi devreye alındı Ticaret Bakanlığı, yerli üretimin korunması ve teşviki amacıyla bu yıla yönelik önemli ithalat düzenlemeleri yaptı. Ticaret Bakanlığı, yerli üretimin korunması, haksız rekabetin önlenmesi, istihdamın artırılması ve cari açığın azaltılması amacıyla iç ve dış piyasalardaki gelişmeler dikkate alınarak ithalat politikalarının güncellenerek 2026 yılında uygulanması yönünde yürürlüğe girdiğini açıkladı. Bu çerçevede 2026 yılına yönelik yapılan çeşitli düzenlemelerin Resmi Gazete’de yayımlandığı belirtilen açıklamada, İthalat Rejimi Kararında Değişiklik Yapılmasına İlişkin Karar’ın, tarım ve sanayi sektörlerinin ihtiyaçları ve talepleri dikkate alınarak hazırlandığı bildirildi. Açıklamada, İthalatta İlave Gümrük Vergisi Uygulanmasına İlişkin Karar’da Değişiklik Yapılmasına Dair Karar’ın da yerli üretimin desteklenmesi hedefiyle uluslararası mevzuat kapsamında çok taraflı ve ikili anlaşmalardan doğan yükümlülüklere göre hazırlanarak yürürlüğe girdiği kaydedildi. Bu yıl geçerli olmak üzere hazırlanan "İstatistik Pozisyonlarına Bölünmüş Türk Gümrük Tarife Cetveli" doğrultusunda İthalat Rejimi ve İlave Gümrük Vergisi kararlarında düzenlemeler yapıldığı belirtilen açıklamada, her sene başında yayımlanan ve bazı eşyanın ithalatında tatbik edilecek hususları belirleyen tebliğlerin de gözden geçirilerek yürürlüğe girdiği duyuruldu. Açıklamada, bazı sanayi ürünlerinin ithalatında tarife kontenjanı uygulanması hakkında kararların ve tebliğlerin yayımlandığına da dikkat çekilerek, "Sanayicilerimizin rekabet gücünü desteklemek amacıyla ülkemizde yerli üretimi olmayan girdi mahiyetinde ham madde ve ara mamullerin gümrük vergileri, yılda iki defa Avrupa Birliği (AB) ile eş zamanlı olarak düşürülmekte, yerli üretimin tüketimi karşılamadığı girdilerde ise gümrük vergisiz ulusal tarife kontenjanı açılmaktadır. Bu kapsamda Sanayi Ürünleri İthalatında Tarife Kontenjanı Uygulanması Hakkında kararlar ile 35 eşyada tarife kontenjanı açılmış, ayrıca söz konusu tarife kontenjanlarının dağıtımı, yönetimi ve uygulanmasına ilişkin hazırlanan tebliğler yayımlanmıştır. Bazı Ürünlerin İthalatında Ek Mali Yükümlülük Uygulanmasına Dair Karar kapsamında ise altından mücevherci eşyası ithalatında uygulanan yüzde 20 ek mali yükümlülük, aynı oranda ilave gümrük vergisi olarak uygulanmaya devam edecektir. Düzenlemeyle amaçlanan, vergi oranlarında değişiklik yapılmaksızın uygulamanın mevzuat bütünlüğü ve idari uyum çerçevesinde yeniden yapılandırılmasıdır" ifadelerine yer verildi. İhracatçı kayıt formunun geçerlilik süresi 3 yıl oldu İthalatta Gözetim Uygulanmasına İlişkin Tebliğ’lerde ise 47 ürün grubuna dair düzenleme yapıldığına işaret edilen açıklamada, halihazırda gözetim uygulaması bulunan 24 ürün grubunda gözetim birim fiyatlarının güncellendiği, 23’ünde ise gözetim kıymeti ihdas edildiği, böylelikle Bakanlıkça uygulanan söz konusu tebliğ sayısının 184’e yükseldiği belirtildi. Açıklamada, ihracatçı kayıt formunun geçerlilik süresinin 1 yıldan 3 yıla çıkarıldığı da kaydedildi. Yerli üretici firmaların başvurularına istinaden, bazı ürünlerin ithalatına yönelik korunma önlemi soruşturmaları başlatılmasına ilişkin tebliğlerin yayımlandığı da bildirilen açıklamada, "Söz konusu tebliğlerle, ’pet resin’, ’tereftalik asit’ ve ’muhtelif karton türleri’ tanımlı ürünlerin ithalatının yerli üretici üzerinde ciddi zarar veya ciddi zarar tehdidi oluşturduğu gerekçesiyle korunma önlemi alınması için Bakanlığımıza yapılan başvuruya istinaden soruşturma açılmıştır. Bakanlığımızca bu ürünlere ilişkin yürütülecek soruşturmalarda, başvuruda iddia edildiği şekilde ithalatta artış olup olmadığı, ithalat artışının ve ithalatın gerçekleşme şartlarının yerli üretici üzerinde ciddi zarar veya tehdit oluşturup oluşturmadığı incelenerek sonucuna göre önlem tesis edilecektir. Bakanlığımız, üretici ve tüketici faydasını birlikte dikkate alarak yerli üretimin korunması ve teşviki için gerekli adımları kararlılıkla atmaya devam edecektir" bilgileri paylaşıldı.
Bakan Işıkhan: "Engelli ve eski hükümlü vatandaşlarımıza yönelik uyguladığımız hibe desteğini artırdık"
02 Ocak 2026 Cuma - 10:33 Bakan Işıkhan: "Engelli ve eski hükümlü vatandaşlarımıza yönelik uyguladığımız hibe desteğini artırdık" Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, "Engelli ve eski hükümlü vatandaşlarımıza yönelik uyguladığımız hibe desteğini artırdık. Başvurular bugün itibarıyla başlıyor" dedi. Bakan Vedat Işıkhan, engelli ve eski hükümlülere yönelik uygulanan hibe desteğine ilişkin sosyal medya hesabından açıklamalarda bulundu. Işıkhan, engelli vatandaşların kendi işlerini kurmasını teşvik etmek için 735 bin liraya kadar, eski hükümlü bireylerin ise iş hayatına yeniden kazandırılması için 550 bin liraya kadar hibe desteği açılacağını açıkladı. Ayrıca iş gücü piyasasında çalışma imkanı kısıtlı olan engellilere yönelik korumalı iş yerlerinin kapasitesini arttırmak amacıyla çalışmalar yaptıklarını belirten Bakan Işıkhan, bu çerçevede 905 bin liraya kadar kuruluş sermayesi desteğinin sağlanacağını aktardı. İş hayatına ve sosyal hayata katılımını güçlendirdiklerini aktaran Bakan Işıkhan, şu ifadelere yer verdi: "Engelli ve eski hükümlü vatandaşlarımıza yönelik uyguladığımız hibe desteğini artırdık. Başvurular bugün itibarıyla başlıyor. Son gün 16 Ocak. Yeni yılda da istihdama ve üretime tam destek olmaya devam edeceğiz. Erişilebilir ve etkin hizmetlerimiz ile dezavantajlı grupların hem iş hayatına hem de sosyal hayata katılımını güçlendiriyoruz."
Akbank, ADB’den sağladığı ilk krediyle uluslararası fonlama tabanını güçlendirdi
02 Ocak 2026 Cuma - 09:25 Akbank, ADB’den sağladığı ilk krediyle uluslararası fonlama tabanını güçlendirdi Akbank, Asya Kalkınma Bankası (ADB)’den, 100 milyon ABD Doları tutarında 5 yıl vadeli kaynak sağladığını duyurdu. Akbank, Asya Kalkınma Bankası (ADB)’den, 100 milyon ABD Doları tutarında 5 yıl vadeli kaynak sağladı. Bu işlem, bankanın ADB’den aldığı ilk kredi olmasının yanı sıra, ADB Yönetim Kurulu tarafından Türkiye’de özel sektör için onaylanan ilk işlem olma özelliğini taşıyor. Söz konusu kaynak, KOBİ’lere, kadın KOBİ’lere, depremden etkilenmiş ve kapsayıcı büyüme odağında desteklenen bölgelerdeki KOBİ’lere kullandırılacak. Böylelikle banka hem kadınların finansal fırsatlara erişimini artıracak hem de kapsayıcı büyüme odağındaki bölgelere finansman desteği sağlayacak. ADB ile olan iş birliği KOBİ’lerin finansal olarak güçlenmelerine katkıda bulunmak amacıyla faaliyet gösteren Akbank Dönüşüm Akademisi’ni de destekleyerek uzun vadeli sürdürülebilirliğin sağlanmasında rol oynayacak. Konuya ilişkin yaptığı açıklamada Akbank Genel Müdürü Kaan Gür, "Asya Kalkınma Bankası ile hayata geçirdiğimiz 100 milyon ABD doları tutarındaki, 5 yıl vadeli bu finansman işlemini; Akbank’ın kapsayıcı ve sürdürülebilir büyüme vizyonunun somut bir yansıması olarak görüyoruz. Fonların en az yüzde 50’sini sermayesinin en az yüzde 51’i kadınlara ait olan KOBİ’lere, yüzde 25’ini ise kapsayıcı büyüme odağında desteklenen ve depremden etkilenen bölgelere tahsis ederek, kadın girişimciliğini desteklemeyi ve ekonomik kalkınmaya katkı sağlamayı amaçlıyoruz. Bu işlem, bankamızın güçlü iş birlikleri aracılığıyla finansal erişimi artırarak ekonomik büyümeyi destekleme konusundaki kararlılığını ortaya koyuyor" dedi.
Sarıgöl’de 2025 yılı üzümleri dalında bekletip 2026’nın ilk günü hediye etti
01 Ocak 2026 Perşembe - 14:58 Sarıgöl’de 2025 yılı üzümleri dalında bekletip 2026’nın ilk günü hediye etti Manisa’nın Sarıgöl ilçesinde bir üzüm üreticisi, 2025 yılı Red Globe üzümlerini dalında taze şekilde muhafaza ederek 2026 yılının ilk gününde eşe, dosta ve komşularına hediye etti. Uygulama hem ekonomik hem de örnek bir dayanışma modeli olarak dikkat çekti. Manisa’nın Sarıgöl ilçesinde son yıllarda üzümlerin dalında uzun süre taze şekilde muhafaza edilmesi uygulamasını benimseyen üreticilerin sayısı artıyor. Geçtiğimiz yıllarda üretici Musa Tokdemir’in başlattığı bu uygulamaya, bu yıl Sarıgöl’ün Emcelli Mahallesi’nden üzüm üreticisi Osman Tosun da katıldı. Bağında 10 asma Red Globe üzümü ayıran Osman Tosun, üzümlerini sezonunda kilosu 30 liradan sattıktan sonra bir kısmını dalında bekletmeye başladı. Asmalarda yaprakların neredeyse tamamen dökülmesine rağmen üzümlerin dalında sağlam ve taze kalması dikkat çekti. Yeni yılın ilk gününde dalından kestiği üzümleri konu komşuya hediye eden Tosun, yaptığı uygulamanın hem kendisini hem de çevresini mutlu ettiğini belirtti. Osman Tosun, "Bu yıl Red Globe üzümlerimi bağımda beklettim. 2026 yılının ilk günü, dün kestiğim üzümleri eşe, dosta ve komşulara yılbaşı hediyesi olarak dağıtmaya başladım. Üzümlerde en ufak bir bozulma bile olmadı. Dağıttığım üzümler makbule geçti. Bir yerde ürünümün sadakasını vermiş oldum" dedi. Dalında bekletilen üzümler, hem tazeliği hem de yeni yıl hediyesi olmasıyla çevrede ilgi gördü.
Elazığ Ticaret Borsası 2025’i değerlendirdi, 2026 hedeflerini açıkladı
01 Ocak 2026 Perşembe - 14:20 Elazığ Ticaret Borsası 2025’i değerlendirdi, 2026 hedeflerini açıkladı Elazığ Ticaret Borsası’nın aralık ayı meclis toplantısında 2025 yılı değerlendirilirken, 2026 hedefleri ve projeler ele alındı. Elazığ Ticaret Borsası’nın aralık ayı meclis toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıda konuşan Milletvekili Açıkkapı, Elazığ Ticaret Borsası’nın kent için önemli bir kurum olduğunu vurgulayarak, Borsa Başkanı ve yönetiminin Elazığ’a yönelik çalışmaları yakından takip ettiğini ifade etti. Açıkkapı, 2025 yılının verimli geçtiğini belirterek, hedeflerin yaklaşık yüzde 95’ine ulaşılmasının büyük bir başarı olduğunu söyledi. 2026 yılında da yeni projelerle Elazığ’a hizmet etmeye devam edeceklerini dile getiren Açıkkapı, Başkan Mehmet Ali Dumandağ ve ekibine teşekkür etti. Elazığ Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Ali Dumandağ ise borsada hayata geçirilen projelerde Ankara’nın ve özellikle bakanlıkların önemli destekleri olduğunu belirtti. Dumandağ, bundan sonraki süreçte de desteklerin devam edeceğine inandıklarını kaydetti. Toplantı sonunda Elazığ Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Ali Dumandağ, AK Parti Elazığ Milletvekili Ejder Açıkkapı’ya plaket takdim etti. Toplantıya, Milletvekili Ejder Açıkkapı, Elazığ Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Ali Dumandağ, Elazığ Tarım ve Orman İl Müdürü Saadettin Taşkesen, Meclis Başkanı Aydın Torgut, yönetim kurulu üyeleri, meclis üyeleri ve Genel Sekreter Murat Çiçek katıldı.