Son Dakika
|
MİT ve Suriye istihbaratından ortak operasyon: Firari casus yakalandı
Vedat Muriç: "Hepsi benim arkadaşım ama yarınki maç bambaşka"
Kosova Teknik Direktörü Foda: "Şansımız yüzde 50"
İsrail’de Bazan petrol rafinerisi vuruldu
Ekrem İmamoğlu, hakkında "hakaret ve tehdit" suçlarından soruşturma başlatıldı
Gemlik ve Kumla’yı lodos vurdu, çok sayıda tekne battı
Diyarbakır’da okul servisi kaza yaptı: 13’ü öğrenci 15 yaralı
Böcek’in başdanışmanı Cem Oğuz gözaltına alındı
Etimesgut Belediyesinde zimmet soruşturması: 4 şüpheli gözaltında
Uşak Belediyesine yönelik yolsuzluk soruşturması: 4 kişi daha gözaltına alındı
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
A Genocide Survivor Searching the Ruins of Sabra in Gaza
İsrail Meclisi, Filistinliler için idam yasasını onayladı
Sular altında kalan bağ evinde mahsur kalan iki köpeği belediye ekipleri kurtardı
Cumhurbaşkanı Erdoğan, IKBY Başbakanı Barzani ile telefonda görüştü
Bakan Fidan, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Guterres ile görüştü
Baba Ahmet Torun: "Kızımın gözü hariç tüm iç organlarını bağışlamaya karar verdik"
Azerbaycan, İran’ın Türkiye’ye yönelik füze saldırısını kınadı
MHP’de Genel Başkan Yardımcılığı görevine Bayraktar getirildi
EKONOMİ
Uzmanı değerlendirmelerde bulundu: "Yastık altında bulunan tonlarca altın üretime kazandırılmalı"
30 Mart 2026 Pazartesi - 22:01:31
Türkiye’de yastık altında tutulan altın miktarının 4 bin ila 5 bin ton arasında olduğu ifade eden Prof. Dr. İlkay Noyan Yalman, bu büyük birikimin ekonomiye kazandırılamamasının üretim, istihdam ve yatırım açısından önemli bir kayıp olarak değerlendirdiğini ifade etti. Türkiye’de vatandaşların geleneksel tasarruf aracı olarak gördüğü altın, son dönemde artan jeopolitik riskler ve ekonomik belirsizliklerle birlikte yeniden gündemin en önemli başlıklarından biri haline geldi. Ülkede yastık altındaki altının miktarının 4 bin ila 5 bin ton arasında olduğu belirtilirken, bu birikimin ekonominin dışında kalması dikkat çekiyor. Küçük miktarlarda dahi kolayca alınabilmesi ve güvenli liman olarak görülmesi nedeniyle vatandaşlar, ellerine geçen birikimleri çoğunlukla altına yönlendiriyor. Finansal okuryazarlığın sınırlı olması ve yüksek enflasyon ortamı da bu eğilimi güçlendiriyor. Son dönemde artan küresel gerilimler ve bölgesel çatışmaların da etkisiyle altına olan talebin daha da yükseldiği gözlenirken, krediye erişimin zorlaşması ve konut fiyatlarının artması da vatandaşların küçük birikimlerini altına yönlendirmesine neden oluyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Sivas Cumhuriyet Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nde Öğretim Üyesi Prof. Dr. İlkay Noyan Yalman, söz konusu altın birikiminin ekonomiye kazandırılması halinde büyük ölçekli yatırımların yapılabileceği, milyonlarca kişiye istihdam sağlanabileceği ve özellikle enerji alanında dışa bağımlılığın azaltılabileceğini söyleyerek, "Yastık altındaki bu kıymetli hazinenin piyasaya çekilmesi çok önemli. Bununla ilgili doğru, güvene dayalı ve istikrar sağlayıcı politikalar uygulanmalıdır. Reel sektöre kazandırılan bu kaynaklar doğru yatırımlarda kullanılarak insanların daha da fazla kazanmasına sebep olmalıdır. Yani insanları buna inandırmak gerekir. Bu şekilde bu kaynaklardan faydalanabiliriz" dedi. Yalman, yastık altında tutulan altın miktarının değeri ile alakalı bilgiler de vererek, "Bu gerçekten çok ciddi bir rakam. Bunu örneklendirecek olursak bazı makalelerde, bu konuda çalışmalarda yaklaşık 8 bin 500 fabrika, 4 milyon insanın üzerinde istihdam veya enerji sektörüne bu parayla yatırım yapıldığı zaman Türkiye’nin cari açığının kapanması demek. Yani paranın büyüklüğünü ifade etmek için bu örnekleri veriyorum" diye konuştu. "Reel sektörün dışında olması ciddi bir kayıp" Türkiye’deki yastık altı altın miktarının Türkiye’yi Avrupa’da birinci sıraya çıkarabilecek enerji konusunda ve mevcut enerji kapasitesinin 6 katı enerji altyapısına sahip büyüklükte bir rakam olduğunu söyleyen İlkay Noyan Yalman, "Türkiye’de son dönemlerde özellikle savaşın da çıkmasıyla beraber altın çok konuşulan bir konu oldu ve buna paralel olarak yastık altındaki altınımız çok konuşuluyor. Bu da gayet doğal çünkü gerçekten çok büyük bir hacim, yaklaşık 4 bin ton ya da 5 bin ton altından bahsediliyor. Bunun ekonominin dışında olması, reel sektörün dışında olması ciddi bir kayıp. Çünkü Türk halkı altını seven bir halk. Özellikle düğünlerde, özel günlerde altınla hediyeleşme gelir seviyesi en düşükten en yükseğe kadar altın edinmek de aslında kolaydır. Bölünebilir olduğu için 1 gramdan tutun da külçe altına kadar herkes altın edinebiliyor. Eline birkaç kuruş para geçse onu altına hemen yatırıyor, yöneltiyor. Çünkü enflasyon yüksek, diğer finans araçları konusunda belki tam haberdar değil, finansal okuryazarlık oranı da Türkiye’de çok yüksek değil. Onu da saklaması kolay. Gerçi çok fazla tehdit de var tabii çalınması ile ilgili ama yine de biz buna yastık altı diyoruz. Bazı kaynaklarda bu 8 bin tona kadar çıkıyor. Bu gerçekten çok ciddi bir rakam. Enerji sektörüne yöneltildiği zaman bu altın, Türkiye’yi Avrupa’da birinci sıraya çıkaracak enerji konusunda ve mevcut enerji kapasitesinin 6 katı enerji altyapısına sahip büyüklükte bir rakam. Şimdi böyle ciddi bir rakamın hala yastık altında duruyor olması, tabii ki bunun en önemli sebebi ekonomide güven ve istikrar eksikliği" dedi. "Türkiye yıllardır enflasyonla mücadele eden bir ülke" Bu kadar büyük hacimli bir değerin ekonomiye çekilmesini çokta kolay olmadığını söyleyen Yalman, "Güven ve istikrar kronik bir hale geldi. Çünkü Türkiye yıllardır enflasyonla mücadele eden bir ülke. Son yıllarda, son 20 yılda tek rakamlı haneye düştüğü dönemler oldu enflasyonun ama o da tekrar yukarı çıktı. Enflasyonun olduğu dönemlerde Türk parasından, daha doğrusu ulusal paradan kaçış olur ve güvenli limanlara yönelim başlar. Burada da en önemli güvenli liman Türkiye için, Türkiye gibi benzer ülkeler için altındır. Mesela bu konuda Hindistan’ı da örnek verebiliriz. Türkiye’de 5 bin ton gibi bir yastık altı altın hacminden bahsederken Hindistan’da bu miktar 25 bin ton civarında olarak ifade ediliyor. Yani orada da ekonomiye duyulan istikrarın ve güvenin eksikliğinden kaynaklı bir durum söz konusu. Bu kadar büyük hacimli bir değerin ekonomiye çekilmesi de çok kolay değil açıkçası" diye konuştu. "Türkiye jeopolitik olarak çok kritik bir yerde" Amerika, İsrail ve İran savaşının Türkiye ekonomisine yansımalarından bahseden Yalman, "Türkiye jeopolitik olarak çok kritik bir yerde, bunu hepimiz biliyoruz dünyaca. Yakın zamanda başlayan Amerika, İsrail ve İran savaşı Türkiye için hem güvenlik açısından hem ekonomik açıdan çok ciddi bir tehdit. Bu sadece güvenliği değil, tabii ki ekonomiyi de olumsuz yönde etkiliyor. Biz bunun etkisini hemen altınla ölçüyoruz, yani altının fiyatı ne olacak diye herkes altını takip ediyor. Çünkü herkesin az da olsa çok da olsa altını var. Son dönemlerde yastık altı altının arttığını görüyoruz. Bu aslında konut fiyatlarının da artmasına sebep oldu. Çünkü konut alımında krediye ulaşmak zorlaştığı için insanlar büyük yatırım yapamıyorlar, yani bir ev alamıyorlar. Çünkü evin fiyatları yüksek. Ev alamayınca da insanlar küçük ölçekli tasarruflarını yine altın alarak yastık altına aktarıyorlar. Böylece bir yandan yastık altı altınlar artarken ev fiyatları da yükseliyor. Yani emlak piyasasını da olumsuz etkileyen bir sonuç ortaya çıkıyor. Yastık altındaki bu kıymetli hazinenin piyasaya çekilmesi çok önemli" şeklinde konuştu.
30 Mart 2026 Pazartesi - 19:49
İran’daki savaş Zengezur Koridoru’nun stratejik önemini artırdı
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları nedeniyle bölgede yaşanan güvenlik kaygıları, Türkiye ile Türk dünyasını birbirine bağlayacak Zengezur Koridoru’nu yeniden gündeme taşıdı. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları sonrası artan güvenlik riskleri, Güney Kafkasya’daki dengeleri yeniden şekillendiriyor. Bu süreçte Azerbaycan ile Nahçıvan arasında doğrudan bağlantı kurmayı hedefleyen Zengezur Koridoru’nun önemi daha da belirgin hale geldi. Türkiye’nin Orta Asya ile kesintisiz ulaşımını sağlayacak proje, sadece ulaşım değil enerji ve ticaret açısından da kritik bir rol üstleniyor. Zengezur Koridoru’nun hayata geçirilmesiyle birlikte bölgesel ticaretin canlanması ve ekonomik entegrasyonun hız kazanması bekleniyor. Gelişmelerin yakından takip edildiği bölgede, Zengezur Koridoru’nun geleceği yalnızca iki ülkeyi değil, geniş bir coğrafyadaki siyasi ve ekonomik dengeleri etkileyecek kritik bir unsur olarak öne çıkıyor. Türkiye’yi Nahçıvan ve Azerbaycan’a bağlayacak Zengezur Koridoru’nun önemli bir parçası olan 224 kilometre uzunluğundaki Kars-Iğdır-Aralık-Dilucu demir yolu hattında da çalışmalar sürüyor. Doğu Anadolu İhracatçılar Birliği Yönetim Kurulu üyesi ve başkan adayı iş insanı Abdullah Atalar, bölgedeki ihracatçıların çok cesur olduğunu ve alternatif bölgeler bulabildiğini söyleyerek, "İran’daki gerilim gerçekten ihracatçımızı zor durumda bırakıyor. Buradaki ticaret yapan arkadaşlarımızı, bölgedeki arkadaşlarımızı da zor durumda bırakıyor. Gümrük kapılarımızdan Dilucu Gümrük Kapımız şu anda yoğun bir şekilde çalışmaya devam ediyor. İran’daki gerilimden dolayı burada bir yoğunluk var. Orada bir rahatlatmayla ilgili girişimlerimiz olacak. Gürbulak Kapısı ise bu gerilimden dolayı şu anda sıkıntılı. Iğdır’daki Dilucu’nda da bir yoğunluk söz konusu. Zaman içerisinde belki bu durum, Iğdır esnafımızın ve ihracatçımızın ticaretini artırabilmesi açısından daha iyi sonuçlar doğurabilir. Sınır kapımızda yığılmalar olabilir. Bütün doğuya açılan kapımızın burası olduğunu biliyorsunuz. Bu nedenle Zengezur Koridoru’nun ehemmiyeti de İran’daki bu gerilimden dolayı biraz daha önemli hale geldi. Gerek demir yolu hatlarımızın gerekse kara yolu hattımızın hızlı bir şekilde tamamlanması çok çok önemli hale geldi. Bizim ihracatçımız gerçekten çok cesur ve alternatif bölgeler bulabiliyor. Burada Iğdır’daki sahayı gezdim, baktım. Iğdır’daki arkadaşlarımız ve bölgede Doğubayazıt’taki arkadaşlarımız dünyanın her tarafına ihracat yapıyorlar. Ancak özellikle Dilucu Gümrük Kapısı’ndaki ve sınır ticaretindeki ihracatımızın İran’daki gerilimden sonra çok daha iyi olacağını düşünüyorum. Ama tüccarımız, esnafımız, ihracatçımız her zaman kendisine bir çıkış yolu buluyor. Çok cesur bir tüccarımız ve ihracatçımız var" dedi. Iğdırlı iş insanı Selahattin Çaylı ise, Zengezur Koridoru’nun Türkiye ile bütün Türki Cumhuriyetler arasında bir bağ oluşturduğunu söyleyerek, "Zengezur Koridoru, biliyorsunuz Türkiye ile Azerbaycan’ı birbirine bağlayacak ve Ermenistan topraklarından geçen bir koridoru ifade ediyor. Ermenistan’dan geçerken de hiçbir kontrol noktasına takılmadan, Türkiye’den veya dünyanın neresinden olursa olsun geçiş güzergahı olarak kullanılan bir hattır. Bu hatla ilgili çalışmalar devam etmektedir. Gerekli görüşmeler de iyi ilerlemektedir. Kısa zamanda bu hattın açılması, Türkiye ile bütün Türki Cumhuriyetler arasında bir bağ oluşturacak bir hat olarak ülkemiz açısından, şehrimiz açısından son derece önemli bir güzergah olacaktır. Biliyorsunuz Zengezur Koridoru son dönemde gelişen savaş olaylarından sonra son derece önemli hale gelmiştir. Bu tarafta oluşabilecek bir tıkanıklığın açılması, sadece Zengezur üzerinden olacaktır. Bu açıdan da Zengezur, bölge dinamikleri açısından, bölge ticareti açısından, ihracat açısından, tacir, tüccar ve turizmci açısından önemli bir noktadır. Bunun açılması artık elzem olarak karşımızda durmaktadır. İran’daki sınır kapılarımızdan geçişler, ticari faaliyetler açısından neredeyse durma noktasına gelmiştir. İnsanlar güven duymuyor. Güvenin olmadığı yerde ticaret olmaz. Ticaret, tacir ve tüccar esasen güveni tercih eder. Güven olmadığı için ticaret de durma noktasına gelmiştir. Bu sadece buradaki sınır kapımızı değil, dünya ticaretini etkileyen bir noktaya gelmek üzeredir. Kısa sürede inşallah bu savaşın da sulh yoluyla çözüleceğini bekliyoruz" dedi.
30 Mart 2026 Pazartesi - 17:04
Fırat Kalkınma Ajansı’ndan KOBİ’lere 235 Milyon TL’lik yeşil dönüşüm finansmanı
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı koordinasyonunda faaliyetlerini sürdüren Fırat Kalkınma Ajansı, 2026 Yılı Sosyal Kapsayıcı Yeşil Geçiş Geri Ödemeli Finansman Destek Programı’nı ilan etti. Malatya, Elazığ, Bingöl ve Tunceli illerini kapsayan TRB1 Bölgesi’nde faaliyet gösteren KOBİ’lere yönelik hazırlanan programla, işletmelerin yeşil dönüşüm odaklı yatırım ve uygulamalarının desteklenmesi hedefleniyor. Program kapsamında, Türkiye Sosyal Kapsayıcı Yeşil Geçiş (SoGreen) Projesi öncelikleri doğrultusunda faizsiz geri ödemeli finansman sağlanacak. Programın, işletmelerin çevresel sürdürülebilirlik kapasitesini güçlendirmesi, rekabetçiliğini artırması ve bölgede kapsayıcı kalkınmaya katkı sunması bekleniyor. Programın temel çerçevesini; çevre dostu üretim süreçlerinin yaygınlaştırılması, kaynak verimliliğinin artırılması, döngüsel ekonomi uygulamalarının desteklenmesi ve çevresel etkilerin azaltılması oluşturuyor. Bu kapsamda özellikle imalat sanayi ve turizm sektörlerinde faaliyet gösteren KOBİ’lerin yüksek katma değerli, sürdürülebilir ve dönüşüm odaklı yatırımlarının desteklenmesi amaçlanıyor. Bunun yanında kadınlar, gençler ve diğer kırılgan gruplar için istihdam oluşturma potansiyeli taşıyan projeler de programın öncelikleri arasında yer alıyor. Başvurularda, iklim değişikliğinin azaltılması ve iklim değişikliğine uyum, su ve deniz kaynaklarının korunması, döngüsel ekonomiye geçiş, kirliliğin önlenmesi ve kontrolü ile biyoçeşitliliğin ve ekosistemlerin korunması ve restorasyonu gibi çevresel hedeflere katkı sunan proje teklifleri öncelikli olarak değerlendirilecek. Kadınlar ve gençler tarafından yönetilen işletmeler, kadınlar ve gençler başta olmak üzere kırılgan gruplar için istihdam oluşturan projeler, sosyo-ekonomik olarak daha az gelişmiş ilçelerde uygulanacak yatırımlar ve sürdürülebilirlik alanında kapasite geliştirmeyi içeren yaklaşımlar değerlendirme sürecinde avantaj sağlayacak. Toplam 235 milyon TL bütçeye sahip program kapsamında, proje başına asgari 2 milyon 600 bin TL, azami 7 milyon 500 bin TL destek sağlanacak. Proje uygulama süresi azami 6 ay olarak belirlenirken, geri ödeme süresi 6 ay geri ödemesiz dönem sonrasında 24 ay eşit taksit olmak üzere toplam 30 ay olacak. Programa başvurular, Kalkınma Ajansları Yönetim Sistemi (KAYS) üzerinden 25 Mart 2026 tarihinde başladı. Son başvuru tarihi 8 Mayıs 2026 saat 23.59 olarak belirlenirken, taahhütnamelerin Ajansa teslimi için son tarih 15 Mayıs 2026 saat 18.00’dir.Programın tanıtımı ve başvuru sürecine ilişkin bilgilendirme toplantısı 7 Nisan 2026 Salı günü saat 14.00’te çevrim içi olarak gerçekleştirilecek. Ayrıca potansiyel başvuru sahiplerine yönelik proje hazırlama eğitimleri de düzenlenecek. Bu eğitimlerle, başvuru sahiplerinin proje fikirlerini program öncelikleriyle uyumlu hale getirmeleri ve teknik-mali açıdan daha nitelikli proje teklifleri hazırlamaları amaçlanıyor. Programdan yararlanmak isteyen KOBİ’lerin, Ajansın protokol imzaladığı Türkiye Vakıflar Bankası T.A.O.’nun TRB1 Bölgesi’ndeki bir şubesinden kredi uygunluk belgesi almaları gerekiyor. Başvuru şartları, uygun maliyetler, değerlendirme ölçütleri ve diğer detaylara Fırat Kalkınma Ajansı’nın web sitesinde (www.fka.gov.tr) yayımlanan başvuru rehberinden ulaşılabiliyor. Fırat Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Mehmet Şirin Budancamanak, programa ilişkin değerlendirmesinde yeşil dönüşümün yalnızca çevresel bir tercih değil, aynı zamanda ekonomik bir zorunluluk olduğuna dikkat çekti. Budancamanak, "Bu destek programı ile bölgemizde faaliyet gösteren KOBİ’lerin rekabet gücünü artırmayı ve sürdürülebilir üretim modellerine geçişlerini hızlandırmayı hedefliyoruz. Kadınlar ve gençler için istihdam oluşturan, yenilikçi ve yüksek katma değerli projeleri öncelikli olarak destekleyeceğiz. TRB1 Bölgesi’nin yeşil kalkınma sürecinde öncü ve güçlü bir yapıya kavuşmasını amaçlıyoruz." ifadelerini kullandı.
30 Mart 2026 Pazartesi - 16:51
Yıldız Holding’de üst düzey atama
Yıldız Holding Gıda Grubu Başkanlığı’na, 2005 yılından bu yana Holding’in gıda ve uluslararası operasyonlarında farklı sorumluluklar üstlenen, pladis Orta Doğu ve Kuzey Afrika operasyonlarında görev yaptığı dönemde yeni pazarlara açılım, distribütör yapılarının güçlendirilmesi ve farklı coğrafyalarda operasyonel etkinliğin artırılmasına liderlik eden ve 2022 yılından bu yana Besler CEO’su olarak görev yapan Mert Altınkılınç atandı. Yıldız Holding Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mehmet Tütüncü, yaptığı açıklamada, "Sürdürülebilir ve güçlü büyüme hedeflerimiz doğrultusunda, Yıldız Holding’in gıda ve uluslararası operasyonlarında uzun yıllardır önemli sorumluluklar üstlenen ve başarılara imza atan Mert Altınkılınç’ın liderlik kadromuzda bu önemli görevi üstlenmesinden memnuniyet duyuyorum. Mert Altınkılınç’ın sahip olduğu deneyim ve birikimle, gıda alanındaki faaliyetlerimizin daha bütüncül ve etkin bir yapıyla yönetilmesine ve stratejik hedeflerimize önemli katkılar sağlayacağına inanıyorum" dedi. Yıldız Holding, sürdürülebilir ve güçlü büyüme hedefleri doğrultusunda ve odaklanma stratejisi kapsamında gıda alanındaki faaliyetlerini daha bütüncül ve etkin bir yapıyla yönetmek amacıyla Gıda Grubu Başkanlığı’nı oluşturdu. Bu kapsamda, 2005 yılından bu yana Grup bünyesinde farklı görev ve sorumluluklar üstlenen Besler CEO’su Mert Altınkılınç, Yıldız Holding Gıda Grubu Başkanı olarak atandı. Mert Altınkılınç liderliğindeki Gıda Grubu Başkanlığı ile Yıldız Holding’in gıda kategorilerindeki operasyonlarını daha bütüncül bir yapı altında yönetmesi ve stratejik önceliklerini daha etkin şekilde hayata geçirmesi hedefleniyor. Bu yapı ile üretimden tedarik zincirine, inovasyondan ihracata uzanan süreçlerde entegrasyonun artırılması ve küresel pazarlardaki rekabet gücünün daha da güçlendirilmesi amaçlanıyor. Yıldız Holding’deki kariyerine 2005 yılında başlayan Mert Altınkılınç, Holding’in yurt içi ve yurt dışındaki şirketlerinde farklı yöneticilik görevleri üstlendi. Teközel, Eksper Gıda ve İstanbul Gıda’daki görevlerinin ardından pladis Orta Doğu ve Kuzey Afrika Managing Director olarak görev yaptı. Bu dönemde yeni pazarlara açılım, distribütör yapılarının güçlendirilmesi ve farklı coğrafyalarda operasyonel etkinliğin artırılmasına önemli katkılar sağladı. 2022 yılından bu yana Besler CEO’su olarak görev yapan Altınkılınç, güçlü marka portföyü ve çok kategorili yapısıyla şirketin stratejik dönüşümüne liderlik etti; özellikle dondurulmuş gıda ve yağ kategorilerinde ürün çeşitliliği ile üretim kapasitesinin artmasına ekipleri ile önemli katkı sundu. Aynı zamanda Donuk Fırıncılık Ürünleri operasyonunun Besler bünyesine dahil edilmesi ve Kerevitaş’tan Besler’e dönüşüm sürecinde yürütülen kurumsal çalışmalara öncülük etti. Dokuz Eylül Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü mezunu olan Altınkılınç, aynı alanda yüksek lisans yaptıktan sonra ABD’de MBA eğitimini tamamladı.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
29 Mart 2026 Pazar- 11:12
Hobi olarak başladığı mantar yetiştiriciliğinde günde 1 tona yakın hasat elde ediyor
2
27 Mart 2026 Cuma- 23:02
Yenişehir Yağlı Tohumlar Kooperatifi Başkanı Çetin: "Çiftçi umudunu kaybetmedi"
3
30 Mart 2026 Pazartesi- 09:28
Uzmanından vatandaşa ’ucuz sucuk’ uyarısı
4
28 Mart 2026 Cumartesi- 11:59
Tavşanlı’da 114 çiftçiye yüzde 75 hibeli Aspir tohum desteği
5
30 Mart 2026 Pazartesi- 13:37
Uzmanından kritik uyarı: "Kredi çekip altın almayın"
02 Ocak 2026 Cuma - 13:37
Sektör temsilcisi, 2026 yatırım trendlerini açıkladı: "Altın, geleceği sağlam zeminde kurmak isteyenlerin tercihi devam edecek"
Yeni dönem analizlerine göre altın, hem bireysel hem kurumsal tarafta ağırlığını artırıyor. Altının güvenli liman, platin ve gümüşün ise stratejik birer seçenek olduğuna dikkati çeken Demaş A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Cumhur Kitiş, "2026, belirsizliklerin azalmadığı aksine daha kalıcı hale geldiği bir yıl olacak. Altın; sistemin açıklarını bilenlerin, riskin dilini okuyanların ve geleceği sağlam zeminde kurmak isteyenlerin ortak tercihi olmaya devam edecek" dedi. Demaş A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Cumhur Kitiş, 2026 yılı altın ve emtia piyasalarına ilişkin beklentilerini değerlendirdi. Kitiş, "2026 itibarıyla altın, devletlerin rezerv politikalarından bireylerin tasarruf reflekslerine kadar uzanan geniş bir güven zincirinin merkezinde yer alıyor. Bu nedenle biz altını bir yatırım aracından çok, finansal istikrar enstrümanı olarak görüyoruz. Bu yaklaşım uzun süredir savunduğumuz, altının kısa vadeli dalgalanmalardan ziyade yapısal eğilimlerle değerlendirilmesi gerektiği görüşünü de desteklemektedir" dedi. "Altının payını artırması, geçici trend değil, sistemsel tercihtir" Kitiş, merkez bankalarının rezerv politikalarına ilişkin ise "Merkez bankalarının rezerv kompozisyonlarında altının payını artırması, geçici trend değil, sistemsel tercihtir. Bu; fiyat, para sistemine duyulan sınırlı güvenin açık bir göstergesidir. 2026 ve sonrasında bu eğilimin tersine dönmesini beklemek gerçekçi değildir. Bu çerçevede, altın fiyatlarını etkileyen ana unsur yalnızca faiz kararları değil; rezerv güvenliği, jeopolitik dayanıklılık ve parasal egemenlik arayışı olacaktır" diye konuştu. "2026’da bu refleksin güçlenerek süreceğini öngörüyoruz" Orta Doğu’daki kırılgan dengeler, Rusya-Ukrayna hattındaki belirsizlikler ve ABD-Çin rekabetinin, 2026’ya girerken masadaki temel jeopolitik başlıklar olduğunu hatırlatan Kitiş, "Bu tablo, küresel piyasalarda risk primini yüksek tutmaya devam edecek. Tarihsel olarak bu tür dönemlerde sermaye, hisse senetlerinden ziyade altın gibi fiziksel varlıklara yönelir. 2026’da da bu refleksin güçlenerek süreceğini öngörüyoruz" diye konuştu. "Platin, 2026’da da altının gölgesinde, daha niş bir yatırım aracı olarak kalacaktır" Uluslararası finans kuruluşlarının 2026 için sınırlı toparlanma ve finansal kırılganlık beklentisini koruduğuna işaret eden Kitiş, şunları kaydetti: "International Monetary Fund ve World Bank başta olmak üzere uluslararası finans kuruluşları, 2026 için küresel büyümede sınırlı toparlanma, borçluluk oranlarında artış, finansal kırılganlıkların devamı beklentisini koruyor. Bu projeksiyonlar, merkez bankalarının altın rezervlerini artırma eğilimini destekler nitelikte. Çin’in gümüş ihracatına yönelik aldığı kısıtlayıcı kararlar, başta sanayi ve yenilenebilir enerji sektörü olmak üzere küresel arz zincirinde ciddi dalgalanmalara yol açtı. Gümüşün güneş panelleri, batarya teknolojileri ve savunma sanayindeki stratejik rolü düşünüldüğünde, bu adım gümüş fiyatlarında yapısal bir yukarı yönlü baskı oluşturuyor. Aynı zamanda yatırımcıların gümüşten altına yönelme eğilimi, altının güvenli liman özelliğini daha da güçlendiriyor. Otomotiv sektöründe emisyon standartlarının sıkılaşması ve hidrojen teknolojilerine olan ilgi, platin talebini orta vadede destekleyebilir. Ancak platin, 2026’da da altının gölgesinde, daha niş bir yatırım aracı olarak kalacaktır." "2026, belirsizliklerin azalmadığı aksine daha kalıcı hale geldiği bir yıl olacak" Ahmet Cumhur Kitiş, Türkiye özelinde altının sadece bir yatırım tercihi değil, ekonomik bir güven refleksi olduğunu vurgulayarak, "Enflasyon ve kur beklentilerinin devam ettiği ortamda, altının TL bazında güçlü kalması son derece doğal. 2026’da da altın, bireysel yatırımcının en net korunma aracıdır. 2026 itibarıyla yürürlüğe giren rafineri mevzuatı ve nakit işlemlerde paranın kaynağının belgelenmesine yönelik düzenlemeler, altın sektöründe önemli kırılma oluşturuyor. Bu düzenlemeler; kayıt dışılığı azaltacak, piyasanın daha şeffaf hale gelmesini sağlayacak, kısa vadede işlem maliyetlerini artırsa da orta ve uzun vadede altının kurumsal ve güvenilir bir yatırım aracı olarak konumunu güçlendirecek. Bu süreçte fiyatlamaların daha sağlıklı oluşacağını ve fiziki altının değerinin daha net ortaya çıkacağını öngörüyoruz. 2026, belirsizliklerin azalmadığı aksine daha kalıcı hale geldiği bir yıl olacak. Böyle bir dünyada altın, ne spekülatif bir yükselişin ne de geçici bir korkunun ürünü. Altın; sistemin açıklarını bilenlerin, riskin dilini okuyanların ve geleceği sağlam zeminde kurmak isteyenlerin ortak tercihi olmaya devam edecek" ifadelerini kullandı.
02 Ocak 2026 Cuma - 13:03
Toroslar EDAŞ’tan Hatay’da zorlu kış koşullarına karşı mücadele
Enerjisa Dağıtım Şirketleri’nden Toroslar Elektrik Dağıtım A.Ş. (Toroslar EDAŞ), Hatay ve çevresinde etkili olan yoğun kar yağışı, buz yükü ve kuvvetli rüzgârların yol açtığı altyapı hasarlarına karşı tüm imkânlarını seferber etti. Zorlu hava koşullarına rağmen 274 personel, 91 araç, 2 drone ve 5 jeneratörle sahada 7/24 görev yapan ekipler, arızalara hızlı müdahale ederek enerji arzının sürekliliğini sağlamak için çalışıyor. Hatay ve çevresinde 31 Aralık 2025 tarihinde etkisini artıran yoğun kar yağışı ve ani sıcaklık düşüşleri, enerji altyapısı üzerinde ciddi hasarlara yol açarken, Toroslar EDAŞ, bölgede enerji arzının kesintisiz şekilde devam etmesi için bölge genelinde 7/24 saha çalışmalarını sürdürüyor. Hatay’da yaşanan yoğun kar yağışı sonucu enerji nakil hatları ve mahalle içi dağıtım şebekelerinde oluşan yoğun buz yükü, kuvvetli rüzgârlarla birleşerek şebeke elemanları üzerindeki mekanik gerilmeyi kritik seviyelere taşırken, birçok noktada iletken kopmaları ve direk devrilmeleri gibi ciddi arızaların meydana gelmesine neden oldu. Kar yağışı ana yollar ile birçok köy ve mahalle yolunu ulaşıma kapatırken, sahaya erişim ancak ilgili kurumlar tarafından yürütülen yol açma çalışmalarının ardından kademeli olarak sağlanabildi. Yerleşim yerlerine ulaşımın sınırlı olması, coğrafi koşulların zorluğu ve enerji hatlarının yüksek rakımlı bölgelerde yer alması, müdahale süreçlerini önemli ölçüde zorlaştırdı. Drone destekli hızlı tespit, güçlü saha organizasyonu Toroslar EDAŞ ekipleri, 31 Aralık 2025 sabah saatlerinden itibaren arıza tespit çalışmalarına başladı. Ulaşımı kapalı ve zor bölgelerde hat, yol ve envanter kontrolleri 2 adet drone ile havadan gerçekleştirildi. Drone destekli bu çalışmalar sayesinde arıza ve hasar tespit süreçleri hızlandırılarak ekipler doğru noktalara yönlendirildi. Yapılan ön tespitlerde 65 adet direğin hasar gördüğü, yaklaşık 180 noktada iletken kopması meydana geldiği belirlendi. Afet süresince sahada 274 saha personeli ve 91 araç, 2 drone ve 5 jeneratörle görev yaparken; çalışmalara ayrıca 138 yüklenici personeli, 46 araç ve 24 iş makinesiyle destek verildi. Enerji arzının yeniden sağlanması için çalışma Toroslar EDAŞ ekiplerinin müdahaleleri sonucu dün saat 18.00 itibarıyla afet kaynaklı 28 adet Yüksek Gerilim (YG) arızası 3’e düşürülürken, ekipler ağırlıklı olarak Alçak Gerilim (AG) şebekelerinde meydana gelen hasarların giderilmesine odaklandı. Sahada yürütülen tüm çalışmalarda buz yükü ve kuvvetli rüzgâr kaynaklı ikincil hasar riskleri dikkate alınarak; hat ve yaklaşım güvenliği, personel ve yüklenici ekiplerin iş sağlığı ve güvenliği ile zorlu koşullarda yerleşim yerlerine güvenli ulaşım konularında azami hassasiyet gösterildi. Enerjisa Dağıtım Şirketleri’nin Ayedaş ve Başkent EDAŞ ile birlikte elektrik dağıtımındaki 3 şirketinden biri olan Toroslar EDAŞ’ın, olumsuz hava ve saha şartlarına rağmen afet nedeniyle oluşan kesintilerin en kısa sürede giderilmesi ve tüm abonelere enerji arz sürekliliğinin sağlanması amacıyla çalışmalarına devam ettiği belirtildi.
02 Ocak 2026 Cuma - 13:03
İzmir Büyükşehir’den otopark ücretlerine rekor artış
İzmir Büyükşehir Belediyesi iştiraki İZELMAN A.Ş., bünyesindeki açık, kapalı ve yol kenarı otoparklarında 1 Ocak 2026 itibarıyla geçerli olacak yeni ücret tarifesini devreye aldı. 2025 yılı boyunca zam yapmayarak 2024 tarifesini uygulayan kurum, artan maliyetlerin ardından yeni yılda otopark ücretlerine türüne ve süresine göre yüzde 185 ile yüzde 250 oranlarında değişen artışlar yaptı.
02 Ocak 2026 Cuma - 13:02
Başkent EDAŞ zorlu kış şartlarında 7/24 sahada mücadele ediyor
Başkent EDAŞ, Batı Karadeniz’de etkisini artıran yoğun kar yağışının yol açtığı zorlu koşullara rağmen, güçlü saha organizasyonu ve ileri teknoloji desteğiyle enerji arzının kesintisiz şekilde devam etmesi için sahada 7/24 çalışmalarını sürdürüyor. Batı Karadeniz’de etkisini artıran yoğun kar yağışı ve fırtına, günlük yaşamı ve ulaşımı yer yer olumsuz etkilerken, Başkent Elektrik Dağıtım AŞ (Başkent EDAŞ) Zonguldak, Karabük, Kastamonu ve Bartın genelinde enerji arzının kesintisiz sağlanması için sahada 7/24 görev yapıyor. Yapılan açıklamaya göre, yıl boyunca yürütülen bakım çalışmaları ve şebeke yenileme yatırımlarıyla altyapısını kış koşullarına karşı güçlendiren şirket, meteorolojik uyarıların ardından ekiplerini hızla sahaya yönlendirdi. Bölgede 994 saha çalışanı, 462 araç ve 14 drone ile arızalara anında müdahale ediliyor. Kar yağışının yoğun olduğu bölgelerde ekipler, merkez ve köylerdeki trafolara yeniden enerji verebilmek için 24 saat esasına göre çalışıyor. Dondurucu soğuklara rağmen metrelerce yükseklikteki direklerde bakım ve onarım yapan ekipler, hatlardaki arızaları kısa sürede gideriyor. Zorlu arazide koordineli çalışma Ormanlık ve yüksek rakımlı alanlarda kar kalınlığının yer yer 1,5 metreyi aşması sahaya erişimi zorlaştırırken; ağaç devrilmeleri, buz yükü ve iletken sarkmaları gibi arızalar yaşanıyor. Araçla ulaşılamayan noktalara yaya olarak ilerleyen ekipler, enerji arzının devamı için yoğun çaba harcıyor. Kritik bölgelerde drone destekli hat kontrolleriyle arızalar hızla tespit edilirken, vinç ve iş makineleri de hazır bekletiliyor. Şirket, kar ve don kaynaklı arızaların giderilmesi sürecinde valilikler, belediyeler, emniyet ve sağlık kuruluşlarıyla koordinasyon içinde çalışıyor. Hastaneler, içme suyu tesisleri, iletişim altyapıları ve stratejik noktalar öncelikli olarak takip ediliyor. Şirket, vatandaşların can ve mal güvenliği açısından şebekede olağan dışı bir durumla karşılaşılması halinde 186 Çağrı Merkezi’ne bildirim yapılması çağrısında bulunuyor. Enerjisa Dağıtım Şirketleri bünyesinde Ayedaş ve Toroslar EDAŞ ile birlikte elektrik dağıtım faaliyetlerini yürüten üç şirketten biri olan Başkent EDAŞ, Batı Karadeniz’in tüm ilçelerinde kış koşullarına rağmen enerji arzının güvenli ve kesintisiz sağlanması için çalışmalarını sürdürüyor.
02 Ocak 2026 Cuma - 12:54
Büyükşehir’den Uludağ’da güvenli ve ucuz otopark hizmeti
Bursa Büyükşehir Belediyesi, kış turizminin önemli merkezlerinden biri olan Uludağ’da vatandaşların güvenli, düzenli ve erişilebilir fiyatlarla otopark hizmeti alabilmesi için tüm hazırlıklarını tamamladı. Türkiye’nin en önemli kış turizmi merkezlerinden olan Uludağ’ın eski günlerine tekrar kavuşması için çalışmalarını sürdüren Bursa Büyükşehir Belediyesi, özellikle kayak sezonunda yaşanan parklanma sorununu çözüme kavuşturmak için çalışmalarını sürdürüyor. Büyükşehir Belediyesi iştiraklerinden BURULAŞ, geçmiş yıllarda başarıyla işlettiği ve yüzlerce aracın aynı anda güvenli ve düzenli biçimde parklandığı Uludağ’daki otopark alanlarını hazırladı. Güçlü altyapısı ve deneyimli personeliyle bu yıl da hizmet verecek olan BURULAŞ, kış sezonu boyunca otoparklarında sabah 08.00 ile gece 00.00 arasında hizmet sunacak. Zorlu kış şartlarına tam uygun ve yeterli kapasitede iş makineleri de 24 saat boyunca ihtiyaç halinde vatandaşlara hizmet verecek. Ayrıca BURULAŞ, BURPARK otoparklarında uygulanacak ücret politikasını, Uludağ bölgesindeki mevcut otopark fiyatlarının yaklaşık üçte biri seviyesinde tutacak. Böylece hem güvenli ve profesyonel bir park hizmeti sunacak olan BURULAŞ, vatandaşların bütçesini korumaya da öncelik verecek. Fiyatlar, gün boyu otomobiller için 350 TL, minibüsler için 460 TL, otobüsler için ise 520 TL olarak belirlendi.
02 Ocak 2026 Cuma - 12:37
Tarımda Yenilenebilir Enerjinin Geleceği ve Çözüm Önerileri
CW Enerji, yenilenebilir enerji alanındaki güçlü bilgi birikimi ve teknolojik altyapısını tarım sektörüyle buluşturdu. Antalya İl Tarım ve Orman Müdürlüğü iş birliğiyle CW Enerji ev sahipliğinde düzenlenen "Yenilenebilir Enerjinin Geleceği ve Tarımda Kullanım Olanakları" başlıklı çalıştayda, güneş enerjisinin tarımsal üretimde sunduğu fırsatlar kapsamlı şekilde ele alındı. Kamu, akademi ve sektör temsilcilerini bir araya getiren etkinlik, tarımda sürdürülebilirlik ve enerji verimliliği odağında önemli bir bilgi paylaşım platformu sundu. Program, katılımcıların CW Enerji/ısı showroom alanı ile SolarCell ve alüminyum üretim hatlarını kapsayan tesis gezileriyle başladı. Üretim süreçlerini yakından inceleme fırsatı bulan katılımcılar, yerli, inovatif enerji teknolojileri hakkında detaylı bilgi aldı. Etkinliğin açılışında bir konuşma yapan CW Enerji Yönetim Kurulu Başkanı Tarık Sarvan, yenilenebilir enerji alanındaki güçlü bilgi birikimi ve teknolojik altyapılarını tarım sektörüyle buluşturmaya devam ettiklerini söyledi. Tarım sektörüne yönelik geliştirdikleri sistemleriyle de fark oluşturduklarına dikkat çeken Sarvan, "Güneş enerjisi tarım sektörü için stratejik bir değer taşıyor. Biz de geliştirdiğimiz sistemlerle tarımda verimlilik artışı ve çiftçilerin enerji maliyetlerinin azaltılmasını hedefliyoruz. CW Enerji olarak, ürettiğimiz ürünlerle tarım ekosistemine de katma değer sağlamayı amaçlıyoruz. Tarımsal üretimde enerji maliyetlerinin düşürülmesi, verimliliğin artırılması ve çevresel etkilerin azaltılması, sürdürülebilir gelecek vizyonumuzun temel unsurları arasında yer alıyor. Bu doğrultuda geliştirdiğimiz çözümlerle; sulama sistemlerinden seracılığa, depolama alanlarından tarımsal işletmelere kadar geniş bir ölçekte güneş enerjisinin etkin kullanımını destekliyoruz" dedi. AR-GE ve üretim güçleri sayesinde tarım odaklı uygulamaları hayata geçirdiklerini ifade eden Sarvan, şunları kaydetti: "Tarıma yönelik sistemlerimizle çiftçilerimizin enerjiye daha erişilebilir ve sürdürülebilir şekilde ulaşmasını sağlıyoruz. Tarım alanlarında enerji bağımsızlığını güçlendiren projelerimizle hem üreticilerimizin rekabet gücünü artırıyor hem de ülkemizin yeşil dönüşüm hedeflerine katkıda bulunuyoruz. Güneş enerjisinin tarımda yalnızca bir enerji kaynağı değil; aynı zamanda ekonomik, çevresel ve sosyal bir değer oluşturduğumuza da inanıyoruz. Bugün burada gerçekleştirdiğimiz bu buluşmayı, bilgi paylaşımını güçlendiren ve tarımda yenilenebilir enerji farkındalığını artıran önemli bir adım olarak görüyoruz. CW Enerji olarak, bundan sonra da tarım sektörüyle birlikte hareket ederek sürdürülebilir üretim modellerinin yaygınlaşmasına öncülük etmeye devam edeceğiz." Uzman akademisyenlerden tarımda güneş enerjisi ve teknoloji odaklı sunumlar Program kapsamında Türkiye’nin güneş enerjisi potansiyeli, enerji depolama sistemleri, fotovoltaik panellerin tarımda kullanımı, solar sulama çözümleri, sera uygulamaları, ısı pompası sistemleri, off-grid tarımsal çözümler ve tarımda dijital dönüşüm başlıklarında uzman akademisyenler ve CW Enerji yöneticileri tarafından sunumlar gerçekleştirildi. Akdeniz Üniversitesi ve ODTÜ GÜNAM’dan akademisyenlerin de katılım sağladığı seminerde, güneş enerjisinin tarımsal üretimde iklimlendirme, sulama ve enerji bağımsızlığı gibi alanlarda sağladığı avantajlar paylaşıldı. CW Enerji yetkilileri, tarım sektöründe yenilenebilir enerji kullanımının yaygınlaştırılmasının hem üreticilerin rekabet gücünü artıracağını hem de çevresel etkilerin azaltılmasına katkı sağlayacağını vurguladı. Ayrıca bu etkinlikte, Türkiye’de fotovoltaik enerji sistemlerin tarımsal uygulamalara entegrasyonu için mevzuat altyapısının oluşturulmasına yönelik ortak çalışmaların da tohumları ekildi. Etkinlik, katılımcılar arasında gerçekleşen değerlendirmelerle sona erdi.
02 Ocak 2026 Cuma - 12:23
Fiba Commercial Properties’ten Moldova’ya stratejik yatırım
Fiba Commercial Properties (Fiba CP) ve Summa iş birliğiyle Moldova’nın başkenti Kişinev’de, iki uluslararası otel markası ve yeni nesil sağlık altyapısını bir araya getiren 40 milyon euroluk karma kullanım projesinin temeli atıldı. Marriott Moxy, Residence Inn by Marriott ve Medpark City Clinic’i kapsayan proje, Kişinev’i bölgesel ölçekte iş ve sağlık turizminin yeni merkezlerinden biri haline getirmeyi hedefliyor. Fiba Commercial Properties ve Summa iş birliğiyle, Moldova’nın başkenti Kişinev’de uluslararası standartlarda iki otel ve yeni nesil sağlık altyapısını kapsayan karma kullanım projesinin temel atma töreni gerçekleştirildi. Marriott International bünyesindeki Moxy Hotels ve Residence Inn by Marriott markalarını aynı projede buluşturan bu yatırım, Kişinev’i bölgesel ölçekte iş ve sağlık turizmi merkezi haline getirmeyi hedefliyor. Proje kapsamında ayrıca, yeni nesil sağlık hizmetleri sunacak Medpark City Clinic de yer alacak. Uluslararası markalar, yeni nesil konseptler Projede yer alan Moxy Hotels, genç ve dinamik yaşam tarzına hitap eden modern tasarımı ve teknoloji odaklı hizmet anlayışıyla öne çıkarken; Residence Inn by Marriott, uzun süreli konaklama ihtiyacına yönelik yeni bir konsepti Moldova pazarına taşıyacak. Kompleksin bir diğer önemli bileşeni olan Medpark City Clinic, Moldova’da JCI (Joint Commission International) akreditasyonuna sahip özel hastane olan Medpark International Hospital’ın altyapısıyla entegre çalışacak. Klinik; ileri tıp teknolojileri, uluslararası standartlar ve sertifikalı uzman kadrosuyla sağlık turizmine de katkı sağlamayı hedefliyor. Bölgesel etki ve uzun vadeli değer Toplam 40 milyon euro yatırım bedeline sahip olan projenin, 2028 yılının ilk yarısında tamamlanarak faaliyete geçmesi planlanıyor. Proje, Moldova’nın uluslararası yatırım cazibesini güçlendirirken; turizm, sağlık ve gayrimenkul alanlarında bölgesel ölçekte katma değer oluşturmayı amaçlıyor. Fiba Commercial Properties, uluslararası portföyü ve geliştirdiği yüksek nitelikli projelerle, faaliyet gösterdiği pazarlarda sürdürülebilir büyüme, uzun vadeli değer üretimi ve küresel standartlarda varlık yönetimi yaklaşımını kararlılıkla sürdürmeye devam ediyor. Özyeğin: "Moldova’nın potansiyeline güveniyoruz" Törende konuşan Fiba Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Murat Özyeğin, "Fiba Grubu olarak faaliyet gösterdiğimiz sektörlerde yurt içi ve yurt dışındaki fırsatları değerlendirerek yatırımlarımızla derinleşmeyi önemsiyoruz. Gayrimenkul sektöründe Moldova Cumhuriyeti ve bu bölge önemli bir potansiyele sahip. Yatırımlarımızla hem grubumuza hem de ülkeye uzun vadeli katkı sunacağız. Bu projeyle birlikte, dünya standartlarında iki oteli ve örnek teşkil edecek bir sağlık kliniğini Moldova’ya kazandıracağımız için mutluyuz" dedi. Kahraman: "Fiba CP’yi, uluslararası başarılarıyla global ölçekte örnek bir markaya dönüştürmek için çalışıyoruz" Fiba Commercial Properties’in (Fiba CP) hem Türkiye’de hem de yurt dışında yenilikçi projelere imza atarak sektörde fark oluşturmaya devam ettiğini belirten Fiba CP CEO’su ve Yönetim Kurulu Üyesi Yurdaer Kahraman, "Fiba CP’yi, uluslararası başarılarıyla global ölçekte örnek bir markaya dönüştürme hedefiyle çıktığımız bu yolda önemli adımlar atıyoruz. Türkiye’nin yanı sıra Moldova, Romanya, Kosova ve Çin’de; alışveriş merkezlerinden rezidanslara, otellerden ofislere uzanan geniş bir yelpazede faaliyet gösteriyoruz. Moldova’da da bu kapsamda hayata geçirdiğimiz önemli yatırımlarımızdan birinin temel atma törenini gerçekleştirmiş bulunuyoruz. Marriott Moxy (kısa süreli konaklama), Marriott Residence Inn (uzun süreli konaklama) ve Medpark Tıp Merkezi’ni kapsayan 18 bin 500 metrekarelik karma kullanım projesinin temelini attık. Projenin toplam inşaat alanı; personel yemekhaneleri, catering hizmet alanı, depolama alanı ve teknik hacimler de dahil olmak üzere yaklaşık 23 bin 500 metrekare. Bu projeyle, uluslararası standartlarda sağlık ve konaklama çözümleri sunarak bölgede önemli bir ihtiyaca yanıt vermeyi hedefliyoruz. Uzun yıllardır güvenle iş birliği yaptığımız SUMMA Grubu ile birlikte yürüttüğümüz bu yatırım, yalnızca ticari bir proje olmanın ötesinde; sosyal, kültürel ve kentsel gelişimi destekleyen, bütüncül yaşam alanları oluşturma vizyonumuzun da somut bir yansımasıdır" dedi. Bora: "Moldova’nın kalkınmasına katkı sağlıyoruz" Moldova Cumhuriyeti’nin kalkınmasına ve refahına gerçek anlamda katkı sağladıklarına dikkat çeken Summa Yönetim Kurulu Başkanı Selim Bora, "Bugün itibarıyla ortaklarımızla birlikte, istikrarlı ve uyumlu koşullarda yaşayan ve çalışan bin 250 kişilik bir ekibimiz var. Bu bizim için çok büyük bir değer. Bu sayıyı artırmayı hedefliyoruz. Fiba Grubu ile birlikte, yakın gelecekte hayata geçirilecek projeleri uygulamak üzere son derece adanmış bir ekip oluşturduk. 1995’den beri yatırım ve inşaat alanında Moldova’nın en önemli aktörlerinden biri olarak yeni bir projeye başlamanın heyecanını yaşıyoruz. En kısa sürede hayata geçirmemiz gereken büyük bir proje bizi bekliyor. Ortaklarımızla birlikte bu ülkenin gelişimine katkı sunmaktan gurur duyuyoruz" dedi.
02 Ocak 2026 Cuma - 12:18
İstanbul’da Aralık ayında en çok antiseptik ürünler pahalandı
İstanbul’da Aralık ayında en fazla artış yüzde 51,95 ile antiseptik ürün ücretlerinde oldu. Uçak bileti ise yüzde 28,52 gerileme göstererek fiyatı en fazla azalan ürün oldu. İstanbul Ticaret Odası (İTO), piyasaların şeffaflığını sağlamak ve kamuoyunu bilgilendirmek amacıyla geçen 2025 Aralık ayında İstanbul’da perakende fiyatı en fazla artan ve azalan ürünleri oranlarıyla birlikte açıkladı. Bir önceki aya göre indekste yer alan 336 adet ana üründen 186 adet ürünün fiyatında artış izlenirken, 59 adet ürünün fiyatında azalış görüldü. Aralık ayında diğer sağlık ürünleri yüzde 51,95 arttı 2025 Aralık ayında sağlık harcamaları grubunda yer alan diğer sağlık ürünleri (antiseptik ürünler) fiyatı yüzde 51,95 ile fiyatı en fazla artış gösteren ürün oldu. Fiyatında artış yaşanan diğer ürünlerin bazıları; gıda ve alkolsüz içecekler grubunda yer alan taze fasulye yüzde 46,57, salatalık yüzde 40,17, üzüm yüzde 25,52, patlıcan yüzde 18,82, dana eti yüzde 10,81, kabak yüzde 10,50, çeşitli mal ve hizmetler grubunda yer alan çocuk bezi yüzde 9,30, gıda ve alkolsüz içecekler grubunda yer alan fındık ezmesi yüzde 8,35, kuru soğan yüzde 7,72, eğlence ve kültür grubunda yer alan oyuncak yüzde 6,25, gıda ve alkolsüz içecekler grubunda yer alan patates yüzde 6,18, çeşitli mal ve hizmetler grubunda yer alan altın mücevherat yüzde 5,74, gıda ve alkolsüz içecekler grubunda yer alan margarin yüzde 5,74, eğlence ve kültür grubunda yer alan bilgisayar ekipmanları yüzde 5,56, gıda ve alkolsüz içecekler grubunda yer alan konserve mısır yüzde 5,50 oldu. Aralık ayında uçak bileti fiyatları yüzde 28,52 ucuzladı 2025 Aralık ayında ulaştırma harcamaları grubunda yer alan uçak bileti fiyatları fiyatı yüzde 28,52 gerileme göstererek fiyatı en fazla azalan ürün oldu. Fiyatında azalış izlenen diğer ürünlerin bazıları; gıda ve alkolsüz içecekler grubunda yer alan karnabahar yüzde 24,94, portakal yüzde 20,01, pırasa yüzde 18,63, limon yüzde 17,23, kıvırcık salata yüzde 15,90, çarliston biber yüzde 11,48, sivri biber yüzde 10,52, dolmalık biber yüzde 6,80, ıspanak yüzde 6,54, şehirlerarası otobüs bilet ücreti yüzde 6,46, muz yüzde 5,35, benzin yüzde 4,61, çocuk pantolon yüzde 3,40, havuç yüzde 3,38, yumurta yüzde 2,83, erkek bot 2,76 oldu.
02 Ocak 2026 Cuma - 11:58
Karsan yeni nesil teknolojileri ile Las Vegas sahnesine çıkmaya hazırlanıyor
Yeni nesil toplu ulaşımda dünyanın teknoloji odaklı mobilite markası olan Karsan, teknoloji dünyasının önde gelen fuar organizasyonlarından CES 2026’ya katılmaya hazırlanıyor. Fuarda Karsan AI (Autonomous Intelligence) vizyonu dünyaya tanıtılacak. "Mobilitenin Geleceğinde Bir Adım Önde" olma vizyonuyla dünyada toplu taşımanın dönüşümünde önemli rol oynayan Karsan, teknoloji dünyasının en son yeniliklerinin ve trendlerinin sergilendiği Consumer Electronics Show (Tüketici Elektroniği Fuarı - CES) 2026’ya çıkartma yapmaya hazırlanıyor. Karsan, Amerika Birleşik Devletleri’nin Las Vegas şehrinde 6-9 Ocak 2026 tarihleri arasında düzenlenecek olan fuarda, yeni nesil otonom modellerinin sahada kanıtlanmış deneyimleri ile Karsan AI (Autonomous Intelligence) vizyonunu dünyaya tanıtacak. "Karsan global ölçekte mobilitenin geleceğini şekillendiriyor" Şirket için, otonom vizyonunu, sahada kanıtlanmış teknolojik yetkinliğini ve küresel mobilite yaklaşımını dünyaya aktardığı stratejik bir platform olan fuar, yenilikçi Karsan AI (Autonomous Intelligence) vizyonunun dünyaya tanıtımına ev sahipliği yapacak. Şirketin "Electric Evolution" yolculuğunda geldiği noktayı bir adım ileri taşıyan Karsan AI, akıllı mobilite çağını temsil eden bütünsel bir yaklaşımı ifade ediyor. Karsan AI’yi, algılayan, anlık karar veren ve sürekli öğrenen bir mobilite zekâsı olarak konumlandırdıklarını söyleyen Karsan CEO’su Okan Baş, "Sektörün geleceği yalnızca elektrikli değil, aynı zamanda akıllı. Bu yaklaşım, şirketimizin yalnızca sıfır emisyonlu araçlar üretmekle yetinmeyip, otonom ve akıllı ulaşım çözümleriyle şehirlerin geleceğini tasarlama vizyonunu ortaya koyuyor. Şirket olarak otonomdaki başarımızın sırrı güçlü iş birlikleri ve uçtan uca çözüm yaklaşımımız" dedi. CES yenilikçi Karsan teknolojileri için küresel bir vitrin CES’e katılımın global marka olma yolunda güçlü ve stratejik bir teknoloji hamlesi olduğunu vurgulayan Okan Baş, "CES 2026 ile dünyanın dört bir yanından gelen ziyaretçilere, Karsan AI ile mobiliteye yaklaşım felsefemizi aktarmış olacağız. Fuar bizim için, markamızın yeteneklerini teknoloji dünyasının kalbinde konumlayan küresel bir vitrin anlamını taşıyor. Burada biz, Karsan AI felsefemizi insanlara anlatırken, CES’teki alanımızı adeta bir vitrin gibi kullanmayı hedefliyoruz" diye konuştu.
02 Ocak 2026 Cuma - 11:42
BTSO’nun UR-GE gücü Bursa’yı küresel pazarlara taşıyor
Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO), Ticaret Bakanlığı destekleriyle yürüttüğü Uluslararası Rekabetçiliğin Geliştirilmesi (UR-GE) ve Hizmet Sektörü Rekabet Gücünün Artırılması (HİSER) projeleriyle Bursa iş dünyasının ihracat kapasitesini istikrarlı bir şekilde güçlendiriyor. BTSO’nun öncülüğünde hayata geçirilen projeler, firmaların küresel pazarlara daha planlı, sürdürülebilir ve rekabetçi bir yapıyla açılmasını sağlayan güçlü bir kümelenme modeli sunuyor. BTSO, Türkiye genelinde UR-GE projeleri yürüten 98 kurum arasında, bugüne kadar hayata geçirdiği 48 UR-GE projesiyle lider konumda bulunuyor. Bu projelerin 31’i başarıyla tamamlanırken, 17 UR-GE projesi aktif olarak devam ediyor. UR-GE ve HİSER projeleri kapsamında bugüne kadar yaklaşık bin 700 firma ortak hedefler doğrultusunda bir araya gelerek ihracat yetkinliklerini geliştirdi. Kümelenme yaklaşımıyla yürütülen çalışmalar sayesinde firmalar, uluslararası pazarlara bireysel çabaların ötesinde, birlikte hareket etmenin avantajlarını kullanarak açıldı. UR-GE projelerinde yer alan firmaların ihracat performanslarının Türkiye ortalamasının üzerinde seyretmesi, bu modelin sahadaki başarısını da ortaya koydu. Bursa iş dünyası küresel pazarlarda Projeler kapsamında firmalara yüzde 75’e varan devlet destekleriyle yurt dışı pazarlama faaliyetleri, alım heyeti organizasyonları, uluslararası fuar katılımları ile eğitim ve danışmanlık hizmetleri sunuldu. Bugüne kadar gerçekleştirilen 114 yurt dışı pazarlama faaliyetiyle Bursa’nın üretim gücü dünyanın dört bir yanındaki stratejik pazarlara taşınırken, 35 farklı ülkeye yapılan ziyaretlerle Bursa sanayisi küresel ticaret ağlarına entegre edildi. UR-GE projeleri kapsamında bugüne kadar 83 alım heyeti organizasyonuyla binlerce yabancı alıcı Bursa’da firmalarla birebir iş görüşmelerinde buluşturuldu. UR-GE projeleri yalnızca saha faaliyetleriyle sınırlı kalmadı; ihracat yetkinliklerini artırmaya yönelik 155 teknik eğitim ve kurumsallaşma odaklı 70 stratejik danışmanlık çalışmasıyla firmaların dönüşüm süreci desteklendi. BTSO’dan en iyi uygulama örnekleri BTSO’nun UR-GE ve HİSER projelerinde ortaya koyduğu proje kalitesi, ulusal ve uluslararası düzeyde de takdir gördü. Tekstil, bebe-çocuk konfeksiyonu, otomotiv yan sanayi ve sağlık sektörlerinde yürütülen projeler Ticaret Bakanlığı tarafından "Türkiye’nin En İyi Uygulama Örnekleri" arasında gösterildi. Ayrıca JUNIOKIDS kümelenmesi, Avrupa Kümelenme Mükemmelliği Bronz Marka Sertifikası’nı alarak yönetim ve organizasyon kabiliyetini uluslararası alanda tescilledi. Sanayiden hizmet sektörüne kadar geniş bir yelpazede yürütülen UR-GE ve HİSER projeleri; makine ve otomasyondan tekstil ve konfeksiyona, otomotiv ve savunma sanayisinden gıda, sağlık, turizm, mobilya ve inşaat sektörlerine kadar birçok alanda Bursa iş dünyasının küresel rekabet gücünü artıran bir yapı oluşturdu. 2025 yılında da yoğun dış ticaret trafiği BTSO, 2025 yılında da bu birikimi sahaya yansıtan yoğun bir performans sergiledi. Yıl içerisinde 21 yurt dışı pazarlama faaliyeti ve 10 alım heyeti organizasyonu gerçekleştirildi. Japonya, Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Cezayir ve Gana gibi stratejik pazarlarda düzenlenen programlar kapsamında Bursalı firmalar; Tokyo, Londra, Dubai, Riyad, Chicago, Los Angeles ve Akra gibi küresel ticaret merkezlerinde yeni iş bağlantıları kurma imkânı buldu. 2025 yılı faaliyetleri, firmaların pazar çeşitliliğini artırırken ihracat ağlarını da daha güçlü ve sürdürülebilir hale getirdi. Bursa yerli ve milli üretim kapasitesiyle gücünü artıracak BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, küresel ölçekte yaşanan belirsizliklerin üretim ve ihracat kapasiteleri üzerindeki baskıyı artırdığını belirterek, bu sürecin firmaları daha katma değerli üretime ve yeni pazarlara yönelttiğini söyledi. Dünya ticaretinde rekabetin her geçen gün daha da yoğunlaştığını ifade eden Burkay, bu ortamda güçlü bir ihracat performansının ancak doğru stratejiler ve ortak hareket kabiliyetiyle mümkün olduğunu vurguladı. UR-GE projelerinin bu dönüşüm sürecinde firmalar için önemli bir kaldıraç görevi üstlendiğini kaydeden Burkay, "Ticaret Bakanlığımızın destekleriyle bugüne kadar hayata geçirdiğimiz 48 UR-GE projesi, firmalarımızın küresel pazarlara açılmasını sağlarken, yerli ve milli üretim kabiliyetimizi uluslararası arenada daha görünür hale getiriyor. Kümelenme modeliyle oluşturduğumuz bu yapı, firmalarımızın bilgi, deneyim ve ihracat vizyonunu ortak bir zeminde buluşturuyor" dedi. "Yeni UR-GE projelerimizle sektörlerimize destek vermeyi sürdüreceğiz" BTSO olarak firmaları birlikte hareket eden güçlü bir yapı içinde desteklediklerini ifade eden Burkay, bu yaklaşımın küresel rekabette kalıcı başarı sağladığını belirterek, "UR-GE projeleriyle üyelerimizin üretim gücünü, katma değerli üretim anlayışını ve ihracat potansiyelini dünya pazarlarına taşıyoruz. Bu süreçte başta Ticaret Bakanlığımız olmak üzere katkı sunan tüm paydaşlarımıza teşekkür ediyorum" diye konuştu. Sektörlerin ihtiyaç ve talepleri doğrultusunda yeni UR-GE projelerini hayata geçirmeye devam edeceklerini kaydeden Burkay, "Amacımız, Bursa iş dünyasının dünya pazarlarında çok daha güçlü, etkin ve sürdürülebilir bir konumda yer almasını sağlamak. BTSO olarak, üyelerimizin küresel ticarette rekabet gücünü artıracak her türlü çalışmayı kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.
02 Ocak 2026 Cuma - 11:38
Hepsiburada, Türkiye’nin 2025 alışveriş tercihlerini açıkladı
E-ticaret platformu Hepsiburada, 2025 yılı boyunca platformunda gerçekleşen milyonlarca siparişi analiz ederek Türkiye’deki alışveriş alışkanlıklarına ilişkin verileri paylaştı. Açıklanan veriler, kullanıcıların alışveriş tercihlerinde teknolojinin güçlü konumunu koruduğunu gösterdi. Hepsiburada, 2025 yılı boyunca platformunda verilen milyonlarca siparişi inceleyerek Türkiye’deki alışveriş alışkanlıklarına dair kapsamlı veriler paylaştı. Yıl boyunca teknoloji kategorisinde cep telefonu, tablet ve oyun konsolu en çok ilgi gören ürünler arasında yer aldı. Küçük ev aletleri kategorisinde robot süpürge, espresso makinesi ve halı yıkama makineleri öne çıktı. Giyim kategorisinde blazer ceket, gömlek ve çorap yıl boyunca tüketicilerin en çok tercih ettiği ürün grupları arasında yer aldı. Kozmetik kategorisinde ise nemlendirici krem, maskara ve güneş kremi 2025’in öne çıkan ürünleri oldu. Kullanıcıların platformdaki arama davranışları incelendiğinde; klima, tablet, cep telefonu, robot süpürge, televizyon ve erkek spor ayakkabı yıl boyunca en çok arananlar arasında yer aldı. E-ticaret platformunda verilen siparişlerin yüzde 82’si iş ortakları tarafından karşılandı. Küçük ev aletlerinde yeni gözde: Halı yıkama makinesi Hayatı kolaylaştıran çözümler sunan küçük ev aletleri, 2025 yılında da kullanıcıların alışveriş listelerinde üst sıralardaki yerini korudu. Bu kategorinin favori ürünleri olan robot süpürgeler ve espresso makineleri geçtiğimiz yıllardaki popülaritesini sürdürürken, bu yılın dikkat çeken çıkışını halı yıkama makineleri yaptı. Tüketicilerin ev bakımına yönelik artan ilgisiyle birlikte halı yıkama makineleri, kategorinin en çok tercih edilen yeni ürünlerinden biri olarak öne çıktı. Teknolojide liderlik cep telefonunda 2025 yılı boyunca teknoloji, kullanıcıların en çok yöneldiği kategorilerden biri oldu. Yıl genelinde teknoloji alışverişlerinde cep telefonu, tablet ve oyun konsolu ürün grupları öne çıktı. Bu tabloya bakıldığında, kullanıcıların bu kategorideki tercihlerini hem günlük kullanım hem de eğlence ve çalışma ihtiyaçlarına yönelik ürünlerde yoğunlaştırdığı görüldü. Moda ve kozmetikte günlük tercihler öne çıktı 2025 yılı boyunca Hepsiburada’da giyim ve kozmetik kategorileri kullanıcıların alışverişlerinde öne çıkan alanlar arasında yer aldı. Geçen yıl rahatlık odaklı tercihler belirleyici olurken, bu yıl formal giyim ürünlerine olan ilginin arttığı görüldü. Giyim kategorisinde blazer ceket, gömlek ve çorap gibi ürünler yıl boyunca yüksek talep gördü. Kozmetik kategorisinde ise kullanıcı tercihlerinin ağırlıklı olarak günlük bakım rutinlerinde kullanılan ürünlerde yoğunlaştığı gözlemlendi. Nemlendirici krem, maskara ve güneş kremi en çok tercih edilen ürünler arasında yer aldı. Geçtiğimiz yıl ile kıyaslandığında, güneş kremleri popülerliğini korurken; maskara ve nemlendirici kremler tüketicilerin öne çıkan yeni ilgi alanları oldu. Türkiye’nin 2025 alışveriş alışkanlıkları Yıl genelinde platform üzerinden en fazla alışveriş yapan iller, üç büyük ilin ardından Bursa, Kocaeli ve Antalya oldu. Satış performansı açısından bakıldığında ise yine üç büyük il dışında Kocaeli, Çorum ve Bursa yıl boyunca en yüksek satış hacmine ulaşan şehirler olarak dikkat çekti. 2025 yılı boyunca Hepsiburada’da sipariş hacminin belirli dönemlerde yoğunlaştığı görüldü. En yüksek sipariş hacmi Kasım ayında gerçekleşirken, bu ayı Ekim ve Eylül izledi. Kullanıcıların alışverişlerini ağırlıklı olarak 20.00-23.00 saatleri arasında gerçekleştirdiği görüldü. Yıl boyunca en çok sipariş verilen gün 11.11 olurken, yıl ortalamasında siparişlerin en yoğun olduğu gün pazartesi oldu. 2025 yılının ilk siparişi İstanbul’dan verilirken sipariş edilen ürün kadın cüzdanı oldu. Premium üyeler alışveriş hacminin merkezinde E-ticaret platformunun ekosisteminin merkezinde yer alan premium üyeler, 2025 yılındaki tüm siparişlerin yüzde 70’ine imza atarak platformun itici gücü oldu. Diğer kullanıcılara kıyasla yüzde 68 daha sık alışveriş yapan Premium kullanıcıları ayrıca yıl boyunca toplamda 4 milyar TL’nin üzerinde tasarruf etti. Premium’luların favori kategorileri ise sağlık ve güzellik, giyim ve temel tüketim olarak ön plana çıktı. HepsiJET: Türkiye’nin dört bir yanında kesintisiz operasyon HepsiJET, 2025 yılı boyunca yaklaşık 120 milyon kargoyu sahiplerine ulaştırdı. Hız kesmeden devam eden operasyonda, bir günde en fazla 735 bin sipariş teslim edilirken; yılın en hızlı teslimatı ise sadece 39 dakikada tamamlandı.
02 Ocak 2026 Cuma - 11:16
"Türkiye’nin dijital geleceğini, güçlü fiber altyapı ve 5G odaklı yerli teknolojilerle bugünden inşa ediyoruz"
Türk Telekom, 2025 yılını güçlü altyapı yatırımları, öncü 5G çalışmaları ve teknoloji üretme vizyonuyla tamamlarken, 2026’yı 5G ile iletişimde dönüşümün yılı haline getirmek üzere stratejik adımlarını kararlılıkla sürdürüyor. Türk Telekom, Türkiye’nin her köşesini yeni nesil altyapılarla birbirine bağlarken, yerli ve milli ürün ve projeler geliştirmeyi sürdürüyor. Yeni yıla girerken değerlendirmelerde bulunan Türk Telekom CEO’su Ebubekir Şahin, 2025 yılını güçlü altyapı yatırımları ile tamamladıklarını, 2026’yı ise 5G ile iletişimde dönüşümün yılı yapma vizyonuyla hareket edeceklerini belirterek şu açıklamada bulundu: "Ülkemizin her köşesini fiberle birbirine bağlayarak dijital geleceği bugünden inşa ediyoruz" "Şirket olarak köklü geçmişimizden aldığımız güçle Türkiye’nin dijital dönüşümüne yön verirken, teknoloji üreten ve ihraç eden bir Türkiye hedefiyle milli kalkınmanın lokomotifi olmayı sürdürüyoruz. 2025 yılı, ülkemizin dijital geleceği açısından kritik eşiklerin aşıldığı bir yıl olurken; ağustos ayında, 2026 yılı Şubat ayında dolacak olan sabit hizmetler imtiyazımızın 2050 yılına kadar uzatılmasıyla stratejik bir adım attık. Bu tarihi imza, Türkiye’nin dijital dönüşümünü tamamlama hedefimiz doğrultusunda en büyük güvencemizdir. Bu kapsamda, 2030 yılına kadar fiber erişimimizi 37 milyon haneye, fiber abone sayımızı 17 milyona yükseltmeyi ve bağlantı hızımızı 7 kat artırmayı hedefliyoruz. İmtiyaz sözleşmesi süresince Türkiye ekonomisine sağlayacağımız 20 milyar dolarlık doğrudan katkının yanı sıra; bu yatırımların teknoloji tabanlı tüm endüstriler üzerindeki çarpan etkisi çok daha yüksek ölçekte hissedilecektir. 2005 yılından bu yana Türkiye’nin dijitalleşmesi yolunda gerçekleştirdiğimiz yatırımlar 22 milyar doları aştı. Bugün 81 ilimizi uçtan uca saran ve 535 bin kilometreye ulaşan fiber altyapımız, 34,3 milyon hane kapsamasına (FFTH/B ve FTTH/C) ulaştı. Fiberle bağlı baz istasyonu oranımızı yüzde 58 seviyelerine taşıyarak, dünya için 2030 hedeflerini şimdiden geçmiş durumdayız. Güçlü altyapımız ve fiber istasyonlarımız, 5G’ye geçiş sürecinde ülkemizin dijital omurgasını oluşturuyor. Uzun yıllardır 5G ile sağlıktan tarıma, ulaşımdan sanayiye, spordan sanata kadar tüm alanlarda öncü çalışmalar gerçekleştirdik. 5G ile ilk çevrimiçi uzaktan ameliyat, 5G ile akıllı tarım, 5G ile limanlarda akıllı taşıt takibi ve güvenli ulaşım, 5G Haptic (Dokunsal) Eldivenli VR Kukla Tiyatrosu, 5G ile ilk canlı maç yayını, ilk milli endüstriyel 5G şebeke, 5G altyapısı ile Atatürk Kültür Merkezi’nde VR gözlükle yenilikçi sanat deneyimi gibi çeşitli uygulamalar hayata geçirdik. Hem altyapımız hem de uygulamadaki deneyimimiz ile Türkiye’yi her yönüyle 5G çağına hazır hale getirmiş bulunuyoruz." "5G ekosisteminde dışa bağımlılığı azaltmak amacıyla yerli çözümler geliştirdik" 5G’yi yalnızca daha hızlı internet değil; üretimde, sağlıkta, eğitimde ve yaşamın her alanında verimliliği artıracak stratejik bir dönüşüm olarak gördüklerinin altını çizen Şahin, "Mobil Numara Taşıma pazarındaki lider konumumuzu sürdürürken, 5G frekans ihalesinde istediğimiz frekansları alarak mobildeki abone başına en yüksek kapasiteye sahip operatör konumumuzu pekiştirdik. Aldığımız kapsamlı frekanslarla ise ülke ekonomisine 1 milyar doların üzerinde ek katkı sunacağız. Elde ettiğimiz bu güçlü pozisyon ve 5G için kritik öneme sahip fiberle bağlı baz istasyonu oranımızla Nisan 2026’dan itibaren Türkiye’nin her noktasında en kapsayıcı mobil deneyimi sunmayı hedefliyoruz. Yerli teknolojilerimiz ve Ar-Ge gücümüzle Türkiye’nin 5G’de de öncü ülkelerden biri olması için çalışıyoruz. Uzun yıllardır yürüttüğümüz saha testleri, pilot uygulamalarımız ile yerli ve millî teknoloji üretme vizyonumuzla 5G ekosisteminde dışa bağımlılığı azaltmaya yönelik çözümler geliştirdik. İştirak şirketlerimiz Argela ve Netsia’nın geliştirdiği yenilikçi çözümler ile 70’in üzerinde uluslararası patenti bulunuyor. Dünyaya kazandırdığımız yeni teknolojilerle ülke ekonomisine katma değer sağlıyoruz. Silikon Vadisi’ndeki şirketimiz Netsia ile geliştirdiğimiz SEBA ve RIC gibi ileri teknolojileri küresel pazara taşıyarak ülkemizin teknoloji üretme ve ihraç etme vizyonuna katkı sunuyoruz. Şirket olarak 2026 yılında fiber yatırımlarını büyütmeyi, 5G’nin günlük yaşama entegrasyonunu hızlandırmayı ve Türkiye’yi kendi teknolojisini üreten ve ihraç eden bir dijital güç haline getirme hedefiyle yolumuza devam edeceğiz" dedi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder