Son Dakika
|
İBB soruşturmasında Muhittin Böcek’in 2 şoförü gözaltına alındı
UEFA’dan Atilla Karaoğlan’a görev
İran Meclis Başkanı Galibaf'tan ABD'ye: "Tüm hareketlerinizi izliyoruz"
Trump'ın İran'a sunduğu 15 maddelik planın detayları ortaya çıktı
Galatasaraylı futbolcu Metehan Baltacı tahliye edildi
AK Parti Sözcüsü Çelik’ten Özel’e tepki
Yenidoğan Çetesi davasında yeni gelişme!
Türkiye - Romanya maçını François Letexier yönetecek
MSB duyurdu: Ağrı’daki kazada 1 asker şehit oldu
Eyüpsultan’da camdan düşen yaşlı kadın hayatını kaybetti
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
A Genocide Survivor Searching the Ruins of Sabra in Gaza
Hürmüz'de Hint gemilerine uygulanan yasak nedeniyle Hindistan'da gaz krizi
Kurtulmuş: "Gazze soykırımı insanlığın ortak bir ayıbı olarak hepimizin gözü önündedir"
Rusya'da altın ihracatına kısıtlama getirildi
‘Ekrem İmamoğlu Suç Örgütü’ davasında Mehmet Murat Çalık savunma yaptı
Vatandaşın çiftlik sahibi ile kurban pazarlığı renkli görüntüler oluşturdu
Bakan Fidan: "Türkiye’nin dış politikası devlet aklıyla ve stratejik öngörüyle şekillenmektedir"
Guterres: "ABD ve İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü savaşı sona erdirmesinin zamanı geldi"
EKONOMİ
Manisa kendi enerjisini üretecek
25 Mart 2026 Çarşamba - 19:07:36
Manisa Büyükşehir Belediyesi, enerji sektöründe önemli bir adım attı. "Yeşil Dönüşüm" hareketinin öncüsü olması hedeflenen Manisa Enerji AŞ’nin lansmanı, geniş bir katılımla yapıldı. Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, "Manisa’nın geleceğini aydınlatacak, doğayla barışık ve teknolojiyle örülmüş yeni bir dönemin meşalesini yakıyoruz. Manisalı hemşehrilerimize etiket fiyatlarından 1 yıl boyunca yüzde 10 indirim yapıyoruz" dedi. Manisa Büyükşehir Belediyesi, sürdürülebilir enerji yatırımlarına bir yenisini ekleyerek Manisa Enerji AŞ’yi kamuoyuna tanıttı. Lansman öncesi CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in tebrik mesajı okundu; ardından Manisa Enerji’nin vizyonunu anlatan tanıtım videosu gösterildi. Manisa Enerji Yönetim Kurulu Başkanı Atınç Aksoy, şirketin vizyonunu ve hedeflerini yaptığı sunumla anlattı. İstanbul Enerji AŞ Genel Müdürü Yüksel Yalçın da İstanbul’da hayata geçirdikleri enerji projeleri ile ilgili bir konuşma yaptı. Manisa Enerji AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Atınç Aksoy, yaptığı sunumda şirketin kuruluş felsefesini anlattı. Merhum Ferdi Zeyrek’in vizyonuyla temelleri atılan bu hayali gerçeğe dönüştürmenin mutluluğunu yaşadıklarını belirten Aksoy, "Bu hayalin gerçeğe dönüşmesinde Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Besim Dutlulu’nun ortaya koyduğu vizyon ve güçlü destek bizlere yol gösterdi. Manisa artık yalnızca enerjisini tüketen değil, enerjisini üreten bir şehir olma yolunda kararlı adımlar atıyor. Doğanın gücünü geleceğin vizyonuyla buluştururken, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün emanet ettiği değerlere sahip çıkarak ilerliyoruz" dedi. "Küresel vizyon 2050’de net-sıfır emisyon" Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, konuşmasında Manisa Enerji AŞ’nin stratejik önemine vurgu yaptı. Şubat ayında imzalanan "Belediye Başkanları Küresel İklim ve Enerji Sözleşmesi (GCoM)" ile Manisa’nın dünyanın en büyük kentsel iklim koalisyonuna dahil olduğunu hatırlatan Başkan Dutlulu, şu ifadeleri kullandı: "Bugün burada sadece bir şirketin tanıtımını yapmıyoruz; Manisa’nın geleceğini aydınlatacak, doğayla barışık ve teknolojiyle örülmüş yeni bir dönemin meşalesini yakıyoruz. Attığımız bu imza, evlatlarımıza iklim krizine karşı dirençli, havası temiz ve doğası canlı bir Manisa bırakacağımıza dair verdiğimiz bir sözdür. 2050 yılındaki ‘Net-Sıfır Emisyon’ hedefimiz doğrultusunda Sürdürülebilir Enerji ve İklim Eylem Planımızı (SECAP) şehrimizin anayasası olarak güncelliyoruz. Valiliğimizden üniversitemize, sanayi odalarımızdan sivil toplum kuruluşlarımıza kadar tüm paydaşlarımızın katılımıyla Manisa’nın iklim kırılganlıklarını ve risk haritalarını ortak akılla belirliyoruz" "Dirençli bir şehir inşa ediyoruz" Dirençli bir şehir modeli inşa etmeyi hedeflediklerini belirten Başkan Dutlulu, "Belediyemiz bünyesinde kurduğumuz İklim Değişikliği Komitesi ile çalışmalarımızı kurumsal bir yapıya kavuşturduk. Bilimsel veriler ışığında; tarımdan sanayiye, enerji verimliliğinden yeşil bina uygulamalarına kadar her alanda dirençli bir şehir modeli inşa etmeyi hedefliyoruz. İklim krizinin en somut etkisi olan su stresiyle mücadele kapsamında MASKİ Genel Müdürlüğümüz organizasyonunda DSİ ile stratejik iş birliğimizi güçlendiriyoruz. Şehrimizde yağmur suyu hasadı ve gri su kullanımını yaygınlaştırıyor, su kaynaklarımızı korumak adına geçirgen yüzey malzemeleri ve modern sulama tekniklerini hayata geçiriyoruz. Şehrimizin dört bir yanına kazandırdığımız ve sayısını her geçen gün artırdığımız su göletleri ile tarımsal sulamada can suyu oluyoruz. Yalnızca su depolamakla yetinmiyor; suyun her damlasını kıymetli kılan modern sulama tekniklerini ve yağmur suyu hasadı uygulamalarını hayata geçiriyoruz. Belediyemize ait tüm taşınmazlarda enerji verimliliği taraması başlatarak kamu binalarımızı "Yeşil Bina" sertifikasyon sürecine hazırlıyoruz. Sokak aydınlatmalarımızı modern ve tasarruflu sistemlerle yenilerken, projelerimizi uluslararası fon ve hibe programlarıyla destekleyerek şehrimize artı değer katıyoruz" dedi. "Manisa’nın parası Manisa’da kalsın istiyoruz" Manisa Enerji’nin kuruluş amacını ve vizyonuna değinen Başkan Dutlulu, "Dünya değişiyor, iklim krizi artık kapımızda değil, hayatımızın tam merkezinde. Bizler bu değişim karşısında sadece bugünü kurtaran değil, evlatlarımızın geleceğini teminat altına alan bir belediyecilik anlayışını savunuyoruz. İşte Manisa Enerji, tam da bu sorumluluk bilinciyle güvenin, sürdürülebilirliğin ve hizmetin adı olarak doğdu! Peki, neden Manisa Enerji? Çünkü Manisa Enerji, sadece bir enerji tedarikçisi değil, şehrimizin enerji ekosistemini dönüştüren teknolojik bir merkezdir. Dünyanın en gelişmiş şehirlerinde hangi teknoloji varsa, Manisa Enerji ile bizim sokaklarımızda da o olacak. 48,4 milyon kilowatt-saat seviyelerine ulaşan tedarik hacmimizle kamu kurumlarından işletmelere kadar devasa bir ağa kesintisiz güç sağlıyoruz. Çünkü biz istiyoruz ki; Manisa’nın parası Manisa’da kalsın! İstiyoruz ki; bu şehrin sanayicisi, esnafı ve kamu kurumları enerjisini Manisa’nın öz kaynaklarından, Manisa’nın güneşinden alsın. Biz sadece elektrik tedarik etmiyoruz; biz Manisa’nın ekonomik gücünü tahkim ediyor, şehrimizin çevresel geleceğine doğrudan imzamızı atıyoruz" dedi. "Güneşin gücünü her eve her işletmeye taşımaya kararlıyız" Başkan Dutlulu, "Manisa Enerji, sadece bir tabela değil, topyekün bir ‘Yeşil Dönüşüm’ hareketidir. ‘Elektrik faturanı güneş ödesin’ diyerek yola çıktık. Çatılardan büyük ölçekli projelere kadar güneşin gücünü her haneye, her işletmeye taşımaya kararlıyız. Ücretsiz keşif ve fizibilite çalışmalarımızla süreci başlatıyor; projelendirmeden resmi onay takibine kadar her adımı uçtan uca yönetiyoruz. Buradan tüm hemşerilerimize sesleniyorum: Evinizin çatısına kuracağınız her panelde Manisa Büyükşehir Belediyesi’nin imzası ve güveni var. Sadece kurulum değil, hibrit depolama çözümlerimizle de kesintisiz enerjiyi kapınıza getiriyoruz. Ancak bizim vizyonumuz sadece çatılarla sınırlı değil; biz bu enerjiyi toprağın bereketiyle birleştiriyoruz" dedi. Manisalı üreticilere yönelik önemli çalışmalar yaptıklarını belirten Başkan Dutlulu, "Çiftçimizin en büyük maliyet kalemi olan enerji ve su kullanımını optimize etmek adına, damlama sulama sistemlerine yönelik çok güçlü bir destek süreci başlattık. Modern sulama sistemlerine geçişi teşvik ederek hem su tasarrufu sağlıyor hem de enerji verimliliğini tarlalarımıza taşıyoruz. Manisa’nın üreticisi artık daha az maliyetle daha modern yöntemlerle toprağını işleyecek" dedi. Manisa’nın sürdürülebilir enerji stratejileriyle artık küresel ölçekte takip edilen bir ‘dünya şehri’ kimliği kazandığını vurgulayan Başkan Besim Dutlulu, şehrin dijital ve çevreci dönüşümünü şu sözlerle özetledi: "Şehrimizin dört bir yanını çevre dostu şarj istasyonlarıyla donatıyor, Manisa’yı elektrikli araç çağına hazırlıyoruz. Yapay zeka destekli izleme platformlarımızla operasyonel süreçlerde yüksek verimlilik sağlıyor; reaktif güç takibi ve akıllı alarm mekanizmalarıyla işletmelerimizin maliyet risklerini en aza indiriyoruz. Manisa Enerji AŞ, sanayi kuruluşlarımıza ISO 14064 standartlarıyla uyumlu dijital altyapı çözümleri sunarak karbon ayak izi yönetiminde rehberlik ediyor. Biz burada sadece enerji üretmiyoruz; Manisa’nın yarınlarını küresel standartlarla mühürlüyoruz" Başkan Dutlulu’dan indirim müjdesi Şeffaf ve izlenebilir bir yönetim modelini şehirde kurumsallaştırdıklarını ifade eden Başkan Dutlulu, büyük vizyonda emeği geçen tüm çalışma arkadaşlarına teşekkür ederek konuşmasını şu müjdeyle tamamladı: "Manisa artık sadece tarımı ve sanayisiyle değil, sürdürülebilir enerji stratejileriyle de parlayan bir yıldızdır. Bu devasa vizyonun en güçlü kalesi olan Manisa Enerji AŞ’nin tüm hemşerilerimize hayırlı olmasını diliyorum. Bu büyük adımın sevincini paylaşmak adına, Manisalı hemşerilerimize enerji etiket fiyatları üzerinden bir yıl boyunca yüzde 10 indirim uygulanacağının müjdesini veriyorum." Lansman programı, protokol üyeleri ve katılımcıların günün anısına çektirdiği hatıra fotoğrafı ile sona erdi. Törenin ardından Manisa Enerji AŞ yetkilileri, şirketin faaliyet alanları ve hedefleri hakkında konuklara bilgiler verdi. Lansman toplantısına Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu’nun yanı sıra, CHP Manisa Milletvekili Selma Aliye Kavaf, CHP Manisa İl Başkanı İlksen Özalper Kırkağaç Belediye Başkanı Üstün Dönmez, MASKİ Genel Müdürü Ali Kılıç, CHP ilçe başkanları, Türkiye Enerji Platformu temsilcileri ve çok sayıda davetli katıldı.
25 Mart 2026 Çarşamba - 18:58
Kastamonu’da defne üretimi 3 bin hektarın üzerine çıktı
Kastamonu Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ömer Küçük, Kastamonu’da yürütülen proje sayesinde defne üretiminin 800 hektardan 3 bin hektarın üzerine çıktığını ve 70 ailenin geçimini defneden sağladığını söyledi. Kastamonu Üniversitesi’nin ev sahipliğinde Orman Fakültesi ile "Toprağın Hekimleri" adlı televizyon programı iş birliğinde gerçekleştirilen "Tarımda Geleceği Savunmak" konulu konferansta tarım ele alındı. İlahiyat Fakültesi Toplantı Salonu’nda gerçekleştirilen programda, alanında uzman isimler tarımın geleceğini masaya yatırdı. "Toprağın Hekimleri" programı sunucusu Harun Göksel’in moderatörlüğünü yaptığı programda, tarımda sürdürülebilirlik, kırsal kalkınma, biyoçeşitlilik ve hayvancılık konuşuldu. "Defnenin üretimi, ekonomiye kazandırma projesiyle 800 hektardan 3 bin hektarın üzerine çıktı" Programın açılışında konuşan Kastamonu Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ömer Küçük, "Kastamonu Üniversitesi, özellikle ihtisaslaştığı ormancılık ve tabiat turizminde gerek iline gerek de bölgesine katma değerli üretim ve işbirlikleri noktasında önemli hizmetler vermektedir. Üniversitemiz özellikle kamu kurumları, kooperatifler, STK’lar, iş dünyasıyla beraber sektörel programlar kapsamında başta girişimcilik olmak üzere, akabinde nitelikli iş gücü eğitimi, devamında beraber ortaklaşa proje geliştirme kültürü noktasında önemli çalışmalara imza atmış, sahada karşılık bulmuş ve bunları devam ettirmektedir. Özellikle kırsal kalkınmada ormancılıkta önemli bir yere sahip olan odun dışı orman ürünlerinin ekonomiye kazandırılması ve katma değerli ürünlere dönüştürülmesi noktasında Orman Genel Müdürlüğümüzün destekleri, Rektörümüz Ahmet Hamdi Topal’ın bu noktadaki işbirliğiyle beraber Cide’de başlatılan defnenin üretimi, ekonomiye kazandırma projesiyle 800 hektardan 3 bin hektarın üzerine çıkmış ve ilerleyen süreçte daha da artırılması hedeflenmektedir. Orman Bölge Müdürlüğü’nün envanter verilerine baktığımızda sadece 3-4 yıl içerisinde bu bölgede üretilen defne yaprağının üretiminin 300 tondan 3 bin tona çıktığını görüyoruz. Bu ciddi bir gelişme ve yaklaşık 70 civarında ailenin burada istihdam edilip, gelir elde ettiğini görüyoruz. Kırsal kalkınma noktasında önemli çalışmalardan bir tanesi olarak karşımıza çıkıyor" dedi. "Tabiat turizmi noktasında 60’ın üzerinde projeyi hayata geçirdik" Kastamonu ile özdeşleşen kestane balının da tescil edildiğini belirten Küçük, "Bunun katma değere dönüştürülmesi noktasında Merkezi Araştırma Laboratuvarı’nda uluslararası akredite noktasında analizler yapılarak, kamuoyuna, sektöre kazandırılması ve ticari değerinin hakikaten ekonomik olarak kat kat artması noktasında vesile oldu. Coğrafi işaretlerin alınmasında, bazı kadın girişimci derneklerin kurulmasında yine paydaşlarımızla iş birliği içerisinde bunlara destek olmaya çalıştık. Ormancılık ve tabiat turizmi adına sadece bunlar değil, orman emniyeti sektöründe sektörel iş birlikleriyle beraber, diğer taraftan da tabiat turizmi noktasında paydaşlarımızla iş birliğiyle 60’ın üzerinde projeyi hayata geçirdik. Bu projelerin olmazsa olmaz şartlarından bir tanesi de paydaşlarla iş birliğinin bu projenin içerisinde olmasıdır. Bunların yavaş yavaş sahada yansımasını görüyoruz. Kastamonu Üniversitesi olarak sadece kampüs sınırlarında değil, bütün paydaşlarımızla her daim sahada olmaya devam edeceğiz" diye konuştu. "250’ye yakın endemik bitkinin bulunduğu bir coğrafyada yaşıyoruz" Orman Fakültesi Dr. Öğretim Üyesi Kerim Güney ise, "Kastamonu’da bir şey üretmek isterseniz elinizde avantajlı bir alan var. Türkiye’de her yetişen bitkinin bulunduğu bir coğrafyaya sahibiz. Türkiye’de 600 tane soğanlı süs bitkisi var peyzajda kullanılabilecek. Bunların bir kısmı bizim kendi coğrafyamızın içerisinde. Tarım ve Orman Bakanlığımız belirli endemik türlerin üretilmesine müsaade etmiş. Belirli türleri koruyarak, rezerve alanı gibi düşünerek bu konuda çeşitli koruma tedbirleri almış. Amaç sadece korumak, kollamak mevzusu değil. Bunlardan yerli ve milli belli bir üretim potansiyelini oluşturmaya çalışmak. Türkiye’de 160’a yakın olan salep türü bölgemizde 50 civarındadır. Dolayısıyla da bu noktada hem biyokaçakçılığa hem kontrolsüz toplamaya sebebiyet verecek durumlar söz konusu. Niye salepten girdik konuya; çünkü ekonomik anlamda ciddi bir potansiyele sahip" şeklinde konuştu. "Kenevir bitkisinin sadece lif teknolojisi üzerinden değil, ilaç ham maddesi üretiminde kullanılması gerekiyor" Yüzde 67’si ormanlık olan Kastamonu’da orman köyünün fazla olduğunu belirten Güney, "Gelir seviyeleri ormandan istifade edebilmeyi şu anda yeterli kılmıyor. Yani sadece tomruk üzerinden odunu değerlendirme noktası. Burası için çok yetersiz kalan bir ekonomik yaklaşım tarzı. Bizim odun dışı orman ürünleri dediğimiz, bu tomruğun dışında kalan ürünleri biraz önce kaynak değerleri açısından sınıflandırılan noktalarda da değerlendirme olanağımız var. Biz kırsalı nerede görüyoruz; pazar yerinde görüyoruz. Topladıkları yenebilen bitki türleriyle, kendi yetiştirdikleri ürünlerle ama bu ürünler aradaki zincir durumu çok fazla olduğunda üreticiye bir şey bırakmıyor. O yüzden de üretici ile son tüketici arasındaki aracıları mümkün olduğunca kaldırıp, direkt olarak bir üretim modeli geliştirmek gerekiyor" ifadelerini kullandı. Orman Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Özkan Evcin de, insan ile yaban hayatı arasındaki ilişkiye değindi. Canlıların yaşam alanlarının giderek daraldığını belirten Doç. Dr. Evcin, yaban hayatının insan yaşamını destekleyen önemli bir unsur olduğunu hatırlatarak, bu dengenin korunmasının ortak sorumluluk olduğunu söyledi. Doç. Dr. Evcin, ayrıca insan ve yaban hayatının aynı coğrafyayı daha uyumlu nasıl paylaşabileceği sorusunun güncelliğini koruduğunu ifade etti. Kastamonu Köy Kalkınma ve Diğer Tarımsal Amaçlı Kooperatifler Birliği (KÖYKOOP) Başkanı Erol Akar ise kooperatifleşmenin önemine değindi. Kastamonu Damızlık Koyun-Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Adem Canbaz da küçükbaş hayvancılığın orman ekosistemiyle ilişkisiyle ilgili konuşarak, doğru yönetildiğinde küçükbaş hayvancılığın doğaya zarar vermediğini dile getirdi. Etkinlik, soru-cevap bölümünün ardından katılımcılara teşekkür plaketlerinin takdim edilmesiyle sona erdi.
25 Mart 2026 Çarşamba - 18:40
Kastamonu’da defne üretimi 3 bin hektarın üzerine çıktı
Kastamonu Üniversitesi’nde düzenlenen "Tarımda Geleceği Savunmak" konulu programda konuşan Kastamonu Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ömer Küçük, Kastamonu’da yürütülen proje sayesinde defne üretiminin 800 hektardan 3 bin hektarın üzerine çıktığını ve 70 ailenin şu anda geçimini sağladığını söyledi. Kastamonu Üniversitesi’nin ev sahipliğinde, Orman Fakültesi ile "Toprağın Hekimleri" televizyon programı iş birliğinde gerçekleştirilen konferansta tarım ele alındı. İlahiyat Fakültesi Toplantı Salonu’nda gerçekleştirilen programda, alanında uzman isimler tarımın geleceğini masaya yatırdı. "Toprağın Hekimleri" programı sunucusu Harun Göksel’in moderatörlüğünü yaptığı programda, tarımda sürdürülebilirlik, kırsal kalkınma, biyoçeşitlilik ve hayvancılık konuşuldu. "Defnenin ekonomiye kazandırma projesi 800 hektardan 3 bin hektarın üzerine çıktı" Programın açılışında konuşan Kastamonu Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ömer Küçük, "Kastamonu Üniversitesi, özellikle ihtisaslaştığı ormancılık ve tabiat turizminde gerek iline gerek de bölgesine katma değerli üretim ve işbirlikleri noktasında önemli hizmetler vermektedir. Üniversitemiz özellikle kamu kurumları, kooperatifler, STK’lar, iş dünyasıyla beraber sektörel programlar kapsamında başta girişimcilik olmak üzere, akabinde nitelikli iş gücü eğitimi, devamında beraber ortaklaşa proje geliştirme kültürü noktasında önemli çalışmalara imza atmış, sahada karşılık bulmuş ve bunları devam ettirmektedir. Özellikle kırsal kalkınmada ormancılıkta önemli bir yere sahip olan odun dışı orman ürünlerinin ekonomiye kazandırılması ve katma değerli ürünlere dönüştürülmesi noktasında Orman Genel Müdürlüğümüzün destekleri, Rektörümüz Ahmet Hamdi Topal’ın bu noktadaki işbirliğiyle beraber Cide’de başlatılan defnenin ekonomiye kazandırma projesi 800 hektardan 3 bin hektarın üzerine çıkmış ve ilerleyen süreçte daha da artırılması hedeflenmektedir. Orman Bölge Müdürlüğü’nün envanter verilerine baktığımızda sadece 3-4 yıl içerisinde bu bölgede üretilen defne yaprağının üretiminin 300 tondan 3 bin tona çıktığını görüyoruz. Bu ciddi bir gelişme ve yaklaşık 70 civarında ailenin burada istihdam edilip gelir elde ettiğini görüyoruz. Kırsal kalkınma noktasında önemli çalışmalardan bir tanesi olarak karşımıza çıkıyor" dedi. "Tabiat turizmi noktasında 60’ın üzerinde projeyi hayata geçirdik" Kastamonu ile özdeşleşen kestane balının tescil edildiğini belirten Küçük, "Bunun katma değerlerine dönüştürülmesi noktasında Merkezi Araştırma Laboratuvarında uluslararası akredite noktasında analizler yapılarak kamuoyuna, sektöre kazandırılması ve ticari değerinin hakikaten ekonomik olarak kat kat artması noktasında vesile oldu. Coğrafi işaretlerin alınmasında, bazı kadın girişimci derneklerin kurulmasında yine paydaşlarımızla iş birliği içerisinde bunlara destek olmaya çalıştık. Ormancılık ve tabiat turizmi adına sadece bunlar değil, orman emniyeti sektöründe sektörel iş birlikleriyle beraber diğer taraftan da tabiat turizmi noktasında paydaşlarımızla iş birliğiyle beraber 60’ın üzerinde proje hayata geçirmektedir. Bu projelerin olmazsa olmasının şartlarından bir tanesi de belki de bu programın mihenk taşı oluşturacak olan muhakkak paydaşlarla iş birliğinin bu projenin içerisinde olmasıdır. Bunların yavaş yavaş sahada yansımasını görüyoruz. Kastamonu Üniversitesi olarak sadece kampüs sınırlarında değil, bütün paydaşlarımızla her daim sahada olmaya beraber olduk, devam edeceğiz" diye konuştu. "250’ye yakın endemik bitkinin bulunduğu bir coğrafyada yaşıyoruz" Orman Fakültesi Dr. Öğretim Üyesi Kerim Güney ise, "Kastamonu’da bir şey üretmek isterseniz elinizde avantajlı bir alan var. Türkiye’de her yetişen bitkinin bulunduğu bir coğrafyaya sahibiz. Türkiye’de 600 tane soğanlı süs bitkisi var peyzajda kullanılabilecek. Bunların bir kısmı bizim kendi coğrafyamızın içerisinde. Tarım ve Orman Bakanlığımız belirli endemik türlerin üretilmesine müsaade etmiş. Belirli türleri koruyarak, rezerve alanı gibi düşünerek bu konuda çeşitli koruma tedbirleri almış. Amaç sadece korumak, kollamak mevzusu değil. Bunlardan yerli ve milli belli bir üretim potansiyelini oluşturmaya çalışmak. Türkiye’de 160’a yakın olan salep türü bölgemizde 50 civarındadır. Dolayısıyla da bu noktada hem biyokaçakçılığa hem kontrolsüz toplamaya sebebiyet verecek durumlar söz konusu. Niye salepten girdik konuya, çünkü ekonomik anlamda ciddi bir potansiyele sahip" şeklinde konuştu. "Kenevir bitkisinin sadece lif teknolojisi üzerinden değil, ilaç ham maddesi üretiminde kullanılması gerekiyor" Yüzde 67’si ormanlık olan Kastamonu’da orman köyünün fazla olduğunu belirten Güney, "Gelir seviyeleri ormandan istifade edebilmeyi şu anda yeterli kılmıyor. Yani sadece tomruk üzerinden odunu değerlendirme noktası. Burası için çok yetersiz kalan bir ekonomik yaklaşım tarzı. Bizim odun dışı orman ürünleri dediğimiz, bu tomruğun dışında kalan ürünlerin biraz önce kaynak değerleri açısından sınıflandırılan noktalarda da çok sayıda değerlendirme olanağımız var. Biz kırsalı nerede görüyoruz, pazar yerinde görüyoruz. Topladıkları yenebilen bitki türleriyle, kendi yetiştirdikleri ürünlerle ama bu ürünler aradaki zincir durumu çok fazla olduğunda üreticiye bir şey bırakmıyor. O yüzden de üretici ile son tüketici arasındaki aracıları mümkün olduğunca kaldırıp direkt olarak bir üretim modeli geliştirmek gerekiyor" ifadelerini kullandı. Orman Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Özkan Evcin de, insan ile yaban hayatı arasındaki ilişkiye değindi. Canlıların yaşam alanlarının giderek daraldığını belirten Doç. Dr. Evcin, yaban hayatının insan yaşamını destekleyen önemli bir unsur olduğunu hatırlatarak, bu dengenin korunmasının ortak sorumluluk olduğunu söyledi. Doç. Dr. Evcin, ayrıca insan ve yaban hayatının aynı coğrafyayı daha uyumlu nasıl paylaşabileceği sorusunun güncelliğini koruduğunu ifade etti. Kastamonu Köy Kalkınma ve Diğer Tarımsal Amaçlı Kooperatifler Birliği (KÖYKOOP) Başkanı Erol Akar ise kooperatifleşmenin önemine değindi. Kastamonu Damızlık Koyun-Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Adem Canbaz da küçükbaş hayvancılığın orman ekosistemiyle ilişkisiyle ilgili konuşarak, doğru yönetildiğinde küçükbaş hayvancılığın doğaya zarar vermediğini dile getirdi. Etkinlik, soru-cevap bölümünün ardından katılımcılara teşekkür plaketlerinin takdim edilmesiyle sona erdi.
25 Mart 2026 Çarşamba - 17:39
Tarsus’ta topraksız tarımda ilk çilek hasadı yapıldı
Tarsus Belediyesi tarafından kurulan topraksız tarım serasında yetiştirilen çileklerin ilk hasadı gerçekleştirildi. Hasat edilen çilekler vatandaşlara ikram edilirken, programa katılan öğrenciler de hasada eşlik etti. Çağlayan Mahallesi’nde 2 bin 165 metrekarelik alanda kurulu serada yetiştirilen çileklerin olgunlaşmasının ardından ilk hasat yapıldı. Topraksız tarım yöntemiyle kokopit ortamında yetiştirilen yaklaşık 30 bin kök çilek bitkisinden elde edilen ürünler toplanarak konuklara ve vatandaşlara dağıtıldı. Tarım lisesi öğrencilerinin de katıldığı hasatta, katılımcılar serayı gezerek üretim süreci hakkında bilgi aldı. Hasadın ardından açıklamalarda bulunan Tarsus Belediye Başkanı Ali Boltaç, başarılı bir üretim süreci geçirdiklerini belirterek, "Bu sene ilk defa ürünlerimizi hasat ediyoruz. 30 bin kök çilek bitkisinden elde ediyoruz. Topraksız kokopitlerde yetiştirilmiştir" dedi. Seradan bu yıl önemli miktarda ürün beklediklerini kaydeden Boltaç, "Bugün iki bin metrekarenin üzerinde olan topraksız çilek seramızın içerisindeyiz. Buradan bu yıl yaklaşık 10 ila 12 ton arasında meyve almayı planlıyoruz. Bu meyvelerimiz hormonlu değil; tam tersine iyi tarım uygulamalarıyla yetiştirilmiştir. İnşallah ilk hasadımızı hemşehrilerimizin boğazından geçirecek, onlara güzel çilekler tattıracağız" diye konuştu. Üretimin devam edeceğini vurgulayan Boltaç, "Bundan sonra burada ürettiğimiz ürünlerin satışı gerçekleştirilecek. Bu satıştan elde ettiğimiz gelir sayesinde seramızdaki üretim kapasitesini artırmayı planlıyoruz. Bu nedenle biz sadece üretmeyi değil, aynı zamanda ürettiğimizi değerlendirmeyi de önemsiyoruz. Tarsus Belediyesi olarak üretimin içinde olduk, üretimin nasıl yapılacağını gösteren bir belediye olmayı hedefliyoruz" ifadelerini kullandı. Program sonunda Başkan Boltaç, öğrencilerle birlikte hasat edilen çilekleri konuklara ikram etti.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
25 Mart 2026 Çarşamba- 10:28
Talebe yetişmek için gece gündüz böyle altın üretiyorlar
2
25 Mart 2026 Çarşamba- 12:34
UEDAŞ, Ar-Ge’de bir ilke imza attı
3
24 Mart 2026 Salı- 13:56
Burhaniye’de meyvecilik gelişiyor
4
25 Mart 2026 Çarşamba- 09:58
Akbank, Yönetim Kurulu’nda kadın temsilinde Türkiye’nin öncü bankalarından biri oldu
5
21 Mart 2026 Cumartesi- 12:26
Vestel teknolojileriyle son bir yılda 44 milyon litre su tasarrufu sağlandı
15 Ocak 2026 Perşembe - 15:26
"Enerji üretimi, istihdam ve kamu yararı birlikte düşünülmeli"
Muğla’nın Milas İlçesi’nde faaliyet gösteren Yeniköy ve Kemerköy termik santrallerinin üretimde sürekliliği, istihdamın korunması ve bölgesel sosyal dengenin sürdürülmesi açısından kritik önem taşıyor. TES-İŞ Yatağan Şube Başkanı Fatih Erçelik, "Yeniköy ve Kemerköy santralleri, bu bölgede binlerce insanın ekmeği ve geleceği demek; üretimin devamı istihdamın ve sosyal huzurun güvencesidir" dedi. Yeniköy Kemerköy Enerji Genel Müdür Yardımcısı Burak Işık ve İnsan Kaynakları ve İdari İşler Direktörü Cafer Varol, TES-İŞ Sendikası Yatağan Şube Başkanı Fatih Erçelik ile bir araya geldi. Görüşmede, Yeniköy ve Kemerköy termik santrallerinin bölge istihdamındaki yeri, enerji arz güvenliğine sağladığı katkı ve kamulaştırma süreçlerinin hukuki çerçevesi ele alındı. Santrallerin faaliyetlerinin, yalnızca enerji üretimi açısından değil, Muğla’nın Milas ve Yatağan hattında ekonomik ve sosyal yaşamın devamlılığı açısından da önemli bir rol üstlendiği değerlendirildi. "İstihdamda süreklilik bölgenin ortak meselesi" Görüşmede öne çıkan başlıklar arasında, termik santrallerinin doğrudan ve dolaylı istihdam yoluyla bölge ekonomisine sağladığı katkılar yer aldı. Santraller ve onlara bağlı faaliyet alanlarının, Milas ve Yatağan çevresinde binlerce ailenin geçim kaynağını oluşturduğu, bu nedenle üretimde sürekliliğin yalnızca işletmeler için değil, bölge halkı için de hayati olduğu ifade edildi. Bölgedeki santrallerin, 7 bin 500 işçi için ekmek kapısı olduğuna ve ailelerin birlikte 35 bin kişinin geçimini sağladığına dikkat çeken TES-İŞ Yatağan Şube Başkanı Fatih Erçelik, "Santraller işimiz, aşımız ve çocuklarımızın geleceğidir. Kömür temin edilemediği takdirde santrallerde üretimin duracağını, üretim durunca çalışanlara işsizlik ve açlık dayatılacağınız biliyoruz. Toplu işçi çıkarmaların yaşandığı süreçte hiç kimseyi yanımızda göremedik. Ayrıca enerji üretimi özel sektörün elinde olsa bile bir kamu hizmetidir ve yerli kömürden enerji üretiminde kamu yararı var. Santraller bölgemiz ve ülkemiz açısından çok büyük öneme sahip. Çevre örgütlerinin ve muhalefetin tüm itirazlarına rağmen 24 Temmuz tarihinde yürürlüğe giren Maden Yasası kapsamında, Cumhurbaşkanımız tarafından hızlı kamulaştırma kararı alındı. Yine aynı kesimler, sanki Türkiye’de ilk defa böyle bir kamulaştırma kararı alınmışçasına ortalığı ayağa kaldırmaya çalışıyor. İşçilere de Avrupa’nın dahi uygulayamadığı adil geçiş saçmalığı dayatılıyor. TES-İŞ Yatağan şubesi olarak 3-5 çevrecinin değil, üyelerimizin ve bölge halkımızın hakları ve çıkarları doğrultusunda hareket edeceğimizin bilinmesini istiyoruz" dedi. "Kamulaştırma sürecinde, enerji üretiminin sürekliliği ve kamu yararı gözetiliyor" Görüşmede, enerji arz güvenliğinin ulusal ölçekte taşıdığı önem de ele alındı. Yeniköy ve Kemerköy termik santrallerinde kesintisiz üretiminin enerji arz güvenliğinin yanı sıra bölgedeki sanayi üretimindeki yerine dikkat çeken Yeniköy Kemerköy Enerji Genel Müdür Yardımcısı Burak Işık, "Şirket olarak Milas ve Muğla’da yalnız enerji üreten bir tesis değil, aynı zamanda sanayi üretimiyle bölgenin ekonomik ve sosyal yapısına katkı sunan bir şirket konumundayız. Bugün Türkiye’nin en büyük 143’üncü, Muğla’nın ise 3’üncü büyük sanayi kuruluşu konumundayız. Sanayi yatırımlarının sınırlı olduğu bir bölgede, binlerce kişiye doğrudan ve dolaylı istihdam sağlayan bu yapının faaliyetlerini devam ettirmesi hem bölge hem de ülke ekonomisi açısından büyük önem taşıyor. Kamulaştırma süreci de bu çerçevede, üretimin sürekliliğini ve istihdamın korunmasını sağlayacak teknik ve yasal bir gereklilik olarak ele alınmalıdır. Yürütülen kamulaştırma süreçleri, tamamen hukuki zeminde ve kamu yararı esas alınarak gerçekleştiriliyor" dedi. Enerji arz güvenliği için üretimde süreklilik ve istihdam vurgusu yapıldı Yeniköy Kemerköy Enerji’nin Milas ve Muğla’da binlerce aile için doğrudan bir istihdam kapısı olduğunu belirten İnsan Kaynakları ve İdari İşler Direktörü Cafer Varol ise "Bölgede, istikrarlı üretimin sürmesi, yalnızca enerji arzı açısından değil, çalışanlarımızın iş güvencesi ve sahadaki iş barışının korunması açısından da kritik önemde. Üretimin kesintiye uğraması, kadrolu çalışanlarımızı, alt yüklenici çalışanlarımızı ve tedarikçilerimize kadar geniş bir zinciri maddi-manevi olumsuz etkileyecektir" dedi.
15 Ocak 2026 Perşembe - 15:18
Merkez Bankası’nın toplam rezervleri arttı
Merkez Bankası toplam rezervleri 9 Ocak ile biten haftada 6 milyar 985 milyon dolar arttı. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Haftalık Para ve Banka İstatistikleri’ni açıkladı. Buna göre, Merkez Bankası toplam rezervleri 9 Ocak ile biten haftada 6 milyar 985 milyon dolar artarak 196 milyar 75 milyon dolar oldu. Brüt döviz rezervleri 4 milyar 783 milyon dolar artarak 74 milyar 564 milyon dolardan 79 milyar 347 milyon dolara yükseldi. Altın rezervleri ise 9 Ocak haftasında 2 milyar 202 milyon dolar artarak 114 milyar 526 milyon dolardan 116 milyar 728 milyon dolara yükseldi.
15 Ocak 2026 Perşembe - 14:30
Uşak’ta tarım teşkilatı çiftçilerle bir araya geldi
Uşak İl Tarım ve Orman Müdürü Serkan Bilir, teknik personelle birlikte İlyaslı Köyü’nü ziyaret ederek üreticilerle bir araya geldi. Uşak İl Tarım ve Orman Müdürü Serkan Bilir, teknik personelle birlikte İlyaslı Köyü’nde bir araya gelerek hastalıktan ari hayvancılık işletmelerinin önemi, son dönemde hububat alanlarında zarara yol açan ekin kambur böceği ile mücadele yöntemleri ve TARSİM tarım sigortasının kapsamı hakkında üreticilere bilgilendirme yapıldı. Hububat tarlalarında gerçekleştirilen incelemelerde zararlının mevcut durumu değerlendirilirken, alınması gereken kültürel ve kimyasal mücadele yöntemleri konusunda çiftçilere teknik bilgiler aktarıldı. İl Tarım ve Orman Müdürü Serkan Bilir, hastalıktan ari hayvancılık işletmelerinin hem verimlilik hem de ülke hayvancılığı açısından büyük önem taşıdığını vurgulayarak, üreticileri bu alanda yürütülen destek ve projelerden faydalanmaya davet etti. Ayrıca, iklim kaynaklı riskler ve tarımsal zararlılara karşı üreticilerin mağduriyet yaşamaması adına TARSİM tarım sigortasının mutlaka yaptırılması gerektiği hatırlatıldı. Ziyaret sonunda üreticilerle samimi bir sohbet gerçekleştiren İl Müdürü Bilir, çiftçilerin talep ve sorunlarını dinleyerek çözüm odaklı değerlendirmelerde bulundu. İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nün sosyal medya hesaplarından da paylaşılan ziyarette, tarımın her alanında üreticilerin yanında olunmaya devam edileceği vurgulandı.
15 Ocak 2026 Perşembe - 14:21
Kara kış ayakkabı tamircilerini ısıttı
Kara kış ve aşırı soğuklar, ayakkabı tamircilerinin işine yaradı. Su geçiren ayakkabılar nedeniyle yoğunluk yaşayan tamirciler, işlerin mevsim sonuna kadar yoğun geçeceğini umut ediyor. Kış mevsiminin kendini hissettirmesiyle birlikte ayakkabı tamirine olan talep de arttı. Yağışın sık görüldüğü Samsun’da özellikle deri ayakkabı ve botlarda yaşanan su alma problemi, vatandaşları tamircilerin yolunu tutmaya yönlendirdi. Artan talepten memnun olan ayakkabı tamircileri, yoğunluğun mevsim boyunca devam edeceğini ifade ediyor. "Kış mevsiminde işlerimiz yoğun oluyor" Soğuk havalarla birlikte işlerin belirgin şekilde arttığını söyleyen ayakkabı tamircisi Turgut Dursun, kış aylarının kendileri için en hareketli dönemlerden biri olduğunu belirtti. Dursun, "Kışın özellikle ayakkabı tamir işleri çok artıyor. Çocuklar okula, vatandaşlar işe giderken ayakkabılar ister istemez su alıyor. Bu da tamir ihtiyacını doğuruyor. Şu sıralar en çok taban değişimi, yırtık dikimi ve yama işleri yapıyoruz. Tamir ücretleri 100 TL’den başlayıp 700 TL’ye kadar çıkabiliyor. İyi bir deri ayakkabının fiyatı ise 5 bin TL’den başlıyor. Bu yüzden birçok kişi yeni ayakkabı almak yerine tamir ettirmeyi tercih ediyor" dedi. Üniversitelerin tatil olduğu dönemlerde çanta ve valiz tamirlerinin arttığını da ifade eden Dursun, sezon sonunda da benzer bir yoğunluk beklediklerini dile getirdi. Okulların açıldığı dönemlerde ise yeni alınan ayakkabıların sıkma ve uyum sorunları nedeniyle tadilat taleplerinin devam ettiğini söyledi. "Cilalı boyanmayan deri ayakkabılar su geçirir" Deri ayakkabıların kışın su almasının en büyük nedeninin yanlış kullanım olduğuna dikkat çeken Dursun, "Deri ayakkabı giyenler yağmur ve karlı havalarda mutlaka cilalı boya kullanmalı. Sadece boya yapmak yeterli değil. Cila, derinin yüzeyini kayganlaştırır ve suyun tutunmasını engeller. Cilalanmayan deri ayakkabılar su geçirir. Bu konuda müşterilerimizi sürekli uyarıyoruz" diye konuştu. Bot ve deri ayakkabı tamiri yapan esnaf, doğru şekilde yenilenen kaliteli ayakkabıların sıfır ayakkabıdan farkı olmadan uzun süre kullanılabileceğini belirtiyor.
15 Ocak 2026 Perşembe - 14:15
Diyarbakır’ın köklü tatlı firmasının kampanyası satışları 5 katına çıkardı
Diyarbakır’ın yarım asırlık tatlı firması, başlattığı kampanya ile satışlarını 5 katına çıkarttı. Kentin köklü tatlı markalarından Hacıbaba Pastaneleri, kuruluşunun 41’inci yılına özel iki ürünle başlattığı tatlı indirimini 6 ürüne çıkardı. Kampanyanın zaman kavramını kaldıran firma, gördüğü yoğun taleple satışları 5 katına çıkardı. 3 vardiya şeklinde ürünler çıkartılırken firma, Ar-Ge çalışmalarıyla 2027 yılında Dubai, Avrupa ve Orta Doğu’da yatırım ortaklığına ve büyümeye hazırlanıyor. Hacıbaba Pastaneleri Yönetim Kurulu Başkanı Yılmaz Elaldı, bu kampanyaya iki ürünle başladıklarını, şu an 6 ürüne çıkardıklarını söyledi. Yoğun ilgiden dolayı kampanyanın süre durumunu da kaldırdıklarını belirten Elaldı, şu an süresiz bir kampanyada olduklarını söyledi. Bunu birçok ürüne de yansıtabileceklerini kaydeden Elaldı, "Buna birkaç ürünü daha ekleyebiliriz. Hacıbaba Pastanelerinin menüsü Türkiye’de yok. Böyle zengin bir menüye sahip firmayız. Günün en az 18 saati işimizdeyiz. 2027 planlarımız var, yatırımlarımız olacak. Hacıbaba’da durmak yok, yola devam diyoruz" dedi. Elaldı, firmaya değer katacak, firmayı daha da büyütebilecek ortaklıklar olursa değerlendirebileceklerini ifade ederek, "Oturur konuşuruz. Ama sırf mevcuda ortak olsun diye ortak istemiyoruz. Dubai teklifi, 6 ülkeye yayılalım dediler. Meşakkatli gördüğümüz bir süreç olduğu için askıya almış bulunmaktayız. Ama 2027’de Dubai, Avrupa, Orta Doğu AR-Ge’miz var. 2027’de bu yatırımları düşüneceğiz. Satışlarımız, kampanya ile birlikte öncesine göre 5 katına çıkmış. Bunu vardiyaya dökmüşüz. Allah, bütün halkımızdan razı olsun. Firmaya değer verdiler, bizde bunu gözeterek kampanyayı başlattık. Yoğun ilgileri olduğu için süreyi ortadan kaldırdık" şeklinde konuştu.
15 Ocak 2026 Perşembe - 14:13
Şahinbey Belediyesinden hayvan yetiştiricilerine 7 bin ton yem desteği
Şahinbey Belediyesi, tarım ve hayvancılığa yönelik desteklerine aralıksız devam ediyor. Belediye tarafından büyükbaş ve küçükbaş hayvan yetiştiricilerine toplam 7 bin ton süt yemi dağıtımı gerçekleştirildi. Şahinbey ilçesindeki çiftçilere 8 yıldır gübre, arpa-buğday tohumu ve fide desteği sağlayan Şahinbey Belediyesi, hayvancılıkla uğraşan üreticilere de desteğini sürdürüyor. Sütlü hayvanların verimliliğini artırmak amacıyla hayata geçirilen süt yemi desteği, Osmanlı Mahallesinde düzenlenen programla devam etti. 7 bin ton süt yemi dağıtımı gerçekleştirilen program, hayvan yetiştiricileri tarafından büyük ilgi gördü. Düzenlenen süt yemi dağıtım programına Şahinbey Belediye Başkanı Mehmet Tahmazoğlu’nun yanı sıra Gaziantep İl Tarım ve Orman Müdürü İbrahim Sağlam ile çok sayıda hayvan yetiştiricisi katıldı. "Desteklerimizi geleneksel hale getirdik" Düzenlenen programda desteklerin geleneksel hale geldiğini söyleyen Şahinbey Belediye Başkanı Mehmet Tahmazoğlu, "Bugün yine mübarek bir günde hayırlı bir iş için bir aradayız. 7 bin ton küçük baş ve büyükbaş hayvan yemi dağıtım törenindeyiz. Biz bunu 8 yıldan beri yapıyoruz. Sadece bir yıl değil, devam olmayan bir şeyin kıymeti yoktur kaidesiyle biz bunu geleneksel hale getirdik. Hem yem dağıtımımız olsun hem çiftçilerimize buğday, arpa, gübre dağıtımımız, fide dağıtımlarımız her yıl geleneksel olarak devam ediyor. Az önce Tarım İl Müdürümüz de ifade etti. Bunlar sadece göstermelik yapılan işler değil. İstanbul’da veya başka yerde bazı belediyeler, iki kamyon silajlık mısır dağıtıyor. Bizim sadece bugün dağıtacağımız yem miktarı 7 bin ton. 101 milyon TL. Sadece yemden bahsediyorum. Bunun yanında gübresi, arpası, buğdayı, diğer fide desteklerimiz ve sürekli çalıştığımız arazi yollarımız ki sürekli yeniliyoruz. Şu anda 5 bin kilometrenin üzerinde arazi yolda yaptık" dedi. "Ekili alanlarımızda yüzde 300’ün üzerinde bir artış var" Verilen desteklerle birlikte tarım ve hayvancılıkta artış yaşandığını aktaran Başkan Tahmazoğlu, "Çiftçimize balık tutmayı öğretiyoruz. Verdiğimiz bu destekler o kadar kıymetli ki şu anda ekili alanımız 80 bin dekardan 320 bin dekara çıktı. Yani çok yüzde 300’ün üzerinde bir artış. Yine çiftçi sayılarımıza baktığımızda verdiğimiz desteklerle çiftçi sayımız 4 bin 100 iken şu anda 9 bin 468’e çıkmış durumda. Küçükbaş hayvan sayımız 90 bindi. Şu anda 134 bini geçti. Büyükbaş hayvanımız 27 binden şu anda 38 bin 618’e çıkmış. Hepsinde ciddi artışlar var. Bunlar tarımcılık adına güzel gelişmeler" ifadelerini kullandı. "Hükümetimiz de çiftçimizin yanında" Hükümetin çiftçilerin yanında olduğunu belirten Başkan Tahmazoğlu, "Cumhurbaşkanımızın da sürekli dile getirdiği üretim, istihdam, ihracat konusunda biz üretmeye devam edeceğiz. Gayret edeceğiz. Hükümetimiz, Cumhur İttifakımız sürekli çiftçimizin yanında. Hükümetimizin desteklerinin yanı sıra bizler de Şahinbey Belediye’miz, Büyükşehir Belediye’miz, diğer belediyelerimizle çiftçilerimize sürekli destek olmaya devam ediyoruz. Destek olmaya devam edeceğiz" ifadelerine yer verdi. "Gaziantep’te verilen destekler birçok belediyeden daha fazla" Gaziantep’te, Şahinbey Belediyesi ve Büyükşehir Belediyesi’nin beraber vermiş olduğu desteği toplayınca birçok belediyeden daha fazla olduğunu ifade eden Gaziantep İl Tarım ve Orman Müdürü İbrahim Sağlam, "Ben de Şahinbey Belediyemizin bugün dağıtacağı yem törenine hepiniz hoş geldiniz diyorum. Hayırlı olmasını diliyorum. Bugün geldiğimiz günden bugüne yaklaşık dört aydır bir zamanda Şahinbey’imiz de belediyemizle alakalı daha önce iki bin ton bir gübre, bin 700 ton tohum dağıtımı ve bundan sonra da bütün köylerimizde başkanımızla yapmış olduğumuz görüşmede meraların tamamının gübrelenmesiyle ilgili de şubat-mart aylarında hepsini bitireceğiz. Bununla ilgili yoğun bir şekilde çiftçilerimize, hayvancılarımıza ve bitkisel üretimle ilgili çiftçilerimize yoğun bir desteği var. Bugün belki siz buradasınız ama ben şunu iddia ediyorum. Gaziantep’te, Büyükşehir Belediyemiz ve Şahinbey Belediyemizin beraber vermiş olduğu desteği topladığımızda birçok belediyeden daha fazla. Türkiye’deki yapılan desteklerin tamamını toplasak burayı geçmeyecektir. Tüm Gaziantep ve Şahinbeyli çiftçilerin adına başkanımıza teşekkür ediyorum" şeklinde konuştu. Gerçekleştirilen desteklerden dolayı mutlu olduğunu ifade eden çiftçi Hanifi Döner, Başkan Tahmazoğlu’na teşekkür etti. Hanifi Döner, "Başkanımızın böyle bir imkan sağladığını duyduk, başvurumuzu yaptık. Başkanımız vesile oldu, iki hayvanla başladığımız üretime 15 kapasitesine ulaştık. Başkanımıza sonsuz teşekkürlerimi arz etmek istiyorum. Bunun yanı sıra her yıl olduğu gibi bu yılda yüzde 50 hibe destekli hayvanlarımızın yemini almak için buraya geldik. Bu da bizim için önemli bir yardım, önemli bir destek. Bunun için daha ayrıca teşekkür etmek istiyorum. Bunlardan elde ettiğimiz gelirle ev ihtiyaçlarımız, gerek olsun tarım makinemiz, gerek olsun aracımız ve bunun gibi diğer giderlerimize bize bayağı faydası oldu" diye konuştu.
15 Ocak 2026 Perşembe - 14:11
MTSO, Mersinli firmaları Amerika pazarına hazırlıyor
Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO), Mersinli firmaların Amerika pazarında daha etkin ve kalıcı yer alabilmesi amacıyla bilgilendirme çalışmalarını sürdürüyor. Bu kapsamda TOBB Chicago Ticaret Merkezi Bilgilendirme Toplantısı, MTSO ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Toplantıya; TOBB Ticaret Merkezleri Genel Müdürü Volkan Palaz ile İş Geliştirme, Satış ve Kurumsal İletişim Müdürü Haydar Can Yavuz katılırken, MTSO Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Sefa Çakır başkanlığında düzenlenen programa Amerika’ya ihracat yapan ve bu pazara açılmayı hedefleyen MTSO üyesi firmalar ilgi gösterdi. Toplantının açılışında konuşan MTSO Başkanı Hakan Sefa Çakır, Mersin’in güçlü bir dış ticaret kenti olduğunu vurguladı. Küresel ticarette sürdürülebilir büyümenin ancak alternatif pazarlara açılımla mümkün olabileceğine dikkat çeken Çakır, Amerika ve Japonya gibi pazarlara yönelmenin önemine işaret etti. Çakır, "Firmalarımızın bu pazarlarda daha sağlıklı ve kalıcı şekilde yer alabilmeleri için yol gösterici bilgilendirme toplantılarını önemsiyoruz. Amacımız, üyelerimizin risklerini azaltarak ihracat kapasitelerini artırmalarına katkı sağlamak" dedi. TOBB Ticaret Merkezleri Genel Müdürü Volkan Palaz ise yaptığı sunumda, Türk ihracatçısının Amerika pazarındaki etkinliğini artırmaya yönelik yürütülen çalışmaları anlattı. TOBB Chicago Ticaret Merkezinin 10 bin metrekaresi kapalı olmak üzere toplam 14 bin metrekarelik bir alanda hizmet verdiğini belirten Palaz, merkezde ofis, showroom ve depolama imkanlarının bir arada sunulduğunu ifade etti. Palaz, entegre yapısı sayesinde merkezin firmalara ABD pazarına hızlı ve güvenli erişim sağladığını kaydetti. Toplantı, katılımcı firmaların sorularının yanıtlanması ve birebir değerlendirmelerin yapılmasının ardından sona erdi.
15 Ocak 2026 Perşembe - 13:28
Memur-Sen’den ’Ücrette dengesizlik, gelirde adaletsizlik bitsin’ çağrısı
Memur-Sen Manisa İl Temsilcisi Ahmet Yasav, 2026’nın ilk maaş gününde Hatuniye Camii önünde yaptığı basın açıklamasında toplu sözleşme zamlarının memuru enflasyona ezdiğini belirterek, kamuda bozulan ücret dengesi ve gelir adaletsizliğinin kalıcı reformlarla giderilmesini istedi. Memur-Sen Manisa İl Temsilcisi ve Eğitim Bir Sen Manisa 1 Nolu Şube Başkanı Ahmet Yasav, 2026 yılının memurlar için ilk maaş gününde Hatuniye Camii önünde basın açıklaması yaptı. Açıklamaya Memur-Sen’e bağlı sendikaların il başkanları, temsilcileri ve çok sayıda üye destek verdi. Ahmet Yasav, Memur-Sen ailesi olarak Türkiye genelinde 81 ilde meydanlarda olduklarını belirterek, "Bugün kamu görevlileri olarak ‘Ücrette dengesizlik, gelirde adaletsizlik, kamuda huzursuzluk bitsin’ demek için buradayız" dedi. Yasav, 7. ve 8. Dönem Toplu Sözleşmelerde verilen zam oranlarının memurları enflasyona ezdirdiğini ifade ederek, aynı zamanda kamu personeli arasındaki ücret dengesinin tamamen bozulduğunu söyledi. Benzer bir durumun 2023 yılında da yaşandığını hatırlatan Yasav, o dönemde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın müdahalesiyle en düşük memur maaşının en düşük işçi maaşının üzerine çıkarıldığını hatırlattı. "Sistem yeniden altüst oldu" diyen Yasav, "Emeğimiz, yıllarca aldığımız eğitim, girdiğimiz sınavlar ve döktüğümüz akıl teri yok sayıldı. Kamuda iş barışı bozuldu, memurun şevki kırıldı" ifadelerini kullandı. Aynı ortamda çalışan farklı statüdeki personel arasındaki maaş uçurumunun kapatılması gerekirken adaletsizliğin derinleştirildiğini savunan Yasav, "Ücretlerdeki dengesizlik ve gelirdeki adaletsizlik artık görmezden gelinemez. Bu çarpıklık derhal ve kalıcı şekilde düzeltilmeli, kamuda huzur yeniden tesis edilmelidir" dedi. Memur-Sen olarak parçacı değil, bütüncül bir düzenleme istediklerini vurgulayan Yasav, memuru ezerek enflasyonla mücadelenin yürütülemeyeceğini söyledi. Enflasyonun faturasının sabit gelirlilere kesilmesini kabul etmediklerini dile getiren Yasav, Maliye Bakanlığı’na adil paylaşım çağrısında bulundu. "Türkiye Yüzyılı’na yakışır personel reformu istiyoruz" Kamu personel sisteminde köklü reformlara ihtiyaç olduğunu ifade eden Yasav, "Kariyer basamaklarının düzeltildiği, ücret skalasının görev, unvan ve sorumluluk esaslı yapılandırıldığı, farklı statüler arasındaki ücret dengesizliğinin giderildiği, görev aylığıyla emekli aylığı arasındaki uçurumun kapatıldığı bir personel reformu istiyoruz. Şimdi değilse ne zaman?" diye konuştu. 4688 sayılı Sendika Yasası’nın ömrünü tamamladığını savunan Yasav, mevcut toplu sözleşme sistemi ve Hakem Kurulu yapısına tepki göstererek, yasanın topyekûn değiştirilmesi gerektiğini belirtti. Grev hakkı, örgütlenme özgürlüğü ve adil bir pazarlık zemini için ILO normlarında yeni bir sendika yasasının gecikmeden hayata geçirilmesi çağrısında bulundu. Açıklamasının sonunda hükümete seslenen Yasav, "Bu çarpıklıkla geçen her gün kamu görevlileri için eziyet, kamu hizmeti için verimsizliktir. Ücretlerdeki dengesizliğin bitmesi ve kamuda huzurun sağlanması, emekliliğe de yansıyacak şekilde verilecek bir refah payıyla mümkündür" dedi. Yasav, "İmtiyaz değil, alın terimizin hakkını istiyoruz. Ayrıcalık değil, kamuda adalet istiyoruz. Yaşasın hak, yaşasın emek, yaşasın adalet, yaşasın mücadele" sözleriyle açıklamasını tamamladı.
15 Ocak 2026 Perşembe - 13:20
Boost The Future Demo Day’de 7’nci dönem girişimleri sahneye çıktı
Akbank ve Endeavor Türkiye iş birliğiyle yürütülen Boost The Future Girişim Hızlandırma Programı’nın 7’nci döneminde yer alan 8 teknoloji girişimi, Demo Day sahnesinde yer aldı. Her yıl girişimciler ve yatırımcılardan büyük ilgi gören program, yedi yıldır girişimlerin ölçeklenme ve büyüme yolculuğuna somut katkı sunmayı sürdürüyor. Akbank ve Endeavor Türkiye iş birliğiyle hayata geçirilen Boost The Future Girişim Hızlandırma Programı’nın 7’nci dönemi, girişimcilik ekosisteminin önde gelen paydaşlarını bir araya getiren Demo Day etkinliğiyle sona erdi. Programa seçilen 8 teknoloji girişimi, 3 ay süren yoğun mentorluk, atölye çalışmaları ve kurucu forumlarının ardından düzenlenen Demo Day’de, iş modellerini ve ölçeklenme hedeflerini yatırımcılar ve ekosistem temsilcileriyle paylaştı. Demo Day kapsamında değerlendirmelerde bulunan Akbank Dijital Çözümler ve Strateji Genel Müdür Yardımcısı Şebnem Dağ Güven, "Banka olarak girişimcileri desteklemeyi toplumun ve ekonominin geleceğini güçlendiren bir sorumluluk olarak görüyoruz. Bu bakış açısının somut bir yansıması olan Boost The Future ile birlikte öğrenen, birlikte büyüyen ve geleceği birlikte tasarlayan bir programa imza attık. Yedi yıldır bu programla, bugünün ihtiyaçlarına yanıt verirken yarının iş yapış biçimlerini de şekillendirecek girişimleri destekliyoruz. Girişimcilerin doğru mentorluk, güçlü bir ağ ve güvenilir iş ortaklarıyla buluşmasının, fikirleri sürdürülebilir, ölçeklenebilir iş modellerine dönüştürdüğüne inanıyoruz. Bu doğrultuda girişimcilerin yanında olmayı sürdüreceğiz" şeklinde konuştu. Endeavor Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Emre Kurttepeli ise, "Bugün startup dünyasında değer, yalnızca bugünün gerçekleriyle değil, geleceğe duyulan inançla şekilleniyor. Yapay zekâ çağında rekabet artık tek bir dev oyuncunun her şeyi dönüştürdüğü bir yapıdan ziyade, hızlı adapte olabilen, niş alanlarda derinleşen ve lokalden globale değer üretebilen girişimler üzerinden ilerliyor. Endeavor Girişimcilerine veya bu dönemde başarılı olan girişimlere baktığınızda üç ortak özellik görebilirsiniz: Kurucu ekiplerin uzun vadeli uyumu, sürdürülebilir bir finansal model ve ilk günden itibaren global düşünme refleksi. Boost The Future, yedi yıldır tam da bu üç alanda girişimcilere güç kazandıran, onları yalnızca büyümeye değil doğru şekilde ölçeklenmeye hazırlayan bir program" dedi. Demo Day’de yapay zekâ ve teknoloji odaklı girişimler öne çıktı Boost The Future’ın 7’nci dönem Demo Day sahnesine yer alan girişimler; yapay zekâ, veri analitiği, sağlık teknolojileri, insan kaynakları ve hukuk teknolojileri gibi farklı alanlarda geliştirdikleri çözümlerle öne çıktı. Girişimler, iş süreçlerini sadeleştiren, verimliliği artıran ve sektörlere özel dijital dönüşüm ihtiyaçlarına yanıt veren yaklaşımlar sundu. Ortalama şirket yaşı 2 ve ortalama kurucu yaşı 35 olan bu genç girişimler, bugüne kadar toplam 4,7 milyon ABD doları yatırım toplamayı başarmış bulunuyor. Demo Day’de sunum yapan girişimler ve odaklandıkları alanlar şöyle oldu: Beeasist: Hizmet sektöründeki KOBİ’lerin satış ve günlük operasyonlarını uçtan uca yönetmelerini sağlayan yapay zekâ destekli B2B2C SaaS platformu. Datablast: Veri ekipleri için akıllı veri yönetimi, gelişmiş analiz ve yapay zekâ destekli içgörü üretimini tek platformda sunan teknoloji girişimi. HaloScape: Giyilebilir teknolojiler, IoT sağlık cihazları ve biyokimyasal verileri tek platformda birleştiren yapay zekâ temelli sağlık uygulaması. HrPanda: İşe alım süreçlerini uçtan uca yöneten, yapay zekâ destekli yeni nesil aday takip sistemi (ATS). Marqby: Fikri varlıklara yönelik süreçlerin dijitalleşmesini sağlayan ve hukuk teknolojileri alanında çözümler geliştiren platform. Novus: Kodlama gerektirmeden, yapay zekâ ajanlarıyla kişiselleştirilmiş iş akışları ve otomasyonlar oluşturmayı sağlayan teknoloji girişimi. Skymod Teknoloji: Chat, Asistan ve Agent Workflow modüllerini tek çatı altında sunan, güvenli ve özelleştirilebilir yapay zekâ projeleri geliştirme platformu. Viseur AI: Sağlık sektöründe hastalıkların daha iyi teşhis edilmesini hedefleyen, yapay zekâ tabanlı SaaS çözümler geliştiren teknoloji girişimi. Boost The Future’da 7 yılda güçlü bir etki alanı oluşturuldu Yapılan açıklamaya göre, Boost The Future Programı, bugüne kadar girişimcilik ekosisteminde sürdürülebilir bir etki oluşturan önemli sonuçlara imza attı. Yedi dönemde, programa yapılan yüzlerce başvurunun arasından, toplam 82 başarılı girişim mezun olurken, program kapsamında 160 saatin üzerinde atölye, 220 saati aşkın mentorluk desteği ve 72 saatlik kurucu forumları gerçekleştirildi. Program mezunları arasında yer alan girişimler, güçlü ciro büyümeleri, küresel müşteri tabanları ve yatırım performanslarıyla Boost The Future ekosisteminin oluşturduğu çarpan etkisini ortaya koyuyor. 6. dönem mezunlarından Eachlabs, toplamda 1,8 milyon ABD doları yatırım alırken, son bir yılda 23 kat ciro büyümesine erişti. 2. dönem mezunu Wask’ın yıllık düzenli geliri (ARR) 2,3 milyon ABD dolarına ulaştı. Abonelerinin yüzde 98’i global pazarlardan ve bunun yüzde 35’ten fazlasını ise ABD pazarı oluşturuyor. Toplamda 1,1 milyon ABD doları yatırım alan 4. dönem mezunlarından Co-one ise son bir yılda 3 yeni pazara açılırken 3 kat ciro büyümesine ulaştı. Programa katılan girişimler, mezun olduktan sonra da ölçeklenme ve globalleşme yolculuklarında Boost the Future ağından güç almayı sürdürüyor; geliştirdikleri teknoloji ve iş modelleriyle Türkiye’nin girişimcilik ekosistemine ve yüksek katma değerli üretim ve ihracat hedeflerine somut katkı sağlıyor.
15 Ocak 2026 Perşembe - 12:33
İllerin teknolojik gelişmişlik endeksinde ilk sırada Ankara, ikinci sırada İstanbul yer aldı
Ankara Sanayi Odası’nın (ASO) hazırladığı İllerin Teknolojik Gelişmişlik Endeksi ASO-İLTEK 2025’e göre teknolojik gelişmişlikte Ankara birinci, İstanbul ise ikinci sıradaki yerini korudu. Söz konusu iki şehir, diğer illerle aralarında farkı açarak kendi ligini de oluşturdu. ASO, Türkiye’de ilk kez geçen yıl açıklanan İllerin Teknolojik Gelişmişlik Endeksi ASO-İLTEK’in 2025 yılı sonuçlarını açıkladı. Teknolojik gelişmişlikte Ankara birinci, İstanbul ise ikinci sıradaki yerini korurken, bu iki şehir diğer illerle aralarında farkı açarak kendi ligini oluşturdu. 81 ilin 5 farklı alt endeks ve 37 değişkene göre değerlendirildiği ASO-İLTEK 2025 sonuçlarına göre Ankara ve İstanbul’u sırasıyla Eskişehir, Kocaeli, İzmir, Kayseri, Bursa ve Sakarya takip etti. ASO Başkanı Seyit Ardıç, ASO-İLTEK 2025 sonuçlarının açıklandığı basın toplantısında Türkiye’nin teknoloji yolculuğunu ve endeks sonuçlarını değerlendirdi. Teknoloji alanında çok sayıda söylem ve stratejiye rağmen karşılaştırılabilir ve bütüncül bir haritanın eksikliğine dikkat çeken Ardıç, ASO-İLTEK’in bu ihtiyaçtan doğduğunu ifade etti. Amacın şehirleri yarıştırmak değil, kapasiteleri ölçmek, başarıyı görünür kılmak, riskleri erkenden teşhis etmek ve Türkiye’nin yüksek katma değerli üretime geçişini hızlandırmak olduğunu vurgulayan Ardıç, bu yıl ilk kez üç yıllık veri setinin analiz edildiğini belirtti. Ardıç, "Hangi illerin yükseldiğini, hangilerinin yerinde saydığını veya sessizce irtifa kaybettiğini artık somut verilere bakarak net biçimde görebiliyoruz. Çünkü teknoloji tek seferlik bir sıçrama değildir. Uzun soluklu bir maratondur. Bir endeksin gerçek değeri de tam burada ortaya çıkar. Tek bir yıl size bulunduğunuz noktayı gösterir zaman içindeki veri de hangi yöne gittiğinizi belirtir. Ankara Sanayi Odası olarak amacımız; Türkiye’nin teknoloji yolculuğunu yerel düzeye uzanan ve süreklilik taşıyan kurumsal bir hafızayla izlemek ve yön göstermektir. Bu nedenle ASO-İLTEK’i bir yayın değil, Türkiye’nin teknoloji navigasyonu olarak görüyoruz" açıklamasında bulundu. Teknolojinin ülkelerin gelişimini, şehirlerin yönünü ve kurumların ömrünü belirleyen ana eksen olduğunu söyleyen Ardıç, birçok ülkenin teknoloji üzerine inşa edilen yeni ekonomi, ticaret, sanayi politikalarını formüle ettiğini dile getirdi. "Ankara ve İstanbul diğer illerden net biçimde ayrışmaya başladı" ASO-İLTEK 2025 sonuçlarına göre Türkiye’nin tek parça bir teknoloji ülkesi olmadığını, üç farklı teknoloji katmanından oluştuğunu belirten Ardıç, "Birinci katmanda Ankara ve İstanbul vardır ve bu büyük iki ilimiz 2025’te diğer tüm illerden daha net biçimde ayrışmaya başlamış, kendi ligini oluşturmuştur. Ankara teknoloji üretiminde, İstanbul ise ticarileşmede liderliklerini pekiştirmiştir" değerlendirmesinde bulundu. İkinci katmanda Kocaeli, Eskişehir, Bursa, İzmir ve Kayseri gibi güçlü sanayi altyapısına sahip ancak teknoloji eşiklerinde zorlanan illerin yer aldığını söyleyen Ardıç, geçen yıl üst ligde yer alan Eskişehir ve Kocaeli’nin bir alt kategoriye düşmüş olmasının dikkat çekici olduğunu belirterek, "Bu tablo, güçlü üretim yapısının tek başına yeterli olmadığını, dijitalleşme ve Ar-Ge’ye hız vermeyen sanayi merkezlerinin güç kaybettiğini gösteriyor" dedi. "Üretimi güçlü ama dijital altyapısı zayıf iller geri düşüyor" Üçüncü katmanda ise potansiyeli olan fakat bunu harekete geçirmekte zorlanan geniş bir çeper bulunduğunu belirten Ardıç, en alt teknoloji kategorisindeki il sayısının 16’dan 18’e çıkmasının teknoloji dönüşümünün tabana yayılmasında sorun olduğuna işaret ettiğini söyledi. Ardıç, "Bu tablo bize Türkiye’nin teknoloji haritasında Ankara ve İstanbul’un ayrışmaya başladığına, diğer büyük sanayi kentlerinin ise zorlandığına işaret etmektedir. İller arasındaki farkın ana nedenini; fiber altyapı, geniş bant ve dijital erişim kalitesi oluşturuyor. Üretimi güçlü ama dijital altyapısı zayıf iller teknolojik gelişmişlikte geri düşüyor" diye konuştu. ASO-İLTEK 2025 sonuçlarının Türkiye’nin teknoloji üretim üssünün Ankara olduğunu gösterdiğini belirten Ardıç, araştırma ve yenilikçilik kapasitesinde ilk sırada olan Ankara’nın teknoloji üretiminde liderliğini güçlendirdiğine dikkat çekti. "Savunma sanayii teknoloji atılımı için kuvvetli bir kaldıraç" Ardıç, ASO-İLTEK 2025’in temasını ‘Savunma Teknolojileri’ olarak belirlediklerini ifade ederek, savunma sanayiinin yalnızca güvenlik alanı olmadığına, ekonominin yenilik ve teknoloji atılımı için kuvvetli bir kaldıraç görevi üstlendiğine dikkat çekti. Ankara’nın savunma sanayiindeki birikiminin, elektronik, yazılım, havacılık ve uzay gibi birçok alana yayılan çarpan etkisi ürettiğini söyleyen Ardıç, şöyle devam etti: "Türkiye’nin kilogram başına ihracat değeri 1,57 dolar iken, savunma ve havacılık sektöründe bu rakam tam 44 kat yükselerek 65 dolara çıkmaktadır. Bu nedenle Ankara’da geliştirilen teknoloji yalnızca belirli bir sektörü değil; Türkiye’nin yüksek katma değerli üretim kapasitesini bütünüyle ileri taşımaktadır. Bu başarıyı sürdürülebilir kılmak için yeni bir perspektife daha ihtiyacımız var. Teknolojiyi üretmek kadar, insan kaynağını çekmek ve elde tutmak da kritik hale gelmiştir. Endeks sonuçları, Ankara’nın yetenek havuzunu genişletmesi ve yaşam kalitesi unsurlarını güçlendirmesi gerektiğini de açık biçimde işaret etmektedir. Ankara’nın teknoloji liderliği doğru adımlarla desteklendiğinde Türkiye’nin geleceğini belirleyecek en kritik kaldıraçlardan biri olacaktır." "Ankara derin teknolojinin, İstanbul ise dijital altyapının merkezidir" Türkiye’nin teknoloji omurgasını oluşturan Ankara ve İstanbul’un güçlerini farklı başlıklardan aldığını ve birbirlerinin tamamlayıcısı olduğunu söyleyen Ardıç, "Ankara araştırmanın, savunma sanayiinin ve derin teknolojinin, İstanbul ise dijital altyapının, finansın ve küresel bağlantıların merkezidir" dedi. Ardıç, bu iki merkezde üretilen teknoloji gücünün Anadolu’ya yayılmayı gerektiğini vurgulayarak, "ASO-İLTEK’in en kritik uyarılarından biri burada ortaya çıkıyor. Kocaeli, Eskişehir, Bursa ve İzmir gibi güçlü sanayi merkezlerimiz, dijitalleşme, Ar-Ge ve teknoloji çıktıları aynı anda ilerlemezse, irtifa kaybının kaçınılmaz olduğunu gösteriyor. Dün bizi taşıyan sanayi modeli, yarının teknoloji yarışında tek başına yeterli olmayacak. Bu bir mevcut sanayi yapısı veya politikası eleştirisi değildir. Sanayimizi daha güçlü bir geleceğe hazırlama çağrısıdır" değerlendirmesini yaptı. "Kayseri’nin patent, tasarım ve teknoloji tescillerindeki performansı, Anadolu’dan güçlü bir teknoloji mesajı vermekte" ASO-İLTEK sonuçlarının umut veren örnekler de sunduğunu ve Kayseri’nin bunlardan biri olduğunu belirten Ardıç, "Kayseri’nin patent, tasarım ve teknoloji tescillerindeki performansı, Anadolu’dan güçlü bir teknoloji mesajı vermektedir. Doğru ekosistem kurduğunda Anadolu’nun yüksek teknoloji ligine çıkabileceğini göstermektedir" şeklinde konuştu. "Türkiye’nin sorunu teknoloji eksikliği değil, teknolojide eşik atlayamamak" ASO-İLTEK sonuçlarının herkese bulunduğu yerden daha ileriye gitme mesajı verdiğini söyleyen Ardıç, politika yapıcılara, iş dünyasına, üniversitelere şu mesajı verdi: "Tek tip teşvik anlayışı artık yeterli değildir. İl bazında veri temelli ve hedefli sanayi politikalarına ihtiyacımız vardır. Geleneksel üretim hâlâ değerli ama dijitalleşme ve yenilikle desteklemezsek rekabetçi olamayız. Üniversitelerin bilgi üretmesi çok kıymetlidir. Ama o bilgi şehirle ve sanayiyle buluşmadıkça beklenen dönüşüm gerçekleşmez. Türkiye’nin sorunu teknoloji eksikliği değildir, teknolojide eşik atlayamamaktır. Teknolojik dönüşüm bir merdivendir. Doğru basamağa basmazsanız düşersiniz. Raporumuz, bu merdivenin hangi basamaklarının sağlam, hangilerinin onarım istediğini gösteriyor. Ankara Sanayi Odası olarak biz ülkemizin teknoloji yolculuğunun sadece yeni girişimlerle değil, mevcut sanayinin dönüşümüyle hedefine varacağına inanıyoruz.’
15 Ocak 2026 Perşembe - 12:26
Bayat ekmek fiyatına sıcak ekmek: Mahalle esnafından emsal davranış
Sakarya’nın Erenler ilçesinde bir fırın ve şarküteri işletmesi, piyasada 20 liradan satılan 270 gram ekmeği 12,5 liraya düşürerek vatandaşın bütçesine nefes aldırdı. Aynı gramaj ve kalitedeki sıcak ekmek, yoğun ilgi görüyor. Erenler ilçesi Hacıoğlu Mahallesi’nde şarküteri işletmesi olan Furkan Güllü, 270 gramı 20 liradan satılan ekmeği, aynı mahallede bulunan fırınla anlaşarak aynı gramajdaki ekmeği 12, 5liradan satışa sunmaya başladı. Vatandaşların ucuzluğundan kaynaklı bayat ekmeğe yöneldiğini belirten Güllü, aynı fiyata sıcak ve taze ekmeği sattıklarını belirtti. Fırın işletmecisi Burak Aktürk ise günde 50 bin ekmek ürettiklerini ve 12,5 liraya hem şarküteriden hem de kendi fırınından vatandaşların ekmek alabileceğini söyledi. "20 liradan 12,5 liraya düşürdük" Ekmek indirimi hakkında konuşan şarküteri işletmecisi Furkan Güllü, "2010 yılından beri esnaflık yapıyorum. Elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz. Bu olay aslında bir anda olan bir şey değil. Bunu planladık, ölçtük, biçtik, hesapladık. İnsanların fırındaki bayat ekmeğe çok fazla talepte bulunması, ucuz olmasından. Biz ise bu ekmeği sıcak ve ucuz bir şekilde vermek istedik. Ekmeğimizin gramajını değiştirmedik, kalitesini değiştirmedik. Aynı standartlarında hatta daha özverili şekilde çalışıyoruz. Ne gramajda ne kalitede hiçbir eksiğimiz yok. Tek farkımız fiyatımız 20 liradan 12,5 liraya düşürdük" dedi. "Gayemiz ticaret değil, insanlara katkıda bulunmak " Vatandaşlara yardımcı olduklarını aktaran Güllü, "Vatandaşlarımız çok mutlu, çok güzel tepkiler aldık. Bizim burada gayemiz ticaret değil, insanlara katkıda bulunmak. Ben kar payımı düşürdüm hatta fırınla da anlaştık, fırınımızda da aynı şekilde fiyatlar. Ben bir verdim Allah bize 10 verdi, satışlarımız arttı, şuan daha karlı bir şekilde satış yapıyoruz Allah’a şükür. Bir köyde bir vatandaş açlıktan ölürse bütün köylü katildir. Hz. Ali’nin güzel bir sözüdür buda" diye konuştu. "Gayemiz herkesin sıcak ekmeğe ulaşabilmesi" Ürettikleri ekmeğin kalitesinin ve gramajının piyasadaki ekmeklerden hiçbir eksiği olmadığını belirten fırın sahibi Burak Aktürk, "12,5 liradan tezgah satış noktalarımız var. Ek olarak bakkal ve marketlere de 15 liradan ekmek sattırıyoruz. Gayemiz, Sakarya halkının ekmeğe ulaşabilmesi. Gramaj olarak aynı 270 gram 12,5 liradan devam ediyoruz. Biz halktan tarafız. Süpermarketler ya da marketler kazanacağına halk kazansın istiyoruz" şeklinde konuştu. "Benim evimin altında fırın var, ucuz olduğundan dolayı buraya geliyorum" Satılan ekmeğin kalitesini ve fiyatını beğendiğini ve satın almak için başka bir mahalleden geldiğini dile getiren Mustafa Taşkın, "Dilmen Mahallesi’nden geliyoruz ekmek almaya. Benim evimin altında fırın var, ucuz olduğundan dolayı buraya geliyorum. Ekmeği de 10 numara bir ekmek, Her gün almak isterim buradan" ifadelerini kullandı. "Bu arkadaşlardan Allah razı olsun, bizleri düşünmüş" Kampanyaya çok sevindiğini ifade eden bir mahalle sakini ise, "Vatandaşı düşünmüş, 12, liraya düşürmüş. 20 liraya ekmek almak insana ağır geliyor. Bu arkadaşlardan Allah razı olsun, bizleri düşünmüş. Tüm vatandaşın ve esnafın böyle düşünmesi gerekiyor" dedi. (ACK-OK-
15 Ocak 2026 Perşembe - 12:22
Erdek Kapıdağ Zeytinyağı’ndan markalaşmada önemli adım
Balıkesir’in Erdek ilçesinde, Erdek Kapıdağ Zeytinyağı’nın coğrafi işaretiyle ilgili bilgilendirme toplantısı Erdek Ticaret Odası tarafından ilçede bir otelde gerçekleştirildi. Yoğun katılımın sağlandığı toplantıya; Erdek Kaymakamı Hasan Göç, Erdek Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Uz, Bandırma Ticaret Odası Başkanı Bahadır Çolak, Erdek Belediye Başkanı Burhan Karışık, Erdek İlçe Tarım ve Orman Müdürü Dilek Işıktaş, Kyzikos Kazı Başkanı Ahmet Tercanlıoğlu, üreticiler ve davetliler katıldı. Toplantının açılış konuşmasını yapan Erdek Ticaret Odası Başkanı Hüseyin Uz, Erdek Kapıdağ Zeytinyağı’nın bölge için taşıdığı öneme dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: "Bölgemizin iki temel geçim kaynağı olan turizm ve zeytincilikte, zeytinyağımız her iki sektör üzerinde ortak payda oluşturan önemli bir gelir kaynağımız ve pazarlama unsurumuzdur. Yerel üreticinin mahsulünden elde ettiği katma değerin artırılması, sürdürülebilir tarıma olan güvenin pekişmesini sağlayacak; nesillerdir süregelen zeytincilik mirasımızın, geleneğimizin, beslenme alışkanlıklarımızın, ağaçlarımızın, toprak yapımızın ve iklim özelliklerimizin korunmasına katkı sunacaktır. Öyle ki, ‘ölümsüz ağaç’ olarak bilinen zeytin ağaçlarımız; su kaynaklarının kuruduğu, sulu tarım imkânlarının her geçen gün azaldığı günümüz dünyasında, belki de mahsul vermeye devam edecek ender ağaçlardan biri olarak, verimi azalsa dahi sağlık ve hayat dağıtmaya devam edecektir. Pazarlama unsuru olarak ele alındığında ise zeytinyağı, her zaman hediyelerin en kıymetlilerinden biri olmuş; hasat edildiği bölgenin adını ve tanıtımını gittiği her yere beraberinde taşımıştır. Bu doğrultuda tescillenerek kontrol altına alınmış ve tüketiciye güven veren ürünler; markalaşma ve pazarlamada olduğu kadar, tanıtım ve reklamda da bölge envanterine önemli katkılar sağlamaktadır." "Yaşanan sıkıntıları markalaşma ile aşmak istiyoruz" Artan girdi ve işçilik maliyetleri ile iş gücü temininde yaşanan sıkıntılar ve arazi şartları nedeniyle makinalı tarım imkânlarının sınırlı olması gibi olumsuzlukları telafi edebilmek amacıyla, zeytinyağı üretimini öncelediklerini kaydeden Başkan Uz, "Müteşebbislerimizin elinde yeterince değerlenemeyen zeytin ağaçlarımız için markalaşmaya odaklanmak ve pazarlamada rekabet gücümüzü artırmak hedefiyle, zeytinyağımızın coğrafi işaret alması Erdek Ticaret Odası’nın bölgesel kalkınma projeksiyonlarından biri olmuştur. Turizmden tarıma, ekonomimizden sağlığımıza kadar bölgemiz açısından önemi tartışmasız olan zeytinyağımızın; Erdek Ticaret Odamızın yürüttüğü çalışmalar doğrultusunda Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından tescillenerek ‘Erdek Kapıdağ Zeytinyağı’ adıyla coğrafi işaret almasının, tüm bölgemiz adına hayırlı olmasını diliyorum" ifadelerini kullandı "Zeytinyağı ve turizmi bütünleştireceğiz" Erdek Kapıdağ zeytinyağının markalaşma yolculuğunda bölgesel turizm ile zeytinciliği bütünleştireceklerini anlatan Başkan Uz, "Coğrafi işaretli Erdek Kapıdağ zeytinyağımızın hak ettiği katma değeri yakalayarak önce yurt içinde, ardından yurt dışında satışa sunulması amacıyla; bölge üreticilerimizin elini güçlendirecek ve kurumsallaşmaya zemin hazırlayacak lisanslı zeytinyağı depoculuk hizmeti vermek üzere, Balıkesir başta olmak üzere İzmir ve Çanakkale bölgesinde faaliyet gösteren 16 ticaret odası ve borsamızla birlikte şirket ortaklığı çalışmalarımızın başlatıldığını siz değerli hazirunla paylaşmak isteriz." diye konuştu. Toplantıda söz alan Kyzikos Kazı Başkanı Ahmet Tercanlıoğlu ise zeytinyağının tarih boyunca önemli bir emtia olduğuna dikkat çekerek, antik dönemlerde kentler arası ticarette zeytinyağının stratejik bir ürün olarak kullanıldığını, Kapıdağ ve çevresinde üretilen zeytinyağının geçmiş süreçte üst kalite olarak kabul edildiğini ifade etti. Bilgilendirme programında, coğrafi işaretli Erdek Kapıdağ Zeytinyağı’nın üretim, kullanım ve pazarlama süreçlerine ilişkin teknik ve hukuki detaylar üreticilerle paylaşıldı.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder