EKONOMİ
Manisa’da hurda ve sahipsiz araçlar MKE’ye sevk edildi 22 Mart 2026 Pazar - 18:47:39 Manisa Büyükşehir Belediyesi, kent genelinde görüntü kirliliği oluşturan, trafik akışını engelleyen ve güvenlik riski taşıyan sahipsiz hurda araçlara yönelik tahliye çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Manisa İl Emniyet Müdürlüğü iş birliğiyle yürütülen çalışma kapsamında toplanan araçlar, geri dönüşüm işlemleri için İzmir Aliağa’daki Makine ve Kimya Endüstrisi’ne (MKE) sevk edildi. Özellikle Küçük Sanayi Sitesi ve kamuya açık alanlarda uzun süredir atıl durumda bekleyen araçlara yönelik titiz bir denetim gerçekleştirildi. Araç sahiplerine tanınan 60 günlük yasal sürenin dolmasının ardından çevre ve halk sağlığını tehdit eden araçlar tek tek tespit edilerek çekiciler vasıtasıyla bulundukları noktalardan kaldırıldı. Büyükşehir Belediyesi, vatandaşlardan ve esnaftan gelen talepler doğrultusunda denetimlerin il genelinde kesintisiz devam edeceğini bildirdi. Çalışmaların kent estetiği ve güvenliği açısından önem taşıdığını vurgulayan Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, "Şehrimizde kötü görüntüye neden olan, sokaklarımızda güvenlik riski oluşturan hurda ve sahipsiz araçları topluyoruz. Emniyet Müdürlüğümüzle koordineli bir şekilde yürüttüğümüz bu operasyonla atıl durumdaki araçları MKE’ye ulaştırdık. Temel amacımız hem trafik akışını rahatlatmak hem de sanayi sitemiz başta olmak üzere şehrimizi çok daha temiz ve düzenli bir hale getirmektir" dedi.
22 Mart 2026 Pazar - 13:18 Alaşehir’de asfalt sezonu açıldı Manisa’nın 100 bin nüfusu geçen ilçelerinden biri olan Alaşehir’de belediye tarafından asfalt sezonu açıldı. Alaşehir Belediye Başkanı Ahmet Öküzcüoğlu çalışmaları yerinde inceleyerek bilgi aldı. Alaşehir Belediyesi bu yıl yaklaşık 25 kilometrelik asfalt hedefiyle çalışmalarına başladı. Alaşehir Belediye Başkanı Ahmet Öküzcüoğlu, Fen İşleri Müdürlüğü ekiplerinin çalışmalarını yerinde takip etti. Başkan Öküzcüoğlu’na vatandaşlar teşekkür ederek, çalışmalardan çok memnun olduklarını dile getirdi. Başkan Ahmet Öküzcüoğlu da işçilerle sohbet ederek çalışmalarında başarılar diledi. "Maliyetler artsa da hedefimize ulaşacağız" Çalışmaların yapıldığı İstasyon Mahallesi’nde incelemelerde bulunan Alaşehir Belediye Başkanı Ahmet Öküzcüoğlu, "Alaşehir’in İstasyon Mahallesi’ndeyiz. Bu mahallemizde doğalgaz çalışmalarını bitirdi. İnternet ve telefon hatları çalışmalarını bitirdi. Yer yer MASKİ’nin altyapı çalışmaları da tamamlandı. Artık bozulan yollarımız yama tutmaz hale gelmişti ve hedefimiz bu sene Alaşehir’e 20-25 kilometre asfalt kazandırmak ve yollarımızı cilalı asfalt haline getirmek. Ortadoğu’daki savaşın, İran savaşının etkilerini hissetmemize rağmen yaklaşık yüzde 100 maliyetlerimiz değişti. Buna rağmen biz hedefimize ulaşmayı umuyoruz. Şu anda Vatan Caddemizi, 1 No’lu Gazi Sokak, 2 No’lu Gazi Sokak ve 3 No’lu Gazi Sokak’ı tren yoluna kadar olan bölümünü, eski Akaçiliğe kadar olan bölümünü önce tamamlayıp hava şartları müsaade ettiği müddetçe bu sezon asfalt sezonumuz olacak ve çalışmalarımız devam edecek. Ben bu vesileyle başta Manisa Büyükşehir Belediyemize ve Fen İşleri Müdürlüğümüze bağlı ekiplerimize teşekkürlerimi sunuyorum." dedi.
22 Mart 2026 Pazar - 11:58 Sarp Sınır Kapısı’nda bayram tatili yoğunluğu Ramazan Bayramı tatilini yurt dışında geçirmek isteyen vatandaşlar, Sarp Sınır Kapısı’nda yoğunluğa neden oldu. Bayram tatilini fırsat bilen çok sayıda kişi Gürcistan’a geçiş yapmak için sınır kapısına akın etti. Türkiye’nin Kafkaslar’a açılan en önemli kara hudut kapılarından biri olan Sarp Sınır Kapısı’nda, bayram tatilinin başlamasıyla birlikte hem araç hem de yaya geçişlerinde dikkat çeken artış yaşandı. Özellikle Batum’a gitmek isteyen tatilciler sabahın erken saatlerinden itibaren sınır kapısında yoğunluk oluşturdu. Batum’a günübirlik geçişler arttı Vizesiz geçiş imkanı bulunması ve Batum’un yakınlığı nedeniyle birçok vatandaş tatil için Gürcistan’ı tercih etti. Sınır kapısında zaman zaman uzun kuyruklar oluşurken, yoğunluğun bayram süresince devam etmesi bekleniyor. Geçiş sayılarında dikkat çeken yükseliş Sınır kapısındaki hareketlilik son yılların verilerine de yansıdı. Pandemi etkisinin hissedildiği 2021 yılında 958 bin 338 olan yolcu sayısı, kısıtlamaların kaldırıldığı 2022 yılında 5 milyon 60 bin 994’e yükseldi. Hareketliliğin zirveye ulaştığı 2023 yılında ise 6 milyon 261 bin 289 yolcu ile tüm zamanların en yüksek geçiş sayısına ulaşıldı. Yoğunluk sonraki yıllarda da devam etti. 2024 yılında 5 milyon 555 bin 125 kişinin kullandığı sınır kapısından, 2025 yılında 5 milyon 42 bin 675 yolcu giriş-çıkış yaptı. Sarp Sınır Kapısı’nda özellikle bayram ve tatil dönemlerinde benzer yoğunlukların yaşandığı, Gürcistan’ın vizesiz olması ve Batum’un yakınlığı nedeniyle bölgenin en çok tercih edilen yurt dışı rotalarından biri olmaya devam ediyor. Yoğunluk sonrası bölgede trafik tedbirleri artırıldı. Bayram tatili nedeniyle Karadeniz Sahil Yolu ile Sarp Sınır Kapısı güzergahında yaşanan hareketlilik sonrası Hopa İlçe Emniyet Müdürlüğü Trafik ekipleri, bölgede denetim ve bilgilendirme çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Yetkililer, bayram süresince sürücülerin hız kurallarına uymaları, emniyet kemeri takmaları ve uzun yolda dikkatli olmaları konusunda uyarılarda bulunurken, trafik güvenliğinin sağlanması için uygulamaların tatil boyunca devam edeceğini belirtti.
İTO Başkanı Avdagiç’ten 144’üncü kuruluş yılı mesajı
23 Ocak 2026 Cuma - 09:30 İTO Başkanı Avdagiç’ten 144’üncü kuruluş yılı mesajı İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, "İTO etkisini ve gücünü Türkiye’nin her köşesinde, dünyanın her ülkesinde ve kıtasında hissettiriyor. Çünkü İTO bir ses verdi mi, bu ses her yerde yankılanır. Çünkü biz İstanbul Ticaret Odasıyız. 144’üncü yılımızda bize bu gücü verdiği için 800 bin üyemize, onları temsil eden meclisimize ve meslek komitelerimize şükranlarımı sunuyorum" ifadelerini kullandı. İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, yaptığı yazılı açıklamada 1882 yılında faaliyetlerine başlayan İTO’nun kuruluş yıldönümü dolayısıyla oda üyesi işletmeleri tebrik etti. Avdagiç, oda üyelerinin ve sektörlerin sıkıntılarını ve taleplerini ilgili belediyelere, bakanlıklara, hükümete ve devletin ilgili mercilerine ilettiklerini ve kamuoyu önünde en yüksek sesle dile getirdiklerini kaydetti. İTO’yu 144’üncü yılında dört dörtlük hizmetlerle en üst noktaya çıkartmak için çalıştıklarını belirten Avdagiç, "Şevkimizden hiçbir şey kaybetmediysek, ayaklarımız sendelemeden hep sabit kaldıysa, çalışma kararlılığımız her daim arttıysa, bunu üyelerimizden aldığımız güçle başardık" açıklamasını yaptı. "Bin 250 firmayı 18 ülkede 40’ı aşkın fuara taşıdık" İTO’nun varlık sebebinin İstanbul ve Türkiye’nin ticaretini, üretimini ve rekabetçiliğini artırmak ve üyelerinin küresel pazarda yer edinmesini sağlamak olduğunu vurgulayan Şekib Avdagiç, "Bunun için üyelerimizi; yeni pazarlar bulacağı, mallarını pazarlayacağı fuarlara götürmeyi temel görev kabul edip daha da geliştirdik. Her yıl ortalama bin 250 firmayı 18 ülkede 40’ı aşkın fuara taşıyarak, Türk ürünlerini dünyanın her köşesinde rekabete dahil ettik. Bugün Türkiye ihracat rekorları kırıyorsa, bunda İstanbul Ticaret Odası’nın ciddi bir payı vardır" dedi. Avdagiç, İTO’nun iştiraklerinin başarılı bir dönem yaşadığını belirterek, İstanbul Dünya Ticaret Merkezi (İDTM) bünyesinde yer alan İstanbul Fuar Merkezi’nin (İFM) hem ulusal hem uluslararası fuarcılıkta yüz akı olduğunu kaydetti. Bu dönem 20 yıla uzayan müzmin kiracı sorununu mahkemeyi kesin olarak kazanıp çözdüklerini belirten Şekib Avdagiç, "İDTM’nin tüm salonlarının tek işleticisi biz olduk. Bugüne kadar tapusu olmayan fuar salonlarımıza, dönemimizde fuar alanı olarak tapu aldık" değerlendirmesinde bulundu. "BTM, 11 bin girişim sahibini girişimcilik dünyasına kazandırdı" İTO’nun maddi desteğiyle hayata geçirilen Bilgiyi Ticarileştirme Merkezi’nin (BTM) bugüne kadar 11 bini aşkın girişim sahibini girişimcilik dünyasına kazandırdığına dikkat çeken Avdagiç, faaliyetlerini şöyle anlattı: "Türk girişim dünyasını küresel piyasaya açtık, BTM’yi de dünyanın en iyi 3’üncü startup merkezi yaptık. Öte yandan sosyal sorumluluğumuzun simge kurumu İstanbul Ticaret Üniversitemiz, 9 bini aşkın öğrencisi, 28 bin mezunuyla gururumuz oldu. Turizm Geliştirme ve Eğitim Vakfı (TUGEV) ile İstanbul Kongre ve Ziyaretçi Bürosu (ICVB) çatısı altında paydaşlarımızla birlikte küresel turizm ve kongre pastasından İstanbul’un aldığı payı daha da büyüttük. İstanbul’da birbiri ardına toplanan kongreler, şehrimizin ekonomisine çarpan etkisiyle katkıda bulunuyor. Ayrıca Savunma Sanayii Başkanlığı ile ortaklaşa kurduğumuz Teknopark İstanbul’u 15 yıl içinde Türk savunma sanayinin lokomotif üssü yaptık." "İTO, Türkiye’nin küçük bir numunesidir" Şekib Avdagiç, "İTO, Türkiye’nin küçük bir numunesidir. Bu çatı altında her siyasi görüşten, ülkemizin her bölgesinden, her inançtan üyemiz bulunuyor ve biz bu çatı altında her şeyi tartışıyoruz. Mücadele ediyoruz, müzakere ediyoruz ama münakaşa etmiyoruz. Bizim tek arzumuz, farklılıklarımızı bir potada eritip şehrimizin ve ülkemizin üretimini ve refahını artırmak için kullanmaktır, hizmet üretmektir. 144 yıldır bunun başarılı örneklerini veriyoruz. 21. dönemde de en kalıcı örneğini verdik" ifadelerini kullandı. Türkiye’nin en büyük odası olan İTO’nun sadece üye sayısıyla değil, icraatlarıyla da dünyanın en büyük iki odasından biri olmayı başardığını kaydeden Avdagiç, "İTO etkisini ve gücünü Türkiye’nin her köşesinde, dünyanın her ülkesinde ve kıtasında hissettiriyor. Çünkü İTO bir ses verdi mi, bu ses her yerde yankılanır. Çünkü biz İstanbul Ticaret Odasıyız. 144’üncü yılımızda bize bu gücü verdiği için 800 bin üyemize, onları temsil eden meclisimize ve meslek komitelerimize şükranlarımı sunuyorum" diyerek sözlerini tamamladı.
Bakanlık pilot il olarak Amasya’dan başlattı: Süt ineklerinden etçi buzağı elde edilecek
23 Ocak 2026 Cuma - 08:43 Bakanlık pilot il olarak Amasya’dan başlattı: Süt ineklerinden etçi buzağı elde edilecek Tarım ve Orman Bakanlığı’nın hayata geçirdiği ’Güçlü Besi Güçlü Üretim Projesi’ pilot il olarak Amasya’da uygulanmaya başladı. Projeyle 4 yaşını doldurmuş saf kültür ırkı süt ineklerine ve yaş sınırı olmaksızın tüm melez büyükbaş hayvanlara suni tohumlama yapılıp etçi melez buzağılar elde edilmesiyle kırmızı et açığının kapatılmasına katkı sağlanması hedefleniyor. Tarım ve Orman Bakanlığı Hayvancılık Genel Müdürlüğü, Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliği ile Türkiye Kırmızı Et Üreticileri Merkez Birliği’nin iş birliğiyle hayata geçen projeye ilişkin bilgiler veren Amasya İl Tarım ve Orman Müdürü Ahmet Arslan, bu ıslah yöntemiyle sütçü işletmelerde besilik materyal üretiminin artırılarak ithalatın azaltılması, süt arzının garanti altına alınarak et üretiminin artırılmasının yanı sıra elde edilecek melezlerin artan karkas et verimleri ile kırmızı et açığının kapatılmasına katkı sağlanacağını açıkladı. "Besi açığımız ciddi şekilde önlenmiş olur" Proje çerçevesinde teknik personelin tohumlama çalışmalarına başladıklarını anlatan Amasya Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Başkanı Güner Aslan da, "Ülkemizin besi konusunda ihtiyacı olan hayvanları yurt dışından getiriyoruz. Bunun yerine kendi hayvanlarımızdan bu yolla üretim yapılması isabetli bir karar. Bu proje ülkemizin tamamına yaygınlaştığında besi açığımız ciddi şekilde önlenmiş olur. Amasya bölgesinde başarının yüksek olacağını düşünüyorum" diye konuştu. Proje kapsamında yaptıracakları tohumlamalar için 350 TL uygulama ücreti ödeyecek yetiştiriciler doğan buzağısına ayrıca destekleme alacak.
Bandırma’da midye yetiştiriciliği sektörü masaya yatırıldı
22 Ocak 2026 Perşembe - 23:03 Bandırma’da midye yetiştiriciliği sektörü masaya yatırıldı Balıkesir’de Bandırma Koyunculuk Araştırma Enstitüsü ev sahipliğinde düzenlenen toplantıda, midye yetiştiriciliği sektöründe yaşanan sorunlar ve çözüm önerileri masaya yatırıldı. Biyoteknoloji Merkezi’nde düzenlenen toplantının açılış konuşmalarını Yalova, Balıkesir ve Çanakkale İlleri Midye Yetiştiricileri Üretici Birliği Başkanı Özerdem Maltaş ile Bandırma Koyunculuk Araştırma Enstitüsü Müdürü Kerim Kılınç yaptı. Birlik Başkanı Maltaş, Türkiye’de yıllık 8 bin tonun üzerinde çiftlik midyesi üretildiğini ve bunun tamamına yakınının midye dolması şeklinde tüketildiğini söyledi. Maltaş, Türkiye’de çiftlik midyesi üreten çiftlik sayısının giderek arttığını ifade ederek, yıllardır kontrolsüz olan üretimin daha iyi şartlarda, kontrollü ve sağlıklı şekilde yapılmaya başlandığını kaydetti. Maltaş, toplantı kapsamında midye yetiştiriciliğinde sağlıklı tüketimin yaygınlaştırılması, sektör algısının güçlendirilmesi ve üreticilerin tek çatı altında daha güçlü bir yapı oluşturması konularının ele alınacağını söyledi. Maltaş, özellikle ortak hareket etme kültürünün geliştirilmesinin sektörün sürdürülebilirliği açısından büyük önem taşıdığını vurguladı. Yavru üretim tesisleri, tanıtım faaliyetleri ve alternatif uygulamaların sektör için kritik başlıklar olduğunu ifade eden Maltaş, birlik olarak temel hedeflerinin üreticinin emeğini koruyan, bilimsel verilerle desteklenen ve kamuoyunda güven oluşturan bir yapı kurmak olduğunu dile getirdi. Maltaş, yapılacak görüş alışverişlerinin birlik için önemli bir yol haritası oluşturacağını kaydetti. "Tarımsal üretim bir ülkenin gücüdür" Bandırma Koyunculuk Araştırma Enstitüsü Müdürü Kerim Kılınç ise, enstitünün Türkiye’de ırk ıslah programına alınan ilk kuruluşlardan biri olduğunu hatırlatarak, bu alanda önemli bir noktaya gelindiğini belirtti. Tarımsal üretimin bir ülkenin bağımsızlığını ve gücünü temsil eden en temel unsurlardan biri olduğunu vurgulayan Kılınç, enstitünün geniş arazi varlığı ve güçlü kurumsal yapısıyla sektöre önemli katkılar sunduğunu ifade etti. Son yıllarda TÜBİTAK destekli projelere ağırlık verildiğini aktaran Kılınç, koruma altındaki hayvan varlığının ıslah edilerek geliştirildiğini, bu süreçte bilimsel çalışmaların yanı sıra tanıtım ve proje faaliyetlerinin de sürdürüldüğünü söyledi. Kılınç, yaklaşık 2 bin baş civarındaki hayvan varlığının korunarak ve iyileştirilerek sektöre kazandırıldığını kaydetti. Açılış konuşmalarının ardından Bandırma Koyunculuk Araştırma Enstitüsü bünyesinde yetişen manda sütünden katılımcılara sütlaç ve öğle arasında midye dolma ikram edildi. Aradan sonra toplantı, midye yetiştiriciliği sektöründe yaşanan sorunlar ve çözüm önerilerinin ele alındığı sunum ve panellerle devam etti. Program kapsamında midye üretim ve analiz laboratuvarı faaliyetleri, midye ve midye ürünlerinin tüketimine toplumun bakış açısı, midye tüketimiyle ilgili imajın düzeltilmesi, sağlıklı midye tüketiminin yaygınlaştırılması, üretici birliği altında ortak hareket etme yöntemleri, yavru üretim tesislerinin kurulmasının teşvik edilmesi ve doğal üretim alanlarının korunması gibi başlıklar ele alındı. Gün boyu süren toplantı, sektör temsilcilerinin değerlendirmeleri ve kapanış oturumuyla sona erdi.
Bakan Işıkhan: "Dijitalleşmeyi daha nitelikli işlerin oluşturulması için büyük bir fırsat olarak görmeliyiz"
22 Ocak 2026 Perşembe - 23:03 Bakan Işıkhan: "Dijitalleşmeyi daha nitelikli işlerin oluşturulması için büyük bir fırsat olarak görmeliyiz" Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, "Dijitalleşmeyi iş güvencesi ve sosyal güvenlik gibi temel hakları zayıflatan bir tehdit olarak değil, aksine daha nitelikli ve daha sürdürülebilir işlerin oluşturulması için bir fırsat olarak görmeliyiz" dedi. Çalışma hayatına ilişkin güncel gelişmeleri değerlendirmek, sorun alanlarını belirlemek ve politika önerileri geliştirmek amacıyla tüm tarafları buluşturan bir sosyal diyalog platformu niteliğindeki Çalışma Meclisi, 14’üncü kez toplandı. ATO Congresium’da Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’ın da katıldığı toplantıda kamu kurum ve kuruluşları, işçi, memur ve işveren konfederasyonları, meslek kuruluşları, sivil toplum temsilcileri ve akademisyenler görüş ve önerilerini dile getirdi. "Çalışma Meclisi uzlaşı kültürünü yerleştirmiştir" Toplantıda konuşan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Işıkhan, Çalışma Meclisi’nin işçi, işveren ve kamu temsilcilerinin katılımıyla oluşan üçlü sosyal diyalog mekanizmasının en üst düzeyi ve en kapsayıcı platformu olduğunu vurguladı. Dönüşüm sürecini hem mevcut sorunları konuşmak ve hem de sosyal paydaşlarla geleceği birlikte inşa eden bir yaklaşımla sürdürdüklerini dile getiren Işıkhan, "Çalışma Meclisi, üçlü diyalog mekanizması olarak Türkiye’de sosyal adaleti pekiştirmiş, Uluslararası Çalışma Teşkilatı (ILO) normlarının uygulanmasını kolaylaştırmış ve ekonomik kalkınmaya sosyal boyut kazandırmıştır. Bu platform, katılımcı demokrasinin en önemli örneği olarak işçi ve işverenlerin sesini doğrudan hükümete iletmesini sağlamış, çatışmaları önleyerek uzlaşı kültürünü yerleştirmiştir" diye konuştu. "Dijital dönüşüm, iş dünyamızın merkezinde yer alan kaçınılmaz bir gerçektir" Bakan Işıkhan, 14’üncü Çalışma Meclisi Toplantısı’nın ‘Çalışma Hayatında Dijital Dönüşüm’ başlığıyla gerçekleştirildiğini hatırlatarak, "Dijital dönüşüm, artık bir trend değil, hayatımızın ve iş dünyamızın merkezinde yer alan kaçınılmaz bir gerçektir. Günümüzde çalışma hayatı dijitalleşme, yapay zeka, otomasyon ve nesnelerin interneti gibi teknolojilerin etkisiyle köklü bir dönüşüm sürecindedir" ifadelerini kullandı. "Sendikalarımızın dijitalleşme karşısında ‘kayıp’ diliyle değil, ‘hak ve fırsat’ diliyle hareket etmelerini istiyoruz" Küresel değişim dalgasına uyum sağlamak ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerini gerçekleştirmek için yeşil ve dijital dönüşümün entegre bir şekilde hayata geçirilmesi gerektiğini belirten Işıkhan, bunu da işveren, sendika ve çalışanlarla birlikte gerçekleştireceklerini kaydetti. Bu değişim sürecinde herkesin üstleneceği sorumlulukları olduğunu sözlerine ekleyen Bakan Işıkhan, şu ifadelere yer verdi: "İşverenlerimiz, dijitalleşmeyi sadece maliyet düşürme ya da işgücünü ikame etme aracı olarak görmemelidir. İnsan kaynağını merkeze alan, çalışanını yeni becerilerle donatan, yeniden eğitim ve beceri kazandırma süreçlerine yatırım yapan bir anlayışı esas almalıdır. Yapay zeka ve otomasyon yatırımlarını, nitelikli istihdamı büyüten, verimliliği artırırken çalışma barışını güçlendiren bir fırsat alanı olarak değerlendirmeleri gerektiğini düşünüyorum. Sendikalarımızdan beklentimiz ise bu dönüşümün karşısında duran değil, dönüşümü yönlendiren ve çalışanı bu sürece hazırlayan bir anlayışı benimsemeleridir. Dijitalleşme ve yeni çalışma modelleri karşısında ‘kayıp’ diliyle değil, ‘hak ve fırsat’ diliyle hareket etmelerini istiyoruz. Çalışanlarımızın emeğini, hakkını ve geleceğini korurken üretimin, rekabetin ve verimliliğin de ülkemiz için ne anlama geldiğini gözeten bir sendikal anlayışı önemsiyoruz." "Dijitalleşmeyi daha nitelikli işlerin oluşturulması için büyük bir fırsat olarak görmeliyiz" Bakan Işıkhan, temel sorumluluklarının adil çalışma şartlarını sağlayarak ve çalışan haklarını güvence altına alarak dijital dönüşümü yönetmek olduğunu kaydederek, "Dijitalleşmeyi iş güvencesi ve sosyal güvenlik gibi temel hakları zayıflatan bir tehdit olarak değil, aksine daha nitelikli, daha esnek ve daha sürdürülebilir işlerin oluşturulması için büyük bir fırsat olarak görmeliyiz. Bakanlık olarak özellikle bilişim sektörü ve geleceğin meslekleri odağında yeşil ve dijital dönüşümü destekleyecek nitelikli iş gücünün yetiştirilmesini temel hedef olarak belirledik. İşte bu kapsamlı dönüşümü, tüm boyutlarıyla ele almak amacıyla 14. Çalışma Meclisimizde üç temel oturum başlığına odaklanacağız. İlk oturumumuz ‘Çalışma Hayatında Dijital Dönüşüm’ başlığı altında; ikinci oturumumuz ‘Dijitalleşmenin Çalışma Modelleri ve Sendikal Örgütlenmeye Etkileri’ başlığı altında gerçekleştirilecektir. Son oturumumuz ise ‘Dijitalleşmenin Kamu Çalışma Hayatına Etkileri’ olacaktır" dedi. Program, Bakan Işıkhan’ın konuşmasının ardından Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın konuşmasıyla devam etti.
Ticaret Bakanı Bolat: "Yerli ürün arttıkça faturalar azalacak"
22 Ocak 2026 Perşembe - 19:12 Ticaret Bakanı Bolat: "Yerli ürün arttıkça faturalar azalacak" Ticaret Bakanı Ömer Bolat, "Doğalgaz ile Akçakoca’ya çok yakın olan Sakarya yatağında üretim artmakta. Bugün 6,5 milyon hane yerli doğalgaz kullanıyor. Yerli ürün arttıkça faturalar azalacak" dedi. Bir dizi ziyaret ve temaslarda bulunmak üzere Düzce’ye gelen Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Düzce Ticaret ve Sanayi Odası’nda (TSO) düzenlenen "İş Dünyası İstişare Toplantısı"na katıldı. Toplantıda Bakan Bolat’a, Düzce Valisi Mehmet Makas, Düzce Belediye Başkanı Faruk Özlü, AK Parti Genel Merkez ve il teşkilatı yöneticileri, daire amirleri, sektör temsilcileri ve çok sayıda iş insanı eşlik etti. "Düzce, ihracatta 19. büyük il konumuna geldi" Bakan Bolat, Düzce’nin yeniden kuruluş sürecine ve ekonomik başarısına dikkat çekerek, "Düzce gerçekten örnek bir şehir. 12 Kasım 1999 depreminden sonra Düzce yeniden kuruldu. Hızlı adımlarla büyümektedir. Düzce, ihracatta 19. büyük il konumuna geldi. 2 milyar dolar civarında ihracatı var. İthalatı ise 260 milyon dolar civarında. Bizim açımızdan çok büyük dış ticaret fazlası veren bir ilimiz. Bugüne kadar Düzce’de yapılan hükümet yatırımlarının parasal karşılığı 73 milyar lira tutarındadır. Düzce’nin ekonomisi 4 ’T’ temeline dayanacak; ticaret, tarım, turizm ve taşımacılık. Buna bir de ’S’ ekliyoruz, o da sanayi" diye konuştu. "Yerli ürün arttıkça faturalar azalacak" Türkiye’nin dış ticaret rakamlarını ve enerji yatırımlarını değerlendiren Bakan Bolat, "Cari açığımız ilk 11 ay sonunda 22 milyar dolar civarındadır. Enerji ve altın ithalatını çıkardığımızda dış ticaret açığı vermiyoruz. Yerli üretim artmaya başladı. Gerek Batman, gerek Gabar, gerekse Diyarbakır’da damarlar umut verici. Doğalgaz ile Akçakoca’ya çok yakın olan Sakarya yatağında üretim artmakta. Bugün 6,5 milyon hane yerli doğalgaz kullanıyor. Yerli ürün arttıkça faturalar azalacak" dedi. "Etrafımızda sıcak savaşlar noktasında Türkiye’ye bir ateş parçası düşürmedik" Türkiye’nin terörle mücadelesine ve bölgesel gücüne vurgu yapan Bolat, "Terör bu coğrafyada 8-9 yıldır sona erdirildi. Polisimizin, askerimizin ve devlet başkanımızın üstün çabaları ile terörü söküp attık. Kuzey Irak ve Kuzey Suriye’de de söküp attık. Etrafımızda sıcak savaşlar noktasında Türkiye’ye bir ateş parçası düşürmedik. Sadece bölgesel değil küresel oyun kurucu konumuna geldik" ifadelerini kullandı. Kredi müjdesi Düzce’ye yönelik yeni yatırımları ve destek paketlerini açıklayan Bakan Bolat, şunları kaydetti: "Düzce’de Gümrük Müdürlüğü’nü kurduk, hayırlı olsun. Bize güzel bir yer tahsis etmişler. Arazisinin etrafına da Düzce Lojistik Merkezi kuralım dedik. Ayrıca bugün Düzce esnafı için acil 100 milyon lira destek finansman paketi açıkladık. 1 Ocak itibarıyla esnaf kredilerinin kredi maliyetleri yüzde 20’ye düşürüldü. Ayrıca Ticaret Bakanlığı, Düzce Üniversitesi ve TSO iş birliğiyle İhracat Akademisi çalışmalarını başlatacağız."
Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Doğan: "SGK borcu bulunan çiftçiye kredi verilmemesi, tarımsal üretimin sürdürülebilirliğine zarar vermekte"
22 Ocak 2026 Perşembe - 19:02 Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Doğan: "SGK borcu bulunan çiftçiye kredi verilmemesi, tarımsal üretimin sürdürülebilirliğine zarar vermekte" Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, SGK borcu bulunan çiftçiye kredi verilmemesi uygulamasının tarımsal üretimin sürdürülebilirliğine zarar verdiğini söyledi. Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, SGK prim borcu bulunan çiftçilere Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri tarafından kredi verilmediğine dikkat çekerek, "2025 yılı tarım sektörü açısından olağanüstü zorluklarla geçti. Özellikle zirai don, kuraklık ve iklim kaynaklı afetler üreticilerimizi ciddi şekilde etkiledi. Yaşanan afetler nedeniyle oluşan verim kayıpları, çiftçilerin gelirlerini önemli ölçüde düşürdü’’ dedi. Doğan, üreticilerin bu ağır şartlar altında hem üretimi sürdürmeye çalıştığını hem de artan maliyetler nedeniyle SGK prim borçlarını ödemekte zorlandığını vurgulayarak, SGK borcu gerekçe gösterilerek çiftçilerin krediye erişiminin engellenmesinin zaten zor durumda olan üreticileri daha da çıkmaza sürüklediğini ifade etti. Don, kuraklık ve ekonomik baskılar altında üretim yapan çiftçinin bugün en büyük ihtiyacının finansman olduğunu belirten Doğan, ‘’SGK borcu bulunan çiftçiye kredi verilmemesi gibi bir uygulama, tarımsal üretimin sürdürülebilirliğine zarar vermektedir. Krediye erişimin engellenmesi yalnızca çiftçiyi değil, aynı zamanda ülkenin gıda arzını da tehdit etmektedir. Finansa erişemeyen çiftçi üretim yapamaz, tarımsal üretimin azalması ise gıda fiyatlarına doğrudan yansır. Bu durum gıda güvenliği açısından ciddi riskler barındırmaktadır. Gıda güvenliğinin korunması ancak üreticinin ayakta kalmasıyla mümkün olur’’ diye konuştu. Doğan, Çukurova’nın ülke tarımı ve gıda arzı açısından taşıdığı stratejik önem göz önünde bulundurulduğunda afetler ve ekonomik şartlar nedeniyle borç yükü artan çiftçilere finansmana erişimde pozitif ayrımcılık yapılmasının büyük önem taşıdığını ifade etti. Doğan, SGK prim borcu bulunan üreticilere yönelik kredi uygulamasının mevcut şartlar dikkate alınarak yeniden düzenlenmesinin üretimin devamlılığına ve gıda güvenliğinin korunmasına önemli katkı sağlayacağını belirtti.
Manisa Ticaret Borsası’nda tarım sektörünün sorunları ele alındı
22 Ocak 2026 Perşembe - 17:28 Manisa Ticaret Borsası’nda tarım sektörünün sorunları ele alındı Manisa Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Sadık Özkasap, sektör toplantısında iklim değişikliği, artan girdi maliyetleri, ihracattaki düşüşler ve destek politikalarındaki gecikmelerin üretimi tehdit ettiğini belirterek, üzümden zeytine, pamuktan hayvancılığa kadar birçok alanda acil ve bilimsel temelli adımlar atılması gerektiğini söyledi. Manisa Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Sadık Özkasap, Manisa Ticaret Borsası’nda düzenlenen sektör toplantısında Manisa tarımı ve hayvancılığının mevcut durumu, karşı karşıya olduğu riskler ve çözüm bekleyen başlıklar hakkında açıklamalarda bulundu. Tarımın yalnızca ekonomik bir faaliyet olmadığını vurgulayan Özkasap, sektörün gıda güvenliği, istihdam ve kırsal kalkınma açısından stratejik bir öneme sahip olduğunu ifade etti. Son yıllarda iklim değişikliği, artan üretim maliyetleri ve piyasa dengesizliklerinin üreticileri ciddi biçimde zorladığını belirten Özkasap düzenli olarak gerçekleştirilen sektör toplantılarında üyelerden gelen saha bilgileri ve önerilerin değerlendirilerek kamuoyu ile paylaşıldığını söyledi. Manisa üzümünde ihracat yüzde 20 düştü Toplantının önemli gündem maddelerinden biri Manisa Sultani çekirdeksiz üzümü olurken, Özkasap bu ürünün bölgenin iklimi, toprak yapısı ve köklü üretim kültürüyle bütünleşmiş, yüksek katma değerli bir tarımsal değer olduğuna dikkat çekti. Sultani çekirdeksiz üzümü için yapılan Avrupa Birliği Coğrafi İşaret başvurusunun tescil sürecinin tamamlanmasının beklendiğini ifade eden Özkasap, "Manisa Sultani çekirdeksiz üzümü, bölgemizin iklim yapısı, toprak özellikleri ve köklü üretim kültürüyle bütünleşmiş, uzun yıllardır üreticilerimizin emek ve birikimiyle günümüze taşınmış çok kıymetli bir tarımsal değerdir. Kuru üzümümüzün hem ulusal hem de uluslararası pazarlarda daha güçlü bir marka değeri kazandırmak, üreticilerimiz için pazar avantajı ve katma değer sağlayacak, Manisa bağcılığının dünya çapında tanınırlığını artıracak olan Avrupa Birliği Coğrafi İşaret başvurusu yapılan Manisa Sultani çekirdeksiz üzümü tescilinin yakın zamanda tamamlanması beklenmektedir. Manisa üzümü dünya pazarlarında bilinen bir markadır. Don olaylarının da etkisiyle üzüm ihracatımızda geçen sezonun aynı dönemine göre bu yıl yaklaşık yüzde 20 oranında düşüş yaşanmıştır. Bu konuda da kuru üzüm ihracatçı firmalarımız bu kaybın üzüm piyasasına olumsuz yansımaması için elinden geleni yapmaktadır. İhracatta sorun yaşamamak için kaliteli ve kalıntısız üzüm üretmeye devam etmemiz gerekmektedir. Üreticilerimizden talebimiz özellikle hasada yakın dönemde ilaç kullanımında daha titiz olunmasıdır. Konu uzmanı Ziraat Mühendislerimizden destek alarak, Kalıntı riskine karşı doğru bilimsel doz ve doğru zamanlama esas alınmalıdır" dedi. Zeytinyağında tüketim arttı, don riski kapıda Konuşmasında zeytinyağı sektörüne de değinen Özkasap, Türkiye’de kişi başı zeytinyağı tüketiminin son 10 yılda 1,5-1,7 litre bandında seyrettiğini, bu yıl ise ilk kez 2,3 kilograma ulaştığını söyledi. Özkasap, "Son 10 yıldır kişi başı zeytinyağı tüketimi ülkemizde 1,5–1,7 litre bandında seyretmiştir. Bu yıl ilk kez kişi başı tüketim 2,3 kilograma ulaşmıştır. Bunun temel nedeni çok açıktır: marketlerdeki fahiş fiyat uygulamalarının önlenmesi, kâr marjlarının düşürülmesi ve zeytinyağının tüketiciye daha kolay ulaşabilir hâle gelmesidir. Tüketici market fiyatını yakından takip etmektedir; fiyat uygun olduğunda sağlıklı ve yerli bir ürün olan zeytinyağını tercih edilmektedir. Ancak olumlu gelişmelerin yanında ciddi risklerle de karşı karşıyayız. 2 Ocak 2026 gecesi Manisa genelindeki zeytin alanlarında sıcaklıklar eksi 7 ile eksi 11 derece arasında ölçülmüştür. Bilimsel veriler göstermektedir ki bu seviyedeki soğuklar zeytin ağaçlarında çiçek gözleri ve sürgünlerde hasara yol açabilmektedir. Sahada yapılan ilk gözlemler, özellikle Domat ve Uslu gibi sofralık çeşitlerde rekolte kaybı riskinin olduğunu göstermektedir. Teknik ekiplerimizin hasar tespit çalışmalarını takip etmektedir. Buradan üreticilerimize önemli bir hatırlatma da yapmak istiyorum. Zeytinliklerde sürdürülebilir verim için toprak sağlığı vazgeçilmezdir. Ülkemiz topraklarının büyük bir kısmında organik madde oranı kritik seviyelerin altındadır. Bu nedenle üreticilerimizin mutlaka toprak tahlili yaptırarak, analiz sonuçlarına uygun gübreleme yapmaları gerekmektedir. Bilinçsiz gübre kullanımı hem verimi düşürmekte hem de toprağımıza zarar vermektedir. Bu konuda her şartta tavsiye edebileceğimiz Çiftlik gübresi kullanımıdır, toprağın verimliliğini artıran en temel ve en ekonomik uygulamalardan biridir. Doğru kullanıldığında hem verimi yükseltir hem de toprağın uzun vadeli sağlığını korur" ifadelerini kullandı. Pamukta prim desteği çağrısı Pamuk üretiminin Manisa için stratejik bir ürün olduğunu belirten Özkasap, "Pamuk üretimiyle ilgili önemli bir çağrıda bulunmak istiyorum. Pamuk, Manisa için stratejik bir üründür. Ancak tekstil sektöründe yaşanan sorunlar, pamuk fiyatlarının artmaması ve buna karşılık girdi maliyetlerinin yükselmesi üreticimizi zorlamaktadır. Üretimin sürdürülebilirliği için kilogram başına en az 8 TL prim desteği verilmesi gerekmektedir. Bu prim desteği gecikirse pamuk ekim alanları daralacak, Pamuk ekim alanlarındaki azalış, çırçır fabrikalarının ham madde girdi miktarını azaltır, bu düşüş sadece çırçırda değil, iplik, kumaş ve nihai tekstil üretimi gibi zincirin diğer halkalarında da etkin olur. Böylece pamuk ekim alanlarının küçülmesi, sadece tarımsal üretim açısından değil sanayideki istihdam açısından da olumsuz etkiler oluşturur Ayrıca arzdaki darala pamukta dışa bağımlılığı (ithalat) da arttırır. Buradan bir kez daha vurgulamak istiyorum: Üreticilerimiz tarla ürünlerine verilen prim desteklerinin zamanında açıklanmasını ve ödenmesini beklemektedir. Gübre, ilaç ve mazot desteklerinin mevcut maliyetler karşısında artırılması artık kaçınılmazdır" diye konuştu. Buğdayda hastalık ve verim riski Geçtiğimiz yıl bölgede domates, biber, kavun, karpuz ve pamuk ekili alanların yaklaşık yüzde 50’sinin buğday ekimine yöneldiğini belirten Özkasap, "Nitekim geçtiğimiz yıl bölgemizde domates, biber, kavun, karpuz ve pamuk ekilen alanların yaklaşık yüzde 50’si buğday ekimine yönelmiştir. Bu kadar yoğun buğday ekiminin olduğu ilimizde verim ve kaliteyi olumsuz etkileyebilecek hastalık ve zararlılar önemli bir risk unsurudur. Tarım İl Müdürlüğü teknik personelinin sahada bu sezon buğday konusunda daha dikkatli olması, takiplerin titizlikle yapılması gerekmektedir. Üretilen buğdayın ekmeklik/makarnalık kalitede olmaması halinde, buğday yemlik olarak değerlendirilecek ve çiftçimizin gelirini doğrudan etkileyecektir. Üreticilerimiz bu sezonda yağışların yetersiz olduğu bir dönem geçirdiler. Barajlardan açık sulama kanalları ile toplam 27 gün su verilebildi, kalan su ihtiyaçlarını da ilave masraflar yaparak sondajlardan karşıladılar. Tarımda kullanılan su ile ilgili Manisa Ticaret Borsası olarak her platformda dile getirdiğimiz konuyu tekrar hatırlatmak istiyorum. Mevcut suyumuzu temkinli kullanmalıyız ve bunun için en iyi yöntemde Demirköprü Barajı’nın bir an önce kapalı devre sulama sistemine geçmesi ve tüm üreticilerimizin damlama sulama sistemini kullanmalarıdır" dedi. Hayvancılıkta şap hastalığı alarmı Hayvancılık sektöründe yaklaşık bir yıldır devam eden şap hastalığı nedeniyle canlı hayvan borsasının kapalı olduğunu hatırlatan Özkasap, "Hayvancılık sektöründe ise önemli bir sorunla karşı karşıyayız. Yaklaşık bir yıldır devam eden şap hastalığı nedeniyle canlı hayvan borsamız kapalıdır. Şap hastalığı insan sağlığına zarar vermemekle birlikte, hayvanlarda canlı ağırlık artışını ciddi şekilde düşürmektedir. Bu durum et arzını azaltmakta, besi dana ve et fiyatlarının yükselmesine neden olmaktadır. Tarım ve Orman Bakanlığımızın ve İl Tarım Müdürlüğümüzün aşılama ve kontrol tedbirlerini daha etkin ve hızlı şekilde hayata geçirmesi artık bir zorunluluktur. Üreticilerimiz ve kasap esnafımız çözüm beklemektedir" dedi. Meteorolojik istasyonlarla erken uyarı İklim risklerine karşı bilimsel takibin önemine işaret eden Özkasap, "İklim risklerine karşı bilimsel takip de büyük önem taşımaktadır. Bu kapsamda Manisa Ticaret Borsamız tarafından üç adet meteorolojik gözlem istasyonu kurulmuştur. Bu istasyonlardan elde edilen veriler ziraat mühendislerimiz tarafından takip edilmektedir. Amaç, don, hastalık ve ekstrem hava olaylarına karşı erken uyarı mekanizmaları geliştirmektir. Pilot uygulama sonuçlarına göre istasyon sayısının artırılması planlanmaktadır" diye konuştu. Konuşmasının sonunda tarımda alınacak her kararın yalnızca bugünü değil, geleceği de etkilediğini vurgulayan Özkasap, bilimsel verilerle desteklenen, zamanında ve yeterli destek politikalarının hayata geçirilmesi hâlinde üreticinin üretime devam edebileceğini ifade etti. Üretim sezonunun başında doğru planlama yapılması gerektiğini belirten Özkasap, arz-talep dengelerinin dikkate alınarak üretim deseninin buna göre belirlenmesi çağrısında bulundu. Özkasap, Manisa Ticaret Borsası olarak üretimin sürdürülebilirliği, gıda güvenliği ve kırsal kalkınma için gerekli tüm adımların acilen atılmasını beklediklerini sözlerine ekledi.
Bartın Limanı’ndan bir yılda 213 milyon dolar ihracat, 212 milyon dolar ithalat yapıldı
22 Ocak 2026 Perşembe - 17:16 Bartın Limanı’ndan bir yılda 213 milyon dolar ihracat, 212 milyon dolar ithalat yapıldı Bartın Gümrük Müdürü Abdulkadir Yelkenoğlu, 2025’te Bartın Limanı’ndan 313 milyon dolarlık ihracat, 212 milyon dolarlık ithalat yapıldığını söyledi. Gümrük Müdürü Abdulkadir Yelkenoğlu, 26 Ocak Dünya Gümrük Günü nedeniyle yaptığı yazılı açıklamada, Bartın’dan gerçekleşen dış ticaret ile ilgili 2025 yılı verilerini paylaştı. Yelkenoğlu, Bartın Limanında 2025 yılında 360 giden gemi ile 313 milyon 191 bin 481 dolar ihracat, 360 gelen gemi ile 212 milyon 263 bin 900 dolar ithalat gerçekleştirildiğini kaydetti. Abdulkadir Yelkenoğlu, ayrıca geçen yıl Amasra Yolcu Limanında 31 gelen ve 31 giden gemideki toplam 28 bin 559 yolcunun gümrük işlemi yapıldığını da kaydetti. Dünya Gümrük Gününü de kutlayan Yelkenoğlu, "2026 yılı Dünya Gümrük Günü için "Gümrük, Teyakkuz ve Kararlılıkla Toplumu Korur" teması belirlenmiştir. Uluslararası arz zincirinde önemli rol oynayarak sınırlarda görev yapan gümrüklerin bu stratejik görevi ile çevresel, ekonomik, toplumsal sağlığı tehdit gibi zorlukların üstesinden gelinmesi ve arz zincirinde yer alan tüm aktörleri birleştiren, ekonomik refahın arttırılmasına katkı sağlayarak uyuşturucu, silah ve diğer kaçakçılık suçlarıyla mücadele ederek sınırları daha güvenli bir hale getirmek temel hedefleri arasındadır. Müdürlüğümüzde 14 personelimiz ile birlikte görev yaptığımız iç ve dış paydaşlarımızla, Bakanlığımızın yeni stratejik vizyonu olan "Türkiye’yi Dünyada Hızlı ve Kolay Ticarette Güven Kapısı" haline getirmek üzere yasal ticareti mümkün olduğunca kolaylaştırmak, yasa dışı ticareti en modern cihazlarla engelleyerek, ekonomik kalkınmada güvenli bir iş ortamı oluşturmak amacıyla gelişime açık, insan odaklı, güven esaslı ve çevreye saygılı çalışma yürütülmektedir’’ ifadelerini kullandı.