Son Dakika
|
Ordu’da kıyıya insansız deniz aracı vurdu
MHP ve DEM Parti bayramlaştı: "Terörsüz Türkiye" süreci öne çıktı
Arakçi: "Hürmüz Boğazı açık, temas halinde güvenli geçiş sağlamaya hazırız"
Bağcılar TEM’de yolcu otobüsü alevlere teslim oldu
ABD, İran petrolünün satışına 30 gün süreyle izin verdi
Bayram günü mahalle savaş alanına döndü: 3 ölü, 22 yaralı
Otomobilin çarptığı motosikletli tıp fakültesi öğrencisi hayatını kaybetti
Erzurum’da şüpheli ölüm!
İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’dan dünyaya uyarı
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Siyonist İsrail malum yüzlerce, binlerce insanı katletti; İnşallah bunun bedelini de ödeyeceğinden hiç şüphem yok"
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
A Genocide Survivor Searching the Ruins of Sabra in Gaza
Bağdat ve Erbil’de havalimanı yakınlarında İHA saldırısı düzenlendi
U20 Grekoromen Güreş Milli Takımı şampiyon oldu
Almanya'da bayram coşkusu: Çocuklar kapı kapı gezip şeker topladı
Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Nevruz mesajı
İstanbul’da cinayete kurban giden futbolcu genç son yolculuğuna uğurlandı
İran: "71. saldırıda İsrail'e ait askeri hedefler ile ABD üsleri hedef alındı"
Sınırda korkutan patlama: Tır küle döndü
EKONOMİ
Vestel teknolojileriyle son bir yılda 44 milyon litre su tasarrufu sağlandı
21 Mart 2026 Cumartesi - 12:26:22
Vestel, Dünya Su Günü vesilesiyle akıllı beyaz eşya ürünlerinden elde ettiği su tasarrufu verilerini kamuoyuyla paylaştı. Şirket, kullanıcılarının tercih ettiği su tasarruflu programlar ve akıllı sistemler sayesinde son bir yılda yaklaşık 44 milyon litre su tasarrufu sağladı. Birleşmiş Milletler verilerine göre dünya genelinde milyarlarca insan güvenli suya erişimde zorluk yaşıyor. Bu nedenle su verimliliği sağlayan teknolojiler, sürdürülebilir geleceğin en kritik araçlarından biri olarak görülüyor. Vestel, bu yaklaşımla ürün ve teknolojileriyle su kaynaklarının korunmasına katkı sağlamaya devam ediyor. Dünya Su Günü vesilesiyle paylaştığı veriler, Vestel’in akıllı teknolojilerinin su verimliliği konusunda önemli kazanımlar sunduğunu ortaya koyuyor. Vestel Global Pazarlama & Yurt İçi Satış Genel Müdürü Duygu Badem Uylukçuoğlu, 22 Mart Dünya Su Günü kapsamında yaptığı açıklamada, "Su kaynaklarının korunmasını, sadece çevresel bir gereklilik değil; gelecek nesillere olan borcumuz ve ertelenemez bir ortak sorumluluk olarak görüyoruz. Çatısı altında faaliyet gösterdiğimiz Zorlu Grubu’nun Akıllı Hayat 2030 vizyonuyla uyumlu şekilde; çevresel ve sosyal etkiyi işimizin doğal bir bileşeni olarak ele alıyoruz. Sürdürülebilirliği tüm operasyonlarımızın merkezine alırken, sadece üretim süreçlerimizde değil, ürünlerimizin kullanım aşamasında da su ve enerji verimliliğini en üst seviyeye taşımak için çalışıyoruz. Teknolojinin dönüştürücü gücüyle tüketicilerimizi de sürdürülebilirlik yolculuğuna aktif birer paydaş olarak dahil edip; kaynak kullanımını optimize eden akıllı çözümlerimizle, doğayla uyumlu bir yaşam kültürünü hep birlikte inşa etmeyi amaçlıyoruz. Teknolojiye dayalı bu vizyonumuzun somut etkilerini, paylaştığımız veriler net bir şekilde ortaya koyuyor. Akıllı cihazlarımızın sağladığı yüksek verimlilik sayesinde, sadece son bir yılda yaklaşık 44 milyon litre su tasarrufu elde ettik. Bu rakam, 17,5 olimpik yüzme havuzunun doluluğuna denk geliyor. Yeni nesil çamaşır ve bulaşık makinelerinde su tüketimi, önceki nesil Vestel modellerinin ortalama tüketimi ile karşılaştırıldığında yüzde 27,7 azalırken, ‘Eco’ program ve ‘otomatik yük algılama’ gibi inovasyonlarımızla suyun daha verimli kullanılmasına katkı sağlayan teknolojiler geliştiriyoruz. Özellikle kullanıcılarımızın bilinçli tercihleriyle sadece ‘Eco’ program kullanımı üzerinden 2,5 milyon litrelik su tüketiminin önüne geçilmesi, teknoloji ile tüketicinin farkındalık davranışı birleştiğinde dünyamız için ne kadar önemli bir etki oluşturabileceğini ortaya koyuyor" dedi. 17,5 olimpik yüzme havuzuna denk su tasarrufu Şirketin paylaştığı verilere göre, akıllı cihazların sağladığı verimlilik sayesinde son bir yılda bulaşık makinelerinde yaklaşık 24 milyon litre, çamaşır makinelerinde ise yaklaşık 20 milyon litre olmak üzere, yaklaşık 44 milyon litre su tasarrufu sağlandı. Bu miktar 17,5 olimpik yüzme havuzuna denk gelen bir su hacmine karşılık geliyor. Şirket, geliştirdiği enerji ve su verimliliği yüksek ürünler, akıllı program seçenekleri ve kullanıcı farkındalığını artıran teknolojileriyle sürdürülebilir kaynak kullanımına katkı sağlıyor. Dünya Su Günü kapsamında paylaşılan veriler, teknolojinin doğru kullanıldığında doğal kaynakların korunmasında ne kadar önemli rol oynayabileceğini gösteriyor. Yeni nesil dönüşüm sürüyor Eski nesil bulaşık ve çamaşır makineleri yerine markanın son teknoloji bulaşık ve çamaşır makineleri ile kullanıcıların ortalama su tüketimi yüzde 27,7 oranında azalmış ve yıkayıcı ürünlerinin daha verimli hale geldiğini gösteriyor. Vestel akıllı ürünlerindeki ‘Eco’ program ile standart program arasındaki su tüketimi farkı da dikkat çekici boyutlara ulaşıyor. Bulaşık makinelerinde ‘Eco’ program tercih edildiğinde standart programlara kıyasla yüzde 20 daha az su kullanılıyor. Çamaşır makinelerinde bu oran yüzde 39’a çıkıyor. ‘Eco’ programla 2,5 milyon litre su tüketimi önlendi Kullanıcı tercihlerine uygun şekilde markanın akıllı cihazlarından elde edilen verilere göre, kullanıcılar son bir yılda bulaşık makinelerinde 478 bin 658 kez, çamaşır makinelerinde ise 96 bin 895 kez ‘Eco’ programını tercih etti. Daha yoğun programlar yerine ‘Eco’ programını tercih eden kullanıcılar, yaklaşık 2,5 milyon litre su tüketiminin önüne geçti. Ortaya çıkan veriler, Vestel kullanıcıların bilinçli tercihlerinin somut etkisini ortaya koyuyor. Markanın çamaşır makinelerinde bulunan ‘otomatik yük algılama’ teknolojisi gereksiz su tüketimini azaltmaya yardımcı olan önemli bir özellik. ‘Eco’ programında tam yük yerine yarım yük algılandığında yüzde 43, çeyrek yük algılandığında ise yüzde 55 su tasarrufu sağlanıyor. ‘Pamuklu’ programında yarım yük algılanması halinde, tam yük tüketimine kıyasla yüzde 41 su tasarrufu sağlanıyor. Bu teknoloji sayesinde makineler, yıkama sırasında çamaşır miktarını analiz ederek su tüketimini otomatik olarak optimize ediyor. Vestel, geliştirdiği yeni nesil ürünlerle su ve enerji verimliliğini artırmaya yönelik çalışmalar yürüterek sürdürülebilir yaşam kültürünün yaygınlaşmasına katkı sağlamayı hedefliyor.
21 Mart 2026 Cumartesi - 10:25
Marble İzmir’de mermer sanata dönüşüyor
Marble İzmir-31. Uluslararası Doğaltaş ve Teknolojileri Fuarı için geri sayım sürerken, fuarın önemli etkinliklerinden biri olan Heykel Çalıştayı’nda üretim süreci başladı. Çalıştay kapsamında altı heykeltıraşın, 8 Nisan 2026’ya kadar Fuar İzmir’de üretecekleri heykeller, Marble İzmir süresince D Holü’nde ziyaretçilerle buluşturulacak. Eserler fuarın ardından İzmir’in farklı noktalarına taşınarak kamusal alanlarda kalıcı olarak sergilenecek. İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde, İZFAŞ tarafından düzenlenen Marble İzmir Fuarı kapsamında gerçekleştirilen Heykel Çalıştayı ile mermerin fuar alanının dışına taşarak kentle buluşması hedefleniyor. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın önerisiyle hayata geçirilen çalıştayda heykeltıraşlar, canlı üretim modeliyle mermer blokları işlemeye başladı. Üretim süreçleri ziyaretçilere açık olacak; sanatseverler doğal taşın sanat eserine dönüşümünü yerinde izleyebilecek. Küratörlüğünü heykeltıraş Ekin Erman’ın yürüttüğü Heykel Çalıştayı’nda, Türkiye’nin farklı kentlerinden gelen değerli sanatçılar Bahadır Hızol, Çağdaş Erçelik, Dilşad Akçayöz, Orhan Gazi Keskin, Özkan Arslan ve Tonguç Sercan mermer bloklar üzerinde üretimlerini sürdürüyor. Küratör Ekin Erman, organizasyonun çıkış noktasına değinerek, "Cemil Başkanımızın fikriyle böyle bir çalışma tasarlandı. Bu çalıştay ile Marble İzmir’in etkisi fuar alanının dışına taşacak. Üretilen heykellerin kentle buluşması çok önemli" dedi. Mermerin doğadaki uzun oluşum sürecine dikkat çeken Erman, bu malzemenin sanatla buluştuğunda kalıcılığının daha da arttığını belirterek, "Milyonlarca yılda oluşmuş bir malzemeden söz ediyoruz. Günümüzde pek çok şey hızla tüketilip atılıyor. Oysa mermer heykel bir meydana konduğunda yüzyıllarca yaşayabiliyor. Binlerce yıldır ayakta duran mermer heykeller var ve biz hâlâ onlara hayranlıkla bakıyoruz. Biz de bu zincirin bir parçası olacağız. Bu nedenle süreç bizim için çok keyifli" diye konuştu. Heykeller kentin belleğine taşınacak Yaklaşık 25 gün boyunca devam edecek üretim sürecinin, yoğun bir tempoda ilerlediğini ifade eden Erman, mermeri iyi tanıyan deneyimli sanatçıların kısa sürede eskizlerini tamamlayarak çalışmalara başladığını söyledi. Heykel sanatının izleyiciyle kurduğu doğrudan ilişkiye de değinen Erman, "Heykel diğer sanatlardan biraz daha farklı. Dokunabiliyorsunuz, yanında oturabiliyorsunuz, onunla birebir bağ kurabiliyorsunuz. Bu nedenle kent yaşamında yer almasını çok önemli ve değerli buluyorum" ifadelerini kullandı. Çalıştay’da ortaya çıkan eserler, 14-17 Nisan 2026 tarihleri arasında Marble İzmir Fuarı süresince Fuar İzmir D Hol’de sergilenecek. Heykeller, fuarın ardından ise İzmir’in farklı noktalarına yerleştirilerek kalıcı olarak yerlerini alacak.
21 Mart 2026 Cumartesi - 10:14
Türkiye’nin güneş enerjisi kurulu gücü 25 bin 827 megavata ulaştı
Türkiye’nin 2014 yılında 40,2 megavat olan güneş enerjisi kurulu gücü, 2026 yılının ocak ayı sonu itibarıyla 641 kat artışla 25 bin 827 megavata erişti. Arz güvenliğinin sağlamlaştırılması adına yenilenebilir enerji yatırımlarına hız kesmeden devam eden Türkiye, 2013 yılında sıfır olan güneş enerjisi kurulu gücünü her yıl katlayarak artırdı. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı verilerine göre; Türkiye’nin 2014 yılında 40,2 megavat olan güneş enerjisi kurulu gücü, 2026 yılının ocak ayı sonu itibarıyla 25 bin 827 megavata ulaştı. Böylece, güneş kurulu gücü, 12 yılda 641 kat artış göstermiş oldu. Söz konusu kapasite, Türkiye’nin toplam kurulu gücü içinde güneşin payını da ciddi bir yere taşıdı. 2014 yılında güneşin toplam kurulu güç içinde binde 1 olan payı, 2026 yılının başında yüzde 20,9’a erişti. Diğer bir deyişle, toplam kurulu gücün 5’te biri güneşten oluştu. Güneş, aradan geçen sürede elektrik üretiminde de önemli bir yer tuttu. 2014’te 17 gigavatsaat olan güneşten elektrik üretimi, 2025 yılı sonunda 38 bin 69 gigavatsaate ulaştı. "Güneşimiz parlamaya devam edecek" Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, "Çok ciddi bir güneş enerjisi potansiyeline sahibiz. YEKA yarışmalarıyla, öz tüketim için kapasite tahsisleriyle bu potansiyelimizi en iyi şekilde değerlendirerek önemli bir seviyeye taşıdık. 2025 yılını yenilenebilir enerjide rekorla kapattık. 2026 yılı da yenilenebilirde yeni bir rekor yılı olacak. 2035’te güneş ve rüzgarda ‘120 bin megavat kurulu güç’ hedefimize ulaşmak için var gücümüzle çalışıyoruz. Güneşimiz parlamaya devam edecek" dedi. 80 milyar dolarlık yeni yatırım Yenilenebilir enerji alanında yatırımların giderek arttığına da işaret eden Bakan Bayraktar, 120 bin megavat hedefi doğrultusunda 2035’e kadar yaklaşık 80 milyar dolarlık yeni yatırımın hayata geçmesinin planlandığını da kaydetti.
21 Mart 2026 Cumartesi - 10:04
Gayrimenkul sektöründen ’değer barışı’ çağrısı
Son yıllarda artan inşaat, işçilik ve arsa maliyetlerinin konut fiyatlarını ciddi şekilde yükselttiğini belirten sektör temsilcileri, vatandaşların değer artış vergisi nedeniyle gayrimenkul satışında tereddüt yaşadığını ifade ederek hükümete ’tek seferlik değer barışı’ çağrısında bulundu. Türkiye’de son üç dört yıldır yaşanan yüksek enflasyon ve artan maliyetler, gayrimenkul sektörünü de doğrudan etkiledi. İnşaat, işçilik ve arsa maliyetlerindeki hızlı yükseliş, konut fiyatlarında yüzde 30 ile yüzde 50 arasında artışlara neden oldu. Sektör temsilcileri, özellikle büyük şehirlerde konut fiyatlarının ciddi seviyelere ulaştığını belirterek, bazı bölgelerde 1+1 daire fiyatlarının 4 milyon liranın üzerine çıktığını, kira bedellerinin ise yaklaşık 25 bin liraya kadar yükseldiğini ifade etti. Elfi Gayrimenkul Yönetim Kurulu Başkanı Özkan Aydemir, "Son yıllarda konut satın alan vatandaşlar artan fiyatlar nedeniyle değer artış vergisiyle karşı karşıya kaldı. Bu durumun gayrimenkul satışlarında tedirginliğe yol açtı. 2, 3 ya da 4 yıl önce 300 bin ile 400 bin lira arasında alınan konutların bugün enflasyon etkisiyle çok daha yüksek değerlere ulaştı. Bu artışın vatandaşların satış sırasında vergi yüküyle karşılaşmasına sebep oluyor. Gayrimenkul piyasasında yaşanan durgunluğun temel sebeplerinden birinin de bu durum olduğunu bütün sektör temsilcileri biliyor. Hükümetten tek seferlik ’değer barışı’ düzenlemesi talep ediyoruz. Böyle bir düzenleme hem vatandaşların güven duygusunu artırmanın yanı sıra, hem de piyasada hareketlilik sağlayacaktır. Tabi k, b aynı zamanda fiyat artışlarını da bir nebze frenlenmesine katkı sağlayacaktır" dedi. Bunun tek seferlik yapılması ve tapu masraflarında da bir miktar düşüş sağlanması halinde önümüzdeki iki yıllık süreçte gayrimenkul fiyatlarının daha stabil bir seviyeye gelmesi mümkün olabileceğini ifade eden Aydemir, "Çünkü son 1,5 yıldır ülkemizde yeni inşaat üretimi oldukça azalmış durumda. İnşaat firmaları; arsa, işçilik ve diğer maliyetlerdeki hızlı artışlar nedeniyle yeni projelere başlamaktan kaçınıyor. Süreçlerin uzaması da yeni üretimin önüne geçiyor. Yeni konut üretimi olmadığı için fiyatlar yukarı yönlü hareket etmeye devam ediyor. Sektör açısından ve vatandaşlar açısından devletimizden beklentimiz, değer barışının tek seferlik olarak hayata geçirilmesidir. Çünkü şu anda vatandaşlarımızın büyük bir kısmını "Gayrimenkulümü satarsam zorluk yaşarım" düşüncesi sarmış durumda. Örneğin, bir vatandaş ikinci el bir gayrimenkulünü sattığında, hemen yanında yeni başlayan sıfır bir konutu almak istediğinde en az yüzde 40 ya da yüzde 50 daha pahalıya almak zorunda kalıyor. Aslında burada gerçek anlamda bir değer artışı yok. Sattığı gayrimenkulün yerine aynı değerde bir gayrimenkul koymak mevcut piyasa şartlarında oldukça zor. Bu nedenle sektör ve vatandaşlar adına devletimizden beklentimiz, değer barışının hayata geçirilmesidir" dedi.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
20 Mart 2026 Cuma- 15:58
Şırnak Şerafettin Elçi Havalimanında bayramlaşma töreni
2
20 Mart 2026 Cuma- 03:23
Denizli Defterdarı Özdemirci’nin resmi ataması 19 ay sonra yapıldı
3
19 Mart 2026 Perşembe- 10:41
Mersin’de dar gelirli ailelerin çocuklarına bayramlık desteği
4
17 Mart 2026 Salı- 10:50
Olgunlaşma Enstitüsünde bayram için alınan tatlı siparişleri doğal malzemelerle hazırlanıyor
5
18 Mart 2026 Çarşamba- 15:44
GMO Başkan Adayı Kahraman: "Bir gemi mühendisi bir sanayi ordusunu harekete geçirir"
26 Ocak 2026 Pazartesi - 12:59
Eskişehir’de Ramazan öncesi sıkı denetim: Ticaret İl Müdürlüğü sahaya indi
Eskişehir Ticaret İl Müdürlüğü ekipleri, yaklaşan Ramazan ayı öncesinde fahiş fiyat artışları ve etiket usulsüzlüklerine karşı denetimlerini sıkılaştırdı. Batıkent Mahallesi’nde bulunan kafe ve süpermarketlerde incelemelerde bulunan Ticaret İl Müdürü Cemil Kürkçü, her kafenin girişinde mutlaka okunaklı bir fiyat listesi bulunması gerektiğini, marketlerde raf ve kasa arasında fiyat farkı bulunduğunda düşük ücretin geçerli olduğunu, haksız fiyat artışına izin vermediklerini ve denetimlerin kararlılıkla süreceğini vurguladı. "81 ilde denetimler artırılarak devam edecek" Bakanlık talimatları doğrultusunda temel ihtiyaç maddeleri üzerinde durduklarını belirten Müdür Cemil Kürkçü, denetimlerin kapsamına ilişkin şu ifadeleri kullandı: "Bakanlığımız talimatları doğrultusunda ulusal ve yerel marketlerde temel gıda ve ihtiyaç maddeleri başta olmak üzere tüm ürünlerde fiyat etiketi, haksız fiyat artışı, künye ve fiyat etiketi denetimlerimiz yoğun bir şekilde devam etmektedir. Yaklaşan Ramazan ayı münasebetiyle seksen bir ilimizde bu denetimler arttırılarak devam etmek istiyoruz." "Geriye dönük 3 aylık faturalar inceleniyor" Tüketiciyi korumak adına her ayrıntının kontrol edildiğini dile getiren Kürkçü, "Yaptığımız denetimlerde öncelikle fiyat etiketinde bulunması gereken fiyat değişim tarihi, yerli mühür logosu, birim fiyatı ve kasa fiyatıyla etiket fiyatının uyuşup uyuşmadığını kontrol etmekteyiz. Bunlarda uyuşmazlık varsa yasal yaptırımlar uygulanmaktadır. Ayrıca yasal bir dayanağı olmadan haksız fiyat artışı, fiyat dengelemesi olduğu zaman geriye dönük üç aylık alış satış faturası bakanlığımıza gönderilmekte ve burada haksız fiyat artışını değerlendirerek gerekli idari yaptırım uygulanmaktadır." "Lütfen Alo 175 Tüketici Hattını arayın" Vatandaşların da denetim sürecine dahil olmasını isteyen İl Müdürü Kürkçü, usulsüzlük durumunda şikayet mekanizmalarının kullanılması gerektiğini hatırlatarak, "Siz değerli tüketicilerin herhangi bir usulsüzlük, fiyat artışı, fiyat etiketinde usulsüzlük gördüğü zaman Alo 175 tüketici hattına, Ticaret İl Müdürlüklerine veya Haksız Fiyat Artışı (HFA) mobil uygulamasına başvurmasını rica ediyoruz" dedi.
26 Ocak 2026 Pazartesi - 12:49
Bu yıl tezgahların yıldızı palamut yerine Karadeniz hamsisi oldu
Bilecik’te geçen yıl tezgahların yıldızı olan palamut bu yıl yerine Karadeniz hamsisine bıraktı. Bilecik’te geçen yıl bolluğundan dolayı tezgahların vazgeçilmesi olan palamut bu yıl istenildiği orandan denizden çıkmazken, yerine Karadeniz hamsisi aldı. Bilecik’te 1975 yılından babasının başladığı balıkçılığına devam eden Batuhan Acar, "Bu sene palamut çok az. Şu anda 700 gram civarı gelen palamutlarımız 600 TL. Geçen seneki bu boyuttaki palamutlarımız 75 ile 100 TL arasıydı. Bu yıl tezgahların vazgeçilmesi hamsi oldu. Karadeniz Sinop hamsi biraz küçük olduğundan ve Doğu Karadeniz tarafında hamsi azaldığı için Zonguldak tarafından, İğne Ada tarafından iri hamsiler geliyor. Onları 250 TL’ye satıyoruz, Sinop tarafından gelen ince hamsileri 150 TL’ye satıyoruz" dedi. "Havaların geç soğuması ile hamsiler şuan tam lezzetli kıvamına gelmeye başladı" Acar açıklamasının devamında, "Havalar bu sene geç soğudu. Havaların geç soğuması ile beraber şu an hamsiler şuan lezzetli kıvamına gelmeye başladı. O yüzden dolayı şu anda hamsi satışımız fazla. İstavrit bu aralar 150-200 TL’ye satılıyor. Sarıkanat ve istavrit de lezzetli olduğu için çok tüketiliyor. Ağustos, Eylül, Ekim aylarının vazgeçilmezi sardalya, şu anda hamsi ile istavrite göre lezzetini biraz daha kaybettiği için sardalya satışımız azaldı. Güzel çinakop satılmaya başladı, çinakoplarımız çok lezzetli. Tekir ve barbun satıyoruz. Çocuklu olan ailelere kılçık istemezlerse kılçıksız mezgit satıyoruz. Tava, fırın, ızgara palamut, çupra, levrek satışımız çok güzel" dedi.
26 Ocak 2026 Pazartesi - 12:45
Bakan Bolat: "Milli Ekonominin temeli güçlü gümrüklerdir"
‘Dünya Gümrük Günü’ kapsamında konuşan Ticaret Bakanı Ömer Bolat, "Ticaret demek lojistik, gümrükleşleme, gümrük müşavirliği demektir. O zaman diyebiliriz ki milli ekonominin temeli güçlü gümrüklerdir" dedi. Ticaret Bakanı Ömer Bolat, 26 Ocak Dünya Gümrük Günü çerçevesinde düzenlenen ‘Dünya Gümrük Günü Yıl Dönümü’ basın toplantısına katıldı. Ticaret Bakanlığı ev sahipliğinde gerçekleşen basın toplantısında gümrükler vasıtasıyla gerçekleşen uluslararası ticaretteki olumlu gelişmeler ele alındı. Programda bir konuşma gerçekleştiren Bakan Bolat, Ticaret Bakanlığı’nın temel omurgasının dış ticaret, gümrükler, iç ticaret, esnaf, iş dünyası ve şirketlerden oluştuğunu kaydetti. Bolat, gümrüklerden geçen yıl toplam 800 milyar dolar mal ve hizmet ihracat ve ithalatı yapıldığını anımsatarak, bu çerçevede gümrük çalışmalarının önemine değindi. Bakan Bolat, dünyada adı konulmamış bir ticaret savaşı olduğunu belirterek, gümrük vergilerinin bu ticaret savaşlarının en önemli aracı olarak kullanıldığını ifade etti. Dünya Ticaret Örgütü’nün son dönemde yaşanan gelişmeler çerçevesinde zor günler geçirdiğini aktaran Bolat, Türkiye olarak yaşanan gelişmeleri takip edip ona göre pozisyon almaya ve ihracatı arttırmaya mecbur olduklarını ifade etti. "Kamu bütçesinin beşte birini Ticaret Bakanlığı ve onun gümrük teşkilatı toplamakta" Ticaret Bakanlığı kadrolarının yaklaşık yüzde 75’inin gümrük çalışanlarımızdan oluştuğunu kaydeden Bolat, "Toplam 161 gümrük idaremiz var merkez ve taşra idarelerimizde. Toplam vergi gelirlerinin yüzde 20’sini bu teşkilat topluyor. Gümrükten anında tahsilat yapılıyor ve üç beş saniye sonra Hazine ve Maliye Bakanlığı’na elektronik ortamda aktarılıyor. Bundan da kıvanç duyuyoruz. Halkımıza hizmet yolunda harcadığımız kamu bütçesinin beşte birini Ticaret Bakanlığı ve onun gümrük teşkilatı toplamakta. Yılda yüz 87 milyon yolcu gümrüklerimizden geçiyor. 12 milyon araç, 8 milyon 400 bin ihracat ve idare konteyneri gümrüklerimizden geçiyor. Bir milyona yakın uçak seferi var ve 107 binden fazla gemi seferi var. 5,1 milyon tır geçişi sınır kapılarımızdan geçmekte, 5 milyon da binek aracı yolcu aracı geçiyor. Bütün bunların gümrük işlemleri bir yıl içinde başarıyla tamamlanıyor" ifadelerini kullandı. "Milli ekonominin temeli güçlü gümrüklerdir" Dünya Gümrük Örgütü’nün 2006 yıllı temasının ‘Gümrük Teyakkuz Ve Kararlılıkla Toplumu Koru’ olduğunu hatırlatan Bolat, "Bu, gümrük idarelerinin ticareti kolaylaştırma ama toplumu ve ülkeyi kal ekonomisini koruma sorumluluğunu aynı anda yürüttüğümü hatırlatan önemli bir slogandır. Burada uluslararası değer zincirlerinin aksamaması da önemlidir. Gümrük deyince gümrük müşavirleri, lojistikçiler çok önemli. Lojistik sektörü Türkiye Milli Gelirinin yüzde 13’ünü oluşturuyor. Yani 100 milyar dolardan fazla hatta 120 milyar dolara yakın bir büyüklüğü oluşturuyor. 40 milyar dolara aşkın bir ihracat gelirini oluşturuyor. Ticaret demek üretim demektir, yatırım demektir, istihdam demektir, döviz kazancı demektir. Aynı zamanda lojistik, gümrükleşleme, gümrük müşavirliği demektir. Çok geniş bir alanı oluşturmakta. O zaman diyebiliriz ki milli ekonominin temeli güçlü gümrüklerdir" açıklamasında bulundu. "Sonradan kontrol ve ikinci kontrollerle de tam 13 milyar 600 milyon lira kamunun gelir hakkını tespit ettik" Bolat, Ticaret Bakanlığı olarak yaptıkları çalışmalarla gümrük idarelerini sürekli bir dinamik şekilde yenilediklerini ifade ederek, gerek fiziki donanımda gerekse bilgisayar sistemleriyle programlarda hızlandırma ve kayıt altına alma noktasında önemli çalışmalar yaptıklarını dile getirdi. Bolat, şu ifadelere yer verdi: "Güvenliği arttırmanın en önemli yolu her işlemi aynı düzeyde kontrol etmek değil, doğru beyanı, doğru yükü, doğru aracı, doğru rotayı zamanında tespit edebilmektir. Bunun için de artık veri analizi, yapay zeka yöntemleriyle raporlama ve hedefleme çalışmaları, karar alma süreçlerimize olumlu katkı yapıyor. Buradan da şu mesajı anlıyoruz. Akıllı gümrükler hızlı etkin ticaretin anahtarıdır. Ayrıca işlemler sadece gümrükte bitmiyor. Gerek gümrük teşkilatımız gerekse biz kontrol genel müdürlüğümüz, yapılan işlemleri arka planda denetliyorlar. Müfettişlerimiz denetliyor. Ve bu çalışmaların sonucunda da sonradan kontrol ve ikinci kontrol mekanizmaları işletilerek de kamunun hakkı olan gelirleri sonradan tahsili de mümkün hale gelebiliyor. Geçen yıl 2025’te Teftiş Kurulu Başkanlığı Risk Kontrol Genel Müdürlüğü ve gümrük teşkilatımızın iş birliğiyle yapılan bu sonradan kontrol ve ikinci kontrollerle de tam 13 milyar 600 milyon lira kamunun gelir hakkını tespit ettik ve mükelleflere tahakkuk ettirilerek tahsil yoluna getirdik." Bu sene için hedeflerinin büyük olduğunu vurgulayan Bolat, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 410 milyar dolar ihracat hedefi koyduğunu ve bunu gerçekleştirmek için de çalışmalarına devam edeceklerini vurguladı. Bakan Bolat’ın konuşmasının ardından, Dünya Gümrük Örgütü tarafından hazırlanan ve görevini üstün gayret, dikkat ve kararlılıkla yerine getiren personel ve özel sektör çalışanlarına ‘Dünya Gümrük Günü Liyakat Sertifikası’ takdim edildi.
26 Ocak 2026 Pazartesi - 12:41
Bakan Şimşek: "Enflasyon beklentileri geçen yılın aynı dönemine göre hanehalkında 6,7 puan, reel sektörde 10,9 puan ve piyasa katılımcılarında 3,2 puan geriledi"
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, "12 ay sonrası enflasyon beklentileri geçen yılın aynı dönemine göre hanehalkında 6,7 puan, reel sektörde 10,9 puan ve piyasa katılımcılarında 3,2 puan geriledi" dedi. Bakan Şimşek, sosyal medya hesabından, dezenflasyon sürecine ilişkin açıklamalarda bulundu. Şimşek paylaşımında şu ifadelere yer verdi: "Enflasyon beklentilerindeki düşüş eğilimi sürüyor. 12 ay sonrası enflasyon beklentileri geçen yılın aynı dönemine göre hanehalkında 6,7 puan, reel sektörde 10,9 puan ve piyasa katılımcılarında 3,2 puan geriledi. Hanehalkı enflasyon beklentileri tüm ülkelerde enflasyon gerçekleşmeleri ve eğilimlerinin üzerindedir; bu durum ülkemize özgü değildir. Piyasanın yıl sonu için yüzde 23,2 seviyesinde olan enflasyon beklentisi hedefimizin üzerinde olsa da mevcut enflasyon düzeyine kıyasla belirgin bir iyileşmeye işaret ediyor. Ocak’ta dönemsel etkiler kaynaklı aylık enflasyonun artmasını ancak yıl genelinde dezenflasyon sürecinde sağlanacak ilerleme ile birlikte beklentilerin daha da iyileşerek fiyatlama davranışlarındaki katılıkları azaltmasını ve enflasyondaki düşüşe daha güçlü katkı sağlamasını bekliyoruz. Yapısal adımlarla desteklenen dezenflasyon odaklı politikalarımızı kararlılıkla uygulamaya devam edeceğiz."
26 Ocak 2026 Pazartesi - 12:35
Yağmur bitti, çiftçi bağlara koştu
Yağışların sona ermesiyle birlikte Manisa’nın Sarıgöl ilçesinde üzüm üreticileri bağlara inerek, budama, bakım ve kışlık gübreleme çalışmalarına hız verdi. Geçtiğimiz günlerde etkili olan yağışların sona ermesiyle birlikte Manisa’nın Sarıgöl ilçesinde üzüm üreticileri kışlık bakımlar için yeniden bağlara indi. Yağmurların ardından havaların açmasını fırsat bilen üreticiler, sezon öncesi çalışmalarına hız verdi. Bağlarda yürütülen kışlık bakım çalışmalarının başında budama işleri yer alırken, kırılan direklerin yenilenmesi, bağ çubuklarının kesilerek budamaya hazırlanması ve kışlık gübrelerin verilmesi de üreticilerin yoğunlaştığı çalışmalar arasında bulunuyor. Üreticilerden Ahmet Tosun, bağcılığın yılın her döneminde emek istediğini belirterek, "Bağlarımızda yaz kış sürekli iş var. ‘Bakarsan bağ, bakmazsan dağ olur’ derler, gerçekten de öyle. Yağmurlu havalarda bağa giremiyoruz ancak hava uygun olduğunda mutlaka bağlarımızda kışlık işleri ya işçilerle ya da ailece yapıyoruz" dedi. Sarıgöl ve çevresinde yaklaşık 113 bin dekarlık alanda üzüm üretimi yapıldığı öğrenilirken, bağlarda budama çalışmalarının mart ayı sonuna kadar devam edeceği bildirildi.
26 Ocak 2026 Pazartesi - 12:33
Bakan Şimşek: "12 ay sonrası enflasyon beklentileri geçen yılın aynı dönemine göre hanehalkında 6,7 puan, reel sektörde 10,9 puan ve piyasa katılımcılarında 3,2 puan geriledi."
Bakan Şimşek: "12 ay sonrası enflasyon beklentileri geçen yılın aynı dönemine göre hanehalkında 6,7 puan, reel sektörde 10,9 puan ve piyasa katılımcılarında 3,2 puan geriledi."
26 Ocak 2026 Pazartesi - 12:20
Ticaret Bakanlığından Ramazan ayı öncesi gıda sektöründeki işletmelere denetim
Ticaret Bakanlığınca Ankara’daki restoran, fırın ve kasap işletmelerine Ramazan ayı öncesi fahiş fiyat ve zam denetimi yapıldı. Ticaret Bakanlığı ekiplerince Ramazan ayı öncesinde üreticiden tüketiciye uzanan tedarik zincirinde fiyat hareketlerini ve kayıt dışı işlemleri mercek altına aldı. Bu kapsamda Ankara’da bulunan kasap, restoran ve fırın işletmelerinde denetim gerçekleştiren ekipler, ürün etiketleri, giriş-çıkış belgeleri ve faturaları inceleyerek fiyat artışlarının fahiş olup olmadığını değerlendirdi. Denetimlerde ayrıca ürün gramajları kontrol edilirken, restoranlarda menüde yer alan fiyatların kasa fiyatlarıyla uyumlu olup olmadığı da denetlendi.
26 Ocak 2026 Pazartesi - 11:54
Türkiye tohumda ithalatçı değil ihracatçı ülke konumuna yükseldi
Tohumculuk sektörünün temsilcileri, Türkiye’nin dünyada hızla güçlenen bir tohum üreticisi ve ihracatçısı haline geldiğini belirterek, İsrail tohumuna bağımlılık iddialarının gerçeği yansıtmadığını vurguladı. Antalya Ticaret Borsası ile Antalya Tarım Konseyi iş birliğinde hazırlanan Tarım Gündem Programının konukları Türkiye Tohumcular Birliği (TÜRKTOB) Başkanı M. Kayhan Yıldırım ile Türkiye Tohumculuk Endüstrisi Derneği (TÜRKTED) Başkanı Burak Gönen oldu. ATB Basın Danışmanı Vahide Yanık’ın hazırlayıp sunduğu programda tohum ve tohumculuk sektörü konuşuldu. "İsrail tohumuna bağımlılık algısı bilgi kirliliği" Türkiye Tohumcular Birliği Başkanı M. Kayhan Yıldırım, tohumun tarımın başlangıç noktası olduğunu belirtirken, "Tohum bir ülke için milli güvenlik meselesidir. Tohumu üreten ülkeler tarımda özgürlüğünü ve gıda güvenliğini sağlamıştır" dedi. Ülkedeki tarım ürünlerinde "İsrail tohumuna bağımlı" olunduğuna ilişkin algının tamamen yersiz olduğunu kaydeden Yıldırım, "İsrail’den bizim ne ithalatımız ne de ihracatımız var. 1980-90’lı yıllarda hibrit tohumda İsrail firmalarının sebep olduğu dominant etkideki algı hala devam ediyor. Bu bilgi kirliliğidir. Türkiye bırakın İsrail’e tohumda bağımlılığı, tohum ihracatında önemli bir yere sahiptir" dedi. Sertifikalı tohum 1,3 milyon tona ulaştı Yerli tohumun stratejik önemine dikkat çeken Yıldırım, pandeminin ardından, gıdaya bağımlılığın ön palana çıktığı ve savaşların olduğu bir dünyada tohumun öneminin daha da anlaşıldığını söyledi. Türkiye’de 2002 yılında 145 bin ton olan sertifikalı tohum miktarının, 2024 yılında 1,3 milyon tona ulaştığını bildiren Kayhan Yıldırım, "2018’den beri ülkemiz gerçek bir tohum ihracatçısı pozisyonundadır. 2018’de tohumda ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 8 iken, 2024’te bu rakam yüzde 134’e çıkmıştır. Türkiye dünya pazarında önemli bir aktördür. Tohumda 70 milyar dolarlık dünya pazarının içerisinde, Türkiye 750 milyon dolar ile 11’inci sıradadır. Kamunun desteği, özel sektörün Ar-Ge çalışmalarıyla tohumda 1 milyar doları aşma hedefindeyiz. Tohumda dünyada ilk 5’i girmeyi hedefliyoruz" diye konuştu. 14 bin 500 tescilli tohum Türkiye’nin 14 bin 500 tescilli tohum ürünü bulunduğuna dikkat çeken Kayhan Yıldırım, "Çeşitliliğimizin çok olması büyük avantaj. Sektörün talebi doğrultusunda raf ömrü uzun çeşitten, soğuğa dayanıklı çeşide kadar her türlü ıslah çalışmasını yapıp sektörün hizmetine sunabiliyoruz. Tarım milli meselesi, gıda güvenliğimizi garantiye almamız şart, tarım stratejik bir ürün. O nedenle tarıma öncelik verilmeli. Ekstra finans kaynakları, teşviklerle tarım desteklenmeli. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, ‘Köylü milletin efendisidir’ demiş, evet ‘çiftçi bu ülkenin ikinci ordusudur, milli güvenliğidir’. Kırsaldan başlayarak tarımı desteklemeliyiz" ifadelerini kullandı. Antalya, sebze tohumculuğunun başkenti Türkiye Tohum Endüstrisi Derneği Başkanı Burak Gönen, İsrail ile 2023-2024’ten sonra ithalat ve ihracatın tamamen kapandığını vurgularken, "İsrail’den ne ithalat, ne ihracat yapıyoruz" dedi. Tohumculuğun özel sektörün katkısıyla ivme kazandığını, Antalya’nın da bir üs haline geldiğini kaydeden Gönen, "Tarımın merkezi Antalya, tohumculuğun merkezi Antalya vasfını kazandı. Bir çok tohum firması 1984’ten itibaren Antalya’da kurulmaya başladı. Uluslararası tohum firmaları da Antalya’da şirketler, tesisler kurmaya, ortaklıklar oluşturmaya başladı. Sebze tohumculuğu alanında faaliyet gösteren firmaların yaklaşık yüzde 80’i Antalya merkezlidir. Antalya sebze tohumculuğunun başkenti haline geldi" diye konuştu. İklim krizine dayanıklı yeni nesil tohumlar TÜRKTED olarak tohumculuğun gelişmesi için vizyon ortaya koyduklarını söyleyen Burak Gönen, "Tohum firmaları olarak ıslaha çalışmalarımızı hastalık ve zararlılara karşı geliştiriyoruz. İklim krizinin olduğu şu dönemde birim alandan daha yüksek verimi alacağımız çeşitleri üretmemiz lazım. İklim değişikliğiyle birlikte hastalık ve zararlılar artıyor, çalışmalarımızı bu yönde sürdürüyoruz" şeklinde konuştu. Hedef: Tohumda dünyada ilk 5 2000’li yıllardan sonra çiftçinin sertifikalı tohuma yöneldiğini belirten Gönen, "Sertifikalı tohum demek yüzde 30 oranında verim artışı, hastalıktan ari çeşit kullanılması demek" dedi. 2024’te 1,3 milyon ton olan sertifikalı tohum miktarını 2030 yılında 1,5 tona çıkarma hedefinde olduklarını anlatan Gönen, "Sertifikalı tohum demek kaliteli tohum demek" dedi. Tohumda ihracatın da sertifikalı tohumdan geçtiğini belirten Burak Gönen, bir domatesin renginden, raf ömrüne kadar, bir salkımda kaç domatesten olacağına hangi hastalıklara dayanıklı olacağına kadar ıslah çalışmalarıyla belirlendiğine dikkat çekti. Gönen, Türkiye’nin tohum ticaretinde 11’inci sırada olan yerini 5’inci sıraya yükseltme hedefinde olduklarını söylerken, "Tarımda mevcut politikalar güçlendirilmeli. Güçlü adımlar atılmalı" diye konuştu. 2026 asya pasifik tohumculuk kongresi Antalya’da Asya Pasifik Tohumculuk Kongresi’nin 1-5 Aralık tarihlerinde Antalya’da yapılacağını belirten Gönen, Çin’de yapılan kongreye 1400 delege, Hindistan’da yapılan kongreye 600 civarında delege katıldığını, Antalya’daki kongreye 2 binin üzerinde katılımcı beklediklerini kaydetti. Gönen, "APSA 2026’ya rekor katılım bekliyoruz" dedi. Gönen, Tohumculuk Kongre’sinin ticarete ve teknolojik anlana olumlu yansıyacağını da sözlerine ekledi.
26 Ocak 2026 Pazartesi - 11:51
Başkan Memet Aslan: "Hedefimiz, katma değerli ve yüksek teknolojili üretim yapmak"
Van Organize Sanayi Bölgesi (OSB) Yönetim Kurulu Başkanı Memet Aslan, son yıllarda yatırım tercihlerinde daha seçici olduklarını belirterek, bundan sonraki süreçte yüksek katma değerli, teknoloji odaklı ve ihracata yönelik üretim yapan tesislere öncelik verdiklerini söyledi. Van OSB Yönetim Kurulu Başkanı Memet Aslan, TRT GAP Diyarbakır Radyosu’nda katıldığı programda Van OSB’nin mevcut durumu, gelecek vizyonu, istihdam politikaları ve yeşil dönüşüm hedeflerine ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Aslan, Van OSB’nin yalnızca bölge için değil, ülke ekonomisi için de stratejik bir üretim merkezi haline geldiğini vurguladı. "Üretimi ve istihdamı artırmak için kararlılıkla çalışıyoruz" Van OSB olarak bugüne kadar şehre, bölgeye ve ülke ekonomisine katkı sunmak için yoğun bir mücadele verdiklerini belirten Aslan, temel hedeflerinin istihdamı artırmak ve üretim hacmini büyütmek olduğunu söyledi. Aslan, "Ne kadar istihdam oluşturabiliriz, üretimimizi ne kadar artırabiliriz anlayışıyla ciddi çalışmalar yürüttük" dedi. 170’i aşkın tesis, 10 binin üzerinde istihdam Cumhurbaşkanlığı himayesinde, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın desteğiyle; Van Valiliği ve bölge milletvekillerinin katkılarıyla OSB’nin her geçen gün büyüdüğünü ifade eden Aslan, Van OSB bünyesinde 170’in üzerinde sanayi tesisinin faaliyet gösterdiğini aktardı. Aslan, 10 bini aşkın istihdamla Van OSB’nin bölgenin en önemli ekonomik lokomotiflerinden biri olduğunu kaydetti. Tekstil yatırımlarıyla genç işsizliğine çözüm Van’daki genç ve dinamik nüfusun üretime kazandırılmasının öncelikleri arasında yer aldığını vurgulayan Aslan, tekstil yatırımlarının bu noktada büyük önem taşıdığını söyledi. Tekstil sektörünü Van’da toplama hedefiyle hareket ettiklerini belirten Aslan, "İşsiz gençlerimizi üretimle buluşturmak için bu yatırımları çok önemsiyoruz" ifadelerini kullandı. Karma OSB yapısı, geniş sektörel yelpaze Van OSB’nin karma bir organize sanayi bölgesi olduğunu dile getiren Aslan, ağır sanayi olmamakla birlikte orta ve orta-üst ölçekli birçok sektörde güçlü üretim yapıldığını belirtti. Metal sanayisinden ahşaba, mermerden gıdaya, yapı malzemelerinden plastik ve boru üretimine kadar pek çok alanda faaliyet gösterildiğini aktardı. "Hedefimiz katma değerli ve yüksek teknolojili üretim yapmak" Son yıllarda yatırım tercihlerinde daha seçici olduklarını belirten Aslan, bundan sonraki süreçte yüksek katma değerli, teknoloji odaklı ve ihracata yönelik üretim yapan tesislere öncelik verdiklerini söyledi. Bu yaklaşımın 2026 ve sonrası için temel vizyon olduğunu vurgulayan Aslan, Van OSB’de altyapı yatırımlarının aralıksız devam ettiğini belirtti. Aslan, 60 hektarlık yeni sanayi alanında ve tekstil bölgesinde altyapı çalışmalarının sürdüğünü ifade ederek, bu alanlara yapılacak yatırımlarla istihdamın daha da artmasının hedeflendiğini sözlerine ekledi.
26 Ocak 2026 Pazartesi - 11:25
Garanti BBVA, "Yatırım Konuşuyoruz" video serisini hayata geçirdi
Garanti BBVA, yatırım dünyasını herkes için daha anlaşılır ve sade hale getirme hedefiyle "Yatırım Konuşuyoruz" adlı yeni video serisini Garanti BBVA sosyal medya kanalında hayata geçirdi. Garanti BBVA, "Yatırım Konuşuyoruz" video serisini Youtube kanalında hayata geçirdi. Banka, bu inisiyatifle tek tip bir anlatı sunmak yerine, müşterilerin bulundukları noktadan başlayarak yatırım dünyasını daha iyi anlamalarına katkı sağlamayı hedefliyor. Bireylere yatırım araçlarını yalnızca anlatmak değil; bilgiyle güçlenmelerini ve yatırımla ilgili karar süreçlerini daha bilinçli şekilde değerlendirebilmelerini amaçlıyor. 6 video yayında Yapılan açıklamaya göre, "Yatırım Konuşuyoruz" serisinin ilk aşamasında, yatırımın temel taşlarını ele alan 6 video izleyiciyle buluştu. Bu videolar, yatırım dünyasına girişten risk algısına, piyasa dalgalanmalarından temel ekonomik kavramlara kadar uzanan bir çerçeve sunuyor. İlk etapta yayınlanan içeriklerin başlıkları şöyle: Yatırım Nedir? Nasıl Finansal Özgür Olunur? Önce kendini tanı: Hangi yatırımcı profilisin? Yatırımda soğukkanlı kalmanın yolları neler? Piyasa dinamikleri ve yatırımcı tercihleri: Faiz, enflasyon ve risk Şirketlere ortak oluyoruz: Hisse senedi nedir? Nasıl çalışır? Portföy nasıl oluşturulur? Tüm yumurtaları aynı sepete koyma! Seride ana içeriklere ek olarak, daha kısa ve gündelik formatta hazırlanan backstage videoları ve "Haftanın Terimi" serisiyle yatırım dünyasında sıkça karşılaşılan kavramlar sade bir dille ele alınıyor. Yatırım dünyasına ilgi duyan farklı profillerin ihtiyaçlarını gözeterek, bilgilendirici ve farkındalık artırıcı bir içerik yaklaşımı sunuluyor. Bankanın sosyal medya kanalında sürekli yeni içeriklerle büyüyen bir yapı olarak konumlanan seri, ilerleyen dönemde hisse senetlerinden fonlara, borsanın işleyişinden vergilendirmeye, yerli ve küresel piyasalara ilişkin temel kavramlardan farklı yatırım araçlarına uzanan içerikleriyle genişlemeye devam edecek. Yatırım dünyasına dair merak edilen başlıkları sade bir dille ele alarak, farklı seviyelerdeki izleyiciler için yol gösterici bir kaynak olmayı sürdürecek. Konuyla ilgili açıklama yapan Garanti BBVA Genel Müdür Yardımcısı Ceren Acer Kezik, "Yatırım yolculuğu herkes için aynı yerden başlamıyor. Kimi yatırım dünyasına ilk kez adım atıyor, kimi temel bilgilere sahip olsa da karar vermekte zorlanıyor, kimi ise yeterli bilgiye dayanmadan hareket edebiliyor. Garanti BBVA olarak biz, müşterilerimizin bu farklılıklarını görmeyi ve onları tek bir kalıba sokmadan, bulundukları noktadan itibaren desteklemeyi önemsiyoruz. ‘Yatırım Konuşuyoruz’ video serisini de Radikal Müşteri Perspektifimizin bir yansıması olarak hayata geçirdik. Amacımız yalnızca yatırım araçlarını anlatmak değil; müşterilerimizin ihtiyaçlarını anlayan, sorularına sade ve şeffaf yanıtlar sunan, ilerlemek istedikleri her aşamada yanlarında duran bir deneyim oluşturmak. Çünkü gerçek değer, müşterinin karar alma süreçlerini bilgiyle desteklemekten geçiyor. Banka olarak, yatırım sürecini karmaşık bir alan olmaktan çıkarıp, müşterilerimizin kendi hedefleri doğrultusunda bilinçli adımlar atabildiği, uzun vadeli ve sürdürülebilir bir yolculuğa dönüştürmeyi hedefliyoruz. ‘Yatırım Konuşuyoruz’ bu anlayışla, müşterilerimizin ilerleme isteğinde yol arkadaşı olma vizyonumuzun önemli bir parçası. Önümüzdeki dönemde de farklı platformlar ve vesilelerle yatırım konuşmaya, müşterilerimizin ihtiyaçlarına yanıt veren yeni içerik ve projelerle bu yolculuğu zenginleştirmeye devam edeceğiz" dedi.
26 Ocak 2026 Pazartesi - 11:18
Hepsiburada’dan sömestir raporu
Hepsiburada, karne dönemine dair alışveriş verilerini açıkladı. Verilere göre; kitap, oyuncak ve teknoloji alışverişleri öne çıktı. Türkiye’nin önde gelen e-ticaret platformlarından Hepsiburada, 2025-2026 eğitim öğretim yılının ilk yarısının sona ermesiyle karne dönemine dair alışveriş verilerini açıkladı. Veriler, ebeveynlerin çocukların kişisel gelişimini destekleyen ürünlere yöneldiğini gösteriyor. Sömestirde "ekransız" etkinlik arayışı kitapları zirveye taşıdı Ebeveynlerin çocuklarını dijital ekranlardan uzaklaştırıp kaliteli vakit geçirmeye yönlendirmesi Hepsiburada verilerine yansıdı. Buna göre, sömestir döneminde kitap kategorisi geçen yılın aynı dönemine göre yaklaşık yüzde 37 büyüdü. Özellikle interaktif oyunlu kitaplar ve setler, en çok tercih edilen karne hediyesi oldu. Oyuncakta "yap-boz" ve "kodlama" dönemi Oyuncak kategorisinde yüzde 13’lük artış kaydedilirken; artışın detayları incelendiğinde Lego serileri ve manyetik yapı blokları gibi çocukların üreticiliğini ve el becerilerini destekleyen ürünlerin sepetlerde yer aldığı görüldü. Teknolojide ihtiyaç alışverişi öne çıktı Karne döneminde teknoloji kategorisine olan ilgi de devam etti. Bilgisayar satışlarında yüzde 9’luk artış görülürken, mouse ve kulaklık gibi tamamlayıcı donanımlar da karne hediyelerine eşlik etti. Spor ayakkabı ve sırt çantası gibi ürünler ise spor malzemeleri kategorisinde öne çıkan hediyeler arasında yer aldı.
26 Ocak 2026 Pazartesi - 11:10
Başkan Güngör: "Manavgat, vergi tahsilatında Türkiye’ye örnek bir kent"
MATSO Başkanı Seydi Tahsin Güngör, KURGAN ve Dijital Uygulamalar ile vergi denetimlerinde yeni dönem başlıklı toplantıda yaptığı konuşmada Manavgat’ın tahsilat gücü yüksek, Türkiye genelinde 52 ilden daha fazla vergi ödeyen örnek bir ilçe konumunda olduğunu söyledi. Antalya Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı ile Manavgat Ticaret ve Sanayi Odası (MATSO) iş birliğinde, Otogar Toplantı Salonu’nda "Kuruluş Gözetimli Analiz Sistemi (KURGAN) ve Dijital Uygulamalar ile Vergi Denetimlerinde Yeni Dönem" başlıklı bilgilendirme toplantısı gerçekleştirildi. Toplantının açılışında konuşan MATSO Başkanı Seydi Tahsin Güngör, vergi denetimlerinde dijitalleşmeyle başlayan yeni dönemin uygulama detaylarını ve iş dünyasına yansımalarını ele almak üzere bir araya geldiklerini belirtti. Güngör, Kuruluş Gözetimli Analiz Sistemi (KURGAN) ile denetimlerin daha etkin yürütüldüğünü, kayıt dışılıkla mücadelenin güçlendiğini ve mükellefler açısından daha öngörülebilir ve şeffaf bir denetim sürecinin oluşturulduğunu söyledi. Manavgat’ın vergi tahsilatındaki yükselişi dikkat çekiyor Manavgat’ın tahsilat performansı ve kayıtlı mükellef yapısıyla istikrarlı bir tablo ortaya koyduğunu ifade eden Güngör, ilçede 2023 yılında 8 milyar 64 milyon TL, 2024 yılında 14 milyar 211 milyon TL, 2025 yılında ise 22 milyar 38 milyon TL vergi tahsilatı gerçekleştirildiğini açıkladı. Bu verilerin, Manavgat’ın vergisini düzenli ödeyen, tahsilat gücü yüksek, ticari disiplini gelişmiş ve ekonomik sorumluluk bilinci güçlü bir ilçe olduğunu ortaya koyduğunu dile getirdi. Manavgat’ın ekonomik gücü ve yeni nesil vergi denetimi anlatıldı İş dünyasının mali yükümlülüklere gösterdiği hassasiyetin kayıtlı ekonomiyi güçlendirdiğini vurgulayan Güngör, bu yapının Manavgat’ı kamu maliyesi açısından örnek bir konuma taşıdığını, aynı zamanda yatırımcılar için güven veren ve istikrarlı bir iş ortamı sunduğunu kaydetti. Başkan Güngör, söz konusu tahsilat rakamlarının Manavgat’ı Türkiye genelinde 52 ilden daha fazla vergi ödeyen, ekonomik açıdan güçlü ve üst sıralarda yer alan bir ilçe konumunda olduğunu açıkça ortaya koyduğunu sözlerine ekledi. Antalya Vergi Denetim Kurulu Başkanı Emre Gök ile Vergi Denetim Kurulu Başkan Yardımcısı Çağrı Türkyılmaz’ın konuşmacı olarak katıldığı toplantıda, KURGAN ve dijital uygulamalar kapsamında vergi denetimlerinde başlayan yeni döneme ilişkin sunumlar yapıldı. Katılımcılara sistemin işleyişi ve denetim süreçleri hakkında bilgi verildi. Toplantı sonunda katılımcıların soruları da yanıtlandı.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder